İnsidental saptanan subplevral ve perifissürel nodüllerin iki yıllık yakın takip sonuçları
2024
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Ömer Özbudak
Özet (TR)
Bu çalışmanın amacı, subplevral ve perifissürel nodüllerin iki yıllık yakın takip sonuçlarını incelemektir. Çalışmamızda, farklı yaş ve cinsiyet gruplarından toplam 104 hasta üzerinde yapılan bilgisayarlı tomografi taramaları kullanılarak subplevral ve perifissürel nodüllerin sıklığı, büyüklüğü ve morfolojik özellikleri incelenmiştir. Hastalar, sigara kullanımı, ailede malignite öyküsü ve eşlik eden hastalıklar açısından değerlendirilmiş, nodüllerin zaman içindeki değişimleri kaydedilmiştir. Çalışmamızda subplevral nodüllere sahip hastaların %54,8'i tek, %45,2'si birden fazla nodüle sahiptir. Perifissürel nodüller ise toplam hastaların %22,1'inde tespit edilmiştir. İlk BT ölçümünde nodüllerin medyan çapı 5,5 mm iken, iki yıl sonunda yapılan son ölçümde bu değer 5,0 mm olarak bulunmuştur. Genel nodül stabilite oranı %80,6 iken, nodül artışı %11,7, azalma %4,9 ve kaybolma %2,9 olarak gözlemlenmiştir. İki yıllık periyotta, subplevral ve perifissürel nodüller genellikle stabil seyretmiş, ancak az bir kısmında boyut değişikliği gözlenmiştir. Plevral fissürlere yakın, üçgen veya oval şekilli nodüller genellikle intrapulmoner lenf nodları olarak kabul edilir ve bu nodüllerin 6 mm'ye kadar olanları takip gerektirmez ancak bitişik fissürü aşan veya eşlik eden bir malignite bulunan durumlarda perifissüral nodüllerin takip edilmesi önerilmiştir. Araştırma bulgularımız, akciğer nodüllerinin özelliklerinin hastaların cinsiyet, hastalık durumu ve diğer klinik özelliklerine bağlı olarak değişkenlik gösterdiğini ortaya koymaktadır. Erkek hastalarda buzlu cam tipi nodüller daha sık görülürken, KOAH-astım komorbiditesi olanlarda düzensiz sınırlı, solid tümörü olanlarda ise spiküler uzantılı ve kalsifikasyon içeren nodüller daha yaygındır. Kardiyak hastalığı olanlarda nodüller genellikle periferik konumda bulunurken, diyabet hastaları arasında perifissürel konum daha sık rastlanmaktadır. Ayrıca, solid tümörlü hastaların tedaviye devam etmeme olasılıkları anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Bu hastalarda patolojik tanı alma ve nodül artışı olasılıkları da yüksektir. Solid ve düzgün sınırlı olmayan nodüller ile subsolid, pür buzlu cam, düzensiz sınırlı ve kavite özellikli nodüller, patolojik tanı alma ve tedaviye devam etme olasılıklarının arttığı durumlar arasındadır. Patolojik sonuçlara göre, %85,6'sında herhangi bir patolojik tanı yokken, %14,4'ünde patolojik bir sonuç bulunmuştur. Tanısal örnekleme sonuçlarına göre, bronkoskopik ve EBUS yöntemleri çoğunlukla nondiagnostik veya benign sonuçlar vermiş, en etkili yöntem transtorasik biyopsi ve mediastinoskopi olmuştur. Son durumda ise hastaların %51,9'u herhangi bir tedavi almaksızın takibe devam ederken, %29,8'i takipten çıkmıştır. Tanısal örnekleme yapılan hastalar, yapılmayanlara göre patolojik son tanı alma, nodül büyümesi ve tedaviye devam etme olasılıklarının daha yüksek olduğunu göstermiştir. Bulgularımız, bu tip nodüllerin yakın takibinin, potansiyel malign transformasyonları erken saptamada önemli olabileceğini göstermektedir. Çalışmamız literatüre yararlı bilgiler sağlamakla birlikte rastlantısal saptanan subplevral ve perifissürel nodüllerin takip kriterleri ve malignite riski hakkında daha fazla kanıtın olması gerektiği kanısındayız.
Yazar
Dr. Gamzenur Özbey
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Gamzenur Özbey (Tıpta Uzmanlık Tezi). İnsidental saptanan subplevral ve perifissürel nodüllerin iki yıllık yakın takip sonuçları, 2024, Akdeniz University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Akdeniz University tezlerinden daha fazlası
- Spin-1 Blume-Capel ve karma spin (1/2, 1) Ising modellerinin termodinamik geometri çerçevesinde incelenmesi(2024)
- Hava kirliliği ve kentleşme ile COVID-19 ilişkisinin coğrafi bilgisistemleri kullanılarak belirlenmesi(2025)
- Orman yangını risk alanlarının tespiti ve haritalanması: Kaş, Antalya örneği(2025)
- Christopher Marlowe'un eserlerinde değerlerin analizi(2022)
- Andriake Granarium'u ve sosyo-ekonomik etkileri(2022)
- Migrenli hastalarda transkranial ultrasonografi yoluyla beyin dokusu değişikliklerinin incelenmesi ve depresyonla ilişkisi(2023)
