Ardahan University
Enstitü

Sosyal Bilimler Enstitüsü

Ardahan University

157

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dursun Akçam'ın romanlarında yapı ve izlek

Dursun Akçam, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında 1960-1980 döneminde eserler verir. Bu çalışmada, roman, öykü, anı türünde eserler veren yazarın romancılığı ele alındı.Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde yazarın yaşamı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verildi.Çalışmanın temelini oluşturan ikinci bölümde Dursun Akçam'ın roman türündeki 4 eserini yapı ve izlek bakımından inceledik. Romanlar yapısal ve izleksel kurgusu incelenirken roman teorisinden yararlandık. Bunun yanı sıra sosyoloji, psikoloji ve tarih gibi bilim dallarından da faydalandık. Dursun Akçam 1975- 2002 yılları arasında dört roman kaleme yazar. Almanya'ya sürgüne gönderilen yazar on yıl kaldığı Almanya'da iki roman kaleme alır. Türkiye'ye döndükten sonra da otobiyografik roman diyebileceğimiz son romanını yayımlar. Eserlerini toplumcu gerçekçi bakış açısıyla kaleme alır. Romanlarında bireysel izleklerden çok toplumsal izlekleri işler. Akçam'ın romanlarını kendini gerçekleştirme, başkaldırı, sömürü, yabancılaşma gibi toplumsal izlekler açısından ele almaya çalıştık. Romanlar yapı ve izlek bakımından incelendikten sonra romanlardaki ortak yapı üzerinde değerlendirme yapmaya çalıştık.Dursun Akçam'ın romancılığı hakkındaki sonuç bölümünden sonra, yazar ve alanla ilgili kaynaklara yer veren kaynakça kısmına yer verdik.Anahtar Sözcükler: Dursun Akçam, roman, toplumcu gerçekçilik, Almanya, yerellik

Akçam, DursunRomanTürk edebiyatı+1
Aysel Aslanboğa
Ardahan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın öykülerinde konu/tema ve yapı

Türk edebiyatında romancı kimliği ile öne çıkan Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944), romanlarının yanı sıra öykü, tiyatro, edebi tartışma ve fikir yazıları kaleme almış, hayatını yazarak kazanmış üretken bir yazarımızdır. Bu çalışmada Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın öyküleri ve öykücülüğü inceleme altına alınmıştır.Hüseyin Rahmi'nin öykücülüğünün niteliksel açıdan ele alındığı ?Giriş? bölümünde, araştırmacıların ve eleştirmenlerin görüşlerine de yer verilerek genel bir değerlendirme yapılmıştır.Çalışmanın temelini ?Öykülerde Konu/Tema? ve ?Öykülerde Yapı? bölümleri oluşturmaktadır. ?Öykülerde Konu/Tema? adlı ilk bölümde, öyküler içeriksel bir çözümlemeye tabi tutulmuştur. Öykülerden hareketle tespit ve tasnif edilen konular/temalar ayrı ayrı incelenmiştir. ?Öykülerde Yapı? adını taşıyan ikinci bölümde, Hüseyin Rahmi'nin öyküleri `ortak yapı', `şahıs kadrosu', `zaman' ve `mekân' unsurları bakımından değerlendirilmiştir. İncelemeler/değerlendirmeler esnasında teorik eserlerin yanı sıra sosyolojik, psikolojik, pedagojik, tarihi ve felsefi kaynaklardan da yararlanılarak öne sürülen tespit ve görüşler temellendirilmeye çalışılmıştır.Elde edilen bulgulardan yola çıkarak Hüseyin Rahmi'nin öyküleri ve öykücülüğüne ilişkin çıkarımların yapıldığı ?Sonuç? bölümünün ardından, çalışmaya ışık tutan eserlerin yer aldığı ?Kaynakça?ya yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler1.Hüseyin Rahmi Gürpınar2.Öykü3.Konu4.Tema5.Yapı

EdebiyatGürpınar, Hüseyin RahmiHikaye+4
Arif Özgen
Ardahan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İkinci Yeni şiirinde başkaldırı

