Sanat mekânı deneyiminde ses manzaraları ve işitsel unsurların rolü: Arter Modern Sanat Müzesi örneği
2024
1 görüntülenme
1 i̇ndirme
Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Önder Murad Özdemir
Özet (TR)
Birey, kentsel mekânı kendi kişisel özellikleri, duyusal dünyası, sosyokültürel, sosyoekonomik arka planına göre farklı biçimlerde deneyimlemektedir. Mekân deneyiminde duyuların her biri birbirinden ayrıştırılmadan, bütünlük halinde irdelenmekle beraber işitsel öğelerin sanat mekânı olan müzelerin deneyimine yansıması bu araştırmada mercek altına alınmıştır. Her mekânın kullanılan yapı malzemeleri, boyutu, genişliği, hacmi, yüksekliği, boş ve dolu alanlarının farklılaşmasından kaynaklanan özgün ses manzaraları bulunmaktadır. Birden fazla sesin birlikte tınlamasını ifade eden ses manzaraları ve diğer işitsel öğelerin sanat mekânı olan müzelerin deneyimlenmesine yansımalarını odağına alan bu araştırma, kavramsal çerçevesi oluşturulurken ses çalışmaları ve müze çalışmaları olmak üzere iki temel çalışma alanından dayanağını almıştır. Bu bağlamda araştırmanın kavramsal çerçevesini belirleyen ses manzaraları kavramının ilk bölümde tarihsel gelişiminin irdelenmesinin ardından seslerin sınıflandırılmasına olan farklı yaklaşımlarıyla birlikte ele alınmıştır. Ses manzaralarında yer alan seslerin sınıflandırılmasını odağına alan ilk bölümün ardından müzelerde ses deneyiminin nasıl gerçekleştiğine, müzelerin sese ve diğer işitsel öğelere olan yaklaşımlarındaki paradigma değişimine, modern sanat müzeleri arasında Arter'in bu araştırmaya dahil edilme nedeni detaylı bir şekilde gerekçelendirilmiştir. Müze ve ses ilişkisinin değerlendirildiği bu bölümde, araştırmanın merkezinde yer alan Arter'in kentle ve çevresiyle kurduğu ilişki de soylulaştırma kavramı bağlamında tartışılmıştır. Araştırmada kullanılan ses yürüyüşü, yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme ve fotoğrafla çağırma yöntemlerinin kullanılma gerekçeleri belirtilerek araştırma bulgularını elde etmedeki katkıları ortaya konmuştur. Sanatsal mekân deneyiminde ses manzaraları ve işitsel deneyimin rolünü, sesi ön plana çıkaran eserlere koleksiyonunda ağırlıkla yer veren modern sanat müzesi Arter üzerinden inceleyen araştırmada yaşları 23 ve 33 arasında değişen 10 genç yetişkin katılımcının müze deneyimlerinin duyusal yönüne odaklanılmıştır. Sanatsal mekân deneyimine bütüncül bir bakışla yaklaşmakla beraber işitsel deneyimi odağına alan araştırmada, deneyimi hatırlamanın da altı çizilerek duyusal deneyimin müze ziyaretçileri için mekânı algılamalarındaki rolü ortaya çıkarılmıştır. Araştırmada kullanılan nitel araştırma yöntemlerinin birbirini tamamlamaları ve destekleyici olmaları, araştırma bulgularının bütünsel bir görünümde olmasını sağlamıştır. Ses manzaraları kavramına olan yaklaşımın, kavramın ortaya çıkışından bugüne geçirdiği değişimin ele alınması ve araştırmanın yapıldığı sanat mekanındaki seslerin bu bağlamda değerlendirilmesi çalışmanın ana hattına şekil vermiştir. Raymond Murray Schafer'ın ses manzaraları ve sesleri sınıflandırması ışığında müzelerde seslerin ziyaretçiler tarafından algılanma süreçleri, ziyaret sırasında meydana gelen duyusal değişimler