İstanbul University-Cerrahpaşa
İUC

İstanbul University-Cerrahpaşa

İstanbul, Türkiye
Kuruluş: 1453
Web Sitesitwitterlinkedininstagramfacebook

530

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

5

Enstitü

0%

DOI Oranı

Son Eklenen Tezler

Tümünü Gör
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yoğun bakımda non-invaziv mekanik ventilasyon uygulanan kronik obstrüktif akciğer hastalarının dispne düzeyinin deliryuma etkisi

Bu araştırma, yoğun bakımda non-invaziv mekanik ventilasyon (NIMV) desteği alan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) tanılı hastalarda dispne düzeyinin deliryum gelişimine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışma, KOAH hastalarında sık görülen dispne ve bilişsel bozulmaların (özellikle deliryum) birlikte değerlendirilerek klinik bakımın bütüncül olarak ele alınmasına katkı sağlamayı hedeflendi. Tanımlayıcı ve kesitsel tasarımla yürütülen araştırma, Aralık 2024–Mayıs 2025 tarihleri arasında İstanbul'daki bir devlet hastanesinin yoğun bakım ünitesinde gerçekleştirildi. Araştırmanın örneklem büyüklüğü G*Power programı ile orta etki büyüklüğü (0,50), %95 güven düzeyi ve %80 güç kullanılarak minimum 128 hasta olarak belirlenmiş, çalışma döneminde kriterleri karşılayan ve gönüllü olarak katılım gösteren 132 hasta araştırmaya dahil edildi. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan Birey Tanılama Formu, geçerliliği kanıtlanmış Dispne-12 Ölçeği ve Hemşirelik Deliryum Tarama Ölçeği (H-DTÖ) kullanılarak toplandı. Bu araştırma, yoğun bakımda non-invaziv mekanik ventilasyon (NIMV) desteği alan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) tanılı hastalarda dispne düzeyinin deliryum gelişimine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışma, KOAH hastalarında sık görülen dispne ve bilişsel bozulmaların (özellikle deliryum) birlikte değerlendirilerek klinik bakımın bütüncül olarak ele alınmasına katkı sağlamayı hedeflendi. Tanımlayıcı ve kesitsel tasarımla yürütülen araştırma, Aralık 2024–Mayıs 2025 tarihleri arasında İstanbul'daki bir devlet hastanesinin yoğun bakım ünitesinde gerçekleştirildi. Araştırmanın örneklem büyüklüğü G*Power programı ile orta etki büyüklüğü (0,50), %95 güven düzeyi ve %80 güç kullanılarak minimum 128 hasta olarak belirlenmiş, çalışma döneminde kriterleri karşılayan ve gönüllü olarak katılım gösteren 132 hasta araştırmaya dahil edildi. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan Birey Tanılama Formu, geçerliliği kanıtlanmış Dispne-12 Ölçeği ve Hemşirelik Deliryum Tarama Ölçeği (H-DTÖ) kullanılarak toplandı. Ölçekler, hastaların klinik stabilizasyonu sonrası NIMV öncesinde ve beşinci gün uygulama sonrasında uygulandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, t-testi, ANOVA ve Pearson korelasyon katsayısı kullanıldı. Çalışmada NIMV öncesi Dispne-12 puanı 26,32±8,63 iken, beşinci gün sonunda 17,98±10,42'ye düştü ve fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,001). Buna karşılık H-DTÖ puanı NIMV öncesinde 2,76±2,43 iken, uygulama sonrasında 4,09±4,19'a yükseldi ve bu fark da ileri düzeyde anlamlı bulundu (p<0,001). Dispne ve deliryum düzeyleri arasında orta düzeyde pozitif korelasyon saptandı; korelasyon katsayısı ilk ölçümde r=0,544, beşinci gün ölçümünde r=0,599 olarak bulundu (p<0,001). Ayrıca ileri yaş, uzun hastalık süresi ve sık alevlenme öyküsünün deliryum riskini artırdığı; cinsiyet ve sigara kullanımının ise anlamlı bir farklılık oluşturmadığı belirlendi. Araştırma bulguları, NIMV'in KOAH hastalarında dispne kontrolünde etkin olduğunu, ancak deliryum gelişimini önlemede tek başına yeterli olmadığını ortaya koydu. Dispne şiddetinin artmasının deliryum riskini de yükselttiği ve semptomların zaman içinde birbirini tetiklediği görüldü. Bu sonuçlar, yoğun bakımda KOAH hastalarının bakımında yalnızca solunumsal parametrelerin değil, bilişsel işlevlerin de düzenli olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Çalışma, hemşirelerin dispne ve deliryumu bütüncül yaklaşımla ele almasının, erken tanı ve uygun bakım girişimleriyle hasta prognozunu iyileştirmede kritik rol oynayacağını göstermektedir.

