Atlas University
Institute

Institute of Graduate Studies

Atlas University

148

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Lumbal disk hernili hastalarda kapasitif rezistif diatermik akım ile lumbal stabilizasyon egzersizlerinin ağrı ve fonksiyonel durum üzerine etkisi

Araştırma ile lumbal disk hernili hastalara yönelik yüksek frekanslı diatermik akım tedavisi ve lumbal stabilizasyon egzersiz tedavisinin karşılaştırılması amaçlandı. Tüm katılımcıların demografik bilgileri sorgulandıktan sonra tedavi öncesinde ve tedavinin bitiminde aynı fizyoterapist tarafından fonksiyonel durumları Oswestry Bel Ağrısı Engellilik Anketi ile, ağrı seviyeleri Visual Analog Skalası (VAS) ile ve eklem hareket açıklıkları gonyometre ile değerlendirilmiştir. Çalışmamızda kapasitif ve rezistif diatermik akım tedavisinin ağrı, fonksiyonel durum ve eklem hareket açıklığı üzerine olan etkilerini araştırmak amacıyla 6 aydan uzun süreli bel ağrısı mevcut olan ancak nörolojik defisiti olmayan 30 hasta değerlendirildi. Hastalar randomize olarak 15' er kişilik 2 gruba ayrıldı. Deney grubuna lumbal stabilizasyon egzersizleri ve yüksek frekanslı diatermik akım, kontrol grubuna lumbal stabilizasyon egzersizleri uygulandı. Tüm katılımcılar tedavi öncesi ve tedavinin bitiminde değerlendirildi. Vizüel Analog Skala ile değerlendirilen ağrı parametresinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Oswestry Bel Ağrısı Engellilik Skalası'nın yürüme dışındaki alt parametrelerinin tümünde ve toplam skorlarının fark değerlerinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Eklem hareket açıklığı ölçümlerinin sonuçlarına göre deney grubunda kontrol grubuna kıyasla tedavi sonrası sadece gövde fleksiyonu eklem hareket ölçümündeki fark istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksekti (p<0,05). Gövde ekstansiyonu, gövde sağ ve sol lateral fleksiyonu eklem hareket açıklığı ölçümlerinin fark değerlerinde ise gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Sonuç olarak; LDH'li hastalarda kapasitif ve resistif diatermik akım tedaviye dahil edildiğinde rehabilitasyon sürecine katkı sağlayan, kolay uygulanabilir ve etkili bir tedavi yöntemidir. Anahtar Kelimeler: Lumbal Disk Hernisi, Kapasitif Rezistif Diatermik Akım, Lumbal Stabilizasyon Egzersizleri.

AğrıEgzersiz tedavisiFonksiyonel yetkinlik+4
Aziz Davrishov
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kilise korosunda ilahi söyleyen bireylerin ses özelliklerinin incelenmesi

Kurtaran, M. (2022). Kilise Korosunda İlahi Söyleyen Bireylerin Ses Özelliklerinin İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Atlas Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Anabilim Dalı, İstanbul. Çalışma kapsamında temel amaç kilise korosunda ilahi söyleyen bireylerin ses önceliklerinin belirlenmesidir. Bununla birlikte ses eğitimi alıp kilise korosunda ilahi söyleyen bireyler, ses eğitimi almayıp kilise korosunda ilahi söyleyen bireyler ve gönüllü bireyler olmak üzere oluşturulan üç grubun ses özelliklerinin karşılaştırılması da araştırmanın temel amaçlarındandır. Son olarak demografik özelliklere bağlı olarak bireylerin ses özelliklerinin farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi de araştırmanın bir diğer amacıdır. Araştırma modeli olarak nicel araştırma yöntemlerinden olan nedensel – karşılaştırma modeli tercih edilmiştir. Araştırma kapsamında 45 kişiye ulaşılmıştır.Katılımcıların yaşları 15 ile 70 yaş arasında değişkenlik göstermektedir. Cinsiyet dağılımı ise 26 kadın, 19 erkek şeklindedir. Eğitimli grubun ve eğitimsiz grubun %53,3'ü kadın (8) iken %47,7'si (7) erkektir. Gönüllü grubun ise %66,6'si (10) kadın, %33,3'ü (5) erkektir. Eğitimli grubun yaş ortalaması 42.73 iken standart sapması 13.54'dür. Eğitimsiz grubun yaş ortalaması 32.93, standart sapması ise 10.2 iken gönüllü grubun yaş ortalaması 38.4, standart sapması 7.66'dır. Yapılan analizler doğrultusunda cinsiyet değişkeni bakımından (p=0.802), yaş değişkeni bakımından (p=0.054), sigara alkol kullanımı değişkeni bakımından (p=0.601 ve p=0.816), ameliyat olma değişkeni bakımından (p=0.601), şikayet değişkeni bakımından (p=0.420), alerji varlığı bakımından (p=0.816), s/z ölçümleri değişkeni bakımından (p=0.760) ve V-RQOL değişkeni bakımından (p=0.840) istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda çalışma öncesinde ön görüldüğü üzere cinsiyet, yaş, sigara kullanımı, alkol kullanımı ve sağlık durumu gibi demografik değişkenlerin bireylerin ses düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa yol açmadığı belirlenmiştir. Bununla birlikte VSHI ve MFS gibi daha spesifik değerlerin ses üzerindeki etkilerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir.

