L'art performance en Turquie à la lumière des théories post-structuralistes et féministes
2019
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Ali Ergur
Abstract (TR)
Bu yüksek lisans araştırma tezinin amacı, Türkiye'de performans sanatı alanında öncü işleri ile yer almış üç sanatçının, Nil Yalter, Şükran Moral ve Nezaket Ekici'nin, performatif yapıtlarını post-yapısalcı ve feminist teoriler ışığında analiz etmektir. Tezimizde, Türkiye'de ancak 90'lı yıllar itibariyle görülmeye başlanan, ancak Avrupa'da ilk örneklerinin aksiyon resmine (20. Yüzyılın başı) dayandırıldığı, bir kavramsal sanat türü olarak kabul edilen performans sanatının ilk temsilcileri olan üç sanatçıya odaklanılmıştır. Araştırmamız Türkiye'de performans sanatının izini sürmek üzere, Türkiye kökenli sanatçı Nil Yalter'in 1970'ler itibariyle Fransa'da gerçekleştirdiği video-performanslarına, 90'lar itibariyle Türkiye'de performanslar gerçekleştiren Şükran Moral ve Nezaket Ekici'nin işlerine odaklanmıştır. Bu üç sanatçının performanslarında post-modern dönem ve düşüncenin, post-yapısalcı ve feminist eleştirinin ipuçlarını elde etmek amacıyla araştırma tasarlanmış ve yapıtlar bu düşünsel arka plan ile analiz edilmiştir. Performans sanatı ve feminist eleştiri konusuna kısaca değinecek olursak: Performans sanatı 60'lar itibariyle ortaya çıkan ilk halleri ile toplumsal muhalefet içinden filizlenmiştir. İlk örnekleri Allan Kaprow'un 1959'dan itibaren gerçekleştirdiği happening'lere, Yves Klein'ın 1960'lardaki performanslarına, Joseph Beuys'un dönemin toplumsal muhalefeti içinde gelişen 1960 ve 70'lerde gerçekleştirdiği performanslarına dayanır. Bedene odaklanan performanslarda çoğu zaman, kültür/doğa (akıl/beden) ikiliğinde kültüre atfedilen hiyerarşik üstünlüğe karşı bedene, toplumsal normları bedenin sınırsız imkânıyla aşma deneyimine öncelik verilmiştir. Bu izleği takip eden sanatçılar, gerçek bir deneyim yaşamak ve sanatçı-izleyici arasındaki sınırları yıkmak için zihinsel ve bedensel olarak oldukça zorlayıcı birçok performans gerçekleştirmiştir. Fakat beden sadece bu ikilikleri sorgulamak amacıyla sınır deneyimlerin öznesi haline getirilmez. 1960 sonrası gerçekleştirilen performanslarda bedenin sorunsallaştırılması çok çeşitli başlıklar halinde incelenmiştir. Feminist sanatçıların 60'lı yıllardan itibaren performansı başlıca ifade aracı olarak kullanmaları performans sanatının gelişim damarlarını oluşturur. Kadının sanatta, sanat tarihinde, sanat kurumları ve müzelerinde yeterli ve doğru bir temsille yer almadığı; kadın sanatçıların dışlandığı, ötekileştirildiği ve yok sayıldığı düşüncesinden, erkek egemen sanat anlayışına karşı bir tavır olarak doğan feminist sanat, estetik bir yaklaşım olmakla birlikte aktivizmin de içinde yer aldığı dönüştürücü bir politik tavrı kapsamıştır. Dolayısıyla feminist sanatla güçlü bağlar içinde gelişen çoğu performans sanatı pratikleri sanat tarihinin eleştirisi ve ötekileştirmenin kaynağı olarak toplumsal tarihin eril kimliğine eleştirileri içermiştir. Araştırma tezimizde bahsi geçen üç sanatçıya odaklanmamızın birkaç sebebi vardır: Öncelikle üç sanatçıda da post-yapısalcı feminist bakış açısının performatif yapıtlarında kavramsal arka planı büyük oranda oluşturduklarını görmek mümkündür. Diğer yandan Türkiye'de sınırlı örneklerini gördüğümüz bu alanın