
162
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Talip Özkan'ın saz icrasının tavır özellikleri açısından incelenmesi
Talip Özkan'ın icra profili geleneksel icra ile şehirleşmeyle başlayan kentli icra arasındaki geçişi yansıtan bir özellik barındırmaktadır. Talip Özkan Anadolu müzik kültürlerine ait üslupları iyi bilen bir icracı olmakla beraber Kafkasya bölgesi gibi farklı müzik kültürleri ile de teması bulunmaktadır. Bunlara ek olarak araştırmacı, derlemeci, akademisyen gibi kimlikleriyle de yer yer ön plana çıktığı bilinmekte olup her anlamda müzikle olan çeşitli etkileşimleri dikkat çekmektedir. Talip Özkan yöresel üslupları iyi özümsemiş bir icracı olmanın dışında asıl olarak gençlik dönemi sonrası olgunlaşma ve olgunluk dönemlerinde görülebilen yorumcu kimliğiyle birlikte kişisel tavrının ön plana çıktığı bir icracı profili çizmektedir. Bu doğrultuda kullandığı saz çalış tekniklerini virtüözite seviyesinde sergilemekte olup bunun paralelinde icra ettiği repertuvarı seviye bakımından seçkin eserlerden oluşturmaktadır. Özkan'ın icra tavrında öne çıkan bir diğer özellik de ezgileri sıklıkla kendi anlayışına göre yorumlamasıdır. Ezgileri işleyiş şeklinin her an yenilenebilen bir icra anlayışına oturttuğu düşünülmekte olup ezgileri ritmik, melodik ve kısmen armonik olarak yeniden şekillendirmekte ve bu doğrultuda icra ettiği birçok ezgi bulunmaktadır. Özkan multi-instrumentalist kimliği ile farklı çalgılarla olan temasını uyarlama anlayışı çerçevesinde değerlendirmekte olup bu doğrultuda çalgılara ait teknik özellikleri ve repertuvarı saz icrasına yansıttığı görülmektedir. Bu açıdan bakıldığında özellikle bağlı bulunduğu kültürel yapıdan zeybek ezgilerini saza aktardığı bilinmekte ve bu konuda çeşitli çevrelerde referans icracı olarak kabul edilmektedir. Çalışmamızın asıl konusunu oluşturan Özkan'ın icra tavrının ne tür özellikler barındırdığı çok yönlü başlıklar altında incelenecektir. Bu doğrultuda sırayla birinci bölümde çalışmanın amacı, yöntemi, sınırlıkları, problemler ve alt problemler ele alınacaktır. İkinci bölümde; Özkan'ın hayatı genel bir bakış açısıyla kronolojik olarak ele alınacaktır. Üçüncü bölümde Özkan'ın müzikal açıdan birden çok anlayışı ele alınacak olup bu doğrultuda transkript edilen eserler üzerinden çeşitli analizler yapılacaktır.
Türkçede müzik üstdilinin biçimlenmesinde kavramsal metafor ve imge şemalarının rolü
Belli bir alana has uzmanlık bilgisini karakterize eden temel dilsel unsurlardan biri de o alana ait üstdildir. Terimler ve özelleşmiş ifade biçimleri açısından son derece zengin olan üstdillerin anlaşılması ve kullanımı zor ve karmaşıktır. Bu ifadelerin alana has bilgisel donanıma sahip bireylerce daha kolay anlaşılabildiği söylenebilir. Ancak üstdili oluşturan terimlerin biçimlenişindeki anlamsal süreçler incelendiğinde, terimlerin günlük dilde yaygın ve gayet kolay anlaşılabilir kelimelerden zihinsel araçlar olan imge şemaları ve metafor yoluyla dönüştürüldüğü görülebilir. Sözlüklerde yan anlam olarak verilen terimsel anlam çoğunlukla ilk sırada verilen temel anlam ile bağıntılıdır ancak yine de belli oranda anlamsal dönüşüme uğramıştır. Esasen birer terim olmayan ince veya kalın sözcüklerinin Türkçe müzik üstdilinde birer müzik terimi olarak kullanılması (ince ses/nota gibi) bunun iyi bir örneğidir. Nitel araştırma desenine sahip bu tezin