Maria Viktoria Kurtaran
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin kekemelerde otomatik düşüncelerin değerlendirilmesi

Gerçekleştirilen bu çalışmanın temel amacı bireylerin kekemelik şiddetine bağlı olarak otomatik düşünce düzeylerindeki değişimin belirlenmesidir. Bir başka ifade ile kekemelik şiddeti ile otomatik düşünce düzeyi arasındaki ilişkinin sınanması, ilişki olması halinde bu ilişkinin yönü ve kuvvetinin belirlenmesidir. Bu temel amacın yanı sıra kekemeliğe ilişkin terapi alıp tamamlamış, kekemeliğe ilişkin terapi almaya devam eden, kekemeliğe ilişkin terapi almamış ve akıcı konuşan bireylerin otomatik düşünce düzeylerinin karşılaştırılması da araştırmanın temel amaçları arasında yer almaktadır. Çalışma kapsamında nedensel – karşılaştırma modeli tercih edilmiştir. Araştırmanın örneklemi 60 kişiden oluşurken kekemelik terapisi alıp tamamlayanlar, kekemelik terapisine devam edenler, kekemelik terapisi almayanlar ve akıcı konuşanlar şeklinde oluşturulan dört grupta katılımcılar eşit dağılım göstermiştir. Katılımcıların 17 – 36 yaş aralığında iken yaş ortalamaları 26.77 olmuştur. Katılımcıların 43'ü erkek, 17'si kadındır. Kekemelik şiddeti dağılımında ise katılımcıların %48,9'unun (22) hafif, %26,7'sinin (12) çok hafif, %8,9'unun (4) orta, yine %8,9'unun (4) şiddetli ve %6,7'sinin (3) çok şiddetli olarak sınıflandırıldığı görülmüştür. Çalışma kapsamında kekemelik şiddeti ile otomatik düşünce düzeyi arasında pozitif yönlü zayıf bir ilişkiye rastlanmıştır ancak bu ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Terapi alma, terapiyi tamamlama, terapi almama ve akıcı konuşmaya göre oluşturulan grupların kekemelik şiddeti ve otomatik düşünme düzeylerinde de gruplara göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa rastlanılmamıştır. Sonuç olarak ön görülenin aksine kekemelik terapisinin bireylerin kekemelik düzeyleri ve otomatik düşünme düzeyleri üzerinde anlamlı bir farklılığa yol açmadığı, kekemelik şiddeti ile otomatik düşünme düzeyi arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir.

