Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçu
2019
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. Vesile Sonay Evik
Özet (TR)
Çalışmanın konusunu "Ticari Sır, Bankacılık Sırrı veya Müşteri Sırrı Niteliğindeki Bilgi veya Belgelerin Açıklanması" suç tipinin incelenmesi oluşturmaktadır. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ikinci kitabının üçüncü kısmı olan "Topluma Karşı Suçlar"ın dokuzuncu bölümünde "Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar" düzenlenmekte olup bu suç tipi bu bölüm altında 239. maddede dört fıkra halinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci ve ikinci fıkrasında ticari sır, bankacılık sırrı, müşteri sırrı, fenni, keşif ve buluşları ile sınai uygulamaya ilişkin bilgilerin sıfat veya görev, meslek veya sanat gereği vakıf olunarak veyahut bu sırların hukuka aykırı yolla elde edilerek yetkisiz kişilere verilmesi veya ifşa edilmesi şeklindeki suç tipleri düzenlenmiştir. Maddenin üçüncü fıkrasında suçun nitelikli haline yer verilmiş olup dördüncü fıkrada ilk üç fıkrada düzenlenen suç tiplerinden tamamen bağımsız olarak, bu sırların cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle açıklamaya mecbur bırakılması suçu yine ilk üç fıkradan daha ağır bir ceza yaptırımı öngörülerek düzenlenmiştir. Günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte gerçek veya tüzel kişilerin sır olarak saklamak istedikleri gizli bilgilerinin yetkisiz kişilerin eline geçerek bu kişilerin bireysel veya ekonomik menfaatlerinin zarar görmesinin engellenmesinin zorluğu karşısında sırrın korunması konusu giderek önem kazanmaktadır. Zira dijitalleşen dünya ile gerek bireysel gerek ekonomik hayata dair tüm veri, bilgi ve belgeler dijital ortamlarda saklanmakta, bu suretle haksız ele geçirmelere yönelik riskler artmaktadır. Ekonomik hayatın temel aktörleri olan ticari şirketler ile bankaların sır niteliğindeki bilgi ve belgelerinin yetkisiz kişilerin eline geçmesiyle ihlal edilecek bireysel nitelikteki hakların yanı sıra ekonomik hayat ile ticaret hayatının da önemli ölçüde sekteye uğrayacağı açıktır. Bu nedenle 5237 sayılı TCK'nın 239. maddesinde düzenlenen suç tipinin son derece önem arz ettiği kanaatindeyiz. Bu çalışmada ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçu irdelenerek kanuni düzenlemenin isabetli ve eksik görülen yönleri ortaya konmuştur. Ancak TCK m. 239'da düzenlenen suç tipi incelemesinden önce çalışmanın birinci bölümünde bu suç tipinin ne tür kavramların değişip gelişmesiyle günümüzdeki halini aldığı ve bu tür bir düzenlemenin ne tür ihtiyaçlardan doğduğu ile hukuki temelleri açıklanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde ilk olarak sır kavramının tanımı ile bir bilginin sır niteliğinde kabul edilebilmesi için bulunması zorunlu olan unsurlar başlıklar halinde açıklanmıştır. Sır kavramına ilişkin gerek etimolojik gerekse hukuki tanımları ile unsurlarına yönelik açıklamalara yer verildikten sonra hukuk literatüründe sır kavramı içerisinde değerlendirilen başlıca sır türlerinin tanımları yapılmıştır. Bu kapsamda şüphesiz ki öncelikle çalışmanın konusunu oluşturan suç tipinde yer alan ticari sır, bankacılık sırrı, müşteri sırrına yönelik gerek doktrinde gerekse varsa çeşitli hukuki metinlerde yer alan tanım ve örneklere yer verilerek kavramların çerçeveleri çizilmeye çalışılmıştır. Bunun akabinde yine hukuk düzeninde sır kavramı içerisinde değerlendirilen başlıca sır türleri olan devlet sırrı, meslek sırrı, iş sırrı, üretim sırrı gibi kavramlara değinilmiştir. Sır kavramı ile başlıca sır türleri açıklandıktan sonra sırrın korunmasının hangi tarihsel süreçlerden geçtiği ve bu korumanın hangi hukuki temellere dayandığı araştırılmıştır. Sırrın korunmasının tarihsel temelleri başlığı altında sır korumasının tarihin hangi dönemlerine dayandığına bakılmış ve ilk kanunlaşma hareketleri olan Hamurabi Kanunlarına kadar gittiği görülerek oldukça eski bir tarihe dayandığı tespit edilmiştir. İlkçağlarda ise genel olarak meslek sırrının korunması gerektiğine yönelik yaklaşımlar olduğu görülmüş ve Roma Hukukunda da benzer ilkelerin hakim olduğu değerlendirilmiştir. Daha sonra Kıta Avrupası Hukuku başlığı altında sırrın korunmasına ilişkin ilk yazılı hukuk düzenlemeleri araştırılmış ve Fransa, Belçika, İtalya, İsviçre gibi ülkelerin ceza