amacı, Türkçe müzik üstdilinde sıklıkla kullanılan kimi terimlerin anlambilimsel analizini yaparak kavramsal metafor ve imge şemalarının söz konusu terimlerin anlamsal biçimlenişlerindeki rollerini betimlemektir. Bu maksatla, perde/frekans, sesin hareketi, tını ve aralık kavramlarının Batı Müziği teorisi ve Türk Müziği nazariyatı kaynaklarında ele alınış biçimleri incelenmiş ve bahsi geçen kavramların anlatımına dair üstdil örnekleri arasından bir seçki yapılarak bu örnekler analiz edilmiştir. Bulgular, gerek Batı Müziği teorisi gerekse Türk Müziği nazariyatında yaygın biçimde kullanılan Türkçe müzik terminolojisinin büyük oranda metafor ve imge şemaları üzerinden anlamsal olarak şekillenmiş kavramlardan oluştuğunu göstermiştir. Örneğin perde/frekans başlığı altında karşılaşılan ince/kalın, tiz/pes, aşağı/yukarı gibi terimlerde diklik ve kalınlık imge şemaları etkindir. Tını başlığı altında incelenen parlak, renkli, tatlı, keskin gibi terimlerin esasen müzik ve hatta ses dışındaki anlamsal alanlara ait niteleyici ifadeler olduğu görülmüştür. İki ses arasındaki perde/frekans farkının fiziksel mesafe cinsinden ifadesi olan aralık kavramının bizzat kendisi metaforik bir kavramdır. Özellikle sesin hareketine yönelik terimlerin Türk Müziği nazariyatında makamların seyir özelliklerinin aktarımında kullanıldığı ve bunda kaynak-yol-hedef imge şemasının etkin olduğu dikkat çekmiştir.
Mitolojik, arkeolojik ve tarihsel verilerden hareketle Frigya medeniyeti müziğine yüklenen anlamlar ve Antik Yunan müziği ile olan etkileşimi
Batı sanat müziği geleneğinin oluşması ile ilgili yazılı kültür çalışmaları Antik Yunan'da M.Ö.4.yy'a kadar uzanmakta olup çalışmaların büyük bir kısmı Aristoxenus'un Elements of Harmonics kitabına ve öğrencilerinin çalışmalarına dayanmaktadır (Landels, 1999, s. 86-87). Arkeolojik verilerden ve sözlü kültür aktarımından hareketle daha öncesinden günümüze kadar kalan sınırlı sayıda müzik çalışması bulunmaktadır. Özellikle Delfik ilahiler ve Seikilos Kitabesi; Euripides'in Bakkhalar Tragedyası, Homeros'un İlyada ve Odysseia'sı, yine Homeros'un övgü amaçlı yazılmış şiirleri, Şair Ovidius'un şiirleri , Platon, Aristoteles ve Sokrates'in yorumları gibi döneme ait yazılı-sözlü kaynaklar Yunan mitolojisine, dönemin etnik topluluklarına ve dönemin müzik anlayışına büyük oranda ışık tutmaktadır. Örneğin günümüze ulaşmış en eski tam müzik parçası sayılan Seikilos kitabesinin Frigyen (Landels, 1999, s. 253), antik müziğin en önemli parçalarından ikinci Delfik ilahinin ise Lidyen ve Hypolidyen modlarında yazıldığı bilinir (Landels, 1999, s. 236-239). Yine Bakkhalar tragedyasında özellikle şarap tanrısı Dionysos'un Küçük Asya'daki Frigya'dan Yunan şehri Thebai'ye müzikli/danslı ritüelini getirdiği ve bu geleneğin bir şenlik halinde Yunanistan'da icra edildiği belirtilmektedir (Dilmen, 2001, s. 29). Bu gibi örneklerden anlaşılacağı üzere özellikle Frigya uygarlığındaki müzik stili, Antik Yunan medeniyeti müziğine mitolojik ve teorik anlamda dolaylı yoldan etki etmiştir. Bu etki kimi zaman modlara veya o bölgenin müzikal stillerine dönemin Platon, Sokrates ve Aristoteles gibi düşünürleri tarafından yüklenen anlamlar yoluyla, kimi zaman da çalgılar yoluyla olmuştur (Barker, 1989, s. 14). Antik Yunan müziği ile ilgili ilk teorik bulgular Aristoxenus ve öğrencilerinin çalışmalarına dayanmakta olup