Ankara Yıldırım Beyazıt University
Anabilim Dalı

Sosyoloji Anabilim Dalı

Ankara Yıldırım Beyazıt University

1.699

Arşivlenen Tez

4

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Twitter gündem ağları: Twitter Türkiye gündemlerinin ağ toplumu kavramı üzerinden incelenmesi

Gerçekliğin inşa edilmesi hakikati görünmez kılar. Hakikatin görünmemesi durumu ise en çok göstergelerin en yoğun olduğu bu çağda karşımıza çıkıyor. Toplumsal gerçekliğin inşası da siber uzamda gerçekleşiyor. Siber uzamda, sosyal medya; sosyal medya için de Twitter yeni toplumsallığın bilinç dışını yansıtan en büyük araca dönüşüyor. Yeni toplumsallığın bilinç dışını keşfetmek için sosyal bilimlerin disipliner yaklaşımlarının odağı, bu uzamdaki insanın kendisine yöneliyor. Fakat, bu yeni insan görünmeden görebilmenin mümkün olduğu bir mekâna mensuptur. Bu sebeple sosyal medya toplumsallığının en yoğun görüldüğü mecra olan Twitter'da kullanıcılar aracılığıyla bu yeni insanın doğurduğu yeni topluma dair fikirler ortaya koyabiliriz. Bu tez çalışması da Twitter Türkiye odağında belirlenmiş olan gündemlerden yola çıkarak Twitter profillerini mercek altına almayı hedeflemektedir. Twitter'daki toplumsallığı açığa çıkarmak ve toplumu oluşturan özneleri incelemek için öncelikle gündemler üzerinden bir yaklaşım kurulmalıdır. Bu araştırmada hashtaglerden oluşan 4 adet gündem, gündem olma süreçleri ile bölüntülenerek seçilmiştir. Bu gündemler ile ilgili atılmış olan tweetler önce Twitter Gündem Analizine daha sonra Twitter Profil Analizine sokulmuştur. İncelenen tweetlerin sahibi olan kullanıcıların Twitter profilleri attıkları son 1000 tweet üzerinden analize tabi tutulmuştur. Bunun sonucunda ise en sık kullandıkları kelimeler kelime bulutu haline getirilerek yorumlanmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde R-Studio programı kullanılmıştır. Araştırma, Nitel araştırma desenlerinden temellendirilmiş kuram yaklaşımı ile tasarlanmış, Ağ toplumu kavramı ile kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Sonuçta temellendirilmiş kuramın kullanım hedefi olan kuram geliştirme araştırmanın sonunda ortaya çıkartılmıştır. Keşif nosyonunun ön planda olduğu bu araştırmada araştırmacı aynı zamanda bir katılımcı olarak kurgulanmış, analiz ve yorumlamalar için tecrübeleri araştırmaya dahil edilmiştir. Bu araştırmayla amaçlanan Twitter Türkiye'deki ağ toplumu yapısının nasıl incelenebileceği, Twitter gündemlerinin bu incelemeyi nasıl etkilediğini analiz etmek ve yöntemsel bir bakış açısı sunmaktır. Bu amaç doğrultusunda Twitter Gündem Ağları kavramı bir kuram olarak inşa edilmiş yöntemsel bir alternatif olarak literatüre sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Twitter, R-Studio, Gündem, Ağ Toplumu, Temellendirilmiş Kuram.

Ağ toplumuSosyal ağlarSosyal medya+3
Alperen Karapınar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de gençlik sosyolojisi ve gençlik üzerine yapılmış çalışmaların gelişimi

Bu çalışma, toplumu oluşturan kategorilerden biri ve en önemlisi olan gençliği ve gençlik konusunu ele almaktadır. Bu açıdan çalışmada genç ve gençlik kavramları tanıtılmış, toplumsallaşma ile ilişkisi ele alınmış ve bir kategori olarak gençliğin tarihsel süreç içerisindeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada gençlik ve modernleşme ilişkisi analiz edilerek gençliğin bir kategori olarak ele alınmasına ilişkin serüven, sosyolojinin alt dallarından biri olan gençlik sosyolojisi üzerinden takip edilmiştir. Dolayısıyla bu çalışma temel olarak, Türkiye'de gençlik sosyolojisi oluşumunun, ana hatlarının ve bulunduğu bağlamın incelenmesini ve tanıtılmasını amaçlamaktadır. Türkiye'de gençlik sosyolojisi çalışmalarının ana hatları ve bağlamı ele alınarak, alana ilişkin yapılan çalışma örnekleri değerlendirilmiştir. Alana ilişkin örneklerin temsil ettiği temel harita, Türkiye'de gençlik sosyolojisinin tarihi, konusu, temelleri, teorik yönelimleri, metodolojik ve temel karakteristiklerini tespit etme amacını temsil etmektedir. Bu amaç doğrultusunda bu çalışma gençlik sosyolojisi alanına ilişkin bir analiz biçimi olarak değerlendirilebilir. Anahtar Kelimeler: Genç, Gençlik, Türkiye'de Gençlik, Türkiye'de Gençlik Çalışmaları, Gençlik Sosyolojisi, Türkiye'de Gençlik Sosyolojisi Çalışmaları

GençlikGençlik hareketleriGençlik politikaları+2
Münevver Arı
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medyanın ailenin sosyalleşme işlevine etkisi: Ankara örneği

Günümüzde sosyal medyanın aile bireyleri tarafından fazla kullanımı sosyal bilimlerin araştırma konularından biri olmaktadır. Teknoloji toplumunda ailenin sosyalleşme işlevinin sosyal medyada devam etmesini anlamaya yönelik bu çalışmada nitel yönteme dayalı betimsel analizler ve mülakat (görüşme) tekniğine yer verilmiştir. Görüşmeler Ankara ilinde Akdere, Abidinpa, Şentepe ve Çiğdemtepe semtlerinde gerçekleştirmiştir. Görüşmeler sonucunda günümüzün sosyal medya uygulamaları olan Facebook, Twitter, Instagram, Tik-Tok gibi sanal sosyalleşme uygulamaları yetişkin sosyalleşmesini devam ettiren toplumsallaşma aracı olarak ailenin sosyalleşme işlevini paylaştığı yönünde nitel bulgular elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aile, Ailenin Sosyalleşme İşlevi, Sosyal Medya, Sanal Sosyalleşme

AileFacebookSosyal medya+4
Serap Balyemez
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kültürel bir meta olarak müzik: 90'lar sonrası pop müzik örneği

Bu metin sosyal bilimlerde yer alan müzik'in neliğine ilişkin bir ihtilaftan doğar. Dolayısıyla bu tez öncelikle müzik hakkında, ve daha sonra müziğin modern toplumdaki konumu hakkında bir tezdir. Bunun için öncelikle bu müzik anlayışını doğuran düşünceyi ele alır. Düşüncenin dönüşümünün istikametini tespite çalışır. Ve aynı şekilde bu dönüşümün müziği nasıl dönüştürdüğünü tespit etmeye çalışır. Bunun için ilk olarak, müzik sosyolojisinin kurucu düşünürlerinin —Weber, Adorno, Simmel— görüşlerini ele alır. Bütün bu görüşlerden hareketle bu tez müziğin çağdaş konumunun bir "meta" düzeyine indirgendiğini ileri sürer. Bu doğrultuda tarihe yönelir ve farklı zamanlarda ve farklı kültürlerde müzik anlayışlarını ele alır. Bunda popüler kültürün etkilerini araştırır. Bu minvalde temel bir sorgulamayı geliştirir: Müzik'in popüler versiyonu, müziğin estetik değerini ne yönde etkilemiştir? Anahtar Kelimeler: Müzik, düşünce, metalaşma, popüler, estetik

DüşünceEstetikKültür+6
Esra Kuçlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Z kuşağının siyasal katılıma etkisi

Siyaset kavramı, bir ülkenin gündemini oluşturan unsurların başında gelmektedir. Bu yüzden halk arasında sıkça siyaset konuları konuşulmaktadır. Her geçen gün yetişen Z kuşağı da siyasete dâhil olmakta ve etkilemektedir. Bu yüzden bu araştırmanın amacı: Z kuşağının siyasal katılıma etkilerini belirlemektir. Z kuşağı bireylerin siyasetle ilgili düşüncelerinin şekillenmesinde siyasal toplumsallaşma unsurlarını ne düzeyde dikkate aldıklarının tespit edilmesi de araştırmanın bir diğer amacıdır. Bu amaçlar doğrultusunda araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Z Kuşağı olarak tanımlanan 1995-2000 yılları arasında doğmuş Türkiye Cumhuriyeti'nin belirttiği 18 yaş oy kullanma yaşını doldurmuş bireyler oluşturmaktadır. TÜİK (2020) verilerine göre Türkiye genelinde bu yaş aralığını oluşturan Z kuşağı bireyler 13 milyonun üzerindedir. Bu doğrultuda 384 kişiye anket uygulanması uygun görülmüştür. Elde edilen verilere normallik testi ve ANOVA uygulanmıştır. Z kuşağına mensup bireylerin siyasete girerken demografik özelliklerine göre siyasal yargıları, siyasal toplumsallaşmayı dikkate almaları, oy verirken dikkat ettikleri faktörler ve katıldıkları etkinliklerin farklılık gösterdiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçları, siyasal yargılara katılma düzeyi, siyasal toplumsallaşma araçlarını dikkate alma düzeyi siyasi parti ya da adaya oy verirken önemli olan faktörler ve siyasal etkinliklere katılım düzeyi eğitim ve gelir düzeylerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır.

Melek Kahraman
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal değişim sürecinde Kazakistan'da din-devlet ilişkileri (Üniversite öğrencileri örneği)

Kazakistan'da din-devlet ilişkilerinin incelendiği bu çalışmayla, din-devlet ilişkilerinin eğitim kurumu üzerinden kurumsal sekülerleşmeye; dindarlık üzerinden bireysel sekülerleşmeye olan etkilerinin incelenmesi ile tarihi ve sosyolojik olgular doğrultusunda din-devlet ilişkilerinde daha reel politikaların geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Doküman analizi, yarı yapılandırılmış mülakat, soru formu (anket) ve bazı durumlarda katılımlı gözlem tekniklerinin kullanılmış olduğu araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Sayılan yöntem ve teknikler kullanılarak çağdaş sekülerleşme paradigması çerçevesinde Kazakistan'daki din-devlet ilişkilerinin kurumsal ve bireysel boyutta sekülerleşmeye etkileri incelenmiştir. Laik bir devlet olan Kazakistan'da ilgili yasal ve kurumsal düzenlemeler ile uygulanan politikalar eğitim kurumunda bariz bir sekülerleşme sürecinin yaşandığını göstermektedir. Temel düzeyde inanç ve ibadet boyutu, öznel dindarlık algısı, dini öğrenme kaynakları, dinî simgelere ilişkin algı, bazı alanlardaki dinî hassasiyet düzeyi, dinî grup ve kuruluşlarla ilişki düzeyi ve dinin Kazakistan'daki yeri gibi sorular üzerinden elde edilen bulgular ise bireysel düzeyde hissedilir bir sekülerleşme sürecinin yaşanmadığını göstermektedir. Bu sonuç, çağdaş sekülerleşme yaklaşımlarınca kabul edilen sekülerleşme sürecinin her toplumda farklı boyut ve biçimlerde geliştiği iddiasını desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Din-Devlet İlişkileri, İslam, Kazakistan, Sekülerleşme, Sosyal Değişme.

Din-devlet ilişkileriKazakistanSekülerleşme+4
Suat Beylur
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dini referanslı radikalleşme örüntüleri: Suriye örneği

Radikalleşme bir olgu olarak karmaşık ve katmanlı bir süreci ifade etmektedir. Yürütülen çalışma dini motivasyonlu radikalleşme üzerine odaklanmakta ve Suriye sahasını incelemektedir. Araştırmanın konusu Türk vatandaşlarının Suriye'de gerçekleşen iç savaşa hicret veya cihat amacıyla katılım gösterme nedenleri ve radikalleşme örüntüleridir. Bu kapsamda yeni medya ve sosyal ağlar sağladığı imkânların da göz ardı edilemeyeceği açıktır. Araştırma bireysel, grupsal veya kitlesel nedenlerden beslenen ortak süreç ögelerinin ortaya çıkarılması radikalleşme olgusunun daha net tanımlanmasına ve buna karşı yürütülecek politikanın da dinamiğinin belirlenmesine katkı sağlayacaktır. Araştırma kapsamında nitel bir yaklaşım benimsenmiştir. Çalışma, radikalleşmiş bireyler ile radikalleşme hikâyeleri ve süreçleri üzerine gerçekleştirilmiş vaka incelemeleridir. Aynı zamanda akademik bir amaca yönelik, bilimsel topluluğa hitap eden temel bir araştırmadır. Araştırma açıklayıcı bir çalışma olmakla birlikte zaman açısından ise kesitsel bir yaklaşıma sahiptir. Araştırma bulgularına bakıldığında medeni durumun radikalleşme ve cihada katılma yönünden fark yarattığı belirlenmiştir. Katılımcıların hiçbirinin orta öğretim üzerinde bir eğitim almaması dikkat çekici olmakla birlikte bu durum uluslararası literatürde ki çalışmalardan ayrılan bir bulgu olmaktadır. Katılımcılarda toplumsal uyuşmazlık ve aidiyet hissedememe durumları görülmektedir. Bazı katılımcıların geçmişlerinde uyuşturucu madde kullanımı, suç ve hapis cezası aldıkları görülmekte bu da çalışma içerisinde arınma diskuru olarak bahsedilen durumu desteklemektedir. Kişilerin sosyo-ekonomik durumunun orta sınıfın ağırlıklı olmasına karşın alt sınıflarda yoğun bir yığılma göze çarpmamaktadır. Bu durum farklı çalışma verileri ile de uyum göstermektedir. Katılımcılardan sadece birinde daha önce farklı bir cihat sahasında deneyimi bulunmaktadır. Kişilerin radikalleşmesinde en önemli hızlandırıcının sosyalizasyon ve farklı bir çevre edinimi ile olduğu görülürken sosyal medya v ve internet bilgi kaynaklarına ulaşmayı kolaylaştırmıştır. Katılımcılar özledikleri çeşitli şeyler olduğunu belirtmekle birlikte geri dönmeyi düşünmemektedir. . Katılımcıların kendi yaşadıklarını ve deneyimlerini aktarmış olmaları sürecin resmini çizebilmek açısından önemli olmuştur. Çalışmanın literatürde hem radikalleşme örüntüleri bağlamında katkı sağlayacağı hem de de-radikalizasyon için önemli bulgular sağlayacağı düşünülmektedir.

