Un regard sur l'image du corps dans la littérature française des XXe et XXIe siècles
2012
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Yrd. Doç. Dr. Seza Yılancıoğlu
Özet (TR)
Bu çalışma, çok uzun soluklu araştırmalardan çok, detaylı okumaların ürünüdür. Özellikle kitap incelemelerinde, eserde bulunanların yorumlanıp konumuzla ilgili kısımların ortaya çıkarılması amaçlandı. Bunun sebebi seçkimizdeki kitaplarla ilgili söylenenlerin değil, doğrudan kitapta yazılanların öne çıkarılma arzusuydu. Bununla beraber, bilgi ve yorumların doğrulanması amacıyla birçok başvuru kitabı ve internet kaynağına da başvuruldu. Yapılan sentezler kitapların içersinde zaten bulunan, ancak ortaya çıkarılması için detaylı okumalara ihtiyaç duyulan bilgilerden oluşturuldu. Bunun dışında bütün okuduklarımızı insan bedeni ve beden imgesi yörüngesine oturtarak bu çalışmayı hazırladık.Çalışmamızı, Özyaşamöyküsü ve insan bedeni, Baskı: Bedeni etkileyen dış unsurlar ve ?Öteki?inin beden imgesine bakışı başlıkları altında üç ana bölüme ayırdık. Özetimizde öncelikle bölümlerin ana konularını ve yörüngelerini anlatacağız, ardından her bölüm içerisinde bulunan alt bölümlerden söz edeceğiz.Edebiyattaki insan bedeni imgesi üzerine yapmış olduğumuz okuma ve araştırmalar bizi özel bir yazın çeşidine, ?kendi? hakkında yazma türüne yöneltti. Ayrıca şunu da anlamış olduk ki yazar, anlatıcı ve baş kahramanın bir olduğu bu yazın türünde iç ve dış betimlemeler ve kişiliğin gelişimi en iyi şekilde sunulmaktadır. Bu üçlü birlik de bize özyaşamöyküsel yazını işaret ediyordu. Diğer bir deyişle, ne zaman beden imgesini arayacak olsak, özyaşamöyküsel öğeler içeren eserlerin en somut ve gerçekçi verileri sunan eserler olduğunu gördük. Bu yüzden, üzerinde çalışacağımız eserleri seçerken özyaşamöyküsel öğeler taşıyan veya doğrudan özyaşamöyküsü sayılabilecek eserlere yöneldik. Çalışmamızda özyaşamöyküsüne bu denli önem verdiğimizden, birinci ana bölümümüzde Philippe Lejeune'ün özyaşamöyküsü üzerine sunduğu kuramlardan yola çıkarak, özyaşamöyküsel yazın ile insan bedeni imgesi arasındaki bağlantıları bulmaya çalıştık. Bunun için ilk bölümümüzü bu yazın türünün sunumuna ayırarak Özyaşamöyküsü nedir? sorusunu yanıtlamaya çalıştık. Bu bölümü de üçe ayırdık. İlk olarak, özyaşamöyküsüne bir bakış alt bölümünde özyaşamöyküsünün kuramsal açıklamasını sunduk. Ardından; Philippe Lejeune'ün ortaya koyduğu, yazar ile okuyucu arasında bulunması gereken içtenlik ve gerçeğe sadakat olgularının işlendiği özyaşamöyküsel sözleşmeden söz ettik. Son olarak da özyaşamöyküsel eserlerde gerçekle kurgu arasındaki denge ve bağlantıyı, gerçek ?ben? ve kurgusal ?ben? başlığı altında inceledik. Bu bölümde özyaşamöyküsüyle ?ben? arasındaki ilişkiye değindik. Bu yazın türü her şeyden önce yaşananlardan yola çıkılarak başlayan içsel bir ?kendini? arayıştır. İnsan bedeni, bu arayışın içinde önemli bir yer tutmaktadır, çünkü bir insanın yaşadıklarının büyük çoğunluğu bedeniyle sıkı bir ilişki içindedir.Yukarıda söz ettiğimiz özyaşamöyküsü ve ?ben? unsurları arasındaki bağlantı bizi başka bir ilişkiyi sorgulamaya itti. Özyaşamöyküsünün temel olarak sunduğu ürün olan ?ben?in oluşumunda bedenin ve beden