Anadolu University
Departman

Department of Public Finance

Anadolu University

10

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Departman Tezleri

10 Tez
DoctorateOpen AccessTR

5018 Sayılı Kanun çerçevesinde kamu bürokrasisinin bütçe sürecindeki yeni rolü ve harcamaları disipline edici etkisi

Kamusal faaliyetleri gerçekleştirmenin en temel aracı bütçelerdir ve bütçe sürecinde birçok aktör yer almaktadır. Bütçe sürecinde yer alan aktörlerden biri de kamusal mal ve hizmetlerin üreticisi konumunda olan kamu bürokrasisidir. Kamu bürokrasisinin bütçe sürecinde kaynak tahsisinde ve kullanımında etkinsizliğe yol açarak kamu harcamaları üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğu uzun yıllardan beri ileri sürülmektedir. Günümüzde ?Yeni Kamu Yönetimi (YKY)? olarak adlandırılan yeni bir kamu yönetimi anlayışının yükselmesine bağlı olarak kamu kaynaklarının tahsisinde ve kullanımında etkinliği artırmaya yönelik köklü bir değişim başlamıştır. Bu değişimin ana eksenleri; a) kamusal kaynakların, kamu kuruluşlarının misyon ve vizyonuyla bağlantılı öncelikli stratejik amaç ve hedeflerine uygun tahsis edilmesi, b) kaynakların öngörülen amaç ve hedeflere uygun, verimli, etkin ve tutumlu bir şekilde kullanılması, c) önceden belirlenmiş performans ölçütlerine göre kuruluşların amaç ve hedeflerine ulaşıp ulaşmadığının izlenmesi, d) kamu yöneticileri ile harcama birimlerine bütçe hazırlık ve uygulama sürecinde yetki devri ve esnekliğin sağlanmasıdır. Bu nedenle YKY anlayışını benimseyen ülkeler bütçe sistemlerini yeniden yapılandırmaya yönelik reform niteliğinde faaliyetler yürütmektedir. Kamu harcamalarında disiplini sağlamak üzere kaynak tahsisi ve kullanımına ilişkin yaşanan bu gelişmelere bağlı olarak kamu bürokrasinin bütçe sürecindeki rolü de değişmiştir.Türkiye'de de 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile kamu mali yönetim sistemi yeniden yapılandırılmıştır. Bu kapsamda YKY anlayışına uygun bir şekilde değiştirilen bütçe sürecinde kamu bürokrasisinin yetki, sorumluluk ve denetimlerine ilişkin önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu tez çalışmasının amacı; dünyadaki gelişmeler ışığında Türk kamu bürokrasisinin bütçe sürecindeki rolünü ve harcamaları disipline edici etkisini değerlendirebilmektedir. Çalışmada Türk kamu bürokrasisinin bütçe sürecindeki rolü ve harcamaları disipline edici etkisi alanyazın taraması ve örnek bir kamu kuruluşu olarak alınan Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü'nde (HSSGM'de) yapılan durum çalışması ile hem teorik hem de uygulamalı olarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda; Türkiye'de dünyadaki gelişmelere koşut olarak ve bürokratik açmazlara çözüm getirmesi beklenerek bütçesürecinde bürokrasi odaklı bir yapı oluşturulmaya çalışıldığı tespit edilmiştir. Ancak, uygulamada nitelikli personel ve eğitim ihtiyacı, üst yönetimin ve siyasi otoritenin desteğinin olmaması, yasal düzenlemelere ilişkin eksiklik ve yanlışlıklar, DPT ve Maliye Bakanlığı arasındaki koordinasyon problemi gibi birçok sorunlarla karşılaşıldığı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle uygulamada kamu bürokrasisinin bütçe sürecindeki rolünü başarılı bir şekilde yerine getiremediği ve kamu harcamalarının disipline edilmesi açısından bir gelişme sağlanamadığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Kamu Bürokrasisi, Bütçeleme, Performans Esaslı Bütçeleme, Kamu Harcamaları.

BütçeBütçelemeKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu+2
Deniz Şahin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Hukuku açısından elektronik ortamda satışların belgelendirmesi

Günümüzde teknolojinin gelişmesi hayatın her yönünü olumlu ve olumsuz etkilemektedir. Vergi idaresi ve vergi ödeyen mükelleflerde teknolojik gelişmelerden etkilenmektedir.Kamunun toplamış olduğu vergilerin maksimum seviyede artırılması, vergi kayıp ve kaçaklarının en aza indirilmesi teknolojik araçların kullanılması ile mümkündür. Bunun yanında mükelleflerin ödemiş oldukları vergilerin doğru hesaplanması için güncel teknolojilerin kullanılması gerekmektedir.Yapılmış olan bu çalışmada Türkiye'de kullanılan elektronik satış belgeleri ve bunların Türk Vergi Sistemindeki yeri ele alınmıştır.Anahtar Kelimeler; Belge, Elektronik Belge, Vergi Hukukunda belge

BelgelendirmeBelgelerElektronik belge+3
Mustafa Kökçam
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de mali yerelleşme ile ekonomik büyüme ve enflasyon arasındaki ilişkilerin zaman serisi analizi

Akademisyenler ve politik karar alıcılar arasında, mali yerelleşmenin kamu kesiminde etkinliği arttırarak ekonomik büyümeye olumlu yönde katkı sağlayacağı görüşü genel kabul görmektedir. Buna göre mali yerelleşme, kamusal mal ve hizmetlerin yerel tercihlere göre farklılaştırılması sonucu kaynak tahsisinde etkinliği sağlayabilecektir. Ayrıca yerel yönetimlerin birbirleriyle rekabet etmeleri sonucunda, kamusal mal ve hizmetlerin üretiminde de etkinlik sağlanabilecektir. Ancak ampirik çalışmalarda bu görüşü destekleyen ortak bir sonuca ulaşılamamıştır. Mali yerelleşmenin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi ülkeden ülkeye ve hatta aynı ülke için belirli dönemler arasında farklılıklar sergilemektedir. Son dönemlerdeki çalışmalar bu farklılığı yaratan nedenleri araştırmaya odaklanmıştır. Bu nedenlerin başında ise mali yerelleşmenin enflasyon üzerindeki etkisinin geldiği kabul edilmektedir. Buna göre, eğer enflasyon istikrar politikalarındaki gecikmelerden kaynaklanıyorsa, mali yerelleşme karar almayı hızlandırarak enflasyonu azaltabilecektir. Ancak enflasyon istikrar politikalarının etkinsizliğinden kaynaklanıyorsa, mali yerelleşme yetki ve sorumlulukları dağıtarak enflasyonun artmasına yol açabilecektir. İktisat yazınında, yüksek enflasyonun düşük ekonomik büyümeye yol açtığı ifade edilmektedir. Bu nedenle mali yerelleşmenin ekonomik büyüme üzerinde, enflasyon yoluyla da dolaylı bir etkisinin bulunduğu ileri sürülmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'de mali yerelleşme ile ekonomik büyüme ve enflasyon arasındaki ilişkinin varlığı ve yapısı ampirik olarak araştırılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, mali yerelleşmenin enflasyon oranı üzerindeki arttırıcı etkisinin, ekonomik büyüme üzerindeki yarattığı olumlu etkiyi ortadan kaldırdığı görülmüştür.

