
71
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Cumhuriyet Halk Partisi'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde toplumsal tabanını kaybetmesinin nedenleri (1990-2011): Diyarbakır, Mardin ve Gaziantep örneği
ÖZET Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin en uzun ömürlü siyasal partisi olarak varlığını sürdürmektedir. Beklenileceği gibi siyasal partilerin geçirdiği yapısal dönüşümlerden ve ülke siyasetinden CHP de etkilenmektedir. Bu bağlamda incelediğimiz CHP'nin 1990'lı yıllardan bu yana özellikle Kürt seçmenin yoğun olarak yaşadığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, hem 1980 öncesinde hem de 1990'ların başlarına kadar önemli ölçüde destek bulmasına rağmen, günümüzde toplumsal desteğini kaybetmeye başladığı ve bunun halen sürmekte olduğu gözlemlenmiştir. Araştırmada CHP'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde toplumsal ve siyasal desteğini kaybetmesinin sosyolojik sebepleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu çalışma Kürt seçmenin yoğun olarak yaşadığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden üç ilde, Gaziantep, Diyarbakır ve Mardin'de yapılan saha araştırmasına dayanmaktadır. Araştırma sorusu partide halen aktif görev alan ve geçmişte partide görev almış partililerin bakış açısından anlaşılmaya çalışılmıştır. Saha araştırmasında toplam elli altı kişi ile derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Araştırma neticesinde bu konunun nedenleri olarak şu temalar ön plana çıkmıştır: 1980 sonrası siyasette etkili olan kültürel konular karşısında CHP'nin politikaları daha ulusalcı bir yöne kaymıştır. İkinci olarak CHP'de yaklaşık yirmi yıl süren Deniz Baykal'ın "tek" liderliği döneminde parti içi demokrasiye ve muhalif seslere izin verilmemiş olmasının etkisidir. Üçüncüsü ise hem küresel hem de yerel düzeyde konjonktür ile ilgili olarak kültür ve kimlik taleplerinin ön plana çıkması karşısında CHP'nin geleneksel siyasal paradigmayı sürdürme ısrarıdır. Partinin tarihsel misyonu seçmen desteğinde önemli etkiye sahiptir. Ancak CHP'nin "ortanın solu" açılımı ile izlediği sosyal demokrat politikaların seçmende uyandırdığı ilgi bunun önüne geçmektedir. 1990'lardan bu tarafa CHP'nin soruna güvenlikçi, üniter-devlet söylem ve politikaları ile yaklaşması partinin Kürt seçmenin desteğini yitirmesinde büyük ölçüde etkili olmuştur.
Çocuk ve aile sorunları kapsamında, 13-18 yaş grubu çocukların bakım modellerinin karşılaştırılması
Hızlı kentleşme, göç ve sanayileşme ile yeni yaşam biçimleri ve değerleri oluşmuştur. Tüm bunların bir sonucu olarak oluşan; yoksulluk, işsizlik, ebeveyn hastalıkları, çocuğa yönelik ihmal ve istismar, aile kurumunun dağılması ve parçalanması gibi durumlara bağlı olarak korunmaya muhtaç çocuk sayısı ülkemizde günden güne artmaktadır.Korunmaya muhtaç çocuklar için tüm dünyada da kabul görmüş en eski bakım modeli; ülkemizde SHÇEK tarafından yürütülen kurum bakımıdır. Yapılan pek çok araştırma, kurum bakımının çocuklar üzerinde yarattığı olumsuz etkileri ortaya koymaktadır. Bunun bir sonucu olarak, ülkemizde de son yıllarda politika ve mevzuat değişikliğine gidilerek; aile odaklı çalışmalar ile kurum bakımındaki çocukların öz aileleri yanlarında bakımlarına hız verilmiştir. Bu sayede önemli bir çocuk grubu kurumdan, aileleri yanına kazandırılmıştır.Bu araştırmada, çocuk ve aile sorunları kapsamında 