Rights of future generation: Right to environment and access to natural resources
2023
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Demirhan Burak Çelik
Abstract (TR)
Tez çalışmasının konusu günümüzün en büyük sorunlarının başında gelen ve insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük felaket olan iklim değişikliği ve çevresel sorunların ışığında gelecek nesillerin haklarının nasıl düzenleneceğinin tartışılmasıdır. Bu tez ile gelecek nesillerin hakları arasından çevresel haklara odaklanılmıştır. Gelecek nesillerin hakları iklim krizi ve çevresel afetler ile her geçen gün tehlike altına girmektedir. Bu nedenle de gelecek nesillerin hakları tartışması her geçen gün artmaktadır. Zira iklim krizi ile çevre sorunları doğrudan insanların temel haklarını etkileyecek boyutlara taşınmaktadır. Gelecek nesillerin en temel insan haklarından olan sağlıklı yaşam hakkına erişmeleri temiz hava, su, toprak ve yeterli kaynakları olmaksızın mümkün olmayacaktır. Anayasa hukuku alanında gerçekleştirilmiş bu çalışmanın odağında gelecek nesillerin çevre hakkı bulunuyor fakat konunun kapsamının tam aksettirilebilmesi için anayasacılık, insan hakları ve çevre hakkının ilgili hususları da çalışmada sınırlı olarak ele alınmıştır. Gelecek nesillerin hakları demokrasilerdeki temsil kavramının da tekrar sorgulanmasına yol açan bir konudur. Çünkü aslında yasaları şekillendiren güç odaklarından biri olmaları henüz dünyada olmadıkları için mümkün değildir. Fakat diğer bir taraftan bugün alınan her karar, her türlü düzenleme ve aksiyon ile hareketsizliğin sonucunda da onların hayatları etkilenmektedir. Günümüzde uluslararası anlaşmalar ve düzenlemeler bu alanda ön plana çıkmaya başlamıştır. Fakat uluslararası hukukun bağlayıcılık sorunları göz önünde bulundurulduğunda insan haklarının korunması bakımından anayasalar düzeyinde bir hukuki düzenlemenin önemi yadsınamaz. Ayrıca anayasaların toplum sözleşmesi niteliğinde olmaları ve uzun süre yürürlükte kalarak nesilleri etkilemeleri yönü de dikkate alındığından çalışmada nesiller arası adaletin anayasal düzeyde nasıl sağlanabileceği konusu üzerine odaklanılmıştır. Çalışmanın öncelikli amacı mevcut düzenlemelerin yetersizliğini tespit etmek ve bu yetersizliklerin gerekçelerini analiz ederek verimli yasal düzenlemeler önermektir. Ancak bu tespit ve önerilere geçilmeden önce gelecek nesillerin hakları kavramının tarihsel gelişimini ve gerekliliğini mümkün olduğunca ayrıntılı ve açık şekilde irdelemek gerekmektedir. Bunun için de hali hazırda mevcut temel hak ve özgürlüklerin anayasal gerekçelerinin ve özellikle de çevre hakkının anlaşılması önem arz etmektedir. Böylece, gelecek nesillerin haklarının insan hakları teorisindeki yerinin anlaşılması ve mevcut hukuki düzenlemeler ışığında hukuki düzenlemelerin iklim krizi etkisi altında beklentilere nasıl çözüm üreteceği konusunda açıklamaların sunulması hedeflenmektedir. Gelecek nesillerin hakları üzerine akademik çalışmalar, yerel ve uluslararası düzenlemeler ve bu konuda faaliyet gösteren kuruluşların çalışmalarının incelenmesi doğrultusunda tez iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde gelecek nesillerin haklarının teorik alt yapısının ifade edilmesi adına genel olarak insan hakları ve çevre hakkı, ikinci bölümde ise gelecek nesillerin haklarının korunması anlatmaktadır. Gelecek nesillerin hakları başlıklı ilk bölümde öncelikli olarak insan haklarının