
30
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Mikronize filtre perlitin betonda mineral katkı malzemesi olarak kullanımı
Ülkemizde son yıllarda gelişen ekonomiye paralel olarak inşaat sektöründeki artış beraberinde yapı malzemelerinin tüketimini de arttırmıştır. Yapı malzemeleri arasında genel değerlendirme yapıldığında tüketimi ve proje maliyeti en büyük kalemlerinden biride çimentodur. Beton maliyetlerini de etkileyen bu husus, araştırmacıları çimentonun betondaki miktarını azaltacak alternatif malzeme arayışlarına yönlendirmiştir. Çimentonun azaltılabilmesi için "Mineral (Puzolan) ve Kimyasal Katkı" malzemelerinin kullanımı araştırmalara konu olmaktadır. Bu çalışmada, Puzolanik Mikronize Filtre Perlitin mineral katkı olarak betondaki performansı incelenmiştir. Deneylerde "CEM I 42,5R" ile "CEM II A-LL 42,5R" olarak iki farklı çimento tipi kullanılmıştır. C25/30 beton sınıfı ön görülmüştür. Çimento tiplerine göre 1m3 beton için kullanılacak çimento miktarları tespit edilmiştir. Beton karışımlarında tespit edilen toplam bağlayıcı miktarı sabit kalmak şartıyla azalan her çimento miktarına karşılık mineral katkı ilavesi yapılmıştır. Her çimento tipi için biri şahit karışım olmak üzere toplamda 14 ayrı beton karışımı yapılmış ve bu karışımlardan 168 adet 15cmX15cmX15cm'lik beton küp numuneler alınmıştır. Alınan küp numuneler 3, 7, 28, 45, 60 ve 90. gün sürelerle beton kür havuzunda bekletilmiştir. Deney sonuçları MFP'nin beton karışımında her iki tip çimento ile birlikte alternatif bir bağlayıcı malzeme olarak kullanılabileceğini göstermiştir. MFP karışımlı betonların basınç dayanım sonuçları şahit betonların basınç dayanım sonuçlarına göre düşük kalmıştır. Dayanım sonuçları incelendiğinde MFP'in toplam bağlayıcının ortalama %13 oranında daha etkin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, Genetik Algoritma optimizasyon yöntemi ile dayanım sonuçları incelenmiş ve aynı ortam koşulları sağlanması ve benzer özellikli malzemeler kullanılması şartıyla karışım yapmadan Genetik Algoritma yaklaşımı kullanılarak ön bir dayanım tahmininin yapılabileceği görülmüştür.
Çerçeve ve perdeli taşıyıcı sistemli betonarme yapılarda maliyet ve performans karşılaştırılması
Dünyada ve ülkemizde, betonarme binalarda depreme karşı perdeler yaygın olarak kullanılmaktadır. Perdeler statik performans anlamında, çerçeve sistemlere göre daha kararlı davranışlar gösterebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, çerçeveli ve perde – çerçeveli taşıyıcı sistemli betonarme binaların deprem davranışlarının ve metraj değerlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Yüksek lisans tezi olarak sunulan bu çalışmanda çerçeve sistem ve perde – çerçeveli sistemli betonarme yapıların, düşey ve yatay yükler altında statik hesabı ve metraj hesabı yapılmıştır. Beş tip yapısal sistem için karşılaştırmalar yapılmıştır. Çerçeve ve perdeli sistemli modeller, DBYBHY – 2007 ve TS 500 şartnamelerine