Ankara University
Discipline

Adli Eczacılık Anabilim Dalı (disiplinlerarası)

Ankara University

3

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

3 Theses
Master'sOpen AccessTR

Sefprozilin tayini için elektrokimyasal ve stabilite göstergeli kromatografik yöntemlerin geliştirilmesi

Bu tezde SFP' nin tayini için elektrokimyasal ve SFP' nin izomerlerinin tayini için stabilite göstergeli kromatografik analiz yöntemleri geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma SFP' nin voltametrik analizini açıklayan ilk çalışmadır. İlk olarak SFP'nin elektrokimyasal davranışı CV ve DPV kullanılarak BR, fosfat, asetat tamponları ve 0,1 M ve 0,5 M sülfürik asitte 2,0 ila 10,0 pH aralığında ayrı ayrı incelenmiştir. Deneyler, SFP' nin oksidasyon reaksiyonunu incelemek için pH 3 BRT'de geniş bir tarama aralığında (10-500 mVs-1) gerçekleştirilmiştir. SFP, CKE ile tersinmez ve difüzyon kontrollü olarak yükseltgenmiştir. DPV ile miktar tayini çalışmaları yapılmıştır. Yöntemin doğruluğu, kesinliği, duyarlılığı, gün içi ve günler arası tekrar edilebilirliği istatistiksel olarak araştırılmıştır. SFP' nin izomerlerinin tayini için IS olarak PAR'ın kullanıldığı bir YPSK yöntemi geliştirilmiş ve valide edilmiştir. Öncelikle çeşitli sabit fazlar denenerek maddelerin ayırımları için en iyi sabit faz belirlenmiştir. Diğer taraftan farklı hareketli fazlar, farklı derişimlerde tampon çözeltiler, pH, sıcaklık, akış hızı etkileri gibi deney şartları da optimize edilmiştir. ACE 5 C8 (150 mm x 4,6 mm x 5 µm) kolon ve asetonitril: tampon çözelti (5 mM, amonyum asetat), 90: 10 (h/h) hareketli faz kompozisyonu kullanılarak iyi bir kromatografik ayrıma ulaşılmıştır. SFP' nin diastreomerlerinin ayrımı 45°C, 1 mL dk-1 akış hızında ve 280 nm dalga boyunda gerçekleştirilmiştir. Bu koşullarda cis-SFP, trans-SFP ve PAR'ın tutulma zamanı sırasıyla 2,42 2,84 3,55 dir. YPSK yöntemi, ICH kılavuzlarına göre valide edilmiş ve hızlandırılmış bozunma çalışmaları (oksidasyon, UV ışığı, asit, baz ve sıcaklık) sonucunda, gerçekleştirilen yöntemin SFP için yüksek seçiciliğe sahip olduğu belirlenmiştir. Önerilen voltametrik ve stabilite göstergeli kromatografik yöntemler, farmasötik dozaj formlarında başarıyla uygulanmıştır. Böylece analiz sonuçlarının yardımcı maddelerden etkilenmediği ve ilaç numunelerine uygulanabilirliği gösterilmiştir. Her iki yöntemin validasyonu yapılmış ve sentetik biyolojik numunelerden analiz için uygulanabilirliği gösterilmiştir. Geliştirilen yöntemler hızlı, seçici, hassas, güvenilir ve çevre dostu yöntemlerdir.

Diferensiyel puls voltametrisiDönüşümlü voltametriSefprozil+1
Ayşenur Ortak
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Difenil eter grubu herbisitlerin biyolojik numunelerden tayinine yönelik sıvı kromatografisi yöntemi geliştirilmesi ve pestisit-protein etkileşimlerinin incelenmesi

Bu tez çalışması kapsamında Aklonifen ve Bifenoks pestisit bileşiklerinin YPSK yöntemi kullanılarak analizi için gerekli parametreler bulunmuş ve bu parametrelere bağlı olarak da eş zamanlı analizleri yapılmıştır. Bu amaçla hareketli faz organik çözücü yüzdesi, tampon çözelti molaritesi, kolon, akış hızı, sıcaklık ve pH kullanılarak analizler için en iyi koşullar belirlenmiştir. Optimizasyon ve validasyon işlemleri tamamlanarak geliştirilen yöntemimizde literatürdeki birçok analiz yöntemine göre daha iyi ve etkin bir ayrım ve daha iyi geri kazanım, teşhis sınırı ve tayin alt sınırı değerleri elde edilmiştir. Hesaplanan validasyon parametreleri doğrultusunda ise geliştirilen yöntemin doğru, duyarlı, kararlı bir yöntem olduğu söylenebilmektedir. Sonuç olarak bulunan veriler doğrultusunda, Aklonifen ve Bifenoks pestisit maddelerinin biyolojik numunelerden eş zamanlı analizi için hızlı, duyarlı, kesin, kolay uygulanabilir, doğru, ekonomik ve herhangi bir ön ayırma işlemi gerektirmeyen analiz yöntemi geliştirilmiştir. Geliştirilen analiz yönteminin biyolojik numunelerden bu maddelerin eş zamanlı analizine başarılı bir şekilde uygulanabilir olduğu istatistiksel olarak gösterilmiştir. Ayrıca kullanılan pestisit bileşiklerinin dolaşım sisteminde ana taşıyıcı protein olarak bulunan insan serum albümini (HSA) ile etkileşimlerinin floresans spektroskopisi ve hesaplamaları teknikleri ile incelenmesi amaçlanmış, floresans ve absorbsiyon spektroskopisinden elde edilen sonuçlar ACF/BİF ve HSA arasındaki kompleksleşmeyi doğrulamıştır. Artan sıcaklıkla beraber KSV değerlerindeki artış, HSA flüoresansının ACF/BİF kaynaklı sönümlemesinin dinamik sönümleme olduğunu göstermiştir. Oda sıcaklığında, pestisitlerin HSA ile bağlanma afiniteleri ACF–HSA kompleksi için Kf=3,47 × 105 M-1; BİF–HSA kompleksi için Kf =1 × 105 M-1 olarak bulunmuştur. Sıcaklık artışıyla beraber bağlanma sabiti değerlerinde artış gözlenmiştir. Termodinamik verilerin sayısal olarak değerlendirmesi (ACF-HSA kompleksi için ΔS= +0,864 kJ mol–1K–1, ΔH = 225,43 kJ mol–1 ve BİF-HSA kompleksi için ΔS= + 1,11 kJ mol–1K–1, ΔH = 304,63 kJ mol–1) sonucunda bulunan sonuçlar, ACF-HSA ve BİF-HSA komplekslerinin oluşumunda hidrofobik bağların daha etkili olduğunu göstermiştir.