doğuşu, tarihsel gelişimi ve önemli uluslararası anlaşmalar anlatılmıştır. Tezin bu kısmı ile devamında detaylandırılacak olan gelecek nesillerin hakları konusu için bir temel atılmaktadır. Bu bölümde temel insan haklarının ne olduğu, insan onuru ile bağlantısının kurulması amaçlanmıştır. Hali hazırda tüm dünya tarafından kabul edilmiş bir insan hakları tanımı bulunmadığından insan haklarının insan olmaktan kaynaklandığı ve vazgeçilmez haklar olduğu belirtilmiştir. Bu tanım gelecek nesillerin çevresel kaynaklara erişiminin temel hakları bakımından önemini de açıklamak bakımından önemlidir. Bu bölümde insan haklarının tarihsel gelişimine ve uluslararası ve bölgesel sözleşmelere yer verilmiştir. Birinci bölümün devamında ise insan haklarının sınıflandırılmasına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. İnsan haklarının sınıflandırılmasına gelecek nesillerin haklarının ne kapsamda ele alınacağının nitelendirilmesi için yer verilmiştir. Farklı insan hakları kategorilerinin devlete yüklediği ödev ve yükümlülüklerin de bu bölümde altı çizilmiştir. Klasik haklar, sosyal haklar ve dayanışma hakları ayrımı açıklanmıştır. Tezin bu kısmında farklı hakların neden ortaya çıktığının altı çizilerek günümüz koşullarında gelecek nesillerin hakları tartışmasının doğmasının gerekçeleri aydınlatılmıştır. Birinci bölümünün ikinci kısmında ise çevre hakkı ele alınmıştır. Çevre hakkı gelecek nesillerin haklarının anlaşılması ve nesiller arası adalet kavramının verimli şekilde tartışılabilmesi için detaylı olarak açıklanmalıdır. Çevre hakkı mevcut pek çok düzenlemede günümüzdeki insanların sağlıklı çevreye erişim hakkı olarak ele alınsa da aslında gelecek nesillerin hakları bakımından temel yol göstericidir. Bu nedenle çevre hakkının günümüzdeki düzenlemelerinin ve yargısal yorumlarının anlatılması önem taşımaktadır. Bu kısmın başlangıcında çevre hakkının tanımı yapılmış ve tarihsel gelişimi anlatılmıştır. Çevre hakkının uluslararası hukuk alanında en bilinen başlangıcı olan Stockholm konferansından ve diğer konferans ile sözleşmelerden de bahsedilmiştir. Bu doğrultuda Dünya Doğa Şartları ile doğal kaynakların korunmasına ilişkin belirlenen ilk prensiplerden bahsedilerek çevre hakkının gelişimi gözler önüne serilmiştir. Bu uluslararası belgeler ve sözleşmeler ile konferanslar önem arz etmektedir çünkü devletlerin çevre hakkının korunması bakımından alması gereken önlemler ile yapması gereken hukuki düzenlemelerin alt yapısı bu belgelerdir. Sürdürülebilir kalkınma kavramının ortaya çıkışı ve bu konuda ortaya konulan uluslararası belgeler de bu bölümde anlatılmıştır. Sürdürülebilir kalkınma kavramının burada yer bulması önemlidir çünkü gelecek nesillerin çevre haklarının tanımlanabilmesi ve korunabilmesi için sürdürülebilir kalkınma kavramının sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir. Tarihsel gelişim açıklandıktan sonra hakkın özü ve öznesine değinilmiştir. Çevre hakkının temelde neyi koruduğunun anlaşılması önem arz etmektedir. Bu nedenle de hakkın kimi ve neleri koruduğu çalışmanın bu bölümünde tartışılmıştır. Çevre hakkının yorumlanmasında farklı yaklaşımlar mevcuttur. Her ne kadar çevre hakkının koruma alanının genişlediğini gözlemlesek de halen yaygın olarak insan merkezli bir yaklaşımın var olduğunu söylemek yanlış değildir. Nitekim çevre hakkının halen insan odaklı olmasının sonucunda doğa hakları ve hayvan hakları kavramları halen henüz