uygun olarak tasarlanmış ve boyutlandırılmıştır. Çalışmaya konu olan yapılar bir zemin ve dokuz normal kattan oluşmakta olup kat yükseklikleri 2.80 metredir. Yapıların statik hesabında ideCAD 7 bilgisayar programı kullanılmıştır. Çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Taşıyıcı sistemler hakkında bilgilere yer verilmiştir. DBYBHY – 2007 ve TS 500 şartnamelerine göre perdelere ilişkin yapım kurallarından bahsedilmiştir. Gerekli kabuller yapıldıktan sonra, tasarımı tamamlanan modellerin analizleri yapılmıştır. Modellerin beton ve donatı metraj değerli, kat deplasmanları, yapı ağırlıkları, taban kesme kuvvetleri, kat ötelemeleri ve ikinci mertebe etkileri karşılaştırılmıştır. Çalışmanın sayısal incelemelerinde elde edilen sonuçlar özetlenmiş ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler : Çerçeve, Perde, Perdeli – çerçeveli sistemler
Deniz kıyı koruma yapılarında tahkimatlar ve Giresun örneği
Ülkemizin büyük kısmı denize kıyısı olması sebebiyle bazı problemlerle karşılaşılmaktadır. Bunlardan bir tanesi de dalgalardır. Bu sebeple kıyı koruma tahkimatları büyük önem taşımaktadır. En fazla etkilenen kıyılarımız ise Doğu Karadeniz'de bulunmaktadır. Ülkemizin büyük kısmı denize kıyısı olması sebebiyle bazı problemlerle karşılaşılmaktadır. Bunlardan bir tanesi de dalgalardır. Bu sebeple kıyı koruma tahkimatları büyük önem taşımaktadır. En fazla etkilenen kıyılarımız ise Doğu Karadeniz'de bulunmaktadır. Bu çalışmada ise genel olarak kıyı koruma tahkimatlarından bahsedilip Doğu Karadeniz'de bulunan Giresun ili sahil yolu çalışması incelenmiştir.Özellikle doğu karadeniz bölgesinde kıyı şeridinde yapılan dolguların korunması amacıyla tahkimat yapılması zorunluluğu doğmuştur. Bu sebeple dalgaların kıyı şeridinde bulunan yapılara zarar vermesini ve kıyı erozyonunu önlemek amacıyla kıyı tahkimatları , T mahmuzları ve dalgakıranlar büyük önem kazanmıştır. Doğu Karadeniz Sahil yolu kapsamındainşaa edilen Giresun – Espiye arası kıyı koruma yapıları incelenmiştir. Çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde kıyı koruma yapıları, dalga mekaniği hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise daha önce yapılan çalışmalardan bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde ise uygulanmış olan kıyı tahkimatları ve T mahmuzlarının stabilite ve çevreye olan etkileri incelenmiştir. Dört ve beşinci bölümlerde ise konuyla ilgili sonuçlar ve önerilerden bahsedilmiştir. Altıcı ve yedinci bölümler ise kaynaklar ve eklerden oluşmaktadır. Uygulanan kıyı tahkimatları ve T mahmuzlarının amacına uygun ve stabilite sorunu olmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mahmuz, Kıyı Tahkimatı, Dalgakıran, Kıyı koruma Yapısı
Katı atıkların termal yöntemlerle etkisiz hale getirilmesi ve Trabzon-Rize örneği
