L'identité masculine dans l'œuvre de Drieu La Rochelle
2019
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Engin Bezci
Abstract (TR)
Bu tezde erkek kimliği, 1893-1945 yılları arasında yaşamış bir Fransız yazar olan Drieu la Rochelle'in çalışmalarında ele alınmaktadır. Birinci Dünya Savaşı'nda savaşmış olan bu yazar, İkinci Dünya Savaşı'nda Fransa'nın işgali sırasında Almanya'yla işbirliği yapan 'Collaboration' ile yakın bağları sebebiyle tanınmaktadır. Ayrıca, kentsoyluluğun çöküşü, toplumsal değerler ve savaş edebiyatı gibi ögeleri ele alması sebebiyle kendi kuşağı çerçevesinde sözcü kabul edilen Drieu La Rochelle, eril tüm özelliklere sahip kabul edilmesi sebebiyle 'sert erkek' (homme dur) olarak nitelendirilmiştir. Bu bilgiler ışığında ve sosyal bilimlerin var olan sorunsalı olan "erkek kimliği, krizde mi?" üzerine, Drieu la Rochelle ve onun roman karakterleriyle ilgili sorunsala şu şekilde yaklaşmak uygun olacaktır: La Rochelle'in eserlerinde erkek kimliği nasıl tasvir edilmektedir ve yazarın gerçek yaşamıyla arasında bir bağlantı gözlenmekte midir? Romandaki erkek kahramanların kimliğini belirlemek mümkün müdür ve bu roman dünyasındaki erkeklere atfedilmiş özellikler nelerdir? Sonuç olarak ise, La Rochelle'in erkek kimliğini araştıran psiko-sosyolojik çalışmalara, tarihinden çok daha önce, teorik edinim bağlamında yardımcı olduğu söylenebilir mi? Bu soruları yanıtlamak için, tezin ilk bölümünün konusu, çalışmanın devamında katkı sağlaması, yönlendirmesi ve yardımcı olması için La Rochelle'in biyografisine adanmıştır. Kentsoylu bir ailenin oğlu olan La Rochelle, küçük yaşından itibaren Napolyon destanlarıyla büyür. Annesi Eugénie Lefèvre, ekonomik refaha sahip olan bir mimarın kızıdır. Başarısız bir işadamı olan babası Emmanuel Drieu La Rochelle, ekonomik durumunu iyileştirmek için sevmeden annesiyle Eugénie ile evlenir. Büyük dedesi Jacques Drieu, 1791 - 1814 yılları arasında Devrim ve İmparatorluğun tüm kampanyalarında görev almış bir asker olarak, verdiği hizmetlerin neticesinde bu dönemde "La Rochelle" takma adını alır. Bundan sonraki bölümde ise biyografisinde kadınlarla olan ilişkileri üstünde durulmaktadır. Politik görüşleriyle de şekillenen ve değişen yazar, verdiği eserlerde kadın-erkek ilişkilerine hatırı sayılır derecede önem vermektedir. La Rochelle'in kimliğini psikanalitik bağlamda incelediğimizde, çocukluğunda ve ergenliğinde, annesiyle kopma sorununa neden olan ve hayatındaki diğer kadınlarla yüzeysel ilişkiler yaratan birçok problemi olduğu gözlemlenmektedir. Hayat hikâyesinde özellikle eşi Colette Jeramec ve sevgilisi Victoria Ocampo ile bağlantılı birçok örneğe rastlamak mümkündür. İkinci kısım olan teorik kısımda, erkeklik kavramına odaklanmadan önce, en genel anlamda kimliğin teorik temelleri üzerinde ana hatlar çizilmektedir. Bu nedenle sosyal bilimlerde kimlik sorununu analiz ederek başlamak uygun görünmektedir. Aslında, birbirinden tek başına oldukça farklı olan ve neticesinde kavramsal bir bütünlük oluşturan 'kimlik' ve 'erkeklik' mefhumlarıyla anlambilimsel ve epistemolojik düzlemde ayrı ayrı ilgilenen bir araştırma yapmak mümkündür. Bu yüzden ilk önce kimlik kavramının epistemolojik tanımıyla başlayan bölüm; akabininde