Din sosyolojisiGüvenlik stratejileriMikro sosyoloji+6
Abdullah Gökhan Yaşa
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Slovakya doğrudan demokrasi referandumlarının sosyolojik analizi

Bu tez çalışmasında Slovak Cumhuriyeti'nde doğrudan demokrasi konusu ele alınmış ve referandumlara doğrudan demokrasinin ana aracı olarak odaklanılmıştır. Tezin yöntemi, doğrudan demokrasiye geçildikten sonraki referandumların analizidir. Bir başka deyişle tez bu referandumlarla ilişkili sosyal olayların ve kampanyaların tanımlanması ve analizinden oluşmuştur. Tezinin sonucunda referandumların özgünlükleri ve aile meseleleriyle ilgili gerçekleştirilen son referandumun özgünlüğü arasındaki benzerlikler ile farklıklar analiz edilmiştir. Zira bu özgünlük sivil faaliyetlerde yeni bir eğilim gösterebilmektedir ve siyasi tartışmaları ahlak alanına daha da yaklaştırmaktadır.

DemokrasiDoğrudan demokrasiReferandum+2
Ivan Dacko
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kasaba ailesi üzerine sosyolojik bir inceleme: İnece örneği

Köy ve kent arasında kalan kasaba yerleşimleri, gün geçtikçe azalmaktadır. Geçmişe göre varlığını sürdürebilen az sayıda kasaba mevcuttur. İnece' de günümüzde kasaba olarak varlığını sürdüren yerleşim birimlerindendir. Kasabaları oluşturan ailelerde, köy ve kent ailesi özelliklerini içinde barındırmanın yanı sıra, kendine özgü yapısıyla farklılıklar içermektedir. Araştırmada İnece kasabası ailesinin zaman içerisindeki değişimini anlayabilmek için nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Ailelerin yapılarını, zamanla geçirdikleri değişimleri, hayatın akışı içerisinde anlayabilmek adına derinlemesine görüşme ve tam katılımcı gözlem tekniği uygulanmıştır. Elde edilen bilgiler analiz edilerek bulgu ve yorumlar kısmında ayrıntılı olarak başlıklar halinde ele alınmıştır.

AileAile işlevleriAile yapısı+2
Aylin Özçark
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şinasi ve Genç Osmanlıların siyasal ve sosyal teorileri üzerine değerlendirmeler

Şinasi ve Genç Osmanlılar, Osmanlı modernleşmesinin dönüm noktasını oluşturan birçok kavramın ve teorinin yaratıcılarıdır. Onların ortaya koydukları bu kavramları ve teorileri değerlendirebilmek için yaşadıkları ortamı anlamak gerekmektedir. Savaş ve toprak kayıplarının artmasından dolayı askeri alanda başlayan modernleşme hareketleri ilerleyen süreçte Tanzimat ve Islahat fermanları ile toplumsal alana yayılmış, toplumsal yapı başta olmak üzere birçok Osmanlı kurumunda değişimlere neden olmuştur. Onların geliştirdikleri teoriler meydana gelen bu değişimlerin Osmanlı siyasetinde ve toplumunda neden olduğu açmazları ortaya koymak ve çözüm önerileri sunmaktır. Osmanlı'da modernleşmenin halk tabanında yayılması matbaa ve özel gazeteciliğin doğması ile mümkün olmuştur. Türk ve Müslüman kimliğe sahip kişilerin çıkardığı ilk özel gazete Şinasi ve Agah Efendi'nin Tercüman-ı Ahval'idir. Bu gazete sayesinde daha önceden bürokratik alanda yürütülen modernleşme çabaları kamuoyunun oluşmaya başlaması dolayısıyla sivil alana taşınmıştır. Şinasi'nin Osmanlı modernleşmesine en önemli katkıları ilk özel gazeteyi çıkarması, onu halkı eğitmek için kullanması, kamuoyu oluşturmak için dilin sadeleştirilmesi gerekliliğini savunması, dinden daha çok akıl ve bilime önem vermesi, Türk edebiyatına yenilikler katmasıdır. Özellikle gazete yazıları ve edebi eserleri onun siyasi ve sosyal teorileri hakkında bilgiler edinmemizi sağlamaktadır. Mustafa Fazıl Paşa, Namık Kemal, Ali Suavi ve Ziya Paşa'nın başını çektiği ilk sivil hareket olarak değerlendirilebilecek Genç Osmanlılar ise bir yandan Şinasi'nin açmış olduğu yoldan ilerlerken bir yandan da kendilerine özgü siyasi ve sosyal teoriler üreterek onları takip eden düşünürleri ve yazarları etkilemişlerdir. Bireysel olarak seçtikleri amaçlar ve yöntemler açısından oldukça farklı görüşlere sahip olan bu grubun ortak teoriler geliştirdikleri ana temalar; Osmanlılık, sentezci ve muhafazakâr modernleşme ve İslami kurallara uygun meşrutiyet ve anayasadır. Özetle, tarihsel araştırma yöntemi kullanılarak hazırlanan bu tezde yapılmak istenen Şinasi ve Genç Osmanlıların teorilerini Osmanlı modernleşmesi, onları etkileyen kültürel, siyasi ve sosyal kurumlar, çıkardıkları gazeteler ve yazdıkları eserleri çerçevesinde değerlendirmektir.

EdebiyatGazetelerGenç Osmanlılar Cemiyeti+7
Elifnur Öztürk
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk hukukunda adli yıl açılış konuşmalarının sosyolojik analizi (1943-2001)

Türkiye'de her yıl adli yıl açılış töreni ve Yargıtay Başkanı tarafından yapılan açılış konuşması ile yeni bir adli yıla girilmektedir. 1943 yılında başlayan ve 1956 ilâ 1960 yılları arasında kısa bir süre terk edilen bu uygulama, günümüzde de devam etmektedir. Türkiye'de, yargı erkinin toplumsal olaylara bakış açısı genel itibarıyla, adli yıl açılış konuşmalarında somutlaşmaktadır. Bu konuşmalar bazen yargısal sorunların dile getirildiği, bazen siyasal rejim kaygılarının körüklendiği, bazen de topluma veya hükümete istikamet çizme gayretlerinin somutlaştığı nutuklar olarak ortaya çıkmıştır. Hem Cumhuriyet'in kuruluş dönemlerindeki ulus devlet olma sürecinde hem askeri darbe dönemlerinde, yargı erki yaşanan siyasal ve toplumsal süreçlere kayıtsız kalmamıştır. Dost-düşman ikilemi çerçevesinde ortaya konulan toplumsal tehlike algısına ilişkin de yargı erki tarafından bir çok değerlendirme yapılmıştır. Öte yandan yargı erki yıllar itibarıyla bu konuşmalarda, yasama ve yürütme erkinden karşılanmasını talep ettiği ihtiyaçlarını hem kamuoyuna hem de muhataplarına deklare etmiştir. Bu çalışmada yargı erkinin toplumsal ve siyasal olaylara bakış açısı, yasama ve yürütme erkleriyle olan münasebetleri ve bu bağlamda kendine atfettiği misyon adli yıl açılış konuşmalarından hareketle ortaya konmaya ve hukukun üstünlüğü, bağımsızlık ve tarafsızlık gibi evrensel hukuki prensiplerin yargı erkinde ne derece hâkim olduğu anlaşılmaya çalışılmaktadır.

Adli tatilBağımsızlıkHukukun üstünlüğü+7
Kemal Özeren
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Batı Afrika'da iklim değişikliği ve göç: Nijer bağlamının sosyolojik analizi

İklim değişikliği, 21. yüzyılın en karmaşık ve rahatsız edici olaylarından biridir. İnsanın kaderini ve çevresini belirleyen gezegensel bir fenomendir. Bu nedenle çevre kalitesi ile insan yaşamı arasındaki ilişkiyi sorgulamak gereğinden daha fazladır. İklimsel tehlikelerden kaynaklanan göç hareketleri, nüfusun yaşamayı zor bulduğu karmaşık bir gerçekliği temsil etmektedir. Bu iklim gerçeği şu anda tüm toplulukları savunmasız hale getirmekte ve bireyleri, aileleri, toplulukları ve tüm köyleri hayatta kalmalarını sağlamak için geçici veya kalıcı olarak göç etmeye zorlamaktadır. Batı Afrika'da ve özellikle Sahel'de, iklim sorunları giderek daha ciddi ve meşru endişelere yol açmaktadır. Bu bölgede kuraklıklar, seller, yüksek sıcaklıklar, sağanak yağmurlar, rüzgarlar dünyanın geri kalanından daha şiddetli ve yıkıcı olmaktadır. Bu tekrarlayan doğal afetler, zaten sınırlı olan doğal kaynakları bozmaktadır. Nüfusun hayatta kalması için gerekli olan bu doğal kaynaklar, ekonominin güçlü halkasını oluşturmaktadır. Bu nedenle, bu iklimsel tehditler ve bunların nüfusun yaşam kalitesi üzerindeki sonuçları altında, genellikle bu coğrafi bölgede kontrolsüz göç akışları gözlemlenmektedir. Bu çalışmanın konusu olan, tarımsal-pastoral bir bölge olan Nijer, insan eyleminin birleşik etkisi altında iklimsel tehlikelerden muzdariptir. Nitekim Nijer, dünyadaki en çok tarıma ve hayvancılığa bağımlı ülkelerden biridir. Tarım ve hayvancılık da büyük ölçüde iklim koşullarına bağlıdır. Nijer nüfusunun yaklaşık %85'inin yağmurla beslenen tarım ve hayvancılık tarafından istihdam edildiği düşünüldüğünde çevresel değişikliklerin ülke üzerindeki potansiyel yıkıcı etkilerini anlamak daha kolaydır. Bu çalışma, iklim değişikliğinin Nijer'deki göç üzerindeki etkilerini anlamak için yapılmaktadır. Bu amaçla, ülke genelinde sekiz büyük şehirde, aynı zamanda göç alanındaki özelliği nedeniyle Kantché vilayetinde 49 kişiyle derinlemesine yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşme sonunda elde edilen veriler ortaya çıkan temalara göre gruplandırılarak yorumlanmıştır. Son olarak, elde edilen veriler QDA yazılımı ile analiz edilmiştir. Bu çalışma, iklim değişikliğinin Nijer'deki göç üzerindeki etkilerini anlamak için yapılmaktadır. Bu amaçla, ülke genelinde sekiz büyük şehirde, aynı zamanda göç alanındaki özelliği nedeniyle Kantché vilayetinde 49 kişiyle derinlemesine yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşme sonunda elde edilen veriler ortaya çıkan temalara göre gruplandırılarak yorumlanmıştır. Son olarak, elde edilen veriler QDA yazılımı ile analiz edilmiştir. Saha araştırması, yerel nüfusun göç üzerindeki iklim etkilerine ilişkin görüşlerine odaklanmıştır. Bu bölümde iklim değişikliğinin göçü nasıl etkilediğini anlamaya çalışmaktayız. Bu fenomenlerle başa çıkmak için geliştirilen stratejilere özellikle vurgu yapılmıştır. Bu fenomenler nüfusun yaşam tarzlarını ve kültürel tarzlarını nasıl etkilemektedir? Tüm bu veriler, derinlemesine bir görüşme yöntemi ve diğer ek teknikler kullanılarak toplanmıştır. Araştırma; bilimsel katkı ve siyasi ve sosyal karar vericiler için yol gösterme açısından önemlidir.

