
111
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Türkçede müzik üstdilinin biçimlenmesinde kavramsal metafor ve imge şemalarının rolü
Belli bir alana has uzmanlık bilgisini karakterize eden temel dilsel unsurlardan biri de o alana ait üstdildir. Terimler ve özelleşmiş ifade biçimleri açısından son derece zengin olan üstdillerin anlaşılması ve kullanımı zor ve karmaşıktır. Bu ifadelerin alana has bilgisel donanıma sahip bireylerce daha kolay anlaşılabildiği söylenebilir. Ancak üstdili oluşturan terimlerin biçimlenişindeki anlamsal süreçler incelendiğinde, terimlerin günlük dilde yaygın ve gayet kolay anlaşılabilir kelimelerden zihinsel araçlar olan imge şemaları ve metafor yoluyla dönüştürüldüğü görülebilir. Sözlüklerde yan anlam olarak verilen terimsel anlam çoğunlukla ilk sırada verilen temel anlam ile bağıntılıdır ancak yine de belli oranda anlamsal dönüşüme uğramıştır. Esasen birer terim olmayan ince veya kalın sözcüklerinin Türkçe müzik üstdilinde birer müzik terimi olarak kullanılması (ince ses/nota gibi) bunun iyi bir örneğidir. Nitel araştırma desenine sahip bu tezin amacı, Türkçe müzik üstdilinde sıklıkla kullanılan kimi terimlerin anlambilimsel analizini yaparak kavramsal metafor ve imge şemalarının söz konusu terimlerin anlamsal biçimlenişlerindeki rollerini betimlemektir. Bu maksatla, perde/frekans, sesin hareketi, tını ve aralık kavramlarının Batı Müziği teorisi ve Türk Müziği nazariyatı kaynaklarında ele alınış biçimleri incelenmiş ve bahsi geçen kavramların anlatımına dair üstdil örnekleri arasından bir seçki yapılarak bu örnekler analiz edilmiştir. Bulgular, gerek Batı Müziği teorisi gerekse Türk Müziği nazariyatında yaygın biçimde kullanılan Türkçe müzik terminolojisinin büyük oranda metafor ve imge şemaları üzerinden anlamsal olarak şekillenmiş kavramlardan oluştuğunu göstermiştir. Örneğin perde/frekans başlığı altında karşılaşılan ince/kalın, tiz/pes, aşağı/yukarı gibi terimlerde diklik ve kalınlık imge şemaları etkindir. Tını başlığı altında incelenen parlak, renkli, tatlı, keskin gibi terimlerin esasen müzik ve hatta ses dışındaki anlamsal alanlara ait niteleyici ifadeler olduğu görülmüştür. İki ses arasındaki perde/frekans farkının fiziksel mesafe cinsinden ifadesi olan aralık kavramının bizzat kendisi metaforik bir kavramdır. Özellikle sesin hareketine yönelik terimlerin Türk Müziği nazariyatında makamların seyir özelliklerinin aktarımında kullanıldığı ve bunda kaynak-yol-hedef imge şemasının etkin olduğu dikkat çekmiştir.
