Anadolu University
Enstitü

Güzel Sanatlar Enstitüsü

Anadolu University

385

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk resminin tarihsel süreci ile batı resminde ve Türk resminde fotoğrafın yeri

19.yüzyılda fotoğraf makinesinin temeli olarak kabul edilen Camera Obscure'nin bulunmasıyla birlikte fotoğraf, uzun soluklu bir serüvene adım atmıştır. Joseph Niepce'nin atılımlarıyla önemli bir gelişme kaydetmiş ve zaman içerisinde Neoklasizm, Romantizm, Realizm, Empresyonizm, Ekspresyonizm, Kübizm, Fütürizm, Dadaizm, Sürrealizm ve Pop art gibi pek çok akımı etkileyerek sanatçıları yeni arayışlara, yeni keşiflere götürmüştür. Avrupa'da fotoğrafın yaratmış olduğu bu etki, oryantalist çalışmaların ağırlıkta olduğu 19.yy.da ülkemizde de kendini göstermeye başlamış ve fotoğrafın bu denli gelişmesi ve yaygınlaşması, kuşkusuz Türk Resim Sanatına önemli katkılar sağlamıştır. Fotoğraf ve Resim ilişkilerinin temelinin atıldığı bu dönemde, pek çok oryantalist ressam İstanbul manzaralarını konu alan resimleriyle gündeme gelmiştir. Oryantalist resimlerin yanı sıra Türk Primitifleri'nin fotoğrafı kareleyerek büyütme tekniğiyle elde ettiği fotoğrafik görünümlerle başlayan bu süreç, daha sonra kimi sanatçıların fotogerçekçi anlayıştaki çalışmalarıyla, kimi sanatçıların ise; fotoğrafı malzeme olarak kullanmasıyla Türk Resmine önemli bir kimlik kazandırmıştır.

19. yüzyılBatı resim sanatıFotoğraf+3
Harika Musal
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karışık teknik animasyon sineması ve malfunction uygulama filminde mizansen

Her sanat dalında olduğu gibi sinema sanatında da biçem konusu farklı ve yeni sinema eserlerinin yaratılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Sinemada biçemi oluşturan anlatı yapısı, mizansen, sinematografi, kurgu ve ses öğelerinin her biri farklı içerikleriyle bu bütünlüğe hizmet ederler. Senaryonun sahneye konulması ve görselleştirilmesinden sorumlu olan mizansen, filmin sunacağı biçemde önemli bir rol oynamaktadır. Mizansen öğesinin sinema sanatına kattığı değerler göz önüne alındığında sinema sanatının atası ve günümüzün popüler bir sinema dalı olan animasyon sinemasının farklı ve yeni biçemler yaratmak adına mizansen konusunda gelişim göstermesi bir gerekliliktir.Sinema sanatına göre çeşitli yapısal ve teknik farklılıklar içeren animasyon sineması mizansen konusunu içerdiği bu farklılıklar üzerinden değerlendirerek kendi doğasına uyarlamaktadır. Animasyon sinemasında kullanılan teknikler mizansen oluşumuna yön veren önemli etkenlerden birisidir. Günümüzde sıklıkla kullanılan karışık teknik animasyon bu araştırmanın merkezine alınmış, bu teknikle yapılmış örnek animasyon filmleri ve uygulama filmi üzerinden mizansen konusu inceleme altına alınmıştır.Araştırmada mizansenin sinema platformunda işleniş biçimlerinden yola çıkılarak, karışık teknik animasyon sinemasının kendine özgü elemanlarıyla beraber incelenmesi, mizansen aracılığıyla canlandırma sinemasında farklı biçemlerin ortaya konulması amaçlanmıştır.

CanlandırmaCanlandırma teknikleriMizansen+1
Ayce Kartal
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Kamış yapımının fagotun performansı üzerindeki etkileri

Bu çalışma, fagot çalan müzisyenler için fagot kamışının yapım sürecini ve bu sürecin sonunda üretilen kamışın, fagotun performansı üzerindeki etkileri konusunda temel bilgiler içermektedir.

