Aksaray University
Discipline

Advanced Technologies

Aksaray University

75

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Antibakteriyel ve mimik özellikte nanobiyokonjugat geliştirilmesi

S.aureus hafif deri enfeksiyonlarından, endokard iltihabı, septisemi, toksik şok sendromu gibi hayati öneme sahip pek çok hastalığa neden olan çok yaygın rastlanan insan ve hayvan patojenidir. S. aureus enfeksiyonlarda kullanılan kemoterapötiklere hızla direnç kazanmaktadır. Özellikle lizozime, metisiline ve glikopeptitlere direnç kazanması mevcut antibiyotiklerle tedavi sorunları yaşanmasına neden olduğundan yeni nesil antibiyotikler üzerinde araştırmalar yoğunlaşmaktadır.S. aureus'un hastalık oluşturma yeteneği sahip olduğu virulans faktörlerine bağlıdır. En önemli virulans faktörleri stafilokokların konak dokularında kolonize olmasını sağlayan yüzey proteinleridir. Protein A immunoglobilinleri yanlış oryantasyonda bağlayarak enfeksiyon boyunca bakteri yüzeyini çevreleyip, bakterinin kamufule olmasını sağlayan yüzey proteinidir.Bu çalışmada, protein A blokasyonuna yönelik fotosensitif Mikroemülsiyon Tekniği ile Polimerik nano IgG ler sentezlenmiş ve biyokonjugasyon yöntemi ile lizozim için polimerik nano IgG'ler üzerinde yeni bağlanma bölgeleri geliştirilmiştir. Sentez işlemlerinde floresan özelliğe sahip kimyasallar kullanıldığından aktivite testleri floresans spektrofotometrisi ile yapılmıştır. Sentezlenen nanobiyokonjugatların in vitro ortamda aktivitesi tayin edilmiştir.

Stafilokok protein AStaphylococcus
Bahar Tuba Fındık
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Romatoid artrit hastalığının proinflamatuvar sitokini olan TNF-? tabanlı nanoteranostik geliştirilmesi

Romatoid artrit (RA), bağışıklık sisteminin eklemlere saldırmasına yol açan kronik, inflamatuvar ve ağrılı bir otoimmün hastalıktır. RA' da hastalığın başlangıç sürecinde immun sistemine (bağışıklık) ait hücreler aktif hale gelirler ve bir otoimmunite süreci başlayarak hücreler kendi vücutlarına karşı savunmaya geçerler. RA tetiklendiğinde, vücudun bağışıklık yanıtı sinovyumun inflamasyonuna sebep olur. Bu süreç, inflamasyonun erken ve orta moleküler medyatörlerden sitokinlerin ve diğer inflamasyon aracılarının tetiklenmesi ile gerçekleşmektedir. RA oluşumunda, en önemli proinflamatuvar sitokinlerinden biri Tümör Nekroz Faktör-? (TNF-?) olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple TNF-? tayini, RA hastalığında, hastalığın aktivitesi konusunda doğru bilgi edinilmesini, hastalığın lokalizasyonunun belirlenmesini ve görüntülenmesini sağlayarak hastalık sürecinin anlaşılmasında önemli bir parametreyi teşkil etmektedir.Bu çalışmada, TNF-? blokasyonuna yönelik yeni nanobiyobloklayıcılar sentezlenmiştir. TNF-? ve anti- TNF-? ile sentezlenen konjugatlar, floresan özelliğe sahip nano polimerik bir formata dönüştürülmüş ve aktiviteleri test edilmiştir. Aynı zamanda TNF-? ve anti-TNF-? eklem ve kıkırdağın en önemli bileşeni olan hiyaluronik asite ve superparamanyetik nanopartiküllere konjuge edilmiştir. Karakterizasyon çalışmaları nano formatta ve konjuge haldeki TNF-? ve anti-TNF-?'nın aktivitelerini koruduğunu göstermiştir. Böylece; RA hasta örneklerinde TNF-? tayini ve blokasyonu gerçekleşebilecektir.

Suzan Yazar
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı özellikteki ZnO nanopartiküllerinin fibroblast hücreleri üzerindeki etkilerinin in vitro olarak değerlendirilmesi

Nanoteknoloji ileri teknoloji ekonomisinin en hızlı büyüyen sektörlerinden biridir. Kişisel, ticari ve medikal olarak kullanılan nanomalzemelerden günümüzde 1000'den fazla ürün elde edilmektedir. 100 nm veya altındaki boyutlarda düzenlenen nanomalzemeler elektronik, sağlık, kozmetik teknolojileri ve mühendislik endüstrisi uygulamalarında yenilikler sağlamaktadır. Kozmetik uygulamalarında yaygın olarak çinko oksit kullanılmaktadır. Nanomalzemeler üstün özelliklerine rağmen toksisite gibi bazı problemleri de beraberinde getirmektedir. Nanomalzemeler üzerinde toksikolojik bilgilerin eksikliği, nanomalzemelere maruz kalındığında ortaya çıkacak risklerin belirlenmesini zorlaştırmaktadır.Bu tezde kullandığımız farklı boyut ve şekle sahip ZnO nanotozlarının sitotoksik etkisi in vitro olarak hücre kültürü teknikleriyle araştırılmıştır. Bu amaçla Çin hamster akciğer (V79 379 A) hücreleri 100 nm ZnO, 2-8 µm ZnO plakalar ve 7 µm çubuk ZnO nanotozlarının belirli dozlarına maruz bırakıldıktan sonra, hücrelerin sitotoksisitesi, MTT ( Mitokondriyal aktivite ölçüm testi ) ve NR ( Lizozomal aktivite ölçüm testi ) testleriyle ölçülmüştür. Sonuçlar tüm maddelerin zamana ve doza bağımlı olarak sitotoksik etki yaptığını göstermiştir.Bu nanopartiküllerin hücre iskeleti üzerine etkisini araştırmak için FITC-Phalloidin boyama yapılmıştır. Bu test maddelerinde doz artışına bağlı olarak F-aktin filametlerinde bozulmalar ve hücre morfolojisinde değişiklikler saptanmıştır.

NanopartiküllerNanoteknolojiSitotoksisite+1
Kenan Işık
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Seramik mürekkep formülasyonlarında kullanılan pigmetlerin kararlılığını etkileyen parametrelerin belirlenmesi

Bu tezde, seramik mürakkeplerin formülasyonlarında kullanılan Co-aluminat, Co-silikat ve V-zirkon inorganik pigmentlerin koloidal özelliklerinin incelenmesi ve kararlılığını etkileyen parametrelerin belirlenmesi amacıyla, sulu ve susuz süspansiyonlar içerisindeki kimyasal kararlılıkları incelenmiştir. Co-alüminat ve V-zirkon pigmentlerinin organik ortam olarak kullanılan dietilen glikol (DEG) içerisindeki kimyasal kararlılığının suya oranla daha düşük olduğu ve buna bağlı olarak da zamanın bir fonksiyonu olan iyon konsantrasyonlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Pigmentlerinin sulu süspansiyonlarda kararlılığını arttırmak üzere polietilenimin (PEI), Darvan C, sodyum tripolifosfat (STPP) ve okzalik asit ilaveleri kullanılmış ancak pigment tanelerinin çözünmesini baskılanamamıştır. Ayrıca, su ve DEG ile hazırlanan süspansiyonlarda pigmentler için olası çözünme mekanizmaları tartışılmıştır. Pigmentlerin, sulu süspansiyonlarda hem proton promoted hem de ligand promoted dissolution mekanizması ile çözünürken, DEG içeren süspansiyonlarda yalnızca ligand promoted dissolution mekanizması ile çözündüğü ortaya konulmuştur.

KararlılıkPigmentlerRenk dayanımı+1
Sema Akdemir
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Yaş öğütme tekniği ile hazırlanan sialon nano tozlarının sinterleme ve mekanik özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada, nano boyutlu ? ve ß-SiAlON tozlarının yüksek hızlarda yaş öğütme tekniği ile öğütülerek hazırlanması hedeflenmiştir. En verimli öğütme sisteminin tespiti için farklı öğütme süreleri ve ortamlar (etanol, toluen ve metil etil keton, dağıtıcı olarak ise oleik asit, fosfat ester, polietilen glikol 8000 ve polivinil pirolidon) üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Öğütülen tozlar dinamik ışık saçınımı (DLS), taramalı elektron mikroskobu (SEM), BET yüzey alanı ölçme metodu ve x-ışınları analizi ile karakterize edilmiş ve geleneksel yöntemle hazırlanan tozlardan üretilen numuneler ile karşılaştırılmıştır.Nano tozlardan üretilen numunelerin, geleneksel yöntemle üretilen tozlara göre daha düşük sıcaklıkta ve daha az katkı maddesi ilavesi ile sinterlenebildiği tespit edilmiştir. Sonuçlar yoğunluk, faz kompozisyonu, mikroyapı ve mekanik özellikler göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir.

Mekanik özelliklerSialon seramikleriSinterleme+1
Onur Eser
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Halofilik arkea ve bakteria identifikasyonunda Fourier Transfrom-Infrared Spektroskopisi (FT-IR) kullanımı

Bu çalışmada halofilik prokaryotların FT-IR(Fourier Transform İnfrared Spektroskopisi) ile identifikasyonu amaçlanmıştır. Farklı besiyerleri kullanılarak 12 adet halofilik bakterinin FT-IR ile analizi yapılmıştır. Bu mikroorganizmalardan 8 tanesi Arkea domaini, 4 tanesi ise Bakteria domaini üyesidir. Ayrıca İzmir Çamaltı Tuzlasından izole edilen 6 Bakteria ve 9 Arkea domain üyesi bakterininde FT-IR profilleri çıkarılmıştır. FT-IR analizi sonrası elde edilen spektrumlar SPSS istatistik programı kullanılarak Hiyerarşik Küme Analizi yöntemi yardımıyla karşılaştırılmış ve incelenen örneklerin Arkea ve Bakteria domain olarak iki ayrı küme oluşturdukları gözlenmiştir. Çalışmada kulanılan Bakteria domain üyeleri; Chromahalobacter salexigens, Halomonas elongata, Pseudomonas halophila, Salinibacter ruber'in bir kümede, Arkea domaini üyelerinden Haloferax mediterranei,Halococcus dombrowskii, Haloarcula hispanica, Haloarcula marismortui, Haloarcula argentinensis, Halorubrum xinjiangense, Haloarcula mukohatei, Haloferax alexandrines'un ise diğer bir kümede toplandığı gözlenmiştir.

BakterilerBiyoteknolojiHalofilik bakteriler+1
Gülşah Albayrak
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessEN

Yönlenmiş mikroyapıya sahip ZnO tabanlı malzemelerin üretim süreçleri ve anizotropik özelliklerinin karakterizasyonu

Non-random distribution of orientations of the grains, which make up the polycrystalline materials, with respect to each other is called texture. This texture makes it possible to have the anisotropic properties of single crystals in the polycrystalline materials. Texture can be obtained by different processes. It is possible to control the material properties by controlling the texture. In this study, highly oriented pure ZnO materials were obtained by utilizing a strong magnetic field (12 Tesla). Microtructure and texture characteristics of the samples were characterized by x-ray and electron diffraction methods. First the process of alignment, under a magnetic field, was optimized. Then the problem of anisotropic sintering shrinkage, which emerges due to high texture, was investigated. By varying the application type of the magnetic field, the texture of the material could be controlled (Like 96 %, 75 %, 27 % and 0 % Lotgering factor). Then, the electrical resistivity (3-0.5 Ohm.cm), hardness (200-150 kgf/mm2), and thermal diffusivities (16.5-18.5 mm2/s) were measured as a function of direction and texture. These measurements showed that the symmetry of the applied magnetic field is transferred to the texture characteristic and thus symmetry of the properties of the polycrystalline material. Finally, polycrystalline ZnO specimens with the highest texture degree and quality were utilized as substrates in growth of ZnO nano-structures. It was observed that the basal and some pyramidal planes, let fabrication of individually grown, aligned nano rods, while the dense films formed on prismatic surfaces.

Kahraman Keskinbora
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Nano TiO2 fotokatalizörün iç ve dış cephe inşaat boyalarında etkisinin araştırılması

Fotokatalitik TiO2 birçok uygulama alanında kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı su bazlı boyalara fotokatalitik etkinin kazandırılması ile bakteriler uçucu organik bileşikler, hava dumanı gibi birçok çevresel sorunun önüne geçmek olacaktır. Modifiye ve orijinal TiO2 toz alkol ve bağlayıcı içinde kararlı halde hazırlanmış ve boya yüzeyine püskürtme yöntemiyle uygulanmıştır. Bununla beraber modifiye TiO2 toz su bazlı boya bünyesine katkılanmıştır. Elde edilen sonuçlardan modifiye TiO2'in orijinal TiO2 ve referans boyaya göre daha iyi sonuç alındığı görülmüştür. Modifiye ve orijinal toz karakterizasyonu Zeta potansiyeli, enerji saçınımlı X ışınları spektrofotometresi (EDX), x ışınları difraktometresi (XRD) ile yapılmıştır. Su bazlı boya karakterizasyonu UV spektrofotometre, taramalı elektron mikroskobu (SEM), enerji saçınımlı x ışınları spektrofotometresi (EDX) ile yapılmıştır. Daha sonra fotokatalitik aktivite ölçümleri yapılmıştır.