Hemen her dönemde edebi metinlerde yer edinen başkaldırı, İkinci Yeni şiirinde de başat unsurlar arasındadır. Gerek biçimsel gerekse tematik anlamda bir başkaldırı şiiri olan İkinci Yeni, çağın değişen yüzüne karşı bir protesto olarak ortaya çıkar. Başkaldırının estetik öğelerle sentezlenerek biçim kazandığı bu şiir; geleneğe, verili olana, tüm otoritelere, baskı ve sınırlandırmalara, çağın insanı öteleyen anlayışına, bireyin içerisinde bulunduğu boşluk ve tükenmişlik duygusuna karşı bir isyan niteliği taşır. Şiirlerinde savaş, yoksulluk, değer kaybı gibi toplumsal problemlerle birlikte yabancılaşan ve yalnızlaşan insanın görüntüsünü çizen İkinci Yeni şairleri, söz konusu problemler karşısında ruhsal çatışmalar, kırılmalar yaşarlar ve bir tür yaşama müdahale etme biçimi olan başkaldırı ile yaşamı anlamlı kılmaya çalışırlar. Karşı gelme, boyun eğmeme, ayaklanma anlamlarına gelen başkaldırı; bireyin karşısına çıkan tüm anlamsız/tutarsız/saçma olanları reddedip bunlara karşılık doğruluğuna inandığı değerleri savunmasının karşılığıdır. Kendilik değerleriyle dünya değerleri arasındaki kopukluk sonucu absürdün/saçmanın varlığını gören İkinci Yeni şairleri, bu saçma karşısında verilmişliğin simgesi olan dünya ile çatışma içerisine girerler. Buna karşılık ontolojik bütünlük içerisinde yaşanılabilir bir dünya tasarımı kurgulamaya çalışırlar. Anlamın derinliklere gizlendiği şiirlerde başkaldırı, kimi zaman gür bir nida ile varlık kazanırken kimi zaman gizil bir perde ile verilir. Bu çalışmada İkinci Yeni şiirlerinde başkaldırı ele alınmıştır. İkinci Yeni şiirinin öncü şairlerinden İlhan Berk, Turgut Uyar, Edip Cansever, Cemal Süreya, Ece Ayhan, Sezai Karakoç ve Ülkü Tamer şiirlerinden hareketle yapılan çalışmada, başkaldırı unsurları yöneltildiği karşı değerler bağlamında incelenmiştir. Bireysel ve toplumsal nitelikli başkaldırı şeklinde, iki ana bölümde incelenen şiirler; bireysel düzlemde yabancılaşma, cinsellik ve sanatsal duyarlılık; toplumsal düzlemde ise modernizm, yoksulluk, gelenek, baskı ve sınırlandırma çerçevesinde ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler: İkinci Yeni, şiir, başkaldırı, varoluş

Türk şiiriİkinci yenilikçilerİsyanlar+1
Sevda Geçen
Ardahan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orhan Pamuk'un romanlarında ev imgesi

Mimari bir yapı olmasının ötesinde ev, kişilerin varlıklarını dünya üzerinde bir yere konumlandırmalarını sağlayan bir içtenlik mekânı, zamansal kopuşları önleyerek soyun ve ailenin devamlılığının temellendiği bir ocak, algısal olarak açılıp genişleyerek sınırları sonsuza uzanan mahrem bir yuva, dışarı-içeri diyalektiğinde içeriyi, kökleri, güveni ve sıcaklığı temsil eden bir mekândır. Günümüz edebiyatının önde gelen yazarlarından Orhan Pamuk'un romanlarında ev imgesinin ele alınış biçiminin irdelendiği bu çalışmanın amacı, yazarın romanlarında evin, fiziksel bir mekân olmanın ötesinde, yazarın kurgusunda işlevsel bir yapıya sahip olduğunun ve çok katmanlı bir dünyaya işaret ettiğinin ortaya konulmasıdır. Çalışmada, Orhan Pamuk'un Cevdet Bey ve Oğulları, Sessiz Ev, Beyaz Kale, Kara Kitap, Yeni Hayat, Benim Adım Kırmızı, Kar ve Masumiyet Müzesi adlı romanları üzerinde ev imgesinin kullanımı tek tek tespit edilerek, Doğu-Batı karşıtlığının yansımaları, aidiyet hissi, mekân algısı ve eşya bağlamındaki yeri ve önemi değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmanın sonucunda Orhan Pamuk'un roman dünyasında evin, mekânsal bir fon olmaktan ziyade roman kurgusunun merkez öğelerinden biri olduğu tespit edilmiştir. İmgesel olarak işaret ettiği çok katmanlı yapı içerisinde ev, roman kişilerini oluşturmadan, roman atmosferi yaratmaya; sosyal ve kültürel düzeni yansıtmadan, zamanı anlamlandırmaya kadar yazarın roman kurgusunda çok işlevli bir yapıya sahiptir. Anahtar Sözcükler: Roman, Orhan Pamuk, Mekân, Ev, İmge, Ev İmgesi