13-18 yaş arasındaki farklı bakım modellerine sahip çocukların/gençlerin; sosyal, duygusal, davranışsal ve psikolojik özellikleri karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Örneklem; farklı bakım modeline sahip üç ayrı grup çocuklardan/gençlerden oluşmaktadır. Örneklemden elde edilen bulguların istatistiksel analizi sonucunda; kurum bakımından aile yanında bakıma doğru çocuklarda olumlu davranışlar artarken, ruhsal sorunlarının azaldığı, kurum bakımındakilerin sunulan hizmetler ile ortamlarından memnun oldukları, diğer çocuklara göre sinirli ve kararsız bir yapıda oldukları, buna karşın gelecek endişelerinin düşük olduğu, sağlıklı aile ortamındaki çocukların diğerlerine göre olumlu davranışlara sahip olduğu belirlenmiştir.Bu bağlamda, çocukların psiko-sosyal gelişimleri için sağlıklı aile ortamlarının gerekliliği, çocukların davranış sorunlarının çözümlenmesi ve önlenmesine yönelik tedbirlerin öncelikle aileden başlayarak alınmasının gerekliliği tespit edilmiştir. Ayrıca ailenin ekonomik ve sosyal problemlerinin çözümlenmesi için gerekli psiko-sosyal desteğin sağlanmasının önemi bu araştırmayla bir kez daha ortaya konulmuştur.Anahtar Sözcükler: Aile, Bakım Modeli, Korunmaya Muhtaçlık, Kurum Bakımı, Davranış Sorunları.
Türkiye ve İspanya'nın terörle mücadele politikalarının karşılaştırılması
Terörizm, toplumda genel bir korku ortamı oluşturmak ve belirli bir siyasi amacı elde etmek için sistematik olarak şiddetin kullanılması olarak tanımlanmaktadır. Bir başka ifadeyle terörizm bir siyaset yapma biçimi hatta siyasetin en radikal biçimi olarak da tanımlanabilir. Ayrılıkçı terörizm ise belirli bir bölgeyi, bağlı bulunduğu ülkeden kopararak bağımsızlık kazandırmak amacıyla yürütülen şiddet hareketleridir.Türkiye ve İspanya'daki etnik temelli ayrılıkçı hareketlerin kökenleri 19. yüzyıla kadar gitmektedir. Günümüze kadar gelen süreçte, Türkiye'deki Kürt sorununun ve İspanya'daki Bask bölgesi sorununun çeşitli sebeplerle giderek keskinleşmesiyle, Türkiye'de PKK, İspanya'da da ETA terör örgütü ortaya çıkmıştır.Eylemlerine başladıktan sonra PKK, 1984 yılından beri Türkiye için, ETA da 1968 yılından beri İspanya için ciddi anlamda tehdit oluşturmuştur. Her iki ülke de etnik ayrılıkçı terörizm sorununa çözüm aramıştır. Bu bağlamda, etnik ayrılıkçı terörizmin çıkış sebeplerini anlayabilme, PKK ve ETA terör örgütleri hakkında bilgi edinebilme ve Türkiye ve İspanya'nın günümüze kadar geliştirdikleri terörle mücadele modellerini karşılaştırarak, izlenen politikaların analizini yapmak, önem arz etmektedir.
Türkiye'de küreselleşme süreciyle değişen ve dönüşen kentler
Kentler, oldukça fazla ve çeşitli insana, kültüre, meslek grubuna yaşam alanı sunan; içinde farklı insan gruplarını barındıran mekanlardır. Dünyanın en çok konuştuğu kavramlardan biri olan küreselleşme ise, dünyanın şekli ile bağlantılı olarak tek bir dünyaya atıfta bulunan ve aynılaştırmayı barındıran kavramdır. Kentler, hemen hemen her toplumsal değişmeyi sağlayan süreçlere bağlı olarak değiştikleri için küreselleşmeye bağlı olarak da değişme göstermişlerdir. Küreselleşme kendini mekanda gösterirken; kentleri kendine alan belirlemiştir. Küreselleşme sürecinde kentlerin değişimi bu araştırmanın temel konusunu oluşturmaktadır. Çalışmada, Türkiye'deki kentlerin ve kentlerde yaşayan insanların küreselleşme süreci ile yaşadıkları değişim incelenmiştir.
