Anadolu University
Anabilim Dalı

Opera Anasanat Dalı

Anadolu University

13

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

13 Tez
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Robert Schumann Frauenliebe un Leben Lied dizisinin IPA sistemine göre incelenmesi

Robert Schumann'ın şair Adelberg von Chamisso'nun şiirleri üzerine yazdığı 8 liedden oluşan dizisi Frauenliebe und Leben dünyada en çok seslendirilen lied dizilerinden biridir. Alman müziğinin romantik döneminin ve şiirinin güzel örneklerinden biri olan bu dizi, kısa olmayan ancak diğer lied dizileri gibi çok sayıda lied barındırmayan bir niceliğe sahiptir. Tüm bu özelliklerin yanı sıra edebi olarak da bir hikâye anlatması bakımından incelenmek için tercih edilmiştir. Ülkemizde şan eğitimi veren kurumlar ve şan sanatçıları tarafından henüz tanınmayan Uluslararası Fonetik Alfabe (IPA) dünyada pek çok ülkede kullanılmakta, konservatuvarlarda ders olarak okutulmaktadır. IPA'nın ülkemizdeki tanınma düzeyini artırmak, özellikle şan eğitiminde ya da icra öncesi ön çalışmalar sırasındaki faydaları nedeniyle kullanımını artırmak maksadıyla incelenmesi amaçlanmıştır. Almanca dili baz alınarak yapılan çalışmada bir Türkçe-Almanca IPA Sistemi Tablosu oluşturularak, şan öğrencileri ve Alman Dili'nde şarkı söyleyecek şarkıcılar tarafından fonetik çalışmaları sırasında faydalanacakları bir kaynak sunulması amaçlanmıştır. IPA sisteminden genel olarak bahsedilen bu çalışma, ses bilimcileri tarafından oluşturulan tablolara yer verilerek araştırmacılara, şan öğrencilerine ve ses sanatçılarına kaynak olması bakımından önem taşımaktadır.

Alman müziğiBestekarlarBesteler+7
Esra Çetiner Tural
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk operasının oluşum süreci ve Ahmet Adnan Saygun'un Özsoy operasının analizi

Türkiye'de Lale Devri'nden itibaren başlayan batılılaşma hareketleri, 19. yüzyılda Yeniçeri Ocağının kaldırılmasıyla müzikte de etkisini güçlü şekilde hissettirmeye başladı. Batı müziğinin Osmanlı sarayı tarafından benimsenmesini, operaların sergileneceği tiyatroların açılması izledi ve halk arasında da bu kültüre ilgi arttı. Opera öğrencileri yetiştirmeden evvel opera seyircisine sahip olan Türk toplumu, cumhuriyetin ilanı ile birlikte nihayet batı müziği eğitimini kurumsallaşmış şekilde elde etti. Ahmet Adnan Saygun, cumhuriyet değerlerinin müzikteki en önemli temsmilcilerinden biri olarak; çocukluğunda izlediği semazenlerin Mevlevi müziğini, Osmanlı İmparatorluğu'nda yetişmiş batı müziği eğitmenlerinden öğrendiği müziği, cumhuriyet ideolojisiyle şahlanmış halk müziğini ve döneminin akımlarını bir potada eritebilmiştir. Saygun'un Özsoy operası, Osmanlı'dan süregelen batılılaşma serüveninin ulaştığı bir milattır. Bu araştırma, Özsoy operasını analiz ederken, eserin oluşumuna kadar olan süreçte Türklerin batı müziği ve opera serüvenine ışık tutmayı hedeflemektedir.

BestekarlarBestelerMüzik+4
Ahmet Tuzlu
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Profesyonel ses sanatçılarının ses üretiminde karşılaştıkları teknik sorunlara yönelik yeni öneriler

