Anayasa yargıçlarının belirlenmesinde yürütme organının rolü
2024
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Özen Ülgen Adadağ
Abstract (TR)
Avrupa'da I. Dünya Savaşı ile II. Dünya Savaşı arasındaki süreçte ortaya çıkan anayasa yargısı modeli, II. Dünya Savaşı'nın ardından yaygınlaşmış ve anayasa mahkemeleri kurulmuştur. Anayasa mahkemelerinin kurulmasıyla birlikte bu mahkemelerin görev ve yetkileri sebebiyle meşruiyet sorunu ortaya çıkmıştır. Meşruiyet sorununu çözmeye yönelik fikirlerin başında bu mahkemeleri oluşturan yargıçların, işlemleri denetlenen siyasi irade tarafından belirlenmesi yer almıştır. Bu fikirle birlikte bu defa, anayasa mahkemelerinin ve yargıçlarının tarafsızlığı ve bağımsızlığı sorunu gündeme gelmiştir. Türkiye'de anayasa yargıçlarının büyük çoğunluğu yürütme organı tarafından belirlenmektedir. Bu nedenle çalışmada, Türkiye ile anayasa yargıçlarının belirlenmesinde yürütme organına yetki verilmiş bazı ülkeler karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu ülkeler incelenirken hükümet sistemlerine göre bir ayrım benimsenmiştir. Zira hükümet sistemleri ile anayasa yargıçlarının belirlenmesinde benimsenen sistemler arasında bağlantı vardır. Genel olarak yürütme organının yetkisi arttıkça anayasa yargıcı belirleme üzerindeki etkisinin azaldığının söylenebileceği bir ters orantı söz konusudur. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin özdeşleştiği savunucusu Montesquieu, yasama, yürütme ve yargı organlarının mutlak surette birbirlerinden ayrılması gerektiğini savunurken bu güçlerin aynı kişi veya kurumda birleşmesi halinin her şeyin mahvına sebep olacağını ileri sürer. Ne var ki hayatın olağan akışı içerisinde bu organlar, pek tabii birbirleri üzerinde hakimiyet kurma çabası içerisine girmişlerdir. Bu çaba, özünde, bu organlar arasındaki dengenin korunmasını sağlayacak düzenlemelerin yapılması gerekliliğini ortaya koyar. Buradan hareketle Türkiye'de yürütme organının AYM üzerinde hakimiyet kurma çabasının, anayasal olarak engellenmesi gerekir. Bilindiği üzere hükümet sistemleri, devleti oluşturan organlardan yasama ve yürütmenin aralarındaki ilişkiye göre sınıflandırılır. Yasama ve yürütme organlarının birliğine dayanan sistemlerin yanında bu organların birbirinden ayrı olmasının benimsendiği sistemler, başkanlık sistemi ve parlamenter sistemdir. Başkanlık sisteminde devleti oluşturan tüm organlar birbirinden tamamen ayrı iken parlamenter sistemde yasama ve yürütme organları belli bir dereceye kadar birleşir. Türkiye'de 2014 yılına kadar parlamenter hükümet sistemi uygulanmış; bu tarihten sonra cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine geçilmesiyle yarı-başkanlık sistemi uygulanmaya başlamış ve 2017 Anayasa değişikliğinin ardından -öğretide tartışmalar olsa da- Türkiye'ye özgü ve başkanlık sistemine daha benzer olan bir hükümet sistemine geçilmiştir. Kuvvetler ayrılığı ve hükümet sistemlerine dönüldüğünde yargı organının her iki hükümet sisteminde de yasama ve yürütme organından tamamen bağımsız bir konumda olduğu söylenmelidir. Zaten yargı organının bu iki organdan emir almaması ve bu organlar karşısında tarafsızlığı ve bağımsızlığı esastır. Anayasa yargısının ortaya çıkışı ve yaygınlaşmasının ardından bu kurum, yasama ve yürütme organlarını denetleyen ve dengeleyen yönüyle ön plana çıkar. Diğer yandan anayasa mahkemeleri kurulurken anayasa yargıçlarının