Adnan Menderes University
Institute

Institute of Graduate Studies in Science

Adnan Menderes University

491

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Boranların karboksilik asit türevlerinin sentezi ve karakterizasyonu

Bu çalışmada boranların karboksilik asit türevleri olan yeni borinat bileşikleri sentezlenip karakterize edilmiştir. Borinat bileşikleri, 2-aminoetil difenilborinatın çeşitli donör atom içeren karboksilik asit türevleriyle reaksiyonu sonucu sentezlenmiştir. Karboksilik asit türevleri olarak 2,3- piridinkarboksilik asit, 2,5- piridinkarboksilik asit, 2-piridinkarboksilik asit, 2-furankarboksilik asit ve 2-tiyofenkarboksilik asit seçilmiştir.Çalışmada ikinci kısım olarak aminoboriliminyum tuzları için ara bir basamak olan Dibrommetanbis(Dipirolidino)Boran bileşiği sentezlenip karakterize edilmiştir. Bu bileşik, Dibrommetandimetoksiboran ve trimetilsililpirolidin bileşiklerinin reaksiyonu sonucu sentezlenmiştir.Çalışmanın son kısmında yeni heterosiklik diboran bileşikleri sentezlenip karakterize edilmiştir. Heterosiklik diboran bileşikleri, N,N'-2,6-dimetilfeniletilendiaminin ve N,N'-bis(2,4-dimetilfenil)-1,2-etandiimin bileşiklerinin çeşitli aminodiboran(4) bileşikleri ile reaksiyonuyla sentezlenmiştir. Elde edilen bileşiklerin oksijen ve neme karşı çok hassas olmalarından dolayı tüm deneysel çalışmalar kuru argon atmosferi altında schlenk tekniği kullanılarak yapılmıştır. Bu yeni bileşikler 1H, 13C ve 11B Nükleer Manyetik Rezonans Spektroskopisi (NMR) ile karakterize edilmiştir. Ayrıca Difenil [(2-piridil)-karboniloksi-O, N] boran, 2,3-Bis( Dimetilamino)-1,4- 2,6-Dimetilfenil-1,4,2,3-Diazadiboriran, 1,1',4,4'-tetrakis(2,6-dimetilfenil)-bis[1,1',4,4',2,3] diazadiborinan ve 2,3-bis(dimetilamino)-1,4-bis(2,4-dimetilfenil)-1,4,2,3 diazadiborinen bileşiklerinin kristal yapıları X-ışınları kırınımı yöntemiyle tayin edilmiştir.

Sultan Uyanık
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni skuar esteramid maddeleri

Bu çalışmada, kenetlenme bileşeni olarak anilinin kullanıldığı amino azo boyarmaddesi (4-[(E)-1,3-benzotiyazol-2-ildiazenil]anilin) sentezlenip, bu amino azo boyarmadde ve dietil skuarat arasındaki amitleşme tepkimesiyle de yeni azo grubu içeren esteramid (bileşik II) sentezlenmiştir. Ayrıca literatürde verileri eksik olan amitleşme tepkimesiyle N- izopropil amino grubu taşıyan bir esteramid (bileşik I) sentezlenmiştir.Bileşiklerin kimyasal yapıları spektroskopik yöntemler ile ( FT-IR, 1H-NMR) belirlendi ve bileşiklerin görünür bölge absorpsiyon spektrumları üzerine çözücü etkisi incelendi.Anahtar sözcükler: Azo boyarmadde, dietilskuarat, diazolama, spekroskopi

Gözde Bodur
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı pamuk melezlerinde (Gossypium hirsutum L. x Gossypium barbadense L.) verim, verim unsurları ve lif kalite özelliklerinin kalıtımının incelenmesi

