DoktoraAçık Erişim

Anonim ortaklıklarda iç kaynaklardan sermaye artırımı

2023
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Sıtkı Anlam Altay

Özet (TR)

Bir sermaye ortaklığı olarak anonim ortaklıkta sermaye, ortaklık kavramının unsurlarından biri olmanın ötesindedir. Anonim ortaklık esas sözleşmesinde belirlenen sermaye, kural olarak ortaklık içi hakların dağılımında esas alınır ve paysahiplerinin ortaklığa karşı borcunun asgari tutarını oluşturur. Ayrıca ortaklığın finansal durumunun değerlendirilmesinde yararlanılan itibarî bir değerdir. Ortaklık, çeşitli ekonomik amaçlar sebebiyle veya istisnaen kanun hükmü gereği, bu itibarî değeri artırmak yoluna gidebilir. Bu halde ortaklığın, kanunda düzenlenen bir dizi işlem yapması gerekir. Anılan işlemler bütünü sonucunda, ortaklık esas sözleşmesinde belirlenmiş sermaye tutarının yükseltilmesi, sermaye artırımıdır. Sermaye artırımı, ortaklık içi ilişkileri etkilediği kadar, ortaklığın üçüncü kişilerle ilişkileri alanına da etki eder. Usulü, sonuçları ve gerektiğinde uygulanacak hukukî yaptırım bakımından esas sözleşme değişiklikleri arasında dahi özellik gösterir. Bu nedenle sermaye artırımı, "özel esas sözleşme değişikliği" olarak nitelenmiş ve düzenlenmiştir. Ortaklık, sermaye artırma amacı doğrultusunda, artırılan sermaye tutarının karşılanma şekli, kaynağı, ortaklığın benimsediği sermaye sistemi gibi hususlara göre birbirinden ayrılan sermaye artırımı türlerine başvurabilir. Bu sermaye artırımı türlerinden biri de çalışma konumuz olan iç kaynaklardan sermaye artırımıdır. Çalışmamız, bu özel sermaye artırımı türünün özelliklerini, sermayeye dönüştürülebilecek özkaynak kalemlerini ve bunların sınırlarını, artırımın tabi olduğu usulü ve bu artırım türünde paysahibinin korunmasını incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde iç kaynaklardan sermaye artırımının kavramsal çerçevesi ve dayanakları açıklanmaya çalışılmıştır. İç kaynaklardan sermaye artırımı, sermaye taahhüdünde bulunulmaksızın ve ortaklık malvarlığına yeni aktifler eklenmeksizin, esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrılıp herhangi bir amaca özgülenmeyen veya sermaye artırımında kullanılmak üzere ayrılan yedek akçeler, kanunî yedek akçelerin serbestçe kullanılan kısımları, mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar ile dağıtılabilir net dönem kârından karşılanmak üzere sermaye tutarının ve buna bağlı olarak pay sayısı veya mevcut payların itibarî değerinin yükseltilmesidir. İç kaynaklardan sermaye artırımının teorik yapısı, Fransız Hukuku, Alman Hukuku, İsviçre Hukuku ve Türk Hukuku öğretiside önceleri kâr payı dağıtımı ve takiben dış kaynaklardan sermaye artırımı olmak üzere iki işlemden oluştuğu şeklinde değerlendirilmiştir. İlerleyen dönemde ise bilanço üzerinde gerçekleşen tek bir hesap işlemi teşkil ettiği yönünde açıklanmıştır. Bugün, pozitif hukukumuza da yansımış olduğu üzere, iç kaynaklardan sermaye artırımı özel bir sermaye artırımı türü olarak kabul görmekte ve dış kaynaklardan atırıma özgü kavram ve usullerden ayrılmaktadır. Ortaklıkları bu özel sermaye artırımı türüne yönelten başlıca sebepler, otofinansman sağlamak, diğer bir deyişle giderlerini kendi malvarlığı aktifleriyle karşılamak; bir kâr dağıtımı modeli