DifenileterHerbisitlerKromatografi-sıvı+1
Hilal Sapmaz
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sitalopram ve bromokriptinin kombine etkilerinin, Caco-2 insan kolorektal adenokarsinoma hücre serisinde değerlendirilmesi

İlaç taşıyıcıları, emilim, dağılım, metabolizma ve eliminasyon süreçleri ile karakterize edilen, ilaçların farmakolojik etkilerine aracılık etmektedir. İlaç taşıyıcıları ilaç etkileşimleri, terapötik etkinlik ve ilaç toksisitesi ile ilişkilidirler. Hücre içinde ilaç birikiminde rol oynamaktadırlar. P-glikoprotein (P-gp), dışa akış taşıyıcısıdır. Çoklu ilaç direnci (MDR) gelişimine neden olur. Antidepresan olan sitalopram, seratonerjik sinir iletimini artırmaktadır. Bromokriptin, dopamin reseptör agonistidir. Yarı sentetik bir ergot alkaloid türevidir. Parkinson hastalığı, hiperprolaktinemi, Tip 2 diyabet, kadın kısırlığı, akromegali ve Cushing sendromu tedavisinde kullanılmaktadır. Bromokriptinin P-gp fonksiyonunu inhibe ettiği, sitalopramın P-gp substratı olduğu belirtilmiştir. Bu ilaçların birlikte kullanıldıkları zaman ilaç etkileşimi olasılığı bulunmaktadır. Caco-2, insan kolon adenokarsinom hücre serisidir. Bağırsakta ilaç etkileşimi mekanizmasının incelenmesinde kullanılmaktadır. Caco-2 hücre modelinde yaptığımız çalışmada, sitalopram ve bromokriptinin ayrı ayrı ve kombine olarak doza (0,625- 5 µM) ve zamana (24,48,72 saat) bağlı sitotoksik etkileri belirlendi. 72 saat sonunda, 5μM bromokriptin uygulanan hücrelerin canlılığı anlamlı olarak azaldı (p<0,05). 72 saat sonunda, 2,5 μM ve 5μM sitalopram uygulanan hücrelerin canlılığı anlamlı olarak azaldı (sırayla p<0,01 ve p<0,0001). 48 saat sonunda, 5 μM bromokriptin- 5μM sitalopram kombinasyonu, hücre canlılığını anlamlı olarak azaltmıştır (p<0,05). 72 saat sonunda 5μM bromokriptin- 5μM sitalopram kombinasyonu (p<0,0001) ve 2,5μM bromokriptin- 2,5μM sitalopram kombinasyonu (p<0,0001) hücre canlılığını anlamlı olarak azaltmıştır. Bu iki ilaç kombinasyonunun ilaç etkileşim katsayılarını değerlendirdik. Farklı doz ve zamanlarda sinerjistik, additif ve antagonistik etkili olduğunu tespit ettik. Bu ilaçların ayrı ayrı ve kombine olarak uygulandıklarında, P-gp aktivitesi üzerindeki etkisi 3 ayrı protokol ile belirlendi. Ayrı ayrı ve kombine olarak uygulandıklarında 1. ve 2. protokolde P-gp aktivitesini anlamlı olarak azalttıkları gözlendi. 3. protokolde, bromokriptin, P-gp aktivitesini anlamlı bir şekilde etkilemezken, sitalopram (p<0,0001) ve bromokriptin/sitalopram kombinasyonu (p<0,0001) anlamlı bir şekilde azalttı. Bromokriptin (p<0,01), sitalopram (p<0,0001), bromokriptin/sitaloptam kombinasyonunun (p<0,0001) mitokondrial kütleyi anlamlı olarak düşürdüğü gözlemlendi. Sonuç olarak bu çalışma ileride yapılacak çalışmalara ışık tutacaktır.

Bromokriptin
Fatma Kayalı
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00