Bu çalışma 2011-2012 yıllarında Nazilli Pamuk Araştırma İstasyonu Müdürlüğü tarlalarında ana ebeveyn olarak seçilen Gossypium hirsutum L. türüne ait Claudia, Candia, Şahin 2000, BA 308, Naz 07 ve Fantom genotipleri ile baba ebeveyn olarak seçilen Gossypium barbadense L. türüne ait Giza 45 ve Avesto çeşitleri kullanılarak line x tester yöntemine uygun olarak oluşturulan popülasyonda, lif teknolojik özellikleri, verim ve verim komponentlerine ilişkin kalıtım ve heterotik etkiler incelenmiştir.Çırçır randımanı ve bitki boyu özellikleri yönünden eklemeli gen etkisi; tek bitki verimi, koza sayısı, meyve dalı sayısı, lif mukavemeti, lif inceliği, kısa lif oranı, odun dalı sayısı, yüz tohum ağırlığı, tek koza kütlü pamuk ağırlığı, lif uzunluğu ve uniformite özellikleri yönünden ise eklemeli olmayan gen etkileri daha yüksek bulunmuştur.Lif uzunluğu ve lif kopma dayanıklılığı için tüm kombinasyonlarda, lif inceliği için sekiz kombinasyonda olumlu heterosis yüzdesi elde edilirken lif uzunluğu, lif inceliği ve lif kopma dayanıklılığı bakımından tüm kombinasyonlarda olumlu ve önemli kontrol çeşide üstünlük yüzdeleri elde edilmiştir. Melez popülasyonların bitki kütlü verimi ve lif kalite özellikleri birlikte değerlendirildiğinde, Claudia x Giza 45, Candia x Giza 45, Şahin 2000 x Giza 45, BA 308 x Avesto, Naz 07 x Giza 45 ve Fantom x Avesto melezlerinde uygulanacak kısmi bulk yöntemi ile kabul edilebilir verim potansiyeli ve iyileştirilmiş lif uzunluğuna sahip pamuk hatlarının geliştirilebileceği sonucuna varılmıştır.

Lif kalitesiMelez azmanlığıMelezleme+2
Mehmet Çoban
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçe dokümanların sınıflandırılması

İnternetin hızla gelişmesi elektronik ortamdaki bilgileri ve işlemleri arttırmıştır. Fakat, bu ortamlarda depolanan ve işlenen bilgilerin boyutunun artması aranan bilgiye erişmekte problemler çıkarmıştır. Bu doğrultuda, kullanıcıların istedikleri bilgiye daha doğru ve hızlı bir şekilde ulaşma ihtiyacı doğmuştur ve elektronik ortamdaki dokümanların sınıflandırılmasında yeni metotların geliştirilmesi çalışmaları devam etmektedir. Bu çalışmada, Türkçe metin içerikli web sitelerinden elde edilen dokümanların sınıflandırılması amaçlanmaktadır.Dokümanlar, gövde tabanlı, sözcük tabanlı, hece tabanlı ve karakter tabanlı olmak üzere dört farklı kategoride ele alınmıştır. Gövde, sözcük, hece ve karakterler için n-gram analizleri yapılmıştır. Sistem K-En Yakın Komşu Modeli (K-NN), Çok Katmanlı Algılayıcı Modeli (MLP) ve Destek Vektör Makinesi (SVM) olmak üzere üç farklı yöntem ile eğitilmiş ve test edilmiştir. Çalışmanın gerçekleştirilmesinde eğitim ve test olmak üzere iki derlem oluşturulmuştur. Her biri internet ortamından temin edilen 75'er doküman içeren eğitim, ekonomi, kültür-sanat, otomobil, sağlık ve spor sınıfları ele alınmıştır. Bu dokümanlardan 25'er tane alınarak toplamda 150 doküman sistemin eğitilmesinde, 50'şer tane alınarak toplamda 300 doküman da sistemin test edilmesinde kullanılmıştır. Çalışmada sisteme verilen dokümanlar öncelikle önişlemden geçirilmiştir. Önişlemden geçirilen dokümanların frekansları ve olasılıkları hesaplandıktan sonra her bir sınıf için öznitelik vektör veritabanı oluşturulmuştur. Öznitelik vektör veritabanı oluşturulurken sözcüklerin dokümanlarda karşılaştırılmasında eşik değeri olarak 0,25, 0,50, 0,75 ve 0,90 değerleri kullanılmış. Eğitim setindeki dokümanlar sisteme verilmiş ve her bir sınıf için oluşturulan öznitelik vektör veritabanındaki sözcükler ile karşılaştırılarak dokümanın hangi sınıfa dahil olduğu belirlenmiştir. Daha sonra test setindeki dokümanlar sisteme verilmiş ve sistemin başarısı, kesinlik skoru, hassasiyet skoru, F-ölçüsü ve doğruluk değerlerine göre tespit edilmiştir.Sonuç olarak en yüksek doğruluk başarı oranı SVM metodu kullanılarak sözcük 1-gramlarda %99,9 olarak bulunmuştur. F-ölçüsü değeri de %99,7 olmuştur.Anahtar sözcükler: Doküman Sınıflandırma, K-En Yakın Komşu Modeli, Çok Katmanlı Algılayıcı Modeli, Destek Vektör Makinesi, n-gram.

