Master'sOpen Access

La problématique de l'espace et du temps dans l'écriture d'Assia Djebar et de Nedim Gürsel

2014
0 views
0 downloads
Advisor: Yrd. Doç. Dr. Sıdıka Seza Yılancıoğlu

Abstract (TR)

Zaman ve mekan sorunsalı yüzyıllar boyunca tek boyutlu olarak ele alınmıştır. 20. yy.'dan itibaren, sosyo-ekonomik ve politik gelişmelerin etkisiyle zamana ve mekana bakış açısı değişmiştir. Ve böylelikle, bu bakış açısı çok boyutlu hale gelirken, kimi araştırmacılar zamana kimileri de mekana yönelmişlerdir. Ancak, zaman ve mekana katılan yeni anlam nedir? Onları anlamlı kılan bileşenler nelerdir? Zaman ve mekana kadın ve erkek bakış açısı nedir? Bireysel, toplumsal ve evrensel zaman ve mekandan bahsetmek mümkün müdür? Bu kavramları oluşturan bileşenler nelerdir? Aralarında nasıl bir ilişki söz konusudur? Bu kavramların kültür içerisindeki görevi nedir? Zaman ve mekan, tarihsel romanın somutlaştırılması için yeterli kavramlar mıdır? Zaman, doğrusal, döngüsel ve noktasal bir kavram mıdır? Bu sorunsalları, Assia Djebar'ın "Medine'den Uzaklarda" ve Nedim Gürsel'in "Allah'ın kızları" adlı eserlerinde incelemek için, zaman ve mekan sorunsalı üzerine yeterli çalışma olmaması sebebiyle, çalışma sürecinde Mikhaϊl Bakthine'nin kronotop, Bertrand Westphal'in jeokritik, Georg Lukács'ın tarihsel roman, Gérard Genette ve Philippe Gasparini'nin otobiyografi kuramlarına başvuruldu. Çalışma üç ana başlıktan oluşturuldu. Birinci bölümde, ilk olarak Mikhaϊl Bakthine'in kronotop bakış açısına yer verildi. Bu bakış açısı, zaman ve mekanı birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak değerlendirir. Buna rağmen, kuramın esas çıkış noktası zamandır. Bakthine, zaman ve mekanı heterojen, aynı zamanda birbirini tamamlayan, göreceli ve buna karşın da mutlak kavramlar olarak görür. Ona göre, zaman, mekan aracılığıyla daha görünür hale gelir. Öyle ki; Assia Djebar, eserinde, Medine'deki dört halife dönemini, Cezayir'in 1990'lı yıllarını yansıtmak için yeniden kurgulamıştır ve Medine aracılığıyla, anlatılmak istenen dönem daha belirgin ve somut hale getirilmiştir. Assia Djebar, yazınında Medine ile Cezayir, dört halife dönemi ile Cezayir'in 1990'lı yılları arasında benzerlik kurarak eserinde onları, birbirini tamamlayan ve mesajını okuyucuya aktarmak için mutlak kavramlar olarak ortaya koymuştur. Nedim Gürsel ise; yazınında Cahiliye dönemi, İslamiyet'in kabul edildiği dönem, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemi, Cumhuriyet'in ilk yılları ve Türkiye'nin 1950'li yılları olmak üzere birçok zamana yer vermiştir. Bu dönemler, Manisa, İstanbul, Mekke ve Fransa aracılığıyla okuyucuya yansıtılmıştır. Başlangıçta, bunlar birbiriyle bağdaşmayan unsurlar olarak gözükse de, yazarın kurgusunda kendi hayat hikayesi ile Türkiye tarihi arasında yaptığı benzeşim sayesinde, bu unsurlar gitgide birbirini bütünler hale gelir. Buradan yola çıkarak söylenebilir ki; Nedim Gürsel, kendi tarihini toplumsal tarihe bağlı olarak yeniden kurgulamıştır. Ve