Mitolojik, arkeolojik ve tarihsel verilerden hareketle Frigya medeniyeti müziğine yüklenen anlamlar ve Antik Yunan müziği ile olan etkileşimi
Batı sanat müziği geleneğinin oluşması ile ilgili yazılı kültür çalışmaları Antik Yunan'da M.Ö.4.yy'a kadar uzanmakta olup çalışmaların büyük bir kısmı Aristoxenus'un Elements of Harmonics kitabına ve öğrencilerinin çalışmalarına dayanmaktadır (Landels, 1999, s. 86-87). Arkeolojik verilerden ve sözlü kültür aktarımından hareketle daha öncesinden günümüze kadar kalan sınırlı sayıda müzik çalışması bulunmaktadır. Özellikle Delfik ilahiler ve Seikilos Kitabesi; Euripides'in Bakkhalar Tragedyası, Homeros'un İlyada ve Odysseia'sı, yine Homeros'un övgü amaçlı yazılmış şiirleri, Şair Ovidius'un şiirleri , Platon, Aristoteles ve Sokrates'in yorumları gibi döneme ait yazılı-sözlü kaynaklar Yunan mitolojisine, dönemin etnik topluluklarına ve dönemin müzik anlayışına büyük oranda ışık tutmaktadır. Örneğin günümüze ulaşmış en eski tam müzik parçası sayılan Seikilos kitabesinin Frigyen (Landels, 1999, s. 253), antik müziğin en önemli parçalarından ikinci Delfik ilahinin ise Lidyen ve Hypolidyen modlarında yazıldığı bilinir (Landels, 1999, s. 236-239). Yine Bakkhalar tragedyasında özellikle şarap tanrısı Dionysos'un Küçük Asya'daki Frigya'dan Yunan şehri Thebai'ye müzikli/danslı ritüelini getirdiği ve bu geleneğin bir şenlik halinde Yunanistan'da icra edildiği belirtilmektedir (Dilmen, 2001, s. 29). Bu gibi örneklerden anlaşılacağı üzere özellikle Frigya uygarlığındaki müzik stili, Antik Yunan medeniyeti müziğine mitolojik ve teorik anlamda dolaylı yoldan etki etmiştir. Bu etki kimi zaman modlara veya o bölgenin müzikal stillerine dönemin Platon, Sokrates ve Aristoteles gibi düşünürleri tarafından yüklenen anlamlar yoluyla, kimi zaman da çalgılar yoluyla olmuştur (Barker, 1989, s. 14). Antik Yunan müziği ile ilgili ilk teorik bulgular Aristoxenus ve öğrencilerinin çalışmalarına dayanmakta olup onun öncesine ulaşmak için ise Platon ve Aristoteles'in yorumları incelenebilir. Çünkü Platon ideal devletinde, Aristoteles de kendi "Erdemli insan olma" anlayışında müziğe değinmiş olup düşüncelerinde Antik Yunan etnik gruplarından ve bu bölgelerin müzik stillerinden, çalgılarından bahsetmişlerdir. Kısa bir örnek vermek gerekirse Platon'un ideal devletinde Lidyen modu kabul görmez. Çünkü bu mod diğer modlara nazaran daha pes bir ses aralığına sahiptir ve dolayısıyla gevşeme, rahatlama ile özdeşleşeceği için gençleri bu yöne sevk etmemelidir (Aristoteles, 2011) (Platon, Devlet. Çev.:Sabahattin Eyüboğlu-M.Ali Cimcoz, 2020). Aynı zamanda şarap tanrısı Dionysos'un ikinci kez dünyaya gelişinde Lidya'ya varması ve tanrının sarhoşluk, gevşeme ve eşcinsellik gibi atribülerinin olması Lidyen modunun kabul görmemesinin mitolojik sebepleri arasında gösterilebilir. Doryen ve Frigyen modu ise her koşulda iyi kabul edilerek asaletli savaşçıları cesaretlendirmek için kullanılabilir. Frigyen moduna Doryenden farklı bir anlam daha yüklenerek tanrılara yalvarma amacında kullanılabileceği belirtilmiştir (Platon, Devlet. Çev.:Sabahattin Eyüboğlu-M.Ali Cimcoz, 2020). Frigyen modunun veya Frigya stili müziğin, ana tanrıça Kibele'ye ait müzikli/danslı ritüellerin Dionysos ve Marsyas yoluyla Antik Yunan'a aktarılması durumu Platon'un düşüncesine mitolojik bir sebep olarak gösterilebilir (Landels, 1999). Aristoteles de Platon'la hemen hemen aynı görüşte olup Frigyen modunun ilham verme anlamında daha uygun olduğunu belirtmektedir (Salyers, 2003). Çalgısal olarak da örnek vermek gerekirse: Platon'un ideal devletinde Frig kökenli aulos çalgısı çok sesli ve birden fazla modu akort değişmeden çalabilen bir yapıda olduğu için kabul