onun öncesine ulaşmak için ise Platon ve Aristoteles'in yorumları incelenebilir. Çünkü Platon ideal devletinde, Aristoteles de kendi "Erdemli insan olma" anlayışında müziğe değinmiş olup düşüncelerinde Antik Yunan etnik gruplarından ve bu bölgelerin müzik stillerinden, çalgılarından bahsetmişlerdir. Kısa bir örnek vermek gerekirse Platon'un ideal devletinde Lidyen modu kabul görmez. Çünkü bu mod diğer modlara nazaran daha pes bir ses aralığına sahiptir ve dolayısıyla gevşeme, rahatlama ile özdeşleşeceği için gençleri bu yöne sevk etmemelidir (Aristoteles, 2011) (Platon, Devlet. Çev.:Sabahattin Eyüboğlu-M.Ali Cimcoz, 2020). Aynı zamanda şarap tanrısı Dionysos'un ikinci kez dünyaya gelişinde Lidya'ya varması ve tanrının sarhoşluk, gevşeme ve eşcinsellik gibi atribülerinin olması Lidyen modunun kabul görmemesinin mitolojik sebepleri arasında gösterilebilir. Doryen ve Frigyen modu ise her koşulda iyi kabul edilerek asaletli savaşçıları cesaretlendirmek için kullanılabilir. Frigyen moduna Doryenden farklı bir anlam daha yüklenerek tanrılara yalvarma amacında kullanılabileceği belirtilmiştir (Platon, Devlet. Çev.:Sabahattin Eyüboğlu-M.Ali Cimcoz, 2020). Frigyen modunun veya Frigya stili müziğin, ana tanrıça Kibele'ye ait müzikli/danslı ritüellerin Dionysos ve Marsyas yoluyla Antik Yunan'a aktarılması durumu Platon'un düşüncesine mitolojik bir sebep olarak gösterilebilir (Landels, 1999). Aristoteles de Platon'la hemen hemen aynı görüşte olup Frigyen modunun ilham verme anlamında daha uygun olduğunu belirtmektedir (Salyers, 2003). Çalgısal olarak da örnek vermek gerekirse: Platon'un ideal devletinde Frig kökenli aulos çalgısı çok sesli ve birden fazla modu akort değişmeden çalabilen bir yapıda olduğu için kabul görmez. Ancak lir/kithara çalgıları her mod için ayrı ayrı akort edilmesi nedeniyle daha sade gözükür ve müzik eğitiminde karmaşıklığa yol açmadığı için kabul görür. Ancak tarihin ilk müzik yarışması olan Apollon-Marsyas mitinden de etkilenildiği elde edilen kaynaklardan anlaşılmaktadır (Platon, Devlet. Çev.:Sabahattin Eyüboğlu-M.Ali Cimcoz, 2020): Lir, kurnazlığın, haberleşmenin ve ticaretin tanrısı Hermes'in icadıdır ve liri müziğin tanrısı Apollon'a vererek bu çalgının onunla özdeşleşmesini sağlamıştır (Boardman, 2013). Dolayısıyla hem Delos ve Delfi'deki tapınakları hem de kithara/lir çalışı nedeniyle Apollon, Yunan geleneklerinde ait olarak kabul görmüştür. Marsyas da Frigyalıdır ve aulos çalmakta olup çalgının Frigya stili müzik ile özdeşleşmesini sağlamıştır (Landels, 1999, s. 157-158). Görüleceği üzere halkın yaşayışına yön veren dini inanış mitlere dayanmaktadır ve Yunan mitolojisinde müzik, tanrıların onuruna yapılan törenlerde en etkili yollardan biridir (Friedell, 1999, s. 121-123). Dini ritüel alaylarda yapılan cümbüş, dans ve trans halleri her zaman tanrının onurunadır. Bu gelenek özellikle Küçük Asya kültüründen Antik Yunan'a etki ederek iki medeniyet arasındaki kültür etkileşiminin temel taşlarından biri olmuştur (Seyrek, 2020). Bu kültür geçişinin örnekleri genel anlamda Kibele, Dionysos, Apollon ve Marsyas mitolojik öğeleri etrafında toplanmaktadır. Ayrıca kültür geçişi sırasında yaşanan süreklilik ve ayrılıklar da özellikle Frigyalı ana tanrıça Kibele'nin Roma'ya geçişinden sonra Rhea ve Meter adı altında yeniden tasvir edilmesinde ön plana çıkmaktadır (Roller, 2004).
