Ardahan University
Discipline

Art History

Ardahan University

365

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Konya çevresi Bizans Dönemi mimari plastiği

Doktora tezinin ana konusunu Antik Çağ'da Lykaonia olarak adlandırılan bölgenin sınırları içerisindeki Konya iline bağlı ilçe merkezleri ve bunlara bağlı köylerde tespit edilen Erken ve Orta Bizans Dönemi mimari ve liturjik işlevli elemanlar oluşturmaktadır. Konya iline bağlı ilçe merkezleri (Hüyük, Derbent, Doğanhisar, Akşehir, Tuzlukçu, Ilgın, Kadınhanı, Sarayönü, Beyşehir, Karatay, Altınekin) ve köylerde yapılan araştırmalarda dağınık ya da Türk Dönemi yapılarında devşirme olarak kullanılmış 279 parça tespit edilmiştir. Bunlar mimari ve liturjik işlevli olmak üzere iki ana grup altında değerlendirilmiştir. Mimari işlevli olanlar; 4 sütun kaidesi, 2 çifte sütun kaidesi, 2 postament, 13 sütun başlığı, 7 çifte sütun başlığı, 9 paye, 2 çifte sütun, 51 çifte sütunce, 49 lento, söve ve friz bloğu ve 1 konsol, liturjik işlevli olanlar; 16 balüster, 36 levha, 12 sütunce, 20 arşitrav, 2 ambon podyumu, 2 ambon payesi, 1 altar ve 8 altar tabanı oluşmaktadır. Kesin bir işlev önerisinde bulunmak mümkün olmayan 42 blok ayrı bir başlık altında ele alınmıştır. Malzeme olarak gri mermer ve kireçtaşı yoğun olmakla birlikte beyaz/Dokimeion mermeri de kullanılmıştır. İşçilik açısından çok az sayıdaki örnek başkent Konstantinopolis atölyelerinin işlenim özelliklerini yansıtırken, çoğunluğu Phrygia, Pisidia ve İsauria gibi yakın bölge örnekleriyle benzerlikler taşır. Anahtar Kelimeler: Lykaonia, Konya/Ikonium, Bizans, Mimari Plastik, Süsleme.

Bizans DönemiKonyaLykaonia bölgesi+2
Aytuğ Arslan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Zelve Açık Hava Müzesi'nde bulunan Balıklı ve Üzümlü Kilise'nin mimarisi ve resim programı

Bu çalışmada Nevşehir ilinin Avanos ilçesine bağlı Zelve Açık Hava Müzesi'nde bulunan Balıklı ve Üzümlü Kilise'nin mimarisi ve resim programı konu edilmiştir. Kilise birbirine paralel dikdörtgen iki neften ve güneyde bir kişinin ibadet edebileceği ek bir şapelden oluşmaktadır. Vadide yer alan dini yapıların resim programında konulu sahne olmaması, vadiyi ve bu çalışmanın konusunu oluşturan Balıklı ve Üzümlü Kilise'yi tanımlamada dikkate alınması gereken önemli bir husustur. Erken dönemlerden itibaren ikonalara gösterilen ilginin bir ibadet sorunsalı olduğunu düşünen ikon karşıtlarının (ikonoklastlar) ibadet mekânlarını süslemede haç, balık, kuzu gibi sembolik tasvirler ile bitkisel-geometrik motifleri tercih ettikleri bilinmektedir. Çalkantılı dönemlerden geçen imparatorluk sınırlarında III. Leon'un tahta geçmesinin ardından 726/730 yıllarında ikonoklast ferman kabul edilmiş, 843 yılına kadar ikon karşıtlığı bir devlet politikası haline gelmiştir. Bu dönem aralığına tarihlenen kiliselerin en belirgin özelliği kiliselerin resim programlarında yoğun olarak haç, bitkisel-geometrik bezemeler ile sembolik hayvan tasvirlerinin yer alması; İsa, Meryem ve kaynağını İncil'den alan konulu sahnelere rastlanmamasıdır. Bu verilerin ışığında Balıklı ve Üzümlü Kilise'de yer alan haç, balık tasvirleri ile geometrik bezemeler ikonoklazma dönemi sanat anlayışı ile bağdaşsa da araştırmacılar vadide pre-ikonoklazma döneminde ikon karşıtı inananların varlığını savunmaktadırlar. Kilise ayrıca vadide ikonoklazma döneminden sonra resim programı değiştirilen tek kilisedir. Anahtar kelimeler: Zelve, balık, haç, üzüm, Bizans, pre-ikonoklazma, ikonoklazma.

Dini mimariKiliselerMimari özellikler+3
Hicran Tuncer
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Mahperi Huand Hatun ve yaptırdığı yapılar

Anadolu Selçuklu Sultanı I.Alâeddin Keykubad'ın eşi Mahperi Huand Hatun'un kimliği, yaşamı ve yaptırdığı yapılar bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Dönem kaynaklarında kendisine çok az yer verildiğinden, yaşam öyküsü ancak genel hatlarıyla belirlenebilen Mahperi Huand Hatun, cami, hamam, türbe, zaviye ve han türünde pek çok yapı yaptırmıştır. Kitabeli yapılarının tümü, oğlu Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde inşa edilmiştir. Tarihi ve siyasi koşullar, diğer yapılarının da aynı dönem içinde inşa edildiklerine işaret etmektedir. Bu çalışmada, mimari ve süslemeleriyle irdelenerek karşılaştırmalı değerlendirmelere tabi tutulan yapıların, Anadolu Selçuklu mimarisi içerisindeki yerlerinin tespitine çalışılmıştır. Plan ve mekan olarak yeni denemelerin gerçekleştirildiği Kayseri Mahperi Huand Hatun Camii, kuzeybatı iç köşesine yerleştirilen bani türbesiyle Anadolu Selçuklu mimarisinin özgün örneklerindendir. Mahperi Huand Hatun Türbesi, cami ibadet alanı içinde yer alan konumu, benzer örneğine Anadolu veya yakın coğrafyada rastlanmayan mukarnaslı yüksek kaidesi ve her biri farklı süsleme kompozisyonuna sahip cephe düzeniyle özgün özelliklere sahiptir. Caminin yakınındaki kadınlar için yaptırılan hamam yapısının soyunmalık bölümü duvarlarının özgününde Kubadabad Sarayı çinileri tarzında çinilerle kaplandığı anlaşılmıştır. Yapının çini kaplamaları dışında Anadolu Selçuklu hamam mimarisini devam ettirdiği görülmektedir. Kayseri Şeyh Turesan Zaviyesi, kapalı bir sofanın iki yanına sıralanan mekanları ve daha sonra çok sayıda kişinin defnedilmesiyle türbeye dönüştürülen büyük ölçekli konaklama (han) birimiyle öne çıkar. Tümü, uluslararası deniz aşırı kuzey-güney ticaret yolları üzerinde inşa edilen han yapıları, Anadolu Selçuklu hanlarının plan şemalarını tekrarlamışlardır. Bu çalışmada Mahperi Huand Hatun'un yaptırdığı yapıların önemli bazı yeniliklere getirmekle birlikte genel olarak Anadolu Selçuklu mimari teknik ve uygulamalarını tekrarladıkları, gelenek içinde kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır.

Alaeddin Keykubat IAnadolu SelçuklularıCamiler+4
Demet Turgut
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Olympos Antik Kenti Erken Bizans Dönemi dini yapılarında malzeme ve teknik

Bu çalışmada Olympos Antik Kenti'nde yer alan Erken Bizans dönemi dini yapılarında kullanılan malzeme ve inşa teknikleri konu edilmiştir. Tez çalışması kent içerisindeki Erken Bizans Dönemi dini yapılarından altısını kapsamaktadır. Bu yapılardan üçü kentin kuzey bölümünde yer alan Nekropol Kilisesi ve aynı kompleks (Episkopeion) içerisinde bulunan Piskoposluk Kilisesi ve Vaftizhanesidir. Diğer üçü ise kentin güney bölümünde yer alan Liman Bazilikası, Yamaç Yerleşimi Aşağı Kilise ve Yamaç Yerleşimi Yukarı Kilisedir. Çalışma kapsamında bu dini yapıların mimari tasvirleriyle birlikte kendi araştırma ve gözlemlerimize dayanarak, yapıların duvar örgüsü ve diğer mimari elemanlarda kullanılan malzeme türleri ve yapım teknikleri ayrıntılarıyla tanıtılmıştır. Aynı zamanda kentsel dönüşüm süreci içerisinde kentteki dini yapılarda görülen malzeme-teknik farklılıklar ortaya koyulmuştur. Ayrıca söz konusu dini yapıların malzeme-teknik özellikleri kent içerisindeki ve Likya bölgesindeki benzer örnekleriyle karşılaştırılarak tarihlendirme sorunlarına çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Olympos, Likya, Bizans, Kilise, Malzeme, Teknik.

Antik şehirlerArkeolojik alanlarBizans Dönemi+7
Mehmet Cihangir Uzun
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

İstanbul'daki Rum, Ermeni ve Levanten mezarlıklarında 19.yüzyıl figürlü mezar anıtları

Tez çalışmasının konusunu, İstanbul'daki Rum, Ermeni ve Levanten mezarlıklarında bulunan 19. yüzyıl figürlü mezar anıtları oluşturmaktadır. Araştırmada öncelikli olarak mezarlıklarda bulunan anıtlar ele alınsa da manastır, kilise kripta ve bahçeleri, hastane bahçelerine yapılan anıtsal nitelikli ve figürlü mezar anıtları da ele alınmıştır. Özellikle 19. yüzyılda gayrimüslimlere tanınan sosyal haklar ve mülk edinme hakkıyla birlikte anıtsal nitelikli sosyal ve dini nitelikli yapılar gibi mezar anıtları da dikkati çeken heykelli ve kabartmalı olarak yaptırılmıştır. Bu anıtlar ailelerin ve dönemin sosyal istek ve ihtiyaçlarını, sanatçıların becerilerini, anıtsal heykel ustalarının bu yüzyılda bir meslek olarak ortaya çıktığını, mezheplerin ikonografik taleplerini ve Avrupa'da aynı yüzyılda görülen mezar anıtları ve heykellerinin yansımalarını sunmaktadır. Mezar tiplerinde yüzyılın mimarlık akımlarıyla paralel beğeniler dikkat çekicidir. Neoklasik, Neobizans, Neogrek, Neomısır, Neogotik etkili anıtlar yapılmıştır. Bu anıtlarda İstanbul'a uzak yeni mezar tipleri yanında yüzyıllardır kullanılan lahit, levha, haç, tabut formlu eski mezar tipleri tercih edilmiştir. Avrupa'dan ithal edilen mezar heykelleri de dikkati çekmektedir. 19. yüzyılın bazı mezar anıtları dönemin önemli heykeltıraş, anıtsal mezar ustası veya mimarlarına yaptırılmıştır. Louvre Müzesi'nin duvarlarını süsleyen heykelleriyle bilinen Fransız heykeltraş Marius Jean Antonin Mercié, Luigi Giona, Geroloma Fiaschi gibi Avrupalı sanatçılar, Yunanistan'ın önemli heykeltıraşları olarak tanınan George Bonanos, Lazaros Sohos, Vitsares, Tombros gibi sanatçılar, Tinos adasından gelen Liritis, Krikelis, Ziotis aileleri, Periklis Fotiadis, Panayotidis gibi dönemin mimarları, Papazyan ve Yervant Osgan gibi Ermeni heykeltıraşlar gibi adından söz ettiren mimar, heykeltıraş ve mezar ustaları bu anıtlarda çalışmışlardır. Anahtar Kelimeler: İstanbul, Osmanlı, Gayrimüslim, Rum, Ermeni, Levanten, Latin, Mezar, Mezar anıtları, Mezarlık, Heykel, Heykeltıraşlar, İkonografi

19. yüzyılAnıt mezarlarAnıtlar+7
Selda Alp
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Dağlık Frigya Bölgesi Bizans Dönemi kaya mimarisi

Tez çalışmasının konusunu, Dağlık Frigya Bölgesi'nde, Eskişehir, Kütahya ve Afyonkarahisar şehirleri çevresinde bulunan, tüf tipi kayalıkların oyulması ile oluşturulmuş Bizans Dönemi kiliselerinin plan tipleri, işlevleri ve dekoratif özellikleri ile tanımlanıp tanıtılmaları, Sanat Tarihi açısından değerlendirilmeleri oluşturmaktadır. Bölgeye ismini veren Frigler özellikle "Dağlık Frigya" olarak adlandırılan bölgede kayaya tapınaklar, sunaklar, mezar odaları oymuşlardır. Kaya oyma geleneği bölgede Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde de kesintisiz olarak devam etmiştir. Özellikle Bizans Dönemi'nde gündelik hayatın her türlü ihtiyacını karşılayan kaya mimarisi örnekleri ile karşılaşılır; bunların başında ise kaya kiliseleri gelir. Dağlık Frigya Bölgesi'nin kaya kiliseleri, Bizans kilise mimarisinin başlıca bütün tiplerini içermektedir: Başta tek nefli olmak üzere, iki nefli, üç nefli (bazilikal), haç planlı, kapalı Yunan haçı planlı kiliseler inşa edilmiştir. Kiliselerin duvarlarında kazıma ve boyama ile yapılmış çeşitli motifler, figürler ve yazıtlar da görülmektedir. Bu araştırmada, bölgedeki kaya kiliselerinin saptanması ve üzerlerinde belgeleme çalışmalarının yapılarak plan tiplerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Saptanan ve sınıflandırılan kiliselerin özellikle Anadolu'daki benzerleriyle karşılaştırılmasıyla, Bizans mimarisi içindeki konumunun ve benzerleriyle olan etkileşimlerinin de ortaya konulmasına çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eskişehir, Afyonkarahisar, Kütahya, Kilise, Frigya, Bizans.

