Une analyse structurale du film Angel-A de Luc Besson
2013
0 views
0 downloads
Advisor: Yrd. Doç. Dr. Atilla Demircioğlu
Abstract (TR)
«Luc Besson'un Angel-A filminin yapısalcı analizi» adlı bu çalışmamız, Julien Algirdas Greimas'ın göstergebilimsel yapısalcı çözümleme yönteminin kuramsal açıklamasını ve bu yöntemin Luc Besson'un 2004 yılında yönettiği Angel-A adlı film üzerinde uygulamalı olarak gösterimini içermektedir. Bir sosyal bilim olarak özerk kimliğini ünlü İsviçreli dilbilimci Ferdinand de Saussure'ün çalışmaları ile kazanan Yapısalcı Dilbilim, çözümleme ve uygulamaları nesneye eşzamansal yaklaşımın gerekliliği üzerine kurulmuş birçok yan disiplini kapsamaktadır. Bu gereklilik beraberinde, bir çözümlemecide çalışmaları esnasında muhakkak bulunması gereken bilimsel nesnelliği getirir. Yapısalcı Dilbilim'in yan disiplinlerinden biri olan Göstergebilim, çalışmalarını Danimarkalı karşılaştırmalı dilbilimci Louis Hjelmslev ve Rus uygulamalı yapısalcı dilbilim çözümcüsü Vladimir Propp'un yöntemlerini temel alarak şekillendiren Litvanya asıllı dilbilimci Julien Algirdas Greimas tarafından geliştirilmiştir. Bu yöntem, dilbilimin eşzamanlılık prensibini benimseyerek, yapısalcılığın ikileşik karakterini birinci plana oturtan bir çözümleme yöntemidir. Bir sistemin işlemesi yapısını oluşturan öğeleri arasındaki karşıtlık ve farklılık ilişkileri ile mümkündür. Greimas'ın bilimsel kuramının ikileşik karakteri bu temel ilişki biçimi üzerine kuruludur. Çalışmamızın birinci bölümünde, bu çok geniş alanda nispeten sabit bir duruş belirleyebilmek adına, özellikle kavramların tanımlamaları ve bu tanımların aktarımı üzerinde durduk. Hedefimiz anlamı kendi içinde ve kendi için incelemek olduğundan Larousse ve Açıklamalı Dil Kuramı Sözlüğünden faydalandık. Kavram açıklamalarını, kuramların olası uygulama biçimlerini ve bizim bu çalışmamızda gerçekleştirdiğimiz şekliyle, yani belli bir film üzerinde tatbikini temel alarak, genelden özele ilerleyecek biçimde aktarmayı tercih ettik. Bunu takiben, kullandığımız yöntemlerin tanım ve anlatımlarını yaparak, son olarak bu yöntemlerin uygulanışının bir film üzerinde gösterimini gerçekleştirdik.xxiii Birinci bölümde açıkladığımız yöntemler, Paul Chevrier'nin Vladimir Propp'un «Masalın Biçimbilimi» adlı kitabında yayınlanan çalışmalarından sinemaya uyarladığı Klasik hikâyenin şeması ve bu şemanın açıklaması ile başlamaktadır. Paul Chevrier «Anlatımsal Sinemanın Dili» adlı kitabında, Vladimir Propp'un klasik hikâyenin şeması ile Julien Algirdas Greimas'ın göstergebilimsel yapısalcı kuramını birbirleriyle ilişkilendirip derlemiş ve bu çalışmasını sinemaya uyarlamıştır. Paul Chevrier'nin klasik hikâye şeması, birbirlerine temel durumların dönüşümü ile bağlı ve şu şekilde sınıflandırılıp adlandırılmış evrelerden oluşur: sistemin, düzenin açığa çıktığı üç alt bölümlük birinci kısım, serim; girişin, öndeyişin yapıldığı başlangıç durumu ve dramatik düğüm; karakterin görevinin gerçekleştirilmesi esnasında kullanması gereken bilgi ve yetileri edindiği olay örgüsü; karakterin o güne dek reddettiği gerçekleri görüp kabullendiği, hikâyenin çözüm aşamasını hazırlayan bilinçlenme süreci ve sonuç, son durum ve sonsözden oluşan, çözüm olayları ve görevin başarı ile sonuçlandığı son kısım. Çalışmasının ikinci kısmında Paul Chevrier, bir metnin zenginliğinin, metin içerisindeki karakterlerin psikolojik ve işlevsel derinliğinin arttırılması ile doğru orantılı olduğunu savunan, Greimas'ın Eyleyenler Modeli'ni