öncüleri niteliğindedirler. Ayrıca Avrupa'da 1968 sonrasında güçlenen post-modernizmin etkileri, Almanya, Fransa ve İtalya'da sanat eğitimi almış olan bu üç sanatçıyı büyük oranda etkilemiştir. Bu nedenle sanatçıların performatif yapıtları, post-modern dönemin etkileri ve post-yapısalcı teorilerle bağlantı kurarak, içerik analizi yöntemiyle irdelenmiştir. Araştırma kapsamında temel olarak içerik analizi yöntemiyle, görsel ögeler analiz edilmiştir. Sanatçıların performatif yapıtlarına tekrar sergilendikleri video halleri ile ya da Nil Yalter'in yapıtlarında olduğu gibi ilk çıkışı itibariyle video-art, enstalasyon gibi çeşitli disiplinleri içeren asıl halleri ile erişim sağlanmıştır. Sanatçılara ilişkin retrospektif sergiler ve bu sergilere ilişkin kitaplar, yapıtlar konusunda diğer yararlanılan kaynaklardır. Araştırmanın sosyolojik çerçevesini kurarken, birinci bölümde, 1960'lar itibariyle toplumsal düşüncede modern dünyadan post-modern döneme geçişi işaret eden, toplumsal ve düşünsel değişimin izlerini sürebileceğimiz çalışmalara odaklanılmıştır. İkinci bölümde ise kuramsal çerçeveyi oluşturacak post-yapısalcı düşünceye yer verilmiştir. Kuramsal çerçeveyi oluşturmak için daha çok beden ve iktidar ilişkilerine, bedenin iktidar araçları ile toplumsal inşasını merkezine alan özne kuramına ve post-yapısalcı eleştiriye odaklanılmıştır. Bu kapsamda Foucault'cu düşünce ve post-yapısalcı feminist düşünce incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise post-yapısalcı eleştiri ışığında Nil Yalter, Şükran Moral ve Nezaket Ekici'nin performatif yapıtları çeşitli başlıklar altında incelenmiştir. Daha ayrıntılı bakacak olursak: İlk bölümde, Guy Debord'un, toplumsal yaşamın bir gösteriye ve imajlar bütününe dönüştüğüne işaret eden "gösteri toplumu" kavramı ve 80'ler itibariyle Baudrillard'ın sosyal gerçekliğin yerini alan imajlar sistemini anlatmak için kullandığı, orijinal gerçekliğin artık var olmadığı kopyanın kopyası anlamında kullanılan simulacre kavramı etrafında kültürel değişimin izleri sürülmüştür. Nitekim, performans sanatı, bir imajlar yığınına dönüşmüş ve birbirini tekrar eden, artık yeni bir üretimden ziyade röprodüksiyonların hâkim olduğu modern sanatın durağanlığına eleştiri olarak doğmuştur. Performans sanatı ile birlikte iki boyutlu istikrarlı sanat yapıtları yerini, bedenin malzeme olarak seçildiği, eylem ve aksiyona odaklı yeni bir türe bırakır. Mekânsallaşmış, sabit olan ve diğer yönü ile son derece ticarileşmiş sanat yapıtları yığınına eleştiri olarak doğan performans sanatı, tam da yukarıda belirttiğimiz dönemin kültürel ve düşüncel ortamına, sanat içinden bir eleştiri olarak doğmuştur. Bu bölümün ikinci kısmında ise, büyük oranda 1960'lar itibariyle ortaya çıkan, beden konusuna, toplumsal cinsiyete ve bedenlerin sosyo-politik inşasına odaklanan post-yapısalcı teorilere odaklanılmıştır. Bu bölümde Foucault'nun ifadesiyle disiplinci toplum'da özne ve iktidar ilişkisine, bedenin iktidar teknikleri ile uysallaştırılmasına, bedene dayalı politikalara, biyo-politika kavramına, özneleştirme pratiklerine odaklanılmıştır. Disiplin toplumunun kapalı sistemlerden (hapishane, kışla, okul, fabrika gibi) oluşan iktidar mekaniği incelenmiştir. Sanatçıların hapishane, genelev, harem gibi kapatılma mekânlarını merkeze alan yapıtları inceleneceği için bu