Akdeniz University
Institute

Institute of Health Sciences

Akdeniz University

847

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Tez
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de işitme kaybı segregasyonu gösteren ailelerde moleküler genetik çalışmalar

ÖZETKalıtsal nonsendromik işitme kaybı bulunan olguların %69'undakonneksin26 proteinini kodlayan GJB2 geninde 100'den fazlamutasyon tanımlandığı için, öncelikle 23 ailenin her birinden 2etkilenmiş birey olmak üzere toplam 50 bireyde GJB2 geninde DNA dizianalizi ile mutasyon taraması yapıldı. 8 ailenin bireylerinde GJB2geninde 35delG ve delE120 olmak üzere 2 değişik mutasyon saptandı.GJB2 geninde mutasyon taşımadıkları saptanan 7 aile, bağlantıanalizine uygunluklarını saptamak ve bir kontrol olması amacı ilebilgisayar simülasyon programı olan SLINK analizine alındı. SLINKanalizi sonuçlarına göre tahmini lod değerleri, 1.97 ile 4 arasındahesaplanan 6 ailenin etkilenmiş ve etkilenmemiş bireylerinde tahminimaksimum lod değeri 1'in altında olan 1 ailenin ise sadece etkilenmişbireylerinde, genom taraması yapıldı. Yaklaşık olarak 10 cM aralıklarlagenoma dağılmış, polimorfik markırlarla genom taramasıgerçekleştirilmiş 7 aileden, SLINK analizi sonuçlarına göre, tahminimaksimum lod değerleri istatistiksel olarak anlamlı bulunan 4 ailebağlantı analiz programına alındı. 4 aileden 1'inde DFNB3 bölgesindelokalize olan D17S1294 markırı için maksimum lod değeri 3.23 olarakhesaplandı. Bazı markırlar için pozitif lod değerleri hesaplanan 3ailede, ek markırlarla yapılan tarama sonucunda, 1 ailede daha DFNB3bölgesinde lokalize olan D17S2196 ve bu bölgedeki MYO15A genininintronik dizisinde lokalize olan D17S2207 markırı için maksimum loddeğeri sırası ile 3.48 ve 3.21 olarak bulundu. Bu 2 ailede MYO15A geniiçin DNA dizi analizi ile mutasyon taraması yapıldığında ailelerden1'inde genin 33 no'lu ekzonunda yanlış anlamlı yeni bir mutasyon(V2266M) bulundu. Ek markırlarla tarama sonucunda ise diğer 2ailede gerçek bir bağlantı saptanmadı. Sadece genom taramasınaalınan 2 ailede, genomun herhangi bir bölgesinde anlamlı birhomozigosite saptanamadı. Bu çalışmada, Türk populasyonundakalıtsal nonsendromik otozomal resesif işitme kaybının MYO15A geniile bağlantılı olduğu ilk defa gösterildi.Anahtar kelimeler: Kalıtsal nonsendromik işitme kaybı, GJB2mutasyon analizi.3

Nevrah Nal
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Kemik iyileşmesinde trombositten zengin plazmanın (platelet rich plasma-PRP) etkisinin deneysel olarak değerlendirilmesi

ÖZETKemik İyileşmesinde Trombositten Zengin Plazmanın (Platelet Rıch Plasma-PRP)Etkisinin Deneysel Olarak DeğerlendirilmesiÇalışmada, kemik iyileşmesi üzerine PRP'nın etkisi deneysel olarak değerlendirilmiştir. Budeneysel çalışmaya 12 adet beyaz Yeni Zelanda tavşanı dahil edilmiştir. PRP, Curasan PRPsistem (Curasan, Klenostheim, Germany) ile hazırlanmıştır.Her bir tavşanın sol tibiaları üzerinde 4 adet 3,3 mm. çapında standart kemikdefektleri oluşturulmuştur. Defektler yalın PRP; yalın ß-TCP; PRP ve ß-TCP kombine olarakgreftlenmişlerdir. Geri kalan defekt kontrol amaçlı boş bırakılmıştır. 12 beyaz Yeni Zelandatavşanları sakrifiye edilme zamanlarına göre 3 gruba ayrılmışlardır. 14., 30. ve 60. günlerdetavşanlar sakrifiye edilmişlerdir. Tibialar histolojik değerlendirme için çıkarılmıştır.Yeni oluşan kemiğin kalitesi ve PRP'nın etkisi histolojik metodlarla değerlendirilmiştir.Sonuçlar 14. günde belirgin fark göstermemiştir. 30. günde, yalın ß-TCP ve PRP+ß-TCPgrubunun her ikisinde de sonuçlar artış göstermiştir. PRP+ß-TCP grubu, yalın ß-TCPgrubundan daha iyi bulunmuştur. Yalın PRP ile doldurulan defektler ve kontrol grubuarasında kemik oluşumunda belirgin fark izlenememiştir. 60. günde PRP, ß-TCP ile birlikteuygulandığında kemik oluşumunun daha etkili olduğu görülmüştür. PRP+ß-TCP grubundakemik oluşumu belirgin olarak diğer gruplardan fazladır.Histolojik çalışma, PRP'nın sentetik kemik materyeli - ß-TCP ile kullanıldığı zamankemik oluşumunun daha fazla olduğunu göstermiştir. Tavşan tibia modelinde, kemikiyileşmesinde PRP'nin olumlu etkisi vardır.Anahtar Sözcükler: Büyüme faktörleri, kemik greftleri, kemik iyileşmesi, trikalsiyum fosfat,trombositten zengin plazma.