Azerbaycan âşık sazı icra teknikleri ve mızrap kalıplarının Anadolu sazına aktarımı
Bu çalışmada, Azerbaycan âşık sazı icra teknikleri, mızrap kalıpları incelenmiş olup Anadolu sazında uygulanan icra teknikleri, mızrap kalıpları ile benzerlikleri, farklılıkları tespit edilmiştir. Çalışmanın amacı, Azerbaycan âşık sazında uygulanan icra tekniklerini ve mızrap kalıplarını Anadolu sazına aktarmaktır. Bu amaç doğrultusunda konu ile ilgili literatür taraması yapılmış olup, ayrıca ses ve görüntü kayıtları incelenmiştir. Bu kapsamda ihtiyaç duyulan yeni terimler üretilmiş ve mızrap kalıplarını ifade etmek amacıyla yeni bir kodlama sistemi geliştirilmiştir. Azerbaycan âşık sazının bünyesinde barındırdığı zengin mızrap kalıplarını ve her ne kadar Anadolu sazında benzer icra teknikleri görülse de farklı uygulanış biçimleri ile icra tekniklerini ortaya çıkarmak ve daha sonrasında yapılacak olan benzer çalışmalara farklı bir bakış açısı ile kaynak teşkil etmek hedeflenmiştir. Çalışma içerisinde tespit edilen icra teknikleri ve mızrap kalıplarına örnek olarak Azerbaycan âşık müziğinin önemli icracılarından âşık havaları notaya alınmıştır. Çalışmanın sonucunda Azerbaycan âşık sazı, yapısal olarak Anadolu sazına en yakın çalgılardan birisi olduğu ancak iki çalgının bölümlerinin adlandırmalarında farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra Azerbaycan âşık sazı farklı tel sayıları ile görülse de yaygın olarak üç tel grubu olmak üzere sekiz ya da dokuz tel sayısı ile icra edildiği saptanmıştır. Azerbaycan âşık sazında uygulanan yedi akort biçimi tespit edilmiştir. Bu akort biçimleri kendi içinde çeşitli varyasyonları barındırmaktadır. Bazı akort biçimlerinin ise Anadolu sazında da uygulandığı görülmektedir. Ayrıca Azerbaycan âşık sazı icra tekniklerinin ve mızrap kalıplarının Kuzeydoğu Anadolu bölgesi saz icra üslubuna ciddi etkileri olduğu ve Anadolu şehir müzik kültüründe bazı bireysel saz icracılarının da kişisel tavırlarında Azerbaycan âşık sazı mızrap kalıplarını veya benzer uygulamaları icra ettikleri tespit edilen diğer bulgular arasında yer almaktadır. Sonuç olarak Azerbaycan âşık sazı icra tekniklerinin Anadolu sazında görülmeyen uygulanış biçimleri Anadolu sazına aktarılmıştır. Öte yandan Azerbaycan âşık sazı mızrap kalıplarının ise eserlerin düzüm şekline göre farklı ritmik değerlerde Anadolu sazının repertuvarında yer alan eserlere uyarlanmıştır. Ayrıca bazı uyarlamalarda âşık sazı mızrap kalıplarının birleşiminden yola çıkarak üretilen yeni mızrap kalıplarının da uyarlanabildiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Saz, Âşık Sazı, Azerbaycan Âşık Müziği, Âşıklık Geleneği, Uyarlama, İcra Tekniği, Mızrap Kalıbı
Müzik terapide Bilişsel-Davranışçı, Orff ve Nordoff & Robbins yaklaşımları ile bu yaklaşımları konu alan araştırmaların incelenmesi