Bizans DönemiFrigyaKaya kiliseleri+6
Seçkin Evcim
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir Karacahisar Kalesi 2011-2014 yılları kazı buluntuları

Bu çalışmada Eskişehir Karacahisar Kalesi 2011-2014 yılı kazılarında ele geçen küçük buluntuların ve mimari birimlerin değerlendirilmesi konu edilmiştir. Coğrafi konumu itibariyle önemli yolların kavşak noktasında bulunan Karacahisar Kalesi Ortaçağ'da, Bizans Devleti ve Osmanlı Beyliği için stratejik bir nokta olmuştur. Osman Bey'in 1288 yılında bu kaleyi fethetmesiyle birlikte Osmanlı Beyliği kendi varlığını ve gücünü bölgede hissettirmeye başlamıştır. Karacahisar Kalesi alındıktan sonra Osmanlı Beyliğinin fetihleri sürekli devam etmiş ve Beylikten, güçlü bir imparatorluğa doğru yol almıştır. Bu çalışma kapsamında beş farklı çalışma alanı ve çok sayıda küçük buluntu değerlendirmeye alınmıştır. Küçük buluntulara ve mimari verilere bakıldığında, Karacahisar Kalesi'ndeki yerleşim dokusunun Ortaçağ'da daha yoğun olduğu ve 15. yüzyıldan sonra kalenin kullanımın azaldığı ileri sürülebilir. Daha sonraları kullanılmayan kalenin zamanla çoğu bölümleri yıkılmıştır. Hala devam eden arkeolojik kazılar sonucunda kalenin toprak altında kalan kısımları, gün ışığına çıkarılmaktadır.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik kazılar+6
Meydan Palalı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Amasya camilerinde ahşap bindirme tavan

Bu tez kapsamında Amasya merkez, ilçe ve köylerinde en erken tarihlisi 1426 yılına ait ahşap bindirme tavanlı otuz bir cami tespit edilmiş, yapıların tavan örtüleri kuruluş ve biçimlerine göre sınıflandırılarak incelenmiştir. Tavanların ikisi kirişlemeleri üstten kaplamalıyken; diğer tüm tavanlar kirişlemeleri alttan kaplamalıdır. XV-XX. yüzyılın son çeyreği arasında inşa edilen bu camiler içerisinde XVI. yüzyıla ait bindirme tavanlı herhangi bir örnek bulunmamaktadır. XVII. yüzyıla ait iki, XVIII. yüzyıla ait bir, XIX. yüzyıla ait altı camide ahşap bindirme tavan bulunmaktadır. Ağırlıklı olarak Cumhuriyet Dönemi'ne tarihlenen örneklerle karşılaşılması dikkat çekicidir. XX. yüzyıl ilk yarısına ait iki, ikinci yarısının ilk çeyreğine ait on beş, ikinci yarının son çeyreğine ait dört camide ahşap bindirme tavan bulunmaktadır. Ahşap tavan, Anadolu'da eski çağlardan bu yana daha çok kare ya da kareye yakın dikdörtgen, nadiren dairesel tabanlı mekân boşluklarının örtülmesinde kullanılagelen oldukça ekonomik bir örtü biçimidir. Ahşap kirişler yardımıyla genellikle mekânı bölen herhangi bir taşıyıcıya gerek duyulmaksızın çok değişik biçim ve tekniklerde mekân boşluğu kolayca geçilerek örtülebilmektedir. Alttan kaplamasız ahşap kırma tavan ve türevleri dışında genellikle düz ve bindirmeli olmak üzere başlıca iki teknikte yapılırlar. Hem ahşap hem kârgir malzemede uygulanabilen bindirme tekniği, özellikle tavan kuruluşlarında değişik biçimlerin elde edilmesine imkân vermekte ve kolay statik çözümlemeler sağlamaktadır. Bu nedenle çok eski tarihlerden bu yana mimaride mekân örtüsü olarak sevilerek kullanılmışlardır. Bindirme tekniğinin, taşıyıcı tavan kirişlerinin kuruluşuna göre her biri kendi içinde alt başlıklara ayrılabilen, biri paralel taşıyıcı kiriş, diğeri köşeli bindirilen kiriş esasına dayanan başlıca iki uygulama biçimi vardır. Amasya camilerinin ahşap bindirmeli tavanlarında her iki türün de örnekleri görülmektedir. Amasya Merzifon ilçesi II. Murad Camii, Amasya merkez Üçler Camii, Amasya merkez Kaleköy Camii ve Kızılkışlacık Köyü Camii'nde ana tavan kirişlemeleri birbirine paraleldir. Amasya Camilerinin kirişleri köşeli birleşen tavan örnekleri, döner eksenli bindirme ve iç içe bindirmeli tavan olmak üzere başlıca iki grupta toplanabilmektedir. Hanife Hatun Camii, İlyasköy Camii, Belmebük Köyü Camii, Aydınca Köyü Camii, Mahmatlar Köyü Camii, Sarılar Köyü Camii, Dadı Köyü Camii ve Mahmatlar Köyü Yol Kenarı Camii tavanı olmak üzere Amasya camilerinin sekizinin örtüsünde döner eksenli bindirme tekniği kullanılmıştır. Eyüp Çelebi Camii, Büyük Hacı Hasan Camii, Yukarı Baraklı Köyü Camii, Akyazı Köyü Camii, Şıhlar Köyü Camii, Ortaova Köyü Camii, Çavuş Köyü Camii, Kayabaşı Mahallesi Camii, Yıldız Köyü Camii, İpekköy Camii, Yeşilören Köyü Camii, Karasenir Mahallesi Camii, Serçoban Mahallesi Tamlar Camii, Karakise Köyü Camii, Köprübaşı Camii, Aktarla Köyü Camii, Kızılca Köyü İstasyon Camii, Sarıyar Köyü Aşağıova Camii'nden oluşan on sekiz cami yapısının tavan örtüsü ise iç içe bindirmelidir. Bu çalışmanın en önemli sonucu Asya'dan Anadolu'ya uzanan geniş bir coğrafi alanda, köklü bir tarihi geçmişi bulunan ahşap bindirmeli tavan tipinin, özellikle Cumhuriyet Dönemi'nde olmak üzere Amasya dahilinde de uygulandığının tespiti olmuştur. Anahtar Kelimeler: Amasya, bindirme, tavan, ahşap, kiriş.

Ahşap tavanAmasyaCamiler+1
Neslihan Korkmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken Bizans Dönemi resimli dini el yazmaları: Viyana Genesis

Tezin konusu Erken Bizans Dönemi Resimli Dini El Yazmaları: Viyana Genesis'den oluşturmaktadır. Bu çalışmanın ilk amacı Erken Bizans Dönemi Resimli Dini El Yazmaları ile ilgili yapılmış araştırmalar ışığında el yazmalarının sınıflandırılması, konularının, üslup özelliklerinin, üretim yerlerinin ve malzemelerinin belirlenmesi ve benzer özelliklerin tespit edildiği el yazmalarının karşılaştırmalarının yapılmasıdır. Söz konusu el yazmaları arasında yer alan Viyana Genesis el yazmasının metin-resim ilişkisi, ikonografik, üslup ve teknik özelliklerinin detaylı olarak ele alınması çalışmanın ana konusunu oluşturur. Müze ve kütüphane çalışmalarının gerçekleştirildiği çalışmada, öncelikle Erken Bizans Dönemi Resimli Dini El Yazmaları başlığı altında Quedlinburg Itala, Ashburnham Pentateuch, Rabbula İncili, Paris Suriye Kutsal Kitabı, Aziz Augustus İncili, British Library Kanon Tabloları, Cotton Genesis incelenmiş, Viyana Genesis el yazmasıyla bağlantılı olduğu düşünülen Erken Bizans Dönemi Purpura Kodeksler başlığı altında Rossano İncilleri, Sinop İncili ayrı olarak ele alınmıştır. Araştırmanın bir sonraki aşamasını ve ana konu ise Erken Bizans Dönemi Resimli Dini El Yazmaları başlığı altında Viyana Genesis el yazmasının metin-resim ilişkisi, ikonografik, üslup ve teknik özellikleri belirlenmeye çalışılmış ve bu bilgiler ışığında söz konusu el yazmasının katalog çalışması yapılmıştır. Viyana Genesis el yazması, içerik açısından taşıdığı önemin yanı sıra biçim açısından da ayrı bir yerdedir. Bizans sanatında zenginlik ve asalet göstergesi olan purpura renginde üretilmiş el yazmaları arasında konularını Eski Ahit'ten alan günümüze ulaşabilmiş tek el yazmasıdır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda Eski Ahit sahnelerinin Ortodoks Bizans inancında kendisine yer bulması; bunun da ötesinde, Viyana Genesis el yazması örneğinde Yeni Ahit konularına yer verilmeden sadece Eski Ahit sahnelerinin betimlenmiş olması, henüz yeni kurumsallaşmakta olan bir inancın gelenekle kurduğu ilişki anlamında önemlidir. Helen kültürünün etkisini taşıyan Yahudi sanatının Eski Ahit konularının Hıristiyanlık temalarında kullanılmasına yol açması, coğrafi ve tarihi anlamda farklı kültürlerin birbirine hangi biçimlerde eklemlendiğini göstermesi açısından bilimsel veriler taşır. Konuyla ilgili ünik bir başka veri ise, Viyana Genesis el yazmasındaki bazı sahnelerin Eski Ahit'te de karşılığının olmamasıdır. Bundan dolayı Eski Ahit dışında diğer Yahudi kaynakları da incelenmiş, sahneler ile bağlantıları tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Bizans, El Yazmaları, Bizans Erken Dönem, Eski Ahit, Yaradılış, Purpura, 6. yüzyıl

Dini eserlerErken Bizans DönemiEski Ahit+3
Pınar Serdar Dinçer
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye müzelerinde bulunan Erken Bizans Dönemi (M.S. 4 – 6. yy.) İon sütun başlıkları

Bu tez çalışması, Türkiye müzelerinde bulunan Erken Bizans Dönemi (M.S. 4.-6. yy.)'ne ait İon sütun başlıklarının tespitini ve kronolojik bir tipoloji oluşturmayı amaçlamaktadır. Araştırmamız kapsamında İstanbul, Sinop, Antalya, Kocaeli, Tokat ve Yalvaç Arkeoloji Müzeleri'nde, Erken Bizans Dönemi'ne ait 43 İon sütun başlığı tespit edilmiştir. Tespit edilen başlıkların sınırlı sayıda olmasına rağmen araştırmamıza alınan örnekler üzerinden bir gruplama yapılmaya çalışılmıştır. Başlıklar üç grup altında incelenmiştir. Üretim yeri ve tipine göre sınıflandırılan birinci grup, Prokonnesos üretimi Geç Antik Çağ – Erken Bizans Dönemi İon sütun başlıkları adı altında değerlendirilmiştir. İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde bulunan ve Konstantinopolis/Prokonnesos üretimi İon sütun başlıkları ikinci grubu oluşturmuştur. Türkiye müzelerinde farklı bir grup oluşturan İon sütun başlıkları, M.S. IV.-VI. yüzyıl Anadolu İon sütun başlıkları başlığı altında değerlendirilmiştir. Araştırmada, M.S. 4.-6. yüzyıl Anadolu geneli ve Konstantinopolis örneklerinin oran, orantı ve biçimleri ile süsleme unsurları konu alınmış, İon sütun başlıklarındaki değişim değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırmamızda tespit ettiğimiz, büyük çoğunluğu M.S. 4. ve 5. yüzyıllara ait olan sütun başlıklarının zamana bağlı olarak biçimsel bozulmaların arttığı ve ait oldukları yapılar kesin olarak tespit edilememekle birlikte, düzenin genellikle üst yapı elemanlarına yer verilmeyen sütunlu cadde, stoa, peristyl ve anıt gibi boyutları itibari ile daha küçük ve ikincil yapılarla sınırlı kaldığı gözlemlenmektedir. M.S. 6. yüzyıldan itibaren İon Düzeni ve buna bağlı olarak İon sütun başlıklarının tamamen ortadan kalktığı anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: İon Sütun Başlığı, Bizans, Geç Antik Çağ Mimarlığı, Erken Bizans Dönemi Mimarlığı, Prokonnesos, İstanbul.

Bizans DönemiBizans eserleriErken Bizans+6
Erkan Kaya
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Amorium Kazısı 2013-2015 yılları cam buluntuları

Afyonkarahisar'ın Emirdağ İlçesi'nin 12 km. doğusunda yer alan Amorium'da 2013-2015 yıllarında yürütülen kazılar sırasında bulunan cam objeler bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Amorium M.Ö. 2000'li yıllardan itibaren Hitit, Phryg, Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kesintisiz yerleşim görmüş bir antik kenttir. Kent, Yukarı Şehir ve Aşağı Şehir olarak iki başlık altında değerlendirilmektedir. Amorium'da ilk çalışmalar, 1987 yılında Prof. Dr. R. Martin Harrison tarafından bir yüzey araştırması ile başlamıştır. Çalışmalar 1993 - 2009 yılları arasında Dr. Chris Lightfoot tarafından devam ettirilmiştir. 2013 yılında Amorium kazı çalışmaları Doç. Dr. Zeliha Demirel Gökalp'in Bilimsel Danışmanlığında sürdürülmüştür. 2014 yılından itibaren kazı çalışmaları Bakanlar Kurulu kararı ile Anadolu Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi olan Doç. Dr. Zeliha Demirel Gökalp'in kazı başkanlığında devam etmektedir. 2013-2015 yılları arasında 505 adet cam obje ele geçmiştir. Camın kırılmaya elverişli bir yapıya sahip olması nedeniyle buluntular küçük parçalar halindedir. Ele geçen buluntular sayısal yoğunluklarına göre bilezik, gövde, pencere camı, ağız kenarı, tessera, kaide, kulp ve kandillere ait parçalardır. Bunun yanı sıra buluntular arasında cam üretiminin dolaylı bir kanıtı olan cüruflar yer almaktadır. Amorium cam objeleri malzeme niteliği, renk, süsleme, ele geçtiği tabaka ve karşılaştırma örnekleri dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Amorium, Bizans, Cam, Aydınlatma, Bilezik.

Afyonkarahisar-EmirdağArkeolojik kazılarAydınlatma+7
Gizem Öncelen
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Bizans Dönemi resimli Oktateukh el yazması: Seraglio (Topkapı Sarayı Gi.8)

Tezin konusu "Bizans Dönemi Resimli Oktateukh El Yazması: Seraglio (Topkapı Sarayı Gi. 8)"dur. Bizans'tan günümüze kalan Türkiye'deki tek resimli Oktateukh el yazması olması nedeniyle tez konusu olarak seçilmiştir. 12. yüzyıla tarihlendirilen Topkapı Sarayı G.İ.8; Yunanca küçük harfle yazılmış resimli Eski Ahit metni içeren 569 folyolu, 301 resimli, üç ciltlik bir el yazmasıdır. El yazmasının tüm resimlerini kapsayan bir katalog hazırlanmış, ilgili konuların Yunancadan Türkçeye çevirisi yapılmış, resim-metin ilişkisi irdelenmiş, resimler ikonografik ve üslup açısından değerlendirilmiş ve farklı dönem resimli el yazmalarıyla karşılaştırma yapılmıştır. El yazmasının resimleri detaylı incelendiğinde,birbirinden farklı tarzda yapılmış pek çok resmin olduğu görülmüştür. Aralarında benzerlik kurulabilen resimler dikkate alındığında, A'dan H'ye kadar 8 üslup grubunun olduğu ve bazı resimlerin de onarım gördüğü tespit edilmiştir. El yazmasının başından sonuna kadar değişim gösteren resimlerinin gelişim sürecini anlayabilmek ve onarım gördüğü dönemi tespit etmek için farklı dönem el yazmaları incelenmiştir. Topkapı Sarayı G.İ.8 el yazmasının resimleri; Sina Gr. 1186 (11. yy.), plut., 9.28 (11. yy.), Vatikan Gr. 747 (11. yy.), Vatikan Gr. 746 (12. yy.), İzmir A. 1 (12. yy.), Vat. Gr. 1162 (12. yy.), Oxford Bodleian Gr. Th. F1 (14. yy.) ve Codex Gr.5 (14. yy.) ve diğer el yazmaların resimleriyle karşılaştırılmıştır. Yapılan karşılaştırmalar sonucunda, Topkapı Sarayı G.İ.8el yazmasının resimlerinin 11-12. yy el yazmalarında görülen kalıplaşmış ikonografik programlarla benzer olduğu ve orijinaline bağlı kalınarak 14. yüzyılda Palaiologoslar döneminde onarım gördüğü önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Bizans, Oktateukh, Orta Bizans Dönemi, Resimli El Yazmaları,12. yüzyıl.