Gizem Demir
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Nitrat bazlı yarı iletken nanoyapılarda kapasitans-voltal ölçümü

Bu tezde oda sıcaklığında InN veGa1-xInxNyAs1-y örneklerde kapasitans-voltaj (C-V) ve kapasitans frekans (C-f) ölçümleriyapıldı.Deneylerdekullanılan örneklerMolecular Beam Epitaxy (MBE) büyütme sistemi ile, Crete Üniversitesi (Yunanistan) ve LAAS-CNRS (Fransa) tarafından büyütüldü. Crete Üniversitesi'nde büyütülen InN örnekler, InN tabaka kalınlığı 1,08 ?m, 2,07 ?m ve 4,7 ?m olan hacimli (bulk) örneklerdir. LAAS-CNRS tarafından üretilen Ga1-xInxNyAs1-y kuantum kuyu örnekleri , nitrür oranı %1 ve %0.4 olan katkısız örnek, Si katkılı n-tipi (nitrür oranı % 1.5) ve Be katkılı p-tipi (nitrür oranı %1.5) örneklerdir. Kapasitans-voltaj (C-V) ölçümleri 1MHz frekans altında yapıldı ve elde edilen verilerle derinliğe bağlı olarak taşıyıcı konsantrasyonları elde edildi. Kapasitans frekans (C-f) ölçümleri farklı gerilimler uygulanarak gerçekleştirildi. Bu ölçümlerle örneklerin elektriksel özellikleri incelendi.Anahtar Kelimeler: Kapasitans-Voltaj (C-V), Kapasitans Frekans (C-f), Schottky ve Ohmik Kontak, Taşıyıcı Konsantrasyonu.

Esra Yazıcı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ultrasonik sistemler ile suda Staphylococcus aureus dezenfeksiyonu

Bu çalışmada, gümüş iyonu ile desteklenmiş kesikli reaktör sisteminde (düşük frekanslı) ve sürekli akışlı reaktör sisteminde (yüksek frekanslı) ultrasonik yöntem ile su dezenfeksiyonu yapılmıştır. Çalışmalar kesikli reaktör sisteminde farklı ultrasonik frekanslarda, farklı bakteri başlangıç derişimlerinde ve farklı derişimlerde gümüş iyonu katkısının etkisi incelenerek gerçekleştirmiştir. Sürekli akışlı reaktör sisteminde yine farklı ultrasonik frekanslarda, farklı akış hızlarında, farklı sıcaklıkta ve gümüş iyonu katkısı da incelenerek su dezenfeksiyonu çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Ultrasonik sistemler kullanılarak su dezenfeksiyonunun sağlanabildiği ve sistemlerin etkinliğinin gümüş iyonu katkısı ile arttırılabildiği görülmüştür. Çalışmalar Staphylococcus aureus bakterisi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Dezenfeksiyon, Ultrasound, Gümüş İyonları, Staphylococcus aureus

BiyoteknolojiDezenfeksiyonUltrason
Filiz Bayrakcı Karel
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Askorbik asit yüklü katı lipid nanopartiküllerin kanser hücreleri üzerindeki apoptotik etkileri

Bu çalışma, askorbik asidin kanser hücrelerinde etkisini arttırmak için askorbik asit yüklü KLN'in hazırlanarak, kanser hücrelerine olan sitotoksik ve apoptotik etkilerinin belirlenmesine ve etkileşimlerinin değerlendirilmesine yöneliktir.Çalışmanın birinci aşamasında askorbik asidin H-ras 5RP7 ve NIH/3T3 hücreleri üzerine sitotoksik etkisini ölçmek için MTT testinden faydalanılmış ve apoptotik etkisini ölçmek amacıyla Akım Sitometri kullanılmıştır. İkinci aşamada, askorbik asit yüklü KLN hazırlandıktan sonra karakterizasyonu yapılmıştır. Hazırlanan nanopartiküllerin bu hücre hatları üzerinde olan sitotoksik ve apoptotik etkisi ölçülmüştür. Son olarak askorbik asit ve askorbik asit yüklü KLN'in bu hücre hatları ile etkileşimleri TEM ve Konfokal Mikroskobu kullanılarak incelenmiştir.Askorbik asit ve askorbik asit yüklü KLN'in H-ras 5RP7 ve NIH/3T3 hücreleri üzerinde olan etkileri araştırılıp, karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, askorbik asit yüklü KLN'in kanser hücreleri üzerinde apoptotik ve sitotoksik etkisinin daha fazla olduğu, yapılan karakterizasyon çalışmalarıyla bu formülasyonun uygun bir terapötik taşıyıcı olarak kullanılabileceği kararına varılmıştır.

Gamze Güney
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

AlGaN/GaN heteroeklemlerde sıcak elektron güç kaybı mekanizmaları

Metalorganic chemical vapor deposition (MOCVD) tekniğiyle büyütülmüş AlGaN/GaN heteroeklemlerde klasik Hall olayı ölçümleri sabit manyetik alan altında 1,8 - 275 K aralığında sıcaklığın fonksiyonu olarak yapıldı. Elde edilen deneysel verilerden boyuna optik (LO) fonon enerjisini hesaplandı.Sıcaklığın fonksiyonu olarak ölçülen Hall mobiliteleri literatürde verilen kuramsal saçılma mekanizmalarının sonuçlarıyla karşılaştırıldı. Kuramsal mobilite hesaplamalarında polar optik fonon saçılması, iyonize safsızlık saçılması, arka-plan (background) safsızlık saçılması, arayüzey pürüzlülüğü saçılması, piezoelektrik saçılma, akustik fonon saçılması, dislokasyon ve alaşım düzensizliği saçılması hesaba katıldı. Elde edilen verilerden düşük sıcaklıklarda alaşım düzensizliği saçılmasının, yüksek sıcaklıkta ise polar optik fonon saçılmasının başat saçılma mekanizması olduğu sonucuna varıldı.AlGaN/GaN heteroeklemdeki iki boyutlu (2D) elektronların transport özellikleri ve güç kaybı mekanizmaları Shubnikov-de Haas (SdH) osilasyonları ölçümleriyle incelendi. SdH osilasyonlarını elde etmek için ölçülen magnetorezistans Rxx(B) verilerinin ikinci türevi alındı. SdH osilasyonları periyodundan 2D elektron yoğunluğu ve Fermi enerjisi (EF?E1) belirlendi. SdH osilasyonları genliğinin sıcaklık ve manyetik alanla değişiminden 2D elektronların düzlem-içi etkin kütlesi (m*) ve kuantum ömrü (?q) elde edildi.

Güç kaybı
Özlem Çelik
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

GaSb/InAs süperörgülerinde optik destekli elektron-deşik yaratılması ve Matlab'da benzeşimi

GaSb/InAs tip II süperörgü yapıları günümüzde kızıl ötesi ışınları algılama, yani insan gözünün algılayamadığı belli IR dalga boyu aralıklarını tespit etmemize imkân sağlar. Bu yapılar belli bir elektrik alan altında çalışır. Bu tip süperörgü yapıları savunma sanayisinde kullanılan kızıl ötesi görüş sistemlerinin temel parçalarından biridir.GaSb/InAs süperörgü yapılarının çalışma prensipleri, elektron -deşik dalga fonksiyonları ve elektrik alan altında gösterdiği tepkimeyi gözlemek için bazı bilgisayar programlarından faydalanılabilir. Böylece, yapılan benzeşimlerden elektrik alan altında sistemin gösterdiği tepkime kolay bir şekilde incelenebilir.Bu tezde GaSb/InAs tip II süperörgülerinin elektrik alan altındaki benzeşimleri MATLAB aracılığı ile gözlemlenmiştir. Ayrıca bu tezde yazılan kodların geliştirilmesi ve daha kolay hale getirilmesi için yapılan çalışmalardan bahsedilmiştir. Temel olarak tek kuyu ve bariyer problemini Kronig Penney yöntemi ile çözümü yapılıp ,dalga fonksiyonlarının davranışlarından bahsedildi, Bunun yanında GaSb/InAs tip II sıralı süper örgü yapısı oluşturulup katkı yapılarak p-n eklemi elde edilmesi ve p-n ekleminin elektrik alan altında gösterdiği değişimler açıklanmıştır.En önemlisi ise yazılan kodların daha verimli ve hızlı çalışan bir program haline getirilmesi ile ilgili teknikler verilmiş ve hazırlanan arayüz programı ile MATLAB'dan bağımsız çalışma ortamı sağlanması gibi konulardan bahsedilmiştir.

Utku Kaya
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Şekil ve boyut kontrollü titanyum dioksit partiküllerinin üretimi

Bu çalışmada çözücü-kontrollü yaklaşım temel alınarak, solvotermal sentez yöntemi ile şekil ve boyut kontrollü anataz kristal formunda TiO2 tozları üretilmiştir. Gliserol organik çözücüsü ve üç farklı başlangıç titanyum kaynağı kullanılarak gerçekleştirilen bu çalışmalarda farklı tane morfolojilerine sahip TiO2 tozları sentezlenmiştir. Amorf yapıda TiO(OH)2 başlangıç tozunun 260°C'de gliserol ile kimyasal reaksiyonu sonucunda, bir metal-organik kompleksi olan titanyum gliserolat (TiGly) yapısı çözünme-tekrar çökelme mekanizması ile elde edilmiştir. TiOSO4.xH2O ve anataz kristal formunda TiO2 başlangıç tozları ise yüksek kristallik derecelerinden dolayı gliserol ile etkileşime girmemiştir. Şekil ve boyut kontrollü toz sentezinin sağlanabilmesi için hem gliserol organik çözücüsünün deprotone olması hem de kullanılan başlangıç titanyum kaynağının parçalanması gerekliliği ortaya konulmuştur. TiGly yapısının gelişimi ile 5-9 ?m uzunluğa, ~ 350 nm genişliğe ve nanometre seviyesinde de kalınlığa sahip şeffaf, çubuksu şekle sahip anataz tozları kontrollü olarak elde edilmiştir. Çubuksu morfolojideki bu tozların çok kristalli ve 30.8 nm birincil tane boyutuna sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca sentez sıcaklığı, sentez süresi ve karıştırma hızı gibi süreç parametrelerinin çubuksu şekle sahip tozların sentezinde faz dönüşümü ve tane morfolojisi üzerindeki etkileri incelenmiştir.

Titanyum dioksit
Güneş Alp Yakaboylu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Olea europaea L. ve Vitis vinifera L. ekstraktlarının biyolojik aktivitelerinin değerlendirilmesi ve ara ürün formülasyonunun geliştirilmesi

Doğal maddeler son yıllarda ilaç etken maddesi keşfinde önemli bir kaynak olarak görülmektedir. İnsanoğlu doğal kaynaklardan ve aromatik bitkilerden tedavi ve korunma amaçlı olarak asırlardır yararlanmıştır.Zeytin yaprağı (Olea europaea), sağlığa yararlı biyoaktif fitokimyasallarca zengin ve oldukça kolay ulaşılabilen doğal bir materyaldir. Zeytin yaprağı ekstraktında bulunan yüksek antioksidant özelliğine sahip fitokimyasalların, bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve antitümoral etkiye sahip olduğu çeşitli araştırmalarla kanıtlanmıştır. Üzüm (Vitis vinifera) çekirdeği proantosiyanidin özütleri (GSPE) pek çok flavonid bileşeninden oluşan bir karışımdır ve etkili antioksidant aktivite gösterdiği bilinmektedir. GSPE'lerin düşük toksisiteye sahip bileşikler olduğu ve antiproliferatif, antioksidatif ve antikarsinogenetik etkileri olduğu açıklanmıştır.Son zamanlarda yapılan deneysel çalışmalar antianjiyojenik mekanizmaların gelecekte kanser tedavisinde önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir. Bu tez kapsamında son yıllarda halk arasında kullanımı gittikçe artan zeytin yaprağı ve üzüm çekirdeği ekstraktlarının ayrı ayrı ve birlikte kullanımının sitotoksik, anjiyojenik ve antianjiyojenik aktiviteleri in vitro testler kullanılarak araştırılmıştır. Her iki ekstreye de altın kompleksleri bağlanarak oluşan yeni ara ürününün A549 ve HUVEC hücreleri üzerindeki sitotoksik etkileri ve HUVEC hücreleri üzendeki anjiyojenik ve antianjiyojenik etkileri in vitro olarak değerlendirilmiştir. Üzüm çekirdeği ekstresinin belirgin bir sitotoksik etkisi bulunmamasına karşın zeytin yaprağı ekstresinin sitotoksik etkileri belirlenmiş ve her iki ekstrenin ayrı ayrı ve bir arada anti-anjiyojenik olduğu bulgulanmıştır. Au bileşikleri ile elde edilen yeni bileşikler ise hücre canlılığına etki etmezken anti-anjiyojenik etkiye sahiptir.

