Ehl-i tasavvufun hadis uydurmacılığına etkisi
2018
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. Ebubekir Sifil
Özet (TR)
Hadis ve Tasavvuf ilimlerinin ilişkisi teşekkül sürecinin başlarından itibaren hem içeriden hem de dışarıdan çeşitli tenkitlere maruz kalmıştır. Aşırıya giden bazı zühd hareketleri de durumu daha çıkmaz bir noktaya sürüklemiştir. Diğer ilmî çevrelerin tenkidine uğradıkları gibi mutasavvıflar zaman zaman muhaddislerin de eleştiri oklarından kurtulamamışlardır. Bu tenkitlerin en önemlisi ve ileriye varanı ise hiç şüphesiz hadis uydurmacılığı ile ilgili olanıdır. Nitekim hadis usûlü eserlerinde hadis uyduran zümreler içinde en tehlikeli olanlarının halkı etkilemeleri ve uydurdukları hadislerin sahih hadislerden ayırt edilmesinin zorluğuna dikkat çekilerek zahidler ve abidler olduğu dile getirilmiştir. Ne var ki burada zahid ve abid olarak ismi geçen bazı şahsiyetlerin daha sonra Tasavvuf olarak anılacak olan yola mensup sûfîlerle aynı zümreye ait olup olmadığı konusu müphem kalmıştır. Zira tasavvuf ilminin teşekkülüne zemin hazırlayan en önemli amillerden biri de ibahî zühd hareketleridir. Bu bağlamda bir parçasını "Zühd Dönemi"nin oluşturduğu tasavvuf tarihi konusunda dönem tasnifi yapmanın problem arz edeceği düşünülmektedir. Hadis uydurmacılığının aktif olarak başladığı ve temel hadis kitaplarının telif edildiği tarihler dikkate alındığında araştırmanın esas etrafında döndüğü dönem ağırlıklı olarak ilk üç-dört asır olacaktır. Daha sonraları mutasavvıf olarak isimlendirilen zahidlerin hadisle olan irtibatı ve bu münasebetin müspet mi yoksa menfî mi olduğu konusun da son derece önem arz etmektedir. Rical kaynaklarında geçen isimlerin bir kısmının aslında sûfîlerle alakası yoktur; doğru olan her zahid sûfîdir" önermesi değil, "her sûfî zahiddir ancak her zahid sûfî değildir" önermesidir. Öte yandan bir kısım ehl-i tasavvufun hadis uydurma olgusuna günümüzde daha yakın durduğu ve sürekli bu şekilde anılır olduğu bilinmektedir. Ne var ki tarihi bilgilere ve sûfîlerin tutumlarına bakıldığında aslında durumun tam tersi olduğu, olumsuz örneklerden ziyadeolumluların baskın olduğu dikkat çekmektedir. Uydurma hadislerin tesbit ve özel eserlerde kaydedilmek suretiyle halk arasında yayılmasının önlenmesi amacıyla telif edilen ilk mevzûat eserlerinin müelliflerinin de sûfîler olması, tasavvuf-hadis ilişkisinin doğru kurulması noktasında mutaka göz önüne alınması gereken temel bir olgudur.
Yazar
Dr. Ümmügülsüm Çelik
Kurum
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Ümmügülsüm Çelik (Yüksek Lisans Tezi). Ehl-i tasavvufun hadis uydurmacılığına etkisi, 2018, Yalova University.
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Yalova University tezlerinden daha fazlası
- Üniversite Gençliğinin Uyum Sorunları: Yalova Örneği(2017)
- Kur'an'da azap(2017)
- Ulusal ve ulusalüstü yargı kararları doğrultusunda tutuklama(2019)
- Şizofreni hastalarının temel bakımını üstlenen yakınlarının sosyal destek sistemleri ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi: İstanbul ili örneği(2022)
- Dini içerikli çocuk kitaplarıyla Allah inancı öğretimi: Özkan Öze'nin Genç Adam ve Allah kitabı örneği(2024)
- التوجيه النحوي والبلاغي للتضمين في القرآن الكريم من سورة الحج إلى سورة القصص(2024)