12. yüzyılBizans DönemiBizans resim sanatı+5
Necla Kaplan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Amorium Kazıları Büyük Mekân maden buluntuları

Bu çalışmada, Amorium Antik Kenti "Büyük Mekân" kazılarında ele geçmiş maden eserler konu edilmiştir. Amorium, M.Ö. 2000'li yıllardan itibaren Hitit, Frig, Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kesintisiz yerleşim görmüş antik kenttir. Kent, Yukarı Şehir ve Aşağı Şehir olarak iki başlık altında değerlendirilmektedir. Amorium'da ilk bilimsel çalışmalar, 1987 yılında Prof. Dr. R. Martin Harrison tarafından bir yüzey araştırması ile başlamıştır. Prof. Harrison 1988 - 1992 yılları arasında kentte kazı çalışmaları gerçekleştirmiştir. "Amorium Kazıları Projesi" ile 1993-2009 yılları arasında Dr. Chris S. Lightfoot tarafından devam ettirilmiştir. Kentteki kazı çalışmaları 2014 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Anadolu Üniversitesi adına Doç. Dr. Zeliha Demirel Gökalp'in kazı başkanlığında sürdürülmektedir. "Büyük Mekân", Aşağı Şehir Kilisesi'nin kuzeyinde, sit alanının neredeyse tam ortasında yer almaktadır. 1996-2008 yılları arasında, alanda gerçekleştirilmiş olan kazılarda MS. 6.-9. yüzyıllara tarihlenen bir Bizans Hamamı ortaya çıkartılmış ve ayrıca bu alanın, kentin önemli bir şarap üretim merkezi olduğu anlaşılmıştır. Büyük Mekân kazılarında bulunan demir, bronz ve kurşun malzemeden oluşan 217 adet parça tanımlanmış, türlerine göre sınıflandırılmış ve ele geçtikleri tabakadaki diğer buluntular ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Amorium, Bizans, Büyük Mekân, Maden, Malzeme

AmoryumAntik şehirlerArkeolojik kazılar+5
Berna Yıldırım
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yerleştirmeleriyle Sarkis Zabunyan metaforları ve zaman bağlantıları

Yerleştirme sanatı (enstalasyon), geleneksel sanat eğilimlerinin aksine, sanat eseri ve izleyici arasındaki demir parmaklıkları kaldıran, mekanın niteliklerinden yararlanan ve izleyici ile interaktif bir bağ kuran sanat anlayışıdır. Açık veya kapalı mekanlarda icra edilen sanat yaklaşımının kökleri ise, Marcel Duchamp'ın hazır yapım nesneleri ile Kurt Schwitters'e kadar uzanmaktadır. 20. yüzyıl başında kıvılcımları hissedilen bu sanat türü, çağdaş sanatta kavramsal sanat, performans, video, ses, ve mimarlık gibi disiplinler ile etkileşim içinde, günümüzde en fazla kullanılan sanat üretim biçimlerindendir. Çalışmanın konusunu oluşturan Sarkis Zabunyan, bu yaygın ancak zor sanat anlayışını, çeşitli teknik ve yöntemleri ile farklı ve bir o kadar da kendine özgü, başarıyla uygulayan ender sanatçılardan biridir. Yerleştirmelerdeki mekan olgusunu, yarattığı bellek metaforu ile zaman kavramıyla da ilişkilendirmesi, yerleştirme sanatına yeni anlamlar ve felsefi boyutlar kazandırmıştır. Bu özellikleri ile diğer sanatçılardan ayrılan ve yeni bağlamlarla ürettiği yerleştirmeleriyle uluslararası sanat platformunda ses getiren sanatçının bu çalışmada su, renk, ışık, ses, iz ögelerini uzamsal ve zamansal paradigmalar içinde kullanışı irdelenmiştir. Ayrıca, sanat dönemlerine göre farklılaşan eğilimleri, metaforları, kavramları ve sanat terminolojisine kazandırdığı özel terimler ayrıntıyla incelenmiştir. Sarkis'in işlerindeki ve sergilerindeki öne çıkan ilham kaynakları, etki ve etkileşim çerçevesinde değerlendirilmiş, yaratılan katmanlaşmanın 'tümel yapıt' ilkesine dayandığı saptanmıştır. Sanatçının Çağdaş Fransız Sanatı ve Çağdaş Türk Sanatı arasında en sağlam köprülerden birini kurması, multikültürel ve multisosyolojik ortamlarda yer aldığını doğrularken, sanatsal tavrının evrensel bir dile sahip olduğunu da vurgulamaktadır. Anahtar Sözcükler: Çağdaş Sanat, Enstalasyon, Fransa, İstanbul, Sarkis Zabunyan, Metafor, Zaman, Bellek, Biçim, Kavram, Bağlam.

BenzetmeEnstalasyonMetaforik algı+6
Şeyma Nalan Ekice
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep Hasan Süzer Etnografya Müzesi'nde bulunan Ortaçağ ve sonrası döneme ait madeni mutfak kapları

ÖZETGüneydoğu Anadolu Bölgesi'nin önemli kentlerinden biri olan Gaziantep, ilkçağlardan günümüze kadar, birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış zengin Anadolu kültürününönemli yerleşim yerlerinden biridir.Bu zengin kültürün bir bölümünü oluşturan, ?Gaziantep Hasan Süzer EtnografyaMüzesi'nde Bulunan Ortaçağ ve Sonrası Döneme Ait Madeni Mutfak Kapları? başlığı altındayapılan bu çalışmada, giriş bölümü, Gaziantep'in fiziki yapısı ve tarihçesi, müze hakkındakısa bilgi, maden sanatının Anadolu'daki tarihsel gelişimi, maden sanatında kullanılanmalzemeler ile yapım ve süsleme teknikleri ana hatlarıyla işlendikten sonra, ilgi müzedekieserler arasından 41 örnek bilimsel açıdan incelenerek 20 kap türü katalog düzeni içindetanıtılmaya çalışılmıştır.Çalışmanın değerlendirme ve karşılaştırma bölümlerinde, incelenen örneklerinyapım ve süsleme özellikleri belirtildikten sonra, Anadolu'daki diğer yöre örnekleriylekarşılaştırmaları yapılarak, benzer ve farklı yönleri ortaya konmaya çalışılmıştır.Sonuç bölümünde ise değerlendirmeler ışığında varılan sonuç kısaca belirtilmiş,çalışma bibliyografya, çizim ve fotoğraf listesi ile fotoğraflar ve çizimlerlesonuçlandırılmıştır.

Sibel Ağce Leventoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Tunay Demran Koleksiyonu'nda yer alan Bizans İmparatorluğu sikkeleri

Manisa Müze Müdürlüğü'ne kayıtlı olan koleksiyoner Tunay Demran, koleksiyonunu oluşturduğu arkeolojik ve etnografik eserler ile 2000 yılından günümüze kadar taşınabilir kültürel miras koleksiyonculuğuna katkıda bulunmaktadır. Söz konusu koleksiyon toplam 468 adet sikke içermektedir. M.Ö. 6. yüzyıldan M.S. 16.-17. yüzyıla kadar geniş bir tarih aralığını içeren sikke koleksiyonu Lydia, Grek, Pers, Roma, Bizans, Anadolu Beylikleri Dönemi ve Ortaçağ Avrupa Dönemi olmak üzere farklı uygarlıklara ait eserleri barındırmaktadır. Tez çalışmamızın temelini oluşturan Bizans İmparatorluğu sikkeleri, 218 adedi ile koleksiyonun büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Bizans sikkelerinin başlangıcı konusundaki çeşitli görüşler dikkate alınarak, koleksiyon imparator I. Anastasios (491-518) dönemindeki sikke reformuyla başlatılmıştır. Sikkeler, Bizans İmparatorluğu'nun dönemlerine göre ayrılarak kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda koleksiyonun İmparator II. Andronikos Palaiologos (1282-1328) dönemine kadar üretimler içerdiği anlaşılmıştır. Çalışmamızda Bizans İmparatorluğu sikkelerinin başlangıcı, sikke sisteminin evreleri, temel maden ve birimleri ile darp yerleri hakkında genel bilgiler verildikten sonra koleksiyon üzerinden detaylı bir inceleme sunulmuştur. Tez çalışmamızda öncelikle koleksiyoner Tunay Demran hakkında kısa bir bilgi ve yıllar içerisinde oluşturduğu koleksiyonu istatiksel olarak incelenmiştir. 2000 yılından günümüze kadar giderek genişleyen ve genişlemeye devam eden koleksiyon içerisindeki eserler farklı zamanlarda, alanında uzman kişiler tarafından çalışılmıştır. Söz konusu çalışmalar tez içerisinde ayrı bir başlık altında sunulmuştur. Koleksiyon hakkında yapılan çalışmalar içerisinde özellikle 2017 yılında yayınlanan "Tunay Demran Koleksiyonu" isimli kitap çalışması, tez çalışmamız ile doğrudan ilişkilidir . Koleksiyonun başlangıç yılı olan 2000 yılından 2017 yılına kadar koleksiyon sikke envanterine eklenen sikkeleri inceleyen yayın içerisindeki Bizans Dönemi'ne tarihlendirilen 69 adet sikke tez içerisinde istatiksel veriler eşliğinde sunulmuştur. 2017 yılından sonra koleksiyon envanterine eklenmiş 149 adet sikkenin ise fotoğrafları çekilerek belgeleme işlemleri yapıldıktan sonra ulusal ve uluslararası yayınlar incelenerek bir katalog çalışması hazırlanmıştır. Koleksiyon envanterine 2000-2017 ile 2017-2023 yılları aralığında eklenen sikkeler karşılaştırılarak bir değerlendirme yapılmıştır. Sonrasında bir sonuç bölümü, ardından katalog ile sikke görsellerini içeren levhalar bölümü yer almaktadır. Ekler kısmında Bizans imparatorlarının kronolojik sırayla oluşturulmuş iktidar listesi ile tez içerisinde geçen terimleri içeren Sözlükçe bölümüne yer verilmiştir.

Bizans İmparatorluğuManisaSikke
Kayahan Acar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Giorgio de Chirico'nun hayatı ve sanatındaki metafizik yolculuk (1909-1919)

Bu çalışma, 20. yüzyıl İtalyan sanatçısı Giorgio de Chirico'nun hayatı, sanatı ve onun 1909-1919 yılları arasındaki metafizik dönemi üzerine odaklanmaktadır. "Giorgio de Chirico'nun Hayatı ve Sanatındaki Metafizik Yolculuk (1909-1919)" başlıklı bu çalışma, sanatçının yaşamı ve sanatı arasındaki derin ve karmaşık etkileşimleri detaylı bir şekilde ele alarak, de Chirico'nun çocukluğu, aile bağlantıları ve mitolojik unsurlarla şekillenmiş sanatındaki metaforik ve simgesel öğeler üzerindeki etkisi vurgulamaktadır. Çalışmamız, de Chirico'nun Friedrich Nietzsche ve Arnold Böcklin gibi figürlere olan ilgisinin, onun sanatsal gelişimi ve metafizik resim anlayışı üzerindeki belirleyici rolünü incelemektedir. Sanatçının eserlerindeki metafizik unsurların, çocukluk anılarından günlük yaşantısına, gözlemlediği şehir ve mimarilerden edindiği etkilerle nasıl şekillendiği analiz edilmektedir. Bu etkiler, tren imgeleri, Argonotlar metaforu ve mitolojik figürler gibi eserlerinde sıkça karşılaşılan ögelerle somutlaşmaktadır. Ayrıca de Chirico'nun Ferrara ve Paris gibi şehirlerdeki deneyimlerinin, sanatındaki iç mekan ve dış mekan kurgulamalarını nasıl etkilediği değerlendirilmektedir. Bu dönemlerde sanatçının, çevresindeki nesneleri ve manzaraları metafizik bir bakış açısıyla yeniden yorumlaması ve eserlerine yansıyan metafizik ve enigmatik yaklaşımı derinleştirme süreci de ayrıca incelenmektedir. Çalışmamız içerisinde, de Chirico'nun sanatındaki metafizik yolculuğun sadece dışsal etkileşimlerle değil, aynı zamanda kişisel deneyimler ve anlık vahiylerle de şekillendiği öne sürülmektedir. Bu bağlamda, sanatçının yaşamı boyunca süregelen içsel ve dışsal etkileşimlerin, eserlerinde metafizik bir dil ile ifade edilmesi, de Chirico'nun sanatını anlamak için kritik bir öneme sahiptir. Bu çalışma, de Chirico'nun sanatsal evrimini ve metafizik resmin oluşum sürecini detaylı bir şekilde ele alarak, sanat tarihindeki yerini daha anlaşılır bir çerçevede sunmayı amaçlamaktadır.