böylelikle, bireysel ve toplumsal tarih yazarın hayal gücünde mutlak ve birbirini bütünleyen iki olgu haline gelmiştir. Kronotop bakış açısı, her alanda sonu gelmeyen bir başkalaşımın söz konusu olduğunun altını çizer. Fakat bu durum hep temel kriz anları ile ifade edilir. Bu sebeple, Assia Djebar, yazınına, İslam dünyasının temel kriz anını oluşturan Hz. Muhammed'in ölümü ile başlar. Bu ona göre öyle bir andır ki; sosyo-politik ve ekonomik dönüşümün temelini atar. "Allah'ın kızları"nda ise; Nedim Gürsel otobiyografisini, hayatının ve Türkiye'nin temel kriz anlarıyla (kendi yorumunu katarak), gözler önüne sermiştir. Onun hikayesi annesinin rahimine düşmesiyle başlar. Doğumuyla birlikte ilk terk edilmişlik duygusunu yaşar. Artık, o tek başına kaotik bir dünyanın ortasındadır. Mikhaϊl Bakthine, çalışmalarında, karşılaşma, yol ve eşik kronotopu olmak üzere üç tip kronotop saptamıştır. Assia Djebar'ın eserinde, birbirinden farklı kadınların ortak kaderinin iç içe geçmesi, aynı dönem üzerine kadın (Assia Djebar) ve erkek (özellikle Tabari) tarih bakış açısının karşılaşması ve birbirinden farklı iki zamandaki benzer olguların örtüşmesi karşılaşma kronotopuna örnektir. Nedim Gürsel'in yazınında ise; bu kronotop tipi, yazarın kendi kişisel özelliklerinin kitabındaki tarihi şahsiyetlerin nitelikleri ile örtüşmesi ve yazarın kurgusal zamanında, birbirinden farklı gözüken zamanların birleşmesi olarak gözükür. Yol kronotopu ise; "Medine'den Uzaklarda" adlı eserde, kadının hayat yolu olarak vücut bulmuştur. "Allah'ın kızları'nda" ise; yazarın Manisa'dan başlayıp, İstanbul'dan geçerek Fransa'ya giden kendi hayat yolu şeklinde kurgulanmıştır. Son olarak, Assia Djebar'ın yazınına bir eşik kronotopu ile başladığı söylenebilir. Hz. Muhammed'in ölümünü, kadınların kaderinde bir dönüm noktası olarak görür. Bu durum, eserinin bölümlerinin adlarına da "Özgürlük ve Başkaldırı", "Boyun eğen ve Eğmeyen kadınlar", "Muhacir Kadınlar", "Yaşayan Sözler" olarak yansır. Eserdeki bu dört eşik kronotopu, bizi yazarın asıl amacı olan temel eşik kronotopuna ulaştıracaktır ki bu kadının özgürleşmesidir. Bu özgürleşme süreci, erkeğin kamusal alanda var olan üstünlüğünü zayıflatmayı da barındırır. Nedim Gürsel ise; eserinde kendi hayatındaki ve Türklerin tarihindeki temel eşik kronotoplarını kendi yorumunu katarak kaleme almıştır. Kronotop bakış açısıyla birlikte ele alınan geçmiş, günümüz ve gelecek arasındaki ilişki ile Nedim Gürsel kendini eski hikayeler aracılığıyla şimdiki zamanın baskısından kurtarmıştır. Zamansal, dolayısıyla tarihsel git-geller yapmaktaki asıl amacı geleceğini aydınlatmaktır. Assia Djebar ise; Cezayirli kadınları günün baskısından kurtarmak ve geleceklerine ışık tutmak için, davasını dört halife dönemine taşımıştır. Sonuç olarak denilebilir ki; kronotoplar romandaki olay örgüsünün düzenleyicileridir. Onlar sayesinde, zaman daha somut ve görünür hale gelir. Zaman, yazarın önceden belirlediği tarih aralığında sabitlenerek, mekanın incelenmesi sağlanır. Assia