görmez. Ancak lir/kithara çalgıları her mod için ayrı ayrı akort edilmesi nedeniyle daha sade gözükür ve müzik eğitiminde karmaşıklığa yol açmadığı için kabul görür. Ancak tarihin ilk müzik yarışması olan Apollon-Marsyas mitinden de etkilenildiği elde edilen kaynaklardan anlaşılmaktadır (Platon, Devlet. Çev.:Sabahattin Eyüboğlu-M.Ali Cimcoz, 2020): Lir, kurnazlığın, haberleşmenin ve ticaretin tanrısı Hermes'in icadıdır ve liri müziğin tanrısı Apollon'a vererek bu çalgının onunla özdeşleşmesini sağlamıştır (Boardman, 2013). Dolayısıyla hem Delos ve Delfi'deki tapınakları hem de kithara/lir çalışı nedeniyle Apollon, Yunan geleneklerinde ait olarak kabul görmüştür. Marsyas da Frigyalıdır ve aulos çalmakta olup çalgının Frigya stili müzik ile özdeşleşmesini sağlamıştır (Landels, 1999, s. 157-158). Görüleceği üzere halkın yaşayışına yön veren dini inanış mitlere dayanmaktadır ve Yunan mitolojisinde müzik, tanrıların onuruna yapılan törenlerde en etkili yollardan biridir (Friedell, 1999, s. 121-123). Dini ritüel alaylarda yapılan cümbüş, dans ve trans halleri her zaman tanrının onurunadır. Bu gelenek özellikle Küçük Asya kültüründen Antik Yunan'a etki ederek iki medeniyet arasındaki kültür etkileşiminin temel taşlarından biri olmuştur (Seyrek, 2020). Bu kültür geçişinin örnekleri genel anlamda Kibele, Dionysos, Apollon ve Marsyas mitolojik öğeleri etrafında toplanmaktadır. Ayrıca kültür geçişi sırasında yaşanan süreklilik ve ayrılıklar da özellikle Frigyalı ana tanrıça Kibele'nin Roma'ya geçişinden sonra Rhea ve Meter adı altında yeniden tasvir edilmesinde ön plana çıkmaktadır (Roller, 2004).
Azerbaycan âşık sazı icra teknikleri ve mızrap kalıplarının Anadolu sazına aktarımı
Bu çalışmada, Azerbaycan âşık sazı icra teknikleri, mızrap kalıpları incelenmiş olup Anadolu sazında uygulanan icra teknikleri, mızrap kalıpları ile benzerlikleri, farklılıkları tespit edilmiştir. Çalışmanın amacı, Azerbaycan âşık sazında uygulanan icra tekniklerini ve mızrap kalıplarını Anadolu sazına aktarmaktır. Bu amaç doğrultusunda konu ile ilgili literatür taraması yapılmış olup, ayrıca ses ve görüntü kayıtları incelenmiştir. Bu kapsamda ihtiyaç duyulan yeni terimler üretilmiş ve mızrap kalıplarını ifade etmek amacıyla yeni bir kodlama sistemi geliştirilmiştir. Azerbaycan âşık sazının bünyesinde barındırdığı zengin mızrap kalıplarını ve her ne kadar Anadolu sazında benzer icra teknikleri görülse de farklı uygulanış biçimleri ile icra tekniklerini ortaya çıkarmak ve daha sonrasında yapılacak olan benzer çalışmalara farklı bir bakış açısı ile kaynak teşkil etmek hedeflenmiştir. Çalışma içerisinde tespit edilen icra teknikleri ve mızrap kalıplarına örnek olarak Azerbaycan âşık müziğinin önemli icracılarından âşık havaları notaya alınmıştır. Çalışmanın sonucunda Azerbaycan âşık sazı, yapısal olarak Anadolu sazına en yakın çalgılardan birisi olduğu ancak iki çalgının bölümlerinin adlandırmalarında farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra Azerbaycan âşık sazı farklı tel sayıları ile görülse de yaygın olarak üç tel grubu olmak üzere sekiz ya da dokuz tel sayısı ile icra edildiği saptanmıştır. Azerbaycan âşık sazında uygulanan yedi akort biçimi tespit edilmiştir. Bu akort biçimleri kendi içinde çeşitli varyasyonları barındırmaktadır. Bazı akort biçimlerinin ise Anadolu sazında da uygulandığı görülmektedir. Ayrıca Azerbaycan âşık sazı icra tekniklerinin ve mızrap kalıplarının Kuzeydoğu Anadolu bölgesi saz icra üslubuna ciddi etkileri olduğu ve Anadolu şehir müzik kültüründe bazı bireysel saz icracılarının da kişisel tavırlarında Azerbaycan âşık sazı mızrap kalıplarını veya benzer uygulamaları icra ettikleri tespit edilen diğer bulgular