Bu tezde, profesyonel ses sanatçılarının ses üretimi sırasında karşılaştıkları problemler ayrı ayrı incelenmiş, problemlerin kaynaklarını tespit edebilmek için izlenmesi gereken yaklaşımlar araştırılmış ve bu problemlerin giderilmesine yönelik öneriler sunulmuştur. Tezin ilk bölümünde, şan pedagojisinde kullanılan yöntemlerin geçmişten günümüze kadar gelen süreçteki değişimleri araştırılmıştır. İkinci bölümde, doğru ses üretimi için gerekli olan tüm öğeler incelenmiş, günümüzde bu konular üzerine kabul gören görüşler ve yöntemler sunulmuştur. Şancıların ses üretiminin temelini oluşturan bu konularda sıklıkla yaptıkları hatalar da ayrı ayrı incelenmiş, bu hataların oluş nedenleri ile bunlara yönelik çözüm önerileri bilimsel kaynaklardan edinilen bilgiler ve ses terapi yöntemleri doğrultusunda uygun egzersiz rejimleri oluşturarak sunulmuştur. Tezin son bölümünde ses hijyeni ve bakımı, doğru bilinen yanlışlar ve ilaçların profesyonel ses üzerindeki etkileri incelenmiştir.Bu tezin amacı ses üretiminde rol oynayan anatomik yapıların işleyiş prensipleri çerçevesinde, şan eğitiminde kişiye özel bir yaklaşımın esaslarının belirlenmesidir. Her bireyin larenks yapısı, anatomik ve psikolojik yapısı birbirinden farklıdır. Dolayısıyla tek bir doğru tekniğin olduğu varsayımıyla, ki bu genelde şan pedagogunun kendisinde işe yaramış olan tekniktir, aynı tekniğin her bireyde aynı şekilde işe yarayacağını düşünmek, bireysel farklılıklar göz önüne alındığında olumlu sonuçlara ulaşılmasını engelleyecektir. Şancıların farklılık gösteren ihtiyaçlarını göz ardı ederek her şancıya aynı egzersizlerin uygulanmasından verim elde edilmesi gerçekçi bir beklenti değildir. Aksine, bir şan pedagogu aynı sınıf içinde gerektiğinde glottik kapanmanın zayıf olduğu öğrencilerine coup de la glotte tekniğini yaptırabilmeli, sesinde hiperfonksiyon olan, sıkı ve agresif bir glottik kapanmanın olduğu öğrencilere ise no effort tekniğini uygulayabilmelidir. Buna ek olarak ses egzersizleri sadece şarkı söylemeden önce sesi ısıtmak amacıyla yapılan egzersizler olarak algılanmamalıdır. Bu egzersizler bireyin ihtiyaçlarına göre seçildiğinde, tıpkı bir fizik terapi seansı niteliği kazanacak ve fonksiyonel olarak yanlış çalışan kas gruplarının doğru çalışmasını ve bu kasların gelişmesini sağlayacaktır.Bu durumda şan pedagogunun şan öğrencisinin problemlerini doğru saptaması, bu problemlerin neden kaynaklandığını bulması ve problemleri düzeltecek bir egzersiz rejimini uygulaması gerekir. Ayrıca şan pedagogunun öğrencileri hakkında doğru kararları verebilmesi için ses konusunda uzman bir doktorla işbirliği içinde olması da önemlidir.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Ses Üretiminde Kar?ıla?ılan Sorunlar 2- Profesyonel Ses 3- Ses Terapisi 4- ?an Pedagojisi 5- Ses Hijyeni

OperaSanatçılarSes+7
Pınar Uçman Karaçalı
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2012
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Sefarad şarkılarını evrensel formlara dönüştürme çalışmaları ve lied formu üzerine özgün yorumlar

Bu tez çalışmasında, Kantika diye adlandırdığımız Sefarad şarkılarının kendine özgü yapısından kaynaklanan evrensel Lied formu ile uyumu incelenmiş ve oniki özgün Kantika düzenlemesi sunulmuştur. Birinci bölümde, Dünya, Anadolu, İspanya, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki Yahudiler, İzmir Yahudileri, Ladino ile Sefarad mutfağı, düğünler, törenler, Şabat ve bayramlar anlatılmıştır. İkinci bölümde, Sefarad şarkılarının teknik ve estetik özellikleri, dini müzik, besteciler, yorumcular ve Kantikaları evrensel formlara dönüştürme çalışmaları detaylarıyla incelenmiş ve üçüncü bölümde de önceden yapılmış evrensel Lied formuna uyarlamalar örnek gösterilerek, bu konuda yaptığım yeni düzenlemeler de Sefarad şarkı repertuvarına kazandırılmıştır.Türkçe Anahtar Kelimeler:1- Sefarad 2- Ladino 3- Kantika 4- Lied 5- Yahudi