Doğal dil işlemeMetin sınıflandırmaVeri madenciliği+2
Rumeysa Yılmaz
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın ve çevresindeki jeotermal sulardaki bazı elementlerin ve iyonların Icp-Oes ve Ic ile analizi

Yer kabuğu bol ve çeşitli enerji kaynaklarına sahiptir. Jeotermal enerji yerden gelen ısı anlamında kullanılmaktadır. Tükenmeyen, yenilenebilen ve çevre kirliliğine neden olmayan bir enerji kaynağı olan jeotermal enerjinin daha yaygın kullanım alanları araştırılmaktadır. Jeotermal enerji, elektrik üretiminde, konutların ısıtılmasında, ziraat alanında kullanılmaktadır. Bununla birlikte sağlıklı yaşama olumlu katkılarda bulunduğu için de, son zamanlarda yapılan araştırmalar bu yönde yoğunlaşmaktadır. Dünyada jeotermal ısı ve kaplıca uygulamalarında ilk 5 ülke arasında bulunan ülkemiz, Alp-Himalaya tektonik kuşağı üzerinde yer almakta ve kaynak zenginliği açısından ise dünyada ilk 7 ülke arasında bulunmaktadır. Türkiye'de 40oC'nin üzerinde jeotermal akışkan içeren 140 adet jeotermal saha ve bu sahalarda 1300 dolayında termal kaynak tespit edilmiştir.Aydın İli'nde mevcut kaynaklar, jeotermal enerji uygulamaları için önemli kaynaklar olarak görülmektedir. Aydın, ülkemizde jeotermal enerji potansiyeli bakımından zengin bir ilimizdir. İl sınırları içerisinde ve çevresinde pek çok kaplıca bulunmaktadır.Bu çalışmada, Aydın'ın sahip olduğu jeotermal enerji potansiyeli vurgulanmış ve bu bölgede bulunan kaplıca sularının analizi yapılmıştır. Elde edilen sıcaklık değerleri, çevre illerin kaplıcalarındaki ortalama verilere göre daha yüksek bulunmuştur. Bundan dolayı, Aydın kaplıcalarının hem kaplıca turizmine, hem de ısıtma amaçlı kullanıma uygun olduğu söylenebilir. Bu çalışmada sıcak sularda bulunan çeşitli eser elementler(Cd, Cr, Ni, Pb, Ba, Cu, Zn, Al vb.) anyonların (F, Cl, Br, I, NO3, NO2, SO4, PO4) ve katyonların ( Na, K, Ca, Mg, NH4, Mn, Fe) analizi yapılmıştır.Analizleri yapılan kaplıca sularındaki ağır metal düzeylerinin halk sağlığını tehdit edecek sınırların altında olduğu belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Kaplıca, Aydın, Su analizi, Mineral madde analizi, ICP-OES

AydınKaplıcalarMineral maddeler+1
Nergiz Susen Yılmaz
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek fruktozlu şurup üretimi için Concanavalin A bağlı süper makro gözenekli kriyojellere inulinaz immobilizasyonu