imgesinin rolünü araştırmamız gerekmekteydi. Diğer bir deyişle, araştırmamızda anıların oluşmasından önceki evrelere de göz atmamın önemli olduğunu düşündük. Bu aşamada kendini beden yoluyla tanımak bölümünü oluşturduk. Bu bölümde çift yönlü bir arayışımız oldu. Bir yandan yazarın yetişkin haliyle geçmişine bakışını incelerken diğer yandan da yine aynı kişinin çocukken yaşadıklarının gelecekteki kişiliğini nasıl şekillendirdiğini gördük. Bu bakış açısıyla göstermeye çalıştığımız şey, insan bedeninin doğumdan itibaren kişiliğin oluşmasında ne kadar önemli olduğudur. Bu bağlamda ikinci bölümümüz de insan bedeniyle kişilik oluşumu arasındaki bağı sunacaktır. Burada insanın benliğini oluştururken beden imgesinin önemini araştırdığımız üç alt bölümümüz bulunmaktadır: Dış dünyayla ilk temas , kişilik oluşumunda beden imgesinin rolü ve psikanalitik edebiyat eleştirisi ve özyaşamöyküsü. Bu noktada iki önemli bilim adamının, Sigmund Freud ve Jacques Lacan'ın kuramlarından söz ederek konumuzla ilgili kısımları irdelemeye çalıştık. Sonuç olarak kişilik oluşumu ve insan bedeni arasındaki bağlantıyı göstermiş olduk. Bu bağlantıyı kurmak çalışmamız açısından önemliydi, çünkü eser incelemelerimizde hem yazarın geçmişe yönelik yazdığı hikayesini hem de yazar/anlatıcı/kahramanın kişiliğinin oluşumuyla kendi bedeninin imgesi arasındaki bağlantıyı kurmamız gerekiyordu. Ardından, bu kuramın edebi eleştiri yöntemi olarak kullanılan uyarlamasını da tanıtıp özyaşamöyküsüyle ilgili kuramsal sunumumuzu tamamladık.İlk ana bölümümüzü bitirirken seçkimizdeki yapıtlardan Annie Ernaux'nun L'évènement adlı kitabındaki özyaşamöyküsel özelliklerden söz ettik. Bu sayede daha önce bahsettiğimiz özyaşamöyküsel sözleşmeye bir örnek sunmuş olduk. Bölüm başlığından da anlaşılabileceği üzere, çalışmamızın bu kısmında sadece Philippe Lejeune'ün Özyaşamöyküsel Sözleşme olarak adlandırdığı öğeleri aradık. Bu şekilde özyaşamöyküsel yazının kuramsal öğelerinin bir eserde uygulanışını göstermiş olduk. Bu eserin detaylı incelemesini çalışmamızın üçüncü bölümüne sakladık. Bu bölüm ise dört ayrı alt bölümde incelendi. Öncelikle gerçek öğeleri sunduk. Ardından insanın kendisiyle ve çevresiyle ilişkisini en gerçekçi şekilde görebileceğimiz özel isimlerin kullanımı bölümüne geçtik. Bu iki alt bölümde yazar gerçekliğiyle ilgili doğrudan bir şey söylememektedir. Bu durumda bazı olayların, yer ve tarihlerin doğruluğunu araştırdık. Bunun dışında, bazı kurum ve kişilerin özel isimlerini de doğrulama olanağımız oldu. Yazar bazı insanların hâlâ yaşadığını bildiğini, ancak kitabında adlarını ifşa etmemek için kısaltmalar kullandığını söylemektedir. Biz de bu kararı insanların ve olayların gerçekliğine dair bir kanıt olarak kabul ettik. Ancak bundan başka, yazarın somut sözleşmesi olan kendi doğrulamalarını da sunmuş bulunmaktayız. Bütün bunlardan sonra yazarın ?kendini? yazma sebeplerini inceledik. Bu alt bölümle Özyaşamöyküsü ve insan bedeni başlıklı ana bölümümüzü de tamamlamış olduk. Özyaşamöyküsel sözleşmeye örneğimizi bu ana bölümde sunarak özyaşamöyküsü - beden imgesi - benlik kavramlarını da birbirlerine bağladığımızı düşünüyoruz. Özetle, bu ana bölümde psikanalizden de esinlenerek insan bedeni imgesi ve edebi bir tür olan özyaşamöyküsü arasındaki bağlantıyı kurarak sunmaya çalıştık.