
617
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Özel yetenekli öğrencilerin Bilim Sanat Merkezine yönelik tutumları ile Bilim Sanat Merkezini terk etme riskleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, özel yetenekli öğrencilerin BİLSEM'e yönelik tutumları ile BİLSEM terk riskleri arasındaki ilişkisi ile BİLSEM'e yönelik tutumlarını ve BİLSEM terk risklerini etkileyen sosyo-demografik faktörleri incelemektir. Araştırma kesitsel tarama modeliyle gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar 2023-2024 eğitim öğretim yılında Diyarbakır ili Bağlar, Kayapınar ve Yenişehir ilçelerindeki BİLSEM'lerde ortaokul ve lise düzeyinde eğitim alan 167 özel yetenekli öğrenciden oluşmuştur. Katılımcılara, Bilim ve Sanat Merkezlerine Yönelik Tutum Ölçeği, Okul Terk Riski Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Katılımcılardan toplanan veriler SPSS 26 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada analizler yapılırken nicel değişkenlere ilişkin gruplara ilişkin normallik varsayımları sağlandığında parametrik testlerden; Bağımsız Örneklem T Testi veya Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile, normallik varsayımları sağlanmadığında ise nonparametrik testlerden; Mann Whitney U Testi veya Kruskal Wallis Varyans Analizi, ikili karşılaştırmalar için Post-Hoc Tukey HSD, Tamhane's T2 ve Bonferroni Düzeltmeli Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; özel yetenekli öğrencilerin BİLSEM'e yönelik tutumlarının olumlu olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca katılımcıların kayıtlı olduğu BİLSEM ile BİLSEM'e yönelik tutumları arasında anlamlı bir farklılık vardır. Özel yetenekli öğrencilerin BİLSEM terk riskleri ile sosyo-demografik faktörler arasındaki ilişki incelendiğinde cinsiyet, kardeş sayısı, anne eğitim durumu, okul türü ve eğitim aldığı BİLSEM faktörleri arasında anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır. Özel yetenekli öğrencilerin BİLSEM tutumları ile BİLSEM terk riskleri arasında anlamlı düzeyde negatif yönlü bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Buna göre BİLSEM'e yönelik olumlu tutuma sahip olan özel yetenekli öğrencilerin BİLSEM terk risklerinin daha düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ebeveyn aracılı video model olma öğretim yönteminin OSB'li küçük çocukların diş fırçalama becerisi öğretimi üzerine etkisi
Bu araştırmada OSB tanısı olan küçük çocuklara diş fırçalama becerisinin öğretilmesinde, ebeveynlerine koçluk yapılarak video ile model olmanın etkililiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya, yaşları 5 ile 8 arasında değişen otizm spektrum bozukluğu tanısı olan 2 erkek ve 1 kız çocuk ile bu çocukların ebeveynleri katılmıştır. Araştırma katılımcı çocukların evlerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma, tek-denekli araştırma modellerinden değişen ölçütler modeline göre desenlenmiştir. Araştırmanın iki bağımlı değişkeni vardır. Bunlar: birinci bağımlı değişken, ebeveynlerin video modeli kullanarak çocuklarına diş fırçalama becerisini kazandırmaları, ikincisi, çocukların doğru ve bağımsız diş fırçalama becerisinin adımlarını gerçekleştirmeleridir. Araştırmanın bağımsız değişkenleri ise video modelle öğretim yöntemi ile ebeveyn eğitimi ve ebeveyn koçluğudur. Araştırmanın bulguları, ebeveynlere koçluk yapıldığında, ebeveynlerin video modelle öğretim yöntemini uygun şekilde kullanarak çocuklarına diş fırçalama becerisini kazandırdığını göstermektedir. Ayrıca katılımcı çocukların ve ebeveynlerinin öğrendikleri becerileri farklı kişilere genelleyebildikleri ve öğretim oturumları sona erdikten 21 gün sonra bu becerileri korudukları araştırmanın sonucunda elde edilmiştir. Sosyal geçerlilik bulgularında ebeveynler, öğretilen diş fırçalama becerisine, video modelle öğretim yöntemine ve ebeveyn koçluğu sunulmasına dair olumlu görüşler belirtmiştir.
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin tekrarlayıcı davranışları ile sosyal becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan bireylerin tekrarlayıcı davranışları ile sosyal becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını, özel eğitim devlet okullarında öğrenim gören 6-17 yaş aralığında ve OSB tanısı olan 218 bireyin ebeveyni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak tekrarlayıcı davranış ölçeği revize Türkçe versiyonu (TEDÖ-R-TV) ve otizm sosyal beceri profili Türkçe versiyonu (OSBP-TV) ölçekleri kullanılmıştır. Kullanılan ölçekler aracılığı ile katılımcılardan OSB tanılı çocuklarına dair bilgiler toplanmıştır. Katılımcılardan ölçeklerin toplanmasının ardından 8 katılımcının ölçekleri eksik doldurduğu için bu veriler analize dâhil edilmemiştir. Yapılan elemenin ardından kalan 210 katılımcının verileri ise istatistik paket programı ile analiz edilerek araştırmanın bulguları ortaya konmuştur. TEDÖ-R-TV ve OSBP-TV ölçeklerinin birbirleri ile ilişkisine bakılmasının yanı sıra TEDÖ-R-TV ölçeğinin altı alt ölçekten oluşması nedeni ile OSBP-TV ölçeğinin TEDÖ-R-TV'nin her bir alt ölçek ile ilişkisi de incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda OSB olan bireylerin tekrarlayıcı davranışları ile sosyal becerileri arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Araştırmanın sonunda, elde edilen bulgular ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır.
Etkileşim temelli hikâye kitabı okuma müdahalesinin Otizmli küçük çocuklar üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmada, etkileşimli hikâye kitabı okuma müdahalesinin otizmli küçük çocukların dil ve iletişim becerilerinin desteklenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, 4 ile 7 yaşları arasında, otizm spektrum bozukluğu tanısı konmuş üç erkek çocuğu katılmış olup, çalışma katılımcı çocukların evlerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, tek-denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası çoklu başlama düzeyi modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni, çocuğun sözlü ve sözsüz iletişimsel davranışlarıdır (iletişime sözlü ve sözsüz yanıt verme ve başlatma). Araştırmanın bağımsız değişkeni, doğal dil destek tekniklerinin doğru ve nitelikli kullanımlarının otizmli çocukların sözel ve sözel olmayan iletişime yanıt (tepki) verme ve iletişim başlatma becerileri üzerine etkisidir. Araştırmanın bulguları, katılımcılarla, etkileşimli hikâye okuma tekniklerini uygun şekilde kullanarak sözel ve sözel olmaya becerileri geliştirdiğini göstermiştir. Ayrıca, katılımcı çocukların öğretim seansları bittikten 21 gün sonra bu becerilerileri sürdürebildikleri araştırma sonucunda elde edilmiştir. Sosyal geçerlilik bulgularında, ebeveynler yapılan müdahalenin çocuklarına katkı sağlanması hakkında olumlu görüşler ifade etmişlerdir.
Öğretmen adaylarının engelli bireylere yönelik algılarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı öğretmen adaylarının engelli bireylere yönelik algılarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmada öğretmen adaylarının engelli bireylere yönelik algıları ile cinsiyet, sınıf düzeyi, eğitim görülen anabilim dalı, doğum sırası, ailede engelli birey olup olmama, algıladıkları sosyo ekonomik düzey, algıladıkları akademik başarı düzeyi, mesleki eğitim programını tercih sırası, bölüm memnuniyet düzeyi, bölüm değiştirmeyi isteyip istememe, anne ve baba eğitim düzeyi değişkenlerinin arasında anlamlı farklılık olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel tarama modeli yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 185 kadın (%54,3) ve 156 erkek (%45.7) olmak üzere toplam 341 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar; 2024-2025 Eğitim-Öğretim yılında Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesinde faal olan Ana Bilim Dallarında her bir sınıf düzeyinde öğrenim gören öğrencilerden sınıf mevcutlarına göre oranlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmada veriler; Kişisel Bilgi Formu ve Engelli Bireylere Yönelik Algı Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Veriler normallik şartlarını karşıladığı için parametrik teknikler kullanılmıştır. Veriler; bağımsız iki grubun ortalamaları arasındaki farkı karşılaştırmak için T testi ve çoklu grupların ortalamalarını karşılaştırabilmek amacıyla ile de ANOVA yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizi için uygun istatistik paket programı kullanılmıştır. Engelli bireylere yönelik algıyı benimseme, farkındalık, bireysel destek ve toplumsal çevresel alt boyutları oluşturmaktadır. Yapılan analizler sonucunda engelli bireylere yönelik algının doğum sırası, ailede engelli birey olup olmama, algıladıkları akademik düzey, mesleki eğitim programını tercih sırası, anne eğitim düzeyi değişkenlerine göre incelendiğinde hiçbir alt boyutta anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Cinsiyet değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakıldığında kadın öğretmen adaylarının lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Sınıf düzeyi değişkenine göre bakıldığında bireysel destek alt boyutunda birinci sınıf, toplumsal çevresel alt boyutunda ise ikinci sınıflar ikinci sınıf lehine anlamlı bulunmuştur. Öğrenim görülen anabilim dalı değişkenine göre bakıldığında bireysel destek ve toplumsal çevresel alt boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunamazken; benimseme alt boyutunda Özel Eğitim öğretmen adayları, farkındalık alt boyutunda ise Fen Bilgisi öğretmen adayları lehine anlamlı bulunmuştur. Öğretmen adaylarının algıladıkları sosyo ekonomik düzeye göre sadece benimseme alt boyutunda orta sosyo ekonomik düzeye sahip bireyler lehine anlamlı fark bulunmuştur. Öğrenim gördükleri bölümden memnuniyet düzeyi değişkeninde de sadece benimseme alt boyutunda bölüm memnuniyeti yüksek öğretmen adayları lehine anlamlı bulunmuştur. Bölüm değiştirmek isteyip istememe durumuna göre bakıldığında da benimseme alt boyutunda bölüm değiştirmek istemeyenlerin lehine anlamlı fark bulunmuştur. Öğretmen adaylarının engelli bireylere yönelik algıları baba eğitim düzeyi değişkenine incelendiğinde ise bireysel destek alt boyutunda baba eğitim düzeyi ilkokul olanlar lehine anlamlı fark bulunmuştur. Elde edilen bulgular, literatürdeki ilgili çalışmalar çerçevesinde tartışılmış olup gelecek araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kavramlar: Engelli birey, Algı
Özel yetenekli öğrencilerin arkadaşlık ilişkilerini geliştirmede bibliyoterapi ve sinematerapinin etkisinin incelenmesi
Özel yetenekli çocuklar, eş zamanlı olmayan gelişimlerinden dolayı akranlarından farklılık gösterirler, bu durum çeşitli zorluklara yol açabilmektedir. Söz konusu çocukların farklılaşan düşünce süreçleri ve ilgi alanları, benzer ilgilere sahip olmayan akranlarıyla problemlerle karşılaşmalarına ve yalnızlık yaşamalarına neden olabilir. Özel yetenekli çocuklar duygularını daha derin ve yoğun yaşarlar, bu yoğunluk yaşıtları tarafından anlaşılmalarını zorlaştırabilir ve iletişimlerinde sorunlar oluşturabilir. Bu noktada, bireylerin kendilerini ve başkalarını anlamalarına yardımcı olan, zorlayıcı durumlarla baş etmede sağlıklı bir anlayış geliştirmelerine katkıda bulunabilen ve sosyal duygusal gelişimi destekleyen bibliyoterapi ve sinematerapi gibi yöntemleri içeren uygulamalara ihtiyaç duyulabilmektedir. Kitaplar ve filmlerdeki karakterler aracılığıyla yaşanan deneyimler, öğrencilere kendi hayatlarıyla benzerlik kurma ve daha derin bir anlam bulma imkanı sunabilir. Bu çalışmada geliştirilen bibliyoterapi ve sinematerapiye dayalı eğitim uygulamalarının, öğrencilerin zorlandıkları arkadaşlık ilişkilerini geliştirmelerine destek olması amaçlanmaktadır. Çalışmada 8 oturumluk bir eğitim programı uygulanarak öğrencilerin arkadaşlık ilişkilerine olan etkisi incelenmiştir. Arkadaşlık temalı kitaplar ve filmler üzerinden grup tartışmaları gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya, özel yetenekli 5. ve 6. sınıf düzeyinden iki farklı deney grubunda 24 (12 bibliyoterapi, 12 sinematerapi) ve kontrol grubunda 12 olmak üzere toplam 36 öğrenci katılmıştır. Bu araştırma, iki aşamalı açımlayıcı karma desende gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada nicel veriler toplanmış, daha sonra nicel verilerden ortaya çıkan problem alanlarına ilişkin konu derinlemesine nitel olarak incelenmiştir. Nicel verilerin analizleri SPSS 26.00 programı yardımıyla yapılmıştır. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Arkadaşlık Niteliği Ölçeği" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Nicel verilerin analizlerinde non-parametrik testlere, nitel verilerin değerlendirilmesinde ise betimsel analize başvurulmuştur. Araştırma sonucunda, bibliyoterapi ve sinematerapi programının uygulandığı müdahale gruplarında son test lehine anlamlı bir farklılık oluşmuştur. Nitel analizler, eğitim programına katılanların arkadaşlık ilişkilerinde olumlu yönde artış olduğunu ortaya koymuştur. Tez kapsamında, uygulanan her iki programın sosyal geçerliği de incelenmiştir. Sosyal geçerlilik değerlendirildiğinde, uygulanan programın öğrenci görüşlerine göre fayda ve etkisinin yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmanın, özel yetenekli öğrencilerin arkadaşlık ilişkilerini geliştirdiği görülmüş ve alanda yapılan çalışmaların sınırlı olması nedeniyle literatüre önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Elde edilen bulgulara dayanarak araştırmacı ve uygulamacılara bazı önerilerde bulunulmuştur.
BİLSEM'e devam düzeyinin LGS sınavı başarısına etkisinin ve BİLSEM'e devam durumunu belirleyen etmenlerin incelenmesi
Bu çalışma, Düzce ilinde Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) öğrencilerinin devam durumlarını etkileyen faktörleri ve bu durumun Liseye Geçiş Sınavı (LGS) başarısı üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, karma yöntem deseninde gerçekleştirilmiş ve hem nicel hem de nitel veriler kullanılmıştır. Nicel veri olarak LGS puanları, devamsızlık oranları ve demografik bilgiler toplanmıştır. Nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu yardımıyla toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde ilişkiler incelenmiş, nitel verilerin analizinde ise tematik analiz yöntemine başvurulmuştur. Araştırma sonuçları, öğrencilerin devamsızlık oranları ile LGS puanları arasında anlamlı ve negatif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca, devamsızlık oranlarının LGS başarısını %11,8 oranında yordadığı tespit edilmiştir. 450 ve üzeri LGS puanı alan öğrencilerin devamsızlık yüzdeleri, 450 puanın altında kalan öğrencilerden belirgin şekilde farklılaşmıştır. Görüşmelerden elde edilen bulgular, devamsızlık nedenlerinin ailevi, kişisel ve akademik sebeplerden kaynaklandığını ortaya koymuştur. Bu çalışma, BİLSEM öğrencilerinin akademik başarılarını artırmak için devamlılık düzeyini etkileyen faktörlere yönelik müdahalelerin önemini vurgulamaktadır. Eğitim politikalarının geliştirilmesi ve özel yetenekli öğrenciler için daha etkili stratejiler oluşturulmasına rehberlik edecek özgün bulgular sunmaktadır. Anahtar Sözcükler: Özel Yetenekli Öğrenciler, BİLSEM Eğitim Programları, Akademik Başarı, Eğitime Devamsızlık, Liseye Geçiş Sınavı
Otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerin okuma akıcılığında beceri ve performans temelli müdahale programının etkililiği
Bu araştırmada, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan öğrencilerin okuma akıcılığının artırılmasında; beceri temelli teknikler olan tekrarlı okuma ve hata düzeltme stratejileri ile performans temelli teknikler olan hedef belirleme ve performans geri bildirimi stratejilerinden oluşan bir müdahale paketinin etkisi incelenmiştir. Bu genel amaç doğrultusunda; a) tekrarlı okuma, hata düzeltme, hedef belirleme ve performans geri bildirimi stratejilerinin birleşiminden oluşan müdahale paketinin OSB'li öğrencilerin sesli okuma hızını artırmadaki etkisi ve b) tekrarlı okuma, hata düzeltme, hedef belirleme ve performans geri dönütü stratejilerinin birleşiminden oluşan müdahale paketinin OSB'li öğrencilerin okuma doğruluğunu artırmadaki etkisi araştırılmıştır. Araştırmaya, 12-13 yaşlarında ve altıncı sınıfa devam eden üç OSB tanılı öğrenci katılmıştır. Araştırmada, tek denekli araştırma desenlerinden "Katılımcılar Arası Çoklu Yoklama Modeli" kullanılmıştır. Deney süreci; başlama düzeyi, sağaltım düzeyi, izleme ve genelleme olmak üzere dört aşamadan oluşmaktadır. Araştırma bulguları, tekrarlı okuma, hata düzeltme, hedef belirleme ve performans geri bildirimi stratejilerinden oluşan müdahale paketinin OSB'li öğrencilerin okuma akıcılığını artırmada etkili olduğunu göstermektedir. Tüm katılımcıların okuma hızında ve doğruluğunda artış gözlemlenmiş, müdahale sonunda ulaşılan okuma seviyesi izleme oturumlarında korunmuş ve üç katılımcı da kazandıkları akıcı okuma becerisini farklı kişi ve farklı zorluk derecelerine sahip metin üzerinde genelleyebilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin ailelerinden ve öğretmenlerinden sosyal geçerlik verileri toplanmış ve bu veriler incelendiğinde hem öğretmenlerin hem de ebeveynlerin genel olarak olumlu görüş bildirdikleri belirlenmiştir.