Aslı Soysal
Ardahan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Manavgat manavları: Folklor ve etnografyası

Bu çalışmada Manavgat'a adını veren Manav Türkleri üzerinden gidilerek yörede yaşatılmakta olan folklorik ve etnografik özellikler tespit edilip çeşitli açılardan incelenmiştir. Manavgat'ta yaşayan Manavların yöreye isim vermeleri bağlamında buradaki folklorik özellikler etnografya kullanılarak ve diğer Türk toplumları arasındaki benzerlik ve farklılıkları da eklenerek ayrıca sözlü ve yazılı kaynaklara başvurularak araştırılmaya çalışılmış, ele geçen veriler tahliller yoluyla açıklanmıştır. Manavların bir Türk boyu olduğu, diğer Türk toplumlarından farklı olarak yerleşik hayata önceden geçtikleri böylelikle kendilerine has bir Manav kimliği ve kültürü oluşturdukları ve bir kente ad vermeleri üzerinde durulmuştur. Bu çalışma Manavgat'a ilk yerleşen Manavların folklor ürünlerinden, kültürel yaşantılarından, tarih içerisindeki rollerinden yola çıkılarak Manavgat Manavları'nın kimliklerini tespit etmeye çalışan çalışmadır. Anahtar Kelimeler: Manavgat, Manav, Folklor, Kültür.

Safiye Taştan
Ardahan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
DoktoraAçık ErişimTR

Postmodern söylem ve İhsan Oktay Anar ile John Fowles romanlarının postmodernist açıdan karşılaştırılması