Çalışmamızın ikinci ana bölümünde insanlık üzerinde uygulanmış baskıcı rejimlerin edebiyatta bulunan örneklerini sunduk ve başlık olarak Baskı: Bedeni etkileyen dış unsurları seçtik. Bu ana bölümü de ilkinde olduğu gibi üç bölüme ayırdık. Bunlar: Totalitarizm ve insan bedeni, W ou le souvenir d'enfance'dan W ve W ou le souvenir d'enfance'dan le souvenir d'enfance'dır. İlk bölüm olan Totalitarizm ve insan bedenini üç alt bölüme ayırdık. Bunların ilki totalitarizmi kısaca tanıtıp edebi eserlerden bazı örneklerle açıklamalar verdiğimiz totalitarizme bir bakış oldu. Açıklamalarımızda ?totalitarizm?e modern anlamını kazandıran Hannah Arendt'in tanımlarından yola çıktık. Bu alt bölümde örnek olarak kullandığımız eserleri asıl seçkimizin, yani detaylı olarak incelediğimiz eserlerin dışında kalanlardan seçtik ve hem kuramsal bilgiler hem de edebiyattan kısa örnekler sunmaya çalıştık. Öncelikle şunu açıklayalım ki, totalitarizmi seçme amacımız, beden imgesi ve bedenin kendisiyle en yakından ilgili olan siyasal yapı olmasıdır. Bu bölümde sunduğumuz ilk alt bölüm olan totalitarizme bir bakışta da görebileceğimiz gibi, totalitarizm birçok özelliğiyle başka yönetim sistemlerinden tamamen ayrılmaktadır. Ayrıca totalitarizm, insan bedenini kontrol edip değiştirmeyi amaç edinen bir siyasi rejimdir ve bu tip sistemler içinde en acımasız olanıdır. Bu tanımın ardından toplumsal bedenden söz ettik. Burada dikkat edilmesi gereken şey, toplumsal beden ile toplum kavramları arasındaki farktır. Toplumsal beden, totalitarizmin tasarılarının gerçekleşmesindeki en önemli aşamalardan biridir. İlk iş olarak toplumsal beden yaratılır ve ardından geri kalan tüm projeler rahatlıkla yerine getirilir. Bu bakımdan toplumun kendisiyle toplumsal beden kavramlarının karıştırılmaması gerekmektedir. Son olarak da totalitarizmin en büyük açığından, yani bireysel bedenin uyanışından söz ettiğimiz alt bölümü sunduk. Bireysel bedenin uyanışından kastımız, insanın toplumsal bedenin bir parçası olmayı reddedip içgüdüsel olarak kendi bedeninin isteklerini cevaplama arzusudur. Yine hatırlatalım ki toplumsal beden olarak kastettiğimiz olguya bağlanmakla, topluma dahil olmak aynı şey değildir ve burada anlatmaya çalıştığımız bağlılık, insanın toplumsal bir varlık olduğu ile ilgili diğer bölümlerde sunduğumuz bilgilerle kesinlikle çakışmamaktadır.Totalitarizmin insan bedenine uyguladığı sınırsız baskıları anlattığımız kuramsal ağırlıklı bölümün ardından, konunun edebiyat içerisindeki bir örneğini sunma ihtiyacını duyduk. Biz de bu sebeple, bu baskılarda insan bedeninin önemini vurgulayabilmek için antitotaliter bir eser seçtik. İkinci ve üçüncü bölümlerde, içinde biri özyaşamöyküsel diğeri kurgusal olmak üzere iki ayrı hikaye barındıran bir eser olan Georges Perec'in W ou le souvenir d'enfance'ını inceledik. Bu kitap, planımızdaki sıralamada da tezimiz için ifade ettiği önem açısından da çalışmamızın merkezinde yer almaktadır. Bunun sebebi, insan bedeniyle ilgili bir çalışma yapma isteğimizin aslında bu kitaptan doğmuş olmasıdır. Belirttiğimiz gibi, bu kitap iki ayrı kitap