Kapsayıcı eğitime yönelik öğretmenlerin tutum, değerleri ile evrensel tasarım öz yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin kapsayıcı eğitime yönelik tutum ve değerlerine ilişkin puanlarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi ve kapsayıcı tutum ve değerler ile evrensel tasarım öz yeterlikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. İlişkisel tarama modeliyle yürütülen araştırmanın çalışma evrenini, Düzce ilinde farklı eğitim kademelerinde (okulöncesi, ilkokul, ortaokul ve BİLSEM) görev yapan ve tabakalı örnekleme yöntemiyle seçilen 502 öğretmen oluşturmaktadır. Veriler, kişisel bilgi formu, araştırma kapsamında geliştirilen Kapsayıcı Eğitime Yönelik Tutum ve Değerler Ölçeği ile Öğrenme İçin Evrensel Tasarım Öğretmen Öz-Yeterlik Ölçeği (ÖET-ÖY) aracılığıyla toplanmıştır. SPSS programı kullanılarak Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA), Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA), betimleyici istatistikler ve korelasyon analizleri gerçekleştirilmiştir. AFA sonucunda, toplam varyansın %53,67'sini açıklayan tutum ve değer olmak üzere iki faktör altında 27 maddelik ölçek elde edilmiştir. Ölçek ve alt boyutlarının güvenirliğini sağlamaya yönelik; Cronbach Alfa, test tekrar test yöntemi, bileşik güvenirlik ve madde ayırt edicilik yöntemleri kullanılmış, ölçek ve alt boyutlarının yüksek güvenirlik düzeyinde ve ayırt edici olduğu belirlenmiştir. Ölçek maddelerinin birbirleriyle tutarlı olduğu ve ölçekten elde edilen puanların güvenilir olduğu bulgulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, öğretmenlerin kapsayıcı eğitime ilişkin tutum ve değer puanları açısından cinsiyetin etkisi anlamlı bulunmazken; mesleki kıdem, eğitim durumu, branş, görev yapılan kademeler ve kapsayıcı eğitime yönelik hizmet içi eğitimlere katılımın, kapsayıcı tutum ve değerler üzerinde anlamlı etkileri olduğu belirlenmiştir. Öz yeterlik düzeylerinde ise bu değişkenlere bağlı anlamlı farklılık gözlenmemiştir. Ayrıca, kapsayıcı tutum ve değerler ile öz yeterlik puanları arasında pozitif ve yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Araştırmada, öğretmenlerin evrensel tasarım öğretmen öz yeterlik puanları, öğretmenlerin kapsayıcı değer ve tutumlarını anlamlı şekilde yordadığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçları, kapsayıcı eğitim uygulamalarının başarısının öğretmenlerin mesleki deneyimi, eğitim durumu ve mesleki gelişim faaliyetlerine katılımıyla yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, kapsayıcı eğitimin etkinliği için mesleki gelişim programlarının öğretmenlerin deneyim seviyelerine göre farklılaştırılması ve hizmet içi eğitimlerin yaygınlaştırılması gerekmektedir. Ayrıca, öğretmenlerin öz yeterliğini artırmak amacıyla aile ve toplumun kapsayıcı eğitim sürecine aktif katılımının sağlanması önemlidir; böylece kapsayıcı eğitimde başarı için tüm paydaşlar arasında iş birliğinin güçlendirilmesi önerilmektedir.
"Yaratıcı başarı ölçeğinin" Türk kültürüne uyarlanması
Yaratıcı başarı kavramı, bireyin yaşamı boyunca ortaya koyduğu yaratıcı ürünlerin toplamı olarak tanımlanabilir. Çalışmada, yaratıcı düşünme ölçeğinin Türk alanyazınına kazandırılması hedeflenmiştir. Araştırmanın amacı Carson, Peterson ve Higgins'in (2005) geliştirdiği ve özgün adı "Creative Achievement Questionnaire" olan "Yaratıcı Başarı" ölçeğinin Türk kültürüne uyarlanmasıdır. Çalışmada nicel araştırma yaklaşımı içerisinde yer alan betimsel yöntem kullanılmıştır. Araştırma Sakarya ilinde öğrenim gören 557 fen lisesi öğrencisi ile yürütülmüştür. Veri toplama süreci, ölçek uyarlama aşamaları izlenerek gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin çevirisinde hem Türkçe hem İngilizcede ileri düzeyde dil becerisine sahip iki dil uzmanından destek alınmıştır. Ölçeğin orijinali ile çevirisi yapılmış hali, iki alan uzmanına gönderilmiş ve maddeler için "uygun", "gözden geçirilmeli'' ''uygun değil'' seçenekleri ile görüşleri alınmıştır. Veriler SPSS programına girilerek analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, dil eşdeğerliği ve kapsam geçerliğinin sağlandığı belirlenmiştir. Yapı geçerliğini saptamak adına Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) yapılmış olup orijinal ölçekte olduğu gibi üç faktörlü bir yapıda olduğu tespit edilmiştir. Ölçek ile alt ve üst dilimde yer alan katılımcılar anlamlı düzeyde birbirinden ayrılmıştır. Elde edilen veriler, ölçeğin psikometrik açıdan güvenilir olduğunu desteklemektedir. Çalışmada, iç tutarlılık katsayısı .57 olarak hesaplanmıştır. Yaratıcı başarı ölçeğinin daha geniş örneklem gruplar üzerinde de uygulanarak ölçme aracının iç tutarlılığının tekrardan incelenmesi ve özel yetenekli bireylerin yaratıcı başarı düzeyleri ile yaratıcılık, motivasyon, başarı, tutum gibi değişkenler arasındaki ilişki incelenmesi yönünde birtakım öneriler sunulmuştur.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin kaynaştırma/bütünleştirme eğitimine yönelik duygu, tutum, kaygıları ile öğretmen yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, sosyal bilgiler öğretmenlerinin kaynaştırma/bütünleştirme eğitimine yönelik duygu, tutum, kaygı düzeyleri ile öğretmen yeterlilikleri incelenmiştir. Araştırma, 2024-2025 eğitim öğretim yılında Gaziantep ilinde görev yapan sosyal bilgiler öğretmenlerinin katılımı ile gerçekleşmiştir. Bu karma yöntem araştırmasında sıralı açıklayıcı desen benimsenmiş; nicel aşamada 309 öğretmenden, nitel aşamada ise 15 öğretmenden veri toplanarak toplam 324 katılımcıya ulaşılmıştır. Çalışmanın nicel bölümünde basit seçkisiz örnekleme yöntemi, nitel bölümünde ise ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubunun belirlenmesinde kullanılan ölçüt, sosyal bilgiler öğretmenlerinin özel gereksinimli öğrencilerle çalışma deneyimine sahip olmalarıdır. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Kaynaştırma Eğitim İle İlgili Duygular, Tutumlar ve Kaygılar Ölçeği, Kaynaştırma Uygulamalarında Öğretmen Yeterliği Ölçeği ve Görüşme Formu kullanılarak toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis ve Spearman Korelasyon testleri; nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenler genel olarak kaynaştırma/bütünleştirme eğitimine olumlu yaklaşmaktadır. Cinsiyet, eğitim durumu, mesleki deneyim süresi, sınıflarında özel gereksinimli birey olma durumu, aile ve yakın çevresinde özel gereksinimli birey olma durumu, lisans eğitiminde kaynaştırma/bütünleştirme uygulamaları ile ilgili eğitim alma durumu gibi değişkenlere göre öğretmenlerin duygu, tutum ve kaygı düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Bulgulara göre hizmet içi eğitime katılım sağlamayan öğretmenlerin duygu düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Sosyal bilgiler öğretmenlerinin kaynaştırma/bütünleştirme uygulamalarında öğretmen yeterlilikleri ile cinsiyet, sınıflarında özel gereksinimli birey olma durumu, aile ve yakın çevresinde özel gereksinimli birey olma durumu arasında anlamlı farklılık görülmemiştir. Lisansüstü eğitim alan ve hizmet içi eğitime katılan öğretmenlerin yeterlik düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Mesleki deneyim süresi 20 yıl ve üzeri olan sosyal bilgiler öğretmenlerin iş birliği yeterliği puanları daha yüksek bulunmuştur. Duygu, kaygı ve tutum arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Olumlu tutumun, öğretmen yeterliğini artırdığı görülmüştür. Nitel bulgular, nicel sonuçları desteklemekte; öğretmenlerin empati, sosyal bilgiler dersinin katkısı ve olumlu idare-veli tutumları duygularını olumlu etkilerken, materyal eksikliği, evrak yükü, akran zorbalığı gibi durumlar olumsuz etkilemektedir. Öğretmenler etkili kaynaştırma için bilgi, empati, sabır, sınıf yönetimi gibi becerilerin gerekli olduğunu belirtmişlerdir. Uygulamalı hizmet içi eğitimlere, özel eğitim uzmanlarının desteğine ve çeşitli kaynaklara ihtiyaç duyduklarını ifade etmişlerdir.
Zihinsel yetersizliği olan bireylere doğrudan öğretim ile deprem güvenlik becerileri öğretiminin etkililiği
Deprem gibi ani gelişen doğal afetlerde doğru davranış stratejilerinin bilinmesi ve uygulanması, hayatta kalmak için kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda, hayat üçgeni kurma ve acil toplanma alanına gitme gibi temel güvenlik becerilerinin bireylere kazandırılması hayati bir zorunluluk taşımaktadır. Zihinsel yetersizliği olan bireylerde bu becerilerin edinimi, bilişsel sınırlılıklar nedeniyle daha da kritik hal almaktadır. Açık ve yapılandırılmış rehberlik sağlayan doğrudan öğretim yöntemi, karmaşık davranışları daha yönetilebilir adımlara bölerek öğretme sürecini desteklemekte; tekrar, pekiştirme ve açık modellemeye olanak tanımaktadır. Bu araştırmada, zihinsel yetersizliği olan öğrencilere deprem güvenlik becerilerinin doğrudan öğretim yöntemi ile öğretiminin etkililiği incelenmiştir. Araştırma, tek-denekli deneysel araştırma yöntemlerinden katılımcılar arası yoklama evreli çoklu yoklama modeli ile desenlenmiştir. Çalışma, Düzce il merkezinde bulunan bir devlet ortaokulundaki özel eğitim sınıflarında eğitimlerine devam eden, 12-14 yaş aralığında, hafif düzey zihinsel yetersizlik tanısı almış biri kız ikisi erkek üç katılımcı ile yürütülmüştür. Katılımcılar; öğretmen ve velilerin gözlemleri ile araştırmacı tarafından hazırlanan ön koşul beceri ölçme formu doğrultusunda belirlenmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen veri kayıt ve sosyal geçerlik formları ile toplanmış; grafiksel analiz ve betimsel analiz yöntemleriyle çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular, alanyazındaki ilgili çalışmalarla karşılaştırılmıştır. Ayrıca öğretim sürecinin etkililiğini daha güçlü biçimde değerlendirmek amacıyla Tau-U etki büyüklüğü analizi uygulanmış; elde edilen değerler tüm katılımcılar için 1.00 olarak bulunarak müdahalenin istatistiksel olarak da çok güçlü bir etki yarattığını ortaya koymuştur. Sonuçlar, doğrudan öğretim yönteminin deprem güvenlik becerilerinin öğretiminde etkili olduğunu; katılımcıların 1., 3. ve 4. haftalarda bu becerileri ortalama %93,64 oranında koruduğunu ve farklı ortamlarda ortalama %92,86 oranında genelleyebildiklerini göstermektedir. Gelecek araştırmalarda farklı öğretim yöntemlerinin etkililiğinin karşılaştırılması, farklı yetersizlik gruplarına yönelik çalışmaların yapılması, öğretilecek beceri kapsamının genişletilerek araştırmaların tasarlanması ve tipik gelişim gösteren bireylerle karşılaştırmalı çalışmalar yürütülmesi önerilmektedir.
Görme+zihinsel yetersizliğinden etkilenmiş öğrencilere günlük yaşam becerilerinin kazandırılmasında davranış öncesi ipucu ve sınama ipucu işlem süreci ile öğretimin etkililiği
Bu ara?tırmanın amacı, görme + zihinsel yetersizlikten etkilenmi? bir öğrenciye meyve sıkacağı kullanma, sandviç hazırlama ve ütü yapma becerilerinin kazandırılmasında davranı? öncesi ipucu ve sınama i?lem süreciyle yapılan öğretimin etkili olup olmadığını, öğrencinin kazandığı becerileri öğretimden sonra sürdürüp sürdüremediğini, farklı materyale genelleyip genelleyemediğini ortaya koymaktır. Ara?tırmada tek denekli deneysel desenlerden ?beceriler arası çoklu yoklama modeli? kullanılmı?tır. Araştırmanın deneklerini, 2012?2013 öğretim yılında Adnan Ağır Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Kursu?na devam eden ve görme + zihinsel yetersizlikten etkilenmi? üç öğrenciden olu?turmaktadır. Bu üç öğrenciden biri asıl, ikisi de yedek denekler olarak seçilmi?tir. Ön uygulama için de yetersizlikten etkilenmemi? bir öğrenciyle çalı?ılmı?tır. Ara?tırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen ve aile görü?me formları, beceri kontrol listesi, ölçüt bağımlı ölçü araçları ve davranı? öncesi ipucu ve sınama ipucu i?lem süreciyle öğretim yapılırken, öğretimde ilerlemelerin kaydedileceği kayıt çizelgeleri, uygulama güvenirliği formu, aileye ve öğrenciye yönelik peki?tireç ivbelirleme formları, aileye ve sınıf öğretmenine yönelik sosyal geçerlilik formları geli?tirilmi? ve kullanılmı?tır. Davranı? öncesi ipucu ve sınama i?lem süreciyle öğretimyapabilmek için öğretim materyali hazırlanmı? ve ara?tırmacı tarafından uygulanmı?tır. Ara?tırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmı?tır. Ara?tırmada elde edilen bulgulara göre, öğrencinin meyve sıkacağı kullanma, sandviç hazırlama ve ütü yapma becerilerini kazanmasında davranı? öncesi ipucu ve sınama i?lem sürecinin etkili olduğu izlenimi edinilmektedir.Davranı? öncesi ipucu ve sınama i?lem süreciyle yapılan öğretimin öğrencinin kazandığı meyve sıkacağı kullanma, sandviç hazırlama ve ütü yapma becerilerini, öğretim bittikten 7, 14, 21 gün sonra da sürdürmesi ve farklı materyale genellemesi açısından etkili olduğu izlenimi edinilmektedir
Ağır ve çoklu yetersizliği olan bireylerin tercihlerinin değerlendirilmesi ve seçim yapma becerisinin öğretimi
Bu araştırmanın genel amacı; AÇYE olan bireylerin dolaylı ve doğrudan tercih değerlendirmeleri arasında ilişkiyi ve AÇYE olan bireylere uygulanan doğrudan tercih değerlendirmeleri (tek uyaranlı, iki uyaranlı, çok uyaranlı) arasındaki ilişkiyi belirlemek ve fotoğraflar arasından seçim yapma becerisini sabit bekleme süreli işlem süreci ile öğretmenin etkili olup olmadığını belirlemektir. Araştırmada iki yöntem bir arada kullanılmıştır. Araştırmada AÇYE olan bireylerin dolaylı ve doğrudan tercih değerlendirmeleri arasında ilişkiyi ve AÇYE olan bireylere uygulanan doğrudan tercih değerlendirmeleri (tek uyaranlı, iki uyaranlı, çok uyaranlı) arasındaki ilişkiyi belirlemek için ilişkisel araştırmalardan korelasyonel araştırma türü, fotoğraflar arasından seçim yapma becerisini sabit bekleme süreli işlem süreci ile öğretmenin etkili olup olmadığını belirlemek için de tek denekli deneysel desenlerden, denekler arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın deneklerini, Bolu ilinde ikamet eden ağır düzeyde yetersizlik tanısı olan 9 yaşlarında iki erkek ve 7 yaşında bir kızdan oluşan toplam üç denek ve deneklerin birincil bakıcıları oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, birincil bakıcı bilgilendirme formu, tercihleri belirleme formu, tercih sıralama listesi, tekli sunumla tercih değerlendirme kayıt formu, eşli sunumla tercih değerlendirme kayıt formu, çoklu sunumla tercih değerlendirme kayıt formu, fotoğraflar arasından sabit bekleme işlem süreciyle öğretimde kullanılacak formlar ( yoklama, süreklilik ve genelleme oturumları veri kayıt formu, 0 sn sabit bekleme süreli işlem süreciyle fotoğraflar arasından seçim yapma becerisi kayıt çizelgesi, 4 sn sabit bekleme süreli işlem süreciyle fotoğraflar arasından seçim yapma becerisi kayıt çizelgesi), yoklama, izleme ve genelleme oturumları uygulama güvenirliği veri kayıt formu, öğretim oturumları uygulama güvenirliği veri kayıt formu, sosyal geçerlik formu hazırlanmış ve araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Araştırmada birinci ve ikinci amaca ilişkin elde edilen veriler arasındaki ilişki Spearman Brown Sıra farkları korelasyon katsayısı kullanılarak hesaplanmıştır. Araştırmanın üçüncü amacına ilişkin elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır. Araştırmanın birinci amacına yönelik elde edilen bulgular incelendiğinde; birincil bakıcıların AÇYE olan çocuklarının yiyecek tercihi tahmini ile çocuklara uygulanan tek uyaranlı, iki uyaranlı ve tekrar yerleştirmesiz çok uyaranlı tercih değerlendirme sonuçları arasında yüksek düzeyde pozitif yönde ilişki tespit edilmiştir. Araştırmanın ikinci amacına yönelik elde edilen bulgular incelendiğinde AÇYE olan bireylere doğrudan uygulanan tek, iki ve tekrar yerleştirmesiz çok uyaranlı tercih değerlendirmeleri arasında yüksek düzeyde pozitif yönde ilişki tespit edilmiştir. Araştırmanın üçüncü amacına yönelik elde edilen bulgular incelendiğinde, fotoğraflar arasından seçim yapmayı sabit bekleme süreli işlem süreci ile öğretmenin etkili olduğu, katılımcıların seçim yapma becerisini öğretim bittikten 1, 3, ve 4 hafta sonra korudukları ve birincil bakıcılarına genelledikleri tespit edilmiştir.
