
4
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Yükseköğretimde alevilik programları: Türkiye, Almanya ve Avusturya örneği
Alevilik eğitimi çalışmaları Türkiye yükseköğretiminde yalnızca lisansüstü programlar düzeyinde yürütülürken Almanya ve Avusturya yükseköğretiminde hem lisans hem de lisansüstü programlarda sürdürülmektedir. Türkiye'deki lisans programlarında Alevilik eğitiminin veya İlahiyat fakültelerinde Alevilik derslerinin yer almamasında okullarda Alevilik derslerinin olmaması önemli etkendir. Almanya ve Avusturya'da lisans eğitimi mezunlarının okullarda Alevilik dersleri için "Alevilik Din Eğitimi" öğretmeni olarak görevlendirilmesinden kaynaklı bu ülke yükseköğretimlerinde Alevilik eğitimi lisans programlarında yer almaktadır. Buna karşılık Türkiye'de lisansüstü programlarda var olan Alevilik ve Bektaşilik araştırmaları bölümlerinde öğrenim gören öğrenciler ise yükseköğretimde akademisyen olarak görevlendirilebilmektedir. Türkiye'de lisansüstü programlarda yürütülen Alevilik çalışmaları ile Almanya ve Avusturya'da yürütülen hem lisans hem de lisansüstü eğitim olarak Alevilik, ülkelerin eğitim sistemleri ve okullarda yürütülen din eğitimi ile doğrudan ilişkilidir ve Alevilik eğitiminin lisans ve lisansüstü programlar olarak yükseköğretimde nasıl yer aldığına/alacağına etki etmektedir. Hâlihazırda Türkiye'de 4 üniversitede Alevilik lisansüstü eğitim programı uygulanmaktadır. Bu tez çalışmasında Türkiye, Almanya ve Avusturya üniversitelerindeki Alevilik programlarının gelişim süreci, yürütülme şekli ve istihdam olanakları ele alınmaktadır. Alevilik çalışmalarının tarihçesi ve bu çalışmaların nasıl yapıldığı da bu tez çalışmasında ele alınan konulardan biridir. Özetle bu çalışmanın içeriğini, yükseköğretimde ve okullardaki Alevilik eğitimi oluşturmaktadır.
1980 sonrası Türk tiyatrosunda Alevî-Bektaşî unsurları
X. yüzyılla birlikte İslâmlaşmaya başlayan Türk toplumu arasında dini bakımdan anlayış farklılıkları görülmüştür. Savaş veya anlaşma yoluyla İslâm'ı tanıyan bu toplum içinde XV-XVI. yüzyıl dolaylarında farklılıklar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu ayrışmanın bir kanadını oluşturan Alevîler; zaman içinde Kızılbaş, Haydarî, Rafızî gibi adlarla tanınmış çeşitli suçlamalarla karşılaşmıştır. Bu anlayış içerisinde öz kültürüne mensup özelliklerini taşıyıp kaçgöç olmadan, kadınların gizlenmeye ihtiyaç duymamasıyla yaşama; Tanrı'ya giden yolda benliği esas araç olarak görme; şaman, Gök Tanrı inancı ile doğaya uyumu yansıtır biçimde ibadet etme ve ilişkili olarak zıtlık ile devriye anlayışına sahip olma durumları söz konusudur. Hurufîlik gibi sembolik bir anlayışla Nesîmî kanalıyla tanışan ve Hallac-ı Mansur'la ışık metaforuna yüklediği anlamı derinleştiren Alevîler için hulûl, tecelli anlayışları ön plana çıkar. Yaygın anlamda heterodoks, kimilerince metadoks kabul edilen Alevîlik; İslâm peygamberini kabul etmesiyle birlikte Budizm ve/veya Hıristiyanlık'tan ödünçlenmiş olduğu düşünülen Hak- Muhammet- Ali üçlemesine bağlı kalır, Kur'an ise Bektaşîlerce daha fazla önem taşımış görünmektedir. Şia bağlantısı XVI. yüzyılla kurulan bu zümrenin rehber anlayışı Ali olmakla birlikte, sözde kalan Caferîliğe bağlılığı yine aynı dönemin etkisiyledir. Sözlü kültürün temsilcisi olan Alevîler, Telli Kur'an'ları saz ile tarihle, doğayla, birbirleriyle hemhâl olarak varlığını korur. Bununla birlikte söz ve canlandırmaya bağlı oyunları bünyesinde barındıran bu kültürün, dram denilebilir örneği ise tragedya ve epik oyunla benzerlikleri tartışılan Taziye'dir. Modern tiyatronun örneği Mum Söndü oyununda Alevî ve Bektaşîlerin karşılaştığı iftira örnekleri alenî biçimde görülmektedir. Buradan yola çıkılarak hazırlanan bu tez için 1980 sonrası oyunlarından Ali Berktay'ın Kerbela'sı, Recep Bilginer'in Sevgi ve Barış'ı, Mahmut Gökgöz'ün Pir Sultan Abdal'ı, Turgay Nar'ın Divâne Ağaç'ı, Hüseyin Erdoğan'ın Yol, Ter, Gül'ü, Hasan Erkek'in Kutsal Döngü'sü, Remzi Özçelik'in Hacı Bektaş'ı, Gönül Akkuş'un Allı Evlendi, Pullu Gelin Oldu'su ve Semih Çelenk'in Gelin Tanış Olalım'ı değerlendirilmiş, bu oyunların kuramsal çerçevede verilen özelliklere sahip olduğu görülmüştür.