Ekonomik büyümeEnflasyonMali yerelleşme
Abdurrahman Taraktaş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de yerel yönetimlerin vergilendirme yetkisi, küreselleşme ve yerelleşme bağlamında bir inceleme

Küreselleşme süreci ülkeler için ekonomik, politik ve sosyolojik değişimlere yol açan bir süreçtir. Bu süreç, sanayileşmiş ülkelerin ve küresel kurumların dünya çapında egemen güçler haline gelmesine neden olmuştur. Gerek söz konusu egemen ülke ve kurumların ürettiği politikalar gerekse ülkelerin küreselleşme çağında yerel olana sahip çıkma güdüsü yerelleşme kavramının önem kazanmasına neden olmuştur. Yetki ve sorumlulukların yönetimin alt kademelerine devri anlamına gelen yerelleşmenin en önemli bileşeni ise mali yerelleşmedir. Kamusal harcama yapma ve gelir elde etme yetkilerinin yerel yönetimlere bırakılması yerel yönetimlerin yetkilerine ilişkin tartışmaları gündeme getirmiştir. Çünkü mali yerelleşmenin gelir yönü yerel yönetimlere vergilendirme yetkisi verilmesini öngörmektedir. Üniter devletlerde ise vergilendirme yetkisinin asli sahibi devlet olup, devlet elindeki bu yetkiyi sahip olduğu egemenlik gücüne dayanarak yasama organınca yapılan yasalarla kullanır.Türkiye'de 1980 sonrası yaşanan liberalleşme hareketleri, Türkiye'nin imzaladığı Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve küresel kuruluşların Türkiye ile ilgili raporları yerel yönetimlerin vergilendirme yetkilerine sahip olması yönünde baskılar yaratmaktadır. Oysa, üniter bir devlet olan Türkiye'de yerel yönetimlerin vergilendirme yetkisine sahip olmalarının bazı anayasal sınırları mevcuttur. Bu yetkinin yerel yönetimlere bırakılmasının ayrıca idare hukuku ve vergi hukuku açısından da sakıncaları bulunmaktadır.

KüreselleşmeVergilendirmeVergilendirme yetkisi+2
Elvan Cenikli
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi yargılamasında yargı kararlarına karşı başvurulan kanun yolları

Devlet, vatandaşlarının temel bazı ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür. Eğitim, sağlık, adalet gibi belli başlı ihtiyaçların karşılanabilmesi ve kamu hizmetlerinin finanse edilebilmesi için devletin mali kaynağa ihtiyacı bulunmaktadır. İşte bu mali kaynakların başında yer alan ve en önemli kalemini oluşturan gelir, vergilerdir. Vergiler mali, ekonomik, siyasi ve sosyal nedenlerle uygulamaya konmaktadır. Devlet ile mükellef arasında ortaya çıkan vergi uyuşmazlığındaki dengeyi hukuki anlamda kurmak vergi yargısının görevidir.Vergi yargılamasının etkin ve adil bir biçimde çalışabilmesi için vergi yargısı organları olarak ilk derece mahkemelerinin vermiş olduğu nihai kararlara karşı üst derece mahkemelerinde kanun yollarına başvurulabilmesi ve bu başvuru yollarının iyi işlemesi gerekmektedir. Bu nedenle hukuka aykırı yargı kararlarının ortadan kaldırılarak taraflar arasındaki uyuşmazlıkların hukuka uygun ve adil olarak çözüme kavuşturulması ve hukuk uygulamasında birliğin sağlanması için kanun yolları öngörülmüştür.Bu çalışmada, vergi yargısı organları tarafından verilen nihai kararların hukuka uygunluğunun denetlenmesi amacıyla ilgili mevzuatlarında öngörülen kanun yolları tezin ana konusunu oluşturmakla birlikte, kanun yollarına başvuruda ve kanun yollarının işleyişi sırasında meydana gelen, taraflardan veya yargı sisteminden kaynaklanan sorunlar tespit edilmeye çalışılmakta ve söz konusu eksikliklerin giderilmesi ve kanun yollarının daha etkin işleyebilmesi için yapısal çözüm yolları bulunmaya çalışılmıştır.Anahtar kelimeler: Vergi Yargısı, Kanun Yolları, Danıştay, Bölge İdare Mahkemesi, Vergi Mahkemesi

Kanun yollarıVergi yargısıVergiler+2
Ahmet Kanmaz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de özel tüketim vergisi ve mali güç ilkesi açısından analizi

