
110
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Akut aerobik egzersizin menstrual döngünün farklı fazlarında elden ayağa ve ayaktan – ayağa biyoelektrik impedans metoduyla belirlenen vücut kompozisyonu üzerine etkisi
Bu araştırma, akut aerobik egzersizin menstrual döngünün farklı fazlarında elden-ayağa (BIAE-A) ve ayaktan-ayağa biyoelektrik impedans (BIAA-A) metoduyla belirlenen vücut kompozisyonu üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya düzenli menstrual döngüye sahip 18-40 yaş aralığındaki 17 gönüllü aktif kadın sporcu (yaş = 20.6 ± 3,5 yıl, menstrual döngü süresi = 28,8±1,2 gün) katılmıştır. Araştırma kapsamında katılımcıların boy ve vücut ağırlığı (VA), BIAA-A, BIAE-A ölçümleri yapılmış ve hormon analizi için kan alınmıştır. Katılımcılar rastgele sırayla menstrual döngünün erken foliküler faz (EFF), ovulasyon fazı (OF) ve luteal fazında (LF) olmak üzere, rezerv kalp atım hızının %65-70'inde 30 dakika süresince bisiklet ergometresinde aerobik egzersiz yapmışlardır. Menstrual döngünün fazları; folikül stimulan hormon, luteinleştirici hormon, estradiol ve progesteron hormon analizleri ile teyit edilmiştir. Her fazda egzersiz öncesi (EÖ), sonrası 1-3. dakika ve 20. dakikada VA, BIAA-A ve BIAE-A yöntemleri ile vücut yağ yüzdesi (VYY), yağsız vücut kütlesi (YVK) ve toplam vücut suyu (TVS) ölçülmüştür. Aerobik egzersiz sonrasında 20. dakikada ölçülen VA, EÖ'den düşük (p<0.05), LF'de ölçülen ise OF'dan yüksektir(p<0.05). Hem BIAA-A hem de BIAE-A ile ölçülen VYY üzerine menstrual faz ve ölçüm(egzersiz) etkisi anlamlı bulunmamıştır(p>0.05). Menstrual faz etkisi her iki yöntemle ölçülen YVK üzerinde de anlamlı değildir(p>0.05). Buna karşılık her iki yöntemde egzersiz sonrası 1-3. dakikada ölçülen YVK, 20. dakikadan yüksektir(p<0.05). Her iki yöntemle ölçülen TVS üzerine menstrual faz etkisi önemsiz(p>0.05), egzersiz etkisi önemli bulunmuştur(p<0.05). BIAA-A da 20. dakikadaki TVS, EÖ ve egzersiz sonrası 1-3. dakikada ölçülenden; BIAE-A da ise sadece EÖ'den anlamlı derecede düşüktür(p<0.05). VA, YVK ve TVS'de egzersizden kaynaklanan değişimler %1,0'den azdır. Her iki yöntemde elde edilen tüm değişkenler için menstrual faz x ölçüm zamanı(egzersiz) etkileşimi anlamlı değildir (p>0.05). Bu çalışmanın bulguları, kadınlarda hem menstrual döngünün hem de orta şiddette akut aerobik egzersizin BIA teknolojisi ile ölçülen vücut kompozisyonu üzerinde kısıtlayıcı etkisi olmadığını göstermiştir.
Genç erkek futbolcularda yüksek şiddetli egzersizin bilateral açık ve ekstremiteler arası asimetriye etkisinin yaşa ve biyolojik olgunlaşmaya göre incelenmesi
KOCA, C., Genç Erkek Futbolcularda Yüksek Şiddetli Egzersizin Bilateral Açık ve Ekstremiteler Arası Asimetriye Etkisinin Yaşa ve Biyolojik Olgunlaşmaya Göre İncelenmesi, Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hareket ve Antrenman Bilimleri Programı Yüksek Lisans Tezi, 2024, Ankara. Bu çalışma, genç erkek futbolcularda yüksek şiddetli egzersizin bilateral açık ve ekstremiteler arası asimetriye etkisinin yaşa ve biyolojik olgunlaşmaya göre incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya, en az iki yıldır aktif olarak futbol oynayan 10-15 yaş aralığındaki 79 genç erkek futbolcu katılmıştır. Katılımcılar, yaşa göre U-12 (n=27), U-14 (n=27) ve U-16 (n=25) olmak üzere 3 farklı grupta; zirve boy uzama hızı (ZBUH) dönemlerine olan uzaklıkları hesaplanarak belirlenen biyolojik olgunlaşma düzeylerine göre ise ZBUH öncesi (n=23), sırası (n=12) ve sonrası (n=15) olmak üzere yine 3 farklı grupta sınıflandırılmıştır. Katılımcıların antropometrik ölçümleri yapılarak tanımlayıcı bilgileri kaydedilmiş ve biyolojik olgunlaşma düzeyleri belirlenmiştir. Katılımcılar, bilateral açık ve ekstremiteler arası asimetri değerlerinin belirlenebilmesi için yüksek şiddetli egzersiz öncesinde ve hemen sonrasında rastgele sırayla bilateral ve unilateral aktif sıçrama testlerine katılmışlardır. Yüksek şiddetli egzersiz olarak 10'ar saniye dinlenme süreleri ile uygulanan 6x35 m koşu testi olan Anaerobik Sprint Testi (RAST) gerçekleştirilmiştir. Bağımsız gruplar arasındaki sonuçların karşılaştırılması için Tek Yönlü Varyans Analizi yapılmış ve gruplar arasındaki fark Scheffe Testi ile belirlenmiştir. Bilateral açık ve ekstremiteler arası asimetride yüksek şiddetli egzersize bağlı değişimlerin yaşa ve biyolojik olgunlaşmaya göre ayrı ayrı analizi tekrarlı ölçümlerde 3x2 (yaş/olgunlaşma x egzersiz) karışık desen ANOVA kullanılarak yapılmıştır. F istatistiği anlamlı bulunduğunda ise Scheffe Çoklu Karşılaştırma Testi uygulanmıştır. Yapılan analizler yaşa göre sınıflandırılan gruplar için bilateral açık üzerinde yaş etkisi ve yaş x egzersiz etkileşiminin anlamlı olmadığını gösterirken (p>0,05), egzersiz etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (F(1;76)=9,373; p=0,003; η2=0,110). Benzer şekilde biyolojik olgunlaşmaya göre sınıflandırılan gruplar için bilateral açık üzerinde olgunlaşma etkisi ve olgunlaşma x egzersiz etkileşimi anlamlı değilken (p>0,05), egzersiz etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (F(1;76)=8,834; p=0,005; η2=0,158). Ekstremiteler arası asimetri değerlerine bakıldığında ise yaşa göre sınıflandırılan gruplar için yaş etkisi ve yaş x egzersiz etkileşiminin anlamlı olmadığı (p>0,05), egzersiz etkisinin ise istatistiksel olarak anlamlı olduğu F(1;47)=4,503; p=0,037; η2=0,056) görülmüştür. Olgunlaşmaya göre sınıflandırılan gruplar için yapılan değerlendirmede ise olgunlaşma etkisi, egzersiz etkisi ve olgunlaşma x egzersiz etkileşiminin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Sonuç olarak bu çalışmanın bulguları bilateral açık ve ekstremiteler arası asimetrinin yaş ve biyolojik olgunlaşmaya göre farklılaşmadığını ancak yüksek şiddetli egzersizden etkilendiğini göstermiştir.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara uygulanan motor destek programının kaba motor ve duyu motor beceriler üzerine etkisi
Bu çalışma, 4-6 yaş arası otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocuklara 12 hafta süre ile haftada 2 gün 40'ar dakika uygulanan motor destek programının otistik bozukluk indeksi, kaba motor ve duyu motor beceriler üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, deney grubunda 14, kontrol grubunda 14 öğrenci toplamda 28 OSB'li çocuk katılım sağlamıştır. Deney grubunda yer alan katılımcılara özel eğitim seanslarına ek olarak 12 hafta boyunca haftada 2 gün 40'ar dakika süre ile motor destek programı uygulanmıştır. Araştırmada, "Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği-2-TV (GOBDÖ TV-2)", kaba motor becerilerin değerlendirmesi için Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik 2 Testi Kısa Formu (BOT 2- KF), duyu motor becerilerin değerlendirilmesi için bakım veren duyu profili anketi kullanılmıştır. Araştırmaya ilişkin elde edilen bulguları incelediğimizde, deney grubu otistik bozukluk indeksi toplam standart puan, iletişim becerileri, sosyal etkileşim ve stereotip davranış alt boyut ön test ve son test puanları arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı fark belirlenmiştir (p<0,05). BOT-2 kaba motor beceri ölçümleri ön ve son test değerlerinde olumlu yönde bir artış meydana gelmiştir. Duyu profili ölçek puanları değerlendirildiğinde ise; duyusal işleme görme, duyma, dokunma, vestibüler ve çoklu duyusal işlem alt maddelerinde pozitif yönde bir gelişme olduğu tespit edilmiştir. Duyu modülasyon alt maddeleri ön test ve son test değerleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Duygusal ve davranışsal cevaplar, tepki verme eşiği dışındaki tüm alt maddelerde anlamlı fark belirlenmiştir. Sonuç olarak; OSB'li çocuklara uygulanan motor destek programının otizme ilişkin semptomlar, kaba motor beceriler ve duyu motor beceriler üzerine olumlu yönde etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
Geleneksel okçulukta el kavrama kuvveti ile parmak kavrama kuvvetinin atış isabet oranına etkisi
Bu çalışmanın amacı geleneksel Türk okçuluk sporcularının dengelerinin, el ve parmak kavrama kuvvetlerinin atış isabetini nasıl etkilediğini akut olarak analiz etmektir. Çalışmaya herhangi bir sakatlığı olmayan en az 2 yıl tecrübeli 12-15 yaş arası lisanlı sporcu olan, 10 erkek 16 kadın toplam 26 sporcu dâhil edildi. Sporcuların el ve parmak kavrama kuvveti testleri Saehan SH5001/SH5005 marka hidrolik el dinamometresi ve hidrolik pinch metre ile yapıldı. Ölçümler her iki el içinde 3'er kez tekrarlanıp, 3 değerin ortalaması alınarak kg cinsinden not edildi. Sporcuların denge testinde portatif ve çok eksenli bir platform olan MFT Challenge Disk 2.0 Nature aleti kullanıldı. Sporcuların platform üzerinde önce çift ayak ardından tek ayakla ölçümleri alındı. Uygulama bir deneme bir test olarak kayıt altına alındı. Atış performansları ise TGTOF tarafından belirlenen 18 metre salon yarışması sıralama atışları kurallarına göre uygulandı. Her sporcu 5 seri 7 ok olacak şekilde toplam 35 ok atışı yaptı. İstatistiksel analizler için SPSS programı kullanıldı. Veriler arasında ki ilişki incelenirken Pearson Product- Moment Korelasyonu kullanıldı. Elde edilen sonuçlara göre, sporcuların dominant ve nondominant el ve parmak kavrama kuvveti ve dominant ve nondominant ayak dengeleri ile atış isabet oranı arasında herhangi bir düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunamadı(p<0,05). Ancak erkek sporcuların çift ayak denge ile atış isabet oranı arasında orta düzeyde pozitif(r= ,624) ve anlamlı(p<0,05) bir ilişki bulundu. Ayrıca erkek sporcularda iki bacak arasında ki denge farkı ile atış isabet oranı arasında da güçlü düzeyde negatif(r= -,744) ve anlamlı(p<0,05) bir ilişki bulundu. Bu sonuçlara göre sporculara atış performanslarını artırabilmek için branşa özel denge ve kuvvet çalışmaları yapmaları önerilmektedir.
İzokinetik testler ve sürat koşusu sırasında ölçülen biyomekanik parametreler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Alt ekstremite eklem momentleri (eklem torkları) sprint performansında kritik öneme sahiptir. Ancak hangi sprint fazında ne kadar eklem torkuna ihtiyaç olduğu konusu net bir şekilde ortaya konamamıştır. Bu araştırmanın amacı kalça ve diz ekleminin izokinetik test sonuçlarıyla tüm hızlanma evrelerindeki sprint süreleri, diz ve kalça ekleminin açısal hızları ve temporospatial parametreleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmamıza 15 sprinter atlet katılmıştır. 60m sprint boyunca 5m, 10m, 20m, 30m, 45m ve 60m hızlanma aralıklarına sensörler yerleştirerek atletlerin koşu süreleri alınmıştır. Eş zamanlı olarak sprint alanının her iki tarafında toplamda 8 tane 240 fps kare hızında ve yüksek çözünürlükte ölçüm yapan kameralar yerleştirilmiştir. İki boyutlu görüntüler Kinovea 0.9.5 programıyla işlenerek her iki uzuvda diz ve kalça eklemlerinin fleksiyon ve ekstansiyon hareketinde açısal hızları her bir adımda elde edilmiştir. Aynı şekilde her bir basma ve uçma fazında geçen süreler elde edilmiştir. Her iki diz ve kalça ekleminde 60 ve 240der/s hızlarda konsantrik fleksiyon ve ekstansiyon hareketlerinde izokinetik testleri yapılmıştır. Diz ekleminin fleksiyon bağıl torku 30-60m sprint süresiyle r=-0,718 düzeyinde yüksek korelasyon göstermiştir(p<0.01). Kalça ekleminin fleksiyon torku 30-60m sprint süresiyle r=-0,621 düzeyinde yüksek korelasyon göstermiştir (p<0.01). Çekinik uzuv basma fazı süreleri ile 5-20m sprint süreleri r=0,839 düzeyinde ve 45-60m sprint süreleriyle r=0.808 düzeyinde çok yüksek korelasyon göstermiştir (p<0.01). 5-20m aralığında çekinik uzuv basma fazı süreleri ile 240 der/s hızdaki bağıl fleksiyon torku r=-0.649 düzeyinde yüksek korelasyon göstermiştir (p<0.01). 0-5m arasında uçma fazında çıkış ayağı tarafındaki kalça ekleminin ekstansiyon hızı 60 der/s'de üretilen ekstansiyon torku ile r=0.721 ve 240 der/s hız ile r=0.713 düzeyinde yüksek korelasyon göstermiştir (p<0.01). 5-20m ve 10-30m arasında çıkış ayağının tersi tarafta basma fazında kalça ekleminin eksantrik fleksiyon hızıyla sprint süreleri kıyaslandığında sırasıyla r=-0.690 ve r=-0.730 düzeyinde yüksek korelasyon bulunmuştur (p<0.01). Sonuç olarak, diz ve kalça eklemlerindeki izokinetik tork değerlerinin sprint performansıyla ilişkili oldukları belirlenmiştir. Açısal hızların ve basma fazı sürelerinin sprint performansında belirleyici etken olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte sprint performansı değerlendirilirken tepe torka ulaşma süresi, üretilen güç ve süresi gibi test test çıktılarının da dikkate alınması gereklidir.