Batı AfrikaGöç yönetimiGöçler+4
Elhadjı Idı Issoufou Adamou
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupa'nın ötekisi bağlamında Almanya'da yükselen İslam karşıtlığı

Eski zamanlardan beri farklı dinler, toplumlarda zaman zaman bir ihtilaf ve dışlanma konusu olagelmiştir. Bu bağlamda İslam karşıtlığı da Avrupalılarda sürekli var olan bir olgu olmuştur. Hristiyan dünyasının geçmişten beri İslam dünyasıyla olan mücadeleleri ve Batı dünyasının kendisini tek bir kimlik altında toplama arzusu ise İslamofobik düşüncelerin sürekli pekişmesini sağlamıştır. Bir kimliğin inşa edilebilmesi açısından en önemli husus, karşıda bir düşmanın yani bir ''ötekinin'' yaratılmasıdır. Bu doğrultudan hareketle de Avrupa kimliğinin oluşturulması için gerekli olan ortak düşman ise Batı dünyası tarafından İslamiyet ve Müslümanlar olarak belirlenmiştir. Bu bağlamda Müslüman toplumlar Avrupalılar açısından birer ''öteki'' olarak konumlandırılmış; farklı özelliklere, inançlara ve kültürlere sahip kişiler olarak zihinlere kazınmışlardır. Bu durumun sonucunda da Müslüman toplumlar Avrupa ülkelerinde kültürel bir ırkçılığa maruz kalmıştır. Geçmiş yüzyıllardan beri Avrupa'nın diğer toplumlarında olduğu gibi Almanların zihinlerinde de mevcut olan İslam karşıtlığı Müslüman ülkelerden gelen göçler ve radikal cihatçı terör örgütlerinin saldırıları sonrasında daha da yaygınlaşmış ve somut bir hale gelmiştir. Özellikle 11 Eylül 2001'de ABD'de gerçekleşen terör saldırıları bu hususta çok önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu saldırılar sonrasında ise İslam karşıtlığı Avrupa'nın genelinde olduğu gibi Almanya'da da artık hemen hemen her alanda kendisini göstermeye başlamış hatta Müslümanlara karşı şiddet içerikli ırkçı hareketlerin çok daha fazla artmasını sağlamıştır. Bu duruma ilaveten batı medeniyeti tarafından çizilmiş olan ''kötü'' İslam ve Müslüman imajı ise küreselleşen dünyada medyanın da etkisiyle sürekli olarak toplumların zihinlerine işlenmiştir. Bu durumda insanlar arasında İslamofobik düşüncelerin daha da artmasını sağlamıştır. Böylelikle İslam karşıtlığı Avrupalı toplumların genelinde olduğu gibi Alman toplumunda da devamlı olarak güncel tutulmakta ve sürekli harlanmaktadır.

AlmanyaGöçlerIrkçılık+3
Aras Doğrudil
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhafazakâr aile değerlerine yönelik tutumlarda kuşaklararası farklılaşma düzeyi (Kayseri örneği)

Bu tez çalışmasında, aile değerlerine yönelik modernleşme ya da muhafaza etme tutumları kuşak farklılığı ve Kayseri örneği üzerinden ele alınmıştır. Araştırmada yöntem olarak nicel yaklaşım tercih edilmiş ve alan çalışması kapsamında 2022 yılının Haziran ve Aralık aylarında Melikgazi, Kocasinan ve Talas ilçelerinde, 18 yaş ve üzeri 450 katılımcıya yüz yüze anket uygulanmıştır. Saha çalışmasında elde edilen verilere SPSS 26 programında açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda cevapların dört faktöre dağıldığı görülmüştür. Bu faktörler ailenin önemi, evlilik öncesi görüşme, aile değerleri ve aile değerlerini sorgulama olarak isimlendirilmiştir. Dört faktör toplam varyansın %69,372'sini açıklamaktadır. Yapılan test sonucunda "Cronbach Alpha" güvenilirlik katsayısı 0,91 olarak bulunmuştur. Çoklu regresyon analizi sonucuna göre ailenin önemi tutumunda yaş, medeni durum, meslek ve aylık kazancın etkisi vardır. Evlilik öncesi görüşme tutumunda medeni durum, meslek ve aylık kazancın etkisi vardır. Aile değerleri tutumunda medeni durum ve mesleğin etkisi vardır. Aile değerlerini sorgulama tutumunda ise medeni durumun etkisi vardır.

AileDeğerlerKayseri+5
Fatma Saraçoğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam'da sosyal adalete yönelik tutumlar (Uşak örneği)

Bu tez çalışmasının amacı katılımcıların İslam'da Sosyal Adalete Yönelik Tutumlarının araştırılmasıdır. Bu nedenle Uşak il merkezinde ikamet eden 18 yaş ve üzeri kadın ve erkek 353 kişiye rastsal olarak yüz yüze anket uygulanmıştır. Çalışmada Doç. Dr. Şahin DOĞAN tarafından geliştirilen "İslam'da Sosyal Adalet Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda cevapların dört faktöre dağıldı görülmüştür. Bunlardan birinci faktör yardımlaşma, ikinci faktör, devletin rolü, üçüncü faktör insani eşitlik, dördüncü faktör ise adil ücret olarak adlandırılmıştır. Dört faktör toplam varyansın %70'ni açıklamaktadır. Yapılan test sonucunda "Cronbach Alpha" güvenilirlik katsayısı 0,94 olarak bulunmuştur. Cinsiyet temelli yapılan t-test sonucunda insani eşitlik boyutunda farklılaşma olduğu sonucu çıkmıştır. Yaş, medeni durum ve meslek temelli tek yönlü ANOVA varyans analizi sonucunda yaş, medeni durum ve meslek gruplarında farklılaşmalar olduğu, eğitim ve aylık kazanç değişkenlerinde ise fark çıkmadığı görülmüştür. Yapılan çoklu regresyon analizi sonucunda ise demografik değişkenlerin dört faktörde de hiçbirinin anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Temel dini inançların yardımlaşma, devletin rolü ve insani eşitlik tutumlarına etkisi olduğu, dini davranışların (ibadetlerin) ise yardımlaşma, devletin rolü, insani eşitlik ve adil ücret tutumlarına etkisi olduğu sonucu çıkmıştır.

Habibe Hayat Bağbakan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir beden modifikasyonu olarak makyajın sosyolojik incelenmesi: İnstagram örneği

Bu tez, "Bir Beden Modifikasyonu Olarak Makyajın Sosyolojik İncelenmesi: Instagram Örneği" başlığıyla yapılan bir araştırmayı temel alır. Tezin amacı, bedenin sosyolojik boyutunu incelemek ve Mike Featherstone'un beden modifikasyonu kavramsallaşması çerçevesinde bu konuyu ele almaktır. Bedenin sosyolojik bir perspektifle incelenmesinin ardından, Mike Featherstone ve onun beden modifikasyonu kavramsallaşması çerçevesinde makyajın Türkiye'deki erkekler arasında kullanımını ele almakla beraber söz konusu araştırma, bedenin sosyal inşasını anlamak için beden modifikasyonu kavramını merkeze alırken, özellikle makyajın tarihçesi ve sosyal medya ile ilişkisini de dikkate almaktadır. Bedenin sosyolojik boyutu üzerinde durulmaktadır. Bu bağlamda, bedenin geçmişten günümüze biyolojik, felsefi, siyasi ve sosyolojik perspektiflerde nasıl ele alındığı incelenmektedir. Mike Featherstone'un beden modifikasyonu kavramsallaşması detaylı bir şekilde açıklanarak bu kavram çerçevesinde beden modifikasyonunun tarihsel, kültürel, toplumsal ve bireysel etkileri, toplumsal algı ve tutumlar, cinsiyet ve kimlik ilişkisi, etik boyutları, trendleri ve popüler kültürdeki yeri analiz edilmektedir. Çalışma, erkek, erkeklik ve erkeksilik kavramlarıyla queer teorinin bütünleştiği erkeklik çalışmaları perspektifinden ilerlemektedir. Bu bağlamda, hegemonik erkeklik ve alternatif erkeklik kavramsallaşmaları üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, queer teori çerçevesinde makyaj yapan erkeklerin sosyal medya paylaşımlarının incelenmesi, bu paylaşımlara gelen yorumların söylem analiziyle birlikte teze dahil edilmiştir. Yorumlar, nefret yönelimli, dini ve cinsiyetçi söylem olmak üzere üç kategoriye ayrılmıştır. Bu çalışmada, bedenin sosyolojik incelenmesi, beden modifikasyonlarının yapılma nedenleri, bir beden modifikasyonu olarak makyajın (boyanmanın) tarihçesi ve toplumsal boyutları ve son olarak da makyajın geçmişten farklı olarak günümüzde ne için kullanıldığı ortaya koyulmaktadır.

Nazmi Demir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Post modern dönemde ideal beden inşaasında sosyal medyanın etkisine yönelik bir araştırma

Post modern dönem de benlik kavramı bir değer kazanmıştır. Benlik kavramının değer kazanması ile bedene yönelik gelişmeler de toplumda öne çıkmaya başlamıştır. Post modern dönemden önceki dönemler de beden, bu derece birey ve toplum tarafından kontrol altına alınmamaktadır. Toplumun benimsemiş olduğu bu tutum ile birey bedenini kontrol etmeyi bir sosyal norm olarak, hafızasına endekslemiştir. Bireyin uğramış olduğu bu değişim ile bedeni düzenlemeye yönelik yapılan tüm uygulamalar, post modern dönemde istek değil ihtiyaç olarak algılanmaya başlanmıştır. Post modern dönem de toplumun yaygınlaştırmış olduğu beden ölçülerine ve güzellik algısına uyum sağlamak aktörlerin yani bireylerin toplumdaki konumunu belirlemesin de bireye yardım etmektedir. Post modern dönemde ince olmak, zayıf olmak, kaslı olmak, şekilli ve yağsız bir bedene sahip olmak sosyal medyanın da yaygınlaştırmış olduğu düşünceler ve görseller sayesinde, birçok pozitif niteliği barındırmaya başlamıştır. Dolayısıyla bireylerde ideal bedene ulaşmak için kilo verme çabalarıda görülebilmektedir kilo vermek sadece şişman bireylerin değil sağlıklı bir kiloda olan kesimdende büyük bir bir ilgi görmektedir. İdeal beden yaratma eylemelerinde sosyal medyanın yaygınlaştırıcı etkisi olduğu düşünülerek bu çalışma planlanmıştır. Bu çalışmada 18 yaş üstü sosyal medya kullanıcısı bireylere ideal bedenin ve sosyal medya kullanımının anlamlandırılmasına yönelik sorular sorulmuştur. Nitel bir yöntemle yapılmış bu çalışmada ideal bedeni kilo durumu üzerinden değerlendirilebilecek sorular yönlendirilmiştir. Böylece bireylerin bedensel ve ideal beden tanımlamalarına, kilo deneyimlerine, sosyal hayatta geçirdikleri deneyimlerine, sosyal medya kullnımı sırasında; ürünlerden, tüketim pratiklerinden, feneomenlerden, ınfluencerlerden yada ünlülerden etkilenme durumları açığa çıkartılmıştır. Anahtar Kavramlar: Beden Sosyolojisi, Postmodern Dönem, Sosyal Medya

BedenBeden inşasıBeden sosyolojisi+2
Beyza Melike İlter
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir tüketim unsuru olarak kitap: Bookstagram örneği

Tüketim insan hayatında her zaman var olan bir eylemdir. Ancak bu eylemin nasıl gerçekleştirildiği birçok kez inceleme konusu olmuştur. Çünkü değişen zamanla birlikte teknoloji gelişmiş ve tüketimin sergilendiği yeni sahalar oluşmuştur. Bu sahalardan biri olan instagram uygulaması günümüzde insanlara tükettikleri şeyleri ilgi çekici bir şekilde sunma imkanı vermiştir. Tüketim nesnesi olarak son dönemlerde kitaplar ön plana çıkmıştır. İnstagram hesabını bookstagram şeklinde kullanan kişilerin yaptıkları kitap paylaşımları bu araştırma içinde konu edinilmiş, gösterişçi tüketim ile benlik algıları anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda nitel araştırma yapılmış ve 15 kadın 15 erkek olmak üzere toplam 30 bookstagram kullanıcısı ile derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcıların rızası ile görüşmeler esnasında ses kaydı alınmış ve görüşme sonrası deşifre edilmiştir. Deşifreler MAXQDA 2022 programı ile analiz edilmiş ve bulgulara ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular arasında katılımcıların okuma alışkanlığı kazanmasında aile ve çevrenin önemli bir etkisi olduğu görülmüştür. Okudukları kitabın yayınevi, kapak tasarımı, popülerliği gibi çeşitli özelliklerinin o kitabı tercih etmelerinde sebep olarak karşımıza çıkmıştır. Katılımcılar kitap görsellerine önem verdiklerini, bu paylaşımlarda çeşitli ürünler kullandıklarını ve bunların yer yer gösterişçi tüketime kapı araladıklarını belirtmiştir. Aynı katılımcılar diğer bookstagram kullanıcılarını değerlendirdiğinde onların hem farklı bir benlik algısı yarattıklarını hem de gösterişçi tüketime daha fazla meyilli olduklarını söylemiştir. Bazı kadın ve erkek katılımcılar, diğer kadın kullanıcıların kendi bedenlerini ve kullandıkları kozmetik ürünleri kitap paylaşımlarında kullanarak farklı bir amaç güttüklerini ifade etmişlerdir. Amacı bilgi ve fayda vermek olan kitapların metalaşması araştırma kapsamında incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Gösterişçi tüketim, benlik, kitap, sosyal medya, bookstagram

Benlik algısıBookstagramGösterişçi tüketim+3
Şeyda Dölek
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Iraklı ve Suriyeli sığınmacıların istihdam alanında karşılaştıkları sorunları farklı değişkenler üzerinden sorunsallaştırmak: Samsun örneği

Irak'ta ve Suriye'de yaşanan iç karışıklıklardan dolayı can güvenlikleri ve huzurlu yaşam ortamı kalmayan Suriyeliler ve Iraklılar, huzurlu ve güvenli yaşam alanı bulmak umuduyla yaşadıkları yerlerden göç etmek durumunda kalmışlardır. Ortak kültür ve din, tanıdıklarının ve akrabalarının Türkiye'de olması nedenleriyle Suriyelilerin ve Iraklıların Türkiye'ye gelmelerinde etkili olmuştur. Türkiye'ye gelen Suriyelilerin ve Iraklıların bazıları sığınmacı statüsündedir. Yaşamlarını devam ettirmek için çalışmak zorunda olan Suriyeli ve Iraklı sığınmacılar, istihdam alanında birçok sorunla karşılaşmışlardır. Bu grup sığınmacıların istihdam alanında yaşadıkları sorunların başında çalışma koşulları ve iş paydaşlarıyla ilişkileri gelmektedir. Bu çalışma kapsamında, sığınmacı çalışanların istihdam alanında kayıt dışı olmaları, sosyal güvencelere sahip olmamaları, ağır işlerde ve sağlıksız koşullarda çalışmaları, uzun mesai saatlerine tabi tutulmalarına, yerli halkın tercih etmediği vasıfsız işleri yapmak zorunda bırakılmaları, tehlikeli işlerde çalışmak durumunda olmaları gibi sorunlar irdelenmiştir. Bunun yanında dışlanma, ötekileştirilme, hakaret ve ayrımcılığa uğrama, istendik düzeyde Türkçe bilmeme gibi sorunlarda iş yeri paydaşları ve müşterilerle yaşadıkları sorunlar olarak yine bu çalışmayla incelenmiştir. Bu tezde yürütülen saha çalışmasında, yorumlayıcı yaklaşım kapsamında nitel araştırma yönteminin durumsal araştırma deseninden yararlanılmıştır. Verilerin toplanmasında mülakat tekniği kullanılmıştır. İçerik analizi üzerinden veriler yorumlanmıştır.