İnsanların yaşamları sonucu üretmek zorunda kaldıkları katı atıkların bertaraf edilmesi günümüzde şehirlerin hızla büyüyen en büyük sorunlarından biri haline gelmiştir. Bugüne kadar birçok ülkede bu sorunun çözümünde kullanılan teknolojilerin çevre dostu olmaması, atık bertarafında çözüm konusunda endişeleri arttırmaktadır. Fakat son yıllarda konuyla ilgili araştırmalar giderek artmakta ve teknolojik termal yöntemler atıkların sorun olmasını ortadan kaldırmaktadır. Bu çalışmada kentsel katı atıkların termal yöntemlerle etkisiz hale getirilerek bertaraf edilmeleri değerlendirilmiştir. Atıkları etkisiz hale getirmek için çeşitli teknolojiler mevcuttur. Temel olarak bu teknolojilerin başlıcaları yakma, gazlaştırma ve pirolizdir. Yakma teknolojisinde atıklar kontrollü olarak ısı geri kazanımı sağlanarak yakılırlar ve buhar türbinleri kullanılarak elektrik üretimi gerçekleştirilir. Gazlaştırma teknolojisi ilk aşamada piroliz içerir daha sonra bunu yüksek sıcaklıklı reaksiyonlar takip eder ve düşük molekül ağırlıklı gazlar üretilir. Üretilen gaz içten yanmalı motorlar veya boylerler kullanılarak enerji üretimi için değerlendirilir. Tüm teknolojilerin avantaj ve dezavantajları vardır. Teknoloji seçimi atığın bileşimine, miktarına ve lokal şartlara bağlıdır. Yapılan bu çalışmada Trabzon ve Rize İllerinde katı atık bertarafından sorumlu kurum olan TRB-Rİ KAB bünyesinde toplanan evsel katı atıklar için uygulanabilirliği öngörülen termal bertaraf sistemi olan gazlaştırma sistemi incelenmiştir. Aynı zamanda kentsel katı atıklarla ilgili yakma, gazlaştırma ve piroliz sistemleri ele alınarak bu sistemlerin çalışma prensipleri hakkında literatür araştırmaları yapılmıştır. Trabzon ve Rize Bölgesine ilişkin atık karakterizasyon çalışmaları, nüfus hesaplamaları ve kalorifik değer sonuçları kullanılarak; termal yöntem uygulamalarından bir tanesi olan gazlaştırma sisteminin Trabzon ve Rize bölgesi için uygulanabilirliği araştırılmıştır. Yapılan araştırmada Trabzon ve Rize illeri için 2016 yılı atık özellikleri ve bu özelliklerden yola çıkılarak 2037 yılında ulaşılması öngörülen atık miktarı ve karakterizasyonu ile nüfus değerleri hesaplanarak kullanılmıştır. Gazlaştırma tesisinin yapılan kalorifik analizler sonucunda kurulabilirliği ve kurulması sonucunda elde edilmesi muhtemel gelir ile birlikte tesisin kurulum ve işletme maliyetlerinin analizi yapılmıştır. Kurulması düşünülen gazlaştırma tesisi için ilk kurulum maliyetlerinin belediyeler tarafından karşılanabilmesi için farklı alternatifler üretilerek belediyelerin bu tarz yüksek bütçeli tesislerin kurulumunu nasıl gerçekleştirebilecekleri konusunda senaryolar ortaya konulmuştur. Gazlaştırma tesisinin kurulması ile birlikte elde edilecek enerji ve bu enerjinin, yenilenebilir enerji teşviği kapsamında ele alınması durumunda ise elde edilecek gelirler hesaplanarak kurulacak gazlaştırma tesisi için öngörülen gelirler hesaplanmıştır. Bu çalışma sonucunda Trabzon ve Rize illeri için gazlaştırma sisteminin hangi koşullarda uygulanması gerektiği ve bu sistemin uygulanması sonucu sağlanacak avantajlar belirtilmiştir.
