Pemfigus foliaseus'lu hastalarda klinik ve/veya serolojik aktivasyona neden olan faktörler ve tedavi sürecine etkileri
2018
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Rıfkiye Küçükoğlu
Abstract (TR)
Amaç: Pemfigus foliaseus, yüzeyel büllerle karakterize, nadir görülen bir pemfigus alt tipidir. Hastalığın başlangıcının ve seyrinin, çevresel ve kişisel faktörlerden etkilendiği düşünülmektedir. Literatürde pemfiguslu büyük hasta gruplarını inceleyen çok sayıda çalışma mevcut olsa da pemfigus foliaseuslu hastalar, genellikle bu çalışmalardaki hastaların küçük bir kısmını kapsamaktadır. Bu çalışmada amacımız, uzun bir takip süresinde yalnızca pemfigus foliaseuslu hastalardan oluşan geniş bir olgu serisinde hastaların demografik özelliklerini belirlemek, hastalığın başlangıcını, seyrini etkileyen faktörleri ve bu faktörlerin tedavi sürecine olan etkilerini inceleyerek, bu konuda literatüre katkıda bulunmaktır. Yöntem: Çalışmamızda İstanbul Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Büllü Hastalıklar Polikliniğinde 1980-2017 yılları arasında klinik, histopatolojik ve/veya serolojik olarak pemfigus foliaseus tanısı almış hastaların dosyaları geriye dönük olarak incelendi. Cinsiyet, tanı yaşı, kişisel alışkanlıkları, yaşadıkları bölge ve diğer demografik özellikleri, şikâyetlerinin süresi, lezyon dağılımı gibi klinik özellikleri, verilen tedaviler, hastalık seyrinin klinik ve serolojik takibi, varsa aktivasyon dönemleri, aktivasyondan sorumlu tutulan nedenler, aktivasyonların kişisel ve çevresel özelliklerden etkilenmesi gibi bilgiler incelenerek kayıt edildi. Elde edilen tüm bulgular SPSS programına kaydedilip uygun yöntemler kullanılarak istatistiksel olarak analiz edildi. Sonuçlar literatürde bildirilen diğer çalışmalarla kıyaslanarak tartışıldı. Sonuçlar: İncelenen yıllar arasında pemfigus foliaseus tanısı almış 32 kadın (%49,2) ve 33 erkek (%50,7) olmak üzere toplam 65 hasta tespit edildi. Hastaların tanı sırasındaki yaş ortalaması 45,63±14,78 di. Hastaların tanı sırasında %26'sında sigara, % 6'sında alkol kullanma alışkanlığı (sosyal içiciler dışında) vardı. Hastaların hem yaşadıkları şehir hem de memleketleri, coğrafi bölgelere göre değerlendirildiğinde Marmara bölgesi ilk sırada yer aldı. Yirmi hastanın tanı sırasında ek hastalığı (diabet, hipertansiyon, hipotirodi, depresyon ve diğer) mevcuttu. Tanı sırasında mevcut şikayetlerinin ortalama süresi 1,72±2,81 ay olarak belirlendi. İlkbahar ve yaz mevsimlerinde görülen hastalık başlangıcı, sonbahar ve kış mevsimlerinde görülenlere göre yüksekti (p=0.09). Tanı sonrası 11 hastanın takipten ayrıldığı 2 görüldü ve kalan hastalarda ortalama takip süresi 5,61±1,95 yıl olarak hesaplandı. Tüm hastalara ilk tedavi olarak sistemik kortikosteroid ve tedavi seyri sırasında 35 hastaya ek bir tedavi (azotioprin, mikofenolik asit, dapson, rituksimab, intravenöz immunoglobulin veya fotoferez) başlandığı görüldü. 