Djebar, Medine'ye Cezayir ve Cezayir'li kadınlar için bakarken, Nedim Gürsel Mekke, Manisa ve İstanbul'a kendi hayatı için bakar. Çalışmanın ikinci bölümünde, Bertrand Westphal'in jeokritik, ve Georg Lukács'ın tarihsel roman bakış açısına yer verildi. Jeokritik, benzeşmeyen kavramlar arasında bağlantının mümkün olabileceğini ortaya koyarak mekana yeni bir bakış açısı getirmiştir. Bu bakış açısı ve bu bakış açısının öğeleri kaynağını coğrafya, mimarlık ve şehircilikten alırken, mekanın yeniden anlamlandırılmasında bireyin öneminin altını çizer. Jeokritik, zaman-uzam bağıntısı, transgresyon ve göndergesellik üzerine kurulan bir edebi eleştiri türüdür. Bertrand Westphal mekanın incelenmesi için zamanın yavaşlatılması gerekliliği üzerinde durur. Bu bakış açısıyla, Assia Djebar, Cezayir'in 1990'lı yıllarını Medine'de okuyucuya yansıtabilmek için zaman aralığını dört halife dönemine sabitler. Buna karşın, Nedim Gürsel'in zamanı sabitleme gibi bir kaygısı yoktur. Farklı zaman ve mekan(lar)da freni boşalmışçasına düşünsel bir yolculuk yapar : Bu yolculuk Manisa, İstanbul, Mekke, Cahiliye dönemi, İslamiyet'in kabul edildiği dönem, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemi, Cumhuriyet'in ilk yılları, Türkiye'nin 1950'li yılları ve günümüz (Günümüz Fransa ve Türkiye'si) arasında geçer. Bu sebeple, Nedim Gürsel'in yazınında derinlemesine bir mekan incelemesi söz konusu değildir. Jeokritik, mekan ve edebiyat arasındaki karşılıklı ilişkiyi ortaya koymayı amaçlar. Mekanı detaylandırarak, aslında zamanın betimlenebileceğini savunur. Zira, zaman ve mekan edebi eser içerisinde yeniden yapılandırılır. O halde denilebilir ki; jeokritik, mekana insani değer(ler) katarak, onu yeniden yapılandırır. Assia Djebar 1990'lı yılların Cezayir'ini, dört halife döneminin Medine'sinde kadınların sesiyle yeniden canlandırır. Nedim Gürsel ise; Manisa, Mekke ve Fransa coğrafi mekanlarını, çocukluğunun cenneti, arafı ve cehennemi olarak yeniden tanımlayarak kendi kişisel alanını gözler önüne serer. Jeokritik mekanın içiyle-dışıyla, genel algısıyla-kurgusuyla, gerçeğiyle-hayaliyle çok yönlü bir bakış açısı benimser. Bu bakış açısı, mekanın zaman üzerindeki dolayısıyla da coğrafyanın tarih üzerindeki zaferine dönüşür. Özellikle, Assia Djebar dört halife döneminin Medine'sini, o dönemin gerçek tarihi olgularıyla değil de, bugüne kadar göz ardı edilen kadın sesiyle ve eylemleriyle, okuyucuya yansıtır. Lakin, Nedim Gürsel, eserinde, ele aldığı dönemlerdeki sadece kendi hayatıyla örtüşen tarihi olgulara yer verir. Sonuç olarak, kurgu sayesinde mekanlar artık yazarın hizmetindedir. Bu kurgulama işlemi transgresyon sayesinde gerçekleştirilir. Transgresyon, bir mekandan çıkıp, başka bir mekana geçme işlemidir. Bertrand Westphal'e göre bu işlem iki alt işlemi gerektirir : Mekansızlaştırma, Yeniden mekana büründürme. Assia Djebar, yazınında Cezayir ve Fransa'yı var olan coğrafyasından kopararak, onları Medine'de yeniden mekana kavuşturmuştur. Nedim Gürsel de, Manisa ve