Atatürk University
Anabilim Dalı

Genel Gazetecilik Anabilim Dalı

Atatürk University

44

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

44 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Baudrillard'ın simülasyon kuramı bağlamında yoksunluktan yoksulluk üretimi: Güle Güle Oturun programı örneği

Tüketim ilk anlamıyla bir takım ihtiyaçlarımızın giderilmesi için gerekli olan bir unsur olurken, günümüzde haz ve tatminin temel alındığı bir kültür anlamını taşımaktadır. 20. yüzyıl itibariyle ortaya çıkan her meta artık tüketilmek üzere tekrar tekrar üretilmekte ve kişinin ruhsal boşluğunu tamamlamayı amaçlamaktadır. Bu amacın yerine getirilmesi için bir medya çıktısı olarak TV programları da büyük ölçüde yönlendirici olarak kullanılmaktadır. Televizyonda yayınlanan programlar bireyi daha fazla tüketime yönlendirerek gerçek olmayan bir gösterge ile haz ve benlik üzerinden üretim sağlamakta ve bunu yaparken kişinin mevcut yoksunluğunu kullanmaktadır. Kişinin tüketim için elde edemediği meta vb. ögelerin kendisinde birtakım yoksunluk haline dönüşümü sağlanırken, bu durum yapılan yayınlar ile yoksulluğun bir çıktısı olarak gösterilmektedir. Gerçek olmayan bu yoksulluk durumuna yine yapılan TV yayınlarının verdiği mesaj ile gerçek olmayan yapay bir çözüm sunulmakta ve kurtuluş yolu olarak bir simülasyon evreni yaratılmaktadır. Tüketim kültürü ve ideolojisi perspektifinde eleştirel bir analizin hedeflendiği bu çalışmada temel sorun televizyon yayınları ile bireyin içerisinde bulunduğu yoksunluğun yoksulluk olarak anlamlandırılması ve bunu ikame yöntemlerle çözümlenmeye çalışılmasıdır. Bu bakımdan çalışmanın birinci bölümünde tüketim kültürünün kavramsal olarak açıklaması yapılırken, Marksist, Weberci ve postmodern tüketim kuramları bağlamında tartışması sürdürülmekte, ardından simülasyon kuramı perspektifinde gerçekliğin dönüşümü ve medya çalışmalarında simülasyon ele alınmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde yoksunluk ve yoksulluk kavramlarının analizi yapılarak, medyada inşa yöntemine değinilmekte, haz ve tatmin üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Çalışmanın son bölümünde ise simülasyon kuramı bağlamında yoksunluğun yoksulluğa dönüşümünde televizyon yayınlarının etkisi ele alınarak, çalışmaya konu olan TV programının analizi göstergebilimsel yöntem ile yapılmaktadır. Anahtar kelimeler: Tüketim, Simülasyon, Yoksunluk, Yoksulluk, Göstergebilim.

Baudrillard, JeanBenzetimGösterge bilim+6
Pelin Doğan Ataş
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gözetimin yeniden üretildiği bir alan olarak yeni medya ve mahremiyet algısındaki değişim: Kosova örneği

Teknolojinin gelişmesi ve yeni medyanın kendimizi ifade edebilmek için sunduğu imkanlar, mahremiyet kavramını bir değişime ve dönüşüme uğratırken; aynı anda insanların güvenliği adına yeni gözetim araçlarını geliştirdiği görülmektedir. Gözetim ve mahremiyet algıları hayatımızda her zaman var olmuştur ancak iletişim teknolojilerinin ilerlemesi ile sürekli değişim ve gelişme göstermiştir. Kamusal ve özel yaşam ekseninde düşünülünce bu iki alanın birbiriyle sürekli etkileşim ve çatışma içinde olması, özellikle sosyal paylaşım ağlarının bireylerin mahremiyet alanına ihlali değerlendirilirse gözetim ve mahremiyet algısı üzerine daha fazla durmamız gerekmektedir. Bu çalışma, Kosova'da interneti ve sosyal araçları yoğun olarak kullanan gençlerin, gözetimin yeniden üretildiği bir alan olarak yeni medya ve mahremiyet algısındaki değişimini incelemeyi hedeflemektedir. Bu bağlamda 18 lisans ve lisansüstü Hasan Prishtina Üniversitesi öğrencileri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve bu öğrencilerin görüşleri alınıp değerlendirilmiştir.

GözetimKosovaMahremiyet+4
Flora Hajdarmataj
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Haberde çerçeveleme ve örgüt kuramı bağlamında yazılı basında İstanbul Sözleşmesi'nin incelenmesi

İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadele amacıyla, Avrupa Konseyi tarafından 11 Mayıs 2011'de İstanbul'da imzaya açılan sözleşmedir. Türkiye Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde bu sözleşmeyi ilk imzalayan ülke olmasıyla sözleşme İstanbul Sözleşmesi olarak anılmasına rağmen kısa süre sonra özellikle tarikatların belirgin bir tepkisi söz konusu olmuştur. Siyasetin buna tepkisiz kalmasıyla tarikatçı çevreler bir süre sonra kadına yönelik şiddete, bu sözleşmeye dayanılarak yapılan yasal düzenlemelerin neden olduğunu iddia etmeye başlamışlardır. Yasal olarak kadına yönelik aile içi şiddetin suç olarak kabul edilerek cezalandırılmaya başlanması şiddet uygulayanlar için caydırıcı olsa da, şiddetin sonu gelmemiştir. Ancak sözleşme ve yapılan düzenlemeler kadına karşı şiddetin mahremiyet örtüsünü kaldırmış, şiddeti gözle görülür hale getirmiştir. Son birkaç yıldır bir kısım medyada, kadına yönelik şiddet haberlerinde İstanbul Sözleşmesi'nin bu suçları arttırdığını savunan içeriğe yer verilir olmuştur. Muhafazakâr kesime hitap eden gazeteler aracılığı ile kadına şiddet haberleri ustaca çerçevelenerek çarptırılmış, sözleşmenin kadına şiddeti doğurduğu algısı oluşturulmuş, bu kesimden gelecek tepkilerin önü kapatılmıştır. 20 Mart 2021 tarihinde ise Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile sözleşmeden çıkılmıştır "Haberde Çerçeveleme ve Örgüt Kuramı Bağlamında Yazılı Basında İstanbul Sözleşmesi'nin İncelenmesi" adlı bu çalışmanın amacı söz konusu yasanın iptalini isteyen koyu muhafazakar zümreleri hedef kitle belirlemiş bir kısım yazılı medya aracılığıyla yasanın iptali durumunu meşrulaştırmaya yönelik kamuoyu oluşturma maksatlı yayın faaliyetlerini tespit etmektir. Örgütsel kuram bağlamında söz konusu medya kuruluşlarının özellikle haberde çerçevelemeye başvurdukları haber metinleri araştırmaya tabi tutulmuş, konuya ilişkin haberler üzerinden nitel araştırma yöntemlerinden söylem analizine başvurulmuştur. Anahtar Kelimeler: İstanbul Sözleşmesi, kadın, şiddet, yazılı basın, haberde çerçeveleme

BasınHaberlerKadına yönelik şiddet+5
Ali İhsan Demir
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Suriyeli sığınmacı çocuklara yönelik haberlerin hak haberciliği bağlamında değerlendirilmesi

Suriye'de 2011 yılı Mart ayında başlayan iç karışıklıklar ve çatışmalar nedeniyle, çok sayıda Suriyeli ülkelerini terk etmek ve farklı ülkelere sığınmak zorunda kalmıştır. 3 buçuk milyonun üzerinde savaş mağduru Suriyelinin bulunduğu Türkiye de bu ülkelerden biridir ve Türkiye'deki Suriyeli sığınmacıların yarısından fazlasını çocuklar oluşturmaktadır. Suriye'de yaşanan çatışmalardan ve zorunlu göç hareketinden en çok etkilenen, yaşam hakkı, sağlık hakkı, korunma hakkı, eğitim hakkı gibi en temel haklarından mahrum bırakılan kesimlerin başında kuşkusuz çocuklar gelmektedir. Medyanın sorumluluklarından biri de toplumda seslerini yeterince duyurma imkânı bulamayan, hakları ihlal edilen, kadınlar, çocuklar, engelliler gibi toplumdaki dezavantajlı kesimlerin seslerini duyurmak, onlara yönelik hak ihlallerini gündeme taşımak, haklar konusunda halkı bilgilendirmek ve farkındalık yaratmaktır. Öte yandan, medya kimi zaman hak ihlallerini habere konu ederken kendisi de hak ihlallerine neden olabilmektedir. Alternatif habercilik arayışları içinde yer alan hak haberciliği, medyanın rolünü sadece haklar konusunda insanları bilgilendirmekle sınırlı görmemekte, insanı ve insan haklarını merkeze alan ve haber yaparken hak ihlaline neden olmayan bir habercilik arayışının peşinden gitmektedir. Bu çalışmada, Suriyeli sığınmacı çocuklara yönelik haberler hak haberciliği bağlamında değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, Türkiye'de tirajı en yüksek beş gazete örneklem olarak alınmış ve 1 Ocak 2019 – 30 Haziran 2020 tarihleri arasını kapsayan 18 aylık zaman diliminde, Suriyeli sığınmacı çocukları konu alan haberler belirlenerek içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir.

GöçlerGöçmenlerHabercilik+5
Hande Ulusoy
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni medyada popülizm ve yalan haber: Türkiye'deki Suriyeli sığınmacılar örneği

Popülizm, çatışmacı ve kutuplaştırıcı siyasetle birlikte sıklıkla anılmaktadır. Bu kavramın kapsamı, bugünlerde toplumsal sorunlarla birlikte giderek büyümektedir. Popülist siyasetteki bu yükseliş, küresel bir demokrasi sorunu olarak görülmektedir. Yeni iletişim teknolojileriyle birlikte giderek yaygınlaşan bilgi kirliliği, popülizme dair oluşan bu savı destekleyen bir unsurdur. Sosyal medya platformlarında paylaşılan yalan haberler, nefret söylemlerini ve düşmanlığı yaymaktadır. Toplumun genelinden farklı kimlikler, yalan haberlerde halka zarar vermekle suçlanmaktadır. Bu tür yalan haberler, dezavantajlı veya öteki kesimlere yönelik asılsız iddialara dayanan popülist söylemlerden oluşmaktadır. Bu sorun, halkın çıkarlarının manipüle edilmesine ve kutuplaşmanın artmasına neden olmaktadır. Bu çalışma, azınlık grupları hedef alan yalan haberlerin popülizm ile ilişkisini sorgulamıştır. Söz konusu yalan haberlerin hedefi olan öteki kesimlerden birisi de sığınmacılardır. Yapılan araştırma, Türkiye'deki Suriyeli sığınmacılara yönelik yayınlanan yalan haberleri bu doğrultuda incelemiştir. Son yıllarda Türkiye'deki sığınmacılara yönelik artan öfke ve nefret ile bu gruplara ilişkin yalan haberler arasındaki ilişki niteliksel bir analizde değerlendirilmiştir.

HaberlerMültecilerPopülizm+5
Semih Gökkılıç
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kültür endüstrisi ürünü olarak Batman karakteri

Günümüzde gelişen teknolojinin etkisi ile güç kazanan tüketim kavramı artık sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel bir olgu haline gelmiştir. Sanayi Devrimi ile başlayan seri üretim, seri tüketimi de beraberinde getirmiştir. Böylece dev şirketler milyonlarca insanın, ihtiyaçları olmadan bile, tüketmelerini sağlamak için çeşitli üretim faaliyetlerine başvurmuşlardır. Tüketim toplumu haline gelen modern dünyadaki toplumlar, tüketim odaklı bir hayat yaşamaktadırlar. Zaman içerisinde tüketim kavramının yaygınlaşması ile kültür kavramı ile entegre olması söz konusudur. Frankfurt Okulu düşünürlerinden Adorno ve Horkheimer birlikte yazdıkları eserde "kültür endüstrisi" kavramını ortaya koymaktadırlar. Kültür endüstrisi kültürün ve kültür ürünlerinin bir meta ve tüketim objesi haline geldiğini ifade etmektedir. Bu çalışmanın amacı, medya emperyalizmi ve kültür endüstrisi kapsamında sinema ve batı merkezli filmlerin bireylerin tüketim davranışları üzerindeki etkilerinin Batman çizgi filmi üzerinden irdelenmesidir.

