Ki̇şi̇li̇k bozukluğunun ki̇şi̇li̇k özelli̇kleri̇ni̇n semanti̇k bellekteki̇ özeti̇ üzeri̇ne etki̇si̇
2014
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Ferhan Dereboy
Özet (TR)
Kim olduğumuz, nasıl biri olduğumuz sorusuyla karşılaştığımızda, hızlı biçimde yanıt verebilmek için, yıllar içinde semantik belleğimizde oluşturulmuş olan kişilik özelliklerimize ilişkin özete başvurduğumuz bilinmektedir. Dolayısıyla sözü edilen semantik özbilgi kimlik duygumuzun köşe taşlarından birini oluşturmaktadır. DSM-5 alternatif kişilik bozukluğu modeline göre, sağlıklı kişilik yapısından sağlıksıza doğru gidildikçe, kendilik işlevlerinden biri olan kimliğin tanımında ve sınırlarında bulanıklık artmaktadır. Bu çalışmada, psikiyatrik sorunu olan hastalarda kişilik patolojisinin şiddeti arttıkça semantik bellekteki kişilik özelliklerine ilişkin özet özbilginin doğruluk (geçerlik) ve güvenilirliğinde azalma olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışmaya Adnan Menderes Üniversitesi Psikiyatri anabilim dalında yatarak veya ayaktan tedavi gören 75 hasta alınmıştır. Araştırmaya katılan her hastanın kişilik patolojisi SCID-II yapılandırılmış görüşmesi ve Kişilik İşlevsellik Düzeyi Skalası (KIDS) yardımıyla değerlendirilmiş; böylelikle DSM-III, DSM-IV/5, ICD-10 ve DSM-5 Alternatif Modele göre kişilik bozukluğu (KB) tanısı konmuştur.Ayrıca,her hastanın kendisine ve birinci derece yakınına 60 Soruluk Kişilik özelikleri listesi (KÖL-60) doldurtulmuştur. İlk uygulamadan en az bir ay sonra KÖL-60'ı ikinci kez doldurmak üzere davet edilen hastalardan 29'u bu davetimize uymuştur. Verilerin analizi aşamasında, hastanın semantik özbilgisinin geçerliğinin göstergesi olarak, hasta ve yakını tarafından KÖL-60 üzerinde yapılan derecelendirmeler arası uyuşma ve uyuşmazlığın düzeyleri belirlenmiştir. Güvenirlik göstergesi olarak da hastalar tarafından bir ay arayla yapılan iki KÖL-60 derecelendirmesi arasındaki uyuşma ve uyuşmazlık düzeyleri belrilenmiştir. Hem geçerlik hem güvenirlik için uyuşma düzeylerinin belirlenmesinde Pearson korelasyon analizinden, uyuşmazlık düzeylerinin belirlenmesinde derecelendirmeler arasın fark skorları ve fark skorlarının kareleri toplamından yararlanılmıştır. DSM-III, DSM-IV/5, ICD-10 ve DSM-5 Alternatif Modele göre konulan KB tanıları arasındaki uyuşma kappa (κ) istatistiği yardımıyla incelenmiştir. DSM-5 KB tanı gruplarında geçerlik ve güvenirlik göstergeleri ayrı ayrı hesaplanmış, gruplar arasında geçerlik yönünden yapılan karşılaştırmalarda varyans analizinden yararlanılmıştır. Kişilik patolojisinin ağırlığının özbilginin geçerlik ve güvenirliğini ne ölçüde yordadığını incelemek amacıyla, geçerlik/güvenirlik göstergelerinin her birinin ayrı ayrı bağımlı değişken olarak sokulduğu, SCID-II ve KIDS toplam skorlarının bu sırayla bağımsız değişken olarak sokulduğu bir dizi hiyerarşik çoklu regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Tanısal değerlendirmeler sonunda, DSM-5 genel tanı ölçütlerine göre 75 hastanın 39'unun (% 52) KB tanısı aldığı belirlenmiştir. Bu tanılar ile