Hatice Genç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan meme kanseri MCF7 hücre dizisinde fumagillinin antikanserojenik etkilerinin araştırılması

Meme kanseri, kadınlar arasında kanser nedenli ölümlerin başında yer almaktadır. Meme kanseri, semptomlarını göstermeden metastaz yapabilir. Özellikle, nonsteroidal anti-östrojen tedavide kullanılan tamoksifenin, meme kanser hastalarının yalnızca 1/3'ünde etkili olduğu açıklanmıştır. Bu gözlemler, meme kanserinin tedavisinde ve önlenmesinde yeni alternatif ajanların araştırılmasına ihtiyaç göstermektedir. Son zamanlarda, tüm dikkatler, Aspergillus fumigatustan izole edilmiş fumagillin gibi sekonder metabolitler üzerine yoğunlaşmıştır. Özellikle anjiyojenez başta olmak üzere, fumagillin in vivo tümör büyümesi ve birçok kanser metastazında güçlü inhibitör etkiye sahip olduğu bilinmektedir.Bu tez çalışmasında; fumagillinin (25, 50, 75 ve 100 µM) sitotoksik, apoptotik ve anjiyojenik etkileri, MCF7 insan meme kanseri hücreleri üzerinde araştırılmıştır. Fumagillinin MCF7 hücreleri üzerindeki sitotoksik aktiviteleri 24, 48 ve 72. saatte WST-1 (stabil tetrazolyum tuzu) yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. 24 saatlik inkübasyon sonunda da, apoptotik etkiyi belirlemek için Poli (ADP-Riboz) Polimeraz (PARP) yarıklanma ELİZA kiti ve anjiyojenik etkiyi belirlemek için de vasküler endotel büyüme faktörü (VEGF) ELİZA kiti kullanılmıştır.Çalışmanın sonunda, zamana ve konsantrasyona bağımlı olarak fumagillinin, MCF7 hücreleri üzerinde önemli derecede sitotoksik etkiye sahip olduğu, özellikle yüksek fumagillin konsantrasyonlarında PARP yarıklanma miktarları önemli düzeyde artarken, VEGF miktarlarında ise önemli düzeyde azalma olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak bu çalışmada, fumagillinin konsantrasyon ve inkübasyon süresine bağımlı olarak, MCF7 hücrelerinde önemli düzeyde sitotoksik, apoptotik ve antianjiojenik etki yaptığı belirlenmiştir. Bu nedenle fumagillinin, MCF7 hücrelerinde moleküler antikanserojenik mekanizmaları, tekli ya da kemoterapötik ajanlarla kombine çalışılarak, meme kanseri tedavisi için yeni kemoterapötik ve kemopreventif ajanların gelişimine önemli katkı sağlayacağı kanaatindeyiz.

Adnan Yaramış
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Alkali niyobat piezoseramik tozlarının yüzey ve kolloid kimyasının incelenmesi

Bu çalışmada kurşunsuz, çevreye dost alkali niyobat piezoseramik sistem grubundan potasyum niyobat (KNbO3 - KN), sodyum niyobat (NaNbO3 ? NN) ve bu iki bileşenin x = 0,5 oranındaki morfotropik faz sınırına (MPB) sahip katı çözeltisi potasyum sodyum niyobat (KxNa1-xNbO3 - KNN) tozlarının sulu ortamdaki kararlılıkları yaşlandırma süresi, ortamın pH'ı, kompozisyonel farklılık ve tane boyutu parametreleriyle incelenmiştir. Her üç sistemde de zamana bağlı pH değişimleri, sistemin H+ ya da OH- iyonlarının reaksiyona bağlı olarak harcandığı ya da üretildiği yargısına varılmıştır. Genel profilde, ICP sonuçlarına göre ABO3 perovskit yapısına sahip tozlarda belirlenmiş pH ve süre parametrelerinde A pozisyonundaki katyonlardan iyonik potansiyeli düşük olan potasyum, sodyumdan daha fazla çözünmeye uğramıştır. İyonik potansiyeli en yüksek olan B pozisyonundaki, niyobyum için ise diğer katyonlara oranla daha az çözünme görülmüştür. Elde edilen bilgiler ile, KNN sistemi için çözünme mekanizmaları tartışılmıştır. Doğrusal regresyon yöntemi ve partikül yüzey alanı üzerinden normalizasyon metodları ile sistemin difüzyon kontrollü eş olmayan çözünmeye uğradığını sonucuna varılmıştır. Ayrıca, partikül yüzeyindeki reaktif tabaka kalınlığının deneysel verilerle hesaplanmış ve bu değerin geçirimli elektron mikroskobu görüntüsündeki yüzey amorf tabaka kalınlığı ile karşılaştırılmıştır. Yapılan değerlendirmede hesaplanan ve gözlenen reaktif tabaka kalınlıkları birbirlerine yakın sonuçlar vermiştir.

Çözünme
Özcan Özmen
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil kumaşlarına uygulanan su, yağ ve kir itici aprelerin antimikrobiyal etkinliklerinin mikrobiyolojik olarak araştırılması

Bu çalışmada, antibakteriyel madde ile su, yağ, kir itici aprelerin ayrı ayrı ve birlikte antibakteriyel etkinliklerinin yıkanma sayılarına bağlı olarak değişimi mikrobiyolojik olarak incelenmiştir. Çalışmalarda deney mikroorganizması olarak tekstil endüstrisinde önemli bir parametre olan ve fekal kontaminasyon etmeni olan Escherichia coli kullanılmıştır. Kumaş çeşitleri polyester ve pamuk olup, 10 ve 20 kez yıkama işlemine tabi tutulmuştur. Sonuçlar yıkama işlemi uygulanmayan kumaşlar ile karşılaştırılmıştır. Antibakteriyel ajan olarak, ana maddesi hidroksi apetit olan ve gümüş iyonları içeren inorganik esaslı toz kullanılmıştır. Etkinliğin sağlanması amacıyla kumaş örnekleri, bakterisid etkisi bilinen gümüş (Ag+) iyonları ile belirli metotlar uygulanarak muamele edilmiştir. Bunun yanında su, yağ ve kir itici özelliğin sağlanması amacıyla Nuva2110 kullanılmıştır. Su itici özellikte olan örneklerin yalnızca pasif koruma sağladığı ve her iki kumaş türünün de etkinliğinin yıkanma sayısı ile orantılı olarak azaldığı görülmüştür. Sonuçlar birlikte değerlendirilmeye alınmış ve çalışmada kullanılan 0,10 ve 20 yıkama uygulanan örneklerin antibakteriyel özellikte olduğu tespit edilmiştir.

Antibakteriyel ajanlarAntibakteriyel aktiviteAntibakteriyel aktivite+2
Ümit Yılmaz Yıldız
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Laktik asit bakterilerinin tannaz üretim yeteneklerinin araştırılması

Bu çalışmada, daha önceki çalışmalarda fermente ürünlerden izole edilen 49 izolatın saflaştırması yapılmış ve seçilen bu izolatların riboprinter sistem ile tanımlamaları yapılmıştır. Spektrofotometrik ve görsel okuma metodu ile en yüksek aktiviteyi MT4 izolatı göstermiştir. İnce Tabaka Kromatografisi kullanılarak tannik asitten oluşan gallik asitin dekarboksilaz aktivitesi ile pirogallol ürünü gözlemlenmiştir. Seçilen birkaç izolatta SDS-PAGE yöntemi ile enzimin yaklaşık moleküler ağırlığı belirlenmiştir. Yüksek tannaz aktivitesi gösteren 9 izolat belirlenmiş ve gösterdikleri tannaz aktivitesi üzerine farklı sıcaklık, pH, substrat yoğunluğu, tannik asit konsantrasyonu ve çeşitli minerallerin etkisi araştırılmıştır. Yapılan testler sonucunda optimum sıcaklık 370 C, pH 5.0 substrat olarak kullanılan metil gallat konsantrasyonu 7 mM, tannik asit konsantrasyonu ise 1,75 mM olarak bulunmuştur. Hg+2 ve Mg+2 iyonlarının varlığında tannaz aktivitesi düşerken, Ca+2 ve Zn+2 laktik asit bakterilerinin tannaz aktivitesi üzerine etki yapmadığı görülmüştür. K+ tannaz aktivitesinde azda olsa artışa neden olmuştur. Ayrıca sürfaktan (Tween 80), şelat (EDTA), inhibitör (DMSO) ve denatüre edici ajan (Üre) ların da tannaz aktivitesine tesir etmediği saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Tannaz, Laktik Asit Bakterileri, Metil gallat, Pirogallol.

Laktik asit bakterileriTanenler
Onur Temel
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Nokodazol yüklü katı lipid nanopartiküllerin hazırlanması ve karakterizasyonu

Bu çalışma, nokodazol etken maddesinin katı lipid nanopartiküllere yüklenerek, bu KLN formülasyonlarına karakterizasyon çalışmaları yapılarak, KLN'lerin nokodazol maddesine göre daha iyi fiziksel ve kimyasal özelliklere sahip olduğunun gösterilmesine yöneliktir.Çalışmanın ilk aşamasında YPSK kullanılarak miktar tayini çalışması yapılmış ve KLN formülasyonlarının ve nokodazol'ün ilaç salımına bakılmıştır. İkinci aşamada ise, KLN'lerin partikül boyutu ve zeta potansiyelleri ölçülmüş, partikül boyutları TEM görüntüleri ile desteklenmiştir.Spektroskopik yöntemler kullanılarak KLN içindeki nokodazol maddesinin nasıl durduğuna bakılmış, son olarak da KLN'lerin kararlılık çalışmaları için SK-KS kullanılmıştır. KLN formülasyonlarının kararlılıklarını incelemek için DSC analizi yapılmıştır. Sonuç olarak da, nokodazol yüklü KLN'ler üzerine yapılan karakterizasyon çalışmalarıyla, hazırlanmış olan KLN formülasyonlarının uygun bir taşıyıcı sistem olarak kullanılabileceği kararına varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Nokodazol, KLN, TEM, Spektroskopik Yöntemler (FT-IR, Raman, NMR Spektroskopisi).

Gökhan Dikmen
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Geç Bizans-erken Osmanlı dönemi seramiklerinin arkeometrik karakterizasyonu

Arkeolojik buluntuların karakterizasyonu, geçmiş dönemde yaşamış toplumların kültür düzeyi ve teknoloji bilgisini anlamak için önemlidir. Bu çalışmada, İzmir Efes Bölgesinde bulunan Ayasuluk İsa Bey Hamamı kazılarından elde edilen 14.-15. yy. Erken Osmanlı-Geç Bizans Dönemlerine aitsırlı ve sırsız seramik örneklerin karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. Örneklerin, mikroyapısal ve mikrokimyasal çalışmaları Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ` na bağlı Enerji Saçılımlı X-Işını Spektroskopisi (EDX) , yarı nicel kimyasal analizler X-Işını Floresans (XRF), mineralojik analizler X-Işını Difraktometresi (XRD) ve mikro-Raman ile yapılmıştır. Mikro-Raman analizleri Üsküp Kril ve Methodius Üniversitesi Kimya Bölümünde gerçekleştirilmiştir. Numunelerin sır-bünye arayüzeyinde oluşan kristallerin analizi için ise Taramalı Geçirimli Elektron Mikroskobuna bağlı EDX spektroskopisi (STEM-EDX) ve XRD kullanılmıştır. Çalışma sonucunda tüm analiz sonuçları değerlendirilerek, söz konusu dönemin seramik üretim teknolojisi anlaşılmaya çalışılmıştır. Numunelerin bünyelerinde kullanılan hammaddeler, kalkerli ve kalkersiz olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Bünyelerin pişirim sıcaklıklarının, 600-1000?C arasında olduğu tahmin edilmiştir. Mikro-Raman analizi ile tüm numunelerin sır pişirim sıcaklıklarının 700?C altında olduğu belirlenmiştir. Bazı numunelerin sır-bünye arayüzeylerinde oluşan iki farklı şekilde varolan kristaller, ?kurşun-feldispat? ve ?bakır ferrit? kristalleri olarak tanımlanmıştır.

ArkeometriKarakterizasyonOrta Çağ
Merve Yaygıngöl
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Manyetik hafıza sistemleri için nano ölçekli ırmn/cofe ince film sistemlerinde manyetik-yapısal özellik ilişkisinin belirlenmesi

Bu tez çalışmasında magnetron sıçratma tekniği ile üretilen Ta(5nm)/Ru (25nm)/Ta(5nm)/NiFe(6nm)/IrMn(10nm)/CoFe(2nm)/Ta(5nm) çoklu tabaka değiş-tokuş sistemlerinde NiFe tabakasının büyütülmesi sırasında uygulanan atmalı DC güç tipinin atma frekansları (10, 20, 30 ve 50 kHz) değiştirilerek bunun IrMn tane boyutu ve antiferromanyetik/ferromanyetik ara yüzeyinde oluşan değiş-tokuş özelliklerine etkileri incelendi. X- Işını kırınımı, yansıması, sıyırma açısı kırınımı ve salınım eğrisi ölçümleri yapısal analiz teknikleri olarak kullanıldı. Yapısal karakterizasyon sonuçlarına göre 10 kHz NiFe ile üretilen çoklu tabaka sisteminde en yüksek IrMn tane boyutu ve kristal örgü değişkeni bulundu. Yine aynı numunenin en yüksek Ru ve IrMn kristal yönelim oranına sahip olduğu gözlendi. Manyetizasyon ölçümlerine göre CoFe serbest ferromanyetik tabakanın Hex (değiş tokuş alanı) değerleri önemli derecede değişmediği, ancak CoFe ve NiFe tabakalarının Hc (zorlayıcı alan) değerlerinin düştüğü gözlendi. Bu duruma göre en yüksek Hex/Hc oranına 10 kHz frekans ile üretilen numunede rastlandı. Bu sonuçlara karşın düşük tane boyutuna sahip olan 50 kHz frekansıyla üretilen numune en yüksek Jk (değiş-tokuş ara yüzey çiftlenim enerjisi) değerini gösterdi. Bu veriler doğrultusunda büyüyen tane boyutundaki domain yapılarının değiş-tokuş etkisine önemli ölçüde etki ettiği anlaşıldı. Çalışmanın ikinci deney serisi kapsamında üretilen Ta(5nm)/Ru(10nm)/Ta(5nm)/NiFe(6nm)/IrMn(10nm)/CoFe (2nm)/Ta(5nm) çoklu tabaka değiş-tokuş sistemlerinde PDC ters voltaj süresinin Ru/Ta, NiFe/IrMn ve IrMn/CoFe ara yüzey pürüzlülüklerine etkisi incelenmiş ve bunların Ru ark sayısıyla birlikte değiştiği gözlenmiştir.