olarak kullanarak likiditesini korumak; kâr payı oranını ve payın değerini indirerek payın tedavül yeteneğini artırmak; kredibilitesini güçlendirmek; vergi istisnalarından yararlanmak ve bazı şartların varlığı halinde dış kaynaklardan sermaye artırımı yapmaktır. Sermaye artırımı türleri içindeki yeri itibarıyla iç kaynaklardan sermaye artırımı, artırılan tutarın sermaye taahhüdü yoluyla değil, ortaklık özkaynaklarından karşılandığı; ayni ve nakdi sermaye artırımı sınıflandırmasının dışında kalan; sermaye sistemleri özelinde, esas ve kayıtlı sermaye sistemlerinde uygulanabilen; dış kaynaklardan sermaye artırımı ile birlikte kararlaştırılabilen bir sermaye artırımıdır. Bu artırım türünün ayırıcı özellikleri ise ortaklığın aktif malvarlığını artırmayıp bağlı malvarlığını artırması; iştirak taahhüdünü gerektirmemesi ve artırım kararının esas sözleşme ve ortaklık özkaynaklarına ilişkin çift cephesi olmasıdır. Her ne kadar ekonomik sonuçları bakımından aralarında paralellikler olsa da iç kaynaklardan sermaye artırımı, payların bölünmesinden ve bazı kâr payı dağıtımı modellerinden ayrılmaktadır. İç kaynakardan sermaye artırımı Alman Paylı Ortaklıklar Kanun'unda (m. 207-220) ve Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir sermaye artırımı türü olarak (m. 462); İsviçre Borçlar Kanunu'nda ise artırılan sermaye tutarının karşılanmasının bir türü olarak düzenlenmiştir (m. 652d). Çalışmamızın ikinci bölümü, iç kaynak niteliğini taşıyan özkaynakları konu almaktadır. İç kaynaklar TTK m. 462/1'de sayılmıştır. Hüküm uyarınca, iç kaynaklar sınırlı sayıda değildir. Ancak iç kaynak kategorileri, yedek akçeler ve fonlar olmak üzere belirlidir. İç kaynaklar, özkaynak kalemleridir. Özkaynak ise muhasebe hukukuna ilişkin bir kavramdır. Muhasebe hukukunun vergi hukukunun etkisi altında olması, özkaynak kavramını dolayısıyla iç kaynakları, ortaklıklar hukuku ve vergi hukukunun kesişim alanında bırakır. Bu iki hukuk dalı, amaç farklılıkları dolayısıyla çatışmaya da girmektedir. Bu çatışma, özellikle ortaklıklar hukuku ve vergi hukukunun benimsediği muhasebe düzenindeki farklarda somutlaşmaktadır. TTK m. 462/1 hükümleri ışığında, genel kanuni yedek akçenin sermayenin yarısını aşan ve belirli bir amaca özgülenmemiş olan kısmı, iç kaynaktır. Yine, belirli bir amaca özgülenmemiş ve sermaye artırımında kullanılmak üzere ayrılmıi esas sözleşmesel yedek akçeler de sermayeye dönüştürülebilen özkaynaklardandır. Genel kurul kararıyla ayrılan yedek akçelerin iç kaynak niteliği ise, son tahlilde sermaye artırımının TTK m. 523/2'de öngörülen amaçlarla çelişmemesine bağlıdır. Esas sermaye sisteminde belirli bir amaca özgülenmiş olması, genel kurul kararıyla ayrılan yedek akçenin sermayeye eklenmesine engel değildir. Artırım kararı, amaç değişikliğini de kapsayacaktır. İç kaynakların bir başka kategorisi, "mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği" fonlardır. Fon kavramı TTK m. 462/1 hükmünde dar anlamda, TTK m. 462/3, c. 1-2 hükümlerinde geniş anlamda; diğer bir deyişle sermayeye dönüştürülebilir tüm iç kaynakları ifade etmek üzere kullanılmıştır. Dar anlamda fonun başlıca örnekleri, yeniden değerleme (değer artış fonu), enflasyon olumlu fark hesapları, iştirak ve gayrimenkul satış kazancı fonu, vergi affı