MetafizikYunan mitolojisi
Günseli Tufan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa Müzesi örnekleri ile Osmanlı Döneminde kahve kültürü

Bu çalışmada, Manisa Müzesi, Etnografya seksiyonunda yer alan 15 adet eser incelenmiştir. Etnografya deposunda eserlerin envanter bilgileri, ölçüleri alınarak fotoğraflama çalışması yapılmıştır. Ayrıca kahvenin keşfinden itibaren yayılım gösterdiği coğrafyalar ile ilgili bilgiler verilerek Osmanlı Döneminde kahve tüketimine verilen önem üzerinde durulmuştur. Kahve, hazırlık ve sunum aşamasında pek çok süreçten geçen bir tüketim maddesidir. Bu bağlamda kahvenin tarih içerisindeki seyrini inceledikten sonra hazırlık ve sunum aşamasında geçirdiği süreçler açıklanmıştır. Katalog kısmında Manisa Müzesi, Etnografya deposunda yer alan kahve kültürüne ilişkin eserler, malzeme, işlev, süsleme özellikleri bakımından incelenmiştir. Değerlendirme ve sonuç kısmında katalog çalışması tamamlanan eserler ile diğer müze kataloglarında yer alan ve müzayede sayfalarında bulunan eserler karşılaştırma yoluna gidilerek benzer ve farklı yanları ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kahve, Türk Kahvesi Kültürü, Osmanlı Kültürü, Fincan, Cezve, Manisa Müzesi

Türk kahve kültürü
Neşe Özdemir Işık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

14. yüzyıldan Cumhuriyet Dönemine kadar yabancı seyyahların gözünden Bursa ilindeki mimari eserler

Bu tezde 14. yüzyıldan 1923 yılına kadar günümüz Bursa ili sınırları dâhilinde seyahatler yaparak burada karşılarına çıkan mimari eserlere yer veren seyyahların tanımlamaları değerlendirilmiştir. Yapılan tanımlamaların güvenilir olup olmadıklarının tespit edilmesi için ilk olarak seyahatnamelerin yapısal incelemesi yapılmış ve mevcut problemler ortaya konulmuştur. Çalışmanın devamında Bursa ili ve ilçelerindeki Osmanlı Dönemi öncesi ve Osmanlı Dönemi eserleriyle ilgili seyahatnamelerde yer verilen bilgilerin tamamı değerlendirmeye alınmıştır. Yapılarla ilgili karanlıkta kalan bazı hususlar da yine bu kaynaklar aracılığıyla aydınlatılmaya çalışılmıştır. Ayrıca özellikle Bursa ili merkezi örneğinde deprem, yangın, savaş gibi bazı afetlerin yapılar üzerinde meydana getirdiği tahribatlara seyyahların aktarımları paralelinde yer verilmeye gayret edilmiştir. Seyahatnamelerde Osmanlı yönetimi ve halkının eski eserlere yönelik tutumlarıyla ilgili seyyahların görüşlerinin önemli yer ettiği görülmüş ve bu aktarımlara ayrı bir bölümde yer verilmiştir. Bu yöndeki tanımlamalar bazı durumlarda seyyahların önyargılarının şekillendirdiği düşünceler olabilmekle birlikte özellikle 19. yüzyılda yaşanan ihmalkârlıkları ve bozulmaları ortaya koyması açısından önemli sonuçlara ulaşılmasını sağlamıştır. Ele aldığımız seyahatnamelerde karşımıza çıkan gravür, çizim gibi görsellerin de yine ayrı bir bölümde değerlendirilmesine çalışılmıştır.

BursaMimari eserlerSeyahatname+3
Fahri Yıldırım
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara Etnografya Müzesi'ndeki şifa tasları

Bu çalışmada Ankara Etnografya Müzesi?nde bulunan Şifa Tasları incelenmiştir. Şifa tasları, insanların geçmişten günümüze kadar gelen şifa bulma arayışı içinde yaptığı çeşitli uygulamaların bir ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Üzerinde çeşitli dua, ayet ve tılsım işaretleri yer alan bu tasların içine konulan sudan içen insan veya hayvanların sağlığına kavuşacağına inanılmıştır. Çalışmamızda şifa taslarının ne olduğu, hangi amaçlarla üretilip kullanıldığı, kullanım ritüelleri, malzeme ve süsleme özellikleri yanı sıra yansıttıkları inanç kültürü itibariyle değerlendirilip tanıtılması amaçlanmıştır. Ankara Etnografya Müzesi?nde gerçekleştirdiğimiz incelemelerde teşhir ve depoda yer alan toplam 28 adet şifa tası belirlenmiştir. Çalışmamızda şifa tasları tarih, malzeme, teknik, biçim, usta, fonksiyon, üzerindeki yazı, simge ve tılsımların amacı, kültürümüzdeki yeri ve önemi gibi çeşitli özellikler bakımından incelenerek değerlendirilmesi ve sanat tarihindeki yerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler 1.Etnografya Müzesi 2.Madeni eser 3.Şifa 4. Tas 5.Su

Ankara Etnoğrafya MüzesiHalk inançlarıKültür+6
Aysun Akı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kazakistan, Taraz / Taraz şehrindeki türbeler (Ayşe Bibi, Babacı Hatun ve Karahan Türbeleri, 11-12 yy)

Talas havzasındaki önemli merkezlerin biri olmuş Taraz şehri İpek yolu güzergâhında olması sebebiyle de dini ve mimari mirası açısından önemli eserlere sahip olmuştur. ?Kazakistan, Taraz şehrindeki Türbeler (Ayşe Bibi, Babacı Hatun ve Karahan Türbeleri, 11-12 yy.)? başlıklı Yüksek Lisans tez çalışmamızda adı geçen şehirde bulunan 3 tane türbe incelenmiştir. İncelemiş olduğumuz türbelerin 1 tanesi şehir merkezinde, 2 tanesi de şehre yakın mevkide bulunmaktadır. 11-12.yy.lara tarihlendirilen bu orijinalliklerini koruyan türbeler, döneminin tuğla ve terrakota işçiliğini, bulundukları bölgenin süsleme sanatının mimariye aktarılması bakımından önem taşımaktadır. Karahan (Evliya Ata) Türbesi tamamen yenilendiğinden asli özelliğini kaybetmiştir. Türbelerin örtü sisteminde içte kubbe, dışta konik ve piramidal külah uygulanmıştır. Ancak, Karahan Türbesi yenilendiğinden dolayı içten ve dıştan kubbe ile örtülmüştür. Orta Asya ve Kazakistan?daki türbelerin inşasında malzeme olarak genelde tuğla kullanılmıştır. Bu mezar anıtları söz konusu mıntıkada en eski çağlardan beri süregelen Türk Mimari eserleri geleneğinin, Türk İslam dönemi ve Karahanlı Dönemindeki önemli bir temsilcileri olmuştur. Anahtar Kelimeler: 1. Orta Asya 2. Kazakistan 3. Karahanlı 4. Türbe 5. Terrakota

Gulbanu Koshenova
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kapı ağası Gazanfer Ağa'nın Anadolu'da yaptırdığı mimarî eserler

16. yüzyılın ikinci yarısında yaşanan politik organizasyonlar sonucu güç ve itibar kazanan kapı ağalarının önemli bir temsilcisi olan Gazanfer Ağa'nın Anadolu'da inşa ettirdiği mimarî eserler, dinamik bir süreci teşkil eden Osmanlı mimarlık tarihi içerisinde önemli bir yere sahiptir. Bu dönemde yaratıcı hamlelerin sonucu olarak karşımıza çıkan bu mimarî eserler bir taraftan bulundukları kentlerin ayırt edici mimarî unsurları diğer taraftan da bu kentlerin tamamlayıcı simgesel unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez, tarihsel süreç boyunca geleneksel patronaj sistemi ile şekillenen mimarlık faaliyetlerinin kapı ağası Gazanfer Ağa'nın üstlenmesi ile ulaştığı boyutu kavramayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda bu eserlerin kentsel alandaki statüsünü belirleyerek bunların kültürel ve mekânsal etkileşimlerini incelemeyi ve Osmanlı mimarî birikimine olan katkılarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Yapıların, kimlik, imge, temsil, işlev gibi özellikleri belirlenerek, şehrin görünürlüğüne etkileri, sanat tarihi çalışmalarına katkıları açıklanmaya çalışılarak Gazanfer Ağa'nın içerisinde bulunduğu mimarî faaliyetler analiz edilmiştir.

16. yüzyılGazanfer AğaKapıağası Yakup Ağa Hamamı+6
Leyla Kaya
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Midilli Adası Osmanlı çeşmeleri

Yüzyıllardır gelişmekte olan çeşme mimarisinin Anadolu' da rastladığımız ilk örnekleri 8-9. yüzyıllara tarihlenmesine karşın, Türk kültüründeki ilk örnekler Artuklu dönemine aittir. Osmanlı döneminde çeşitlenerek ve gelişerek kendini göstermeye devam eden çeşmeler, tüm hakimiyet alanlarında sıkça inşa edilen yapı türleridir ki yaklaşık 450 sene boyunca Osmanlı İmparatorluğu' nun toprağı olan Midilli ya da diğer adıyla Lesvos Adası' nda da bu yapı türü yaygın olarak görülmektedir. Türkiye' den ayrı düşünülemeyen Midilli' de, Osmanlı' ya dair pek çok dokunun bulunmasına karşın çalışma konumuzu adadaki çeşmeler oluşturmaktadır. Kolayca tahrip olabilen bu yapılara ait kısıtlı bulunan bilgi ve belgelerin yanı sıra çalışmamızla birlikte, çeşmelerin tasnifleri yapılarak bir belge niteliğinde envantere katkı sağlamak tarafımızca amaç edinilmiştir. Bu doğrultuda incelemelerimiz sonucunda Midilli' de Osmanlı dönemine ait 43 çeşmeye ulaşılmıştır. Çeşmelerden 23 tanesinde kitabe mevcut iken 20 tanesinde kitabeler ya sökülmüş ya da hiç konulmamıştır. Kitabesi bulunan çeşmelerden en erken tarihlisi 18. yüzyılın başlarına tekabül ederken, en geç inşa edilen çeşme 20. yüzyılın başında yapılmıştır. Genel itibariyle klasik düzende yapıldığını tespit ettiğimiz çeşmelerin yanı sıra, batı sanatı anlayışında üslup ve tekniklerin uygulandığı çeşmelerin de varolduğunu söylemek mümkündür. Türk mimari yapılanmasında ihtiyaç, hayır, inanç gibi çeşitli sebeplerle yapılan çeşmeler, Anadolu' da olduğu gibi Midilli Adası' nda da mimari ve sosyo- kültürel açıdan bulundukları yere büyük katkıda bulunmuştur.

Midilli AdasıMimari özelliklerSanat eserleri+2
Nazmiye Ezgi Küçük
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum'daki Mevlevi, Hüseyin Gazi ve Koyun Baba tekkelerinin tipolojik analizi

Anadolu'da bir dönem yaygın halde bulunan Mevlevilik ve Bektaşilik ekollerinin Çorum ilindeki mimari eserlerde tezahür edişinin incelendiği bu tez çalışması, özellikle Çorum Mevlevihane'si, Alaca Hüseyin Gazi ve Osmancık Koyun Baba Türbeleri odağında, kaynaklar, literatür taraması ve mimari yapıların yerinde incelenerek veri toplanması metoduyla hazırlanarak tamamlanmıştır. Tezde dönemin mimari özellikleri incelendiğinde dikdörtgen ve sekizgen yapılı planlar temelinde kubbeler, mahfiller, minberler, cephe süslemeleri, yapı malzemeleri gibi iç ve dış dekoratif mimari yapılardan dönemin diğer illerdeki mimari eserlere göre ayırt edici ve belirleyici olan özelliklerine dikkat çekilmiştir. Çorum Mevlevihane'sine göz attığımızda günümüze kadar yapıyla ilgili fazla bilgi yoktur. Zaman içerisinde birden çok tadilat görerek asli planlarında değişiklik yapılmıştır. Ona rağmen günümüzdeki haliyle dikdörtgen planlı kalmıştır. Kubbe örtülü, sekiz ahşap sütunlu semahane bölümüne haiz ve batı Anadolu'daki diğer çağdaş Mevlevihanelerden farklı olarak iç cephe süslemesi bulunmayan sade yapılıdır. Sadece iç türbesi duvarında kalem işi süslemeler bulunan ve halen haftanın belli günleri içinde zikir ibadeti yapılmaya devam edilen bir Mevlevihane'dir. Hicri 1323 yılında kaynaklara göre Hüseyin Gazi'nin yaptırdığı dikdörtgen plan üzerine inşa edilen Hüseyin Gazi Türbesi de, temelde kesme taş, üst katmanda moloz taş ve yer yer tuğladan müteşekkil yapı malzemesi arasında horasan harcı kullanılmıştır. İç mekânda nişleri bulunan çapraz tonozla örtülü, tonoz örtüsünde kalem işi dilimli süslemeler uygulanmış olup Hüseyin Gazi'ye atfedilen mezarın on iki dilimli mezar taşı olması hasebiyle de Bektaşi tarikatına mensup olduğunu düşünülmektedir. Türbe zamanla geçirdiği tadilatlar sonrası günümüzde ziyarete kapalıdır. Hicri 963 yılında 2.Bayezıt tarafından inşa ettirilen Koyun Baba Türbesi, sekizgen planlı olup, içten kubbeli ve dıştan piramidal çatılı olan belirleyici özelliği yanı sıra yapı malzemesi olarak kesme taş kullanılmıştır. Çalışmamızda 13.yy. ve 19.yy. arası yapılmış Selçuklu ve Osmanlı yapılarının incelendiği Çorum ili sınırlarında bulunan yukarıda ismi geçen Mevlevihane, tekke ve türbe yapıları dönemin dini, siyasi, kültürel ve ekonomik konjonktüründen etkilenmiş olmakla birlikte mensubu olduğu tarikat sembollerini mimari desenlerine yansıtmışlardır. Bu desenlerin incelenmesi esnasında dönemin ve mensubu olunan tarikatın öğretilerinde okuma fırsatı bulmuş olmamız yönünden son derece önem arz etmekle birlikte maalesef bu kültür miraslarımız zaman içinde farklı nedenlerle tadilatlar görmüş asli planlarından farklılaşmış olduğunu gözlemlemekteyiz. Anadolu kültürünün gelecek kuşaklara sağlıklı ulaşılabilmesi adına uygun restorasyon çalışmalarıyla revize edilerek korunması gerektiği düşüncesi yaygınlaşması önemlidir.

Dini mimariDini yapılarHüseyin Gazi+7
Seyıdana Murtuzova
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Titian (Tiziano Vecellio) tablolarında dini ikonografi

Tezimizin konusu; Titian (Tiziano Vecellio) tablolarında dini ikonografili tasvirler ve ikonografik çözümlemeleridir. Çalışmamız kapsamındaki dini ikonografi konulu 59 tablonun dört adedi Musevi, diğerleri ise Hristiyan ikonografisiyle bağlantılı eserlerdir. Sanatçı eserlerinde çoğunlukla ikonografiye bağlı kalmakla beraber bazen de bireyselliği ağırlık kazanmıştır. Titian, Maniyerist Dönem içerisinde yer almasına rağmen, Rönesans ve Barok Dönem özelliklerini de eserlerine yansıtması ile Sanat Tarihi açısından farklı ve önemli bir konuma sahip olmuştur. Birden fazla üslubu tablolarına yansıtan sanatçı eserlerinde kullandığı renklerin çeşitliliği ve uyumunu kendi yeteneği ile birleştirip başarılı biçimde harmanlamıştır. Rönesans' da optik gözleme dayalı perspektifin ve akılcı ışığın eserin her yerine yayılması, Maniyerist Dönem' de Klasik Rönesans anlayışından uzaklaşılıp deformasyon ve abartının verilmesi, Barok Dönem' de ise Protestanlığın yayılmasıyla birlikte gücü tekrar elinde tutmak isteyen Katolik inancın etkisiyle yeniden dini konulu eserlere ağırlık verilmiştir. Sanatçının her bir eseri Panofsky Metodolojisinde ki "Olgusal Anlam", "İkonografik Anlam ve İfadesel Özellik" ve "İkonolojik Anlam" bakımından kapsamlı biçimde tanıtıldıktan sonra kendi aralarında ve diğer sanatçıların eserleri ile karşılaştırılıp değerlendirilerek Avrupa Tasvir Sanatı' ndaki yeri belirlenmeye çalışılmıştır.