ve işitsel öğelerin ışığında kurdukları yeni algısal örüntüler, müzenin çevresiyle kurduğu ilişkinin ziyaretçiler tarafından deneyimlerine yansımalarının değerlendirilmesi araştırmada yer almaktadır. Sanat mekanlarının özgün ses manzaralarına sahip oldukları ve kendilerine has seslerin mekânın duyusal olarak deneyimlenmesine yansıdığı düşüncesinden hareketle, ses manzaralarının kentsel mekanlardan biri olan müzelerin duyusal olarak deneyimlenmesine yansımalarını inceleyen bu araştırma, altı hipotezi test etmek üzere tasarlanmıştır. Bütüncül bir duyusal deneyimin parçalarından biri olan işitsel öğelerin, ziyaretçilerin deneyimlerine yansımalarının olumlu olduğunu ortaya koymak bu hipotezlerden biridir. İşitsel öğelerin duyusal müze deneyimini belirleyici bir rol oynadığını da test etmek isteyen araştırmada bu hipotez de doğrulanmıştır. Katılımcıların mekandaki işitsel öğelerin daha fazla olduğu kısımları hatırlamalarının daha kolay olduğu ve mekandaki bu kısımlarla ilgili daha fazla değerlendirme yapmak istedikleri görülmüştür. Mekânda sesin ön planda olduğu kısımlarla ilgili ziyaretçiler, müze deneyimlerini olumlu olarak değerlendirmişlerdir. Yalnızca görselliği odağına alan mekandaki bölümlerde ise deneyim olumsuz ifadelerle değerlendirilmiştir. Müzeye özgü olduğu düşünülen sesler katılımcılar tarafından deneyimlerini biricik olarak değerlendirmelerini sağlayan zenginleştirici birer unsur olarak kabul edilmiştir. Müze deneyimi ziyaretçiler tarafından, mekânın kendisinin dışında çevresiyle kurduğu ilişkiyle bütünleşik olarak algılanmıştır. Ziyaretçilerin görüşmeler sırasında odaklarının ağırlıklı olarak bu konu üzerinde olduğu yapılan görüşmeler sonucunda anlaşılmıştır. Müzeyi fotoğraflayarak ziyaret etmenin deneyimi hatırlamayı kolaylaştırdığı anlaşılmıştır. Katılımcıların deneyimleri üzerinden belirli bir zaman geçtikten sonra hatırlatıcı bir unsur olarak fotoğrafla hatırlatma yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemin diğer nitel araştırma yöntemleriyle beraber kullanılmasının, bulguları zenginleştirmeye yardımcı olduğu ve diğer yöntemler sonucunda elde edilen bulguların etkinliğine katkı sunduğu görülmüştür. Kentin duyusal alanını meydana getiren öğelerin işitsel boyutuna odaklanan ve ses manzaraları kavramını Arter Modern Sanat Müzesi örneği üzerinden ele alan çalışmada, birbirini tamamlayan üç farklı araştırma yönteminin kullanılmasıyla bulgulara ulaşılmış ve elde edilen araştırma verileri analiz edilmiştir. Sanat Mekânı Deneyiminde Ses Manzaraları ve İşitsel Unsurların Rolü: Arter Modern Sanat Müzesi Örneği başlıklı araştırmada birbirini tamamlayıcı nitelikte veriler elde etmeyi sağlayacak üç farklı niteliksel araştırma yöntemine başvurulmuştur. Bunlardan ilki, katılımcılar tarafından müze ziyareti sırasında cevaplanması beklenen bir değerlendirme anketini de içeren ses yürüyüşü yöntemidir. Ses yürüyüşü esnasında katılımcılardan fotoğraf çekmeleri istenmiş, ses yürüyüşünden bir hafta sonra online olarak Microsoft Teams platformu üzerinden gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler sırasında çektikleri fotoğraflar katılımcılara gösterilmiş ve fotoğraflar deneyimlerine dair hatırlatıcı birer