AyrımcılıkDil problemleriGöçler+7
Kebire Ayyıldız
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medya kullanıcılarının modernlik algıları ve yalnızlık düzeyleri arasındaki ilişkinin sosyolojik olarak incelenmesi

Yalnızlık kavramının geçirdiği dönüşümün modernleşme ve sosyal medya kavramları ekseninde incelenmesini amaçlayan bu araştırma, temelde "Modernleşme ve sosyal medya ile yalnızlık arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?" sorusuna yanıt aramak üzere planlanmıştır. Bu doğrultuda karma yöntem araştırması desenleri arasında yer alan eş zamanlı karma yöntem araştırması kullanılmıştır. Çalışmanın nicel kısmı için anket, nitel kısmı için ise görüşme tekniği tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini 18-55 yaş arası sosyal medya kullanıcıları oluşturmaktadır. Anket tekniği için 300 katılımcı ve görüşme tekniği için 10 katılımcı, araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Anket tekniği kapsamında katılımcılara; "Kişisel Bilgi Formu", "Modernite Ölçeği", "De Jong Gierveld Yalnızlık Ölçeği", "Sanal Ortam Yalnızlık Ölçeği" ve "Yalnızlıktan Kaçış Ölçeği" yöneltilmiştir. Elde edilen bulgulardan hareketle modernleşme ile birlikte yalnızlığın ve yalnızlık ile birlikte de sosyal medya kullanımının arttığını söylemek mümkündür. Ancak sosyal medya kullanımı yalnızlığa çare olmamıştır. Bu noktada kısır bir döngü mevcuttur. Çünkü aktif sosyal medya kullanıcısı olan ve sanal ortam yalnızlık düzeyleri yüksek olan katılımcılar da yalnızlıktan kaçmak için yine sosyal medya kullandıklarını belirtmişlerdir.

Merve Hatun Kabakcı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ruhsal hastalığı olan bireylerin aile içi ilişkileri: Bolvadin örneği

Bu tezin amacı, ruhsal hastalığı olan bireylerin aile içindeki ilişkilerini Bolvadin örneğinde farklı değişkenler üzerinden sorunsallaştırmaktır. Bireyin doğumundan itibaren eğitimi ailede başlamaktadır. İletişimin de ilk başladığı yer ailedir. Birey, aile-içi ilişkileri, topluma yansıtmaktadır. Ailenin sevgi ve ilgiyle yaklaşması bireyin diğer insanlarla ilişkilerini olumlu yönde etkilemektedir. Aile-içi ilişkilerde kopukluk yaşanması ile birlikte ailenin ilgisiz tutumu, bireylerin diğer insanlarla ilişkilerinde sorunlar çıkmasına neden olmaktadır. Ruhsal hastalığı olan bireyler, ne zaman ne yapacağı belli olmayan ve uzak durulması gereken bireyler olarak damgalanmaktadır. Damgalanmış bireylerin, yakın çevrelerindeki insanlar damgadan etkilenmektedir. Ruhsal hastalığı olan bireyler, hastalıkla başa çıkma mücadelesi verirken toplumun önyargılarıyla da karşılaşmaktadır. Bu bireylerin dışlanması ve damgalanması sonucu, birey kendini diğer insanlardan uzaklaştırmak istemektedir. Bu çalışma ruhsal hastalığı olan bireylerin aile içinde ve kişilerarası ilişkilerdeki yaşadıkları sorunları irdelemiştir. Çalışmada ruhsal hastalığı olan bireylerin aile içi ilişkileri ele alınıp değerlendirilmiştir. Çalışmada verilerin toplanmasında, nitel araştırma yöntemi kapsamında mülakat tekniği kullanılmıştır. Toplanan veriler içerik analizi yapılarak yorumlanmıştır.

AileAile içi iletişimAile içi ilişkiler+3
Rümeysa Totu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuklu kadınların iş yaşamına ilişkin davranışlarının sosyolojik açıdan değerlendirilmesi: Niğde örneği

Tarihsel süreç içinde aile kurumu ve kadınlar günümüz toplumuna kadar birçok değişime uğramış ve kadın, çalışma hayatının önemli bir bileşeni olmuştur. Bu anlamda çalışan annelerin hane dışındaki üretime katılması mikro boyutta aile kurumunu, makro boyutta ise toplumsal yapıyı ilgilendiren modern dönemlerin yeni bir sorun alanı olarak tartışılmaya başlanmıştır. Çalışan annenin diğer mesai arkadaşlarından farklı sorunlarla karşı karşıya gelmesi çoğunlukla doğurganlık ve çocuk sahibi olması ile ilişkilendirilmiştir. Çalışma hayatını doğrudan ilgilendiren aile ve çocuk arasındaki ilişki; annenin işi ve kendisi için oldukça önemlidir. Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım deseni ile tasarlanmıştır. Fakat çalışma içinde ele alınan her kuramın çalışmaya ışık tuttuğu, çalışmanın kuramsal teklik içermediği niteliksel olarak fenomenolojik kuram çerçevesinde modelleştirildiği belirtilmelidir. Araştırmanın örneklemini Niğde ilinde en az 2 yıl çalışma yaşamında yer alan 15 anne oluşturmuştur. Çocuk sahibi çalışan kadınlara uygulanan 18 soruluk yarı yapılandırılmış görüşme formu ile katılımcıların aile ve çalışma hayatına yönelik görüş ve düşünceleri kendi ifadeleri ile anlaşılmaya çalışılmıştır. Araştırma bulguları çerçevesinde ana temalar oluşturulmuş ve bu temaların üzerine yoğunlaşan betimsel analizler gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi, kod açma yöntemi kullanılarak yapılmış ve ortak örüntülerin belirlenmesiyle birlikte çıkarımlar sağlanmıştır. Elde edilen veriler, kamu sektöründe çalışan annelerin karşılaştığı zorlukları ve duygusal deneyimlerini açık bir şekilde vurgulamaktadır. Çalışmanın önemli bulguları arasında, çalışan annelerin çocuklarıyla yeterli vakit geçirememeleri, iş yerinde izin taleplerinde zorluk yaşamaları ve devlet politikalarının geliştirilmesi gerekliliği yer almaktadır. Bu bulgular, kamu sektöründe çalışan annelerin karşılaştığı zorlukları ve duygusal deneyimleri açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Araştırmanın sosyoloji literatürüne ve çocuk sahibi çalışan kadınlara yönelik yapılacak uygulamaların belirlenmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Aile hayatıAnnelerFenomenolojik sosyoloji+6
Özlem Onat
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketim toplumu çerçevesinde kına gecesi organizasyonları: Samsun-Çarşamba örneği

İçinde bulunduğumuz toplum; yaşanan sosyal, kültürel, ekonomik değişmenin etkisiyle geleneksel örf, adet ve ritüelleri dönüşüme uğratmaktadır. Kültür toplumun vazgeçilmez unsuru olmakla birlikte toplumları birbirinden farklılaştıran değerler bütünüdür. Her toplumun kendine özgü kültürü vardır. Kültürümüzün bir parçası olan evlilik öncesinde yapılan kına gecesi, eğlenceli bir görsel şölen olarak değerlendirilmektedir. Günümüz kına gecelerini oluşturan modern organizasyonların varlığı ve çalışma prensipleri bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Günümüzde organizasyonların varlığı her tören ve davette (nişan, düğün, sünnet, mezuniyet) görüldüğü gibi kına gecesi ile daha bütünleşik bir hal almaktadır. Bu çalışmada, kültürümüzün bir parçası olan, Samsun ili Çarşamba ilçesindeki kına geceleri adet ve geleneklerinin ortaya konması hedeflenmiştir. Ayrıca; kına gecelerine özel tutulan organizasyonlar, organizasyonların nasıl ortaya çıktığı, neden organizasyonların ve neden kına koçlarının tercih edildiği incelenmiştir. Organizasyon tutulmasında etkili olan kişilerin sosyal, ekonomik ve kültürel özellikleri incelenmiştir. Buna ek olarak tüketim toplumunun yansımaları ve gösterişçi tüketim kavramı incelenmiştir. Tüketim ve gösterişçi tüketim arasındaki ilişki organizasyonculuk faaliyeti ile ilişkilendirilerek açıklanmaya çalışılmıştır.

DüğünGösterişçi tüketimKültürel tüketim+6
Edanur Sandıkcı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de değişen sosyal yapının aileye etkisi

Bu tez çalışmasında, değişimin kaçınılmaz olduğu gerçeğinden yola çıkılarak, Türkiye'de değişen sosyal yapının aile kurumuna etkisi ele alınmıştır. Değişimin etkisi evlilik, gelenekler ve değerler açısından incelenmiştir. Ankara'da rastgele seçilen 20 kişiyle derinlemesine mülakat yapılmıştır. Türk toplumsal yapısında oluşan değişimin boyutu ve kapsamıyla ilgili sonuçlar Ankara örneği üzerinden ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda aile, gelenekler ve değerlerdeki değişimlerin büyük oranda negatif algılandığı tespit edilmiştir. Değerlerin, geleneklerin ve Türk toplumunun en önemli yapı taşı olan ailenin korunmasının elzem olduğu genel kanısına ulaşılmıştır. Ayrıca, Türkiye'nin toplumsal yapısında ortaya çıkan değişimin anlaşılmasında aileye yönelik çalışmaların sayısının artmasının ve alan çalışmalarıyla desteklenmesinin ne kadar önemli olduğu görülmüştür.

Rabiye Zencirkıran
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyokültürel değişimlerin Irak aile yapısına etkisi

Bu tez çalışmasında, Irak aile yapısının konumu ve toplumsal yapıda meydana gelen sosyokültürel değişimler tarihsel bağlamda ele alınmıştır. Konuyla ilgili daha önce yapılan araştırmalar derlenmiş ve sosyokültürel yapıda yaşanan değişimlerin aileye etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Literatürde yer alan çalışmalarda göç, kentleşme, medya, modern bireyci hayat tarzı, tüketim toplumu ve küreselleşmenin değişimi etkileyen en önemli faktörler olduğu tespit edilmiştir. Özellikle sosyal medya ve diğer iletişim araçlarının Irak'ta kültür ve davranışların değişiminde son derece etkili olduğu görülmüştür. Bunun sonucunda Irak aile yapısının etkileşim ve iletişim biçimlerinde değişimler meydana gelmiştir. Bu durumun toplumun en temel yapı taşı olan aileyi olumsuz etkilediği yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Fakat bu olumsuz değişimlerin etkisini önlemek için henüz önemli bir girişimin olmadığı sonucuna da ulaşılmıştır.

DinSosyoloji
Alı Najeeb Hamad Hamad
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modernleşmenin Çerkes etnisitesine etkisi: Türkiye ve Rusya örneği

Çerkesler, uzun yıllar boyunca anavatanları olan Kafkasya uğruna Rusya ile yaptıkları savaşlara, verdikleri mücadelelere rağmen, sürgün edilerek birçok farklı ülkeye dağılan kültürel değerlerini koruma konusunda istekli olan etnik bir halktır. Türkiye, Çerkeslerin yaşamlarını sürdürdükleri ülkelerin başında gelmektedir. Modernleşmenin asimilasyonist etkilerine karşılık hem Türkiye'de hem de Rusya'da içe kapalı bir yaşam pratikleriyle kendilerine özgü kültürlerini devam ettirdikleri düşünülmektedir. Bu çalışmada Çerkeslerin modernleşmenin etkileri altındaki pratikleri sosyolojik bakış ile irdelenmiştir. Çalışma, Türkiye ve Rusya evreni kapsamında bir örneklem üzerinden yürütülecektir. Konu, Türkiye'nin ve Rusya'nın modernleşme politikaları ve uygulamaları, bunların Çerkes kültürüne yansıma biçimleri ve Çerkeslerin ortaya koyduğu pratikler üzerinden sosyolojik olarak irdelenmeye çalışılacaktır. Bu çalışmada etnografik desen kapsamında nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu bağlamda Türkiye'de ve Rusya'da yaşayan 18 kadın ve 12 erkek olmak üzere toplam 30 katılımcı ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda hem Rusya'da yaşayan hem de Türkiye'de yaşayan Çerkeslerin modernleşmeden olumlu ve olumsuz yönlerde etkilendiği belirtilmiştir. Yaşanan teknolojik değişmeler, buna bağlı olarak sanayileşme ve bağlantılı olarak kentleşmenin artması ile Çerkesler içe kapalı yaşam sürdükleri alanlardan çıkıp diğer kültürlerle etkileşime girmiştir. Bu da her iki ülkede kültürel bir etkileşimi meydana getirmiş olup, yaşanılan ülkeye özgü kültürler ile değişime uğramışlardır. Modernleşmenin etkisi çerçevesinde Çerkes kültürü bir taraftan kültürel değişime uğrayıp bazı geleneklerini kayıp etse de bir taraftan da zamana uyulması gerektiğinin altı çizilmiştir. Teknolojinin ve iletişim araçlarının gelişmesi de birçok ülkeye dağılmış olan Çerkesler için olumlu gelişmelerden olmuştur.

