Amasya University
Discipline

Department of Primary Education

Amasya University

942

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Azerbaycan ilkokullarında müzik derslerinde nota öğretiminin karşılaştırılması

Türkiye ve Azerbaycan İlkokullarında Müzik Derslerinde Nota Öğretiminin Karşılaştırılması adlı tez çalışmamızda; iki ülke arasındaki eğitim sisteminde var olan sistemleri karşılaştırmalı bir değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmada öncelikle dünya düşünce tarihi içerisinde var olan çeşitli filozofların müzik üzerine olan düşünceleri incelenmiştir. Bu inceleme neticesinde ünlü filozofların müzik hakkında görüşlerine yer verilmiştir. Filozof görüşlerinden sonra; bahse konu olan ülkelerin müzik tarihlerine değinilmiştir. Bu bağlamda öncelikle Azerbaycan Müzik Tarihi incelenip, önemli şahıslar ve eserleri üzerinde durulmuştur. Azerbaycan Müzik Tarihi anlatımından sonra; Türkiye Müzik Tarihi üzerinde durulmuştur. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti dönemi müzik eğitimi üzerinde durulmuştur. Müzik tarihi değinilmesinden sonra; ilk önce Azerbaycan eğitim sistemi içerisinde ilkokullarda okutulan müzik ders kitapları incelenmiş ve bu kitaplar içerisinde ki nota öğretimi ön dikkate alınarak durum değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu incelemenin ardından Türkiye ilkokullarındaki müzik ders kitapları incelenmiş ve aynı metot burada da uygulanmıştır. Bu inceleme esnasında derslerin müfredatları ve resmi uygulamaları da dikkate alınmıştır. Karşılaştırmalı incelemeler neticesinde; Azerbaycan ders kitapları içerisinde nota öğretimi yanı sıra öğrenci ilgisi için var olan resim, şiir gibi görsel ve yazınsal eserlerin Türkiye'deki ilkokul müzik ders kitaplarına göre daha iyi olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Nota Öğretimi, Karşılaştırma, Azerbaycan, Türkiye, İlkokul

AzerbaycanKaynaştırma eğitimiMüzik+7
Mubariz Asgarov
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

5. sınıf öğrencilerinin karşılaştığı problemlerin paydaş görüşlerine göre incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı; ülkemizin zorunlu eğitim tarihini araştırarak 12 yıllık zorunlu eğitim sürecinde 4+4+4 yeni eğitim sistemi ile birlikte 5. sınıf öğrencilerinin, öğretmenlerin, velilerinin ve idarecilerinin karşılaştıkları sorunları; öğretmen, veli ve idareci görüşlerine göre incelemektir. Araştırmanın örneklemi 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Ağrı ilinde bulunan okulların sosyo-ekonomik düzeylerine göre alt, orta ve üst seviye olarak seçilen 6 tane ortaokulun branş öğretmenleri, rehber öğretmenleri, idarecileri ve velileri oluşturmaktadır. Bu araştırma II. kademeye geçiş yapan 5. sınıf öğrencilerinin; idarecileri, öğretmenleri ve velilerinin görüşlerini incelemeyi amaçlayan tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmada öğrencilerin uyum süreci ile ilgili derinlemesine bilgi edinmek amacıyla, nitel araştırma yöntemlerinden en çok kullanılan görüşme tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından literatür desteği ile hazırlanmış olan görüşme formu ile toplanmıştır. Form hazırlanmadan önce literatür taranmış benzer çalışmalarda kullanılan sorulardan ve araştırmacının önemli gördüğü konularla ilgili sorulardan madde havuzu oluşturulmuştur. Bu madde havuzundaki sorulardan benzer olanlar birleştirilmiş amaca uygun görülmeyenler çıkarılmış ve uzman görüşüne sunulmuştur. Son şekli verilen form araştırmada kullanılmıştır. Son bölümde ise sonuç öneri ve tartışmalarda elde edilen sonuçların analizi belirtilmiş ve başka uygulayıcılar için öneriler ve gerekli tartışmalar çalışmanın son bölümüne eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: 4+4+4 Eğitim Sistemi, Zorunlu Eğitim, Öğretmen, İdareci, Veli

EğitimEğitim sorunlarıOrtaokul öğrencileri+4
İbrahim Kaplan
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hayat bilgisi dersi öğretiminde materyal kullanımına ilişkin öğretmen görüşleri

Bu araştırma Hayat Bilgisi dersi öğretiminde materyal kullanımı ile ilgili olarak öğretmenlerin görüşlerini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerine göre yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ilinde ilkokullarda görevli sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde ilkokularda görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, anket ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak kullanılan anket formunun birinci bölümünde; öğretmenin kişisel bilgilerine yönelik dört soruya yer verilmiştir. İkinci bölümünde ise; öğretmenin kullanmış olduğu materyallere ilişkin 11 soruya yer verilmiştir. Araştırmada kullanılan yarı yapılandırılmış görüşme formu ise 7 adet açık uçlu sorudan oluşmaktadır. Araştırmada 195 sınıf öğretmenine anket uygulanmış ve 16 sınıf öğretmeniyle de görüşme yapılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin Hayat Bilgisi dersi öğretiminde materyal kullanımının etkililiğine inandığı, kullanılan materyallerin dersi anlamayı daha iyi sağladığı ve derse odaklanmayı artırdığı sonucu elde edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Hayat Bilgisi Dersi, İlkokul, Materyal, Sınıf Öğretmenleri

Araç-gereçlerEğitim araçlarıHayat bilgisi+4
Memet Şahan
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Evde eğitim hizmetlerinde yer alan öğretmen, veli ve yetkililerin evde eğitim hizmetlerine yönelik görüşleri

Bu araştırmanın temel amacı; evde eğitim hizmetlerinde rol alan öğretmenler, veliler ve yetkililerin uygulamaya ve sürece yönelik görüşlerini belirlemektir. Nitel araştırma türünde betimsel bir durum çalışması olan araştırmanın örneklemini 2016-2017 eğitim- öğretim yılında Ağrı ilinde evde eğitim hizmetlerinde rol alan amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi ile belirlenen 31 öğretmen, evde eğitim alan 7 öğrencinin velisi ve rehberlik araştırma merkezinde evde eğitim hizmetlerinde görev alan 2 yetkili oluşturmaktadır. Veriler, araştırmanın amacı doğrultusunda alanyazından hareketle ve alanında uzman kişilerin görüşleri alınarak hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; evde eğitim hizmetlerinde rol alan öğretmenler, veliler ve yetkililer evde eğitim hizmetinin öğrencinin gelişimine katkı sağlayan güzel ve faydalı bir uygulama olduğunu ve bu hizmetin okula gitme imkanı olmayan öğrencilerin akademik gelişimlerini sürdürebilmeleri açısından gerekli olduğunu belirtmişlerdir. Bunun yanı sıra paydaşlar evde eğitim hizmetinin eğitimde fırsat eşitliğini sağlayarak bireylerin hayattan kopmalarını engellediğini, birebir eğitim ve anında dönüt ile gelişimlerinin daha rahat takip edildiğini ve bu şekilde okula gidemeyen bireylerin de eğitim hayatlarının devam ettiğini belirtmişlerdir. Yetkililer ve veliler evde eğitim sürecinde yönetmeliğe uygun olarak hareket etmektedir. Öğretmenler ek gelir, tecrübe edinme gibi birbirinden farklı amaçlarla evde eğitim hizmetlerinde görev almak için başvuruda bulunmuştur. Öğretmenler ve yetkililer çeşitli sorunlarla karşılaştıklarını, veliler ise hiçbir sorunla karşılaşmadıklarını belirtmişlerdir. Paydaşlar sürecin daha etkili hale gelebilmesi için materyal eksikliğinin giderilmesi, öğretmenlerin bilinçlendirilmesi, sosyalleşmenin sağlanması, ek ders ücretlerinin arttırılması gibi farklı önerilerde bulunmuşlardır. Anahtar Kelimeler: Evde eğitim, öğretmen, veli, yetkili.

Ana-baba algısıEv okullarıEvde çalışanlar+6
Aylin Aslan
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarıyla çocuk sevme düzeyleri arasındaki ilişkinin farklı değişkenler açısından incelenmesi (Ağrı ili örneği)

Araştırma, öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarıyla çocuk sevme düzeyleri arasındaki ilişkinin farklı değişkenler açısından incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmada ilişkisel nitelik taşıyan tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2016-2017 öğretim yılında Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi sınıf öğretmenliği ve okul öncesi öğretmenliği anabilim dalında öğrenim gören 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri 'Kişisel Bilgi Formu', 'Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği' ve 'Barnett Çocuk Sevme Ölçeği' kullanılarak toplanmıştır. Çalışmanın verileri bilgisayar ortamında t Testi, Tek Yönlü Anova, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi, Basit Doğrusal Regresyon Analizi, yüzde ve frekanslar yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın örneklemini, ulaşılabilen ve araştırmaya katılmayı kabul eden 109'u erkek, 218'i kadın cinsiyette olmak üzere toplam 327 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Ayrıca katılımcıların %78'inin (n=255) 21-23 yaş aralığında olduğu görülmektedir. • Çocuk sevme açısından erkeklerin puan ortalamaları =81.63 ve kadınların puan ortalamaları =86.52 ve öğretmenlik mesleğine yönelik tutum açısından erkeklerin puan ortalamaları = 130.04 ve kadınların puan ortalamaları = 145.62 olarak saptanmıştır. Analiz sonucunda çocuk sevme (t= -2.688; p< .05) ve öğretmenlik mesleğine yönelik tutuma (t= -4,945; p< .05) ait puan ortalamalarının anlamlı düzeyde farklı olduğu ve hem çocuk sevme hem de öğretmenlik mesleğine yönelik tutumda kadınların puan ortalamaları erkeklerin puan ortalamalarından daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çocuk sevme ile öğretmenlik mesleğine yönelik tutum arasında (r= .46; p< .01) istatistiksel olarak anlamlı ileri düzeyde ve pozitif yönde ilişki saptanmıştır.Araştırmada öğretmen adaylarının mesleki tutumlarının çocuk sevgisinden orta düzeyde etkilendiği belirlenmiştir. Bu nedenle öğretmen adaylarına lisans eğitimleri esnasında daha fazla pedogojik eğitim verilmesi ve bu eğitimin uygulama dersleri ile pekiştirilmesi önerilmektedir.

Aday öğretmenlerAğrıÇocuk sevgisi+2
Esra Ayeş Aslan
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçenin yeterince etkin ve güzel konuşulmadığı yerlerde ilkokuma yazma öğretiminde öğretmenlerin karşılaştığı sorunlar (Ağrı ili örneği)

Bu tezin amacı, Türkçenin yeterince etkin ve güzel konuşulmadığı yerlerde ilkokuma yazma öğretiminde öğretmenlerin karşılaştığı problemleri belirlemektir. Bu araştırma nicel bir çalışmadır. Araştırmada nicel araştırma modellerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında Ağrı ili merkez ilçe ve merkeze bağlı köylerindeki ilkokullarda görev yapan 100 birinci sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri,"Anadili Türkçe Olmayan İlkokul Öğrencilerine İlkokuma Yazma Öğretiminde Karşılaşılan Sorunlar Ölçeği (ATOİYSÖ)" aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde, betimsel istatistik teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, Türkçenin yeterince etkin ve güzel konuşulmayan yerlerde görev yapan sınıf öğretmenlerinin ilkokuma yazma öğretimin hazırlık aşamasında ağırlıklı olarak, sesi hissetme ve tanıma, seslerden heceler, kelimeler, cümleler ve metin oluşturma ve iletişim boyutunda orta düzeyde ve okuryazarlığa ulaşma aşamasında kısmen sorun yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf öğretmeni görüşlerinin; mezun olunan fakülte türü değişkenine göre ilkokuma yazmaya hazırlık aşaması, sesi hissetme ve tanıma aşaması, seslerden heceler, kelimeler, cümleler ve metin oluşturma aşaması ve iletişim aşamasında, görev yeri değişkenlerine göre hazırlık aşaması, seslerden heceler, kelimeler, cümleler ve metin oluşturma aşaması ve iletişim boyutunda, sınıfın birleştirilmiş veya bağımsız olma durumu değişkenine göre sesi iletişim boyutunda anlamlı biçimde farklılaştığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: İlkokuma yazma öğretimi, ana dil, iki dillilik, sınıf öğretmeni, birinci sınıf öğrencisi, ilkokul

AğrıEğitim sorunlarıKonuşma problemi+7
Alinail Aslan
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Zenginleştirilmiş öğrenme etkinliklerinin 4. sınıf öğrencilerinin simetri konusundaki başarısına etkisi

Bu çalışmanın temel amacı; zenginleştirilmiş öğrenme etkinlikleri ile verilen simetri eğitiminin 4. sınıf öğrencilerinin simetri konusundaki başarısına ve simetriye yönelik algılarına etkisini incelemektir. Simetri; karşılıklı iki kısmın uygunluk gösterişi, nesnelerin, şekillerin, varlıkların karşılıklı iki kısmı arasında biçim ve hacimce benzerlik oluşuna denir. Simetri bir matematik konusudur. Matematik ise; evrensel bir disiplin olup diğer disiplinlerin hem ilerleyip gelişebilmesine katkı sağlayan hem de kendi gelişimi için her disiplinden yarar elde eden bir alandır. Matematik sahip olduğu önem sayesinde ülkemizde ve diğer ülkelerde eğitim öğretim faaliyetlerinin vazgeçilmez bir ders olmuştur. Simetri ve zenginleştirilmiş öğrenme etkinlikleri ile ilgili alan yazında birçok araştırma bulunmaktadır. Ancak ilköğretimde zenginleştirilmiş öğretme etkinlikleri ve simetriye dair araştırmaların sayısı çok azdır. Bu yüzden öncelikle simetri konusu üzerine zenginleştirilmiş öğrenme etkinlikleri içeren ders planları hazırlanmıştır. (Bu ders planları; mangala oyunu, satranç oyunu, drama etkinlikleri, ezgili etkinlikler, bilgisayar destekli etkinlikler, ip baskısı, origami sanatı, taban bloklar, legolar, çeşitli somut materyaller vb. şeyler içermektedir.) Bu çalışmada nicel + nitel araştırma yaklaşımları kullanılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı öğretim programında yer alan simetri kazanımları dikkate alınarak bir başarı testi geliştirilmiştir. Deney ve kontrol grubu (30+25) oluşturulmuştur. Deney grubuna zenginleştirilmiş öğrenme etkinlikleri içeren ders planı, kontrol grubuna ise MEB planı çerçevesinde normal ders planı uygulanmıştır. Bu gruplara geliştirilen başarı testi hem ders öncesi hem de ders sonrası uygulanarak öğrencilerin başarıları incelenmiştir. Simetriye yönelik algılarını belirlemek amacıyla da yarı yapılandırılmış görüşme formu oluşturulmuş; deney ve kontrol grubu öğrencileri ile ön görüşme ve son görüşme yapılarak simetri ile ilgili algı değişimleri belirlenmiştir. Son olarak kalıcılık testi ile öğrenmelerin kalıcılığı belirlenmiştir. Elde edilen veriler daha sonra analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde zenginleştirilmiş öğrenme etkinliklerinin simetri başarısı ve algısı üzerinde anlamlı bir faydasının olduğunu ve kalıcılık üzerine etkisinin daha fazla olduğunu göstermiştir. Bu doğrultuda başka uygulayıcılar ve araştırmacılar için zenginleştirilmiş öğrenme etkinliklerini matematik eğitiminin diğer konularına uygulayabilecekleri, zenginleştirilmiş öğrenme etkinliklerine dair öğretmenlere, idarecilere ve ailelere seminerler, çalıştaylar ile eğitim verilebileceği gibi önerilerde bulunulmuştur.