bölümde Foucault'nun "disiplin toplumu" kuramı, bedenlerin uysallaştırılması ve biyo-politika kavramlarına yer verilmiştir. Bu bölümün üçüncü kısmında ise, 1960'lar sonrasında ortaya çıkan, ilk kuşağın toplumsal ve siyasal kimlik taleplerine, çizgisel zamanın tümden reddedilmesini ve "kültürün geçmişte dilsiz bıraktığı özneler arası (intersubjective) ya da bedensel deneyimlere bir dil kazandırma çalışmasını" ekleyen ikinci kuşak feminizme odaklanılmıştır. Postyapısalcı feminist yazarlar H. Cixous, L. Irıgaray ve J. Kristeva psikanalize, kadının sembolik düzende sorunlu ya da eksik varoluşuna eleştiriler getirirler. Sadece yapısalcılığı değil, fallosantrik ve logosantrik Batı düşüncesini tümüyle eleştirip, bedeni ön plana çıkarırlar. Cixous psikanalizi, cinsiyet farkını anatomiye bağladığı için reddederken, L. Irigiray Freudçu psikanalize önemli eleştiriler getirmiştir. Kristeva ise Freud ve Lacan'ın teorilerinde kadın rolünün sorunlu varlığına ve kadınların sembolik düzenin dışına atıldığına vurgu yapar. Bu üç yazarın kadının tarihsel tutsaklığından, fallus ve logos merkezli kültürden kurtuluşu için öne sürdükleri, kaynağını bedenden alan bedensel başkaldırıyı ifade eden dişil yazın (écriture féminine) kuramı ayrıntılı olarak incelenmiştir. İkinci bölümde, 'sanat tarihinde eril tahakküm: sanat tarihinin performatif eleştirisi', 'dişil yazın ya da bedensel yazı', 'bedenin kapatılmasına ya da pasifleştirilmesine direniş olarak eylemci beden' başlıkları altında, Nil Yalter, Şükran Moral ve Nezaket Ekici'nin bu temalar etrafında konumlanan performatif yapıtları analiz edilmiştir. Bu sanatçılar performansları sırasında genellikle kendi bedenlerini kullanmışlardır, burada beden, eylemin -ya da performansın- failidir. Yani toplumsal süreçlerle, iktidar mekanizmalarıyla pasifleştirilmiş bedenin, kendine has estetik bir direnişi gerçekleştirilir. Dolayısıyla, -Foucault'ya ithafen söylenirse- bu çalışmada 'baskı' kavramı hep 'direnme' kavramıyla bir arada düşünülmelidir. Performans sanatı da özellikle 1970'li yıllardan sonra, feminist ve post-yapısalcı teorinin etkisiyle, sanat tarihine (ve genel olarak tarihe), toplumsal ilişkilere yerleşmiş eril hakimiyete karşı geliştirdiği örnekleriyle bu çalışmada yer almıştır. Bölüm boyunca, ilk iki bölümde oluşturulan kuramsal çerçeveden yararlanılarak sanatçıların yapıtları ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. 'Sanat tarihinde eril tahakküm: sanat tarihinin performatif eleştirisi' kısmında, feminist sanatın da etkisiyle çağdaş sanatın temel meselelerinden biri haline gelen, sanat tarihinin eril inşası, Büyük Sanatçı miti, Büyük Sanatçıların daima erkek olması sorunsalı ve kadının sanat izleyicisi karşısında pasif bir bakış nesnesine indirgenmiş olması konularına odaklanan yapıtlar incelenmiştir. Bu kısımda, Nil Yalter'in 1980 yılında gerçekleştirdiği Harem isimli, yaklaşık bir saat süren video-performansının çeşitli bölümlerinden bu başlık altında tartışılabilecek kısımları ele alınmıştır. Daha sonra, Şükran Moral'ın, Büyük Sanatçı mitini ve kadınların sanat izleyicisi karşısındaki pasifleştirilmiş konumunu eleştirdiği, Artist (1994), Sanat Tarihine Güvenmeyiniz (1995) ve Speculum (1997) isimli yapıtları analiz edilmiştir. Son olarak Nezaket Ekici'nin Form It Able (2010), Fontaine (2003), Blind (2007) ve Upside Down (2009) isimli yapıtlarında sanat tarihinin eril inşasına yöneltilen eleştirel unsurlar incelenmiştir. 