BatmanKültür endüstrisiSinema+4
Asene Asanova
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zygmunt Bauman'ın akışkan modernite yaklaşımının iletişim olgusuna yansıması

İnsan sosyal bir varlıktır ve onun en temel özelliklerinden birisi iletişim hâlinde olmaktır. Literatürel olarak iletişim olgusu için farklı tanımlamalar yapılmıştır. Bu tanımlamaların ortak vurgusu, insanın etkileşim hâlinde olmasıdır. Bu bağlamda iletişim kavramını hayatın kavşak noktası olarak değerlendirmek mümkündür. Geçen zaman hayatı değiştirmekte, dönüştürmekte ve farklı bir boyuta taşımaktadır. Hayatın değişimi ise her şey gibi iletişim olgusunun da değişmesine neden olmaktadır. Klasik dönemin iletişim anlayışı ve işleyiş biçimi modern dönem ile sona ermiştir. Modernitenin iletişim anlayışı ve işleyiş biçimi ise postmodern dönemde bambaşka bir form kazanmıştır. Sözü edilen değişim ve dönüşümü eleştirel bir bakış açısıyla ele alan bu çalışmada sosyolog Zygmunt Bauman'ın "Akışkan Modernite" tanımı ve diğer görüşlerinden faydalanılmıştır. Genel olarak postmodern dönemin iletişim anlayışı ve işleyiş biçiminin anlamsal karşılığının ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır.

Akışkan moderniteBauman, ZygmuntModernite+5
Mevlüt Altıntop
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
20
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küreselleşmenin biyometrik suretleri: Andreas Gursky

Bir ifade biçimi olarak fotoğraf, icadından günümüze etkisini her an daha da artırmaktadır. Sanayi devriminin ürünü diyebileceğimiz fotoğrafik görüntü, 20. yüzyılın son çeyreğinde sayısal teknoloji ile bir başka boyuta taşınırken, aynı dönemin bir başka olgusu küreselleşme de insanlık tarihinin bir diğer dönüm noktası olarak önümüze çıkmaktadır. Tanımı, tarihlenmesi ve son yıllarda uluslararası alanda yaşanan gelişmeler nedeniyle muğlak bir 'kavram', fotoğraf terimiyle 'gizli görüntü' (latent image) özelliği taşıyan küreselleşmenin her şeye karşın tüm yaşamsal alanı kapsadığı genel kabul görmektedir. Bu haliyle küreselleşme düşünürlerin, kuramcıların sözel ifadelerinde yer bulurken, onun görüntüsel betimlemesi kimi sanatçıların ilgi alanıdır. Küreselleşmeyi fotoğraf diliyle ve sayısal teknolojinin olanaklarına başvurarak anlatan en önemli isimlerden biri de Andreas Gursky'dir. Gursky, küreselleşme ve sayısal fotoğrafın yolu kaba bir tarihleme ile 1990'ların başında ve Berlin Duvarı ekseninde kesişmesiyle bilinir. 1989'da yıkılan Berlin Duvarı dünyada sınırların kalkmasını sembolize ederken, duvarın doğusunda dünyaya gelip, sonra batısına göç eden Gursky'nin yüksek fiyatlar biçilen, devasa boyuttaki çalışmaları küreselleşmenin suretleri olarak nitelendirilir. Bu tezde sanatçının 'Amazon' fotoğrafı göstergebilimsel çözümleme yöntemiyle ele alınarak, küreselleşmenin nasıl temsil edildiği irdelenmiştir.

FotoğrafGursky, AndreasKüreselleşme+1
Abdulkadir Karataş
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital çağda yeni bir habercilik türü: SEO haberciliği

Teknoloji alanında yaşanan gelişmelerin iletişim olgusu üzerindeki etkisi, oldukça hızlı bir biçimde sonuçlarını göstermektedir. Dijitalleşme süreciyle birlikte, iletişimin ve teknolojinin birbirini yeniden tanımladığı bir döngüden söz etmek mümkün hale gelmiştir. "Dijital çağ" olarak adlandırdığımız bu süreçte, yaşamsal pratikler yeni boyutlar kazanmış; bu devinimin en çarpıcı biçimde yansıdığı alanlardan birisi de medya olmuştur. Yeni araçlar ile yeni deneyim ve alışkanlıkların karşılıklı üretim sürecine girdiği dijital medya ortamında, habercilik pratikleri de çeşitlenmiştir. Web teknolojilerinin gelişimiyle haberin üretilme, aktarılma, tüketilme, algılanma ve geri bildirim tarafları yeni özellikler kazanmıştır. İnternet üzerinde gerçekleşen habercilik faaliyetleri; algoritmalara göre kurgulanır hale gelmiş, büyük veri, yapay zekâ gibi kavramlarla şekillenmiştir. Bu noktada haberin üreticisinden tüketicisine ulaşmasını sağlayan en önemli araçlardan birisi arama motorlarıdır. Kullanım oranı ve pazar payı ile rakiplerine göre oldukça farklı bir konumda bulunan Google ise bir arama motoru olmasının ötesinde, gerçekleştirdiği çok çeşitli işlevlerle haberciliğe de ciddi etkileri olan bir yapı ortaya koymaktadır. Haberlerin, arama motorlarına ve özellikle de Google'a optimize edilerek oluşturulduğu ve sunulduğu, "SEO (Search Engine Optimisation) haberciliği" olarak ifade ettiğimiz habercilik türü, dijital çağda haberciliği şekillendiren önemli uygulamaları bünyesinde barındırmaktadır. Bu çalışma, medyanın dijitalleşmesi sürecini habercilik üzerinden ele almakta; haberciliğin arama motoru algoritmalarıyla şekillenen yapısını, dijital medyanın öne çıkan kavramlarıyla ilişkilendirerek sunmayı hedeflemektedir. Çalışmanın son bölümünde nitel araştırma yöntemiyle bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Belirlenen uygun örneklem çerçevesinde haber sitelerinin SEO sorumlularıyla görüşmeler yapılmış ve "SEO haberciliği" olarak ele alınan habercilik türünün yapısı ve sorunları, elde edilen bulgular ışığında analiz edilmiştir.

Arama motorlarıGazetecilikGoogle+5
Tuğçe Ayçin
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Balkan savaşları döneminde basında Türk milliyetçiliği söylemleri (1912-1913)

Söylem, dilin anlamlandırması ve anlamlandırılanların toplum kültüründe neyi temsil ettiğine dayanmaktadır. Bir toplumun sözlü, yazılı ve görsel söylem biçimleri, özellikle o milletin kimlik, kültürel varoluş, varoluşun sürdürülebilirliği ve paylaştıkları anlamları hakkında bize ipucu verir. Bir temsil sistemi olarak milliyetçilik de geçmişten günümüze insanlar tarafından kendi kimliğini ve yaşadığı dünyayı tanımlamada ve anlamlandırmada kullanılmaktadır. "Milletler veya uluslar çağı" olarak isimlendirilen 19. yüzyıl her şeyden önce asırlarca hakimiyet kurmuş imparatorlukların sonunu getiren ideolojik çeşitlenmelerin kitlesel hareketleriyle karakterize edilirken aynı zamanda söylemini de oluşturmuştu. Milliyetçilik, Batı'da toplumsal yapının şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nda ise 20. yüzyılın başında Balkan Savaşları, Türk milletinin uyanışını canlandıracak milliyetçi bir hareketliliği ortaya çıkarmıştı. Savaş, Türk milleti için toprak kaybından çok sosyo-bilişsel ve sosyo-psikolojik kolektif bir uyanış hareketi olarak belirmiştir. Böylece "Türk milliyetçiliği" ülküsü olarak oluşan bu hareket, bir söylem biçimi de ortaya çıkarmıştır. Çalışmamızın amacı Osmanlılık ideolojisi karşında gittikçe merkezi konuma yükselmeye başlayan Türk milliyetçiliğinin söylem yapısının kendini hangi bağlamlar, temsiller, bilişsel tutumlar ve söylemler üzerinden inşa ettiğini ve doğasında hangi kodları barındırdığını bulmaya çalışmaktır. Söylemsel alanın en iyi gösteri alanlarından biri de kamusal söylemin yer aldığı basındır. Bu bağlamda çalışmamızda dönemin İkdam gazetesi (ılımlı muhalif), Tanin gazetesi (hükümet yanlısı) ve Tasvir-i Efkâr (tarafsız/bağımsız) gazetesinde Türk milliyetçiliği/Türkçülük konulu metinler belirlenerek Teun A. Van Dijk'ın sosyo-bilişsel yaklaşımıyla eleştirel söylem analizine tabi tutulmuştur. Türk milliyetçiliği söyleminin belirlenen tarih aralığında Türkçe basında varlığı ile yapısının kendini hangi bağlamlar, temsiller, bilişsel tutumlar ve söylemler üzerinden inşa ettiği tespit edilmiştir. Ayrıca söz konusu metinlerde Türk milliyetçiliğine gönderme yapan sözcük ve sözcük öbekleri belirlenerek içerik analizi yönteminden frekans analizine tabii tutulmuştur.

Balkan savaşlarıBasınGazeteler+5
Sema Sezgin
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çerçeveleme kuramı bağlamında Filistin konulu haberlerin Malezya medyasına yansıması: Yüzyılın Anlaşması

Bu çalışma, İsrail-Filistin meselesinin Malezya medyasında yer alma biçimini incelemektedir. Bu bağlamda Malezya'da en fazla popüler olan Astro Awani çevrimiçi ve The Star çevrimiçi haber kaynakları analiz edilmek üzere seçilmiştir. Analiz için vaka çalışması olarak, "Yüzyılın Anlaşması (2020)" isimli ABD'nin eski başkanı Trump'ın Filistin meselesine yönelik tartışmalı teşebbüsü ele alınmıştır. Bu çalışmanın amacı; konu kapsamında Entman'ın (1993) çerçeveleme kuramı bağlamında Astro Awani ile The Star medyasının üslubunun olumlu, olumsuz veya dengeli olup olmadığını araştırmaktır. Aynı zamanda üslup ele alınırken olumlu bir yaklaşım olarak kategorize edilen mağduriyet anlatısı açışından da incelenmiştir. Çalışmanın amaçlarına ulaşmak için bu iki haber sitesinde yer alan "Yüzyılın Anlaşması"na dair makalelerin nitel içerik analizi benimsenmiştir. Astro Awani'den 14 ve The Star'dan 24 olmak üzere çalışmaya dâhil edilen toplam haber makale sayısı 38'dir. Makalelerin zaman dilimi, Trump'ın resmî açıklama yaptığı 28 Ocak 2020 ile 22 Mart 2020 tarihlerini kapsamaktadır. 38 haber makalesi içerisinde 23 haberde tanı nedenlerine, 25 haberde ahlaki yargı işlevine, 38 haberden 31'inde de çözüm önerisine rastlanmıştır. Bulgulara göre Astro Awani, Filistin'e yönelik %83 oranında olumlu, %17 oranında olumsuz tutum sergilemiştir. İsrail'e ve anlaşmaya yönelik %83 olumsuz, %17 olumlu tutum sergilediği görülmüştür. The Star'a gelindiğinde ise Filistin'e yönelik %70 olumsuz, %20 dengeli ve %10 oranında olumlu tutum gözlemlenmiştir. İsrail'e ve anlaşmaya yönelik %57 olumsuz, %19 olumlu ve mağduriyet anlatısının yer aldığı haberlerde %24 oranında dengeli tutum tespit edilmiştir.