belirlenmesinde farklı sistemler ortaya çıkmıştır. Açıklananlar çerçevesinde anayasa yargıçlarının, denetledikleri siyasi organlara karşı tarafsızlıklarının ve bağımsızlıklarının sağlanması ve mahkemelerin üyelerinin bunu sağlayacak biçimde belirlenmesi gerektiği bir gerçektir. Anayasa mahkemeleri, doğaları gereği siyasetten arınmaları mümkün olmayan kurumlardır. Ne var ki mesele, siyasetten arınamadığı bilinen ve buna rağmen benimsenen bir kurumun yapısıdır. Anayasa mahkemelerinin çok sesli, farklı görüşlerin barındığı, tek bir görüşün hâkim olmadığı, üyelerinin tarafsızlıklarının ve bağımsızlıklarının sağlandığı bir yapıda olması gerekir. Farklı siyasi ve hukuki görüşlerin anayasa mahkemelerine yansıtılabilmesi, üyelerinin tarafsızlıklarının ve bağımsızlıklarının sağlanması ise üyelerinin nasıl belirlendiğiyle ilgilidir. Çalışmanın ilk bölümünde anayasa yargısının gelişimi ve anayasa yargıçlarının belirlenmesindeki sistemler ele alınacaktır. Anayasa yargısının gelişimi, kuvvetler ayrılığı ilkesi ile bağdaştırılarak hükümet sistemlerine değinilecektir. Bununla birlikte anayasa yargıçlarının belirlenmesinde ortaya çıkan sistemlere yer verilecektir. Daha sonra çalışma kapsamında karşılaştırmalı hukuk çerçevesinde incelenecek ülkeler tespit edilerek bu ülkeler hükümet sistemlerine göre sınıflandırılacaktır. Türkiye'de anayasa yargıçlarının büyük çoğunluğunun yürütme organı tarafından belirlenmesi sebebiyle dünyada da yürütme organının üye belirleme yetkisinin bulunduğu ülkelere odaklanılacaktır. Bu ülkeler, Anayasa Adaleti Ortak Konseyine üye olan ülkelerle sınırlandırılacaktır. Bu ülkelerin anayasa ve ilgili yasa hükümleri; üyelerin belirlenmesinde benimsenen usuller, mahkemelerin görev ve yetkileri, anayasa yargıçlarının özelliklerini kapsayacak biçimde incelenecek ve çeşitli tespitler yapılacaktır. Türkiye'de anayasa yargıçlarının belirlenmesi için benimsenen sisteme benzer bir sistemin, dünyadaki başka ülkelerde benimsenip benimsenmediği saptanmaya çalışılacaktır. Çalışmanın ikinci bölümde ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin kuruluşu ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti anayasalarına göre anayasa yargıçlarının nasıl belirlendiği hususu, 1982 Anayasası dönemindeki cumhurbaşkanlarının atadıkları üyeler göz önünde bulundurularak ele alınacaktır. Bu bölümde de anayasa yargıçları için aranan nitelikler ile AYM'nin görev ve yetkilerine yer verilecektir. Türkiye'de yürütme organının anayasa yargıçlarının belirlenmesindeki dahlinin tam olarak anlaşılabilmesi adına AYM'ye üye belirlenirken aday gösteren kaynak kurumların oluşumları üzerinde durulacaktır. Ayrıca anayasa yargıçlarının yürütme organı tarafından belirlenmesiyle ilgili öğretideki görüşlere odaklanılacak ve AYM'nin yapısının değiştirilmesine ilişkin öneride bulunan kurumların çalışmalarına yer verilecektir. 1961 Anayasası ile hukukumuzda yer bulan ve 1962 yılında çalışmaya başlayan Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin üyelerinin belirlenmesinde 1961 Anayasası döneminde kabul edilen sistem ile 1982 Anayasası döneminde kabul edilen sistem farklıdır. Bu nedenle çalışmanın ikinci bölümünde öncelikle Türkiye'de
Author
Dr. Dide Şeniz Uğur
How to Cite
Dide Şeniz Uğur (Yüksek Lisans Tezi). Anayasa yargıçlarının belirlenmesinde yürütme organının rolü, 2024, Galatasaray University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
