
13
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Okul müdürlerinin yönetim becerileri ile okul etkililiği arasındaki ilişki
Yapılan bu çalışmada öğretmenlerin algılarına göre okul müdürlerinin yönetim becerileri ile okul etkililiği arasındaki ilişkiyi araştırmak amaçlanmıştır. Araştırma nicel bir araştırma olup, ilişkisel tarama modeline göre yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Düzce İli Merkez İlçesi Ortaokullarında görevli 350 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından ölçek formu hazırlanmıştır. Form içerisinde kişisel bilgileri içeren demografik sorular ile birlikte yönetim becerilerini ölçmek için Quast ve Hazucha (1992) tarafından geliştirilen, Şekerci ve Aypay (2009) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ve geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları yapılan "Yönetim Becerileri Ölçeği" kullanılmıştır. Okul etkililiğini ölçmek için de Wayne K. Hoy (2014) tarafından geliştirilen ve Yıldırım ve Ada (2018) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ve geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları yapılan "Algılanan Okul Etkililiği Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler, dünyada ve Türkiye'de etkili olan COVID-19 salgını sebebiyle, çevrimiçi form aracılığıyla toplanmıştır. Veriler normal dağılım göstermediği için Mann Whitney-U, Kruskal Wallis, korelâsyon ve regresyon analizleri yapılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin algılarına göre okul müdürlerinin yönetim becerileri ile okul etkililiği arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca, öğretmenlerin algılarına göre okul müdürlerinin yönetim becerilerinin okul etkililiğinin bir yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin okul etkililiği puanları çalışılan okul türlerine göre (ortaokul ve imam hatip ortaokulu) anlamlı farklılık göstermektedir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar çerçevesinde önerilerde bulunulmuştur.
The effect of ted talks on presentation skills of esp learners: The example of Antalya Bilim University
The importance of English cannot be denied in today's global world. Besides, the significance of English for Specific Purposes classes, along with General English courses, is also increasing in higher education institutions. Engineering students are indispensable stakeholders of these classes with their public speaking or presentation skills abilities. In these courses, there has been a shift from using conventional materials into adopting more authentic materials. The purpose of this study was to investigate the effect of Ted Talks on presentation skills of ESP learners. It also aimed to reveal participants thoughts regarding the effect of watching Ted Talks on improving their presentation skills. Accordingly, 126 participants took part in the study. Among these participants 71 of them were in experimental group and 55 of them constituted the control group. The study lasted one semester. The participants were taking the same course as well as subjected to the same assessment tools. In the study, control group participants read reading texts and carried out oral presentations at week 7 and week 14. However, experimental group participants were exposed to Ted Talks besides reading texts and conducted oral presentations at week 7 and week 14. Moreover, experimental group participants wrote a reflection form after each oral presentation. Mixed methods research design was applied in the study. Quantitative data was gathered through oral examinations, and qualitative data was collected via reflection forms. The results of the quantitative strand of the study demonstrated that there was no statistically significant difference in overall scores of two groups. However, experimental group participants surpassed the participants of the control group in terms of organization and delivery at week 7. The same statistically significant difference was also observed at week 14. Furthermore, the findings of the qualitative part indicated that more than 90% of the experimental group participants asserted that watching Ted Talks improved their presentation skills. Regarded participants believed that Ted Talks mostly improved their body language, self-confidence, sense of humour and presentation skills in general. This study explored the effect of Ted Talks on presentation skills of ESP learners and disclosed participants' perceptions.