Melisa Türk
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Engelli bireylerin afetlere hazırlık düzeylerinin sosyal dışlanma ve yaşam doyumu bağlamında değerlendirilmesi: Karma yöntem araştırması

Bu araştırma, Marmara Bölgesi'nde yaşayan engelli bireylerin afetlere hazırlık düzeylerini sosyal dışlanma ve yaşam doyumu bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada karma yöntem deseni benimsenmiş olup eşzamanlı üçgenleme ile nicel ve nitel veriler birlikte toplanmış ve sonrasında analiz edilmiştir. Nicel boyutta ilişkisel tarama modeli, nitel boyutta ise fenomenolojik desen kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Marmara Bölgesi'nde yaşayan, zihinsel engeli bulunmayan, %40 ve üzeri engellilik oranına sahip, 18 yaş üstü bireyler oluşturmuştur. Araştırmanın nicel boyutuna kartopu örnekleme yöntemiyle ulaşılan 392 katılımcı dahil olmuştur ve anket yoluyla veri toplanmıştır. Nicel boyutun veri toplama araçları arasında Kişisel Bilgi Formu, Genel Afet Hazırlık İnanç Ölçeği, Engellilerde Sosyal Dışlanma Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği yer almıştır. Nicel veriler SPSS 25 programında analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda nicel örneklemden gönüllü olarak seçilen 18 engelli bireyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşme verileri tematik analiz ile çözümlenmiştir ve analiz sürecinde MAXQDA 24 nitel veri analiz programından yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel bulgularına göre engelli bireylerin afet hazırlık inanç düzeyleri orta-üst seviyede, sosyal dışlanma düzeyleri düşük-orta seviyede, yaşam doyumu ise düşük seviyede bulunmuştur. Ölçekler arası ilişkiler incelendiğinde; sosyal dışlanma arttıkça afet hazırlık inancının azaldığı, yaşam doyumu ile afet hazırlık inancının negatif yönlü anlamlı bir ilişki gösterdiği, sosyo-demografik değişkenlerin (cinsiyet, gelir düzeyi, eğitim durumu, engel türü, yaşanılan yer) hem afet hazırlık inancı hem de sosyal dışlanma ve yaşam doyumu üzerinde farklılaşmalara yol açtığı görülmüştür. Nitel bulgular ise engelli bireylerin afet kavramını çoğunlukla korku, çaresizlik ve belirsizlik ile ilişkilendirdiğini ortaya koymuştur. Katılımcılar afet hazırlığında bilgi eksikliği, erişilebilirlik sorunları, ekonomik yoksunluk ve sosyal dışlanma gibi engeller yaşadıklarını belirtmişlerdir. Buna karşın dayanışma, kişisel çaba ve sosyal destek mekanizmalarının afetlerle başa çıkmada önemli olduğu vurgulanmıştır. Elde edilen bulgular engelli bireylerin afetlere hazırlık düzeylerinin fiziksel ve teknik hazırlıkların yanında sosyal dışlanma ve yaşam doyumu gibi psikososyal faktörlerle yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Araştırma engelli bireyler için erişilebilir, kapsayıcı ve hak temelli afet yönetimi politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Sosyal hizmet bağlamında engelli bireylerin afetlere hazırlık süreçlerine aktif katılımlarının sağlanması, toplumsal bütünleşmelerinin desteklenmesi ve psikososyal hizmetlerin yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır.