FagotMüzik aletleri
Emre Hopa
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Flüt tarihinde Johann Joachim Quantz'ın önemi

Flüt virtüözü, besteci, flüt yapımcısı, öğretmen, müzik yazarı ve teorisyeni olan Johann Joachim Quantz,flüt tarihinin en önemli kişiliklerinden biridir. Yaşamı boyunca flüt repertuvarını zenginleştirmek, enstrümanı daha iyi bir duruma getirmek için çabalamıştır. Galant ve empfindsamer stillerinin önde gelen müzisyeni olan Quantz, Berlin ekolünün kurucuları arasında gösterilmektedir. Deneyimlerini, düşüncelerini vebilgilerini aktardığı Yan Flüt Çalma Metodu Üzerine Bir Deneme (Versuch einer Anweisung die Flöte traversiere zu spielen) adlı eseriyle, flüt tarihi kadar müzik tarihinde de etkili olmuştur. Bu eser, 18. yüzyıl müziği ile ilgilenen her müzisyen için bir başvuru kaynağı olabilecek niteliktedir.Bu çalışmada, Quantz'ın yaşamı ve müzik ortamı, müzik stili, flüte getirdiği yenilikler, besteleri ve denemesi hakkında bilgi verilmiştir.

FlütMüzik aletleriMüzik tarihi+1
Özlem Koçyiğit
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Metinden oyunculuğa biçem arayışları: ?Medea ya da Öteki?

Tragedya yazarları, mitos, efsane ve kahramanlık destanları gibi yaşadıkları dönemlerde ulaşabildikleri bu kaynakların içeriklerini oyunlarında karakter, konu, olay örgüsü yaratmak için kullanmışlardır. Bu kaynaklar arasından en çok rağbet görenin mitoloji olduğu söylenebilir. Bunun başlıca nedenlerinden biri olarak mitolojilerin içerikleri itibarıyla yaşamı anlama ve anlamlandırma sürecinin en başat ürünlerinden biri olduğu ve bu bağlamda tragedya yazarlarına sınırsız olanaklar sağladığı bilinmektedir. Özellikle insanın dünyadaki yerini kavrama çabasını evrensel boyutta ele alan mitolojiler aracılığıyla, tragedya yazarları, bu süreçleri oyunlaştırarak eyleme dökmüş ve sahneden daha büyük kitlelere ulaşmasına olanak vermişlerdir.Bu çalışma kapsamında Altın Post mitosu ele alınmıştır. Altın Post mitosunun içinde yer alan Medeia ve İason adlı kişilerin serüvenlerinin Euripides, Seneca, Dario Fo ve Yüksel Pazarkaya adlı yazarların kaleminde yeni anlamlar bulduğu ortaya çıkarılmıştır. Çalışma kapsamında gerçekleştirilen kuramsal inceleme ve araştırmalarda, oyun metinlerinin, yazıldıkları dönemde olduğu kadar, günümüzde de geçerliğini koruyan, kadının ?