arasında yer almaktadır. Sonuç olarak Azerbaycan âşık sazı icra tekniklerinin Anadolu sazında görülmeyen uygulanış biçimleri Anadolu sazına aktarılmıştır. Öte yandan Azerbaycan âşık sazı mızrap kalıplarının ise eserlerin düzüm şekline göre farklı ritmik değerlerde Anadolu sazının repertuvarında yer alan eserlere uyarlanmıştır. Ayrıca bazı uyarlamalarda âşık sazı mızrap kalıplarının birleşiminden yola çıkarak üretilen yeni mızrap kalıplarının da uyarlanabildiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Saz, Âşık Sazı, Azerbaycan Âşık Müziği, Âşıklık Geleneği, Uyarlama, İcra Tekniği, Mızrap Kalıbı
Müzik terapide Bilişsel-Davranışçı, Orff ve Nordoff & Robbins yaklaşımları ile bu yaklaşımları konu alan araştırmaların incelenmesi
Müzik terapi; onaylanmış bir müzik terapi programında eğitim almış ve alanında uzman kişiler tarafından, danışan(lar)ın ihtiyaçları ve yeterlikleri doğrultusunda belirlenen hedeflerin gerçekleştirilmesi amacıyla, müziğin sistematik şekilde kullanılmasıdır. Müzik terapi ile ilgili Dünya literatüründe birçok uygulama ve araştırma yapılmasına rağmen Türkiye'de bu alan yeni yapılanmaktadır. Bu araştırmanın, müzik terapi alanının ülkemizdeki şekillenmesine katkıda bulunacağı varsayılmaktadır. Bu araştırmada Bilişsel-Davranışçı, Orff ve Nordoff & Robbins yaklaşımları ile bu yaklaşımları konu alan araştırmaların incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma, nitel yaklaşımla yürütülen betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın veri grubunu bahsedilen yaklaşımlar ile bu yaklaşımları konu alan araştırma makaleleri oluşturmaktadır. Veri grubu; doküman analizi yöntemiyle incelenmiş olup, birinci alt problemlere yönelik tarama yapılmış ve ikinci alt problemlere yönelik ise makalelerin içerikleri analizleri yapılmıştır. Buna göre makalelerin; (a) künye bilgileri, (b) çalışma ekipleri, (c) danışanları, (d) konuları, (e) uygulamalarının yürütüldüğü ortam özellikleri ve düzenlemeleri, (f) uygulamalarında kullanılan çalgılar ve araç-gereçler, (g) uygulamalarında kullanılan teknikler ve uygulamalar, (h) araştırma modelleri, (i) veri toplama araçları, (j) veri analizleri ve (k) sonuçlarına ilişkin bilgiler sunulmuştur. Bu doğrultuda; künye bilgiler açısından makalelerin en çok, "Music Therapy Perspectives, Journal of Music Therapy, The Arts in Psychotherapy" dergilerinde yayımlandığı saptanmıştır. Çalışma ekipleri açısından, yaklaşımların bağlı oldukları disiplinlerden etkilendikleri belirlenmiştir. Danışanlar açısından; Bilişsel-Davranışçı Müzik Terapi'nin, Orff Müzik Terapi ve Nordoff & Robbins Müzik Terapi'ye göre daha geniş bir kitleye hitap ettiği anlaşılırken, konular açısından Bilişsel-Davranışçı Müzik Terapi'de kaygı (anksiyete) bozuklukları, Orff Müzik Terapi ve Nordoff & Robbins Müzik Terapi'de nörolojik durumlar ve bozuklukların daha çok incelendiği belirlenmiştir. Uygulamaların yürütüldüğü ortamlar açısından danışanların ihtiyaçları doğrultusunda bir düzenleme yapıldığına yönelik bir eğilim olduğu tespit edilmiştir. Araç-gereçler açısından, yaklaşımların uygulayıcılarının tercih ettiği veya yaklaşıma ait bir çalgı topluluğu varsa onun tercih edildiği belirlenmiştir. En çok dinleme, söyleme, çalma ve doğaçlama/yaratıcılık teknik ve uygulamaları kullanılırken; araştırma modelleri, veri toplama araçları ve veri analizleri açısından Bilişsel-Davranışçı Müzik Terapi ve Orff Müzik Terapi'de daha çok nicel yöntemler, Nordoff & Robbins Müzik Terapi'de nitel yöntemlerin tercih edildiği saptanmıştır. Makalelerin sonuçlarına ilişkin bulgularda ise müzik terapinin kimi araştırmalarda anlamlı bir fark yaratmasa da çoğu uygulamada olumlu etkisinin olduğu sonucuyla karşılaşılmıştır.