Orta öğretim öğrencilerinin ebeveynleriyle olan ilişkilerine bakışları
Bu araştırmada, ergenlerin anne-babalarıyla ilişkilerini algılamalarının cinsiyet, yaş, okul, sınıf, kardeş sayısı, doğum sırası, ailede yaşayan kişi sayısı, ailenin yaşadığı yer, anne ve babanın eğitim düzeyi ve mesleği, ailenin gelir durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir.Ergenin anne-babasıyla ilgili çok yönlü ilişki ve etkileşimlerinin niteliğini ve nasıl algıladığını analiz etmek için çeşitli istatistik tekniklerinden faydalanılmıştır. Bu çerçevede frekans değerlerinin yanında, algılamaların bağımsız değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ölçmek için t-testi, tek yönlü varyans analizi ve x² testi kullanılmıştır. Kuramsal çerçeveyle de desteklenen araştırma bulguları, sosyo-demografik verilerin, ergen-ebeveyn ilişkilerinin niteliğinin ve ilişkilerin ergen tarafından nasıl algılandığının analizi çerçevesinde kurgulanmıştır.Araştırmanın sonuçlarına göre, kız ergenler erkek ergenlerden anne ve babalarıyla daha iyi anlaşmaktadır. Ergenin yaşı ilerledikçe, yani ergenliğin sonuna geldikçe anne babalarıyla daha fazla sorun yaşamaktadır. 1. sınıftaki ergenler, yaşa da bağlı olarak aileleriyle daha iyi anlaşmaktadır. Fen ve Anadolu Lisesinde okuyan ergenlerin aileleriyle iletişimlerinin Düz ve Meslek Liselerine göre daha iyi olduğu saptanmıştır. Anne babanın eğitim düzeyleri yükseldikçe ergenlerin anne babalarıyla daha iyi anlaştığı görülmektedir. Ailesi kentte yaşayan ergenlerin de anne ve babalarıyla iyi anlaştıkları saptanmıştır. Ailenin ekonomik düzeyinin artması, ergenin anne babasıyla olan ilişkilerini olumlu algılamalarına sebep olmaktadır. Ergenlerin aileleriyle çatışma ve anlaşmazlık yaşamalarına rağmen birbirleriyle genel olarak iyi ilişkiler içinde oldukları ve ergenin ailesi hakkında olumsuz düşüncelerinin olmadığı saptanmıştır. Sonuçta ergenin anne babalarıyla olan ilişkilerini algılama biçimlerinin gelişim süreçleri üzerinde olumlu ve olumsuz etkileri olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Ergen, Ebeveyn, İlişki, Kuşak çatışması, Ergen-ebeveyn ilişkileri
Kültür endüstrisi ve ideoloji: Hollywood ve Steven Spielberg sineması örneği
Modernlik, kültür ve ideoloji gibi kimi kavramlar, sosyal bilimlerin ve modern düşünce ve pratiğin büyük bir alanının odak noktasında yer almaktadır. Modernliğin gelişimine koşut olarak kültürün kapitalist üretim tarzı içinde alınıp satılan metaya dönüşmesi, bunun sonucunda kültürün bir endüstri kolunu oluşması ve bu kültürel yapının içinde sinemanın işlevi oldukça önemlidir.Kültür endüstrisi içinde sinemanın ideolojik işlevlinin en açık biçimde görüldüğü ülke Amerika'dır. Amerikan Sineması denildiğinde akla ilk gelen isim Hollywood'dur. Amerikan Sineması'nın en önemli yönetmenlerinden Steven Spielberg'in filmleri bağlamında Kültür Endüstrisi ideoloji ilişkisi ele alınmış ve Spielberg'in varolan sistemi devam ettirme noktasında bir ideolog olarak değerlendirilmiştir.
Türk modernleşmesinde ataerkil söylemin yansımaları
Bu çalışma Osmanlı-Türk modernleşmesini kadın açısından ele almaktadır. Geç Osmanlı döneminden Cumhuriyetin ilk yıllarına kadarki süreçte kadının dönüşümünü ataerkillik çerçevesinde sorunsallaştırmaktadır. Kadın Türk toplumunun modernleşme oluşumunda araçsallaştırılmış ve erkekler tarafından kullanılmıştır. Bu çerçevede Türk Medeni Kanunu araştırılmıştır. Türk Medeni Kanunu kadınlara birçok hak kazandırmıştır. Türk Medeni Kanunu kadının toplumsal konumunu iyileştirmeye çalışmıştır ancak kadının ikincil konumunu iyileştirememiştir. Bu nedenle ataerkil zihniyetin Türk Medeni Kanunu'nun bazı maddelerinde egemen olduğu iddia edilmektedir.