Boşanma davasında tazminat ile ziynet eşyalarının iadesi
Boşanma kurumu, yalnızca eşlerin kişisel yaşamlarını değil; aile yapısını, çocukların geleceğini ve toplumsal düzenin istikrarını da doğrudan etkileyen önemli bir olgudur. Türk Medeni Kanunu'nda boşanmanın sadece evlilik birliğini sona erdirmesiyle yetinilmeyip, taraflar arasında doğuracağı mali ve kişisel sonuçların da ayrıntılı biçimde düzenlenmiş olması, bu kurumun toplumsal yönünü ve önemini açıkça ortaya koymaktadır. Boşanmanın ardından taraflar arasında en sık gündeme gelen hukuki uyuşmazlıklar arasında maddi ve manevi tazminat talepleri ile ziynet eşyalarının iadesi bulunmaktadır. Çalışmada, boşanma sebebiyle talep edilebilecek maddi ve manevi tazminatın koşulları, tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınan ölçütler ve ödeme şekilleri ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Ziynet eşyalarının iadesi bakımından ise ziynetlerin hukuki niteliği açıklanmış; bu niteliğe dayanılarak açılabilecek davalar, bu davaların şartları ile görevli ve yetkili mahkeme hususları değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, boşanmanın mali sonuçları arasında önemli bir yer tutan maddi ve manevi tazminat ile ziynet eşyalarının iadesi konularını, Türk Medeni Kanunu hükümleri, doktrindeki görüşler ve Yargıtay kararları ışığında sistematik biçimde incelemektir. Çalışmada, boşanma sonucunda taraflar arasında ortaya çıkan mali yükümlülüklerin hangi esaslara göre belirlendiği, tazminatın hukuki niteliği ve ziynet eşyalarının iadesine ilişkin yargı uygulamaları kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir.
Az gören öğrencilerin kullandıkları okuma yazma araçlarının uygunluğunun belirlenmesi
Bu çalÕúmanÕn genel amacÕ, görme engelliler ilkö÷retim okulu 4. ve 5. SÕQÕIÕna devam eden az gören ö÷rencilerin kullandÕ÷Õ okuma yazma araçlarÕQÕn uygunlu÷unu belirlemektir. AraúWÕrmada betimsel araúWÕrma yöntemlerinden tarama modeli kullanÕlmÕúWÕr. AraúWÕrma grubu, 2010-2011 e÷itim-ö÷retim yÕOÕnda Ankara Mitat Enç Görme Engelliler ølkö÷retim Okulu ve østanbul Türkan SabancÕ Görme Engelliler ølkö÷retim Okulu ve øú Okulu 4. ve 5. az gören sÕQÕIÕna devam eden 15 ö÷renciden oluúmaktadÕr. AraúWÕrmada verilerin toplanabilmesi için okuma yazma de÷erlendirme aracÕ, her bir sÕQÕf için 3 tane yapÕlandÕUÕlmÕú bilgi veren metin, 3 tane öykü ve her bir metin ve öykü için de÷erlendirme sorularÕ kullanÕlmÕúWÕr. Okuma yazma aracÕ de÷erlendirme süreci, ö÷retmen görüúmesi ve ö÷renci gözlemleri olmak üzere iki aúama olarak gerçekleútirilmiútir. Ö÷retmen görüúmesi sürecinde; ö÷rencinin kullandÕ÷Õ okuma yazma aracÕ ve bu araca neye göre karar verildi÷i, varsa alternatif okuma yazma aracÕ, ö÷rencinin kullandÕ÷Õ punto büyüklü÷ü, |÷rencinin kullandÕ÷Õ optik, optik olmayan ve elektronik yardÕmcÕlar ve klavye becerilerinin ö÷retilip ö÷retilmedi÷ine dair bilgi toplanmÕúWÕr. g÷renci gözlemleri sürecinde; ö÷rencinin okuma hÕ]Õ performansÕ, okudu÷unu anlama düzeyi, görsel yorgunluk düzeyi, okuma mesafesi, ö÷rencinin kullandÕ÷Õ punto büyüklü÷ü, el yazÕVÕ verimlili÷i verilerini toplamak için gözlem yapÕlmÕúWÕr. AraúWÕrmada, araúWÕrma verileri tablo olarak gösterilmiú ve tablolar yorumlanmÕúWÕr. AraúWÕrmada ö÷retmen görüúmesi sonucunda; - Az gören sÕQÕIÕna devam eden ö÷rencilerin kullandÕ÷Õ okuma yazma aracÕQÕn basÕOÕmateryal oldu÷u, -Az gören ö÷rencilerin okuma yazma aracÕna ?fonksiyonel görme de÷erlendirmesi? yapÕlarak karar verildi÷i, - Az gören ö÷rencilerin en küçük 12 puntoyu, en büyük 24 puntoyu kullandÕ÷Õ, - Az gören 15 ö÷renciden 13?nün optik yardÕmcÕ olarak okuma gözlü÷ü kullandÕ÷Õ, 2 |÷rencinin aynÕ zamanda teleskop kullandÕ÷Õ, - Az gören ö÷rencilerden sadece bir tanesinin çevresel düzenlemelerden loú ÕúÕ÷a ihtiyaç duydu÷u, - Az gören ö÷rencilerden sadece bir tanesinin ?KapalÕ Devre Televizyon Sistemi (KDTV)? kullandÕ÷Õ, - Az gören ö÷rencilerden sadece 4 tanesine alternatif okuma yazma aracÕ olarak kabartma alfabe ö÷retildi÷i, - Az gören 15 ö÷renciden 7 tanesine klavye becerileri ö÷retildi÷i ö÷retmenler tarafÕndan belirtilmiútir. g÷rencilerle yapÕlan gözlemler sonucunda; - Az gören ö÷rencilerin okuma hÕzlarÕQÕn 4. SÕQÕfta ortalama ?54? kelime, 5. SÕQÕfta ortalama ?61? kelime oldu÷u, - Az gören ö÷rencilerin öykülerdeki okudu÷unu anlama düzeylerinin bilgi veren metinlere göre daha yüksek oldu÷u, - 4. SÕQÕftaki az gören 3 ö÷renciden sadece 1 tanesinde, 5. sÕQÕftaki 12 ö÷renciden 6 tanesinde görsel yorgunluk oluútu÷u, - Az gören ö÷rencilerin en uzak okuma mesafesinin 17 cm, en yakÕn okuma mesafesinin ise göz hizasÕnda oldu÷u, - Az gören ö÷rencilerin bir tanesi haricinde 14 ö÷rencinin el yazÕlarÕQÕ verimli bir úekilde kullanabildikleri, el yazÕlarÕQÕn kendileri ve baúka bir yetiúkin tarafÕndan okunabildi÷i belirlenmiútir. Anahtar kelimeler; az gören, okuma yazma aracÕ de÷erlendirmesi.
Görme engeli olan çocuklara özbakım becerilerini kazandırmada video ile model olunarak sunulan aile eğitim programının etkililiği
Bu araştırmanın genel amacı; Video ile Model Olunarak Sunulan Aile Eğitiminin, araştırmaya katılan annelerin, özbakım becerilerini öğretme basamaklarını uygulama düzeylerinde etkili olup olmadığı ve görme engelli çocukların, anneleri tarafından kendilerine öğretilen özbakım becerilerini gerçekleştirme düzeyleri ve gerçekleştirdikleri becerileri sürdürme düzeylerinde ki etkililiğini belirlemektir.Araştırmanın iki bağımlı değişkeni bulunmaktadır. Birincisi, ?araştırmaya katılan annelerin özbakım becerilerini öğretme basamaklarını gerçekleştirme düzeyleri?. İkinci ise ?görme engelli çocukların, anneleri tarafından kendilerine öğretilen özbakım becerilerini kazanma ve kazandıkları becerileri sürdürme durumlarıdır?. Araştırmanın bağımsız değişkeni ise geliştirilen Video ile Model Olunarak Sunulan Aile Eğitim Programıdır. Bağımsız değişkenin, birinci bağımlı değişken üzerindeki etkililiği test edilirken ?denekler arası çoklu yoklama deseni?; ikinci bağımlı değişken üzerindeki etkisi test edilirken de ?beceriler arası çoklu yoklama deseni? kullanılmıştır. Araştırmanın deneklerini, 2009-2010 yıllarında Milli Eğitim Bakanlığı' na bağlı Özel Adnan Ağır Özel Eğitim Okuluna devam eden, görme engelli ve okul öncesi dönemde bulunan üç çocuk ve bu üç çocuğun anneleri oluşturmaktadır.Araştırmada, annelere görme engelli çocuklarına özbakım becerilerini öğretme basamaklarını uygulayabilmeleri amacıyla Video ile Model Olunarak Sunulan Aile Eğitim Programı geliştirilmiştir. Geliştirilen program, Cavkaytar (1999) tarafından geliştirilen Özbakım ve Ev İçi Becerilerinin Öğretimi El Kitabından uyarlanmış ve video görüntüleri ile desteklenerek ölçüt temelli olarak hazırlanmıştır. Program, annelere beş oturumda sunulmuştur. Oturumların sunumunda; ?bilgilendirme, örnek video filmlerinin izlettirilmesi ve uygulama? aşamaları izlenmiştir. Birinci oturumda; özbakım becerileri ile ilgili temel bilgiler ve çocukların ihtiyaç duyduğu özbakım becerilerinin öncelik sırasının anneler tarafından belirlenmesi amaçlanmıştır. İkinci oturumda; annelere beceriyi basamaklarına ayırma sürecini öğretme amaçlanmıştır. Üçüncü oturumda; annelere ipucu çeşitlerinin ne olduğu ve ipuçlarının kullanımını öğretme amaçlanmıştır. Dördüncü oturumda; annelere özbakım becerisi öğretiminde ortam düzenlemesinin nasıl yapılması gerektiği, araç-gereç seçimi ve seçilen araçlarda gerekli uyarlamaların nasıl yapılması gerektiği, öğretim zamanını belirleme, ödül çeşitleri ve ödül kullanımının nasıl yapılması gerektiğini öğretme amaçlanmıştır. Beşinci oturumda da; annelere özbakım becerisinin öğretimini yaparken hangi basamakların izlenmesi gerektiğini öğretme amaçlanmıştır.?Uygulama? aşaması rehberli uygulama ve bağımsız uygulamalar olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Rehberli uygulama aşamasında ev ortamında ve araştırmacı gözetiminde annenin çocuğuyla, izlediği video filmlerindeki becerilerden farklı bir beceriyi öğretmeye çalışmış ve gerekli yerlerde araştırmacı anneye düzeltici dönütler vermiştir. Bağımsız uygulama aşaması ise programı tamamlayan annenin ev ortamında çocuğunun ihtiyaç duyduğu bir özbakım becerisini yine araştırmacı denetiminde uygulamasıdır. Araştırmanın bütün aşamalarındaki veriler, araştırmacı tarafından videoya kayıt edilip veri kayıt formlarına geçirilmiştir.Araştırma sonunda elde edilen bulgular şu şekildedir; Araştırmaya katılan annelerin üç'ü de, Video ile Model Olunarak Sunulan Aile Eğitim Programına katılmadan önce çocuklarına özbakım becerilerini öğretebilmeyle ilgili oniki öğretim basamağından sadece bir'ini gerçekleştirdiği görülürken. Video İle Model Olunarak Sunulan Aile Eğitim Programını tamamlayan annelerin çocuklarına özbakım becerilerini öğretebilmeyle ilgili oniki öğretim basamağının tamamını gerçekleştirmiştir. Araştırmaya katılan çocukların tamamı anneleri onlara öğretim çalışmaları yapmadan önce ihtiyaç duydukları özbakım becerileri ile ilgili başlama düzeyi verileri ve annelerinin Video İle Model Olunarak Sunulan Aile Eğitim Programını tamamladıktan sonra çocukların ihtiyaç duydukları özbakım becerileri ile ilgili öğretim sonu verileri arasında büyük farklılıklar ortaya çıkmıştır. Araştırmaya katılan çocukların ihtiyaç duydukları özbakım becerileri ile ilgili anneleri öğretim çalışmalarını tamamladıktan sonra beş'er gün ara ile süreklilik verileri toplanmıştır. Toplanan süreklilik verileri, bütün becerilerdeki öğretim sonu toplanan verilerle aynı düzeyde olduğu görülmektedir. Bu verilere dayanarak çocukların öğrendikleri becerileri sürdürdükleri görülmüştür.
Özel eğitim anaokullarında çalışan öğretmenlerin erken okuryazarlık bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Bu çalışma, özel eğitim anaokulunda çalışan öğretmenlerin erken okuryazarlık becerilerine ilişkin bilgi düzeylerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda öğretmenlerin erken okuryazarlık kavramına ilişkin bilgi düzeyleri ve uygulama deneyimleri incelenmiştir. Araştırma, açıklayıcı sıralı karma yöntemle gerçekleştirilmiş; nicel veriler Erken Okuryazarlık Bilgi Testi (EROBİT), nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmıştır. Araştırmanın nicel veri toplama sürecinde İstanbul Anadolu Yakası'nda çalışan 127 öğretmen yer almıştır. Nitel veriler 15 öğretmenle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin erken okuryazarlık becerilerine ilişkin bilgi düzeylerinin genel olarak orta seviyede olduğunu göstermiştir. Ayrıca, mezun oldukları lisans programı, hizmet süresi ve eğitim alma durumlarına bağlı olarak bilgi düzeylerinde farklılıklar belirlenmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler, öğretmenlerin erken okuryazarlığın öneminin farkında oldukları ve sınıf içi uygulamalarda fonolojik farkındalık, sözcük dağarcığı, dinlediğini anlama ve harf farkındalığı gibi temel erken okuryazarlık becerilerine yer verdiklerini ancak materyal desteği ve mesleki eğitim açısından çeşitli güçlükler yaşadıklarını ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, öğretmenlerin bilgi düzeylerini açıklayıcı nitelikte olup, erken okuryazarlık uygulamalarının sınıf içi yansımalarına ışık tutmaktadır. Anahtar Kelimeler: Erken Okuryazarlık, Özel Eğitim Anaokulu, Özel Eğitim.
Farklı branşlardaki öğretmen adaylarının otizm farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması
Bu çalışma, farklı branşlardaki öğretmen adaylarının var olan otizm farkındalıklarını saptamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca çalışmanın otizm farkındalığını arttırılmasına fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmanın evrenini, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören Sınıf Öğretmenliği, Özel Eğitim Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği ve Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümlerindeki öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışmada, nicel araştırma yöntemi benimsenmiş ve veri toplama aracı olarak "Otizm Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler, Google Forms aracılığıyla hazırlanan anketlerle toplanmış; katılımcılardan gönüllülük esasına dayalı olarak ve konu hakkında bilgilendirildikten sonra anketi doldurmaları istenmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde eğitim gören dört farklı bölümde okuyan 435 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada istatistiksel analiz yöntemleri arasından tanımlayıcı istatistikler ile One-Way ANOVA ve Bağımsız Örneklem T-Testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda cinsiyet, yaş, ekonomik durum, yaşanılan şehir, otizmi bilme ve otizm ile ilgili deneyim sahibi olma değişkenlerine göre sınıf öğretmen adaylarının otizm farkındalık düzeyleri anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Ancak bölüm, sınıf düzeyi ve özel eğitim dersi alma değişkenlerine göre öğretmen adaylarının otizm farkındalık düzeyleri anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Özel eğitim meslek okulu öğrencilerinin işletmelerde beceri eğitimlerinin meslek öğretmenleri ve işverenlerin görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, özel eğitim meslek okullarında öğrenim gören zihin yetersizliği olan öğrencilerin işletmelerde beceri eğitimi süreçlerini meslek öğretmenleri ve işverenlerin bakış açıları doğrultusunda incelemektir. Bu bağlamda, özel eğitim meslek okullarında sunulan mesleki eğitimin, özel gereksinimli bireylerin mesleki beceri kazanımlarına katkılarını değerlendirmek ve karşılaşılan engeller ile çözüm önerilerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak veriler toplanmıştır. Çalışma grubunu, özel eğitim meslek okullarında görev yapan 9 meslek öğretmeni ve öğrencilere iş olanakları sunan 8 işveren oluşturmaktadır. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, işletmelerde uygulanan beceri uygulamalarının zihin yetersizliği olan öğrencilerin mesleki beceri kazanımlarına olumlu katkı sağladığını ancak uygulama sürecinde bazı sorunların yaşandığını göstermektedir. Özellikle, işverenler beceri uygulamaları sırasında öğrencilerin yeterli düzeyde mesleki beceriye sahip olmadığına ve öğrencilerin iş gücüne tam olarak uyum sağlamakta zorlandığına dikkat çekmektedir. Meslek öğretmenleri ise öğrencilerin beceri uygulamalarına katılım süreçlerinde sınırlı kaynaklar, yetersiz destek ve koordinasyon eksikliğinin yanı sıra iş yerlerinde öğrencilerle ilgili ön yargılar gibi sorunlarla karşılaştıklarını belirtmektedir. Sonuç olarak, araştırma, özel eğitim meslek okullarının mesleki eğitim programlarının ve işletmelerde beceri uygulamalarının geliştirilmesine yönelik çeşitli öneriler sunmaktadır. İşverenler, öğrencilerin mesleki eğitimlerinin yalnızca okulda değil, gerçek iş ortamlarında daha uzun süreli deneyimlerle desteklenmesini talep etmekte ve devlet desteğinin artırılması gerektiğini vurgulamaktadır. Meslek öğretmenleri ise programın daha yapılandırılmış hale getirilmesi ve öğrencilerin işe uyum süreçlerinde daha kapsamlı destek sağlanması gerektiğini ifade etmektedir. Bu doğrultuda, zihin yetersizliği olan bireylerin iş gücü piyasasına entegrasyonunu desteklemek amacıyla daha etkin bir mesleki eğitim süreci ve işverenler tarafından sosyal kabulün artırılması gerekliliği ortaya konulmuştur.