Meliha Kaya Yıldız
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Egzersiz proteinürisine neden olan oksidan stresin olası kaynakları

ÖZETEgzersiz sırasında artan oksijen tüketimi, serbest oksijen radikallerininüretimini de arttırmakta ve bazı istenmeyen etkilere neden olabilmektedir.Egzersiz sırasında ortaya çıkan serbest oksijen radikalleri aracılığıyla oluşanoksidan stresin egzersiz proteinürisine neden olduğu bölümümüzde dahaönce yapılan çalışmamızda, hem insanlarda hem de sıçanlarda gösterilmiştir.Egzersiz proteinürisine neden olan olası kaynakları ortaya koymak için,NADPH oksidaz ve ksantin oksidaz enzim inhibitörlerinin etkisi iki farklıçalışma şeklinde incelendi. lk gruba NADPH oksidaz inhibitörü olandifenileniyodonyum klorit (1.6mg/kg/gün) diğer gruba da ksantin oksidazinhibitörü olan oksipurinol (40mg/kg/gün) verilmesini takiben, her iki grupta dasıçanlara koşu bandında tüketici egzersiz yaptırıldı. Egzersizden sonrahayvanlar, 24 saatlik idrarlarının toplanması için metabolik kafeslere alındı.24 saatin sonrasında, toplanan idrarın yanında kan örnekleri ve böbrekdokusu da çıkarıldı. lk grupta NADPH oksidaz aktivitesi ve lökositaktivasyonu saptandı. kinci grupta da ksantin oksidaz aktivitesi tayin edildi.Oksidan stresi değerlendirmek için her iki grupta eritrosit ve böbrektiyobarbitürik asit türevlerine (TBARS), ve böbrek protein karbonilasyonunabakıldı. Proteinüri değerlendirmesi ise total idrar protein, β2-mikroglobulin vealbumin düzeyi ölçümleri ile yapıldı.NADPH oksidaz çalışmasında, Egzersiz grubunda idrarda total proteinatılımında ve albumin düzeyinde kontrol grubuna göre belirgin bir artışsaptanırken inhibitör tedavisiyle Egzersiz- nhibitör grubunda bu artış önlendi.Oksidan stres parametrelerinde de eritrosit TBARS hariç, böbrek TBARS veböbrek protein karbonilasyon düzeyinde Egzersiz grubunda anlamlı bir artıştespit edilirken bu artış inhibitör tedavisiyle önlendi. drar ve oksidan stresparametreleriyle uyumlu olarak lökosit ve böbrek NADPH oksidaz aktivitesiile lökosit aktivitesi de Egzersiz grubunda anlamlı bir şekilde arttı. nhibitörtedavisiyle de bu artış Egzersiz- nhibitör grubunda önlendi.Ksantin oksidaz çalışmasında da, Egzersiz grubunda, idarda total ptoteinatılımı ve albumin atılımı artarken bu artış inhibitör tedavisiyle Egzersiz-nhibitör grubunda önlenemedi. Oksidan stres parametrelerinde de Egzersizgrubunda eritrosit TBARS hariç böbrek TBARS ve böbrek proteinkarbonilasyonunda anlamlı olan artış inhibitör tedavisiyle Egzersiz- nhibitörgrubunda önlendi. Plazma ve böbrek ksantin oksidaz enziminin aktivitesiegzersiz ile artış göstermedi, fakat inhibitör tedavisiyle hem nhibitör hem deEgzersiz nhibitör grubunda bu aktivite önlendi.Bulgularımıza göre, egzersiz proteinürisi gelişiminde oksidan streskaynağı ksantin oksidaz enziminden çok, NADPH oksidaz enziminin rolüolduğunu işaret etmektedir.Anahtar kelimeler: Egzersiz, proteinüri, NADPH oksidaz, ksantin oksidaz,iv