Üretimden ya da üretimin belirli bir aşamasından genel olarak alınmayıp da tek tek belirlenen bazı ürün ve hizmetlerden alınan vergilere, özel tüketim vergisi denilmektedir. ÖTV ekonomik sürecin üretim ve dağıtım aşamalarında veya bunların sadece birinde belirlenen bazı mal ve hizmetlerden alınmaktadır. 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu 12.06.2002 gün ve 24783 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle 16 adet vergi, harç, pay ve fon yürürlükten kaldırılmıştır. Özel Tüketim Vergisinin konusunu; akaryakıt ürünleri, motorlu taşıtlar, sigara, alkollü - kolalı içecekler ve lüks tüketim malları oluşturmaktadır.Belirli koşullar altında ÖTV, vergi yükü ve gelir dağılımında adaleti sağlamada, toplum için zararlı malların tüketimlerinin kısılmasında ve çevre kirliliğinin önlenmesinde olumlu neticeler verebilir. Anayasal bir zorunluluk olan mali güç ilkesinin gözetilmesi için vergilendirilecek malların dikkatli seçilmesi gerekir. Toplum tarafından lüks olduğu kabul edilen malların verginin kapsamında olması ile artan oranlılık ve bununla birlikte vergi adaleti sağlanabilir.Çalışmada öncelikle ÖTV teorik bazda ele alınmış, 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle, yürürlükten kalkan vergi, harç, pay ve fonlar incelenmiş, 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu irdelenmiş, mali güç kavramı açıklanarak, ÖTV'nin mali güce göre vergilendirmeye uygun olup /olmadığı ortaya konulmaya çalışılmış, Avrupa Birliği'nde uygulanan ÖTV ile Türkiye'de uygulanan ÖTV'nin genel uyumu/uyumsuzluğu ve mali gücü ne ölçüde gözettiklerine cevap aranmıştır. Çalışmada Türkiye'de uygulanan ÖTV'nin genel olarak AB ile uyumlu olmadığı, dolaylı vergiler grubundan olan ÖTV'nin mali güç ilkesini gözetmediği birçok açıdan ortaya konulmuştur. ÖTV'nin mali gücü gözeten yanları da ifade edilmiş ve mali güce daha fazla yaklaşma noktasında yapılabilecekler belirlenmiştir.

FinansVergi KanunuVergi adaleti+3
Mahmut Ceylan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Banka ve sigorta muameleleri vergisinin Türk bankacılık sektörüne etkileri

Güçlü ve kalıcı ekonomik istikrarı hedefleyen tüm ülkeler etkin ve gelişmiş bir bankacılık sektörü için çalışmaktadırlar. Temel işlevi fon arz edenlerle fon talep edenler arasında aracılık etmek olan bankalar bu işlemler sırasında birtakım vergisel yük ve yükümlülüklere tabi olmaktadır.Bankacılık sektörü üzerindeki bu yük ve yükümlülükler bankaların etkin bankacılık yapmasına engel olmakta ve sektörün gelişimini engellemektedir. Hükümetler ise bankacılık sektörünün gelişimine yönelik birçok kararlar almalarına rağmen gelirlerinde azalmaya neden olacağı gerekçesiyle işlem maliyetlerini azaltmaya yönelik vergisel düzenlemelere pek başvurmamaktadırlar. Özellikle bütçe gelir gider kalemlerinde ciddi orantısızlıklar bulunan Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde bu yönde kararların alınması maalesef gecikmiştir.Türkiye'de bankacılık işlemlerinde neredeyse bankaların tüm işlemlerinden alınan BSMV işlem maliyetlerini artırıcı en önemli vergi kalemidir. Bankalar yaptıkları işlemlerde elde ettikleri tüm gelirlerde BSMV ödemektedirler. Her ne kadar bu verginin büyük kısmını müşterilere yansıtsalar da bu işlemler de bankalar için bir işlem maliyeti doğurmaktadır.AB'ye aday ülke konumunda olan Türkiye'de BSMV'nin kaldırılması ya da oranlarının indirilmesi veyahut birçok işlemin bu vergiden istisna tutulması son dönemlerde sıkça dillendirilmektedir.Türkiye'de bankacılık işlemleri üzerindeki vergisel yüklerin AB normlarına getirilmesi sektörün hak ettiği yere gelmesini ve gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşmasını sağlayacaktır.