Eğitim etkinliğiSimetriZenginleştirilmiş eğitim programı+4
Çimen Özkartal
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul bahçelerinin ilkokul 4.sınıf öğrencileri ve öğretmenlerinin görüşlerine göre değerlendirilmesi: Ağrı ili örneği

Bu araştırmanın temel amacı; okul denildiğinde okul bahçelerinin eğitimdeki yerinin öğrenci ve öğretmenlerce nasıl anlaşıldığını tespit etmektir. Nitel araştırma türünde olan bu çalışmada; araştırmanın çalışma grubunu 2014-2015 eğitim öğretim yılında Ağrı ilinde bulunan sosyo- ekonomik düzeylerine göre iyi-orta-kötü olan ilkokullardan 3'ü devlet okulu, 1'i özel okul olmak üzere toplam 4 tanesinden amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi ile seçilen 40 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Ayrıca bu okullarda çalışan gönüllü 20 öğretmen ile de okul denilince ne anladıkları üzerine görüşme yapılmıştır. Araştırmaya katılan ilkokullara 5 ilkokul daha eklenerek toplam 9 ilkokulun bahçeleri Başbay'ın hazırladığı kontrol listesi kullanılarak kıyaslanmış, gerekli yerlerin fotoğrafları çekilmiş ve elde edilen verilerin yüzde, frekans değeri alınarak tablo ve grafikleri oluşturulmuştur. Bu sayede; oyun aletleri, spor alanları, dinlenme alanları, koşu alanı, çeşme, güvenlik için duvar, ağaçlık alanlar, çiçeklikler, oturak ve benzeri imkânların olup olmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar neticesinde okul bahçesi büyük ve donanımlı olan okullardaki öğrencilerin okul bahçelerinden memnun olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin okul algısına ilişkin görüşlerine bakıldığında ise tümel bir görüşün olmadığı okul denilince sadece 'bina' yargısının ortaya çıkıp okul bahçesinin tamamen unutulduğu ve eğitimin içine dahil edilmediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Okul bahçesi, Öğrenci görüşleri, Öğretmen görüşleri

AğrıDeğerlendirmeMekansal değerlendirme+5
Sema Aytekin
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarının değerler eğitimi ile ilgili yeterlilikleri ve sahip oldukları metaforlar

Bu çalışma, sınıf öğretmeni adaylarının değerler eğitimi ile ilgili yeterliklerini ve sahip oldukları metaforları belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada karma araştırma deseni kullanmıştır. Uygunluk örnekleme yönteminin kullanıldığı çalışmanın örneklemi sınıf öğretmenliği programına kayıtlı birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıflardan 129 kadın öğretmen adayı ve 81 erkek öğretmen adayından oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak Lowe (2013) tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlanan değerler eğitimi yeterliliği ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının değerler ve değerler eğitimi ile ilgili görüşlerini belirlemek amacıyla beş sorudan oluşan yazılı görüş formu kullanılmıştır. Ayrıca yazılı bir form kullanılarak öğretmen adaylarının değer kavramı ile ilgili metaforları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmadan elde edilen nicel veriler istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edilirken, nitel bulgular betimsel ve içerik analizi yaklaşımları kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda sınıf öğretmenliği adaylarının değerler eğitimi öz yeterliklerinin ortalamanın üzerinde olduğu ve değerleri kazandırmaya yönelik etkinliklerde kendilerini yeterli gördükleri belirlenmiştir. Ayrıca adaylarının değerler eğitimi öz yeterliliklerinin kadın öğretmen adayları lehine anlamlı düzeyde erkeklerden daha yüksek olduğu ve sınıf düzeyleri dikkate alınarak yapılan analiz de ise birinci sınıflar lehine istatistiksel olarak anlamlı derecede fark olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın nitel bulguları öğretmen adaylarının dikkate değer oranda değerler eğitimini, insanı insan yapan özelliklerin öğretilmesi ve kazandırılması gereken iyi davranışlar eğitimi olarak algıladıklarını göstermektedir. Adaylarının büyük bir oranının ilköğretim programında değerler eğitimine yönelik kazanım ve etkinlikleri incelemedikleri ve bilgi sahibi olmadıkları belirlenmiştir. Öğrencilere kazandırılmasını gerekli gördükleri değerler incelendiğinde saygı, dürüstlük, sevgi, sorumluluk, hoşgörü, merhamet, güzel ahlak, vatanseverlik, yardımseverlik, öz güven, nezaket gibi değerler olduğu tespit edilmiştir. Yine çalışmada öğretmen adaylarının çoğunluğunun lisans eğitiminin teorik olması ve uygulama yapılmamasından şikayetçi olduğu ve lisansta değerler eğitimine yönelik bir ders almamaları nedeniyle öğrencilere değerleri kazandırabilmek için aldıkları eğitimi yeterli görmedikleri de ulaşılan sonuçlar arasındadır. Öğretmen adaylarının değer kavramına yönelik metaforik algılarının incelenmesi sonucunda adayların değerleri içinde yaşanılan toplumu belirleyen ve toplum için faydalı yararlı bir unsur olarak algıladığı, toplumun dengesini sağlayan ve yaşam kadar temel olan bir unsur olarak gördükleri belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: değer, değerler eğitimi, öğretmen eğitimi, değer metaforu

Aday öğretmenlerDeğerler eğitimiEğitim+6
Sevgi Ekiz Alpaslan
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk edebiyatı yazarı Hasan Kallimci'nin ilkokul düzeyindeki kitaplarının değerler eğitimi açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Hasan Kallimci'nin ilkokula yönelik yazdığı kitaplarındaki değerleri belirlemek ve bu eserlerin değerler eğitimi açısından önemine dikkat çekmektir. Kallimci'nin çocuk edebiyatına katkısını anlamak ve eserlerinden değerler eğitiminde yaralanmanın gerekliliği araştırmanın amacı içerisindedir. Araştırmanın yöntemi; Hasan Kallimci'nin çocuklara yönelik yazdığı eserlerindeki değerleri tespit etmeye yönelik yapılan bu çalışma bir nitel araştırmadır. Bu çalışmada nitel araştırmada veri toplama tekniklerinden biri olan doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın geçerliliğini artırmak amacıyla doküman analizine ek olarak yazar Hasan Kallimci ile telefon aracılığı ve elektronik mesajlaşma yolu ile görüşmeler ve bir röportaj yapılmıştır. Veriler analiz edilirken içerik analizi ve betimsel analiz kullanılmıştır Araştırmadaki bulgular: Bu çalışma sırasında incelenecek olan çocuk kitapları baştan sona ayrıntılı şekilde dikkatlice birkaç defa okunmuştur. Kitabı kısaca tanıtan özetleri yazılmıştır. Her bir çocuk kitabı içerisinde bulunan; estetik, bilimsel, ekonomik, siyasi, sosyal, dini ve ahlaki değerler tespit edilmiştir. İncelenen yirmi dört tane çocuk kitabı içerisinden sırası ile en çok sosyal, ahlaki, bilimsel, estetik, dini, ekonomik ve siyasi değerlerin işlendiği görülmüştür. Sonuç olarak Yazar Hasan Kallimci'nin ilkokul düzeyindeki çocuk kitaplarının sosyal, ahlaki, bilimsel, dini, siyasi, ekonomik ve estetik değerler bakımından zengin olduğu sonucuna varılmıştır. Değerler eğitimi konusunda Hasan Kallimci'nin eserlerinden yararlanılabileceği ve Hasan Kallimci'nin kitaplarında yer alan masal, hikâye, şiir ve tiyatroların Milli Eğitim ders kitaplarında yayımlanabileceği önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Çocuk Edebiyatı, Değer, Değerler Eğitimi, Hasan Kallimci

DeğerlerDeğerler eğitimiEğitim+5
Kübra Erışık
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin okuma ilgileri ile 4. sınıf öğrencilerinin kitap okumaya ilişkin tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin okuma ilgileri ile 4. sınıf öğrencilerinin kitap okumaya ilişkin tutumları arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından araştırmak ve okuma alışkanlığı kazandırılmasına yönelik öğretmen görüşlerini incelemektir. Araştırma nitel-nicel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma bir durum çalışmasıdır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 eğitim öğretim yılında Ağrı ili merkez ilçede görev yapmakta olan 77 ilkokul dördüncü sınıf öğretmeni ve Ağrı ili merkez ilçede öğrenim gören bütün dördüncü sınıf öğrencilerinin içinden her şubeden rastgele seçilen 10'ar kişi olmak üzere 775 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel kısmının çalışma grubunu ise amaçsal örnekleme yöntemlerinden benzeşik (homojen) örnekleme ile belirlenen altı öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Kitap Okumaya İlişkin Tutum Ölçeği" (Darıcan, 2014), "Okuma İlgisi Ölçeği" (Dökmen, 1994) ve yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen nicel verilerin analizinde uygun istatistiksel testler, nitel verilerin analizinde ise içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde betimleyici istatistiksel testler (aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde ve frekans), T-Testi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin kitap okumaya yönelik tutumlarının yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin kitap okumaya ilişkin tutumları cinsiyete göre anlamlı biçimde farklılaştığı; kız öğrencilerin kitap okumaya ilişkin tutumlarının erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu sonucu elde edilmiştir. Öğrencilerin kitap okumaya ilişkin tutumlarının, evde kitaplık bulunma durumu, aile bireylerinin kitap okuma sıklıkları ve öğretmenlerin sınıfta kitap okuma sıklıklarına göre anlamlı biçimde farklılaştığı sonucu elde edilmiştir. Öğretmenlerin okumaya yönelik ilgileri kısmen yüksek çıkmıştır. Bununla beraber öğretmenlerin okuma ilgilerinin cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu ve çocuk sahibi olma durumuna göre anlamlı biçimde farklılaşmadığı görülmüştür. Okumanın hayatta mutlu ve başarılı olmada etkili olduğunu düşünen öğretmenlerin okuma ilgileri anlamlı biçimde yüksek çıkmıştır. Araştırmanın temel problemi olan öğretmenlerin okuma ilgileri ile öğrencilerin kitap okuma tutumları arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı sonucu ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Okuma, Okuma Tutumu, Okuma İlgisi, Alışkanlık, Okuma Alışkanlığı, İlkokul, Dördüncü Sınıf, Sınıf Öğretmeni.

Kitap okumaKitap okumaMetin okuma+7
Mehmet Kurum
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersi öğretim programına eklenen fen, mühendislik ve girişimcilik uygulamalarına yönelik görüşlerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, fen bilimleri öğretim programına eklenen Fen, Mühendislik ve Girişimcilik Uygulamaları (FMGU) hakkında sınıf öğretmenlerinin görüşlerini ortaya koymaktır. Çalışma 2018-2019 eğitim öğretim yılında Ağrı Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde 4. sınıf kademesinde görev yapan 70 sınıf öğretmeni ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak görüş formu kullanılmıştır. Görüş Formu ile elde edilen nitel veriler içerik analizi ve betimsel analiz ile analiz edilmiştir. Ayrıca bulguları desteklemek için araştırmacı tecrübelerine de yer verilmektedir. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenleri FMGU'nun öğrenciye girişimcilik, problem çözme becerisi, üretken, sorgulayan, yenilikçi, analitik düşünen, grupla çalışma becerisi ve alternatif çözüm yolları üretme becerisi kazandırdığını, sınıf öğretmenlerinin FMGU hakkında hizmet içi eğitim alması gerektiğini, çeşitli kaynaklardan faydalanılması, internet ortamında veya alanında uzman kişilerden bilgi alınması gerektiğini belirtmişlerdir. Bunun yanı sıra katılımcı öğretmenlerin rehber olmaları, çocukları problemleri çözmeye teşvik etmeleri, öğrenciye rahat hissedeceği ortam sağlamaları, yaparak yaşayarak öğretmeyi amaçlamaları, öğrencide merak uyandırmayı, iş birliği içerisinde çalışmayı sağlamaları ve yenilikçi, gelişmeleri takip eden eğitmen olmaları gerektiğini vurgulamışlar. FMGU'nun öğretim programına eklenmesi ile ilgili çoğunlukla olumlu görüş belirttikleri fakat buna karşın sınıflarında fiziki ortam ve yeterli materyal olmadığı gerekçesiyle FMGU kapsamında herhangi bir proje hazırlamadıkları, bunun için birçok okulda FMGU'ya yönelik gerekli alt yapının (fiziki ortam, laboratuvar, materyal vs.) olmadığını belirttikleri, yine FMGU'nun etkinliğinin arttırılmasından ziyade fiziki koşullar, materyal konusunda iyileştirmeler yapılması gerektiğini ayrıca öğretmenlerin FMGU konusunda hizmet içi kurslarla bilgilendirilmeleri gerektiğini belirtmişlerdir.

Eğitici eğitimiEğitim programlarıFen bilgisi eğitimi+6
Reis Özkan
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İbni Tufeyl, Jean Jacques Rousseau, Bertrand Russell ve John Dewey'e göre "Merak"

Bu araştırmada İbni Tufeyl, John Dewey, Bertrand Russell ve Jean Jacques Rousseau'nun eserlerinin "merak" açısından derinlemesine incelenmesi ve bu eserlerden yola çıkarak bir sentez niteliğinde merakın değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. İbni Tufeyl, Jean Jacques Rousseau, Bertrand Russell ve John Dewey'in eğitime sağladıkları katkılar ve eğitimde merak duygusuna verdikleri önem bakımından oldukça özgün ve derinlemesine incelemeyi gerektiren fikirleri mevcuttur. Ayrıca bu düşünürlerin merak noktasında kıymet ifade etmesi, eserlerinde merakı ön plana koydukları, merak kavramının eserlerde kendini aşikâr olarak belli ettiği tespit edilmiştir. Bu yüzden araştırmanın yapı taşını oluşturan "merak" kavramına bu önemli dört düşünürün gözünden bakıp eserlerine bir de bu açıdan bakmanın faydalı olacağı düşünülmektedir. İbni Tufeyl, Jean Jacques Rousseau, Bertrand Russell ve John Dewey'in eserlerinde merakı tespit etmeye yönelik yapılan bu çalışma bir nitel araştırmadır. Bu çalışmada nitel araştırmada veri toplama tekniklerinden biri olan doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Veriler analiz edilirken betimsel analiz ve içerik analizi kullanılmıştır. İlk önce kuramsal çerçeve kısmında çalışmanın konusu olan "merak" kavramına değinip psikoloji, sosyoloji, felsefe, bilim ve eğitim açısından merak incelendi. İbni Tufeyl, Jean Jacques Rousseau, Bertrand Russell ve John Dewey'in hayatları ve eserleri kısaca anlatıldı. Daha sonra bulgular kısmında İbni Tufeyl, Jean Jacques Rousseau, Bertrand Russell ve John Dewey'in eserlerinde meraka bakış açıları incelendikten sonra sentezleme ve değerlendirme yapılarak merak ele alındı.