Emekli bireylerde psikolojik iyi oluşu yordamada depresyon, umut ve algılanan sosyal desteğin rolü
Bu araştırmada, emekli bireylerde psikolojik iyi oluşun yordanmasında depresyon, umut ve algılanan sosyal desteğin rolü incelenmiştir. Bu çalışma nicel bir araştırma deseni doğrultusunda yürütülmüş olup, örneklemini 388 emekli bireyden oluşan bir grup oluşturmaktadır. Katılımcıların yaşları 50 ile 85 arasında değişmekte olup, örneklem farklı cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum ve emeklilik türü bakımından çeşitlilik göstermektedir. Çalışmada veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Geriatrik Depresyon Ölçeği-Kısa Form (GDS-15), Sürekli Umut Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizlerinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon ve çoklu doğrusal regresyon teknikleri uygulanmıştır. Bulgular, psikolojik iyi oluşun en güçlü negatif yordayıcısının depresyon olduğunu; umut ve algılanan sosyal desteğin ise psikolojik iyi oluş üzerinde pozitif ve anlamlı yordayıcılar olarak öne çıktığını göstermiştir. Çoklu regresyon analizine göre, bu üç değişkenin birlikte psikolojik iyi oluş puanlarındaki toplam varyansın %61.1'ini açıkladığı saptanmıştır. Bu bağlamda, depresyonun psikolojik iyi oluşun en güçlü negatif yordayıcısı olduğu; umut ve algılanan sosyal desteğin ise anlamlı ve pozitif yönde etkili değişkenler olduğu belirlenmiştir. Demografik değişkenler açısından incelendiğinde; psikolojik iyi oluş puanları cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi ve emeklilik sonrası çalışma durumu gibi faktörlere göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Ancak, algılanan gelir düzeyi ve yaşamı anlamlı kılan bir aktiviteye sahip olma değişkenleri açısından anlamlı farklar bulunmuştur. Araştırmanın bulguları, mevcut literatür ışığında değerlendirilmiş ve elde edilen sonuçlar hem gelecek araştırmalar için bilimsel bir zemin oluşturacak hem de uygulama alanında çalışan uzmanlara yönelik çeşitli öneriler geliştirilmiştir.
Çocuk katılımı eğitiminin okul öncesi öğretmen adaylarının çocukların katılım hakkına ilişkin farkındalıklarına etkisi
Bu araştırmanın amacı çocuk katılımı eğitiminin okul öncesi öğretmen adaylarının çocukların katılım hakkına ilişkin farkındalıkları ve görüşleri üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Araştırmada karma yöntem desenlerinden yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmının çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Eğitimi Ana Bilim Dalı'nda üçüncü ve dördüncü sınıflarda öğrenim görmekte olan toplam 40 öğretmen adayı, nitel kısmın çalışma grubunu ise deney grubundaki toplam 10 öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Polat vd. (2017) tarafından geliştirilen 'Çocuk Katılımı Farkındalık Ölçeği (ÇKFÖ)', Akyol ve Erdem (2021) tarafından geliştirilen 'Öğretmen Adayı Görüşme Formu' kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen, nitel boyutunda ise odak grup görüşmesi tekniklerinden yararlanılmıştır. Nicel verilerin analizinde Wilcoxon işaretli sıralar testi ve Mann- Whitney U testi, nitel verilerin analizinde içerik analizi yapılmıştır. Deney grubundaki okul öncesi öğretmen adaylarının Çocuk Katılımı Eğitimi sonrasında çocukların katılım hakkına ilişkin farkındalıklarının ve görüşlerinin olumlu yönde değiştiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca eğitime katılan öğretmen adayları Çocuk Katılımı Eğitimi'nin mesleki gelişimlerine ve toplumsal farkındalıklarına olumlu katkılar sağladığını belirtmiştir.
Özel gereksinimli çocuğu olan ailelerinin yaşam boyu öğrenme gereksinimleri
Özel gereksinimli çocuğun aileye dahil olmasıyla birlikte aile yaşamında birçok sorun meydana gelirken aileler sürekli bir değişim sürecine girmektedir. Yaşamlarındaki değişikliklerle mücadele ederken aileler şüphesiz ki birtakım gereksinimler duymaktadır. Bu çalışma ile birer yetişkin olarak ele alınan özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin, çocuklarının doğmasıyla birlikte oluşan yaşam boyu öğrenme gereksinimleri üzerinde durulmuştur. Çalışmada Aileler İçin Eğitim Gereksinimlerini Belirleme Formu kullanılmış ve özel gereksinimli çocuk sahibi 93 aileye uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS23 (Statistical Package for Social Sciences) programı kullanılmıştır. Veriler t testi, varyans analizi (ANOVA) ve regresyon analizi ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda AEGBF maddeleri ile engel türü, ailedeki çocuk sayısı, ebeveynin eğitim durumu ve çocuğun yaşı değişkenleri arasında anlamlı derecede bir ilişki olduğu, AEGBF toplam puanı ile engel türü, ailedeki çocuk sayısı arasında anlamlı derecede bir ilişki olmadığı (p>0,05) ve AEGBF toplam puanı ile ebeveynin eğitim düzeyleri arasında anlamlı derecede bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,05).