Ezgi Yasemin Kavvasoğlu
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Postpartum kadınların pelvik taban sağlığı bilgisi ve farkındalığının disparoniye etkisi

Bu çalışma, Türk toplumunda postpartum dönemdeki kadınların disparoni ve pelvik taban ile ilgili algı, farkındalık ve bilgi düzeylerinin belirlenmesi, pelvik taban sağlığı bilgi düzeyinin seksüel ağrı problemlerinden olan disparoni, pelvik taban disfonksiyonları ve yaşam kalitesi ile ilişkisinin araştırılmasını amaçlamaktadır. Çalışmadaki katılımcıların yaş ortalaması 27,91±3,43' tür. Çalışmamıza son 1 yıl içinde vajinal doğum yapmış primipar 298 kadın gönüllü dahil edilmiştir. Katılımcıların sosyodemografik bilgileri Sosyodemografik Bilgiler Formuyla elde edilmiştir. Pelvik taban disfonksiyonu Global Pelvik Taban Rahatsızlık Anketi (GPTRA) ile, disparoni varlığı Carol Postpartum Cinsel Fonksiyonlar ve Disparoni ölçeğiyle, genel yaşam kalitesi ise Nottingham Sağlık Profili (NSP) kullanılarak değerlendirilmiştir. Katılımcıların pelvik taban sağlığı bilgi düzeyi Pelvik Taban Sağlığı Bilgi Testi (PTSBT) ve Prolapsus ve İnkontinans Bilgi Anketi (PİBA/Üİ ve PİBA/POP) ile ölçülmüştür. Değerlendirmeler online, yüz yüze ve hibrit olarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların PTSBT total puanı 18±5,56 (X±S.S), Fonksiyon/Disfonksiyon alt arametresi puanı 3,97±1,93 (X±S.S), Risk/Etiyoloji alt parametresi puanı 8,23±3,17 (X±S.S), Tanı/Tedavi alt parametresi puanı 5,96±2,02 (X±S.S), PİBA/Üİ puanı 9,87±1,87 (X±S.S) ve PİBA/POP puanı 7,04±2,24 (X±S.S)' tür. Postpartum kadınlarda pelvik taban sağlığı bilgi düzeyi ve farkındalığının yüksek olması disparoni ve cinsel disfonksiyonların azalması ile ilişkilidir (p<0,05). Epizyotomi yapılan kadınlarda disparoni oranı daha yüksektir (p<0,05). Pelvik taban farkındalığı ve bilgi düzeyinin artışı ile pelvik taban disfonksiyonlarının azalması ilişkilidir (p<0,05). Pelvik taban sağlığı bilgi düzeyi ve farkındalığı arttıkça postpartum kadınların yaşam kalitesi artar (p<0,05). Sonuç olarak pelvik taban bilgi düzeyi ve farkındalığı disparoniyi ve cinsel fonksiyonları, pelvik taban disfonksiyonlarını ve yaşam kalitesini etkilemektedir. Anahtar kelimeler; Pelvik taban bilgi düzeyi, disparoni, pelvik taban disfonksiyonları, yaşam kalitesi

DisparoniPelvik tabanPelvik taban bozuklukları
Merve Çelik
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Serebral palsili çocuklarda nöral mobilizasyon tekniklerinin üst ekstremite fonksiyonları üzerine etkisi

SP tanılı bireylerde geleneksel fizyoterapi üst ekstremite rehabilitasyonu ile üst ekstremiteye uygulanan nöral mobilizasyon tekniklerinin, üst ekstremite fonksiyonelliği üzerine etkilerini araştırmaktır. Çalışmamıza dahil edilen 26 katılımcı, kontrol grubu ve nöral mobilizasyon olarak 2 gruba randomize edildi. Gruplar haftada 2 kez toplam 10 seans (1 seans 45-60 dakika) tedaviye alındı. Çalışmamızda olguların spastisitesi ''Modifiye Ashworth Skalası (MAS)'',Fonksiyonel Yetenekler ise ''Pediatrik Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (WEE-FIM), ''El Becerileri Sınıflandırma Sistemi (MACS)'', El ile İlgili Yetenekleri Ölçme(ABILHAND-Kids)'', ''Kutu ve Blok Testi(KBT)'', ''Dokuz Delikli Peg Testi(DDPT)'' ile kaba ve ince kavramalar ve ''Reaction Speed (RS)'' ise reaksiyon hızını ölçmek için kullanıldı. Tedavi sonrasında kontrol grubunda anlamlı değişim elde edildi(p<0,05). Nöral mobilizasyon grubunda da tedavi sonrası WEE-FIM,KBT,DDPT ve RS değerlerinde anlamlı değişim elde edildi(p<0,05). Gruplar arası karşılaştırılmada ise WEE-FIM,ABILHAND-Kids, KBT, DDPT ve RS değerlerinde anlamlı fark elde edilmiştir. SP' li bireylere uygulanan geleneksel fizyoterapiye ek üst ekstremite nöral mobilizasyon tekniklerinin, geleneksel fizyoterapi programına eklenerek daha iyi gelişmeler gösterdiği görülmüştür. Ancak bu sonuçların gelecekte yapılacak çalışmalar ile doğrulanması gerekmektedir.