Mobil müzik uygulaması destekli müzik teorisi ve işitme eğitimi
Bu araştırmada, mobil müzik uygulaması destekli müzik teorisi ve işitme eğitiminin, müzik öğretmeni adaylarının Batı Müziği Teorisi ve İşitme Eğitimi ders başarısına olan etkisi incelenmiştir. Araştırma da nicel araştırma yöntemleri ve kontrol gruplu ön test– son test deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Bu araştırmanın deneysel sürecinde destek amaçlı olarak My Ear Training mobil müzik uygulaması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu deney ve kontrol gruplarına eşit olarak dağıtılan 26 müzik öğretmeni adayı oluşturmuştur. Araştırmanın deney sürecinde; deney grubuna 8 hafta süre ile mobil müzik uygulaması destekli eğitim verilirken kontrol grubu rutin ders sürecine devam etmiştir. Araştırmanın ön test aşamasında ve deney süreci sonrasında yapılan son test aşamasında adayların başarısını ölçmek üzere müzik teorisi ve işitme eğitimi testi yapılmıştır. Araştırmada elde edilen bulguların analizinde nonparametrik istatistik testleri; Wilcoxon İşaretlenmiş Sıralar Testi ve Mann- Whitney U Testi kullanılmıştır. Verilerin analizi neticesinde; mobil müzik uygulaması destekli müzik teorisi ve işitme eğitiminin müzik öğretmeni adaylarının ders başarısını arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Müzik eserlerinde ritmik analiz için yöntem önerisi: Silifke yöresi örneği
Teknolojinin, müzik teorisi dahil her bilimsel alan ile temas halinde oluşu yadsınamaz bir gerçektir. Uluslararası literatür incelendiğinde, bilgisayar yazılımları ile yapılan müzikal analiz çalışmalarının özellikle son yıllarda ivme kazandığı, geliştirilen yeni yazılımların farklı veri tiplerine ulaşmayı mümkün kıldığı anlaşılmaktadır. Ülkemiz özelinde ise Türk Halk Müziği eserlerine yönelik yazılım destekli analiz çalışması sayısının yok denecek kadar az olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, Silifke yöresine ait olduğu tespit edilen 51 müzik eseri, Visual Basic for Applications programlama dilinde yazılan bir Microsoft Excel makrosu ile ritmik yönden analiz edilmiştir. Çalışmanın amacı, yörenin karakteristik ritmik yapısını ortaya çıkarmak olarak belirlenmiştir. Yöreye ait eserlerin notaları TRT repertuarı ve yayınlanmış makalelerden edinilmiştir. Analiz öncesinde verilerin dönüştürülmesi için "tartımların sayısal karşılıkları" başlığıyla oluşturulan çizelge esas alınmıştır. Analiz süreci, eserlerde kullanılan tartım adetlerini saptama ve tekrar eden ritmik yapıların tespiti amacıyla yapılan iki farklı işlemle gerçekleşmiştir. Araştırmanın devamında klasik yöntemler ile eserlerin ölçü işaretlerine göre dağılımı ve tempo bilgilerine ulaşılmıştır. Bulgular başlığı altında, elde edilen verilere dayanarak her eser kendi içinde yorumlanmıştır. Son bölümde, Silifke yöresi müzik eserlerinde sık tekrar eden ritmik yapılar başta olmak üzere; eserlerde kullanılan tartım tipleri, tempo bilgisi ve eserlerin ölçüsüne göre yüzdelik dağılımı bulgularından faydalanarak tüm yöre eserlerine genellenen çıkarımlarda bulunulmuştur. Bununla birlikte VBA programlama dili ile Türk Halk Müziği eserlerinin ritmik yönden analiz edilebildiği ve bu sayede belirli bir yöre özelindeki eserlerde tekrar eden ritmik yapıları tespit etmenin mümkün olduğu ortaya konulmuştur. Sonuç olarak elde edilen veriler yoluyla belirli bir yöreye ait müzik eserlerinin –bu çalışma özelinde ritmik- karakteristik yapısının ortaya çıkarıldığı görülmüştür.