24 hastada tedaviye bağlı en az bir komplikasyon görüldüğü tespit edildi. Otuz dokuz hastada görülen, toplam 109 aktivasyonun en sık yaz mevsiminde olduğu belirlendi (31 aktivasyon). Toplam 43 aktivasyonda nedenler; üst solunum yolu enfeksiyonları (16 aktivasyon), yanlış ilaç kullanımı (11 aktivasyon), stres (9 aktivasyon), oruç tutma (3 aktivasyon) ve diğer enfeksiyonlar (4 aktivasyon) olarak belirlendi. Belirli bir nedenle ilişkilendirilemeyen 66 aktivasyon arasında, ilkbahar + yaz mevsimlerinde görülen toplam aktivasyon sayısı 43 olup sonbahar + kış mesimlerinde görülen 27 aktivasyondan yüksek bulundu (p=0.027). Aktivasyon görülen ve görülmeyen hastalar arasında cinsiyet, tanı yaşı, sigara-alkol kullanımı ve tanıya kadar geçen süre açısından anlamlı bir farklılık saptanmadı. Belli aralıklarla anti-Desmoglein 1 ölçümü ile takip edilen 22 hastada ölçülen en yüksek değerler mevsimlere göre değerlendirildiğinde en fazla ilkbahar + yaz mevsimlerinde oldukları görüldü (p>0,05). Hastaların çoğunda ilkbahar + yaz mevsimlerinde antiDesmoglein ölçümlerinin ortalaması diğer mevsimlere kıyasla daha yüksek olmakla birlikte, fark anlamlı bulunmadı. Tartışma: Çalışmamız geniş ve izole non-endemik pemfigus foliaseuslu bir hasta grubunda yapılan ilk demografik çalışma olmasının yanısıra, çevresel ve kişisel faktörlerin hastalık başlangıcı ve seyrine olan etkisinin incelendiği ilk çalışmadır. Hastalarımızın incelendikleri yıllar arasındaki pemphigus vulgarisli hastalara oranı, yaş ve cinsiyet gibi genel demografik özellikleri literatürlerle uyum sağlamaktadır. Çalışmamızda incelenen birçok parametre arasında, aktivasyon görülmesi ile yalnızca mevsimsel değişiklikler arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Pemfigus grubu hastaları heterojen olarak inceleyen önceki az sayıda çalışmada, hastalık başlangıcının en sık görüldüğü mevsimler açısından farklı sonuçlar mevcuttur. Literatürde, aktivasyonları bu açıdan inceleyen tek çalışmada ise mevsimler arasında anlamlı farklılık saptanmamıştır. Çalışmamızda hem aktivasyonlar hem de hastalık başlangıcı ilkbahar + yaz mevsimlerinde daha sık bulunmakla birlikte, yalnızca aktivasyonmevsim ilişkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. ELISA ile ölçülen anti-Desmoglein 1 değerlerinin takipte kullanıldığında mevsimlerden etkilendiğine dair dikkat çeken sonuçlar elde edilmiş bulunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Pemfigus foliaseus; pemfigus eritematozus, büllü hastalıklar; çevresel etmenler; aktivasyon
Author
Dr. Sıla Kılıç
How to Cite
Sıla Kılıç (Tıpta Uzmanlık Tezi). Pemfigus foliaseus'lu hastalarda klinik ve/veya serolojik aktivasyona neden olan faktörler ve tedavi sürecine etkileri, 2018, İstanbul University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from İstanbul University
- In the covid 19 pandemic of female employees at a university hospital attitudes and affecting factors in nutrition of 9 months-6 years old children(2022)
- Türkiye'de sağ akımların 27 Mayıs Darbesi'ne dair algısı: 1960-1980(2020)
- La Turquie Gazetesi'nin 1890 yılı haberlerine göre: Osmanlı Devleti'nde iktisadi ve sosyal hayat (Fihrist-çeviri-değerlendirme)(2022)
- Emevîler döneminde toprak rejimi(2022)
- Merkel hücreli karsinomda tanısal ve prognostik belirteçler(2022)
- Solunum sistemi hastalıklarının sınıflandırılmasında makine öğrenmesi yöntemlerinin kullanımı(2021)