kullanmaktadır. Greimas karakterleri rol ve işlevlerine göre şu şekilde sınıflandırır: özne ve nesne; gönderen ve gönderilen, yardımcı ve düşman. Tüm bu metinsel şahısların üzerinde Greimas'ın göstergebilimsel yöntemini tartışırken detaylı bir şekilde durduk. Greimas göstergebilimsel çözülümü iki yapısal düzlemde incelemektedir; yüzeysel yapı ve derin yapı. Yüzeysel yapının kendi içinde anlatısal ve söylemsel olmak üzere iki unsuru vardır. Derin yapıda ise bağlantılar ağı ve ardışık işlem düzlemleri olarak sınıflandırılmış anlamsal değerlerden bahsedilmektedir. Yüzeysel yapının anlatısal unsuru, bir karakterin farklı durumları arasındaki ayrımı, yani durum ve değişimlerin anlama kaynaklık eden karşıtlık ilişkilerini inceler. «Olmak» tipi fiiller ile ifade edilen durum sözceleri öznenin değer nesnesine göre bir birleşme veya ayrışma durumunu içerir. Durum değişimi sonucunda ulaşılan her yeni konum «yapmak» tipi bir fiille gerçekleştirilir ve yeni bir değişimin getireceği bir başka konuma hazırlık teşkil eder. Bu noktadan hareketle, anlatısal unsurun incelenmesi süresince bir metnin farklı bölümlerini birbirine bağlayan durum değişimlerinin ardışık dizilim kodlarını çözümleyeceğiz.xxiv Anlatısal unsurda, art arda gelen durum değişimleri dört bölümde incelenir; edim, edinç, yaptırım, eyletim. Edim, «yapmak» tipi işlemleri içerir ve durum değişimlerini gerçekleştirir. Bu noktada, durum öznesi değer nesnesine dayandırılarak konumlandırılıp, nesne ile birleşme veya ayrışma ilişkisi üzerinden önem ve yeri belirlenirken, dönüştürücü işlem öznesi veya yapmak öznesi edime dayandırılarak belirlenmektedir. Dönüştürücü işlem öznesinin kendi yapmak hali ile ilişkisinin nitelemesi olan yapmak kipleştirmesi edimin edincine tekabül eder. Dönüştürücü işlem öznesinin edincinin dört biçimi vardır; yapmak zorunda olmak, yapmak istemek, yapabilmek, yapmayı bilmek. Durum öznesinin kipleştirmesi olan yaptırım, özne ile nesne arasındaki ilişkiyi değiştirir. Öznenin durumu görünürlük (manifestation) veya içkinlik (immanence) üzerinden tanımlanır. Söz konusu ilişki görünürde ve içkinlikte olumlu tanımlanmış ise DOĞRU bir ilişkiden söz edilir. Görünürde de içkinlikte de olumsuz ise YANLIŞ bir ilişkiden, görünürde olumlu, içkinlikte olumsuz ise YALAN, görünürde olumsuz, içkinlikte olumlu ise SIR bir ilişkiden söz edilir. Eyletim dönüştürü işlem öznesinin eyleme geçtiği evredir. Eyletim, gönderici öznenin gönderilen özne üzerinde bilişsel boyutta gerçekleştirdiği, amacı yapmayı bildirmek, yapmaya inandırmak olan bir ikna işlemidir. Toplam dört adet eyletim biçimi vardır; müdahale (yaptırmak), engelleme (yaptırmamak), yapmaya bırakmak (yaptırmamayı yaptırmamak), ve müdahele etmemek (yaptırmamayı yapmak). Değer nesnesinin dolaşımının, yani nesne ile birleşme veya ayrışma durumlarının çözümlemesi, nesne ve/veya nesnelerin aktarımı üzerinden özneler arası ilişkinin yorumlanmasını mümkün kılar. Özne ille bir kişi, nesne ise bir şey olacak diye bir kaide yoktur. Bu iki unsur birer roldür. Birçok kişi aynı eyleyen işlevini yürütebilirken, tek bir kişi birden fazla eyleyen işlevini üstlenebilir. Özne, bu durumda, gönderilenin kârlı çıkacağı gönderen tarafından verilen bir görevdedir. Hikâyenin bir de kahramana destek olan bir yardımcısı ve görevi süresince önüne engeller çıkaran bir düşmanı mevcuttur. Anlatısal unsur durum ve dönüşümlerin ardışık dizilimini incelerken, söylemsel unsur bu dizilimin içeriğinin biçimsel çözümlemesini yapar. Metin xxv içerisindeki