Manyetik özelliklerYapısal analiz
Okan Deniz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Nano buyutlu metal kaplı elektrodlarla boyar madde giderimi

Textile processing industries are widespread in developing countries. Among the various processes in the textile industry, the dyeing process uses large volumes of water for dyeing, fixing and washing. Textile industry wastewater is characterized by suspended particles, salts, high pH and high chemical oxygen demand (COD) concentrations that discarding of these toxic wastewaters to the environment will cause a major problem. Nanotechnology techniques and materials have been prosperous in many fields and about wastewater treatment boron-doped diamond (BDD) electrodes have been successful in dye removing processes. In this study, electrochemical oxidation of Reactive Black 5 (RB5) dye using bipolar trickle tower (BTT) reactor and Raschig ring shaped boron-doped diamond (BDD) electrodes in recirculated batch mode was fulfilled. One half of the BDD electrodes act as anode and the other half as cathode. Different parameters affect the dye removing process that has been studied during experiments. Experimental parameters like flow rate, sodium sulfate concentration (Na2SO4) as supporting electrolyte, initial pH, current density and initial dye concentration were examined. The best experimental conditions obtained were as follows: current density 1 mA/cm2, natural pH, flow rate 100 mL/min, Na2SO4 concentration 0.02 mol/L. After determining best experimental conditions TOC, COD and toxicity studies have been performed to prove the reliability of this process. Under these conditions, 97% color, ~51% COD and 29.3% TOC removal were achieved. Toxicity of RB5 solution was also decreased relatively to its initial toxicity value at the same conditions.

Reza Shahbazı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bor nitrür nano tabakaları içeren polietilen filmlerin üretimi ve karakterizasyonu

Bu projede alçak yoğunluk polietilen (AYPE) nano tabakalı bor nitrür kompozitler çalışılmıştır. Hekzagonal yapıdaki bor nitrür tozları başarıyla yüksek hızlı sıvı mikro işlemci ile eksfoliye edilmiştir. Alçak yoğunluk polietilen ve nano tabakalı bor nitrür (BNNS) arafazının iyileştirilmesi ile nanokompozitin özellikleri geliştirilmiştir. Bor nitrür nano tabakalarının (BNNS) ve AYPE ara yüzey etkileşimini modifiye etmek amacı ile işlem uygulanmıştır. Ayrıca bor nitrür nano tabakaları ve AYPE ara yüzeyindeki kimyasal etkileşimi arttırmaya yardımcı olarak AYPE graft edilmiştir. Bor nitrür nano tabakalarının (BNNS) yüzeyleri, vinil trimetoksisilan (VTS) kimyasalı ile kimyasal olarak işlevsel hale getirilmiştir. Bor nitrür nano tabakalarının yüzeylerindeki silan grupları X- ışınları Difraksiyon (XRD), Termogravimetrik analiz ( TGA) ve temas açısı ölçer teknikleri ile doğrulanmıştır. Silan kimyasalı ile yüzeyi modifiye edilmiş ve edilmemiş düşük içeriklerdeki ( ağ. % 0.3, 0.5 ve 1) bor nitrür nano tabakaları ile takviye edilmiş, 2- hidroksietilmetaakrilit ( HEMA) ile graft edilmiş alçak yoğunluk polietilen (AYPE) nanokompozit filmleri eriyik ekstrüzyon metodu ile üretilmiştir. Silan kimyasalı ile modifiye edilmiş edilmemiş bor nitrür nano tabakaları içeren nanokompozit filmlerin özellikleri Dinamik Mekanik Analiz (DMA), Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC), Termogravimetrik Analiz (TGA) ve Geçirimli Elektron Mikroskobu ( TEM) teknikleri ile incelenmiştir.Bu çalışma ile bor nitrür nano tabakalarının yüzeylerinin VTS ile modifiye edilmesi sonucu takviye malzemesinin HEMA graft edilmiş AYPE matristeki dağılım durumunu etkilediği yapılan termal, mekanik ve mikroyapı analiz sonuçları ile anlaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Nano Tabakalı Bor Nitrür Yüksek Kayma Hızlı Sıvı Mikro İşlemci, Vinil Trimetoksisilan, Polietilen, Eriyik Ekstrüzyon Metodu

Bor nitrürPolietilen filmlerTermal analiz
Oya Durukan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

ELISA sistemleri için yeni bir alternatif teknoloji: Tekrar kullanılabilir afinite kuyucuklar

Enzim bağlı immunosorbant testleri (ELISA) peptidler, proteinler, antikorlar ve hormonlar gibi maddelerin belirlenmesi ve sayısal olarak değerlendirilmesi için dizayn edilmiş plaka temelli testlerdir. Tayin, konjuge edilmiş enzim aktivitesini kullanarak ölçülebilir bir ürün üreten substratın inkübasyonu yolu ile gerçekleşir. Bir enzim doğrudan olarak birincil antikora bağlanabilir ya da bu birincil antikor biyotin işaretli ise streptavidin gibi bir proteine bağlanabilir. En yaygın kullanılan enzimler Horseradish Peroksidaz ve alkalinfosfatazdır. ß-galaktozidaz, asetilkolinesteraz ve katalaz da ELISA işleyişinde kullanılabilir. Substrat seçimi sinyal-tespit için uygun bir (spektrofotometre ya da florimetre gibi) cihaza dayanır. ELISA, antikorlar veya proteinler ile kaplanan 96 kuyucuk taşıyan polistren plakalarda gerçekleşir. Bu plakalar tek kullanımlıktır. Piyasada bulunan Protein A, G, C kaplı, Biyotin kaplı, Streptavidin kaplı, amin kaplı yada antikor kaplı modifiye mikroplakalar ELISA için tercih edilir.Bu çalışmada; ELISA prosedüründe kullanılan polistren mikroplaka kuyularının modifikasyonu ile tekrar kullanılabilir mikroplakalar elde edilmiştir. Plazma yöntemi ile amin kaplanan polistren plaka kuyular, fotosensitif monomerler kullanılarak yapılan modifikasyonlarla antikorlar yada diğer proteinlerin yüzeye çapraz bağlanması için uygun hale getirilmiştir.

Şeyda Baskıncı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bor nitür nano tabakalarına ayrılmasının incelenmesi

Grafenin karbon boyutunda atomik seviyelere ayrıştırılmasıyla elde edilen üstün elektronik özellikler keşfedildiğinden bu yana iki boyutlu (2D) malzemeler bilim dünyasının ilgi odağı haline gelmiştir. Bor Nitrür (BN), yüksek termal stabilitesi, üstün mekanik özellikleri ile kullanılmakta olan bir malzemedir. BN ayrıştırma teknikleri kullanılarak Bor Nitrür Nano Tabakaları (BNNS) adı verilen 2D kristal yapılı malzemeler haline getirilebilmektedir. Bu çalışmada, sahip olduğu üstün özellikler sayesinde endüstriyel olarak fonksiyonel polimer kompozitler ve filmler gibi kullanım alanlarında BNNS'lerin, kompozit nano katkı malzemesi olarak kullanılması aşamasında matriks fazlara daha iyi bir bağlanma elde etmek için vinil-trimetoksisilan (VTS) ile silanlama işlemi uygulanmıştır. İlk olarak, sonikasyon-santrifüj tekniklerine alternatif olarak yüksek kayma hızlı sıvı mikro işlemci (Microfluidics) tekniği kullanılarak oldukça ince tabakalı bor nitrür nano tabakaları elde edilmiştir. Başlangıç tozu olarak kullanılan mikron boyutlu tabakalara sahip hekzagonal bor nitrür tozları, N,N dimetilformamid (DMF) ve kloroform ile hazırlanan solüsyon içerisinde dağıtılmış ve ardından yüksek kayma hızlı sıvı mikro işlemciden belli sayılarda belirlenen çevrimlerden geçirilerek BNNS'ler elde edilmiştir. Daha sonra elde edilen BNNS'lerin silanlama işlemleri gerçekleştirilmiş ve hem silanlı hem silansız BNNS'lerin tane boyut büyüklük analizleri, ATR modu dahil Fourier dönüşümlü kızılötesi spektrometresi analizleri, x-ışını difraksiyometre analizleri, taramalı ve geçirimli elektron mikroskobu (SEM ve TEM) analizleri, temas açısı analizleri ve termal analizleri (TGA) gerçekleştirilmiştir.

Bor nitrürKompozitlerSilanlar
Atakan Akay
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tetrahidrokarvonun biyotransformasyonu ve biyolojik etkileri

Bu çalışmada gıda ve koku sanayilerinde farklı şekillerde kullanımı olan doğal p-mentan türevi tetrahidrokarvonun (karvomenton, C10H180) 20 farklı bakteri, maya ve fungus kullanılarak mikrobiyal biyotransformasyonu araştırılmıştır. Biyotransformasyon reaksiyonları sonucunda oluşan tetrahidrokarvonun hidroksillenmiş altı türevinin yapısı gaz kromatografisi-kütle spektroskopisi (GK-KS) ile aydınlatılmıştır.Tetrahidrokarvonun Bacillus velezensis NRRL B-14580 ile biyotransformasyonuyla meydana gelen üç metabolit (p-mentan-1,2-diol ve p-mentan-2-ol'ün iki enantiyomeri) kolon kromatografisiyle saflaştırılmıştır. Metabolitlerin ve subtratın in vitro antibakteriyal, antikandidal, antioksidan özellikleri ve pankreatik lipaz enzim inhibisyonu ilk defa incelenmiştir. Tanımlanan metabolitlerden (1R,2R,5R)-p-mentan-2-ol'ün Candida glabrata'ya karşı antikandidal aktiviteye sahip olduğu, (1R-2R)-p-mentan-2-ol'ün ise pankreatik lipaz inhibisyonunun standart madde ve substrata göre daha etkin olduğu rapor edilmiştir.

Antimikrobiyal aktiviteBiyootografiBiyotransformasyon+1
Melda Dusak
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Meyve sularında patulin oluşumunun araştırılması ve patulinin laktik asit bakterileri ile detoksifikasyonu

Bu çalışmada ülkemizde üretilen ve Eskişehir piyasasında tüketime sunulan elma suları ve karışık meyve sularının başlıca kontaminantı olan patulin seviyeleri HPLC-UV yöntemiyle saptanmış ve çeşitli laktik asit bakterileri (LAB) ile patulinin biyolojik detoksifikasyonu gerçekleştirilmiştir. Geleneksel ve organik 32 tane meyve suyu örneğinin 8'inde 24.16-281.49 ?g/l arasında değişen seviyelerde patulin (PAT) saptanmıştır.Patulinin biyolojik detoksifikasyon çalışmalarında, Leuconostoc mesenteroides subs. mesenteroides (NRLL B-512), Lactobacillus kefiri (NRLL B-1839) Lactobacillus hilgardii (NRLL B-1843), Leuconostoc lactis (NRLL B-3468) ve Lactobacillus paracasei subs. paracasei (NRLL B-4560), turşuculardan ve farklı evlerden toplanmış turşulardan izole edilmiş 8 laktik asit bakteri suşu kullanılmıştır. İzole edilen bu suşların, biyokimyasal ve genotipik tanımlama yöntemleri olan VİTEK, yağ asiti metil esterleri (FAME) analizi ve ribotiplendirme ile tanımlamaları yapılmıştır. Tanımlanan izolatların Lactobacillus (Lb.) plantarum, Lb. coryniformis, Alicyclobacillus acidocaldarius ve Leuconostoc (Leu.) mesenteroides olduğu gözlemlenmiştir. Patulinin biyolojik detoksifikasyonunda bu suşların canlı ve cansız (otoklav ile inaktif hale getirilmiş) hücrelerinin etkileri araştırılmıştır. Canlı suşlardan patulini Leu. lactis (NRLL B-3468) suşunun %98.73, L. plantarum türüne ait 5 suşun %73-98 ve Leu. mesenteroides türüne ait 1 suşun %97.77 oranlarında; cansız suşlardan ise Leu. mesenteroides (22.2) suşunun %89.81 ve Lb. paracasei subs. paracasei (NRLL B-4560) suşunun ise %92.57 gibi oldukça yüksek oranlarda detoksifiye ettiği gözlenmiştir.Patulinin biyolojik detoksifikasyonunda bu çalışmada kullanılan LAB suşlarının detoksifikasyon yetenekleri ilk kez araştırılmış ve yüksek oranlarda oldukça etkili oldukları saptanmıştır.