8-10 yaş arası çocuklarda bütünleştirici nöromüsküler egzersizlerin motor yeterlilik ve propriosepsiyona etkisinin incelenmes
Bu araştırmada çocukların mevcut okul müfredatında bulunan beden eğitimi derslerinin dışında kapsamlı, ucuz ve iyi hazırlanmış bir bütünleştirici nöromüsküler antrenmanın (BNA) çocukların kaba motor beceri yetilerinde ve proprioseptif duyu seviyelerinde ne gibi sonuçlar elde edileceğini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Çalışmada, gerçek deneme deseni; ön test-son test kontrol gruplu model olarak uygulanmıştır. Bu çalışmada, 8 hafta boyunca BNA antrenmanlarına deney grubu (n=15) ile herhangi bir programına dahil edilmemiş olan kontrol grubu (n=15) araştırmaya katılmıştır. Katılımcılara uygulamaya başlamadan önce ve 8 hafta sonrasında kaba motor yeterliliklerini ölçmek için Bruininks Oseretsky Motor Yeterlilik Testi 2 Kısa Formu (BOT-2 KF) uygulanmıştır. Katılımcılara ayrıca uygulama öncesi ve sonrasında eklem pozisyon hissi tekniği ile propriosepsiyon ve TOGU Challenge Disk cihazı ile denge testleri yapılmıştır. Uygulama sonrasında katılımcılardan elde edilen bulgular SPSS 25 paket program aracılığıyla test edilmiştir. Elde edilen bulgularda kontrol ve deney gruplarının BOT 2 grup içi ön-son test değerleri karşılaştırıldığında deney grubunun Denge 2, Hız-Çeviklik 1, Hız-Çeviklik 2, Denge 2, Kuvvet 1, Kuvvet 2 ve BOT-2 Toplam değişkenleri kapsamında son test değerlerinin ön test değerlerine göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kontrol grubu incelendiğinde diğer değişkenler kapsamında bir farklılığa rastlanmazken sadece BOT-2 toplam ön-son test değerlerinde farklılık bulunmuştur. Deney ve kontrol grubu arasındaki proprioseptif duyu kayıplarının değerlendirilmesinde grup içi ön ve son test propriosepsiyon kayıpları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Aynı zamanda deney grubunun ön ve son test TOGU denge değerleri farklılıkları incelendiğinde bütün TOGU denge değerlerinin istatistiksel açıdan anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Sonuç olarak 8- 9 yaş aralığında okul çağındaki çocuklar üzerinde uyguladığımız 8 haftalık BNA programının denge, hız çeviklik, kuvvet ve genel motor beceri parametrelerine olumlu yönde etki ettiği gözlemlenmiştir. Bu veriler, zaman açısından verimli, ucuz ve yeterli bir BNA programının ilkokul beden eğitimine dahil edilmesinin potansiyel değerini göstermektedir.
Kan akımı kısıtlamalı ısınmanın bazı fizyolojik performans kriterlerine etkileri
Kan akımı kısıtlama (KAK) kas fizyolojisine çeşitli etkileri ile egzersiz performansına olumlu etki eden bir uygulamadır. Bu nedenle farklı uygulamaları halen yaygın kullanılmakta, KAK uygulamasının egzersize etkilerinin bilinmeyen yönleri araştırılmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, ısınma sırasında uygulanan kan akımı kısıtlamasının (KAK) kardiyopulmoner egzersiz testi sonuçlarına etkisini araştırmaktır. Çalışmada otuz sekiz (38) katılımcı (yaş 21,13 ± 1,91 yıl, boy 176,61 ± 6,28 cm, vücut ağırlığı 71,75 ± 10,50 kg., vücut kitle endeksi (VKİ) 23,14 ± 3,02 kg/m2, yağ oranı % 12,57 ± 5,13) yer almıştır. Ön test KAK'sız maksimal kalp atım hızının (KAH) %50-%60'ında 10 dk. koşu akabinde bir dizi aktivasyon ve dinamik germe egzersizi ile ısınmanın ardından kardiyopulmoner egzersiz testi (KPET) ile yapılmıştır. Son test benzer bir protokolle yapılmıştır. Katılımcılar maks. KAH'ın %50-%60 şiddetinde 10 dk. koşmuş, ardından her iki uyluğa arteryel oklüzyon basıncının (AOB) %60'ı derecesinde KAK uygulanmıştır. Bu şekilde KAK'lı yapılan aktivasyon ve dinamik germe egzersizleri ile ısınma tamamlanmıştır. Ardından KPET gerçekleştirilmiştir. Ön test, son test KPET verileri analiz edilip karşılaştırılmıştır. Çalışmamızda solunumsal eşik süresi (SE) (Ön test: 2:08 ± 0:43, son test: 2:17 ± 0:41; dk:s) , maksimal oksijen tüketimi (maks. VO2) (Ön test: 46, 96 ± 4,58, son test: 47,41 ± 5,03; ml/kg/dk), SE'deki oksijen tüketimi (VO2) (Ön test: 35,36 ± 3,80, son test: 35,04 ± 3,75 ml/kg/dk), SE'deki VO2/Maks. VO2 (Ön test: %75,42 ± 5,16, son test: %74,11 ± 5,63), SE'deki kalp atım sayısı/dk (Ön test: 164,66 ± 9,52, son test: 164,08 ± 9,90), maksimal kalp atım sayısı/dk (Ön test: 197,42 ± 7,01, son test: 196,32 ± 7,74), SE sonrası egzersiz süresi (Ön test: 5:18 ± 1:17, son test: 5:13 ± 1:05; dk:s), tükenme zamanı (Ön test: 7:29 ± 1:34, son test: 7:31 ± 1:20; dk:s), SE'deki koşu hızı (Ön test: 10.00 (medyan), son test: 9.00 (medyan); km/saat), tükenme anındaki koşu hızı (Ön test: 15,16 ± 1,603, son test: 14,92 ± 1,1421; km/saat), SE'deki RER (CO2/O2) [Ön test: 0,93 (medyan), son test: 0,885 (medyan)], maksimal RER (CO2/O2) [Ön test: 1,21 (medyan), son test: 1,22 (medyan)] değerleri incelendiğinde iki ısınma protokolü arasında istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik bulunmamıştır. Çalışmamızda aerobik performans öncesi uygulanan KAK'lı ısınmanın akut olarak performansa olumlu veya olumsuz bir etkisinin olmadığı, antrenmanın ısınma bölümünde uygulanabileceği, ısınmada uzun süreli kullanımının araştırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bilişsel antrenmanın futbolda dar alan oyunlarına etkisi
Bu doktora çalışmasının temel amacı, bilişsel antrenmanın 16-19 yaş aralığındaki futbolcuların dar alan oyunları üzerindeki performanslarına etkilerini kapsamlı bir şekilde incelemektir. Çalışma, deneysel bir araştırma yöntemi kullanılarak tasarlanmış olup, futbolcular altı haftalık bir süreç boyunca haftada iki kez bilişsel antrenman uygulamalarına katılmıştır. Her antrenman seansı 10 dakika sürmüş ve sporcuların dikkat, odaklanma, karar verme ve hızlı reaksiyon geliştirme becerilerini artırmayı hedeflemiştir. Bu uygulamalarda, Senaptec bilişsel antrenman gözlükleri kullanılarak sporculara görsel ve algısal uyaranlar sunulmuş; böylece bilişsel performansları geliştirilmiştir. Bu özel gözlükler, sporcuların bilişsel yükünü artırarak daha hızlı ve doğru kararlar almasını sağlamaya yönelik bir antrenman aracı olarak kullanılmıştır. Çalışma kapsamında, futbolcuların reaksiyon süreleri, topla temas sayıları, pas isabet oranları ve çeşitli teknik parametreler detaylı bir şekilde ölçülerek analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, bilişsel antrenmanın sporcuların performans parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı gelişmelere yol açtığını ortaya koymaktadır. Örneğin, reaksiyon sürelerinde %15 oranında bir iyileşme sağlanmış olup (p<0.05), pas isabet oranında %12'lik anlamlı bir artış gözlemlenmiştir (p<0.01). Bu istatistiksel gelişmeler, bilişsel antrenmanın özellikle pas başarısı gibi teknik beceriler üzerinde olumlu etkilerini gözler önüne sermektedir. Ayrıca, bilişsel antrenman uygulayan grubun topla temas sayısında %10'luk bir artış (p<0.05) elde edilmiş, bu da futbolcuların oyun içerisindeki aktif katılım düzeylerini yükselttiğini göstermektedir. Tüm bu bulgular, bilişsel antrenmanın futbolcuların hem teknik hem de zihinsel becerilerini geliştirme potansiyelini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, araştırma bulguları doğrultusunda futbol antrenman programlarına bilişsel antrenman uygulamalarının entegrasyonunun, sporcuların performansını optimize etmede etkili bir araç olabileceği öne sürülmüştür. Özellikle dar alan oyunlarında oyuncuların dikkat, hızlı karar alma ve etkili tepki verme yetilerini artırma potansiyeline sahip olan bu tür antrenmanların, oyun performansını ve takımın genel başarısını artırmada değerli bir katkı sağlayabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışma, antrenman programlarında bilişsel antrenmanın önemli bir yer tutabileceğini ve genç futbolcuların gelişimine katkıda bulunabileceğini göstermektedir.
Klasik bale dalındaki lise öğrencilerine özelleştirilmiş fonksiyonel kor ve kalça bölgesine yönelik çevrim içi ve ev egzersiz programlarının fiziksel performans üzerine etkinliğinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, klasik bale lise öğrencilerinde, 8 haftalık klasik baleye özelleştirilmiş fonksiyonel kor ve kalça bölgesine yönelik çevrimiçi ve ev egzersiz programlarının fiziksel performans üzerine etkilerinin ortaya konulmasıdır. Araştırmaya 28 gönüllü klasik bale öğrencisi katıldı. Katılımcılar ev egzersiz grubu (n=14), çevrimiçi egzersiz grubu (n=14) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Her iki grup da baleye spesifik geliştirilen fonksiyonel kor ve kalça egzersizlerinden oluşan programı (8 hafta/ 3gün/ 45-60dk) uyguladı. Çevrimiçi egzersiz grubu, programı fizyoterapist/egzersiz uzmanı eşliğinde çevrimiçi olarak uygularken; ev egzersiz grubu ise aynı programı, iki haftalık periyotlarla kendilerine gönderilen görsel ve açıklamalar içeren, ev egzersiz programına göre evde kendi başlarına uyguladı. Araştırma önce ve sonrasında bale öğrencilerine antropometrik ölçümlerle birlikte gövde ve kalça kuvvet izokinetik testi, dikey sıçrama ve denge testleri uygulandı. Grup içi ön-son test değerlendirmesi için 'Paired Simple T' ve 'Wilcoxon Signed-rank' test, gruplar arası ön-test değerlendirmesinin istatiksel analizi için 'Repeat Measures Anova' testi kullanıldı. 8 haftalık egzersiz eğitimi sonrasında her iki grubun da tüm fiziksel performans parametrelerinde; gövde (fleksiyon-ekstansiyon)-kalça (fleksiyon-ekstansiyon, abduksiyon-adduksiyon) kuvveti, dikey sıçrama yüksekliği, denge düzeylerinde istatiksel olarak anlamlı artışlar sağlandı (p<0,05). Testlerin çoğunluğunda çevrim içi egzersiz grubundaki artışların ev egzersiz grubuna göre daha fazla olduğu görüldü ancak aradaki fark istatiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0,05). Yüksek disipline sahip bale dansçılarında baleye özelleştirilmiş ev ve çevrimiçi egzersiz programları, fiziksel performansı arttırmaktadır. Bale dansçılarına özelleştirilmiş fonksiyonel kor ve kalça bölgesine yönelik çevrimiçi ve ev egzersiz programları, fizyoterapistler ve egzersiz uzmanları tarafından bale dansçılarının fiziksel performanslarını arttırmak için kullanılabilir.
Dünya'da önde gelen futbol kulüplerinin altyapı modellerinin incelenmesi ve Türkiye'deki altyapı anlayışının karşılaştırmalı analizi
Bu çalışma, dünya genelinde başarılı altyapı sistemlerine sahip futbol kulüplerinin modellerini inceleyerek, Türkiye'deki altyapı yapılarıyla karşılaştırmalı bir analiz sunmayı amaçlamaktadır. Araştırmada, Türk futbolunda altyapıdan yeterli sayıda profesyonel oyuncu yetiştirilememesinin nedenleri ele alınmış, mevcut uygulamalar değerlendirilmiş ve sürdürülebilir bir altyapı modeli için öneriler geliştirilmiştir. Bu doğrultuda, Türk ve yabancı futbol kulüplerinin altyapı sistemleri; spor yönetimi, eğitim yaklaşımları, tesisleşme süreçleri, yetenek belirleme yöntemleri ve kulüp yönetim felsefesi gibi boyutlarda kapsamlı bir şekilde analiz edilmiştir. Araştırma, nitel yöntemler temelinde yürütülmüş ve veri toplama araçları olarak derinlemesine mülakatlar, odak grupları ve doküman analizi kullanılmıştır. Tematik kodlama yöntemiyle analiz edilen veriler, başarılı altyapı sistemlerinin temel dinamiklerini ortaya koymuştur. Örneklem, FIFA'ya bağlı UEFA ve CONMEBOL bölgelerindeki başarılı gençlik futbol akademilerini ve Türkiye Süper Lig kulüplerinin gençlik gelişim programlarını kapsamaktadır. Amaçlı ve kolayda örnekleme teknikleri ile çalışmanın hedeflerine uygun ve erişilebilir paydaşlar seçilmiştir. Bulgular, altyapıların başarısında yönetişim yapıları, altyapı yatırımları, eğitim programlarının kalitesi ve yetenek geliştirme stratejilerinin belirleyici olduğunu göstermektedir. Türk kulüplerinde yönetişim ve organizasyon yapılarının güçlendirilmesi, sistematik yetenek belirleme süreçleri oluşturulması ve altyapıya ayrılan kaynakların artırılması gerektiği tespit edilmiştir. Uluslararası başarılı kulüplerin stratejileri, Türk futbolu için uygulanabilir örnekler sunmaktadır. Sonuç olarak, Türk futbol altyapısının geliştirilmesi için somut çözüm önerileri sunulmuş ve sürdürülebilir bir altyapı modeli oluşturulması hedeflenmiştir. Bu öneriler, altyapı eğitiminin kalitesinin artırılması, kurumsal destek sağlanması ve stratejik planlamaya önem verilmesi gerekliliğini vurgulamaktadır. Çalışma, Türk futbolunun daha rekabetçi bir yapıya kavuşmasına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Amatör futbol, voleybol ve tenis sporu yapan sporcularda motor ve duyu sinir iletim hızlarının karşılaştırması
Sinir ileti hızı, sporcuların reaksiyon süresi ve koordinasyonu üzerinde belirleyici bir faktördür. Bu çalışma, amatör futbol (FG), voleybol (VG) ve tenis (TG) sporcularında motor ve duysal sinir ileti hızlarını inceleyerek sporun sinir sistemi üzerindeki etkilerini araştırmaktadır. Çalışma, futbol (FG, n=16), voleybol (VG, n=16), tenis (TG, n=16) ve kontrol (KG, n=16) olmak üzere dört grupta 64 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Elektromiyografi (EMG) ile dominant ve non-dominant tarafların ulnar duysal, median motor, tibial motor ve sural duysal sinir ileti hızları ölçülmüştür. İstatistiksel analizler IBM SPSS 29.0 programı ile yapılmış, normallik Shapiro-Wilk testi ile değerlendirilmiş, parametrik ve non-parametrik testler kullanılmıştır. p<0.05 anlamlı kabul edilmiştir. VG'nin boy ortalaması diğerlerinden yüksek bulunmuştur (p<0.05). TG'nin BKİ değeri FG'den yüksekken (p<0.05), yaş ve kilo açısından fark yoktur (p>0.05). FG, VG ve TG'nin ulnar duysal sinir ileti hızları KG'den anlamlı derecede yüksektir (p<0.05). Median motor sinir ileti hızında gruplar arasında fark saptanmamıştır (p>0.05). TG'nin sağ tibial motor sinir ileti hızı VG'den yüksektir (p=0.011). Sural duysal sinir ileti hızları açısından gruplar arasında fark yoktur (p>0.05). Kadınların sol sural duysal sinir ileti hızı erkeklerden yüksektir (p=0.010), ancak diğer sinirlerde cinsiyet farkı bulunmamıştır (p>0.05). Grup içi karşılaştırmalarda FG ve TG'de sağ tibial sinir ileti hızı, sola kıyasla daha yüksektir (p<0.05). Ayrıca FG, VG ve TG'nin sağ ulnar duysal sinir ileti hızları sola göre daha yüksektir (p<0.05). Sonuç olarak, tüm spor gruplarında ulnar duysal sinir ileti hızlarının KG'den yüksek olması, sporun sinir sistemine nörolojik adaptasyon sağladığını göstermektedir. Ayrıca, dominant taraf avantajlı bulunmuştur. Cinsiyet sinir ileti hızında belirgin fark yaratmamıştır. Bu bulgular, spor ve sinir sistemi arasındaki ilişkiye dair bilimsel veriler sunmakta ve antrenman planlamalarına katkı sağlayabilecek potansiyel nörofizyolojik etkileri göstermektedir.
