
5
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Çin'in dünya ekonomisindeki rolü
ABSTRACT The growing power of the Chinese economy has been among the most controversial subjects in the economic literature since the last years. Due to its sheer size in population and enhanced with its membership to the World Trade Organization, China is harshly challenging most of the states with its growing economic power, and creating a "China phobia" in the world. This thesis argues that China owes its economic growth largely to the implementation of successful foreign trade reforms, which led the country to be among the world's top trader states. The purpose of this study is (1) to investigate the foreign trade reforms, which led to China's trade and investment expansion and (2) to analyze China's economic and trade relations with its major trade partners- the United States, the European Union and Japan as well as with the international institutions- the IMF, the World Trade Organization and the ASEAN. The two objectives demonstrate how China managed to become among the world's leading economic and trade powers. The current study points out that China has achieved extraordinarily successful foreign trade reforms. The thesis also demonstrates that China has established favorable economic and trade relations with its major trade partners, and is playing a strategic role in the WTO and the ASEAN, hi conclusion, this thesis emphasizes that the future of the Chinese economy depends to a great extent on its economic and trade relations with its major trade partners and with the international institutions. XI
Kırsal alanda kadın girişimciliğinin desteklenmesinin yerel ekonomik kalkınmaya etkileri: Balıkesir ili Umay çiftliği örneği
Kırsal alanlarda yerel ekonomik kalkınmada girişimcilerin rolü çok büyüktür. Kırsal alanda yaşayan kadınların yaptıkları işi ortaklaşa yürütebilme kabiliyeti ve dayanışma ağı oluşturma becerisi çok yüksektir. Fakat kırda yaşayan kadınların kent bölgelerinde yaşayan kadınlara oranla sahip oldukları fırsatlar daha azdır. Avrupa birliği son yıllarda Türkiye'ye kırsal alanların kalkınması için önemli destekler vermektedir. Özellikle kadın erkek eşitsizliğini gidermek için kırsal kalkınma fonu IPARD program aracılığı ile kadın girişimciler desteklenmektedir. Bu çalışmada kırsal alandaki kadın girişimcilerin desteklendikleri takdirde yerel ekonomik kalkınmaya etkileri ortaya koyulmuştur. Bu kapsamda TKDK 'nın desteklediği 42 il arasından Balıkesir ilinin Bandırma ilçesine bağlı Doğanpınar köyü kırsalında 11 kadın ortakla kurulmuş olan 'Umay Çiftliği' araştırma sahası olarak belirlenmiştir. Araştırma sahasında kurucu ortaklar ile röportaj yapılmış ve çiftlik içinde proje süresince istihdam edilmiş 24 kadına anket uygulanmıştır. Elde edilen bulgular eşliğinde literatürde yer alan yerel ekonomik kalkınma ve kırsal kalkınma kavramlarının üzerinde durularak Avrupa birliği tarafından kırsal kalkınmaya finansman sağlayan IPARD programının kadın girişimcilere sağlamış olduğu desteklerden bahsedilmiştir. Araştırma sonucunda başarılı kadın girişimcilerin kendi oluşumları olan yerel eylem grubu S.S. Gönen, Merkez, Hasanbey, Tuzakçı Tarımsal Kalkınma Kooperatifi iş birliği içinde bölgelerinde yerel ürünlerin değerlendirilmesi, kendi bölgelerinde diğer kadınlara istihdam oluşturma ve onların ekonomik sürdürülebilirliklerini kazandırma, köyden kente göçü engelleme ve çevrelerindeki kadınlara rol model olma gibi birçok konuda yerel ekonomiye katkı sağladıkları görülmektedir.