FilistinFilistin sorunuFilistin-İsrail sorunu+5
Nur Solıhah Muzahar
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de e-gazete uygulamaları ve geleceği

İnsanlık tarihi, aynı zamanda teknolojik değişim ve dönüşüm süreçlerinin tarihidir. İnsanlık tarihine teknoloji penceresinden bakıldığında ortada iki temel farklı bakışın yer aldığı görülmektedir; teknolojik determinizm ve teknolojinin sosyal inşası. Teknolojik determinizm, toplumsal değişimlerin temel belirleyicisi olarak teknolojiye işaret ederken sosyal inşacı kuram sosyal alanı değişimin öznesi olarak konumlandırır. Günümüzde teknolojiye ilişkin tartışmaların somutlaştığı en yüksek aşama ise şüphesiz ki internettir. İnternet, bulunup yaygınlaşmasıyla birlikte kısa zamanda toplumsal yaşantıya entegre olmuş, bu entegrasyon sürecinden gazetecilik de kendi payına düşeni almıştır. İnternetle birlikte gazetecilik tüm yönleriyle önemli değişimlere uğramış, gelinen noktada basılı gazetelerin daha ne kadar varlığını sürdürüp sürdüremeyeceği tartışmaları başlamıştır. Bu değişim sürecinin önemli aktörlerinden birisi ise elektronik gazetelerdir. E-gazeteler, her ne kadar basılı gazetelerin elektronik sürümleri olarak ortaya çıkmışlarsa da bugün dünyanın pek çok yerinde ayrı ve özel bir gazetecilik türü olarak görülmektedir. Türkiye'de ise e-gazetelere ilişkin kafa karışıklığı devam etmekte, internet üzerinden yapılan diğer gazetecilik türlerine kıyasla e-gazetelere yeterince önem verilmediği anlaşılmaktadır. Türkiye'de e-gazetelerin haber alma işlevinde neden geri planda kaldığını anlamak için, öncelikli olarak sorunun okuyucudan mı, yoksa gazetelerden mi kaynaklandığını anlamak gereklidir. Bu amaçla çalışmada öncelikli olarak e-gazetecilik kavramı mercek altına alınmıştır. Çalışmada, geleneksel gazetecilikten başlayarak e-gazeteciliğin gelişim aşamaları verilmiş, e-gazeteciliğin ne olduğu saptanmaya çalışılmış ve Türkiye'de faaliyet gösteren e-gazetelere değinilmiştir. Devamında, Türkiye'de e-gazetecilik algısını anlama maksadıyla bir anket çalışması yürütülerek sonucunda Türkiye'de e-gazeteciliğin geleceğine ilişkin bir sorgulama ortaya koyabilmek amaçlanmıştır.

GazetecilikGazetelerSanal gazeteler+3
Özgür Kütükcü
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Z kuşağının medya kullanım alışkanlıklarının saptanması üzerine bir araştırma

"Z Kuşağının Medya Kullanım Alışkanlıklarının Saptanması Üzerine Bir Araştırma" adlı bu çalışmanın amacı Z Kuşağının medya kullanım alışkanlıklarını anket tekniği ile araştırmak, iletişim alanında literatüre disiplinlerarası ve nicel veri kazandırmak, medyanın geleceğinde gereklilik arz edecek mesleki donanımları analiz edebilmek, Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek olan genç kuşağın medya kullanım alışkanlıklarını ortaya koymak ve bu verilerden yola çıkarak meslek profesyonellerine bir yol haritası çizmektir. Günümüzde medyanın küreselleşme ve teknolojiyle ulaştığı noktayı anlamak, gelecekte ulaşacağı ve dönüşeceği evreleri öngörebilmek ve karşı konulamaz olan dönüşüme, medyanın etik değerlerini ve kamuoyunun çıkarlarını koruyarak ayak uydurmak adına yeni kuşakların medya kullanım alışkanlıklarının değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Çalışma, anket veri toplama yöntemiyle Ekim- Kasım 2020 tarihinde yürütülmüş olup ana kütlesi Z Kuşağı bireylerinden, örneklemi ise 15 ve 25 yaş arası, İstanbul'da ikamet eden 440 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma kapsamında verilerin analiz edilmesi için SPSS Statistics 20 programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Z Kuşağı gençlerinin yeni medya ortamlarını sıklıkla kullandığı ve bu ortamları geleneksel medya ortamlarına tercih ettiği; yeni medyayı geleneksel medyaya göre daha demokratik bulduğu ve yeni medyada kendisinin daha iyi temsil edildiğini düşündüğü ancak yeni medya ortamında siyasi görüşlerini ifade ederken çekindiği bulgusuna ulaşılmıştır.

KuşaklarMedyaSosyal medya+2
Lına Hourıeh
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2000 sonrası Türkiye-Rusya Federasyonu ilişkilerinin yazılı basına yansımaları

Soğuk Savaş'ın bitimiyle beraber tüm dünyada değişime yönelik bir süreç başlamış ve ülkelerin ilişkilerinde eski önyargılar bir tarafa bırakılarak yeni sayfalar açılmıştır. Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra kurulan Rusya Federasyonu'nun eski politikalarını terk edip Batının ekonomik sisteminin içine dahil olmasıyla Türkiye-Rusya Federasyonu ilişkilerinde önemli gelimeler yaşanmıştır. Özellikle 2000 yılı sonrası önce Putin'in iktidara gelmesinin ardından AKP'nin de iktidar olmasıyla birlikte bu ilişkiler çok daha fazla ilerleme kat etmiştir. Gerek Türkiye'nin gerekse Rusya Federasyonu'nun birbirlerine olan ihtiyaçlarının bu ilişkilerin gelişmesinde etkisi açıktır. Bu ihtiyaçlardan öne çıkan konulardan biri doğal gazdır. Rusya Federasyonu ekonomisinin düzelmesinde başlıca konu AB'ye satılan gazdır ve bu gazın hangi güzergahtan geçeceği önemlidir. Uluslararası arenada daha fazla öne çıkmak isteyen Türkiye, bu güzergahın kendi ülkesinden geçmesini istemekte ve bu yönde Rusya Federasyonu ile de iş birliği yapmaktadır. Son dönemlerde bu iş birliği S-400 satın alınımından da anlaşılacağı üzere farklı alanlara da yansımaktadır. Ancak ilişkilerde olumsuz gelişmeler de yaşanmaktadır ki bu gelişmelerin başında uçak krizi yer almaktadır. Çalışmamızda Türkiye-Rusya Federasyonu ilişkilerinin gelişim süreci on yıllık süreçler halinde olumlu ve olumsuz yönleriyle ortaya koyulmuştur. Ardından bu süreçte yaşanan önemli gelişmelerden seçilmiş olan uçak krizi, S-400 anlaşması ve Kırım'ın ilhakı gibi konuların Türk yazılı basınına nasıl yansıdığı Hürriyet, Sabah ve Sözcü gazeteleri örneklemiyle beraber ortaya konulmaya çalışılmıştır. Seçilmiş olan bu gazetelerin bir hafta boyunca ilk sayfaları analiz edilmiştir. Analiz, ilk sayfalardaki konuyla ilgili başlık ve spotlar, kullanılan görseller haberin olumlu ya da olumsuz oluşu, eleştirel bir yaklaşım olup olmadığı gibi belirlenmiş kriterler bağlamında yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Rusya Federasyonu, Türk Yazılı Basını, Hürriyet, Sabah, Sözcü

GazetelerRusyaTürk basını+6
Elif Yazar
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Medya kuruluşlarında mülkiyet yoğunlaşması ve etkileri: Türk medyası örneği

Anaakım iletişim kuramcılarından George Gerbner, sınai ve pazar ilişkileri tam olarak kavranmadan kitle iletişim araçları üzerinde yapılacak analizlerin yüzeysel kalacağını söylemektedir. Bu tez çalışmasında da medya sektöründe geçmişten beri var olan ve özellikle neo-liberal politikalardan sonra büyük ilerleme kaydeden medyada mülkiyet yoğunlaşması, ortaya çıktığı liberal çoğulcu düşünsel temellerden itibaren ele alınmıştır. Piyasa yapıları, yoğunlaşma olgusu ve Türk medya sektöründe 1980 öncesi ve sonrasının mülkiyet yoğunlaşmasına değinerek sınai ve pazar ilişkileri anlatılmaya çalışılmıştır. Medya kuruluşlarında mülkiyet yoğunlaşmasının etkileri ise ilk olarak, aynı medya grubuna ait gazetelerin haberlerinde ifade çeşitliliği olup olmadığı üzerine eleştirel söylem çözümlemesi modeli kullanılarak bir inceleme yapılmıştır. Diğer etkileri ise örnekleriyle birlikte açıklanmış ve ardından çözüm önerileri sunulmuştur. Mülkiyet yoğunlaşmasının ifade çeşitliliğini azalttığı saptanmış olup diğer etkilerin ise medyanın birincil işlevi olan kamu yararına karşı engel oluşturduğu tespit edilmiştir.

MedyaMedya sektörüMülkiyet+4
Mesut Yılmaz
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk medyasında etik kavramı üzerinden yurttaş gazeteciliğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada, etik kavramı üzerinden Türk Medyasında yurttaş gazeteciliğinin durumu incelenerek bu alanda çalışma yapan platformlardan Bianet ve Dokuz8haber sitelerinin mülteci krizi ile ilişkili yaptığı haberler araştırılarak, karşılaşılan etik ihlaller üzerinden anaakım medyanın güçlü isimlerinden Hürriyet gazetesi ve Yenişafak gazetelerinin internet haber siteleriyle karşılaştırılıp değerlendirilmenin yapılması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda ilk olarak, etik kavramı araştırılmış ve medyadaki etik olgusu üzerinde durulmuştur. Yeni medya kavramı üzerinde de durularak daha sonrasında yurttaş gazeteciliği kavramı ve bu alanda çalışma yapılabilecek platformlar incelenerek bu kavram üzerine derinlemesine bir araştırma yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini Bianet, Dokuz8haber, Hürriyet ve Yenişafak haber siteleri oluşturmaktadır. Türkiye'deki mültecilere Avrupa kapılarının açılma tarihi olan 28 Şubat 2020 – 28 Mart 2020 tarihleri arasındaki bu internet sitelerindeki mülteci krizine yönelik haberler incelenerek içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede 'Ethical Journalism Network'ün yayınlamış olduğu mülteci haberlerinde karşılaşılan etik sorunların neler olduğu üzerine yayınlanan maddeler değerlendirmenin kaynağını oluşturmaktadır. Bu değerlendirmeler sonucunda yurttaş gazeteciliğine oranla anaakım medyanın bu haberler üzerinde daha çok durduğu saptanmış ve yaptığı haber sayısı üzerinden oranlandığında daha az etik ihlale rastlanmıştır. Dokuz8haber sitesinde mülteci krizine yönelik haberlerin azlığı dikkat çekerken Bianet üzerinden yayınlanan haberlerde etik ihlaller kapsamında yeteri kadar özen gösterilmediği saptanmıştır.