unsur olarak kullanılmıştır. Katılımcılarla yapılan yarı yapılandırılmış online derinlemesine görüşme sırasında deneyimleri üzerine katılımcılara 12 adet soru yöneltilmiş, bu sorularda da deneyimlerini değerlendirmeleri istenmiştir. Sanat mekânı olarak müzelerde ses manzaralarının ziyaretçiler tarafından nasıl deneyimlendiği farklı araştırma yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan ses yürüyüşü anketlerinin değerlendirilmesi sonucunda, bu araştırmada yer alan ve daha önce ses yürüyüşü yapmamış olan katılımcıların duyduklarına odaklanarak bir mekânı deneyimlemelerinin onlara daha hatırlanabilir bir deneyim sunduğu görülmüştür. Görselliğin baskın olduğu günümüz dünyasında işitselliğin odağa alınması deneyimi katılımcılar nezdinde daha hatırlanabilir kılmıştır. Duyusal olarak algılarının açık olduğu bir biçimde mekânı deneyimleyen katılımcıların geçmiş deneyimleriyle bağ kurmalarının, bu deneyimin daha sonra onlar üzerinde çağrışım yapmasının daha kolay olduğu anlaşılmıştır. Ses yürüyüşü yaparak daha önce bir mekânı deneyimlememiş olan katılımcılardan bu araştırma kapsamında yapılan modern sanat müzesi ziyareti sonrasında yaptıkları ziyareti kendilerine iletilen ses yürüyüşü anketi aracılığıyla değerlendirmeleri istenmiştir. Olağan bir müze ziyareti ya da gezintiden farklı olan bu ses yürüyüşü öncesinde katılımcılardan, araştırma için belirlenen buluşma noktasından itibaren algılarını mümkün olduğunca açık tutmaları istenmiş ve duyduklarına her zamankinden daha fazla önem göstererek yürümeleri rica edilmiştir. Katılımcılarla yapılan yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme sırasında, müzedeki ses yürüyüşü öncesinde izlenen rota, yani katılımcıyı müzeye götüren yol, dahil olmak üzere birlikte yaşanan deneyimin tümünü değerlendirmelerini sağlayacak sorular yöneltilmiştir. Katılımcıların hiçbiri daha önce işitselliğe bu kadar ağırlık vererek bir mekânı deneyimlemediklerini belirtmiş ve olumlu olarak değerlendirdikleri bu aktiviteyi tekrar deneyimlemek istediklerini ifade etmişlerdir. Katılımcıların genel olarak ses yürüyüşü yaparak mekânı deneyimlemelerinin duyusal bağlamda farkındalıklarını arttırdığını söylemek mümkündür. Bununla birlikte bir araştırma dahilinde bu aktivitenin gerçekleştirilmiş olması, katılımcılar üzerinde başlangıçta tedirgin bir his yaratsa da mekân içinde zaman geçirdikçe bu tedirginlik hissinin azaldığını belirtmişlerdir. Sesin müzedeki eserleri anlamlandırmada yardımcı bir işlevinin olduğu ve olmaması halinde eksikliğinin fark edileceği de katılımcılar tarafından belirtilen noktalardan biridir. Mekânda sesin baskın bir duyusal öğe olarak kullanıldığı bölümlerdeki deneyimlerinin üzerinden zaman geçtikten sonra bu deneyimlerini hatırlamalarına katkı sağladığı da katılımcılar tarafından dile getirilen noktalardan biridir. Katılımcılar, müzede işitsel öğelerin baskın olduğu bir atmosfer olsa da hem işitselliğe dikkat etmeleri gereken bir çalışma içinde yer almaları hem de müzedeki ambiyansın kuralsızlığı hatırlatan bir özellikte olmaması nedeniyle kuralların yıkılmadığı algısında olduklarını ifade etmişlerdir. Müzede ziyaret edilen her katta aynı seviyede ses kullanımına yer verilmemiş