ötekileştirilmesi? durumu ve ötekileştirilen kadının yaşadığı süreç temel alınmıştır. Bu sürecin ortak paydası olarak Medeia karakteri kullanılmıştır. Ötekileştirme sürecinin başlayış biçimi; yani erkeğin baskısı; gelişmesi, yani kadının içinde bulunduğu durumu içselleştirmesi; hemen sonrasında da erkeğin istediği ve onu önceleyen düzenin kurulması; yani durumu normalleştirmeye dönük zor kullanması üzerinde durulmuştur. Buradan hareketle de, Medeia'nın, evlat, kadın, eş ve anne olarak, maruz kaldığı ötekileştirme sürecinde, ona yaşatılan fiziksel, cins ayrımcı ve psikolojik şiddete, kendini önceleyerek karşı durma biçimi önem kazanmıştır. Ötekileştirilme biçimine ve sürecine karşı, ?eylem? kararının alınmasında etkin rol oynayan öteleme biçimleri, oyun metinlerinin içinden seçilen ve karakterin kendi sözleriyle durumu açıkça sergileyen tiradlar vasıtasıyla, uygulama çalışmasında ortaya konmuştur. Dolayısıyla bu çalışmada tema olarak önem kazanan, Medeia'nın öldürme eylemi değil, onu bu eyleme taşıyan karar verme süreci ve sebepleri olarak öne çıkarılmıştır.Adı geçen yazarların, Medeia'yı çocuklarını öldürme eylemine taşıyan ?karar? sahneleri kolaj yöntemiyle birleştirilerek, ?Medeia ya da Öteki ?adı verilen bir temsil metni oluşturulmuştur. Temsil metninde kullanılan tiradlar, yazıldıkları dönemlerdeki oyunculuk yöntemleri ve biçem denemeleri ile çalışılıp sahnelenirken, 5. yüzyıldan günümüze geçirdikleri değişimler, sadece kuramsal olarak değil, uygulamada da derinlikli bir biçimde ele alınmıştır. Prova sürecinde, temsil metinlerinin yazıldıkları döneme ait oyunculuk üslupları olabildiğince korunmaya özen gösterilmiştir. Üslupların benzerlik gösterdiği durumlarda ise, özellikle Euripides ve Seneca ele alındığında, yazarların metinlerinde kullandıkları dilin, anlatım üslubunun ve tavrın oyunculuğa etkisi öne çıkarılmıştır. Yani, metinlerin barındırdığı baskın karakteristik özelliklerin oyunculuk biçeme etkisi, hatta biçemi yaratması, oyunculuk denemelerini doğrudan şekillendirmiş, örneğin, Antik Yunan dönemi oyunculuğu ile Roma dönemi oyunculuğu arasındaki farkları ortaya çıkarmıştır.Çalışmanın uygulama sürecinde ve temsiller sırasında gözlemlenen, oyunculukta, o dönemi yansılayan dil, ses, jest, mimik ve postur kullanımlarının, günümüz seyircisinin algısında benzer anlamları ürettiği ve dönem üsluplarının, metinle uyumlu kullanıldığı takdirde, günümüz seyircisi için güncelliğini koruduğudur.