(556 Sayılı KHK. Hükümlerine göre) marka hakkına tecavüz halleri ve marka hakkının hukuki yoldan korunması
Markalar, mal veya hizmetleri birbirinden ayırarak ticari hayatta önemli bir görev ifa eder. Gerçekten, markalar aynı alanda çalışan işletmelerin ürettikleri malları veya yürüttükleri hizmetleri birbirinden ayırarak bunların o mal ve hizmetleri talep eden kişiler tarafından karıştırılmasının yaratacağı olumsuz sonuçları ortadan kaldırır. Markalar, ayrıca alıcılara mal veya hizmetler arasında seçim yapma imkanı da sağlar.Marka hukukunda temel amaç, marka sahiplerini, rakiplerinin rekabetine karşı korumaktır. Marka hakkına tecavüz fiilleri haksız fiil veya onun özel bir türü olan haksız rekabet olarak karşımıza çıkabilir. Marka hakkına tecavüzün haksız rekabet teşkil ettiği hallerde, TTK. 56 vd. maddeleri de uygulama alanı bulabilir. Marka hakkının özellikleri dikkate alınarak onun diğer haksız rekabet fiillerinden de ayrı olarak düzenlenmesi görüşü hakim olmuştur. Nitekim, Türk hukukunda da marka hakkının özel olarak korunduğunu görmekteyiz.Marka hakkına tecavüz halleri KHK.' nın 61. maddesinde dört bent halinde sınırlı olarak sayılmıştır.KHK.' nın 61. maddesinin (a) bendine göre, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 9. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka hakkına tecavüz sayılmaktadır.Markayı taşıyan işaretin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod veya anahtar sözcük olarak kullanılması yanında, örneğin bir web sayfasına link verme şeklinde kullanılarak marka hakkına tecavüz mümkündür. KHK.' da bu konuda isabetli olarak sınırlayıcı bir sayım yapılmamıştır, çünkü, elektronik ticaret ve internet sürekli gelişen bir alandır ve her geçen gün yeni uygulamalar ortaya çıkmaktadır.KHK.' nın 61. maddesinin (b) bendinde, marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek fiili de, marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmiştir.Markanın aynısının veya benzerinin kullanılması veya markanın taklit edilmesi dışında markayı taşıyan ürünlerin ticari amaçla elde bulundurulması ve lisans yoluyla verilmiş hakları genişletmek veya devretmek fiilleri de marka hakkına tecavüz teşkil emektedir.556 sayılı KHK.' da marka haklarına tecavüzü düzenleyen 61. ve 9. maddelerin bazı hükümlerinin sürekli olarak Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi, daha sonra yeniden çıkarılan yasalarla aynı hükümlerin yeniden 556 sayılı KHK.' ya konulması, ancak bu hükümlerin cezaların kanuniliği ilkesi gereğince kanunla düzenlenmesi gereken ceza maddesi olan 61/A maddesinin KHK. ile düzenlenmesi nedeniyle ceza maddesinin atıf yaptığı 61. ve 9. maddelerin bazı hükümlerinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinin önüne geçilmesi için, ayrıca yukarıdaki tespit ve değerlendirmelerimiz de dikkate alınarak şu anda TBMM.' de görüşülmekte olan Markalar Kanunu Tasarısının bir an önce kanunlaştırılması gerekmektedir.
Birlikte eğitim ortamındaki zihinsel yeteresizlikten etkilenmiş öğrencinin yapabildiğine göre verilen özel eğitim hizmetinin öğretim amaçlarını gerçekleştirmedeki etkililiği
Bu araştırmanın genel amacı, birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrenciye özel eğitim hizmetiyle akademik alanlarda yapabildikleri dikkate alınarak hazırlanmış öğretim planlarının, sınıf öğretmeni tarafından uygulanmasının, akademik derslerde öğrencinin öğretim amaçlarını gerçekleştirmesinde etkili olup olmadığını araştırmaktır.Araştırmanın deseni tek denekli deneysel desenlerden, `' davranışlar arası çoklu yoklama deseni''dir.Araştırmanın deneğini, 2009?2010 öğretim yılında Çubuk İlköğretim Okulu beşinci sınıf şubesine devam eden 11 yaşında bir kız öğrenci oluşturmaktadır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, Öğretmen Ön Görüşme ve Görüşme Formu, Hayat Bilgisi, Sosyal Bilgiler, Türkçe ve Matematik Kontrol Listeleri, öğrencinin Atatürk'ün Hayatı, Çember ve Noktalama İşaretlerinde düzeylerinin belirlenebilmesi için `' Noktalama İşaretleri'', `'Atatürk'ün Hayatı'' ve `'Çember'' ölçü araçları ile yapabildiğine göre hazırlanan ders planları ve etkinlikleri geliştirilmiş ve uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgular şu şekildedir;Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrenciye özel eğitim hizmetiyle Türkçe, Matematikte ve Sosyal Bilgiler derslerinde yapabildiklerine göre hazırlanan öğretim planının sınıf öğretmeni tarafından uygulanması, öğrencinin Matematik, Türkçe ve Sosyal Bilgiler disiplin alanlarında belirlenen öğretim amaçlarını gerçekleştirmesine yol açmıştır.Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrenci için Türkçe, Matematik, Sosyal Bilgiler disiplin alanlarında yapabildiklerine göre hazırlanan öğretim planlarının özel eğitim hizmetiyle sınıf öğretmeni tarafından uygulanmasının öğrencinin amaçları gerçekleştirmesinde etkili olduğu bulunmuştur.Özel eğitim hizmetiyle Türkçe, Matematikte ve Sosyal Bilgiler derslerinde yapabildiklerine göre yapılan öğretimler öğrencinin kazandığı amaçları 15 gün sonrada sürdürmesine yol açmıştır.Araştırmaya katılan sınıf öğretmeni özel eğitim hizmetiyle yapabildiği dikkate alınarak düzenlenen öğretimlerin uygulanması ile ilgili olumlu görüş bildirmiştir.Bu bulgular ışığında özel eğitim hizmetiyle yapabildiklerine göre öğretime yönelik ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Birlikte Eğitim Ortamı, Özel Eğitim Hizmetleri, Öğrencilerin Yapabildiklerine Göre Hazırlanan Öğretim Planı
Görme engelli, zihinsel engelli ve olağan gelişim gösteren çocukların sosyal becerilerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, görme yetersizliğinden etkilenmiş, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş ve olağan gelişim gösteren çocukların sosyal becerilerini yaş, cinsiyet ve eğitim ortamı değişkenleri açısından karşılaştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubu, 2009-2010 eğitim- öğretim yılında, İstanbul İlinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı İlköğretim Okulları, Eğitim Uygulama Okulları ve İş Eğitim Merkezleri'nde eğitim almakta olan 7-12 yaş arası, toplam 169 çocuktan oluşmuştur. Araştırmanın sonuçları görme yetersizliğinden etkilenmiş çocukların sosyal becerilerinin olağan gelişim gösteren akranlarının sosyal becerilerinden daha düşük düzeyde olduğunu göstermiştir. Ek olarak, araştırma sonuçları kaynaştırma ortamında eğitim alan yetersizlikten etkilenmiş çocukların sosyal becerilerinin ayrıştırılmış ortamda eğitim alan çocukların sosyal becerilerinden daha yüksek düzeyde olduğunu göstermiştir. Araştırma bulguları ilgili literatür ışığında tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Görme Yetersizliği, Zihinsel Yetersizlik, Kaynaştırma, Sosyal Beceri.
Zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilere günlük yaşam becerilerinin kazandırılmasında davranış öncesi ipucu ve sınama ipucu işlem süreci ile yapılan öğretimin etkililiği
Bu araştırmanın amacı, zihin engelli bir öğrenciye çay demleme, çay servisi yapma ve vileda ile paspas yapma becerilerinin kazandırılmasında davranış öncesi ipucu ve sınama işlem süreciyle yapılan öğretiminin etkili olup olmadığını, öğrencinin kazandığı becerileri öğretimden sonra sürdürüp sürdüremediğini, farklı ortam, kişi ve materyale genelleyip genelleyemediğini ortaya koymaktır.Araştırmada tek denekli deneysel desenlerden ?beceriler arası çoklu yoklama modeli? kullanılmıştır.Araştırmanın deneklerini, 2009?2010 öğretim yılında Yediveren Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Kursu'na devam eden ve zihinsel yetersizlikten etkilenmiş üç öğrenci oluşturmaktadır. Bu üç öğrenciden biri asıl, ikisi de yedek denekler olarak seçilmiştir. Ön uygulama için de yetersizlikten etkilenmemiş bir öğrenciyle çalışılmıştır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen ve aile görüşme formları, beceri kontrol listesi, ölçüt bağımlı ölçü araçları ve davranış öncesi ipucu ve sınama ipucu işlem süreciyle öğretim yapılırken öğretimde ilerlemelerin kaydedileceği kayıt çizelgeleri, uygulama güvenirliği formu, aileye ve öğrenciye yönelik pekiştireç belirleme formları, aileye ve sınıf öğretmenine yönelik sosyal geçerlilik formları geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Davranış öncesi ipucu ve sınama işlem süreciyle öğretim yapabilmek için öğretim materyali hazırlanmış ve araştırmacı tarafından uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, öğrencinin çay demleme, çay servisi yapma ve vileda ile paspas yapma becerilerini kazanmasında davranış öncesi ipucu ve sınama işlem süreci ile yapılan öğretimin, etkili olduğu izlenimi edinilmektedir.Davranış öncesi ipucu ve sınama işlem süreciyle yapılan öğretimin öğrencinin kazandığı çay demleme, çay servisi yapma ve vileda ile paspas yapma becerilerini, öğretim bittikten 7, 14, 21 gün sonra da sürdürmesi ve farklı ortam, araç-gereç ve kişiye genellemesi açısından etkili olduğu izlenimi edinilmektedir.
Kaynaştırma öğrencilerinin annelerine premack ilkesinin öğretilmesinin, öğrencilerin ev ödevlerini tamamlamalarına etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, kaynaştırma öğrencilerinin annelerine premack (nene) ilkesinin öğretilmesinin, öğrencilerin ev ödevlerini tamamlamalarına etkisini incelemek amaçlanmaktadır.Bu araştırmada niteliksel araştırma yöntemlerinden eylem (öğretmen) araştırması yöntemi kullanılmıştır.Bu araştırmanın deneklerini, Özel Adnan Ağır Özel Eğitim Okuluna devam eden, rehberlik ve araştırma merkezi tarafından hafif düzeyde zihinsel engelli olarak tanılanmış ve kaynaştırmaya yönlendirilmiş öğrencilerin beşinin annesi oluşturmaktadır.Araştırmada verilerin toplanabilmesi için, aile bilgi formu, kavramlara ilişkin ölçüt bağımlı ölçü aracı, işlemlere ilişkin ölçüt bağımlı ölçü aracı, öğretim öncesi ve sonrası farkındalık belirleme formu, aile görüşmeleri ödev kontrol çizelgeleri, genelleme formu, süreklilik formu ve sosyal geçerlilik formu kullanılmıştır.Araştırmanın deney sürecinde, geliştirilen aile eğitim programının uygulanması öncesinde araştırma kapsamına dâhil edilen 5 annenin, araştırmada kazanması amaçlanan kavram ve işlem süreçlerinde ön test düzeyleri üç ayrı oturumda belirlenmiştir. Annelerin ön test düzeylerinin belirlenmesinin ardından, gruba 2 oturumluk aile eğitim programı uygulanmıştır. Daha sonra deneklerden biriyle ürün çalışması yapılmıştır.Araştırmada, araştırma verileri tablo olarak gösterilmiş ve tablolar niteliksel olarak yorumlanmıştır.Araştırma sonunda elde edilen bulgular şu şekildedir;- Aile Eğitim Programının uygulanmasından sonra, araştırmanın denekleri olan anneler; pekiştireç ve nene ilkesi kavramlarının ve işlem süreçlerinin alt amaçlarının hepsini gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, Aile Eğitim Programının, annelerin kavramların ve işlem süreçlerinin kazanılmasına yol açtığı izlenimi edinilmektedir.- Araştırma deney süreci bittikten 7, 14 ve 21 gün sonra alınan süreklilik verilerinde annelerin pekiştireç ve nene ilkesi kavramlarının ve işlem süreçlerinin alt amaçlarının hepsini gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, Aile Eğitim Programının, annelere uygulanmasında kazanılan kavramların ve işlem süreçlerinin, 7, 14 ve 21 gün sonra süreklilik gösterdiği izlenimine varılmıştır.- Aile Eğitim Programının uygulanmasından sonra annelere uygulanan genelleme formundan elde edilen verilere göre, annelerin nene ilkesini üç farklı beceriye genelledikleri izlenimine varılmıştır.- Aile Eğitim Programının, annelere uygulanmasından sonra deneklerden birinin çocuğuyla yapılan ürün çalışmasında F.nin bir hafta boyunca ödevlerini yaptığı izlenmiştir. Bu nedenle Aile Eğitim Programının çocuklardan birinin ödev yapmasını artırdığı izlenimine varılmıştır.- Anneler bu çalışma sonunda; çalışmadan memnun olduklarını, çalışmayı başka ailelere de önereceklerini, ayrıca programın ödev yaptırmak için etkili bir yöntem olduğunu, bu program sırasında ödev yaptırırken yaptıkları yanlışlıkları gördüklerini ifade etmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Aile Eğitimi, Ev Ödevi, Premack İlkesi
Problem davranışların azaltılmasına yönelik grup aile eğitim programı' nın babaların problem davranışları azaltılması için gerekli kavram ve işlem süreçlerini kazanmalarına etkisi
Araştırmada Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programı'nın, babaların, problem davranışları azaltabilmek için gerekli kavram ve işlem süreçlerini kazanmalarında etkili olup olmadığını belirlemek ve sosyal geçerlilik açılarından değerlendirilmiştir.Araştırmada, tek denekli deneysel desenlerden ?AB Deseni? kullanılmıştır. Araştırmanın deneklerini, Özel Adnan Ağır Özel Eğitim Okulu' na devam eden zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilerin babalarından, çocuklarında problem davranışları olan yedi babayla eğitim başlanmıştır, üç babanın işleriyle bağlantılı özel nedenlerinden dolayı program kapsamından çıkarılmaları ile dört babayla programa devam edilmiştir. Araştırmada verilerin toplanabilmesi için, hedef davranış kayıt formu, kavramlara ilişkin ölçüt bağımlı ölçü aracı, işlemlere ilişkin ölçüt bağımlı ölçü aracı ve sosyal geçerlilik formu kullanılmıştır. Araştırmanın deney sürecinde, geliştirilen aile eğitim programının uygulanması öncesinde araştırma kapsamına dâhil edilen dört babanın, araştırmada kazanması amaçlanan kavram ve işlem süreçlerinde başlama düzeyleri üç ayrı oturumda belirlenmiştir Babaların başlama düzeylerinin belirlenmesinin ardından, gruba dört oturumluk aile eğitim programı uygulanmıştır. Araştırmada, araştırma verileri, grafik olarak verilmiş ve grafikler görsel olarak analiz edilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen bulgular şu şekildedir;-Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programının uygulanması sonunda araştırma kapsamına dâhil edilen babalar, ödül, görmezden gelme, uyuşmayan davranış ve uygun davranışı ödüllendirme (uyuşmayan davranışların ayrımlı pekiştirmesi) kavramlarına ait amaçlarının hepsini gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programının, kavramların kazanılmasında etkilidir.- Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programının uygulanması sonunda araştırma kapsamına dâhil edilen babalar, ödül kullanma, görmezden gelme ve uygun davranışı ödüllendirme (uyuşmayan davranışların ayrımlı pekiştirmesi) işlem süreçlerine ait amaçlarının hepsini gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programının, işlem süreçlerinin kazanılmasında etkilidir.- Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programı uygulama güvenirliği ve sosyal geçerlilik açısından değerlendirildiğinde, uygulama açısından güvenilir ve sosyal açıdan geçerli bir program olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Aile eğitimi, Problem davranış
Öğretmen performansına dayalı doğrudan öğretim yaklaşımıyla sunulan aile eğitimi hizmet içi eğitim programının etkililiği
Bu araştırmanın amacı, öğretmen performansına dayalı doğrudan öğretim yaklaşımıyla sunulan aile eğitimi hizmet içi eğitim programının, zihin engelliler öğretmenlerinin davranış denetimine yönelik aile eğitim programı planlama ve sunmayla ilgili program amaçlarını gerçekleştirmelerinde etkili olup olmadığını ve sürekliliğe olan etkilerini belirlemektir.Araştırmanın amaçlarını gerçekleştirebilmek için tek denekli deneysel desenlerden denekler arası çoklu yoklama deseni kullanılmıştır.Araştırmanın deneklerini, üniversitelerin özel eğitim bölümü zihin engellilerin eğitimi anabilim dalından mezun öğretmenler arasından seçilen üç asıl, bir yedek denek oluşturmaktadır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, ?Aile Eğitim Programı Planlama Ölçü Aracı?, hizmet içi eğitim programında kavram ve işlemlerin sunulmasını yazmayla ilgili düzeylerini belirlemeye yönelik olarak, ?Aile Eğitimi Programında Yer Alan Kavramların ve İşlemlerin Sunulmasını Yazma Kontrol Listesi? ve kavram ve işlemlerin sunulmasıyla ilgili düzeylerini belirlemeye yönelik olarak, ?Aile Eğitim Programında Yer alan Kavramların ve İşlemlerin Sunulması Kontrol Listesi?, öğretim yapılırken deneklerin bilgi ve işlemlere yönelik gösterdikleri ilerlemeleri kaydetmek için ilerleme kayıt çizelgeleri ve uygulama güvenirliği formu geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Öğretmenlere öğretmen performansı dikkate alınarak doğrudan öğretim yaklaşımıyla sunulan hizmet içi eğitim programının öğretim planlarının uygulanmasına yönelik öğretim materyalleri hazırlanmış ve araştırmacı tarafından uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, Öğretmen Performansına Dayalı Doğrudan Öğretim Yaklaşımıyla Sunulan Aile Eğitimi Hizmet İçi Eğitim Programı'nın zihin engellilerin eğitimi programından mezun birinci, ikinci ve üçüncü öğretmene uygulanmasının, öğretmenlerin aile eğitim programı planlama ile aile eğitim programında yer alan kavramların ve işlemlerin sunulmasını yazma ve kavramların ve işlemlerin sunulmasına yönelik becerileri % 75'lik ölçüt düzeyinin üstünde kazanmalarında etkili olduğu izlenimi edinilmektedir.Hizmet İçi Eğitim Programı'nın zihin engellilerin eğitimi programından mezun birinci, ikinci ve üçüncü öğretmene uygulanmasının, öğretim tamamlandıktan 14 gün sonra, öğretmenlerin aile eğitim programı planlama ile aile eğitim programında yer alan kavramların ve işlemlerin sunulmasını yazma ve kavramların ve işlemlerin sunulmasına yönelik becerileri % 75'lik ölçüt düzeyinin üstünde sürdürmelerine yol açtığı izlenimi edinilmektedir.Anahtar Kelimeler: Hizmet İçi Eğitim Programı, Davranış Denetimine Yönelik Aile Eğitim Programı.