Trabzon kıyı cephe ve dolgu alanlarının kullanıcı görüşleri bağlamında değerlendirilmesi
Kenti özelleştiren ve önemli kılan olgular arasında yer alan kıyılar her zaman yoğun kullanıma sahip alanlar olduğundan, nüfusa ve farklı yaşam koşullarına bağlı olarak değişiklik gösterebilmektedir. Trabzon kıyı bölgesindeki yapıların, kıyı cepheleri ve kullanım amaçları kullanıcı görüşleri doğrultusunda incelenmiştir. Ayrıca kullanıcılara ait bazı değişkenlere göre Ayasofya, Beşirli I, Beşirli II (Akyazı), bölgelerinin kullanımları hakkındaki görüşlerinin farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak da hedeflenmiştir. Çalışmada, Trabzon ili sınırları içerisinde yer alan Ayasofya ve Akyazı arasındaki kıyı bandı 3 bölüme ayrılmıştır. 3 bölüme ayrılan kıyı bölgesinde 12 farklı fotoğraf görseli ile anket çalışması oluşturulmuştur. Anket çalışmasından önce uzman görüşü sorularak anketin ana alt sıfat çiftleri belirlenmiş ve daha sonra bölgede yaşayan halka anketler uygulanmıştır. Anket çalışmasında her bir fotoğraf doğallık, uyum, bakım, erişim, cephe kirliliği, estetik görünüm ve yapı-yeşil dengesi parametreleri bakımından 5'li Likert ölçeğinde (5 en yüksek, 4 yüksek, 3 orta, 2 düşük ve 1 en düşük puan ) değerlendirilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler yolu ile elde edilen bulgularda çalışma alanı içerisinde kalan kıyının kullanım açısından tercih nedenleri ile parametreler arasında ilişki kurulmuştur. Kişilere uygulanan anket çalışması sonucunda belirlenen 7 parametre ile Trabzon kıyı şeridinde yer alan Ayasofya, Beşirli II (Akyazı) ve Beşirli I bölgelerinin kullanımları konusundaki görüşleri ortaya konmuştur. Daha sonra her bir parametrenin teker teker irdelenmesinin ardından ortaya çıkan sonuçlar yorumlanarak ilgili literatür ışığında tartışılmıştır.
Değirmendere havzasının taşkın debilerinin analizi
Bu çalışmada; Devlet Su İşleri (DSİ) 22. Bölge Müdürlüğü'nden temin edilen, E22A006 Değirmendere Kanlıpelit akım gözlem istasyonuna (AGİ) ait 1951-1989 yılları arasındaki maksimum akımverileri kullanılarak taşkın debilerinin analizi yapılmıştır. Çalışmada ilk olarak, kullanılacak olan hidrolojik veriler rastgele değişken olduğundan verilerin homojenlik analizi SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) programı kullanılarak yapılmıştır.Rastgele değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek için korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Maksimum akım verileri kullanılarak, debi süreklilik çizgisinin grafiği elde edilmiştir. Taşkın frekans analizi yapmak için frekans, toplam (eklenik) frekans histogramları elde edilmiştir. İstatistik momentler yöntemi kullanılarak dağılım parametreleri hesaplanmıştır. Normal (Gauss), Log-Normal (II-III), Gumbel (ekstrem değerler) , Pearson Tip III (Gamma Tip III) , Log-Pearson Tip III ve Weibull olasılık dağılımları kullanılarak 2, 5, 10, 25, 50, 100, 200, 500 tekerrür yıllarına göre taşkın tekerrür debilerinin analizi yapılmıştır. İhtimal dağılım fonksiyonlarından uygun olanı belirlemek için EasyFit programı kullanılarak Kolmogorov-Smirnov (K-S) Testi yapılmıştır. Rippl yöntemi ile baraj rezervuar kapasitesi hesaplanmıştır. Yapılan çalışmalarda değerler tablo ve grafik halinde sunulmuş ve ortaya çıkan sonuçlar yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Homojenlik Analizi, Korelasyon ve Regresyon Analizi, Frekans Analizi, Taşkın Tekerrür Debi Analizi, Kolmogorov-Smirnov Testi
Kentsel imaj öğeleri açısından Bakü-İçeri Şeher'in incelenmesi