Müzik terapi; onaylanmış bir müzik terapi programında eğitim almış ve alanında uzman kişiler tarafından, danışan(lar)ın ihtiyaçları ve yeterlikleri doğrultusunda belirlenen hedeflerin gerçekleştirilmesi amacıyla, müziğin sistematik şekilde kullanılmasıdır. Müzik terapi ile ilgili Dünya literatüründe birçok uygulama ve araştırma yapılmasına rağmen Türkiye'de bu alan yeni yapılanmaktadır. Bu araştırmanın, müzik terapi alanının ülkemizdeki şekillenmesine katkıda bulunacağı varsayılmaktadır. Bu araştırmada Bilişsel-Davranışçı, Orff ve Nordoff & Robbins yaklaşımları ile bu yaklaşımları konu alan araştırmaların incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma, nitel yaklaşımla yürütülen betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın veri grubunu bahsedilen yaklaşımlar ile bu yaklaşımları konu alan araştırma makaleleri oluşturmaktadır. Veri grubu; doküman analizi yöntemiyle incelenmiş olup, birinci alt problemlere yönelik tarama yapılmış ve ikinci alt problemlere yönelik ise makalelerin içerikleri analizleri yapılmıştır. Buna göre makalelerin; (a) künye bilgileri, (b) çalışma ekipleri, (c) danışanları, (d) konuları, (e) uygulamalarının yürütüldüğü ortam özellikleri ve düzenlemeleri, (f) uygulamalarında kullanılan çalgılar ve araç-gereçler, (g) uygulamalarında kullanılan teknikler ve uygulamalar, (h) araştırma modelleri, (i) veri toplama araçları, (j) veri analizleri ve (k) sonuçlarına ilişkin bilgiler sunulmuştur. Bu doğrultuda; künye bilgiler açısından makalelerin en çok, "Music Therapy Perspectives, Journal of Music Therapy, The Arts in Psychotherapy" dergilerinde yayımlandığı saptanmıştır. Çalışma ekipleri açısından, yaklaşımların bağlı oldukları disiplinlerden etkilendikleri belirlenmiştir. Danışanlar açısından; Bilişsel-Davranışçı Müzik Terapi'nin, Orff Müzik Terapi ve Nordoff & Robbins Müzik Terapi'ye göre daha geniş bir kitleye hitap ettiği anlaşılırken, konular açısından Bilişsel-Davranışçı Müzik Terapi'de kaygı (anksiyete) bozuklukları, Orff Müzik Terapi ve Nordoff & Robbins Müzik Terapi'de nörolojik durumlar ve bozuklukların daha çok incelendiği belirlenmiştir. Uygulamaların yürütüldüğü ortamlar açısından danışanların ihtiyaçları doğrultusunda bir düzenleme yapıldığına yönelik bir eğilim olduğu tespit edilmiştir. Araç-gereçler açısından, yaklaşımların uygulayıcılarının tercih ettiği veya yaklaşıma ait bir çalgı topluluğu varsa onun tercih edildiği belirlenmiştir. En çok dinleme, söyleme, çalma ve doğaçlama/yaratıcılık teknik ve uygulamaları kullanılırken; araştırma modelleri, veri toplama araçları ve veri analizleri açısından Bilişsel-Davranışçı Müzik Terapi ve Orff Müzik Terapi'de daha çok nicel yöntemler, Nordoff & Robbins Müzik Terapi'de nitel yöntemlerin tercih edildiği saptanmıştır. Makalelerin sonuçlarına ilişkin bulgularda ise müzik terapinin kimi araştırmalarda anlamlı bir fark yaratmasa da çoğu uygulamada olumlu etkisinin olduğu sonucuyla karşılaşılmıştır.