yapısı barındıran bir özelliğe sahiptir. Gerçeklikle kurgu arasına yerleşen bu kitapta özyaşamöyküsel bölümde kurgusal, kurgusal bölümde de özyaşamöyküsel unsurları göz önünde bulundurmaya özen gösterdik. Öncelikle, kitabın kurgusal bölümü olan W hikayesini inceledik. Bu bölümü beş alt bölümde sunduk: George Perec ve W , bir insan arayışı , ütopik bir ada: ?W? , benliğin yok oluşu ve ütopyanın sonu - anti ütopyanın başlangıcı. Kurgusal olan bu hikayede bir ada üzerinde kurulmuş totaliter bir rejim anlatılmaktadır. Bu sistemin merkezinde spor bulunmaktadır. Spor ve totalitarizm insan bedeniyle yakından ilgilenen iki olgudur ve bu hikayede bu birleşmenin insan bedenine sunduğu büyük tehlike gösterilmektedir. Bu bölümde özellikle insan bedeni kullanılarak yapılan baskıları inceledik.Eserin kurgusal kısmında totalitarizm ve insan bedeni arasındaki ilişkiyi inceledikten sonra, aynı kitabın özyaşamöyküsel kısmı olan le souvenir d'enfance'a geçtik. Burada özellikle sunmaya çalıştığımız şey, yazar/anlatıcı/kahramanın hatıralarını bedeni aracılığıyla bulmasıdır. Bu bölümde totaliter bir rejim olan nazizmin kurbanlarından Georges Perec'in yukarıda bahsettiğimiz ilişkiyi nasıl yaşadığına göz attık. Bu bölümün alt bölümleri şu şekilde sıralanmaktadır: Gerçekle kurgunun buluşması, ?baba? imgesini arayış ve zayıf beden imgesi. Bir yazarın totalitarizm yüzünden yaşadığı acılardan dolayı unutmuş olduğu geçmişini arayış yolculuğuna tanıklık ettiğimiz bu bölümde beden imgesi yine merkezde bulunmaktadır. Böylelikle baskı ve totaliter sistemin kitabın sadece kurgusal bölümünde değil, özyaşamöyküsel kısmında da bulunduğunu gösterdik. Eserin yazarı da hayatı boyunca totalitarizme karşı bir takım sınavlardan geçmiş bulunmaktadır. Bedeni ve bedeninin imgesi yazarın hayatındaki önemli olayların tanıklığını sunmaktadır ve dolayısıyla da yazarın ?kendi?ni arayışında da önemli bir rol üstlenmiştir. Bu bölümümüzdeki hedefimiz insan bedeniyle belirlediğimiz bir siyasi rejim ve toplum arasındaki bağı göstermekti. Bunun için kuramsal bilgilerden ve biri kurgusal diğeri de özyaşamöyküsel olmak üzere iki hikaye barındıran bir eserden destek aldık. Böylelikle, ikinci ana bölümde de, aynı ilk ana bölümde olduğu gibi, gerçek hayata dair kuramsal bilgilerle edebi eserlerin bir harmanını yapmış olduk.Üçüncü ana bölümümüzde tamamen özyaşamöyküsel eserlerden yola çıkarak, insanın iç dünyasından kaynaklanan sorunları göstermeye çalıştık. Bölümün başlığı: ?Öteki?nin beden imgesine bakışı olup diğer ana bölümlerde de olduğu gibi, yine üç bölüme ayırdık. Bu bölümler, her biri bir esere dayalı olarak oluşturulan kadın bedeni , erkek bedeni ve üçüncü cinsiyettir. Bu üçüncü ve son ana bölümümüzde üç özyaşamöyküsel eseri inceleyip içlerindeki insan bedeni imgesinin kullanılışını sunduk. İlk bölümü Annie Ernaux'nun L'évènement kitabı üzerine kurduk ve üç alt bölüme ayırdık: Kadının durumu , simgesel imgeler ve somut imgeler. Buradaki temel amaç, bedensel bir eylemin bir insanın toplumdaki yerini nasıl değiştirebileceğini veya bu değişimde ne kadar etkin olabileceğini ortaya koymaktı. Bu bedensel eylemle beraber, ?kadın?ın durumunu da beden imgesine bağlı olarak sunduk.