Duygu Kazan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hedonik tüketimin Z kuşağına etkisi olarak davranışlarını nasıl şekillendirdiğine ve anlamlandırdığına yönelik nicel bir araştırma

Tüketim sadece satın alınan bir nesne anlamına gelmemektedir. İçerisinde anlamlar barınan, bireylerin tanımlarını ve davranışlarını etkileyen bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüketim her yaştan bireyi etkilemektedir. Bireyler arası sosyal ilişkileri etkilemekte ve kimliklerinde belirleyici bir etken olmaktadır. Grupların, alışveriş alışkanlıklarına ve demografik özelliklerine göre tüketim alışkanlıkları değişmektedir. Her sınıf kendisini temsil eden ve yansıtmak istediği kimliklere göre ürünleri kullanmaktadır. Tüketim davranışı Z kuşakta belirleyici bir etken olmakta ve teknoloji çağında doğup, büyümeleri sebebiyle araştırılması gereken bir konu olmaktadır. Toplumlar da, tükettikleri nesnelerin benzerliğine göre ve ait olmak istediği sınıfa karşı yakınlık kurmaktadır. Bu durumun belirleyicisi olarak da nesneleri görmektedir. Bu çalışmada; hedonik tüketimin Z Kuşağı bireylerinin davranışlarında belirleyici bir rol içerisinde olmasına ilişkin bir çözümleme yapılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda nicel araştırma yapılmış ve toplamda 305 Z Kuşağı bireyine ulaşılmıştır. Çalışmada demografik bilgiler, alışveriş alışkanlıkları ve Hedonik ve Faydacı Tüketim Davranışları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada yapılan nicel çalışma sonucunda Z Kuşağının hedonik tüketim davranışları ile demografik özellikleri ve alışveriş alışkanlarında anlamlı ilişkiler olduğu görülmektedir. Cinsiyet, alışveriş sıklığı, kişisel aylık harcama Z Kuşağının hedonik tüketime yönelmesinde etkili olmaktadır. Z Kuşağı öncelikle kimliklerini yansıtmak amacıyla hedonik tüketime yöneldiği gözlemlenmektedir.

Seda Topaloğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Almanya'da yaşayan Türk kökenli küçük girişimci kadınların sosyolojik analizi: Mannheim örneği

Günümüzde uluslararası göçün yükselişe geçmesi ile etnik girişimcilik faaliyetleri de ülkelerin ekonomik kalkınmalarında önemli yer edinmiştir. Kadın girişimciliği konusu dünyada oldukça popüler olmasına karşın, literatürde bu konu üzerine odaklanan çalışmalar özellikle de Almanya'da yaşayan Türk kökenli kadınların etnik girişimcilikleri üzerine çalışmalar oldukça az sayıdadır. Bu nedenle bu çalışmanın temel amaçlarından bir tanesi göçmen kadın girişimciliği konusuna dikkat çekerek, göç ve kadın girişimciliği alanında yapılacak çalışmalara kaynak sağlayarak katkıda bulunmaktır. Çalışmada, Almanya'da yaşayan Türk kökenli kadınların etnik girişimcilik faaliyetleri incelenmiştir. Kadınların sahip oldukları sosyal ağlar girişimcilik faaliyetleri üzerinde olumlu ve olumsuz çeşitli etkiler yaratmaktadır. Almanya'da yaşayan Türk kökenli girişimci kadınların pek çoğunun karşılaştığı ırkçılık, yabancı düşmanlığı, islamofobi, Almanca bilmemek, yalnızlık, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı, hane içi sorumlulukların fazlalığı gibi sorunlar onların girişimcilik faaliyetlerini geliştirmeleri önünde engeller oluşturmaktadır. Çalışmada, göç ve kadın girişimciliği konuları üzerine literatür taraması yapılmış, Almanya'da yaşayan Türk kökenli küçük girişim sahibi kadınların, girişimcilik faaliyetini tercih etme nedenlerini, yabancı ve girişimci kadın olarak karşılaştıkları sorunları tespit etmek amacı ile nitel araştırma tekniklerinden derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak Almanya'nın Mannheim şehri ve çevresinde yaşayan Türk kökenli küçük girişim sahibi 8 kadın ile bireysel görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler betimsel yaklaşım modeli ile analiz edilerek yorumlanmıştır.

Cansel Sargın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite mezunu işsiz gençlerin psikososyal durumları üzerine bir alan çalışması

Bu tez çalışmasının amacı, üniversite mezunu işsiz gençlerin psikososyal durumlarının araştırılmasıdır. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra iş piyasasında kendine uygun iş bulamayan diploma sahibi, okumuş bireylerin, işsizlik olgusuyla nasıl başa çıktıklarını, bu süreçte kimlerden nasıl destek aldıklarını, işsiz kalmanın önündeki en etkili nedenlerin varlığının neler olduğu, işsizliğin, eğitimli genç bireyler üzerinde ne tür etkileri olduğu çalışma açısından incelenmiştir. Yapılan bu çalışmanın örneklemi ise Türkiye'de farklı yükseköğretim kurumlarından mezun olmuş yaş ve cinsiyet farkı gözetmeksizin farklı statülerde işsiz kategorisi altında seçilen kişilerce gönüllülük esasına göre uygulanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak toplamda 32 katılımcı ile gerçekleşmiştir. Araştırma sonucunda katılımcılar işsiz kaldığı süreçte ailesinden maddi ve manevi desteği gördüğünü, işsizlik nedeniyle çevre ile olan ilişkilerinin olumsuz şekilde değiştiğini ve çevreden olumsuz eleştiriler aldıklarını, günlük hayatta sosyal ilişki bağlarının zayıfladığını ifade etmişlerdir. Gençlerin büyük çoğunluğu KPSS sınavından yeterli düzeyde puan alamadığını ve iş piyasasında yeterli düzeyde tecrübe ve donanım sahibi olmadığı için işsiz kategorisinde olduğunu belirtmiştir. Katılımcıların çoğunluğu işsizliğin sağlık açısından günlük hayatta bedenen ve ruhen olumsuzluklar yarattığını ifade etmişlerdir.

Emine Meltem Karpuz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medya ve yaşam tarzı göçü' nün gençlerin göç etme motivasyonlarına etkisi

Bu çalışma, sosyal medya ve yaşam tarzı göçünün genç bireyler açısından incelenmesini konu edinmiştir. Bu tezde yaşam tarzı göçünü gerçekleştiren genç bireylerin göç etme motivasyonlarında sosyal medyanın etkisini ortayı çıkarmak amaçlanmıştır. Tezde nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Alan çalışmasında nitel araştırma tekniklerinden olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmeler çevrimiçi ortamda gerçekleştirilmiştir. Araştırma evreni, Türkiye'den yurtdışına göç eden bireylerden oluşmaktadır. Örneklem grubunu ise, 12-24 yaş aralığındaki göçmenler oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda, sosyal medyanın gençlerin göç etme motivasyonuna dolaylı etkisinin olduğu görülmüştür. Göç nedenleri arasında yaşam tarzı göçünün de öne çıktığı gözlenmiştir. Katılımcıların göç öncesindeki beklentileri ve göç sonrasındaki durumları arasında farklılaşma vardır. Katılımcıların ülkelerine geri dönmeye yönelik motivasyonları araştırmanın varsayımında öngörülenin aksine yüksektir.

Onur Gür
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Meslek liselerinde eğitim gören öğrencilerin bu okulları seçme sebeplerine yönelik sosyolojik bir araştırma (Ankara Altındağ örneği)

Yapılan çalışmada, Meslek Lisesi öğrencilerinin, bu okulları neden seçtiklerine yönelik veriler elde edilmektedir. Ankara Altındağ ilçesinde yer alan 5 ayrı okuldan alınan veriler doğrultusunda sonuçlara ulaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmaya 355 öğrenci katılım sağlamıştır. Karma model kullanılmıştır. Anket soruları ve öğrencilerin bireysel olarak cevap verebilecekleri açık uçlu sorular yöneltilmiştir. Katılımcıların düşüncelerini daha iyi anlayabilmek için bireysel cevaplar verebilecekleri alan bırakılmıştır. Okullarda gerçekleştirilen anketler, SPPS ve NVİVO programında analiz edilmiştir. Kategorik değişkenler arası ilişkilere bakılacağından ki-kare testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin okul seçiminde aile faktörünün ön planda olduğu görülmüştür. Ailelerinin istekleri doğrultusunda öğrenciler bu okullarda eğitim aldıklarını belirtmiştir. Yükseköğretime devam etmek isteyen öğrenciler, lisede eğitim aldıkları alan dışında bir bölümde okumak istediklerini belirtmiştir. Materyal eksikliği ve bölüm derslerinin az olması öğrenci ve öğretmenlerin okullarını yetersiz görmelerine sebep olmaktadır. Teorik derslerin fazla olması, eğitim programlarının yoğun olması öğrencilerin pratik yapmasına engel olmaktadır. Çözüm olarak ders sayısında azalmaya gidilerek, pratik yapılarak el becerilerini geliştirecek alanların oluşturulması gerekmektedir. Öğrenciler ders saatleri dışında bir işte çalıştıklarını ifade etmişlerdir. İkili eğitim sisteminde öğleden sonra okula gelen öğrencilerin günün tamamını okul için harcadıkları, kendilerine ayıracak zamanın kalmadığını ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Meslek lisesi, meslek lisesi tercihi, sosyolojik araştırma.

Hasan Gürbüz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal cinsiyet yargılarındaki değişimi akademik çalışmalar üzerinden sorgulamak

Bu çalışmada 2004-2021 yılları arasında Toplumsal cinsiyet yargısı konusunda yapılmış çalışmaların incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda 2004-2021 yılları arasında Toplumsal cinsiyet yargısı konusunda yazılmış makale, yüksek lisans ve doktora tezinden oluşan 110 çalışma incelenmiştir. Bu dokümanlara ulaşmak için YÖK Tez, Ulusal Tez Merkezi, Google Akademik, Ulakbim, Dergipark gibi sitelerde alanyazın taraması yapılmıştır. Bu çalışmalar amaç, yapıldığı yer, yayın yılı, yapıldığı kademe, çalışma türü, çalışma yöntemi, çalışma deseni ve veri toplama araçları alt problemleriyle ele alınmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Doküman incelemesi yöntemiyle gerçekleştirilen bu çalışmada 79 makale, 28 yüksek lisans tezi, 3 doktora tezi olmak üzere 110 çalışma incelenmiştir. Bu araştırmanın verileri belirli başlıklar altında düzenlenmiştir. Belirlenen başlıklar altında elde edilen bulgular betimsel analiz yöntemiyle incelenmiş, bulgulardan yola çıkarak yorumlar yapılmıştır. Bu başlıklar: çalışmanın türü, çalışmanın yılı, çalışmanın yapıldığı yer, çalışmanın araştırma modeli, çalışmanın yöntemi, çalışmanın veri toplama araçları, çalışmanın veri toplama aracı sayıları, uygulanan ölçekler, uygulanan envanterler, çalışmanın alanıdır. Yapılan çalışmaların incelenmesi sonucunda toplumsal cinsiyet yargısının geçmişten günümüze olumlu yönde değişim gösterdiği görülmüştür. Geçmişte toplumsal cinsiyet rollerine sıkı sıkıya bağlı bir yaşam sürülmesi çalışma hayatında erkeklerin ön planda olmasına, kadınların ise yalnızca ev ortamında kendini gösterebilmesine sebep olmuştur. Aydınlanma dönemiyle beraber kadın-erkek eşitliği ve özgürlük gibi kavramlar ortaya atılmış, kadınların ve erkeklerin toplumdaki rolleri tartışılmıştır. Tartışmaların yoğunlaşması kadın hakları hareketlerini doğurmuş, kadınların sosyal hayata atılması için engeller yavaşta olsa kalkmaya başlamıştır. 20. yüzyılın başlarında yaşanan İkinci Dünya Savaşı ile kadınlar erkeklerin üstlendiği görevleri üstlenmiş, çalışma hayatında daha fazla yer almış, önemli mesleki başarılar elde etmiştir. Bu dönemde erkekler de kalıplaşmış cinsiyet rollerini bir kenara bırakarak çocuk bakımı ve ev işleri gibi konularda görev üstlenmeye başlamıştır. Günümüzde ise toplumsal cinsiyet rolleri daha esnek hale geldiğinden toplumsal cinsiyet yargısı da daha fazla önem kazanmıştır. Toplumlar bu konuda bilinçlenmiş, toplumların farkındalık düzeyi artış göstermiştir. Bunlara rağmen toplumsal cinsiyet eşitliği tamamen sağlanamadığından kadınlar özellikle mesleki hayatta halen ücret eşitsizliği, istihdam gibi konularda çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu zorlukların da giderilmesi ve daha eşitlikçi bir toplum hedefiyle toplumsal cinsiyet yargısı değişim süreci devam etmektedir.