Nagihan Oskay
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Nanogümüş katkılı antibakteriyel apre yapılmış kumaşlardan gümüş iyon salınımının araştırılması

Bu çalışmada ilk olarak etken maddesi yaş yöntemle sentezlenen kalsiyum fosfat esaslı gümüş katkılı antibakteriyel toz olan antibakteriyel apre kimyasalı üretilmiştir. Yaygın kullanılan nanogümüş katkılı ticari antimikrobiyal apre kimyasalları temin edilmiş ve üretilen apre kimyasalı ile birlikte %100 pamuk ve %100 PES kumaşlara uygulanmıştır. İşlem yapılan kumaşların antibakteriyel aktiviteleri test edilmiş ayrıca etken maddelerin kimyasal yapıları, içerdikleri gümüşün yapısı, uygulandıkları tekstil yüzeyindeki davranışları, salınım mekanizmaları, yıkama sırasında üzerlerinden salınan gümüş partiküllerinin miktarı, antibakteriyel aktiviteleri ile içerdikleri gümüş miktarı arasındaki ilişki incelenmiştir. Uygulama yapılan kumaş numuneleri mikrodalga cihazında çözülmüş salınan gümüş miktarı indüklenmiş eşleşmiş plazma (ICP-OES) cihazları ile belirlenmiştir. Uygulama yapılmış kumaşların ve kimyasalların malzeme karakterizasyonları taramalı elektron mikroskobu kullanılarak yapılmıştır. Kumaşların antibakteriyel aktiviteleri ASTM E 2149-01 standardına göre Escherichia coli bakterisine karşı test edilmiştir.

Çağdaş Aslan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Tetrahymena thermophila'ya kodon uyumu yapılmış superfolder GFP (sfGFP)'nin T. thermophila'da rekombinant protein üretimi ve flüoresan özelliğinin karakterizasyonu

Tetrahymena thermophila'da kullanılan, Aequorea victoria Yeşil Flüoresan Proteininin (Wild Type GFP) EGFP gibi değişik mutantları genellikle kodon uyumu yapılmaksızın gen lokalizasyonunda kullanıla gelmiştir. Bu tez çalışmasının amacı; GFP'nin güçlü ışıyan, hızlı katlanan, çözünürlüğü yüksek diğer bir mutant versiyonu olan Super Folder GFP (sfGFP) geninin Tetrahymena'ya kodon uyumu ve afinitik saflaştırmaya uygun hale getirilmesi, rekombinant protein üretimi ve EGFP ile deneysel kullanım açısından karşılaştırmalı karakterizasyonudur. sfGFP geninde % 21.3 sessiz mutasyon ile Tetrahymena'ya kodon uyumu sağlanmış ve N-Terminaline 6XHis takısı (6XHis-TtsfGFP) eklenmiştir. Tetrahymena ifade vektörü olan pVGF'nin PmeI-ApaI kısmına 6XHis-TtsfGFP geni klonlanarak, EGFP yerine yerleştirilmiş ve MTT1-6XHis-TtsfGFP-rpl29Ter kaseti oluşturulmuştur. Kontrol grubu olarak Tetrahymena'ya kodon uyumu yapılmamış sfGFP aynı şekilde yapılandırılmıştır. Vektörler elektroporasyon ile konjugatif hücrelere transform edilmiştir. Elde edilen TtsfGFP, sfGFP ve EGFP klonlarının CdCI2 ile indüksiyonundan sonra ki 3. saatte yapılan in vivo spektroskopik flüoresan ölçümü, TtsfGFP'nin kontrollore göre ~2.2-4 kat fazla ışıma verdiğini göstermiştir. Flüoresan mikroskop analiz bulguları; TtsfGFP'li hücrelerin maksimum görsel ışımaya 100 dk gibi kısa bir sürede ulaşmasına rağmen EGFP ve sfGFP'li hücrelerin ~240 dk'da ulaştığını göstermiştir. pVTtsfGFP vektöründe yer alan 6XHis-TtsfGFP'nin C-terminaline Tetrahymena'nın bir hipotetik geni (H) XhoI-ApaI klonlaması ile yerleştirilmiş ve Tetrahymena thermophila hücresi içinde füzyon proteinin makronükleus ile mikronükleusta lokalize olduğu görülmüştür. TtsfGFP ile TtsfGFP-H'nin Ni-NTA ile afinitik saflaştırılabilirliği SDS PAGE ve Western blot analizi yapılarak teyit edilmiştir. Araştırma bulguları, 6XHis-TtsfGFP takısının, Tetrahymena proteinlerinin lokalizasyonu ve saflaştırılmasında affinitik flüoresan takı olarak kullanılabileceğini ortaya koymuştur.

Gürkan Yılmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Tetrahymena thermophila transformasyonunda kullanılan replikatif plazmidlere tetrahymena kodon uyumlu neomisin direnç geninin aktarımı ve antibiyotik seçiciliği

Günümüzde neomisin dirençlilik geni bulunduran replikatif plasmidler ile T. thermophila'ya yapılan konjugant elektroporasyon (CET) verimliliğinin ~%1-11 aralığında olduğu bilinmektedir; ne yazık ki bu verimlilik oranı cDNA ve genomik DNA kütüphanelerini taramak için yeterli sayıda vejetatif (somatik) veya germ-hattı (kalıtsal) üretmeye yeterli gelmemektedir. Bu çalışmanın amacı; CET'in verimliliğinin kodon optimize neomisin direnç geni (neo4) ile C3 ribozomal DNA (rDNA) replikasyon orijini içeren replikatif bir plazmid ile tanımlanmasıdır. Bu çalışma ile 3.8 kb C3 rDNA replikasyon orijini pH4T2 vektöründen üretilmiş ve pNeo4 vektörünün HindIII-SalI kısmına ligasyon ile eklenerek pNeo4-ori vektörü üretilmiştir. Konjugant T. thermophila hücrelerine 15 µg pNeo4-ori'nin elektroporasyonu gerçekleştirilmiştir. Transformant hücreler ~12-24 saatlik bir beklemeden sonra SPP besiyerinde final konsantrasyonu 1 µg/ml olacak şekilde hücrelerin yarısı CdCI2 indüklenirken, diğer yarısı CdCI2'sız besiyerinde 7 gün boyunca paromomisin baskısı 100, 300 ve 600 µg/ml olacak şekilde seçilim sağlanmıştır. Sonuç olarak bu çalışma, neo4 kaseti ile C3 orijininin birlikte bulunduran pNeo4-ori vektörünün elektroporasyon ile Tetrahymena'ya transformasyonunda kullanılabileceğini göstermiştir.

Ayça Fulya Üstüntanır
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

DNA ile beslenen aç Tetrahymena thermophila hücrelerinde deoksiribonükleaz (DNaz) aktivitesinin gen ifadesi açısından karakterizasyonu

Deoksiribonükleazlar, çift ya da tek iplikli DNA moleküllerini kesen dizi bağımsız enzim grubudur. Bu enzimlerin in vivo da, apoptosis sırasında DNA parçalanması ve yabancı DNA?ların hücre içine girişini önlemek gibi çeşitli biyolojik görevleri vardır. In vitro?da ise RNA ve protein izolasyonu gibi rutin laboratuar çalışmalarında DNA kontaminasyonunu önlemek için DNaz kullanılır. Tek hücreli ökaryotik silli Tetrahymena thermophila, sistem ve moleküler biyoloji çalışmalarında yaygın şekilde kullanılan iyi tanımlanmış, ancak DNaz enzimleri yeterince araştırılmamış bir model organizmadır. Yaşam döngüsü; vejetatif, açlık ve konjugasyon olmak üzere üç evreden oluşmaktadır. Son yıllarda Tetrahymena?nın ökaryotik protein üretim konakçısı olma potansiyelinin artması nedeniyle, DNaz aktivite tanımlamasının yapılması önem arz etmektedir. Çünkü yüksek DNaz aktivitesi bir organizmanın DNA ile transformasyonunu zorlaştıran bir parametredir. Bu tez çalışması kapsamında Tetrahymena genomunda yapılan biyoinformatik taramalarla olası 5 adet DNaz II genlerinin DNaz II?lere özgü katalitik TxDHSKW motifi taşıdığı bulunmuştur. Tetrahymena DNaz II proteinleri ile yapılan filogenetik analizler ise bu grubun yüksek ökaryotların DNaz II?lerine göre atasal karakterler taşıdığını ortaya koymuştur. Deneysel olarak; aç ve vejetatif (tok) Tetrahymena hücrelerinin DNaz aktivite karakterizasyonu toplam protein üzerinden zimogram analizi ile gerçekleştirilmiş ve 28-69 kDa aralığında 5 farklı aktivite bandı belirlenmiştir. Ayrıca maksimum DNaz aktivitesi pH 5.0 civarında görülmüş olup Mg+2 iyonunun pH 7.5?te gözlenen aktivite bantlarını önemli derecede inhibe ettiği bulunmuştur. DNA ile muamele edilmiş aç Tetrahymena hücrelerinde ise zimogram deneyleri, hücre dışına salgılanan 32 kDa?luk bir DNaz aktivite bandında kısmi bir artış meydana geldiğini göstermiştir. Sonuç olarak; gelecekte Tetrahymena?nın ökaryotik rekombinant protein üretim konakçısı olarak yaygın kullanımı, bu çalışma bulguları ile daha kolaylaşmış olacaktır. Anahtar kelimeler: Tetrahymena, DNaz aktivitesi, DNaz II, DNA ile muamele.

Erhan Aslan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Farmasötik amaç için kullanılacak mikro- ve nanopartiküllere antikor bağlama ve etkinliklerinin araştırılması

Kanser hücreleri, yok edilmelerine neden olabilecek doğal ve yapay girişimleri, varlıklarının devamı için yönetebilirler. Tıbbın kanserle savaşma yöntemlerini elimine etmek ve hastanın immün sistemini kandırmak için çok çeşitli yollara giderler. Kanser en sofistike silah olan evrimi kullanarak tüm sorunların üstesinden gelir. Tedavi yöntemleri kanser hücrelerini yok edebilir, fakat etraftaki dokulara zarar vermeden bunu yapamaz. Tedavi başarılı olsa bile, kanserin yeniden güçlenmesi normaldir ve öncekinden daha da saldırgandır. Son yıllarda gelişmekte olan anti-kanser ilaçları konvansiyonel yaklaşımların dışına çıkarak hedefleme tedavisi şeklinde olmaya başlamıştır. Etkin maddenin, vücutta istenen hedef bölgeye gönderilmesinde, taşıyıcı sistemler kullanılmaktadır. Bunun birincil yararı, hedeflenen bölgede, istenen hızda en uygun etkileşim sağlanmaktadır. İlaç hedeflemenin ikinci yararı ise, etken maddenin dozunun azaltılması ve etken maddenin sadece hedef organa dağılımıyla sınırlandırılmasıdır. Böylece oluşabilecek herhangi bir yan etki veya yan etkiler en aza indirilebilecektir. Çeşitli hedef moleküllere yönelik monoklonal antikorlar kanser tedavisinde günümüzün en etkin araçları arasına girmiştir. Yüksek düzeyde seçicilik ve olumlu toksisite profilleri, yüksek maliyetlerine rağmen bu ajanların standart tedaviler içinde yer almalarını sağlamıştır. EGFR, hedef alınan moleküller arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, HER2 yi inhibe eden monoklonal antikor anti-HER2 nin mikro- ve nano boyuttaki lipofilik ilaç taşıyıcı sistemlere birleştirilmesi hedeflenmiştir. Bu sistemlerin oluşturulması ve antikoru birleştirme çalışmalarındaki ortam koşullarının -organik çözücü ile muamele, yüksek hızda karıştırma ya da ultrasonikasyon, ısıtma ya da dondurma gibi işlemlerinin- anti-HER2 üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Sonikasyon yöntemiyle lipozom ve KLN formülasyonları hazırlanarak, antikorlar hapsedilmiştir. Sonuç olarak, kimyasal bir reaksiyon veya pegilasyon gibi kaplama işlemlerine gerek duyulmadan bir hedeflendirilmiş ilaç taşıyıcı sistem hazırlanmaya çalışılmıştır. Elde edilen partiküller, nano boyutlu, homojen dağılım gösteren, transfeksiyon özelliği sağlayabilecek yüzey yüküne sahip ve partiküllerin sitotoksik etkileri düşük bulunmuştur. Uygulanan stres koşullarının antikor üzerinde belirgin bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir.

Seval Gezgin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Laktik asit bakterilerinden elde edilen ekzopolisakkaritlerin (EPS) memeli kültür hücrelerinde biyolojik aktivetisinin incelenmesi

Laktik asit bakterileri (LAB) sağlığa yararlı mikroorganizmalardır. LAB?den elde edilen ekzopolisakkaritlerin (EPS) anti-tümoral, antioksidan, bağışıklık sistemini destekleyici ve kolesterol düşürücü özellikleri bulunmaktadır. Bu çalışmada süt ve süt ürünleri ile et ve et ürünlerinden izole edilen LAB?den elde edilen farklı EPS?ler insan kolon adenokarsinoma hücreleri (Caco-2) üzerine sitotoksik ve antikanser aktivitesinin belirlenmesi amacı ile uygulanmıştır. LAB?nin farklı suşlarından elde edilen EPS?lerin sitotoksik aktivitesi MTT testi ((3-(4,5-dimethylthiazol-2-yl)-2,5-diphenyltetrazolium bromide) ile belirlendikten sonra aralarından seçilen en etkin EPS?nin kolon kanseri için önemli bir gen olan MUC5AC gen ekspresyonu üzerindeki etkisi Real Time PCR ile incelenmiştir. Sonuçlar, LAB?nden Enterococcus faecium D-36 suşundan izole edilen EPS?nin Caco-2 hücreleri üzerinde sitotoksik etkiye sahip olduğu ve bu hücrelerdeki MUC5AC gen ekspresyonu seviyesinde azalma meydana getirdiğini ortaya koymuştur. Bu sonuçlar Enterococcus faecium D-36 suşunun Caco-2 hücreleri üzerinde anti-kanser etkisinin olduğunu, yapılacak daha ayrıntılı incelemeler doğrultusunda insan kolon kanserinin engellenmesi amacıyla kullanılabileceği düşünülmektedir.