Dewey, JohnEğitimEğitim felsefesi+5
Nurgül Dursun
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim uygulamalarında rol alan sınıf öğretmenlerinin görev ve sorumluluklarını yerine getirme durumları ile kaynaştırmaya yönelik tutumlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı kaynaştırma eğitiminde görev alan sınıf öğretmelerinin görev ve sorumlulukları ile kaynaştırma eğitimine yönelik tutumlarını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda nitel ve nicel verilerin bir arada kullanılmasına olanak sağlayan karma yöntem araştırmalarından olan çeşitleme deseni (eş zamanlı desen) kullanılmıştır. Araştırma Ağrı ili merkez ilçede görev alan sınıf öğretmenleri ve kaynaştırma eğitiminde görev alan sınıf öğretmenlerini kapsamaktadır. Bu amaç doğrultusunda 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında kaynaştırma eğitiminde görev alan 220 sınıf öğretmenine 22 sorudan ve 5 alt boyuttan oluşan bir tutum ölçeği uygulanırken 26 sınıf öğretmeniyle de yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında verileri analiz etmek için içerik analizi kullanılırken nicel verilerin analizinde veri analiz programında Frekans, Bağımsız t-Test, Mann-Whitney U, One Way-Anova ve Kruskal-Wallis testleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, 18 öğretmenin kaynaştırma öğrencisinin tespiti sürecine dâhil olamadığı, 14 öğretmenin sınıf içi uyarlama yapmadığı; yapılan uyarlamaların ise çeşitlilik göstermediği, 24 öğretmenin destek eğitim hizmetlerinden yararlanmadığı, 17 öğretmenin ilköğretim programında belirlenen amaçları uyarlamadığı, 20 öğretmenin sınıf içinde kullandığı yöntem ve tekniğin çeşitlilik göstermediği ve kaynaştırma öğrencisi için uyarlamadığı, 15 öğretmenin kaynaştırma öğrencisinin eğitsel ihtiyaçlarını belirlemek ve gidermek amacıyla uygulama yapmadığı, öğretmenlerin tamamının uzman desteğine başvurduğu, 19 öğretmenin ise uzman desteği olarak okul rehber öğretmeninden yararlandığı ve öğretmenlerin tamamına yakının ölçme değerlendirme sürecinde uygun uyarlamaları yapmadıkları tespit edilmiştir. Aynı zamanda öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin tutumları ile medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, yaş ve mesleki kıdem değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir.

BütünleştirmeEğitim yöntemleriGörev temelli etkileşim+6
Kader Ünsal
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin sınıf içi adalet görüşlerinin incelenmesi (Ağrı ili örneği)

Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin sınıf içi adalet tutumları ile ilgili görüşlerini incelemektir. Örneklemini 2016-2017 eğitim öğretim yılında Ağrı ili merkez ilçede görev yapmakta olan gönüllü 51 sınıf öğretmeni ve ayrıca gönüllü 7 sınıf öğretmenini, toplamda 58 sınıf öğretmenini kapsamaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu, veri toplama tekniği olarak da odak grup görüşmesi kullanılmıştır. Gönüllü 51 sınıf öğretmenine Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu uygulanmış, gönüllü 7 sınıf öğretmeni ile de odak grup görüşmesi yapılmıştır. Öğretmenlerin adalete bakış açısı hak, eşitlik, ayrıcalıklara sahip olmama gibi kavramlarla açıkladığı görülmüştür. Adalet konusunda sınıf içinde en büyük rolün öğretmenine düştüğünü, bu yüzden rol model alındığını unutmayarak davranışlarına dikkat etmesi gerektiği görülmüştür. Adil davranış sergileyen öğrencilerin maddi ve manevi ödüllerle ödüllendirilmesi gerektiği, adil tutum sergilemeyen öğrencilere de kişiliğini zedelemeyecek şekilde cezaların verilebileceği sonucu ortaya çıkmıştır.

AdaletAğrıSınıf içi davranışlar+4
Sultan Savaş
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

3. sınıf hayat bilgisi dersinde senaryo temelli öğrenme yönteminin öğrencilerin başarılarına etkisi

Araştırmanın amacı, ilkokul 3. sınıf öğrencilerinde Senaryo Temelli Öğrenme yönteminin Hayat Bilgisi dersi "Sağlıklı Hayat" ünitesindeki akademik başarısına etkisini incelemektir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden deney-kontrol gruplu, ön test- son testli deneysel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı Ağrı ili Küpkıran İlkokulu 3. sınıfta öğrenim gören 43 deney ve 44 kontrol grubu olmak üzere toplam 84 öğrenciden oluşmaktadır. Deney ve kontrol gruplarının akademik başarı düzeyleri bakımından denkliğinin belirlenmesi amacıyla gruplara ön test uygulanmış ve grupların birbirlerine denk olduğu belirlenmiştir. Deney grubunda dersler kontrol grubundan farklı olarak senaryo temelli öğrenme yaklaşımı ile işlenmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen güvenirlik katsayısı (Cronbach's Alpha) 0.83 olarak belirlenen başarı testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre başarı son test puanları arasındaki fark deney grubu lehine anlamlı bulunmuştur. Araştırma sonucunda, deney grubunda derslerin senaryo temelli öğrenme yaklaşımıyla işlenmesi öğrencilerin akademik başarısına etkisinde kontrol grubuna göre anlamlı fark olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Senaryo temelli öğrenme, Hayat Bilgisi

Hayat bilgisiHayat bilgisi dersiSenaryo tabanlı öğrenme+3
Betül Karaoğlan
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarının ilk okuma yazma öğretimi ile ilgili kaygı düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı; sınıf öğretmenliği bölümü son sınıf öğrencilerinin ilk okuma yazma öğretimi ile ilgili kaygı düzeylerinin incelenmesi ve bu konuya yönelik görüşlerini belirlemektir. Bununla birlikte sınıf öğretmenliği bölümü son sınıf öğrencilerinin ilk okuma yazma öğretimine ilişkin kaygı düzeylerinin eğitim görülen üniversite, genel not ortalaması, cinsiyet, birinci dereceden akrabalardan sınıf öğretmeni olma, okul deneyimi ve öğretmenlik uygulaması dersleri kapsamında ilkokul birinci sınıf düzeyinde gözlem veya uygulama yapmış olma değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Bu çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2018– 2019 akademik yılında ülkemizin devlet üniversitelerinin sınıf öğretmenliği bölünde okuyan 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ülkemizdeki 7 coğrafi bölgedeki 13 üniversitede öğrenim gören 818 öğrenci oluşturmaktadır. Nitel veriler için de örneklemdeki öğrencilerden 74 tanesinin görüşlerinden faydalanılmıştır. Çalışmada veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen İlk Okuma Yazma Öğretimine Yönelik Kaygı Ölçeği ile ilk okuma yazma öğretiminde kaygıya neden olan faktörleri belirlemek amacıyla alanında uzman kişilerden görüşler alınarak hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme anketi kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen nitel verilerin analizinde betimsel analiz; nicel verilerin analizinde ise t – testi ve ANOVA testinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel sonuçlarına göre sınıf öğretmeni adaylarının ilk okuma yazma öğretimine yönelik kaygı duydukları görülmektedir. Sınıf öğretmeni adaylarının ilk okuma yazma öğretimine yönelik kaygıları cinsiyete, ağırlıklı not ortalamasına, birinci dereceden akrabalarında sınıf öğretmeni bulunup bulunmamasına göre farklılaşmamaktadır. Sınıf öğretmeni adaylarının ilk okuma yazma öğretme kaygıları eğitim gördükleri üniversitelere, okul deneyimi ve öğretmenlik uygulaması dersleri kapsamında ilkokul birinci sınıf düzeyinde gözlem veya uygulama yapma durumlarına göre istatiksel olarak farklılaşmaktadır. Araştırmanın nitel bulgularına göre öğretmen adaylarında ilk okuma yazma öğretimine yönelik kaygıya neden olan faktörlerin; öğretmenden, öğrenciden ve dış etkenlerden kaynaklandığı tespit edilmiştir.

Aday öğretmenlerKaygı düzeyiOkuma kaygısı+5
Seda Nur Tanışır Özkan
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan ile Türkiye'deki ilkokullarda okutulan müzik ders kitaplarının tematik olarak incelenmesi

Bu çalışmada Azerbaycan ile Türkiye'deki ilkokullarda okutulan müzik ders kitaplarının tematik olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Yapılan literatür taraması neticesinde böyle bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Dolayısıyla çalışma bu özelliği ile özgün olup alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışma nitel araştırma yöntemine göre yürütülmüş, verilerin toplanmasında doküman analizi yönteminden yararlanılmıştır. Verilerin analizleri ise içerik analizi yöntemine göre yapılmıştır. Elde edilen veriler neticesinde iki ülkenin müzik ders kitaplarında benzer temaların oldukça fazla olmasına rağmen farklı temalarında olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Azerbaycan müzik ders kitaplarının programa bağlı olarak Türkiye'deki ders kitaplarından içerik ve kazanım olarak daha ağır olduğu tespit edilmiştir.

AzerbaycanDers kitaplarıKitaplar+6
Gülyanag Farzalıyeva
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

4. sınıf sosyal bilgiler dersinde senaryo temelli öğrenme yönteminin öğrencilerin başarılarına etkisi

Araştırmanın amacı, Senaryo Temelli Öğrenme yöntemi etkinliklerinin ilkokul 4. Sınıf öğrencilerinin Sosyal Bilgiler dersi "İnsanlar, Yerler ve Çevreler" ünitesinde akademik başarısına olan etkisini incelemektir. Bu çalışmada hem nicel hem de nitel araştırma yöntemi birlikte kullanılmıştır. Nicel Araştırma yöntemlerinden ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen ve nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Ağrı İli Patnos İlçesinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı Atatürk İlkokulu, Sütlüpınar İlkokulu ve 75.yıl ilkokulunda 4. Sınıfta öğrenim gören deney grubunda 78 ve kontrol grubunda 74 olmak üzere toplam 152 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma başlamadan önce deney ve kontrol gruplarının akademik başarı yönünden denkliğini belirlemek amacıyla başarı testi ön test olarak uygulanmış, deney ve kontrol gruplarının başarısında anlamlı farklılık gözlemlenmemiştir. Uygulama süresi boyunca deney grubunda dersler kontrol grubundan farklı olarak Senaryo Temelli Öğrenme yöntemine uygun olarak işlenmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin toplanmasında İrevül Hamlı (2011) tarafından geliştirilen ve güvenirlik katsayısı (KR20= 0,79) olan başarı testi kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanmasında ise araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 22.0 paket program, nitel verilerin analizi ise içerik analizi kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın nicel bulgularına göre deney ve kontrol gruplarının başarı son test puanları deney grubu lehine anlamlı çıkmıştır. Ayrıca araştırma sürecinde uygulama yapan öğretmen görüşlerinden elde edilen nitel bulgulara göre senaryo temelli öğrenme yönteminin Sosyal Bilgiler dersinde uygulanabilir bir yöntem olduğu, öğrenme sürecinde öğrencinin aktif olarak bilgiye kendisinin ulaştığı ve yaparak yaşayarak öğrenmeyi desteklediği ortaya çıkmıştır. Araştırma sonucunda, Senaryo Temelli Öğrenme yöntemi ile deney grubunda işlenen derslerin, kontrol grubuna göre öğrenci başarısını daha çok artırdığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğretmen görüşlerinden hareketle Senaryo Temelli Öğrenme yönteminin yaparak yaşayarak öğrenmeyi desteklediği, öğrenci başarısında etkili olduğu ve Sosyal Bilgiler dersi konularına uygun bir yöntem olduğu sonuçları elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Senaryo Temelli Öğrenme, Başarı, Öğretmen Görüşü

Akademik başarıSenaryo tabanlı öğrenmeSosyal bilgiler dersi+6
Abdul Samet Yalvaç
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin kodlama eğitimine yönelik tutumları

Çağımızın gereksinimleri ele alındığında, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kodlama ve robotik eğitimi büyük önem kazanmıştır. Bu önem ile birlikte kodlamayla ilgili eğitimin çocuklara uygun içeriklerin hazırlanmasını bir ihtiyaç haline getirmiştir. Bu çalışmanın amacı, kodlama eğitimi alan ilkokul öğrencilerinin kodlama eğitimine yönelik tutumlarını çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Bu çalışmanın önemi, çalışmadan elde edilen bulgular neticesinde öğrenci tutumları temel alınarak hazırlanan eğitim içeriklerinin hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin kodlama eğitimine yönelik etkililiğini artırabileceğinin düşünülmesidir. Çalışmada Nicel Araştırma Yöntemine dayalı "Tarama Modeli" yöntemi uygulanmıştır. Çalışma, Ağrı ilinde 2020-2021 eğitim ve öğretim yılında ilkokul 4.sınıfta eğitim gören 834 öğrenci ile yapılmıştır. Bu çalışmada 41 maddeden oluşan kodlama eğitimine yönelik tutum ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise istatistik paket programı kullanılarak öğrencilerin demografik özelliklerine yönelik frekans analizleri, ölçeğin güvenirlik ve merkezi dağılım ölçütlerinin analizleri, Mann Whitney U analizleri ve Kruskal Wallis analizleri uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre öğrencilerin; cinsiyetleri, bilgisayar sahibi olma durumları, ailelerinin ekonomik durumları, kodlama eğitiminin kolay olup olmadığı düşünceleri, kodlamanın ileride iş bulmayı kolaylaştıracağı düşünceleri, kodlamayı günlük hayatta kullanılabileceğine yönelik düşünceleri ve kodlama dersinde öğrendiklerini başka derslerde kullanma düşüncelerine göre kodlama eğitimine yönelik tutumlarında anlamlı bir farklılık saptanmış olup diğer değişkenler bakımından anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Anahtar Kelimeler: KODLAĞRI, Kodlama, İlkokul, Kodlama Eğitimi, Sınıf Eğitimi

KodlamaRobotik kodlamaTutumlar+3
Muammer Enes Bayar
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin mesleki kaygılarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin mesleki kaygılarını incelemek için geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmek ve sınıf öğretmenlerinin mesleki kaygılarını incelenmektir. Sınıf öğretmenlerinin mesleki kaygılarının; cinsiyet, görev yaptıkları yer, mesleki kıdem, şu anda okuttukları sınıf, okuttukları sınıf türü, daha önce birleştirilmiş sınıf okutma değişkenlerine göre farklılaşma durumları gösterip göstermediği incelenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin mesleki kaygılarını incelemek amacı ile yürütülen bu çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. Çalışmanın birinci aşamasında sınıf öğretmenlerinin mesleki kaygılarını belirlemeye yönelik kaygı ölçeği geliştirmek için 2019-2020 eğitim öğretim yılında Ağrı il merkezi ve merkeze bağlı köy okullarında görev yapan 451 sınıf öğretmeni ile çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında ise, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Ağrı il merkezi, merkez köyleri, ilçeleri ve ilçe merkezine yakın köy okullarında görev yapan 724 sınıf öğretmeni ile çalışılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama araştırması kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen " Sınıf Öğretmenliği Mesleki Kaygı Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Analizlerde, Açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, normallik varsayımı ve değişkenler arasındaki farklılaşmayı test etmek için t- testi ve ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre sınıf öğretmenlerinin genel mesleki kaygı düzeylerinin orta sevide olduğu tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin mesleki kaygı düzeylerinin, mesleki kıdem ve görev yaptıkları yer değişkenlerine göre anlamlı bir biçimde farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Cinsiyet, şu anda okuttukları sınıf, okuttukları sınıf türü ve daha önce birleştirilmiş sınıf okutma durumunun ise sınıf öğretmenlerinin mesleki kaygı düzeyinde anlamlı biçimde farklılaşmaya neden olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kaygı, mesleki kaygı, sınıf öğretmeni.