Banka ve sigorta muameleleri vergisiBankacılık işlemleriBankacılık sektörü+6
Selçuk Altınsoy
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kurumlar vergisinin ekonomik etkileri ve değerlendirilmesi

Tüzel kişiliğe sahip olan bazı kuruluşların kazançları üzerinden alınan kurumlar vergisi, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra artan kamu harcamalarının finansmanını sağlamak amacıyla gelir vergisinden bağımsız bir şekilde ortaya çıkmış ve gelişme göstermiştir.Kurumlar vergisinin gelir vergisinden ayrı bir uygulama alanı bulması tartışılsa da kurumlar vergisi mükellefi olmanın sağladığı ayrıcalıklar kurumlar vergisinin gelir vergisinden ayrı bir şekilde uygulama alanı bulmasına neden olmuştur. Kurumlar vergisi ilk ortaya çıktığı yıllarda mükelleflerine sağladığı ayrıcalıklardan dolayı tartışılsa da günümüzde bu tartışmalar yerini ülkeler arasındaki ilişkilerin artmasıyla birlikte kurumlar vergisinin nasıl uygulanacağı konusuna bırakmıştır. OECD ülkelerine bakıldığında bu ülkeler yatırımların önünü açıp yeni istihdam alanları yaratmak için kurumlar vergisi oranını yıllar itibariyle düşürme yoluna gitmişlerdir.Kurumlar vergisi alanında dünyada yaşanan gelişmelere paralel olarak Türkiye'de de bazı gelişmeler yaşanmış ve yıllar itibariyle kurumlar vergisi oranları düşmüştür. Kurumlar vergisinin ilk ortaya çıktığı yıllarda oranı %50'lerde iken günümüzde bu oran %20'lere düşürülmüştür. Kurumlar vergisi oranı düştükçe mükelleflerinin ödeyeceği vergi miktarı da azalacağı için kurumlar vergisinin mükellefleri üzerindeki olumsuz etkileri de azalacaktır. Ancak vergi oranı ne kadar düşürülürse düşürülsün kurumlar vergisinin mükellefleri üzerinde bir takım ekonomik etkileri bulunmaktadır. Bu etkiler uygulamada; tasarruf, maliyet, harcama, yatırım, borçlanma alanında yoğunlaşmıştır.Çalışmada, gelir vergisinden ayrı bir uygulama alanı bulan kurumlar vergisi kavramına ve konudaki bazı teorik görüşlere, kurumlar vergisinin bazı OECD ülkelerindeki uygulama biçimlerine, kurumlar vergisinin Türkiye'deki uygulama biçimlerine ve mali fonksiyonlarına değinilerek, kurumlar vergisi uygulamasının mükellefleri üzerindeki ekonomik etkileri ortaya koymak amaçlanmıştır. Kurumlar vergisinin ekonomik etkilerini ortaya koymak amacıyla Sakarya ilini kapsayan bir anket çalışması da yürütülmüştür.Çalışmada mümkün olduğunca kurumlar vergisi uygulamasının ekonomik etkilerini ölçmek ve bu alandaki temel sorunları ortaya koymak amacıyla gerekli görüldüğü ölçüde konulara değinilmiştir. Tez konusuyla ilgili Türkçe literatürde fazla çalışmanın yapılmamış olması ve yapılanların da kurumlar vergisinin ekonomik etkilerini tespit etmeye yönelik olmaması dikkate alındığında çalışmanın önemi literatüre sağlayacağı katkı açısından daha da artmaktadır. Kurumlar vergisinin ekonomik etkilerini ölçmek amacıyla konu ile ilgili eleştirel kaynak incelemesi yapılmış, internet üzerinden yapılan Türkçe ve İngilizce literatür taraması vasıtasıyla elde edilen kaynaklar kullanılarak genel hatlarıyla çalışma ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca yapılan alan araştırması ile çalışma desteklenmiş ve alan araştırmasının bulguları ayrıntılı olarak çalışmaya değerlendirilmiştir.