Aydın Olcay Özkan
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Modifiye karbon kuantum noktaları içeren polimerlerin ilaç yükleme/salım ve hücre etkileşim özelliklerinin incelenmesi

Küreselleşme ve hızla ilerleyen teknolojik gelişmeler, farmakoloji alanında kayda değer ilerlemeleri de beraberinde getirmektedir. Fakat, ilaç dendiğinde günümüzde hala sıkça duyduğumuz konular arasında bu ilaçların yan etkileri yer almaktadır. Özellikle bu durum, ilaçların hedefli ya da uzun sürede salınıp bu yan etkileri minimize etmenin önemini gösterir olmuştur. Buna ek olarak, bu salımı takip etmek de oldukça faydalıdır. Hedefli salım sistemlerinde oldukça ilgi çeken malzemeler arasında biyouyumlu polimerler yer almaktadır. Buna ek olarak, son zamanların oldukça dikkat çeken nanomalzemeleri olan kuantum noktalar ise biyogörüntüleme alanında yüksek potansiyele sahiptir. Bundan yola çıkarak bu tez çalışmasında Haşhaş tohumlarından karbon kuantum noktalar elde edilmiştir. Haşhaş tohumunda bulunan yağın etkisinin sentezde etkisinin olup olmadığını görmek için (i) normal, (ii) öğütülmüş ve (iii) öğütüldükten sonra Soxhlet cihazı ile yağı ekstrakte edilmiş haşhaş tohumları karbon kaynağı olarak kullanılmışlardır. Sentezlenen bu malzemeler, nişasta, keçiboynuzu gamı ile kitosan üçlü blend'den meydana gelen polimerik filmlerin sentezi sırasında ayrı ayrı eklenerek kompozit filmler üretilmiştir. Ardından bu filmlerin karakterizasyonu yapılıp, şişme ve ilaç yükleme-salım kapasiteleri incelenmiş ve son olarak üzerlerinde kırmızı alım testi ile hücre büyüme çalışmaları yapılarak biyouyumlulukları araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, yapılan blend'lerde keçiboynuzu gamı ve kitosan oranı yüksek filmlerde oldukça iyi ilaç yükleme ve salımının olduğu ve filmlere eklenen karbon kuantum noktaların da hem ilaç salımı artırıcı hem de hücre verimliliğini artırıcı özelliklerinin olduğu bulunmuştur.

BiyopolimerlerKolloidal kuantum noktaları (QD))
Halis Can Mörel
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

İnsansız araçlarda faydalı gücü arttırmak için maksimum güneş gücü takip eden nöro-fuzzy denetleyicisi uygulaması

