
30
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Trabzon ilinde zemin parametrelerinin yapısal davranışa ve maliyete etkisi
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de gelişen teknolojiye ve değişen çağa ayak uydurmaya çalışarak mühendislik çalışmalarını yürütmekteyiz. Bu tez çalışması kapsamında insanoğlunun yaşamını devam ettirebilmesi açısından büyük önem taşıyan ve yaşam alanlarını oluşturan yapıların tasarlanması aşamasında etkin rol oynayan zemin parametrelerinin deprem yükleri altında yapısal davranışa etkisi incelenmiştir. Trabzon ilinde birbirinden farklı lokasyonlarda beş konum belirlenmiş olup bu konumlara ait detaylı zemin parametre değerleri(jeoloji jeofizik zemin etüt raporları) elde edilerek, üç tip yapısal sistem tasarlanmıştır. Bu zemin parametreleriyle tek tek analiz edilerek yapısal davranışları ve yaklaşık birim maliyetleri karşılaştırılmıştır. Çerçeve ve perdeli taşıyıcı sistemli modeller, TBDY-2018 ve TS 500 şartnamelerine uygun olarak tasarlanmış ve boyutlandırılmıştır. Çalışmaya konu olan yapılar beş kattan oluşmakta olup kat yükseklikleri 3.00 metredir. Yapıların statik hesabında ideCAD 10 bilgisayar programı kullanılmıştır. Çalışmanın sayısal verileri incelenerek elde edilen sonuçlar özetlenmiş ve öneriler sunulmuştur.
Düzköy - Çal orta mahalle heyelanının limitdenge ve sonlu elemanlar yöntemi ile analizi
İnşaat ve geoteknik mühendisliği alanlarında şevlerin stabilitesinin sağlanıp, şevin güvenli hale getirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasında kütle hareketleri, şev stabilite analizlerinde kullanılan metodlar, inceleme alanına ait zemin geoteknik parametrelerinin belirlenmesi ve ıslah metodlarından söz edilmiştir. Trabzon ilindeki Düzköy Çal Orta Mahallesi'nde meydana gelen heyelan incelenmiştir. İnceleme alanında arazi gözlemleri, zemin araştırma çalışmaları, arazi deneyleri yapılmış ve geoteknik zemin etüd raporu hazırlanmıştır. Yapılan sondaj çalışmaları, arazi ve laboratuvar deneyleri sonuçlarına bakılarak inceleme alanının zemin geoteknik parametreleri belirlenmiştir. İnceleme alanında gerçekleşen heyelana uygun ıslah metodu belirlenerek, şevde güvenliğin sağlanması gerekmektedir. Yapılacak şev stabilite analizlerinde limit denge ve sonlu elemanlar yöntemi ile analiz yapan paket programlar kullanılmıştır. Mevcut durum analizi gerçekleştirilip güvenlik sayısı hesaplanmıştır. Uygun ıslah metodu belirlenerek programda tanımlanmış ve tekrar analiz işlemi gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda güvenlik sayısı arttırılarak şev duraylı hale getirilmiştir.
Sürtünme tipi sönümleyiciye sahip betonarme bir yapının deprem performansının araştırılması
Yer kabuğunda beklenmedik bir zamanda ortaya çıkan titreşim enerjisinin dalgalar halinde ilerleyerek yer kabuğunu sarsması olayına deprem denir. Yer yüzeyindeki bu sarsılma neticesinde binaların hasar görüp can ve mal kayıplarına uğrayacak biçimde tahrip oldukları görülmektedir. Yapıların hasar görüp, yıkılmasını önlemek için bilim insanları tarafından çeşitli yöntemler geliştirilerek yapılar üzerinde uygulanmıştır. Araştırmada XTRACK ve SAP2000'de tasarlamış olduğumuz özdeş iki yapının geçmişte yaşanmış bazı deprem verileri kullanılarak performans analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonrasında, sönümleyici sistem kullanılmayan yapıda çeşitli hasarların meydana geldiği görülmüştür. Daha sonra aynı yapı üzerine sürtünme tipi sönümleyiciler eklenerek hasarın en fazla olduğu deprem verileriyle tekrar zaman tanım alanında doğrusal olmayan performans analizi yapılarak yapının deprem performansı belirlenmiştir. Çalışma sonrasında, özdeş yapıların deprem performansları şekil değiştirmeye göre kıyaslanmıştır. Bu tez çalışması sonucunda sürtünme tipi sönümleyici kullanılan yapıların deprem etkisi altında performanslarının sınırlı hasar düzeyinde kaldığı görülmüştür.