Mesleki toplumsal cinsiyet
Eda Çakır
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırsal alanda kadın olmak: Ovacık Köyü örneği

Bu tez çalışmasında, kırsal alanda kadının konumu çok yönlü olarak ele alınmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda Ovacık Köyü özelinde yaşanan yoksunluk, yoksulluk ve ataerkil işleyiş ortamında kadınların göstermiş olduğu davranış biçimleri, geliştirdikleri stratejiler ve yüklendikleri toplumsal cinsiyet rolleri, onların deneyimleri üzerinden anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Ataerkinin etkisinin yüksek olduğu köyde, kadınlar kuşaklar üzerinden toplumsal cinsiyet rolleri devralmaktadırlar. Bu süreçte ağır bedelleri deneyimlediklerini ifade etmişlerdir. Bu açıdan kadınların deneyimlerine bakıldığında, erkeklerden farklı olarak kadınların yoksunluğu ve yoksulluğu algılama biçimlerinin, yaşam kalitelerinin, yaşama dair beklentilerinin erkeklerden farklılaştığı gözlemlenmiştir. Özellikle, erkeklere göre, sadece gelir yoksunluğu olarak yaşanan durum, kadın için ise sosyal hayata katılamama, karar merciine ulaşamama, görünür olamama ve hayata dair bir boşluğu dolduramama durumudur. Tam da bu noktada bu çalışmada, Ovacık Köyü özelinde, kırsal alanda ataerkil düzen içerisinde yaşayan kadınların yaşadıkları durumlar, sosyolojik bir bakış açısı ile anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda, çalışmada, Ovacık Köyü'ndeki kadınların kırsalda ve özellikle de ataerkil düzen karşısında gösterdiği mücadeleye, yaşamlarına yön veriş şekillerine, toplumsal alanda var oluş çabalarına, yoksunluk ve yoksullukla mücadelelerine ve ödedikleri bedellere odaklanılmıştır. Çalışma, monografik yöntem üzerinden yürütülmüştür.

Eşitsizlikten kaçınma
Aslı Dereli
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modernleşme kuramı perspektifinde kır ve kent toplumlarında 65 yaş ve üstü bireyler ile genç nesiller arasındaki ilişkilerin sosyolojik araştırması

65 yaş ve üstü bireylerin nesiler arası ilişkileri geleneksel dönemden modern döneme geçtiğinde kır ve kent toplumlarında farklı değişimler meydana gelmektedir. Bu çalışmanın amacı 65 yaş ve üstü bireylerin modernleşme kuramı çerçevesinde kır ve kent toplumlarında nesiller arası ilişkilerin incelenmesidir. Bu çalışmada 65 yaş ve üstü bireylerin kır ve kent toplumlarında yaşadığı sorunları ve nesiller arası ilişkilerini nitel araştırma yöntemi ile ele alınmaktadır. Çalışmada araştırma deseni olarak fenomenoloji kullanılmakta ve bireylerin duygu ve düşünceleri ortaya çıkarılmaktadır. Araştırmanın örneklemi Ankara ve Çankırı illerinde kır veya kentte yaşayan 65 yaş ve üstü toplam 30 katılımcı ile oluşturulmuştur. 65 yaş üstü bireylere 28 soruluk bir mülakat formu hazırlanarak bireylerin görüş ve düşünceleri alınmıştır. Araştırma bulguları doğrultusunda ana temalar oluşturularak veriler betimsel analiz edilmiştir. Kod açma yöntemi kullanılarak verilerin analizinde ortak örüntüler ile çıkarımlar sağlanmıştır. Elde edilen veriler ile 65 yaş ve üstü bireylerin kır ve kent toplumlarında modernleşmenin etkisi ile nesiller arasındaki ilişkileri vurgulanmaktadır. Çalışmanın bulguları arasında yaşlı bireylerin eskisi kadar saygı ve sevgi görmediği ve bu durumun kır ve kent alanlarında farklılık gösterdiği yer almaktadır. Bu bulgular 65 yaş üstü bireylerin şimdiye kadar yaşadıklarından elde ettiği bilgiler ve görüşler doğrultusunda ortaya konmaktadır. Araştırmanın sosyoloji literatürüne ve yaşlı bireylere yönelik yapılacak olan çalışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Kent sosyolojisiKır sosyolojisiİlişkisel sosyoloji+1
Sena Nur Şen Akkaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş arama tecrübelerinin arayanların bakış açısıyla bir incelemesi: Ankara ili sosyoloji mezunları örneği

Modern çağın en ciddi sorunlarından biri, gençlerin iş imkanlarından yeterince faydalanmamalarıdır. Bu işsizlik durumu sadece belirli bir bölgeyi değil, tüm bir ülkeyi etkilemektedir. Özellikle dezavantajlı gruplar, işsizlik sorunundan diğerlerine göre daha fazla etkilenmektedir. Bu nedenle işsizlik, küresel bir sorun haline gelmiştir. Türkiye'de gençlerin sayıca fazla olması, işsizlik sorununu daha da karmaşık hale getirmektedir. Sosyoloji mezunları (25-35 yaş arası) gençlerin, iş gücü piyasasına girişte bir dizi sorunla karşılaşmakta ve bu sorunlarla başa çıkmaya çalışmaktadırlar. Sosyoloji mezunu gençlerin, eğitim ve deneyim kazanma amacıyla düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda kalmaları ve bu işlerin sona erdiğinde işverenler tarafından terk edilmeleri gibi durumlar, bu çalışmada özenle ele alınmıştır. Modern çağda toplumsal dayanışmanın azaldığı, iş bölümünün zayıfladığı ve toplumsal uyumluluktan ziyade çatışmanın öne çıktığı bir dönemde yaşadığımız görülmektedir ve bu durum bu çalışma içinde sosyolojik olarak incelenmiştir. Bu bağlamda, Ankara ilindeki sosyoloji mezunu gençlerin (25-35 yaş aralığı) iş bulma deneyimleri, kişisel, mesleki ve ekonomik açıdan incelenmiş olup derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma verilerinin değerlendirilmesi sonucunda sosyoloji bölümünde, iş piyasasına yönelik pratik deneyimlerin yetersiz olduğu ve mezuniyet sonrasında işverenler tarafından deneyimsiz olarak algılandığı tespit edilmiştir. Mezunlar, okul dışında aldıkları sertifikalar ve çeşitli belgelerin iş yaşamına katkı sağlamadığını, sadece boş zamanlarını doldurduğunu ifade etmişlerdir. Sosyoloji mezunu gençler, kendi bölümleriyle ilgili işlere girememenin etkisiyle, daha geniş kariyer fırsatları sunan farklı alanlara yönelmeye çaba sarf etmektedirler. Bu bağlamda sosyoloji mezunu gençlerin işe girememesi sonucunda çeşitli psikolojik ve bedensel sorunlar ile karşılaşmaktadır. Günümüz koşullarında eğitimli olmanın yeterli olmadığı ve deneyimlerin önemli olduğu da vurgulanmaktadır. Son olarak, sosyoloji bölümünün mezunlara ne gibi katkılar sağladığı, tecrübe ve deneyimlerin nasıl kazanılabileceğine dair bilgiler de ele alınmıştır.

Aile içi iletişimAile içi ilişkilerAkran ilişkileri+6
Hilal Kartal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yoksulluk ve eğitim ilişkisine yönelik tutum araştırması (Balıkesir örneği)

Bu tez çalışmasının amacı katılımcıların yoksulluğa yönelik tutumlarının ortaya konmasıdır. Çalışmada bu amaçla Balıkesir ili merkezinde yaşayan 18 yaş ve üzerindeki 360 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmada, Serpil KURT'un hazırlamış olduğu Yoksulluğa Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcılara yüz yüze anket uygulaması yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonuçlarına göre cevapların "yoksulluk algısı", "yoksulluk nedenleri", "yoksulluk eğitim ilişkisi" ve "iyimser" boyut olmak üzere dört faktöre dağıldığı görülmüştür. Dört faktör toplam varyansın %56,100'ünü açıklamaktadır. Yapılan test sonucunda "Cronbach Alpha" güvenilirlik katsayısı %80 olarak bulunmuştur. Yapılan çoklu regresyon analizi sonucunda göre yoksulluk algısı tutumunda yaş, eğitim ve mesleğin etkisi vardır. Yoksulluğun nedenleri tutumunda eğitim ve mesleğin etkisi vardır. Yoksulluk eğitim ilişkisi tutumunda sosyo-demografik değişkenlere göre bir etkinin var olduğu yer almamaktadır. İyimser tutumunda cinsiyet ve eğitimin etkisi vardır.

Serpil Kurt
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medya bağımlılığının gençlere ve aile içi ilişkilere olumsuz etkisi

Bu tezin temel amacı, sosyal medya bağımlılığının gençlere ve aile içi ilişkilere olan olumsuz etkisinin araştırılmasıdır. Araştırmada "Sosyal Medyanın Gençlere Etkisi Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Saha çalışması kapsamında Kocaeli'nde ikamet eden 18 yaş ve üzeri 402 gönüllü katılımcı tesadüfi örnekleme uygun ve online biçimde anket formunu doldurmuştur. Anket formu sonuçları IBM SPSS 27 paket programında analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda anket verilerilerinin iki faktöre dağıldığı görülmüştür. Birinci faktör sanal etki ikinci faktör ise bağımlılık olarak adlandırılmıştır. İki faktörün açıkladıkları toplam varyans oranı %63,242'dir. Birinci faktör toplam varyansın %40,194'nü, ikinci faktör ise %23,048'ni açıklamaktadır. Ölçeğin "Cronbach Alpha" güvenilirlik katsayısı 0,94'tür. Sanal etki faktörünün güvenilirliği 0,94, bağımlılık faktörünün güvenilirliği ise 0,81'dir. Regresyon analizi sonucunda medeni durumun sosyal medya kullanımında etkili olduğu diğer demografik değişkenlerin ise etkili olmadığı görülmüştür.

Melike Altan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise öğrencilerinin boş zaman faaliyetlerini etkileyen faktörler: Ankara ili Yenimahalle ilçesi örneği

Lise Öğrencilerinin Boş Zaman Faaliyetlerini Etkileyen Faktörler: Ankara İli Yenimahalle İlçesi Örneği çalışması 4 adet devlet lisesinde eğitim görmekte olan toplamda 400 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Genel tarama yönteminin kullanıldığı çalışmada veriler, katılımcılar ile yüz yüze görüşülerek anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Katılımcıların sosyo-demografik ve sosyo-kültürel özelliklerine yönelik 26 soru sorulmuş ve 36 maddelik Boş Zaman Tutum Ölçeği uygulanmıştır. SPSS'de veriler işlenmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Çalışmanın referans teorisi olarak Pierre Bourdieu'nun habitus kavramı temel alınmıştır. Bourdieu'nun kuramı bağlamında bu çalışmada, lise öğrencilerinin boş zaman faaliyetlerini etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Söz konusu amaçlar doğrultusunda çalışmanın ikinci bölümü kapsamında zaman kavramı ve boş zaman kavramı tanımlanarak boş zamanın tarihsel gelişimi, fonksiyonları, değerlendirilmesi, değerlendirmesinde etkili olan faktörler ve boş zaman faaliyetlerine katılıma engel olan faktörler incelenmiştir. Ardından Pierre Bourdieu ve sosyolojisi aktarılarak habitus kuramında etkili olan habitus, alan ve sermaye kavramları değerlendirilmiştir. Son olarak ise Pierre Bourdieu'nun habitus kuramı kapsamında boş zaman faaliyetlerini etkileyen faktörler açıklanmıştır. Yapılan analizler sonucunda katılımcıların boş zaman tutumlarının lise döneminde yaşadıkları yer, lise döneminde kaldıkları yer, ailelerinin yaşadığı yer, eğitimleri boyunca aylık gelirlerinin karşılanma durumu, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, anne mesleği, baba mesleği, hoşlandıkları gezi türü, hoşlandıkları müzik türü, boş zamanlarında vakit geçirdikleri kişiler, gün içinde en fazla vakit geçirdikleri eylem, boş zaman süresinin yeterliliği, günlük TV seyretme ve okudukları kitap türü değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olmadığı tespit edilmiştir. Hane aylık geliri, günlük boş zaman süresi, kitap okuma sıklığı, ilgilenilen spor dalı, cinsiyet, yaş, okunulan lise türü ve gelir durumu değişkenlerine göre ise boş zaman tutum ortalamaları anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.