sosyal bilimlerdeki uygulamaların eksenine odaklanmaktadır ve son olarak, çeşitli "toplumsal cinsiyet çalışmaları" ve bu çalışmaların geçirdiği evrimleri ele almaktadır. Bu teorik yapı çalışması, tezin açıklamayı öngördüğü Drieu La Rochelle'de karşılaşılan erkeklik unsurlarının psikokritik analizini incelemeye olanak sağlamaktadır. Tezin amacı, Drieu la Rochelle ve roman karakterlerini, kimlik yönüne dayanarak incelemektir. Bununla birlikte, paylaştığı kuşağın erkeklerinin ahlak anlayışını yansıtan biri olarak düşünülmesine ve çağdaşları üzerinde etkisi olan bir yazar olarak değerlendirilmesine rağmen, bu çalışmayı bireysel bir kimlik analizi olarak dikkate almak özellikle önemlidir çünkü sosyolojik bir analiz yapmak, istediğimiz araştırmanın sınırlarını aşacaktır. Yazar ve kahramanlarındaki bu çok sayıdaki kimliği belirlemek için öncelikle yazarın özönerme (auto-énoncée) mi yoksa başka bir sosyal bireyin hakkında önerme (énoncée) mi yaptığının bilinmesi gerekir. Her iki durumda da, bireyin bilinçsiz bir şekilde kendi kimliğini ve diğerinin kimliğini önerdiği durumlarda, incelenmeyi bekleyen farklı veriler vardır. Mucchielli'ye göre, oyuncunun kimliğinin önermesiyle bağlantılı çeşitli yapılandırmalar mevcuttur. Yukarıda belirtilen konular bağlamında, Drieu la Rochelle'i, duygusal eğitimi ve olgunlaşması açısından bir sürem üstünde gözlemlemek ilginç olacaktır. Dahası, bu gözlem doğrusal bir zaman düzleminde maruz kaldığı değişikliklerin varlığını veya yokluğunu daha iyi belirlemek için elzemdir. Ayrıca, başkalarının gözünde onun değer duygusunu keşfederek, onun kadınlarla ilişkisel gelişiminde toplumsal ve kişisel arzulara ilişkin değerini belirlemeye çalışmak tezin ayrı bir inceleme alanıdır. Bu noktaların haricinde, kendisiyle ailesi arasındaki ilişkisini belirlemek için, Erikson'un kavramlaştırdığı kimlik unsurlarını, babasıyla kendisi arasındaki ortak yaşamayı anlamak için ve kendisini annesine bağlayan karşılıklı bağımlılığı anlamak için kullanılması mümkündür. Analizi daha da genişletmek, Drieu La Rochelle'in kimliğinin unsurlarını içeren ögeler ve çalışılan kimliğin özgünlüğü ve nasıl adlanlandırılması gerektiğini incelemenin yanı sıra, mevzubahis kimliğin dural (statique) veya devimsel (dynamique) olup olmadığını belirleyebilmek için Ricœur ve Mucchielli gibi teorisyenlerin ve filozofların belirttiği diğer kavramları da kullanmak uygun olacaktır. Takibi olarak yine aynı bölümde, bu kez erkeklik konusu ele alınmaktadır. Konunun özüne ulaşmak için araştırmada, kadın çalışmalarıyla başlayan toplumsal cinsiyet çalışmalarının evriminin zaman çizelgesine sadık kalınmasına bir önem atfedilmiştir. Tarihsel bir bakış açısından, kadınların nasıl oy kullanma hakkına sahip olduğunu ve bu özgürleşme ve hak elde etme sürecinde yaşanan olayların, zorlukların ve yaşadıkları olası baskıların neler olduğunun açıklanması öngörülmüştür. Öte yandan, zaman içinde kaçınılmaz olarak erkek çalışmalarının oluşmasına konu olan örkekler de dahil olmak üzere bir cinsiyet çalışmasının ortaya çıkmasına duyulan ihtiyaçların nedenleri hakkındaki bilgiler açıklanmıştır- erkeklerin, varsayılan cinsiyet olarak uzun süredir kabul edilmesi onları yirminci yüzyılın ikinci yarısına kadar derinlemesine çalışmaya tabi tutulmamasına sebep olmuştur. Erkeklerin yaşadığı tüm sıkıntıların bireysel olarak kabul edilmesi ve böylece psikanalizin alanına dahil edilmesi araştırmaları kolektif düzeyden uzaklaştırıp bireysele dahil ediyor, bu ayrıcalıklı cinsiyetin toplu yapıda acı çekmediğini öne sürüyordu. 