Ekzopolisakkarit
Burcugül Altuğ
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ellajik asidin C6 hücrelerinde canlılık, DNA hasarı, apoptoz ve nekroz üzerine etkileri

Epidemiyolojik araştırmalar sebze ve meyvelerden zengin diyet ile beslenme ve hastalıklar, özellikle kanser ve kardiyovasküler bozukluklar arasında ciddi bir bağlantı olduğunu belirtmektedir. Bitkisel ağırlıklı beslenmede sağlıklı hücrelerin yaşamını devam ettiren en önemli maddeler sebze ve meyvelerin içerdikleri fitokimyasallar ve biyoaktif maddelerdir. Özellikle çilekgiller gibi koyu renkli meyvelerde bolca bulunan ellajik asit ve flavanoidlerden anthosiyenin, kateşin, quersetin ve kampferol bunlardan en önemlileridir. Çilekgillerde bulunan bileşikler potansiyel, çok güçlü antioksidan güce sahiptirler. Antioksidanlar LDL-kolesterol oksidasyonunu inhibe ederek kardiyovasküler hastalık riskini ve trombosis riskini azaltmaktadırlar. Buna ilave olarak bu aktif maddelerin COX (siklooksijenaz) enzim sistemlerini in vitroda inhibe ettikleri, karsinogenezin başlangıcını, ilerlemesini durdurduğu ve tümör hücrelerinin çoğalmasını engellediği belirtilmiştir. Diyet ve sağlık arasındaki bağlantı eski çağlardan beri bilinmektedir. Günümüzde de sağlıkta yiyeceklerin çok önemli bir rol oynadığına inanılmaktadır. Bizim çalışmayı planladığımız C6 beyin glioma hücre hattında ellajik asidin canlılık, DNA hasarı, apoptotik ve biyokimyasal olarak, özellikle hücre ince yapısı üzerine çok az çalışıldığı gözlenmiştir. Bunun üzerine C6 glioma hücrelerinde ellajik asidi satın alarak öncelikle hücre proliferasyonuna, hücresel ince yapı değişikliklerine, organel yapıları ve hücrelere olan sitotoksik ve apoptotik etkilerini araştırdık.

Aboubacar Diop
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Sıcaklık ve panel açısının fotovoltaik panelin elektrik özelliklerine etkisinin incelenmesi

Bir FV güneş panelinden daha fazla elektrik elde etmek için FV güneş panelinin sıcaklığının düşük olması ve o panel üzerine düşen güneş ışınımı şiddetinin yüksek olması gerekir ki FV güneş panelleri doğrudan güneşe doğru yönlendirilmiş olması anlamına gelmektedir. Bu çalışmanın amacı iki temel hedefe ulaşmaktır. Birinci hedefi, 285W Mono-güneş panelinin Matlab Simulink kullanarak kısa devre akımı, açık devre gerilimi, maksimum güç, dolgu oranı ve panel verimi olmak üzere elektrik özellikleri açısından performansına etki eden çalışma sıcaklığı ve panel eğim açısı (güneş ışınım) faktörlerinin incelenmesidir. Çalışma sıcaklığı (10℃ : 40℃) ve panel eğim açısı (0°:75°) aralığında, çalışma sıcaklığı ve eğim açısı sırasıyla 10℃ ve 60° (ışınım şiddeti 800 W/m2) olduğunda seçilmiş güneş panelinin 249 W maksimum çıkış gücüne ve çalışma sıcaklığı ve eğim açısı ise sırasıyla 40° ve 0° (ışınım şiddeti 412 W/m2) olduğunda 98,28 W minimum çıkış gücüne ulaşabileceği bulunmuştur. Sabit sıcaklıkta (20 ℃), 10 W/m2'lik bir güneş ışınımı artışı, 285 W'lık Mono-güneş panelinin kısa devre akımı, açık devre gerilimi, maksimum güç ve verimlilikte sırasıyla 0,09A (≈ %0,97); 0,03 V (≈ %0,082); 2,7 W (≈ %0,94) ve %0,071 artmaya ve dolgu oranında %0,012'lik azalmaya neden olduğu tespit edilmiştir. Diğer yandan, sabit güneş ışınım şiddetinde (60°≈ 800 W/m2), 285 W'lık panelin panel sıcaklığındaki 1 ℃'lik artış ise açık devre gerilimi, maksimum güç, verimlilik ve dolgu oranında sırasıyla 0,25 V (≈ %0,638); 1,71 W (≈ %0,599); %0,75 ve %0,180'lik azalmaya ve kısa devre akımının ise 0,043A (≈ %0,047)'lik artmaya neden olduğunu tespit edilmiştir. Çalışmanın ikinci hedefi kapsamında, Ankara'nınYenimahalle ilçesinde kurulabilecek panellerin aylık optimum eğim açısı değerleri ocak ayından başlayarak sırasıyla; 63°, 54°, 41°, 23°, 9°, 0°, 4°, 19°, 35°, 51°, 62° ve 62° olarak belirlenmiştir. Yıllık, yaz, ilkbahar, sonbahar ve kış mevsimlerinin optimum panel eğim açısı sırasıyla 33°, 9°, 24°, 48° ve 60° olarak bulunmuştur. Aylık optimum eğim açısı kullanıldığında alınan yıllık güneş ışınım enerjisi 1919,07 kWh/m2 ve panelin ürettiği elektrik enerjisi 406,17 kWh; mevsimlik ortalama optimum eğim açısı kullanıldığında alınan yıllık güneş ışınım enerjisi 1899,15 kWh/m2 ve panelin ürettiği elektrik enerjisi 401,96 kWh ve yıllık ortalama optimum eğim açısı kullanıldığında ise alınan yıllık güneş ışınım enerjisi 1820,64 kWh/m2 ve panelin ürettiği elektrik enerjisi 385,34 kWh'tır.

Elektriksel özelliklerFotoelektrikGüneş enerjisi+7
Omar Abdulrahman Alı Ezzı Al-wadeı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı kekule hetero diradikaloidler üzerine teorik çalışmalar

Bu çalışmada anyonik diradikal(oid) yapıları üzerine öncelikli olarak heteroatom etkisi incelenmiştir. Böylece hangi heteroatomun (E=B veya Al) (E'=N veya P) singlet-triplet ve HOMO-LUMO enerji farklarına ve singlet diradikal karakterine etki ettiği değerlendirilmiştir. Devamında E (B veya Al) atomu üzerindeki elektron çekici ve verici sübstitüentlerin hedeflenen sistemler üzerindeki elektronik etkileri araştırılmıştır. Tüm hesaplamalar sonucunda incelediğimiz yapılar arasında hangilerinin yarı iletken olarak kullanılabileceği tespit edilmeye çalışılmış ve bazı cihazlarda kullanılabilme potansiyelleri değerlendirilerek rapor edilmiştir.

Emel Erkal
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Al-Cr-Mn ötektik alaşımı üzerine uygulanan ısıl işlem süreçlerinin mikroyapı, mekanik ve termoelektriksel özellikler üzerine etkisi

Bu çalışmada, yüksek saflıkta aluminyum (%99.9), krom (%99.99) ve mangan (%99.98) elementleri kullanılarak döküm fırınında yönlü katılaştırma yapılarak ötektik Al-%0.3 Cr(ağ)-%2.0 Mn(ağ) alaşımı oluşturulmuştur. Sonrasında bu ötektik alaşım numuneleri 350oC'de 1, 3, 6 ve 18 saat sürelerde ısıl işleme tabi tutulmuştur. Isıl işlem Nüve Mf 110 Kül Fırını ile gerçekleştirilmiştir. Isıl işlem sonrası numunelerin mikroyapı değişimleri, mekanik ve termoelektriksel özellikleri incelenerek, bu parametreler üzerine ısıl işlemin etkisi incelenmiştir. Mikroyapı görüntüleri FEI-Quanta FEG 250 model taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile gerçekleştirilmiştir. Mikroyapıdaki fazların Enerji Dağıtım Spektrometresi (EDS) ile niteliksel ve niceliksel element analizleri yapılmıştır. Ayrıca belirlenen aşamaları desteklemek için X-Işını Kırınımı (XRD) pikleri alınmış ve görüntü haritalaması yapılmıştır. Hem ısıl işlem görmemiş hem de ısıl işlem görmüş numunelerin sertliği, Future Tech FM700 model Vickers sertlik test cihazı kullanılarak belirlendi. 10 saniyelik bir süre boyunca 100 gramlık bir yük uygulandı. Çekme mukavemeti testleri, ASTM E4 standardına uygun olarak 4 mm çapında ve 60 mm uzunluğunda silindirik numuneler üzerinde Shimadzu Universal Tester ile ortam sıcaklığında 1 mm/dk gerinim hızında gerçekleştirildi. Ayrıca ısıl işlem prosesinin alaşımın termofiziksel özellikleri üzerine etkisi Diferansiyel Termal Analiz (DTA) yöntemi ile araştırılmıştır. Bu kapsamda, sıvı-katı faz geçişinin kinetiğini karakterize etmede önemli olan erime sıcaklığı, füzyon entalpisi ve ısı kapasitesindeki değişiklikler incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ötektik alaşım, Mikroyapı, Mekanik özellikler, Isı kapasitesi

Öznur Kahyaoğlu
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

AL-Cr-Mn ötektik alaşımı üzerine Ni ve Si ilavesinin mikroyapı, mekanik ve termoelektriksel özellikler üzerine etkisi

Bu çalışmada, Al-%0,3 Cr(ağırlık)-%2,0 Mn-%0,5 Si(ağırlık), Al-%0,3 Cr(ağırlık)-%2,0 Mn-%0,5 Ni(ağırlık) ve Al-%0,3 Cr( ağırlık)-%2,0 Mn-%0,5 Si-%0,5 Ni(ağırlık) alaşımları, yüksek saflıkta alüminyum, krom, manganez, silikon ve nikel elementleri kullanılarak döküm fırınında yönlü katılaştırma yoluyla üretildi. Bu alaşımların mikroyapı görüntüleri FEI-Quanta FEG 250 model Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) kullanılarak elde edildi. Ayrıca Enerji Dağılımı Spektrometresi (EDS) ve X-Işını Kırınımı (XRD) pikleri ölçüldü ve görüntü haritalaması yapıldı. Çekme mukavemeti testleri,, Future Tech FM700 model Vickers sertlik test cihazı kullanılarak belirlendi. 10 saniyelik bir süre boyunca 100 gramlık bir yük uygulandı. Numunelere ASTM E4 standardına uygun olarak Shimadzu Universal Tester kullanılarak çekme mukavemeti testleri yapıldı. Testler, 4 mm çapında ve 60 mm uzunluğunda silindirik numuneler üzerinde Shimadzu Universal Tester ile ortam sıcaklığında 1 mm/dk gerinim hızında gerçekleştirildi. Ayrıca ısıl işlem prosesinin alaşımın termofiziksel özelliklerine etkisi Diferansiyel Termal Analiz (DTA) yöntemiyle araştırılmıştır. Bu kapsamda, sıvı-katı faz geçişinin kinetiğini karakterize etmede önemli olan erime sıcaklığı, füzyon entalpisi ve ısı kapasitesindeki değişiklikler incelenmiştir.