Alternatif medyaAraştırmacı gazetecilikEtik+5
Metehan Özırmak
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konvansiyonel medyadan yeni medyaya geçiş sürecinde EEG yöntemiyle kullanıcının beyin analizinin ölçümlenmesi

İletişim, günümüzde hayatın her alanında yaşayan bir kavram olarak geçerlilik sürdürmektedir. Yaşamın her noktasına değen ve izler bırakan bu etkileşim biçimi zaman içinde insanlığın ve tarihin dönüşümüne bağlı olarak da birtakım değişimler geçirmiştir. Taşa ya da mağara duvarlarına çizilerek bir anlam ifade eden resimlerden günümüzde elektronik ekranlar aracılığıyla okunabilen mesajlara geçiş iletişimin durağan bir yapıya sahip olmadığının da en büyük ispatı niteliğindedir. Günümüzde iletişim, başta küreselleşme olmak üzere birçok etmen yardımıyla aldığı şekil bağlamında McLuhan'ın tasvir ettiği küresel köyün birebir benzerini yaşatmaktadır. Taşlardan el yazmalıya, el yazmalıdan telgrafa ve telgraflardan günümüz radyo, televizyon ve bilgisayarlarına uzanan bu yolculukta keşfedilmeyi bekleyen birçok alt metin yatmaktadır. Bu kapsamda günümüz küresel dünyasında en önemli araç olan iletişimin bıraktığı etki ve verdiği motivasyon incelenebilir bir alan haline gelmektedir. İletişimde olan kişi sayısı, iletişimin biçimi ve iletişimin türü ne olursa olsun günümüz iletişimi toplum odaklı bir hale gelmiştir. Özellikle birey odaklı, bireyi biricikleştiren ve öze hitap eden iletişim biçimi duygu durumu değişimi ve motivasyon artırımını daha hızlı gerçekleştirmektedir. İletişim ve medya araçlarının temelindeki bu değişim her alana olduğu gibi reklamcılık ve pazarlama alanlarına da yansıyarak yeni dünyanın yeni kitlesine farklı pazarlama yöntemlerinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Kullanıcı deneyiminin ön plana çıktığı araçlar, artırılmış gerçeklik uygulamaları, nöropazarlama yöntemleri bu yeni pazarlama çeşitlerinin sadece birkaçı olmuştur. Pazarlama odaklı olarak temellendirilmiş de olsa günümüzde nöropazarlama teknikleri bireylere dışarıdan gelen etkilerin sıfırlanarak bir ürün, hizmet ve nesne üzerindeki duygularını ölçen nesnel araçları içermektedir. Bu çalışmada ise nöropazarlama yöntemi kullanılarak konvansiyonel medya araçlarından biri olan gazete ve yeni medya araçlarından biri olan internet incelenmiştir. Çalışmada bir bütünlük oluşturması açısından internet incelemesi içine gazete de dahil edilerek bir gazetenin internet sitesi gösterilmiştir. Çalışmada, 20 gönüllü katılımcıya (10 Erkek - 10 Kadın) gösterilen haberler karşısında katılımcılarda oluşan beyin dalgaları EEG cihazı olan NeuroSky tarafından analiz edilmiştir. Beyin dalgalarına ek olarak katılımcılarda oluşan ilgi ve motivasyon değerlerinin ise ortalaması alınarak hangi bireyin hangi tür medyaya karşı bir ilgi geliştirdiği analiz edilmiştir. Beyin dalgaları analizi sonucunda katılımcıların konvansiyonel medya karşısında kendilerini daha rahat hissettiği, yeni medya karşısında ise dikkatlerinin sürekli olarak dağıldığı saptanmıştır. Bununla birlikte katılımcıların okudukları haber türlerine göre dikkat ve motivasyon seviyeleri de haberin bulunduğu ortam fark etmeksizin değişim göstermiştir.

ElektroensefalografiKitle iletişim araçlarıKonvansiyonel medya+7
İrem Yeniceler
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yayın yasakları ve gazetecilik ilişkisinin söylemsel analizi-son dönem Türkiye değerlendirmesi

Gazetecilik faaliyetleri en temel anlamda, "kamunun aydınlatılması, en doğru, en tarafsız şekilde bilgilendirilmesi adına yapılan faaliyetler" olarak tanımlanmaktadır. Yayın yasakları ve getirilen sansürler ise bu bilgilendirmenin yapılmasını engellemekte ve medyanın rolünü kısıtlamakla beraber gazetecinin kamu karşısındaki rolünü sorgulanır kılmaktadır. Aynı zamanda dördüncü güç olduğu iddia edilen medyanın, görevini ve sorumluluklarını yerine getirmesini imkânsız hale getirmektedir. Terör olayları başta olmak üzere krizlerin yaşandığı dönemde ise bu bilgilendirmeye her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulmaktadır. Medyanın hassas bir şekilde davranarak bilgilendirme yapması beklenen bu dönemde, medyaya çok iş düşmekte, kullandığı haber diline, yaptığı bilgilendirmelere, değindiği ayrıntılara dikkat etmesi beklenmektedir. Terörün amacının propaganda yapmak olduğu düşünüldüğünde bu amaca hizmet etmemek için kullanılan her ifadeye dikkat edilmesi gerekmektedir. Yayın yasaklarının temelleri çok daha eskilere dayanmasına rağmen tarihsel bir kısıtlama yapabilmek adına yakın tarih tercih edilmiştir. Son 5 yıllık dönemde de özellikle etki yaratan terör eylemi niteliğinde tanımlanan olaylardan sonra getirilen yayın yasakları önemli tartışma konuları arasında yer almaktadır. Büyük etki yaratan olaylar arasından 2013 yılında Reyhanlı'da meydana gelen patlama sonrası uygulanan yayın yasağı, 2015 yılında Ankara'da meydana gelen patlama sonrası getirilen yayın yasağı ve 2017 yılının ilk saatlerinde meydana gelen Reina saldırısı sonrasında getirilen yayın yasakları makalenin konusu olacaktır. Yaşanan bu olayların hemen ardından yayın yasağı getirildiği göz önünde bulundurularak yapılan ilk haberler çalışmaya dâhil edilmiş ve olayların ilk iki gününde yapılan haberler değerlendirilmiştir. Çalışmada haberlerin başlıklarından başlanarak, değinilen detaylar, kullanılan dil, yer verilen görseller, dikkat çeken ifadeler incelenmiştir. Çalışmanın yöntemi, kapsamlı literatür taraması ve olayların ardından yapılan haberlerin eleştirel söylem analizi ile incelenmesidir.

GazetecilikSöylem analiziTerör olayları+6
Esra Mutlu
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupa'da yükselen sağ popülizm: Almanya, Avusturya ve Hollanda örnekleri üzerinden sağ popülist liderlerin yeni medyayı kullanma pratikleri

Bu çalışmada, Avrupa'da yeniden yükselen milliyetçiliğin ve onu faşizmden ayıran popülist yaklaşımın, liderlerin yeni medya kullanımları çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, önce popülizm kavramı kuramcıların görüşleri ışığında ele alınmıştır. Günümüzün milliyetçi ve muhafazakar politikacılarının sağ popülist söylemleri ve eylemlerinden örneklerle popülizm kavramı açıklanmıştır. Ardından yeni medyanın ne olduğunun ve siyasal alanda nasıl bir etki yarattığının üzerinde durulmuştur.

AlmanyaAvusturyaHollanda+7
Emre Yüksel
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Göçe zorlanan dış türklerin Türk yazılı basınında yer alışı

Yakın tarihe kadar "zorunlu göç" olarak ifade edebileceğimiz kısır bir döngü içerisinde, birçok topluluk gibi Ahıska Türkleri ve Kırım Tatarları da sürekli olarak kendi öz vatanlarından ayrı, farklı coğrafyalarda yaşamlarını idame ettirmeye çalışmışlardır. 1944 yılında, Sovyet lideri, Stalin tarafından yurtlarından ansızın, sebepsiz yere çıkarılarak Orta Asya'nın daha önce hiç görmedikleri, bilmedikleri topraklarına yerleştirilmişlerdir. Yaşamak zorunda bırakıldıkları bu topraklarda başta ekonomik olmak üzere birçok sosyo-kültürel sorunlarla karşılaşmışlardır. Bilhassa Ahıska Türkleri, göç ettikleri ülkelerde türlü problemler yaşamış ve bulundukları yerden başka ülkelere göçleri devam etmiştir. Söz konusu "zorunlu göçler" bahsedildiği üzere gerek siyasi gerekse sosyal, ekonomik vb. çok sayıda sorunu da beraberinde getirmiştir. Şüphesiz karşılaştıkları en önemli sorun; göç ettikleri yerlerde başta barınma hakkıyla beraber birçok insani hakkı elde edebilmek için özbenliklerinden, Türk kimliğinden vazgeçmelerinin istenilmiş olmasıdır. Kırım ve Ahıska Türklerine karşı açık bir asimilasyon siyaseti uygulanmış ve sahip oldukları öz değerlerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlardır. Tam bu noktada, ana vatanlarına dönmek için devamlı surette çözüm yolları geliştirmeye çalışmışlardır. Tez çalışmasında, Tüklerin maruz kaldıkları göçün ardından geride bıraktıkları topraklara dönüş hakkını elde edebilmek, bilhassa uluslararası platformlarda seslerini duyurabilmek için nasıl mücadele verdikleri araştırma konusu olarak belirlenmiştir. Türklerin yasal olarak vatanlarına geri dönüş hakkı elde ettikleri 1991-1999 yılları arasında neler yaşandığı, dönüşlerin ne kadarının gerçekleşip gerçekleşmediğine dair yapılan haberlerin, Türk yazılı basınında yer alıp almadığı ise araştırma safhasının en önemli halkasını oluşturmuştur. Türklerin geri dönüşlerine ilişkin Türk yazılı basınının konuyla olan alakasını ölçmek ve bu anlamda somut, sayısal veriler ortaya koyabilmek için seçilen 3 günlük gazete üzerinden bir arşiv taraması yapılmış ve bu döneme ışık tutulmaya çalışılmıştır. Sonuç itibariyle, içerisinde gazete, dergi ve bu konuda akademik düzeyde kaleme alınmış çeşitli kitapların yanı sıra, bizzat Kırım ve Ahıska Türkleri tarafından da oluşturulmuş yazılı ve görsel mecraların bulunduğu literatürler incelenmiş, ana vatana dönüş sürecinde meydana gelen tüm gelişmeler basına yansıdığı kadarıyla aktarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler; Göç, Zorunlu Göç, Kırım Tatarları, Ahıska Türkleri, Sovyet Sosyalist Cumhuriyet Birliği (SSCB), Türk yazılı basını.

BasınDış TürklerGöçler+3
Şeyda Durak
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

ASEAN'ın Türk medyasındaki imajı: 2015 yılından 2017 yılına kadar Türk gazetelerinde çıkan haberler

Bu araştırma içerik analizi yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Içerik analizi, metin içindeki belirli kelimelerin veya kavramların varlığını belirlemek için kullanılan bir araştırma aracıdır. Araştırma, Türkçe ve İngilizce olan gazetenin diline göre iki kategoriye ayrılabilen toplam 5 Türk gazetesinde içerik analizi metodolojisi kullanılarak gerçekleştirilecektir. Hürriyet, Sabah ve Cumhuriyet gazeteleri örneklem olarak seçilmiştir. Öte yandan, İngiliz yapan Daily Sabah ve Hürriyet Daily gazeteleri de ele alınmıştır. Gazeteler Ocak 2015 ile Aralık 2017 yılları arasında taranmıştır. Bu araştırmanın sonucunda, Türkiye Cumhuriyeti'nin, Güneydoğu Asya ülkelerine yönelik uluslararası politikası da belirlenmeye çalışılmıştır. . Bu araştırmanın verilerinin gelecekteki araştırmalarada ışık tutması umulmaktadır.