Fransa'da yaşadıklarını Mekke'de yeniden mekansallaştırmıştır. Yapılan bu işlemin, bu işlemi gerçekleştiren kişi, ele alınan mekan(lar) ve bahsi geçen kişilerin üzerinde yadsınamaz bir etkisi vardır. Transgresyon, Nedim Gürsel'in eserinde açık bir şekilde günümüz ve geçmiş arasında gidip gelmesiyle gerçekleştirilirken, Assia Djebar'ın eserinde bu süreç gizli bir şekilde yürütülür. Her roman, bireysel ya da toplumsal söylemin kurgusal yansımasıdır. Kurgu gerçekle bağını koparmaz, bu nedenle gerçek ile hayalin birlikteliğinin ürünüdür. Ve içinde, ortak, kişisel, aktarılmış kişisel, güncel, kurgusal, yeniden adlandırılmış mekanları barındırır. Bertrand Westphal ise; kurgunun mekansallaştırılmasını, eşleşen mekanların uzlaşması, aykırı mekanların karıştırılması (aykırı mekanları yan yana koyma, aykırı mekanın kişisel mekan(lar)ı içine alması, üstizlenim, yanlış niteleme), konu dışı ütopya oluşturulması ile ortaya koyar. Assia Djebar, yazınında 1990'lı yılların Cezayir'ini, dört halife döneminin Medine'si ile uzlaştırır. Nedim Gürsel ise; bunu kendi hayatı ve Türkiye tarihi açısından gerçekleştirir. Aykırı mekan(lar)ın karıştırılması ise; "Medine'den Uzaklarda"da Cezayir ve Paris, "Allah'ın kızları"nda Manisa ve Paris'in yan yana koyulması olarak yer bulur. Assia Djebar içinde Cezayir, Medine ve Paris sentezini barındıran ideal dünyasını, aykırı mekan olan Medine'den Uzaklarda'da kurgulamıştır. Nedim Gürsel'in kişisel alanını yansıtan dünyevi cennet, cehennem ve araf aykırı mekanları Manisa, Paris ve Mekke'yle eşleşir. Ayrıca, iki bilindik mekandan yola çıkarak, bilinmeyen bir mekan üzerine üstizlenim oluşturma, Assia Djebar'ın yazınında, Cezayir ve Paris aracılığıyla Medine'yi, Nedim Gürsel'in eserinde ise; Türkiye ve Paris'in sentezinden yola çıkarak Mekke'yi deneyimleme şeklinde olur. Aynı zamanda, Assia Djebar'ın ideal dünyasını "Medine'den Uzaklarda", Nedim Gürsel'in Manisa'yı, çocukluğunun cenneti olarak nitelemesi yanlış nitelemeye örnek olur. Konu dışı ütopya, hayali bir mekanı gündeme getirir. Umberto Eco'ya göre, bu bakış açısı içinde allotopya, ütopya, ükronya, metatopya ve metakronyayı barındırır. "Medine'den Uzaklarda"da, yazar ükronyaya yaklaşır. Aynı zamanda hayali ideal dünyasının kurgusu ile metatopyaya yönelirken, yazın ötopyaya dönüşür. "Allah'ın kızları"nda ise; Nedim Gürsel allotopya ve metakronyaya yer vermiştir. Aynı zamanda hiç tükenmeyen anne ve vatan özlemiyle metatopyaya da yaklaşır. Sonuç olarak, jeokritik, yermerkezci, çokkuramlı, çok yönlü bakış açısına sahip, çokduyulu, çok katmanlı, metinlerarası bir edebi görüştür. Yazar, yazınında mekana doğru hareket etmelidir, mekanı kendine çekmemelidir. Assia Djebar'ın, yazınında, kadın bakış açısıyla jeokritik yaptığı söylenebilirken, bu durum Nedim Gürsel için geçerli değildir. Onun, yazınında İslami coğrafyaya jeokritik gibi gözüken bakış açısı, aslında bir otokritiktir. Mekanın edebi temsilinin, eserde tarihe yer vermeden yapılması olanaksızdır. Bu sebeple, çalışmada, jeokritiğin