eyleyen rolleri ve işlevleri, sabit içeriğin birimleri olan kavramlar tarafından nitelenir. Kavramlar sanal ve gerçek olmak üzere iki yönlü değerlendirilir. Kavramların sanal yönü hafızaya gönderme yaparak sözlüklerin yerine getirdiği görevdir. Gerçek yönü ise bir kavramın belirli bir bağlamda yer alması, konumlandırılmasıdır. Kavramları dizisel bir bakış açısı ile yani söylemsel biçimleri oluşturarak veya dizimsel bir bakış açısı ile yani kavramsal düzgüyü oluşturarak değerlendirmek mümkündür. Kavramsal düzgüler söylemsel rollere indirgenerek karakterin niteliklerini belirler, buna tematik roller denir. Mantıksal bir düzen çerçevesinde yapılandırılmış iki unsura ayrılan yüzeysel yapının çözümlemesini, söz konusu düzeni bir arada tutan bu mantığın anlaşılıp açığa çıkarılmasını bünyesinde bulunduran derin yapının çözümlemesi izler. Çözümleme nesnesi en küçük anlambirimi olan, anlambirimcik çözümlemesi, gösterilenleri anlambirimsel ayırt edicilere dönüştürür. Anlambirimcikler arasındaki farklılık ve karşıtlık ilişkileri anlamı ve anlamsal etkileri meydana getirir. Bu anlamsal etkiler, ayrışımı çekirdeksel nitelikli anlambirimcikleri ve kümebirimleri oluşturan kavramları tanımlarlar. Çekirdeksel nitelikli anlambirimcikleri sözlükbirimlerini oluşturur. Kümebirim veya bağlamsal anlambirimcikler kavramların aynı kontekst içerisinde birbirleriyle ilintilendirilmesini sağlar. Yerdeşlik (isotopie) bir iletinin türdeşliğini temin eder ve bir sözü tutarlı kılar. Kendini yenileyen ve yineleyen en küçük özelliklerin devamlılığı, metnin kavramlarına tutarlılık katar. Bu devamlılık ve yinelemeye «artık bilgi» (redondance) denir. Çekirdeksel nitelikli anlambirimcikler ve kümebirimlerin ayrımını ve sürerlik ve yineleme kavramlarının işlevlerini göz önüne alarak, yerdeşliği ikiye ayırırız; iletilerin anlam bulanıklığını ortadan kaldıran kümebirimlerin sürerliği ile sağlanan anlamsal yerdeşlik (isotopie sémantique); ve kelime oyunları ve eğretilemeleri mümkün kılan artık bilgi ve çekirdeksel nitelikli anlambirimciklerin sürerliğiyle sağlanan göstergebilimsel yerdeşlik (isotopie sémiologique). Anlambirimcikler bir bütün içerisinde ve bir bildiri çevresinde düzenlenerek, birbirleriyle karşıtlık ve farklılık ilişkileri kurup, birbirlerine eklemlenirler. Bu xxvi ilişkileri tanımlayabilmek için oluşturulan şemaya « Göstergebilimsel Dörtgen» adı verilir. Göstergebilimsel dörtgen, iki öğenin aynı anlambilimsel eksen çevresinde birbirlerine eklemlenerek bir karşıtlık ilişkisi kurması ile oluşturulur. Örneğin, kadın/erkek karşıtlığı «insan» anlambilimsel karşıtlığı çevresinde temellenir. Bu karşıtlık, kadın/erkek ve kadın olmayan/erkek olmayan arasında olduğu gibi bir karşıtlık ilişkisi sistemi ile ifade edilebileceği gibi, kadın/erkek ilişkisinin anlambilimsel eksen ile olan bağlantısı gibi sıralıdüzensel (hiérarchique) bir ilişki sistemi ile de ifade edilebilir. Bu şekilde yapılandırılan söz konusu dörtgen anlamın temel yapısı olarak kabul edilir ve öğeleri arasında üç mantıklı-anlambilimsel ilişki kurulabilir: altanlamlılık ilişkisi, çelişiklik ilişkisi ve karşıtlık ilişkisi. Göstergebilimsel sistemin en küçük biriminde karşıtlık ve farklılık ilişkileri üzerinde kurulmaya başlayarak yüzey yapıya ulaşan Greimas'ın göstergebilimsel metodolojisi, yapının çekirdeği olarak kabul edilebilecek göstergebilimsel dörtgenin ortaya konması ile tamamlanır. Yöntemin anlatım ve tanıtımını tamamladıktan sonra uygulama için seçtiğimiz filmin çözümlemesine