Ferhat Hüyüklü
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tek tesirli yapıştırma bağlantılarında epoksi yapıştırıcı içerisine cam fiber kumaş ve nano-al₂o₃ takviyesinin bağlantı dayanımına etkisinin araştırılması

Bu çalışmada, tek tesirli yapıştırma bağlantılarında, epoksi yapıştırıcı içerisinde takviye elemanı olarak nano-Al2O3 ve cam fiber kumaş kullanılmasının bağlantı dayanıma etkisi standart çekme deneyleri ile araştırılmıştır. Deneysel çalışmada, yapıştırıcı tabakasına göre 6 farklı şekilde modellenmiş yapıştırma bağlantıları üretilmiştir. 1. modelde, sadece saf yapıştırıcı kullanılmıştır, 2. modelde, %2 nanoAl2O3 takviyeli yapıştırıcı kullanılmıştır, 3. modelde saf yapıştırıcı 0°/90° oryantasyonunda cam fiber kumaş ile takviyelendirilmiştir, 4. modelde, saf yapıştırıcı, +45°/-45° oryantasyonunda cam fiber kumaşla takviyelendirilmiştir, 5. modelde, %2 Al2O3 katkılı yapıştırıcı, 0°/90° oryantasyonunda cam fiber kumaş ile takviyelendirilmiştir, 6. modelde, %2 nano-Al2O3 katkılı yapıştırıcı, +45°/-45° oryantasyonunda cam fiber kumaş ile takviyelendirilmiştir. Çekme deneyleri sonucunda, ortalama hasar yükü, saf yapıştırıcılı modele göre kıyaslandığında; %2 nano-Al2O3 katkılı yapıştırıcı kullanılan modelde % 8,9 artmıştır, saf yapıştırıcının 0°/90° oryantasyonunda cam fiber kumaş ile takviyelendirildiği modelde % 4 azalmıştır, saf yapıştırıcının +45°/-45° oryantasyonunda cam fiber kumaş ile takviyelendirildiği modelde %6,6 artmıştır, nanopartikül katkılı yapıştırıcının 0°/90° oryantasyonunda cam fiber kumaş ile takviyelendirildiği modelde % 6,5 artmıştır, nanopartikül katkılı yapıştırıcının +45°/-45° oryantasyonunda cam fiber kumaş ile takviyelendirildiği modelde % 4,2 artmıştır. Buna göre en yüksek hasar yükü, %2 nano-Al2O3 takviyeli yapıştırıcı kullanılan bağlantı modelinde elde edilmiştir. Fiber kumaş oryantasyonunun bağlantı dayanımına etkisi gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yapıştırma Bağlantıları, Cam Fiber Kumaş, Nano-Al2O3, Fiber Oryantasyonu. Ocak, 2025; 45 sayfa

Mehmet Ali Çavuşoğlu
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Entegre optik aygıtların kararlılık ve güvenilirlik analizi

Bu çalışmanın amacı; entegre optik aygıtların entegrasyon, paketleme, test ve karakterizasyon süreçlerini analiz ederek seri üretime uygun olup olmadıklarını saptamaktır. Analizler doğrultusunda, 500'den fazla entegre optik aygıtın fiber bütünleme çalışmaları yapılmıştır ve durum D geometrisinde üretilen aygıtlar üretim hattında tercih edilmiştir. Isısal testler referans alınarak aygıtların geçen/kalan sınıflandırması yapılmıştır. Epoksi bölgelerindeki gerilim değişimi termomekanik simülasyonlar gerçekleştirilerek analiz edilmiştir, böylece deneysel bulguların desteklenmesi hedeflenmiştir. Bölge 1 üzerinde indüklenen gerilim birikmesinin önemli bir gerilim mekanizması olduğu teyit edilmiştir. Dalgakılavuzu nüvesi içerisinde indüklenen gerilim seviyesinin optik geçirgenlik üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Paketleme çalışmalarında tip 1 uygulaması kullanılarak, tekrar edilebilir ısısal testlerde aygıtlardaki güç salınımının giderildiği gözlemlenmiştir. Paketleme aşamasından sonra açık döngü sistemde elektriksel karakterizasyonlar yapılmıştır. Silikon bazlı koruyucu kaplama yapılan aygıtlarda reset sinyal pikine rastlanmamıştır. -40 °C – (+85) °C sıcaklık aralığında uygulanan ısısal testlerde sıcaklığa bağlı yarı dalga gerilimi değişimi 560 ppm/°C civarında ölçülmüştür ve bu değerin literatür araştırmalarından elde edilen sonuçlar ile tutarlı olduğu saptanmıştır. Kapalı döngü sistemde ısısal yaşlandırma işlemine bağlı olarak performans kararlılık testleri yapılmıştır. 4 farklı aygıt ile yapılan testler sonucunda, tekrarlanan sıcaklık döngüleri sayesinde dünya dönüsünde meydana gelen eğimde yaklaşık 10 kat iyileşme olduğu gözlenmiştir. Interferometre analizlerinde ise kristal içi polarizasyon sönümlenme oranı değişimi, farklı fiber ek noktalarındaki ve fiber taşıyıcı/aygıt arayüzündeki girişim durumları analiz edilmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda; entegre optik aygıtın kutuplanma değeri 50 dB olarak ölçülmüştür. Sonuç olarak; bu tezde aygıtların sensör içinde ve sensörden bağımsız olarak analizleri yapılmış olup, ürün bazında isterleri sağlayan aygıtlar seri üretim sürecine dahil edilmiştir. Üretilen entegre optik aygıtlarına çok fonksiyonlu entegre optik aygıt adı verilmiştir. Bu aygıtlar; taktik ve navigasyon seviye fiber optik dönüölçer sensörlerinin temel yapıtaşı olarak kabul edilmektedir.

Seval Dönertaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Vanadyum oksit tabanlı kızılötesi dedektör geliştirilmesi

Vanadyum oksit (VOx) bileşiklerinden VO2 ve V2O5 formundaki ince filmler, dirençlerinin sıcaklık katsayısının yüksek olması sayesinde soğutmasız kızılötesi dedektörlerde aktif malzeme olarak tercih edilmektedir. Ayrıca VOx filmleri Schottky diyot gibi elektronik aygıtların geliştirilmesinde de kullanılmaktadır. Fiziksel kaplama sistemleri ile polikristal olarak üretilebilen VOx filmlerinin, düşük direnç ve direncin sıcaklık katsayısının yüksek değerde olacak şekilde elde edilmesi kaplama süreçlerinin geliştirilmesine bağlıdır. Bu tez çalışmasında magnetron püskürtme tekniği kullanılarak büyütme süreçlerinin optimizasyonu ile VOx ince filmleri geliştirilerek karakterize edildi. Ayrıca kaplama sonrası ısıl etkinin filmlerin karakteristiklerine etkisi belirlendi. Bu kapsamda, ilk olarak, oda sıcaklığında, 30 mTorr çalışma basıncı altında n-Si ve korning cam alttaşlar üzerine 75 nm kalınlıklı V2O5 ince filmler biriktirildi. Tavlama sıcaklığının filmler üzerindeki etkisini gözlemlemek amacıyla geliştirilen filmler 300 ˚C ve 500 ˚C'de tavlandı. Elde edilen filmlerin yapısal, morfolojik ve optik özellikleri araştırıldı. Direnç ve direncin sıcaklık katsayısı açısından 500 ˚C'de tavlanan filmlerin avantajlı olduğu belirlendi. Bu veriler doğrultusunda 500 ˚C alttaş sıcaklığında ve 400 nm kalınlıklı V2O5 filminin elektronik aygıt ve kızılötesi uygulamalar için uygun olduğu belirlendi. Geliştirilen bu filmin aygıt uygulamasına bir örnek olarak metal/V2O5/Si (metal: Al, Au ve Ti) Schottky diyotları üretilerek karakterize edildi. İkinci olarak, 350 ˚C alttaş sıcaklığında n-Si ve korning cam alttaşlar üzerine farklı kalınlıklarda ve farklı kaplama basınçlarında VO2 ince filmler üretildi. Yapısal, morfolojik, optik ve elektriksel özellikleri araştırıldı. Film kalınlığının ve kaplama basıncının filmler üzerine etkisini araştırmak üzere yapılan bu çalışmada uygun film kalınlığı ve kaplama basıncı sırasıyla 150 nm ve 10 mTorr olarak belirlendi. Geliştirilen filmlerin kızılötesi algılamaya uygunluğunu belirlemek hedefiyle, bir örnek olarak, kristalinitesi yüksek, iyi optik ve elektriksel özelliklere sahip, düzgün morfolojide olan VO2 ince filmi interdijital olarak geliştirilen Au elektrotlar üzerine kaplanarak kızılötesi dedektör prototipi üretildi. Üretilen kızılötesi dedektörün TCR değerinin -1 %K-1 civarında olduğu belirlendi. Elde edilen bu duyarlılığın ticari kızılötesi dedektörlerin özelliklerine oldukça yakın olduğu değerlendirildi. Araştırmalar sonucunda, ince filmlerin üretimi, aygıt üretim süreçlerinin optimizasyonu ve tasarım başarısı, VOx ince film teknolojisine dayalı kızılötesi dedektör geliştirilmesinde ülkemize önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Meltem Dönmez Kaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Au/(nanografit-PVP)/n-Si (MPS) yapıların hazırlanması ve elektrik ile dielektrik özelliklerinin geniş bir frekans ve voltaj aralığında incelenmesi

Bu tez çalışmasında döndürme yöntemi ile üretilen nanografit (NG) katkılı polivinilpirolidon (PVP)/n-Si yapısının geniş bir frekans (1kHz-5MHz) ve voltaj (±3V) aralığında, oda sıcaklığında C-V-ƒ ve G/ω-V-ƒ karakteristiği sunulmuştur. Bu sayede temel difüzyon potansiyeli (VD), katkılanmış verici yoğunluğ (ND), Fermi enerji düzeyi (EF), maksimum elektrik alan (Em), tükenme katman kalınlığı (Wd) ve bariyer yüksekliği (ΦB) her bir frekans için çizdirilen C-2-V-ƒ grafiklerinin eksen kesim noktası ve eğiminden türetilmiştir. Ayrıca ara yüzey durumlarının (Nss) enerji yoğunluk dağılımı ve bunların durulma zamanı (τ) değerleri iletkenlik yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen düşük Nss değerleri kullanılan NG-PVP polimer ara katmanın pasifleştirici etkisinden kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Dielektrik özellikleri bakımından da incelemeye tabi tutulan Au/NG-PVP/n-Si MPS yapısında polimer ara katmanın kullanımının ara yüzey durumlarına (Nss), seri dirence (Rs), karmaşık dielektrik sabitinin (ε*) gerçel ve sanal bileşenlerindeki kutuplanmaya, kayıp tanjanta (tanδ), elektriksel iletkenliğe (σ) ve karmaşık elektrik modülüne (M*) etkileri aynı frekans aralığında -1 ila +2 V aralığında incelenmiş ve karakteristikleri belirlenmiştir. Ayrıca Rs ve karmaşık empedansın (Z*) frekansa bağlı profili dielektrik sabitinin gerçel ve sanal bileşenleri kullanılarak türetilmiştir. Elektrik modülünün sanal bileşeninde ve tanδ'da görülen pik davranışının durulma zamanı, ara katman ile n-Si ara yüzeyinde yerleşmiş Nss'in uzaysal dağılımından ve ara yüzey/dipol kutuplanmasından kaynaklı olduğu sonucuna varılmıştır. Ara yüzey durum yoğunluğunu azalması, yüzey kusurlarını gidermesi ve yüksek dielektrik değeri (6,5) sayesinde NG-PVP yaygınca kullanılan oksit/yalıtkan katmanların yerini alabilecek uygun bir aday olmuştur.

Ahmet Muhammed Akbaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek karbonlu toz metal çeliklerin martemperlenmesi ve aşınma davranışlarının incelenmesi

Toz metalurjisi uygulamaları, mühendislik parçalarının üretildiği geniş kullanım alanına sahip üretim yöntemlerinden biridir. Bu uygulamalar, karmaşık geometrili parçaların yüksek kalitede üretimini sağlamaktadır. Bu nedenle toz metalurjisi ile üretilen malzemelerin mekanik özelliklerinin ve mikroyapılarının araştırılmasına gerek duyulmaktadır. Bu çalışmada, yüksek karbonlu toz metal çelikten üretilen numunelere uygulanan farklı ısıl işlemlerin, numulerin mikroyapı ve mekanik özelliklerine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla saf demir tozu ve karbon kaynağı olarak grafit tozu kullanılarak numuneler üretilmiştir. Su atomizasyon yöntemi ile üretilen ATOMET 1001 saf demir tozuna ağırlıkça % 1,5 oranında doğal grafit tozu ve yağlayıcı olarak ağırlıkça % 0,5 oranında toz Zn stearat ilave edilerek karıştırılmıştır. Karışım tozlar, tek etkili kalıplarda 700 MPa basınç uygulanarak preslenmiş olup, ardından 1200 ˚C'de 20 dakika argon gazı ortamında sinterlenmiştir. Sinterlenen numuneler, ilk olarak 950 ˚C'de 4 dakika östenitlenmiştir. Daha sonra her bir numune sıcaklıkları 210 ˚C, 350 ˚C ve 400 ˚C olan nötr tuz banyolarında farklı sürelerde bekletilmiştir. Tuz banyosundan çıkarılan numunelere oda sıcaklığında doğrudan su verilerek martemperleme ısıl işlemi uygulanmıştır. Martemperleme ısıl işlemi uygulanan numunelerin mikroyapıları ve mekanik özellikleri incelenmiştir. Bununla birlikte, yüksek karbonlu toz metal çeliklere uygulanan ısıl işlemler sonucu oluşan martenzitik yapının beynite dönüşme süresi araştırılmıştır. Çalışmanın sonuçları, optik ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) görüntülerini içeren mikroyapı karakterizasyon çalışmalarına ve sertlik testlerine göre değerlendirilmiştir. Ayrıca kimyasal kompozisyonun güvenilir bir biçimde belirlenmesi amacıyla X-Işını kırınımı analizleri (XRD) gerçekleştirilmiştir. Mekanik dayanımı değerlendirmek için ise 10N yük ile 500 m ve 1000 m mesafede kuru ortam aşınma testleri uygulanmıştır. Aşınma testi sonrası numune aşınma yüzeyleri incelenerek numunelerin aşınma davranışları değerlendirilmiştir. Çalışmaların sonucunda yüksek karbonlu toz metal çeliklerin martenzit fazından beynit fazına dönüşüm süresi Zaman-Sıcaklık-Dönüşüm diyagramına göre elde edilmiştir. Aşınmaya en dirençli numunenin tuz banyo sıcaklığı en az olan numune olduğu tespit edilmiştir.