Bu tezin amacı, son yıllarda tanımları çok değişen postmodernizm kavramı ile dünyamızın değişen algıları, kültürel yapısı ve yaşam biçimleri arasındaki bağlantıyı sanat, kültür, ekonomi, ideoloji ve dil bağlamında yeniden tanımlamak ve bunun yansımalarını postmodern olarak tanımlanan romanlarda belirlemektir. Biçim ve içerik açısından, postmodern söylemin; İhsan Oktay Anar ve John Fowles tarafından nasıl işlendiği karşılaştırmalı bir biçimde irdelemektir. Tez ilk planda, postmodern söylemin çelişkili/çatışmalı/göreceli yapısı dolayısıyla, ayrıntılı bir kuramsal çerçevenin çizilmesine yoğunlaşmıştır. Çok boyutlu olan kavram, 10 bölümde, farklı yönleriyle tartışılmıştır. İlk bölümde, postmodernizmin yeni dünya düzeni/küreselleşme ile bağlantısı irdelenmiş; ikinci bölümde, postmodernite, postmodernizm ve modernizm kavramlarının karşılaştırılması yapılmış; üçüncü bölümde, postmodern romanın gerçekliği nasıl temsil ettiği tartışılmış; dördüncü bölümde postmodern söylemde dil ve siyaset ilişkisi incelenmiş; beşinci bölümde postmodern sanatın estetik anlayışı araştırılmış; altıncı bölümde postmodern anlatı ve kültür ilişkisi belirlenmiş; yedinci bölümde postmodern edebiyatın özellikleri çözümlenmiş; sekizinci bölümde postmodern romanın ana unsurları olan parodi, pastiş, ironi, metinlerarasılık, mekan ve zaman kavramları tanımlanmış; dokuzuncu bölümde genel anlamıyla söylem ve onuncu bölümde ise metafor, söylem ve anlam ilişkisi kuramsal olarak tartışılmıştır. Kuramsal tartışma ve tanımlamalardan sonra, şemsiye kavramlar olan "çokseslilik", "üstkurmaca", "gerçekliğin yitimi", "algı kırıcılık ve yabancılaştırma" ve "insan tipolojisi" başlıkları altında, Türk romancı İhsan Oktay Anar'ın Suskunlar, Efrasiyab'ın Hikayeleri, Kitab-ül Hiyel, Puslu Kıtalar Atlası, Amat ve Yedinci gün romanları ile İngiliz romancı John Fowles'un Fransız Teğmenin Kadını, Koleksiyoncu, Büyücü, Mantissa, Abanoz Kule ve Daniel Martin adlı romanları kıyaslanmıştır. Romanların postmodern öğelerini belirlemenin yanısıra, farklı iki kültür ve edebi anlayışı temsil eden romancının, kültürel, düşünsel ve edebi yaklaşımlarını karşılaştıran tezde, biçimsel, üslupsal farklılıkların / benzerliklerin tespiti yapılmış ve işlenen izleklerle ortaya çıkan yeni insan tipolojisinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Sonuç bölümü ise romanların postmodern söylem açısından değerlendirilmesi ve karşılaştırılmasına ayrılmıştır. Anahtar Sözcükler: Postmodern Söylem; İhsan Oktay Anar; John Fowles; Postmodern Roman

Anar, İhsan OktayFowles, JohnPostmodernizm+5
Vedi Aşkaroğlu
Ardahan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gürsel Korat'ın romanlarında yapı ve izlek

Gürsel Korat (Sağlamöz), Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı'nda 1990 sonrasında roman, öykü ve deneme türlerinde eserler verir. Bu çalışmada yazarın roman türündeki eserleri ele alındı. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, yazarın yaşamı, edebiyat hakkındaki görüşleri, beslendiği kaynaklar ve edebi kişiliği hakkında bilgiler içermektedir. Çalışmamızın merkezini oluşturan ikinci bölümde yazarın romanları(Zaman Yeli, Güvercine Ağıt, Kalenderiye, Rüya Körü, Ay Şarkısı) roman tekniği ve izleksel kurgu açısından incelendi. Roman tekniği yönünde yaptığımız incelememizde teorik kaynaklardan faydalanıldı. İzleksel kurgunun incelenmesinde, felsefe, sosyoloji, psikoloji, psikanalitik ve tarih disiplinlerinden faydalanıldı. Gürsel Korat, 1994-2010 yılları arasında beş roman kaleme alır. Romanlarının üçü "Çiftaslan Dörtlemesi" adlı nehir roman serisinin ilk üç kitabıdır. Diğer ikisi ise Korat'ın romancılığının farklı boyutlarını gözler önüne seren eserlerdir. Korat'ın romanları, varoluşsal sorgulamalar, özgürlük, ötekileştirilme ve zaman izlekleri üzerine kurgulanır. Romanlarında sıklıkla günümüz insanının çağcıl problemlerini dün'ün düzleminde okuyucuya aktaran yazarın anlatılarının merkezinde insan ve insana ait olanlar bulunur. Çalışmamızın sonuç bölümünde Gürsel Korat'ın romancılığının değerlendirmesini yaptık. Çalışmamızın ek kısmında 19 Aralık 2013 tarihinde yaptığımız görüşmenin ses kaydının yazar tarafından kontrol edilmiş deşifresine ve yazarın fotoğraflarına yer verdik.