Günnur Koçer
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Sistemik Lupus eritematozus'lu hastalarda CTLA-4 gen polimorfizminin PCR-RFLP yöntemi ile belirlenmesi

ÖZETSistemik lupus eritematozus (SLE), humoral ve hücresel birçokimmünolojik anormallikle karakterize, kronik, yangısal, multisistemikotoimmün bir hastalıktır. Otoreaktif B hücrelerinin uygun olmayan Thücrelerine bağlı olarak çoğalmasında ve patojenik otoantikorlarınoluşumunda rol aldığı düşünülmektedir.T hücre aktivasyonu için iki sinyal gerekmektedir. Birinci sinyal Thücre reseptörlerinden (TCR), ikinci sinyal ise ikincil sinyal molekülleriolarak bilinen ikincil uyarıcı moleküllerden sağlanır. CD28 ikincil uyarıcı birmoleküldür. Antijen sunan hücre yüzeyinde CD80/CD86 ligantları ilebağlanır ve T hücresini aktive edici sinyal üretir. Bu nedenle pozitifdüzenleyici olarak da adlandırılır. Sitotoksik T lenfosit antijen 4 (CTLA-4)molekülü de ikincil uyarıcı bir moleküldür ve CD28 molekülü ile homologtur.CTLA-4 molekülü CD28 gibi antijen sunan hücre (APC) yüzeyinde CD80 /CD86'nın ligantları ile bağlanır. CTLA-4 molekülü CD28'in aksine inhibeedici sinyaller gönderen bir moleküldür. Bu özelliği ile periferik toleranstaönemli rol oynar. CD28 ve CTLA-4 molekülleri, antijen spesifik T hücreaktivasyonunun kontrolü ile self ve yabancı antijene karşı immun sistemidüzenlerler.İnsanda SLE için şüpheli bölge 2q33 bölgesidir ve CTLA-4 molekülübu bölgede yer almaktadır. CTLA-4 molekülü T hücre aktivasyonundainhibitör etki gösterdiği için, SLE oluşumuna neden olabilecek bir genolduğu düşünülmektedir.CTLA-4 molekülü T hücre aktivasyonunun düzenlenmesinde önemlibir rol oynar ve yangı şartlarına uygun olarak T hücre cevabınısınırlandırabilir. CTLA-4'deki genetik çeşitliliğin birçok otoimmunhastalıkların gelişmesinde rol oynayabileceğini gösteren birçok çalışmalarvardır. Bu gende tanımlanan polimorfizmlerden Exon I (+49 A/G)dimorfizminin Japon ırkında hastalığa duyarlılığı arttırdığı bildirilmiştir. FakatÇin gibi bazı ırklarda bu polimorfizm ile SLE arasında bir ilişkibulunamamıştır. Biz de bu çalışmada CTLA-4 Exon I (+49 A/G)polimorfizminin Türk populasyonunda SLE gelişimi ve hastalık aktivasyonuile bir ilişkisi olup olmadığını göstermeyi amaçladık.Anahtar kelimeler: SLE, CTLA-4, PCR-RFLP, exon I +49 A/G,polimorfizm, ikincil sinyal molekülleriiv

Mehtap Ülker
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Kinematik yaklaşımla yüzmede grab çıkış ile normal çıkışın performansa etkisinin araştırılması