Katılım bankacılığı ve Türkiye ekonomisine etkileri
Faizsiz Bankacılık olarak da bilinen Katılım Bankacılığı reel ekonomiyi finanse eden, mali sektörde faaliyet gösteren ve bankacılık hizmetleri sunan kuruluşlardır. Finans sisteminde tasarruflarını değerlendiremeyen yatırım yapma fırsatı bulamayan bireylere fırsat kapısı açmaktadır. Bu nedenle katılım bankaları kurulmuştur. Gelişmekte olan dünyamızda globalleşmenin paralelinde atağa geçen faizsiz bankacılık dünya genelinde ilk olarak Mısırda kurulmuştur (Zaim, 2010).Zaim'in belirttiği üzere; bu gelişim 1963 yılından 1967 yılına kadar evirilmiş, 1971 yılında da ilk olarak adını duyurmuştur. Türkiye'de ise, 1985 yılında hayatımıza giren faizsiz bankacılık uygulamaları özel finans kurumlarının aldığı aksiyonlar ile var olmuştur. Yaklaşık 30 yıl özel finans kurumlarının bünyesinde yer alan faizsiz bankacılık 2005 yılında yapılan yasal değişikliklerle;5411 sayılı bankacılık kanununun hayata geçirilmesiyle 2006 yılı ve sonrasında katılım bankaları olarak anılmaya başlanılmıştır (Büyükdeniz, 2003). Bu çalışmanın amacı Katılım Bankacılığının ekonomiye etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla, öncelikle Katılım Bankacılığı kavramı ve onun tarihsel gelişimi örneklerle ele alınmıştır. Akabinde ülkemizde hizmet veren Katılım Bankası ile Ticari bankalarda çalışan personel ve bankacılık sistemi hakkında bilgi sahibi olan bireylere anket uygulanmıştır. Anket neticesinde katılım bankacılığının finans sektöründeki yerinin daha iyi seviyelere gelememesi sebeplerinden birisi, gerek katılım bankası uygulamalarının gerekse faaliyet esaslarının insanlara doğru ve anlaşılır şekilde açıklanmasında eksikliklerin olduğunu, bu sebep dendir ki katılım bankalarının faaliyetlerinin ne olduğunu bilmeyen yüzlerce kişi bulunmaktadır. Ancak katılım bankalarının ticari bankalara alternatif olduğunu ve katılım bankaları var olduğundan ticari bankaları tercih etmeyen kitlelere ulaşılmıştır. Katılım bankalarının faizsiz olması düşüncesi ile katılım bankalarını tercih eden bireylerin atıl olan fonlarını ekonomiye kazandırarak ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. Katılım bankacılığının Türkiye'nin finans sektöründe önemli bir yer edindiği de gözlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Katılım Bankaları, Faizsiz Bankacılık
Döviz kuru ile tüketici güven endeksi arasındaki ilişki: MIST ülkeleri örneği
Bu çalışma Meksika, Endonezya, Güney Kore ve Türkiye (Mexico, Indonesia, South Korea, Turkey-MIST) ülkelerinin Jim O'Neill tarafından 2011 yılında birlikte gruplanmasıyla yükselen ekonomiler arasında önemli bir yere sahip olduğu düşünülen MIST ülkelerindeki döviz kuru ve tüketici güven endeksi arasındaki ilişkiyi 2008 Küresel Kriz sonrası dönem (2008:10-2017:04) için incelemektedir. Çalışma, ekonometrik yöntem olarak Toda- Yamamoto (TY) (1995) yaklaşımını kullanılarak döviz kuru ve tüketici güven endeksi arasındaki nedensellik ilişkisini ortaya koymuştur. Çalışmanın ampirik bulguları, Meksika'da ve Güney Kore'de döviz kurunun tüketici güven endeksinin uzun dönem belirleyicisi olduğunu gösterirken, Türkiye'de ise tüketici güven endeksinden döviz kuruna doğru tek yönlü uzun dönem Granger nedensellik ilişkisi olduğunu göstermiştir. Diğer taraftan Endonezya için ne tüketici güven endeksinden döviz kuruna doğru ne de döviz kurundan tüketici güven endeksine doğru uzun dönemli nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru, Tüketici Güven Endeksi, MIST Ülkeleri, Toda-Yamamoto
Yenilikçi bir İslami finansal enstrüman olarak sukuk: Malezya incelemesi
İslami temellere riayet etmek isteyen yatırımcılar ve mülk sahipleri için en uygun faizsiz kazanç sağlayan saha İslami finanstır. İslami finansı oluşturan en temel araç ise 2002 yılında Malezya hükümeti tarafından İslami bankaların varlık yönetimini kolaylaştırmak amacıyla ihraç edilen, günümüzde ismi Kira Sertifikası olarak bilinen ve faizsiz tahvil ve bono olarak nitelendirilen Sukuk'tur. AAOIFI tarafından Sukuk 'dayanak teşkil eden bir varlık sepetinde yer alan varlıklar üzerindeki ortak mülkiyeti temsil eden eşit değerdeki sertifikalar' olarak tanımlanmıştır. Sukuk'u diğerlerinden ayıran en temel özellik, gerçek bir varlığa dayanıyor olup varlığın faizsiz kazancından tasarruf sahiplerine pay veriyor olması; dolayısıyla faizle elde edilen bir gelir çeşidinin ve belirsiz bir kazancın bulunmuyor olmasıdır. Bu çalışma, İslami finansın en önemli enstrümanlarından olan Sukuk'un tanımından, diğer yatırım araçlarından farkından, bileşenlerinden, küresel piyasalardaki yerinden, çeşitlerinden, faydalarından ve Türkiye ve Dünyadaki yerinden bahsetmektedir. Bunun yanı sıra çalışmanın temelinde güdülen amaç, Sukuk'un dayandığı İslami Bankacılık prensibi ve içerikleriyle beraber Sukuk'un kıymetli evrak olarak işlem görmesinin kurucusu olan Malezya ülkesinin ihraçların başladığı günden bu yana gelişimini nitel ve nicel olarak incelemektir. Sonuç olarak İslami ülkeler için önem taşıyan Sukuk'un ve faizsiz kazancın bu işi yalnızca yatırım amacıyla yapan ve bu piyasayı geliştiren ülkelerin yanı sıra, sistemi özellikle inanç esasına dayalı olarak kullanmak isteyen İslam ülkelerinde de faizsiz kazanç bilincinin yerleştirilmesi gerektiğine ve Türkiye'nin de bu bilinçle sukuk ihracı konusundaki yetersizliklerini aşması gerektiği konusuna değinilmiştir.