KaygıKaygı düzeyiMesleki kaygı+2
Serkan Çil
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kodlama eğitimi üzerine ilişkin paydaş (İdareci, öğretmen ve öğrenci) görüşlerinin incelenmesi

Teknoloji her alanda olduğu gibi eğitimde de oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Eğitim sisteminin birçok alanında kullanılan teknolojik araç ve gereçlerle eğitim ve öğretim daha kalıcı hale gelmektedir. Kodlama eğitimi de teknoloji ve eğitimin bütünleşmesi konusunda önemli bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu araştırmada Ağrı il, ilçe ve şehir merkezlerinde bulunan ilkokuldaki paydaşların(idareci, öğretmen ve öğrenci) kodlama eğitimine yönelik görüşlerini incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması desenine göre yürütülmüştür. Çalışma grubu Ağrı ilinde görev yapan gönüllülük esasına dayalı 61 sınıf öğretmeni, 15 idareci ve verilerin toplandığı okullarda 3. ve 4. sınıflarda öğrenim gören 127 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak alanyazından ve alanında uzman kişilerin görüşlerinden yararlanılarak araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yazılı olarak toplanan veriler betimleyici istatistikle analiz edilmiştir. Görüşleri alınan öğretmenler kodlama eğitiminin öğrencilerin yaratıcı düşünme ve problem çözme gibi üst düzey becerilerini geliştirdiği, sınıf ortamını eğlenceli hale getirdiği gibi olumlu görüşler bildirmişlerdir. Olumsuz görüşler bildiren öğretmenler ise okulun fiziki şartlarının yetersiz olması nedeniyle yapılan çalışmaların kağıt üzerinde kaldığını ve kendilerine verilen hizmet içi eğitimlerin bu konuda yetersiz olduğunu belirtmişlerdir. İdarecilerin olumlu görüşleri ise kodlamanın öğrencilerde yaratıcılık ve hayal güçlerini geliştirdiği, bilişsel becerilerine katkı sağladığı ve eğitimi somut hale getirdiği gibi görüşler etrafında toplanmıştır. İdareciler kodlamanın maddi ve fiziki imkânsızlıklardan ötürü tam anlamıyla amacına ulaşamadığı, bilgisayar başında sosyalleşmenin daha az olduğu, eğitimin kağıt üzerinde kaldığı ve teknoloji bağımlılığına sebep olduğu gibi olumsuz görüşlere yer vermişlerdir. Öğrenciler olumlu anlamda kodlama eğitimi çerçevesinde resim ve boyama etkinliklerinden hoşlandıklarını, kodlamayı düşündürücü bulduklarını ifade ederken okulda ve evde kodlama yapabilecekleri bilgisayarlarının olmamasını olumsuz görüş olarak ifade etmişlerdir.

Yağmur Salman
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin örgütsel adalet algılarının incelenmesi (Bir karma yöntem araştırması)

Araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin örgütsel adalet algılarını belirlemektir. Araştırmada karma yöntemin açımlayıcı sıralı deseni kullanılmıştır. Bu desene göre önce nicel veriler daha sonra nitel veriler toplanmıştır. Araştırmanın uygulama kısmı iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada 287 sınıf öğretmenine ölçek uygulanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında ise 36 öğretmenle yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak, Niehoff ve Moorman (1993) tarafından geliştirilen ve Polat (2007)'Türkçeye uyarlanan Örgütsel Adalet Ölçeği ile araştırmacı tarafından geliştirilen Öğretmen Görüşme Formu kullanılmıştır. Anketlerin analizinde normallik testi, parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi ve Post Hoc çoklu karşılaştırma testlerinden Tukey testi uygulanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formunun analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde aritmetik ortalama, yüzde ve frekanslardan yararlanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin sonuçlarına göre öğretmenlere verilen ödüllerin adil dağıtıldığı, idarecilerin öğretmenlere yaklaşımının genel olarak pozitif olduğu tespit edilmiştir. Bazı öğretmenler, idarecilerin cinsiyet ayrımı yapması ve adil olmayan tutumlarından dolayı okuldan ayrılmak istediklerini ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Adalet, örgütsel adalet, okulda adalet

Adalet algısıSınıf öğretmenleriÖrgütsel adalet+1
İbrahim Ceyhan
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

5–6 yaş çocukların okula uyum durumunun farklı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı anaokuluna başlayan 5 – 6 yaş grubu öğrencilerin okula uyum düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmada nicel yöntem desenlerinden betimsel tarama yönteminin kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 2021-2022 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi bağımsız anaokulu, resmi anasınıfı ile ilköğretim okullarının anasınıflarında ilk kez okul öncesi eğitimi almaya başlamış 5-6 yaş aralığındaki çocuklardan oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise 2021- 2022 eğitim öğretim yılında Sakarya ilinin farklı ilçelerinde bulunan 12 farklı anaokulunda öğretim gören 5-6 yaş grubu 234 okul öncesi çocuktan oluşmaktadır. Örneklem grubu seçiminde seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında öğrencilere ait belirlenen değişkenleri içeren ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", çocukların okula uyum düzeyinin belirlenmesi için ise Önder ve Gülay (2010) tarafından Türkçe 'ye uyarlanan "5-6 Yaş Çocukları İçin Okul Uyumu Öğretmen Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde öncelikle Sakarya Üniversitesi Etik Kurulu'ndan, ardında Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden gerekli izinler alınmıştır. Okul Uyumu Öğretmen Değerlendirme Ölçeği, öğretmenler tarafından 2021 – 2022 eğitim öğretim yılı Eylül ve Ekim aylarında gönüllülük esaslı alınarak doldurulmuştur. Kişisel Bilgi Formu yine öğretmen tarafından doldurulurken süreçle ilgili velilere bilgilendirme yapılarak gerekli izinler alınmıştır. Elde edilen verilerin analizleri için öncelikle normallik testi yapılmıştır. Test sonucunda normallik varsayımına dayanarak araştırmanın içeriğine uygun olarak parametrik testlerden Bağımız Örneklemler t Testi ve ANOVA kullanılmıştır. Bu bağlamda örneklem grubunu oluşturan öğrencilerin okula uyum durumuna dair aldıkları puanların öğrencilerin cinsiyetine ve okula giden kardeşe sahip olma durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlenmesi için Bağımsız Örneklem T Testi kullanılmıştır. Öğrencilerin yaşı, doğum sırası, kardeş sayısı, anne ve baba eğitim durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için ise F Testi (ANOVA) yapılmıştır. Sonuçlarda ortaya çıkan farklılığın kaynağını ve hangi grubun lehine olduğunu tespit etmek amacıyla Tukey testi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre 5-6 yaş grubu çocukların okula uyum durumunun cinsiyete ve baba eğitim durumuna göre anlamlı şekilde farklılaştığı sonucuna varılmıştır. Yaş, doğum sırası, kardeş sayısı, anne eğitim durumu ve okula giden kardeş bulunma durumunun ise okul uyumu üzerinde anlamlı farklılık yaratmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitim, Erken çocukluk eğitimi, Okula uyum

Erken çocuk eğitimiOkul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklar+3
Büşra Kıt
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı uyruklu ilkokul öğrencilerinin Türkçe anlama/anlatma becerilerinin incelenmesi

Bu araştırmada ülkemizde bulunan Türkçe bilen yabancı uyruklu ilkokul öğrencilerinin anlama ve anlatma becerileri açısından Türkçe ile anadilleri olan Arapça ve Türk öğrencilerle aralarında fark olup olmadığının tespiti amaçlanmıştır. Araştırma nicel araştırma modellerinden tarama modeli ile yürütülmüştür. Araştırma evrenini Sakarya ilinde ilkokul eğitimine devam eden öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi ölçüt örneklem yoluyla oluşturulmuştur. Ölçüt olarak yabancı uyruklu öğrenci seçiminde "yeterli/sınıf düzeyinde Türkçe dil becerisine sahip olma", Türk öğrenci seçiminde ise sınıftan seçilen yabancı uyruklu öğrenci ile aynı cinsiyetten, aynı sayıda ve sınıf ortalamasında bulunan öğrenci olma ölçütleri kullanılmıştır. Ölçütleri sağlayan öğrencilerin tespiti sınıf öğretmenin görüşlerine göre belirlenmiştir. Araştırma örneklemini 46 yabancı uyruklu, 49 Türk uyruklu toplam 95 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Türkçe ve Arapça Anlatıda Çokdilliliği Değerlendirme Aracı (AÇDA) kullanılmıştır. AÇDA'nın sunduğu anlatım ve tekrar anlatım modelleri kullanılmıştır. Tüm öğrencilerden Türkçe AÇDA aracı ile veri toplanmış olup yabancı uyruklu öğrenciler arasından anadili Arapça olan öğrencilerden Arapça AÇDA ile de veri toplanmıştır. Türk ve yabancı uyruklu öğrencilerin Türkçe becerileri ile Arap uyruklu yabancı öğrencilerin Türkçe ve Arapça anlatılarındaki makro ve mikro yapılar ile anlama becerileri kıyaslanmıştır. Araştırmada sınıf düzeyi ve cinsiyet değişken olarak kullanılmıştır. Verilerin analizinde Kruskal Wallis testi, Mann Whitney U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testleri uygulanmış olup etki büyüklüğünün hesaplanmasında ise Cohen d ve Pearson kolerasyon katsayısı kullanılmıştır. Araştırmada öykü yapısı alt alanı anlatım modelinde hem Türk ve yabancı öğrencilerin Türkçe becerileri hem de Arap uyruklu yabancı öğrencilerin Türkçe ve Arapça becerileri incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı ve Türkçe lehine bir fark olduğu, tekrar anlatım modelinde ise Türk ve Yabancı öğrenciler arasındaki farkın ortadan kalktığı ancak Arap uyruklu yabancı öğrencilerin Türkçe ve Arapça becerileri arasında Türkçe lehine oluşan bu farkın devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Türk ve yabancı uyruklu öğrencilerin Türkçe becerilerinin sınıf düzeyine göre incelendiğinde 1. sınıf öğrencileri arasında tekrar anlatım modeli anlama alt alanında da istatistiksel olarak anlamlı ve Türk öğrencilerin lehine bir fark olduğu, 2. sınıf öğrencileri arasında anlatım modeli yapısal karmaşıklık alt alanı girişim sonuç bölümünde ve tekrar anlatım modeli anlama alt alanında da istatistiksel olarak anlamlı ve Türk öğrencilerin lehine bir fark olduğu, 3. ve 4. sınıf öğrencileri arasında hem anlatım hem de tekrar anlatım modelinde istatistiksel bir fark olmadığı sonucu elde edilmiştir. Türk ve Arap uyruklu öğrencilerin Türkçe becerileri cinsiyete göre incelendiğinde ise anlatım modeli öykü yapısı alt alanı ile tekrar anlatım modeli anlama alt alanında Türk erkek ve Türk kız öğrenciler ile yabancı erkek ve yabancı kız öğrenciler arasında istatistiksel olarak anlamlı ve Türk öğrencilerin lehine bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yabancı uyruklu öğrencilerin Türkçe becerilerinin geliştirilmesi için çalışmalar yapılması, farklı değişkenler ile benzer çalışmalar yapılması ve boylamsal çalışmalar yapılması araştırmanın önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Anlama, anlatma, yabancı uyruklu öğrenciler,

AnlamaAnlatmaMülteciler+7
Musa Çalışır
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin eğitimde teknolojik araç gereç kullanımına yönelik tutumları ile ebeveynlerin teknoloji kullanımına yönelik görüşlerinin incelenmesi

Nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı çalışmada; nicel yöntemlerden betimsel tarama, nitel yöntemlerden olgu bilim (fenomenoloji) yaklaşımı kullanılmıştır. Niğde il merkez, ilçe ve köylerde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı anasınıfı ya da anaokulunda görev yapan 208 okul öncesi öğretmeni ile Niğde il merkez ve Bor ilçesinde okul öncesi eğitime devam eden çocuklardan 49 ebeveyni çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Çalışmada öğretmenlerden bilgi toplamak için ''Kişisel Bilgi Formu'' ve ''Okul Öncesi Öğretmenlerinin Eğitimde Teknolojik Araç Gereç Kullanımına Yönelik Tutum Ölçeği'; ebeveynlerden bilgi toplamak için ''Kişisel Bilgi Formu II'' ve ''Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu'' kullanılmıştır. Araştırmada nicel bulgular SPSS programı kullanılmıştır Nitel bulguların çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen nicel bulgulara göre; okul öncesi öğretmenlerinin eğitimde teknolojik araç gereç kullanımına yönelik tutumları cinsiyet, yaş, görev süresi, öğrenci sayısı, hizmet içi eğitim alma durumu ve sınıfta yeterli teknolojik araç gereç bulunma durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık görülmezken eğitim düzeyi, görev yeri ve teknoloji ile ilgili ders alma durumuna göre anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Eğitim düzeyi olarak yüksek lisans yapan, görev yeri olarak köy veya kasabada görev yapan ve teknoloji ile ilgili ders alan öğretmenlerin tutum puanları daha yüksek olduğu görülmüştür. Çalışmada elde edilen nitel bulgulara göre; ebeveynlerin eğitimde teknoloji kullanımı ile ilgili daha çok olumlu düşündükleri az bir kısmının da olumsuz düşündükleri görülmektedir. Çalışmaya katılan ebeveynlerin çocuklarının 42'si eğitim dışında teknolojik araç gereç kullanırken 7'si eğitim haricinde teknolojik araç gereç kullanmadığı görülmektedir. Eğitim haricinde teknolojik araç gereç kullanan çocukların kullandığı yazılım türleri video, oyun ve eğitici olduğu görülmektedir. Eğitim haricinde teknolojik araç gereç kullanan çocukların daha çok teknoloji ile tanışma yaşının 2-3, 3-4 ve 4-5 yaş aralığında daha fazla olduğu görülürken; teknoloji ile geçirilen süre ise haftada 10 saat ve daha fazlanın ise en çok olduğu görülmektedir. Uzaktan eğitim sürecinde en çok kullanılan yazılımların EBA ve ZOOM olduğu görülmektedir. Ebeveynler teknolojik araç gereçlerin çocuğun eğitimine daha çok olumlu etki edeceği düşüncesindeyken teknolojinin çocuğun gelişimine etkisinin daha çok olumsuz olduğu düşüncesi görülmektedir. Ebeveynlerin teknoloji kullanımına yönelik önerilerinin ilk üçü ise: eğitici içerik kullanmak, süre sınırlaması ile kullanma ve ebeveyn kontrolünde kullanma olduğu görülmektedir.

EbeveynlerEğitim teknolojisiOkul öncesi eğitim+7
Alperen Ocak
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

5 yaş öğrencilerine uygulanan bütünleştirilmiş etkinliklerin çocukların fen ve matematik becerilerine etkisi

Bu araştırmada, bütünleştirilmiş etkinliklerin, okul öncesi eğitim alan, 5 yaş çocuklarının fen ve matematik becerilerine etkisi incelenmiştir. Araştırmada bağımlı değişken olarak çocukların temel süreç becerileri, bağımsız değişken olarak ise bütünleştirilmiş fen-matematik becerileri belirlenmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Düzce ili, Cumayeri ilçesi, Cumayeri Anaokulunda eğitim alan ve daha önce hiç okul öncesi eğitim almamış, yansız atama ile seçilen 5 yaş grubu çocuklarından oluşmaktadır. Araştırmaya 20 deneme, 20 kontrol grubu olmak üzere 40 çocuk katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, aile ve çocukla ilgili demografik bilgileri içeren kişisel bilgi formu ve okul öncesi çocuklarının bilimsel süreç beceri düzeylerini ölçmek amacıyla Okul Öncesi Öğrencilerine Yönelik Temel Beceri Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekten toplanan veriler SPSS paket programında analiz edilmiştir. Verilerin analizinde nonparametrik testler kullanılmıştır. Deney grubunda yer alan çocukların ön test ve son test puan ortalamalarının karşılaştırılmasında ve kontrol grubunda yer alan çocukların ön test ve son test puan ortalamalarının karşılaştırılmasında, Wilcoxon İşaretli Sıralar testi kullanılmıştır. Deney grubu ve kontrol grubunun ön test ve son test sonuçları arasındaki ortalama puan farkını bulmak amacıyla da Mann Whitney U testi yapılmıştır. Deney ve kontrol grubunda yer alan çocukların, değişkenlere göre, temel bilimsel süreç becerisi ortalama puanları arasındaki farkın karşılaştırılmasında yine Mann Whitney U testleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda deney ve kontrol grubu öğrencilerinin temel süreç becerilerine yönelik ön test ve son test puanları arasındaki farkın anlamlı olduğu anlaşılmıştır. Bütünleştirilmiş fen-matematik etkinlikleriyle temel süreç becerileri kazandırılan deney grubu öğrencilerinin ön test ve son test puanları arasındaki fark incelendiğinde fark puanlarının son test lehine olduğu görülmüştür (z=3,829, p<0,05). Bu sonuç bütünleştirilmiş fen-matematik etkinliklerinin çocukların temel süreç becerilerini kazanmasında etkili olduğunu göstermektedir. Bu araştırmanın sonuçlarına bakılarak, planlı ve yoğun bir şekilde uygulanan bütünleştirilmiş fen-matematik etkinliklerinin çocukların bilimsel süreç becerilerine olumlu yönde bir katkı sağladığı görülmüştür. Bilimsel süreç becerilerinin kazandırılmasında ve ilerletilmesinde, MEB Okul Öncesi Eğitim Programı'na göre uygulanan fen-matematik etkinliklerinin daha çok çeşitlendirilip yoğunlaştırılması ön görülmüştür.