La TraviataLiedOsmanlı Dönemi+5
Linet Şaul
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik Alman liedlerinde Gustav Mahler'in yeri

Bu çalışmada Romantik Alman Lied sanatı ve tarihsel yönden üç ayrı evrede incelenmesi, Romantik Alman Bestecilerinin hayatları ve lied sanatına yapmış olduğu katkılar ele alınmaktadır. Bu çerçevede Mahler'in yaşamı, orkestra yönetkenliği, bestelediği şiirlerin metinleri, şiirlerin genel çevirileri, Mahler Liedlerinden ikisinin teknik çözümlenmesi ile birlikte ele alınmıştır.Mahler'in yanısıra dönemin öteki lied bestecilerinden Mendelssohn'un liedlerindeki berraklık ve ezgilerdeki doğallığa dikkat çekip bir anlamda Schubert, Schumann ve Brahms'ın yaratılarının Avrupa'da yaygınlaşmasına ortam hazırlamıştır.Schubert ve Schumann'ın katkılarıyla Lied, özgür ve açık bir Lied biçimine -zengin ruhsal anlatımlara- erişirken; Schumann'ın ruhsal duygu çıkışlarının etkisi, Hugo Wolf'un Liedlerindeki tedirgin edici, iç çekişleri, korkulu, gerilimli, yakınışlarına yansımıştır. Aynı zamanda daha çok vokal yaratılarıyla öne çıkan Wolf'un Çığırgıları 1700'lerin ortalarında başlayan olağanüstü Alman Lied döneminin doruğu olarak kabul edilir.Dönemin bir başka önemli lied bestecisi Brahms ise Klasizm `inden bir çok değerin Romantizm ile yitirilmiş olduğunu düşünüp, Neo-Klasik (yeni klasik) anlayışını benimsemiştir. Brahms'ın duygu derinliğindeki yoğunluğa Klasik geleneği etkileyen başka hiçbir besteci erişememiştir. Örneğin Mahler; sonat biçimini kullanırken bir yandan da bilinçaltına yerleşmiş olan halk çığırgıları, çocuk çığırgıları, opera ve operet müziklerinden bazı konuları özü ve kökenini değiştirmeden yaratılarında başkama yöntemiyle işlemiştir. Bu durum Mahler müziğinin çok uzun zaman anlaşılamamasına neden olmuştur.

Alman müziğiLiedMahler, Gustav+1
Alev Çatıklar
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş Türk opera sanatının içinde Ahmed Adnan Saygun operalarının dramaturjik açıdan incelenmesi

Ahmed Adnan Saygun, Cumhuriyetimizin ilk kuşak bestecileri arasında yer alan bir sanatçıdır. Eserlerinin yanı sıra; kişiliği, eğitimciliği, etnomüzikolojik çalışmaları ve düşünceleri ile çağdaş müzik tarihimizde önemli bir yer edinmiştir. Onun yaşam öyküsü ise aynı zamanda müzik ağırlıklı kültür tarihimizdir. Bu çalışma, Ahmed Adnan Saygun Operalarının Çağdaş Türk Opera Sanatının İçindeki yeri ve önemini vurgulamak ve bu operaları dramaturjik açıdan inceleyerek kültür tarihimizi daha da yakından öğrenmek ve öğrendiklerimizi aktarmak için hazırlanmıştır.

Güzide Berran Gönen
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

19. yy italyan operasında dönem, biçem ve teknikler

Bu çalışmada, 19. yy İtalyan Operası'nın dönemsel, biçemsel ve teknik açıdan incelenmesi ele alınmıştır. 1. bölümde, bu dönemdeki İtalyan operası, Romantisizm, Verismo ve en önemli İtalyan bestecileri ile libretto yazarları hakkında verilen genel bilginin yanısıra, dönemin şarkıcıları ve opera dinleyicisi incelenmiştir. 2. bölümde ise bu dönem operalarının biçemini oluşturan unsurlar hakkında detaylı bilgi verilmiştir.