gelişememiş ve yaygınlaşamamıştır. Gelecek nesillerin hakları ise yine insanlar hakkında olduğu için çevre hakkı bakımından kendine yer bulabilmektedir. Fakat çevre hakkının korunması bakımından kapsama ek olarak bir zaman tartışması olduğunu da belirtmekte yarar vardır. Bazı yaklaşımlara göre bu hak yalnızca hali hazırda yaşayan insanlar için geçerliyken başka bazı görüşlere göre ise gelecek nesiller de bu hakkın öznesidir. Bu çalışma kapsamında ise insan hakları bakımından zamansal bir kısıtlama olmadığı ve gelecek nesillerin çevre hakkı olduğu görüşü savunulmuştur. Bu kısmın devamında ise çevre hakkının anayasallaşmasından bahsedilmiştir. Çevre hakkının anayasallaşmasının altı çizilirken dikkat çekilen bir diğer nokta ise anayasalar ile insan hakları ilişkisidir. Bu bağlamda temel hak ve özgürlüklerin yaşanabilmesi için gerekli olan çevre hakkının anayasalar açısından önemi de anlaşılmalıdır. Bu nedenle de anayasalarda çevre hakkının daha fazla yer bulmaya başladığı görülmektedir. Bu kısmın altında farklı ülke örnekleri de verilmiştir. Tezin bu kısmında verilen örneklerde Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere gibi sanayi üretiminin yaygın olduğu ve karbon salımı yüksek ülkelere yer verilmiştir. Çevre hakkına ilişkin anayasa örneklerinin ele alınmasının amacı gelecek nesillerin anayasal olarak haklarının düzenlenmesinde temel oluşturabilecek örneklerin çevre hakkından doğmasıdır. Anayasal örneklerin devamında bu bölüm altında uluslararası önemli sözleşme ve düzenlemelere de yer verilmiştir. Anayasa örneklerinde olduğu gibi bu çevre hakkına ilişkin sözleşmelere yer verilmesinin sebebi de gelecek nesillerin haklarının bu sözleşmelere benzer şekilde düzenlenmesidir. İlk bölümün son kısmı ise gelecek nesillerin haklarının tanımlanmasına ayrılmıştır. Öncelikli olarak gelecek nesillerin haklarının genel tanımı yapılmıştır. Sonrasında ekolojik krizin ve pek tabii iklim krizinin gelecek nesillerin üzerindeki etkisinden bahsedilmiştir. Ekolojik krizin daha önce yaşanan hiçbir krize benzemediği ve potansiyel sonuçlarının uzmanlar tarafından dahi öngörülemediği belirtilmektedir. Devamındaki kısımda ise gelecek nesillerin haklarının hukuki korunmasına ilişkin tartışmalara yer verilmiştir. İkinci bölümde ise tezin asıl konusu olan gelecek nesillerin haklarının korunması konusuna geçilmiştir. Bu bölüm de kendi içinde alt kısımlara ayrılmaktadır. İkinci bölümün ilk kısmında gelecek nesillerin haklarına ilişkin çeşitli yargı kararlarından bahsedilirken sonrasında da hukuki düzenlemelere değinilmiştir. Gelecek nesillerin haklarının korunması öncelikle yargı kararları ile başlayıp sonrasında hukuki metinlerde yer edinmeye başladığı için bu sıralama tercih edilmiştir. Yargı kararları tartışılırken bu konuda kullanılan temel doktrinlere de yer verilmiştir. Çünkü yargı kararları asıl olarak kaynağını bu doktrin ve teorilerden alıyor. Kamu güveni doktrini ve kamu güveni doktrinin nasıl iklim değişikliklerine ve çevre zararlarına ilişkin kullanılabileceğinden bahsedilmiştir. Bu doktrin uyarınca devletin vatandaşı çevre zararlarına karşı koruma yükümlülüğü vardır ve buna ek olarak da vatandaşın devletin bu yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde dava açma hakkı da bulunmaktadır. Bu doktrinin doğuş yeri Amerika'dır ve temelini oluşturan davalardan ve yargıç yorumlarından örnekler de sunulmuştur. Devamında ise nesiller arası adalet