Mobil müzik uygulaması destekli müzik teorisi ve işitme eğitimi
Bu araştırmada, mobil müzik uygulaması destekli müzik teorisi ve işitme eğitiminin, müzik öğretmeni adaylarının Batı Müziği Teorisi ve İşitme Eğitimi ders başarısına olan etkisi incelenmiştir. Araştırma da nicel araştırma yöntemleri ve kontrol gruplu ön test– son test deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Bu araştırmanın deneysel sürecinde destek amaçlı olarak My Ear Training mobil müzik uygulaması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu deney ve kontrol gruplarına eşit olarak dağıtılan 26 müzik öğretmeni adayı oluşturmuştur. Araştırmanın deney sürecinde; deney grubuna 8 hafta süre ile mobil müzik uygulaması destekli eğitim verilirken kontrol grubu rutin ders sürecine devam etmiştir. Araştırmanın ön test aşamasında ve deney süreci sonrasında yapılan son test aşamasında adayların başarısını ölçmek üzere müzik teorisi ve işitme eğitimi testi yapılmıştır. Araştırmada elde edilen bulguların analizinde nonparametrik istatistik testleri; Wilcoxon İşaretlenmiş Sıralar Testi ve Mann- Whitney U Testi kullanılmıştır. Verilerin analizi neticesinde; mobil müzik uygulaması destekli müzik teorisi ve işitme eğitiminin müzik öğretmeni adaylarının ders başarısını arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Müzik eserlerinde ritmik analiz için yöntem önerisi: Silifke yöresi örneği
Teknolojinin, müzik teorisi dahil her bilimsel alan ile temas halinde oluşu yadsınamaz bir gerçektir. Uluslararası literatür incelendiğinde, bilgisayar yazılımları ile yapılan müzikal analiz çalışmalarının özellikle son yıllarda ivme kazandığı, geliştirilen yeni yazılımların farklı veri tiplerine ulaşmayı mümkün kıldığı anlaşılmaktadır. Ülkemiz özelinde ise Türk Halk Müziği eserlerine yönelik yazılım destekli analiz çalışması sayısının yok denecek kadar az olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, Silifke yöresine ait olduğu tespit edilen 51 müzik eseri, Visual Basic for Applications programlama dilinde yazılan bir Microsoft Excel makrosu ile ritmik yönden analiz edilmiştir. Çalışmanın amacı, yörenin karakteristik ritmik yapısını ortaya çıkarmak olarak belirlenmiştir. Yöreye ait eserlerin notaları TRT repertuarı ve yayınlanmış makalelerden edinilmiştir. Analiz öncesinde verilerin dönüştürülmesi için "tartımların sayısal karşılıkları" başlığıyla oluşturulan çizelge esas alınmıştır. Analiz süreci, eserlerde kullanılan tartım adetlerini saptama ve tekrar eden ritmik yapıların tespiti amacıyla yapılan iki farklı işlemle gerçekleşmiştir. Araştırmanın devamında klasik yöntemler ile eserlerin ölçü işaretlerine göre dağılımı ve tempo bilgilerine ulaşılmıştır. Bulgular başlığı altında, elde edilen verilere dayanarak her eser kendi içinde yorumlanmıştır. Son bölümde, Silifke yöresi müzik eserlerinde sık tekrar eden ritmik yapılar başta olmak üzere; eserlerde kullanılan tartım tipleri, tempo bilgisi ve eserlerin ölçüsüne göre yüzdelik dağılımı bulgularından faydalanarak tüm yöre eserlerine genellenen çıkarımlarda bulunulmuştur. Bununla birlikte VBA programlama dili ile Türk Halk Müziği eserlerinin ritmik yönden analiz edilebildiği ve bu sayede belirli bir yöre özelindeki eserlerde tekrar eden ritmik yapıları tespit etmenin mümkün olduğu ortaya konulmuştur. Sonuç olarak elde edilen veriler yoluyla belirli bir yöreye ait müzik eserlerinin –bu çalışma özelinde ritmik- karakteristik yapısının ortaya çıkarıldığı görülmüştür.