Fo, DarioKadın ruhuKadınlar+5
Alev Gündüz
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk çini veseramik sanatında lale

Orta Asya'dan getirilen lale bitkisi 12. yüzyıldan itibaren Anadolu'da Selçuklular tarafından süsleme motifi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Lale Osmanlı döneminde ve özellikle 16. - 18. yüzyıl arasında büyük önem kazanmış hatta bir döneme adını vermiştir. Türk kültüründe her zaman önemli bir unsur olan lale, birçok sanat dalında olduğu gibi seramik sanatında da yüzyıllar boyu oluşturulmuş sağlam yapısı, motif zenginliği ile dikkat çekicidir.Bu tezde; lale motifinin seramik sanatındaki tarihsel süreci incelenerek günümüzde klasik çini üreten atölyelerde lale motifli çinilerin farklı uygulamalarla halen çalışıldığı, bunun yanı sıra seramik sanatçılarının form ve süsleme olarak özgün çalışmalarıyla laleli seramiklere çeşitlilik kazandırdıkları ortaya konmaktadır.

LaleSeramik sanatıTürk seramiği+2
Sevgi Çekinmez
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mozaik sanatı, Antakya ve Zeugma mozaiklerinin resim analizleri

?Mozaik Sanatı, Antakya ve Zeugma Mozaiklerinin Resim Analizleri? başlıklı bu çalışmanın birinci bölümünde mozaik kavramının tanımı, yapımı ve yapımında kullanılan malzeme ve tekniklere ek olarak mozaik çeşitleri ve özellikleri alt başlıklar şeklinde incelenmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde ise ?Tarihsel Süreçte Mozaik? ana başlığı altında, Helenizm devrinde mozaik, Roma mozaikleri, Bizans mozaikleri ve günümüz mozaikleri ayrı başlıklar halinde incelenerek ilk iki bölümün daha sonraki bölümlere ışık tutması beklenmiştir.Üçüncü bölümde Antakya ve Zeugma Mozaiklerinin konu, renk, desen ve kompozisyon olarak resimsel dil incelenmesi yapılmıştır. İncelenmek üzere Antakya Mozaiklerinden beş, Zeugma Mozaiklerinden altı adet mozaik seçilmiştir.

AntalyaMozaik sanatıMozaik tekniği+3
Mehmet Şahin
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

19. yüzyıl sonrası resim sanatında ve Türk resminde toplumsal gerçekçi eğilimler

Toplumsal gerçekçi eğilimi savunan ve toplumun bir parçası olan sanatçı, yaşadığı çevrenin toplumsal özellikleri içinde, toplum yaşamında var olan olayları ve kültürü, sanatsal ifade biçimi olarak kendisine konu almaktadır.19. yüzyıl da özellikle Avrupa'da başlayan sanayileşme ve demokrasiye geçiş hareketleri sonucunda toplumsal yapıda meydana gelen değişimler ülkelerin sanat anlayışlarına yansımış ve dolayısıyla resim sanatı da bu değişimlerden etkilenmiştir. Özellikle; Fransa, Meksika, Almanya ve Rusya'da yaşanan toplumsal devrim hareketleri toplumlarda kültürel, siyasi, eğitim, din, sosyal yapı ve sanat yönünden yeniliklerin başladığı bir zaman kesiti şeklinde gerçekleşmiştir. Bu değişimler sanatsal değişimleri de beraberinde getirmiş, dünya resim sanatında da toplumsal konulu çalışmalar yapılmaya başlanmıştır.Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle birlikte Türk toplum yapısında meydana gelen değişim, sanat alanında da etkisini göstermiş ve Resim sanatı da bu değişimden etkilenmiştir. Cumhuriyet'le birlikte devletin desteğini gören sanatçılar, yapmış olduklar yurt gezilerinde hem resim sanatını halka sevdirmeye çalışmış hem de toplumun yaşam biçimini yansıtan çalışmalar yapmışlardır.Türkiye'de Toplumsal Gerçekçilik, 1940'lı yıllardan günümüze kadar toplumsal ve sanatsal gelişmelere paralel olarak çeşitli aşamalardan geçmiş, belli değişimler göstermiştir.

Resim sanatıResimlerToplumsal gerçekçi eğilim+1
Volkan Çiçek
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Resim sanatında dışavurum anlayışına tarihsel bir bakış ve tek renk hakimiyetinin bir tavır olarak kullanımı

Dünya resim sanatında dışavurum tavrını benimseyen bir çok ressam yalnızlıklarını ve yabancılıklarını resimlerinde, renk özelliğini farklı şekillerde kullanarak yansıtmışlardır.Resim sanatında çok canlı ve saf renkleri tuvale sürerken çoğu sanatçı tek renk,özellikle kahverengi armonilerde yada siyah ve beyazın varyasyonlarından meydana gelen bir boya tavrı oluşturmuştur.Bu sebeple dışavurum akımının ortaya çıkış sürecini, devamındaysa resim sanatının günümüze ne şekilde ve ne gibi değişimler ya da ortak özellikler barındırarak geldiği araştırılmıştır. Doğa karşısında çalışan ressam profili, tarihsel süreç içerisinde atölyesine kapanmış, hüzünlü ve depresif monokrom resimler ile dışavurumunu yansıtan ressama dönüşmüştür.