BarokBarok sanatResim sanatı+6
Selin Arık
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Piri Mehmed Paşa'nın Türkiye'deki vakıf eserleri

Pîrî Mehmed Paşa, Osmanlı padişahlarından 2. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman'ın saltanatlarında önemli görevlerde bulunarak başarı ile devlete hizmet etmiştir. "Piri Mehmed Paşa'nın Türkiye'deki Vakıf Eserleri" başlıklı çalışmamızda kütüphanelerde literatür taraması ardından elde ettiğimiz bilgi, belge yanı sıra saha çalışmalarında eser incelemelerinden derlediğimiz çizim, fotoğraf malzemeleri gibi diğer dokümanları kullanarak tezimizi hazırladık. Araştırmamız kapsamında Konya ve Silivri'de birer külliye yapıları ile istanbul ve Aksaray'da münferit eserlerinin toplamı 11 adettir. Tezimizin kataloğunda her bir esere ait mimari ve süsleme nitelikleri ayrıntılarıyla tanıtılarak, monografi halinde sunulmuştur. İncelediğimiz binaların tamamı, Osmanlı mimarisinin aynı türde diğer eserleriyle karşılaştırılıp, değerlendirilerek Türk Mimarisi'nin gelişim çizgisindeki yeri belirlenmiş ve tipolojik ayırımı yapılmıştır.

MimariMimari eserlerOsmanlı mimarisi+4
Başak Burak
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kocaeli çeşmeleri

?Kocaeli Çeşmeleri? konulu Yüksek Lisans tezi kapsamında İzmit'te tespit edilen 23 çeşme örneği incelenmiştir. Bu çeşmelerden 4 tanesi müstakil, 19 tanesi bitişiktir. Çeşmeler, 14. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar olan bir süreç içerisinde tarihlendirilmektedir. Kitabesi olmayıp tarihi bilinmeyen 16 tane çeşme vardır. Çeşmeler; ortada kitabesi olan nişi çevreleyen bir kemer, aynalı taşında bir musluk, musluktan akan suyun biriktiği bir yalak, yalağın iki yanında dinlenme taşı formunda cephe düzenine sahiptir. Cephe gerisinde uzanan su haznesi ve genellikle düz dam, tonoz ya da kubbe ile tamamlanan örtü sistemi yoğun olarak görülür. Çeşmelerin cephelerinde yoğun bir bezeme görülmez. Çeşmelerde daha çok, kullanılan malzemenin ritmik veya düzensiz olarak sıralanmasıyla yapılan cephe süslemeleri kullanılmıştır. Sade çeşmelerin yanı sıra iki yada üç cepheli, büyük depolu ve ebatlarıyla dikkat çeken çeşme örnekleri de bulunur. Çeşme cephelerinde en çok göze çarpan unsur hemen hepsinde yuvarlak ya da sivri kemer kullanılmasıdır. Kemerlerde kullanılan malzeme ile süsleme yapılmasına pek rastlanmaz. Kocaeli çeşmelerinde kullanılan malzeme taş ve tuğladır.Anahtar Kelimeler1.İzmit2.Çeşmeler3.Çeşme tipolojisi4.Çeşme malzemeleri5.Çeşme süslemeleri

KocaeliÇeşmeler
Figen Ölmez
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tokat Bey Sokağı evleri

Tokat, Orta Karadeniz bölümünün iç kesiminde yer alır. Tokat geleneksel Türk evleri bakımından zengin olmasına rağmen sanat tarihi açısından yeterince incelenmediği görülmüştür. Böyle bir eksikliğin giderilmesi düşüncesiyle ?Tokat Bey Sokağı Evleri? başlıklı çalışmamıza yönelerek öncelikle literatür çalışması, ardından röleve çizimleri ve fotoğraflarla belgelemek suretiyle tespit işlemlerini tamamladıktan sonra, sistematik katalog düzeni içinde her birinin ayrıntılı tanıtımı ve ayrı bir bölüm halinde tüm evlerin karşılaştırma ve değerlendirmelerini yaparak, geleneksel Türk konut mimarisi gelişim çizgisindeki yerlerini belirlemeye çalıştık.Bu çalışmada Bey Sokağı'nda yer alan toplam 21 ev örneği incelenmiştir. Tokat Bey Sokağı evleri Türk evi görünümünü koruyarak günümüze kadar gelebilmişlerdir. Bu evler Bey Sokağı'nda yaşayan halkın yaşam tarzını, ekonomik durumunu ve kültürünü yansıtmaktadır. Bu çalışmada Bey Sokağı evleri detaylı bir şekilde incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Bey sokağı evlerinin hepsi 19. yüzyılın ortası ve 20. yüzyılın başına tarihlendirilmektedir.Bey Sokağı evleri iki katlıdır. Evler ahşap karkas tekniği (hımış) ile yapılmıştır. Zemin katlar taş olup, hizmet işleri için kullanılmaktadır. Üst katlar asıl yaşam alanı olup, farklı biçimlerde çıkmalarla sokağa açılmıştır. Bey Sokağı evlerinde ikiyüzlü iç sofalı ve üç tarafı odalı dış sofalı plan tipleri görülmektedir. Tokat Bey Sokağı'nda sayıca az olmasına rağmen tek yüzlü iç sofalı ve iki tarafı odalı dış sofalı plan tiplerine ait örneklerde karşımıza çıkmaktadır. Tokat Bey Sokağı evlerinin dış cepheleri oldukça sade olmasına rağmen iç mekânda ahşap ve alçı malzemeyle yapılan süslemeler dikkat çekmektedir.Çalışmamız kültür tarihimiz açısından son derece önemli olan bu eserlerin en iyi şekilde korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasında katkı sağlayacağı inancındayız.Anahtar Sözcükler1. Tokat2. Ev3. Ahşap karkas4. Çıkma5. Ahşap ve alçı süsleme

EvlerKonutKonut mimarisi+4
Şule Yılmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

1940-1960 yılları arasındaki kültür-sanat dergilerinde resim sanatı eleştirileri

Bilindiği gibi 1940-1960 arası Türk resim sanatı hakkında birkaç bilgi dışında yeteri kadar derli toplu çalışma bulunmamaktadır. Bu sebeple tezin amacı, anılan zaman dilimine ait kültür ve sanat dergileri ışığında birçok karanlık noktayı ortaya çıkarmak olmuştur. Türk resim sanatının gelişim sürecini izlemek için 1940 ve öncesi ile 1960 ve sonrası yıllardaki yenilikler de tez kapsamına alınmıştır.Bütün bu materyal belirleme çalışmaları sonucunda 450'ye yakın kaynağın tamamı giriş bölümünde belirtilen kurumlarda taranmıştır. Ayrıca, tezimizin konusunu ilgilendiren Türk resim sanatı ile ilgili 46 adet kültür ve sanat dergisinden yararlanılmıştır. Bu yayınlardan elde edilen 2800'ün üzerinde makale, yazı ve fotoğraf dijital ortama aktarılarak döküm ve gruplandırma yapılmıştır. Yıllara göre dergiler, yıllara göre konular, konulara göre yazarlar, konulara göre dergiler ve yazarlara göre dergilerin tablo dökümleri çıkartılmıştır.1940-1960 arası taranan kültür ve sanat dergilerindeki 2800'ün üzerinde makale ve yazının tamamı incelenerek gruplandırmaya gidilmiştir. Eleştiriler, sergiler, röportajlar, sanat akımları ile ilgili yazılara tezde yer verilmiştir. İzlenilecek yöntem sonucunda, 1940-1960 arası dönemin siyasi yapılanmasının sanat ortamına etkisi ile dışarıda gelişen sanat olaylarının ülkemize yansıması ve oluşturduğu etkilerini, dönemin kültür sanat dergilerinden izleyebileceğiz.Sonuç olarak; Çağdaş Türk resim sanatı, 1940-1960 arasında kırılma noktası olmuştur. II. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında değişen dünya düzeni Türkiye'yi de etkilemiştir. Bu etkileşimin sonuçları Türk resim sanatınada yansımıştır. Türk resim sanatı, tarihinin hiçbir döneminde bu kadar hareketli bir dönem yaşamazken, yirmi yıllık bu süreçte, geleneksel ve modern çatışması bir arada var olma çabası içerisine girmiştir.1940'larda devletin desteği sanat üzerinde bütünüyle hissedilirken, 1950'ler sonrasında devlet sanat ve sanatçıdan desteğini tamamen çekmesi sonucu, yalnız kalan sanatçı, arayış içine girerek kendi üslubunu yaratmıştır. Bundan dolayı 1940?1960 arası yıllar birkaç sanat akımın aynı anda Türk resim sanatında görüldüğü bir dönemdir.

DergilerResim eleştirisiResim sanatı+6
Candaş Keskin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır ili köprüleri

İnsanoğlu var olduğundan bu yana çeşitli ihtiyaçlarının giderilmesi sebebi ile mimarlık tarihi adına önemli eserler vermiştir. Barınma ihtiyacı ile evler, savunma ihtiyacı için inşa edilen şehir surları ve kaleler ile şehir dokuları oluşturulmaya başlamıştır. Tüm bu gelişmeler, sosyal hayata dinamizm katmış ve artan ticari gelişmeler, ticaret yollarının oluşmasına sebebiyet vermiştir. Ticari yol ağları ulaşımı zorunlu kılmış ve topografyadan kaynaklanan ulaşım sorunlarının aşılması için köprüler inşa edilmiştir. İlkçağlarda ağaç dalları ve sarmaşıklar ile tabiatın zorlu koşulları olan su, çukur veya vadiler aşılmaya çalışılmış sonrasında inşa malzemesi olarak taşın kullanılması, gelişen mimarlık, mühendislik bilgisi masif ve çok daha dayanıklı köprüler inşa edilmesine olanak vermiştir.Güneydoğu'nun en önemli şehirlerinden biri olan Diyarbakır'ın, ele geçirilen arkeolojik kalıntılar ışığında dünyanın en eski yerleşim yerlerine ve çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış olması, şehrin ilkçağlardan bu yana önemini koruduğunu göstermektedir. Önemli bölgelerin birbirine bağlandığı ana yollar üzerinde bulunması Diyarbakır'a tarihi boyunca stratejik bir önem katmıştır. Bu nedenle önemli kültür ve ticaret merkezi konumunu her dönemde korumuştur. Stratejik önemi, ticaret yolları ve gelişmiş akarsu ağı çok sayıda köprü inşa edilmesini de beraberinde getirmiştir.Bu çalışmada Diyarbakır merkez ve ilçelerinde, farklı dönemlerde inşa edilmiş olan Diyarbakır Köprülerinin hangi döneme ait olduğu, mimari tanımları, inşa, malzeme ve teknik özellikleri, süsleme özellikleri, geçirdiği onarımlar, tarihsel süreç içerisindeki pozisyonların belirlenmesi ile farklı dönemlerde inşa edilen yapılardan hareketle, köprü mimarisinin gelişimi konusunda tespitlere varılması amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler:1. Diyarbakır2. Köprü3. Mimarlık Tarihi4. Ulaşım Mimarisi5. Ticari Yollar

DiyarbakırKöprülerMimarlık tarihi
Şafak Kutlay
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara Etnoğrafya Müzesi'ndeki Kırşehir halıları

Bu çalışmada Ankara Etnoğrafya Müzesi'nde bulunan Kırşehir yöresine ait seccâde halıları incelenmiştir.Birinci bölümde konunun tanımı, sınırları, yöntemi ve konu ile ilgili yayınlar verildikten sonra Kırşehir'in tarihi ve halıların bulunduğu müze hakkında bilgiye yer verilmiştir.İkinci bölümde Türk halı sanatının tarihi gelişimi ile ilgili bilgi yer almaktadır.Katalog bölümünde incelenen örneklerin tek tek tanımlaması yapılmıştır. Karşılaştırma ve değerlendirme bölümünde, incelediğimiz halılar malzeme, renk, teknik, desen ve kompozisyon özellikleri açısından değerlendirilmiş ve Kırşehir yöresine ait bilinen diğer örneklerle, Anadolu'daki diğer dokuma merkezlerinde dokunmuş halılarla karşılaştırılmıştır.Sonuç bölümünde çalışmanın kısa değerlendirmesi yer almaktadır.Çalışmanın sonunda yararlanılan yayınlar ile ilgili bilgi verilmiş, ekler bölümünde ise çalışmamıza destek olarak tablolar ve çizimler bulunmaktadır.Anahtar Sözcükler1.Etnoğrafya Müzesi2.Kırşehir halıları3.Seccade halısı4.Halı5.Dokuma

Ankara Etnoğrafya MüzesiHalı dokumacılığıHalılar+2
Çiğdem Karaçay
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kazıklı Hacı Hamza Bin İvaz Kervansarayı

?Kazıklı Hacı Hamza Bin İvaz Kervansarayı? konulu Yüksek Lisans Tezi kapsamında Kocaeli İli, Gölcük İlçesi, Şirinköy Mahallesi, İpek Yolu Caddesi'nde, 280 ada, 1 parsel üzerinde bulunan hazine mülkiyetindeki arazisiyle Gölcük Belediyesine tahsisli 16. yüzyıl örneği örneği incelenmiştir. Benzer plan tipi örneklerini Selçuklu İmparatorluğu'ndan itibaren görmeye başladığımız Kazıklı Hacı Hamza Bin İvaz Kervansarayı ve içerisinde bulunduğu plan grubu Osmanlı Döneminde tek katlı, ahşap taşıyıcılı, çatı örtülü, üstü kapalı neflerden oluşan ?Avlusuz Kapalı Tip? kervansaraylar grubu içerisinde bilinen en büyük ölçekteki örnek olması ve bulunduğu kervan ve sefer güzergahındaki konumu açısından önemli bir eserdir.Anahtar Sözcükler1.Kocaeli2.Gölcük3.Kervansaray4.Kazıklı5.Han

Kazıklı Hacı Hamza Bin İvaz KervansarayıKervansaraylarKocaeli-Gölcük
Onur Kamiloğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Manastır şehrindeki Osmanlı mimarisi

Tez çalışmamızın amacı, bu şehirde XIV. İle XIX. yüzyılları arasında inşa edilen ve günümüzde ayakta olan mimari eserlerini tespit etmek ve tanıtmaktır. Ayrıca,gayemiz yakın geçmişte değişik nedenlerle yıkılan,büyük ölçüde hasar gören ve terk edilip yok olmaya mahkum olan Türk eserlerimizi belirlemektir.Tez çalışmamız, günümüzde ayakta olan toplam 27 yapıyı kapsamaktadır.