Bu tez çalışması, gün boyunca, sabahın erken saatlerinden gün batımına kadar güneş enerjisi emilimini en üst düzeye çıkararak çok rotorlu araçların uçuş sürelerini uzatmayı amaçlayan yeni bir hibrit adaptif nöro-bulanık kontrol sistemini sunmaktadır. Sistem, çoklu rotorlu sistemde yüzeye monte güneş panelleri maksimum güç noktasını sürekli olarak izlerken, değişken yuvarlanma açılarıyla gezinmesini sağlayarak uçuş kararlılığından veya seyrüsefer performansından ödün vermeden optimum enerji hasadı yapmasını sağlar. Güneş radyasyonuna yanıt olarak yönünü dinamik olarak ayarlayarak, genellikle sınırlı güç toplayan ve çoklu rotorlu aracın uçuş yeteneklerine değer katmayan geleneksel sabit güneş sistemlerine kıyasla daha fazla güneş enerjisi emebilir. Bu adaptif yaklaşım, kesintisiz enerji sağlayarak çoklu rotorlu araç sistemlerini daha verimli hale getirir ve özellikle dalgalanan güneş ışığı koşullarına sahip ortamlarda daha uzun uçuş süresi ve bilgi aktarımına izin verir. Çoklu rotorlu aracın, entegre güç sistemi için gelişmiş bir kontrol şeması da sunarak, özellikle gerilim kontrolünden ve güç transferinden sorumlu DC-DC dönüştürücüyü hedef almaktadır. Kontrol mimarisi, parçacık sürüsü optimizasyonu yoluyla optimize edilmiş bir PI denetleyicisini, kademeli bir yapılandırmada düzenlenmiş bir nöro-bulanık denetleyiciyle birleştirir. Bu tasarım her iki kontrol yönteminin güçlü yanlarından yararlanır: Minimum ayar parametrelerine sahip PI kontrolörü, hızlı ve kararlı gerilim regülasyonu sağlarken, güç ve akım dalgalanmalarını yöneten nöro-bulanık kontrolör, genel verimliliği iyileştirmek için öğrenilmiş deneyimlerine dayanarak uyum sağlar. Parçacık sürüsü optimizasyon süreci, optimum dinamik ve sabit durum tepkileri için PI parametrelerini ince ayarlayarak değişen güneş ışığı ve hava desenleri gibi değişen çevre koşullarına etkili bir şekilde uyum sağlayabilen bir sistem ortaya çıkarır. Kapsamlı testler, bu entegre kontrol yaklaşımının DC-DC dönüştürücünün verimliliğini tek başına nöro-bulanık kontrole kıyasla en az %15 artırdığını, aynı zamanda izleme hatalarını önemli ölçüde azalttığını ve güç çıkarma kararlılığını iyileştirdiğini göstermektedir. Genel olarak, uyarlanabilir güneş takibinin gelişmiş güç yönetimi kontrol stratejileriyle birleştirilmiş kullanımı, çoklu rotorlu aracın uçuş sürelerini uzatmak, sürdürülebilir enerji kullanımını teşvik etmek ve yenilenebilir enerjiyle çalışan otonom sistemlerde operasyonel güvenilirliği iyileştirmek için sağlam bir çözüm sunmaktadır.

Muhammed Süleyman
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

2019-2024 yılları arasında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Acil Servisine başvuran zehirlenme olgularının adli tıbbi değerlendirilmesi

Amaçlar: Bu çalışma, 01.01.2019-31.12.2024 tarihleri arasında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne başvuran zehirlenme olgularının adli tıbbi açıdan değerlendirilmesini ve Zehirlenme Şiddet Skoru (PSS), Yeni Zehirlenme Mortalite Skoru (new-PMS) ve TCK Yaralanma Kılavuzunda tanımlanan kriterler arasındaki korelasyonu nesnel olarak ortaya koymayı, klinik sonuçlarla skor uyumunu değerlendirmeyi ve adli raporlamada standart kılavuza katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Retrospektif çalışmada; İSHOP sistemi üzerinden tanımlanan 42 parametre (yaş/cinsiyet, zehirlenme kökeni, GKS, PSS/new-PMS skorları, tedavi süreci, adli rapor varlığı gibi) analiz edildi. İstatistiksel analizlerde, frekans dağılımı yüzdelik hesaplamaları, değişkenler arasındaki ilişkiler ve dağılımlar arasındaki farkların belirlenmesinde nonparametrik Pearson Ki-Kare analizi yürütülmüştür. İstatistiksel analizlerde anlamlılık p<0.05 alınmıştır. Bulgular: Toplam 553 olgu incelendi. Vakaların %55.2'si kadın (n=305) ve %44.8'i erkek (n=248)'tir. Genel yaş ortalaması 23.27'dir (SS=16.635). En sık görülen zehirlenme tipinin %53.5 (n=296) ile ilaç kaynaklı olduğu, bunu sırasıyla %8.0 (n=44) ile ev temizlik ürünleri, %6.7 (n=37) ile diğer kimyasal maddeler takip etmiştir. Olguların %45.2'sinin (n=250) intihar girişimi, %40.9'unun (n=226) kaza, %11.9'unun (n=66) kötüye kullanım ve %2.0'sının (n=11) istismar amaçlı maruziyet orijinlidir. PSS ve new-PMS skorları, TCKYaralanma Kılavuzu kriterleri ile anlamlı korelasyon göstermiştir (χ2(6)=78.131; p=.000). Sonuç: Zehirlenme olgularından elde edilen verilerin analizi ile birlikte, Avrupa ve Kore'de kullanılan PSS ve new-PMS skorlamasının TCK Yaralanma Kılavuzu ile karşılaştırılması, bu iki skorlamanın kılavuzda yer alan subjektif kriterlere uyarlanabilirliği ve adli tıbbi raporlamada özellikle arada kalınan olgulara yol göstericiliği araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Zehirlenme, acil servis, adli rapor, PSS, New-PMS