kanunlarından kaynaklanan fonlar ve kur farkı fonudur. Son olarak, dağıtılabilir net dönem kârı da genel kurul kararıyla sermayeye dönüştürülebilir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde, iç kaynaklardan sermaye artırımının tâbi olduğu usul ele alınmaktadır. Bu usulün ağırlık noktası, iç kaynakların varlığının doğrulanmasıdır. İç kaynakların varlığı, kural olarak onaylanmış yıllık bilanço ve yönetim kurulu beyanıyla doğrulanır. Ancak bilanço günü üzerinden altı aydan fazla süre geçmişse yeni bir bilanço hazırlanır ve yönetim kurulunca onaylanır (TTK m. 462/2). İç kaynakların varlığının bir uzman tarafından denetlenmesine ilişkin ihtiyaç, ikincil düzenlemelerde aranan malî müşavir raporu dolayısıyla giderilmeye çalışılmaktadır. Halka açık ortaklıklarda ise iç kaynakların varlığı, sermaye piyasası mevzuatı uyarınca hazırlanan finansal tablolar ile kanuni defter ve kayıtlar karşılaştırılarak tespit edilir. Bu iki araç arasında fark olursa, düşük olan tutar esas alınacaktır. İç kaynakların gerçekten ortaklık malvarlığında olduğunu güvenceye alması adına, bu karşılaştırmalı kontrol sistemi ihtiyatlı bir tercihtir. Artırım süreci, yönetim kurulunun hazırlık işlemleriyle başlamakta; artırım kararının alınması ile devam etmekte ve artırım kararının uygulanmasıyla tamamlanmaktadır. İç kaynaklardan sermaye artırımı kararının alınması, iki yönden özellik arz etmektedir. Kayıtlı sermaye sisteminde, iç kaynaklardan sermaye artırımı ile kayıtlı sermaye rakamının aşılmasına izin verilmektedir. Özellik arz eden bir diğer husus ise ortaklığın iç kaynaklardan sermaye artırımını dış kaynaklardan sermaye artırımıyla birlikte kararlaştırabilmesidir. TTK m. 462/3, "bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması hâlinde", dış kaynaklardan artırımı için öncelikle fonların sermayeye dönüştürülmesini şart koşmaktadır. Kararın uygulanması bakımından ise yine iki hususa değinilmelidir. Öncelikle, iç kaynaklardan sermaye artırımında, paysahibinin bedelsiz payları edinme hakkı, varsa imtiyazların ihlal edilmesi riskini ortadan kaldırmak için yeterli değildir. Somut olayın özelliklerine göre iç kaynaklardan sermaye artırımı kararı imtiyazlı paysahiplerinin haklarını ihlal edebilecek olup; bu halde TTK m. 454 uygulanacaktır. İkinci olarak artırımın tescili, iç kaynaklardan sermaye artırımı yönünden de iç ve dış ilişki yönünden kurucu etkiye sahiptir. Çıkarılan yeni payların artırımın tescili anında kendiliğinden edinileceğini öngören TTK m. 462/3 uyarınca, paylar ve oy hakkı da dahil bedelsiz paylardan kaynaklanan paysahipliği hakları, tescil ile doğacaktır. Çalışmamızın dördüncü ve son bölümünde iç kaynaklardan sermaye artırımında paysahibinin korunmasına ilişkin önlemler incelenmektedir. Artırımda kullanılan iç kaynaklar ortaklığın özkaynaklarının parçası olarak artırım öncesi mevcut bulunan payların gerçek değerine dâhildir. Artırım sonucunda esas sermaye rakamının ve pay sayısının artmasına karşılık, ortaklık net malvarlığının değişmemesi nedeniyle artırım öncesinde mevcut bulunan payların yalnızca defter değeri değil; gerçek (iç) değeri de bedelsiz payların değeri tutarında azalmaktadır. Mevcut payların değerindeki bu azalmanın paysahibinin malvarlığına yasnımasını, bedelsiz payları