Geriye doğru tasarım modelinin yabancı diller yüksekokulu öğrencilerinin yazma becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı Geriye Doğru Tasarım modelinin (GDT) Türkiye'de üniversitelerin Yabancı Diller Yüksekokulu'nda öğrenim gören öğrencilerin yazma becerilerine etkisini araştırmaktır. Araştırmada karma yöntem desenlerinden keşfedici sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunu yapılandırılan öğretim tasarımının uygulanması sürecinde yapılan değerlendirmeler ve süreç sonunda uygulanan başarı testi oluştururken, nitel boyutunu yarı yapılandırılmış görüşmeler oluşturmuştur. Araştırmada GDT modeli uygulamaları çerçevesinde Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu B1 seviyesi yazma dersi içerikleri incelenmiş ve GDT modeli kullanılarak B1 seviyesi öğrencileri için yazma dersi öğretim tasarısı hazırlanmıştır. Hazırlanan ders tasarımları 17 öğrencinin katılımıyla 4 hafta süresince çevrimiçi ortamda uygulanmıştır. Araştırmanın nicel verileri öğrencilerin uygulama boyunca yazmış olduğu paragraflardan aldıkları puanlar ve uygulama sonunda uygulanan başarı testinden elde edilmiştir. Araştırmada nitel veri toplama aracı olarak ders tasarımları, araştırmacı notları ve öğrenciler ile yapılmış yarı yapılandırılmış görüşmeler kullanılmıştır. Toplanan nitel verilerin çözümlenmesinde içerik analizi tekniği işe koşulmuştur. Araştırmanın nicel verilerinden elde edilen bulgular GDT modelinin öğrencilerin yazma becerisini geliştirdiğini göstermiştir. Nitel verilerinden elde edilen bulgular da, GDT modeli uygulamalarının, B1 seviyesindeki öğrencilerin İngilizce'de yazma dersine karşı motivasyonlarını arttırdığını ve yazma becerilerini geliştirdiğini ortaya koymuştur. Anahtar Sözcükler: Geriye Doğru Tasarım modeli, Yabancı dil öğretimi, İngilizce yazma dersi
Okul müdürlerinin 21.yy beceri düzeyleri ve okul iklimi ile ilişkisi
Bu araştırma; öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin 21. yüzyıl beceri düzeylerini saptamak ve bu becerilerin okul iklimiyle ilişkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda kişisel bilgi formu, Eğitim Yöneticileri 21. yy. Becerileri Ölçeği ve Örgütsel İklim Ölçeğinden oluşan veri toplama aracı, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Kütahya il ve ilçelerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi anasınıfı, ilkokul, ortaokul, fen lisesi, anadolu lisesi, meslekî ve teknik anadolu lisesi, sosyal bilimler lisesi, imam-hatip anadolu liselerinde görev yapan gönüllü 412 öğretmen katılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 22.0 istatistik programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlere göre okul müdürlerinin tüm boyutlarda, yüksek düzeyde 21. yüzyıl becerilerine sahip oldukları saptanmıştır. Araştırmada öğretmenlerin okullarının iklimi ile ilgili yüksek düzeyde "Destekleyici Müdür Davranışı", "Samimi Öğretmen Davranışı" ve "Meslektaşlar Arası İşbirlikçi Öğretmen Davranışı", orta düzeyde "Kısıtlayıcı Müdür Davranışı", "Emredici Müdür Davranışı" ve "Umursamaz Öğretmen Davranışı" algısına sahip oldukları belirlenmiştir. Aynı zamanda öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin 21. yüzyıl becerilerini belirleyen boyutlar ile okul iklimi boyutları arasında anlamlı ilişkilerin olduğu saptanmıştır. Öğretmenlere göre okul müdürlerinin 21. yüzyıl becerilerine sahip olma düzeyleri arttıkça, okulların olumlu örgüt iklimine sahip olma düzeyleri de artmaktadır. Ayrıca araştırmada öğretmenlerin tanımlayıcı özelliklerine göre de okul müdürlerinin 21. yüzyıl becerilerine yönelik algılarında ve okul iklimi algılarında farklılaşmalar olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: 21. Yüzyıl Becerileri, Eğitim Yöneticisi, Eğitim Yönetimi, Okul İklimi, Okul Müdürü
Okul müdürlerinin iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri (Hakkari ili örneği)