Kentlerin okunabilirliği kavramı özellikle mekanları kavramada, yön belirlemede ve mekana karşı güven duymada belirleyicidir. Kentlerin okunabilirliğinde kentsel mekanın organizasyonu ve imaj öğelerinin varlığı etkili olur. Kentsel çevrelerin ve kentlerin kimlik kazanmasında ve kamusal belleklerinde geleneksel yerleşim alanları önemlidir. Geleneksel yerleşim alanları sahip oldukları biçimsel ve anlamsal özellikleri ile yeni kent tasarımları için yönlendirici olurlar. Böylece kentlerin geçmişi ile geleceği arasında bir körpü oluşturması sağlanarak mekânsal ve tarihsel sürekliliğe katkı verirler. Bakü'de İçeri Şeher'de başlayan kent yerleşimi zamanla dışarıya doğru genişleyerek günümüzdeki haline almıştır. İçeri Şeher'in UNESCO'nun Dünya Mirası listesinde bulunması; kendine ait mimari kimliğinin ve tarihi yerleşim özelliklerinin iyi korunduğunun belgesi olarak kabul edilebilir. Çalışmanın amacı kentsel imaj öğeleri açısından "Bakü-İçeri Şeher" bölgesinin ele alınmasıdır. Böylece İçeri Şeher'e ait imaj öğelerinin neler olduğunun ortaya konması hedeflenmektedir. İçeri Şeher'i esas alan çalışma bölgesinden elde edilecek bulguların, yeni yerleşme alanları için rehber olabileceği düşünülmekte ve bu yönüyle çalışma gerekli görülmektedir. Çalışmada bilgiye erişme yöntemi olarak anket ve bilişsel haritalama çalışmalarından faydalanılmaktadır. Anket ve bilişsel haritalama çalışmalarından elde edilen veriler ayrı ayrı analiz edilmekte, birbiriyle karşılaştırmalı olarak tartışılmakta ve çalışmaya ait öneriler geliştirlmektedir.
Gümüşhane ilindeki yeni yapılaşma alanlarının bulanık mantık ile belirlenmesi
Ülkemizde inşaat alanlarının seçiminde pek çok problem ile karşılaşılmaktadır. Bazen inşaat yapanlar yapıların satılmayıp ellerinde kaldığından şikâyet ederken, bazen de yapı satın almak isteyenler istedikleri gibi yapı bulamadığı için alamadığından şikâyetçidirler. Bu arz talep dengesizliğinin belki de en önemli nedenlerinden birisi doğru inşaat alanlarının belirlenememesidir. Özellikle arazi bakımından küçük dağlık kentlerde bu durum daha belirgin olmaktadır. Türkiye'de arazi şartlarının zor ve sınırlı olduğu illerden birisi Gümüşhane'dir. Bu nedenle çalışma Gümüşhane ilinde bulunan inşaat alanları arasından ideal olan inşaat alanın belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma sürecinde ilk olarak literatür taraması yapılmış ve bu tarama sonucunda inşaat alanı seçiminde nelerin önemli görüldüğü değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmenin ardından yapı alanları seçimine yönelik bir form oluşturulmuştur. Ardından Gümüşhane ilinde inşaat işleri ile uğraşan 3 katılımcıyla görüşülerek inşaat alanları ile ilgili nelerin önemli olduğuna dair görüşleri alınmıştır. Alınan görüşlerde literatürde bulunmayan maddeler forma eklenmiştir. Form Türk Dili alanında uzman bir eğitimciye inceletilerek maddelerin anlaşılır olup olmadığı incelenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda gerekli düzeltmeler yapılmış ve forma son hali verilmiştir. Form Gümüşhane ilinde inşaat işi ile uğraşan (yap-sat türünde) 22 kişiye uygulanmıştır. Bu kişilerden alınan görüş doğrultusunda önem düzeyleri sıralanmış ve en önemli 10 kriter belirlenmiştir. Ardından Gümüşhane ilinde inşaat için uygun farklı beş bölge belirlenmiştir. Bu bölgeler alternatifler olarak ele alınarak her bir kriterin gerçek değeri üzerinden TOPSİS metodu kullanılarak ideal inşaat alanı seçilmiştir. Yapılan hesaplama sonucunda en ideal inşaat alanının [A2] alternatifi olduğu belirlenmiştir. Bu alternatif Gümüşhane ili Karşıyaka Mahallesinde bulunan (Ada: 610 Parsel: 17-18-41-42) henüz üzerinde herhangi bir yapının olmadığı alandır.