ÖZETAraştırmanın amacı, kinematik yaklaşımla, yüzmede grab çıkış ile normalçıkışın performansa etkisinin araştırılmasıdır. Bu amaçla, yaşları 14,25±1,48 yıl,ağırlıkları 61,00±6,78 kg, boyları 170,5±3,27 cm olan 7 erkek, yaşları 13,5±1,31 yıl,ağırlıkları 52,87±6,08 kg, boyları 165,37±6,28 cm olan 8 bayan, toplam 15yüzücünün, çıkış bloğundaki diz açısı, çıkış bloğundan ayrıldıktan sonra ellerininsuya ilk temas ettiği yere kadar geçen mesafe ve süre, suya giriş açısı ve ilk 10 metreperformansları incelenmiştir.Araştırmada, elit yüzücülere normal ve grab çıkış olarak ikişer atlayışyaptırılmıştır. Atlayışlar, 100 Hz, hızında 1 adet Basler marka video kamera ileçekime alınmıştır. Görüntüler Simi Motion 6.2 programında değerlendirilmiştir. Buölçüm değerlerine göre kinematik analiz yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS forWindows 10,0 istatistik programında değerlendirilmiştir. Program ile tanımlayıcıistatistikler yapılarak, atlayışlar arasındaki farkın anlamlılığı, independent samplestesti ile test edilmiştir.Araştırmaya katılan erkek deneklerin; suya giriş açısı değerlendirildiğinde,normal çıkış ile grab çıkış arasında p<0,05 düzeyinde anlamlı fark bulunmuştur. İlk10 metre yüzme performansları değerlendirildiğinde ise normal çıkış ile grab çıkışarasında p<0,01 anlamlılık düzeyinde fark bulunmuştur. Araştırmaya katılan bayandeneklerin; suya giriş açısı değerlendirildiğinde, normal çıkış ile grab çıkış arasındap<0,05 düzeyinde anlamlı fark bulunmuştur. Çıkış bloğu ile ellerin suya ilk temasıarasındaki mesafe açısından normal çıkış ile grab çıkış arasında p<0,05 düzeyindeanlamlı fark bulunmuştur. İlk 10 metre yüzme performansları değerlendirildiğindeise normal çıkış ile grab çıkış arasında p<0,01 anlamlılık düzeyinde farkbulunmuştur.Bu araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, grab çıkış tekniğinin, normalçıkış tekniğine göre performansı daha olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Busonuca, kinematik yaklaşımla elde edilen veriler neticesinde varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kinematik, yüzmede grab çıkış, yüzmede normal çıkışiv

Barış Orhan
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi laboratuar bilgi sisteminin değerlendirmesi

ÖZETAkdeniz Üniversitesi Hastanesi, kullanılan LBS (Laboratuar Bilgi Sistemi) ile sağlıkhizmetlerinin kalitesini artırmak amacını gütmektedir. Bu çalışmada, Akdeniz ÜniversitesiHastanesinde LBS kullanıcısı olan hekimlerin sistemin kullanımına ilişkin özelliklerininaraştırılması, LBS'den memnuniyet ile ilgili tanımlayıcı faktörlerin ortaya konması vemuhtemel sorunların saptanması amaçlanmıştır.Çalışma için hazırlanan anket formunu toplam 136 hekim tarafından yanıtlandı.Hekimlerin yaş ortalamaları 29,09 ± 3,13 idi, ortalama beş yıllık mesleki deneyime sahiptiler.Yüzde 36'sı bir saatten az, % 50'si 1-3 saat, % 7,4'ü 4-6 saat ve % 6,6'sı günde 6 saattenfazla bilgisayar kullanmaktaydı. Kendisini ileri düzey bilgisayar uzmanlığına sahip olaraktanımlayanların oranı % 4,4'tü. Kendilerini % 14,7'si iyi, % 50,7'si orta, % 29,4'ü acemi, %0,7'si ise hiç bilmiyor olarak tanımladı. Anketin bir bölümü, hekimlerin bilgisayarlarınpotansiyel etkileri konusunda ne düşündüğünü saptamak için yapıldı. Buna göre %91,9'lukbölümü hekimin güncel bilgiye erişimi, %87,5'i sağlık hizmetlerinin kalitesinin artmasına,%83,1'i sağlık hizmetlerinin maliyetinin düşmesine bilgisayarların tamamen olumlu etkileriolduğunu düşünmekteydi. Hekimlere göre bilgisayarın potansiyel etki skoru ile günlükortalama bilgisayar kullanım sıklığı (r=0.193, p<0.05), yaş (r=0.224, p<0,001) ve hekimlikdeneyimi (r=0.195, p<0,05) arasında korelasyon gözlendi. Hekimlerin % 91,2'si Testsonuçlarını ekrandan izleme ve incelemede, % 81,6'sı klinik biyokimyasal test sonuçlarınınyazıcıdan çıktısını almada, % 80,2'si süresinde tamamlanmamış testlerin ya da araştırmalarıntakibinde ?çoğu zaman? veya ?her zaman? laboratuar bilgi sistemini kullanmaktaydı.Hekimlere göre LBS'ni kullanım sürecinde karşılaşılan güçlükleri, bilgisayar sayısının eksikolması, var olan bilgisayarların bozuk olması, bilgisayarların yavaşlığı ve eğitim eksikliğioluşturmaktadır. Memnuniyet skorunun ortalaması 2,71 bulunmuştur (dört üzerinden). Bubulgu hekimlerin LBS'den genel olarak memnun olduklarını göstermektedir. Kullanımkolaylığı ve içerik yönünden görece olarak düşük memnuniyet gözlemlenmektedir. Toplammemnuniyet skoru ile bilgisayarda uzmanlık düzeyi (r=0,173, p<0,05), toplam bilgisayarkullanım skoru (r=0,216, p<0,05) ve LBS kullanım sıklığı arasında korelasyon bulunmaktadır(r = 0,408, p<0,001).AÜ. LBS kullanımı ile ilgili kullanıcı görüşü genel olarak olumlu diye nitelenebilir,ancak sistemle ilgili şikayetler de vardır. Kullanıcıların bir hizmet içi eğitim programı iledesteklenmesi ve teknik açıdan iyileştirmeler gereklidir.Anahtar Kelimeler: Klinik Laboratuar Bilgi Sistemleri, Bilgisayar Sistemleri,Değerlendirme Çalışmaları, Bilgisayara Karşı Tutum, Bilgisayar Okur-yazarlığı