Bu araştırmanın amacı Hakkari il ve İlçelerinde görev yapan okul müdürlerinin okullarda İş sağlığı ve güvenliği (İSG) hakkında yaptığı çalışmaların neler olduğu, hangi konularda sorun yaşadıkları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yaklaşımlarının bir arada kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Modeli ise; karma yöntemde kullanılan modellerden biri olan eş zamanlı modeldir. Araştırmanın örneklemi 2023-2024 öğretim yılında Hakkari il ve ilçelerinde farklı türlerdeki resmi okullarda görev yapmakta olan toplam 139 okul müdüründen oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak İş Sağlığı ve Güvenliği Okul Müdürü Sorunlar-Önlemler Envanteri kullanılmıştır. Verilerin analizinde bağımsız gruplar t testi, ANOVA ve içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; okullarda acil durum ve yangın güvenliği, elektrik tehlikeleri, temizlik ve bakım uygulamaları, İSG eğitimleri, fiziksel düzenlemeler ve kazan dairesi güvenliği gibi alanlarda önlemler alınmasına rağmen önemli eksiklikler olduğu belirlenmiştir. Özellikle acil durum planlarının yetersizliği, temizlik malzemelerinin uygun depolanmaması, ergonomik uygulamalardaki eksiklikler görülmektedir. Kadın müdürlerin İSG alanında daha fazla zorluk yaşadığı ancak güvenlik önlemleri açısından cinsiyetler arasında fark olmadığı; yerleşim birimleri ve kıdem grupları arasında İSG önlemleri açısından anlamlı farklılıklar bulunduğu tespit edilmiştir. Büyük okullarda güvenlik önlemlerinin daha kapsamlı olduğu görülmüş, müdürlerin çözüm önerileri ise eğitim, fiziksel iyileştirmeler, süreçlerin düzenlenmesi, psikolojik destek ve sosyal projeler başlıklarında toplanmıştır.
Zekâ oyunları ile zenginleştirilmiş blok tabanlı kodlama eğitiminin öğrencilerin yenilikçi düşünme becerilerine etkisi
Bu araştırmada zekâ oyunları ile zenginleştirilmiş blok tabanlı kodlama eğitiminin ortaokul altıncı sınıf öğrencilerinin yenilikçi düşünme becerilerine etkisi incelenmiştir. Bu çalışmada öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır ve uygulama süreci altı hafta sürmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Elazığ il merkezinde bulunan resmi bir ortaokulda öğrenim gören 31 öğrenci (deney grubu=15; kontrol grubu=16) oluşturmaktadır. Deney grubuna mevcut öğretim programı ile birlikte blok tabanlı kodlama eğitimi zekâ oyunları ile zenginleştirilerek verilmiş, kontrol grubunda ise blok tabanlı kodlama eğitimi yalnızca mevcut öğretim programı dâhilinde uygulanmıştır. Deneysel çalışmanın öncesinde ve sonrasında hem deney grubu hem de kontrol grubuna ortaokul öğrencilerine yönelik yenilikçi düşünme eğilimi ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde non-parametrik testler; Wilcoxon işaretli sıralar testi ile Mann Whitney-U testi kullanılmıştır. Deney grubu öğrencilerinin, deney öncesinde ve sonrasında yenilikçi düşünme becerilerinin anlamlı düzeyde farklılık gösterip göstermediğine yönelik Wilcoxon işaretli sıralar testi analiz sonuçları, deney öncesi ve sonrası puanları arasında son test lehine istatiksel olarak anlamlı bir fark olduğunu göstermektedir. Kontrol grubundaki öğrencilerin ön test ve son test yenilikçi düşünme becerilerinin anlamlı düzeyde farklılık gösterip göstermediğine yönelik Wilcoxon işaretli sıralar testi analiz sonuçları, öğrencilerin testlerden aldıkları puanlar arasında ölçeğin alt boyutlarında ve ölçek genelinde anlamlı düzeyde fark olmadığını göstermektedir. Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin yenilikçi düşünme becerilerinin anlamlı düzeyde farklılık gösterip göstermediğine yönelik Mann Whitney-U testi sonuçlarına göre deney grubu son test puanları lehine anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Bu farklılığın etkisinin ise orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre ortaokul altıncı sınıf öğrencilerinin yenilikçi düşünme beceri düzeylerinin zekâ oyunları ile zenginleştirilmiş blok tabanlı kodlama eğitimi ile artış gösterdiği görülmüştür.