Alevi inancında ölümle ilgili inanç ve cenaze uygulamaları
Bu tezde, Alevi inancında ölüm neyi ifade eder, ölümle ilgili inanışlar nelerdir, ölmeden önce, ölüm esnasında ya da öldükten sonra ne tür ritüeller yapılmaktadır gibi sorulara cevap bulmak amaçlanmıştır. Yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile veriler elde edilmiş, elde edilen bu veriler de nesnel bir bakış açısı ile aktarılmıştır. Görüşmeler dışında yazılı kaynaklardan da yararlanılmıştır. Görüşmeler, Ankara'daki bazı cemevlerine gidilerek, dedeler ve cemevi görevlileriyle görüşülerek ve ayrıca ulaşılabilen Alevi inancına mensup kadın ve erkeklerle görüşülerek yapılmıştır. Alevi inancına göre Hakk'a yürüyüş olan ölüm, yaşamsal fonksiyonların sona ermesi olarak adlandırılır. Ölüm çevresinde gerçekleştirilen birçok inanış ve gelenek mevcuttur. Hepsinde ortak amaç, ölüyü rahat ettirmek, onu incitmemek, ölen için hayırlar yapıp sevabını ruhuna göndermek, ölünün ruhunu selamete erdirmektir. Alevilerde ayrıca 'ölmeden önce ölmek' olarak ifade edilen ve yaşarken de ölmek anlamına gelen bir tabir vardır. Bunun anlamı fiziki anlamda ölmek değil, insanın nefsini öldürmesidir. Yani yaşarken kişinin bütünüyle nefsine hâkim olması, kötü huylarından arınması, kul hakkına girmemesi, tutkularından arınmasıdır. Bu bağlamda Alevilerde ikrar törenindeki ölüm, ölmeden önce ölmek olarak ifade edilir. Kişi dedenin/pirin huzurunda özünü dara çeker, sorgudan geçer. Kişi sorgudan geçeceği ikrar törenine başı dik çıkabilmek için üzerinde kul hakkı kalmamasına gayret eder. Eline, beline, diline hâkim olacağına söz vererek yola girer. Sonuç olarak herkes için kaçınılmaz bir son olan ölüm çevresinde gerçekleştirilen birçok inanış, gelenek bulunmakta ve yapılan ritüellerde yöreye göre farklılıklar da görülmektedir. Yapılan ritüellerde farklılıklar olsa da, amaç ölüyü rahat ettirmek, onu incitmemek, ölen için hayırlar yapıp, sevabını ruhuna göndermek, ölünün ruhunu selamete erdirmektir.
Antalya Abdal Musa Dergahı ve etki alanı: Menkıbevi kuruluş, tarihçe, deniz aşırı ilişkiler
On dördüncü yüzyılda yaşadığı bilinen Abdal Musa, Bektaşiliğin erken dönemlerinde etkili olmuş Rum Abdallarındandır. Orhan Gazi devrinde, yeniçeri ocağının kurucu pir olarak Hacı Bektaş Veli'ye bağlanmasında önemli rol oynadığı tahmin edilmektedir. Bektaşi erkânında on iki posttan on birincisi ona ithaf edilmiştir. Alevi toplulukları arasında büyük saygınlığa sahiptir ve kurduğu dergâh Bektaşiliğin tarihte bilinen en büyük dergâhlarından biri haline gelmiştir. Çalışmada Abdal Musa'nın tarihi kişiliği ve kurduğu dergâhın etki alanı farklı boyutlarıyla araştırılmıştır. İlk bölümde literatür değerlendirmesinin ardından, Abdal Musa'yı yaratan derviş geleneğinin tarihsel arka planı ele alınmıştır. Ardından Abdal Musa hakkında kroniklerde mevcut bilgi değerlendirilmiştir. Menâkıbnâmeler izlenerek söylenceler analiz edilmiş, tarihsel gerçeklikle bağları araştırılmıştır. Söylence-mekân ilişkisi üzerinde özellikle durulmuş, bölümler alanda okunarak Tekke Köyü sakinlerinin görüşlerine başvurmak suretiyle bazı sonuçlara varılmıştır. İkinci bölümde dergâhın tarihsel gelişimi araştırılmaktadır. Osmanlı-Safevi geriliminin dergâh ve derviş geleneği üzerinde yarattığı dönüşümün üzerinde durulmuş, sonuçları tartışılmıştır. Dergâh'ın kurulduğu alanın tarih boyunca ticaret yolları üzerinde yer aldığı tespit edilmiş, güvenlik ve konaklama ihtiyacının karşılanması yoluyla Osmanlı sosyal ve ekonomik sistemine entegrasyon süreci aydınlatılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölüm Bektaşiliğin Doğu Akdenizde yayılışı konusuna ayrılarak Abdal Musa Dergahı'nın bu gelişmeye etkisi ele alınmış, Mısır ve Girit Bektaşi gelenekleri ile Antalya arasındaki tarihsel bağlar araştırılmıştır. Abdal Musa'nın Mirası adlı dördüncü bölümde, Alevi Bektaşi geleneğinde Abdal Musa, Halk şiirinde Abdal Musa, Tekke Köyü ve Değirmenköy'ün özgünlüğü, Akçaeniş Tahtacı Türkmen ve Yörük belleğinde Abdal Musa konularına yer verilmiştir. Son olarak Batı Akdeniz ve Ege bölgesinde Abdal Musa'nın izleri alanda araştırılmış, çalışma sonuç ve genel bir değerlendirme ile tamamlanmıştır.