Alper Tufan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

18-35 yaş arası bekâr gençlerin aile, evlilik ve çocuğa yönelik tutumları: İzmir örneği

Bu çalışma, İzmir ilinde yaşayan 18-35 yaş arasındaki bekâr bireyler üzerinde aile ve gençlik değerlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın yöntemi olarak nicel araştırma modellerinden tarama deseni kullanılmış olup, veri toplama yöntemi olarak anketler tercih edilmiştir. Çalışmanın örneklemi, İzmir ilinde ikamet eden ve basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 18-35 yaş arasındaki 559 bekâr bireyden oluşmaktadır. İstatistiksel analizler SPSS 27.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Faktör analizi sonucunda evlilik öncesi görüşme, ailenin önemi, çocuğun değeri, evliliğin önemi, eş seçim kriteri ve mutlu evlilik olmak üzere altı faktör ortaya çıkmıştır. Bu altı yapının gençlik ve aile değerlerine yönelik tutumun tamamını açıklama oranı ise %71,118 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin Cronbach alfa güvenilirlik katsayısı 0,86 olarak bulunmuştur. Evlilik öncesi görüşme boyutunun güvenirliği 0,94, ailenin önemi boyutunun güvenirliği 0,90, çocuğun önemi boyutunun güvenirliği 0,91, evliliğin önemi boyutunun güvenirliği 0,84, eş seçim kriteri boyutunun güvenirliği 0,82, mutlu evlilik boyutunun güvenirliği ise 0,69 olarak bulunmuştur. Böylece ölçeğin güvenirliğinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Normal dağılım gösteren veriye parametrik testlerden t-testi ve tek yönlü ANOVA uygulanmıştır. Bulguların yorumlanmasında %95 güven aralığı temel alınmıştır. Bulgularda t-testi sonucunda bekâr gençlerin cinsiyetine göre eş seçim kriterleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu sonucu çıkmıştır (p<0.05).Tek yönlü ANOVA testine göre bekâr gençlerin yaşlarına göre evlilik öncesi görüşme, ailenin önemi ve eş seçim kriterleri; eğitim durumuna göre evlilik öncesi görüşme, çocuğun değeri, eş seçim kriterleri ve mutlu evlilik; mesleklerine göre evlilik öncesi görüşme ve eş seçim kriterleri; aylık kazançlarına göre ise sadece eş seçim kriterlerine yönelik tutumlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0.05). Ayrıca bekâr gençlerin aile değerlerine ve evlilikte çocuğa verdikleri önem yüksek bulunmuştur. Mutlu bir evlilik için güven, saygı ve iletişim değerlerine daha fazla önem verdikleri ortaya çıkmıştır. İzmir örneklemindeki gençlerin evlilik öncesi görüşme, ailenin önemi, evlilik ve çocuğa yönelik tutumlarında aile değerlerini muhafaza ettikleri görülmüştür. Regresyon analizlerine göre yaş ve eğitimin evlilik önesi görüşme tutumuna anlamlı etkisi olduğu bulunurken, cinsiyet, eğitim ve mesleğin eş seçim kriterine anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir.

Nur Yardim Yavaş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal dışlanma perspektifinden engelli öğrencilere yönelik kaynaştırma eğitimi

Sosyal dışlanma, toplumsal açıdan bireylerin ya da grupların yetersiz sosyal bütünleşmelerini ifade eder. Sosyal dışlanma, genellikle dezavantajlı olan bireylerin ya da grupların maruz kaldığı bir sorundur. Bu dezavantajlı grupların içerisinde yer alan engelli bireyler yoğun bir şekilde dışlanma riski ile karşı karşıya kalmaktadır. Sosyal politikalar, engelli bireylerin sosyal dışlanmasını azaltmak ve onların toplumsal bütünleşmelerini sağlamak için sosyal içerme çalışmalarına önem vermeye başlamışlardır. Bu çalışmada, kaynaştırma eğitimi üzerinde durulmuş ve bu eğitim sosyal dışlanma perspektifinden incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma verileri 2023-2024 eğitim öğretim yılında, İstanbul İli Fatih ilçesinde ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde kaynaştırma eğitimine devam eden 15 öğrencinin aileleri ile yapılmıştır. Araştırmada, katılımcılara ayrıntılı bir şekilde hazırlanmış veli onam formu imzalatılmış ve nitel araştırma desenleri arasında yer alan fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Araştırma verileri içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda, kaynaştırma eğitiminin uygulama aşamasında tamamlanması gereken önemli problemler olduğu ve yönetmelikle bir ilerlemediği görülmüştür. Kaynaştrıma öğrencilerinin normal gelişim gösteren akranları tarafından zorbalığa ve dışlanmaya maruz kaldıkları, çoğu ailenin kaynaştırma öğrencilerine verilen özel eğitim hizmetlerini yetersiz buldukları ve bu eğitimlerin seans ücretlerinin yüksek olması ekonomik imkânları kısıtlı olan aileleri zorladığı çıkan sonuçlar arasındadır. Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma öğrencileri, kaynaştırma eğitimi, sosyal dışlanma

Kübra Turan Okuş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Samsun mübadillerinde bir kültür aktarım aracı olarak halk oyunları

Anadolu coğrafyası geçmişten beri göç olayları için hem bir geçiş yolu hem de hedef nokta halindedir. Birçok millet ya bu yolla göç hareketlerinde bulunmuş ya da bu coğrafyaya göç etmişlerdir. Mübadele ise yüzyıllar öncesinden kültürümüzü farklı coğrafyalara taşıma görevini üstlenmiş olan kişilerinin torunlarının gittikleri yerlerin toprak bağı olarak sınırlarımız dışında kalmasıyla yurdumuza dönüş yapmalarıdır. Geçen zamanın ne kadar uzun olduğu düşünüldüğünde o coğrafyalarda oluşturulan kültürel mirasın da mübadillerle birlikte Anadolu'ya taşınması kaçınılmazdır. Mübadil nesiller taşıdıkları bu kültürel değerleri genç nesillerine aktarmak üzere çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Samsun mübadillerinin halk oyunları aracılığıyla kültürel değerlerini nasıl koruduklarını ve gelecek kuşaklara nasıl aktardıklarını ortaya koymaktır. Araştırma Samsun Balkan Türkleri Derneği'nin faaliyetlerini rehber edinmiş ve tarihi bir bellek işlevi gören görsellerle desteklenmiştir. Ayrıca tez içerisinde konumlandırılan köprü bağlantılarla açıklaması yapılan halk oyunlarının uygulama ve öğretim tekniklerine de gene Samsun Balkan Türkleri Derneği Youtube kanalı üzerinden erişim sağlanmıştır. Çalışma bulguları, mübadillerin kültürel miraslarını halk oyunları yoluyla aktarma konusunda güçlü bir bağlılık geliştirdiklerini ve bu oyunların kimliklerini koruma aracı olarak işlev gördüğünü göstermektedir. Halk oyunlarının, topluluk aidiyetini pekiştiren ve mübadil kültürünün devamlılığını sağlayan önemli bir kültürel araç olduğu tespit edilmiştir. Ancak, bu alandaki çalışmaların yeterince yaygın olmadığı ve özellikle yazılı kaynak eksikliği nedeniyle daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç duyulduğu sonucuna varılmıştır.

SamsunZorunlu göç
İsa Özcan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin meslek seçiminde okudukları bölüm ve habitus ilişkilendirmesi

Bu araştırmada, üniversite okuyan öğrencilerin meslek seçimine etki eden habitusları incelenmiştir. Meslek ilgilerine etki eden habitusları, içerisinde yetiştirildikleri aile ve doğuştan getirilen mizaçları bakımından ele alınmıştır. Aile ortamından getirilen yatkınlıklar; özerk-ilişkisel benlik ölçeği ve alt grupları özerk-ayrık, ilişkisel-bağımlı ve özerk ilişkisel benlik boyutları açısından incelenmiştir. Doğuştan getirilen mizaçlar ise kişilik tutumları ölçeği ve alt grupları mükemmeliyetçi, yardımsever, başaran, özgün, gözlemci, sorgulayıcı, maceracı, reis ve uzlaşmacı tutumları açısından değerlendirilmiştir. Ayrıca, meslek ilgileri, özerk-ilişkisel benlik kurguları ve kişilik tutumlarının tamamı; cinsiyete, istenilen mesleği okuyup okumama durumuna, anne ve baba eğitim düzeyine, anne ve baba meslek tipine, ailenin gelir düzeyine, okunulan bölüme, yaşa ve yaşamın geçirildiği yer değişkenlerine göre anlamlı farklılaşmanın olup olmadığı incelenmiştir. Çorum merkezde yer alan Hitit Üniversitesi öğrencilerinden, farklı fakülte ve bölümlerde okuyan 112 (%29,7) erkek ve 265 (%70,3) kadın olarak toplam 377 öğrenci bu çalışmanın araştırma grubunu oluşturmaktadır. Öğrencilere ilk olarak demografik bilgi formu verilmiştir. Daha sonra Kağıtçıbaşı (2005) tarafından geliştirilen Özerk-İlişkisel Benlik Ölçeği ve Subaş'ı (2017) tarafından geliştirilen Kişilik Tutumları Ölçeği ve Meslek İlgi Ölçeği soruları yöneltilmiştir. Yapılan araştırmanın verileri SPSS programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde t testi, ANOVA, korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Sonuçlara bakıldığında, Meslek İlgi Ölçeği ve Kişilik Tutumları Ölçeği arasında pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu ve değişen alt gruplar arasında da anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Özerk-İlişkisel Benlik Ölçeği ve Meslek ilgi Ölçeği arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Özerk-Ayrık Benliğin ve İlişkisel-Bağımlı Benliklerin, Meslek İlgi Ölçeği sosyal ve girişimci alt grupları ile anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Regresyon sonuçlarına bakıldığında; değişken etkileri detaylı olarak incelendiğinde Kişilik Tutumları Ölçeği'nin Meslek İlgi Ölçeği'ni anlamlı olarak etkilediği fakat Özerk İlişkisel Benlik Ölçeği'nin Meslek İlgi Ölçeği'ni anlamlı olarak etkilemediği tespit tespit edilmiştir. Ayrıca yaş, cinsiyet, anne ve baba eğitim düzeyleri, anne ve baba meslek tipleri, istenilen mesleği okuma durumu, ailenin gelir düzeyi, okunan bölüm, yaşanılan yer gibi değişkenlerle; meslek ilgileri, kişilik tutumları ve benlik kurguları arasında anlamlı farklılıklar açısından önemli bulgular elde edilmiştir.

Abbas Karagöz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hedonik, faydacı ve gösterişçi tüketime yönelik tutumlar Ankara örneği

Bu tez çalıması, Ankara'da beş farklı ilçede, 500 kişi ile yüz yüze anket yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Hedonik, faydacı ve gösterişçi tüketime yönelik üç ayrı ölçek kullanılarak ölçüm yapılmıştır. Hedonik tüketim ölçeği; hedonik etki, dürtüsel eğilim, hedonik adaptasyon, kimlik yansıması ve edilgenlik durumu alt boyutlarından oluşmaktadır. Faydacı tüketim ölçeği; hedef odaklılık ve kontrol odaklılık boyutlarından oluşmaktadır. Gösterişçi tüketim ölçeği ise tek boyutludur. Analizler SPSS 27 paket programı ile analiz edilmiş ve regresyon tekniği kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına bakıldığında, Kadınlar, erkeklere göre, 18-24 yaş grubunda yer alanlar, 25-40 ve 41 yaş üzeri gruba göre daha yüksek hedonik etki tutumuna sahiptir. Kadınlar, erkeklere göre, 41000 TL ve üzeri kazanca sahip olanlar, 10000 TL altı gelire sahip olanlara, göre daha fazla dürtüsel eğilim tutumuna sahiptir. Kadınlar, erkeklere göre, bekâr olanlar, evli olanlara göre, 41000 TL üzeri gelire sahip olanlar 10000 TL altı gelire sahip olanlar göre daha yüksek hedonik adaptasyon tutumuna sahiptir. Kadınlar, erkeklere göre daha yüksek kimlik yansıması tutumuna sahiptir. Kadınlar, erkeklere göre, lise ve altı eğitim düzeyine sahip olanlar, üniversite ve üzeri eğitime sahip olanlara göre, Çankaya'da yaşayanlar ise Yenimahalle ve Altındağ'da yaşayan katılımcılara göre daha yüksek edilgenlik durumu tutumuna sahiptir. Erkekler, kadınlara göre, Lise ve altı eğitim düzeyine sahip olanlar, Üniversite ve üzeri eğitim düzeyine sahip olanlara göre, Keçiören'de yaşayanlar ise Çankaya'da yaşayanlara göre daha yüksek hedef odaklılık tutumuna sahiptir. Erkekler, kadınlara göre, evli olanlar, bekârlara göre, 41 yaş üzeri olanlar, 18-24 yaş grubuna göre, Keçiören'de yaşayanlar, Çankaya'da yaşayanlara göre daha yüksek Kontrol Odaklılık tutuma sahiptir. Çankaya'da yaşayanların, Keçiören, Yenimahalle ve Mamak'ta yaşayanlara göre daha yüksek gösterişçi tüketim tutumuna sahip oldukları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hedonik, Faydacı, Gösterişçi, Statü, Ankara

Yusuf Arpaci
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gösterişçi tüketim bağlamında genç yetişkin bireyler üzerine bir inceleme: Çankırı il örneği