J.M. Sperger'in Si-Minör Sonatının teknik açıdan incelenmesi
Johannes Matthias Sperger hem besteci hem de icracı kişiliği ile kendi dönemine damgasını vurmuş bir şahsiyettir. Johann Matthias Sperger 23 Mart 1750'de Brno yakınlarında, Yukarı Avusturya'da Feldberg'de (bugünkü adı Valtice) doğdu. Sperger'in müzik eğitimini ya saray orkestrasındaki bir müzisyenden ya da Feldsberg'deki Brothers of Mercy tarikatından aldığı ihtimalleri üzerinde durulmaktadır. Önemli devlet adamlarının himayesinde farklı orkestralarda icracı olarak çalışan bu sırada da bestecilik hayatını da sürdüren Sperger'in kariyeri üç döneme ayrılabilir: 1760'larda solo bir enstrüman olarak Viyana'da kontrbasın yükselişi, 1770'lerde ve 1780'lerde en iyi dönemi ve İmparator II. Joseph'in reformlarını takiben Viyana'da gözden düşmesi. 1777'den itibaren Sperger'in hayatı ile ilgili olarak daha detaylı bilgiler mevcuttur. 1777'de Sperger, daha sonra Macaristan kardinali olan Bratislava Düklerinden Kont József Batthyány'nin sarayında kontrbas icra etmiştir. Bu Sperger'in belgelenmiş ilk çalışmasıydı ve burada Kardinal Prens Joseph Batthyány'nin saray orkestrasında Kämpfer ile birlikte çalıştı ve bu toplulukta 1778'den 1782'ye kadar hem viyolonsel hem de kontrbas çaldığı bilinmektedir. Batthyány Dükleri'nin sarayında Sperger, en iyi eserlerinden olan yedi kontrbas konçertosuna ek olarak, 18 senfoni haricinde diğer solo enstrümanlar için de altı konçerto daha bestelemiştir. Johann Matthias Sperger, oldukça üreken bir besteciydi, kontrbas için 40 parça, 18 kontrbas yarışma eseri ile birlikte 44 senfoni, konçerto ve kantat bestelemiştir. Sperger, kontrbas icrasında kullandığı akort ve teknik ile dönemi içerisinde oldukça önemli bir yer edinmiştir. Bununla birlikte kontrbas ile ilgili olarak yaptığı hizmetler de fazlasıyla ehemmiyet arz etmektedir. Kendisinden önce kontrbas orkestra içinde belki sadece bir eşlik enstrümanı iken ve sınırlı bir solo repertuvarı bulunmaktayken, Sperger kontrbas için bestelediği eserler ile bu enstrümanın hem görünürlüğüne hem de icracılığı ile kontrbas tekniğinin gelişimine katkıda bulunmuştur. Bu tez çalışması kapsamına ele alınan Sperger'in Si Minör Sonatı da kontrbas repertuvarında oldukça kıymete haiz bir yere sahiptir. Bu nedenle tez çalışması dahilinde armonik ve form açısından incelemesi yapılarak alana katkıda bulunmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler : Johannes Matthias Sperger, kontrbas, Si Minör Sonat.
Müzikte aralık kavramının elektrogitara uygulanmasında CAGED sistemi kullanımı
Elektrogitar, tarihsel geliĢim çizgisinde kökleri çok eski telli çalgılara dayanan ve günümüzde birçok müzik türünde farklı iĢlevlerde kullanılan, çok yönlü bir çalgı olarak kendini göstermiĢtir. Amplifikatör ve efekt cihazlarının da yardımıyla zengin tını olanaklarına sahip olan elektrogitar, 1950‟lerde baĢlayan yaygın kullanımından beri özellikle gençler arasında en popüler çalgılardan biri haline gelmiĢtir. Bu özelliklerine rağmen mevcut elektrogitar eğitim biçimlerine bakıldığında, icraya yönelik olarak, genel iĢleyiĢte, kısa müzik cümlesi örnekleriyle beraber verilen teknik ağırlıklı çalıĢmalar sunulduğu gözlemlenmektedir. Bu durum, elektrogitar gibi çoksesli, etkileĢimli ve doğaçlama içeren müzik türlerinde sıkça kullanılan bir çalgının icrasında kısıtlılıklar oluĢturabilmektedir. Bu tez çalıĢmasında, icra süreci için daha kapsamlı, aĢamaları arasında etkileĢim bulunan bütünsel bir model önerilmektedir. Müzikte aralık kavramı, hem müzik nitelikli seslerin algılanmasındaki süreçte iĢitsel kavrayıĢa olan etkisiyle, hem de icrada kullanılan akor ve dizi gibi müzik teorisi unsurlarının oluĢumundaki rolüyle, oluĢturulmak istenen modelin iki temel bileĢeninden biridir. Bu kavram ses