Korat, GürselRomanTema+1
Gürhan Çopur
Ardahan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anadolu efsanelerinde yasaklar ve cezalar

Anlatım esasına dayalı türlerin ortak özelliği, insan merkezli olmalarıdır. İnsanoğlu dünyada kendine bir düzen kurar ve bu düzeni korumak için de yasakları devreye sokar. Kutsal yasaklar olan tabular, insanlığın dünya üzerindeki düzeni koruması için mitik dönemden bugüne anlatı türleri ile aktarılır. Efsanelerin amacı diğer anlatı türlerinde olduğu gibi kaos karşısında kozmosun ahenginin devamını sağlamaktır. Bu doğrultuda yasakların işlevi önemlidir. Yasakların değeri dikey ve yatay boyutlu bir incelemeye tabi tutulduğunda daha iyi anlaşılır. Âdem ve Havva'nın yasak meyveyi yemesi sonucu cennetten kovulmaları, insanoğlunun dünya yaşamını başlatır. Yasak, dünyadaki yaşamın nedensellik bağını oluşturur. Yasaklar dikey boyutta incelendiğinde Âdem ve Havva'nın trajedisine, mitlere ve arketiplere kadar uzanır. Yatay boyutta ise yasaklar sayesinde doğanın, canlıların ve doğal sağaltım merkezlerinin korunduğu görülür. Efsanelerdeki yasakların çiğnenmesi sonucu karşıt değerlerin cezalandırılması, efsanelerdeki ülkü değer ve karşıt değer çatışmasında ülkü değerlerin korunduğunu gösterir. Çalışmamızın birinci bölümünde efsanelerin tanımı, diğer türlerle ilişkisi ve efsane üzerine yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise yasak (tabu) kavramı üzerinde durulmuştur. Tabu kelimesinin kökensel bağları hakkında bilgi verilmiş ve tabular sınıflandırılmıştır. Çalışmamızın üçüncü bölümü olan Anadolu Efsanelerindeki yasaklar kısmında Ardahan, Erzurum, Mardin Yozgat, Diyarbakır, İzmir, Şanlıurfa, Manisa, Aydın, Ankara ve Giresun efsanelerinden örnek metinler verilmiştir. Verilen efsane metinlerindeki tabular, yatay ve dikey boyutlu bir incelemeye tabi tutulmuştur. Dikey boyutta efsanelerdeki yasakların tarihsel derinliğine inilirken, yatay boyutta ise görünür düzlemde bir inceleme yapılmıştır. Çalışmamızın son bölümünde ise efsanelerdeki yasakların çiğnenmesi sonucu ortaya çıkan durum ontolojik ve arketipsel çözümleme ile birlikte, kaos - kozmos çatışması bakımından ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler: Anadolu, efsane, yasak, ceza.

AnadoluCezaEfsaneler+2
Ramazan Ergöz
Ardahan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sema Kaygusuz'un hikâyelerinde modern insanın yalnızlığı

Bu çalışmanın amacı, 1990'lı yılların sonunda adını duyurmaya başlayan Sema Kaygusuz'un hikâyelerinde öne çıkan "yalnızlık" temasını incelemektir. Yalnızlık teması; modern ve modernizm kavramlarıyla ilişkilendirilerek ele alınmaktadır. Hikâyelerde, olaylar zinciri yoktur, kırılma noktaları vardır; bu nedenle anlatım geri planda, kişilerin psikolojik durumu ön plandadır. Duygu yoğunluğu ve kişilerin psikolojik atmosferine yoğunlaşan öyküler; betimleme, eğretileme, simge ve imgelerle modern insanı açımlamaktadır. İmge ve simge yönüyle zengin olan hikâyeler, modern insanın yalnızlığını yansıtmaktadır. Sandık Lekesi, Esir Sözler Kuyusu, Doyma Noktası, Karaduygun, Üşüyen/Efsiri ve Ortadan Yarısından'da geçen Zeynep, İlyas, Ömer Bey, Tacettin, Ferhan, Nermin vb. kişiler, modern insanı simgelemektedir. Bu kişilerin dışında kırlangıç, ardıç kuşu, ardıç tohumu, kuyu, dar sokaklar da modern insanın yalnızlığı açımlayan insan dışındaki varlıklardır. Sema Kaygusuz'un hikâyeleri, durum hikâyesi olduğu için insan hayatından kesitler sunmaktadır. Bu kesitlerde yer alan kişiler yalnızdır. Yalnızlığın nedenleri arasında iletişimsizlik, realiteden kaçış, yabancılaşma ve duyarsızlaşma, varoluşsal kaygı, gelenek yitimi, kentleşme ve sosyal ilişki bozukluğu yer alır. Bu etkenler modern insanın bunalımlarını, açmazlarını ve yalnızlığını açımlamaktadır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Sema Kaygusuz'un hayatı ve edebi kişiliği hakkında kısa bilgi verilmiştir. İkinci bölümde; yalnızlık, modern ve modernizm kavramlarıyla ilgili kuramsal bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde, yalnızlık teması işlenmiştir. Yalnızlığın; iletişimsizlik, varoluşsal kaygı, gelenek yitimi, yabancılaşma ve duyarsızlaşma, kentleşme, realiteden kaçış ve sosyal ilişki bozukluğu kavramlarıyla ilişkisi incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise, ele alınan konuların kısa bir değerlendirmesi yapılmıştır. Açar Sözcükler: Yalnızlık, modernizm, yabancılaşma, varoluşsal kaygı, realiteden kaçış, iletişimsizlik, Sema Kaygusuz