Kevser Ceyda Güney
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Reaktif DC magnetron sıçratma tekniği ile üretilmiş vanadyum oksit ince filmlerin gaz sensör özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada, reaktif DC magnetron sıçratma yöntemiyle üretilen vanadyum oksit sensör malzemesinin tavlama sıcaklığının değişimine bağlı olarak yapısal ve gaz algılama performansıdaki değişimler incelendi. Vanadyum oksit (VOx) ince filmler reaktif DC Magnetron sıçratma metodu ile silisyum alttaşlar üzerine büyütüldü. Üretilen ince filmler 100℃ ile 550℃ aralığında 11 farklı sıcaklıkta hava ortamında 1 saat süreyle tavlandı. Üretilen sensörlerin yapısal ve morfolojik özellikleri X-ışını kırınım cihazı (XRD), alan emisyonlu taramalı elektron mikroskopu (FESEM) ile incelendi. X-ışını kırınım desenlerinden, nispeten düşük tavlama sıcaklıklarında tavlanan filmlerin amorf yapıda iken 300℃ ve daha yüksek sıcaklıklarda tavlanan filmlerin kristal yapıda oluştuğu belirlendi. X-ışını kırınım desenlerinden Scherrer yöntemi, Williamson-Hall yöntemi ve Halder-Wagner yöntemiyle kristalit boyutları ve içsel gerilmeler hesaplanarak karşılaştırıldı. FESEM görüntülerinden tavlama sıcaklığına bağlı olarak üretilerin ince filmlerin morfolojik özelliklerinin değiştiği gözlendi. Üretilen yapıların gaz sensörü olarak optimal çalışma sıcaklığının belirlenmesi için 27-287℃ (300-560K) sıcaklık aralığında gaz algılama ölçümleri 50 ppm amonyak gazı (NH3) için yapıldı. Farklı sıcaklıklarda tavlanan sensörlerin farklı optimal çalışma sıcaklıklarına sahip olduğu görüldü. Tüm sensörler içerisinde üretim sonrası 480℃ sıcaklıkta tavlanmış olan ince film 207℃ çalışma sıcaklığında %104 duyarlılık ile en yüksek değeri gösterdi. Bununla birlikte bazı sensörler 67℃ gibi oda sıcaklığına yakın bir optimal çalışma sıcaklığında literatürle kıyaslanabilecek düzeyde duyarlılık verdi.

Semih İnceçam
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Enerji verimli yüzeylerin geliştirilmesi

Düşük yayıcı kaplamalar binaların ısınma ve soğutma giderlerini azaltmak amacı ile kullanılan yöntemlerden bir tanesidir. Bu sayede binalarda kullanılan enerji daha verimli hale gelmekte ve tasarruf sağlanmaktadır. Bu tez çalışmasında cam alttaş üzerine dielektrik/metal/dielektrik yapısı geliştirilerek enerji verimli yüzey elde edilmeye çalışıldı. Bu yapının haricinde cam alttaş ile yapı arasına yüzey pürüzlülüğünü azaltmak ve yapıyı korumak adına bir bariyer katmanı da kaplandı. İlk olarak kaplanacak malzemeleri belirlemek amacı ile optik tasarım programı kullanılarak tasarımlar yapıldı. Tasarım çalışmaları sonucunda bariyer katmanı olarak Al2O3 malzemesi tercih edilirken dielektrik katmanı olarak AZO ve metal katmanı olarak da Ag tercih edildi. En uygun kaplama koşullarının belirlenebilmesi için her katman farklı basınç, farklı güç ve farklı kalınlıklarda hazırlandı. Elde edilen sonuçlar analiz edilerek en uygun parametreler belirlendi. A2O3 için uygun kalınlık daha önce yapılan çalışmalar ışığında 25 nm olarak belirlenirken kaplama gaz akışı 5 sccm ve kaplama gücü 150 W RF olarak belirlendi. AZO katmanı için kalınlıklar alt AZO katmanı için 10 nm ve üst AZO katmanı için ise 20 nm olarak belirlenirken kaplama gaz akışı 5 sccm ve kaplama gücü 100 W RF olarak belirlendi. Ag katmanı için ilk olarak 10 nm kalınlıklı, farklı gaz akış değerlerinde kaplamalar yapıldı. Görünür bölgede en yüksek geçirgenlik değerini veren 5 sccm ve kızılötesi bölgede en düşük geçirgenlik değerini veren 50 sccm Argon gaz akışı değerlerinde optimizasyon çalışmalarına devam edildi. Belirlenen Argon gaz akışlarında farklı güç değerleri için kaplamalar yapıldı ve her iki gaz akışı değeri için de 25 W DC güç değerinin en uygun sonucu verdiği görüldü. Sonrasında her iki gaz akışı değeri için de 25 W DC güçte farklı kalınlıklarda kaplamalar yapıldı. Farklı kalınlıklarda hazırlanan Ag filmlerde, 50 sccm gaz akışında 5 nm kalınlıklı sürekli filmler elde edilebilirken, 5 sccm gaz akışında üretilen en ince sürekli filmin 7 nm kalınlıklı olduğu görüldü. Hazırlanan filmler analiz edilerek 50 sccm gaz akışında Ag atomlarının enerjilerinin azaldığını, atomların bir araya gelerek adacıklı büyümeyi tercih etmek yerine yüzeye daha homojen yayılarak, daha az boşluğa sahip ince filmler haline geldiği görüldü. Hazırlanan AZO/Ag/AZO/Al2O3/Cam yapısının 500 nm'de yaklaşık %85 optik geçirgenlik sağladığı, 2,5 µm ve 8 µm'de sırası ile %79 ve %84 yansıtma değerine sahip olduğu yapılan optik analizler sonucunda belirlendi. Hazırlanan bu yapının, yüzey direnci değeri kullanılarak yayma oranı 0,055 olarak hesaplandı. Bu değerin düşük yayıcı özelliğe sahip ticari ürünler ile rekabet edebilecek seviyede olduğu görüldü. Ayrıca belirtilen sonuçlara 5 nm kalınlığında Ag ince filmler ile ulaşılabilmesi çalışmanın değerini daha da arttırmaktadır.

Ali Emre Gümrükçü
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Cd katklı ZnO numunelerinin gaz algılama özelliklerinin incelenmesi

Teknolojinin gelişmesi ile sanayi alanında meydana gelen gelişmeler, toplumda hızlı bir üretim potansiyeline sebep olmaktadır ve bu da beraberinde sanayi sistemleri tarafından atmosfere çok miktarda bırakılan CO2, CH4, N2O gibi gazların aşırı birikmesi ile sera etkisi oluşturmaktadır. Zehirli gaz miktarının tespiti ve izlenmesi dünya çapında çevre güvenliği için çok önemli hale gelmiştir. Bu önemli sebeplerden dolayı bu tez çalışmasında, CO2 gaz konsantrasyonunu algılayabilecek gaz sensörleri geliştirildi. Katkı metalinin ve oranının gaz algılama özellikleri üzerindeki etkisini inceleyebilmek için saf ZnO ve Cd katkılı (Zn1-xCdxO, x = 0,01, 0,03, 0,05, 0,07) ince filmlerin sentezi için kimyasal banyolama yöntemi (CBD) ile metal oksit yapılar büyütüldü, yapısal ve elektriksel karakterizasyonu yapıldı. Filmleri sentezlemek için çinko asetat dihidrat Zn (CH3CO2) 2.2H2O, kadmiyum asetat dihidrat C4H6CdO4 ve amonyum hidroksit çözeltisi NH4OH sırasıyla çinko kaynağı, kadmiyum kaynağı ve kompleks ajan olarak kullanıldı. X-ışını kırınım cihazı (XRD), taramalı elektron mikroskopu (SEM) ve raman analizleri ile filmlerin yapısal ve optik özellikleri araştırıldı. Cd katkılı ince filmlerde, sensör cevabı CO2 gazı varlığında ve yokluğunda filmin direncindeki değişim ile belirlendi. Üretilen ince filmlerin arasında %3 kadmiyum katkılı sensöründe 100 ppm CO2 gaz konsantrasyonu için oda sıcaklığında % 8,7 değeri ile en yüksek duyarlılığı gösterdi. Ayrıca, 300 K ve 700 K sıcaklık aralığında dielektrik ve empedans analizleri yapıldı.

Büşra Altun
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sıcak presleme yöntemi ile üretilen Alumix-231 matrisli B4C/ SiC/Al2O3 takviyeli malzemelerin mikroyapısal ve radyoaktif zırhlama özelliklerinin incelenmesi

Bu tez çalışmasında, Alumix 231 matrisli Al2O3, SiC ve B4C parçacık takviyeli kompozit malzemeler ve takviye elemanı içermeyen Alumix-231 bloklar toz metalurjisi yöntemi kullanılarak üretilmiştir. Kompozit malzeme üretiminde matris malzemesi olarak Alumix-231 ve ağırlıkça %10 takviye elemanı Al2O3, SiC ve B4C seramik parçacıkları ayrı ayrı kullanılmıştır. Takviye elemanı ve matris tozları 3 boyutlu karıştırıcıda 30 dakika süreyle karıştırılmıştır. Karışım tozlar tek eksenli basınç altında preslenerek toz metal blok numuneler elde edilmiştir. Üretilen numunelerin Arşimet prensibi kullanılarak yoğunluk değerleri tespit edilmiştir. Üretimi gerçekleştirilen kompozit malzemelerin optik mikroskop, SEM ve EDS analizleri gerçekleştirilmiştir. Kompozit malzemelerin ve takviye elemanı içermeyen Alumix-231'in, radyasyon zırhlama özellikleri teorik olarak PSD programı ile deneysel olarak ise Co-60 ve Cs-137 radyasyon kaynakları kullanılarak incelenmiştir. Bu malzemeler için deneysel ve teorik olarak elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Teorik ve deneysel hesaplamalar sonucunda, gama radyasyonuna karşı en düşük zırhlayıcı özelliğe sahip malzeme Alumix-231+%10 B4C kompozit malzemesi iken, gama radyasyonuna karşı en yüksek zırhlayıcı özelliğe sahip malzeme Alumix-231+%10 Al2O3 kompozit malzemesi olduğu tespit edilmiştir.

Leılı Eslam Jamalgolzarı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Vanadyum oksit ince filmlerin optik sensörlerin algılama özelliklerine etkisi

Bu çalışmada, VOx arayüzün diyot ve sensör parametreleri üzerine etkisinin araştırılması Au/n-Si ve Au/VOx/n-Si örnekleri üretildi. İnce filmler, magnetron sıçratma sistemi kullanılarak büyütüldü. Cihazın yüzey morfolojisi SEM kullanılarak gözlemlendi ve XRD ve EDS kullanılarak yapısal karakterizasyon araştırıldı. Bu analizler, n-Si yüzeyinde homojen olarak kaplanmış VOx ince film olduğunu gösterdi. Au/VOx/n-Si/Au cihazının akım-gerilim (I-V), kapasitans-gerilim (C-V) ve iletkenlik-gerilim (G/ω-V) karakteristikleri 1 kHz ile 1 MHz frekans aralığında +4V ile -4V besleme voltajları arasında oda sıcaklığında ölçüldü. Deneysel sonuçlar, Au/VOx/n-Si/Au cihazının elektriksel özelliklerinin frekans ve bias gerilimi ile yakın bir ilişkisi olduğunu gösterdi. Cihazın kapasitans değeri VOx etkisi ile 2.5x10-9 F'den 4.5x10-9 F'ye yükseldi ve kapasitans artışı sonucunda dielektrik sabiti 3000'den 5000'e yükseldi. Ayrıca, her iki numune de 300 K-500 K sıcaklık aralığında 1 kHz-1 MHz frekans aralığında C-V ve G-V ölçümleri yapıldı ve aygıt performansının sıcaklığa bağlı olduğu anlaşıldı. Karşılaştırma için oluşturulmuş ve metal oksit yapısı VOx etkisi ile yüksek dielektrik katsayısına sahip bir aygıt olarak başarıyla kullanılabileceği gösterildi. Ayrıca, üretilen aygıtın beyaz ışığa ve 380 nm- 780 nm arasında değişen dalgaboylarındaki ışığa karşı duyarlılıkları ölçüldü. Özellikle 380-480 nm dalga boyu aralığındaVOx ara yüz malzemesinin etkisi ile foto akım (Iph) değeri arttı ve yine ara yüze malzemesinin etkisi ile ışığa karşı olan tepki özellikle de 480 nm dalga boyunda tepe noktasına ulaştı. Bütün sonuçlar ele alındığında, Vanadyum Oksit ara yüz malzemesinin yapının diyot parametrelerine pozitif yönde etki ettiği ve bu yapının iyi bir foto sensör olarak kullanılabileceği anlaşıldı.

Adem Saraç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sağ koroner damarın difüzyonla sınırlı kümeleşme (DLA) modeli ile simülasyonu

Bu çalışmada kalbin beslenmesini sağlayan iki ana damardan biri olan sağ koroner damar, iki boyutlu uzayda difüzyonla sınırlı kümeleşme (DLA) modeli kullanılarak elde edilmiştir. Bu çalışmada Eclipse ortamında Java yazılım dili kullanılarak modelleme algoritması oluşturulmuştur. Bu algoritma sağ koroner damarın iki farklı açıdan görüntüsünü elde etmek için kullanılmıştır. Elde edilen simülasyon görüntüleri Koroner Anjiyo Grafiği görüntü ile uyum halindedir.

Borkan Büyükayan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00