Master'sOpen Access

Betrayal and paranoia in john le carré's espionage fiction: Tinker tailor soldier spy, our game and the constant gardener

2019
0 views
0 downloads
Advisor: Dr. Öğr. Üyesi Ferah İncesu

Abstract (TR)

John le Carré'nin casus romanları genellikle sadakat ve ihanet kavramlarını konu alır ve düşman figürüne karşı güçlü bir paranoya duygusunu içerir. Le Carré'nin yazınında politik ihanet genellikle kişisel ihanetle paralel olarak işlenir ve bireyin görev duygusu ile vicdanı arasındaki çatışma yaygın bir temadır. John le Carré, Soğuk Savaş döneminde kendisi de İngiliz Gizli Servisi'nin istihbarat elemanı olarak görev yapmış olan David Cornwell'ın yazınsal kişiliği için kullandığı takma addır. Yazın eleştirisinde yazarın yaşamı ile yazınsal yaratımını bağdaştırmak bir kural olmasa da, John le Carré'nin istihbarat dünyası hakkındaki birinci elden deneyim ve gözlemleri romanlarına gerçekçilik katan ve gerçekçi bir yazar olarak kendisine özgünlük kazandıran bir unsurdur. Bu çalışmanın amacı John le Carré'nin Köstebek (1974), Bizim Oyun (1995) ve Bahçıvan (2001) romanlarına yakın okuma yaparak paranoya ve ihanet unsurlarının romanların yazıldığı dönemlerin tarihi ve siyasi atmosferinin ışığında incelenmesidir. Çalışma ayrıca bu üç romanı karşılaştırarak düşman figürünün bu dönemlerdeki baskın siyasi güçlerin dönüşümüne bağlı olarak evrimini ve yazarın görev kavramına bakışının vatanseverlikten bireysel vicdana doğru değişimini de ortaya koymaktadır. Çalışma yöntemi yazarın özyaşamından yazınsal yaratımına esin veren ve romanlarına karakter ve kurgu biçiminde yansıyan kişi ve olayların bir incelemesini de kapsamaktadır. Ayrıca, Le Carré'nin kadın kahramanlarının evrimi ihanet bağlamında feminist bir bakışla değerlendirilecektir. Le Carré'nin Soğuk Savaş dönemi romanlarında karşı konamayan, yozlaştırıcı bir güç olarak sunulan komünizme karşı güçlü bir paranoya algılanır. Yazarın bu dönemdeki görev kavramı vatanseverlik ile eşdeğerdir ve romanlarında bireyin görev duygusu ile vicdanı arasında kaldığı ikilemde kazanan daima görevi olur. Yazarın Soğuk Savaş dönemi başyapıtı olan Köstebek'teki (1974) olay ve karakterlerin izleri yazarın gerçek yaşamında izlenebilir. Cambridge Beşlisi casus şebekesinin açığa çıkarılmasının hemen ardından kaleme alınan eser aynı zamanda İngiliz Gizli Servisi'nin tarihindeki en büyük ihanet olayının yarattığı travmanın yazınsal olarak yeniden analizi olarak da okunabilir. Komünizmin çöküşünden sonra Le Carré'nin eski düşmanı olan komünizm yerini yeni tehditlere bırakır. Soğuk Savaş sırasında kişilerin komünizm tehdidini uzak tutmak için verdikleri özverili çabaya tanık olan yazar, komünizmin çöküşünden sonra İngiltere'nin eski nüfuz alanlarından çekilerek buradaki etnik azınlıkları eski komünist sistemin yıkıntıları arasında yeni Rus milliyetçiliğinin merhametine terk etmesi karşısında hayal kırıklığına uğrar. Soğuk Savaş'ın bitişinin ardından yazılan Bizim Oyun (1995) aşırı milliyetçiliği yeni düşman figürü olarak sunar. Bu geçiş dönemi romanı aynı zamanda yazarın görev kavramının vatanseverlikten bireysel vicdan ve eyleme doğru evrilmesine de tanıklık eder. Başlangıçta yazarın Soğuk Savaş romanları ile aynı görev kavramını destekler gibi görünen romanda yazar öykünün sonuna doğru okuyucuya olayların diğer yüzünü göstererek sadakat ve ihanet kavramlarına bakış açılarını yeniden düşünmeye zorlar. Ülkeye tartışmasız sadakatin duyarsızlıkla eşdeğer hale geldiği bu yeni dünya düzeninde artık bireyin dünyadaki acıları göz ardı etmemek gibi vicdani bir görevi vardır. İki binlerin tek kutuplu, kapitalist dünyasında yazılan Bahçıvan (2001), kapitalizm ve ahlak kavramlarının çatışmasına odaklanan bir belgesel roman ya da tezli roman örneğidir. Yine yazarın gerçek yaşamından kişiler, gözlemler ve belgelerden esinlenen romanda duyarlı bir kadın kahramanın bu dönemde dünyayı pençesine alan rakipsiz güç olan ve paranoyaya yol açan kötülük figürü olarak komünizmin yerini alan vahşi kapitalizme karşı savaşının öyküsü anlatılmaktadır. Köhnemiş uluslararası kuruluşların çokuluslu şirketleri denetlemekte yetersiz kaldığı ve romanda örnekleri verilen insanlık suçlarının yalnızca kâr hırsıyla işlendiği bu yeni dünya düzeninde kişiler artık kurumların üzerine çıkmakta ve bireysel vicdan Le Carré'nin yazınındaki tek yol gösterici unsur olarak sunulmaktadır. Yazarın Soğuk Savaş yazınında yok edilmesi elzem bir güç olarak sunulan komünizmin aksine, bu yeni binyılda kapitalizm uygun kurumlarca dizginlenmesi gereken ve özgür bir dünya düzeni için bir alternatifi olmayan, katlanılması zorunlu bir sistem olarak sunulmaktadır. Bahçıvan aynı zamanda yazarın ilk kez kapitalizm canavarını besleyen köhnemiş erkek egemen dünya düzenine karşı duran bağımsız bir kadın karakteri öne çıkardığı roman özelliğini taşımaktadır. Öte yandan, yazarın bireysel olarak savaş veren tüm karakterlerinin amaçları uğruna ölümü yazarın daha iyi bir dünyaya ulaşılacağına dair kuşkuculuğuna da işaret etmektedir. Çalışma John le Carré'nin casusluk yazınının yazarın kişisel gözlem ve deneyimlerinden beslendiğini ve yazarın yıllar içinde dönüşüm geçiren politik tehditlere karşı değişen bakış açısını yansıttığını ortaya koymaktadır.

Author

Dr. Gamze Gül Özfırat

How to Cite

Gamze Gül Özfırat (Yüksek Lisans Tezi). Betrayal and paranoia in john le carré's espionage fiction: Tinker tailor soldier spy, our game and the constant gardener, 2019, İstanbul University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from İstanbul University