MakedonyaMakedonya-ManastırMimari eserler+2
Sevil Bülbül
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Giresun ili kentsel konut mimarisi

Bu tez çalışmasında Giresun ilinde yer alan geleneksel kent konutları incelenmiştir. Kırsalda yer alan konutlar malzeme, teknik, süsleme vb. bakımlardan birtakım farklılıklar göstermesi nedeni ile kapsam dışı bırakılmıştır.Bu çalışma sonucunda tasarım ve planlama bakımından Giresun il merkezi ile Görele ve Tirebolu ilçelerinde yer alan konutların genel özellikleri tespit edilerek, bu kentlerdeki yapı tipleri belirlenmiştir. Böylece Giresun ilindeki geleneksel konutların sivil mimarlık çalışmalarındaki yeri ve önemi ortaya çıkarılmıştır.

Geleneksel konut mimarisiGeleneksel yerleşimGiresun+2
Gazanfer İltar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Hasankeyf kazılarında 2007-2009 yıllarında bulunan aydınlatma ve depolama işlevli sırlı seramik kaplar

Hasankeyf Orta Çağın önemli ticaret kentlerinden biridir. Son zamanlarda yapılan Orta Çağ kazıları sonucunda İslam seramiği üzerine önemli çalışmalar yapılmaktadır. Ancak Orta Çağ depolama ve aydınlatma kaplarına yönelik çalışma bulunmamaktadır. Bu eksiğin giderilmesi düşüncesiyle ?Hasankeyf Kazılarında 2007-2009 Yıllarında Bulunan Aydınlatma ve Depolama İşlevli Sırlı Seramik Kaplar? başlıklı bu çalışmaya yönelerek, öncelikle arazi ve depo çalışmalarına başlanmıştır. Seramiklerin çizimi, katalog düzeni oluşturulup, ardından kütüphane çalışması yapılmıştır. Kataloga alınan 177 parçanın karşılaştırma ve değerlendirmesini yaparak, Türk İslam seramik sanatındaki yerlerini belirlemeye çalıştık.Bu çalışmada seramikler kapların işlevlerine göre gruplara ayrılmıştır. Kandil örnekleri 2 gruba ayrılmıştır. Bu çalışmada 24 adet kaidesiz, 18 adet kaideli kandil örneğimiz bulunmaktadır. Kandillerde tek renk sır tekniği kullanılmıştır. Yeşil, türkuaz, mor sırlı kandillerde bezeme görülmemektedir.Küp, testi, ibrik ve kavanoz gibi depolama kapları, 4 ayrı bölümde anlatılmıştır. Günlük yaşamda kullanılan bu kaplarda tek renk sır, sıraltı boyama, boya akıtma, kazıma teknikleri görülmektedir. Yeşil, şeffaf beyaz, türkuaz, kobalt mavisi ve mor sır kullanımı görülmektedir. Testi ve kavanoz örneklerinde bitkisel, yazı, geometrik süsleme çeşidi bulunmaktadır.Çalışmamızın diğer Orta Çağ merkezlerinin kandil ve depolama kapları çalışacak kimselere, tipoloji sayesinde karşılaştırma ve değerlendirme imkânı sağlamasını umut etmekteyiz.Anahtar Kelimeler:1. Hasankeyf2. Kandil3. Küp4. Testi5. Kavanoz

AydınlatmaAydınlatma ekipmanlarıBatman-Hasankeyf+7
Güler Yılmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Tabzon ili Gülbahar Hatun ve Tavanlı Camii hazireleri ile Küçük İmaret Mezarlığı'ndaki mezar taşları

Mezar taşları, kökeni inançlara dayanan kültürel bir geleneği yansıtmakla birlikte, Türk Tarihi açısından da önemli birer kimlik belgesi niteliği taşımaktadır.Trabzon ili Gülbahar Hatun Camii, Tavanlı Camii hazireleri ve Küçük İmaret Mezarlığında 340 adet mezar tespit edilmiştir. Çalıştığımız hazireler ve mezarlıkta 490 adet mezar taşı bulunmaktadır. Bunların 298'i baş taşı, 192'si ise ayak taşıdır. Bunların, 180 adedi erkeklere, 99 adedi ise kadınlara ait şahidelerdir.18 mezar taşında ise kimlik tespiti yapılamamıştır.İncelediğimiz eserlerin 196 adedinin tarihi mevcuttur. 102 adedinin ise tarih satırları toprak altında kaldığından belirlenememiştir. Bu eserlerin tarih sınırları H. 1060/ M. 1650 ile M.1927 yılları arasını kapsar. 17. yüzyıl ile 20. Yüzyıl arasında geniş bir zaman dilimine yayılan mezar taşlarından iki tanesi 17. yüzyıla 62 tanesi 18 Yüzyıla, 117 tanesi 19. Yüzyıla, 15 tanesi ise 20. Yüzyıla aittir.Eserlerde ağırlıklı olarak mermer malzeme kullanılmıştır. Oyma ve kazıma tekniğinin kullanıldığı mezar taşlarında işleniş niteliği olarak daha ziyade alçak kabartma, az sayıdaki eserde ise yüksek kabartma ve linear üslup görülmektedir. İncelediğimiz mezarlıklarda, şahideli, lahit biçimi, çerçeveli ve kapak taşlı olmak üzere dört tip mezar çeşidi belirlenmiştir. Form bakımından mezar taşlarında çeşitlilik söz konusudur. Plaka gövdeli, silindirik ve kare prizma gövdeli şahideler mevcuttur.Şahideler, ya sarık, kavuk, fes, mantar biçimi başlıklarla, ya da kemer, üçgen, rozet veya bitkisel motiflerden oluşan tepeliklerle taçlandırılmıştır. Şahidelerde görülen kitabe metni genel olarak kemer formu meydana getiren bir veya birkaç silme kuşağı ile üstten kuşatılmış; kitabe yanları ise silme, sütunce yahut da bordür ile sınırlandırılmıştır.Kitabe satırları, ince silmelerle oluşturulan panolar içine ya birbirine paralel, ya da sağa eğimli satırlar şeklinde düzenlenmiştir. Az sayıda mezar taşında ise kitabe metinlerinde şair ve hattat isimlerine de yer verilmiştir.Bezeme programında, bitkisel, geometrik motifler, çeşitli nesneler, süs eşyası, tekstil ve mimari unsurların yer aldığı geniş bir repertuar görülmektedir. Bitkisel bezemede, palmet, gül, lâle, yıldız, hatmi, mine, gelincik, papatya, kasımpatı, boru ve rozet çiçeği veya menşei belli olmayan çiçeklerden başka, akantus, kenger, eğrelti otu veya menşei belli olmayan yapraklar yanı sıra, servi, hurma, nar ağacı tasvirleri; asma-üzüm salkımları, çınar dalı, girland ve kase içinde meyve tasvirleri vardır. Yıldız, baklava dilimi, kabara, madalyon, dendane, çarkıfelek, testere dişi, rozet, ışınsal çubuklar ve ayyıldız motifleri şeklinde görülen geometrik süslemeler ise genellikle bitkisel motiflerle beraber kullanılmıştır. Gerdanlık, perde, kumaş, kurdele, sütunce ve mukarnas gibi unsurlarla bezeme az sayıda karşımıza çıkmaktadır.Trabzon Gülbahar Hatun Camii, Tavanlı Camii Hazireleri ile Küçük İmaret Mezarlığında mevcut şahideler, bulunduğu yöreye özgü üslup farklılığı göstermemekte; buna karşılık malzeme, teknik, işleniş niteliği, form ve bezemeleri ile başkent İstanbul üslubunu çok belirgin bir şekilde yansıtmaktadır. Bu eserler, çağdaşlarıyla beraber yapıldıkları dönemin ortak özelliklerini ve Türk sanatının mezartaşı geleneğini günümüze aktaran birer temsilci durumundadır.

CamilerGülbahar Hatun CamiiMezar taşları+5
Sevinç Eren
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Edirne Yeni Saray kazılarında ele geçen lüleler

17. yüzyılın ilk çeyreğinde, İngilizler tarafından Osmanlı'nın başkenti olan İstanbul'a getirilen tütün, kısa sürede tüm ülkeye yayılarak, her kesimden halk arasında kullanılmaya başlamıştır. Tütünün Osmanlı'da lüle, çubuk ve imameden oluşan üç parçalı lüle şeklinde kullanıldığı görülmektedir.Bu tez kapsamında Edirne Yeni Saray Kazısı 2009-2010 dönemlerinde bulunan lülelerden seçilen 103 örnek üzerinde çalışılmıştır. Bu örneklerin 15'inin envanter kaydı yapılarak Edirne Müzesi'ne 88'i ise etütlük malzeme olarak EYSK deposuna teslim edilmiştir.Lüleler, form, hamur, ölçü, yapım ve bezeme tekniği gibi özelliklerine göre incelenmiştir. Form özelliklerine göre 5 farklı tip tespit edilmiştir. Tarihlendirme, formların tipolojik gelişimine göre yapılmıştır. Örneklerin geneli erken dönemi temsil eden formlardan oluşmaktadır ve 17.-18. yüzyıla tarihlenmiştir. Daha geç dönem özelliklerini temsil eden sadece 6 lüle 19. Yüzyıla tarihlenir.EYSK lülelerinde görülen hamur renkleri beyaz, gri, bej, kırmızı ve kahverengidir. Bazı örneklerin hamurunda gümüş ve mika karışımı vardır. Dış yüzey daha çok perdahlanmıştır, örneklerin 10'u astarlı, 1'i yeşil renkte sırlıdır.Lülelerden 17'si üzerinde mühür bulunmaktadır. Bunlar arasında yer alan ?Vize? mühürlü 4 lülenin, üretim yerine ilişkin bilgi sunduğu tespit edilmiştir.Lüle, 17. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlamış fakat Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşüyle eş zamanlı olarak 20. yüzyılın ilk yarısında halkın yaşamından ve toplumsal bellekten silinmiştir. İstanbul'daki son lüleci dükkânı, lüle satışlarının durması sebebiyle 1928'de kapanmış ve zaman içinde bu halk sanatı da unutulmuştur.Anahtar Kelimeler: Osmanlı, lüle, tütün, kil, lüle ustası, mühür

17. yüzyılArkeolojik kazılarEdirne+6
Aysun Cengiz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Saip Tuna'nın tabloları ve restorasyon problemleri

Saip Tuna, 1904 yılında İstanbul'da doğmuş, Sanayi Nefise Mektebi'nde başladığı eğitimini yurtdışında tamamlamıştır. Ankara'ya yerleşen ve İsmet Paşa Kız Enstitüsünde öğretmenlik yapan sanatçı, 1974 yılında Ankara'da ölmüştür. Natürmort, nü, peyzaj ve portre konulu eserler veren sanatçının, sağlam bir desen anlayışı dikkati çeker. Figürlerin yüzlerine verdiği ifade ile onları oldukça gerçekçi bir niteliğe büründüren sanatçı, portreleriyle öne çıkmıştır. Saip Tuna, portrelerinde yaşadığı dönem Türkiye'sinin siyasal ve kültürel ortamında öne çıkan önemli kişileri resimlerine konu yapmıştır. Türkiye'nin dış politikası ve dönemin içte yaşanan siyasi olayları ile bağdaştırıldığında, portrelerine konu olarak seçilen kişilerin, genellikle o dönemin siyasal gündeminde yer alan, Türkiye ile bağlantısı olan yabancı, askeri, dini, bürokrat kişiler ve dönemin siyasi yapısı içinde de yer alan aydınlar olduğu görülmektedir. Saip Tuna, müstakillerle aynı ortamda yetişmiş, aynı atölyelerde yurtdışında eğitim almışta olsa, onlarla aynı anlayışta eserler vermemiştir. Modern resme karşı çıkarak, İzlenimci çizgideki, Çallı Kuşağı resim anlayışına bağlı kalan Tuna'nın eserlerinde, empresyonizm ve realist akımın etkileri görülmektedir. Bu çalışmada, sanatçının içerisinde 1935 tarihli Atatürk'ün yağlıboya portresinin de olduğu, ciddi restorasyon problemleri olan beş tablosu üzerinde yaptığım restorasyon, uygulamalı olarak anlatılmıştır. Bilimsel kriterlerden yola çıkarak, kullanılan malzemeler ve teknikler anlatılarak, tablo restorasyonu safhaları ortaya konmuştur.Anahtar Sözcükler:1.Saip Tuna2.Tablo Restorasyonu3.Atatürk Portreleri4.Resim

Atatürk, Mustafa KemalResimlerRessamlar+4
Melek Taçyıldız
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

13.-14. yüzyıl Tokat merkez yapılarında taş süsleme

13. yüzyılın başlarından 14. yüzyılın sonuna kadar Anadolu da mimari ve taş süsleme alanında gerçekleştirilen faaliyetler özellikle 13. yüzyıl Anadolu sanatında eşine az rastlanılan bir verimliliği ortaya koymaktadır.Taş süsleme: bölgedeki malzeme bolluğuna, var olan geleneğe, zamana karşı dayanaklı olma özelliği ile bu alanda yetişmiş sanatçı grubuna bağlı olarak farklı alanlarda, farklı motif ve kompozisyonlarla çok kullanılmıştır.13. yüzyılın ilk yarısında taçkapıların yan yüzlerinde yer alan bordür sayısı 12. yüzyıla göre daha fazladır ve 13. yüzyılın ikinci yarısında geometrik bezemenin yerini bitkisel düzenlemeler almıştır.Bu dönemde taçkapı nişinin iç yan duvarları, bordürlerle çevrilerek bezeme alanları daha düzenli ve simetrik bir süsleme anlayışı ile ele alınmıştır. Yüzeysel olarak süslenmiş arkaik karakterdeki Selçuklu yapılarının taçkapıları, bu dönemle birlikte daha dolgun ve yüzeyden kabarık motif ve kompozisyonlarla bezenmiştir. Mukarnas hücrelerinin sayıları artırılmış ve hücrelere estetik bir görünüm kazandırılmıştır.13. yüzyılın son çeyreğinde bitkisel ve geometrik süsleme öğelerinin büyük kısmı, barok üslubunda süsleme kompozisyonları ortaya koymaktadır.Çoğu kez ?ara devre veya geçiş devresi? olarak nitelendirilen İlhanlı etkili 14. yüzyıl da eserlerinin, plan şemaları Selçuklu dönem özellilerini tekrarlarken, cephe düzenlemelerinde değişim ve çeşitlilik gözlenmektedir.Bu dönemde bitkisel motiflerin yüzeyden oldukça taşkın şekilde işlendikler görülmektedir. Süsleme unsurları üzerinde, katlı biçimlenme ile sağlanan ışık- gölge zıtlığının yarattığı derinlik etkisi ve motiflerin bağımsız kullanımı farklılıklar meydana getirmektedir.14. yüzyıl sanatını Selçuklu sanatından kesin hatlarıyla ayırmak çok zordur. Çünkü birbirinin devamı niteliğindedir ve biri diğerinden devraldığı mirası yaşatmıştır.Anadolu da yoğun olarak bulunan taşın, hem mimari hem de süsleme oldukça geniş bir kullanım alanına sahip olması hiç şüphesiz Anadolu Selçukluların da olduğu gibi İlhanlı eserleri üzerinde de etkili olmuştur.13.-14. yüzyıl Tokat merkezde yer alan eserlerde de bahsedilen dönem özelliklerini bölgesel farklılıklar dışında görmek mümkündür.Anahtar Kelimeler1.13.-14. Yüzyıl2.Tokat3.Taş Süsleme4.Gök Medrese5.Halef Sultan Zaviyesi6.Sünbül Baba Zaviyesi7.Nureddin İbn-i Esentimur Türbesi