Rehberlik araştırma merkezleri tarafından yapılan tanılama ve yönlendirmenin normal zeka kapasitesi tanısı alan öğrenciler açısından sonuçları; Fatsa örneği
Bu araştırmanın amacı zihinsel yetersizlik şüphesiyle Ram'a yönlendirilmiş, zeka bölümü 70-90 aralığında olduğundan dolayı destek özel eğitim hizmetinden faydalanamayan öğrencilerin akademik becerilerde ilerleme gösterip göstermediğini ve Türkçe matematik disiplin alanlarındaki ilerlemeleri sınıf arkadaşlarının ilerlemeleriyle paralellik gösterip göstermediğini betimlemektir.Araştırma gurubunu Fatsa RAM görev bölgesinde bulunan ve 2009-2010 eğitim öğretim yılında yetersizlik şüphesiyle Fatsa RAM' a yönlendirilerek tanılaması yapılan, tanılama sonucunda zeka bölümü 70-90 zeka aralığında olduğu için normal zekaya sahip olarak tanılanan 6 ikinci sınıf öğrencisi ve bu 6 öğrencinin sınıfında bulunan 79 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmanın verilerinin toplanabilmesi için ölçüt bağımlı ölçü araçları hazırlanmıştır. Bu araçlar zeka bölümü 70-90 aralığında çıkan öğrencilere ve bu öğrencilerin sınıfında bulunan 79 öğrenciye RAM' daki tanılama sürecinin hemen ardından ve iki ay sonra olmak üzere iki kez uygulanmıştır.Araştırmanın sonucunda RAM tarafından değerlendirmesi yapılan 6 öğrencinin kasım ayında uygulanan Türkçe ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 19 iken akranlarının kasım ayında uygulanan Türkçe ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 69 dur.Kasım ayında 6 öğrencinin hazırlanan matematik ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 3 iken, akranlarının kasım ayı hazırlanan matematik ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 26'dır.Uygulamadan iki ay sonra 6 öğrencinin ocak ayı, hazırlanan Türkçe ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 22 iken, akranlarının ocak ayı hazırlanan Türkçe ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 70'dir.Ocak ayında 6 öğrencinin hazırlanan matematik ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 7 iken, akranlarının ocak ayı hazırlanan matematik ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 49'dur.Ram tarafından tanılandıktan hemen sonra Türkçe ve matematik ölçü aracı uygulanan 6 öğrencinin performans düzeyleri ile akranlarının performans düzeyleri arasında önemli farklılıkların olduğu, Ram tarafından tanılanarak zeka bölümü 70-90 aralığında çıkan 6 öğrencide geçen iki aylık zaman içerisinde kabul edilebilir ilerleme olmazken 6 öğrencinin sınıfında bulunan diğer öğrencilerde 2 aylık süre içerisinde ilerlemeler olduğu gözlemlenmiştirAraştırma bulguları bir bütün olarak ele alındığında RAM' da zihinsel yetersizliğe yönelik yapılan tanılama sürecinde özel eğitim hizmetleri yönetmeliğinde yer alan noktalara göre hareket edilmediği, akademik becerilerde öğrencilerin yapabildikleri dikkate alınmadan eğitsel kararlar verildiği sonucuna varılmıştır.
Zihin engeli öğrencilerin yapabildiklerine ve geleneksel yönteme göre hazırlanan öğretim planları ile öğrencilerin amaçları gerçekleştirme düzeyi
Bu araştırmanın genel amacı, zihinsel engelli öğrencilerin yapabildikleri dikkate alınarak hazırlanan ve geleneksel yöntemle hazırlanan öğretim planlarının öğrencilerin amaçları gerçekleştirmelerine yol açıp açmadığını belirlemektir. Araştırmanın deseni tek denekli deneysel desenlerden iki AB desenidir. Araştırmanın deneklerini, 2007-2008 öğretim yılında Yenimahalle G.O.P. İlköğretim Okulu Özel Eğitim sınıfına devam eden 7 öğrenciden 6'sı oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, `Verilen Bir Sayıdan Başlayarak Sayma, Toplama Ve Saat Okuma Ölçekleri' geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular şu şekildedir:Zihinsel engelli öğrencilerin matematikte ?Yapabildikleri Dikkate Alınarak Hazırlanan Öğretim Planı? ile yapılan öğretim öğrencilerin amaçları gerçekleştirmelerine yol açmıştır.Zihinsel engelli öğrencilerin matematikte ? Geleneksel Yöntemle Hazırlanan Öğretim Planı? ile yapılan öğretim öğrencilerin tümünde amaçları gerçekleştirmelerine yol açmamıştır. Ancak 1 ve 2 nolu öğrencilerde geleneksel yöntemle hazırlanan öğretim planı ile yapılan öğretim öğrencilerin amacı gerçekleştirmelerine yol açmıştır. Matematikte zihinsel engelli öğrencilerin ?Yapabildikleri Dikkate Alınarak Hazırlanan Öğretim Planı? ile yapılan öğretimin öğrencilerin kazandıkları amaçları farklı ortam, materyal ve soruya genellemelerine yol açmıştır. Matematikte zihinsel engelli öğrencilerin ?Yapabildikleri Dikkate Alınarak Hazırlanan Öğretim Planı? ile yapılan öğretimin öğrencilerin kazandıkları amaçları 7, 10, 15 gün sonra sürdürmelerine yol açmıştır.
Özel eğitim sınıfları ile birlikte eğitim ortamlarına devam eden, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilerin okuduğunu anlama, okuma hızları ve okuma hatası performanslarının karşılaştırılması (Çorum ili örneği)
Bu araştırmada, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş, özel eğitim sınıflarına ve birlikte eğitim ortamlarına devam eden 5. ve 8. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama, okuma hataları ve okuma hızı performanslarının karşılaştırılması amaçlanmıştır.Araştırmanın çalışma gurubunu, Çorum ilindeki özel eğitim sınıflarının bulunduğu ilköğretim okullarında, birlikte eğitim ortamı ve özel eğitim sınıflarına devam eden 5. ve 8. sınıf düzeyindeki hecelemeden okuyabilen öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada betimsel araştırma yöntemlerinden ?Tarama Modeli? kullanılmıştır.Araştırmada, öğrencilerin okuduğunu anlama, okuma hızı ve okuma hatası performanslarını belirlemek amacı ile 5. ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarından toplam ikişer öykü kullanılmıştır. Bu öykülerden birisi okuduğunu anlama performanslarını birisi ise okuma hızını ve okuma hatalarını belirlemek için kullanılmıştır. Ayrıca okuduğunu anlama ölçü aracı, okuduğunu anlama, okuma hızı ve okuma hatası kayıt çizelgesi hazırlanmıştır.Veriler iki oturumda toplanmıştır. İlk oturumda öğrencilerin okuma hızları ve hataları belirlenmiş ikinci oturumda ise okuduğunu anlama verileri toplanmıştır. Öğrencilerin okuduğunu anlama, okuma hızı ve okuma hatası performanslarına ait veriler puanlandırılarak Mann-Whitney U istatistiksel analiz yöntemiyle SPSS veri analizi programında analiz edilmiş ve yorumlanmıştır.Sonuç olarak, özel eğitim sınıflarına ve birlikte eğitim ortamlarına devam eden 5. sınıf öğrencilerin okuduğunu anlama, okuma hatası ve okuma hızı performanslarında istatistiksel açıdan bir fark bulunmamıştır. 8. sınıf öğrencilerin ise sonuç çıkarma puanı, okuduğunu anlama toplam puanı, okuma hatası puanları bakımından gösterdikleri performanslarda istatistiksel olarak birlikte eğitim ortamlarına devam eden öğrenciler lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Ancak metindeki bilgiyi kullanma ve okuma hızı puanları bakımından bir fark bulunmamıştır.
Aile eğitiminin annelerin doğal dil sağaltım tekniklerini kullanmalarında etkililiği
Bu araştırmanın amacı, aile eğitiminin sınırlı ifade edici dil becerileri olan zihinsel engelli çocuklara sahip annelerin; a) Doğal Dil Sağaltım Tekniklerini kullanmalarında, b) Teknikleri ev ortamına genellemelerinde ve c) Tekniklerin öğretimi tamamlandıktan iki ile dört hafta sonra tekniklerin tümünü aynı etkinlik üzerinde kullanmalarında etkililiğini araştırmaktır.Araştırmanın denekleri, Kocaeli Gebze Eğitim Uygulama Okulu ve İş Okulu birinci sınıfına devam eden, sınırlı ifade edici dil becerisine sahip zihinsel yetersizlikten etkilenmiş iki öğrenci ve anneleridir. Araştırmada tek denekli deneysel desenlerden ?Davranışlar Arası Çoklu Yoklama? deseni kullanılmıştır.Araştırmada annelere Doğal Dil Sağaltım Tekniklerini kullanmayı öğretmek amacı ile aile eğitim programı geliştirilmiştir. Aile eğitim programı; bilgilendirme, tekniğin örneklendirilmesi, tekniğin öneminin tartışılması ve uygulama bölümlerinden oluşmaktadır.Deney süreci her anneye altı aşamada uygulanmıştır. Bunlar; başlama düzeyi, genelleme başlama düzeyi, aile eğitim programının uygulanması, program sonu değerlendirme, program sonu genelleme ve tekniklerin öğretimi tamamlandıktan iki ile dört hafta sonra tekniklerin tümünü aynı etkinlik üzerinde kullanma değerlendirmesidir. İlk olarak ?Model? tekniği, ikinci olarak ?Genişletme? tekniği üçüncü olarak ?Tepki İsteme-Model Olma? tekniği aile eğitim programı ile annelere bire bir olarak öğretilmiştir.Araştırmada verilerin toplanabilmesi için aile eğitim programı uygulanmadan önce ve sonra oyun ortamında anne-çocuk etkileşimi video kamera ile kayıt edilmiştir. Annelerin Doğal Dil Sağaltım Tekniklerini kullanma sıklıklarını belirlemek amacı ile veri toplama formu kullanılarak verilerin dökümü yapılmıştır. Aynı şekilde genelleme verileri çocukların evinde rutin etkinlikler sırasında toplanmıştır. Annelerin, tekniklerin öğretimi tamamlandıktan iki ile dört hafta sonra tekniklerin tümünü aynı etkinlik üzerinde kullanmalarına ilişkin verilerin toplanmasının ardından annelere sosyal geçerlik formu uygulanmış ve sosyal geçerlik verileri elde edilmiştir.Araştırma verilerinin gösterimi için çizgi grafiği ve sütun grafiği kullanılmıştır. Veriler görsel analiz yolu ile yorumlanmıştır.Sonuç olarak; aile eğitim programı, sınırlı ifade edici dil becerileri olan zihinsel engelli çocuklara sahip annelerin Doğal Dil Sağaltım Tekniklerinden ?Model, Genişletme ve Tepki İsteme-Model Olma? tekniklerini kullanmalarında, teknikleri ev ortamına genellemelerinde ve tekniklerin öğretimi tamamlandıktan iki ile dört hafta sonra tekniklerin tümünü aynı etkinlik üzerinde kullanmalarında etkili olmuştur.
Özel eğitim danışmanlığı yoluyla düşük akademik performanslı öğrencilerin yapabildiklerini dikkate alarak yapılan öğretim düzenlemesinin amaçları gerçekleştirmesindeki etkililiği
Bu araştırmanın genel amacı, özel eğitim danışmanlığı yoluyla düşük akademik performanslı öğrencilerin yapabildiklerini dikkate alarak öğretim düzenlemesinin amaçları gerçekleştirmesindeki etkililiğini belirlemektir. Araştırmada ayrıca öğretmenlere yönelik bir sosyal geçerlilik ölçeği uygulanmıştır.Araştırmanın deseni tek denekli deneysel desenlerden uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar desenidir.Araştırmanın deneklerini, 2008?2009 öğretim yılında Nurçin Sayan İlköğretim Okulu iki ayrı üçüncü sınıf şubesine devam eden iki öğrenci oluşturmaktadır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen görüşme formu, Hayat Bilgisi, Matematik ve Türkçe dersi kontrol listeleri, ?Saat Okuma? ve ?Atatürk'ün Hayatı? ayrıntılı değerlendirme ölçü aracı, sosyal geçerlilik formu geliştirilmiş ve kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgular şu şekildedir;?Özel eğitim danışmanlığı yoluyla düşük akademik performans gösteren öğrencilerin yapabildiklerini dikkate alarak yapılan öğretim düzenlemeleri Matematik ve Hayat Bilgisi disiplin alanlarında amaçları gerçekleştirmelerine yol açmıştır.?Geleneksel yönteme göre yapılan öğretim düzenlemeleri düşük akademik performans gösteren öğrencilerin tümünde Matematik ve Hayat Bilgisi disiplin alanlarında amaçları gerçekleştirmelerine yol açmamıştır. Ancak 1 nolu öğrencinin amaçları gerçekleştirmesine yol açmıştır.?Özel eğitim danışmanlığı yoluyla yapabildiklerini dikkate alarak yapılan öğretim düzenlemeleri düşük akademik performanslı öğrencilerin Matematik ve Hayat Bilgisi disiplin alanlarında amaçları gerçekleştirmelerinde geleneksel yönteme göre yapılan öğretim düzenlemelerinden daha etkilidir.?Özel eğitim danışmanlığı yoluyla yapabildiklerini dikkate alarak yapılan öğretim düzenlemeleri Matematik ve Hayat Bilgisi disiplin alanlarında düşük akademik performanslı öğrencilerin kazandıkları amaçları farklı ortam ve kişiye genellemelerinde etkili olduğu izlenimi edinilmektedir.?Araştırmaya katılan öğretmenler özel eğitim danışmanlığı yoluyla yapabildiklerini dikkate alarak yapılan öğretim düzenlemeleriyle ilgili olarak öğrencilerin öğrenmesine yol açtığını ve öğrencilerin özelliklerine göre planların verilmesinin kullanışlılığı hakkında olumlu görüş bildirmişlerdir.Düşük akademik performanslı öğrencilere özel eğitim danışmanlığı yoluyla anında müdahale edilerek yapabildikleri ve gereksinimleri belirlenerek bu gereksinimlere ve yapabildiklerine göre öğretimlerin düzenlenmesi onların gelişim ve disiplin alanlarında ilerlemelerini sağlayabilir.Ayrıca özel eğitim danışmanlığının, düşük akademik performanslı öğrencilerin amaçları gerçekleştirmeleri dışında öğrencinin derse katılma isteğini arttırması ve öğretmenin öğrenciyi gözlemlemesi, tutumunun değişmesini ve kaygılarının giderilmesini sağlayabileceği düşünülmektedir. Bu bulgular ışığında özel eğitim danışmanlığıyla yapabildiklerine göre öğretime yönelik ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.