Bu çalışmada Aspergillus niger inulinaz enziminin immobilizasyonu için Concanavalin A (Con A) bağlı poli(etilen glikol dimetakrilat) [poli(EGDMA)] kriyojelleri kullanılmıştır. Bu amaçla, monolitik kriyojel kolon, monomer olarak EGDMA ve çapraz bağlayıcı olarak N-N'-metilen bisakrilamidin radikalik kriyokopolimerizasyonu ile hazırlanmıştır. Daha sonra Con A, glutaraldehit aktivasyonuyla poli(EGDMA) kriyojeline kovalent olarak bağlanmıştır. Kriyojellerin karakterizasyonu FTIR, SEM, EDX ve şişme çalışmalarıyla gerçekleştirilmiştir. Kriyojeller, opak, süngerimsi ve elastiktir. Poli(EGDMA) kriyojelleri oldukça yoğun gözenekli ve gözenek boyutları yaklaşık olarak 50 µm dir. Con A bağlı poli(EGDMA) kriyojelleri, sulu çözeltiden inulinaz enziminin adsorpsiyonu için kullanılmıştır. Con A bağlı poli(EGDMA) kriyojeline inulinaz adsorpsiyonu sürekli sistemde gerçekleştirilmiş ve adsorpsiyona pH, inulinaz derişimi, sıcaklık, iyonik şiddet ve akış hızının etkisi araştırılmıştır. Maksimum inulinaz adsorpsiyonu, 1.0 mg/mL inulinaz derişiminde ve pH 4.0 asetat tamponunda 27.85 mg/g kriyojel olarak hesaplanmıştır. İmmobilize inulinaz sürekli sistemde yüksek fruktozlu şurup hazırlanmasında etkili bir şekilde kullanılmıştır. İnulin, sürekli sistemde fruktoza dönüştürülmüş ve 5 dakikalık hidroliz sonunda fruktoz derişimi 0,23 mg/mL olarak bulunmuştur. Şurubun yüksek fruktoz içeriği ince tabaka kromatografisi ile gösterilmiştir.Anahtar sözcükler: İnulinaz, kriyojel, Concanavalin A, fruktoz, lektin afinite kromatografisi.

Canan Altunbaş
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Akrilamid esaslı yeni katyonik hidrojellerin sentezi, karakterizasyonu ve soğurum özelliklerinin araştırılması

AKRİLAMİD ESASLI YENİ KATYONİK HİDROJELLERİN SENTEZİ, KARAKTERİZASYONU VE SOĞURUM ÖZELLİKLERİNİN ARAŞTIRILMASIGözde ÇETİNYüksek Lisans Tezi, Kimya Anabilim DalıTez Danışmanı: Doç. Dr. Ömer Barış ÜZÜM2013, 110 sayfaBu çalışmada, çapraz bağlı polimer üretiminde yaygın kullanılan akrilamid ile yeni polimerik taşıyıcı/soğurucu hidrojellerin ve yarı-IPN'lerin üretimi amaçlanmıştır. Hidrojeller ve yarı-IPN'ler, yardımcı monomer olarak (3-akrilamidopropil)trimetil amonyum klorür, çapraz bağlayıcı olarak poli(etilen glikol) diakrilat ve poli(etilen glikol) dimetakrilat kullanılmasıyla çözelti ortamında serbest radikal polimerleşmesi ile hazırlanmıştır. Yarı-IPN yapının sentezlenmesi için poli(etilen glikol) kullanılmıştır. Hazırlanan kimyasal çapraz bağlı polimerlerin yapısal karakterizasyonu Fourier Transform Infrared Spektroskopisi (FT-IR) kullanılarak belirlenmeye çalışılmıştır. Hidrojellerin ve yarı-IPN'lerin yüzey gözenekliliği hakkında bilgi edinebilmek için SEM mikrografları alınmıştır. Çapraz bağlı kopolimerlerin şişme özelliklerini araştırmak amacıyla 25oC'da dinamik şişme testleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler yardımıyla şişme kinetiği ve difüzyon mekanizması ile ilgili parametreler hesaplanmıştır. Hidrojellerin ve yarı-IPN'lerin soğurum özelliklerinin araştırılması amacıyla model molekül olarak kalkon karboksilik asit gibi anyonik bir boyarmadde seçilmiştir. Çapraz bağlı kopolimerlerin suda yüksek oranda şişme kapasitesine sahip oldukları ve kalkon karboksilik asiti sulu çözeltilerden yüksek oranda soğurdukları belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler: Akrilamid, hidrojel, (3-akrilamidopropil)trimetil amonyum klorür, iç içe geçmiş ağ yapılı polimer, poli(etilen glikol), yüzeye soğurum, kalkon karboksilik asit