devamında, tarihsel romana yer verildi. Tarihsel roman, belirli bir dönemin yeniden kurgulanarak kaleme alınmasıdır. Mekanı incelemek için zaman sabitlenir. Seçilen mekan(lar)la, dönemin atmosferi yansıtılır. Bu yazın tipinde, temel amaç, geçmişte dönüşüm yaparak, geleceğe atılım yapmaktır. Sonuç olarak, tarih geçmiş ve şimdiki zamandaki anlardan oluşan zamansal ve uzamsal bir kavramdır. Nedim Gürsel'in eserinde, geçmiş (tarih), ve şimdiki zaman (özkurgu) olmak üzere iki bölüm vardır. Buna karşın, Assia Djebar'ın eserinde, içinde Cezayir'in bugününü gizli bir şekilde barındıran geçmiş anlatılır. Bunun sonucunda, geçmişin değerlendirilmesi, günümüze ve geçmişi deneyimleyen bireyin birikimine sıkı sıkıya bağlıdır. Her iki romanda da, yazarlar dünyaca tanınan tarihi kişiliklere yer vermişlerdir, bununla birlikte, Nedim Gürsel eserinde, ailesine de yer vermiştir. Assia Djebar, dört halife dönemini, halkın alışılagelmiş yaşam biçimi olarak okuyucuya yansıtır. Onun için önemli olan, kadın ve erkeğin eylemleridir. Fakat, Nedim Gürsel, kendi özelliklerini yansıtmak için, tarihi kişilikler üzerinde oynamalar yapar. Tarihsel roman, duygu ve ideoloji içeren anların bir araya getirilmesiyle oluşur. Burada iki tip roman gündeme gelir : Tarihsel roman ve çağdaş roman. Assia Djebar, eserinde belirli bir dönemin üzerine eğilir, bu sebeple de yazın stili tarihseldir. Nedim Gürsel'in yazınında ise; tarihsel temalardan yola çıkarak bir içe bakış söz konusudur. Böylelikle de, Nedim Gürsel'in tarihsel bakış açısı çağdaş romana dönüşür. Belirli bir dönemin yeniden kurgulanması için gündeme getirilen çeşitli mekanlar, bir taraftan dönemin atmosferini trajik, epik ya da dramatik olmak üzere okuyucuya yansıtırken, diğer taraftan da yazarın duygularını ve psikolojik durumunu ele verir. Buradan yola çıkarak söylenebilir ki; Assia Djebar'ın amacı, yazınında kadının yüzyıllardır süregelen trajedisini yansıtmaktır. Geleneksel trajedi öğeleri üzerinde yaptığı oynamalarla, yazını post-modern trajediye dönüşür. Kadının post-modern trajedisi, erkeğin post-modern trajikomedisini de doğuracaktır. Aynı zamanda, okuyucu kuşaklararası ve cinsiyetler arası dramatik çatışmaya da şahit olur. Bu dram, bir oda tiyatrosuyla son bulur. "Allah'ın kızları"nda, Nedim Gürsel'in dramı, kişisel istekleri ile toplumsal örf ve adetler arasındaki çatışmadan doğar. Aynı zamanda o, kendi hikayesini dramatik bir şekilde ortaya koyduğu gibi, Türkiye tarihi için de okuyucuya dramatik bir tablo çizer. Yazınında, vatanının tarihinde, kendi kendini arar. Bu destansı bir arayışa dönüşür. Tüm tarihi olgular onun etrafında döner. Yazınında hem anlatıcı olarak konuşur, hem de tarihi kişilikler aracılığıyla da yine o konuşur. Milli bir mücadeleye girişir ve kendini Doğu ve Batı dünyasının arasındaki çatışmanın ortasında kalan tüm Türklerin temsilcisi olarak görür. Buna karşın, Assia Djebar'ın yazınında, kadınların kimliği, özgürleşmeye giden bu yolda destansı bir şekilde bir bir yok