Yüzücülerde kan akışı kısıtlama antrenmanlarının yüzme performansına etkisi
Pratik kan akımı kısıtlaması (pKAK), uzuvdaki kan akımının bilinçli olarak azaltılması işlemidir. Literatürde pKAK antrenmanları ile performans artışı gösterilmiştir. Çalışmanın amacı; yüzücülerin antrenman programının ısınma bölümüne 8 hafta süresince eklenen pKAK uygulamasının performans parametrelerinde meydana getirdiği değişimleri araştırmaktır. Çalışmaya 36-51 yaş arası 54 master erkek yüzücü katılmıştır. Katılımcılar rastlantısal olarak 27'şer kişiden oluşan çalışma (pKAK) ve kontrol grubuna ayrılmıştır. Katılımcıların yaş, boy, kilo, uyluk deri kıvrım kalınlığı ve uyluk çevresi ölçümleri alınmış; 50 m. serbest ayak, 100 m. serbest stil yüzme süresi ve 12 dk. Cooper yüzme testi performans ölçümleri yapılmıştır. Aynı antrenman programını uygulayan gruplardan, çalışma grubuna ısınmada 20 dakika pKAK, her iki uyluğun proksimal kısmına elastik bant 10 cm genişliğinde sarılarak, vizüel ağrı skalası (VAS) skoru 7/10 basınç düzeyinde uygulanmıştır. İstatiksel analizde SPSS 29 programı kullanılmış, gruplar kendi içinde Wilcoxon işaretli-sıralar, birbirleri ile Mann Whitney U testi kullanılarak (p < 0,05) karşılaştırılmıştır. Ön test-son test arasındaki değişim oranı ∆ %= [(Öntest - Sontest)/Öntest] x 100 formülüyle hesaplanmıştır. Çalışma sonuçları ile yapılan G-Power analizi sonucunda Cohen d değeri (effect size:1.0) hesaplanmış, çalışmanın gücü 0,94 olarak bulunmuştur. Çalışmada 50 m. ayak ön-son (pKAK 72,26±18,58 - 70,38±17,01 sn.), (kontrol 71,13±15,78 -70,45±15,19 sn.); 100 m. serbest ön-son (pKAK 73,89±6,59 -72,34±6,43 sn.), (kontrol 77,31±7,87-76,47±6,87 sn.); Cooper ön-son (pKAK 537,96±69,11-558,33±74,67 m.), (kontrol 527,59±66,56-529,25±78,61 m.) bulunmuştur. pKAK grubunda; her üç testte ön test-son test anlamlı gelişim göstermiştir. pKAK ve kontrol grubunun 50 m. serbest ayak ve Cooper ön test-ön test, son test-son test karşılaştırmaları istatistiki anlamlı fark göstermemiştir. 100 m. serbest stil yüzmede ön test-ön test farksız, son test-son test anlamlı farklı bulunmuştur. Sonuç olarak; haftada iki gün, 7/10 sıkılık seviyesinde ısınmada 20 dk. uygulanan pKAK master yüzücülerin 50 m. serbest ayak, Cooper derecelerini grup içinde, 100 m. serbest stil derecesini grup içinde ve kontrole göre anlamlı düzeyde artırmıştır. Yüzme antrenmanlarında pKAK yöntemlerinin kullanılmasını öneriyoruz. Anahtar kelimeler: Kan Akımı Kısıtlaması (KAK), Yüzme, Performans, Master Yüzücü, Antrenman
Ayak tabanı masaj uygulamalarının yorgunluk sonrası patlayıcı kuvvet üzerine etkileri
Bu çalışmanın amacı 4 hafta uygulanan ayak tabanı masaj uygulamalarının öğrencilerin yorgunluk sonrası patlayıcı kuvvetine etkisini incelemektir. Çalışma deneysel araştırma olarak planlanmış, katılımcıların uygulama ön- son test ölçümleri alınmıştır. Uygulama gruplarında her biri 10dk süren ilk hafta bir kez, kalan 3 haftada 2 kez, toplam 7 defa ayak tabanı masaj uygulamaları yapılmıştır. Kontrol grubuna uygulama yapılmamıştır. Katılımcıların hepsinin boy, kilo, ayak baş parmak kuvveti, ayak bileği eklem hareket açıklığı, nabız, laktat değerleri belirlenmiştir. Yorgunluk 20m mekik koşusuyla sağlanmış; dikey sıçrama ve ayak reaksiyonu ölçümleri yapılmıştır. Araştırmanın analizinde, tanımlayıcı istatistikler, one way anova, tekrarlı ölçümlerde iki yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Verilerin homojen dağılma durumuna göre post hoc testi olarak Tukey ve Tamhane's T2 testleri kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularında DF, ABK ve ön test koşu öncesi nabız değerlerinde gruplar arasındaki fark anlamlıdır (p<0.05). Nelson ayak reaksiyon testinde gruplar arasında hem ön testte hem de son testte anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>0.05). Son testte grup içi eller belde dikey sıçrama sonuçlarında zamana göre değişim anlamlı olup, RG ve MT gruplarında masajdan hemen sonra ve masajdan 10dakika sonra dikey sıçrama değerleri anlamlı şekilde yükselmiştir. Koşu sonrası kollar serbest dikey sıçrama değerlerinde hem grup içi değerlerde hem de gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Sonuç olarak, koşudan sonraki süreçte ayak tabanına masaj uygulaması yapılan her iki gruptada yapılan uygulamalar ile akut etki görülmemekle beraber 4 haftalık uygulama sonucunda yorgunluk sonrasında dikey sıçrama mesafesi de artış göstermiştir. Ayak reaksiyonunda ise bu zaman dilimlerinde farklılık oluşmamıştır.
Ağır basketbol topu ile oluşturulan basketbol antrenman protokolünün sürat ve çeviklik parametrelerine etkilerinin incelenmesi
daha sonra doldurulacaktır
Elit kadın basketbolcularda el antropometrik ölçümleri ile el kavrama kuvveti ve denge becerisinin, şut performansı üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, elit kadın basketbolcuların el antropometrik ölçümleri, el kavrama kuvveti ve denge becerisinin, şut performansları üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubu, İzmir ili, Çeşme ilçesinde faaliyet gösteren TBF Kadınlar Basketbol 1. Ligi'nde mücadele eden, Çeşme Basketbol Spor Kulübü' nün elit (A takım) seviyedeki 12 sporcusunun gönüllü katılımıyla oluşturulmuştur. Araştırmamızda sporcuların yaş, boy, ağırlık, vücut kitle indeksi ve el antropometrik ölçümleri yapılmış, ayrıca sporculara el kavrama kuvveti, denge ve Aahperd şut testi uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 24 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde, normal dağılım gösterip göstermediklerini belirlemek adına Shapiro-Wilk Testi uygulanmış olup, verilerin normal dağılımı üzerine parametrelerin ilişki durumlarını değerlendirmek için Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda çalışmaya katılan 12 sporcunun elin antropometrik parametrelerinden; el uzunluğu, el genişliği, el avuç uzunluğu, üçüncü parmak uzunluğu, el şekil indeksi, parmak indeksi ve el yüzey alanı değerleri ile şut performansları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Sporculara yapılan ölçümlerin dışında uygulanan el kavrama kuvveti ve denge testi sonuçları ile şut performansları arasında da anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen verilerden, sporcuların baskın el ölçüm ve test değerleri ile şut performansları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir.
Otizmli bireylere hareket eğitimi veren beden eğitimi öğretmenlerinin yaşadıkları problemler ve çözüm önerileri
Bu çalışmanın amacı, otizmli bireyler ile çalışan beden eğitimi öğretmenlerinin çalışma alanında ve çalışma sürecinde yaşadıkları sorunları saptamaktır. Araştırma, beden eğitimi öğretmenlerinin öznel düşüncelerini kapsamaktadır. Otizm tanısı almış birey ile çalışmanın getirmiş olabileceği zorluklar ve bu zorluklar ile mücadelede nasıl yöntemler kullanıldığına dair cevaplar aranmaktadır. Beden eğitimi öğretmenlerinin problemlere karşı çözüm önerileri sunmaları beklenmektedir. Araştırma İstanbul ilindeki 20 beden eğitimi öğretmeninin gönüllü katılımı ile sağlanmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemi ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutu, yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilen verilerin betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmesini ve yorumlanmasını içermektedir. Çalışmada sorulan 14 sorunun her bir cevabı için kategoriler oluşturulmuştur. Soruların cevapları toplam 33 kategoride analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda otizmli bireylere hareket eğitimi veren beden eğitimi öğretmenlerinin hedef programlarını uygulamada yaşadıkları zorluklar, yaşadıkları sorunlara karşı yaklaşımları ve kullandıkları öğretim modelleri gibi ders gidişatını etkileyen faktörler belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca ailenin eğitimci üzerindeki etkisi, maddi olanaklar ve psikolojik faktörlerin belirlenmesi esas olarak alınmıştır.
Balistik antrenman yönteminin atletlerin bazı motorik özelliklerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı disk atıcı atletlerde 6 haftalık balistik kuvvet antrenmanlarının performans parametreleri olan sürat, çeviklik, patlayıcı kuvvet ve disk atma özelliklerine olan etkisini incelemektir. Araştırma grubu Filistin Atletizm Federasyonu'nda kayıtlı olan aktif disk atma sporu yapan 20 kişiden oluşmuştur. Gruplar rastgele dağılım ile 10 deney, 10 kontrol grubu şeklinde ikiye ayrılmıştır. Araştırmaya dahil olan atletlere 30 Metre Sürat testi, T Çeviklik testi, Durarak Uzun Atlama testi ve Disk Fırlatma testi 6 haftalık balistik kuvvet antrenmanları öncesinde ve sonrasında ikişer tekrarla 2 kez uygulanmıştır. Veri dağılımının analizi için Shapiro-Wilk normallik analizi kullanıldı. Normal dağıldığı görülen verilerin grup içinde ön test ve son test ölçümleri arasındaki istatistiksel farklılığın belirlenmesi adına Paired T Testi kullanıldı. Analizlerde istatistiksel olarak anlamlılık düzeyi p <0,05 olarak kabul edildi. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında araştırmaya dahil olan atletlerin deney grubu boy ortalamaları 176,5±2,12 kontrol grubunda ise boy ortalamaları 177,1±4,20 deney grubu vücut ağırlığı ortalamaları 91,3±2,86 kontrol grubu vücut ağırlığı ortalamaları 91,1±2,80 kilogram olarak bulunmuştur. Deney grubunun verilerine bakıldığında patlayıcı kuvvet parametresi ve disk atma parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Kontrol grubuna bakıldığında ise patlayıcı kuvvet parametresinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Gruplar arasında yapılan karşılaştırmada ise disk atma parametresinde istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmuştur. Sonuç olarak disk atıcı atletlerde balistik antrenmanlarının fiziksel performans parametrelerini olumlu yönde etkilediği ortaya çıkmıştır.
Amatör futbolcuların statik ve dinamik denge düzeylerinin pas ve şut özellikleri üzerine etkileri
Özet Amatör Futbolcuların Statik ve Dinamik Denge Düzeylerinin Pas ve Şut Özellikleri Üzerine Etkileri Futbol müsabakası sırasında performansı etkileyen kuvvet, sürat ve dayanıklılık özelliği dışında denge yetisi maç sonucunu etkileyebilecek bir değişken konumundadır. Bu öneminden farklı olarak birçok araştırmada denge düzeylerinin sıklıkla koruyucu etkileri üzerinde durulmakta fakat branşa özgü beceriler üzerine etkilerine yönelik çok kısıtlı sayıda çalışma yer almaktadır. Bueksikliği kapatmaya yönelik bu çalışmanın temel amacı; amatör futbolcuların statik ve dinamik denge düzeyleri ile futbola özgü pas ve şut teknik becerileri arasındaki olası ilişkilerin belirlenmesidir. Çalışmaya İzmir amatör liginde oynayan 18-30 yaş aralığında 18 sporcu dahil edildi (yaş: 19.94±1.98 yıl, boy uzunluğu: 181.22±7.45 cm, vücut kütlesi: 70.60±6.88 kg, vücut yağ oranı: 9.72±3.59). Denge ölçümleri Tecnobody denge ölçüm cihazında; statik ve dinamik uygulamalar şeklinde değerlendirildi (gözler açık-kapalı, çift ayak ve tek ayak). Loughborough pas ve şut testleri ile de pas ve şut atma düzeyleri belirlendi. Genel anlamda statik ve dinamik gözler kapalı ve açık denge düzeylerinin Loughborough pas ve şut testi ile ilişkili olmadığı gözlemlendi(p>0.05). Ayrıca çift ayak gözler açık, sağ ayak gözler açık ve çift ayak gözler kapalı gerçekleştirilen statik denge ölçümlerinden; Anterior-Posterior Hız Değişimi (AP Hız), Medial-Lateral Hız Değişimi (ML Hız) ve Perimeter (çevre) değişkenleri ile sol ayak şut performanslarında bu değerleri iyi ve kötü düzeyde olan oyuncular arasında anlamlı farklılıklar gözlemlendi (p<0.05). Bunlarla birlikte sağ ayak dinamik denge değişkenlerinden Anterior-Posterior Standart Sapma (APSS)düzeyleri daha iyi olan oyuncuların sol ayak şut atma düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlendi (p<0.05). Sporcuların denge düzeylerine göre iyi ve kötü düzeylerdekiler olarak değerlendirildiği denge değişkenleri ile pas ve şut becerilerini gerçekleştirme düzeyleri arasında anlamlı bir sonuç belirlenmedi (p>0.05). Bu sonuçlara göre, amatör futbolcularda denge düzeyleri ile futbola özgü pas ve şut becerilerini uygulama düzeyleri arasındagenel olarak anlamlı bir ilişkinin olmadığı söylenebilir. Fakat non-dominant ayakla atılan şutlar ile destek ayağının denge düzeyleri iyi ve kötü olan sporculararasında belirlenen farklılıklar yüzünden bu konuya yönelik daha farklı protokoller ile daha ayrıntılı sonuçlar sağlayabilir. Key Words: Ferula rigidula, Umbelliferae, Turkey, morphology, anatomy
Rüzgar sörfçülerinde denge, kuvvet parametreleri ve bilişsel düzeyleri: Profesyonel ve rekreasyonel katılımcılar üzerine bir inceleme
Bu araştırmada, rüzgar sörfü sporunu yapan profesyonel ve rekreasyonel sörfçülerin denge, kuvvet parametreleri ile bilişsel düzeyleri arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu ana amaçla birlikte çalışmamızda rüzgar sörfü yapan katılımcıların denge ve kuvvet parametrelerindeki değişimler, kaygı durumu, stres altında karar verme yetisi gibi bilişsel düzeylerini etkileyen faktörler incelenmiştir. Aynı zamanda, profesyonel sörfçüler ile rekreasyonel sörfçülerin denge ve kuvvet parametreleri arasında ortaya çıkan farklılıklar araştırılmıştır. Çalışma, rüzgar sörfü sporunu yapan iki ayrı grubun incelendiği deneysel bir çalışma olmuştur. Katılımcılara vücut yağ oranı, statik kuvvet ölçümü ve statik-dinamik postürografi ile determinasyon testi ve zihinsel dayanıklılık ölçeği uygulanmıştır. Profesyonel grubun (n: 19) yaş ortalaması 22,63 ± 9,94 yıl iken, rekreasyonel grubun (n:18) yaş ortalaması 27,27 ± 6,93 yıl olarak saptanmıştır. Sörf deneyimi açısından bakıldığında, profesyonel grup ortalaması 4,94 ± 4,67 yıl rekreasyonel grup ortalaması 4,88 ± 6,15 yıl olarak bulunmuştur. Her iki sporcu grubu arasında dinamik denge ölçüm parametrelerinde anlamlı farklılık bulunurken (p≤0,05), statik denge parametrelerinde anlamlı farka rastlanmamıştır (p>0,05). Katılımcıların dinamik proprioseptif denge değerlerinin karşılaştırılması sonucunda profesyonel sporcuların ortalama değerleri düşük (38,63 ± 8,69), rekreasyonel sporcuların ortalama değerleri yüksek (53,33 ± 13,80) olarak bulunmuştur. Bu verilerden dolayı profesyonel sporcular lehine anlamlı farklılık saptanmıştır (p≤0,05). Zihinsel dayanıklılık testi sonuçlarına göre, devamlılık boyutunda rekreasyonel sörfçüler lehine anlamlı farklılıklar saptanırken, güven ve kontrol boyutlarında herhangi bir farklılığa rastlanmamıştır. Determinasyon testleri sonuçlarına göre de herhangi bir anlamlı fark bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Rüzgar sörfü, dinamik ve statik denge, zihinsel dayanıklılık.