perdelerinin ayrıĢtırılıp zihinde tanımlanmasına olanak sağlar. Elde edilen tanımlamaların, çalıĢmanın diğer bileĢeni olan CAGED sisteminin kullanımıyla elektrogitar klavyesine aktarılmasının sistematik detaylarını ve faydalarını ortaya koymak çalıĢmanın amacını oluĢturmaktadır. Bu amaca yönelik olarak, önce müzikte aralık kavramının tanımı, tarihsel geliĢimi ve bu geliĢim sürecine paralel evrilen uyuĢumluluk ve uyuĢumsuzluk kavramları teorik bir çerçeve oluĢturularak iĢlenmiĢtir. Sonrasında, aralığın uygulama aĢamasında kullanılan aralığın boyutu ve niteliği ile dizi ve akor dereceleri kavramları açıklanmıĢ olup, ele alınan tüm kavramlar karĢılaĢtırmalı gösterim için bir çizelgede bir araya getirilmiĢtir. ĠĢitme ve ses perdesi algısı ile ilgili bölümde, ses perdeleri arasında oluĢan aralıkların, müziksel iĢitme süreci ve eğitimi konuları ıĢığında nasıl zihinde ayrıĢtırılıp, tanımlandığı açıklanmıĢtır. Bunu takiben, müzik teorisi içindeki önemli unsurlar olan dizilerin ve akorların oluĢumunda aralıkların rolü iĢlenmiĢ olup, elektrogitarı tanıtan bir bölümün ardından CAGED sisteminin açıklandığı bölüme geçilmiĢtir. Bu bölümde, CAGED sistemi kullanılarak, bir oktavlık elektrogitar klavyesinin nasıl beĢ ayrı form oluĢturacak Ģekilde bölündüğü gösterilmiĢtir. Söz konusu formlar kromatik dizi derecelerinden meydana gelmektedir. Her biri özgün dizi derecelerinden oluĢan farklı türlerdeki dizi, akor, arpej gibi müzik teorisi unsurlarının, formlara nasıl yerleĢtirildiği diyagramlarla örneklendirilmiĢ ve elektrogitar icrasına faydaları anlatılmıĢtır. Son olarak çalıĢma kapsamında elde edilen sonuç ve önerilere yer verilmiĢtir. Anahtar Kelimeler: Müzikte Aralıklar, Elektrogitar, CAGED Sistemi
Donanım ile VST sentezleyiciler arasındaki farkların incelenmesi
Gelişen insan yaşamı beraberinde yeni gereklilikleri getirirken, insanın müziğe olan ilgisi ve sesleri yönetme arzusu da bu oranda gelişmiştir. Enstrümanların keşfi ve evrimleşmesi ile insanların sesleri yönetmesi, kendi isteğine göre ayarlaması yeni kompozisyonlar yaratma isteğini de artırmıştır. Bu sayede teknolojik araçların yeni ses sentezleri yaratmada kullanılması da kaçınılmaz olmuştur. Günümüz müzik çalışmalarında her ne kadar VST sentezleyiciler yaygın kullanılsa da donanımların yerlerini alabilmesi ya da donanımlara ne derece benzerlik gösterdiği akıllarda bir soru olarak kaldığı aşikardır. Bu nedenle bu araştırmada, donanım sentezleyiciler ile VST sentezleyiciler arasındaki farklılıkların incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda elde edilen verilerin, müzik teknolojileri alanına hizmet eden bireylere kaynak sağlaması açısından önem arz ettiği düşünülmektedir. Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda belirlenen donanım ve VST sentezleyicilerden elde edilen osilatör seslerine, "Matlab" yazılımı aracılığıyla THD verilerine ve "Voxengo Span" yazılımı aracılığıyla ise spektrum analiz bulgularına ulaşılmıştır. Daha sonra donanım ve VST sentezleyiciler ile belirli bir ezgi hazırlanıp, üç uzman onayından geçen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile 20 ses mühendis ve 20 aranjör olmak üzere toplamda 40 kişiye sunulmuştur. Elde edilen bilgilere içerik analiz uygulanılarak bulgulara ulaşılmıştır. Her üç ses örneğini (sade-efektli-aranje içerisinde) ele aldığımızda; araştırmamıza katılan aranjör ve ses mühendislerinin çoğunluğu MS-20 donanımını, Tal-U VST'i ve Roland JX-8P donanımını ve genel itibariyle ele aldığımızda ise donanımları tercih ettikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmamızda, tercih sebepleri kapsamında ise aranjör ve ses mühendislerinin çoğunlukla hoşlarına giden sesleri seçtiği ve donanım/analog duyumu aradıkları gibi daha birçok sonuçlara yer verilmiştir.