kanunlarında genel olarak meslek sırrının ifşası suçunun düzenlendiği görülmüştür. Common Law ilkesinin hakim olduğu Anglo-sakson ülkelerde ise özellikle ticari sır konusunun çeşitli yargı kararlarına konu edildiği görülmüş bu emsal nitelikteki kararlara örnekler verilmiştir. Bunun akabinde Türk Hukukunda sırrın korunmasının tarihsel süreci araştırılmış ve meslek sırrının açıklanmasının suç olarak ilk düzenlenmesinin 1274 tarihli Ceza Kanunname-i Hümayun olduğu görülmüştür. Bankacılık sırrının korunmasına yönelik düzenlemelerin de cumhuriyet döneminin bankacılık ile ilgili ilk kanunlarında da yer aldığı tespit edilmiştir. Sırrın korunmasının tarihsel temelleri irdelendikten sonra bu korumanın hukuken hangi temellere dayandığı konusu araştırılmış ve farklı sır türlerine göre değişiklik göstermekle birlikte konuya ilişkin doktrinde birçok görüş olduğu, bu görüşlerin kişilik hakkı, mülkiyet hakkı, sözleşme ve haksız fiil (haksız rekabet) teorisi gibi başlıklar altında incelenebileceği değerlendirilmiştir. Bu başlıklar altında özellikle çalışmanın konusunu oluşturan ticari sır, bankacılık sırrı, müşteri sırrı kavramlarının bu teorilerle ilişkileri incelenmiş ve tüm sır türlerini kapsayacak tek bir teorinin isabetli olamayacağı, her bir sır türünün nitelikleri itibariyle birden çok hukuki temele dayandığı değerlendirilmiştir. Müşteri sırrı olarak ifade edilen ve fakat hemen her ülke hukuk ve doktrininde ticari sır ve bankacılık sırrı kapsamında değerlendirilen, müstakil bir sır türü olarak kabul edildiğine rastlamadığımız sır türünün bu teorilerden kişilik hakkı teorisi ile yakından ilintili olduğu, zira müşterilerin genel itibariyle ticari şirket ve bankalarla ilişki kuran gerçek kişilerden oluştuğu gerçeği karşısında bu kişilere ait sırların korunmasının en temelde kişilik hakkının korunmasına dayanacağı düşünülmüştür. Mülkiyet hakkı teorisi çoğunlukla ticari sırların korunmasına yönelik bir görüş olmakla birlikte oldukça eleştirilen bir teoridir. Ticari sırların fikri ve sınai mülkiyet alanı dışında kalan bilgi ve belgeleri ifade etmesi itibariyle kanaatimizce de mülkiyet hakkı teorisi bu korumanın hukuki temelini açıklamak için isabetli bir görüş değildir. Sözleşme görüşü de bir yönüyle ticari sır, bankacılık sırrı, müşteri sırrının korunmasının temelini karşılaşmaktaysa da yeterli değildir. Zira sözleşme hukukunun niteliği düşünüldüğünde yalnızca sözleşmenin tarafları açısından bağlayıcı olup bu teorinin tümden kabul edilmesi durumunda söz konusu sırların üçüncü kişilere karşı koruma sağlayamayacağı açıktır. Nihayet haksız rekabet teorisi ise bu sır türleri için en isabetli görüş olmakla birlikte hukukumuzda da kabul edilen hukuki temelin haksız rekabet teorisi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Zira ticari sırların açıklanması suçu ile son derece benzerlik gösteren bir suç tipi TTK'da haksız rekabet halleri arasında sayılmakta olup gerek bu suç tipinin haksız rekabet olarak değerlendirilmesi gerekse ticari sır, bankacılık sırrı, müşteri sırrının açıklanması suçuyla korunan hukuki yararlardan birinin ticaret hayatında haksız rekabetin önlenmesi olduğu göz önünde bulundurulduğunda özellikle ticari sırların korunması açısından hukuken en isabetli teorinin haksız fiil (haksız rekabet) görüşü olduğu kanaatine varılmıştır. Sır kavramı, başlıca sır türleri, sırrın korunmasının tarihsel ve hukuki temelleri incelendikten sonra birinci bölümün son başlığı altında ülkeler bazında ve ulusalüstü hukukta sırrın korunmasına yönelik ne tür düzenlemeler olduğu araştırılmıştır. Bu kapsamda ulusal düzenlemeler başlığıyla bazı ülkelerdeki konuya ilişkin hem özel hukuk hem de ceza hukuku düzenlemeleri araştırılarak Almanya, İsviçre, Fransa, İtalya, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde yürürlükteki hukuk sistemlerinde sırların korunmasına, özellikle ticari sır, bankacılık sırrı, müşteri sırrının korunmasına yönelik ne tür düzenlemeler olduğu izah edilmiştir. Bunun akabinde Türkiye'de genel olarak sır kavramının korunmasına yönelik kanuni düzenlemeler araştırılmış ve bu kapsamda sır korumasının en temelde Anayasada yer alan bazı hükümlere dayandığı tespit edilerek bu hükümlerle sır türleri arasında bağlantılar kurulmuştur. Bunun ardından çeşitli kanunlardaki sırların korunmasına yönelik hükümler tespit edilerek