olsa da katılımcılar genel bir değerlendirme yaptıklarında müzenin uyulması beklenen kurallar bütününe sahip olduğunu algıladıklarını belirtmişlerdir. Katılımcılar işitsel öğelere daha fazla dikkat etmeleri beklendiğinden kendileri de daha fazla sessiz kalmaya çalışarak etraflarındaki sesleri daha iyi algılamak ve mekânı deneyimlemek için çaba harcamışlardır. Araştırma boyunca doğrulanması amaçlanan "Müzelerin duyusal olarak deneyimlenmesinde işitsel öğeler ziyaretçiler nezdinde görsel öğelerden daha ön plandadır." hipotezi doğrulanmıştır. Ziyaretçilerle yapılan yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerde işitsel öğelere ağırlık verilen galerilere dair, henüz katılımcılara bu konuda soru yöneltilmediği halde örneğin; işitselliğin ön planda olduğu Galeri 2'den ve burada deneyimledikleri eserlerden, bu kısımlardaki işitsel öğelerden bahsetmeye başladıkları görülmüştür. Müzede yapılan ses yürüyüşünün üzerinden en az 10 gün geçtikten sonra yapılan yarı yapılandırılmış online derinlemesine görüşmeler de ikinci hipotez olan "Müze deneyiminin hatırlanmasında işitsel öğeler belirleyici bir rol oynamaktadır." doğrulanmıştır. Katılımcılar gerek kişisel özelliklerinin katkısıyla gerek geçmiş deneyimleriyle bağ kurarak mekân deneyimlerindeki işitsel öğelerin baskın olduğu kısımları hatırlama eğilimi göstermişlerdir. Müzede yalnızca görsel öğelere yer verilen ve yalnızca duvarlara sıralanmış tablolardan meydana gelen Galeri 1, müzedeki diğer galerilerle kıyaslandığında ziyaretçilerin en az dikkatini çeken kısım olurken, özellikle ziyaretçilere zengin bir işitsel deneyim sunan Galeri 2 en fazla olumlu ifadelerle değerlendirilen kısım olmuştur. "Ziyaretçilerin müze deneyiminde işitsel öğelerin ön planda oluşu, deneyimin olumlu değerlendirilmesini sağlamaktadır." hipotezi de doğrulanmıştır. Ziyaretçilerin müzeyle ilgili en uzun süre görüş bildirdikleri ve dikkat çektikleri nokta mekânın bulunduğu çevre ve kendisinin kontrastı üzerine olmuştur. Ses yürüyüşü öncesinde müzeye ulaşımın sağlanması kısmında her katılımcı müzenin bulunduğu çevreyi duyumsama imkânı bulmuş ve ardından yaşadıkları sanat deneyimini bu duyumsamaları ile şekillendirmiştir. Katılımcıların müzenin konumuna dair bir soru yöneltilmeden kendilerinin yarı yapılandırılmış görüşme sırasında bahsetmek istedikleri bir diğer konu da müzenin çevresiyle ilişkisidir. Dolayısıyla bir sanat deneyimi mekânı olarak müzeye ulaşan yollar, toplu ya da bireysel ulaşım seçenekleri, müzenin kent içinde bulunduğu konum, sanat deneyimi öncesi ve sonrasında ziyaretçilerde uyandırdığı his ve düşünceler belirleyici olmaktadır. "Müze deneyimi, mekânın kendisinin dışında çevresiyle kurduğu ilişkiyle bütünleşiktir." hipotezi Arter'in kentsel konumu, yeni konumu öncesinde şehrin sanat dünyasına yakın hatta merkezi denebilecek bir yerden semtin dış çeperinde bir konuma taşınması nedeniyle sorgulamaya değer bir tema olması gerekçesiyle araştırmaya eklenmiş ve bu hipotez doğrulanmıştır. Araştırmaya dahil olan katılımcılardan ses yürüyüşü esnasında fotoğraf çekmeleri istenmiş ve bu fotoğraflar online olarak gerçekleştirilen derinlemesine görüşme sırasında katılımcılara kullanılan uygulamanın