ASEANASEAN ülkeleriGazeteler+6
Nurul Ashiqin Arıffın
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yıldız dergisi (1938-1954) odağında sinema dergiciliği ve modernleşmeye bir bakış

Bu çalışmanın konusu 1938-1954 yılları arasında yayınlanmış Yıldız dergisinin sinema dergiciliği faaliyetlerini ortaya koymak ve derginin modernleşmeyi nasıl yansıttığını betimlemektir. Türk sineması 1914'ten itibaren ilk denemeleri yapmış, ardından tiyatral havaya bürünmüş, 1939'dan itibaren 1950'ye kadar Geçiş Dönemi adı verilen süreçte arayışlar yaşamıştır. Yıldız dergisi bu dönemde modern bir sinema kurulmasına katkıda bulunmuştur. Sinema dergiciliğinde büyük bir boşluğu doldurmuş ve sinema dergiciliğinin kurumsallaşmasında önemli rol oynamıştır. Modernleşmenin yeni yaşam biçimlerini olumlayarak okuyucuya aktarmış ve tanıtmıştır. Cumhuriyet modernleşmesinin erken dönemlerinde sinemanın modernleşmesinde, sinema dergiciliğinin modernleşmesinde ve Türk toplumunun modernleşmesinde katkıları olmuştur. Bu çerçevede modernleşmeye ilişkin temel kavramlar irdelenmiştir. Türk modernleşmesinin tarihsel izleri, basının pozisyonu ve Türk sinemasının ilk dönemi üzerinde durulmuştur. Son olarak Yıldız dergisinin yayıncılık faaliyetleri belirlenmiş haberlerinde modernleşmeyi nasıl sunduğu irdelenmiştir. Bu amaçla derginin haberleri içerik analizine tabi tutulmuştur. Anahtar kelimeler: Modernleşme, Sinema, Sinema Dergiciliği, Yıldız dergisi

DergilerModernleşmeSinema+2
İdris Akın
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Haber sitelerinin akıllı telefonlarda görüntülenen sayfalarında kullanıcı deneyimi tasarımının incelenmesi

Herhangi bir ürünün kullanıcı deneyimine göre hazırlanmasının o ürünü kullanılabilirlik açısından daha elverişli konuma getirdiği literatürde kabul görmüştür. Benzer şekilde haber sitesi arayüz tasarımlarının, kullanılabilirliğe etki eden faktörleri göz önünde bulundurarak oluşturmasının da daha elverişli bir kullanım ortaya çıkartacağı ileri sürülebilir. Bu minvalde, çalışmanın temel amacı mobil haber sitelerinin kullanıcıların gerçekleştirmek istedikleri eylemleri daha kısa yoldan ve daha az zaman harcayarak gerçekleştirebilmelerini sağlayacak şekilde bir arayüz tasarımı ortaya koyup koyamadıklarını tespit etmektir. Çalışma kapsamında kullanıcı deneyimine katkısı olan arayüz tasarımlarındaki eksiklikleri belirleyebilmek adına web site tasarımında kullanılabilirliğe etki eden faktörler belirlenmiştir. Bu doğrultuda "Kullanılabilirlik Testleri" ve "Yarı yapılandırılmış Görüşme" metotlarından faydalanılmıştır. Mobil haber sitelerinin kullanılabilirlik problemleri tespit edilmiştir. Sonuç olarak ulaşılan veriler ışığında kullanılabilirliğinin geliştirilmesinde faydalı olacak çeşitli öneriler getirilmeye çalışılmıştır.

Akıllı telefonlarDeneyimDeneyim tasarımı+4
Fulya Çeçen
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'nin Çin medyasındaki imajı: 2015 yılından 2017 yılına kadar Çin gazetelerinde çıkan haberler

Bu çalışmada, içerik analizi bir araştırma yöntemi olarak kullanılmıştır. İçerik analizi, metinlerdeki veya metin kümelerindeki belirli sözcüklerin veya kavramların varlığını belirlemek için kullanılan bir araştırma aracıdır. Araştırmacılar, bu kelimelerin ve kavramların varlığını, anlamlarını ve ilişkilerini ölçüp analiz eder, daha sonra metinlerdeki mesajlar, yazarlar, izleyiciler ve hatta bunların bir parçası oldukları kültürler ve zamanlar hakkında çıkarımlar yapmaktadır. Bu araştırma, dilin farklılığı için ayrılan 3 Çin gazetesine odaklanmaktadır. Çince Gazetesi olarak People's Daily, China Youth Daily ve İngilizce Gazetesi olarak China Daily. Bu gazetelerini araştırma yöntemi içerik analizi ile incelenmektedir. Bu araştırma aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ikili ilişkiyi incelemektedir. Bu araştırmanın istatistiklerinin gelecekteki göreceli araştırmalara fayda sağlayacağını umulmaktadır. Anahtar Kelimesi: İçerik Analizi, Türkiye Cumhuriyeti, Çin Halk Cumhuriyeti People's Daily, China Youth Daily, China Daily

BasınMedyaTürk imajı+5
Ting Ye
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çatışma dönemlerinde sosyal medyada görsel propaganda savaşı: Suriye rejiminin askeri propaganda faaliyetleri örneği

Politika ve propaganda arasındaki simbiyotik ilişki, internet tabanlı teknolojiler ile birlikte yeni bir boyut kazanmıştır. 21. yüzyılın en önemli teknolojik gelişmelerinden biri olarak kabul edilen sosyal medyanın ortaya çıkışı, son yirmi yılda propaganda mesajlarını yayma yöntemlerini derinden değiştirmiştir. Günümüzde özellikle çatışma ve savaş dönemlerinde birçok devlet ve devlet dışı aktörler görsel propagandanın yayılması için sosyal medya platformlarından yararlanmaktadır. Bu çalışmada, iç savaş sırasında görsellerin askeri propagandayı yaymak amacıyla nasıl kullanıldığı anlamak için Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad rejiminin resmi Facebook sayfasında paylaşılan fotoğrafları incelenmiştir. Bu amaçla, anlamlandırma için Roland Barthes'ın düz anlam ve yan anlam boyutundaki göstergebilimsel yaklaşımı kullanılmıştır.

AskeriAskeri birliklerAskeri politikalar+7
Şeyda Aydın
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Medya ve terör ilişkisi bağlamında medyada terörizm propagandası

Medya, bu günlerde ulaştığı en yüksek teknolojik gelişme seviyesi ile birlikte yerine getirdiği yaşamsal işlevleri ile her toplumsal tabakayı yönlendirip, yürütebilecek müthiş güçlü bir yetkiye sahiptir. Artık Medya sisteminde yer alan nitelikler çok önemli hale geldiğinden dolayı her biri teker teker incelemeyi gerektirir. Bu hayati önemden dolayı biz de toplum ve medyayı yakından ilgilendirebilecek önemli bir konu üzerinde durmak istiyoruz. Medya ve terör ilişkisi bağlamında bu konu, terör propagandası olarak geçmektedir. ABD, Fransa, İtalya, İngiltere ve İspanya gibi demokratik ülkeler bile terör sorunlarıyla karşı karşıya gelmektedir. Türkiye'de olduğu gibi yukarıda bahsettiğimiz gelişmiş, demokratik ülkelerde de terörle ilgili haberlerin medyaya veriliş şekli uzun zamandır tartışılmakta. Genelde siyasetçiler bu konuyu eleştirir, medya mensupları da itiraz ederler. Terör meselesi bu çağın en önemli sorunlarının biri olduğundan medya sadece görevini yerine getirdiğini söyler, aynı zamanda seyirci de izlemek isteyecek yetke de elbette buna karşı çıkacaktır, yine de her şeye rağmen burada önemli olan dengeyi bulabilmektir. Çünkü medya izleyicinin haber alma hakkına yardımcı olmaktadır. Anahtar kelimeler: Medya, terör, terör propagandası

MedyaMedya ilişkileriPropaganda+3
Samat Suleyev
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İktidarın panoptik gözü olarak sosyal medya: Facebook-Cambridge Analytica örneği

Çalışma, iktidarın en sık kullandığı disiplin araçlarından birisi olan gözetimin tarihsel süreç içerisindeki seyri ve işlevini, günümüze dek uzanan örnekleriyle ortaya koymayı amaçlamaktadır. Gözetimin en bilindik model ve kavramsallaştırması olan panoptikon kavramının, Jeremy Bentham ile literatüre girdiği klasik panoptikon halinden, günümüz dijital panoptikon evresine gelene kadarki yol haritası çalışmanın temel konularındandır. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümde iktidarın tanımı ve doğası ile iktidarın işlevi ve türlerine değinilmiştir. Gözetimin tanımı ve panoptikon kavramının tarihsel süreçteki gelişimi ve değişimi, klasik panoptikonda türeyen çeşitli gözetim türleri ve kavramları da birinci bölümün konusu olmuştur. İkinci bölümde internet ve sosyal medyanın gelişimi, sosyal medya kullanımının önemi ve etkileriyle beraber birey-iktidar ve toplum-iktidar ilişkilerine etkisi ele alınmıştır. Sosyal medya platformlarının tanım ve işlevleriyle beraber, sosyal medya olgusu da değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise klasik panoptikonun dijital panoptikona evrilmesinin günümüzde en çok konuşulan örneklerinden birisi olan Facebook-Cambridge Analytica örneği etraflıca değerlendirilmiştir. Hastane, hapishane, okul gibi somut mekanlarda bireyin bedeni üzerinden örgütlenen gözetim faaliyetlerinin, internet gibi bireyin sanal varlığının söz konusu olduğu mekanlarda bireyin sanal verileri üzerinden yeniden yapılandırılmasının öyküsü ele alınmıştır.

Cambridge AnalyticaFacebookPanoptikon+3
Mustafa Fidan
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uluslararası televizyon haberciliğinde dijital uygulamalar: TRT World örneği

İletişimin küreselleşmesi enformasyon ve bilgi akışını çok yönlü ve hızlı hale getirerek farklı toplumların, coğrafyaların haberlerini birbirine taşımıştır. Günümüzde yerel ve küresel düzeyde yoğun ve hızlı bir haber akışı gerçekleşmektedir. Enformasyon, bilgi ve haber akışı kontrolünü büyük oranda elinde bulunduran ülkeler uluslararası platformlarda başta diplomasi olmak üzere çok sayıda alanda güç ve etki sahibi bir konumdadır. Çalışmada Türkiye'nin tezlerini uluslararası alanda savunmak amacıyla kurulmuş olan TRT World kanalının kuruluşu, işleyişi, yayın politikası ve dijital hizmetleri incelenmiştir. Uluslararası televizyon haberciliği hizmeti veren yayıncı bir kuruluşun ürettiği içeriğin dijital mecralara yansıtılma biçimlerinden yola çıkarak televizyon haberciliğinin, izleyici kitlesinin ve yayıncı kuruluşların dijital dünyaya uyum sağlama sürecinde geçirdiği dönüşüm çalışmada ortaya konulanlar arasında yer almaktadır. Çalışmanın ilk üç bölümünde literatür tarama, son bölümünde ise görüşme yöntemi uygulanmıştır. Anahtar kelimeler: Televizyon haberciliği, küreselleşme, yeni medya, dijital, haber

HabercilikKüreselleşmeSayısal televizyon+7
Halil Türker
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yazılı basın işletmelerinde üretim sürecinde bilgi yönetimi

"Yazılı Basın İşletmelerinde Üretim Sürecinde Bilgi Yönetimi" adını taşıyan çalışmada, yazılı basın ürünü olan gazete ve dergilerin, üretim sürecinde daha iyi bir konuma gelmek ve süreci geliştirmek için bilgi yönetiminden yararlanmasının önemine değinilmektedir. Kısacası, haber üretim sürecinin en önemli unsurları göz önüne alınarak ve okuyucu erişiminin en kısa sürede yapılmasını sağlamak amacıyla var olan bilgi yönetim sisteminin sürece sağladığı katkıların üzerinde durulmaktadır. Gelişen teknoloji ile birlikte internet ve bilgi teknolojilerinin önem kazanması yazılı basın işletmelerini rekabet piyasasında farklı bir konuma getirmektedir. Bu noktada bilgi aktarımının hızlı bir biçimde gerçekleşmesi sorumluluğunu üstlenen yazılı basın işletmelerinin sürecin hızlı gelişmesi amacıyla bilgi yönetiminden yararlanması önem taşımaktadır. Nitekim bilgi yönetimi, yazılı basın işletmelerinin üretim sürecini geliştirmeye yönelik yapısal değişikliklerin temelini yaratan önemli bir sistemdir. Ancak bilgi yönetimi kısa vadede yazılı basın işletmelerine yönelik sıkıntıların çözümünde izlenecek bir yol değildir. Bilgi toplumunun yaşadığımız evrende önem kazanması ile birlikte bilgi arayışı içine giren insanoğlu her zaman istediği gibi amacına ulaşamamaktadır. Yaşadığımız evrende kitleler ve topluluklar aranan bilgiye zamanında erişememiş olmaktadır. Buradan ortaya çıkan bilgi açığı kuramı üzerine yoğunlaşılan çalışmamızda, bilgiye sahip olan yazılı basın işletmelerinin üretim sürecine yönelik gerçekleştirdiği faaliyetler ile bilgi yönetiminden yararlanamayan yazılı basın işletmelerinin üretim sürecinde gerçekleştirdiği faaliyetler göz önüne alınmış bulunmaktadır. Var olan bilgi eşitsizliğinin temelinde bilgi teknolojileri ve işletmelerin sahip olamadığı bilgi işçilerinin etkisi söz konusudur. Çalışmanın sonunda yazılı basın işletmelerinin üretim sürecinde gerçekleştirdiği faaliyetlerin bilgi yönetiminden bağımsız bir şekilde gerçekleşemeyeceği ortaya çıkmış bulunurken, bilginin günümüzde paylaşım kontrolünün bulunmamasından dolayı yazılı basın işletmelerinin üretim sürecinde hata yapmamak açısından bilgi kontrol sistemini de geliştirdikleri saptanmış bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Bilgi Yönetimi, yazılı basın, işletme, enformasyon, bilgi, üretim süreci