HikayeKaygusuz, SemaKaygı+3
Hüseyin Paksoy
Ardahan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cemal Süreya'nın şiirlerinin dil sapmaları açısından incelenmesi

İkinci Yeni şiir hareketi, Türk şiiri için dönemeç sayılmaktadır. Bu şiir dönemecinde değişen şiir anlayışıyla birlikte şiir dilinin yapısı da değişmiştir. Dilde, biçim, imge, anlam derinliği öncelenmiş, içerik, anlamda yüzeysellik ve şiirde usa dayanma geri plana atılmıştır. Şiir anlayışındaki bu yenilik dilde yapılan bu sapmalar ile sağlanmıştır. Bu çalışmada sapmaların birbirinden farklı ve özgün kullanımlarını şiirinde barındırması nedeniyle Cemal Süreya'nın şiirinde bulunan dil sapmaları incelenmiştir. Cemal Süreya'nın şiirindeki dil sapmaları şairin şiirinde görülen sapmalar esas alınarak sınıflandırılmıştır. Sapmalar, anlamsal sapmalar, sözcüksel sapmalar,biçimsel sapmalar, gramatikal sapmalar, kesimsel sapmalar, tarihsel dönem sapmaları şeklinde sınıflandırılmıştır. Gramatikal sapmalar da sessel sapmalar, sözdizimsel sapmalar ve yazımsal sapmalar olarak üçe ayrılmıştır. Sessel sapmalar sesbirimsel sapmalar ve sesbilimsel sapmalar olarak ikiye, yazımsal sapmalar da dize başında küçük harf kullanma, özel adların küçük harfle başlatılarak yazılması, cins adların büyük harfle başlatılarak yazılması, birleşik yazılması gereken sözcüklerin ayrı yazılması, ayrı yazılması gereken sözcüklerin birleşik yazılması, ek, edat ve tamlamalarda yapılan sapmalar, sözcüklerin asıl yazımından sapılması ve noktalama sapmaları şeklinde sekize ayrılmıştır. tez kuramsal temeller, şiir ve şiir dili, Cemal Süreya'nın hayatı, edebi kişiliği,Cemal Süreya'nın şiiri ve şiir dili, Cemal Süreya'nın şiirlerinde sapmalar olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Cemal Süreya'nın şiirlerinde tespit edilen dil sapmaları da teze ek olarak verilmiştir.Hazırladığımız bu çalışmada Süreya'nın şiirlerinde başvurduğu sapmaların şairin şiirinde meydana getirdiği etki ve şiirdeki söylemler için sapmalarla nasıl bir altyapı hazırlandığı incelenmeye çalışılmıştır.

DeformasyonDilsel sapmalarSapma+3
Öznur Güleç Düğenci
Ardahan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00