Bütünleştirilmiş etkinliklerFen becerileriFen bilgisi eğitimi+6
Ayşenur Erdönmez
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitimi öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarına yönelik yeterliliklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitimde kaynaştırma uygulamalarında görev alan öğretmenlerin yeterlilik düzeylerini belirlemektir. Dolayısıyla araştırmadan faydalanacak olan öğretmenler kaynaştırma uygulamalarındaki yeterlilik düzeylerini arttıracaklardır. Bu sebeple kaynaştırma eğitimi veren okul öncesi öğretmenlerinin yaş, cinsiyet, mesleki tecrübe ve aldıkları eğitim düzeyleri gibi değişkenlerin yeterliklerine nasıl bir etki gösterdiğini tespit edebilmenin önemli olduğu düşünülmektedir. Veri toplama sürecinde nicel veriler 2021-2022 eğitim öğretim yılındaki Sakarya İli merkez ilçelerinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan 250 okul öncesi eğitimi öğretmeninden toplanmıştır. Araştırmanın verileri uyarlaması Bayar (2015) tarafından gerçekleştirilen Kaynaştırma Uygulamalarında Öğretmen Yeterlilik Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Ölçek 3 alt boyuttan oluşmaktadır. Ölçeğin ilk boyutu öğretim yeterliliği, ikinci boyut işbirliği yeterliliği ve son boyut ise sınıf yönetimi yeterliliğini ölçmeye yöneliktir. 18 sorudan oluşan ölçekte 6'lı likert derecelendirme kullanılmıştır. Ölçekten alınabilecek toplam puan en az 18 en çok 108'dir. Araştırmanın sonucunda, okul öncesi öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamaları konusunda hizmet içi eğitime ihtiyaçlarının olduğu, yerel mevzuat ve politikalar hakkında bilgilendirilmesi gerektiği, yeterli tecrübeye, deneyime ve özgüvene sahip olmadığı tespit edilmiştir. Hizmet içi eğitim uygulanıp mevzuata dair bilgilendirme yapıldıktan sonra okul öncesi eğitimi öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarına yönelik özgüven düzeylerinin artacağı düşünülmektedir. Dolayısıyla bu durumda öğretmenlerin sunmuş olduğu kaynaştırma eğitimi uygulamalarının kalitesinin yükseleceği düşünülmektedir.

Kaynaştırma eğitimiMesleki yeterlilikOkul öncesi eğitim+5
Umut Fatih Tokdakaya
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

60-72 aylık çocukların dış mekandaki oyun oynama sıklıklarının duygusal zeka becerilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı 60-72 aylık okul öncesi dönem çocuklarının duygusal zekâ düzeylerinin dış mekânda oyun oynama sıklıklarına göre anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi COVID-19 pandemisi döneminin sınırlılıkları doğrultusunda uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiş olup, 60-72 aylık 208 çocuk ve bu çocukların ebeveynlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri Ulutaş'ın (2005) Türkçe'ye uyarladığı Sullivan Çocuklar İçin Duygusal Zekâ Ölçeği (S-ÇDZÖ) ve araştırmacılar tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde t-test, ANOVA ve ki-kare testlerine başvurulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular incelendiğinde, çocukların dış mekânda oyun oynama sıklıklarının, ikamet edilen konut türü, dış mekânda oyun alanına erişim olup olmaması ve annenin öğrenim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterirken; yerleşim birimi, cinsiyet, babanın öğrenim düzeyi, annenin çalışma durumu ve kardeş sayısı değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Öte yandan, çocukların duygusal zekâ düzeyleri ve duygusal zekâ alt becerilerinin (duyguları tanıma, duyguları anlama ve duyguları yönetme), cinsiyet, ebeveyn öğrenim düzeyi, aylık gelir ve kardeş sayısı değişkenlerine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Çocukların duygusal zekâ düzeyleri ve duygusal zekâ becerilerinden olan duyguları tanıma, duyguları anlama ve duyguları yönetme becerilerinin ise dış mekânda oyun oynama sıklıklarına göre anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür.

Duygusal zekaDış mekanOkul öncesi dönem+6
Eslem Gözde Şenöz
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Etkileşimli kitap okuma programının 5-6 yaş grubu çocukların benlik algısına etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, etkileşimli kitap okuma programının 5-6 yaş grubu çocukların benlik algısına etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Sakarya ili Geyve ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir anaokulu ile bir ilkokula bağlı ana sınıflarında öğrenim görmekte olan 5-6 yaş grubu 26 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubuna 8 hafta boyunca 10 kitaptan oluşan Etkileşimli Kitap Okuma Programı uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan çocuklara herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Veri toplama araçları olarak çocukların benlik algısı puanlarını ölçmek için Demoulin Çocuklar İçin Benlik Algısı Ölçeği ile çocukların ve ailelerinin demografik bilgilerinin yer aldığı Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ön test-son test uygulamalarından elde edilen veriler SPSS 20 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Deney grubunun ön test ve son test puanları ile kontrol grubunun ön test ve son test puanları arasındaki değişimi görmek için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, deney ve kontrol grubu arasında ön test ve son test puanları açısından farklılık olup olmadığını görmek için Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre deney ve kontrol grubunda yer alan çocukların benlik algısı son test puanlarında deney grubu lehine anlamlı fark bulunmuştur. Ayrıca deney grubunu oluşturan çocukların erişi düzeylerindeki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır. Bu sonuçlara göre Etkileşimli Kitap Okuma Programının 5-6 yaş grubu çocukların benlik algısı üzerinde olumlu etkisinin olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitim, etkileşimli kitap okuma programı, benlik algısı

Benlik algısıEtkileşimli kitap okumaOkul öncesi eğitim+2
Şeyma Demirci
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

60-72 aylık çocukların biyofili (Doğaya yakınlık) seviyeleri ile empati becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

İnsanlığın ilk zamanlarından bu yana, doğanın insan üzerindeki etkisi her zaman önemli olmuştur. Özünde doğanın bir parçası olan insan sanayileşme, kentleşme ve teknolojik devrimlerle parçası olduğu doğadan zamanla uzaklaşmıştır. Bu uzaklaşmadan özellikle çocuklar etkilenmişlerdir. Yapılan araştırmalar, çocuğun doğayla iç içe olmasının; çocuğun motor ve bilişsel becerileri başta olmak üzere yardımlaşma, canlıları koruma, çevreye duyarlılık gibi prososyal becerilerini geliştirdiğini göstermiştir. Bu nedenle çocuğun biyofili seviyesinin ölçülmesi ve biyofilinin çocuğun hangi becerilerini ne derecede etkilediğini bilmek önemlidir. Çocuğun sosyal-duygusal gelişiminde önemli bir yer tutan empati ise bu becerilerden biridir. Bu araştırmanın amacı, 60-72 aylık çocukların biyofili seviyeleri ile empati becerileri arasındaki ilişkiyi incelemek olarak belirlenmiştir. Çalışmada nicel yöntem desenlerinden ilişkisel tarama kullanılmıştır. Araştırmanın deney grubu Sakarya MEB'e bağlı Adapazarı ve Serdivan ilçelerinde resmi anaokulları ve ilkokula anasınıflarında eğitimini sürdüren 60-72 aylık 150 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Çocuklar İçin Biyofili Ölçeği" ve "Çocuklar İçin Empati Ölçeği (ÇEMÖ)" kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda çocuğun biyofili seviyesi ile empati becerisi arasında yüksek düzeyde, olumlu bir ilişki olduğu bulunmuştur. Her iki ölçekte de elde edilen toplam puanların değişkenlere göre incelenmesi sonucunda çocukların biyofili seviyeleri doğada bulunma sıklığına göre anlamlı farklılık gösterirken; empati becerilerinin babanın yaşına göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur.

Doğaya yakınlıkEmpatiEmpatik beceri+3
Tuğçe Taşçı
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Anasınıfı öğretmenlerinin örgütsel bağlılık düzeylerinin çeşitli değişkenlerle değerlendirilmesi

Bu araştırma anasınıfı öğretmenlerinin örgütsel bağlılık düzeylerinin çeşitli değişkenlerle değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma kapsamında ''Anasınıfı öğretmenlerinin örgütsel bağlılıkları durumu nedir?'' ve '' Anasınıfı öğretmenlerinin örgütsel bağlılık düzeyleri çeşitli değişkenler (cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, mesleki kıdem, görev yapılan okulda çalışma süresi) açısından farklılık gösterir mi?'' sorularına cevap aranmıştır. Bu amaçla anasınıfı öğretmenlerine kişisel bilgiler formu ve örgütsel bağlılık ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın veri toplama aşamasında nicel araştırma yöntemlerinden Tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini seçkisiz olmayan örnekleme yöntemleri içerisinde yer alan uygun örnekleme tekniği ile 2021-2022 eğitim öğretim yılı içerinde Milli eğitim bakanlığına bağlı resmi okullarındaki ilkokul ve ortaokul bünyesinde görev yapan 203 okul öncesi öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırma verilerini toplamak için Kişisel bilgi formu, Ergün ve Çelik (2019)'in Türkçeye uyarladığı ''Örgütsel Bağlılık Ölçeği Türkçe Uyarlaması'' uygulanmıştır. Örgütsel bağlılık ölçeği: Çıkarcı, zoraki ve ahlaki bağlılık olarak üç alt boyuttan ve 15 maddeden meydana gelmiştir. Araştırmada elde edilen veriler betimsel istatistik analizi, bağımsız örneklem t testi ve ANOVA ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda çalışmaya katılan kişilerin cinsiyet, medeni durum ve eğitim düzeyi, mesleki kıdem ve görev yapılan okulda çalışma süresine göre Örgütsel bağlılık ölçeği ve alt boyut puanları istatistiksel olarak anlamlı olan bir farklılık göstermemektedir (p>0,05).

AnasınıflarıOkul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenler+3
Ceyda Demirhan Çançır
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin çocuk katılımı farkındalıklarının incelenmesi

Bu araştırmada ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin çocuk katılımına ilişkin farkındalıklarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi ile yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Fatih ilçesindeki iki resmî ilkokula giden ve 4. sınıfa devam etmekte olan 25 düşük sosyoekonomik düzey (DSED) ve 25 yüksek sosyoekonomik düzeydeki (YSED) 50 ilkokul öğrencisi oluşturmuştur. Çalışma grubu amaçlı örnekleme türlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Bu kapsamda ilçe milli eğitim müdürlüğü ve okul müdürlüklerinden öneriler alınmış, belirlenen göstergeler doğrultusunda okul ve çevrelerinde gözlemler yapılmış, listelenen ölçütlere uygun öğrenciler sınıf öğretmenlerinin tavsiyeleriyle belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Çocuk Katılımı Farkındalık Formu kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış örnek olaylardan oluşan bu form ilkokul öğrencilerinin, çocuğun karar alma süreçlerine katılımına ilişkin katılım tercihlerini ve bu tercihlerinin gerekçelerini incelemek amacıyla tasarlanmıştır. Dört örnek olayın yer aldığı formda, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi (ÇHK) tarafından sunulan, çocukların katılım hakkının uygulanma ortamları referans alınmıştır. Bu bağlamda aile ortamında katılım, okul ortamında katılım, yerel hizmetlerde katılım, çevrenin korunması ve sürdürülebilir kalkınmada katılım ortamları kullanılarak her bir katılım ortamı için bir örnek olay oluşturulmuştur. Katılım tercihlerine ilişkin seçenekler Hart'ın Katılım Merdiveni'nin basamakları temelinde tasarlanmıştır. Katılımcıların katılım tercihi gerekçeleri ise açık uçlu sorularla alınmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde görüşme tekniği kullanılmış, görüşmeler bire bir yapılan yüz yüze ve sanal oturumlarla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler ise betimsel analiz ve içerik analizi teknikleri ile analiz edilmiştir. İlk aşamada katılımcıların örnek olaylarda bulundukları katılım tercihlerine ilişkin betimsel analiz yapılmıştır. Betimsel analizde araştırmanın alt problemlerinde yer alan katılım ortamları araştırmanın temalarını oluşturmuştur. Analizde Hart'ın merdiveninin basamaklarına göre sınıflandırma yapılmış, veriler "Katılımın Olmadığı Kararlar (KOK), Yetişkinler Tarafından Başlatılan Kararlar (YTBK) ve Çocuklar Tarafından Başlatılan Kararlar (ÇTBK)" basamak sınıflamalarında incelenmiştir. İkinci aşamada, katılımcıların katılım tercihi gerekçeleri içerik analizi yolu ile çözümlenmiştir. Araştırmanın temaları altında toplanan veriler üzerinde yapılan içerik analizinde, basamak sınıflamalarına yönelik alt temalara ulaşılmıştır. Alt temalar öğrenci ifadelerinden alıntılarla desteklenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre ailede, okulda, yerel hizmetlerde ve çevrenin korunması ve sürdürülebilir kalkınmada katılımda; DSED ve YSED'deki ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin çocuğun katılım hakkına ilişkin farkındalıklarının araştırmacı tarafından Hart'ın Merdiveni'ne göre yapılan sınıflandırmaya göre YTBK basamak sınıflamasında olduğu görülmüştür. Araştırmada ele alınan bütün katılım ortamlarında, sadece çocuğun aile ortamında katılımında YSED'deki öğrenciler ÇTBK basamak sınıflamasında katılım tercihinde bulunmuştur. Araştırmanın genel sonuçları, çocukların kararlara katılımda yetişkinlerin başlattığı ve çocuklarla ortak alınan karar alma süreçlerini benimsediğini göstermektedir. Araştırmanın bir diğer sonucunda ise bulunduğu sosyoekonomik düzey (SED) fark etmeksizin öğrenciler tarafından ailede, okulda ve yerel hizmetlerde katılım ortamlarına ilişkin en çok savunulan gerekçe çocuk ve yetişkinin ortak karar almasının önemli oluşu; çevrenin korunması ve sürdürülebilir kalkınmada katılımda ise yetişkinlerin kararları başlatmasının önemli oluşu olmuştur.

