Master'sOpen Access

Yabancı dil olarak İngilizce öğrenenlerin deyimsel ifadelere ilişkin farkındalıkları ile kültürlerarası yeterlilik algıları arasındaki ilişki

Is this your thesis?

This record came from a bulk archive import. If it’s yours, link it to your profile.

2025
0 views
0 downloads

Abstract (TR)

Küresel bir dünyada, yabancı dil eğitimi sadece dilbilgisi yetkinliğini kazandırmakla kalmaz, aynı zamanda öğrencilerin farklı kültürler arasında iletişim kurma becerilerini de geliştirmeyi hedefler. Bu çerçevede, deyimlerin öğretilmesi hem dil yönü hem de kültürel açıdan büyük bir önem taşımaktadır. Deyimler, bir kültürün değerlerini, inançlarını ve yaşam tarzlarını simgeleyen kültürel unsurlar olarak değerlendirilir. Ancak, deyimlerin genellikle doğrudan çevrilememesi ve bağlama dayalı anlamlar taşıması, özellikle yabancı dil öğrenen bireyler için anlama ve kullanma açısından güçlük yaratabilmektedir. Bu zorluklar, deyimsel ifadelerin öğrenciler tarafından yabancı dil öğreniminde nasıl algılandığı ve kültürlerarası yeterlik gelişimiyle nasıl ilişkilendiği sorularını gündeme getirmektedir. Bu çalışma, Türkiye'deki İngilizce hazırlık programlarında öğrenim gören öğrencilerin deyimsel ifadelere ve kültürlerarası yeterlik düzeylerine ilişkin algılarını incelemeyi ve bu iki kavram arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçlamaktadır. Deyimler, yalnızca dilsel anlamda değil aynı zamanda kültürel bağlamlarıyla da ön plana çıkan ifadeler olup, yabancı dil öğreniminde önemli bir yer tutmaktadır. Kültürlerarası yeterlik ise bireylerin farklı kültürlerle etkileşime girme, bu kültürleri anlama ve uygun şekilde iletişim kurma becerilerini ifade etmektedir. Araştırmanın temel sorusu, deyimsel yeterlik algısı ile kültürlerarası yeterlik algısı arasında bir ilişki olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın katılımcılarını, Türkiye'deki çeşitli devlet ve vakıf üniversitelerinin İngilizce hazırlık bölümlerinde öğrenim gören toplam 200 EFL öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunda ise, bu öğrenci grubundan gönüllülük esasına göre seçilen 20 öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Veri toplama sürecinde iki adet anket formu ve bir yarı yapılandırılmış görüşme protokolü kullanılmıştır. Bu anketler, öğrencilerin deyimsel ifadelere yönelik algılarını ve kültürlerarası yeterlik düzeylerini ölçmeyi amaçlamaktadır. Görüşmeler ise, öğrencilerin konuya dair daha derinlemesine düşüncelerini ortaya koymak amacıyla yapılandırılmıştır. Nicel veri analizinde, parametrik olmayan testlerden Mann-Whitney U Testi ve Kruskal-Wallis Testi kullanılmıştır. Gruplar arası çoklu karşılaştırmalar için Bonferroni testi uygulanmış; bazı karşılaştırmalarda ise T-testi tercih edilmiştir. Tüm bu istatistiksel analizler, kullanıcı dostu arayüzü ve açık kaynaklı yapısıyla öne çıkan JASP yazılımı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda ise, anket verilerinin daha derinlemesine yorumlanabilmesi amacıyla, gönüllülük esasına göre belirlenen 20 öğrenciyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşme soruları, anket sonuçlarının analizine dayanarak hazırlanmıştır ve çalışmanın nitel boyutunun yapılandırılmasında önemli bir rol oynamıştır. Bu görüşmelerde, öğrencilerin deyimsel ifadelere karşı tutumları, karşılaştıkları zorluklar, deyimlerin kültürel yönlerini anlama düzeyleri ve kültürlerarası iletişim becerilerine dair algıları detaylı olarak ele alınmıştır. Nitel veriler ise, önceden belirlenen temalara göre tematik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmeler sonucunda elde edilen katılımcı ifadeleri, deyimsel ifadelere ve kültürlerarası yeterliğe dair algıların daha derinlemesine anlaşılmasını sağlamıştır. Araştırma bulguları, öğrencilerin deyimsel ifadelere karşı genel olarak olumlu bir tutum içerisinde olduklarını göstermiştir. Öğrenciler, deyimleri dil öğrenmenin ve otantik dil kullanımının önemli bir parçası olarak görmekte; ancak bu ifadelerin üniversite müfredatında veya ders materyallerinde yeterince yer almadığını düşünmektedirler. Öğrenciler, sınıf içi ortamda deyimlere maruziyetlerini minimal düzeyde değerlendirmiştir. Deyimsel ifadelere en sık televizyon dizileri ve filmler izlerken ya da sosyal medya platformlarında gezinirken rastladıklarını belirtmişlerdir. Öğrencilerin çoğu bu öğrenme durumlarının farkında olmadan gerçekleştiğini ifade etmiştir. Bu bulgu, yabancı dil öğreniminde dilin kullanıldığı çevresel faktörlerin önemine işaret etmektedir. Öğrenciler ayrıca deyimlerin kültürle yakından ilişkili olduğunu düşündüklerini belirtmişlerdir. Bu doğrultuda, hedef kültürü tanımanın yalnızca deyim öğreniminde değil, genel anlamda dil yeterliğinin gelişiminde