Zihin engelli öğrencilere günlük yaşam becerilerinin kazandırılmasında eşzamanlı ve sabit bekleme süreli ipucu işlem süreçlerinin etkililik ve verimliliklerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, zihin engelli öğrencilere günlük ya?am becerilerinin(ped deği?tirme ve ti?ört ütüleme becerilerinin) kazandırılmasında, e?zamanlı ve sabit bekleme süreli ipucu i?lem süreçlerinden hangisinin daha etkili ve verimli(ölçüt kar?ılanıncaya değin gerçekle?tirilen öğretim süreci sayısı, ölçüt kar?ılanıncaya değin öğrencinin yaptığı yanlı? tepki sayısı ve ölçüt kar?ılanıncaya değin geçen toplam öğretim süresi açısından) olduğunu, kazandırılan becerilerin öğretimden 7, 14, 21 gün sonra sürdürülüp sürdürülmediğini ve kazandırılan becerilerin farklı ortam, araç ve ki?ilere genellenip genellenmediğini ortaya koymaktır. Ayrıca ara?tırmada kazandırılan becerilerin önemini ve i?levselliğini belirlemek, bu becerileri kazandırmada kullanılan beceri i?lem süreçlerinin uygunluğunu ve i?levselliğini değerlendirmek amacıyla ailelerin ve öğretmenlerin görü?leri alınmı?tır. Ara?tırmada, tek denekli deneysel desenlerden uyarlamalı dönü?ümlü uygulamalar modeli kullanılmı?tır. Ara?tırmada öğrencilerin ti?ört ütüleme ve ped deği?tirme becerilerindeki düzeyleri, ara?tırmanın bağımlı deği?kenlerini; günlük ya?am becerilerinin öğretiminde kullanılan e?zamanlı ve sabit bekleme süreli ipucu i?lem süreçleriyle yapılan öğretim ise bağımsız deği?kenlerini olu?turmu?tur. Ara?tırmanın denekleri, 2008-2009 öğretim yılında, TSK SAĞVAK Güvercinlik Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'ne kayıtlı 12 ve 14 ya?larında iki kız öğrencidir. Ara?tırmada, deneklerin günlük ya?am becerilerindeki ba?lama düzeyleri tek fırsat yöntemiyle belirlenmi? ve bağımsız deği?kenin bağımlı deği?ken üzerindeki etkisini belirlemek için öğretim oturumlarına yer verilmi?tir. Öğretim oturumları, gün içerisinde ti?ört ütüleme ve ped deği?tirme becerilerinin e?zamanlı ve sabit beklemeli öğretim süreçleriyle öğretimi dönü?türülerek uygulanmı?tır. Öğretim sırasında deneklerin gösterdikleri ilerlemeler, ipucu i?lem süreçlerine uygun olarak hazırlanan ilerleme kayıt çizelgelerine kayıt edilmi?tir. Ara?tırmada öğrencilerin günlük ya?am ve ki?isel bakım becerilerindeki gereksinimlerini, çalı?ma davranı?ları, dil ve taklit becerilerindeki düzeylerini ve öğrenciler için etkili peki?tireçleri belirlemek amacıyla, öğretmen görü?me formu; deneklerin ped deği?tirme ve ti?ört ütüleme becerilerinin öğretimi için gerekli ön ko?ul becerilere sahip olup olmadıklarını belirlemek amacıyla önko?ul beceriler ölçü aracı; günlük ya?am becerilerindeki düzeylerini belirlemek amacıyla, beceri ölçü araçları; sabit bekleme süreli ve e?zamanlı ipucu i?lem süreciyle öğretimi yapılan günlük ya?am becerilerinde, öğretim sırasında öğrencilerin ilerlemelerini kaydetmek amacıyla, ilerleme kayıt çizelgeleri; sabit bekleme süreli ve e?zamanlı ipucu i?lem süreciyle yapılan öğretimin, uygulamacı tarafından öğretim sürecinde yer alan basamaklara uygun olarak güvenilir biçimde uygulanıp uygulanmadığının belirlenmesi ve yoklama oturumlarında(ba?lama düzeyi, genelleme, süreklilik) toplanan verilerin güvenilir bir biçimde toplanıp toplanmadığını belirlemek amacıyla, uygulama güvenirliği formu; sabit bekleme süreli ve e?zamanlı ipucu i?lem süreçleriyle öğretimi gerçekle?tirmek amacıyla, e?zamanlı ve sabit bekleme süreli ipucu i?lem süreciyle sunulan öğretim materyalleri ve kazandırılmak istenen becerilerin önemini ve i?levselliğini, bu becerileri kazandırmada kullanılan beceri i?lem süreçlerinin uygunluğunu ve i?levselliğini belirlemek amacıyla sosyal geçerlik formu hazırlanmı? ve uygulanmı?tır. Ara?tırmada elde edilen veriler, grafiksel olarak analiz edilmi? ve niteliksel olarak yorumlanmı?tır. Ara?tırmanın sonuçlarına göre, zihin engelli öğrencilere günlük ya?am becerilerinin kazandırılmasında her iki ipucu i?lem süreciyle sunulan öğretimin etkili olduğu; ölçüt kar?ılanıncaya değin gerçekle?en toplam öğretim süresi açısından, sabit bekleme süreli ipucu i?lem süreciyle yapılan öğretimin, e?zamanlı ipucu i?lem süreciyle yapılan öğretime göre daha verimli olduğu; ölçüt kar?ılanıncaya değin gerçekle?en toplam öğretim süreci sayısı ve ölçüt kar?ılanıncaya değin verilen yanlı? tepki sayısı açısından, e?zamanlı ipucu i?lem süreciyle yapılan öğretimin, sabit bekleme süreli ipucu i?lem süreciyle yapılan öğretime göre daha verimli olduğu; kazandırılan günlük ya?am becerilerinin öğretim bittikten 7, 14, 21 gün sonra sürdürülebilirliği ve farklı ortam, ki?i, araç-gerece genellenebilirliği açısından farklılık olmadığı izlenimi edinilmi?tir.
Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrencinin özel eğitim danışmanlığıyla akademik alanlarda disiplin alanlarında yapabildikleri dikkate alınarak yapılan öğretimin amaçları gerçekleştirmesine olan etkisi
Bu araştırmanın genel amacı, birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrencinin özel eğitim danışmanlığıyla akademik alanlarda yapabildikleri dikkate alınarak yapılan öğretimin amaçları gerçekleştirmesine olan etkisini belirlemektir.Araştırmanın deseni tek denekli deneysel desenlerden davranışlar arası çoklu yoklama modeli desenidir.Araştırmanın deneğini, 2008?2009 öğretim yılında Satuk Buğra İlköğretim Okulu üçüncü sınıf şubesine devam eden 11 yaşında kız öğrenci oluşturmaktadır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen görüşme formu, Hayat Bilgisi, Matematik ve Türkçe dersi kontrol listeleri,?Noktalama İşaretleri?, ?Saat Okuma? ve ?Atatürk'ün Hayatı? ölçü aracı, sosyal geçerlilik formu geliştirilmiş ve uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular şu şekildedir.Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrencinin özel eğitim danışmanlığıyla akademik alanlarda yapabildiği dikkate alınarak düzenlenen öğretim, öğrencinin anılan akademik alanlarda amaçları gerçekleştirmelerine yol açmıştır. Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrencinin özel eğitim danışmanlığıyla akademik alanlarda yapabildikleri dikkate alınarak yapılan öğretim öğrencinin amaçları gerçekleştirmesinde etkilidir. Özel eğitim danışmanlığıyla yapabildiği dikkate alınarak düzenlenen öğretimin, akademik alanlarda öğrencinin kazandığı amaçları farklı ortam ve kişiye genellemelerinde etkili olduğu izlenimi edinilmektedir. Araştırmaya katılan öğretmen öğrenci davranışları üzerindeki olumlu etkisi ve özel eğitim danışmanlığıyla yapabildiği dikkate alınarak düzenlenen öğretimin kullanışlılığı hakkında olumlu görüş bildirmişlerdir.Özel eğitim danışmanlığıyla zihinsel yetersizliği olan öğrencilere yapabildikleri ve gereksinimleri belirlenerek yapabildiklerine göre öğretim düzenlemesi onlar genel eğitim sınıfında gelişim ve akademik alanlarda ilerlemeleri sağlayabilir.Ayrıca özel eğitim danışmanlığıyla ilgili uygulamaya ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Özel Eğitim Danışmanlığı, Öğrencilerin Yapabildiklerine Göre Öğretim
Öğretmen adaylarının öğretme becerilerini edinmelerinde, ipucu ve dönüt verilerek yapılan öğretim ile sadece dönüt verilerek yapılan öğretimin etkililiği, verimliliği, sürekliliğe ve genellemeye olan etkileri
Bu araştırmanın amacı, zihinsel engelli öğrencilerin öğretmen adaylarının öğretme becerilerini oluşturan ders anlatma ve ders planı yazmayı edinmelerinde, ipucu ve dönüt verilerek ve sadece dönüt verilerek yapılan öğretimin etkililiklerinin farklılaşıp faklılaşmadığını, hangisinin daha verimli olduğunu genellemeye ve sürekliliğe olan etkilerini belirlemektir.Araştırmada tek denekli deneysel desenlerden olan karşılaştırmalı modellerden uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Öğretme becerilerini değerlendirmek için ?Öğretme Becerileri Kontrol Listeleri? kullanılmıştır.Araştırmanın deneklerini, 2007?2008 öğretim yılında Gazi Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Zihin Engellilerin Eğitimi Anabilim Dalında dördüncü sınıfa devam eden, birinci ve ikinci dönem derslerinin tamamını alabilen iki öğretmen adayı oluşturmuştur.Araştırmada veriler grafiksel olarak analiz edilmiştir.Araştırmanın sonucunda bir ve iki no'lu denek, ipucu ve dönüt verilerek yapılan uygulamayla ders anlatma becerilerini %99 ve %100 düzeyinde edinirken, sadece dönüt verilerek yapılan uygulamayla ise ders anlatma becerilerini %98 ve %94 düzeyinde edinmiştir. Bu bulgular deneklerin, ipucu ve dönüt verilerek ve sadece dönüt verilerek yapılan uygulama sonucunda ders anlatmayı edinme düzeyleri açısından farklılık göstermemektedir. Bununla birlikte her iki uygulamanın sağaltım evreleri karşılaştırıldığında ipucu ve dönüt verilerek yapılan uygulamanın lehine farklılık göstermektedir.Bir ve iki no'lu denek, ipucu ve dönüt verilerek yapılan öğretimle ders planı yazma becerilerini %100 düzeyinde edinirken, sadece dönüt verilerek yapılan uygulamayla ise ders anlatma becerilerini %98 ve %94 düzeyinde edinmiştir. Bu bulgular deneklerin, ipucu ve dönüt verilerek ve sadece dönüt verilerek yapılan uygulama sonucunda ders planı yazmayı edinme düzeyleri açısından farklılık göstermemektedir. Bununla birlikte her iki uygulamanın sağaltım evreleri karşılaştırıldığında ipucu ve dönüt verilerek yapılan uygulamanın lehine farklılık göstermektedir.Sonuç olarak, deneklere ipucu ve dönüt verilerek ve sadece dönüt verilerek yapılan uygulamanın, ders anlatmanın ve ders planı yazmanın edindirilmesinde etkili oldukları ve çok az da olsa ipucu ve dönüt verilerek yapılan öğretimin lehine farklılığın olduğu görülmektedir. Deneklerin her iki uygulamayla edindikleri öğretme becerilerini 38, 86 ve 160 gün sonra sürdürmeleri ve farklı kavram ve becerilere ilişkin ders planı yazmaya; ders anlatmalarına ve farklı sınıflara genellemeleri bakımından farklılık göstermediği izlenimi edinilmektedir. Ayrıca çalışma sonunda deneklere uygulanan araştırmanın sosyal geçerliliğine ilişkin formda, her iki denek de ipucu ve dönüt verilerek yapılan öğretimi ?ders planı yazmanın öğretilmesi? dışındaki konularda öğretme becerilerinin edindirilmesinde sadece dönüt verilerek yapılan öğretime yeğlediklerini ifade etmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Zihin Engelli Öğrenciler, Öğretmenlik Uygulaması, Özel Eğitimde Öğretmenlik Uygulaması, Öğretme Becerileri Kontrol Listesi, Öğretmen Adayları, İpucu Verme, Dönüt Verme.
Zihinsel engelli öğrencilerin okuduğunu anlama becerisinde okuma öncesi, sırası ve sonrasında uygulanan okuduğunu anlama tekniklerinin etkililiklerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı; okuduğunu anlama tekniklerinden, okuma öncesi, sırası, sonrası teknikler ve okuma sırası ile sonrası tekniklerin birleştirilerek uygulanmasının zihinsel engelli öğrencilerin öykü okuma anlama becerisinin geliştirilmesinde hangisinin en etkili olduğunu belirlemektir.Araştırmaya bir dakikada en az 45 sözcük okuyabilen, verilen metnin %80'ini doğru olarak okuyabilen ve verilen öyküyle ilgili sorulan 10 sorudan en az 3'üne doğru cevap verebilen iki kız bir erkek zihinsel engelli öğrenci katılmıştır. Deneklerin ikisi Ankara ilindeki bir özel eğitim sınıfına, biri ise kaynaştırma programına devam etmektedir. Öğrencilerden biri 15 yaş 9 ay, ikisi ise 15 yaş 8 aylıktır. Bir öğrenci 6. sınıf iki öğrenci 7. sınıf düzeyindedir.Araştırma Dönüşümlü Sağaltımlar Deseni ile yapılmıştır. Yapılan öğretmen görüşmesi sonucunda araştırmada 4. sınıf metinlerin kullanılmasına karar verilmiştir. Öğretim ve değerlendirme amacı ile Talim Terbiye Kurulu tarafından onaylanmış ilköğretim 4. sınıf Türkçe ders kitaplarından toplam 21 kurgusal metin seçilmiştir.Deney sürecinde her öğrencinin başlangıçta bir oturum başlama düzeyi belirlenmiştir. Başlama düzeyinde öğrenciye bir kez metin sesiz olarak okutulmuş ve metinle ilgili 10 kısa cevaplı soru sorulmuştur. Daha sonra her öğrenci için en az dört oturum dönüşümlü olarak okuma öncesi, okuma sırası, okuma sonrası ve birleştirilmiş teknikten oluşan okuduğunu anlama teknikleri uygulanmıştır. Her tekniğin uygulanmasından sonra öykünün tümüyle ilgili 10 kısa cevaplı soru öğrenciye sırası ile sorularak öğrencinin cevapları kayıt edilmiştir. Sağaltım teknikleri uygulanırken en az dört kez dönüşümlü olarak başlama düzeyi verileri toplanmaya devam edilmiştir. Sonuçlar grafikteki veri yollarının düzeyi analiz edilerek görsel analiz yolu ile yorumlanmıştır.Araştırma sonucunda her üç öğrenci için birleştirilmiş tekniğin öykü okuma anlamada en etkili teknik olduğu bulunmuştur.
Eve dayalı gündüz tuvalet kontrolü aile eğitimi programı'nın annelerin kuruluk kaydı tutma ile gündüz tuvalet kontrolü kazandırma becerisini ve çocukların gündüz tuvalet kontrolünü kazanmasındaki etkisi
Araştırmada Eve Dayalı Gündüz Tuvalet Kontrolü Aile Eğitimi Programı, annelerde ve çocuklarda beklenen davranış değişikliklerini gerçekleştirmede etkisi açısından ve uygulama güvenilirliği ve sosyal geçerlik açılarından değerlendirilmiştir.Araştırmada, tek denekli deneysel desenlerden ?AB Deseni? kullanılmıştır. Araştırmanın deneklerini, TSK GÜLSAV Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerine devam eden 3 çocuk ile onların anneleri oluşturmuştur. Araştırma verileri, kaba değerlendirme formu, aile görüşme formu, kuruluk süresi kaydı tutma becerisi ölçü aracı, gündüz tuvalet kontrolünü kazandırma becerisi ölçü aracı, kuruluk süresi kayıt formu, uygulama güvenirliği formları ve sosyal geçerlik formu ile toplanmıştır. Tümüyle ev ortamında yapılan araştırmanın deney sürecinde, ilk olarak annelere kuruluk süresi kaydı tutma becerisi kazandırılmıştır. Ardından anneler kuruluk süresi kayıtlarını tutmuşlardır. Daha sonra annelere, tuvalet kontrolü kazandırma becerisi kazandırılmıştır. Anneler bu beceriyi kullanarak, çocuklarına tuvalet kontrolünü kazandırmışlardır. Araştırmada, araştırma verileri, grafiksel olarak gösterilmiş ve grafikler niteliksel olarak yorumlanmıştır. Araştırma sonunda elde edilen bulgular şu şekildedir;-?Eve Dayalı Gündüz Tuvalet Kontrolü Aile Eğitimi Programı?nın uygulanması, araştırma kapsamına dahil edilen annelerin, kuruluk kaydı tutma ve tuvalet kontrolü kazandırma becerilerinin alt amaçlarını gerçekleştirmesine yol açmıştır.-?Eve Dayalı Gündüz Tuvalet Kontrolü Aile Eğitimi Programı?nın amaçlarını gerçekleştiren annelerin, çocuklarına tuvalet kontrolü eğitimi uygulaması, çocukların tümünün gündüz tuvalet kontrolünü kazanmasına yol açmıştır.-?Eve Dayalı Gündüz Tuvalet Kontrolü Aile Eğitimi Programı?nın, çocukların kazandıkları tuvalet kontrolü becerisini, uygulamadan 3, 10 ve 17 gün sonra sürdürmelerine yol açtığı belirlenmiştir.-?Eve Dayalı Gündüz Tuvalet Kontrolü Aile Eğitimi Programı?, uygulama güvenirliği ve sosyal geçerlik açısından değerlendirildiğinde, uygulama açısından güvenilir ve sosyal açıdan geçerli bir program olduğu belirlenmiştir.
