Ankara University
Discipline

Administrative Law

Ankara University

2

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

2 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Rekabet Kurulu kararlarının hukuki niteliği ve yargısal denetimi

Rekabet kuralları, serbest piyasa ekonomilerinde piyasaların sağlıklı işlemesini, karteller ve tekelleşmenin engellenmesini ve bu sayede tüketicilerin korunmasını ve toplumsal refahın artmasını sağlayan en etkin araçlardan biri olarak kabul edilen serbest ve adil bir rekabet sürecini sağlayan kurallar bütünüdür. Türkiye'de rekabet hukuku, ülkemizin Avrupa Birliği'ne adaylık süreci çerçevesinde 1994 yılında çıkarılan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ile yasal düzenlemeye kavuşmuş, bu kapsamda Kanun'un uygulanmasını sağlamakla görevli bağımsız bir idari otorite olarak Rekabet Kurumu kurulmuştur. Rekabet Kurumu tarafından tesis edilen işlemler ve bunların yargısal denetimi, kurulduğu tarihten bu yana Türkiye'de rekabetin düzenlenmesi ve denetlenmesi konusunda Kurum'un karar organı olan Rekabet Kurulu'nun sahip olduğu geniş ekonomik kolluk yetkileri nedeniyle Türk idare hukuku sisteminde önemli bir yer teşkil etmektedir. Mevcut idari yargı sistemimizde Rekabet Kurulu'nun işlem ve kararları idare mahkemeleri tarafından denetlenmekte, rekabet kurallarının ihlalinin kişiler arasında haksız fiil ve tazminat sorumluluğu doğuran sonuçları ise adli mahkemeler tarafından çözümlenmektedir. Ancak, rekabet hukukunun bir taraftan halen nispeten yeni bir alan olması, kendine özgü teknik ve karmaşık kurallar içermesi ve bu kuralların uygulanmasının ekonomik analizler gerektirmesi nedeniyle, idari işlemlerin yetki, şekil, konu, sebep, maksat yönlerinden hukuka uygunluğunun denetlenmesinden oluşan klasik idari yargı denetimi Rekabet Kurulu'nun işlemleri bakımından yetersiz kalmaktadır. Ayrıca, özel hukuk davalarının idarenin bir parçası olan Rekabet Kurulu'nun tesis edeceği işlemlere tabi kılınması Türkiye'de rekabet kurallarının özel kişilerce icra edilebilmesini büyük ölçüde önlemektedir. Bu durum, bir taraftan Rekabet Kurulu'nun hukuka uygun kararlar verme konusunda yeterince özenli ve disiplinli davranmamasına, diğer taraftan rekabet hukukunun gelişimi için gerekli olan istikrarlı ve tutarlı emsal kararların ortaya çıkmamasına ve toplumda rekabet kültürünün gelişememesine yol açmaktadır. İdari yargı bünyesinde Rekabet Kurumu'nun işlem ve eylemlerinin idari denetiminin rekabet hukukunda uzmanlaşmış hakimler tarafından yapılmasını sağlayacak ihtisas mahkemelerinin kurulması halinde, Rekabet Kurulu kararlarının daha etkin bir yargısal denetime tabi tutulması, böylece bahse konu kararların daha nitelikli ve rekabet hukuku açısından daha yol gösterici hale gelmesi mümkün olacaktır. Diğer taraftan, 4054 sayılı Kanun'un Kabul edildiği 1994 yılından bu yana geçen süreçte devletin ekonomik düzene yaklaşımının da değiştiği gözlemlenmektedir. Özellikle son zamanlarda siyaset kurumlarının bağımsız kurumlar olarak teşkil edilen düzenleyici ve denetleyici kurulların yapısı ve işleyişine giderek artan müdahalesi, Rekabet Kurumu'nun da kendisine verilen görevleri yerine getirirken bağımsız hareket etme alanını oldukça daraltmış ve Kurum'un piyasalara doğrudan bir müdahale aracı olarak kullanılmasına yol açmıştır. Rekabet hukukunun Kanun'da belirtilen hedeflerini gerçekleştirebilmek için etkili bir yargı denetiminin yanısıra, Rekabet Kurumu'nun bağımsızlığı ve tarafsızlığının yeniden tesis edilmesi ve Kurum'un kanunla düzenlenmiş yetki ve görevlerini siyasi müdahale tehdidi altında olmaksızın yerine getirmesinin temin edilmesi gerekmektedir.

Adli hukukAvrupa icra hukukuEkonomi hukuku+1
Arzu Ongur
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hak arama hürriyeti açısındanidari yargılama hukukunda dava açma süreleri

Hak arama hürriyeti Anayasa'da yer alan bütün hakların teminatı ve güvencesi olan son derece önemli bir haktır. Dolayısıyla bu hakkın kapsamlı bir şekilde tanımlanması ve başta siyasi otoriteler olmak üzere devletin bütün organlarına karşı korunması gerekmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki kişilerin sahip oldukları hakları sınırsız ve kayıtsız bir şekilde ve mutlak bir surette kullanması mümkün değildir. Zira böyle bir durumda hakların çatışması kaçınılmaz olacaktır. Nitekim hak arama hürriyeti de sınırsız şekilde kullanılabilecek bir hak değildir ve belirli şartlarla sınırlandırılması gerekmektedir. Bu nedenle idari yargılama hukuku açısından idari mahkemelerde dava açma hakkı ancak belli kanuni süreler dâhilinde kullanılabilecek bir haktır. Söz konusu dava açma sürelerinin uzunluğu ise idarenin istikrarı ile kişilerin hak arama özgürlüğü arasındaki hassas dengenin sağlanması ile ancak belirlenebilecektir. Nitekim çalışmamızın esas amacı da bu dengenin sağlanabilmesine bir nebze de olsa katkıda bulunabilmektir. Bu kapsamda çalışmamız iki ayrı başlık altında yürütülmüştür. Birinci bölümde hak arama hürriyeti çeşitli başlıklar altında ele alınmış ve ayrıntılı olarak incelenmiş ve İYUK'ta yer alan dava açma süreleri doktriner tartışmalar ile beraber sistematik bir şekilde değerlendirmeye tabi tutulmuştur. İkinci bölümde ise idari yargıda dava açma hakkının belirli süreler ile sınırlandırılmasına dair çeşitli değerlendirmeler yapılmış ve Anayasa'nın 13. maddesi bağlamında hak arama hürriyetinin Anayasaya uygun bir şekilde sınırlandırılması için gereken şartlar ayrıntılı olarak ifade edilmiştir.

Abdullah Koç
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00