olur. Çeşitli zaman ve mekanların aynı düzlem üzerinde birlikte var olması çoksesliliğe yol açar. Çokseslilik ve karşılıklı söyleşim, çift sözcelemden doğar. Böylelikle, bu söylem tipi, o konuyla ilgili daha önceden yazılmış olan metinler arasına katılır. Bunlar arasında karşılıklı bir ilişki söz konusudur. Daha önceki eserlerde ele alınan zaman ve mekan(lar)ın kaleme alınmasıyla onlara katılan her değerin, aynı zaman ve mekan(lar) üzerine kurgulanan yeni yapıtlar üzerinde yadsınamaz bir etkisi vardır. Aynı şekilde bunun tersinin de geçerli olduğu göz ardı edilmemelidir. Öyle ki, Assia Djebar'ın eserinde, kadın sesi çoksesliliği doğurur. Seslerin çokluğu, zaman-uzam bağlamında çift anlama gelir. Aynı zamanda, yazar bu çift anlamlılığı, noktalama işaretlerini sıra dışı kullanarak ve belirli kelimeleri ya da bölümleri italik yazarak, tarihsel ve kurgusal boyutta okuyucuya yansıtır. İlaveten, yazında eski hikayelerden de etkilenme söz konusudur. Nedim Gürsel'in kitabında ise; çocuk Nedim ile Piç İsmail'in arasındaki iletişim çoksesliliğin ve karşılıklı söyleşimin en belirgin örneğidir. Eserinde, Assia Djebar'ın yazınında olduğu gibi tarihsel ve kurgusal boyutta çift anlamlılık söz konusudur. Kendi hikayesi ve toplumsal tarih arasındaki git-gelleri ve toplumsal tarihe getirdiği bireysel yorum eserinde çoksesliliği hakim kılar. Bu bölümde, son olarak grotesk tarzdan ve karnaval güldürüsünden bahsedildi. Güldürünün aslında, toplumsal olana katılan bireysel değerden doğduğu ortaya konuldu. Mikhaϊl Bakthine de çalışmalarında töre komedyası, sözel komedya ve farklı üslup ve edebi tür komedyası olmak üzere üç tip karnaval güldürüsüne yer vermiştir. Töre komedyasında, belirli bir zaman aralığında gerçekleşen olay(lar) için ikinci bir seçeneğin olabileceğinin altı çizilir. Assia Djebar da kitabında sahneye koyduğu İslami tiyatroyu bu amaç uğruna kurgulamıştır. Her bir sahnede tarihsel olaylar gözden geçirilerek, kadın kaderini değiştirecek ikinci bir şans aranır. Nedim Gürsel ise; tarihsel ve zihinsel yolculuğunda kendisi için bir çıkış yolu arar. Bu komedya türünde, evrensel boyutta bir yenilenme ve gerçeği dönüştürme amaçlanır. Bu yenilenme, "Medine'den Uzaklarda"da güruha mal olan bir bayrama dönüşürken, "Allah'ın kızları"nda, yerini hicivli bir gülüşe bırakır. Çünkü; Assia Djebar davası için sürecin henüz tamamlanmadığını düşünürken, Nedim Gürsel tamamlanmış bir süreci gözden geçirir. Sözel komedya ise; bünyesinde zıt kavramları aynı anda barındırırken, dil ve dil yetilerine büyük önem verir. Eserlerde Fransızca ve Arapça'ya (Nedim Gürsel için Kuran Arapçası) yer verilmiştir. "Medine'den Uzaklarda"da, Assia Djebar eğlence ve trajediyi aynı anda okuyucuya yansıtırken, Nedim Gürsel, "Allah'ın kızları"nda, dram ve güldürüyü iç içe kurgulamıştır. Üçüncü komedya türünde ise; toplumsal tabulara karşı eleştiri söz konusudur. Ayrıca, Bakthine çalışmalarında üç komedya tipine yer vermiştir : soytarı komedyası, burlesk komedya ve grotesk komedya. İlkinde, tatminsizlikten