Yüksek LisansAçık Erişim

Thomas Mann ve Haruki Murakami' de karşılaştırmalı bir metafor, Kuyu

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2013
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Çağın başını ve sonunu soluyan yazarlardan Thomas Mann ve Haruki Murakami kendi gerçeğine yabancılaşan insanı farklı dönemlerin içinden ortak metaforlar kullanarak anlatır.20. yüzyıldan 21. yüzyıla geçişte, Yusuf ve Kardeşleri ve Zemberek Kuşu?nun Güncesi?ndeanlatılan hikayeler, bilincin arınması ve bireyin kendi özüne tanıklığı anlamında tarihselliğin kıskacından kurtarılarak mitik dönemlere doğru yolculuğa çıkar. İyi ve kötünün tebdili kılıklara bürünen mücadelesinde yolunu bulmaya çalışan insanın, sıradanlıktan ve anlamsızlıktan salt bir değer üreterek kurtulabilecek olduğu savını ileri süren 20. yüzyılın bu iki önemli yazarı, emperyalizm karşıtı tutumlarıyla kendileriyle yüzleşirken zamanın belirsizleştiği bir derinliklikte kaybolurlar. Bu derinlik yönünü kaybetmiş olan ?ben?in,? yeraltına-kuyuya-bilinçaltının karanlıklarına yaptığı yolculukta özgürlüğün kapısını aralayan bir süreci başlatır. ?Yeni bir kimliğe uyanmak,? Murakami?ye göre Toru?nun nezdinde Japonya?nın bireyleşme macerasıyken, kardeşleri tarafından kuyuya atılan Yusuf?un hikayesiyle Mann, savaş taraftarı olduğu yılları, geçirdiği evreleri ve gerçeğe uyanışını çağdaşı Jung?un ?yeniden doğuş? kuramıyla örtüştürür. C.G. Jung her iki eserde de bağlayıcı bir rol üstlenir. Çağlar boyu insanın ölümsüzlüğe öykünen arayışı, mitlerin ve dinlerin öncülüğünde yaratılan sembollerle yaşamı yapılandırmaya ve anlamlandırmaya çalışmıştır. Bu süreçte insan, yaşam ve ölüm karşıtlığına ya da döngüselliğine bilincin değer üreten evrimi içinde çözümler arar. Tarihin dönüştürülmesine aracılık eden sanat ise her devirde onun hamiliğini üstlenir. Yüzyıl,I. ve II. Dünya Savaşları ya da Murakami?nin kaleminde Nomonhan Olayı olarak anılan, Japon-Çin sınır anlaşmazlığında kuyulara tıkılan binlerce insanın su yüzüne çıkmamış katlinde, anlam ve anlamsızlığa doğru en belirgin kırılmasına tanıklık eder. Bu karşıt uçlulukta zaman belirsiz bir sonsuzluğa doğru akıp gitmekteyken roman kahramanları umuda dair bir inancın peşine düşerler. Yaşamın karmaşasına getirilen çözüm tarihsel olsa da simgeleri ve metaforları sanatın içinde insana ve hayata dair farklı seçenekler sunar. Ruhun kurtuluşuyla özdeşleştirilen gerçeğe uyanış, bir kader gibi roman kahramanlarına çağın ihtiyaçlarına göre çeşitli görevler yükler. Yusuf bir arketiptir. Tanrı?nın lütfuna mazhar oluşuyla peygamberlik mertebesinde Tanrı ve insan ilişkisine aracılık eden toplumsal bir rol üstlenir. Kahramanının bilinci gibi karanlığın içinden aydınlığa ulaşan Mann, yaşamında geçirdiği dönüşümü Yusuf?un hikayesiyle adeta kutsamaktadır. Murakami?nin kahramanı ise toplumsal acıların ve savaşların neticesinde kendisine ve çevresine yabancılaşan sıradan bir kişiyken sahip olduğu hassalardan, verdiği mücadelelerden ötürü kültür dönüştürücüsü olmaya aday bir roman kahramanına dönüşür. Yusuf gibi Toru da Japon ruhunun arketipini bize örnekleyen tarihsel bir dönemecin içinden seslenmektedir. Bilinçdışının derinliklerinde yaşamın anlamıyla özdeşleştirdiği karısı Kumiko?yu ararken farklı bir uzamın içinde; kuyulara ine çıka yeni bir anlam ve yeni bir kimliğin içine doğar.Anahtar Kelimeler: Japon Kültürü, kimlik, emperyalizm, mitoloji, Thomas Mann, Haruki Murakami, C.G. Jung, eşzamanlılık, arketip, anima (yaşamın anlamı), kuyu/ susuz bir suyu, yeniden doğu

Yazar

Nur Besceli

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Nur Besceli (Yüksek Lisans Tezi). Thomas Mann ve Haruki Murakami' de karşılaştırmalı bir metafor, Kuyu, 2013, Yeditepe University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Yeditepe University tezlerinden daha fazlası