1960'lı yıllardan itibaren araştırmacılar, erkekleri toplu halde sosyo-psikolojik eğilimlerine göre tanımlamaya başladılar. Bu çalışmada altmışlardan seksenli yıllara kadar oluşturulan "sert erkek" (homme dur), "zarif erkek" (homme doux) ve "zayıf erkek" (homme mou) gibi yeni kavramlar üreten erkek teorileri tercih edilmektedir. Teorik kısmın son bölümünde amaç, çalışmayı psikolojik unsurlara dayandırarak, kimlik ve erkeklik kavramlarının daha iyi tanınabilinmesi, onları aynı anda eril kimliğe ilişkin belirli bir kavramla ilişkilendirmek için kümeler halinde gruplandırılmasıdır. Drieu La Rochelle'deki psikolojik unsurları gözlemlemek için psikokritik araçlar özellikle pratik görünmektedir, ancak Freud'un psikanalitik analizinden ödünç alınan etmenlerin yardımı olmadan bu analizin yapılması mümkün görünmemektedir. Buna rağmen, her ne kadar Freud'un psikanalizinden yardım alınsa bile bu çalışmanın psikolojik ya da psikiyatrik bir iyileştirme gayesinin bulunmadığının altını çizmek gereklidir. Başlangıç olarak, psikokritik analizine hizmet eden psikanalitik temelleri ele almak gerekir. Freud'un temel fikri, bilinç çalışması bölümünde bulunur ve üç temel kavramla şekillenir: bilinçdışı (Id), bilinçaltı (Ego) ve bilinç (Superego). Bu araştırma için, yazarın bilinçaltının (Id) ele alınması gerekmektedir. Bunların haricinde tezde bahsedilen anneyle kopuş olgusunun üstüne eğilmek için, hadım kompleksi ve Œdipus kompleksi de bu bölümde ele alınmış, psikolojinin alanına geçmeksizin ana hatlarıyla anlatılmaya çalışılmıştır. Sonrasında, Charles Mauron'un tezin üçüncü bölümünün yöntemsel altyapısını oluşturan psikokritik teorisine göre, çalışmanın operasyonu dört aşamadan oluşur. Çeşitli metinlerin benzerlik durumuna göre bir araya kümelendirilmesi, saplantı ağlarının (réseaux obsédants) izlenmesi, kişisel mitlerin (mythes personnelles) elde edilmesi ve yorumlanması ve son olarak ortaya çıkan bilinçdışı mitler ile yazarın otobiyografik yakınlığının kontrolü. Üçüncü bölümde, Drieu la Rochelle'in eserleri, onun erkek kimliğini ve karakterlerini belirleyebilmek için ele alınmaktadır. İlk olarak, Mauron'un "sosyal ben" (moi social) ve "yaratıcı ben" (moi créateur) terimlerini inceleyerek, kurgusal eserde biyografinin nasıl bulunduğu analiz edilmektedir. Bu analizi takiben otobiyografide varolan cinsel itirafın nedenlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Philippe Lejeune'ün belirttiği gibi, bir yazarın cinselliğini telaffuz etmek için bu arzuyu otobiyografi şeklinde açık veya örtük bir şekilde dile getirme eğiliminde olmasının çeşitli nedenleri vardır. Drieu la Rochelle, Gilles ve Rêveuse bourgeoisie romanlarında, otobiyografik unsurların bulunmadığını belirttiğinden, yazarın saplantı ağlarını ve kişisel mitlerini ve mevcut tekrarları belirlemek için bu iki romanın seçilmesi öngörülmüştür. Amaç, kendinden etmenlerin romanlarında olmadığını