ekran paylaşımı özelliği kullanılarak gösterilmiştir. Fotoğrafların bu şekilde araştırmada kullanılmasının temel nedeni, ses yürüyüşü yapıldıktan ve bu deneyimden üzerinden belirli bir zaman geçtikten sonra derinlemesine görüşmenin yapılmış olmasıdır. Bu anlamda katılımcıların kendileri tarafından çekilen fotoğraflar deneyimi hatırlatıcı bir unsur olarak kullanılmıştır. Bunun yanında ses yürüyüşü sırasında mekânın dört farklı katına yayılmış çok sayıda sanat eserine dair deneyimleri üzerine katılımcıların bir değerlendirme yapmaları, bu deneyimi kayıt altına almadan mümkün değildir. Bu nedenle katılımcıların kendilerinin çektikleri fotoğraflar deneyimlerini üzerinden zaman geçtikten sonra hatırlamalarını sağlamıştır. Katılımcılar, dikkatlerini çeken eserleri kişisel merak, başka bir anıyı zihne çağırma, kavramsal bir çerçeveye oturtma gibi birbirlerinden farklı motivasyonlarla kayıt altına almışlardır. Müzeyi ses odağında deneyimlemenin bir modern sanat müzesi üzerinden karma araştırma yöntemleri kullanılarak yapıldığı araştırmaların benzerlerine tez düzeyinde sık rastlanmamaktır. Ses manzarası kavramının daha çok mühendislik, mimarlık, akustik vb. araştırma alanlarında ele alınması ve bu bilim dallarındaki çalışmaların hayata geçirilmesi için daha uygun yöntemler kullanılması araştırmanın literatür taraması kısmının hazırlanmasında ve çalışmaya ilham verme konusunda zorluklar yaşanmasına neden olmuştur. Dış ve iç mekanların ses manzaraları analizi, saha bulgularının değerlendirmelerinin farklı perspektiflerden ele alınmasını gerektirmektedir. Bu bağlamda da nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin karma olarak kullanılmasıyla ancak bu çalışma süresince verilerin toplanması mümkün olmuştur. Araştırmanın saha sürecinin uzayıp geniş bir zaman dilimine yayılmasına neden olan bu koşullar, araştırma sayıca az katılımcıyla yürütülse de verilerin toplanması konusundaki aşamaları arttırmış; verilerin analizi ve bulguların sentezini de zorlaştırmıştır. Ses yürüyüşü anketi, katılımcıların ziyaretleri sırasında müzenin o anlık onların dikkat ettikleri sesleri, seslerin hissettirdiklerini, deneyimledikleri ses manzaralarını geçmişe dönük analiz etme imkânı tanımıştır. Yapılan derinlemesine görüşme ve bu görüşme esnasında katılımcılara gösterilen kendi çektikleri fotoğraflarla anket sorularında belirtilen konulara dair düşünceleri ve hisleri daha detaylı olarak kavranmıştır. Görüşmenin yapılma nedenlerinden biri de bulguların niteliksel olarak zenginleşmesini sağlamak, belirsiz ve aydınlatılmamış bir bilginin kalmamasını sağlamaktır. Araştırma sona erdiğinde, kullanılan araştırma yöntemleri yardımıyla elde edilen veriler ses manzaraları ve işitsel deneyim alanındaki literatüre katkı sağlayacak bir biçimde bulguların meydana gelmesini sağlamıştır.
Yazar
Dr. Ece Elmas
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Ece Elmas (Yüksek Lisans Tezi). Sanat mekânı deneyiminde ses manzaraları ve işitsel unsurların rolü: Arter Modern Sanat Müzesi örneği, 2024, Galatasaray University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Galatasaray University tezlerinden daha fazlası
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