Yeni döşeme kaplama malzemelerinde birleşim yerlerinin incelenmesi spor salonu örneklemesi
Spor salonları döşeme kaplama malzemelerinde günümüzde çokça sorunla karşılaşılmaktadır. Özellikle kaplama malzemelerinin birleşim yerlerinde yaşanan sorunlar önem arz etmektedir. Günümüzde işlev çokluğu nedeniyle zemin kaplama çeşidinin en çok kullanıldığı yapılardan biri de kompleks spor yapılarıdır. Spor kompleks yapılarındaki zemin kaplama malzemeleri sürekli güncellenip yenilenmektedir. Her yeni malzeme ve detay beraberinde yeni de bir sorun getirmektedir. Yeni kaplama malzemeleriyle ortaya çıkan bu birleşim bölgeleri sorunlarına çözüm bulabilmek adına bu çalışma düzenlenmiştir. Spor kompleks yapılarındaki zemin kaplama malzemeleri, fiziksel ve teknik özellikler bakımından, birleşim detayları ve bozulma nedenleri bakımından incelenerek değerlendirilmiştir. Zemin kaplama malzemelerinin detay çizimleri yapılmış ve bu birleşim detayları üç boyutlu anlatımlarla desteklenerek, yaşanabilecek sorunlara yönelik çözüm önerileri sunulmuştur. Zemin kaplama malzemeleri, ara bağlantı elemanları ve altlık yapıştırıcı malzemelerin genel özellikleri dikkate alınarak malzeme hasarlarının nereden kaynaklı olduğu belirtilmiştir. Birleşim sorunları irdelenerek, yaşanan malzeme hasarlarına, birleşim detayı tiplendirme çalışmalarının yardımıyla çözüm alternatifleri sunulmuştur.
Geleneksel yapı olarak serenderlerin ekolojik ve sürdürülebilirlik kapsamında incelenmesi: Trabzon örneği
Geçmişi günümüze taşıyan geleneksel yapıların korunması kültürel süreklilik açısından önemli bir konudur. Bu bağlamda Doğu Karadeniz Bölgesi genelinde önemli verneküler mimari örneklerden biri olan serenderler çalışma kapsamında ele alınmıştır. Mevcut serenderlerin korunması, yeniden işlev kazandırılması ve gelecek nesillere aktarılabilmesi için çözüm önerileri sunulması çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Unutulmaya yüz tutmuş serenderler ekolojik ve sürdürülebilirlik kriterleri üzerinden incelenmiştir. Bu doğrultuda Trabzon İlinin serenderlere sık rastlanan Sürmene, Tonya ve Araklı İlçelerinde alan çalışması yapılmıştır. Her ilçeden 5 serender seçilerek ve toplam 15 adet serender mahallinde incelenmiştir. Üç ilçede ele alınan serenderlerin röleveleri çıkarılmış, fotoğrafları çekilmiş ve mevcut halinin mimari çizimleri yapılmıştır. Bu kapsamda incelenen serenderlerin mimari anlatımı, görselleri, yer, bina yaşı, mevcut işlevi, komşuluk grubu, kullanım durumu, plan tipi, yapım sistemi, alanı (yarı açık ve kapalı alan) gibi bilgilerini içeren kimlik kartları oluşturulmuştur. Her bir serenderi ekolojik ve sürdürülebilirlik açısından analiz etmek için belirlenen kriterler doğrultusunda kontrol listeleri tabloları hazırlanmıştır. Elde edilen veriler ve gözlemler doğrultusunda tüm serenderler için saptanan analiz ve bulgular son bir genel tablo ile ortaya konulmuştur. Sonuçlar değerlendirilerek serenderlerin korunması ve gelecek nesillere aktarılabilmesi için çözüm önerileri sunulmuştur.