Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Transrektal ultrasonografi eşliğinde yapılan prostat biyopsisi profilaksisinde farklı antibiyotik kullanımının enfeksiyon parametreleri ve diğer komplikasyonlar üzerine etkisi

2024
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. İsmail Türker Köksal

Özet (TR)

Prostat kanseri erkek popülasyonda en sık görülen 2. tümör olup ürogenital sistemin en sık kanseridir. Özellikle son yıllarda artan tarama yöntemleri nedeni ile tanı konma sıklığı artmıştır ve kansere bağlı ölümler de erken tanı sayesinde azalmaktadır. Kanserin erken tanısının giderek öneminin arttığı günümüzde prostat kanserinin erken tanısı için de gittikçe artan prostat biyopsileri ile sonuçlanmaktadır. Artan biyopsiler aslında düşük olasılıklı bir komplikasyon olan biyopsi sonrası enfeksiyonların da sık görülmesine neden olmakta ve sağlık sistemimiz üzerinde yük olma potansiyeli sergilemektedir. Bu çalışmamızın amacı hastaların yakınmaları, kullandıkları antibiyotik rejimleri, tetkik ve taramalarında kullanılan enfektif parametreler ile enfeksiyon gelişmesi arasındaki ilişkiyi retrospektif araştırmak, olası risk faktörlerini ortaya koyarak ileri dönemde uygulanacak prostat biyopsileri sonrası enfeksiyon gelişmesini önlemeye yardımcı olmaktır. Hastanemizde transrektal yol ile prostat biyopsisi uygulanan hastalar retrospektif yöntemle taranmıştır. Takip ve tedavi planları uygulanmış, biyopsi sonrası takipten ayrılmayan 297 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Hastalar başta enfektif olmak üzere birçok parametre açısından değerlendirilmiştir. Hastalar ortalama 65 yaşındaydı ve PSA medyan değeri 6.9 ng/ml bulundu. Enfeksiyon gelişen hastaların, geçirmeyenler ile yapılan kıyaslanmasında kullanılan antibiyotikler fark göstermezken, enfektif parametreler enfeksiyon geçiren grupta belirgin olarak daha yüksek saptanmıştır. Özellikle CRP ve PCT iki grubun ayrımında belirgin tanı değeri göstermiş olup, CRP için 24 mg/L, PCT için 0,7 µg/L eşik değerleri enfeksiyon geçirebilecek hastanın tanısında değer taşımaktadır. Kullanılan antibiyotikler arasında yapılan karşılaştırmada fosfomisin kullanan grupta enfektif parametreler belirgin olarak daha fazla yükselmişse de bu fark iki grup arasında istatistiksel olarak belirgin fark ortaya çıkartmamıştır. Bu bilgiler fosfomisinlerin, kinolonlara direnç gelişim çağında biyopsi profilaksisinde kullanılabilir bir ajan olarak sunsa da kinolon grubu da tedavide ve profilakside halen değerini korumaktadır. Biyopsi sonrası enfeksiyonların önlenmesinde popülasyonlara özel risk faktörlerinin belirlenmesi özel önem arz etmekte, kohortumuzda prostat boyutu, son 6 ayda antibiyotik maruziyeti de bağımsız risk faktörü olarak bulunmuştur. Literatürde bir risk faktörü olarak tariflenen rektal sürüntü kültüründe kinolon direnci, popülasyonumuzda enfeksiyon geçiren hiçbir hastada pozitif saptanmamış olsa da olası enfeksiyon durumunda sunduğu ek bilgiler ve tedaviyi aydınlatabilmesi nedeni ile kullanımı klinik katkı sağlayabileceği sonucuna varılmıştır. Biyopsi sonrası enfeksiyonların önlenmesi için transperineal yolun kullanılarak rektal flora ile kontaminasyonun en aza indirilmesi de mantıklı bir yöntemdir. Daha geniş hasta serileri ile kinolon ve fosfomisin gruplarının karşılaştırılması, dünya genelinde hala sık kullanılmakta olan transrektal prostat biyopsisi profilaksisinde daha güvenilir sonuçlara varılmasını sağlayacağı kanaatindeyiz.

Yazar

Dr. Erdem Aktaş

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Erdem Aktaş (Tıpta Uzmanlık Tezi). Transrektal ultrasonografi eşliğinde yapılan prostat biyopsisi profilaksisinde farklı antibiyotik kullanımının enfeksiyon parametreleri ve diğer komplikasyonlar üzerine etkisi, 2024, Akdeniz University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Akdeniz University tezlerinden daha fazlası