Mehmet Ali Ekinci
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

20-30 yaş arası sağlıklı yetişkinlerde fabl ile elde edilen anlatı örneklerinin analizi: Pilot çalışma

Fabllar toplumun benimsediği ya da karşı çıktığı davranış ve düşünceleri konu alan edebi bir türdür. Dilin yapısal temeli olan sentaks, konuşmacının düşünceleri ve duygularını, açık ve kesin bir şekilde ifade etmesi için sözcükleri cümleler içinde dizmek olarak tanımlanmaktadır. Eleştirel düşünme ise, problemlerin ortaya konması, problem durumundaki değişimleri ayırt edebilme ve denetleyebilme gibi bazı zihinsel süreçleri kapsamaktadır. Konuşma içeriğindeki bilişsel yükü artışı sentaktik karmaşıklığın artmasına neden olmaktadır. Çeşitli araştırmalarda fablların anlatımı ve fabllarla ilgili eleştirel düşünme sorularının dildeki sentaktik karmaşıklığı ortaya çıkardığı bulunmuştur. Literatürde çocukluk çağı ve adölesan dönemde fabllar yoluyla eleştirel düşünme sorularına verilen cevapların içerdiği sentaktik karmaşıklık düzeyi ile ilgili araştırmalar bulunmasına rağmen genç yetişkinlerle ilgili yeterli veri bulunmamaktadır. Bu araştırmada 20-30 yaş arası primer nörolojik/psikiyatrik hastalık tanısı olmayan sağlıklı bireylerin fablla elde edilen anlatı örneklerinde eleştirel düşünme ve konuşma dilindeki sentaktik karmaşıklıkları incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen verilerin, 20-30 yaş arası edinilmiş beyin hasarı olan bireylerin dil ve kritik düşünme becerilerinin klinik ortamlarda değerlendirilebilmesi için değerlendirme aracı geliştirme ve normatif veri tabanı oluşturma amacıyla kullanılması planlanmıştır. 20-30 yaş arasında olan katılımcılara önce Addenbrook Kognitif Değerlendirme Bataryası uygulanmış ve 89 puan üstü alan 33 kişi çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma katılımcılarına fabl okutularak fablı anlatmaları istenmiş ve fabla ilişkin sorular yöneltilmiştir. Fablın anlatısı ile eleştirel düşünme sorularına verilen cevaplar çevrim yazıya dönüştürülmüştür. Transkripsiyonlar ortalama sözce uzunluğu, tip tür oranı, cümle yapıları (basit, karmaşık, sıralı), eylemsi sayısı ve eylemsi yoğunluğu açısından analiz edilmiştir. Anlatı örneğinden elde edilen değerler ile eleştirel düşünme sorularına verilen cevaplardan elde edilen değerlerde ortalama sözce uzunluğu, tip tür oranı, cümle yapıları (basit, karmaşık, sıralı), eylemsi kullanımları, eylemsi yoğunluğu karşılaştırılmıştır.