"World Jazz" imgesi çerçevesinde Türkiye'den yerel ürün olarak tanımlanası makamsal öğelerin caz üretimlerinde pazarlama ve promosyon yolunda araçsallaştırılması
Küresel çerçevede yoğun bir hakimiyet kurmuş olan Kapitalizm, sanayileşmeyle evrilmiş ve endüstri haline gelmiş kültürel alanlara sızdığı zamandan bu yana, kültür endüstrisi adı altında anılabilecek tüm mecraları kendi sistemine entegre olmaya zorunlu kılmıştır. Kapitalizmin de müzik üzerinde en az 1878'de yapılan ilk ses kaydından bu yana müziği amplifikasyona uğratan ve biçimlendiren teknoloji kadar geniş bir etkiye sahip olduğu, bu etkinin de müziği şekillendirdiği ve müzik endüstrisini var ettiği görülmektedir. Müzik endüstrisini sarmalayan—sahne, dekor, kostüm, görsel temalar ve tabii ki müzik ile içerdiği duysal malzemeler/temalar gibi—başat var oluşsal dinamikler, kâr amacı güden kuruluşlarda olduğu gibi organizasyon yönetimi, finans, muhasebe, pazarlama birimleri/işletme organları liderliğinde değişkenlik göstermektedir. "Batı" merkezli toplumlara veya kültürlere göre "öteki" olarak görülen, kimi zaman da ait olduğu toplum tarafından bile dinlenmeye tenezzül edilmeyen yerel müzik adeta bir "meta" hatta bir "Oryantalizm fetişi" nesnesi haline getirilerek hem yerli hem de global platformlarda, gerek melez ürünler olarak gerekse yeniden üretimler yordamıyla sunulmaktadır. Bu sunumlarla kâr amacı güden kuruluşların izlediği pazar stratejileri örnek alınmakta ve gerek duysal gerekse görsel tasarımlar veya aracılar yoluyla dinler ve izler kitlenin—canlı performanslarda katılımcıların—sayıca arttırılması amaçlanmaktadır. Dahası, pazarda ayakta kalma yöntemleri uygulanırken derin bir sosyal/psikolojik gözlem ve analiz üzerinden planlanmakta; bu sebeple duysal öğelerin görsel ve sembolik öğelerle de desteklenmesi; hatta görsel öğelerin yer yer müziğin önüne geçerek rol çalması söz konusu olmaktadır. Bu çalışma dahilinde müzisyenlerin/toplulukların birer kâr amacı güden kuruluş zihniyetiyle hareket ettiklerinde kullandıkları yerel öğeler örneklerle ortaya konulacak; duysal öğelerin yanı sıra aracı olarak seçilen imgelerin ortaya konulma sebepleri/alt metinleri açıklanacaktır. Kullanılan öğeler, pazarlama stratejileri bağlamında konumlandırılacaktır; ele alınan bu unsurların kimi zaman birden fazla stratejide yer buldukları görülebilecektir. Duysal ve performatif unsurların "World Jazz" metası olması sebebiyle "meta olarak müzik" kavramına kısaca felsefi; felsefi kısma kıyasla daha uzunca müzik pazarı açılarından değinilecek; müzik endüstrisinde yer alan ürünlerin, "uygun-öteki" ve "Oryantalizm" aracılığıyla ötekileştirilmiş cazip unsurlar olarak nasıl yer buldukları da çalışmanın içerisinde, günümüze yakın/güncel örneklerle desteklenecektir. Çalışmanın amacı, müzik endüstrisinde ve "World jazz/ethno jazz" içerisinde konumlandırılmış müziklerin sosyal bağlamda birer cazip ürüne denk geldiğini; bu ürünlerin yerel veya melez ürün olmalarına rağmen caz olarak sunulduğunu; ulaşılması planlanan hedef kitlelerin hangi stratejilerle manipüle edildiklerini ve bu stratejilerden nasıl etkilediklerini sormak; bu sorular ışığında pazarlama, müzik teorisi, müzikoloji bağlamlarında elde edilen sonuçları ortaya koymaktır.