DSM-5 alternatif modele göre ve ICD-10'a göre konulan KB tanıları arasındaki uyuşmanın yüksek (sırasıyla κ = 0.76 ve 0.84); DSM-III-R'a göre konulan tanılar arasındaki uyuşmanın orta düzeyde (κ = 0.47) olduğu belirlenmiştir. Geçerlik göstergesi olarak her bir hasta için ayrı ayrı hesaplanan korelasyon katsayılarının KB tanısı alan gruptaki ortalamasının (r = 0.41) KB tanısı almayan grup ortalamasından (r = 0.53) anlamlı düzeyde düşük olduğu belirlenmiştir (F1, 73 = 4.52, p < 0.05, η2 = 0.06). Diğer yandan denekler için ayrı ayrı hesaplanan fark skorlarının kareler toplamı açısından KB tanısı alan grup ortalamasının KB tanısı almayan grup ortalamasından anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir (F1, 73 = 12.83, p = 0 .001, η2 = .15). Bu iki analizde geçerlik göstergeleri üzerinde gözlenen tanı gruplaşmasının etkileri sırasıyla orta ve büyük boyda bulunmuştur. Özbilginin geçerlik ve güvenirlik göstergelerinin bağımlı değişken olarak sokulduğu dört ayrı regresyon analizlerinin sonuçları, KIDS skorlarının tüm göstergeler üzerinde küçük boyda (R2= 0.05 ile 0.09 arasında) yordayıcı etkisi olduğunu ortaya koymuştur. Bu etki geçerlik göstergelerinin sokulduğu 75 derecelendirme çiftine (hasta ile yakını) ilişkin verilere dayanan analizlerde anlamlı düzeyde bulunurken, güvenirlik göstergelerinin sokulduğu 29 derecelendirme çiftine (test - retest) ilişkin verilere dayanan analizlerde anlamlı düzeyde bulunmamıştır. Regresyon analizilerine ikinci sırada bağımsız değişken olarak sokulan SCID-II toplam skorunun hiçbir gösterge üzerinde yordayıcı etkisi gözlenmemiştir. Nörotik düzeyde yakınmaları olan karışık psikiyatri hastalarla yapılan bu çalışmanın bulguları, kişilik bozukluğu olanların özbilgilerinin doğruluğunun (geçerlik) kişilik bozukluğu olmayanlardan daha düşük olduğunu; KIDS ile değerlendirilen kişilik işlevlerindeki bozulma ile özbilginin geçerlik ve güvenirliğindeki azalma arasında doğrusal bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. İleride yapılacak çalışmalar; bu çalışmada gözlenen istatistiksel ilişkinin doğrulanması, klinik öneminin ve özellikle psikoterapötik açılımlarının anlaşılması açısından değerli olacaktır.
Yazar
Dr. Çiğdem Kırcı Dallıoğlu
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Çiğdem Kırcı Dallıoğlu (Tıpta Uzmanlık Tezi). Ki̇şi̇li̇k bozukluğunun ki̇şi̇li̇k özelli̇kleri̇ni̇n semanti̇k bellekteki̇ özeti̇ üzeri̇ne etki̇si̇, 2014, Adnan Menderes University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Adnan Menderes University tezlerinden daha fazlası
- Bafa Gölü balıklarında helmint türlerinin ve yaygınlıklarının belirlenmesi(2014)
- Boranların karboksilik asit türevlerinin sentezi ve karakterizasyonu(2013)
- Yeni skuar esteramid maddeleri(2013)
- Türkiye'de aracı kuruluşların gelişimi ve yatırımcıların aracı kuruluş seçimine etki eden unsurlar: Bir faktör analizi uygulaması(2013)
- Köpeklerde intraabdominal lezyonların ultrasonografik değerlendirilmesi(2013)
- Türk sağlık reformları kapsamında sağlıkta dönüşüm programının incelenmesi(2013)