Exploring the role of task modality and task complexity in L2 performance in EFL classes
Task-based language learning and teaching (TBLT) research has shown that task design can be cognitively manipulated to impact second language (L2) performance and create unique opportunities for exploiting different aspects of L2 performance. There are two influential hypotheses on this matter: the Cognition Hypothesis (Robinson, 2001a, 2011a) and the Limited Attentional Capacity Hypothesis (Skehan, 1998, 2009). While the former account predicts a concurrent increase in L2 complexity and accuracy during complex tasks, the latter model suggests a competition over attentional resources leading to the prioritization of certain aspects of L2 performance. Both accounts offer a valuable contribution to cognitively driven task-based research. However, it remains an open empirical question whether these predictions can be applied to written performance and how L2 performance is affected by the interplay of task complexity and modality (speaking versus writing). Therefore, this study examines separate and combined effects of task complexity and task modality on learners' syntactic and lexical complexity, and accuracy. The results revealed significant differences between writing and speaking in the aspects of phrasal complexity and lexical complexity. Further, a significant interaction was found between modality and task complexity for unit accuracy. The findings indicate that the effects of task complexity differ in writing and speaking, providing insights into the discussion of whether current task complexity models can account for both writing and speaking. Further, combining task complexity and modality can offer learners excellent opportunities for exploiting different aspects of L2 performance.
Göçmen öğrencilerin rehberlik ve psikolojik danışma ihtiyaçlarının öğretmen ve göçmen öğrenci görüşlerine göre incelenmesi
Bu çalışmada okullarda bulunan göçmen öğrencilerin ve derse giren branş öğretmenlerinin "Rehberlik İhtiyaç Analizlerinin" incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında eğitim gören İstanbul ilinde Maltepe ilçesinde bulunan orta okullarda okuyan göçmen 5, 6, 7 ve 8. sınıf kız ve erkek öğrencilerinden ve aynı okulda ders veren branş dersine giren öğretmenlerden oluşmaktadır. Çalışmaya toplam 402 göçmen öğrenci [238 Kız (%59.2), 164 erkek (%40.8)] ile farklı branşlardan toplam 74 öğretmen dahil edilmiştir. Çalışmamızda nicel araştırma yöntemlerinden tarama araştırma modeli kullanıldı. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, Rehberlik İhtiyaçları Belirleme Anketi (RİBA) öğrenci ve öğretmen formları kullanılmıştır. Çalışmamızdan elde edilen veriler SPSS 21.0 Programı kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler neticesinde göçmen öğrencilere göre en fazla ihtiyaç duyulan rehberlik ihtiyacı mesleki rehberlik iken en az ihtiyaç rehberlik ihtiyacı ise kişisel sosyal rehberlik alanıdır. Kız göçmen öğrencilerin mesleki rehberlik alanı ihtiyaçlarının erkek göçmen öğrencilerden anlamlı şekilde fazla olduğu görülmüştür. 8. sınıfta bulunan göçmen öğrencilerin 5, 6 ve 7. sınıftaki göçmen öğrencilere kıyasla kişisel ve sosyal rehberlik ihtiyacının daha düşük, 5. sınıftaki göçmen öğrencilerin kişisel ve sosyal rehberlik ihtiyacının 6, 7 ve 8. sınıftakilere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Yine çalışmamız sonucunda 5. Sınıfta bulunan göçmen öğrencilerin eğitsel rehberlik ihtiyacının diğer sınıflara göre daha fazla, 8. sınıftakilerin ise diğer sınıflara göre daha az olduğu saptanmıştır. Annesi ya da babası vefat etmiş olan göçmen öğrencilerin kişisel sosyal rehberlik alanı ihtiyacının annebabası ayrı, anne-babası boşanmış, anne-babası ayrı olup ayrı şehirde yaşayanlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Öğretmenlere göre göçmen öğrenciler en fazla kişisel sosyal rehberlik alanına, en az ise eğitsel rehberlik alanına ihtiyaç duymaktadır. Bununla birlikte genel olarak bakıldığında öğretmenlere göre göçmen öğrencilerin kişisel sosyal rehberlik alanı, mesleki rehberlik alanı ve eğitsel rehberlik alanı ihtiyacının yüksek olduğu görülmüştür. Çalışmamız sonucunda 16-21 yıldır öğretmenlik mesleğini yapan öğretmenler 1-5 yıl, 6-10 yıl, 11-15 yıl ve 21 yıl ve daha uzun süredir öğretmenlik yapanlara göre göçmen öğrencilerin mesleki ve eğitsel rehberlik ihtiyacının anlamlı şekilde daha az olduğunu düşündükleri görülmüştür. Öğretmenlere göre göçmen öğrencilerin kişisel ve sosyal rehberlik ihtiyaçlarının, mesleki rehberlik ve eğitsel rehberlik ihtiyaçları öğrencilerin görüşlerine kıyasla daha fazla olduğu görülmüştür.