bildirmesinin bilinçaltı düzeyde daha çok tekrarla karşılaşabilme potansiyelidir. Bu belirlenmiş romanların incelenmesinden sonra, seçilen mitlerin sonucu şu şekildedir: sadizm, faşizm, kadın ve para, savaş ve fiziksel görünüm, cinsellik ve eşcinsellik ve son olarak ebeveynler. Bu mitlerin incelenmesinde ise onları destekleyen diğer her türlü eserinden faydalanılması gerektiği düşünülmektedir. Bu bağlamda, eserlerinde bu konuları destekleyen olaylara ve ifadelere yer verilmiştir. Özellikle romanın kahramanı veya yan karakterlerinde Drieu La Rochelle'in kendi hayatını destekleyecek ögeler aranmış ve ilk bölümde ele alınan otobiyografi bağlamında bu ortaya çıkan mitlerin hangi oranda kendi hayatıyla bağlantıda olduğu ortaya konmak istenmiştir. Bu araştırmanın sonucunda Drieu La Rochelle'in romanlarında kendi karakterlerinde gömük bir yapıda bulunduğu gözlemlenebilmektedir. Bu gözlemin sebebi, romanlarında bulunan ve çıkarılan her mitin Drieu La Rochelle'in hayatıyla doğrudan bir ilişkide olmasıyla alakalıdır. Sonuç olarak, çalışmadan şu hükümlere ulaşılabilir: Drieu la Rochelle, karakterlerinin kimliğini önerdiği durumda bile aslında romanlarında bulunan kahraman ve karakterlerde bulunarak bir özönerme yapmaktadır. Önerme ve özönermenin çeşitlerini incelemek gerekirse uyum ve ayrılıklardan yola çıkarak şunu ifade etmek doğru olacaktır: yazın dünyasında La Rochelle'in karakterleri hiçbir cinsel sorun izine sahip değildir. Bu yüzden romanlarında sunulan kimlik (identité présentée) bulunduğundan bahsedilebilmektedir. Ayrıca, Erikson tarafından sunulan ve kimlik çalışması doğrultusunda kişinin kendini belirli bir kimliğe ait hissetmesinden bahsedebileceğimiz kategorilerin tamamının noksanlığı gözlemlenmiştir. Bu eksiklik, kimliğin Drieu la Rochelle için tanımlanmış bir unsur olmadığını göstermektedir. Kendisi için bu denli bulanık görünen bir sınıflandırmada, kendini konumlandıramadığı için intihar ettiğini düşünmek muhtemeldir. Ek olarak, erkek çalışmalarına göre, 80'lerde o zamanın erkeklerini tanımlamak için Danimarka'da tanımlanmış bir teori olan 'zayıf erkek' (homme mou) in, Drieu La Rochelle'de de bu bozuk kimliği çerçevesinde bulunduğu söylenebilir. Dahası, sözü geçen erkek çalışmalarının kuramsallaşmasından çok daha önce bile, bu "zayıf erkek" in iki savaş arasındaki dönemde La Rochelle'de mevcut olduğundan bahsedilebilmektedir. Her ne kadar iki dünya savaşı ile birlikte, kadınların haklar kazanması üstüne hegemonik tahtı sarsılan erkek, savaşçı kimliğiyle yerine tekrar oturduğu ve sağlamlaştırdığı konumu ile dönemin "sert erkek" teorisiyle birlikte anılsa bile, mevcut durumun her zaman böyle olmadığı ve iki dünya savaşı arası süreçte, ne zaman başladığı çalışmanın konusunu aşmakla birlikte, 'zayıf erkek' kavramının mevcut olduğu sonucuna varılabilmektedir. Bununla birlikte, gelecekteki çalışmalar, erkeklerin 21. Yüzyıl kimlik kriziyle yüz yüze bırakan kronolojik, tarihsel ve evrimsel süreçlerin daha iyi anlaşılması için faydalı olacaktır.
Author
Dr. Beren Şimşek
Institution
How to Cite
Beren Şimşek (Yüksek Lisans Tezi). L'identité masculine dans l'œuvre de Drieu La Rochelle, 2019, Galatasaray University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