DemokrasiFarkındalıkKatılımcı demokrasi+3
Seda Bingöl
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma/bütünleştirme öğrencilerine yönelik sosyal kabul ve iş motivasyon düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada sınıfında kaynaştırma/bütünleştirme öğrencisi bulunan sınıf öğretmenlerinin sosyal kabul düzeyi ve iş motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmada tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim -öğretim yılında Uşak İl merkezinde görev yapan ve sınıfında kaynaştırma/bütünleştirme öğrencisi bulunan 240 kadın ve 134 erkek olmak üzere toplam 374 sınıf öğretmeni amaçlı örnekleme yoluyla seçilmiştir. Araştırmada veriler, Kişisel Bilgi Formu, İş Motivasyon Ölçeği (İMÖ) ve Sosyal Kabul Ölçeği (SKÖ) ile toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS 25.0 programı yardımıyla çözümlenmiştir. Verilerin analizinde ise aritmetik ortalama (x), standart sapma (SS), bağımsız örneklem t- testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon, regresyon ve Scheffe testi analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinden elde edilen bulgulara göre sınıf öğretmenlerinin sosyal kabul düzeyleri çok yüksek düzeyde çıkmıştır. Sınıf öğretmenlerinin iş motivasyon düzeyleri ise iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Sosyal kabul ve iş motivasyonu arasındaki ilişki ise negatif yönlü ve anlamlı düzeyde çıkmıştır. Ayrıca sosyal kabul düzeyinin iş motivasyonunu %26 yordarken iş motivasyon düzeyinin sosyal kabulü %22 yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin sosyal kabul ve iş motivasyon düzeylerini daha da iyileştirebilmek adına daha çok uygulamalı derslere yer verilmesi ve farkındalık eğitimlerinin süre ve miktarlarının arttırılması önerilebilir. Ayrıca okullarda kurum kültürünün oluşturma, kurumun vizyon ve misyonu ile hedeflerinin belirlenmesi de önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma/Bütünleştirme, Sınıf öğretmeni, Sosyal kabul, İş motivasyonu

BütünleştirmeKaynaştırma eğitimiMotivasyon+6
Ayşe Ürün
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal ve kentsel kesimlerde yaşayan ilkokul öğrencilerinin temel beceri düzeylerine göre doğa algılarının incelenmesi

Bu araştırmada kırsal ve kentsel kesimlerde yaşayan ilkokul öğrencilerinden temel beceri düzeyleri yüksek ve düşük olan öğrencilerin doğa algılarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel yöntemlerden olan çoklu durum çalışması yöntemi benimsenmiştir. Çalışma grubunu belirlemek için Aydoğdu ve Karakuş (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan "İlkokul Öğrencilerine Yönelik Temel Beceri Ölçeği (TBÖ)" kullanılmıştır. TBÖ, Ankara ve Yozgat illerindeki yedi ilkokulun üçüncü ve dördüncü sınıflarında öğrenim gören; kentsel kesimlerden 398, kırsal kesimlerden 179 toplam 577 öğrenciye uygulanmıştır. Elde edilen veriler ile betimsel istatistik analizi yapılarak, kırsal kesimlerden temel becerileri yüksek düzey (TBYD) 10 öğrenci ve temel becerileri düşük düzey (TBDD) 10 öğrenci; kentsel kesimlerden temel becerileri yüksek düzey 10 öğrenci ve temel beceri düzeyi düşük 10 öğrenci olmak üzere toplam 40 öğrenci seçilmiştir. Seçilen öğrencilerle yarı yapılandırılmış bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerde kullanılmak üzere araştırmacı tarafından "Doğa Algısını Belirleme Görüşme Formu" geliştirilmiştir. Bu form doğa, bitki, hayvan, doğa kirliliği ve doğal kaynaklar temalarından oluşmaktadır. Elde edilen veriler nitel veri analiz yöntemlerinden içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmada amaçlara göre oluşturulan dört çalışma grubu ile gerçekleştirilen bireysel görüşmelerden elde edilen veriler temel beceri düzeyleri ve yaşadıkları bölge bağlamında değerlendirilmiştir. Tüm öğrenci grupları doğayı en fazla canlı varlık olarak, bitkiyi ve hayvanı en fazla tür olarak, doğa kirliliğini en fazla alan olarak, doğal kaynakları en fazla belirli koşullarda yenilenebilen kaynaklar olarak açıklamışlardır. Öğrenciler doğada vakit geçirirken en fazla bireye öncelik veren aktiviteler gerçekleştirdiklerini, bitkilerle vakit geçirirken en fazla bitkiye öncelik veren aktiviteler gerçekleştirdiklerini, hayvanlarla vakit geçirirken en fazla hayvana ve bireye öncelik veren aktiviteler gerçekleştirdiklerini, doğa kirliliğini önlemek için en fazla alana yönelik davranışlar sergilediklerini, doğal kaynakların tükenmemesi için en fazla su ile ilgili davranışlar sergilediklerini ifade etmişlerdir. Öğrencilerin doğadaki davranışları arasında en belirgin farklılık TBYD öğrenci gruplarının bilimi önceleyen aktivitelerde TBDD öğrenci gruplarına göre öne çıkması olmuştur. Doğada, bitkilerle, hayvanlarla vakit geçirirken genel anlamda tüm grupların olumlu hisleri olduğu; doğa kirliliğine ve doğal kaynakların tükenmesine ilişkin olumsuz hisleri olduğu öne çıkmıştır. Öğrencilerin tamamı doğa kirliliğini önlemeye yönelik fikirler belirtmişlerdir. Tüm öğrenci grupları doğanın, bitkinin, hayvanın ve doğal kaynakların en fazla birey için önemli olduğunu belirtmişlerdir, bunun yanında sürdürülebilirlik için de önemli olduğunu ifade etmişlerdir. Hem kırsal hem de kentsel kesimlerde yaşayan öğrencilerin doğa algılarına ilişkin TBYD öğrenci grupları TBDD öğrenci gruplarına göre daha zengin, kapsayıcı ve özel ifadeler kullanılmışlardır. Buradan hareketle öğrencilerin temel beceri düzeylerinin doğa algılarını etkilediği söylenebilir.

DoğaKentsel yaşamKırsal yaşam+4
Hatice Kübra Yıldırım
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Antiepileptik ilaç kullanan 24-36 aylık çocukların psikomotor becerilerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı 24-36 ay arası epilepsi hastalığı olan ve bu nedenle kullanmak zorunda oldukları antiepileptik ilaçlar olan çocukların ilaç kullanım sürelerinin, cinsiyetlerinin ve eğitim alma durumlarının çocukların ince ve kaba motor beceri gelişimlerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmada nicel yöntem desenlerinden betimsel tarama yönteminin kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 2022 yılında Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'ne başvuru yapan epilepsi tanısı olan ve ilaç kullanan 24 -36 ay arası çocuklardan oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise 2022 yılında Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'ne başvuru yapan epilepsi tanısı olan ve ilaç kullanan 24 -36 ay arası 173 çocuk oluşturmaktadır. Örneklem grubu seçiminde seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında çocuklara ait belirlenen değişkenleri içeren ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ve 24-36 ay arası epilepsi hastalığı olan çocukların gelişimlerinin değerlendirilmesi amacıyla "Denver II Gelişimsel Tarama Testi (DGTT II)" kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde öncelikle Sakarya Üniversitesi Etik Kurulu'ndan, ardında Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürlüğünden gerekli izinler alınmıştır. "Denver II Gelişimsel Tarama Testi" araştırmacı tarafından 2022-2023 yılında hastaneye başvuru yapan epilepsi hastalarının gönüllülük esasına göre uygulanmıştır. Kişisel bilgi Formu da araştırmacı tarafından ebeveynlerden edinilen bilgilerle, velilere bilgilendirme yapılarak ve gerekli izin alınarak doldurulmuştur. Normallik varsayımına dayanarak araştırma kapsamında parametrik testlerden Bağımsız Örneklemler t Testi ve Korelasyon Analizi yapılması uygun görülmüştür. Bu durumda çalışma grubunun çocukların cinsiyeti ve eğitim alma durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlenmesi için Bağımsız Örneklem T Testi kullanılırken Denver II Gelişim Tarama Testi'nden aldıkları puanların ilaç kullanımına göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için ise Korelasyon Analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre epilepsi hastası olan 24-36 ay arası çocukların ince ve kaba motor puanlarında cinsiyet değişkenine göre farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı bulunmuştur. Ayrıca epilepsi hastası olan 24-36 ay arası çocukların ince ve kaba motor puanlarında eğitim alıp almama durumu değişkenine göre farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur. Çalışmaya katılan çocukların ince ve kaba motor puanlarında ilaç kullanım süreleri ile negatif yönlü ilişki olduğu saptanmıştır. İlaç kullanma süresi arttıkça gerçekleşen ince ve kaba motor becerilerde düşüş görüldüğü bulunmuştur. Bulunan sonuçlara bakıldığında ilaç kullanma süresiyle düşüş yaşayan ince ve kaba motor becerilerin eğitim alma durumu ve süresiyle tolere edilebileceği düşünülmektedir. Ve bu çalışmanın ilerde planlanacak eğitimlere ve çalışmalara ışık tutması öngörülmektedir. Anahtar Kelimeler: Gelişim, Psikomotor gelişim, Epilepsi, Antiepileptik ilaç

Mustafa Bostancı
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul matematik derslerinde kullanılan yöntemlerin tespiti: Lisansüstü tezlerin incelenmesi (2013-2023)

Bu araştırma, Türkiye'de 2013-2023 yılları arasında yapılmış lisansüstü tezler aracılığıyla ilkokul matematik dersinde kullanılan öğretim yöntemlerin ortaya konulmasıdır. Araştırmada, ilkokulda matematik eğitiminde kullanılan öğretim yöntemlerine ilişkin yürütülen lisansüstü tezler nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği kullanılarak incelenmiştir. Araştırmanın modeli, nitel araştırma kapsamında doküman incelemesine dayanmaktadır. Araştırmanın verileri, Ulusal Tez Merkezi veri tabanlarında bulunan ve 'ilkokul', 'matematik' ve 'yöntem' anahtar kelimeleriyle arama yapılarak seçilen tezlerden oluşmaktadır. Tarama sonucunda, 2013-2023 yılları arasında yayımlanan 55 yüksek lisans ve 12 doktora olmak üzere toplam 67 tez incelenmiştir. Veri toplama sürecinde, araştırma problemleri belirlenmiş ölçütlere uygun yöntemler tespit edilerek, ilgili literatür taranmış ve analiz için gerekli dokümanlar seçilmiştir. Elde edilen veriler, betimsel analiz yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Bu yöntemle veriler sistematik ve net bir şekilde betimlenmiş, açıklanmış, yorumlanmış ve neden-sonuç ilişkisiyle incelenerek sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, ilkokul matematik derslerinde son on yılda yapılmış lisansüstü tezlerde en çok kullanılan öğretim yöntemleri arasında oyunla öğretim ve drama yer almaktadır. Bu yöntemlerin, özellikle oyun ve drama temelli yaklaşımların, öğrenci başarısını artırmada etkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaların çoğunda yarı deneysel desen ve başarı testleri en sık kullanılan veri toplama araçları olmuştur. İncelenen araştırmaların büyük bir kısmında sayılar ve işlemler konusu ele alınmış, diğer konularda daha az araştırma yapılmıştır. Araştırma bulguları, ilkokul matematik eğitiminde kullanılan çeşitli öğretim yöntemlerinin öğrenci başarısını ve problem çözme becerilerini artırmada etkili olduğunu göstermektedir. Bu bulgular, öğrenci merkezli yaklaşımlar ve aktif katılımı teşvik eden yöntemlerin öğrenci başarısını artırdığı vurgulanmış, öğretmenlerin öğrenci ihtiyaçlarına göre yöntemleri çeşitlendirmesi gerektiği belirtilmiştir. Özellikle Gerçekçi Matematik Eğitimi, Probleme Dayalı Öğrenme ve Harmanlanmış Öğrenme gibi yöntemlerin etkili olduğu ifade edilmiştir. Dijital araçların matematik derslerinde daha fazla kullanılması önerilmiş, öğretmenlerin bu konuda hizmet içi eğitimlerle desteklenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, gelecekteki araştırmaların öğretim programlarına katkıda bulunması için daha fazla araştırma yapılması önerilmiştir.

Hafize Merve Takak Kartal
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen ve veli görüşlerine göre ilkokul öğrencilerinin merhamet değerine sahip olma düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmada ilkokul öğrencilerinin merhamet değerine sahip olma düzeylerine ilişkin öğretmenleri ve velilerin değerlendirmelerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma betimsel ve nicel bir çalışma özelliği taşımaktadır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında Şanlıurfa ili merkez ilçede bulunan devlet ilkokullarında görevli sınıf öğretmenleri ve bu okullarda çocukları öğrenim gören öğrenci velileri, araştırmanın çalışma evrenini oluşturmaktadır. Araştırmada amaçlı örnekleme tekniği kullanılarak örneklem grup belirleme yoluna gidilmiştir. 161'i kadın ve 139'u erkek olmak üzere toplam 300 sınıf öğretmeni ve 6 devlet okulunda çocuğu öğrenim gören 186'sı kadın ve 122'si erkek olmak üzere toplam 308 veli, araştırmanın örneklem grubunu oluşturmuştur. Araştırmada veriler, Kişisel Bilgi Formu ve Merhamet Düzeyi Belirleme Ölçeği (MDBÖ) ile toplanmıştır. MDBÖ, araştırmacı tarafından geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılarak geliştirilmiş tek faktörlü 34 maddelik bir ölçektir. Toplanan veriler SPSS 25.0 programı ile çözümlenmiştir. Verilerin analizinde aritmetik ortalama (x), standart sapma (SS), bağımsız örneklem t- testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve Scheffe testi analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinden elde edilen bulgulara göre sınıf öğretmenleri ve veliler ilkokul öğrencilerinin merhamet düzeylerini "iyi" olarak değerlendirilmiştir. Öğretmen ve veli değerlendirmeleri arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Mesleki kıdem yılı ve idarecilik yapma durumu değişkenlerine göre öğretmenlerin değerlendirmeleri anlamlı düzeyde farklılaşmamaktadır. Buna karşılık erkek öğretmenler kadınlara göre; sınıf öğretmenliği branşındakiler diğerlerine göre ve değer eğitimi konulu eğitim alanlar almayanlara göre öğrencilerin merhamet düzeylerini anlamlı bir farkla daha olumlu değerlendirmişlerdir. Öğretmenlerin mesleki kıdemleri ile değerlendirmeleri arasında anlamlı ve negatif bir ilişki bulunurken eğitim verdikleri sınıf düzeyleri ile anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Velilerin çocuklarının merhamet düzeyleri üzerinde yaptıkları değerlendirmeler ise cinsiyetlerine, çocuklarının sınıf düzeylerine, eğitim durumlarına ve mesleklerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmazken çocuk sayılarına göre anlamlı düzeyde farklılaştığı gözlenmiştir. Tek çocuklu velilerin değerlendirmeleri daha olumludur. Diğer taraftan çocuk sayıları ile veli değerlendirmeleri arasında anlamlı ve negatif bir ilişki bulunmuştur. Bu sonuçlar alanyazın eşliğinde tartışılarak önerilerde bulunulmuştur. Bu kapsamda ilkokul öğrencilerinin merhamet değerine sahip olma düzeyi ile ilgili alan yazındaki çalışmalarının kısıtlı olduğu görülmüştür. Bu konuda farklı örneklem gruplar da dikkate alınarak yeni araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Öğretmenlerin genel olarak değer eğitimi, özelde ise merhamet eğitimi konusunda daha yeterli yetiştirilebilmeleri için hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim çalışmaları yapılmalı; bu konuda öğretmenlerin motivasyon düzeyi de artırılmalıdır.