Bu çalışmamızda gösterişçi tüketim eyleminin genç yetişkin bireyler üzerindeki etkisi sosyolojik bir pencereden incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın zemini bireylerin tüketim refleksleri ekonomik ihtiyaçlardan yanı sıra toplumsal kabul, statü, kimlik vb. kavramlar içerinde sembolik bir davranışlar bütünüdür. Bu bağlamda Çankırı örnekleminde 18-32 genç yetişkin bireylerden nitel araştırma tekniği ile veriler elde edilmiştir. Gösterişçi tüketim pratikleri bireylerin, sosyal çevre ve aidiyet, ifade biçimi gibi davranışlarına nasıl yansıdığı analiz edilmiştir. Araştırmamızda fenomenolojik yöntem benimsenmiş ve derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda bireylerin tüketim tercihlerini veya yönelimlerini belirleyen faktörlerin yalnızca ekonomik imkânlarla sınırlı olmadığını; aksine sosyal medya, sosyal çevre, beğenilme, modernlik algısı gibi kültürel ve psikolojik etkenlerin önemli rol oynadığını söyleyebiliriz. Katılımcıların bazıları bunların farkında olduğunu belirtirken bazıları ise farkında olmadan yaptıklarını belirtmişlerdir. Katılımcılar 18-32 yaş grubu arasında 10 erkek ve 10 kadın olmak üzere toplam 20 kişiden oluşmaktadır. Katılımcılarla derinlemesine görüşmeler yapılıp veriler toplanmıştır. Toplanılan bu veriler MAXQDA 2022 programında analizleri yapılmıştır. Yapılan analizlerde katılımcıların büyük bir çoğunluğu alışveriş yapınca mutlu olduğunu ve alışveriş sonrasında amacına ulaşmış hissi doğduğunu söyleyebiliriz. Katılımcılarla yapılan görüşmelerde ekonomik kriz ve enflasyondan kaynaklı olarak alım gücünün düşmesinden yakındığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak gösterişçi tüketimin bireyler için yalnızca bir davranış değil aynı zamanda kabul görme, var olma, sosyal çevre, beğenilme gibi kavramların bütünleştiği olgudur. Dolayısıyla bireysel davranışların toplumsal davranışlara nasıl yansıdığını ve ne derecede iç içe geçtiğini çalışmamızda ortaya konulmuştur. Tüketim sosyolojisine de yerel bir katkı sunmuştur. Anahtar Kelimeler: Gösterişçi Tüketim, Genç Yetişkinler, Tüketim Sosyolojisi, Çankırı

Gösterişçi tüketim
Doğan Toprak
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çankırı ilinde 'Nişan tepsisi'nin değişen kültürel anlamları

Bu çalışma kültürel değerleri temel alarak, nişan tepsisinin toplumsal hayatlarımızda ne için var olduğunu ve geçmişten günümüze ne şekilde anlamsal değişimler yaşadığını ele almaktadır. Nişan törenleri geçmişten günümüze sürekli bir değişim içerisinde olup, bu değişime Çankırı özelinde dikkat çekmektedir. Nişan tepsisinin bir sembol haline gelmesinde geleneklerin bir katkısı olup olmadığına dikkat çektiğim bu çalışma, kökeni Simmel'a kadar dayanan sembolik etkileşimci kuram ve kökeni Veblen olan gösterişçi kuram ile desteklenerek araştırılmıştır. Çankırı kültüründe 'nişan tepsisi geleneksel bir kültür öğesi olarak mı yoksa popüler bir tüketim metası olarak mı kullanılıyor' sorusuna dayanarak nişan tepsisini nasıl anlamlandırdıklarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu çalışma yürütülürken nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş olup, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmeler yüz yüze ve çevrimiçi olarak yapılmıştır. Araştırmanın evreni Çankırı ili olarak, örneklem ise yeni nişanlanmış 16 birey olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kültür, Aile, Nişan, Nişan Tepsisi, Sembolik Etkileşimcilik

Popüler kültür
Ayşe Demiroğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Günümüzde kuşaklararası dini öğrenme ve yorumlama yöntemleri: Sosyolojik bir inceleme

Bu araştırmada, kuşaklararası çatışmanın sebepleri, özellikle din bağlamında, teknolojik gelişmeler, bilgiye hızlı erişim, yaşlı kuşağın yeniliklere ilgisizliği ve genç kuşağın meraklı, sorgulayıcı tutumuyla açıklamaktadır. Veri toplama yöntemi olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, elde edilen veriler gözlem, içerik ve söylem analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, dinin hem genç hem de yaşlı kuşak için bireysel ve toplumsal yaşamda önemli bir rol oynadığını, ancak etkisinin niteliğinin kuşaktan kuşağa farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Yaşlı kuşak daha geleneksel ve ritüel odaklı bir yaklaşım benimserken, genç kuşak daha sorgulayıcı ve bireysel bir din anlayışına sahiptir. Dini bilgi edinme ve yorumlama süreçlerinde de farklılıklar gözlenmektedir; gençler bilgiyi çoğunlukla aile, akraba, sosyal medya ve internet aracılığıyla edinirken, yaşlılar dini bilgilerini anne-baba ve cami çevresinden öğrenmektedir. Araştırma, kuşaklararası iletişimde önyargılar ve bilgi aktarımındaki eksikliklerin dikkat çektiğini göstermektedir. Sağlıklı iletişim, empati ve hoşgörüye dayalı sosyal projeler, interaktif eğitimler ve dijital araçlar, kuşaklar arasındaki farklılıkları azaltmada etkili olabilecek yöntemler olarak öne çıkmaktadır. Dini ritüellere bağlılık yaşlı kuşakta daha yüksek iken, genç kuşakta bireysel anlam arayışı ve ahlaki boyut ön plandadır. Din, her iki kuşak için de önemini korumakta, ancak biçim ve içeriği bağlamında dönüşüm geçirmektedir Bu dönüşümün doğru analiz edilmesi hem sosyal bilimler hem de din eğitimi açısından büyük önem taşımaktadır.

İzzet Çakmak
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6 Şubat depremleri deneyimleri ve "Depremzede" etiketinin bu deneyimlere etkisi: Şanlıurfa örneği

Bu çalışma 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, bireylerin yaşadığı afet deneyimlerini ve bu süreçte onlara toplumsal alanda atfedilen "depremzede" etiketinin bu deneyimler üzerindeki etkisini sosyolojik bir bakış açısıyla incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, Şanlıurfa'da ikamet eden depremzedelerin deprem anı ve sonrasına dair çok boyutlu deneyimlerini (psikososyal, ekonomik ve mekânsal) detaylı olarak ortaya koymak ve bu deneyimlerin "depremzede" etiketi ile nasıl kesiştiğini analiz etmektir. Tezin teorik çerçevesi, Erving Goffman'ın damga (stigma) kavramına dayandırılmıştır. Bu kapsamda, "depremzede" etiketinin bireylerin kimlikleri üzerindeki dönüştürücü rolü; etiketin toplumsal kabul ve ayrımcılık süreçlerini nasıl şekillendirdiği incelenmiştir. Bu analiz, etiketin deprem sonrası yaşam mücadelesine olan olumlu ve olumsuz etkilerini değerlendirmeyi sağlamıştır. Araştırmada nitel yöntem benimsenmiş olup, veriler Şanlıurfa'da yaşayan 18–65 yaş aralığındaki depremzedelerle yapılan yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Etik kurul onayının 10 Kasım 2023 tarihinde alınmasının ardından saha çalışmasına başlanmış; görüşmeler 10 Kasım 2023–10 Şubat 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Bu metodolojik yaklaşım, katılımcıların deneyimlerini kendi öznel anlatımlarıyla bağlam içinde ve derinlemesine anlamlandırmasına olanak tanımıştır. Elde edilen bulgular, deprem deneyimlerinin bireylerin günlük pratiklerini, güvenlik algılarını ve geleceğe yönelik beklentilerini kökten değiştirdiğini göstermiştir. Katılımcıların anlatılarında, mekâna, şehre, depreme yönelik algıların (yüksek binaların "mezar" olarak algılanması gibi) değişimi, bu travmatik deneyimin bir yansıması olarak merkezi bir tema haline gelmiştir. "Depremzede" etiketi ise bulgularda çelişkili bir işleve sahiptir: Bir grup birey için bu etiket, yaşadıkları travmayı pekiştiren ve ayrımcılığa maruz bırakan negatif bir damga iken, diğer bir grup için istihdam alanınca ayrıcalık tanınması ve özel ilgi görme sebebiyle olumsuz bir etki yaratmamış ve pozitif olarak algılanmıştır. Bir diğer grup için ise bu kavram kişisel olarak algılanmadığı için nötr olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışma, afet sosyolojisi ve kimlik çalışmaları alanına katkı sunarak, büyük çaplı bir afet sonrasında bireysel deneyimlerin ve toplumsal etiketlemenin kimlik inşası ve hayatta kalma süreçleri üzerindeki karmaşık etkileşimini anlaşılır kılmayı amaçlamaktadır.

Semira Konuk
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Engelli çocuklara sahip ailelerin sosyal dışlanma problemi üzerine bir araştırma: Çorum örneği

Bu çalışmada, engelli çocuklara sahip olan ailelerin toplumsal yaşama katılımlarını etkileyen ve/veya engelleyen sosyal dışlanma problemi başta olmak üzere sorunlarını tespit etmek, ayrıca engel tipinin engelli ailesinin sosyal yaşam üzerindeki etkisini ve engel tipleri arasında ailelerin toplumsal yaşama katılımları açısından farklılık olup olmadığını araştırmak amaçlanmıştır. Aynı zamanda çalışmada, engelli bireylere sahip olan ailelerin kurumsal, sosyo-ekonomik ve psikososyal açıdan yaşadıkları sosyal dışlanma ve toplumda var olagelmiş bu dışlanmanın zaman içindeki değişimi ve ailelerin geleceğe yönelik beklentileri de incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümde kavramsal çerçevede engellilik olgusu, engellilik türleri ve sosyal dışlanma kavramları üzerinde durulmuş olup, ikinci bölümde ise engelli birey ve ailelerin içinde bulundukları durumu anlamlandırmada toplumsal bilinç ve eğitimin rolü üzerinde çalışılmıştır. Üçüncü bölümde çalışmanın yöntemi hakkında bilgi verilmiş olup, dördüncü bölüm bulgular kısmından oluşmaktadır. Çalışma, Çorum il merkezinde bulunan İlk Arzum Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezinde eğitimine devam eden engelli öğrencilerin ebeveynleri ile yapılmıştır. Araştırmada veriler derinlemesine görüşme formu uygulanarak toplanmıştır. Yapılan görüşmeler neticesinde engelli bireylerin ve ailelerinin toplumsal yaşama katılımlarında değişik biçimlerde sosyal dışlanmaya maruz kaldıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Engellilik, Engelli Birey ve Aile, Sosyal Dışlanma

Aile sorunlarıAile tutumuEbeveynler+6
Hüseyin Başkaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki Suriyeli göçmenlerin toplumsal yaşam alanındaki pratiklerini çokkültürlülük bağlamında sorunsallaştırmak: Bolu ili örneği

Eskimeyen bir olgu olarak göç olgusu, şimdilerde yurtlarından edilen milyonlarca insanın sığınacak bir liman arayışını konu edinmektedir. Bu bağlamda Suriye'deki iç çatışmalar yüzünden kendisine sığınan Suriyeli göçmenlere ev sahipliği yapan Türkiye, 3.588.054 Suriyeli göçmen için hem güvenli bir liman olurken hem de kaldıkları süre içinde sıkıntı yaşamamaları için çeşitli alanlarda hizmetler sunmaktadır. Bu tez çalışması Suriyeli göçmenlerin toplumsal alandaki pratiklerini çokkültürlülük bağlamında sorunsallaştırmaya yöneliktir. Bu doğrultuda 2019 yılında Bolu'da yaşayan 20 katılımcıya yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler göçmenlik ve çokkültürlülük kuramsal yaklaşımları etrafında sorunsallaştırılmaya çalışılmıştır. Özellikle Suriyeli göçmenlerin sorun yaşayabileceği kültürel perspektif içerisinde çalışma hayatı, barınma, eğitim, dil, iletişim, kültürel uyum, sağlık gibi alanlardaki deneyimlerinin Türkiye'deki yansımaları örneklem çerçevesinde çokkültürlülük kuramı bağlamında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda Suriyeli göçmenlerin bu alanlarda sorunlar yaşadığı ve ev sahibi ülkenin vatandaşları ile uyum sağlama durumlarının istenilen düzeyde olmadığı ve kendi geleceklerine yönelik kaygılar taşıdıkları araştırma bulgularına yansımıştır. Anahtar Kelimeler: Çokkültürlülük, Göç, Suriyeli Göçmen, Uyum

BoluGöçlerGöçmenler+7
Ebru İleri
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuklarda boş zaman değerlendirmesi ve gelenekselden moderne değişen oyunlar: Çankırı örneği

Çocuk kavramı bütün toplumların değer vermiş olduğu bir kavramdır. Toplumlar çocuklar aracılığı ile kültürünü ve değerlerini gelecek nesillere aktarmaktadır. Bu çalışma bütün toplumun değer vermiş olduğu çocuk kavramının sosyolojik yöntemlerle araştırılması ve çocukların vazgeçilmez bir parçası olan oyun kavramının çocuklar üzerindeki etkilerinin araştırılmasını amaçlamaktadır. Çocukların boş zamanları nasıl değerlendirdikleri, oyunların çocuklar üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu çalışmada yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile 9–15 yaş aralığında 36 çocuk ile görüşmeler yapılmıştır. Bununla birlikte 217 ebeveyne anket formu uygulanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda çocukların giderek artan şiddete olan eğiliminin temelinde şiddet içerikli oyunlara olan yoğun ilgisinin olduğu analiz edilmiştir.

Boş zamanları değerlendirmeGeleneksel oyunlarOyunlar+4
Naziye Gezginci
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00