bu kanunlar ile sırrın korunmasına yönelik maddeler ayrı başlıklar altında açıklanarak yürürlükteki mevzuatımızda sırrın korunmasına yönelik ne gibi tedbirler alındığına işaret edilmiştir. Birinci bölümün son başlığı olarak ise ulusalüstü hukukta sırrın korunmasına ilişkin ne tür düzenlemeler olduğu araştırılmış ve yine çalışmanın konusunu oluşturan sır türlerine yoğunlaşılmak suretiyle birebir bu sır türleriyle ilgili veyahut bu sırların korunmasının temelini oluşturabilecek, bu sırlarla ilintili çeşitli ulusalüstü kaynaklara yer verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise öncelikle 765 sayılı TCK'da bu tezin konusunu oluşturan suç tipi araştırılmış fakat 5237 sayılı TCK'nın 239. maddesinde yer alan suç tipinin birebir karşılığının mülga TCK'da bulunmadığı görülmüştür. 765 sayılı TCK'da sırrın korunmasının tarihsel temelleri başlığı altında incelediğimiz Kıta Avrupası Hukukunda olduğu gibi meslek sırrının açıklanmasını 198. maddede suç olarak düzenlemiştir. Yine 5237 sayılı TCK m. 239'da yer alan suç tipiyle benzerlik kurulabilecek bir düzenleme mülga TCK m. 364'te yer almakta olduğu görülmüş olup bu maddede sıfat veya göre, meslek veya sanat gereği elde edilen fenni keşif ve buluşlar ile sınai uygulamaya ilişkin sırların ifşası suç olarak düzenlenmektedir. TCK m. 239'un ikinci fıkrasında birinci fıkrada tanımlanan suç tipinin fenni keşif ve buluşları ile sınai uygulamaya ilişkin bilgiler hakkında da uygulanacağı düzenlemesi yer almakta olup bu yönüyle bu suç tipinin 765 sayılı TCK m. 364'teki karşılığı olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın konusunu oluşturan ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçunun 765 sayılı TCK'da karşılığı olabilecek suç tipleri açıklandıktan sonra nihayet 5237 sayılı TCK'nın 239. maddesinde yer alan suç tipine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 239. maddesinde düzenlenen suç tipine ilişkin açıklamalarda ilk olarak suç tipinin kanunda düzenlendiği bölüm olan "Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar" başlığından hareketle doktrinde ekonomik suç adı verilen suç tiplerinin tarihsel sürecine ve bu kavrama ilişkin genel açıklamalara yer verilmiştir. Daha sonra ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçuyla korunan hukuki yarar ayrı bir başlık altında incelenmiş, bunun akabinde suçun unsurlarına geçilmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 239. maddesinde yer alan suçun unsurları kanuni unsur, suçun maddi unsurları, manevi unsur, hukuka aykırılık unsuru üst başlıklarıyla açıklanarak her bir unsur altında özellik gösteren hususlar alt başlıklara bölünerek detaylı bir şekilde izah edilmiştir. Bu kapsamda kanuni unsur başlığı altında suç tipinin kanundaki yasal tanımı ile gerekçesine yer verilmiş, suçun maddi unsurları başlığı altında suçun maddi konusu, fail, mağdur, hareket, netice incelenmiştir. Hukuka aykırılık unsuru başlığı altında ise hukuka uygunluk sebeplerinden TCK m. 239'da yer alan suç tipi açısından özellik arz eden kanunun hükmü, hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası ayrı başlıklar altında açıklanmıştır. Suçun unsurlarının ortaya konmasının ardından suça etki eden haller başlığı altında suçun üçüncü fıkrasında yer alan nitelikli hal açıklanmış ve özellikle bu fıkraya doktrinde çokça eleştiri olması sebebiyle bu eleştirilerin isabetli ve isabetsiz görülen yanlarına değinilmiştir. Bunun ardından ise suçun özel görünüş biçimleri teşebbüs, iştirak ve içtima başlıkları altında açıklanmıştır. 5237 sayılı TCK'nın 239. Maddesinde yer alan suç tipi incelemesinde son olarak ise suçun yaptırımı, usul hükümleri ve zamanaşımı sürelerine ilişkin açıklamalarımıza yer verilerek bölüm tamamlanmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünün üçüncü ve son başlığı altında ise bu tezin konusunu oluşturan suç tipiyle benzerlik gösteren başkaca suç tipleri ayrı başlıklar altında incelenerek benzer ve ayrılan yönleri ortaya konmuştur.
Yazar
Dr. Selin Kurt
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Selin Kurt (Yüksek Lisans Tezi). Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçu, 2019, Galatasaray University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Galatasaray University tezlerinden daha fazlası
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