Experiences and reflections of first-year teachers in a professional development program based on Community of Inquiry framework
The purpose of the instrumental case study was to evaluate the effectiveness of the professional development (PD) program through exploring the CoI experiences and reflections of first-year language teachers in the learning (PD program) and teaching contexts. The present study, employing a concurrent and sequential mixed-methods approach (collecting largely qualitative data complemented with quantitative data), was outlined in two phases. Phase I of the study holistically entailed an analysis of the professional needs of the first-year language teachers in three different forms, designing the PD program, developing instructional materials, and concluding the design step with performing a connoisseur-based and the development step with one-to-one formative evaluation to improve the designed PD program. Phase II, which is regarded as the extension of the formative evaluation through small group evaluation, used three data sources and four data collection tools. It aimed at investigating language teacher candidates' experiences regarding their CoI presences, as well as the aspects of the professional development program reflected in the performance context. Phase II, being based on the work aggregated in phase I, therefore, was performed with different samples and different data collection methods. The findings and results reveal the critical role of systematic planning, incorporation of interactivity and reflectivity as well as the formation of risk-free environments into the design of PD programs to enhance the effectiveness in terms of attaining the designated learning objectives, first-year language teachers' experiences and reflections of the CoI presences. The first-year language teachers were found to experience high levels of social, cognitive, and teaching presences stemming from such characteristics regarding the design and facilitation of the PD program in the present study. Additionally, the data revealed a strong resemblance between their experiences and reflections in their teaching contexts (i.e., interactivity, planning, and personalization) despite some limitations with regard to the direct instruction and facilitation categories of the teaching presence. Keywords: CoI, Cognitive Presence, Teaching Presence, Social Presence, Professional Development
The impact of STEM integrated CLIL lesson plan on the third grade students' English vocabulary achievement and English learning motivation
The study aimed to measure the impact of the SICLP lesson plan (STEM Integrated CLIL Lesson Plan) designed by content and language integrated learning (CLIL) with STEM (Science, Technology, Engineering, Mathematics) on 3rd-grade students' English science and mathematics-related vocabulary achievement and English learning motivation. Further, it analyzed the impact of SICLP, which was designed with the task-based language teaching (TBLT) model, and its difference from the regular CLIL lesson plan. In the study, a quasi-experimental research model was adopted, and a quantitative research method was applied to 64 3rd-grade students in a private school in Izmir, Turkey. The English Achievement Test (EAT) was developed by the researcher to measure English vocabulary and the Motivation Questionnaire (MOQ) to measure English learning motivation was applied to obtain the data (Schmidt, Boraie & Kassabgy, 1996). The data obtained were analyzed with SPSS and the pre-post test score averages of the experimental groups were used to compare the achievement scores. The findings showed no significant difference was observed between the experiment and control groups' pre-test results while the difference or increase between the pre-post test results was higher for the experiment group data. These data showed that the improvement in the experimental group scores was due to the SICLP application.