de önemli bir rol oynadığını vurgulamışlardır. Araştırmanın nicel ve nitel verileri, öğrencilerin İngilizce yeterlik düzeyleri ile deyimsel yeterlik algıları arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığını göstermiştir. Ancak öğrencilerin konuştuğu dil sayısı dikkate alındığında, istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Öğrenciler bu durumu doğrudan çok dillilikle ilişkilendirmemişler; ancak hedef dile kültürel ve dilsel yakınlığın bu bağlamda etkili olduğunu belirtmişlerdir. Araştırmanın diğer temel boyutu olan kültürlerarası yeterlik açısından, öğrenciler genel olarak olumlu algılara sahip olduklarını ifade etmişlerdir. Özellikle kültürlerarası etkileşime yönelik duyuşsal yönelim, kültürlerarası öz yeterlik ve kültürlerarası bilinç alanlarında yüksek düzeyde özgüven sergilemişlerdir. Ancak, kültürlerarası etkileşimde davranışsal performans ve kültürlerarası etkileşim bilgisi konularında öz yeterliklerinin görece düşük olduğu görülmüştür. Bu durum, öğrencilerin kültürlerarası farkındalığa ve etkileşime açık olmalarına rağmen, bu tür etkileşimlerde etkin bir biçimde yer almak için gerekli bilgiye yeterince sahip olmadıklarını göstermektedir. Bu bulgu, yarı yapılandırılmış görüşmelerdeki son soruya verilen yanıtlarla da desteklenmiştir. Tüm öğrenciler kültür temelli bir ders almak istediklerini ve bu dersten beklentilerini ifade etmişlerdir. Bu talepleri, hedef kültüre ilişkin eksikliklerini gidermek istediklerini ve bu konuda gelişime açık olduklarını göstermektedir. Ayrıca öğrencilerin İngilizce yeterlik düzeyleri ile kültürlerarası yeterlik algıları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Dil yeterliliği arttıkça, kültürlerarası yeterlik puanlarının da arttığı gözlemlenmiştir. Ancak hangi yeterlik grubunun bu avantajı sağladığına dair istatistiksel olarak anlamlı bir sonuca ulaşılamamıştır. Buna ek olarak, evde konuşulan dilin toplum dilinden farklı olduğu öğrenciler, kültürlerarası yeterlik açısından akranlarına göre daha yüksek puanlar almıştır. Ancak bu durum, deyimsel yeterlik ile anlamlı bir ilişki göstermemiştir. Araştırmanın temel odak noktası olan deyimsel yeterlik ile kültürlerarası yeterlik arasındaki ilişki incelendiğinde, hem nicel hem de nitel veriler bu iki değişken arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Deyimsel yeterlik algısı yüksek olan öğrencilerin kültürlerarası yeterlik düzeylerinin de yüksek olduğu bulunmuştur. Bu bulgu, yarı yapılandırılmış görüşmelerde öğrencilerin verdikleri örneklerle de desteklenmiştir. Araştırma bulgularına dayanarak, çeşitli alanlarda iyileştirmeler yapılması önerilmektedir. Öncelikle, üniversitelerin İngilizce hazırlık programlarında deyimsel ifadeler müfredata daha sistematik şekilde entegre edilmeli; deyimlerin anlamlı ve bağlam açısından zengin materyallerle öğretilmesi sağlanmalıdır. Sınıf içi etkinliklerde rol yapma, hikâye anlatma gibi etkileşimli yöntemler kullanılmalı; diziler, filmler ve video oyunları gibi otantik kaynaklardan faydalanılmalıdır. Ayrıca, deyimlerin sınıf ortamında görsel olarak sergilenmesi, öğrencilerin doğal kullanım konusunda daha fazla farkındalık kazanmalarına yardımcı olabilir. Kültürlerarası yeterlik açısından ise, öğrencilerin yalnızca farkındalık değil, aynı zamanda bilgi ve davranışsal açıdan da gelişim göstermeleri için uygulamaya dayalı öğrenme ortamları sunulmalıdır. Bu doğrultuda, sanal değişim programları ve Erasmus+ gibi uluslararası işbirlikleri teşvik edilmelidir. Mevcut uygulamalarda genellikle lisans düzeyine yönelik Erasmus katılımı, hazırlık sınıfı öğrencilerine de açılarak daha erken yaşta kültürel deneyim kazanmaları sağlanabilir. Öğrencilerin hedef kültüre dair ilgi ve beklentileri doğrultusunda, haftalık 1–2 saatlik kültür temalı bir ders müfredata dahil edilmeli; bu derste günlük yaşamdan örnekler ve kültürel unsurlar ele alınmalıdır. Öğrencilerin sınıf dışı ortamlarda da hedef dile ve kültüre maruz kalabilmeleri için film geceleri, kültür günleri, uluslararası öğrenci kulüpleri gibi sosyal etkinliklere yer verilmesi önerilmektedir. Tüm bu süreçlerin etkili bir şekilde yürütülebilmesi için öğretmenlerin de kültürlerarası yetkinliklerinin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitimler, atölye çalışmaları ve kültürlerarası iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik programlar düzenlenmelidir.

Author

İlayda Nur Ayhan

How to Cite

İlayda Nur Ayhan (Yüksek Lisans Tezi). Yabancı dil olarak İngilizce öğrenenlerin deyimsel ifadelere ilişkin farkındalıkları ile kültürlerarası yeterlilik algıları arasındaki ilişki, 2025, İstanbul University-Cerrahpaşa.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from İstanbul University-Cerrahpaşa