BasınBasın işletmeleriBilgi yönetimi+4
Anıl Aydın
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sinoptik çağda gözetimin morfolojisi: Takip edilmek ve internet reklamcılığı

Bu çalışmanın temel amacı enformasyon teknolojilerine bağlı olarak gelişen dijital dünyada mahremiyet kavramına dikkat çekmektir. Tezin ilk bölümünde gözetim ve takip edilme olgusu ele alınmakta, gözetim olgusunun tarihsel süreç içerisindeki gelişimi anlatılmaktadır. Ayrıca gözetim olgusu ve takip edilme olgusunda panoptikon, süperpanoptikon, sinoptikon, postpanoptikon kavramları detaylı bir şekilde incelenmekte, takip edilme olgusunun dijitalleşmesi ve bireysel mahremiyetin yitimi konuları ele alınmaktadır. Ayrıca verilerin depolanması konusunda bilgiler verilmekte ve kişisel mahremiyetin yitimi ile gizli bilgilerin depolanması konularına değinilmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise dijital reklamcılığın tarihsel gelişim süreci ele alınmakta ve dijital reklamcılık türleri ele alınıp reklamcılığın yaşadığı dönüşüm anlatılmaktadır. Üçüncü bölümde ise takip edilme olgusunun dijital ortamda nasıl bir mahremiyet kaygısı yarattığına dair anket çalışması yapılmış ve bireylerin konuyla ilgili kanaatlerine yer verilmektedir. Bu bağlamda çalışma, yeni gözetim teknolojileriyle birlikte evrim geçiren mahremiyet sorununu dijital reklamcılık üzerinden incelenmiştir. Yapılan bu çalışma sonrasında internette gizli bilgilerin depolanması hususunda kullanıcıların kaygı eşiklerinin yüksek olduğu ortaya çıkmıştır.

Banner reklamlarıGözetimMahremiyet+7
İlker Önal
Atatürk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş dünyanın yeni kitle iletişim araçları: Youtube üzerine bir inceleme

Tarihsel süreçler içerisinde kitle iletişim araçları teknolojik gelişmelerin sunduğu imkanlar doğrultusunda gelişerek bilginin zaman ve mekan sınırlandırmalarından kurtularak dünyanın çeşitli bölgelerinde aynı anda dolaşabilmesini olanaklı hale getirmiştir. Bu durum araçların etkisini arttırırken, araçların sahibi konumundaki egemen sınıfların iletileri kendi çıkarları doğrultusunda kitlelere ulaştırarak güçlerini de arttırmasına neden olmuştur. İçinde bulunduğumuz çağdaş dünyanın teknolojik gelişmeleri sayesinde kitle iletişim araçlarının sahiplik yapısı değişmiş, bilgiyi paylaşan konumuna bireyin kendisi gelmiştir. Çalışma, egemen sınıfın çıkarlarına uygun bir şekilde denetlenebilir ve yönlendirici enformasyon sunan kitle iletişim araçlarının, yeni kitle iletişim araçlarının ortaya çıkmasıyla birlikte egemen sınıfın ve geleneksel kitle iletişim araçlarının etkinliklerini kaybetmeye başladıkları fikrini tartışmayı amaçlamaktadır. Bireye kendi medyası olma özelliğini sunan teknoloji, bu sayede kitle iletişim araçlarını biçimsel ve içeriksel olarak değiştirmiştir. Teknolojinin kitle iletişim araçları üzerimdeki etkili olduğu kadar, toplumsal ve gündelik yaşam üzerinde de etkili olduğunu söylemek mümkündür. Bu bakış açısı doğrultusunda teknolojinin sahip olduğu etki de çalışma içerisinde kapsamlı bir şekilde ele alınmaktadır. Çağdaş dünya düzeni içerisinde modernitenin evrensel yapıları ve düşünceleri karşısında bireysel ve tikel hareket etme imkanı bulan birey, egemen sınıfların denetiminden dışarı çıkıp yeni kitle iletişim araçlarından da sıklıkla faydalanarak diğer kültürlere ve düşüncelere ulaşabilme olanağına kavuşmuştur. Yeni dünya düzeninde birey, kendi oluşturduğu düşüncelerin ve tercihlerinin belirleyicisi konumundadır. Çalışmada, çağdaş dünya içerisinde yeni kitle iletişim araçlarının sunduğu olanaklar ele alınırken, aynı zamanda araçların kullanıcısı konumunda yer alan bireyin sahip olduğu sosyal ve kültürel konum doğrultusunda bu etkiyi ne derece kullanabilme potansiyeli taşıdığı da ele alınmaktadır. Yeni kitle iletişim araçlarından biri kabul edilen Youtube üzerinden bireyler doğru bulmadıkları ya da yeterli görmedikleri her hangi bir konuda büyük medya kuruluşlarının belirledikleri yayın anlayışının dışına çıkarak kendilerini ifade edebilmektedirler. Bu durum bilgi edinme ve paylaşma hususunda da geçerlidir. Kendi medyasını kurma şansına sahip birey büyük kitlelere de ulaşabilmektedir. Çalışmanın araştırma kısmında ele alınan sitenin kurulduğu günden bu yana en çok izlenme rakamlarına sahip elli video, yeni kitle iletişim araçlarının özgürlük için yeni bir umut mu yoksa teknolojik ilerlemeleri elinde bulunduran egemen sınıfların kendi söylemlerinden çıkamayacağına inandıkları bireylere sundukları yeni bir tüketim aracı mı olduğunu anlamayı amaçlamaktadır. Yapılacak değerlendirme yeni kitle iletişim araçlarının geleneksel kitle iletişim araçları karşısında sahip oldukları yeni tanımıyla evrimsel mi yoksa devrimsel mi bir değişimi temsil ettiğini ortaya koymaya yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

Kitle iletişim araçlarıSosyal iletişimSosyal medya+3
Murat Kuyumcu
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Toplumsal hareketler bağlamında medyada HES projelerinin sunumu

İdeolojik olarak farklı görüşlerdeki gazetelerde HES projeleri haberlerinin nasıl sunulduğunu ortaya koymayı amaçlayan bu çalışma, medyanın ekonomi politiğinin ve güç/iktidar ilişkilerinin haber üretim sürecinde belirleyici olduğu görüşünden hareket etmektedir. Gazeteleri incelediğimizde aynı haberin her bir gazetede farklı içerikte yer alması gazetelerin benimsediği yayın politikasıyla ve ekonomi politik ilişkileriyle açıklanabilmektedir. Bu doğrultuda gazetelerde HES projeleri haberlerinin nasıl yer aldığını ortaya koymak, haber üretim sürecine etki eden faktörleri açıklamak ve haber içeriklerinin güç/iktidar ilişkilerine göre nasıl belirlendiğini belirtmek çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Tezin araştırma kısmında ideolojik olarak farklı oldukları düşünülen Cumhuriyet, Hürriyet ve Sabah gazetelerinde, 2012-2016 yılları arasındaki toplam 5 yıllık sürede HES projeleri haberlerinin nasıl sunulduğu incelenmiştir. İçerik analizi yönteminin uygulandığı araştırmada farklı okur kitlelerine sahip gazetelerde HES projeleri haberlerinin hangi konu içerikleri ve haber kategorileriyle sunulduğu tespit edilmiştir. Ayrıca gazetelerin protesto haberlerine bakış açısı ve hangi temalara vurgu yaptıkları incelenmiştir.

GazetelerHaberlerHidroelektrik santralleri+5
Açelya Atalay
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Komedi programlarında gazeteciliğin sosyal temsilleri: Last Week Tonight örneği üzerine bir inceleme

İzleyici tarafından komedyenlerin gazetecilerden daha güvenilir bulunduğu şu günlerde, Serge Moscovici'nin Sosyal Temsiller Teorisi'ni kullanarak bu araştırma Amerikan komedi programlarının gazetecilik sosyal temsilini nasıl inşa ettiklerini açıklıyor. Özel olarak Last Week Tonight with John Oliver niceliksel ve niteliksel içerik analizi yaparak incelenıyor. Böylece, tezde Amerikan liberal kitlesi tarafından ve tüm dünyada izlenen programın, günlük hayatta gazeteciliğin ve gazetecilerin rolünü nasıl nesneleştirildiği ve demirlendiği belirtilmektedir.

GazetecilerGazetecilikGrafik mizahı+6
Leandro Rodrıguez Fragela
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kültürlerarası etkileşim açısından sosyal medyada kimliklerin sunumu

Toplumsal yaşamda gerçekleşen en önemli dönüşüm olan endüstri toplumuna geçişle birlikte kentlere doğru göç hareketleri kültürel ve sosyal değişimleri de beraberinde getirmiştir. Toplumun tümünü temsil eden bu sistematik yapı içinde oluşan bilgiler kuşakların birbirini etkilemeleri sonucu süreklilik kazanmaktadır. Kültürel kalıpların oluşmasında değerlerin bu dolaylı etkileşimi, yeni kombinasyon ve sentezler meydana getirmektedir. Kültürün içindeki çeşitli düzeylerdeki bu yorum farklılıkları zamanla alt kültürlerin oluşması için zemin hazırlamıştır. Çeşitli kültürlerin simgesel ve uygulama bileşenlerinde benzerlikler ve farklılıklar olabilmektedir. Kültürel farklılıklar, toplum içerisinde de kendilerini farklı şekillerde ve farklı derinlik seviyelerinde göstermektedir. Her toplumsal değişim ya da kültürel değişim o toplumun iç dinamiklerinin etkileri ile birlikte yavaş yavaş sindirilerek gerçekleşebilmektedir. Benzetme yoluyla, çeşitli kültürel iletişim biçimlerini kullanarak, kültürel bir grup, davranışsal özelliklerini sonraki nesiller arasında öğretme ve öğrenme mekanizmaları kullanarak devam ettirebilmektedir. Toplum üzerine yapılmış olan bilimsel sistematik araştırmalar, süreç içerinde bütün kültürlerin çeşitli faktörlere bağlı olarak bir değişim geçirdiğini göstermektedir. Yeni medyadaki gelişmeler, sosyal ağlar ve büyük topluluklara sahip olan bireylerin ilişkilerini büyük oranda dönüştürmüştür. Dünyanın her hangi bölgesinde meydana gelen bir olay sosyal medya ile farklı bölgelerde yaşayan insanları da etkileyebilmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, günümüzde en fazla kullanıcı sayısına sahip sosyal ağ sitesi olan Facebook'u aktif olarak kullanan bireylerin kültürel ve etnik farklılıklarını sosyal ağlarda ne düzeyde yansıttıklarını çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Bu yöntem ile bireysel ve grup yapısı incelenmekte, ağ yapısı betimlenmekte, topluluklar arasında kolayca gözlemlenemeyen ilişkiler görselleştirilerek var olan bağlantılar model haline getirilmeketdir. Facebook'da farklı kültürlere sahip milyonlarca insan görsel, işitsel ve metinsel birçok uygulama sayesinde birbirleriyle karşılıklı olarak bağlantılarını sürdürebilmektedir. Özellikle farklı kültürlerin tanınması ve kültüre ait değerlerin daha iyi anlaşılarak empati yapılmasında önemli katlı sağlayan Facebook ve benzeri sosyal ağlar kültürlerin ortak ve yakın özelliklerini de ortaya çıkarmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı farklı coğrafyada yaşayan sosyal ağ (Facebook) kullanıcılarının kültürel ve kimlik farklılıklarını Facebook'da temsil etme boyutunu incelemektir. Araştırma anket yöntemiyle 15 farklı etnik bölgede Facebook kullanan 750 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma anket formu olarak Kişisel Bilgi Formu, Online Ağ Siteleri Etkinlik Ölçeği, Sosyal Ağ Deneyim Ölçeği, Sosyal Kimlik Ölçeği (Collective Self Esteem (CSE)), Çoklugrup Etnik Kimlik Ölçeği (Multigroup Ethnic Identity Measure-Revised (MEIM-R) kullanılmıştır. Araştırmada frekans ve yüzde ile genel değerlendirme yapıldıktan sonra araştırmanın temel problemini oluşturan kimlik ve kültürel farklılıkların sosyal medya kullanımı üzerine etkilerinin belirlenmesi için T-test ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Bu analizlerin cinsiyet, yaş, eğitim, gelir, bölge, etnik kimliğe verilen önem ve baskın sosyal kimliklerle olan ilişki düzeyini belirlemek için frekans ve yüzdenin yanı sıra varyans analizi kullanılmıştır.