doğan, hakaret içermeyen saf bir gülme söz konusudur. Assia Djebar, İslamiyet'in getirdiği ataerkil düzeni, kadının özgürleşmesi için tatmin edici bulmaz. Nedim Gürsel ise; yaşadıklarına dönüp baktığında kendinden tatmin olmaz. Burlesk komedyada, gerçekte var olan değerin ve önemin azaltılması söz konusudur. Assia Djebar, erkeğin kamusal alandaki hakim gücünü azaltırken, Nedim Gürsel ise; zaman ve mekanın, insan üzerindeki hakimiyetini elinden alır. Grotesk komedya, ciddi sosyal olguların gülünçleştirilmesini içerir. Yalnızca, Nedim Gürsel yazınında bazı sosyal olguları bu şekilde ele alır. Çalışmanın üçüncü bölümünde, otobiyografik kuramlar üzerinde duruldu. Otobiyografi, tarihsel ve psikolojik açıdan kişisel hayatın yeniden kurgulanmasıdır. Tabi ki, bu bakış açısı toplumsal tarihten etkilenecektir. "Allah'ın kızları"nda Nedim Gürsel, çocukluğunu ve ailesini, İslam ve Türkiye tarihi etkisinde kendi kendini sorgulayarak kaleme alır. Yazını, aynı zamanda dedesinin ve Hz. Muhammed'in biyografisini de içerir. "Medine'den Uzaklarda"da ise; Assia Djebar, toplumsal tarih ve ataerkil düzenin etkisi altında kadın biyografisini ortaya koymuştur. Assia Djebar'ın kendi hayatı da bu biyografinin ardında yatmaktadır. Biyografi de otobiyografi de göndergesel metinlerdir. Assia Djebar'da, Müslüman kadınlar arasındaki benzerlik, kadın kimliğini oluştururken, Nedim Gürsel'de, yazarın kendi kişiliği, kahramanlar arasında benzerliğe sebebiyet verir. Kendi hikayeni yansıtmanın dört yolu mevcuttur. Bunlar otobiyografik roman, özkurgu, kurgusal otobiyografi ve klasik otobiyografidir. Bunların tümü biyografi için de geçerlidir. Özkurgu ve kurgusal otobiyografi, mecaz-ı mürsel'e olanak tanıması sayesinde, yazarı toplumsal ve psikolojik engellerden kurtarır. Nedim Gürsel, romanını, otobiyografik roman (şimdiki zaman) ve özkurgu (geçmiş zaman) olmak üzere iki yöntemle oluşturmuştur. Otobiyografi bölümünde, yazar hikayesini "sen" kişisinde, mektup tarzında kaleme alırken, aynı zamanda "sen" ile okuyucusuna seslenir ki bu, yazınının, aynı duyguları ve çelişkileri paylaşan tüm insanların ortak biyografisiymiş gibi de yansımasına sebep olur. Böylelikle, Nedim Gürsel, tüm yurttaşları için bir modele dönüşecektir. Aynı zamanda, yazını bir günlük havasındadır zira eserinin her bir bölümü gerçek hayatında yaşadığı bir güne karşılık gelir. Günlük ve mektup türlerini karıştırarak, radyo diliyle, fikirlerini tüm yurttaşlara ulaştırmaya çalışır. Assia Djebar ise; yazınında kadınların ortak biyografisini vurgular. Onun için önemli olan tek şey, kadınların yaşadıklarıdır. Bu sebeple de, eserinde sadece özkurgu vardır. Yazınında, olayları yansıtırken olasılıklar üzerinde durması sebebiyle de yazını bio(öz)kurguya dönüşür.

Author

Dr. Cansu Gümüştaş Şen

How to Cite

Cansu Gümüştaş Şen (Yüksek Lisans Tezi). La problématique de l'espace et du temps dans l'écriture d'Assia Djebar et de Nedim Gürsel, 2014, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University