tartışılmıştır. Nesiller arası adalet gelecek nesillerin haklarını anlamak için temel prensiptir. Anayasalar yalnızca mevcut insanların hayatını düzenlemek için yoktur. Anayasalar nesiller boyu ayakta kalmak için oluşturulmuş kurallar bütünüdür. Bu nedenle de nesiller arası adaleti temel almak zorundadırlar. Tam olarak bu hususta da sürdürülebilir kalkınma gözetilmek zorundadır. Atmosferik güven davaları başlıklı bir sonraki kısımda ise kamusal güven öğretisinin atmosferin korunmasına yani özellikle iklim değişikliğine karşı nasıl kullanılacağına dair yaklaşım ifade edilmiştir. Bu bölümde de yargıçların yorumlarına yer vermek suretiyle kavramın açıklaması yapılmıştır. Mahkemelerin vatandaşı devlete karşı çevrenin korunması kapsamındaki koruma yükümlülükleri anlatılmış ve kavramın nesiller arası adaletin sağlanması için nasıl kullanılacağına da vurgu yapılmıştır. Atmosferin korunması gelecek nesillerin sağlıklı bir çevreye sahip olma hakkı bakımından önem taşımaktadır. Bu nedenle de bu alandaki yargısal yaklaşım ve davaların her biri aslında gelecek nesillerin haklarının korunmasına hizmet etmektedir. İkinci bölümde tartışılan bir diğer husus ise gelecek nesillerin temsil sorunudur. Gelecek nesiller, yaşayan kişiler olmadıkları için kendilerini ifade etmeleri mümkün değil ve tabii yaşamadıkları için kendilerini temsil etmek üzere vekil seçmeleri de mümkün değildir. Ancak gerek gelecek nesillerin, gerek hayvanlar gerekse doğanın kendisi için temsili zorunludur aksi halde dünyanın varlığını sürdürmesi mümkün değildir. Temsil edilmedikleri takdirde nesiller arası adaletin sağlanması mümkün değildir. Bu nedenle temsil sorununun çözülmesi için gelecek nesillerin hak ve menfaatlerinin verimli şekilde belirlenmesini öneren görüşe yer verilmiştir. Belirlenen hak ve menfaatlere göre koruma sağlanabileceği belirtilmiştir. İkinci bölümün devamında gelecek nesillerin hakları hakkında davalara ve kararlara yer verilmiştir. Bu kısım altında hem yerel hem de uluslararası mahkemeler incelenmiştir. Anayasal düzenlemeler önerirken yargı kararlarının yaklaşımı önem arz etmektedir. Bu nedenle bu kısımda mahkemelerin gelecek nesillerin haklarını hangi hukuki çerçevede ele aldıklarına odaklanılmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde beklemekte olan davalara da özellikle yer verilmiştir. İnsan hakları hukukunda önemi yüksek olan bu mahkemenin, gelecek nesiller hakkında vereceği kararlardaki gerekçeli yorumu hukuk camiasında önemli bir ağırlığa sahip olacaktır. Bu nedenle de mevcut kararlardan bahsedildikten sonra da uluslararası mahkemelerden gelecekte ne gibi kararlar beklendiğine ilişkin yorumlarda tezde öne sürülmüştür. Yerel mahkeme kararlarında ise Kolombiya, Avustralya, Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya'dan örnekler verilmiştir. Mahkeme kararlarının özetlendiği kısımdan sonra ise mevcut mevzuata ilişkin açıklamalara geçilmiştir. Bu kısımda da yine bir önceki bölümlerde olduğu gibi uluslararası düzenlemeler ve yerel düzenlemeler bir arada ele alınmıştır. Uluslararası düzenlemeler de bölgesel ve evrensel olarak ayrı ayrı ele alınmıştır. Burada dikkat çeken bir nokta da evrensel ve bölgesel düzenlemelerin birbirine paralel oluşudur. Uluslararası düzenlemelerden sonra da yerel hukuki düzenlemeler ile nesiller arası adaletin nasıl tesis edilebileceğine ilişkin kısma geçilmiştir. Yerel düzenlemelerde ise yasal mevzuat ve anayasal düzenlemeler