Yargıtay kararları ışığında markayı kullanım zorunluluğuna ilişkin şartlar
2024
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Fatih Buğra Erdem
Abstract (TR)
M.Ö. 3500 yıllarında Mezopotamya'daki eşyalar üzerinde silindirik mühürler kullanılarak, M.Ö 2. yüzyılda ise Antik Yunan'da zeytinyağı üreticilerinin kullanmış olduğu özel seramik kaplar ve bu kapların üzerine işlenen çeşitli işaretler ile markasal kullanım sağlanmaya çalışılmıştır. Daha sonra tarih boyunca marka, farklı coğrafyalarda farklı görünümlerde kullanılmaya devam etmiştir. Bütün bu kullanımlarda gerçek veya tüzel kişiler, mallarını ve hizmetlerini piyasadaki diğer mal ve hizmetlerden ayırma, farklı ve özgün olma ve bunun sonucunda hedef kitlede bir güven oluşturarak mali bir sonuca ulaşma amaçlarında birleşmektedir. Tüm bu amaçların gerçekleşebilmesi için markanın kullanılması gerekmektedir aksi takdirde marka sahibi markadan beklediği faydaya ulaşamayacağı gibi ilgili marka hali hazırda kullanımda olduğu için diğer kişiler de markayı kullanamayacak, markanın getirebileceği yararlardan yoksun kalacaklardır. Kişilerin koruma altına aldığı markaları bu şekilde kullanmamaları başka bir anlatımla sicilde gereksiz yere markaların işgal edilmesi hali ekonomik hayatı da olumsuz etkileyecek, kullanılmayacak markaların daha sonra devretmek amacıyla istiflenmesi ve ticareti teknolojik ve iktisadi gelişmelerin önünde engel teşkil edecektir. Bahsedilen bu olumsuz durumların önüne geçmek amacıyla gerek mehaz Avrupa Birliği hukukunda gerekse de hukukumuzda hak sahiplerine markalarını kullanım zorunluluğu getirilmiştir. Bu zorunluluk getirilirken hedeflenen amaç, tescil edilmiş markaların etkili kullanımı ve kullanılmayan markaların potansiyel başvuru sahiplerine karşı marka itirazlarına gerekçe oluşturarak yeni hak sahiplerinin piyasaya girişlerinin önüne geçilmesinin önlenmesidir. Hukukumuzda, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (Kanun), 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kullanım zorunluluğuna ilişkin yasal çerçeveyi oluştururken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ise kullanımın dava aşamalarındaki ispatı hususunda uygulama alanı bulmaktadır. Markanın kullanımına ilişkin temel düzenlemeleri içeren Kanun'da zorunluluğun yerine getirilebilmesi için birtakım şartlar aranmaktadır. Bu şartlara 9. Maddenin 1. fıkrasında yer verilmiştir. Buna göre öncelikle markanın ciddi bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Ciddi şekilde kullanımın yorumlanması oldukça subjektiftir. Ciddi şekilde kullanımı, markanın fonksiyonlarına uygun bir kullanım şeklinde ifade etmek biraz daha objektif hale getirecektir. İkinci şart markanın tescil edildiği mal ve hizmette kullanılmasıdır. Markanın tescil edildiği sınıfın dışında kullanımı yeterli olmayacaktır. Üçüncü şart markanın marka sahibi tarafından kullanılması şartıdır. Buna göre markanın marka sahibi tarafından bizzat kullanılması gerekmekte ve başkası tarafından gerçekleştirilen kullanım bu şartın yerine getirilmesini sağlamamaktadır. Dördüncü şart ise zaman şartıdır. Markanın tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde kullanılması ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilmemesi gerekmektedir. Ancak bu zaman şartının uygulanması markanın kullanılmamasının hukuki sonuçlarına göre değişiklik gösterebilmektedir. Son şart ise markan hakkının korunduğu ülke içinde kullanılması şartıdır. Bu itibarla marka hakkı evrensel bir hak değildir. Marka hakkının hangi ülkede tescilli ise o ülke sınırları içinde kullanılması zorunludur. Bahsedilen bu şartların kümülatif mevcudiyeti gerekmektedir. Aksi takdirde marka hakkının kullanım zorunluluğu yerine getirilmemiş olacaktır. Ancak bir istisna olarak, marka sahibinin markasını kullanmamasına dair haklı bir sebebi var ise bu şartlar aranmayacaktır. Örneğin malın piyasaya sürülmesinde gerekli idari izinlerin verilmemesi hali markanın kullanılmamasına ilişkin bir haklı sebep teşkil edecektir. Bu ve bunun gibi haklı sebep hallerinde markanın kullanılmaması mazur görülebilecek ve markanın kullanılmamasına bağlı sonuçlar gündeme gelmeyecektir. 9. maddenin 2. fıkrası uyarınca markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması veya markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarda kullanılması da kullanma kabul edilirken 9. maddenin 3. fıkrasına göre, markanın marka sahibinin izni ile kullanılması hali de marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir. Yukarıda bahsedilen şartların yahut istisnaların gerçekleşmediği bir başka anlatımla markanın kullanım zorunluluğunun yerine getirilmediği hallere Kanun birtakım hukuki sonuçlar bağlamıştır. Bu sonuçları idari aşamalardaki sonuçlar ve dava aşamalarındaki sonuçlar şeklinde iki başlık halinde incelemek isabetli olacaktır. Markanın kullanılmamasının idari aşamalardaki iki sonucu vardır, bunlardan ilki Kanun madde 26'da düzenlenen, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Türk Patent ve Marka Kurumu ("TÜRKPATENT" veya "Kurum") tarafından gerçekleştirilen kullanılmayan markanın iptali müessesesidir. Madde uyarınca, 9. maddenin 1. fıkrasında belirtilen hâllerin mevcut olması halinde talep üzerine markanın Kurum tarafından iptaline karar verilir. 