Murat Berk Horzum
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bronşektazili hastaların denge, kognitif beceri, el fonksiyonları ve yaşam kalitesinin sağlıklı akranları ile karşılaştırılması

Çalışmamızın amacı; yaşlı bronşektazili bireylerin oluşturduğu deney grubu ve kronik solunum yolu hastalığı bulunmayan akranlarının oluşturduğu kontrol grubunda, solunum fonksiyonu, fonksiyonel kapasite, denge, kognitif beceri, el reaksiyon zamanı hızı ve el kavrama kuvveti, yaşam kalitesi parametrelerini karşılaştırmalı olarak değerlendirmekti. Çalışmamıza; Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı'nda, bronşektazi tanısı almış, 65 yaş ve üzerindeki 15 bronşektazili hasta ve de benzer kriterlerdeki 65 yaş üstü, kronik solunum yolu hastalığı bulunmayan, 15 yaşlı birey dahil edildi. Çalışmamız kapsamında; deney grubu 15 yaşlı bronşektazili birey, kontrol grubu kronik solunum yolu hastalığı bulunmayan 15 yaşlı birey olacak şekilde iki gruba ayrıldı. Tüm bireylerin solunum fonksiyonları ''Solunum Fonksiyon Testi (SFT)'' ile, fonksiyonel kapasite değerlendirmesi ''30 Saniye Otur Kalk Testi'' ile, denge değerlendirmesi ''Nintendo Wii Fit Plus Sanal Gerçeklik Cihazı'' ile, kognitif becerileri ''Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği (MOCA)'' ile, reaksiyon zamanı App-coo test aplikasyonundaki ''12- Kırmızı Kare Testi'' ile, el kavrama kuvveti ölçüm testi dinamometre ile, yaşam kalitesi ''Nottingham Sağlık Profili'' ile değerlendirildi. Çalışmamızda yaşlı bronşektazili bireylerin ve kontrol grubundaki bireylerin kilo haricindeki tüm demografik özelliklerinin birbirine benzer olduğu görüldü (p>0.05). Yaşlı bronşektazili grup ile kontrol grubu arasında egzersiz alışkanlığı ve sigara kullanım durumu açısından istatistiksel olarak anlamlı fark vardı (p<0.05). Tüm bireylerde değerlendirilen solunum fonksiyon testinin; zorlu vital kapasite (FVC), zorlu ekspiratuar volüm 1. saniye (FEV1), FEV1/FVC (%), tepe ekspiratuar akım (PEF) ölçümlerinin hem ölçülen hem de % prediktif değerleri, kontrol grubunun lehine olacak şekilde iki grup için istatiksel olarak anlamlı biçimde farklı bulundu (p<0,05). Bireylerin fonksiyonel kapasitelerinin değerlendirmesi amacıyla kullanılan ''30 Saniye Otur-Kalk Testi'' skoru, yaşlı bronşektazi grubunda daha az olup, yaşlı bronşektazi grubu ve kontrol grubu arasında istatiksel açıdan anlamlı fark bulundu(p<0,05). Bireylerin denge değerlendirme sonuçları, testte tamamlamadıkları seviye ve süre bakımından benzer bulundu (p>0,05). Bireylerin kognitif becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla kullanılan ''Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği'' skoru, yaşlı bronşektazi grubunda daha az olup, yaşlı bronşektazi grubu ve kontrol grubu arasında istatiksel açıdan anlamlı fark bulundu(p<0,05). Yaşlı bronşektazili grubun ve kontrol grubunun, dominant- non-dominant el fonksiyonlarının değerlendirildiği el reaksiyon zamanı ve el kavrama kuvveti testi parametrelerinde, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamadı (p>0,05). Tüm bireylerin yaşam kalitesinin değerlendirildiği ''Nottingham Sağlık Profili'' anketinin ağrı, duygusal izolasyon, uyku, sosyal izolasyon, fiziksel aktivite ve enerji alt bölüm puanları ve iki ana bölümün toplam puanları, yaşlı bronşektazili grup ve kontrol grubunda benzer değerlerde bulundu ve grupların farkları istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı(p>0,05). Sonuç olarak çalışmamızda, yaşlı bronşektazili bireylerin denge, el reaksiyon hızı ve el kavrama kuvveti, yaşam kalitesi parametrelerinde, kontrol grubuna kıyasla azalma beklenirken anlamlı bir fark görülememiştir. Çalışmamızda yaşlı bronşektazili bireylerin fonksiyonel kapasite, kognitif beceri ve solunum fonksiyon parametre değerleri, literatürle de uyumlu olarak, beklenildiği üzere kontrol grubuna kıyasla daha düşük bulunmuştur. Yaşlı bronşektazili hastalarda fonksiyonel kapasitenin ve kognitif fonksiyonların değerlendirilmesi, yaşlı bronşektazili hastaların performansında artış sağlamayı amaçlayan tedavi programlarında ek bir girdi sağlayabilir. Anahtar kelimeler: bronşektazi, yaşlı, denge, kognitif beceri, el fonksiyonları.

