DoktoraAçık Erişim

Molla Sadrâ'da tanrı-âlem ilişkisi

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2025
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Tanrı-âlem arasındaki ilişki felsefenin ana konularından birisidir. Filozofların çoğu bu konuya ilgi duyarak düşüncelerini ortaya koymuşlardır. Onların benimsemiş olduğu Tanrı anlayışı aynı zamanda ortaya koydukları âlem tasavvurunu da şekillendirmiştir. Tanrı'nın yapısı gereği Bir, tek ve basit oluşu maddeden mürekkep bileşik olan âlemi nasıl netice verdiği hususu filozofların öncelikli olarak yoğunlaştıkları bir alan olmuştur. İlk çağ filozoflarının âlem merkezli felsefî çabaları ile sonraki süreçlerde ortaya çıkan varlık, bilgi ve değer merkezli felsefî çabalar Tanrı-âlem arasındaki ilişkiyi anlamaya dönük felsefî çabalardır. Antik Yunan filozoflarından Platon, Aristoteles ve Plotinus'un Tanrı-âlem arasındaki ilişkiyi kurma biçimi İslâm folozoflarının da bu konuda içerik üretmelerine kaynaklık etmiştir. Kindi, Fârâbî, İbn Sînâ, Sühreverdî, İbnü'l-Arabî ve Molla Sadrâ gibi İslâm filozofları bu felsefî literatürü gözönünde bulundurarak felsefî sistemlerini ortaya koymuşlardır. Bu bağlamda Tanrı-âlem arasındaki ilişkide ön plana çıkan anlayışlar sudûr ve hudûs nazariyeleri olmuştur. Meşşâî geleneğin benimsemiş olduğu âlemin Tanrı'nın zâtından sudûr ettiği düşüncesine karşı âlemin yoktan ve sonradan yaratıldığını ifade eden hudûs düşüncesi Tanrı-âlem arasındaki ilişkide önem kazanan bir düşüncedir. Sudûr nazariyesi beraberinde âlemin ezeliliği problemini getirirken hudûs nazariyesi de Tanrı'nın zaman ile olan ilişkisini problemli hale getirmektedir. Bu noktada Molla Sadrâ'nın meseleyi ele alış biçimi her iki nazariyenin beraberinde getirdiği problemlerin çözülmesine imkan tanımaktadır. Bu duruma Sadrâ'nın yeni hudûs yorumu ya da sudûru yeniden yorumlayışı da denilebilir. Bu çerçevede Sadrâ'nın asâletü'l-vücûd ve cevherî hareket nazariyeleri önem kazanmaktadır. Sadrâ asâletü'l-vücûd ile varlığı her şeye önceleyip sudûr nazariyesindeki ayüstü âleme ilişkin bir düzenleme yaparken cevherî hareket nazariyesi ile de ayaltı âleme ilişkin bir düzenleme yapmaktadır. Sadrâ böylece melekût âlemi için sudûru benimserken mülk âlemi olan cismânî varlıklar âlemi için de hudûsu benimsemektedir. Sadrâ'nın sudûr anlayışında Tanrı'nın inayeti, ihsanı, cömertliği ve feyzi ön planda iken benimsediği hudûs anlayışında da varlığa içkin bir zaman ve hareket anlayışı ön plandadır. Molla Sadrâ'nın ortaya koymuş olduğu Tanrı-âlem arasındaki ilişkinin ilk basamağından son basamağına kadar meydana gelen tüm varlık mertebelerinde ilahi feyz etkin bir rol oynamaktadır. İlahi feyzin kuşatıcılığı sistemin tamamına yayılmıştır. Anahtar Kelimeler: İslam Felsefesi, Molla Sadrâ, Tanrı-Âlem, Sudûr, Hudûs.

Yazar

Kasım Çazım

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Kasım Çazım (Doktora Tezi). Molla Sadrâ'da tanrı-âlem ilişkisi, 2025, Ankara Social Science University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Ankara Social Science University tezlerinden daha fazlası