Zeynep Banu Özkırış
İstanbul University-Cerrahpaşa
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aile içi şiddet farkındalığı ile obstetrik şiddetin doğum beklentilerini ve deneyeyimini öngörücü rolü

Amaç: Bu çalışma, aile içi şiddet farkındalığı ile obstetrik şiddetin, doğum beklentileri ve deneyimi üzerindeki öngörücü rolünü belirlemek amacı ile ilişkisel tarama modeline dayalı olarak boylamsal (longitudinal) türde yapıldı. Yöntem: Çalışmanın örneklemini İstanbul Esenler Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine doğum için başvuru yapan, araştırma kriterlerini sağlayan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 200 kadın oluşturdu. Araştırma verileri Birey Tanıtım Formu, Aile İçi Şiddet Farkındalığı Ölçeği (AİŞFÖ), Gebe Kadınlar için Obstetrik Şiddet Ölçeği (GKOŞÖ), Doğum Beklentileri ve Deneyimi Ölçeği (DBDÖ), Obstetrik Şiddet Ölçeği (OŞÖ) kullanılarak toplandı. Bulgular: Katılımcıların GKOŞÖ puan ortalaması 33.07 (Ss=16.17) olup, orta düzeyde obstetrik şiddet algısına sahip oldukları; OŞÖ puan ortalaması 1,30 (Ss=1,40) olup, düşük düzeyde obstetrik şiddet algısına sahip olduğunu belirlendi. AİŞFÖ puanı ortalaması 51,10 (Ss= 7,30) olup, farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu belirlendi. Genel doğum memnuniyet puanı 3,50 (Ss=0,40) ile yüksek bulundu. Beklentilerin karşılanma yüzdesi %79,6;karşılanmamış beklenti yüzdesi %20,4; beklenmeyen karşılanma yüzdesi %43,8 ve beklenmeyen karşılanmama yüzdesi ise %56,2 olarak saptandı. AİŞFÖ ile GKOŞÖ arasında negatif yönde ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulundu (p<0.05). GKOŞÖ, karşılanmış beklenti yüzdesini negatif, karşılanmamış beklenti yüzdesini pozitif yönde; ayrıca beklenmeyen karşılanma ve beklenmeyen karşılanmama yüzdelerini anlamlı şekilde yordamakta, genel doğum memnuniyetini ise negatif yönde etkilemektedir (p<0.001). Aile içi şiddet farkındalık düzeyinin bu değişkenler üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmadı (p>0.05). Sonuç: Katılımcıların algıladığı genel obstetrik şiddet düzeyinin, doğum deneyimlerinin farklı boyutlarında (karşılanmış beklenti, karşılanmamış beklenti, beklenmeyen karşılanma, beklenmeyen karşılanmama) ve genel doğum memnuniyetinde anlamlı bir yordayıcı olduğu; buna karşılık aile içi şiddet farkındalık düzeyinin bu boyutlar üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşıldı. Doğum sürecinde şiddetten arındırılmış, saygılı ve kadın odaklı bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının, gebelerin memnuniyetini artırmada kritik öneme sahip olduğu düşünüldü. Eylül 2025, 106 sayfa. Anahtar kelimeler: Aile İçi Şiddet, Obstetrik Şiddet, Doğum Beklentileri ve Deneyimi, Öngörücü Rol, Ebelik, Doğum

Büşra Küçük
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00