BronşektaziFizik tedaviPulmoner rehabilitasyon
Venhar Hilal Baş
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Ses polikliniğine başvuran hastaların ses kullanım alışkanlıkları ile ses hijyeni ve ses hastalıkları hakkında bilgi düzeylerinin incelenmesi

Kocataş, Ş.N. (2024). Ses Polikliniğine Başvuran Hastaların Ses Kullanım Alışkanlıkları ile Ses Hijyeni ve Ses Hastalıkları Hakkında Bilgi Düzeylerinin İncelenmesi ve Ses Özelliklerinin Belirlenmesi. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Atlas Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Dil ve Konuşma Terapisi Anabilim Dalı, İstanbul. Bu araştırma ses polikliniğine başvuran hastaların ses kullanım alışkanlıkları ile ses hijyeni ve ses hastalıkları hakkında bilgi düzeylerini incelemeye ve ses özelliklerini belirlemeye yönelik yapılmıştır. Araştırmaya 20 ile 60 yaş arasında 47'si kadın 14'ü erkek toplam 61 birey katılmıştır. 61 Katılımcıdan demografik bilgiler alınmış ve ardından "Ses Polikliniğine Başvuran Hastaların Ses Kullanım Alışkanlıkları ile Ses Hijyeni ve Ses Hastalıkları Hakkında Bilgi Düzeylerinin İncelenmesi" anketi doldurmaları istenmiştir. Algısal değerlendirme için GRBAS; aerodinamik ölçümler için ise s/z ve maksimum fonasyon süresi değerleri ölçülmüştür. Yapılan analizler sonucunda ses polikliniğine başvuran hastaların ses kullanım alışkanlıkları açışından risk taşıdıkları, ses mekanizmasının zarar görmesine neden olan davranışların farkında oldukları halde ses hijyenlerine yeterince dikkat etmedikleri, ses hastalıklarıyla ilgili bilgi düzeyleri ortalamanın üzerinde olmasına rağmen, bu bilgileri yaşamlarında yeterince uygulamadıkları belirlenmiştir. Verilen cevaplara göre, hastaların ses problemlerinin hayatlarını olumsuz yönde etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca kadın ve erkek bireylerde VHI puanları açısından, anlamlı farklılık bulunmuştur. Sigara içme durumuna göre içen ve içmeyen bireyler arasında G puanları ve MFS açısından, düzenli uyuma durumuna göre bireyler arasında MFS açısından, boğazın sık temizlenme durumuna göre G, B, A, S puanları ve VHI puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların oldukları bulunmuştur. Bu araştırmada da katılımcıların ses hijyeni konusundaki bilgi ve uygulamalarının sınırlı olduğu belirlenmiştir. Sürekli olarak seslerini kullanmak zorunda olan meslek gruplarındaki bireylerin doğru ses kullanımı ve ses hijyeni konusunda bilinçlendirilmesi ve bu konuda farkındalık kazanmaları gerekmektedir.

Şeyma Nur Kocataş
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Geriatrik popülasyonda ses özellikleri ve presbifaji arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma geriatrik popülasyonda ses özellikleri ve presbifaji arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Bu amaçla 65 yaş üstü 96 katılımcının dahil edilerek disfaji risk skoruna göre yutma bozukluğu olan ve olmayan bireyler arasında akustik, aerodinamik ses parametreleri, yutma performansları ve nütrisyonel değerlendirmeler arasında bir fark olup olmadığı araştırılmıştır. İncelenen akustik parametreler, F0, jitter, shimmer, harmonik gürültü oranı, aerodinamik parametreler ise maksimum fonasyon süresi (MPT) ve S/Z oranı olup yutma performansı ise EAT-10 ve zamanlı su yutma testiyle ölçülmüştür. Disfajisi olan bireylerde MPT istatistiksel olarak anlamlı ölçüde daha düşüktür. Ayrıca artan yaş ile MPT düşmüş, diadokinetik hız testindeki kelimeleri artiküle etme süresi artmıştır. Sonuçlar, azalmış solunum desteği ve kontrolünün, ağız hareket açıklığı ve koordinasyonunun azalması, vokal kıvrım kapanmasının ve vokal kıvrım addüksiyonu sırasında hava akımı kontrol eksikliklerinin yaşlı popülasyonda disfaji için risk faktörleri olduğunu göstermektedir.