Birlikte eğitim ortamındaki zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilere destek eğitim odasında verilen destek eğitimin etkililiği
Araştırmanın genel amacı, birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel engelli öğrencilerin, akademik alanlarda yapabildiklerine göre desenlenen eğitim planlarının, destek eğitim odasında özel eğitim öğretmeni tarafından uygulanmasının, öğrencilerin akademik alandaki amaçları gerçekleştirmelerinde etkili olup olmadığını araştırmaktır.Araştırmanın deseni, tek denekli deneysel desenlerden, ?denekler arası çoklu yoklama deseni?dir.Bu araştırmanın denekleri, 2006-2007 öğretim yılında, Kahramanmaraş ilinde kaynaştırma programıyla normal ilköğretim okullarına kayıtlı, saat okuma becerisine sahip olmayan ve okuma hızı dakikada 40 kelimenin altında olan, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş beş ilköğretim 2. sınıf öğrencisidir. Bu beş öğrenciden biri ön uygulama, üçü uygulama, biri de yedek denek olarak belirlenmiştir.Öğrencilerin akademik alanlardaki gereksinimlerini belirlemek amacıyla ?Öğretmen Görüşme Formu? ve ?Kontrol Listeleri? kullanılmıştır. Saat okuma becerisi öğretimi için gerekli ön koşul davranışlara sahip olup olmadıklarını belirlemek için Saat Okuma Önkoşul Becerileri Ölçü Aracı hazırlanmıştır. Okuma hızı becerisinde, deneklerin bir metni %75 düzeyinde doğru okuması ve okuma hızının dakikada 40 kelimenin altında olması ölçüt olarak belirlenmiştir. Deneklerin akademik alanlarındaki gereksinimlerine dayalı olarak, saat okuma becerisi ve okuma hızı becerisi destek eğitim planları geliştirilmiş ve uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen veriler, grafiksel olarak analiz edilmiştir.Araştırma bulgularına göre, birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel engelli öğrencilerin, akademik alanlarda yapabildiklerine göre desenlenen eğitim planlarının, destek eğitim odasında özel eğitim öğretmeni tarafından uygulanmasının, öğrencilerin akademik alandaki amaçları gerçekleştirmelerinde etkili olduğu izlenimi edinilmiştir.
Zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilere word belgesi üzerine yazı yazma becerisinin kazandırılmasında eşzamanlı ipucu işlem süreci ile yapılan öğretimin etkililiği
Bu araştırmanın amacı, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilere word belgesi üzerine yazı yazma becerisinin eşzamanlı ipucu işlem süreciyle öğretiminin etkili olup olmadığını belirlemek, öğrencilerin kazandıkları beceriyi öğretimden sonra sürdürüp sürdüremediğini, farklı ortam, kişi, materyal ve metne genelleyip genelleyemediğini ortaya koymaktır. Araştırmada tek denekli deneysel desenlerden ?denekler arası çoklu yoklama modeli? kullanılmıştır.Araştırmanın deneklerini, 2006?2007 öğretim yılında, TSK. Güvercinlik Gülsav Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Kursu'na devam eden ve zihinsel yetersizlikten etkilenmiş beş öğrenci oluşturmaktadır. Bu beş öğrenciden üçü asıl, biri de yedek denek olarak seçilmiştir. Ön uygulama için de aynı merkeze kayıtlı bir öğrenciyle çalışılmıştır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen ve aile görüşme formları, beceri kontrol listesi, ölçüt bağımlı ölçü araçları ve eşzamanlı ipucu işlem süreciyle öğretim yapılırken öğretimde ilerlemelerin kaydedileceği kayıt çizelgeleri, uygulama güvenirliği formu, aileye ve öğrenciye yönelik pekiştireç belirleme formları, aileye ve sınıf öğretmenine yönelik sosyal geçerlilik formları geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Eşzamanlı ipucu işlem süreciyle öğretim yapabilmek için öğretim materyali hazırlanmış ve araştırmacı tarafından uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, eşzamanlı ipucu işlem süreci ile yapılan öğretimin, öğrencilerin Word belgesi üzerine yazı yazma becerisini kazanmalarında etkili olduğu izlenimi edinilmektedir. Eşzamanlı ipucu işlem süreci ile yapılan öğretimin öğrencilerin kazandıkları Word belgesi üzerine yazı yazma becerisini, öğretim bittikten 7, 14, 21 gün sonra da sürdürmeleri ve farklı ortam, araç-gereç, kişi ve metne genellemeleri açısından etkili olduğu izlenimi edinilmektedir.
Zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilere hayat bilgisi öğretiminde doğrudan öğretim yöntemi ve şematik düzenleyiciyle öğretimin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, Hayat Bilgisi öğretiminde, Doğrudan Öğretim Yöntemi ve Şematik Düzenleyiciyle Öğretimin zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilerin başarı düzeyi üzerindeki etkisini karşılaştırmak ve öğretimden 15 gün sonra kazanımlarını sürdürmede hangisinin etkili olduğunu belirlemektir.Araştırmanın çalışma grubunu 2007?2008 öğretim yılında Ankara ili Büyükşehir Belediye sınırları içerisinde bulunan Mamak Hurin Yavuzalp İş Okulunun Hazırlık, 1. ve 2. sınıflarına devam eden ve a) Okuma yazma bilen, b) okuduğunu anlayan, c) Besin ve besin gruplarını ayırt edebilen altışarlı iki ayrı grup olarak oniki zihinsel yetersizliği olan öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubunun altısı kız, altısı erkektir.Bu araştırmada deneme modellerinden ?Öntest- Sontest Kontrol Gruplu Araştırma Modeli? kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni, deneklerin başarı düzeyleridir (Besin Ögeleri Başarı Testinden aldıkları başarı puanı). Bağımsız değişkenleri ise Şematik Düzenleyiciyle Öğretim ve Doğrudan Öğretim Yöntemidir. Deney grubunda Şematik Düzenleyiciyle Öğretim yapılırken, kontrol grubunda Doğrudan Öğretim Yöntemi ile öğretim yapılmıştır.Öntest-sontest kontrol gruplu model uygulanırken, önce her iki gruba (deney grubu ? kontrol grubu) araştırmacı tarafından hazırlanan Besin Ögeleri Başarı Testi aynı gün farklı oturumlarda öntest olarak uygulanmıştır. Her iki gruba bağımsız değişkenler ayrı ayrı uygulandıktan bir gün sonra Besin Ögeleri Başarı Testi her iki gruba aynı gün farklı oturumlarda sontest olarak uygulanmıştır. Sontest uygulandıktan onbeş gün sonra ise Besin Ögeleri Başarı Testi her iki gruba birlikte aynı gün izleme testi olarak uygulanmıştır.Veri toplama araçları ile toplanan veriler, bilgisayar ortamına aktarılarak analiz edilmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS (Statistical Package for Social Sciences) paket programından yararlanılmış olup, bağımsız örneklemler için parametrik olmayan istatistiklerden Mann Whitney U testi, bağımlı örneklemler için parametrik olmayan istatistiklerden Wilcoxon testi kullanılarak, sıra ortalama, sıra toplamı, ortanca değeri ve standart sapma istatistiklerine yer verilmiştir.Araştırmanın sonucunda Hayat Bilgisi öğretiminde zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilerde bilişsel alanın bilgi, kavrama, uygulama, analiz ve sentez basamakları düzeyindeki sontest puanları açısından farklılaşmanın olmadığı, erişi puanları açısından Şematik Düzenleyiciyle Öğretimin, Doğrudan Öğretim Yöntemine göre daha etkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca uygulamanın bitiminden 15 gün sonra kazanımlarını sürdürmede Şematik Düzenleyiciyle Öğretimin, Doğrudan Öğretim Yöntemine göre daha etkili olduğu bulunmuştur.
Özel eğitim programlarından ve farklı programlardan mezun öğretmenlerin BEP kullanma durumlarının saptanması
Bu araştırmanın amacı; özel eğitim programı mezunu öğretmenler ile farklı programlardan mezun öğretmenlerin özel eğitim alanında ?Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı?nı hazırlama ve kullanma yeterliliklerini saptamaktır.Bu araştırma, Ankara ilinde özel eğitim alanında çalışan sınıf öğretmenlerinin "bireyselleştirilmiş eğitim programları?nı hazırlama ve kullanma yeterliliklerini belirlemek amacıyla yapılan betimsel tarama modelinde bir çalışmadır.Araştırmanın örneklemini 2006?2007 öğretim yılında Ankara ili Büyükşehir Belediye sınırları içerisinde bulunan, Çağdaş Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi, Batıkent Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi, Milli Piyango Başkent İş Okulu, Eryaman Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi, Hurin Yavuz Alp İş Okulu, Sincan Ali Aktürk Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi, Sincan İş Okulu, Anakara Lions Klüp Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi, Gazi Osman Paşa İlköğretim Okulu Özel Eğitim Sınıfı, Sakarya İlköğretim Okulu Özel Eğitim Sınıfı, Türkan Azmi Köksoy İlköğretim Okulu Özel Eğitim Sınıfı, Gülten Kösemen İlköğretim Okulu Özel Eğitim Sınıfında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplama aracı ile toplanan veriler, bilgisayar ortamına aktarılarak analiz edilmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 11,0 (Statistical Package for Social Sciences) paket programından yararlanılmış olup, verilerin yorumlanmasında frekans değerleri, yüzdelikler ve yüzde ortalamalar kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı kullanmayla ilgili olarak, her iki program mezunlarının büyük bir çoğunluğunun Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı kullanmadığını, ancak, özel eğitim programı mezunlarının, farklı program mezunlarına göre Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı kullanma konusunda daha yeterli olduğu saptanmıştır.
Zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilere sosyal becerilerin kazandırılmasında doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımları ile yapılan öğretimin etkililiklerinin ve verimliliklerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilere sosyal becerilerin kazandırılmasında, doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımıyla yapılan öğretimin etkililiklerinin farklılaşıp farklılaşmadığını ve hangi işlem süreci ile yapılan öğretimin daha verimli olduğunu araştırmaktır.Araştırmada tek denekli deneysel desenlerden, uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır.Araştırmanın deneklerini, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş 11 yaşında bir kız ve 13 yaşında bir erkek öğrenci oluşturmuştur.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen görüşme formu, sosyal beceri kontrol listesi, ölçüt bağımlı ölçü araçları ve doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımlarıyla öğretim yapılırken öğretimde ilerlemelerin kaydedileceği kayıt çizelgeleri, verimlilik formu, uygulama güvenirliği formu ve sosyal geçerlilik formu geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımlarıyla öğretim yapabilmek için öğretim planları hazırlanmış ve araştırmacı tarafından uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, doğrudan öğretim yaklaşımının bir no'lu deneğe sosyal becerilerin kazandırılmasında bilişsel süreç yaklaşımına göre daha etkili olduğu izlenimi edinilirken; doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımıyla yapılan öğretimin iki no' lu deneğe sosyal becerilerin kazandırılmasında benzer etkililikte olduğu izlenimi edinilmektedir. Deneklere, sosyal becerilerin kazandırılmasında, toplam öğretim süresi ve yanlış tepki sayısı açısından doğrudan öğretim yaklaşımının, bilişsel süreç yaklaşımına göre daha verimli olduğu izlenimi edinilmektedir. Doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımlarının, kazanılan sosyal becerilerin öğretiminden 5 ve 35 gün sonra sürdürmeleri ve farklı ortam, araç?gereç ve kişiye genellenebilirliği açısından farklılık göstermediği izlenimi edinilmektedir.
Ders kitaplarında yer alan ve yeniden yapılandırılmış metinlerin az gören kör ve görme yetersizliğinden etkilenmemiş öğrencilierin okuduğunu anlama düzeyleri üzerindeki farklılaşan etkililiği
Bu araştırmanın genel amacı, Kör, az gören ve gören öğrencilerin okuduğunu anlama performanslarının ders kitaplarındaki metinlere, yeniden yapılandırılmış metinlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını, ders kitaplarındaki ve yeniden yapılandırılmış metinlerin bu öğrencilerin okuduğunu anlama performansları üzerinde ne kadar etkili olduğunu incelemektir. Araştırmada betimsel yöntemle çalışılmıştır.Araştırma grubunu, 2007-2008 Eğitim-Öğretim yılı içerisinde Mitat Enç Görme Engelliler İlköğretim Okulu, Göreneller Görme Engelliler İlköğretim Okulu, Kurtuluş İlköğretim Oklulu, ve Emniyetçiler İlköğretim Okulunda 4. 5. ve 6. sınıflara devam eden, kör, az gören ve gören 208 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplama aracı olarak, İlköğretim Okulu 4. 5. ve 6. sınıf ?Fen ve Teknoloji? ders kitaplarında yer alan 3 metin, bu metinlerin eğitsel açıdan uygun hale getirilmesi için araştırmacı tarafından yeniden yapılandırılmış versiyonları ve öğrencilerin okudukları metinler için hazırlanan okuduğunu anlama soruları kullanılmıştır.Az gören, kör ve gören öğrencilerin, ders kitaplarında yer alan ve yapılandırılmış fen bilgisi metinlerinin okuduğunu anlama sorularına doğru cevap verme düzeyleri t-testi (bağımsız gruplar için) ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca ders kitaplarındaki ve yeniden yapılandırılmış metinlerin bu öğrencilerin okuduğunu anlama performansları üzerinde ne kadar etkili olduğunu belirlenmesi için de ?Etki Büyüklüğü? hesaplaması yapılmıştır.Araştırma sonuçlarında, araştırmaya katılan kör, az gören ve gören öğrencilerin okuduğunu anlama sorularına verdikleri doğru cevap sayılarının arasında ders kitaplarında yer alan ve yeniden yapılandırılmış metinlere göre anlamlı bir farklılık olduğu ve bu öğrencilerin yeniden yapılandırılmış metinlerde, okuduğunu anlama sorularına daha çok doğru cevap verdikleri görülmüştür. Ayrıca çalışma sonucunda, yeniden yapılandırılmış metinlerin, ders kitaplarında yer alan metinlere göre en yüksek etkililiği az gören deneklerde gösterirken, gören ve kör denekler üzerinde hemen hemen eşit düzeyde etkililik gösterdiği görülmüştür.