13. yüzyıl14. yüzyılGök Medrese Cami+5
Şirin Menevşe
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kırşehir (merkez) türbeleri

Kırşehir, Ankara-Kayseri yolu üzerinde kurulu bir şehirdir. Tarihi eserler bakımından zengin olan şehirdeki türbelerin sanat tarihi açısından yeterince incelenmediği görülmüştür. Böyle bir eksikliğin giderilmesi düşüncesiyle ?Kırşehir Türbeleri (Merkez)? başlıklı bu çalışmaya yönelerek, öncelikle kütüphane çalışması, ardından mevcut türbeleri bizzat inceleyip, röleve çizimleri ve fotoğraflarla belgelemek suretiyle tespit işlemlerini tamamladıktan sonra, sistematik katalog düzeni içinde her birinin ayrıntılı tanıtımını ve ayrı bir bölüm halinde bütün eserlerin karşılaştırma ve değerlendirmelerini yaparak, Türk türbe mimarisi gelişim çizgisindeki yerlerini belirlemeye çalıştık.Araştırmamızda, Kırşehir merkezde on bir adet türbe tespit edebildik. Ancak bu türbelerden Süleyman Türkmâni Türbesi, Muhterem Hatun Türbesi, Yunus Emre Türbesi, Ahmed-i Gülşehri Türbesi ve Kaya Şeyhi Türbesi tamamen yenilendiğinden asli özelliklerini kaybetmişlerdir. Orijinalliklerini koruyan türbeler ise 13. ve 14. yüzyıllara tarihlendirilmektedir.Eserlerden, Melik Gazi Türbesi, Fatma Hatun Türbesi ve Âşık Paşa Türbesi müstakil birer bina olarak, Caca Bey Türbesi, Kalender Baba Türbesi ve Ahi Evren Türbesi ise aynı isimleri taşıyan yapıların bünyelerinde yer alırlar.Melik Gazi Türbesi, Fatma Hatun Türbesi ve Kalender Baba Türbesi sekizgen planlı; Caca Bey Türbesi kare planlı; Âşık Paşa Türbesi dikdörtgen planlı; Ahi Evren Türbesi ise eyvan biçimli iki mekândan oluşur ve ?L? planlıdır. Sadece Melik Gazi Türbesi ve Caca Bey Türbesi'nde mezar odası bulunmaktadır.Türbelerin örtü sisteminde içte kubbe dışta piramidal külah uygulanmıştır. Ancak diğerlerinden farklı olarak, Âşık Paşa Türbesi sekizgen kubbe ile Kalender Baba Türbesi ise içten ve dıştan piramidal külahla örtülüdür. Kırşehir'deki türbelerin inşasında malzeme genellikle taş ve mermerdir.Süslemeler yapıların dış cephelerinde ve taş malzeme üzerine uygulanmıştır, sadece Caca Bey Türbesi'nin içinde çini süslemeye yer verilmiştir.Çalışmamızın Kültür Tarihimiz açısından son derece önemli olan bu eserlerin en iyi şekilde korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlayacağı inancındayız.

Dini eserlerKırşehirSanat eserleri+2
Lokman Tay
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Aksaray il merkezindeki tarikat yapıları

Bu çalışma, Aksaray İl Merkezinde yer alan günümüzde olan ve olmayan tarikat yapılarını içermektedir. Çalışma; yapıldığı tarihler göz önüne alınarak 13. yüzyıl başlarına ve 15. yüzyıl sonlarına tarihlenen tarikat yapıları, (Hacılar Hanı, Melik Mahmut Gazi Hankahı, Şeyh Cemalettin Aksarayi Zaviyesi, Şeyh Hamid-i Veli Zaviyesi, Şeyh Hamza Tekkesi, Yusuf Hakiki Zaviyesi, Hacı Hamuş Zaviyesi, Sühreverdi Tekkesi, Aliyyi Gaznevi Zaviyesi, Fahriye Mevlevihanesi, Nakkaşiye Zaviyesi, Ahi Süleyman Zaviyesi, Derviş Hacı İbrahim Zaviyesi) incelenmiştir.Türklerin tasavvuf ve bunun sonucu olan tarikatlarla ilişkisi Anadolu öncesinde başlayan bir süreci ifade eder. Bu süreç sonucunda XI. yüzyılın sonlarından itibaren Anadolu'ya yapılan göçlerle birlikte kurumlaşan İslam düşüncesi, tarikatlar adı altında yeni bir çehre kazanmıştır. Böylece sufiler bir araya gelebilmek ve ibadetlerini birlikte yapabilmek için konuttan daha çok yeni bir tip yapıya ihtiyaç duymuşlardır. Zaman zaman işlevleri değişen fakat düşüncede aynı amaç doğrultusunda oluşan bu yapılar; asitane, bu'ka, hankah, ribat, tekke, zaviye gibi isimlerle adlandırılarak kısa süre içinde İslam ülkelerine yayılmıştır.Anadolu'nun İslamlaşmasında ve Türkleşmesinde önemli rol oynayan, sade bir plana sahip bu tarikat yapılarını; sufilere hem ev hem ibadet mekânı, ayrıca önemli ihtiyaçları karşılayan bir kuruluş olarak değerlendirmek de yerinde olacaktır. Yapılan çalışmada, büyük bir çoğunluğu günümüze gelemeyen, yarı yıkılmış olanlar ve yenilenmiş olan yapıların yetersiz kaynak dâhilinde eksik ve yanlışları dikkate alınarak tümüyle ortaya koymak amaçlanmıştır.Anahtar Sözcükler1.Sufi2.Tarikat3.Tasavvuf4.Tekke5.Zaviye

AksarayDini yapılarSufi+4
Seval Bal
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ ili çeşmeleri

"Elazığ ili Çeşmeleri" konulu Yüksek Lisans tezi kapsamında Elazığ il merkezi ile birlikte; merkeze bağlı Yenikonak Köyü, Palu, kovancılar, Keban ve Alacakaya İlçeleri ve bu ilçelere bağlı olan köylerde tespit edilen toplam 49 adet çeşme örneği incelenmiştir. Çeşme örneklerinin bir tanesi 16. yüzyıl'a 4 tanesi 18. yüzyıl'a, iki tanesi 19. yüzyıl'a ve üç tanesi de 20. yüzyıl'a aittir. Kitabesi olmayan çeşmeler 18 ve 20. yy'lar arasına tarihlenmektedir. Çeşmelerin bir bölümü eyvanlı tipte inşa edilmişken bir bölümü nişi çevreleyen bir kemer, ayna taşında bir lüle ve bu lüleden akan suyun biriktiği bir su yalağından oluşmaktadır. Elazığ İli Çeşmeleri Anadolu'da yer alan örneklerden farklı olarak su deposuna sahip değildir. Çeşmelerin üst örtüleri düz dam biçimindedir. Üst örtü önden arkaya doğrun kar ve yağmur sularının birikmemesi için meyilli yapılmıştır.Çeşme cephelerinde yoğun bir bezeme ile karşılaşılmaz. Cephelerde en çok dikkat çeken unsur neredeyse hepsinde sivri ya da yuvarlak kemerin kullanılmış olmasıdır. Elazığ ili Çeşmeleri'nde inşa malzemesi olarak taş kullanılmıştır.

Azime Ferya Aktaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ili Kozan ilçe merkezindeki mimari yapılar (konut mimarisi hariç)

Çalışmamızın en önemli amacı, Adana ili, Kozan ilçe merkezinde yer alan Hoşkâdem Camisi ve caminin yakınında bulunan arastanın daha önceden kapsamlı bir şekilde araştırılmamış olması sebebiyle yeterli bilgi bulunmamasıdır. Günümüzde yok olmak üzere olan yapıların, özellikle arastanın belgelenmesi de en önemli amaçlarımızdan biridir. Hoşkâdem Camisi'nde de araştırma sürecimiz içerisinde, özgünlüğü korunarak çeşitli değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler de tezimiz içerisinde aşamaları ile verilmiştir. Yapıların her türlü aşaması, yapılan değişiklikler, fotoğraflarla belgelenmiştir. Konumuz kapsamında, cami ve arasta, planları ile verilmiş; kitâbeleri okunmuş ve bu bağlamda araştırmamızın kapsamına yeni bir boyut kazandırılmıştır. Cami ve arasta araştırılırken, ilk olarak yapılar yerinde incelenmiş; kayıtlar Vakıflar Genel Müdürlüğü kayıtları ile karşılaştırılmıştır. Yine Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden alınan planlar incelenerek; yapının ölçüleri belirlenmiştir. Literatür çalışması da göz önünde bulundurularak tezin yazım aşamasına geçilmiştir. Çeşitli medeniyetlerin bu bölgede hüküm sürmüş olması ile etkileşimin kaçınılmaz olduğu söylenilebilmektedir. Özellikle yapıların plan, süsleme ve devşirme taş kullanımları gibi özelliklerinin yansıttığı biçimler de bunu göstermektedir. Tezimizin sonucunda belgelemeye dayalı birçok yenilik getirilmiştir. Örneğin; camiye sonradan eklenen bölümün kaldırılmasıyla, caminin mezar yapısı belgelenmiş; yapının giriş kitâbesinde de mimar adı okunmuştur. Ayrıca araştırmamız sırasında ibadete açık olmayan caminin, bu değişiklikler sonrası ibadete açılması ile cami içerisindeki değişiklikler de fotoğraflarla belgelenmiştir. Sonuç olarak; araştırmamız kapsamında elde ettiğimiz veriler ışığında, yapıların tarihine ışık tutarak, yapıların tarihsel süreç içerisinde Kozan'da yaşayan medeniyetlere göre nasıl değiştiği ve etkileşimlerle nasıl şekillendiği aktarılmaya çalışılmış ve yapıların sanat tarihi açısından önemi vurgulanmıştır.

EtkileşimPlan
Seda Bilasa Özden
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kırıkkale MKEK silah müzesinde bulunan Osmanlı Dönemi silahları

Bu çalışmada, Kırıkkale MKEK Silah Müzesinde Bulunan Osmanlı Dönemi Silahları hakkında bir araştırma yapılarak elde edilen veriler bir düzen içerisinde, mümkün olduğu kadar açık ve destekleyici ön bilgilerle birlikte ortaya koyulmaya çalışılmıştır.Bunun için Kırıkkale MKEK Silah Müzesinde sergilenmekte olan Osmanlı dönemi silahları öncelikle işlevleri ve kullanılan yerler dikkate alınarak ana başlıklara ayrılmışlardır. Daha sonra ana başlıklar altında toplanan silahlar kendi içlerinde, biçim, boyut, kullanılan malzeme ve kullanım amaçları açılarından alt guruplara ayrılmışlardır.Alt başlıklara ayrılan silahlar, teker teker, ölçüleri, dönemleri, süsleme programları, yapım teknikleri, kullanılan malzemeler ve formları açısından değerlendirilerek, resim ve çizimlerle gösterilmeye çalışılmıştır.Bütün bu özelliklerin birbirine karışmaması ve bir düzen içinde sunulması bakımından, her bir eser için farklı katalog fişi doldurulmuştur.Bu çalışmalar sonucunda, Kırıkkale MKEK Silah Müzesinde halen sergilenmekte olan Osmanlı Dönemi silahlarının, gerek üzerlerindeki süsleme ve tekniklerinin dönem özelliklerini yansıtmaları ve gerekse Osmanlı döneminde silahların geçirmiş olduğu gelişim evrelerini göstermeleri açısından, önemli birer belge niteliği taşımaları, aynı zamanda bazı silahların üzerinde bulunan süsleme kompozisyonları, kullanılan malzeme ve süsleme teknikleri bakımından da birer sanat eseri özelliği taşımaları açılarından Türk süsleme sanatı için birer örnek teşkil ettikleri anlaşılmıştır.Anahtar Kelimeler:1-Silahlar2-Osmanlı3-MKEK Müzesi4-Kırıkkale5-Ateşli

Silahlar
Cemile Aydın
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Askeri Müzedeki at alın zırhları

Bu tezde; İstanbul Askeri Müzesi'nde bulunan ve incelenmesine izin verilen otuz sekiz adet at alın zırhları form, malzeme, teknik, süsleme ve kompozisyon yönleriyle ele alınarak incelenmeye çalışılmıştır.Katalog kısmında ikisi 15.yüzyıla, biri 15 -16. yüzyıla, on ikisi 16. yüzyıla, ikisi 16. yüzyıl sonuna, yirmi tanesi 16. yy sonu -17. yüzyıl arasına ve biri 17. yüzyıla tarihli toplam 38 at alın zırhının fişlerine yer verilmiş ve bu bilgilerden hareketle değerlendirmeye gidilmiştir.Katalog bölümünde incelenen örneklerin malzemesi maden olduğu için zırhlarda uygulanan teknikler de maden üzerinde görülen dövme, perçin, lehim, kabartma, kazıma, kumlama, altın yaldız ve tombak teknikleri uygulanmıştır.At alın zırhları üzerinde yer alan süslemelerde bitkisel süsleme ağırlıkta olup geometrik ve sembolik süslemelerin yanı sıra yazıya da yer verilmiştir. Bitkisel süslemede; rumi, palmet, stilize ve rozet çiçekler, hatayi, lale, karanfil, sümbül, nergis, bahar dalları ve selvi motifleri kullanılmıştır. Geometrik süslemede balıksırtı, zigzag, zencirek, düğüm, su yolu, şemse, Çin bulutunun yanı sıra sembolik motiflere de yer verilmiştir.Süsleme programlarından hareketle iki adet kompozisyon ve bu kompozisyonların alt tipleriyle toplam yedi kompozisyon biçimi tespit edilmiştir. Bu süsleme ve kompozisyonlar aynı müzede ve diğer müzelerde bulunan madeni eserlerle ve mimari ve diğer sanat eserleri ile karşılaştırılmıştır.Elde edilen bu neticeler sonuçta kısaca belirtilmiştir.