9. madde ise markanın kullanım zorunluluğuna ilişkin temel madde olup kullanılmayan markanın iptal edileceğini hükme bağlar. Ancak 26. maddenin, aynı Kanun'un 192. maddesi uyarınca Kanun'un yayımı tarihinden itibaren yedi yıl sonra yürürlüğe girmesi hükme bağlanmıştır. Bu hususta Kanun'un 10.01.2017 tarihinde yayımlandığı dikkate alındığında 26. madde 10.01.2024 tarihinden itibaren uygulanabilecek, kullanılmayan markanın iptali, bu tarihten sonra Kurum'dan talep edilebilecektir. Bu hususun yeni bir uygulama alanı yaratması ve öncesinde herhangi bir akademik inceleme ve içtihat olmaması sebepleriyle üzerinde özellikle durulması gerekmektedir. İkinci sonuç ise Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrası düzenlemesidir. Bu hüküm bir marka başvurusuna Kanun'un 6. Maddesinin 1. Fıkrası gerekçe gösterilerek yapılan itirazlarda uygulama alanı bulur. Marka başvurusuna itirazda temel olarak 3 taraf bulunmaktadır. Bunlar marka başvuru sahibi, TÜRKPATENT ve itiraz edendir. Bu düzenlemeye göre Marka başvurusuna bir itiraz söz konusu ise marka başvuru sahibinin talebi halinde, TÜRKPATENT, itiraza konu karıştırılma tehlikesi bulunduğu iddia edilen markanın kullanıldığına ilişkin itiraz edenden delil talep eder. Bu durumda itiraz edenin marka hakkını kullandığını ispat etmesi gerekmektedir. Bu kullanımı herhangi bir delil ile ispatlayamazsa marka başvurusuna itirazı reddedilir. Temel olarak idari aşamalardaki sonuçlar bu şekilde olup markanın kullanılmamasının dava aşamalarındaki sonuçlarına bakmak gerekir ise öncelikle markanın iptali davası gündeme gelmektedir. Kanun geçici madde 4'e göre, yukarıda bahsedilen kullanılmayan markanın Kurum tarafından iptalini düzenleyen madde 26 yürürlüğe girene kadar iptal yetkisi mahkemeler tarafından kullanılır ve yürürlüğe girdiğinde davalar mahkemeler tarafından sonuçlandırılır. Buna göre ilgili maddenin yürürlük tarihi olan 10.01.2024 tarihine kadar kullanılmayan markaların iptali dava yoluyla talep edilebilmekteyken, bu tarihten sonraki iptal taleplerinin TÜRKPATENT'e yöneltilmesi gerekmektedir. Dava aşamalarındaki ikinci sonuç kullanım ispatının davalarda def'i olarak ileri sürülebilmesidir. Kullanım ispatı, hükümsüzlük ve tecavüz davalarında def'i olarak ileri sürülebilir. Kanun'un 25. maddesinin 7. fıkrasında (Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi), 6. Maddenin birinci fıkrası (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) uyarınca açılacak hükümsüzlük davalarında 19. maddenin 2. fıkrası (Yayıma itirazın incelenmesi) hükmü olan kullanım ispatının def'i olarak ileri sürülebileceği hükme bağlanmıştır. Yine aynı şekilde 29. maddenin 2. fıkrası gereği kullanım ispatı tecavüz davalarında da def'i olarak ileri sürülebilecektir. Markanın kullanılmamasının dava aşamalarındaki sonuçları da bunlardan ibarettir. Markanın kullanım zorunluluğunda kullanımın ispatı önemli bir sorun teşkil etmektedir. Şöyle ki markanın kullanımının nasıl ispat edileceğine ilişkin bir düzenlemeye Kanun'da yer verilmemiştir. Yalnızca markanın kullanımın zorunlu olduğu ve bu zorunluluğa ilişkin sonuçlar düzenlenmiştir. Bu sebepten sair düzenlemeler (Yönetmelik, Yönerge, Tebliğ) ile Yargıtay kararları incelenerek kullanımın ispatına ilişkin kriterlerin belirlenmesi isabetli olacaktır. Bu çalışmada öncelikle markanın kullanım zorunluluğun yerine getirilmesi için aranan şartlar ve kullanım zorunluluğu ışığında hukuki yollar incelenecek sonrasında ise uygulamada karşılaşılan markanın kullanımının nasıl ispat edileceğine ilişkin belirsizlik giderilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Marka, Kullanım, Kullanım İspatı, TÜRKPATENT, Sınai Mülkiyet
Author
Dr. Ahmet Emre Küçük
Institution
How to Cite
Ahmet Emre Küçük (Yüksek Lisans Tezi). Yargıtay kararları ışığında markayı kullanım zorunluluğuna ilişkin şartlar, 2024, Ankara Social Science University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Ankara Social Science University
- 1924 anayasasında yasama organı(2025)
- Cinsel suçlarda medya ve adil yargılanma: İfade özgürlüğü ile masumiyet karinesinin çatışması(2025)
- Vergi kaçakçılığı için optimal denetim(2016)
- COMESA ülkelerinde dış ticaretin iktisadi büyümeye etkileri(2016)
- Ulusal kimliğin inşasında bir araç olarak dış politika: Çanakkale Savaşı örneği(2017)
- Avrupada kan bağışına yönelik teşvikler konusundaki tutum(2017)