8 haftalık süspansiyon çalışmaları ile birleştirilmiş basketbol antrenmanlarının 12-14 yaş arası basketbolcularda denge çeviklik ve dikey sıçrama performansı üzerine etkilerinin araştırılması
Çalışmamızın amacı; 8 haftalık süspansiyon çalışmaları ile birleştirilmiş basketbol antrenmanlarının, 12-14 yaş grubu basketbolcularda denge, çeviklik ve dikey sıçrama performansları üzerine olan etkilerinin araştırılmasıydı. Çalışmamıza yaş ortalaması 13 olan, 26 erkek gönüllü basketbol oyuncusu, en az 1 yıl haftanın 3 günü, her birim antrenman yaklaşık 90 dakika olacak şekilde basketbol antrenmanı yapıyor olmak ön koşulu ile çalışmamıza dahil olmuştu. Araştırmamıza katılan sporcular kontrol grubu (n=13) ve deney grubu (n=13) olmak üzere randomize şekilde 2'ye ayrıldı. Deney grubundaki sporcular haftalık 3 gün olan rutin basketbol antrenmanlarına ek, 8 hafta haftada 3 gün süspansiyon kuvvet antrenmanları uyguladı. Kontrol grubu ise haftada 3 gün olan basketbol antrenmanlarına devam etmiş ve bunun dışında ilave antrenman uygulamadı. Sporcuların antropometrik ve biyomotor yetilerinin ölçümleri çalışmanın başında, ön test (T1) ve son test (T2) olarak ölçüldü. Verilerin istatistiksel analizi ve değerlendirilmesinde SPSS versiyon 18.0 kullanıldı. Kontrol ve deney grubu arasında, istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar olup olmadığını tespit etmek için, normal dağılıma uyan değişkenler için, bağımsız örneklem t-testi ve normal dağılıma uymayan değişkenler için Mann-Whitney U testleri kullanıldı. Kontrol ve deney gruplarına uygulanan testler arasında farklılık olup olmadığını belirlemek için ise normal dağılım gösteren değişkenler için, eşleştirilmiş t-testi, normal dağılım göstermeyen değişkenler için Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanıldı. Eşleştirilmiş t-testinde varyans homojenliği Levene Testi ile sınandı. Varyans homojenliğinin sağlanmadığı durumlarda Welch düzeltmeli t-testi uygulandı ve çıkan sonuçlar bu değerlere göre yorumlandı, p<0.01 ile p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Çalışmamızda uygulanan testler sonucunda katılımcıların antrenman yaşı, boy, vücut kütlesi, vücut kütle indeksi, sağ ve sol bacak uzunluğu ölçümlerinde anlamlı farklılıklar görülmedi (p>0.05). 8 hafta sonra deney grubundaki sporcuların, denge ve dikey sıçrama parametrelerinde (p <0.01), (p<0.05) anlamlı farklılıklar bulundu. Çeviklik parametresindeki farkın ise istatistiksel olarak anlamlı olmadığı bulundu (p>0.05). Sonuç olarak; 8 haftalık süspansiyon çalışmaları ile birleştirilmiş basketbol antrenmanları, denge ve dikey sıçrama yetisinde istatistiksel olarak anlamlı farklar oluşturuken, çeviklik yetisine etkisi olmadığı belirlendi. Anahtar Sözcükler; Basketbol; Süspansiyon Antrenmanı; Dikey Sıçrama; Denge; Çeviklik.
İki farklı ülkede yaş grubu yüzücülerinin; antrenman, beslenme ve fiziksel aktivite düzeylerinin karşılaştırılması
Çalışmamızın amacı Amerika ve Türkiye'de yüzen yaş grubu sporcularının; beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıkları ile performansları arasındaki farkların karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya yaş ortalamaları 11,34 ± 0.57 yıl olan 41 Türk sporcu ve 11,40 ± 0,71 yıl olan 32 Amerikalı sporcu katılmıştır. Çalışmaya katılan tüm sporcular aktif olarak yüzme yarışmalarına katılan lisanslı sporculardır. Çalışmaya katılan sporculara veri toplama aracı olarak anket formu uygulanmıştır. Anket formunda sporcuların yaş, boy ve kilo gibi genel özelliklerine, beslenme alışkanlıklarına ve yüzme antrenmanları dışında gerçekleştirdikleri fiziksel aktivite egzersizlerine ilişkin soruların yer aldığı üç bölüm bulunmaktadır. Performans ölçütü olarak çalışmaya katılan tüm sporcuların (n=73), kendi ülkelerinde 2015-2016 sezonu kış şampiyonalarında yüzdükleri yarışlardan elde ettikleri en yüksek Uluslar Arası Yüzme Federasyonu (FINA) puanı toplamlarının ortalamaları alınmıştır. FINA puanı ileriki bölümlerde açıklanacaktır. Tanımlayıcı istatistikler ve yüzde hesaplamaları SPSS 15 paket programı kullanılarak analiz edilmiş ve çalışmamızda demografik olarak sunulmuştur. Bulgulara göre antropometrik ölçümler değerlendirildiğinde Türk yüzücülerin boy ortalama değerleri 153,85 ± 6,72cm, Amerikaları yüzücülerin 153,75 ± 8.62cm, Türk yüzücülerin kilo ortalama değerleri 40,97 ± 5,57kg, Amerikalı yüzücülerin 41,07 ± 6,7kg;, Türk yüzücülerin %80,5, Amerikalı yüzücülerin %81,3'ünün yeterli ve dengeli beslendiği, yine Türk yüzücülerin %63,4, Amerikalı yüzücülerin %93,7'ünün yüzme antrenmanı dışında düzenli olarak fiziksel aktivite yaptıklarını ifade ettikleri, Türk yüzücülerin FINA puan ortalamalarının 376,4 ± 85,91 puan, Amerikalı yüzücülerin 409,4 ± 108,02 puan olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak sporcuların antropometrik ölçümleri ve beslenme alışkanlıklarıyla ilgili anlamlı bir fark tespit edilmemiş, fiziksel aktivite düzeyleri ve performansları açısından farklılıklar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler; Beslenme Alışkanlıkları; Fiziksel Aktivite; FINA Puan; Antropometrik Ölçümler.
UEFA 2016 Avrupa Futbol şampiyonasındaki maçların teknik ve taktik performans analizleri
Bu çalışmanın amacı, UEFA 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda grup aşaması ile eleme aşamasındaki maçların analizi için oluşturulan teknik ve taktik performans göstergelerinin takımların başarı durumu üzerine etkilerini araştırmaktır. Çalışma birinci yarı, ikinci yarı ve total olmak üzere üç zaman dilimini kapsayıp şampiyonadaki 51 maçtan oluşmaktadır. Örneklemi oluşturan maçlar, takımların başarılı (n=56) ve başarısız (n=46) maç sonuçları olarak ikiye ayrılmıştır. Teknik parametrelerin verilerinin toplanması için web sitelere canlı maç istatistikleri sağlayan OPTA Sportsdata firmasından yararlanılmıştır. Teknik parametreler için toplanan veriler, UEFA Euro 2016 web sitesindeki verilerle desteklenmiştir. Taktik parametrelerin verileri ise ulusal yayıncı kuruluş tarafından yayınlanan maçların BandiCam 4.0.2.1352 versiyon video kayıt programıyla maçlar yayınlandığı esnada bilgisayar ortamında kaydedilmesi sonrası, video görüntülerinin LongoMatch 0.20.8 sürümü açık kaynak video analiz programına aktarılarak bilgisayarlı notasyon analizi yöntemiyle maç sonrasında toplanmıştır. Takımların maçlardaki teknik etkinliklerini analiz etmek için isabetli-isabetsiz şutların sayısı, isabetli-isabetsiz pasların sayısı, uzun-kısa pasların sayısı, yana-ileriye-geriye pasların sayısı, rakip yarı alanda pasla oyunun yönünü değiştirme sayısı gibi performans göstergeleri ele alınırken, taktik eylemlerin analizinde üçüncü bölgede top kaybından sonra geri koşan oyuncu sayısı, top kaybından sonra yapılan pres ile 15 sn. içinde topun geri kazanılma sayısı-süresi, kendi yarı alanında top kazanma ve karşı alana geçme sayısı-süresi, karşı yarı alanda top kazanma ve 15 sn. içinde atağı sonuçlandırma sayısı-süresi, sonuçlanan ataklarda ikinci bölgeden üçüncü bölgeye geçiş sayısı-süresi, sonuçlanmayan ataklarda ikinci bölgeden üçüncü bölgeye geçiş sayısı-süresi, 15 sn.' ye kadar sonuçlanan kontra atak sayısı-süresi, 15 sn.' ye kadar sonuçlanmayan kontra atak sayısı-süresi, 20 sn. ve üstü set oyunu sayısı-süresi, golden önceki hücum stillerinin sayısı gibi performans göstergeleri ele alınmıştır. Taktik eylemlerin analizinde kullanılan performans göstergelerinin ve toplanan verilerin güvenilirliğini test etmek için rastgele seçilen 4 maç aynı kişi tarafından tekrar analiz edilerek, ilk yapılan analiz sonuçlarıyla IBM SPSS 21.0 versiyon paket programında gözlemci-içi güvenilirlik testi yapılmıştır. Maçların video analizi ve güvenilirlik testi tamamlandıktan sonra, grup ve eleme aşamalarında takımların başarıyla ve başarısızlıkla sonuçlanan maçlarını kıyaslamak ve performans göstergeleri ile başarı durumu arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak için SPSS kullanılarak tanımlayıcı istatistikler ile parametrik olmayan Ki-kare (X2) bağımsızlık testinden yararlanılmıştır. Güvenilirlik test sonucu olarak, Cohen'in Kappa katsayısı 0,61 ile 1,00 arasında bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre isabetli-isabetsiz şut sayıları, isabetli-isabetsiz pas sayıları, uzun-kısa pas sayıları, geri pas sayıları ve rakip yarı alanda pasla oyun yönünü değiştirme sayılarıyla ilgili teknik etkinlikler ile maç sonuçlarına göre belirlenen başarı durumu arasında p≤0,05 düzeyinde anlamlı ilişkiler görülmüştür. Bununla birlikte üçüncü bölgede top kaybından sonra geri koşan oyuncu sayısı, top kaybından sonra yapılan pres ile 15 sn. içinde topun geri kazanılma sayısı-süresi, kendi yarı alanında top kazanma ve karşı alana geçme sayısı-süresi, karşı yarı alanda top kazanma ve 15 sn. içinde atağı sonuçlandırma sayısı-süresi, sonuçlanan ataklarda ikinci bölgeden üçüncü bölgeye geçiş sayısı-süresi, 15 sn.' ye kadar sonuçlanan-sonuçlanmayan kontra atak sayıları-süreleri, 20 sn. ve üstü set oyunu sayısı-süresi ve golden önceki hücum stillerinin sayısıyla alakalı taktik eylemler ile takımların başarı durumları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir (p≤0,05). Araştırmamızdaki sonuçlar doğrultusunda, takımların başarılı olması ve futbolun dinamik yapısının daha iyi anlaşılması için oyun geçişleri ve oyun tarzlarının teknik-taktik açıdan analiz edilmesi gerektiği; bu analizlerden elde edilen verilerin güçlü bilgilere dönüştürülmesinin futbola özgü antrenman modellerinin oluşturulmasında ve planlanmasında yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Teknik Analiz, Taktik Analiz, Maç Analizi, Oyun Geçişleri, Oyun Tarzları
Erkek voleybolcularda cluster set (kümeleme) yöntemi uygulanan kuvvet antrenmanlarının çeviklik ve dikey sıçrama performansına etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, erkek voleybolcuların kuvvet antrenmanlarında uygulanan (haftada 3 gün – 6 hafta) geleneksel yöntem ile cluster set (kümeleme) yönteminin çeviklik ve dikey sıçrama performansına olan etkilerinin karşılaştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 Türkiye Erkekler Voleybol Liginde yer alan sporcular oluştururken, örneklemini ise, araştırmaya gönüllü olarak katılan 28 erkek voleybolcu oluşturmaktadır. Araştırmamıza katılan sporcular, kontrol (n=14) ve deney grubu (n=14) olarak kontrollü randomize bir şekilde iki gruba ayrıldı. Deney grubundaki sporculara haftalık olağan voleybol teknik antrenmanlarına ek, 6 hafta boyunca haftada 3 gün cluster set yöntemiyle kuvvet antrenmanları uygulandı. Kontrol grubundaki sporculara ise haftalık olağan voleybol teknik antrenmanlarına ek ve 6 hafta boyunca haftada 3 gün kuvvet antrenmanlarında geleneksel antrenman yöntemi uygulandı. Sporcuların antropometrik ve biyomotor yetilerinin ölçümleri olan dikey sıçrama ve çeviklik performansları, ön test ve son test olarak ölçüldü. Verilerin istatistiksel analizi ve değerlendirilmesinde SPSS 18.0 paket programı kullanıldı. Çalışmada anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak belirlendi. Deney ve kontrol gruplarının fiziksel özellikleri (yaş, boy, kilo ve vücut kitle endeksi), dikey sıçrama ve T-test çeviklik değişkenlerine ait tanımlayıcı istatistikler yapıldı. Değişkenlerin normal dağılıma uyup uymadığını sınamak için Shapiro-Wilk Testi uygulandı. Grup içinde ön test ile son test arasındaki farklılığı sınamak amacıyla normal dağılıma uyan değişkenler için Eşleştirilmiş t-Testi, uymayan değişkenler için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testlerinden yararlanıldı. Gruplar arası farklılıklar; normal dağılıma uygun olan değişkenler için Bağımsız Örneklem t-Testi ile, normal dağılıma uygun olmayanlar için Mann Whitney U Testi ile sınandı. Antrenmanın etkisini değerlendirmek amacıyla dikey sıçrama ve T-test çeviklik ön test - son test arasındaki değişim baz alındı. Araştırmada 6 haftalık farklı kuvvet antrenmanlarından sonra her iki grupta da kendi içerisinde çeviklik ve dikey sıçrama parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı artışlar olduğu tespit edildi. Gruplar arası ortalama farklar incelendiğinde, dikey sıçrama değişkeni için, deney grubunun kontrol grubuna göre daha yüksek bir eğimle artış gösterdiği (p<0.01), dolayısıyla Cluster çalışma grubuna uygulanan antrenman programının geleneksel antrenman programına göre dikey sıçramaya daha fazla katkı sağladığı söylenebilir. T-test çeviklik değerlerinin her iki grup için de ön teste göre son testte süre bazında gelişim gösterdiği, deney grubundaki daha büyük bir eğilimle performans sürelerinin azaldığı görüldü.(P<0.01) Cluster çalışma grubuna uygulanan antrenman programının geleneksel antrenman programına göre çevikliğe daha fazla katkı sağladığı söylenebilir. Sonuç olarak, cluster set kuvvet antrenman yönteminin uygulanmasıyla geleneksel antrenman yöntemine göre dikey sıçrama ve çeviklik performanslarında daha olumlu etkiler sağlanabileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Cluster set yöntemi, Geleneksel yöntem, Voleybol, Kuvvet.
