Yüksek LisansAçık Erişim

Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin bildirim yoluyla sona ermesi (TBK m. 347)

2018
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. Arzu Arıdemir

Özet (TR)

Çalışmamızda konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin bildirim yoluyla sona ermesi incelenmiştir. Bu kapsamda öncelikle, Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerine özgü hükümlerin, uygulama alanının sınırları belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla Türk Borçlar Kanunu'nun 339 uncu maddesinde yer alan kavramlar üzerinde durulmuş, konut ve çatılı işyeri kavramları açıklanmıştır. Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinin konusunu, bir taşınmaz yapının oluşturacağı sonucuna varılmıştır. Konutun, mahiyeti gereği üstünün ve etrafının kapalı olacağı; ilgili hükümde "çatılı" sıfatının kullanılmamasının, (konut kirasını oluşturacak) konutun üstünün açık olabileceği anlamına gelmediği tespit edilmiştir. Çalışma konumuzun sınırlarını belirleyen konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin genel esasları itibarıyla açıklanmasının ardından, bu tür kira sözleşmelerinin bildirim yoluyla sona ermesi üzerinde durulmuştur. Türk Borçlar Kanunu'nun bu sona erme şeklinin düzenlendiği 347 nci maddesinde yer alan bildirimin, bir fesih bildirimi niteliğinde olduğu ve söz konusu bildirimin ancak sürenin dolması şartıyla birleşerek sözleşmeyi sona erdirebilmesinin bu hukuki niteliğe engel olmayacağı sonucuna varılmıştır. Ardından belirli süreli konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinde kiracının ve kiraya verenin bildirimi, şartlarıyla birlikte ayrı ayrı incelenmiş, özellikle bildirimde bulunabilecekleri süre üzerinde durulmuştur. Kiracının on beş günlük bildirim süresinin kısaltılabileceği ancak uzatılamayacağı sonucuna varılmış; Yargıtay kararlarının da genel olarak bu doğrultuda olduğu tespit edilmiştir. Kiracının fesih bildiriminde bulunmaması sonucunda kira süresinin bir yıl uzamasının, yeni bir kira sözleşmesinin meydana gelmesi anlamına gelmeyeceği ortaya konmuştur. Bu kira süresinin uzamasının, önceki dönemde kararlaştırılan teminatlar üzerindeki etkisi tartışılmıştır. Kiraya verenin fesih bildirimi ile kira sözleşmesini sona erdirebilmesi için tamamlanması gereken on yıllık uzama süresinin başlangıç anı tartışılmıştır. Bu konuda Yargıtay kararlarına da yer verilerek on yıllık sürenin, belirli kira süresinin dolmasının ardından işlemeye başlayacağı; kira süresinin, bu on yılın hesabında dikkate alınmayacağı sonucuna varılmıştır. Ayrıca söz konusu on yıllık süre düzenlemesinin (TBK m. 347) hukuki niteliği tartışılmış ve kamu düzenini sağlamaya yönelik bir amaçla getirilmiş mutlak emredici bir hüküm olduğu sonucuna varılmıştır. Belirsiz süreli konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinde de kiracının ve kiraya verenin bildirimi ayrı ayrı şartlarıyla birlikte ele alınmış, özellikle bildirimde bulunabilecekleri süre üzerinde durulmuştur. Altı aylık yasal fesih dönemi ve üç aylık yasal fesih bildirim süresi, örnekler üzerinden açıklanmıştır. Üç aylık yasal bildirim süresinin taraflarca uzatılmasının, kiracının feshinde kabul edilemezken; kiraya verenin feshinde kiracının aleyhine bir durum oluşturmadığından dolayı kabul edilebileceği sonucuna varılmıştır. Son olarak fesih bildiriminin yazılı şekilde yapılması gerektiği, bu şeklin bir geçerlilik şekli olduğu ve uyulmamasının kesin hükümsüzlüğü doğuracağı anlatılmıştır. Ardından aile konutu kavramı üzerinde durularak, kiralananın bir aile konutunu olması durumuna bağlanan hukuki sonuçlar açıklanmıştır.

Yazar

Dr. Aylin Hekim

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Aylin Hekim (Yüksek Lisans Tezi). Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin bildirim yoluyla sona ermesi (TBK m. 347), 2018, İstanbul University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

İstanbul University tezlerinden daha fazlası