Esra Sümen
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Denerve ve innerve böbrekte, organın iskemi reperfüzyon hasarına cevabı

ÖZETBu çalışmamızda iskemi reperfüzyon hasarının ve denervasyonun böbrekfonksiyonları üzerindeki etkisini ve iskemi süresindeki farklılıkların bu hasarınderecesini ne kadar etkilediğini belirlemeye çalıştık. Nitrik oksit'in (NO) hasardansonraki serum düzeylerinin farklı iskemi süreleri ve denervasyondan nasıletkilendiğini araştırdık.Otuzaltı wistar türü sıçan altışarlı altı gruba ayrıldı. Bu sıçanlardan tamamınatek böbrek modeli oluşturmak için nefrektomi uygulandı. Denerve ve innerveböbreklere 30 dk ve 60 dk süreyle klemp takıldı. Grup I (n=6) sadece sağ nefrektomiyapıldı, grup II (n=6) sağ nefrektomi ve sol renal artere klemp takılarak 30 dk iskemiuygulandı, grup III (n=6) sağ nefrektomi ve sol renal artere klemp takılarak 60 dkiskemi uygulandı, grup IV (n=6) sadece sağ nefrektomi ve sol böbreğe denervasyonuygulandı, grup V (n=6) sağ nefrektomi ve sol böbreğe denervasyon ve sol renalartere klemp takılarak 30 dk iskemi uygulandı, grupVI (n=6) sağ nefrektomi ve solböbreğe denervasyon ve sol renal artere klemp takılarak 60 dk iskemi uygulandı. Kanakımının yeniden sağlanmasından sonra 24 saatlik idrar toplandı ve kan üre azotu(BUN), kreatinin, sodyum, klor, potasyum ve nitrik oksit anlizleri için kan alındı.Böbrek fonksiyonları glomerüler filtrasyon hızı (GFR) sodyumun fraksiyonel atılımı(FeNa) ile değerlendirildi.Serum kreatinin ve BUN değerleri G-I. BUN(26±3 mg/dl)-Creatinin(0,52±0,06 mg/dl) grubu ile karşılaştırıldığında, G-II BUN(52±25 mg/dl)-Creatinin(0,8±0,3 mg/dl), G-III BUN(77±30 mg/dl)-Creatinin(1,3±0,6 mg/dl), G-VBUN(78±31 mg/dl)-Creatinin(1,2±0,6 mg/dl) ve G-VI BUN(110±29 mg/dl)-Creatinin(1,8±1 mg/dl) gruplarında anlamlı olarak yüksekti. G-III (0,5±0,4 ml/dk),G-V(0,4±0,3 ml/dk), and G-VI (0,19±0,14 ml/dk) gruplarının GFR değerleri G-I(1,4±0,5 ml/dk) grubu ile karşılaştırıldığında anlamlı bir azalma gözlenirken G-II(0,8±0,3 ml/dk) grubunda anlamlı bir farka rastlanmadı. FeNa grupV (%1,09±1,01)ve grup G-VI (%1,4±0,9) de 1'in üzerindeydi. Serum NO seviyesi G-I (336±111mmol/L) grubuyla karşılaştırıldığında G- V (520±129 mmol/L) ve G-VI (539±129mmol/L) gruplarında anlamlı olarak yüksekti.Çalışmamız sonucunda tek başına denervasyonun böbrek fonksiyonları üzerineetkisi olmadığını ve böbrek sinirlerinin böbrek üzerindeki etkisinin denervasyonlaortadan kalkmasının iskeminin oluşturduğu hasarın etkisini arttırdığınıdüşünmekteyiz. İskemi reperfüzyon hasarının süresinin uzamasıyla serum NOseviyesinin hemen bazal seviyeye dönmesinin geciktiğini gözlemledik.Anahtar kelimeler: iskemi-reperfüzyon hasarı, nitrik oksit, denervasyon