6 haftalık kombine pliometrik ve yön değiştirmeli koşu antrenmanlarının genç erkek basketbolcularda fiziksel parametrelere etkisinin incelenmesi
Bu yüksek lisans çalışmasında, 6 haftalık yön değiştirmeli koşu ve pliometrik antrenmanların genç erkek basketbolcularda fiziksel parametrelere etkisi incelenmiştir. Bu çalışmaya, yerel ligde basetbol oynayan deney grubu (yaş = 16.06 ± 0.56) ve aktif kontrol grubu (yaş = 15.82 ± 0.39) olarak iki gruba ayrılan 34 genç erkek basketbol oyuncusu katılmıştır. Oyunculara antrenman uygulamasından önce antropometrik ölçüm ve sürat (5m ve 10m), çeviklik (T Testi toplu ve topsuz), sıçrama (Countermovement sıçraması ve Skuat sıçrama) ve tekrarlı sprint yeteneği testi (TSYT) gibi fiziksel performans testleri ve dinamik ve statik şut testi gibi teknik beceri testleri uygulanmıştır. Çalışmanın bulgularına göre 6 haftalık antrenman uygulamaıs sonrasıda pliometrik+yön değiştirme koşu grubunda 5m (p<0.05), 10m (p<0.05), T Testi topsuz (p<0.05), T Testi toplu (p<0.05), Countermovement sıçrama (p<0.05), Skuat sıçrama (p<0.05), tekrarlı sprint yeteneği testi en iyi zaman (p<0.05), tekrarlı sprint yeteneği testi en kötü zaman (p<0.05), tekrarlı sprint yeteneği testi total zaman (p<0.05), dinamik şut (p<0.05) ve statik şut (p<0.05) testi değerlerinde kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu anlaşılmıştır. Tekrarlı sprint yeteneği testi yorgunluk indeksinde ise gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır. Bu sonuçlara göre 6 haftalık kombine pliometrik ve yön değiştirmeli koşu antrenmanının genç basketbolcularda sürat, çeviklik, sıçrama, TSYT ve şut becerisine olumlu yönde katkı sağladığı görülmüştür.
Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin besin takviyesi bilgi düzeyinin belirlenmesi
Bu araştırmada, Ankara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören18-30 yaş aralığındaki öğrencilerde, besin takviyesi kullanım bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma kesitsel bir çalışma olarak planlanmıştır. Araştırmaya, Ankara Üniversitesi Gölbaşı Yerleşkesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 410 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket yöntemi tekniği kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonunda elde edilen veriler tanımlayıcı istatistik yöntemi ile p değeri, yüzde değerleri ve ki-kare (χ²) önemlilik testi üzerinden değerlendirilmiştir. Anketler, öğrencilerin demografik bilgileri, besin takviyesi kullanım sıklıkları ve bilgi düzeylerinin, kullanım yapanlar üzerindeki etkilerin belirlenmesine yönelik en az 47 sorudan oluşmuştur. Ankete katılan bireylerin besin takviyesi kulanım oranları, kullanım sıklıkları ve kullanım nedenleri, bu ürünler hakkında bilgi sahibi olup olmadıkları, BE (besin takviye edici), Eİ (enerji içeceği) ve Sİ (sporcu içeceği) arasındaki farkı bilip bilmedikleri, bu takviyelerin kullanımındaki dış etmenler olan aile bireyleri, arkadaş önerisi, antrenör telkini gibi faktörlerin etki ve önemi araştırılmıştır. Ayrıca çalışmada, ikinci bir anket modülü uygulanarak, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ile bu bireylerin sportif performansları, ne düzeyde ve hangi sıklıkla spor yaptıkları kas gücü ile ifade edilen fiziksel aktivelerine olan etkisi ve bu konudaki bilinçlilikleri değerlendirilerek sporcu besin takviyesi kullanımı ile olan ilişkisi araştırılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda katılımcıların %18,52'sinin ergojenik ürün kullandığı belirlenmiştir. En çok kullanılan besin takviyesi formu %70 oranında toz form ve kullanımda destek alınan kaynak %40,9 antrenör, %38,37 inetnet, okul, arkadaş olarak tespit edilmiştir. Katılımcıların %65,37'si düzenli spor yapmakta ve düzenli spor yapanların %38,48'i profesyonel olarak sporla ilgilenmektedir. Enerji içeceklerinin besin takviyesi sınıfına dahil olduğunu kabul edenler %34,5, etmeyenler ise %65,5; performans üzerinde hiç etkisi olmadığını düşünenler %25, çok etkisi olduğunu düşünenler %4 oranındadır. Anahtar Sözcükler: Besin takviyesi, sporda kullanım, bilinçlilik düzeyi, fiziksel aktivite
Antrenör davranışlarının dövüş sporcularındaki saldırganlık ve şiddet eğilimleri ile ilişkisinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırmada dövüş sporcularının saldırganlık ve şiddet eğilimlerine antrenör davranışlarının etkisinin incelenmesi ve çeşitli değişkenler açısından farklılıkların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, Ege Bölgesindeki illerde Boks, Kickboks, Muaythai ve Wushu branşları ile lisanslı olarak uğraşan 14 - 40 yaş aralığında 223'ü kadın, 285'i erkek sporcu ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak katılımcıların demografik bilgilerine ulaşmak amacıyla ''Kişisel Bilgi Formu'', katılımcıların saldırganlık eğilimlerini ölçmek amacıyla ''Buss Perry Saldırganlık Eğilimi Ölçeği'', katılımcıların şiddet eğilimlerini ölçmek amacıyla ''Şiddet Eğilimi Ölçeği'' ve sporcuların algıladıkları antrenör davranışları hakkında ölçüm yapabilmek için ''Sporcular İçin Antrenör Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS (Statistical Programme For Social Sciences/Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paket Programı) kullanılmıştır. Bulgular: Lisanslı dövüş sporcularının saldırganlık eğilimlerinin, şiddet eğilimlerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Sporcuların saldırganlık eğilimleri yükseldikçe şiddet eğilimleri de artmaktadır. Araştırmaya katılan sporcuların genel olarak saldırganlık düzeylerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Sporcuların şiddet eğilimlerinin de az düzeyde olduğu görülmektedir. Kadınların saldırganlık eğilimleri, erkeklerin saldırganlık eğilimlerinden anlamlı derecede yüksek iken şiddet eğilimlerinde anlamlı bir fark görülmemektedir. Branşlara göre sporcuların saldırganlık eğilimleri karşılaştırıldığında Boks branşı ile ilgilenen sporcular kikcboks ile ilgilenen sporculara göre anlamlı derecede yüksek düzeyde saldırganlık eğilimine sahip olduğu tespit edilmiştir. Branşlara göre sporcuların şiddet eğilimleri karşılaştırıldığında Boks branşı ile ilgilenen sporcuların, Muaythai ve Wushu ile ilgilenen sporculara göre anlamlı derecede yüksek düzeyde şiddet eğilimine sahip olduğu tespit edilmiştir. Sporcuların algıladıkları antrenör davranışlarının pozitif olduğu görülmektedir. Antrenörlerin olumlu davranışları ile sporcuların saldırganlık ve şiddet eğilimleri arasında negatif yönde ilişki olduğu, olumsuz antrenör davranışları ile saldırganlık ve şiddet eğilimi arasında pozitif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Lisansüstü eğitime sahip antrenörlerle çalışan sporcular, lisans düzeyinde eğitime sahip antrenörlerle çalışan sporculara göre yüksek düzeyde saldırganlık eğilimine sahiptir. Sporcuların şiddet eğilimleri antrenörlerin eğitim düzeyi açısından değerlendirildiğinde gruplar arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Sonuç: Bu çalışmada antrenör davranışlarının sporcuların saldırganlık ve şiddet eğilimleri üzerinde etkisi olduğu, olumlu antrenör davranışlarının sporcuların saldırganlık ve şiddet eğilimini azaltırken, olumsuz antrenör davranışlarının saldırganlık ve şiddet eğilimini artırdığı sonuçlarına ulaşıldı. Bu bulgular neticesinde velilere, antrenörlere, federasyonlara, sporculara ve yeni araştırmacılara öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Saldırganlık, Şiddet, Dövüş Sporları, Dövüş Sporcuları, Antrenör Davranışları
Pliometrik sıçrama egzersizinin atletler ve basketbolcularda diz eklemi propriosepsiyon duyusuna etkisinin karşılaştırılması
Amaç: Bu araştırma altı haftalık pliometrik sıçrama egzersizinin basketbol ve atletizm branşı sporcularının diz eklemi propriosepsiyonuna etkisinin belirlenerek iki spor branşı arasındaki ilişkiyi incelemek amacı ile yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, yarı deneysel olarak, Ekim 2023 ve Ocak 2024 tarihleri arasında ADÜ Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören 24 basketbolcu ve 24 atlet ile gerçekleşmiştir. Tüm katılımcılara eklem pozisyon hissi protokolü ile 0Flex, 45Flex, 60Flex, 15Ext, 45Ext ve 90Ext açılarında diz eklemi propriosepsiyonu ölçümü yapılmıştır. Ardından her iki branş grubuna 6 haftalık pliometrik egzersiz yaptırılmıştır. Çalışmada ön test-son test ölçüm yöntemi kullanılarak 6 haftalık pliometrik sıçrama egzersizlerinin atletler ve basketbolcular üzerindeki etkileri ve gruplar arasındaki farklılıklar belirlenmiştir. Bulgular: İstatistiksel analiz sonuçlarına göre 0Flex ölçümünde branşlar için grup içi, 45flex ve 60Flex ölçümlerinde gruplar arası ve Atletizm grubunda grup içi, 15Ext ölçümünde gruplar arası, her iki branşta grup içi ve cinsiyetler arası, 45Ext ölçümünde Atletizm grubunda grup içi ve 90Ext ölçümünde gruplar arasında ve her iki grubun grup içi karşılaştırmalarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmüştür (p<0,05). Bunlara karşılık olarak 0Flex ve 45Ext ölçümlerinde gruplar arası ve Basketbol grubunda 45Flex, 60Flex ve 45Ext ölçümlerinde grup içi testlerde istatistiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanmamıştır (p>0,05). Sonuç: Sonuç olarak bu çalışmada pliometrik egzersizlerin 45Flex, 60Flex, 15Ext ve 90Ext açılarında diz eklemi propriosepsiyonunda gruplar arası istatistiksel olarak anlamlı farklılık yarattığı sonucuna ulaşılmıştır. Basketbol grubunda 0Flex, 15Ext ve 90Ext açılarında; Atletizm grubunda ise tüm açılarda istatistiksel olarak anlamlı etki düzeyi saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Atletizm, Basketbol, Diz eklemi, Pliometrik egzersiz, Propriosepsiyon.
Elit karate ve taekwondocuların hamstring ve quadriceps kuvvet oranlarının bazı motorik özellikler üzerindeki etkisinin karşılaştırılması
Amaç:Bu çalışma, karate ve taekwondo branşlarındaki sporcuların hamstring ve quadriceps kas oranlarını incelemeyi ve bu iki branş arasındaki farklılığın teknik ya da kuvvet farklılığından kaynaklanıp kaynaklanmadığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya İzmir ve Manisa illerinde aktif spor yapan elit düzeyde 12 karate ve 12 taekwondo yapan kadın sporcu gönüllü katılmıştır. Çalışmada yer alan gönüllüler çalışma süresince herhangi bir müsabakaya katılmamış ve haftada 5 gün 10 saatlik teknik antrenmanlara tabi olmuşlardır. Çalışma antropometrik, çabukluk, sprint ve izokinetik testlerden oluşmuştur. Çalışma başlamadan önce her bir gönüllüden zorlayıcı egzersiz yapmamaları istenmiştir. Çalışmanın ilk gününde antropometrik ölçümler yapılmıştır. Çalışmanın ikinci gününde ise her bir gönüllü sırasıyla çabukluk, sprint ve izokinetik ölçümlere katılmışlardır. Bulgular: İstatistiksel analiz sonuçlarına göre 12 karate ve 12 taekwondo gönüllü kadın sporcu arasında sadece 600/sn açısal hızda sağ ve sol bacak fleksiyon ve ekstansiyon ölçümlerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Çabukluk, sprint, 1800/sn açısal hızdaki ekstansiyon-fleksiyon ölçümleri, H/Q oranlarının ölçümler arasında anlamlı farklılıklar olmamıştır. Sonuçlar: Çalışmamızdaki bulgular atletik performansın yalnızca teknik ve taktik antrenmanlar ile belli bir seviyeye gelinebileceği ve yetersiz kuvvet çalışmalarının atletik performansın gelişiminde negatif etki ettiği söylenebilir. Ek olarak çalışmamızdaki sporcuların literatürdeki elit seviye sporcular ile kuvvet oranları karşılaştırıldığında kuvvet oranlarının çok düşük çıkma sebebinin yetersiz kuvvet çalışmaları olduğu söylenebilir. Teknik ve taktik antrenmaların yanında atletik performansın üst seviyelere çıkarılması için yeterli kuvvet çalışmalarının uygulanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Karate, Taekwondo, İzokinetik Ölçüm, Smartspeed, Çabukluk, Sprint.
Futbolcularda 12 haftalık kor antrenmanlarının kas aktiviteleri ve çeviklik performanslarına etkisi
Amaç: Bu çalışmada futbolcularda 12 haftalık kor antrenmanlarının kas aktiviteleri ve çeviklik performanslarına etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma grubunu, düzenli antrenmanlara ve maçlara katılan, yaş ortalamaları 16.56±0,50 (yıl), boy ortalamaları 174±0.05 (cm) ve vücut ağırlıkları 68.88±4.11 (kg) olan 25 lisanslı, erkek futbolcu oluşturmuştur. Tüm katılımcılar çalışmaya gönüllü olarak katılmışlardır. Katılımcıların saha içi testlerden oluşan; reaksiyon, çeviklik ve sürat testleri için Smartspeed (Fusion Sport) markalı fotosel cihazı kullanılmıştır. Kor antrenman programı içeriğini dinamik ve statik kor egzersizleri oluşturmuştur. 12 hafta boyunca haftada 2 gün olmak üzere toplamda 24 kez uygulanmıştır. Ağır antrenman ve maç günleri dışındaki zamanlarda rutin antrenmanlarının sonlarına eklenerek uygulanmıştır. Çalışmanın ölçümleri, ön test ve son test olmak üzere iki defa yapılmıştır. Birinci ölçümle ikinci ölçüm arasındaki süre 12 hafta olarak belirlenmiştir. Elde edilen verilerin, istatistiksel analizleri için SPSS 15.00 istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım uygunlukları Shapiro – Wilk W testi ile analiz edilmiştir. Normallik gösteren dağılımlar için de ön ve son testlerinin karşılaştırılmasında Paired-t testi kullanılmıştır. Katılımcıların tanımlayıcı verileri minimum, maksimum, ortalama ve standart sapma olarak gösterildi. Anlamlılık değeri p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Yapmış olduğumuz ölçümlerde, vücut ağırlığı (p<0.001), reactive agility (p<0.004), grid grill (p<0.000), 30 m. (p<0.000) ve pro agility (p<0.000) değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu. Sonuç: Sonuç olarak, erkek futbolcularda 12 haftalık kor antrenmanlarının sürat, reaksiyon ve çeviklik performanslarına olumlu etkileri olduğu tespit edilmiştir.