Benlik sunumuElektronik medyaEtkileşimli medya+6
Ufuk Bakan
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal pazarlama bağlamında sağlık haberlerinin yazılı basın işletmelerinde temsili

Sosyal pazarlama; bireylerin, bir hedef kitlenin veya tüm toplumun yararı için sosyal bir problemin çözümünde ticari pazarlama tekniklerini kullanarak davranış değişikliliği oluşturma yaklaşımıdır. Sosyal pazarlama anlayışında kar amacı yerine, sosyal fayda ve uzun vadeli toplum çıkarları öncelikli olmaktadır. Sosyal pazarlama yaklaşımı, kamuoyunda tartışılan veya ilgi çeken eğitim, çevre, kültür, sağlık gibi birçok alanda kullanılmaktadır.. Toplum sağlığını tehdit eden bir soruna çözüm üretmek için planlanan sosyal pazarlama kampanyasının halka tanıtılması ve konuyla ilgili farkındalık oluşturulması için belirlenen hedef kitleye duyurulması önem taşımaktadır. Bu aşamada medya araçlarından biri olan yazılı basın işletmeleri, tespit edilen sosyal problemin çözümüne yönelik üretilen bir fikri ya da önerilen bir davranışı hedef kitleye tanıtmada anahtar konumda yer almaktadır. Bu çalışmayı ele almadaki en temel gerekçe toplum sağlığını korumak ve geliştirmek amacıyla planlanan sosyal pazarlama kampanyalarının tanıtılmasında sağlık haberlerinin ne derece önemli olduğunun altını çizmektir. Sunulan haberlerin okura nasıl yansıtıldığı, nasıl bir dil tercih edildiği, haberleri inşa ederken seçilen imgeleri ve kamuoyunda oluşturulmak istenen etki gibi faktörlerleri Teun A. Van Dijk'ın "Söylem Analizi" yöntemiyle ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu kapsamda rastgele örnekleme yöntemiyle belirlenen Cumhuriyet, Hürriyet ve Zaman gazetelerinde 01 Ocak 2015 - 31 Aralık 2015 tarihleri arasında yayınlanan sosyal pazarlama bağlamındaki sağlık haberleri incelenmiştir.

Basın işletmeleriHaberlerPazarlama+7
Özgür Karataş
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketim kültürü perspektifinden internet sitelerindeki reklamlarda kişiselleştirilmiş ürün temsilleri

20. yy. ortalarında Fordist üretim tarzı, kitle üretimini ortaya çıkarırken tüketimi de kitleselleştirmiştir. Kitlesel tüketim, Kendin yap ürünü olmadığı sürece kişiselleştirmeye uygun olmayan seri üretilmiş ürünlerin tüketiciler tarafından tüketilebildiği bir konsept olarak ortaya çıkmıştır. 20. yy.'ın sonlarında değişen üretim süreçleri, ürünlerin parçalarının farklı yerlerde üretilebilmesine olanak tanıyan bir yapıya evirilmiş, bu durum tüketim yapısını da değiştirmiştir. Bu süreçlerin beraberinde gelen yeni teknolojik imkanlar ve iletişim araçları, üretimi ve bilginin sevkiyatını, tüketilen ürünlere ulaşımı had safhada kolaylaştırmıştır. Bu parçalı yapı, postmodern durumla özdeşim gösteren bir uzam oluşturmuştur. Bu uzamda, zaman ve mekân önemsizleşmiş, bireycilik öne çıkmış, geçmiş ya da gelecek bırakılarak şimdi; mekân yerine de "hemen her yerde" önem kazanmış, tüketim anlayışı da; bireyci ve hedonist vasıfları öne çıkaran bir tarza bürünerek postmodern tüketim kültürünü başat hale getirmiştir. Postmodern tüketime içkin bir yapı olan seri kişiselleştirme de birey hazlarına seslenen, yeni medyanın gelişimi ile zaman ve mekândan bağımsız bir olgu olarak ortaya çıkmıştır. Zira ara yüzler aracılığıyla seçilip biçimlendirilebilen ve tüketicinin yerinden hareket etmesine gerek kalmadan, üreticinin sunduğu seçenekler içerisinden özelliklerini seçebildiği bir olgu olarak günümüz tüketim kültürü içerisine konumlanmıştır. Üstelik, biçim bakımından ısmarlanan bir zanaat ürünü gibi biçiminde tüketicinin söz sahibi olduğu yeni bir "zanaatı" da ortaya çıkarmıştır. Çalışma bu verilerden yola çıkarak, Barthes'ın göstergebilimsel yöntemi aracılığıyla markaların internet sitelerindeki seri kişiselleştirilmiş ürün reklamlarını çözümlemiştir. Çalışmanın bulguları, seri kişiselleştirilmiş ürünlerin reklamlarında ısmarlama ürün tecrübesini pazarladığı ve dolayısıyla tecrübe ekonomisi içerisinde üretici-tüketici rollerini aynen geçmişte olduğu gibi zanaatkar üretici, ısmarlayan tüketici benzeri bir modele öykünen bir nitelikte taklit ettiği gözlemlenmiş ve bu türdeki ürünlere "sahte zanaat" ismi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tüketim, tüketim kültürü, reklam, seri kişiselleştirme, sahte zanaat.

KişiselleştirmeReklamlarTüketim+3
Osman Burak Tosun
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

"Haberdeki şiddet: Türk yazılı basınında nefret söylemi üzerine bir inceleme"

"Haberdeki Şiddet: Türk Yazılı Basınında Nefret Söylemi Üzerine Bir İnceleme" adlı doktora tezi, Hürriyet Gazetesi üzerinden Gezi Parkı Olayları örneğinde nefret söyleminin analiz edildiği bir çalışmadır. Günümüz toplumlarında birarada yaşama kültürünün önündeki en büyük engellerden biri, toplumsal alanda sürekli dolaşımda olan nefret söylemi olgusudur. Bugün nefret söylemi ırk, etnik köken, din, cinsiyet ve cinsel yönelim gibi kavramların da ötesine geçmekte, egemen çoğunluk tarafından kabul edilen bir söylemsel düzenin dışında kalan tüm kimlikler ötekileştirilmekte ve nefret söylemine maruz kalmaktadır. Türkiye'de ayrımcı bir dil kullanan medya da, bazen açık ve bariz söylemsel pratikler yerine örtük kodlar üzerinden ortak duyunun şekillenmesine etki etmekte, belirli kimlikler ve göstergelerden bağımsız olarak egemen kodları yeniden üretmektedir. Çoğu zaman fark edilmeyecek şekilde metne ve sayfaya kodlanan nefret söylemi göstergeleri olağanlaşması, sorgulanmadan kabul edilir hale gelmesi ve müzakereci okumanın yollarını kapatması nedeniyle sorunsaldır. Bu örtük kodlar özellikle anaakım medya aracılığıyla yayıldığında geniş kitleleri etkileme potansiyeli nedeniyle daha da tehlikeli hale gelebilmektedir. Bu nedenle bu çalışmada ana akımın en önemli temsilcilerinden biri olan Hürriyet Gazetesi seçilmiş, haber metinleri içine kodlanan, sayfa tasarımı ile ortaya çıkan ya da yananlam düzeyinde okunabilen nefret söylemi göstergelerinin analizi amaçlanmıştır. Araştırmada Gezi Olayları'nın hangi ideolojik kodlar ve nefret söylemi pratikleri üzerinden haberleştirildiği, hangi grupların hangi argümanlarla nefret söylemine maruz kaldığının saptanması amaçlanmıştır. Çalışmada 29 Mayıs 2013-15 Temmuz 2013 tarihleri arasındaki süreçte Hürriyet'te yer alan Gezi Parkı Olayları'yla ilgili 217 haber, Van Dijk'in eleştirel söylem çözümlemesi esas alınarak 6 nefret söylemi göstergesi üzerinden incelenmiştir. Analizde nefret söylemi göstergelerinin ilişkiselliği ve söylemdeki düzenlilikler ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Söylem, Nefret Söylemi, Yazılı Basın, Gezi Parkı Olayları, Eleştirel Söylem Çözümlemesi.

BasınEleştirel söylem çözümlemesiEleştirel söylem çözümlemesi+7
Deniz Çaba
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

"Tüketim kültürünün yeniden üretildiği bir alan olarak reklâmlarda simülasyon ve yabancılaşma"

Tüketim, gündelik hayatta ihtiyaçlarımızı gidermek için başvurulan bir unsurken 20. yüzyılda tüketimin ideolojik bir unsura doğru eksen kayması yaşadığı görülmektedir. Aslında olumlu bir anlam ifade eden 'tüketim' kavramı bugün olumsuzluklar döngüsünü içerisinde barındırmaktadır. Bunun başlıca nedenlerinden biri olarak tüketimin araçsallaşması ve tüketicinin de metalaştırılması görülmektedir. Tüketim ideolojisi, ihtiyaç-lüks, haz-yoksunluk, amaç-araç gibi kavramların döngüsel bir eksende sürekliliğini sağlamak adına tüketicinin büyülenmesini de devamlı kılmak zorundadır. Bunu yaparken lüks amaçlı tüketimi normalleştirmek için tüketiciyi tüketimin yeniden üretiminde metalaştırmaktadır. Tüketim ideolojisi bağlamında eleştirel bir bakış açısının hedeflendiği çalışmamızda ana sorunsal tüketicinin yabancılaşması ve sonunda 'simülasyon efendi' kavramını kendinde gerçekleştirmesidir. Çalışmanın birinci bölümünde tüketimin kuramsal ardalanı ile eleştirel bakış açımızı temellendirmek hedeflendiğinden Marx, Weber, Gramsci, Althusser ve Baudrillard'ın tüketim kültürü ve ideolojisi bağlamında kuramsal çerçevelerinden yararlanılmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde eleştirel çerçevenin oluşmasını sağlayan yabancılaşma ve simülasyon kavramları Marx, Hegel ve Kant'ın görüşleri doğrultusunda tüketim ideolojisi bağlamında ele alınmaktadır. Çalışmanın son bölümünde ulaşılmak istenen nihai sonuç reklamların tüketim ideolojisinin önemli bir yeniden üretim alanı olduğunu göstermektir. Konut reklamlarının tüketici üzerinde başta kimlik yabancılaşması olmak üzere çeşitli yabancılaşma unsurlarını yaratmasının örnek olarak verilmesiyle birlikte ana sorunsalımız olan 'simülasyon efendi' kavramına ulaşmak hedeflenmektedir. 'Simülasyon efendi' kavramının reklamlarda nasıl yer bulduğunu göstermek için öncelikle reklamların ardalanına ulaşmak gerektiğinden dolayı Barthes'in göstergebilimsel analiz yöntemi kullanılmaktadır. Anahtar kelimeler: Tüketim, İdeoloji, Yabancılaşma, Simülasyon, Reklam, Göstergebilim.