Süheybe Karataş
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul öğretmenlerinin uzaktan eğitim uygulamasına ilişkin tutum ve öz yeterlik algılarının incelenmesi

Bu araştırmada ilkokul öğretmenlerinin uzaktan eğitim uygulamasına ilişkin tutum ve öz yeterlik algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada tarama modeli türlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim -öğretim yılında Şanlıurfa İli Siverek ilçesi ve merkez ilçelerinden biri olan Eyyübiye ilçesinde bulunan ilkokullarda görev yapan 182'si kadın 226'sı erkek olmak üzere toplam 408 sınıf öğretmeni amaçlı örnekleme yoluyla seçilmiştir. Araştırmada veriler, Kişisel Bilgi Formu, Uzaktan Eğitim Tutum Ölçeği (UETÖ) ve Uzaktan Eğitim Uygulamaları Öz Yeterlik (UZEÖ) Ölçeği gibi veri toplama araçlarıyla toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS 25.0 programı yardımıyla çözümlenmiştir. Verilerin analizinde ise aritmetik ortalama ( ), standart sapma (Ss), bağımsız örneklem t- testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon, regresyon ve Scheffe testi analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinden elde edilen bulgulara göre sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitim uygulamalarına yönelik genel olarak olumlu bir tutuma sahip olmadıkları; bununla birlikte göreceli olarak avantajlı yönlerine ilişkin kısmen de olsa daha olumlu tutuma sahip oldukları belirlemiştir. İlkokul öğretmenlerinin uzaktan eğitim uygulamaları öz yeterlik algıları genel olarak iyi düzeydedir. Öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile uzaktan eğitim uygulamalarına ilişkin öz yeterlik algıları arasında pozitif yönlü ve anlamlı düzeyde ilişki bulunmaktadır. Diğer taraftan öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutum ve uzaktan eğitim uygulamalarına yönelik öz yeterlik algıları, Cinsiyet ve lisans ya da lisansüstü mezunu olma durumlarına göre tutum ve öz yeterlik algıları farklılaşmazken mesleki kıdeme, okullarının bulunduğu yerleşim yerine ve uzaktan eğitim konulu eğitim alma durumlarına göre farklılaşmalar belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının mesleki kıdemleri ile uzaktan eğitime ilişkin tutum ve öz yeterlik algıları arasında da ilişkiler belirlenmiştir. Bunların dışında uzaktan eğitim uygulamalarına yönelik tutumları, uzaktan eğitime yönelik öz yeterlik algılarındaki değişimin %18,4'ini açıklayabilirken, öz yeterlik algıları ise tutumlarındaki değişimin %17,9'unu açıklamaktadır. İlkokul öğretmenlerinin uzaktan eğitim uygulamalarına yönelik tutum ve öz yeterlik algılarını daha da yükseltebilmek için fakültelerdeki öğretmen adaylarına lisans düzeyinde ders verilmesi, görevde olan öğretmenlere hizmet içi eğitim ve teşvik edici uygulamalara yer verilmesi önerilebilir.

Hüseyin Cenk Salış
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem 48-72 ay çocuklarda mizaç özellikleri ile sosyal becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarının mizaç özellikleri ile sosyal becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma örneklemini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Düzce ilinde okul öncesi eğitime devam eden 114 kız 132 erkek 246 çocuk oluşturmuştur. Çocuklarla ilgili veriler öğretmenler aracılığı ile elde edilerek veriler, okul öncesi eğitim kurumunda görev yapan öğretmenlerden toplanmıştır. Araştırmanın amacına uygun olarak veri toplama formları hazırlanmış ve uygulanmıştır. Veriler, öğretmenlerle yüz yüze görüşerek toplanmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Sarı(2009)'nın Türkçe uyarlamasını gerçekleştirdiği "Çocuk Davranış Listesi Ölçeği" ve Ömeroğlu vd.(2014)nin geliştirdiği "Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Çocukların cinsiyete göre sosyal beceri alt boyutunda; mizaç özelliklerinde gayretli kontrol, olumsuz duygulanım ve dışa dönüklük alt boyutlarında anlamlı farklılıklar olduğu görülmektedir. Çocuk yaşına göre olumsuz duygulanım ve dışa dönüklük mizaç alt boyutlarında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Çocukların sosyal beceri puanları yaşlara göre incelendiğinde anlamlı bir farka rastlanmıştır. Kurum türüne göre mizaç özellikleri incelendiğinde gayretli kontrol ve dışa dönüklük alt boyutlarında anlamlı farklılık bulunurken sosyal beceri puanları arasında kurum türüne göre anlamlı bir fark saptanamamıştır. Anne öğrenim durumuna göre mizaç özellikleri arasında anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Çocukların sosyal beceri ve mizaç özellikleri arasındaki ilişki incelenmiş sosyal beceriler ile gayretli kontrol mizaç alt boyutu arasında negatif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu; olumsuz duygulanım mizaç alt boyutu ile arasında anlamlı bir ilişkinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Dışa dönüklük alt boyutu ile sosyal beceriler arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sosyal beceriler ile bazı mizaç özellikleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken, bazı mizaç özellikleriyle pozitif ve negatif yönde düşük düzeyde ilişkiler olduğu tespit edilmiştir.

Minenur Çöpoğlu
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

60-72 aylık çocukların dijital oyun bağımlılığı ile duygusal davranışsal problemlerli arasındaki ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı 60-72 aylık çocukların dijital oyun bağımlılık eğilimlerinin duygusal davranışsal problemler arasındaki ilişkiyi incelenmektedir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evreni Kocaeli ilinde 2023-2024 eğitim öğretim yılında okul öncesi eğitim alan 60-72 aylık çocuklar oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme yöntemi ile belirlenen 60-72 aylık çocuklara sahip 250 ebeveynden oluşmaktadır. Araştırmada verilerin toplanmasında Budak (2020) tarafından geliştirilen 'Dijital Oyun Bağımlılık Ölçeği', Güvenir tarafından geliştirilen 'Güçler ve Güçlükler' anketi ve araştırmacının hazırlamış olduğu 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS programı ile yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre, araştırmaya dâhil edilen çocukların çoğunluğunun dijital oyun bağımlılık eğilimlerinin en az düzeyde olduğu, duygusal davranışsal problemleri de anormal düzeyde olduğu ve dijital oyun bağımlılığı ve duygusal davranışsal problemler arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Dijital oyun bağımlılığı ile cinsiyet ve dijital araca sahip olma değişkenlerin dijital oyun bağımlılık ölçeğinin toplam puanın arasında anlamlı farklılık olduğu, kardeş sayısı, anne ve baba eğitim durumu değişkenlerinde anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Güçler ve güçlükler anketi toplam puanında ise cinsiyete göre anlamlı bir farklılık tespit edilirken kardeş sayısı, anne ve baba eğitimi, dijital araca sahip olma durumuna göre anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak 60-72 ay çocuklarının dijital oyun bağımlılık eğilimleri toplam puan ortalamaları arttıkça duygusal davranışsal problemlerin arttığı birbirleriyle pozitif yönlü bir ilişkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Nursema Çetin
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul ikinci sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama düzeyleri ve okuma hızlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi

Çocukların okuduğunu anlama düzeylerinin farklı olmasında yaş ve okul öncesi eğitiminden başka birçok değişken bulunmaktadır. Bu sebeple bu araştırmanın temel amacı ilkokul ikinci sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama düzeylerinin ve okuma hızlarının farklı olmasında etkisi olabileceği değerlendirilen; ebeveynlerin öğrenim durumu, cinsiyet, günlük oyun süreleri, günlük tablet, telefonla vakit geçirme ve TV izleme süreleri, günlük ambalajlı gıda tüketim miktarları, kahvaltı yapma durumları, evde okuma yaparken uyarıcıların olup olmaması, evde başka kitap okuyanların olup olmaması ve uyku sürelerinin incelenmesidir. Bu araştırma betimsel bir çalışma olup tarama modelindedir. Verilerin toplanmasında; öğrencilerin bir dakikada okudukları kelime sayısını belirlemek amacıyla "Okuma Hızını Belirleme Formu" ve Obalar (2009) tarafından geliştirilen öğrencilerin okuduğunu anlama seviyelerini tespit etmek amacıyla "Okuduğunu Anlama (Metin-Paragraf) Testi Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca öğrenci ve ailesiyle ilgili bazı bilgileri edinmek amacıyla da araştırmacı tarafından geliştirilen "Veli Görüşme Anket Formu" kullanılmıştır. Araştırmada veriler 2022-2023 eğitim öğretim yılında Sakarya ilinde Arifiye ilçesinde 4 resmî, Adapazarı ilçesinde 1 resmî ve Serdivan ilçesinde 1 özel ilkokul olmak üzere toplam 6 ilkokulda öğrenim gören 354 ikinci sınıf öğrencisinden toplanmıştır. Veriler SPSS 25.0 programı yardımıyla çözümlenerek, şu bulgulara erişilmiştir: İlkokul ikinci sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama ölçeğinden aldıkları puanlar ve okuma hızları; cinsiyet değişkenine göre kız öğrenciler lehine, okul öncesi eğitim alıp almama durumuna göre okul öncesi eğitim alanlar lehine, anne baba öğrenim durumuna göre, öğrenim düzeyi daha yüksek olanlar lehine, evde okuma yaparken tercih ettiği ortam değişkenine göre, sessiz ortamı tercih edenler lehine anlamlı farklılık göstermektedir. Günlük teknolojik araçlarla (tablet, TV, telefon) vakit geçirme sürelerine göre anlamlı bir farklılık vardır. Teknolojik araçları kullanım süresi azaldıkça okuduğunu anlama puanı ve okuma hızı artmaktadır. Günlük uyku süresi değişkenine göre de anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Uyku süresi arttıkça öğrencilerin okuduğunu anlama düzeyleri ve okuma hızları artmaktadır. Günlük ambalajlı gıda tüketim miktarları değişkenine göre anlamlı bir farklılık vardır. Ambalajlı gıda tüketimi azaldıkça öğrencilerin okuduğunu anlama puanları ve okuma hızları artmaktadır. Ayrıca ilkokul ikinci sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama başarı puanı ve okuma hızları arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

Abdullah Çakmak
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin çocukların yürütücü işlevlerini destekleyen stratejileri kullanma yeterlilikleri ile çocukların yürütücü işlevlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin yürütücü işlev stratejileri kullanma yeterlilik düzeylerini belirlemek, okul öncesi öğretmenlerinin yürütücü işlev stratejileri kullanma yeterliliklerinin okul öncesi çocuklarına etkisini incelemek ve okul öncesi öğretmenlerinin yaş ve kıdem gibi boyutlarının okul öncesi çocukların yürütücü işlev stratejileri geliştirmede etkisinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Bu araştırmada seçkisiz örnekleme yöntemi ile araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli ile çalışılmıştır. Çalışmanın evreni 48-72 aylık okul öncesi eğitimi alan çocuklar oluşturmaktadır. Çalışmaya Sakarya ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi anaokulu ve anasınıflarına kayıtlı 48-72 aylık 320 çocuk dahil edilmiştir. Çocukların aileleri çalışmaya katılmaları için izin vermişlerdir. Örneklem, bu eğitim kurumlarında görev yapan 75 öğretmenden oluşmaktadır. "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Çocukların Yürütücü İşlevlerini Destekleyen Stratejileri Kullanma Yeterliliklerini Değerlendirme Aracı" ve araştırmacı tarafından oluşturulan 'Öğretmen Bilgi Formu' Sakarya ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi anaokulu ve anasınıflarında görev yapan öğretmenlere uygulanmıştır. Uygulama sonucunda öğretmenlerin test sonuçlarına göre aldıkları puanlar sıralanmıştır. Sıralamaya göre puanı yüksek olan 14 öğretmen ve puanı düşük olan 14 öğretmenler seçilmiş olup bu öğretmenler yüksek ve düşük puanlı öğretmenler olarak iki gruba ayrılmıştır. Bu iki grup öğretmenlerin öğrencilerine 'Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlevler Envanteri (ÇDYİE)-Öğretmen Formu' uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlevler Envanteri (ÇDYİE)- Öğretmen Formu puanlarında öğretmenlerin yürütücü işlev stratejilerini kullanma yeterliliklerine göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Bununla birlikte öğretmenlerin yürütücü işlev stratejileri kullanma yeterliliklerinin öğretmenlerin yaşına, kıdemine ve eğitim durumuna göre anlamlı bir fark bulunamamıştır. Araştırma sonucunda yürütücü işlevleri destekleyen stratejileri kullanma yeterliliği yüksek olan öğretmenlerin çocuklarının yürütücü işlevleri kullanma faaliyetlerinin yüksek olduğu, yürütücü işlevleri destekleyen stratejileri kullanma yeterliliği düşük olan öğretmenlerin öğrencilerinin yürütücü işlevleri kullanma faaliyetlerinin düşük olduğu tespit edilmiştir.

Saide Nur Gedil
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin çevre bilinci ile okul öncesi dönem çocuklarının çevresel farkındalık düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın hedefi, okul öncesi dönem çocuklarının çevresel farkındalık düzeylerini belirlemek, okul öncesi öğretmenlerinin çevre bilinci seviyesini tespit etmek, öğretmenlerin çevre bilinci düzeyine göre okul öncesi dönem öğrencilerinin çevresel farkındalık düzeylerini incelemek ve bunlar üzerinde cinsiyet, eğitim durumu, kıdem gibi boyutların etkisinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma grubunu Kocaeli ilinin Gölcük ilçesinde bulunan devlet anasınıflarına devam eden 170 okul öncesi dönem çocuğu ve bu sınıflarda öğretmen olan 15 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Bu araştırmada okul öncesi dönem çocuklarının çevresel farkındalık düzeylerini belirlemek için Okul Öncesi Dönem Çocukları için Çevresel Farkındalık ve Tutum Ölçeği; okul öncesi öğretmenlerinin çevre bilinci düzeylerini belirlemek için ise Çevre Bilinci Tarama Listesi Ölçeği, öğretmenlerin demografik özelliklerinin belirlenmesinde ise kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 27.0 ile gerçekleştirilmiş; veriler için tanımlayıcı istatistikler frekans, ortalama, standart sapma değerleri, korelasyon, t testi analizleri uygulanmış; öğretmen puanlarına göre öğrencilerin çevresel farkındalık düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde okul öncesi öğretmenlerinin yaş, kıdem, eğitim düzeylerine göre çevre bilinci düzeylerinin farklılık göstermediği, sadece ölçeğin alt boyutu olan "Bilgi" alt boyutunda yaşın belirleyici bir değişken olduğu görülmüştür. Öğrencilerin cinsiyet değişkenine göre çevresel farkındalık düzeylerinin de farklılık göstermediği saptanmıştır. Bir diğer bulgu ise öğretmenlerin çevre bilincine sahip olup olmamalarının kendi sınıflarında bulunan öğrencilerin çevreye dair farkındalıklarının tek belirleyicisi olmadığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi dönem, Çevresel farkındalık, Çevre bilinci, Çevre eğitimi.