Hakan Yavuz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Vergi Yargısı ve İdari Yargı arasındaki görev ayırımı

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de mali olayların nitelik ve nicelik olarak artış göstermesi üzerine mali olaylar nedeniyle ortaya çıkan sorunların nihai çözüm yolu olarak yargı yolunun da önemi artmıştır. Söz konusu mali olaylar nedeniyle ortaya çıkan vergi uyuşmazlıkları da vergi yargısı sisteminde çözümlenmektedir. Fakat gerek mevzuattaki yeterli düzenlemelerin bulunmaması, gerekse düzenlemeler hakkında yeterli bilginin uyuşmazlıkların tarafı olan şahıslar tarafından bilinmemesi nedeniyle uygulamada çeşitli sorunları gündeme getirmektedir.Bu çalışmanın araştırma problemi, Türkiye'deki ülkemizdeki vergi yargısı sitemi içinde yer alan idare ve vergi mahkemelerinin görevlerini belirginleştirmek olarak ifade edilebilir. İdari yargı düzeni içinde bulunan vergi mahkemeleri hangi uyuşmazlıkları çözümlemekle yetkilidir? İdari yargı mercileri önüne gelen uyuşmazlıklarda görev konusunu nasıl çözümleyecektir?Bu çerçevede yapılan çalışma sonucunda idare ve vergi mahkemeleri arasında ortaya çıkacak görev uyuşmazlıklarının çözümünde ilk olarak bu konudaki yasal düzenlemelere başvurulmakta, bu konuda herhangi bir yasal düzenlemenin bulunmaması halinde ise başvurulacak kaynak yargı içtihatları olmaktadır. Çalışmamızda çeşitli uyuşmazlıklar hakkındaki yargı kararlarına da yer verilmek suretiyle görevli mahkemenin hangisi olacağı yolunda fikirler verilmeye çalışılmıştır. Bu yönüyle bakıldığında çalışmanın bulgularının oldukça önemli pratik imaları olduğu söylenebilir.

Görev alanıVergi hukukuVergi mahkemeleri+4
İsmail Üzgör
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ihracata yönelik vergi teşvikleri ve analizi.

Teşvik kavramı, belirli ekonomik faaliyetlerin diğerlerine oranla daha fazla ve hızlı gelişmesini sağlamak amacıyla, kamu tarafından çeşitli yöntemlerle verilen maddi ve/veya gayri maddi destek ve özendirmeler olarak tanımlanabilir. Teşvikler, klasik devlet anlayışının değişmesi ve devletin görev alanının genişlemesi ile birlikte, devletin ekonomiye müdahale araçlarından biri haline gelmiştir.İhracata yönelik vergi teşvikleri, ihracat endüstrilerinin karlılığını arttırmak suretiyle, ekonominin kıt kaynaklarını iç piyasa yerine, dış pazarlara yöneltme amacına hizmet eden önlemlerdir. İhracata yönelik vergi teşvikleri sayesinde firmalara dış pazarlarda diğer global firmalarla rekabet edebilme imkanı sağlanmaktadır.Bu çalışmada konunun bütünlüğü açısından ihracat teşvikleri konusuna genel olarak değinilmiş, sonrasında ise Türkiye'de uygulanmakta olan ihracata yönelik vergi teşvikleri ayrıntılı olarak ele alınmıştır. İhracata yönelik vergi teşviklerinin ihracat rakamlarına olumlu bir şekilde yansıyıp yansımadığı, etkin bir şekilde kullanılıp kullanılmadığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yapılan anket çalışması ile ihracata yönelik vergi teşviklerinin firmalar açısından analizi yapılmıştır.

Korhan Günay
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00