Umut Özsoy
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukların fiziksel zindelikleri ile akademik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

ÖZETKüçük yaşlardan beri yapılan fiziksel aktivitenin bir çok yararlarını saymakmümkündür. Fiziksel aktivitenin en önemli faydası çocukların fizikseluygunluklarının gelişmesine katkıda bulunmaktır.Düzenli spor yapan çocukların daha çok sosyal oldukları ve akademikbaşarılarının arttığı birçok kaynak tarafından desteklenmektedir.Bu çalışmanın amacı; İlköğretim çağındaki çocukların fiziksel uygunluklarıile akademik başarıları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Öğrenciler (yaş: 11-13 yıl,n=210), Antalya il merkezindeki 7 eğitim bölgesindeki okullardan seçildi.Öğrencilerin fiziksel uygunluklarının belirlenebilmesi için, pençe kuvveti, durarakuzun atlama, mekik, şınav, otur-eriş, flamingo denge ve reaksiyon sürati testleriuygulandı. Tüm öğrencilere boy, ağırlık ve deri kıvrım kalınlıkları gibiantropometrik ölçümler uygulandı. %yağları belirlendi. Öğrencilerin benlik saygısıdeğerlerini bulmak için her birine, Rosenberg Benlik Saygısı ölçeği uygulandı..Ayrıca okullardan, öğrencilerin yıl sonu not ortalamaları istenerek akademikbaşarıları hesaplandı. İstatistiksel yöntem olarak; T testi, varyans analizi, Post Hoctestlerden Tukey, ilişkilerin belirlenebilmesi için de Pearson Korelasyonu istatistikyöntemi kullanıldı.Sonuç olarak, görsel reaksiyon sürati (r= 0.192; p< 0.01) ve %yağ (r=0.143;p<0.05) ile akademik başarıları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulundu.Cinsiyete göre Fiziksel uygunluk parametreleri ile akademik başarı arasındaki ilişkiincelendiğinde, Erkek öğrencilerin akademik başarıları ile %yağları (r=0.260;p<0.01)arasında pozitif yönde ,ortalama reaksiyon süresi (r=-0.207; p<0.05) ile negatifyönde anlamlı ilişki saptandı. Bölgelere göre, Akademik Başarıları ile; 1. bölgedekiotur- eriş (r=-0.474; p<0.01) , 5. bölgedeki boy (r=-0.405; p<0.05), ağırlık (r=-0.618;p<0.01) ve BKI (r=-0.395; p<0.05) arasında negatif yönde , 3.bölgedeki, ortalamareaksiyon sürati (r=0.498; p<0.01), 5.bölgedeki ortalama reaksiyon sürati (r=0.362;p<0.05) ve 6.bölgedeki mekik testi (r=0.468; 0.01) arasında pozitif yönde anlamlıilişki saptandı.Parametrelere göre bölgeler arası fark incelendiğinde; şınav, ortalama pençekuvveti ve görsel reaksiyon sürati parametrelerinde fark görülmedi. Tüm bölgelerarasında not ortalamalarına göre; 1. bölge lehine, % yağına göre, 1. bölge aleyhine(p<0,05), benlik saygısına göre 3. bölge lehine (p<0.05), fiziksel uygunluktoplamlarına göre; 5. bölge lehine (p<0.05), % yağına göre ise 7. bölge lehine(p<0.05) fark olduğu saptandı. Flamingo denge testi ve benlik saygısıparametresinde, tüm bölgeler ile 7. bölge arasında 7. bölge aleyhine fark görüldü(p<0.05). Cinsiyetlere göre farklar incelendiğinde; kızlarda, %yağda 7. bölge lehine(p<0.05), flamingo denge testinde, 7 .bölge aleyhine (p<0.05), işitsel reaksiyontestinde 2. bölge (p<0.05), not ortalamalarında 3. bölge lehine (p<0.05) farkbelirlenirken, boy, ortalama reaksiyon sürati, benlik saygısı ve fiziksel uygunluktoplamında farka rastlanmadı. Erkeklerde, ortalama reaksiyon süratinde, 2. bölgelehine (p<0.05), not ortalamalarında, 1. bölge lehine (p<0.05), fiziksel uygunluktoplamlarında 5. bölge lehine (0.05), %yağda 7. bölge lehine (p<0.05) , flamingodenge testinde 7. bölge aleyhine fark saptanırken (p<0.05), benlik saygısı, şınav, BKIve ortalama pençe kuvvetinde anlamlı farka rastlanmadı.Anahtar Kelimeler: Fiziksel Uygunluk, Akademik Başarı, Benlik Saygısı.ivPDF created with pdfFactory Pro trial version www.pdffactory.com