Doğrudan öğretim temelli öğretmen adayı değerlendirme programı'nın, özel eğitim öğretmenlerinin değerlendirme ve dönüt verme becerilerine etkisi
Araştırma, Doğrudan Öğretim Temelli Öğretmen Adayı Değerlendirme Programı'nın, özel eğitim öğretmenlerinin değerlendirme ve dönüt verme becerilerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, nitel araştırma tekniklerine uygun olarak desenlenmiştir. Araştırmanın deneklerini Özel Eğitim Bölümü Görme Engellilerin Eğitimi Anabilim Dalı'ndan lisans/yüksek lisans eğitimi almış ve Aydınlıkevler ile Mitat Enç Görme Engelliler Okulu'nda öğretmenlik yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır.Araştırmanın verilerinin toplanabilmesi için, Öğretim Becerileri Kontrol Listesi, Yazılı Dönüt Formu ve görüşme soruları geliştirilmiştir. Araştırmanın uygulanması için Öğretmen Adayını Değerlendirme Modülleri ile bu modülleri içeren Doğrudan Öğretim Temelli Öğretmen Adayı Değerlendirme Programı oluşturulmuştur.Araştırmada Öğretim Becerileri Kontrol Listeleri'nden elde edilen veriler incelenmiş, öğretmenlerin program öncesi ve sonrasına ilişkin olarak kontrol listelerini doğru doldurma yüzdeleri belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının derslerini izleyen öğretmenler tarafından doldurulmuş olan kontrol listeleriyle sözel olarak verilen dokümanlar karşılaştırılmış, bilgi biçimlerine göre program öncesi, sonrası ve izleme aşamalarında verilen dönütler doğru/yanlış olma durumlarına göre kodlanarak, nicel veriler elde edilmiştir. Yazılı/sözel dönütler, gözlemler ve görüşmelerden elde edilen verilere içerik analizi yapılmıştır.Araştırma sonucunda,1. Program öncesinde öğretmenlerin, Öğretim Becerileri Kontrol Listesi'ndeki maddeleri doğru işaretleme yüzdelerinin çok düşük olduğu, programın uygulanmasından hemen sonra ve izleme aşamalarında öğretim becerilerini gözleyip, kontrol listesinde tamamına yakınını doğru olarak işaretledikleri görülmektedir.2. Öğretmenlerin hepsinin yazılı/sözel dönütleri incelendiğinde, program öncesinde yanlış ve yüzeysel dönütler verdikleri, program sonrası ve izleme aşamalarında dönütlerinin doğru olduğu, ayrıntılı olarak dönütler verdikleri ve öğretim becerilerini uygulamalı olarak gösterdikleri görülmüştür.3. Program sonrasında, öğretmenlerin oturdukları yerlerin öğretmen adayının öğretim becerilerini kontrol edebilecekleri şekilde değiştiği, kontrol listesi ve dönüt formlarına bağımlı kalmadıkları, dönütler doğrultusunda öğretmen adaylarının performanslarının değiştiği ve dolayısıyla görme engelli öğrencilerin de amaçları gerçekleştirebilir hale geldikleri, adayların öğretmenleri danışmanları olarak benimsedikleri gözlenmiştir.4. Görüşmeler sonucunda, öğretmenlerin hepsi programın bütün öğretim becerilerini anlamada yeterli ve etkili olduğunu, program öncesinde ve sonrasında verdikleri dönütler arasında çok fark bulunduğunu, program öncesinde dönütlerinin yüzeysel olduğunu, program sonrasında doğru dönütlerinin arttığını, öğretim becerilerini iyi şekilde gözleyerek dönütler verdiklerini ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin hepsi, çalışmanın öğretmen adaylarının etkili öğretim becerilerini kazanmalarına katkı sağladığını ifade etmişlerdir. Programın kendi derslerine, öğretmen adaylarının denetlenmedikleri derslerde öğretim becerilerine olan olumlu etkilerini belirtmişlerdir. Öğretmen adayları da bu görüşleri destekleyecek nitelikte görüşlerini söylemişlerdir.Araştırmada, kontrol listeleri, yazılı/sözel dönütler, gözlemler ve görüşmelerden elde edilen veriler doğrultusunda, Doğrudan Öğretim Temelli Öğretmen Adayı Değerlendirme Programı'nın uygulanmasının, özel eğitim öğretmenlerinin değerlendirme ve dönüt verme becerilerine etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Doğrudan davranışsal danışmanlığın birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş yetersizliği olan öğrencilerin problem davranışlarını azaltmadaki etkililiği
Bu araştırmanın genel amacı; birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş yetersizliği olan öğrencilerin problem davranışlarını azaltmak için sınıf öğretmenlerine yapılan doğrudan davranışsal danışmanlığın (DDD); öğretmenlerin betimlemeden ve betimleyerek ödüllendirme davranışlarını artırmaya ve öğrencilerin problem davranışlarını azaltmaya ve öğretmenlerin artırılan ödüllendirme davranışları ile öğrencilerin azaltılan davranışlarının sürmesine, genellenmesine ve kullanılışlılığına olan etkisini belirlemektir.Araştırmanın amaçlarını gerçekleştirebilmek için tek denekli deneysel desenlerden denekler arası çoklu yoklama desenine yer verilmiştir.Araştırmanın deneklerini Ankara İli'nde ilköğretim okulunda birlikte eğitim ortamında bulunan biri öğrenme güçlüğü, ikisi dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı almış olan iki ilköğretim dördüncü sınıf ve bir ilköğretim üçüncü sınıf öğrencisi olmak üzere üç öğrenci ve onların sınıf öğretmenleri oluşturmuştur.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen görüşme formu, pekiştireç belirleme formu, motivasyon ölçümleme formu, sosyal geçerlilik belirleme formu, anekdot kayıt formu, Türkçe dersi kontrol listesi, kısmi aralık kayıt formu geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Araştırmada, öğretmenlerin betimlemeden ve betimleyerek ödüllendirme davranışlarının artırılması ve öğrencilerin ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarının azaltılması amacıyla, araştırmacı tarafından öğretmen ipucu kâğıdı hazırlanmıştır. Hazırlanan öğretmen ipucu kâğıtlarının uygulanmasından sonra, araştırmacı tarafından öğretmenlere ipucu kâğıtlarının uygulanmasına yönelik olarak dönüt verilmiştir.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde, grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgular şu şekildedir;? Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş yetersizliği olan öğrencilerin ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarını azaltmak için sınıf öğretmenlerine yapılan DDD, her üç öğretmenin de betimlemeden ve betimleyerek ödüllendirme davranışlarını artırmalarında etkilidir.? Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş yetersizliği olan öğrencilerin ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarını azaltmak için sınıf öğretmenlerine yapılan DDD, öğretmenlerin artan betimlemeden ve betimleyerek ödüllendirme davranışlarını, sağaltımdan 14, 16 ve 18 gün sonra azalarak sürdürmelerinde etkilidir.? Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş yetersizliği olan öğrencilerin ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarını azaltmak için üç sınıf öğretmenine yapılan DDD'ğın, öğretmenlerin Türkçe dersinde artmış olan betimlemeden ve betimleyerek ödüllendirme davranışlarının, birinci öğretmenin hem betimlemeden hem de betimleyerek ödüllendirme, ikinci öğretmenin yalnızca betimleyerek ödüllendirme davranışının Matematik dersine genellemesinde etkili olduğu; ancak üçüncü öğretmenin ne betimlemeden ne de betimleyerek ödüllendirme davranışlarının genellenmesinde etkili olmadığı izlenimi edinilmiştir.? Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş yetersizliği olan öğrencilerin ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarını azaltmak için sınıf öğretmenlerine yapılan DDD, her üç öğrencinin de ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarının azalmasında etkilidir.? Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş yetersizliği olan öğrencilerin ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarını azaltmak için sınıf öğretmenlerine yapılan DDD, öğrencilerin azalan ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarını, sağaltımdan 14, 16 ve 18 gün sonra da sürdürmelerinde etkilidir.? Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş yetersizliği olan öğrencilerin ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarını azaltmak için sınıf öğretmenlerine Türkçe dersinde yapılan DDD'lığın, öğrencilerin azalan ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarının Matematik dersine genellenmesinde etkili olduğu izlenimi edinilmiştir.? Araştırmaya katılan öğretmenlerin tamamı, ipucu kâğıdı ve dönüt verilerek yapılan DDD'lığın kullanılışlılığı hakkında olumlu görüş bildirmişlerdir.
Bilgilendirme ve simülasyon uygulamalarının lise öğrencilerinin özel gereksinimli öğrencilere yönelik sosyal kabul düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, normal gelişim gösteren lise öğrencilerine yönelik hazırlanan bilgilendirme ve simülasyon uygulamalarının özel gereksinimli bireylerin sosyal kabul düzeylerine etkisini belirlemektir. Araştırmada bunun yanı sıra çalışma grubunda yer alan lise öğrencilerinin, özel gereksinimli bireylere yönelik sosyal kabul düzeylerinin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022-2023 eğitim öğretim yılında, İzmir ilinde, üç farklı türde lisenin 9., 10., 11. ve 12. sınıflarında öğrenim gören 149 kız ve 183 erkek olmak üzere toplam 332 normal gelişim gösteren öğrenciden oluşmaktadır. Bu öğrencilerden 166'sı kontrol grubunda, 166'sı ise deney grubunda yer almıştır. Araştırmada uygulanan program, özel gereksinimli bireyler hakkında bilgilendirme ve farklı özel gereksinimli gruplarla ilgili altı simülasyon uygulamasından oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Kabul Ölçeği Lise (SKÖ-L) Formu, Sosyal Geçerlilik Veri Toplama Aracı ve Uygulama Güvenirliği Veri Toplama Formu ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizleri SPSS 28.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde, Kolmogorov-Smirnov testi, Skweness-Kurtosis testi, Pearson ki kare testleri, Bağımsız Örneklem t-testi, Bağımlı Örneklem t-testi, Tek Yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Etki büyüklüğü için Cohen'in (d) değeri belirlenmiştir. Ayrıca sosyal geçerlilik verilerinin betimsel analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, normal gelişim gösteren lise öğrencilerine yönelik hazırlanan bilgilendirme ve simülasyon uygulamalarının, özel gereksinimli bireylerin sosyal kabul düzeylerine artırmada etkili olduğu ve büyük düzeyde etki büyüklüğüne sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırmada sosyal geçerlilik verilerine göre normal gelişim gösteren lise öğrencilerinin çalışmalara katılmaktan memnun oldukları, çalışmanın özel gereksinimli bireylere yönelik empati duygularını geliştirdiği, özel gereksinimli bireylerle ilgi doğru bilgilendirme edindikleri ve ön yargılarını değiştirmede etkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen diğer bir sonuç ise normal gelişim gösteren lise öğrencilerinin, özel gereksinimli bireylere yönelik sosyal kabul düzeylerinin demografik değişkenlerden yaşa, okul türüne, sınıf düzeyine, sosyo-ekonomik düzeye, anne-baba eğitim düzeyine, ailede özel gereksinimli birey bulunma durumuna ve yakın çevresinde özel gereksinimli birey bulunma durumuna göre farklılaşmadığı, sadece deney grubu öğrencilerinin cinsiyet değişkenine göre kızlar lehine farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.
Özgül öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin doğru okuma, okuduğunu anlama ve okuma hızlarının incelenmesi
Araştırmanın amacı, özgül öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin doğru okuma, okuduğunu anlama ve okuma hızlarının incelenerek bu öğrencilerin sınıf ve yaş seviyesindeki performanslarını belirlemektir. Araştırmaya Konya ilinde bulunan üçüncü sınıfta öğrenim gören 100 özgül öğrenme güçlüğü olan öğrenci katılmıştır. İlk tarama sonrasında, öğrencilerin 21'i yeterli okuma becerisine sahip olmadığı için araştırma dışı bırakılmıştır. Araştırma 79 özgül öğrenme güçlüğü olan öğrenci ile yapılmıştır. Araştırmada 7-11 yaşları arasında olan çocukların doğru okuma, okuduğunu anlama ve okuma hızı becerilerini değerlendirilebilmek amacıyla kullanılan "Sesli Okuma Becerisi ve Okuduğunu Anlama Testi II" kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin doğru okuma, okuduğunu anlama ve okuma hızı becerilerinde kronolojik yaş ve sınıf seviyesinin altında performans gösterdikleri ortaya çıkmıştır. Doğru okuma, okuduğunu anlama ve okuma hızı becerilerinin birbirlerini etkilediği tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır.
Sosyal öğrenme kuramının hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan çocukların zihin kuramı becerisine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada Sosyal Öğrenme Kuramının hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan çocukların Zihin Kuramı becerisine etkisi incelenmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim-öğretim yılında İstanbul İli Beyoğlu İlçesi'ndeki bir özel eğitim kurumuna devam eden toplam 30 çocuk oluşturmaktadır. Deney grubunda 15, kontrol 15 toplam 30 çocuk araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu başlangıç durumlarını birbirine denk katılımcılar oluşturmak için yansız olarak seçilemediği için yarı-deneysel olarak yapılmıştır. Araştırma Ön Test ve Son Test olarak Eşitlenmemiş Gruplar Kontrol Gruplu modele göre desenlemiştir. Deney grubundaki hafif düzeydeki zihinsel yetersizliği olan çocuklara Sosyal Öğrenme Kuramı sekiz hafta boyunca toplam 16 oturum uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Zihin Kuramı (zihin kuramı) ölçümlerinde "Beklenmedik İçerik Değişikliği, Birinci Dereceden Yanlış Kanı Atfı Görevi ve İkinci Dereceden Yanlış Kanı Atfı Görevi" kullanılmıştır. Çocuklar ve ailelerinin demografik bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada çalışma grubundan elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde deney ve kontrol gruplarının zihin kuramı testlerinden aldıkları puanların ön test ve son testlerde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Değişkenlere ilişkin hesaplanan puanlar Kruskal Wallis testi, Mann-Whitney testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Zihin Kuramı Testlerinin duyarlılığı ve özgünlüğü ile gözlemciler arası analizler Kappa Uyum Testi ile incelenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, deney ve kontrol gruplarında yer alan hafif düzeydeki zihinsel yetersizliği olan çocukların son test zihin kuramı testleri toplam puanları arasında istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Deney grubundaki hafif düzeyde zihinsel yetersizliği çocukların son test beklenmedik içerik değişikliği, birinci dereceden yanlış kanı atfı ve ikinci dereceden yanlış kanı atfı testi ön test puanlarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, Sosyal Öğrenme Kuramının hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan çocukların zihin kuramına olumlu etkisi bulunmaktadır.
Bütünleştirme/ kaynaştırma uygulamaları kapsamında görev yapan ilkokul öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi: Elâzığ ili örneği
Kurşun, T.K, (2020). Bütünleştirme/ Kaynaştırma Uygulamaları Kapsamında Görev Yapan İlkokul Öğretmenlerinin Görüşlerinin İncelenmesi: Elâzığ İli Örneği. Yüksek lisans, Biruni Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İstanbul. Bu araştırmanın amacı Elâzığ ili merkezinde bulunan ilkokullarda bütünleştirme/kaynaştırma öğretmenlerin, bütünleştirme/kaynaştırma eğitimine ve uygulamalarına ilişkin görüş ve önerilerinin belirlenmesidir. Nitel araştırma yöntemlerine göre durum çalışması modelinde tasarlanan araştırmada; Elâzığ il merkezinde sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan 10 sınıf öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen verilere içerik analizi yapılarak ana tema ve alt temalar çıkartılarak bulgulara ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan kaynaştırma öğretmenlerinin görüşleri incelendiğinde; öğretmenlerin çoğunluğunun, kaynaştırma öğrencisine yönelik bireyselleştirilmiş eğitim programlarını kendilerinin hazırladıkları; akademik becerileri, kaynaştırma öğrencisine göre bireyselleştirerek uyguladıkları; kaynaştırma öğrencisini değerlendirmede öğrencinin seviyesine göre değerlendirme sürecinde zorluk yaşadıkları belirtilmiştir. Bununla birlikte öğretmenlerin çoğu kaynaştırma öğrencilerine sosyal beceri kazandırmak ve diğer öğrencilerle etkileşimi artırmak için grup çalışmaları yapmakta olduklarını ve rehber öğretmenlerden bütünleştirme/kaynaştırma eğitiminin her aşamasında destek aldıklarını ifade etmişlerdir. Araştırma sonucunda bütünleştirme/kaynaştırma uygulamasına devam eden öğrencilerin ailelerinden yeterli desteğin sağlanamaması en önemli sorun olarak ortaya çıkmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin görüşlerine göre öne çıkan diğer sonuç ise okullardaki destek eğitim odalarının gerekli olduğu, ancak bu bağlamda görev yapan öğretmenlerin sık değişmesi ve ilgili materyallerin eksikliği önemli bir sorun olduğudur. Araştırmaya katılan öğretmenlerin çoğunluğu bütünleştirme/kaynaştırma eğitimine okul yönetimi ve personelinin destek sağladıklarını ifade etmişlerdir. Bununla birlikte bütünleştirme/kaynaştırma xv sınıflarının fiziki ortamı büyük oranda yeterli görülürken, sınıflarda materyal eksikliği olduğu ifade edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarından yola çıkılarak bütünleştirme/kaynaştırma uygulamalarının etkililiğini artırmaya yönelik öğretmenlere ve ailelere öneriler sunulmuştur.
Kardeş aracılı sunulan davranışsal öğretim programının otizm spektrum bozukluğu olan çocukların sözel davranış becerilerini geliştirmeye etkisi
Bu çalışmada Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan bir öğrenciye Sözel Davranış Becerilerinden varlıkları adlandırmayı öğretmek amacıyla Kardeş Aracılı Sunulan Davranışsal Öğretim Programı'nın (KADÖP) etkililiği araştırılmıştır. Bu amaçla araştırmamıza OSB tanısı ve adlandırma becerilerinde yetersizliği olan 9 yaşında bir erkek öğrenci ile 15 yaşında tipik gelişim gösteren (TGG) büyük erkek kardeşi katılmıştır. Öğrenciye öğretimi yapılacak olan elektronik eşyalar, iç organlar ve mutfak gereçlerinden beşer adet nesne belirlenmiş, nesnelerin dört farklı görselini kullanarak bir davranışsal öğretim programı geliştirilmiştir. Araştırmada bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisi tek denekli araştırma yöntemlerinden davranışlar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modeli kullanılarak belirlenmiştir. Bağımlı değişkene ilişkin doğru tepki sayısı olay kaydı tekniği ile toplanmış ve deneğin hedeflenen düzeyde bu beceriyi öğrendiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğretiminin sonlanmasının ardından 1., 3. ve 5. haftalarda ise deneğin öğrendiği adlandırma becerisinin ardından kalıcılığa ilişkin izleme verisi toplanmış ve deneğin bu becerinin kalıcılığını koruduğu görülmüştür. Öğrenci kazandığı adlandırma becerisini farklı nesnelere ve kişilere de genelleyebilmiştir. Uygulama videolarını izleyen öğretmenler ile öğrencinin aile bireylerinden öğretilen becerilerin işlevi ve kullanılan öğretim tekniğine ilişkin görüşleri alınarak sosyal geçerlik verileri toplanmış ve toplanan veriler araştırmanın sosyal geçerliliğinin yüksek düzeyde olduğunu göstermiştir. Araştırmanın öğretim, yoklama ve genelleme oturumlarında elde edilen verilerin grafiksel analizi dikkate alındığında KADÖP, OSB'li çocukların adlandırma becerisini öğrenmelerinde etkili olduğu bulunmuştur. Anahtar sözcükler: Aile üyeleri tarafından sunulan öğretim uygulamaları, kardeş aracılı sunulan öğretim uygulamaları, Otizm Spektrum Bozukluğu, Sözel Davranış, Adlandırma