Tarihsel süreç içerisinde Gümüşhane krom vadisi ve çevresinin turizm olanakları açısından değerlendirilmesi
Farklı medeniyetlere ait kültürel yapıların ortaya çıkması, turizm kavramını günümüzde daha popüler bir konu haline getirmekte ve kültürel faaliyetlerin çeşitlenmesine de katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada da tarihsel niteliğiyle önemli bir yere sahip olan Gümüşhane ili Krom Vadisi ve çevresindeki tarihi dini yapılar incelenmiştir. Dini yapıların tercih edilme amacı bölgenin birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve etnik kökenini oluşturan gizli Hristiyan halkının bölgede inşa ettiği şapel ve kiliselerin yoğunlukta olmasıdır. Zamansal süreç içerisinde Osmanlı devletinin bu bölgede hakimiyet kurması ile birlikte bu yapılar değişime uğramış ve dini inanışlara göre farklılıklar göstermiştir. Tarihi M.Ö. 400 yılına dayanan ve arkeolojik açıdan büyük bir öneme sahip olan bu bölge 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak kabul edilmiştir. Vadi boyunca tescilli 17 kilise ve şapel bulunmakta olup, çalışmada birbirini gören başlıca 7 kilise incelenmiştir. Alanda yapılan incelemeler, gözlemler ve bölgeyi bilen halk ile yapılan anket çalışmaları sonucu dini yapılar değerlendirilmiş ve bölgenin turizm açısından tanınırlığını arttırmak için çözüm önerileri geliştirilerek, 7 kilise üzerinde alternatif yürüyüş rotası önerilmiştir. Alanın turizm açısından değerlendirilmesi için yapılan bu çalışmanın Gümüşhane ilinin tanınırlığını artıracağı ve tarihi değere sahip bu alanın Dünya Miras alanı olabileceği düşünülmektedir.
Eski Gümüşhane Hızır İlyas mahallesi'nin koruma bağlamında yeni işlev önerileri
Süleymaniye Mahallesi dönemin önemli bir merkezi konumundaydı. Zamanla maden rezervlerin tükenmesi, buralarda çalışan işçilerin imtiyazlarının feshedilmesi ve savaşlar nedeniyle kent kimliğini yitirmiş, kırsal kimliğe bürünmüştür. Geçmişten günümüze ulaşan mimari eserler ise kalıntılarıyla birlikte kültürel mirasa dönüşmüştür. Tez çalışması kapsamında; Eski Gümüşhane'nin 13 Mahallesinden biri olan Hızır İlyas Mahallesinde bulunan toplam 28 adet yapının 20 tanesi incelenmektedir. Öncelikle konuya ilişkin literatür araştırmaları yapılmış sonra da alan çalışması yapılmıştır. Çalışma alanının genel değerlendirmesini yapabilmek için drone kullanarak Agisoft PhotoScan Professional programına aktararak 3d arazi modellemesini oluşturulmuştur. Bu bilgilere ek olarak vaziyet planı, fotoğraf analizleri ve krokileri takip edilerek yapı künyeleri oluşturulmuş ve mevcut durumları hakkında bilgiler toplanmıştır. Bulgular kısmında yapıların mimari özellikleri ve mevcut durum analizleri gerçekleştirilmiştir. Bu analizler sonucunda yapıların korunmasına yönelik uygun görülen bazı yapılara yeni işlevler verilerek sürdürülebilirliği sağlanmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda 3. Derece Doğal ve Kentsel Sit alanı olduğu için hem yapı ölçeğinde hem de çevre ölçeğinde müdahaleler düşünülmesi gerektiğine değinilmiştir. Alanda bulunan yapılar için işlev önerileri sunulmuş, bazı yapıların ise rehabilite edilerek yeniden kullanımları önerilmiştir.
Betonarme bir hastane binasının eğri yüzeyli taban izolatörlü ve izolatörsöz durumunun şekil değiştirmeye göre tasarım performansının karşılaştırılması
Deprem kuşağında yer alan Ülkemizde olası depremlerde meydana gelebilecek can ve mal kaybını azaltabilmek için yapılan bilimsel çalışmalar ve bu çalışmalar neticesinde elde edilen veriler doğrultusunda yapılan uygulamaların depremin yıkıcı etkisini ne ölçüde azalttığını görmek için sürtünme tipi bir taban izolatörünün yapılar üzerindeki performansı incelenmiştir. Bunun için tek eğri yüzeyli sürtünme tipi bir taban izolatörü hesapları yapılarak örnek yapının tabanına eklenmiştir. Örnek yapı olarak da 12 katlı betonarme bir bina modellenmiş ve binanın kolon ve kirişlerinin kesit analizleri yapılmıştır. Elde edilen analiz verileri SAP2000 programında izolatörlü ve izolatörsüz olarak tasarlanan binada uygulanmıştır. Her iki durum için performans analizi yapılarak karşılaştırma yapılmıştır. İki durumda da şekil değiştirmeye göre (ŞGDT) performans analizleri yapılmıştır. Ayrıca uygulamada yığılı plastik mafsal modeli kullanılmıştır. Yapılan tüm değerlendirmeler ve analizler binaların tasarımında ve projelendirilmesinde izolatörlerin kullanılmasının, yapı elamanlarının hasar miktarlarını çok büyük oranda azalttığını ve yapının performans seviyesini aynı oranda artırdığını göstermiştir.