Linet Şaul
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2008
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Şan eğitiminin bariton sese etkisinin akustik ve larengostroboskopik olarak incelenmesi, doğru ses elde edebilmek için egzersiz önerileri

Profesyonel şan eğitimi için iyi bir müzik kulağına ve ses kalitesine ihtiyaç vardır. Sağlam bir gırtlak yapısına uygulanan doğru teknik, uzun yıllar sağlıklı şarkı söyleyebilmenin anahtarıdır. Bu çalışmada, doğru bir şan eğitimi için gerekli olan anatomik, teknik ve pratik bilgiler ele alınmıştır.Birinci bölümde, ses oluşum mekanizmasının anatomik yapısı, işleyişi, sağlığı, gelişimi ve şan eğitimi açısından dikkat edilmesi gerekenler noktalar incelenerek, bariton ses özellikleri hakkında detaylı bilgi verilmiştir.İkinci bölümde ise şan eğitiminin bariton ses rengine olan etkisinin larengostroboskopik ve akustik incelemesi yapılmıştır. Şan eğitimi ile bariton seslerde ortaya çıkan, yeğinlik, vibrato ve formantlardaki gelişim gözlenerek, tüm bu müzikal değerlerin, sağlıklı ve sağlam bir gırtlak yapısına uygulanan, doğru bir şan tekniği ile elde edilebileceği görülmüştür.

AkustikOperaŞan
Mehmet Alper Kazancıoğlu
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

D.Heyward ve G.Gershwin'den Afro-Amerikan kültürünün toplumsal gerçeğine operatik bir yaklaşım: Porgy and Bess

Bu çalışmada Dünya ve Amerikan opera repertuvarının önemli yapıtları arasında yer alan G.Gershwin'in Porgy and Bess operasının konusuna zemin oluşturan Afro-Amerikalıların, oyun yazarı D.Heyward'ın bakışıyla toplumsal yaşamları, eserin oluşum süresi ve dramatik yapısıyla, yapıtın sahnelenişi sonrasında yapılan eleştiri ve tartışmalar incelenmiştir.Birinci bölümde, büyüdüğü yer olan Charleston'da yaşayan Afro-Amerikan kökenli Gullahlar ve onların Amerikan İç Savaşı öncesi ve sonrasındaki toplumsal yaşantılarıyla yakından ilgilenen Amerikalı şair, roman ve oyun yazarı D.Heyward'ın yaşamı, yapıtları ve Porgy romanında siyahi toplumu ele alışı aktarılmıştır.İkinci bölümde, 20. yy. Amerikan müziğinin önemli bestecilerinden olan ve klasik bir sanat formu olan operanın içine Amerikan caz ve blues müziğini yedirerek Porgy and Bess'i yaratan G. Gershwin'in yaşamı ve yapıtlarına değinilmiştir.Üçüncü bölümde, Porgy and Bess operasının dramatik yapısı, oluşum süreci ve müzikal yapısı incelenirken, eserin ?bir opera mı yoksa bir müzikal mi?? olduğu tartışmaları irdelenmiştir. Porgy and Bess operasına yönelik yapılan müzikal eleştiriler ve ırkçılık tartışmaları da bu bölümde ele alınmıştır.

Afrikan-Amerikan kültürüOpera
Ferda Konya
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alman liedinde şiir ve müzik ilişkisi

Bu çalışmada, 14.yy'dan 20.yy'la dek Alman lied'inde şiir ve müzik ilişkisi ile müziğin şiire olan adaptasyonu konu edilmiştir. Şiirle müziğin kaynaştırılması sırasında karşılaşılan sorunların yanı sıra bazı önemli lied bestecilerinin liedleri de incelenmiştir. İnceleme sonunda doğrulukları tartışma konusu olmakla birlikte, bazı lied besteci lerinin müziği söze baskın kıldığı, bazılarının ise dizelerin yani sözlerin, müziğin baskı sı altında kalmasını önlemeye çalıştığı görülmüştür.

Alman operasıAlmanyaLied+3
Aytül Büyüksaraç
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2001
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Opera seria ve Mozart