BenzetimGösterge bilimReklamlar+3
Ebru Akeloğlu
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Postmodern tüketim ideolojisi perspektifinden dijital habercilik pratikleri

Çalışmanın ilk bölümünde modernite ve postmodernite kavramları tartışılmıştır. İkinci bölümde ise tüketim kavramının gelişimi ve tüketim kavramının postmoderniteyle olan bağlantıları değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde postmodern tüketim ideolojisi perspektifinden incelenecek olan dijital gazetelerin teknik ve ekonomik koşulları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın son bölümünde, ana akım dijital gazetelerde yer alan haberlerin tüketim ideolojisi bağlamında nasıl oluşturulduklarına ilişkin sonuçlara ulaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmada Türkiye'nin en fazla ziyaret edilen ana akım dijital gazeteleri içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz aşamasında kullanılan postmodern tüketim kategorileri Baudrillard'ın perspektifine dayalı olarak oluşturulmuşlardır. Aynı zamanda bu bölümde, dijital gazeteciliğin postmodern tüketim ideolojisinin üretimindeki rolünü ortaya çıkartmak amaçlanmıştır. Tüketim eski bir kavram olduğu kadar, toplumların değişim süreçlerine eş zamanlı olarak sürekli anlamı genişlemiş olan bir olgudur. Postmodern kültür içerisinde yeni bir anlam kazanan tüketim olgusu, modern sonrası toplumların postmodern tüketim toplumları olarak tanımlanmasına neden olmuştur. Bireylerin gündelik pratiklerini şekillendiren temel unsur olan tüketim değerlerinin oluşturulmasında ve yayılmasında kitle iletişim araçları büyük rol sahibidir. Kitle iletişim araçlarının en önemlilerinden olan gazetelerin dijital formları, diğer araçlar gibi tüketim değerleri ile iç içedirler. Buna rağmen dijital gazetecilik, bu perspektiften diğer kitle iletişim araçları gibi değerlendirilmemektedir. Çalışma, dijital haberciliğin çıktıları olan haberlerin diğer ana akım kitle iletişim ürünlerinde olduğu gibi postmodern tüketimin mantığına uyumlu bir şekilde üretildiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Elektronik haberleşmeGazetecilikHabercilik+4
Burak Özyal
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ne kamusal ne özel alan: Yeni medya

İletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, gündelik yaşamı doğrudan değişime uğratmıştır. Kamusal ve özel alan arasındaki sınırlar yeniden biçimlenmektedir. Toplumsal yaşamı anlamada, yeni medyanın gündelik hayattaki yeri gittikçe önem kazanmaya başlamıştır. Yeni iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, kamusal/özel alan tartışmalarına da yansımış ve neyin kamusal, neyin özel olduğuna dair düşünceleri daha da karmaşık hale getirmiştir. Kamusal ve özel alanda yaşanan bu dönüşüm, bu kavramları yeni medya ile yeniden düşünmeyi gerekli kılmıştır. Yeni medya kullanımıyla, insanların kamusal ve özel alan kavramları algısı yeniden inşa olmaya başlamıştır. Bu çalışmada kamusal ve özel alan kavramları, "yeni medya" kavramı ile yeniden düşünülerek, yeni medyanın nasıl bir alan oluşturduğu ele alınmıştır. Tezin birinci bölümünde, Jürgen Habermas, Hannah Arendt ve Richard Sennett'in kamusal ve özel alana yönelik düşünceleri incelenmiştir. Tezin ikinci bölümünde, yeni medya kavramı ile mahremiyet kavramları birlikte ele alınarak, yeni medya araçlarının hayatımıza girmesiyle birlikte mahremiyet algısının yeniden inşa olma süreci tartışılmıştır. Tezin üçüncü bölümünde, yeni medya tanımı ele alınarak, kamusal ve özel alan kavramları yeni medya üzerinden tekrar incelenerek yapılan araştırmanın problemi, amacı ve bulguları aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yeni Medya, Kamusal Alan, Özel Alan, Habermas, Arendt, Sennett,

Türker Özşekerli
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Makine olarak internet: Toplumsal hareketler - yeni medya ilişkisine dair imkan ve sınırlılıklar

Toplumsal yapının oluşumunda toplumsal gruplar ve iktidar ilişkileri arasındaki çatışmalar kurucu role sahiptir. Bu gruplar arasındaki ilişkiler toplumsal hareketlerin varlık nedenidir. Toplumsal hareketlerin etkililiği, iktidar ilişkilerinde kurulan örgütlenme ve dayanışma ağlarına bağlıdır. Bu ihtiyaç, toplumsal hareketlerin iletişimsel ağlarını nasıl kurdukları sorusunu gündeme getirir. Günümüzde yeni medya, bu ağların kurulmasında dispozitif olarak yer alır. Bu çalışma yeni medyanın bu süreçteki rolünü farklı bir yoldan analiz etmeyi hedeflemektedir. Deleuze ve Guattari'nin "makine" kavramsallaştırımı çerçevesinde, yeni medyanın iletişim ve örgütlenme dispozitiflerinin ötesinde "arzu akışları", "duygulanımsal yoğunluklar" ve "toplumsal makinesel asamblajlar" olarak, hangi "kaçış çizgilerini" kurduğu sorgulanmaya çalışılmıştır. Bu analizin toplumsal hareketler, yeni medya ilişkisini dikotomik bir çerçeveye sıkıştırmadan analiz edebilme olanağı sağlayacağı umulmaktadır. İnternetin "makine" olarak edimselleşme sürecinin, arzunun soykütüksel yöntemle analizi için Gezi Parkı protestoları örneklem olarak seçilmiştir.

Deleuze, GillesGezi ParkıGuattari, Felix+6
Hasan Turgut
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Eleştirel ekonomi politik kuramı ışığında dijital medya ile değişen gazetecilik pratikleri: Dijital ve basılı gazeteler üzerine karşılaştırmalı bir çalışma

Eleştirel ekonomi politik; medyayı ekonomik, tarihsel, toplumsal ve teknolojik bağlamda bütüncül olarak değerlendirme imkânı veren önemli bir yaklaşımdır. İletişim ve medya çalışmalarında eleştirel ekonomi politik yaklaşım, bağlı bulunduğu dönemin toplumsal ve maddi koşullarını göz önünde tutarak medyanın sahiplik ve mülkiyet ilişkileri çerçevesinde medya iletilerinin ideolojik etkisine odaklanmaktadır. Dijital iletişim ortamları, gazetecilik pratiklerine ve haber üretim sürecine önemli değişiklikler getirdiği gibi aynı zamanda kapitalist oluşumların çeşitli uygulamalar ve hizmetler üzerinden yeniden yapılandığı bir alanı işaret etmektedir. Dijital medya haberciliği de reklamlar, sponsorlu içerikler, abonelikler ve çeşitli iş modelleri üzerinden kapitalist sistemin önemli bir ideolojik aracı haline gelmektedir. Bu çalışma, dijital medya ile değişen habercilik pratiklerini çeşitli yönlerden ele almayı ve aynı zamanda dijital medya gazeteciliğine yönelik eleştirel ekonomi politik bağlamda bir değerlendirme yapmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla, basılı gazetelere ve haber portallarına içerik analizi yöntemi uygulanmakta ve ortaya çıkan nicel bulgular üzerinden eleştirel ekonomi politik kuramı ışığında dijital medya gazeteciliğine yönelik bir çıkarımda bulunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Eleştirel ekonomi politik, Geleneksel medya, Dijital medya, Değişen gazetecilik pratikleri, Dijital gazetelerin eleştirel ekonomi politiği

EkonomiEkonomi politikalarıEleştiri+6
Simge Deniz Demirel
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yaşlanma sürecinin biyopolitikası: Alternatif medya ve ana akım medyada yaşlanma temsilleri

Yaşlanmaya dair üretilen her söylem, içinde bulunulan toplumsal yapıya dair ipuçları barındırmaktadır. Dolayısıyla yaşlanma süreci bilimsel olarak yaş evrelerine bölünürken, hem normatif hem de performatif bir mücadele alanı olarak tertibatlanmaktadır. Bu bağlamda zaman ve yaşam, hem bireysel düzeyde hem de egemen iktidar pratiklerinin sosyal politikaları özelinde yönetilmesi, organize edilmesi, düzenlenmesi ve planlanması gereken bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yönde varolagelen beklenti, yaşlanmaya bir çeşit 'kırılganlık' nosyonu biçilmesine neden olmaktadır. Söz konusu durum, yaşamını sanatsallaştırması gerektiği yönünde donatılan öznelliklerin yaşlanma sürecini 'makul' ve 'arzu edilen' düzeyde geçirme eğilimlerini de arttırmaktadır. Bu çalışma kapsamında bahse konu olan makullük düzeyini belirleyen ölçüt, Fouucaultcu anlamda bilgi-iktidar ilişkileri- etik eksenindeki yönetimsellik bağlamında çerçevelenmektedir. Bu çalışma kapsamında yaşlanmanın sorunsallaştırılması ana-akım ve alternatif gazetecilik pratikleri örneğinde gözlemlenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda Hürriyet Gazetesi ve bianet.org haber portalları araştırmanın örneklemi olarak seçilmiştir. 2002-2017 yılları arasında 'yaşlanma' anahtar kelimesi ile yapılan tarama sonucunda elde edilen haberler üzerinde Foucaultcu bir söylem analizi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerden yola çıkılarak yaşlanmaya ilişkin sekiz (8) kategori tespit edilmiştir. Bunlar 'Bir Deneyim Alanı Olarak Yaşlanma', 'Bir Acziyet Kategorisi Olarak Yaşlanma' , 'Bir Ölümsüzlük Stratejisi Olarak Yaşlanma', 'Yaşlanmanın Bir Hastalık Olarak Tertibatlanması', 'Gençliğin İdealleştirilmesi', 'Nüfusun Biyopolitikası', 'Sosyal Politikanın Öznesi Olarak Yaşlanma Süreci' ve 'Yaşlanmanın Cinsiyeti' şeklindedir. Bu kategoriler özelinde alternatif medyanın 'metruk' bir alan olarak direniş odağı oluşturma potansiyeli incelenmiştir.

Alternatif medyaAlternatif medyaBiyopolitika+4
Gülten Arslantürk
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ekonomi haberciliğinde haber üretim sürecini etkileyen faktörler (İzmir ili örneği üzerine bir araştırma)

Ekonominin hayatımızda giderek etkin bir rol oynamaya başladığı günümüzde, ekonomi haberleri de aynı paralelde etkinlik göstermektedir. Dolayısıyla ekonomi haberciliğine toplumun her kesiminden artan bu ilgi ekonomi haberlerini önemli hale getirmiştir. Söz konusu ekonomi haberlerinin detaylı incelendiği tezde, ekonomi haberlerinde haber üretim sürecini etkileyen faktörlerin neler olduğu ve bu faktörlerin her birinin ne kadar bu süreci etkilediği ele alınmıştır. Bu bağlamda, söz konusu faktörlerin neler olduğu ve olabileceği araştırılmıştır. Tezin birinci bölümünde ilk olarak ekonomi haberciliğinin ne olduğu ve akabinde amacı işlevleri detaylı şekilde işlenmiştir. Ardından haberin ve haberciliğin en önemli unsuru olan haber kaynaklarına ve bu kaynaklar ile muhabirin ilişkisine değinilmiştir. Yine bu bölümde meslek etiği üzerinde durulmuş ve dünyadaki ve Türkiye'deki ekonomi haberciliğinin tarihsel gelişimine değinilmiştir. Ardından gelen bölümde ise haberin ne olduğu ve söz konusu haberin baştan sona üretilme süreci ve bu süreci etkileyen faktörler tek tek ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümü, araştırma kapsamında elde edilen verilerden hareketle, bahsi geçen faktörlerin üretim sürecinin etkileyip etkilemediği, eğer etkiliyor ise bunun boyutları analizine ayrılmıştır. Çalışmada ayrıca görüşme yöntemiyle sorulan soruları cevaplayan muhabirlere ekonomi haberlerinin, haber haline gelme sürecinde bahsettikleri sınırlarla karşılaştıklarında nasıl hareket ettikleri konusuna da değinilmiştir. Bu bağlamda çeşitli görüşlere sahip farklı gazetelerde çalışan ekonomi muhabirlerinin görüşleri üzerinden karşılaştırmalar yapılarak, bir yargıya ulaşılmaya çalışılmıştır.

EkonomiEkonomi basınıGazetecilik+5
Zeynep İsce Ergül
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00