Futbolcularda core antrenmanlarının çabukluk ve çeviklik üzerine etkileri
Amaç: Bu çalışmanın amacı yapılan core egzersizlerin gövde stabilizasyonunu geliştirme ve gövdede kuvvet artışı sağlamakla birlikte çabukluk ve çeviklik gibi yetilerin gelişimine olan etkisini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya İzmir ili Gaziemir ilçesinde bulunan ve İzmir 1. Amatör Küme 9. Grupta yer alan Gazemir FK kulübünden a takım düzeyinde düzenli forma şansı bulan 18 gönüllü futbolcu katılmıştır. Çalışmaya katılan futbolcular haftasonu lig müsabakalarına katılmış hafta içi normal antrenmanlarına devam etmişlerdir. Çalışmanın ilk gününde antropometrik ölçümler ve saha testleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmada yer futbolcular kulüp antrenmanlarına ek olarak haftanın 3 antrenmanının başında yaklaşık 20 dakikalık belirlenen core egzersizleri 8 hafta boyunca yapmışlardır. Egzersiz süresi tamamlandıktan sonra son performans testleri uygulanmıştır. Bulgular: İstatistiksel analiz sonuçlarına göre deney grubunun ilk test ve son test değerleri arasında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Kontrol grubunda ise ilk test ve son test değerleri arasında herhangi bir anlamlılık bulunamamıştır. Deney ve kontrol grupları karşılaştırıldığında yapılan testlerde anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Sonuçlar: Yapılan çalışmaya göre core egzersiz antrenmanları sonucunda ortaya çıkan kuvvet gelişimi çabukluk ve çeviklik yetisini olumlu yönde etkilemiştir. Ek olarak literatürde farklı değerlerin çıkması çalışmaya katılan oyuncuların antrenman durumları ve futbol oynadıkları kulüplerin ve liglerin seviyesiyle ilgili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Core stabilizasyon, futbol, çabukluk, çeviklik, gövde kuvveti.
Denge performansı üzerinde sirkadiyen ritmin etkisi
Amaç: İnsan vücudunda 24 saatlik dilimde meydana gelen sirkadiyen ritim değişimleri birçok sportif yetiyi etkiler. Bu çalışmada amaç, dinamik denge performansı üzerinde sirkadiyen ritmin etkisini incelemek ve bu olası etkide fiziksel aktivite düzeyinin, vücut sıcaklığının, uyku durumunun ve cinsiyetin rolünü belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya farklı fiziksel aktivite düzeyine sahip, sağlıklı 18-25 yaş arası, 42 gönüllü katılmıştır. Tüm katılımcılara en az iki gün arayla üç farklı günde, 09:00, 13:00 ve 17:00 saatlerinde dinamik denge testi, Star Excursion Balance Test, standart laboratuvar koşullarında gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların aktivite düzeyi, uykululuk durumu özellikleri ilgili anketler ile belirlenmiştir. Her testleme öncesi, katılımcıların oral vücut sıcaklıkları ölçülmüştür. Bulgular: En iyi denge testi skorları öğle ve akşam ölçümlerinde, erkeklerde ve antrene grupta bulunmuş, vücut sıcaklığı değişimleri bu sonuçlara paralel artmış, dominant bacağın anterior; dominant olmayan bacağın posterior test yönlerinde anlamlı farklı olduğu bulunmuştur. Uykululuk durumu, bu süreçten etkilenmemiştir. Sonuçlar: Dinamik denge performansında sirkadiyen ritim etkisi belirlenmiş, bu etkide oral vücut sıcaklığının, cinsiyetin, fiziksel aktivite düzeyinin de rolü olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Denge, postural kontrol, sirkadiyen ritim, star excursion balance test.
12-13 yaş grubu futbolcular için uygun saha ölçülerinin araştırılması
Amaç: Bu çalışmanın amacı, 12-13 yaş grubu futbolcuların maç sırasında kat ettikleri mesafeler, kalp atım frekansları ve beceri değişimlerine göre uygun saha ölçülerinin araştırılarak, bu yaş grubu futbolcular için uygun saha boyutlarının belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya, İzmir U-13 liginde futbol oynayan toplam 40 erkek futbolcu katıldı. Futbol yaşı (3.651.31), boy (1579.68 cm), kilo (46.418.46 kg). Çalışmadaki müsabakalar aynı oyunculardan kurulu takımlar ile karşılıklı olarak ilk önce büyük boyutlardaki sahada (105x68 m), ikinci olarak orta boyutlardaki sahada (91x56 m), son olarak da küçük boyutlardaki sahada (73x46 m) 3 müsabaka şeklinde oynandı. Maç sırasındaki kalp atım frekansları ve koşu mesafeleri uydu konumlandırma (GPS) sistemi ile belirlendi. Teknik becerilerin analizi bilgisayarlı maç analiz yöntemi kullanılarak gerçekleştirildi. Bulgular: Araştırmaya katılan futbolcuların kalp atım frekansı ortalamalarının saha değişkenine göre grup ortalamaları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmamıştır (F=1,078; p=0,344). Büyük boyut saha, orta boyut saha ve küçük boyut saha ilk yarı ile ikinci yarı arasındaki farklar sırası ile, 178±8/174±9, 177±8/176±8, 175±10/173±10 KA/dk dır. Koşu mesafesi analizi sonucunda büyük boyut sahadaki KMT (Kat edilen mesafe toplamı) 6767,2±542,4m, orta boyut sahadaki KMT 6217,5±515,2m den yüksek bulunmuştur. Büyük boyut sahadaki KMT, küçük boyut sahadaki KMT 5816,5±513,8m den yüksek bulunmuştur. İlk yarı ve ikinci yarı toplam koşu mesafeleri yüzde olarak aldığımızda büyük boyut sahada, ilk yarı ile ikinci yarı arasında %8,48 düşüş, orta boyut sahada %4,63 düşüş ve küçük boyut sahada % 4,28 düşüş görülmüştür. Toplam olumlu teknik beceri sayılarına baktığımızda, araştırmaya katılan futbolcuların TOTBS ( Toplam Olumlu Teknik Başarı Sayısı ) ortalamaları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (F=4,205; p=0,017). Büyük boyut sahadaki TOTBS 52±42 , küçük sahadaki TOTBS 34±22 den yüksek bulunmuştur. Orta boyut sahada TOTBS 36±22 ile küçük boyut saha ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. ). Büyük boyut sahada maçın ikinci yarısında TOTBS %26,6 düşmüştür. Orta boyut sahada maçın ikinci yarısı TOTBS %20 düşüş göstermiştir. Küçük boyut sahada maçın ikinci yarısı TOTBS %38 düşmüştür. Sonuç: Genel olarak bu çalışmadaki sonuçlar, Türkiye'deki 12-13 yaş çocukların büyük boyut sahada futbol maçı oynamaları yorgunluk belirtileri olan, maçın ikinci yarısındaki fizyolojik düşüşler ve teknik becerideki düşüş yüzdesi çocuklarda büyük boyut sahada, orta boyut ve küçük boyut sahaya göre daha fazla yorulur hipotezini desteklemektedir. Çocuk futbolcuların büyük boyut sahada maç oynamaları fizyolojik ve teknik becerinde ikinci yarıda ilk yarıya oranla büyük düşüş göstermektedir. Saha ölçüsünün küçültülmesi bu düşüş oranını azaltmaktadır. Saha ölçüsünün daha da küçültülmesi futbolun taktik anlayışını bozmaktadır. Anahtar Kelimeler : Futbol, futbol sahası, kalp atımı, koşu mesafesi, teknik beceri.
Statik ve dinamik core antrenmanların 11-13 yaş erkek futbolcularınfiziksel ve seçili performans özelliklerine etkisi
Yapılan çalışmada statik ve dinamik core antrenmanların 11-13 yaş erkek futbolcuların fiziksel ve seçili performans özelliklerine etkisi incelenmiştir. Çalışmanın amacı uygulanan dinamik ve statik core antrenman programlarının 11-13 yaş gruplarında futbolda ön planda olan fiziksel ve seçili performans özelliklerinin etkisini incelemektir. Araştırma grubu Etimesgutgücü Spor Kulübünde futbol oynayan 11-13 yaş aralığındaki 42 gönüllü çocuk sporcudan oluşmuştur. Araştırma 10 haftayı içeren deneysel bir yönteme göre hazırlanmıştır .Çalışma iki deney, bir kontrol grubundan oluşturmaktadır. Süreçte kontrol grubundan 1 sporcumuz sakatlıktan dolayı çalışmadan ayrılmıştır. Her üç grupta da deney öncesi ve sonrası ölçümler yapılmıştır. 10 hafta sonucunda uygulanan futbolcular core performans testlerine sırasıyla(bacak kaldırma, mekik, şınav sağlık topu fırlatma) tabi tutulacak, ön ve son test düzeninde gruplar içinde ve arasında tekrarlı ölçümlerde analiz yapılarak karşılaştırılmıştır. Ayrıca gruplara çalışma öncesinde ve sonrasında yaş,boy,ağırlık ve vki ölçümleri de uygulanıp, karşılaştırılmaları yapılmıştır.Gruplar arası, grup içi ve antrenmanın etkisine ilişkin analizleri tekrarlı ölçümlerde çok yönlü varyans analizi (MANOVA) ile yapılmıştır. Anlamlı olan ilişkilerde Post Hoc karşılaştırmalara Bonferroni Testi devam edilmiş, anlamlılık derecesi 0,05 kabul edilmiştir. Ölçümler sonucunda sporcuların antropometrik ölçümlerinde bir değişim görülmemiştir. Sporcuların core performans ölçümlerini içeren şınav, mekik,bacak kaldırma, sağlık topu fırlatma testlerinin hepsinde, deney gruplarında anlamlı değişimler gözlemlenmiştir ( p<0.05). Psikomotor ölçümlerde ise sadece deney grupları T-Test sonuçlarında anlamlı sonuçlar elde edilmiş, diğer performans ölçümlerinde anlamlı sonuçlar elde edilememiştir. Araştırma bulgularından hareketle ortaokul çağındaki futbolcularda düzenli biçimde uygulanan statik ve dinamik core antrenmanlarının,core performansını olumlu yönde geliştirdiği fakat psikomotor performans üzerinde aynı oranda etkili olmadığı görülmüştür. Bu bağlamda gelişim çağı futbolcularının core performans düzeyini arttırmak için core egzersizlerinin yapılması önerilmektedir.
Manuel spor masajının ve masaj tabancasının farklı branşlardaki erkek milli sporcularda esnekliğe etkisi
Bu araştırma ile manuel spor masajının ve masaj tabancasının farklı spor dallarındaki milli sporcularda esnekliğe olan etkisi karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Araştırmaya Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi (TOHM) Ankara'da bulunan yaş ortalamaları 19.0±2.64 yıl, boy uzunluğu 176.3±8.00 cm, vücut ağırlıkları 72.8±15.7 kilogram, yağ yüzdesi ortalamaları 12.6±5.69, vücut kitle indeksleri (VKİ) 23.3±3.59 olan, sakatlıkları ve herhangi bir rahatsızlıkları bulunmayan haftada en az 12 saat antrenman yapan mücadele sporlarından 30 erkek sporcu gönüllü olarak katılım sağlamıştır. Sporcuların araştırmaya katılımı için Gençlik ve Spor Bakanlığından gerekli izinler alınmış olup, tüm katılımcıların kendilerinden ve 18 yaş altı sporcuların velilerinden de gönüllü katılım onam formu alınmıştır. Sporculara masaj yapılmadan önce oda sıcaklığı 27° de sabit tutularak otur uzan testi ve gonyometre ile eklem açıklığı ölçümü yapılmıştır. Sporcular rastgele olarak iki eşit gruba ayrılmıştır. Antrenman yapmadıkları günde dinlenik durumda hamstring ve lumbal kaslara 10 dk. manuel spor masajı yapılmıştır. İkinci gruba ise hızı kademeli olarak arttırılabilen masaj tabancası ile 5 dakika 1.kademe ve 5 dk. 2.kademe hızda masaj yapılmıştır. Her iki gruba masaj uygulaması gerçekleştikten sonra esneklik testleri bir kez daha uygulanmış ve iki yöntem arasındaki fark belirlenmeye çalışılmıştır. İki uygulamanın da esnekliğe olumlu etki sağladığı görülmüş olup, % lik olarak manuel spor masajının daha faydalı olduğu ve diğer masaj türüne göre daha etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: spor masajı, esneklik, masaj tabancası, otur uzan testi, gonyometre
Profesyonel taekwondo sporcularına uygulanan iki farklı germenin dikey sıçrama ve denge üzerine etkisi
Spor literatüründe ısınma, sporcuların fizyolojik ve psikolojik olarak en uygun şekilde hazırlanması ve performanslarını artırmaları için önemli bir rol oynamaktadır. Her ne kadar araştırmacılar arasında ısınma uygulamalarının sportif performans üzerinde olumlu etkilerinin olduğu konusunda bir fikir birliği olsa da optimal ısınma uygulamalarının, ne olduğu konusunda tartışmalar devam etmektedir. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı, 8 hafta boyunca ısınma evresinde uygulanan kronik statik ve proprioseptif nöromusküler fasilitasyon (PNF) germe tekniklerinin profesyonel taekwondocuların patlayıcı kuvvet ve statik denge performansı üzerindeki etkilerini incelemektir. Kesitsel tipte olan bu araştırma, 18-25 yaş arasında 30 taekwondocunun gönüllü katılımı ile gerçekleşmiştir. Katılımcıların patlayıcı kuvvet performanslarını belirlemek amacıyla dikey sıçrama testi, statik denge performanslarını belirlemek amacıyla ise flamingo denge testi uygulanmıştır. Araştırmada toplanan veriler, IBM Statistics (SPSS sürüm 26.0, Armonk, NY) yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. Bu çerçevede, araştırma sonuçları, taekwondo sporcularının denge ve sıçrama performansları arasında, hem ön test ve son test skorlarında hem de gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığını göstermiştir (p>0,05). Dolayısı ile ısınma evresinde 8 hafta boyunca uygulanan statik ve PNF germe tekniklerinin taekwondocuların patlayıcı kuvvet ve denge performansını doğrudan etkilemediği söylenebilir. Sonuç olarak, bu çalışma, profesyonel taekwondocuların patlayıcı kuvvet ve denge performansını artırmak için ısınma evresinde tek başına statik veya PNF germe tekniklerinin yeterli olmadığını göstermektedir. Sporcuların performansını artırmak daha etkili ısınma protokolleri geliştirmek için gelecekteki araştırmalara odaklanılmalıdır.