olarak iki ayrı başlık altında örnekler incelenmiştir. Bu bölüme tezde yer verilmesinin iki farklı önemi vardır. Öncelikle teorik gelecek nesillerin hakları tartışmalarının yasal düzenlemelere nasıl yansıdığını görmek için bu örneklerin dikkate alınması önemlidir. İkinci olarak da mevcut yasal düzenlemelerin eksikliklerini görmek ve etkili düzenleme önerilerinde bulunmak için de bu düzenlemeleri incelemek gerekmektedir. Galler ve Avusturalya'da doğrudan gelecek nesillerin haklarının korunmasına yönelik yasalardan bahsedilmiştir. Yasalara ek olarak anayasal örnekler de çalışmada paylaşılmıştır. Güney Afrika, Almanya ve Hawaii anayasaları gelecek nesillerin korunmasına ilişkin açık hükümler içeren anayasalar olarak öne sürülmüştür. Tabii ki bu devletlerdeki düzenlemeler arasındaki farktan da bahsedilmiştir. Bu anayasal düzenleme örnekleri dikkate alınarak verimli bir anayasal düzenleme ile gelecek nesillerin haklarının nasıl korunabileceğine ilişkin tartışmalara da tezde yer verilmiştir. Bu kısımda kapsayıcı ve vatandaşa da konuyu yargıya taşıma hakkı verecek örnek bir düzenleme de sunulmuştur. Bu öneri hakların korunması bakımından önem taşımaktadır. Zira mevcut yasal ve anayasal düzenlemeler gerek çevre gerekse gelecek nesillerin haklarının korunması için yeteri kadar güvence sağlamamaktadır. İkinci bölümün bir sonraki kısmında ise gelecek nesillerin hakları üzerine çalışmak için kurulmuş olan kuruluş ve yapılar üzerinde durulmuştur. İsrail, Galler ve Macaristan'da yer alan örnekler incelenirken bu kurumlar arasındaki farklar da ele alınmıştır. Bu farklardan bahsedilirken de aslında etkinlikleri sorgulanmaktadır. Bu farklıklar üzerinden etkili bir kuruluşun nasıl olması gerektiği sorusuna cevap aranmıştır. Vatandaşların bu kuruma erişebilmelerinin önemi vurgulanmış ve bu kurumların sürekliliğinin sağlanması gerektiğinin ise altı çizilmiştir. Bölümün son kısmında ise örnek verilen yasal ve anayasal düzenlemeler ile kuruluşların gelecek nesillerin hakları üzerindeki etkinliği incelenmiştir. Hangi durumlarda ve ne koşullarda bu düzenlemelerin daha etkili olacağına ilişkin bir tartışma yapılmıştır. Etkili çalışma için kurumların sahip olması gereken şeffaflık, bilgiye erişme imkanı, meşruluk gibi niteliklerden de bu kısımda bahsedilmiştir. Şimdiki nesil ve gelecek nesillerin hakları arasında bir denge kurulması için gereken anayasal düzenlemenin önemi de tekrar hatırlatılmıştır. Sonuç bölümünde ise bu çalışmanın gelecek nesillerin yalnızca çevre hakkına odaklandığı ve bu hakların anayasal olarak düzenlenmesinin gerekliliği sonucundan bahsedilmiştir. Mevcut nesillerin haklarının kısıtlanması gerekeceği için nesiller arası adaletin en uygun düzenlemesinin anayasalar düzeyinde olacağı tezi savunulmuştur. Ancak yalnızca anayasal bir hükmün yeterli olmadığı ve bu anayasal hükmün nitelikleri ve buna ek hakları gözetecek kurumların varlığı ile sürekliliğinin de gerekli olduğu söylenmiştir. Dünya hepimize ait ve tüm unsurları ile nesiller boyunca adaletli ve dengeli bir biçimde yaşamak zorundayız, bu çalışma ve benzeri çalışmalar ile bu dengenin nasıl sağlanacağı konusunda hukuki yöntemler de geliştirilmelidir.
Author
Dr. Afra Teren Gürlüler
How to Cite
Afra Teren Gürlüler (Yüksek Lisans Tezi). Rights of future generation: Right to environment and access to natural resources, 2023, Galatasaray University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