Erik Satie'nin Gnossienne başlığı taşıyan eserlerinin müziksel analizi
Yirminci yüzyıl Fransız bestecilerinden Erik Satie, 1889 yılında Dünya Fuarı'nda, Rumen Lăutar'ları olarak anılagelen topluluğun performanslarını dinlemesinden hareketle Gnossienne türünde eser vermeye başlamıştır. Literatürde Gnossienne başlığını taşıyan 7 adet piyano eseri olduğu bilinmektedir. Bunlardan Nr. 1-3, Trois Gnossiennes ismiyle bir arada basılmıştır. Nr. 4-6, Satie'nin vefatından yıllar sonra yayınlanmıştır. Nr. 7 ise Satie hayattayken, bestecinin farklı bir eserinin içerisinde kullanılmıştır. Bahsi geçen eserler, neredeyse bütünüyle tonal müzikten alışılagelen Majör/Minör sonoriteden ayrılan bir ses evreni sergilemektedir. Bahsi geçen ses evreninin, bestecinin kültür ortamı göz önünde bulundurulduğunda en yakın seçenek olarak modal müziğe ait olduğu düşünülmektedir. Eserlerdeki modal etkinin yanında, müzikal atmosferlerindeki benzerlik/farklılıklar da göze çarpmaktadır. Bundan hareketle, eserlerin bestelenme/yayınlanma süreçleriyle barındırdıkları müzikal ögeler arasında bir ilişki olabileceği düşünülmektedir. Bundan dolayı bu tez kapsamında Gnossienne başlıklı eserler; formal, ezgisel, tonal/modal anlayış, armonik ve ritmik yapı bakımından incelenmiştir. Eserlerde -bazı eklentileri de içerecek surette- dönüşlü tek-iki-üç kısımlı şarkı formlarının ve kemer formunun kullanıldığı tespit edilmiştir. Modal dizilerde ise ağırlıkla standartlaşmış bir ismi bulunmayan [A], [B], [C], [D] dizilerinin; Orta Çağ kilise modlarından da Dor, Frig, Lid, Miksolid, Eol, Lokr modlarının bulunduğu saptanmıştır. Dahası, incelenen iki eserin modal dizilerden ziyade arpej/akor seslerinden oluştuğu gözlemlenmiştir. Armonik yapıya gelindiğinde, tonal müziğin işlevsel armonisine, diğer bir deyişle Dominant-Tonik ilişkisine farklı bir bağlamda yer verildiği saptanmıştır. Eserlerde modal diziden akor üretme fikrinin yansıtıldığı tespit edilmiştir. Bunun yanında, daha önce -tonal müzikten alışıldığı şekilde- herhangi bir Dominant-Tonik ilişkisi gösterilmeden kullanılan Plagal Kadans'lara rastlanmıştır. Buna ek olarak, yer yer tonal müzikten alışılagelmişin dışındaki akor yapılarına ve tonal armoniyle açıklanamayan akor ilerleyişleriyle de karşılaşılmıştır. Bahsi geçen bilgilerle birlikte, eserlerin armonik eşliklerindeki ritmik yapıdaki benzerlik/farklılıklar da dikkate alınarak, eserlerin bestelenme/yayınlanma süreçleriyle içeriklerindeki benzerlikler/farklılıklar arasında bir çıkarımda bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Erik Satie, Gnossienne, mod, Lăutar.