Katı atık düzenli depolama sahalarında depo gazından enerji elde edilmesi ve depo gazı oluşumunu etkileyen faktörler
Dünya genelinde nüfusun giderek artmasıyla birlikte insanların tüketim alışkanlıklarının değişmesi, birçok ülke için atıkların bertarafını büyük bir sorun haline getirmektedir. Bu konuda yapılan araştırmalar ve teknolojideki gelişmeler sayesinde atıklar, bir sorun olarak değil enerji üretebilmek amacıyla bir ham madde olarak değerlendirilmeye başlanılmıştır. Atıkların enerjiye dönüştürülmesi için çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Düzenli depolama, yakma, gazlaştırma, piroliz ve anaerobik çürütme bu yöntemlerin başlıcalarıdır. Düzenli depolama, atıkların yeraltı ve yer üstünde çeşitli mühendislik hesaplarına göre depolanması yöntemi olup depolanan atıktan oluşan depo gazından motorlar sayesinde elektrik üretilerek enerji geri kazanımı sağlanmaktadır. Yakma yönteminde, kontrollü bir şekilde yakılan atıklardan ısı geri kazanımı elde edilerek buhar türbinleri vasıtasıyla elektrik enerjisi üretimi yapılmaktadır. Gazlaştırma yönteminde, ilk aşamayı daha düşük sıcaklık ve oksijensiz ortamda atığın yakılması yöntemi olan piroliz içermektedir. Daha sonrasında aynı ortama oksijen ilave edilerek yüksek sıcaklıklı reaksiyonlar ile molekül ağırlığı az gaz üretilir. İçten yanmalı motorlar veya broylerler kullanılarak gazdan enerji geri kazanımı sağlanmaktadır. Tüm bu yöntemlerin olumlu ve olumsuz yönleri olmakla birlikte seçilecek yöntem atığın bileşimi, miktarı ve yerel şartlara bağlı olarak yapılmalıdır. Bu çalışmada atık yönetimi, katı atıkların bertarafında kullanılan yöntemler, katı atık düzenli depolama sahalarında depo gazı oluşumu, depo gazından enerji elde edilmesi, depo gazı oluşumunu etkileyen faktörlerle ile ilgili hususlar değerlendirilerek çözüm önerilerinde bulunulmuş, Trabzon ve Rize İlleri Katı Atık Tesisleri Yapma ve İşletme Birliği (TRAB-Rİ KAB) tarafından bertarafı yapılan evsel katı atıkların depolandıktan sonra oluşan depo gazından enerji elde edilmesi konusu incelenmiştir. TRAB-Rİ KAB'a üye belediyelerin 2047 yılına kadar oluşturacakları tahmini nüfusu, katı atık miktarları, Tabasaran– Rettenberger, USEPA Landgem modelleri kullanılarak tahmini gaz oluşum miktarları ve elektrik enerjisi miktarları, gaz toplama sistemleri ve gaz oluşumunu etkileyen faktörler incelenmiştir. Birliğe ait katı atık düzenli depolama tesisinden alınan mevcut saha depo gazı verileri ile modellerden elde edilen sonuçlar karşılaştırılarak tesiste depo gazı miktarını artırmak ve depo gazından daha yüksek düzeyde enerji edilebilmesi için neler yapılması gerektiği değerlendirilmiş ve bazı öneriler sunulmuştur.
Türkiye'de 1920-2020 yılları arasındaki konut mimarlığında morfolojik ve mekansal değişimin irdelenmesi
Konut yapılarında, yapım yılları itibariyle farklı coğrafya ve kültürlerde ait oldukları dönemin düşünce yapısıyla, yaşam şartlarıyla ve toplumsal beğenisiyle mekan kurgularında ve anlamlarında değişiklikler görülebilmektedir. Bu çalışmada Türkiye'deki konut mimarlığı, 1920 yılı öncesi,1920-1930, 1930-1940, 1940-1950, 1950-1960, 1960-1970, 1970-1980, 1980-1990, 1990-2000, 2000-2010, 2010-2020 yılları on yıllık dönemler halinde ele alınarak konut mimarlığındaki değişim ve dönüşümün ortaya konması amaçlanmıştır. Bu dönemlere ait literatüre girmiş örnekler üzerinden yürütülen çalışmada, morfolojik özellikler ve mekânsal ilişkilere ait konular ele alınmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde incelenen dönemler çerçevesinde literatür bağlamında ulaşılmış konut örnekleri tespit edilmiş ve bu örneklerin ön tespitleri yapılmıştır. İkinci bölümde, çalışmanın amacı doğrultusunda literatüre geçmiş konut örnekleri arasından belirlenen toplam 61 örneğe ait kimlik kartları oluşturularak morfolojik olarak ele alınmışlardır. Genel döküme bağlı irdelenen örnekler morfolojik özellikleri açısından tek konutlar, apartmanlar, toplu konutlar, siteler, rezidanslar olarak sınıflandırılmıştır. Üçüncü bölümde her döneme ait belirli sayıda örneğe ait üçgen ilişki matrisleri oluşturularak mekânsal kurguları irdelenmiş ve araştırma bulguları grafik anlatımlarıyla ortaya konmuştur. Sonuç bölümünde, tüm araştırmalar ve analizler doğrultusunda konuya bağlı olarak elde edilen bulgular ve önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkiye'de Konut Mimarlığı, Mekansal Değişim, Tek Konut, Apartman, Toplu Konut, Site, Rezidans.