Elif Evren Kaynak
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Nitrik oksit sentaz inhibisyonuna bağlı hipertansiyon modelinde egzersizin çizgili kas rezistans arter yanıtlarına etkisi

ÖZETHipertansiyonda artmış arteriyel kan basıncı koroner kalp hastalığı, kalpyetmezliği ve renal hastalıklar gibi önemli hasarlara yol açar. Esansiyelhipertansiyonun etiyolojisine yönelik önemli hipotezlerinden biri haline gelenendotelyal disfonksiyon, hem insanlarda hem de hayvanlarda gösterilmiştir. Düzenlifiziksel aktivitenin hipertansif insanlardaki ve bazı hipertansiyon modelleriyle kanbasıncı arttırılan sıçanlardaki kan basıncını düşürücü etkileri bilinmektedir. Güçlü birdamar gevşetici olan nitrik oksit (NO) üretiminin bloke edildiği, NO sentaz (NOS)enzim inhibitörü verilen hipertansiyon modelinde de aerobik egzersizin kan basıncınıdüşürdüğü ortaya konmuştur.Bu çalışmada kan basıncının düzenlenmesinde önemli yeri olan dirençarterlerinin rolü ve egzersizin etkileri göz önüne alınarak, normotansif ve hipertansifsıçanlarda direnç arterlerinin yanıtlarında egzersize bağlı olası değişiklikleraraştırıldı. Bu amaçla kontrol, egzersiz, hipertansif ve hipertansif egzersiz olarak 4deney grubu oluşturuldu. Hipertansiyon, seçici olmayan NOS enzim inhibitörünün[Nω-nitro-L-arginin metil ester (L-NAME) 25 mg.kg-1.gün-1] içme suyuna ilavesiyleoluşturuldu ve 6 hafta boyunca sürdürüldü. Egzersiz gruplarında antrenmanprotokolü hipertansiyonla eşzamanlı olarak haftada 5 gün, günde 1 saat yüzmeolarak uygulandı. Tüm hayvanlarda kan basıncı periyodik olarak non-invazivyöntemle kuyruktan ölçülerek takip edildi. Çalışmanın sonunda kas dokusundanelde edilen direnç arterleri telli miyograf ve basınç miyografı organ banyosudüzeneklerinde alınarak damar yanıtları incelendi. Bunun yanında izole edilen kasdokularında ve kas damarlarında NOS izoformlarının ekspresyonu da Western blotanaliziyle saptandı.Deney sonundaki kan basıncı değerleri her iki hipertansif grupta kontrolegöre yüksek bulunurken, hipertansif egzersiz grubu hipertansif gruba göre önemliölçüde kan basıncı düşüşü sergiledi. Endotelli protokollerde hipertansif gruptakidamarların asetilkolinle uyarılan gevşeme yanıtları değişik ajanlar varlığında (L-arginin, L-NAME) diğer gruplara göre düşüktü. Noradrenaline verilen kasılmacevapları ve sodyum nitroprussid ile uyarılan gevşeme yanıtları ise gruplar arasındahem endotelli hem de endotelsiz damarlarda farksızdı. Ayrıca solubl guanilat siklazinhibitörü varlığında ve tüm vazodilatör ajanların inhibe edildiği endotelliprotokollerde de gruplar arasında asetilkolin aracılı gevşeme yanıtları farksızbulundu. Akım aracılı gevşeme yanıtları hipertansif egzersiz grubunda egzersizledüzelirken, L-NAME varlığı gevşeme yanıtlarında belirgin azalma yarattı. Dirençdamarlarında, gevşeme yanıtlarına paralel bir bulgu olarak eNOS ekspresyonu daegzersiz yapan gruplarda artmış olarak bulundu. Kas ve damarlardaki nNOS ve kasdokusundaki iNOS izoformlarının ekspresyonu da gruplar arasında farksızdı.Sonuç olarak, 6 haftalık düzenli fiziksel aktivitenin NOS inhibisyonuylahipertansif hale getirilen sıçanlarda kan basıncını düşürdüğü teyit edilmiştir. Endotelkaynaklı NOS izoformunun ekspresyonundaki artış da göz önünde bulundurularak,direnç arterlerinin asetilkolin ve akımla uyarılan gevşeme yanıtlarına bakıldığındaNO aracılı gevşeme yolunun egzersiz yapan hipertansif grupta önem kazandığısöylenebilir.Anahtar kelimeler: hipertansiyon, L-NAME, egzersiz, NOS, miyografiv

