Meme cerrahisi sonrası seroma gelişiminde nütrisyonun önemi
2013
0 views
0 downloads
Advisor: Yrd. Doç. Dr. Aykut Soyder
Abstract (TR)
Amaç: Meme cerrahisi sonrası seroma gelişiminde nütrisyonun öneminin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Yöntem ve Gereçler: Bu deneysel çalışmanın Adnan Menderes Üniversitesi veterinerlik fakültesi laboratuarında, 300-350 gr ağırlığında erişkin Wistar Albino cinsi 40 rat kullanıldı. Anestezi amacıyla ketamin (30 mg/kg) ve xylazin (8 mg/kg) kullanıldı. Ratlar rastgele 10 arlı 4 eşit gruba bölündü. Sternal çentikten ksifoide uzanan orta hat insizyonu sonrası cilt, cilt altı flebi toraks duvarından dekole edilip, major pektoral kas toraks duvarından diseke edildi. Bu aşamada brakial pleksus, brakial ven ve aksiller arter görülerek korundu. Bu oluşumlar korunarak aksiller fossadaki lenf nodülleri ve yağlı gözeli doku diseke ve eksize edildi. Daha sonra major pektoral kas bağlandığı yerden 4/0 ipek sütürler ile bağlanıp eksize edilerek işlem tamamlandı. 1.grup kontrol grubu olup preoperatif 7 gün boyunca normal rat gıdasıyla beslendi ve 7. gün pektoral major kas eksizyonu ve aksiler diseksiyon yapıldı, 2. grup preoperatif 7 gün boyunca kontrol grubunun %70' i kadar beslendi ve 7. gün pektoral major kas eksizyonu ve aksiler diseksiyon yapıldı, 3. grup 7. gün boyunca preop proteinden zengin diyetle beslendi ve 7. gün pektoral major kas eksizyonu ve aksiler diseksiyon yapıldı, 3. grup 7. gün boyunca preop proteinden zengin diyetle beslendi ve 7. gün pektoral major kas eksizyonu ve aksiler diseksiyon yapıldı, 4. grup preoperatif 7 gün ve postop 10. gün boyunca proteinden zengin diyetle beslendi ve 7. gün pektoral major kas eksizyonu ve aksiler diseksiyon yapıldı. Ratlara postoperatif 1. günden itibaren postoperatif 10. güne kadar 1. gruba normal rat gıdası, 2. gruba kontrol grubunun %70' i kadar normal rat gıdasıyla, 3. gruba normal rat gıdası ve 4. gruba proteinden zengin gıda verilip, tüm işlemlerin sonrasında postoperatif 10. gün ratlar sakrifiye edilerek seromalar ve doku örnekleri alındı. Daha sonra seroma miktarları ölçüldü ve seroma sıvılarında inflamasyon parmetrelerinden akut faz reaktanı olan IL-1ßeta ve damar proliferasyonu ve anjiyogenezin temel parametresi olan Vasküler Endotelyal Growth Faktör (VEGF) incelendi. Bulgular: PP-Kontrol grupları arasında (p=0,012), PP-M grupları arasında (p=0,011), P-M grupları arsında (p=0,047) seroma düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı. Kontrol grubunun seroma miktarları ortancası 1,5 (1-2,5) ml, malnütrisyon grubunun seroma miktarları ortancası 1,5 (1-2,75) ml, preop proteinden zengin diyetle beslenen grubun seroma miktarlarının ortancası 1 (0,5-1) ml, preop, postop proteinden zengin diyetle beslenen grubun seroma miktarlarının ortancası 0,75 (0,5-1) ml olarak bulundu. Bu değerlere göre proteinden zengin diyetle beslenen grupların seroma volümleri anlamlı olarak düşük bulundu. (p=0,001 ) Gruplar arasında VEGF düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. (p=0,183) Gruplar arasında VEGF düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. (p=0,194) M-P grupları arasında (p=0,031), M-PP grupları arasında (p=0,002) albümin düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı. (p=0,003) Proteinden zengin diyetle beslenen gruplarda; kan albümin düzeyleri malnütrisyon grubuna göre daha yüksek bulundu. Gruplar arasında damar proliferasyonu oranı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı. (Fisher' in kesinlik testi p=0,003). PP grubunda diğer gruplara göre daha az oranda damar proliferasyonu görüldü. Gruplar arasında fibrin oranı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. (Fisher' in kesinlik testi p=0,059) Gruplar arasında kanama oranı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. (Fisher' in kesinlik testi p=0,178) Gruplar arasında ödem oranı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı. (Fisher' in kesinlik testi p=0,006). PP grubunda ödem oranın en az olduğu belirlendi. Gruplar arasında konjesyon oranı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı. (Fisher' in kesinlik testi p<0,001) . Proteinden zengin diyetle beslenen gruplarda konjesyon oranın diğer gruplara göre daha az olduğu saptandı. Gruplar arasında PMNL oranı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. (Fisher' in kesinlik testi p=0,063) Gruplar arasında fibroblast oranı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı. (Fisher' in kesinlik testi p=0,003). PP grubunda diğer gruplara göre fibroblast oranının daha az olduğu saptandı. Gruplar arasında lenfosit oranı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı. (Fisher' in kesinlik testi p<0,001). PP grubunda diğer gruplara göre lenfosit oranının daha az olduğu saptandı. Gruplar arasında makrofaj oranı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı. (Fisher' in kesinlik testi p<0,001). PP grubunda diğer gruplara göre makrofaj oranının daha az olduğu saptandı. Gruplar arasında Fibröz doku artışı oranı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. (Fisher' in kesinlik testi p=0,083). Sonuç: Çalışmamızda elde edilen veriler doğrultusunda; deneysel mastektomi, aksiller diseksiyon modelinde, preop ve postop dönemde proteinden yüksek diyetle beslenmenin seroma oluşumunu azalttığı sonucuna varılmıştır. Sadece preop proteinden yüksek diyetle beslenen grupta diğer gruplara göre anlamlı fark olmasada, preop ve postop proteinden zengin diyetle beslenen grupta seroma miktarında anlamlı düşüş saptanmıştır. Dolayısıyla seroma oluşumunun önlenmesinde preop ve postop beslenmenin önemli olduğunu görmekteyiz. Nütrisyonun seroma oluşumunun azaltıcı etkinliğinin desteklenmesi bakımından, çok sayıda ve kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Meme kanseri, seroma, nütrisyon
Author
Dr. Berke Manoğlu
How to Cite
Berke Manoğlu (Tıpta Uzmanlık Tezi). Meme cerrahisi sonrası seroma gelişiminde nütrisyonun önemi, 2013, Adnan Menderes University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Adnan Menderes University
- Bafa Gölü balıklarında helmint türlerinin ve yaygınlıklarının belirlenmesi(2014)
- Boranların karboksilik asit türevlerinin sentezi ve karakterizasyonu(2013)
- Yeni skuar esteramid maddeleri(2013)
- Türkiye'de aracı kuruluşların gelişimi ve yatırımcıların aracı kuruluş seçimine etki eden unsurlar: Bir faktör analizi uygulaması(2013)
- Köpeklerde intraabdominal lezyonların ultrasonografik değerlendirilmesi(2013)
- Türk sağlık reformları kapsamında sağlıkta dönüşüm programının incelenmesi(2013)