Askeri müzeAtlarZırh+1
Filiz Kahveci
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Heykeltraş Burhan Alkar

Çalışmamızın birinci bölümü, Türkiye'de heykel sanatının gelişimini, ikinci bölümü, günümüz Türk heykel sanatını, üçüncü bölümü de heykeltraş Burhan Alkar'ı kapsamaktadır.Tezin birinci bölümü olan Türkiye'de heykel sanatının gelişimi başlığı altında, Cumhuriyet öncesi Türk heykel sanatı, Batı'ya açılış ve heykel sanatı, Sanayi-i Nefise Mektebi ve heykel bölümü, Türkiye'de heykel sanatının gelişiminde öncü çevreler ve kamusal talebin gelişme süreci, erken Cumhuriyet dönemi heykel sanatı ve Cumhuriyet'in ilk heykeltraşları, Cumhuriyet döneminde ilk sanat eğitimi kurumları ve heykel eğitimi, erken Cumhuriyet dönemi Türkiyesi'nde toplumsal yapı ve heykel sanatının toplum katlarına kazandırılması süreci, Türkiye'de heykel sanatının gelişiminde yabancı heykeltraşların katkıları, Cumhuriyet öncesi Türk heykeltraşları, çok partili hayata geçiş ve sonrası Türk heykelinde devletin rolü, çağdaş Türk heykelinin gelişiminde kamusal talepler ve kamu gücünün heykel sanatının niteliği ve gelişimine katkıları, 1980'li yıllara ulaşan süreçte Türk siyasal ve kültürel değişiminin heykel sanatının gelişimine etkileri, çağdaş Türk heykelinde üslupsal gelişmeler incelenmiştir.İkinci bölüm olan günümüz Türk heykel sanatında, çağdaş Türk heykel sanatı ve Batı'dan gelen etkiler, yeni eğilimler ve üslupsal arayışlar ve Türk heykeltraşlarının çağdaş sanat platformundaki yaratıcı rolü araştırılmıştır.Cumhuriyet dönemi heykeltraşlarımızdan olan Burhan Alkar'ı konu edinen üçüncü bölümde sanatçının yaşamı, eğitim süreci, öğretim görevliliği, sanatsal algıları, görüşleri, sanat felsefesi ve yorumları, Türk heykelindeki yeri ve heykele olan katkıları, başkaları tarafından kendisi hakkında yazılanları, heykele bakış açısı, soyut ve figüratif eserleri ve anıtlarına ayrıntılarıyla değinilmiştir.Türk heykel sanatının gelişim çizgisinin genel olarak ele alınmasının yanında, Burhan Alkar'ın, sanatçı kişiliği, heykel sanatına yapmış olduğu katkıların daha iyi anlaşılabilmesi ve yorumlanabilmesi amaçlanmıştır.Türkiye'de heykel sanatının gelişimi, günümüz Türk heykel sanatı konularını ve sanatçıyı incelerken, hayatta olan arkadaşlarından, yetiştirdiği öğrencilerinden, kendisinden ve arşivinden yaralanılmıştır.Bütün bunlardan yola çıkılarak, heykeltraş Burhan Alkar'ın sanatçı kişiliği tüm yönleriyle incelenmiş ve katalog oluşturularak çalışma sonlandırılmıştır.Anahtar Sözcükler1. Burhan Alkar2. Heykel3. Heykeltraş4. Soyut5. Figüratif

Alkar, BurhanCumhuriyet DönemiHeykel+3
Ümit Niyazi Özcan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın ve Denizli camilerinde duvar resimleri

Osmanlının son döneminde batılılaşma etkisiyle ile ortaya çıkan duvar resimleri süsleme sanatında önemli bir yer tutmaktadır. Batılılaşma dönemiyle süslemeye giren yeni olgular ve konular; saray ve konakların duvarlarında görülmeye başlamıştır. Erken ve Klasik Osmanlı dönemlerinde görülen Anadolu'dan batıya ulaşmış süsleme unsurları, batılaşma döneminde yön değiştirerek batıdan ? doğuya doğru bir gelişim izlemiştir. Duvar resimlerinde uygulanan kompozisyon minyatürden oldukça farklı bir üslupla işlenmiştir. Daha sonra tuval resminde görülecek olan üçüncü boyut acemice ifade edilse de ilk olarak duvar resimlerinde görülmektedir.Başkent İstanbul'da yabancı sanatçılarında etkisiyle oluşturulan duvar resimleri, daha sonra Anadolu'daki konak ve camilerde de görülmeye başlanmıştır. Konumuz dâhilinde yer alan Denizli ve Aydın illerindeki camiler gerek işleniş gerekse süsleme bakımından farklılık göstermektedir. Hazırlanan bu tezde Denizli ve Aydın camilerindeki süslemeler gruplandırılarak incelenmiştir. Çalışma daha çok bu iki ilde yer alan süslemelerin değerlendirilmesi ile oluşturulmuştur.XIX. Yüzyılın ilk yarısında İzmir sancağına bağlı olan Aydın ve Denizli ilerindeki camilerin süslemelerinin üslupsal özellikleri incelenmiş ve farklılıkları ortaya konmaya çalışılmış. İnceleme yapılırken önce yapılar tarihlerine göre sıralanmıştır ve katalog oluşturulmuştur. Oluşturulan katalogda yapının mimari tanımından sonra süslemenin yer aldığı duvar üzerindeki örnekler gruplandırılarak anlatılmıştır. Yapıların incelenmesinden sonra süslemelerin kendi içlerinde karşılaştırması yapılarak üslupsal özellik bakımından değerlendirilmiştir.Mimari kuruluş bakımından farklılık gösteren Aydın ve Denizli camilerindeki süslemeler konusu bakımından benzerlik göstermektedir. İncelenen yapılar üzerindeki kompozisyonların değerlendirilmesi ve gruplandırılmasıyla çalışmamız sonlandırılmıştır.Anahtar sözcükler1 ? Osmanlı2 ? Duvar Resmi3 ? Camii4 ? Batılılaşma5 ? Teknikler

AydınCamilerDenizli+7
Tuğçe Yurtsal
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
11
Master'sOpen AccessTR

Bolu il merkezinde bulunan eski evler

Bolu İl Merkezinde Bulunan Eski Evler adlı tezimin amacı Boluevlerinin Türk ev mimarisi içerisinde önemli bir yere sahip olduğunugöstermek istememden kaynaklanmaktadır. Bolu evleri Türk ev geleneğininözelliklerini yansıtması açısından önem taşımaktadır. Kataloğ içersinde yeralan 38 evde Bolu konut kültürünü yansıtmaktadır. Evlerin bazılarıorijinalliğini korurken bazılarında Türk evine ait bölümler değiştirilmiş ya dakaldırılmıştır. Bazı evler ise tamamen yenilenmiş ve değiştirilmiştir. Kataloğdaolupta şuan yerinde olmayan evlerde bulunmaktadır. Bolu Merkez evlerine aitçalışmamda ilk önce kütüphane araştırması yapılmış daha sonra incelenenyapıların fotoğrafları çekilmiş ve planları çizilmiştir. Kataloğda olan planlar iseAnkara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu arşivinden ve BoluBelediyesi'ne ait arşivden elde edilmiştir. Yapıların planlarıda elde edildiktensonra tez yazımına başlanmıştır. Tez kataloğ kısmı ile başlamaktadır.Kataloğda yapılar tüm özellikleriyle tek tek anlatılmaktadır. Daha sonra geneldeğerlendirme kısmına geçilmiştir. Burada Bolu Merkez evleri hem kendiaralarında hemde farklı yörelerdeki ev mimarileriyle kıyaslanmıştır. Sonuçolarak Bolu Merkez eski evleri Türk ev geleneğinin bir devamıdır. Her nekadar orijinalliği bozulmuş evler bulunsada, orijinalliğini koruyan evler bizeTürk ev geleneğinin bir devamı olduğunu kanıtlamaktadır.Anahtar Sözcükler1. Bolu2. Konut3. Ev4. Türk Evi5. Yapı

BoluEvlerGeleneksel Türk evi+3
Ebru Eroğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel Türk halk resim sanatı camaltı resimlerinden örnekler

Türk Halk El Sanatlarının en güzel ve bugüne kadar fazla tanıtılmamış ve bilinmeyen örneklerinden birisi olan ,sayısız Türk El Sanatı evreni içerisinde önemli bir yere sahip olan Türk Camaltı resimleri; gerek yapılış şekilleriyle, gerekse konularıyla oldukça ilginç örnekler arasında yer almaktadır.Cama desenleri ters olarak uygulayıp resmetme şeklinde yapılan bu sanat dalında cam ters çevrilince desenler düz olarak görünmekte, arkaya konan karton, folyo gibi malzemelerle de resim dış tesirlerden korunmakta olup, arkada bir fon da elde edilmektedir.Katalog kısmında ele aldığımız 100 örnekte çeşitli konular tercih edilmiştir.Figürlü fantastik konulardan halk mitolojisine ait ve kökeni daha eskilere, Mezopotamya'ya kadar dayanan yarı insan yarı yılan Şahmaran tasvirleri, buna benzer şekilde resmedilmiş Deniz Kızları figürleri, dinimizde önemli bir yere sahip olan Hz.Muhammed'in Mirac'a çıkarken bindiği binek olarak inanılan yarı kadın yarı kuş olarak tasvir edilen Burak tasvirleri melekli kompozisyonlar; hayvan figürlerinden tavuskuşları, çifte kuşlar; insan figürlü çalışmalardan Sultan Abdülaziz, Hz.Ali ve Devesi, Hz.Ali ve Oğulları, Karagöz-Hacivat, gemide insan figürleri; yazılı kompozisyonlardan Besmeleler, Kelime-i Tevhid'ler, Allah'ın isimleri, Dört Halife'nin , Oniki İmam'ın isimleri gibi çeşitli türlerde yazılmış hat sanatı örnekleri, yazı-resim gemi tasvirleri, tarikat sikkeleri, kayıklar; nesneli konulardan ibrikli kompozisyonlar,Osmanlı İmparatorluğu'na ait bazı zırhlı gemi tasvirleri, Osmanlı armaları, tarikat resimleri ve sembolleri, imparatorluğun önemli yerlerinden görüntüler, Kâbe, Cami tasvirleri ( Sultanahmet, Edirne Selimiye, Konya Mevlana Camileri), geometrik , bitkisel kompozisyonlar, Ah Minel Aşk tasvirleri, Süleyman'ın Mührü olarak da bilinen geometrik kompozisyon, Ashab-ı Kehf kompozisyonları gerçekten ilgi çekici konulardandır.Ele aldığımız 100 örnekten 29'unun tarihi bilinmekle beraber bunlardan 16'sının tarihi yenidir( 2004-2005).En eski tarihli örneğimiz ise H.1259-M.1842-43 tarihli yazılı örneğimizdir..Geriye kalan 71 resmin tarihi bilinmemektedir.Yapılan tarihlendirme çalışmalarında tarihi bilinmeyen bu resimlerden 26'sının 20.yy ortalarına, 14'ünün 19.yy sonu ile 20.yy başları arasındaki bir döneme, 10'unun 20.yy başlarına ,5'inin 19.yy ortası ile 20.yy ortası arasına ,3'ünün 20.yy sonlarına ,3'ünün 20.yy başı ile ortası arasına, 2'sinin 21.yy başına, 2'sinin 20.yy 2.yarısına, 2'sinin 19.yy ortası 20.yy başına 1'inin 19.yy 2.yarısı- 20.yy başlarına, 1'inin 20.yy sonu 21.yy başına, 1'inin 19.yy başına ait olabileceği ortaya çıkarılmıştır.Örneklerimizden 35 eserin ustası bilinmektedir.Tarihli 29 örnekten 3'ünde sadece tarih yazılı, 10'unda tarihle beraber usta ismi (ketebe tarihli) yazılıdır.16 örnekte tarih bilinmektedir ( yeni olduğundan).Anahtar Sözcükler1-Camaltı2-Geleneksel3-Halk4-Resim5-Sanat

El sanatlarıHalk resim sanatıSanat tarihi
Yüksel Çiçekdal
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı imparatorluk dönemi resim sanatında Türk giyim-kuşamı(1600-1700)

Osmanlı İmparatorluk Dönemi Resim Sanatında Türk Giyim-Kuşamı(1600-1700) konulu doktora tez çalışmasında bu döneme ait 212 adet görsel belgede bulunan figürlerin üzerindeki kıyafetlerin analizi yapılarak, 17. yüzyıl Türk giyiminin tür, model, kesim, malzeme ve süsleme özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır.17. yüzyıl Osmanlı kıyafetlerinde aba, biniş, cüppe, hırka, kaftan, uzun ve kısa üstlükler, pelerin, kapaniçe, entari, gömlek, iç gömlek gibi üste giyilen giysi türleri ile şalvar, çakşır, don, tozluk, çorap, farbalalı etek gibi alt giyim türleri tespit edilmiştir. Bunlarda genellikle önleri açık, bele kadar yardımcı malzemelerle kapatılabilen giysi modelleridir. Kıyafetlerde sivri, hakim, kürk, geniş, "0", "V", "U", ayaklı yakalar kullanılmıştır. Günümüzde şömizye veya Amerikan yaka da denilen "V" yaka üzerine sivri yaka uygulamasının yapıldığı örneklerde bulunmaktadır. Elbise kesimlerinde giysilerin genellikle belden itibaren peş adı verilen eklerle genişletildiği görülmektedir.Kol kesimlerinde ise kısa, uzun, kolsuz ve sırttan sarkan sahte kolluklar kullanılmıştır. Yine Türk giyimine özgün kartal kanadı adı verilen bir tür sahte kol uygulaması da görülmektedir. Giysilerde düz ve desenli kumaşların yanı sıra altın ve gümüş iplikli kumaşların kullanıldığı anlaşılmaktadır. Astarlama malzemesi olarak kürk ve düz dokumalar, kapatma malzemesi olarak ta düğme, çaprast, şerit, kopça, püsküllü ip gibi malzemeler kullanılmıştır. Kadınların ve erkeklerin genellikle birkaç tür dışında benzer giyindiği ancak kullandıkları başlıklarda ise farklılık bulunduğu görülmektedir. Kadın başlıkları daha özenli ve değişik biçimlerde dizayn edilmiştir. Erkek başlıkları ise unvanlarına göre çeşitlilik göstermektedir. 17. yüzyıl Türk giyiminde pabuç, pabuç-mest, nalın, terlik, çizme gibi ayak giysileri kullanılmıştır.Sonuç olarak bu dönem Türk giyim-kuşamı daha önceki dönemlerden bazı model, tür ve kesim özelliklerini koruyarak almış, kendi dönemine özgün nitelikler katmış ve sonraki yüzyılı da bazı özellikleri ile etkilemiştir.

GiyimOsmanlı Devleti
Ökkeş Hakan Çetin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00