Gözde Çetin
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Sunset yellowun tavuk embriyosu deri ve barsak mast hücrelerinde degranülasyon etkileri

Bu çalışmada, hazır gıdalarda yapay renklendirici olarak kullanılan sunset yellowun (E110) tavuk embriyosu dermal ve mukozal mast hücrelerindeki degranülasyon etkisi histolojik yönden incelenmiştir. Çalışma kontrol ve deney gruplarına ayrılmıştır. Deney gruplarına ait yumurtaların vitellusuna inkübasyonun 15. gününde sunset yellow (2.5mg/kg) enjekte edilmiştir. Enjeksiyondan 6, 12, 24 saat sonra, embriyolardan alınan deri ve barsak dokuları rutin histolojik işlemlerden geçirildikten sonra incelenip değerlendirilmiştir.Sunset yellow enjeksiyonundan 6 saat sonra deri örneklerinde sıkı paketlenmiş granül içeren çok sayıda mast hücresi tespit edilmiştir. 12 saat sonra kısmi ve ileri düzeyde degranülasyon, 24 saat sonra ise pek çok mast hücresinde ileri düzeyde degranülasyon tespit edilmiştir. Barsak dokusu mast hücreleri incelendiğinde SY enjeksiyonundan 6 saat sonra kısmi, 12 saat sonra ileri düzeyde degranülasyon tespit edilmiştir. Enjeksiyondan 24 saat sonra ileri düzeyde degranülasyonun devam ettiği, sıkı paketlenmiş granüller içeren mast hücrelerinin sayıca az olduğu gözlenmiştir. Her iki dokuda kısmi degranüle mast hücresi granüllerinin gevşek ve kaba granüller oluşturduğu, ileri degranülasyon gösteren mast hücrelerinin ise daha az granül içerdiklerinden dolayı daha aydınlık sitoplazmaya sahip oldukları görülmüştür.Sonuç olarak; sunset yellowun mast hücrelerinde bulunan mediatörleri harekete geçirdiği, bunun sonucu olarak mast hücrelerinde degranülasyona neden olduğu ve sunset yellowa maruz bırakılma süresine bağlı olarak degranülasyon derecesinde farklılık olduğu belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler: Sunset yellow, tavuk embriyosu, mast hücresi, deri, barsak.

BağırsaklarDeriMast hücreleri+1
Tülay Güler
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Adsorptif sıyırma voltametrisi ile bazı eser elementlerinin miktar tayini