edinme hakkı engeller. Bedelsiz payları edinme hakkı da kâr payı alma hakkı ve tasfiye payı alma hakkı gibi ekonomik mülkiyete dayanmakla birlikte hakkın konusu bedelsiz payın temsil ettiği değer halen ortaklık malvarlığının parçasıdır. Bedelsiz payları edinme hakkı, artırım tarihindeki paysahiplerinin, artırımla çıkarılacak bedelsiz payları oransallık ilkesine göre edinilmesini öngörür. Bedelsiz payları edinme hakkı, kaldırılamaz, sınırlandırılamaz, vazgeçilmez bir paysahipliği hakkı olarak tanınmıştır (TTK m. 462/ 3). Sınırlandırılamaz olması dolayısıyla, bilgi alma, inceleme ve denetleme gibi kanunda öngörülen ölçülerle sınırlandırılabilen vazgeçilmez nitelikteki haklardan ayrılmaktadır. Ayrıca diğer vazgeçilemez haklardan farklı olarak mutlak şekilde oransallık ilkesine tâbidir. Bedelsiz payları edinme hakkı mevcut payların gerçek değerinin yanısıra, paysahipliği haklarının seyreltilmesini de engeller. Bu bağlamda paysahibinin salt malî menfaatlerini değil, oy hakkı gibi kural olarak oransallık ilkesinin işlediği yönetsel haklarının etki gücünü de korur. Bedelsiz paylar, artırımın tescili ile kendiliğinden paysahiplerince iktisap edilecektir (TTK m. 462/3). Kendiliğinden iktisap, payların paysahiplerinin mülkiyetine geçmesi için paysahiplerinin talepte bulunmasına, buna karşılık – sermaye artırımı kararı haricinde- ortaklık organlarının da bu yönde karar almasına ihtiyaç bırakmaz. Yönetim kurulu, yalnızca payların pay defterine kaydedilmesi veya hamiline yazılı payların Merkezi Kayıt Kuruluşu'na kaydedilmesi konusundaki gereken işlemleri yapmaya yönelik kararlar alabilir. Paysahibi, iç kaynaklardan sermaye artırımında, artırım kararının veya artırımın bir bütün olarak hükümsüzlüğünün ileri sürülmesi veya hukuki sorumluluğa ilişkin TTK m. 549, m. 553 ve m. 554'de öngörülen şartların varlığı halinde, bu hükümlerde öngörülen yaptırımlar çerçevesinde de korunmaktadır. Paysahiplerinin iradesi ile varlığı veya kapsamının şekillendirilemediği vazgeçilmez haklar, anonim ortaklığın temel yapısı ve dolayısıyla genel kurul kararlarının kesin hükümsüzlüğü ile ilişkilidir. Bedelsiz payları edinme hakkını ihlal eden artırım kararı da kesin hükümsüzdür. İhlal, bedelsiz payın oransallık ilkesine aykırı olarak ya da yalnızca bazı paysahiplerince iktisabının öngörülmesi veya bedelsiz payın iktisabının dış kaynaklardan sermaye artırımına iştirak etmek, bedelsiz payların üçüncü kişilere devrini taahhüt etmek ya da belirli süre içerisinde pay ve pay senetlerini talep etmek gibi herhangi bir şarta bağlanması şeklinde ortaya çıkabilir. Ayrıca, bedelsiz payları edinme hakkının ihlali, paysahiplerinin doğrudan zararına yol açar. Kayıtlı sermaye sisteminde bedelsiz payları edinme haklarını ihlal eden bir artırım karar alınması veya şartları mevcut olmasına rağmen imtiyazlı paysahipleri özel kurulu toplantısı için çağrıda bulunulmaması halinde zarar doğması halinde ise TTK m. 553 uygulama alanı bulacaktır.

Yazar

Dr. Ayşe Begüm Keleş Güven

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Ayşe Begüm Keleş Güven (Doktora Tezi). Anonim ortaklıklarda iç kaynaklardan sermaye artırımı, 2023, Galatasaray University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Galatasaray University tezlerinden daha fazlası