Oktay Kuru
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Atorvastatin tedavisiyle plazma kolesterol konsantrasyonunun düşürülmesinin eritrosit mekaniğine etkileri

ATORVASTAT N TEDAV S YLE PLAZMA KOLESTEROLKONSANTRASYONUNUN DÜŞÜRÜLMES N N ER TROS TMEKAN Ğ NE ETK LERMehmet ÜyüklüAkdeniz Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Fizyoloji AD; ANTALYA3-Hidroksi-3-metilglutaril koenzim A (HMG-CoA) redüktaz inhibitörleri (statinler)yaygın bir şekilde kolesterol düşürücü ilaç olarak kullanılmaktadır. Bu enzimkolesterol biyosentez yolağının anahtar enzimidir ve HMG-CoA'nın mevalonatadönüşümünü katalizler. Bu çalışmanın amacı, normal diyetle beslenen kobaylardaatorvastatin uygulamasıyla ortaya çıkan hipokolesteroleminin eritrosit membranınınyapısına ve mekaniğine etkisini incelemektir. Atorvastatin izotonik fosfat tamponuiçinde gavajla, 20 mg/kg/gün tek doz 21 gün verilmiştir. Kardiyak ponksiyon ile kanörnekleri alındıktan sonra plazma total kolesterol, trigliserit, düşük dansititeli (LDL) veyüksek dansititeli (HDL) lipoprotein konsantrasyonları, eritrosit deformabilitesi,eritrosit membranı Na+-K+ ATPaz aktivitesi ve lipid kompozisyonu analizleri yapılmışve kontrol grubuyla karşılaştırılmıştır. Eritrosit deformabilitesi bir ektasitometrekullanılarak, lazer difraksiyon analizi ile değerlendirilmiştir. Eritrosit membranları eldeedildikten sonra Na+-K+ ATPaz aktivitesi, fosfat salınımı metoduna görespektrofotometrik olarak tayin edilmiştir. Eritrosit membranından lipidlerin eldesindensonra kolesterol ve fosfolipid miktarı enzimatik olarak ölçülmüştür. Üç haftalıkatorvastatin uygulamasından sonra plazma kolesterol, LDL ve trigliseritkonsantrasyonlarında önemli düşüşler görülmüştür (P<0.0001). Eritrosit membranıkolesterol miktarında önemli bir azalma (P<0.0001), fosfolipid miktarında (P<0.0001)ve Na+-K+ ATPaz aktivitesinde (P<0.0009) ise önemli bir artma meydana gelmiştir.Eritrosit deformabilitesinde ise herhangi bir değişiklik gözlenmemiştir. Bu çalışmanınsonuçları HMG-CoA redüktaz inhibitörü atorvastatinin, eritrosit membranı kolesterol-fosfolipid oranında ve Na+-K+ ATPaz aktivitesinde önemli değişmelere neden olduğuhalde eritrosit deformabilitesini etkilemediğini göstermiştir.Anahtar kelimeler: kolesterol, atorvastatin, eritrosit membranı, eritrositdeformabilitesi.

Mehmet Üyüklü
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2006
00