Kickboks sporcularına uygulanan 8 haftalık pliometrik çalışmaların denge, reaksiyon zamanı ve çeviklik üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, 10-13 yaş arasındaki lisanslı erkek kickboks sporcularında 8 hafta süre ile yapılan pliometrik çalışmaların, denge, reaksiyon zamanı ve çeviklik özelliklerine olan etkileri araştırmaktır. Araştırmaya, İstanbul ili Pendik ilçesinde faaliyet gösteren Pendik Prestij Spor Savunma Sporları Kulübündeki lisanslı 32 erkek sporcu gönüllü katılmıştır. Rastgele dağılım yöntemiyle sporcular, çalışma ve kontrol grubu olarak 2 gruba ayrılmıştır. Çalışma grubuna, haftada 3 gün 60 dk şeklinde yaptıkları kickboks antrenmanı öncesinde 30 dk pliometrik çalışma yaptırılmıştır. Kontrol grubuna ise sadece haftada 3 gün 60 dakikalık kickboks antrenmanları yaptırılmıştır. Kontrol grubuna bunun dışında farklı bir uygulama yaptırılmamıştır. Her iki gruba da ön test-son test olacak şekilde; denge, reaksiyon zamanı ve çeviklik testleri uygulanmıştır. Verilerin analizi, SPSS 25 Paket programında yapılmıştır. Verilerin normal dağılıp dağılmadığını öğrenmek için Skewness-Kurtosis, histogram ve q-q plot değerlerine bakılmıştır. Kontrol ve çalışma grubuna öntest-sontest farkları için kendi içerisinde eşleştirilmiş örneklem t testi yapılmıştır. Gruplar arası farklar için Bağımsız Örneklem T testi yapılmıştır. Anlamlılık değeri, başlangıçta p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, çalışma grubundaki sporculara uygulanan 8 haftalık pliometrik çalışmaların, reaksiyon zamanı, denge ve çeviklik değerleri üzerinde olumlu etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Kontrol grubundaki sporcularda da reaksiyon zamanı ve çeviklik değerlerinin son testlerde öntestlere nazaran daha iyi olduğu görülmüştür. İki grup arasındaki son test farkları incelendiğinde ise çalışma grubunun, kontrol grubuna göre reaksiyon zamanı ve çeviklik değerlerinde, istatistiksel olarak daha anlamlı ve iyi sonuçlar olduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple antrenörlere, 10-13 yaş aralığındaki erkek kickboks sporcularında, antrenmanlara ek olarak pliometrik çalışmaların da antrenman programlarına eklenmesinin ve yaptırılmasının faydalı olabileceği söylenebilir. Ayrıca bu alanda yeni çalışmalar yapacak olanlara, el-göz-ayak şeklinde üçlü koordinasyon da içeren ölçüm testlerini yapmaları önerilebilir. Anahtar kelimeler: Çeviklik, Denge, Kickboks, Pliometrik, Reaksiyon zamanı.
2022 Katar futbol dünya şampiyonasında tam sahada kaybedilen topların geri kazanılma süresinin müsabakadaki bazı parametreler üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; 2022 Katar Dünya Kupası özelinde takımların tam sahada kaybedilen topları geri kazanma sürelerini analiz etmektir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemi genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2022 Katar Dünya Kupası'nda yer alan milli futbol takımları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi bu dünya kupasında oynanan toplam 64 maçtır. Bu bağlamda 2022 Dünya Kupası'nda oynanan bütün maçlarda tam sahada kaybedilen topların geri kazanılma süresinin maç skoruna, topla oynama yüzdesine, toplam şut sayısına, gol beklentisi oranına, rakip ceza sahasında topla buluşma sayısına, kazanılan korner sayısına ve kat edilen koşu mesafesi üzerine olan etkisi ve aralarındaki ilişki video analiz yöntemi kullanılarak incelenmiş, maç sonucuna göre (kazanma-kaybetme) değişkenler arasında karşılaştırmalar yapılmıştır. Çalışmanın istatistiksel analizler için SPSS 22.0 paket programı kullanılmış, anlamlılık düzeyi olarak p<0,05 kabul edilmiştir. Araştırma bulgularında takımların TSTKS (sn) ile topla oynama yüzdesi, toplam şut sayısı, gol beklentisi, rakip ceza sahasında topla buluşma sayısı, akan oyunda orta sayısı, rakip sahada top kazanma sayısı, toplam pas sayısı, korner sayısı, başarılı pas sayısı, başarılı pas yüzdesi ve dönen topları kapma sayısı arasında anlamlı negatif ilişkiler olduğu görülmektedir. Buna karşılık TSTKS (sn) ile atılan gol sayısı, kazanılan puan, kat edilen mesafe (km), yüksek hızda koşu mesafesi (km) ve baskı altında yapılan top kayıpları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Sonuç olarak bu araştırma, topu daha hızlı geri kazanmanın futbolda maç kazanmak için önemli bir parametre olduğunu ve topu daha hızlı geri kazanmanın futbolda başarılı olmaya etkisi olduğunu çeşitli parametreler yardımıyla ortaya koymaktadır.
Havalı tabanca sporcularına uygulanan 8 haftalık kor antrenmanının atış performansı ve denge üzerine etkisi
Çalışma kapsamında havalı tabanca atıcılık sporu ile uğraşan sporculara uygulanan 8 haftalık kor egzersizlerinin; denge stabilizasyonu ile 10 metre atış performansına olan etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Verilerin analizinde SPSS (26.0 versiyonu) paket programı kullanılmıştır. Araştırmadaki ölçümü yapılan değişkenler ortalama ve standart sapma (Std. Sapma) olarak sunulmuştur. Verilerin normallik dağılımı katılımcı sayısının 50'den az olması sebebiyle Shapiro-Wilk testi ile incelenmiştir. Normallik dağılımı gösteren verilerin analizinde; bağımsız iki grubun karşılaştırılmasında t-testi (Independent t-testi) ve Mann-Whitney-U testleri, bağımlı iki grubun karşılaştırılmasında ise t-testi (Paired t-testi) ve Wilcoxon testleri uygulanmıştır. İstatistiksel önem düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Çalışmaya deney grubu (n=6), kontrol grubu (n=6) olmak üzere toplamda 12 kişi katılmıştır. Deney grubunun boy uzunlukları 170,50± 2,67, kontrol grubunun boy uzunlukları 176,67 ± 9,03'dir. Vücut ağırlıkları deney grubunda; 67,07 ± 5,42, kontrol grubunda; 72,75 ± 9,93 iken vücut yağ oranları ise deney grubunda; 19,12 ± 6,40, kontrol grubunda; 19,18 ± 7,59'dur. Çalışma sonucunda; ön-test ölçümlerinin gruplar arası anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Son-test değerlerinde de gruplar arası anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Statik denge açısından deney grubunun ön test – son test karşılaştırmaları sonucunda ön test lehine bir farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Statik denge açısından kontrol grubunda ön test- son test karşılaştırmaları sonucunda anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Atış skoru açısından deney grubunun ön test - son test karşılaştırmalarında anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Atış skoru açısından kontrol grubunun ön test - son test karşılaştırmalarında anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Atış performansını etkileyen birçok parametre olması, katılımcıların atış branşında uzun süredir faal olması ve atıcıların elit diye nitelendireceğimiz bir seviyede olması, bu seviyedeki sporcularda atış parametrelerinin birçoğunun oturmuş olması, gelişim süreci için 8 haftalık antrenman metodunun yetersiz olabilmesi ve atış performansını etkileyen durumların tespit edilememesinin çalışmanın sonucunu etkilediği değerlendirilmektedir. Anahtar Sözcükler: Atıcılık, Kor Antrenmanı, Performans, Spor
Core egzersizlerin 10-12 yaş grubu badminton sporcularında fiziksel ve motorik özelliklere etkisi
Bu çalışmanın amacı, badminton branşıyla ilgilenen lisanslı ve müsabık sporculara uygulanan (n: 16) 8 haftalık core egzersizlerinin fiziksel ve motorik özellikler üzerine olan etkisinin incelenmesidir. Çalışma 10-12 yaş grubu en az 3 yıldır badminton oynayan lisanslı sporculara uygulanmıştır. Çalışmaya katılmış olan toplam 18 sporcunun, 8 çalışma grubu, 10 kontrol grubu olarak rastgele seçilmiştir. Sporcular 8 hafta boyunca haftada iki gün iki saat temel badminton antrenmanlarına devam ederken, çalışma grubundaki sporculara her antrenmandan sonra 30-40 dakikalık core kuvveti çalışması yapılmıştır. Kontrol grubu ise sadece badminton antrenmanlarına devam etmiştir. Her iki gruba da antropometrik ölçümlerden; yaş, boy uzunluğu(cm), vücut ağırlığı(kg), oturma yüksekliği, kulaç uzunluğu, motorik ölçümlerden; patlayıcı kuvvet (dikey sıçrama, durarak uzun atlama), kavrama kuvveti, dayanıklılık (Shuttle-run mekik testi), sürat (20m sürat) ve esneklik (sit-reach otur-eriş) testleri uygulanmıştır. Araştırmada toplanan veriler, IBM Statistics (SSPS sürüm 24.0,) yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının karşılaştırılmasında Mann-Whitney U testi, grup içi ön ve son testler arasındaki karşılaştırmalarda Wilcoxon testi uygulanmıştır. Deney grubunun ilk ve son testleri karşılaştırıldığında boy, oturma yüksekliği, kulaç uzunluğu, dikey sıçrama, uzun atlama, kavrama güçleri, otur-eriş gibi parametrelerde anlamlı değişiklikler gözlemlenirken ağırlık, mekik ve yirmi metre koşusunda anlamlı bir fark bulunmamaktadır (p>0.05). Bu çerçevede, araştırma sonuçları, badminton sporcularında uyguladığımız core egzersizi ile kavrama kuvveti, dayanıklılık, sürat ve esneklik performansları arasında, hem ön test ve son test skorlarında hem de gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmazken patlayıcı kuvvet testi olan dikey sıçrama performansları arasında anlamlı fark tespit edilmiştir (p>0,05). Sonuç olarak core kuvvet ile badminton üzerinde yapılacak olan bilimsel çalışmalara katkı sağlayacağı ve bazı fiziksel parametreler üzerinde olumlu etkileri olduğu söylenebilir.
Voleybolcularda iskemik önkoşullanmanın anaerobik performans üzerine etkisi
Yapılan bu çalışma voleybolcularda iskemik önkoşullanmanın anaerobik performans üzerine etkisi ortaya koynmak amacıyla yapılmıştır. Çalışma 12 erkek sporcu ile yapılmıştır.Çalışmaya katılan sporcuların demografik bilgilerine bakıldığında katılımcıların yaş ortalamaları 19±2,05, boy ortalamaları 1,84±6,19, vücut ağırlık ortalamaları 75,5±8,09 olarak tespit edilmiştir. Sporculardan 1.gün Rast Test ve Dikey Sıçrama testleri yapılarak kayıt altına alınmıştır. Ön test verileri alındıktan sonra 3.gün sporcular random sistemiyle İsö(n=6) ve Sham(n=6) olarak iki grubu ayrılmıştır. 3.gün İsö grubuna sistolik kan basınçlarına +50mmHg eklenerek her iki üst bacak bölgesine 3 set olacak şekilde 5 dakika iskemi 5 dakika reperfüzyon uygulanmıştır. Daha sonra sporcuların anaerobik performanslarını belirlemek için Rast Testi ve Dikey Sıçrama testi uygulanıp veriler kayıt altına alınmıştır. Sham grubuna ise iskemi oluşturmayacak şekilde 30mmHg basınç uygulanarak sonrasında Rast ve Dikey Sıçrama Testi uygulanmıştır. 5.gün ise İsö ve Sham grubu çaprazlama şekilde yer değiştirerek 3.gün belirtildiği gibi ölçümler uygulanmıştır. Uygulanan ölçümler sonrası elde edilen verilerin istatistiksel analizlerini yapabilmek için İki Yönlü Tekrarlı Varyans Analizi kullanılmıştır. Yapılan tüm istatistiksel işlemler için güven aralığı p<0.05 olarak belirlenmiştir. Analizler sonucunda dikey sıçrama, minimum güç, maksimum güç, yorgunluk indeksi parametrelerinde anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Ortalama güç parametresinde ise anlamlılık tespit edilmiştir. Bu anlamlılığın ön test ve iskemi grubunda tespit ediliştir. Her 2 grup için etkisi olduğu için İsö'nün ortalama güç değerine etkisinin olmadığı ortaya konmuştur.
T.V.F. antrenör kurslarından mezun olan voleybol antrenörleri ile M.E.B. voleybol etkinlikleri içerisinde yer alan beden eğitimi öğretmenleri arasındaki bazı sosyo-ekonomik ve eğitim düzeylerinin karşılaştırılması
Bu araştırmada T.V.F. kurslarından mezun olan voleybol antrenörleri ile M.E.B. voleybol etkinlikleri içerisinde yer alan beden eğitimi öğretmenleri arasındaki bazı sosyo ? ekonomik ve eğitim düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır.Araştırma Ankara ve İstanbul` da 80 voleybol antrenörü ve 80 beden eğitimi öğretmeni üzerinde yapılmıştır. Bu kişilere anket uygulanmış ve verileri SPSS programında frekans ve yüzde dağılımlından hareketle yorumlanmıştır.Elde edilen verilerin neticesinde her anket sorusu hem voleybol antrenörleri hem de beden eğitimi öğretmenleri için ayrı ayrı yorumlanmış ve karşılaştırılmıştır.Değerlendirme sonucunda, voleybol antrenörleri ile beden eğitimi öğretmenlerinin sosyo ? ekonomik yönden birbirlerine benzerlik gösterdiği görülmektedir. Voleybol antrenörleri ve beden eğitimi öğretmenleri ek bir iş yapmaktadırlar. Bu işlerinde memnun olduklarını ve bu işlerini spor sevgisi nedeniyle tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Her iki grubun sorunları ve beklentileri birbirine çok yakındır. En büyük sıkıntıları ücret düşüklüğü ve adam kayırma olduğu görülmektedir.Eğitim durumları olarak voleybol antrenörlerinin çok az bir kısmı lise ve ön lisans mezunu olduğunu belirtirken, beden eğitimi öğretmenlerinin tamamı lisans veya yüksek lisans mezunudur. Bunun yanında voleybol antrenörlerinde çoğunlunun lisans veya yüksek lisans mezunu olduğu görülürken, iki kişi doktora mezunu olduğunu belirtmiştir.
Barın 6 haftalık antrenman yük profillerinin belirlenmesi
Çalışmamızda badminton sporcularının 6 haftalık antrenman yük profillerinin objektif ve subjektif yöntemlerle belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmaya Eskişehir Gençlik Spor Kulübü sporcusu 7 erkek sporcu dahil edilmiştir (yaş:14,5±1,27). Sporcular 6 hafta boyunca, haftanın 5 günü antrenmanlara dahil edilmiştir (30 seans). Çalışmamızda akut-kronik iş yükü (AKİYO), zindelik durumu, nöromüsküler yorgunluk ve kalp atım hızı (KAH) değişkenleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Veri toplama araçları olarak boy uzunluğu ölçümü, vücut ağırlığı ölçümü, KAH ölçümü, dikey sıçrama ölçümü, zindelik anketi, algılanan zorluk derecesi (AZD) ölçümleri yapılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS 23 (IBM SPSS Statistics 21, IBM Corp., USA) programı kullanılmıştır. Badmintoncuların tüm verilerinin ortalama ve standart sapmaları hesaplanmıştır. Test sonuçlarının anlamlılık düzeyi p≤0.05, ileri derece anlamlılık düzeyi ise p≤0,01 olarak kabul edilmiştir. Testler arasındaki ilişki Spearman Korelasyon Testi ile belirlenmiştir. 6 haftalık süreçte yapılan ölçümlerde 3.haftada antrenman yükünün bir önceki haftaya göre %13,48'lik artış gösterdiği görülmüştür. 4.ve 5.haftalarda antrenman yükünde %10,87'lik düşüş görülmüştür. Sporcuların 4.haftada zindelik (%10,54) ve dikey sıçrama (%3,79) verilerinde bir önceki haftaya göre düşüş görülmüştür. Sporcuların 4. ve 5. haftalarda zindelik (%5,7) verilerinde artış görülmüştür. 6 haftalık KAH ölçümlerinde genel takım ortalaması Kahort 137 atım/dk (±3.71), KAHmaks genel ortalaması 189 atım/dk (±2,21) olarak ölçülmüştür. Verilerin analizinde badmintoncuların dikey sıçrama ile AAZD değerleri arasında (r=0.841*, p=0.036), dikey sıçrama ile KAHort değerleri arasında (r=0.829*, p=0.042), dikey sıçrama ile KAHmaks değerleri arasında (r=0.943**, p=0.005) olmak üzere istatistiksel olarak pozitif yönlü ilişki vardır. Sonuç olarak baktığımızda badmintonda antrenman yük takibinin yapılması sporcuların zindelik ve yorgunluk durumlarının belirlenmesi, optimum performans durumun oluşması ve sakatlıkların önüne geçilmesi açısından önemlidir.