ÖZET 18.yy'ın en önemli akımı olarak kabul edilen Aydınlanma hareketinin toplum üzerinde yarattığı olumlu sonuçlardan biri de, o döneme değin sadece soylulara hizmet vermek amacıyla var olan müziğin, bundan böyle soylu ve orta sınıf katmanlarını bir araya getirmesidir. 17.yy'ın sonlarına doğru İtalya'da ve Avrupa'nın diğer kentlerinde "opera" olarak bilinen müzikli dram sanatı oldukça yaygınlaşmıştır. Sayıları hızla artan opera evleri, yeni yapıtlara olan sürekli gereksinimi de beraberinde getirmiştir. 17.yy'ın sonlarına doğru, eski Barok operasına hem yapısal hem de müzikal anlamda yeni bir form vermeyi amaçlayan Arkadia Akademisi'nin yenilikçi görüşteki öğrencileri, bir dizi edebi değişiklikler yapmışlardır. Bunun bir sonucu olarak 1720'lerde ciddi-trajik bir opera türü olan "opera seria" ortaya çıkmıştır. Napoli'den doğan bu türün öncü bestecisi Alessandro Scarlatti'dir. Opera seria'nın gelişmesi ve yapılanmasında ise büyük etkileri olan iki önemli libretto yazarı Apostolo Zeno ve Pietro Metastasio'dur.Bu türde 4 yapıt veren W. A. Mozart ise, 18.yy'ın sonlarına doğru opera seria'da meydana gelen yenilik hareketlerinden etkilenmiştir. Onun opera seria türündeki ilk 2 yapıtı "Mitridate, re di Ponto" ve "Lucio Silla", sahip olduğu erken gelişmişliğin birer çarpıcı örneğidir. Aynı türden bir başka operası olan "Idomeneo" Mozart'ı, sahip olduğu güçlerin doruğunda gösterir. "La clemenza di Tito" ise, eski opera seria'nın bir gölgesi olarak kalmıştır.

Mozart, Wolfgang AmadeusOperaOpera seria
Zibelhan Dağdelen
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rus romanslarının Türkiye'deki şan öğrencilerinin teknik ve müzikal gelişimi üzerine etkilerinin analizi

Bu çalışmanın ana amacı Rus romanslarının Türkiye'deki şan öğrencilerinin teknik ve müzikal gelişimi üzerine olan olumlu/olumsuz etkilerini araştırmaktır.Yapılan çalışmanın ilk bölümünde romans kavramı ve bu kavrama dair tanımlamalara yer verilmiştir. Ayrıca romans kavramının Rusya'da ilk olarak ne zaman talep görmeye başladığı, opera ve romans kavramları arasındaki ilişki, romans formunda eserler veren belli başlı Rus bestecileri ve eserleri üzerine açıklayıcı bilgilere yer verilmiştir.İkinci bölümde ise Rus romanslarının Türkiye'deki şan öğrencilerinin teknik ve müzikal gelişimleri üzerine etkileri İstanbul, Ankara, İzmir ve Eskişehir'de bulunan konservatuvarlarda şan eğitmenliği yapmakta/yapmış olan görüşmecilerle gerçekleştirilen mülakatlardan çıkan sonuçların ışığında ortaya konulmaktadır.

GelişimMüzikalRomans+6
Furkan Aktakka
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

19. yüzyıl opera sanatında gerçekçi akım ve Verdi Operalarında kadın temsili

Bu çalışmanın ana amacı 19. Yüzyıl'ın en önemli İtalyan bestecilerinden biri olan Giuseppe Verdi'nin ikinci dönemi olarak da anılan operalarında Verismo akımının etkilerini bulmak ve bu operalarda işlenenen kadın temsillerinin analizini yaparak, sanatta ve özellikle de opera sanatındaki kadın imgesini post modern feminist söylem üzerinden ele almaya çalışmaktır. Yapılan çalışmanın ilk bölümünde Verismo akımının oluşmasında etkili olan tarihsel süreç, bu sürecin 19. yüzyıla ve opera sanatına etkileri ele alınmış, Verdi'nin hayatından kesitler sunulmuş ve besteleri ile dönemin İtalyası üzerinde bıraktığı büyük etkilere yönelik bilgiler aktarılmıştır. İkinci bölümde ise feminist teorinin tarihsel arka planına ve bu teorinin sanatsal alanlardaki ve özellikle de müzik sanatındaki etkilerine değinilerek feminist teorinin dönemlerine ilşkin bilgiler aktarılmıştır. Son bölümde ise Verdi operalarında temsil edilen kadın karakterlerin anlizleri yapılmış, yapılan analizler aşığında ortaya çıkan bulgular post modern feminist söylemin düşünce dinamikleri üzereinden okunmaya çalışılmıştır.

19. yüzyılFeminizmKadın imajı+5
Ezgi Ünal
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00