geçtik. Çalışmamızın hedefi, Greimas'ın göstergebilimsel çözümleme yönteminin yapısı ve/veya doğası her ne olursa olsun, her anlam bütününe uygulanabilirliğini göstermekti. Çözümlememiz süresince kullandığımız tüm tanımlama ve anlatımlar bize bilimsel gerçekliği hedef almış her sistemli çalışmada bilimsel metodolojinin gereklilik ve vazgeçilmezliğini bir kez daha göstermiştir. Çözümleme için seçtiğimiz film, «Léon», «Nikita», «Jean d'Arc» gibi filmleriyle tanınmış Fransız yönetmen Luc Besson'un, 2004 yapımı Angel-A filmdir. Film, Paris'te yaşayan Cezayir asıllı bir adamın başta kendine karşı sürdürdüğü sahtekârlığını, sözde işleri, sözde nezaketi ve sözde varoluşu ile maskelemesi ve bu maskenin bir noktadan sonra, kontrolü dışında hayatından kayıp düşmesini anlatmaktadır. Yönetmenin bilinen diğer çalışmalarında olduğu gibi, bu filmde de kahramanın çatallanan bir yolcuğunun güçlü bir kadın karakter tarafından kurtarılması söz konusudur. xxvii Filmin yapım şirketine, yönetmenin kendi firmasına, hatta kendisine birçok kereler yazılmış olmasına karşın, ne yazık ki senaryoya ulaşma imkânını bulamadık. Bu noksanlığın telafisini sağlayabilmek için, filmin alt yazılarını karakterlerin davranış, mimik ve vücut dillerinin sözel anlatımı ile zenginleştirerek, film metninin gelişim ve ilerlemesindeki duygu ve düşünce akışını vermeye çalıştık. Filmi DVD üzerinden izlediğimizden toplam on iki kesitlik bölümlemesini biz yapmadık. Yöntemin uygulama kısmını, Greimas'ın metodolojisini örnek alarak yüzeysel yapı ve derin yapı olmak suretiyle ikiye böldük. Film metninin yüzeysel yapısını, Paul Chevrier'nin klasik metin şemasını Greimas'ın göstergebilimsel analiz yöntemine eklemleyerek inceledik. Filmi beş kısma ayırıp açıklayarak, parçaları söz konusu şemanın düzenine göre sınıflandırıp yerleştirdik. Filmin ilk iki kesiti, içerdiği altı sahne ile başkarakter André Moussha'nın içinde bulunduğu rutin ve çıkmaz durumun tanıtımı ile hikâyenin serim kısmının başlangıcını oluşturmaktadır. Ardından gelen dört kesit, içeriklerindeki dört sahne ile hikâyenin akışını etkileyen olayların geliştiği, başkarakterin yolculuğunun devam sürecini hazırlayan ve farklı değer nesnelerinin hikâyenin değişik karakterleri arasındaki dolaşımının başlangıcını oluşturmaktadır. Hikâyenin dönüşüm noktası tek sahnelik yedinci ve tek kesiti kapsayan bir sürede kahramanımızın o güne dek yüzleşmekten kaçtığı, reddettiği ve yalan ile örttüğü kendi gerçekliği ile yüzleşmesi ve film metninin gerçeklik ve/veya gerçeküstülük bağlamında farklı ve yeni bir düzleme taşınmasıdır. Çözüm olaylarını takiben gerçekleşen edimin tamamlanması durumu, hikâyenin dönüşüm noktasını oluşturan yedinci kesitin ardından gelen üç sahnelik toplam üç kesitte meydana gelmektedir. Bu kesitin kapsadığı olaylar, film metninin bütünsel çözümünü ve film içeriğinin tüm ikileşimlerinin birleşmelerinin gerçekleşeceği bir sonraki kısma geçiş sürecini hazırlamaktadır. Toplam üç sahnelik son iki kesit filmin olay dizgesinin kapanışını, olay örgüsünün çözülümünü ve o ana dek ortaya atılmış tüm karşıtlıkların, tüm farklılıkların, tüm ikileşik unsurların birleşip bütünleştiği final bölümü xxviii kapsamaktadır. İçsel ve dışsal, bütünsel bir denge son iki kesit ile film metnine hâkim olmaktadır. Yöntem uygulamasının bu bölümünde aynı zamanda anlatısal ve söylemsel unsurların çözülümünü de gerçekleştirdik. Yapısı üzerinde çalıştığımız filmin metni, değer nesnesi ekseninde değerlendirildiğinde ayrışık durumdan, birleşik