'Dişil yazın ya da bedensel yazı' kısmında, ele alınan "Ecriture féminine" kuramı bağlamında üç yapıt incelenmiştir. İlk olarak, Nil Yalter'in kadının cinsel özgürleşmesine ket vuran ve onu metalaştıran eril geleneği eleştirdiği, René Nelli'nin Erotique et Civilisation isimli, kadın sünnetine dair etnografik çalışmasından alıntıladığı metni oryantal müzik eşliğinde göbek deliğinin çevresine yazdığı La femme sans tête ou la dance du ventre (1974) isimli yapıtı analiz edilmiştir. Bununla birlikte, Nezaket Ekici'nin Lifting a Secret (2007) ve Emotion in Motion (2000) isimli yapıtları incelenmiştir. Bu performanslarda, bedenin yazıyla ilişki içerisinde kullanılması, beden ve yazı üzerindeki erkek egemenliğinin performatif olarak kesintiye uğratılması, böylece, dişil yazın kuramının sanatsal eleştiriyle ilişkisine odaklanılmıştır. 'Bedenin kapatılmasına ya da pasifleştirilmesine direniş olarak eylemci beden' kısmında ise, Disiplin ve Denetim Toplumu çözümlemeleri, biyo-politika kavramı ve özne kuramı çerçevesinde okunabilecek, kapatılma, uysallaştırma ve marjinalleştirmeye karşı bir direniş alanı yaratan performatif yapıtlar analiz edilmiştir. Öncelikle Nil Yalter'in Osmanlı saraylarında kadınların kapatıldığı bölmesi olan haremi metaforik olarak ele aldığı, "mekânın organizasyonu"na odaklanarak disciplinaire bir kapatılma mekanı olarak kurduğu ve mekânı bir direniş alanına dönüştürdüğü yapıtı, Harem (1980) analiz edilmiştir. Sonrasında ise, sanatçının, Paris'te 1830 yılında panoptik bir mimari ile kurulan ve ilk kadınlar hapishanesi olan La Roquette'i konu aldığı, mahkûmların deneyimlerine odaklanan La Roquette, prison de femmes (1974) isimli video-performansı incelenmiştir. Son olarak Nezaket Ekici'nin Sinop Cezaevi'nde kadınlar koğuşunda gerçekleştirdiği, bedensel acıya odaklanan, hem mahkûmiyeti hem de özgürleşmeyi deneyimlediği Atropos (2006) performansı bu bağlamda incelenmiştir. Sonuç olarak bu araştırma, performans sanatını bedeni merkezine alan tarihsel-toplumsal ilişkiler bütünüyle anlamayı ve zamanın ruhundan bağımsız sanat disiplininin imkânsızlığı, hatta sanatın dönüşümü nedeniyle artık her zamankinden daha çok toplumsallaşmış bir sanat disipliniyle karşı karşıya olduğumuzu ortaya koymaya çalışmıştır. Bu bağlamda performans sanatının da aynı zamanda bir toplumsal başkaldırı alanı yaratma işlevi üzerinde durulmuştur. Nihai olarak araştırmamızın, 1960 sonrası toplumsal ve düşünsel dönüşümle odağa alınan "beden" kavramının, performans sanatında da merkeze alınması ve sanatsal-toplumsal eylem alanına dönüştürülmesini analiz etmesi açısından, bedeni merkezine alan sanatsal ve sosyolojik araştırmalar için yöntemsel ve sosyolojik bir temel oluşturma işlevini yerine getirmeye çalışmıştır. Anahtar kelimeler : Performans sanatı, post-modernizm, post-yapısalcılık, feminizm, toplumsal cinsiyet, sanat tarihinin feminist eleştirisi, sanatsal yapı-bozum, dişil yazın, bedenin uysallaştırılması, bedensel direniş.
Author
Dr. Nurdan Durmaz
How to Cite
Nurdan Durmaz (Yüksek Lisans Tezi). L'art performance en Turquie à la lumière des théories post-structuralistes et féministes, 2019, Galatasaray University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