Cumhuriyetin ilk döneminde Türk eğitim sistemi ve köy enstitüleri
Çalışmada Cumhuriyetin ilk döneminde Türk eğitim sistemi ve Köy Enstitüleri incelenmiştir. Türk eğitim sisteminin değerlendirilmesi için Tanzimat döneminin getirdiği yeni oluşumlar tarihsel gelişim açısından ele alınmıştır. Cumhuriyetle birlikte toplumun kalkınması ve modernleşmenin gerçekleşmesi için eğitime büyük önem verildiği görülmüştür. Köy Enstitüleri de Türk eğitim sisteminin gelişmesine ışık tutan kurumlar olarak büyük önem taşımaktadır. Köy Enstitüleri sadece eğitim işlevini değil, diğer toplumsal işlevleri de bünyesinde taşıyan Türk toplum yapısına özgü eğitim kurumlarındandır. Köy Enstitüleri'nin, kuruluşu, yapısı ve hedefledikleri Türk eğitim sistemini etkilemiştir.
1980 sonrası Türkiye'deki sosyo-politik ve ekonomik değişimelerin 2000'li yıllara yansımaları
Değisim, her toplumun yasadığı bir süreçtir. Toplumsal değisim ise, toplumun sahip olduğu temel yapılarda (siyasi, ekonomik ve kültürel) meydana gelen değisimleri içermektedir. Bu bağlamda Türkiye'de yasanan değisimler, temel yapıların birbiriyle olan iliskisini yoğun bir biçimde yansıtmaktadır. 1980 sonrası Türkiye'de yasanan değisimin 2000'li yıllara yansımasının incelenmesi bu çalısmanın temel konusunu olusturmaktadır. ?slenen konular ise toplumda meydana gelen göç, gecekondulasma, kentlesme, kültürel bosluk ve arabesk kültür, teknolojik gelismeler, tüketim toplumu ve yeni yoksullukların toplumda meydana gelen değisimlere etkisi olmustur.Anahtar Kelimeler: Değisim, sosyo-kültürel değisim, arabesk kültürü, tüketim toplumu, yeni yoksulluk.
Avrupa'da yaşayan Türklerin aile yapıları ve entegrasyon (uyum) sorunları (Avusturya örneği)
Avrupa'nın değişik ülkelerine yıllar önce göç eden Türkler gittikleri bu ülkelerde kalıcı olmuşlardır. Göç ile ortaya çıkan sorunlardan en çok etkilenen, aile kurumu olmuştur. Bireyin sosyalleşmesinde ailenin sahip olduğu kültürel değerler süphesiz çok önemlidir. Türklerin sahip oldukları kültürel farklılıkların anlaşılması ve ihtiyaçlarına cevap verilmesi, içinde yaşadıkları topluma entegrasyon (uyum)'larını kolaylaştıracaktır.Avrupa'da yaşayan Türklerin aile yapıları ve entegrasyon (uyum) sorunları bu tezin temel konusunu oluşturmaktadır. İşlenen konular ise Avusturya'da yaşayan Türklerin sosyo-demografik profili, aile biçimleri, aile içi ilişkileri ve komşuluk ilişkileri ile eğitim, dil, yabancı düşmanlığı gibi uyum sorunlarıdır.Konuyla ilgili olarak seçilen örneklem üzerinde yapılan alan araştırmasında anket ve mülakat yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen veriler aile biçimi, aile içi ilişki düzeyi, uyum sorunu, dil sorunu veyabancı düşmanlığı ile diğer değişkenler aralarında karşılaştırılarak oldukça anlamlı sonuçlara ulaşılmıştır. Bu sonuçlar yapılan mülakatlardan da yararlanılarak yorumlanmıştır.Anahtar kelimeler:Göç, Aile, Kültür, Entegrasyon, Uyum, Dil, Yabancı düşmanlığı.