duruma geçişin DOĞRULUK konumunda gerçekleştiği bir anlatı düzenine sahiptir. İki aşamalı bu anlatı düzeninin aşamaları aşağıdaki gibidir: - Kendi gerçekliği ile yüzleşme. - Kendi gerçekliğini kabul etme. Kavramsal dizge ve anlatı düzenini belirleyen devimlerin açığa çıkarılması film metninin yüzeysel yapısını oluşturan derin yapının incelenmesine dayanır. Bundan hareketle, film metninin baskın fikrinin derlemesinin yapılmasını sağlayan kavramları ve kavramsal dizgeleri sabitledik. İlk aşamada belirlediğimiz kavramsal dizgeler şunlardı, «yalan»; «dengesizlik»; «zayıflık»; «kaçış». Bunlar ise bize şu anlambirimcik karşıtlıklarını (opposition sémique) verdi; /dürüst/ vs /düzenbaz/ ve /içerisi/ vs /dışarısı/. Anlambirimcik karşıtlıklarını takiben anlam etkilerini doğuran göstergebilimsel yerdeşlikleri belirledik; bireysel/ekonomik/ilişkisel. Göstergebilimsel kayıtların karşıtlıklarını, anlam kayıtlarının yayılma ve tutarlılığını mümkün kılan ve sağlayan anlambilimsel yerdeşliklerin tespit edilmesi izlemektedir. Anlambirimciklerin karşıtlıklarını ve göstergebilimsel yerdeşlikleri göz önüne alarak, anlambilimsel yerdeşliği denge/dengesizlik olarak sabitledik. Karşıtlıkların anlamsal değerlerin ayrımsal karakteri tarafından bu şekilde derlenmesi, çalışmanın devamında göstergebilimsel dörtgen üzerine yansıtılır. Hatırlanması gereken bir unsur da film metninin akışında iki art arda gelen anlatısal düzlemi tespit etmiş olduğumuzdur; «kendi gerçeği ile yüzleşme»; «kendi gerçeğini kabullenme». Bu son bilgilerden hareketle, göstergebilimsel dörtgenin okunuşunu şu şekilde özetleyebiliriz: -/denge değil/→/dengesizlik/ : Metnin bu kısmını «tüm Paris'e» borcu olan André Moussha'nın içinde bulunduğu sıkıntılı süreçte gerçekleştirdiği anlatısal xxix işlemler oluşturmaktadır. André yalan söyler, insanları dolandırır ve kimseden saygı görmez. - /dengesizlik/→/dengesizlik değil/ : Metnin bu kısmında André kaçış «arayışı» gerçekleşir. Önce Amerikan adaletine, sonra Fransız adaletine, sonra dine, en sonunda ise ölüme sığınır. - /denge/→/denge değil/ : Metnin bu kısmı André'nin kendi gerçeğinden «kaçış»ı için gerçekleştirdiği anlatısal işlemlerden oluşur. Kendine dahi yalan söyler, ve yaptığı hiçbir şeyi hata olarak kabul etmez. - /dengesizlik değil/→/denge/ : Metnin bu kısmı André'nin «içebakış» sürecinde içinden geçtiği anlatısal işlemleri konu alır. Tüm bu işlemler O'nu arınma ve özgürleşmesine götürecektir. Çalışmamız değer nesnesine istinaden bir birleşme durumu ile son bulur. André kendi ile yüzleşir, kendini kabullenir ve karşıtı ile karışıp bütünleşerek kendini bir denge durumunda yeniden bulur, yeniden doğar. Anlatıp Luc Besson'un Angel-A isimli filmi üzerinde uyguladığımız yapısalcı göstergebilimsel bu yöntem, inşa edilen, gizlenen ve belirlenen anlamın çözüm formülüdür. Bir film analizinin çokboyutluluğu ve çokkatmanlılığı ile gerçekleştirdiğimiz bu çalışmadan çok daha derin bir çözümlemeyi gerektirdiği muhakkaktır. Bizim burada yaptığımız, Angel-A'nın anlamsal yapısını, çekirdek yapısını, film metninin çözümlemesini temel alarak gerçekleştirmektir. Bu çözümlemeyi, hiçbir koşulda bilimsel nesnellikten uzaklaşmamak kaidesi ile farklı yöntem ve metodolojiler ile çeşitlendirmek her daim mümkündür
Author
Dr. Zeynep Büşra Bölükbaşı
Institution
How to Cite
Zeynep Büşra Bölükbaşı (Yüksek Lisans Tezi). Une analyse structurale du film Angel-A de Luc Besson, 2013, Galatasaray University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