Bena Güloğlu
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim kurumlarında (resmi ve özel) eğitim gören 4-5 yaş çocuklarının motor gelişim düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, çocuklarda hareket eğitiminin önemini tespit etmek, özel ve resmi okullarda verilen eğitimler ile çocukların motor beceri düzeyleri arasında farkın olup olmadığını gözlemlemektir. Motor gelişim doğum öncesinden başlayıp, ölüme kadar uzanan ve temelinde hareket becerilerini barındıran bir süreçtir. En genel tanımıyla ömür boyu hareket gerektiren davranışlarda meydana gelen değişimleri kapsar. Kaba motor (büyük kas), ince motor (küçük kas) olarak iki boyutta incelenir. Motor gelişim yalnızca kas, kemik ve hareket becerilerinin gelişimi değil, tüm gelişim alanları ile ilişki ve etkileşim içerisindedir. Çocuğun bu alanda desteklenmesi, hareket becerilerinin geliştirilmesi tüm gelişim alanlarının desteklenmesini sağlar. Bireyin hareketi arttıkça tüm gelişim alanlarının olumlu yönde desteklendiği söylenebilir. Günümüzde çocukların oyun oynayacak alanları azaldığından motor gelişim becerileri desteklenmekte zorlanılmaktadır. Bu gelişim alanının sınırlı düzeyde desteklenebilme durumu, diğer gelişim alanlarına etki edebilmektedir. Bu nedenle okullarda hareket eğitimi için uygun ortam hazırlamak önemlidir. Bu çalışmada özel ve resmi okullarda uygulanan hareket eğitimi ile motor becerilerin gelişmesinde bir farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Araştırma Sakarya ili, Hendek ilçesinde bulunan özel ve resmi okullara ait anaokulu ve anasınıflarında yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim ve öğretim yılında eğitim gören 4-5 yaş, 176 okul öncesi dönem çocuğu oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacı ile öğrencilere "CHAMPS Motor Beceriler Protokolü" uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular incelendiğinde çocuğun motor beceri düzeyinin yaş, spor eğitimi alma durumu, sınıftaki hareket eğitimi süresi, aile ekonomik durumu devam ettiği okul türü değişkenlerine göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Diğer yandan çocuğun cinsiyeti, kardeş sayısı, anne ve baba eğitim düzeyi, anne ve baba çalışma durumu değişkenleri açısından anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitim, Motor gelişim, CHAMPS Motor Beceriler Protokolü, Hareket, Hareket eğitimi

Gülgez Başmanav
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Etkileşimli okuma yönteminin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin dinleme becerilerine etkisi

Bu araştırmada etkileşimli okuma yöntemiyle resimli çocuk kitapları okunmasının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin dinleme becerileri üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem araştırması desenlerinden müdahale deseni benimsenmiştir. Araştırmanın nicel kısmında zayıf deneysel desenler arasında yer alan tek grup ön test son test deseni kullanılmıştır. Nicel verileri desteklemek amacıyla nitel veriler dokümanlar aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 Eğitim-Öğretim yılının ikinci yarıyılında Sakarya ili Sapanca ilçesinde yer alan bir ilkokulda öğrenim gören yirmi iki 4. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel verileri Dinleme Becerisi Başarı Testi, nitel verileri ise Dinleme Becerisi Gözlem Formu, araştırmacı günlüğü ve öğrencilerle yapılan görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın deneysel işlem süreci haftada iki ders saati olmak üzere toplam yedi hafta sürmüştür. Deneysel işlem süreci etkileşimli okuma yöntemiyle resimli çocuk kitapları okuyarak yapılan dinleme etkinliği uygulamaları ile sürdürülmüştür. Nicel verilerin analizinde istatistiki yöntemlerden Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinden elde edilen sonuçlara göre ön test ve son test olarak uygulanan Dinleme Becerisi Başarı Testinden öğrencilerin aldıkları puanlar arasında pozitif yönlü anlamlı bir farklılık olduğu görülmektedir. Araştırmanın nitel verilerinden elde edilen sonuçlara göre deneysel işlem, sonrasında yapılan gözlemlerde öncesinde yapılan gözlemlere göre öğrencilerin çoğunun dinleme etkinliği öncesi, sırası ve sonrası dinleme becerisine yönelik davranışlarında olumlu yönde artış olduğu tespit edilmiştir. Etkileşimli okuma sürecinde dinleme etkinliği öncesi, sırası ve sonrası aşamalarında dinleme becerisini geliştirecek uygulamalar yapıldığı tespit edilmiştir. Öğrenciler, okunan resimli çocuk kitaplarının güzel, eğlendirici, bilgilendirici, faydalı, maceralı ve heyecanlandırıcı olduğu görüşündedir. Etkileşimli okuma yöntemiyle resimli çocuk kitapları okuyarak yapılan dinleme etkinliği hakkında öğrencilerin olumlu görüşlerinin; öğrencilerin kitaba, içeriğe, görsellere karşı beğeni duyması, deneysel işlemin geliştirici olması, hayal gücünü ve duyguları harekete geçirmesi, anlamlı olması ve öğrencilerin hayatına katkıda bulunması şeklinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin, etkileşimli okuma yöntemiyle resimli çocuk kitapları okuyarak yapılan dinleme etkinliğinin kendilerini akademik ve kişisel yönden etkilediği görüşünde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Aleyna Çakıroğlu
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilere yönelik gerçekleştirdikleri uyarlamalara ilişkin görüşleri

Özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin de akranları gibi eğitim hakları bulunmaktadır. Ancak çeşitli nedenlerden ötürü eğitim haklarından tam olarak yararlanamamaktadırlar. Kaynaştırma sınıf öğretmenleri de fiziksel, öğretimsel ve diğer bazı nedenlerden ötürü özel eğitime gereksinimi olan öğrencilerinin eğitim haklarından tam olarak yararlanabilmesi ve herhangi bir hak kaybının en aza indirilmesinde öğretimsel uyarlamaların gerçekleştirilmesi ayrı bir öneme sahiptir. Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerinin başarılı kaynaştırma süreci için öğrenme güçlüğüne sahip özel eğitim gereksinimli öğrencilere yönelik gerçekleştirdikleri uyarlamaları belirlenmesidir. Araştırma özel öğrenme güçlüğü alanında yapılacak diğer çalışmalara örnek teşkil etmesi ve sınıf öğretmenlerine bakış açısı kazandırması açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Bu araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması ile desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu tamamı Iğdır ilinde görev yapmakta olan gönüllü sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya 8 gönüllü kaynaştırma sınıf öğretmeni katılmıştır. Veriler kaynaştırma sınıf öğretmenlerinin görüşleri daha öncesinde hazırlanan ve uzman görüşleri ile son hali verilen veri toplama aracı ile yüz yüze ve çevrimiçi olarak toplanmıştır. Veriler betimsel analiz yöntemi ile tema ve kodlara ayrılarak analiz edilmiştir. Söz konusu verileri daha detaylı olarak belirtmek gerekirse gerçekleştirilen analiz sonucunda sınıf öğretmenlerinden bazıları belirli konularda uyarlama yapma ihtiyacı görmemiştir. Bazı öğretmenlerin ise fiziksel anlamda sınıf içinde sıra düzeninden sınıf renklerine, etkinlik köşelerine birçok anlamda uyarlamalar gerçekleştirdikleri sonucu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan sınıf öğretmenleri öğretimsel anlamda hedef ve amaçlarını öğrencinin özel gereksinimine uygun hale getirecek uyarlamalarda bulundukları, öğretim yöntem ve teknikleri özel öğrenme güçlüğüne sahip özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler (ÖÖGÖ) için bazı uyarlamalar gerçekleştirdiklerini belirtmişlerdir. Öğretim sürecinde bazı zorluklarla karşılaştıkları bulgularına ulaşılmıştır. Sınıf öğretmenleri ÖÖGÖ'ler için birçok alanda birçok uyarlama gerçekleştirmektedir. Öğrencilerin fiziksel olarak daha rahat edebilmesi için okulun, sınıfın her türlü renk, sıcaklık, düzen, güvenlik, uyaran miktarını… öğretmenler göz önünde bulundurmaktadır. Özel öğrenme güçlüğüne rağmen öğrencilerinin kendi düzeylerine göre en iyi şekilde öğrenmeler gerçekleştirebilmesi için hedef ve amaçları öğrencinin düzey, yapı ve beklentisine göre uyarlayan öğretmenler kullandıkları öğretim yöntem ve teknikleri de yine öğrencilerine göre uyarlamaktadırlar. Öğretmenlerin birçoğu aldıkları üniversite eğitimleri ile hizmet içi eğitimleri özel öğrenme güçlüğü öğrencileri ile çalışmak için yeterli görmediklerini ve bunun da en büyük nedenlerinden birisinin alınan eğitimlerin teori ağırlıklı olmasını ifade ederlerken aynı zamanda süreç içinde öğrencilerin tanı alma sürecinde yaşanan zorluklarından, aileler ile iş birliğinde yaşanan sorunlardan ÖÖGÖ'ler için yaşanan kaynak ve materyal sorununa birçok zorluktan öğretmenler bahsetmişlerdir. Bu bulgulardan hareketle ulaşılan sonuçlar alanyazın çerçevesinde tartışılmış konuya ilişkin öneriler belirtilmiştir.

Eğitim gereksinimiSınıf öğretmenleriÖzel eğitim+6
Mehmet Akif Gül
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul öğretmenlerinin öğrenme hızı yüksek öğrencilere yönelik öğretim uygulamaları ile iş motivasyonu düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada ilkokul öğretmenlerinin öğrenme hızı yüksek olan öğrencilere yönelik yaptıkları öğretim uygulamaları ve bu uygulamalarda bulunma sıklıkları ile iş motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma evrenini 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Bursa ili Osmangazi ve Nilüfer ilçesinde görev yapan 351 kadın ve 81 erkek olmak üzere toplam 432 sınıf öğretmeni amaçlı örnekleme yoluyla seçilmiştir. Araştırmada belirlenen öğretmenlere Kişisel Bilgi Formu, İş Motivasyonu Ölçeği (İMÖ) ve Hızlı Öğrenen Öğrencilere Özgü Öğretim Uygulamaları Anketi (HÖYÖU) uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25.0 programından yararlanılarak çözümlenmiştir. Verilerin analizindeyse standart sapma ve aritmetik ortalamadan faydalanılmış, bağımsız örneklemin de t- testi ile tek yönlü varyans analizi (ANOVA) nin yanında değişkenlerin regresyonu, korelasyonu ile Scheffe testi analizi kullanılmıştır. Araştırma verilerinden sağlanan bulgulara dayanarak ilkokul öğretmenleri sınıfında yer alan hızlı öğrenen bireylere has öğretim uygulamalarının yapılma sıklığının orta seviyede olduğu görülmüştür. İlkokul öğretmenlerine ait iş motivasyon seviyeleriyse iyi seviyede olduğu belirlenmiştir. Hızlı öğrenen öğrencilere yönelik öğretim uygulamalarını yapma sıklarının iş motivasyonunun varyansını %27 yordamıştır. İş motivasyon düzeyinin hızlı öğrenen öğrencilere yönelik öğretim uygulamalarını yapma sıklarının varyansını %23 yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. İlkokul öğretmenlerinin hızlı öğrenen öğrencilere özgü öğretim uygulamalarını yapma sıkları ve iş motivasyon düzeylerini daha da iyi bir seviyeye getirebilmek adına bireysel farklılıklara yönelik uygulamalı derslere yer verilmesi ve bu hakkında hizmet içi farkındalık eğitimlerinin süre ve miktarlarının arttırılması önerilebilir. Buna ek olarak okul idaresinin gerek maddi gerekse manevi anlamda sınıf öğretmenlerini desteklemesi, okullarda kurum kültürünün oluşturma, kurumun stratejik planlamasında misyonu ve vizyon hedeflerine bu konuyu yerleştirmesi önerilebilir.

Merve Pesen
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat destekli matematik eğitiminin ilkokul 1.sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve kaygı düzeylerine etkisi

Sanat; çocuk, yaşam ve matematik değişkenlerini eğlenceli şekilde ilişkilendirebileceği bir çalışma alanı olarak değerlendirilebilir; soyut matematiksel kavramları somut ve görsel hale getirerek öğrencilerin daha iyi anlamasına yardımcı olur. Aynı zamanda yaratıcılığı teşvik ederek, problem çözme becerilerini geliştirir ve matematiğe karşı olumlu bir tutum kazandırır. Sanatla desteklenen matematik dersleri, öğrencilerin motivasyonunu artırırken disiplinlerarası öğrenme yeteneklerini de güçlendirir. Bu entegrasyon, öğrencilerin hem akademik başarılarını hem de duygusal gelişimlerini olumlu yönde etkiler. Bu çalışmanın temel amacı, sanat ve matematik kavramları arasındaki ilişkileri kurarak, ilkokullarda matematik derslerinin daha ilgi çekici, öğrenilmesi kolay bir disiplin olduğu algısının oluşmasında sanattan ve sanatsal etkinliklerden yararlanarak sanat destekli eğitimin öğrencilerin akademik başarıları ve kaygı düzeylerine etkisinin araştırılmasıdır. Araştırmada, Matematik dersinde öğrencilerin sanat destekli öğretim yöntemi kullanılmasının öğrencilerin Matematik dersindeki akademik başarı ve kaygı düzeylerine etkisini belirlemek için deneysel modellerden "ön test-son test kontrol gruplu deneysel model" kullanılmıştır. Bu araştırma Kocaeli ili Gölcük ilçesinde bir ilkokulda öğrenim gören iki 1. sınıf şubesiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmayı deney ve kontrol grubunu uygulamak için belirlenen okuldaki belirli çalışmalar yapıldıktan sonra 1. Sınıf şubelerine test yapılmasına karar verilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Matematik Dersi Başarı Testi" ve "İlkokul Öğrencileri İçin Matematik Kaygı Ölçeği" kullanılmıştır. Matematik Dersi Başarı Testi, "Geometrik Cisimler ve Şekiller" konusu kapsamında hazırlanmış hem öntest hem de sontest amaçlı olarak ilkokul 1. Sınıf matematik dersinde, sanat destekli eğitim modeli kapsamında yürütülmüş bir öğretim süreci sonunda öğrencilerin başarı düzeylerini tespit etmek için kullanılacak geçerli ve güvenilir bir başarı testi düzenlenmiştir. Analizler ve düzeltmeler sonunda 7 ana soru grubu içerisinde toplamda 36 soruyu kapsayan geçerli ve güvenilir bir matematik başarı testi geliştirilmiştir. Maddelerin ayırt edicilik indeksleri (rjx) 0,26 ile 0,84 arasında değerler almış olup ortalama ayırt edicilik indeksi 0,44 olarak belirlenmiştir. Maddeleri güçlük indeksleri (P) ise 0,42 ile 0,85 arasında değerler almış olup ortalama güçlük indeksi 0,60 olarak belirlenmiştir. Test ayırt ediciliği kapsamında madde-toplam korelasyonu katsayılarının tamamının p<0,05 düzeyinde anlamlı olduğu gözlenmiştir. Test güvenirliği ise KR20= 0,885 olarak belirlenmiştir. İlkokul Öğrencileri İçin Matematik Kaygı Ölçeği olarak ise Mutlu ve Söylemez (2018) tarafından geliştirilen veri toplama aracı kullanılmıştır. Araştırma ile toplanan verilerin analiz edilmesinde aritmetik ortalama, bağımlı ve bağımsız örneklem t testleri ve Pearson's r testi analizleri yapılarak sonuca ulaşılmıştır. Uygulama sonucunda sanat destekli matematik eğitiminde öğrencilerin matematik derslerine karşı olan kaygılarının azaldığı, derse olan ilgilerinin ve akademik başarılarının arttığı tespit edilmiştir.

Gizem Sezen
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul sosyal bilgiler dersinde kodlama ile tasarlanan etkinliklerin öğrencilerin akademik başarılarına, ders tutumlarına ve mekânsal düşünme becerilerine etkisi

Günümüzde kodlama eğitiminin öğrencilere küçük yaşlardan itibaren verilmesinin öğrencilerin yaşama hazırlanmaları, tüketen bireyler olmaktan çıkıp üreten bireyler olmaları ve birçok beceri gelişimini sağladığı için önemli görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, ilkokul sosyal bilgiler dersi "İnsanlar, Yerler ve Çevreler" öğrenme alanında Scratch programı ile tasarlanan etkinliklerin öğrencilerin akademik başarısına, derse karşı olan tutumuna ve mekânsal düşünme becerilerine etkisini incelemektir. Bu araştırmada, ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim-öğretim yılı içerisinde İstanbul ili Sultanbeyli ilçesinde bulunan bir ilkokulda üç şubede eğitim gören toplam 82 4. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Deney grubunda bulunan öğrencilerin sosyal bilgiler dersi, Scratch destekli etkinliklerle yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında sosyal bilgiler dersi "İnsanlar, Yerler ve Çevreler" öğrenme alanına ait Başarı testi, Sosyal Bilgiler Dersi Tutum Ölçeği ve Mekânsal Düşünme Beceri Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bilgiler IBM SPSS Statistics 25.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen bulgular, Scratch destekli etkinliklerle sosyal bilgiler dersinin yürütüldüğü deney grubu ile kontrol grubu arasında akademik başarı, derse karşı tutum ve mekânsal düşünme becerilerine etkisi açısından deney grubu lehine anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Scratch programı destekli sosyal bilgiler dersi yürütülen deney grubu öğrencilerinin akademik başarı, derse karşı tutum ve mekânsal düşünme becerilerinin olumlu yönde geliştiği tespit edilmiştir. Scratch kodlama programının sosyal bilgiler dersinde kullanımının öğrencilerin akademik başarı, derse karşı tutum ve mekânsal düşünme becerilerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Çiğdem Dalkıç
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00