Son zamanlarda endüstrileşme sonucunda çevreye yayılan eser elementlerin doğal çevreye ve canlılara yaptıkları olumsuz etkileri nedeniyle bu elementlerin tayini çok daha büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, su kaynakları, toprak ve havaya karışan eser düzeydeki elementlerin analizi için çeşitli yöntemler geliştirilmektedir. Bu yöntemlerden biri olan adsorptif sıyırma voltametrisi duyarlılığı ve seçiciliği sebebiyle çok iyi bir eser element analiz tekniği olarak bilinmektedir.Bu tez çalışmasında, adsorptif sıyırma voltametrisi (AdSV) tekniği kullanılarak, çeşitli ortamlarda eser düzeyde bulunan Cu, Zn, ve Cd elementlerinin 5-amino-1,3,4-tiyadiazol-2-tiyol (AMT) ile kompleks haline getirilip, cıva damla elektrot üzerinde biriktirilmesi ve daha sonra uygun yönde potansiyel taraması yapılarak eser elementlerin elektrottan sıyrılarak miktarlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, pik akımını etkileyen parametrelerin optimum koşulları belirlenmiştir. Adsorpsiyon potansiyeli, biriktirme süresi, ligand derişimi, tarama hızı ve ortam pH'sında belirli aralıkta artışlar sağlanarak ölçümler alınmış ve elde edilen piklerin pik yükseklikleri ve pik potansiyelleri incelenmiştir. Ayrıca, kompleksin kararlılığı ortamı oluşturan çözeltideki türlerin cinsi, derişimi ve çözeltinin pH'sıyla bağlantılı olduğundan, çeşitli ortamlarda değişik metallerle oluşturulacak komplekslerin kararlılıklarının tayini için çalışmalar yapılmıştır. 5-amino-1,3,4-tiyadiazol-2-tiyol'ün Cu, Zn, ve Cd eser elementlerinin tayini için sıyırma voltametrisinde ilk kez bu çalışma ile kullanılmış olması, bu alanda yeni bir çalışma alanı ortaya çıkmasına katkı sağlayacaktır.Anahtar sözcükler: 5-amino-1,3,4-tiyadiazol-2-tiyol, eser element, adsorptif sıyırma voltametrisi (AdSV)

Adsorptif sıyırma voltametrisiEser elementler
Kübra Gençdağ
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Fermente süt ürünlerinden izole edilen laktik asit bakterilerinin antibiyotik dirençliliklerinin fenotipik ve genotipik yöntemlerle belirlenmesi

Laktik asit bakterileri (LAB) fermentatif, fakültatif anaerob, aerotolerant mikroorganizmalardan oluşan geniş bir gruptur. Fermente gıda veya yemlerde doğal kontaminant olarak bulunabilirler ya da starter kültür ve probiyotik olarak eklenerek temel mikrobiyal topluluğu oluştururlar. Bu kommensal bakteriler gıda zinciri yoluyla tüketicilerde antibiyotik direnç belirleyicilerinin yayılması için bir vektör olabilmektedirler. Bu sebeple LAB' de antibiyotik direnciyle ilgili çalışmalar son yıllarda önem kazanmıştır. Bu çalışmada, Aydın Merkez'de yer alan mandıralardan, marketlerden, halk pazarlarından ve ev yapımı şeklinde alınan fermente süt ürünlerinden 168 adet LAB izole edilmiş ve izolatların antibiyotik dirençlilikleri fenotipik ve genotipik yöntemlerle araştırılmıştır. 16S rRNA analizi sonucunda izolatların Lactobacillus (% 55,95), Lactoccocus (% 15,48), Enterococcus (% 11,90), Streptococcus ( % 10,12), Leuconostoc ( % 5,35) ve Pediococcus (% 1,20) cinslerine dahil oldukları belirlenmiştir. Agar MİK dilüsyon sonuçlarına göre tüm LAB izolatlarında en yüksek direnç linkomisin (% 25,59) antibiyotiğine karşı bulunmuştur. Bu değeri sırasıyla tetrasiklin (% 19,04), meropenem (% 16,66), ampisilin (% 16,16), gentamisin (% 7,14), eritromisin (% 5,35), siprofloksasin (% 5,35), kloramfenikol (% 4,16) ve vankomisin (% 3,06) antibiyotikleri izlemektedir. Teikoplanin antibiyotiğine direnç gözlenmemiştir. Antibiyotik direnç genlerini araştırmak için yapılan PCR denemeleri sonucunda, erm (B) (% 4,76), erm (C) (%0,59), tet (M) (%7,14), tet (L) (%2,38), tet (K) (%0,59), aac (6?)-aph (2??) (%5,95) ve van (C) (%1,19) genleri bulunmuştur. Tez çalışmamızın sonucunda gıda kökenli bakterilerin bazı antibiyotik direnç genleri açısından rezarvuar oluşturduğu görülmüştür.Anahtar sözcükler: Fermente Süt Ürünleri, Laktik Asit Bakterileri, Antibiyotik Direnci, Agar Dilüsyon Yöntemi, PCR

Laktik asit bakterileriPolimeraz zincirleme reaksiyonu
Melihcan Özteber
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00