Temel caz akorları ve modern blok armonizasyon sistem analizi
Bu çalışmada caz müziği teorisi, başlangıcından 20. yüzyıl sonlarına kadar teorik bir sıralama kurgusu ve tarihsel bir bütünlük içinde, sadelik ve anlaşılırlık ön planda tutularak sunulmaya çalışılmıştır. Yer yer yatay yapıların kullanımından bahsedilse de, genel olarak caz müziğinin dikey çoksesli yapısı incelenmiştir. Bütün teorik ve tarihsel süreç literatür taraması ve kaynak seçimi ile uluslararası standartlar gözetilerek hazırlanmıştır. Öncelikle giriş bölümünde bahsedilen teorik konuların zemini hazırlanmış, ardından takip eden yapı ile ilgili genel bilgi verilmiştir. İkinci bölümde araştırmanın hangi temellere oturtulduğu ve tezin araştırma sistematiği hakkında detaylı bilgiler aktarılmıştır. Üçüncü bölümün başında, kurgulanan teorik sistematik tarihsel gelişim süreci içinde üç ana dönemde incelenmiştir. Dönemler arasındaki geçişler ve bunların müzikteki rasyonel karşılıkları, aktarılacak olan teorik bölüm için temellendirilmiştir. Ardından caz teorisi; olabilecek en temel yer olan "akor kuruluşları" konusundan başlanmak üzere ele alınmış, mümkün olduğunca geniş bir perspektifte incelenmeye çalışılmıştır. Bu sebeple ana hatları ile akor-dizi (dikey-yatay) ilişkisi de ele alınmıştır. Çalışmanın dikey çokseslilik ekseninde, "Voicing" konusu işlenmiş ve literatürde en çok yer alan ve doğrudan performans odaklı olan teknikler incelenmiştir. "Voicing", eşlik temelli bir konu olması sebebiyle öncelikle yazılmış olanın çalım teknikleri incelenmiş, ardından "Modern Akor Yürüyüşü" konusu ele alınmıştır. Bu konu, temel prensiplerden, kadansların kullanımına kadar bütün ana hatlarıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Bununla beraber, konuların anlatımında temel anlamda bir "caz armonisi" çatısı oluşturulmaya gayret gösterilmiştir. Bu kısma kadar ele alınan bütün teorik konuların bir çatı altında toplanması, çağdaş cazın temellerinden birini oluşturan Modern Blok Armonizasyon tekniğini daha anlaşılır kılmaktadır. Bu bölümün devamında teorik yapı, temel caz teorisi sistematiğinden başlanarak, 20. yüzyıl sonlarında çağdaş caz müziğinin de en önemli tekniklerinden biri olan "Modern Blok Armonizasyon" tekniği merkeze alınarak incelenmiştir. Ardından bu teknik, seçilen caz standartları üzerinden orijinal olarak örneklenmiştir. Sonuç bölümünde, öncesinde ele alınan teorik ve tarihsel yapıların objektif bir incelemesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezin genelinde bütünleşik ve uygulamalı teori düşüncesine yönelik bir dil kullanılmış, verilen örneklerle anlatım güçlendirilmeye çalışılmıştır.
İlhan Usmanbaş'ın "Ölümsüz Deniz Taşlarıydı" eserinin müziksel analizi
20. yüzyılda Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanından sonra Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, ülkenin sanat alanındaki gelişimi için çeşitli atılımlar yapılmıştır. Bu gelişmeler kapsamında Atatürk; müzik alanında seçtiği beş yetenekli genci, eğitim almaları için Avrupa'ya göndermiştir. Böylece birinci kuşak Türk bestecileri veya "Türk Beşleri" olarak tanınan bu gençler, eğitimleri sonrasında ikinci kuşak sanatçıların yetiştirilmesinde rol almışlardır. Bu araştırmada ikinci kuşak bestecilerinden biri olan İlhan Usmanbaş'ın "Ölümsüz Deniz Taşlarıydı" piyano eserindeki kullanılan besteleme stilleri materyal analizi üzerinden incelenmiştir. İlhan Usmanbaş'ın ilk eserlerine bakıldığında; neo-klasik yapılar ve 19. Yüzyıl sonrası bestecilerinden esintiler duyulmaktadır. Bestecinin kariyerinin ilerleyen dönemlerinde, 20. Yüzyıl çağdaş besteleme stillerinden etkilendiği görülmüştür. Bahsi geçen bu stiller; 12-ton tekniği, küme anlayışı ve rastlamsal (aleatoric) müzik stilidir. Bu üç stil dışında Usmanbaş, Kemal İlerici ile bir yıllık çalışma sonucunda Türk müziği armoni kuramıyla tanışmış ve bu alanda da besteler üretmiştir. Tez konusu olarak belirlenen bestecinin "Ölümsüz Deniz Taşlarıydı" eseri incelenmiş ve bu inceleme sonucunda küçük trikordlardan yola çıkarak, çeşitli trikordların farklı şekillerde sunulduğu keşfedilmiştir. Bu ezgisel trikordların şifrelenmesinde, 12-ton sistemi terminolojisinin (original, retrograde vb.) kullanıldığı, bütün bu çekirdeklerin, ardışık olmayan 10-12 ses dizisinden hareketle ortaya çıktığı sonucuna varılmıştır.