İncelediğimiz ikinci eser Michel Leiris'in L'Age d'homme kitabıdır. Bu bölümü de üç alt bölümde sunduk. Bunlar: Vasat bir otoportre , kırılganlık ve yaralar ve cinsellik ve erotizmdir. Bu eserde yazar/kahramanın kişiliğinin oluşumunda kendi bedeninin ve diğer insanların beden imgesinin rolünü inceledik. Seçkimizde bulunan eserler arasında beden imgesinin en yoğun olarak sunulduğu eser budur. Yazar/kahramanın sadece kendi bedeniyle değil, kardeşlerin, anne ve babanın, arkadaş ve tanıdıkların hatta sanatsal ve tarihsel kahramanların bile beden imgesiyle yakından ilgilenilmiş olduğu görülmektedir. Bu bedensel imge yoğunluğu yazar/kahramanın hayata bakışını şekillendiren en önemli etkendir.Çalışmamızın son bölümünde Nina Bouraoui'nin Garçon Manqué isimli eserini inceledik. Bu bölümü de yine üçe ayırdık: Beden ve ilk ikilik , diğer ikilik türleri ve eşcinselliğe giden yol. Bu eser, çalışmamızdaki tüm parçaları bir araya getirmiş olma özelliğini taşıdığı için çalışmamızın sonunda yer almaktadır. Burada, annesi Fransız babası Cezayir'li olan bir melezin ikilikler arasında boğulup sonunda eşcinselliğe doğru yönelişine tanıklık etmekteyiz. Ancak bu eser sadece bir kişinin hayatını sunmakla yetinmeyip, diğer eserlerde de olduğu gibi özyaşamöyküsel özellikler, siyasi ve toplumsal baskılardan örnekler, içsel yaralar, kişilik oluşumu gibi konuları da yoğun olarak içermektedir. Üstelik bütün bunlar insan bedeni imgesi etrafında toplanmış bulunmaktadır. Sonuç olarak, bu bölüm ikilikler üzerine kurulmuştur ve tüm çalışmamızın sentezini sunmaktadır. Üçüncü ana bölümün her bölümünde, başlıkla ilgili bir özyaşamöyküsel eser ve bu eserlerde beden imgesinin önemini araştırdık. Ancak sadece bir fotoğraf gibi net görünen salt beden imgelerini sunmamaya özen gösterdik. Bunun dışında önceki bölümlerde bahsi geçen kişiliğin oluşumu, dış dünyayla ilişkiler gibi durumları da sunmaya çalıştık. Bu ana bölümde bölümleri cinsiyetlere göre belirlememizin sebebi, önceki bölümlerde insanlığın tamamıyla ilgili bilgi ve gözlemlerimizi sunmamızdan kaynaklanmaktadır. Hem önceki bölümleri sonuçlandırmak, hem de bunu ayrıntılı bir çeşitlilik içinde yapmak istedik. Bu şekilde başka çalışmalar için açılımlar da sunmayı amaçladık.Tezimizde sunduğumuz her bir bölüm, hatta alt bölüm için başlı başına birer çalışma yapılabileceğinin bilincindeyiz. Bazıları için zaten onlarca kitap yazıldı, halen de yazılmaktadır. Bizim yapmaya çalıştığımız, hazırda bulunan parçalardan bir ?patchwork? oluşturup sunmak değil, bütün bu eserleri daha önce kullanılmadığını düşündüğümüz bir ortak payda üzerine oturtabilmekti. İnsan bedeni ve beden imgesi paydasında yapmış olduğumuz çalışmamızın bu bağlamda başka çalışmalara da bir başlangıç noktası olabileceğini umuyoruz.
Yazar
Dr. Kamar Ararat Kalpakçiyan
Kurum

Galatasaray University
Fransız Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Kamar Ararat Kalpakçiyan (Yüksek Lisans Tezi). Un regard sur l'image du corps dans la littérature française des XXe et XXIe siècles, 2012, Galatasaray University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Galatasaray University tezlerinden daha fazlası
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)