Buse Çelebi
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Frontal lob tümörü olan bireylerde sosyal kognisyonun video temelli gerçek yaşam senaryosu ile değerlendirilmesi: pilot çalışma

Bu araştırmada frontal lob beyin tümörlü bireyler ve sağlıklı bireylerde sosyal kognisyon becerilerinin incelenmesi, kullanılan testler ile dilin pragmatik bileşenlerine ulaşılması amaçlanmıştır. Araştırmaya toplam 8 Frontal Lob Tümörü (BT) ve 8 sağlıklı kontrol olmak üzere 16 birey dahil edilmiştir. 16 katılımcıdan sosyodemografik bilgiler alındıktan sonra katılımcılara sırasıyla BT grubu için Addenbrook kognitif muayenesi ve kontrol grubuna Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği (MOCA) ve sonrasında her iki gruba da Video-temelli Sosyal Senaryo: Sosyal Kognisyonun değerlendirilmesi için geliştirilen pilot araç, M.D. Anderson Beyin Tümörü Semptom Envanteri (MDA-BTSET) uygulanmıştır. Ölçekler yüz yüze görüşme sağlanarak uygulanmıştır. Veriler ses kayıt cihazı ile kaydedilmiş, elde edilen anlatı örnekleri çevrim yazıya dönüştürülmüştür. Dönüştürülen çevrim yazı incelenerek kullanılan içsel durum terimleri manuel olarak sayılmıştır. Bu terimler kognitif, fizyolojik, emosyonel, linguistik ifadeler ve metafor olarak sınıflandırılabilir. Kontrol grubunun Emosyonel terim puanları, BT grubunun Emosyonel terim puanlarından anlamlı olarak daha yüksektir (Mann Whitney U test; U=11,5; Z=-2,171; p=0,03<0,05). Kontrol grubunun Linguistik terim puanları, BT grubunun Linguistik terim puanlarından anlamlı olarak daha yüksektir (Independent Samples T test; t=-2,415; p=0,03<0,05). Yaşam kalitesi skorları ile İDT kullanımı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (Spearman Korelasyon Analizi; Pearson Korelasyon Analizi; p>0,05). Kontrol grubu ile BT grubu arasında Fizyolojik bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur. (Mann Whitney U test; p>0,05) Kontrol grubu ile BT grubu arasında Kognitif ve Metafor bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur (Independent samples t test; p>0,05). Elde edilen bulgular, BT hastalarının emosyonel ve linguistik terim kullanımlarının kontrol gruplarına göre daha düşük performans sergilediklerini göstermektedir. Bu sonuçlar, beyin tümörlerinin sosyal kognisyon ve dil üzerinde olumsuz etki yaratabileceğine işaret etmektedir. Tedavi veya tümörün kendisinden kaynaklanan sosyobilişsel işlevlerdeki bozuklukların, diğer insanların duygusal ve zihinsel bakış açılarını tanıma ve anlama gibi kişilerarası becerileri bozabileceği saptanmıştır. Ayrıca, beyin tümörü nedeniyle pragmatik dil becerilerinde yaşanan bozulmaların hastaların günlük yaşamı ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Beyin tümörü hastalığının ve tedavisinin, bireyler üzerinde sosyobilişsel fonksiyonları önemli ölçüde etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak BT hastalarında yalnızca nörokognitif değerlendirmelere değil, aynı zamanda sosyal biliş ve dil kullanımına odaklanan kapsamlı değerlendirme yöntemlerine de ihtiyaç vardır.

Gamzenur Mızrakçı
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2025
00