EkspresyonizmModern resimModern resim sanatı+6
Koray Halis Keküllüoğlu
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Memet Baydur'un oyunlarındaki anlatıların işlevleri

1981'de ilk oyunu `'Limon'' 'u yazan Memet Baydur Türkiye'de ünlenen, geçen yıllar içinde de ürettikleriyle ünü daha da perçinlenen bir oyun yazarıdır. Baydur örgütlü devlet baskısının Türkiye'de son derece etkili olduğu bir dönemde oyun yazmaya başlamıştır. Bu dönem yozlaşmış, arabesk yaşamın hakim olduğu suskun ve bıkkın bir dönemdir.Baydur'un oyunlarındaki oyun kişileri sözkonusu dönemin tanıklarıdır. Bu kişiler 1980'ler ve 90'lar Türkiye'sindeki somut koşullardan kendilerini soyutlayarak ya da pamuk ipliğine bağlı bir ilişki içinde izleyici-okuyucu karşısına sözkonusu baskının birer anlatım aracı olarak çıkarlar ve bu döneme ilişkin ifadelerini anlatılarla desteklerler.Sözkonusu olaylar geçmişte, başka yerde yaşanmış, olup bitmiştir. Anlatma eylemi ise şimdi ve burada olmaktadır. Fakat her geçmiş hakkında konuşma bir anlatı oluşturmamaktadır. Bir anlatının oluşabilmesi için, anlatılan kişi veya kişiler belli bir zaman ve uzam içinde yer alabilmeli ve anlatı bunların her birinin değişimine ilişkin olmalıdır.Memet Baydur, oyunlarındaki oyun kişilerini, sözkonusu dönemin tanıkları yaparken pek çok `'anlatı'' ya başvurmuştur. Bu anlatılar olayların ayrıntılı bir biçimde aktarılmasını, olay kişilerinin geçmişlerinin aydınlatılmasını, pek çok teknik problemin ortadan kaldırılmasını mümkün kılmıştır. Aynı zamanda incelenen sözkonusu anlatılar metinden farklı okumalar-anlamlar üretilmesini, seyirci ve oyun kişilerinin uzak açı kazanmasını ya da özdeşleşmesini, estetik açıdan oyunun güzelleşmesini ve böylelikle olaylar örgüsünün bütünlüklü bir yapı içinde aktarılmasını sağlamıştır.Elinizde bulunan bu çalışma bir giriş,iki yöntem,üç bulgular- yorum ve bir sonuç bölümünden oluşmaktadır.Giriş bölümünde tezin amacı ve yönelimleri açıklanmıştır. Yöntem bülümünde dram sanatı ve anlatı birlikteliği, anlatıların dram sanatı içindeki ölçütleri ve işlevleri incelenmiştir. Çalışmanın bulgular ve yorum bölümünde Memet Baydur'un Limon, Yalnızlığın Oyuncakları, Kadın İstasyonu, Cumhuriyet Kızı, Yangın Yerinde Orkideler, Sevgi Ayakları, Çin Kelebeği adlı oyunlarındaki anlatılar Teknik işlev başlığı altında, Elma Hırsızları, Yalancının Resmi, Düdüklüde Kıymalı Bamya, Vladimir Komarov, Yangın Yerinde Orkideler adlı oyunlarındaki anlatılar Estetik İşlev başlığı altında, Kutu Kutu, Aşk, Maskeli Süvari, Limon, Cumhuriyet Kızı, Kuşluk Zamanı adlı oyunlarındaki anlatılarsa İdeolojik İşlev başlığı altında incelenmiş ve değerlendirilmiştir.Sonuç bölümünde ise yukarıda kısaca bahsedilmiş olan anlatı sanatı ve dram sanatı birlikteliğinden yola çıkılarak, Memet Baydur'un oyunlarında anlatı başlığı altında incelenen tüm anlatıların oyunlara işlevsel olarak neler kattıkları belirtilmiştir.Bu çalışmada Memet Baydur'un oyunlarında incelenen anlatıların; hangi teknik , estetik ve ideolojik işlevleri yerine getirdiği incelenmiştir.

Anlatım sanatıBaydur, MehmetHikaye+3
Serap Uluyol
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00