Sporcularda batıl inanç, kendine güven ve rekabetçi yarışma kaygılarının incelenmesi
Bireyler hayatları boyunca, kontrol altına alamadıkları olayları, inanç sistemlerinde, sosyal hayatlarında ve zihin dünyalarında kabullenebilmek amacıyla hakikat ile ilgisi olmayan inançları sahiplenmektedirler. Bu sahiplenme bireyin tüm davranışlarını etki altına alan tutucu bir yapıya sahiptir. Esasında batıl inançlar, insanların dünyalarını daha yaşanılır kılan öte yandan akıl yoluyla açıklanamayan olayları, insanüstü güçlere yüklemeleri sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu açıdan batıl inançlar, insanoğlunun bilinçaltında bulunan tüm sorumluluk ve stresi ilahi mekanizmalara yüklediği bir olgudur. Kaygıları ile başa çıkamayan bireyler, batıl inanç ve davranışlara karşı daha yoğun eğilimli olmaktadırlar. Kuşkusuz, dinin özünde olan kaygı ve korku gibi duygular biz insanlarda asla yok edilemez. Fakat genellikle bilimsel ve dini bir dayanağı olmayan davranış ve inanışlara yönelik kaygı duygusu, bir şekilde azaltılabilir ve yönlendirilebilir. Araştırmanın ana amacı, profesyonel futbol oyuncularının batıl inanç ve davranışlarını, yarışma durumluk kaygı düzeylerini, durumluk ve sürekli sportif güvenlerini çeşitli değişkenler açısından incelemek ve aralarındaki ilişkiyi tespit etmektir. Anahtar Kelimeler: Batıl inanç, Kaygı, Sportif Kendine Güven
Futbolda dar alan oyunlarının bazı teknik parametrelerile sensiball karar verme test skorlarının ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 5vs5 dar alan oyunu sırasında ortaya çıkan bazı notasyonel performans parametreleri ve Loughbrought pas testi ile sanal gerçeklik ortamında yapılan çoklu nesne izleme, seçici dikkat, el-ayak reaksiyon skorları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmaya Odunpazarıspor U16 takımında oynayan 15 futbolcu katılmıştır. 45x60 metrelik bir alanda 5v5 iki takım halinde serbest olarak oyun oynatılmıştır. Bu dar alan oyunları iki farklı açıdan kamera ile kayıt altına alınarak; pas, dribling, çevre kontrolü becerileri notasyonel olarak analiz edilmiştir. Ayrıca oyuncular iki defa Loughbrought pas testi ve üç defa SensiballVR testine alınmıştır. Araştırma bulgularına göre sahada gerçekleştirilen bazı performans parametreleri ve Loughbrought pas testi ile VR ortamında yapılan bilişsel parametreler arasında korelasyon ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, futbolun gelişen teknoloji ile birleşerek daha etkili ve verimli bir şekilde öğrenilmesi ve geliştirilmesi için sanal gerçekliğin değeri artmaktadır. Özellikle normal saha ortamında tasarlanması mümkün olmayan senaryo ortamlarını, oyuncuların sık tekrarla birçok bilişsel ve teknik parametrelerini ölçülebilir ve antrene edilebilir hale getirmektedir. Bu çalışmanın sonuçları, gelecekte futbol eğitimi ve performans geliştirme alanlarında sanal gerçekliğin saha dışı antrenman rutinine eklenmesi ve daha geniş bir şekilde kullanılmasının faydalı olabileceğini göstermektedir.
Nordik hamstring egzersizine alternatif: Eğimli koşu bandı koşusu
Bu çalışmanın amacı, Nordik hamstring egzersizi (NHE) ve 3.61 m/sn, 4.16 m/sn ve %10 eğimde kendi belirlediği hızda (KBH) eğimli koşu bandı koşusu sırasında Biceps Femoris (BF) kasının elektromiyografi (EMG) genliklerini karşılaştırmaktır. YÖNTEM: On dokuz katılımcı (yaş 21.43±1.68 yıl) çalışmaya gönüllü olarak katılmıştır. İlk olarak maksimum istemli kasılma (MİK) testleri tamamlanmış, ardından NHE ve eğimli koşu bandı koşusu gerçekleştirilmiştir. Ölçümler sırasında her katılımcı için sağ bacak BF EMG aktivitesi kaydedilmiştir. BULGULAR: NHE sırasında BF için zirve EMG genliği eğimli koşu bandı koşusuna kıyasla önemli ölçüde yüksek bulunmuştur. Zirve EMG verileri açısından, NHE'ye en yakın sonuçlar 4.16 m/sn hızda gerçekleştirilen koşu sırasında bulunmuştur. BF zirve EMG için varyasyon katsayısı (VK) NHE ve koşu bandı koşulları arasında anlamlı düzeyde farklılıklar bulunmuştur. SONUÇ: NHE sırasındaki BF EMG genliklerinin koşu koşullarına göre daha yüksek olduğu ayrıca koşularında kendi aralarında anlamlı derecede farklılık gösterdiği gözlemlenmiştir. NHE ve koşuların VK incelendiğinde NHE'nin daha az değişkenlik gösterdiği bunun aksine koşuların kendi aralarında VK değerleri incelendiğinde istatistiksel bir farkın olmadığı ve daha değişken olduğu gözlemlenmiştir. Bu bulgular ışığında, eğimli koşu bandı koşularının rehabilitasyon programları ve sakatlık önleyici egzersizlere alternatif bir yaklaşım olabileceği düşünülmektedir.
Genç yetişkinlerin beden algısı ve egzersiz bağımlılığı düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışma, 21-32 yaş arası erkek bireyin beden algısı ve egzersiz bağımlılığı düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesini amaçlamaktadır. Bu araştırmanın örneklemini Ankara ilinde yaşayan evren içerisinden kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen 21-32 yaş arası toplam 631 gönüllü erkek katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veriler ölçek ve form ile toplanmıştır. Araştırmanın beden algısına ilişkin verileri "Beden Algısı Ölçeği", egzersiz bağımlılığı düzeyleriyle ilgili veriler "Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği-21" ile elde edilmiştir. Sosyo-demografik bilgilerle ilgili veriler ise "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Ayrıca çalışmaya katılan erkek yetişkinler bilgilendirilmiş, onam formu da alınmıştır Elde edilen verilerin analiz edilmesi amacıyla iki grubun karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla olan gruplar ve alt ölçekleri değerlendirmek arasındaki farklılığı değerlendirmek amacıyla ANOVA testi uygulanmıştır. Bu araştırmanın sonuçlarına göre yaş, sigara kullanımı ve alkol kullanımı boyutlarının egzersiz bağımlılığı ve beden algısı açısından anlamlı bir farklılık oluşturmadığı belirlenirken, katılımcıların hissedilen kilo algıları, haftalık egzersiz süreleri ve lisanslı sporcu geçmişlerinin beden algısı ve egzersiz bağımlılığı açısından anlamlı farklılık oluşturduğu belirlenmiştir.
Farklı liglerdeki maçların maç analizi yöntemiyle değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, Avrupa'nın beş büyük futbol ligi ile Türkiye ligini maç analizi yöntemiyle değerlendirip, müsabaka parametrelerini birbirleri ile karşılaştırmaktır. Araştırma; İngiltere Premier Ligi, İtalya Serie A, İspanya La Liga, Almanya Bundesliga, Fransa Ligue 1 ve Türkiye Süper Ligi 2019-2020 ve 2020-2021 sezonlarını kapsamaktadır. Araştırmada InStat verileri kullanılmış olup; seçili bağımlı değişkenlerin arasında elde edilen fark puanlarına göre hangi ülke liginin önde olduğunu belirlemek için sezon içi gruplar arası karşılaştırmalar yapılmıştır. Bağımlı değişkenlere ait veri setlerinin normal dağılım gösterip göstermediği Shapiro Wilk Testi sınanmış ve SPSS 23 yazılımı kullanılmıştır. İkiden fazla grubun karşılaştırmaları ve İlişkisiz Örneklemler için Tek Yönlü MANOVA; ikili karşılaştırmalarda ise Tek Yönlü ANOVA ve Mann Whitney-U Testleri uygulanmıştır. Pas, şut, korner, ofsayt vb. 20 farklı parametre üzerinden yapılan karşılaştırmalarda; 2019-2020 sezonunda Türkiye Süper Ligine ait verilerin diğer tüm ülke liglerinden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir fark ortaya koyduğu ve bu farkın Türkiye Süper Ligi aleyhinde olduğu görülmüştür. 2020-2021 sezonunda ise Türkiye ligi takımlarının ortalama instat endeks değerlerinin genel olarak ülkeler arası liglerde farklı sonuçlar ortaya koyduğu ancak Türkiye-İspanya, Fransa-Almanya, Fransa-İtalya, Almanya-İtalya ülkelerinin liglerine ait takımların ortalama instat endeks değerlerinin birbirine benzer olduğu sonucuna varılmıştır.
Futbolda sanal gerçeklik ortamında uygulanan antrenmanların futbolcular üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın amacı, sanal gerçeklik ortamında yapılan çoklu nesne izleme ve çevre kontrolü gerektiren pas çalışmalarının, oyuncuların saha içi performanslarına olan etkisini incelemektedir. Araştırma kapsamında, U16 ve U17 yaş grubundaki futbolcular, sanal gerçeklik antrenman grubu ve kontrol grubu olarak ikiye ayrılmıştır. Sanal gerçeklik antrenman grubuna, yedi hafta boyunca haftada üç kez sanal gerçeklik ortamında çoklu nesne izleme ve çevre kontrolü antrenmanları uygulanmış, kontrol grubuna ise geleneksel antrenman yöntemleri uygulanmıştır. Antrenman öncesi ve sonrasında futbolcuların çevre kontrolü, pas tercihleri ve isabetlerine ve genel performanslarına yönelik testler yapılmıştır. Bu tez, TÜBİTAK 1501 Sanayi Ar-Ge Projesi (Proje No: 3220145) kapsamında desteklenen "Sanal ve Arttırılmış Gerçeklik Ortamlarında Kullanılacak Özgün Futbol Simülasyonunun Geliştirilmesi" isimli proje tarafından desteklenmiştir. Sonuçlar, sanal gerçeklik ortamında yapılan antrenmanların futbolcuların çevre kontrolü ve başarılı pas, tek dokunuş pas, derin pas gibi önemli performans parametrelerinde anlamlı iyileşmeler sağladığını göstermektedir. Çalışma, sanal gerçeklik teknolojisinin futbol eğitimine entegrasyonu, oyuncuların bireysel ve takım performanslarını artırma yönünde yeni fırsatlar sunmakta faydalı olabileceğini göstermektedir.
Profesyonel ve amatör futbol kalecilerinin sanal gerçeklik ortamında el,ayak ve göz reaksiyon performanslarının karşılaştırılması
Bu çalışmanın temel amacı, profesyonel ve amatör futbol kalecileri arasında sanal gerçeklik ortamındaki el, ayak ve göz reaksiyon performanslarını değerlendirmektir. Araştırmaya, 19 amatör (ortalama yaş 17,95±1,8717 yıl, ortalama boy 183,84±4,58 cm, ortalama vücut ağırlığı 75,26±8.50 kg) ve 17 profesyonel (ortalama yaş 27,71±6,52 yıl, ortalama boy 187,06±4.22 cm, ortalama vücut ağırlığı 82,88±6,31 kg) olmak üzere toplam 36 sporcu katılmıştır. Araştırma kapsamında, altı farklı reaksiyon testinin sonuçları karşılaştırılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk testi ile analiz edilmiş, uygun olanlar için t-testi, diğerleri için ise Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Ayrıca, etki büyüklüğü ve istatistiksel güç değerleri hesaplanmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p <0,05 olarak belirlenmiş ve analizler SPSS-23 yazılımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, tek renk el reaksiyon testinde amatörler 0.654±0.12 saniye, profesyoneller ise 0.664±0.18 saniye (p = 0.819); çift renk el reaksiyon testinde amatörler 0.777±0.24 saniye, profesyoneller ise 0.714±0.13 saniye (p = 0.475); tek renk ayak reaksiyon testinde amatörler 0.573±0.06 saniye, profesyoneller ise 0.598±0.09 saniye (p = 0.585); çift renk ayak reaksiyon testinde amatörler 0.719±0.06 saniye, profesyoneller ise 0.711±0.05 saniye (p = 0.590); tek renk el ayak reaksiyon testinde amatörlerin süresi 0.841±0.22 saniye, profesyonellerin ise 1.024±0.33 saniye (p = 0.084) olarak ölçülmüştür. Çift renk el ayak reaksiyon testinde amatörler 1,033±0,22 saniye, profesyoneller ise 1,140±0,38 saniye (p = 0,680) tepki süresi göstermiştir.
Dinamik germe egzersizlerine ek olarak yapılan foam roller egzersizlerinin aktif sıçrama, squat sıçrama ve yüzme performansına akut etkisi
Bu araştırmanın amacı, 15-18 yaş arası yüzücülerde antrenman öncesinde uygulanan dinamik germe (DG) ve dinamik germeye ek olarak titreşimli foam roller egzersizlerinin aktif sıçrama, squat sıçrama ve 50 metre serbest yüzme (15 metre ve 25 metre geçiş dereceleri) performansı üzerindeki akut etkilerini incelemektir. Araştırmaya düzenli olarak en az iki yıl yüzme antrenmanı yapmış 20 erkek yüzücü katılmış ve katılımcılar tek grup halinde değerlendirilmiştir. Bulgular normallik analizi sonrasında eşleştirilmiş gruplar t-testi ile değerlendirilmiş ve SPSS 22 yazılımı kullanılmıştır. İlk oturumda, yüzücüler dinamik germe ve foam roller egzersizleri ile test parametreleri üzerinde alıştırma yapmış; bu oturum, öğrenme etkilerini minimize etmek amacıyla tasarlanmıştır. İkinci oturumda, sporcular 5 dakikalık düşük yoğunluklu ısınmanın ardından 10 dakikalık dinamik germe protokolü uygulamış ve aktif sıçrama, squat sıçrama ve 50 metre serbest yüzme performans testleri gerçekleştirilmiştir. Üçüncü oturumda ise aynı protokole titreşimli foam roller egzersizleri eklenmiştir. Tüm oturumlar 48 saat aralıklarla yapılmıştır. Araştırma bulguları, 50 metre yüzme performansının dinamik germe ve dinamik germe+ titreşimli foam roller egzersizleri ile arttığını göstermiştir (t(19)= 3,854, p=0,001; p<0,05). Sonuçlar, literatürle paralellik göstermektedir; miyofasyal germe teknikleri sıçrama performansına etki göstermese de yüzme performansını olumlu yönde etkilemektedir.