Gazipaşa Caddesi geleneksel mimarisinin korunmasına yönelik işlev önerileri
Tarihi ve kültürel değer taşıyan her mimari yapının, sürdürülebilir kent algısı içinde çağdaş ihtiyaçlara cevap verecek şekilde yaşatılması için yeniden işlevlendirme oldukça önemlidir. Yeniden işlevlendirme ile dönüşümü sağlanan bütün tarihi mimari yapılarda en önemli hedeflerden birisi hiç şüphesiz koruma kavramıdır. Toplumların geçmişe dayalı olan gelenek ve kültürel zenginliklerinin gelecek nesillere aktarılması noktasında bu sosyo-kültürel birikimin korunması, yeniden işlevlendirme ile gerçekleşmektedir. Hem anıtsal yapılar hem de sivil mimari yapılar bağlamında yeniden işlevlendirme, atıl durumda yıkılmaya ve kaybolmaya yüz tutmuş mimari kültürün yaşatılması ve geleceğe aktarılması için çağdaş bir koruma müdahalesi olarak değerlendirilmektedir. Geleneksel Türk evlerinin bölgesel bir biçimlenmesi olarak atıl durumda kullanılmayan ve yok olmaya yüz tutmuş Geleneksel Karadeniz evlerinin de yeniden işlevlendirilmesi ve bölgesel ihtiyaçlara cevap verecek hale getirilmesi önem arz etmektedir. Bu bilgiler ışığında bu çalışma ile Giresun, Tirebolu İlçesi, Gazipaşa Caddesi üzerinde yer alan karakteristik olarak geç dönem Osmanlı sivil mimari özelliklerini taşıyan geleneksel Karadeniz evleri incelenmiş; bu yapılara ilişkin yapı künyeleri oluşturularak yeniden işlevlendirme kapsamında her geleneksel ev özelinde işlev önerileri aktarılmıştır.
Sürmene Dirlik mahallesi geleneksel evlerinin tespiti ve korunması bağlamında değerlendirilmesi
Kültür varlıkları açısından zengin ve önemli bir yere sahip olan ve ülkemizin her bölgesinde farklı yapı tipleriyle bölge kültürü, yapı gelenekleri ve yöreye özgü malzeme kullanımlarıyla özgün değerler barındıran kırsal mimari örneklerinin tespit edilerek kültürel sürdürülebilirlik açısından korunmasının önemi üzerine kurgulanan çalışma da "Sürmene Dirlik Mahallesi" geleneksel evlerinin tespiti, günümüz durumlarının değerlendirilmesi ve koruma önerileri sunulması amaçlamıştır. İlk olarak, kırsal mimari, Anadolu'da ve Doğu Karadeniz Bölgesinde kırsal mimari kavramı ile kırsal mimari mirasın korunmasına yönelik daha önce yapılmış araştırma ve kaynaklar incelendikten sonra Sürmene Dirlik Mahallesi'nde alan çalışması yapılarak tüm mahalle taranmış ve kırsal mimari özellikleri taşıyan geleneksel evler tespit edilmiştir. Günümüz durumları değerlendirilen Dirlik Mahallesi geleneksel evlerin çoğunun özgün niteliklerini tamamen ya da kısmen kaybettiği, bazılarının çok hasarlı bazılarının ise harabe halde oldukları görülmüştür. Az sayıda kalan özgün örneklerin ise ya sahiplerinin müdahaleleriyle ya da kullanım dışı kaldıkları için gerekli bakımdan yoksun kalarak özgün mimari özelliklerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olduklarına vurgu yapılmıştır. Çalışma sonunda bölgenin kırsal miras değeri taşıyan nitelikli evlerin kültürel sürdürülebilirliğini sağlamak adına değerlendirmeler yapılmış bütüncül bir yaklaşımla korumalarına yönelik öneriler sunulmuştur.