
Bahçeşehir University
844
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
4
Enstitü
0%
DOI Oranı
Son Eklenen Tezler
Tümünü GörDeep learning approaches for autism spectrum dis-order diagnosis: Ensemble archtectures and multi-modal analysis
This thesis presents novel multi-modal deep learning approaches for enhancing the precision and efficiency of Autism Spectrum Disorder (ASD) diagnosis in children. The first approach, ASD-CVH, combines a hybrid vision transformer and convolu-tional neural network (CNN) architecture to extract high-level features and attention maps from audio samples, achieving excellent accuracy in differentiating between ASD and typically developing (TD) children. The second approach, ASD-EVNet, utilizes ensemble learning with state-of-the-art Vision Transformer (ViT) models fine-tuned on a face-based ASD dataset for children (FADC), achieving state-of-the-art results in ASD diagnosis based on facial expressions. By integrating audio-based and visual-based deep learning models, this research establishes a comprehensive framework for ASD diagnosis, providing a multi-modal perspective that enhances accuracy and relia-bility. The findings contribute to the development of objective and efficient diagnostic tools for ASD, supporting early intervention and improved care for children with ASD.
Yapay zeka'nın pazarlama iletişimi ve marka tutundurmada kullanımı ve yapay zeka'nın reklam iletişiminde kullanımı üzerine bir araştırma
Bu çalışma, Yapay Zeka teknolojisinin reklam ve pazarlamada nasıl kullanılabileceğini incelemektedir. Yapay Zeka ve makine öğrenmesi, içerik oluşturma, hedefleme ve kişiselleştirme yetenekleri sayesinde pazarlamacıların daha geniş bir kitleye daha etkili bir şekilde ulaşmalarını sağlamak için büyük potansiyele sahiptir. Ancak, bu teknolojilerin uygulanması etik ve yasal zorlukları da beraberinde getirir, özellikle veri gizliliği ve tüketici hakları gibi konularda. Bu nedenle, Yapay Zeka ve makine öğrenmesinin reklamcılık ve pazarlama alanlarında uygulanması, yaratıcılık ve etkin iletişim ile etik ve yasal zorlukların dikkatli bir şekilde dengelenmesini gerektirir. Çalışma, bu dengelenmeyi nasıl başarabileceğimizi ve Yapay Zeka'nın bu alanlarda nasıl etkili bir şekilde kullanılabileceğini incelemeyi amaçlamaktadır.
Vokal caz müziğinde dilsel öğeler üzerinden müzikaliteye hizmet edecek bir metot önerisi
Klasik ve Caz müziğinde besteci ve müzisyenlerin yaşadıkları çağın deneyimlerini müziklerine aktarımlarının türlü yaklaşımlarla incelendiği gözlemlenmiş, ancak; dil faktörünü önemine fazla değinilmemiş olduğu fark edilmiştir. Bir şarkının müziği ve sözlerinin uyum içerisinde olması incelenmiş ancak müziğin içerisinde bizzat sözlerin uyumu şeklinde, dilsel öğelerin anlamı ile ilişkilendirildiğinden fonetik açıdan önemine bakılmamış olabilir. Bu yolda caz repertuarının önemli ölçüde yer aldığı 5 farklı dil üzerinden caz müziğinin icrasına katkı sağlayabileceği önerilen, fonetiğe ve fonemlerden oluşan dil oyunlarının müzikal önermelere döndüren çalışmaların nasıl dayandırılabileceğinin yolları aranmış; Çocuksu tekerlemelere müzikal ezgiler tasarlanarak, basitten zora çeşitli çalışma önerileri oluşturularak nasıl daha kolay şarkı sözü telaffuzu çalışılabileceği sorusuna cevaplar aranmıştır. Ana dili dışında ikinci dile sahip, ya da hiç bilmediği bir dilde şarkı söylemeyi amaç edinen, müzikal açıdan yetkin ancak dil hakimiyeti kuramadığı için özgüvensizlik içerisinde çare arayan müzik öğrencileri ve müzisyen adayları için yol gösteren, kılavuzluk eden bir metot önerisi olması amaç edinilmiştir.
Veri odaklı finansal teknolojiler ve kişisel verilerin korunması hukuku
Teknoloji uzun zamandır finansal hizmetlerde kullanılmaktadır. Geleneksel bankacılık sistemleri gelişen teknoloji ile sayısallaşma sürecine girmiştir. Günümüzde bireyler tarafından üretilen büyük veri kümeleri ile gelişen teknolojinin birleşimi finansal hizmetleri değişime uğratmıştır. Verilerin daha verimli şekil de kullanılması ile müşterileri hakkında daha fazla bilgiye sahip olan şirketler ihtiyaçlara uygun ve spesifik ürün ve hizmetler sunabilmiştir. Gelişen teknoloji ile müşterilerin hizmet sağlayıcılardan talep ettikleri hizmetin niteliği değişmiştir. Daha hızlı, ekonomik ve bireysel hizmetler alan müşteriler, geleneksel bankacılıktan da bu hizmetleri talep etmişlerdir. Müşterilerin talepleri ve gelişen teknolojinin finans sektörüne entegre edilmesi ile finansal teknolojiler meydana gelmiştir. Finansal teknoloji şirketleri ("FinTek", "FinTech") ve teknolojik finansal şirketlerin ("TekFin", "TechFin") meydana getirdiği değişim ile finans sektöründe müşteri hakkında elde edilen verinin önemi daha da artmıştır. Veri ve teknoloji, finansal ürün ve hizmetlerin gelişim sürecine yön vermektedir. Geleneksel bankalar ya da finansal hizmet sağlayıcılar tarafından sunulan ürün ve hizmetlerin yenilik, teknoloji ve müşteri odaklı bir yaklaşımla sunulması finansal teknoloji, bunu gerçekleştiren şirketler ise FinTek şirketleridir. TekFin şirketleri ise büyük teknoloji şirketleri olup, kendilerine ait geniş müşteri, ürün ve hizmet platformlarını kullanarak finans sektörüne girmektedirler. Amaçları geniş müşteri kitlelerinin finansal ihtiyaçlarını bünyelerindeki teknoloji ile karşılayabilmektir. Verinin finans sektöründe kullanımı hem finansal kurumlar hem de müşteriler için avantajlar yaratmaktadır. Finansal kurumlar müşterileri hakkında daha fazla bilgiye sahip olduğundan politikalarını ve ürünlerini müşterilerinin beklentilerine göre düzenleyebilmektedir. Müşteriler ise kişiselleştirilmiş tavsiyelerden ve hizmetlerden yararlanabilmektedir. FinTek şirketleri geleneksel bankacılığın piyasa talebine yetişemediği alanlara çözüm önerileri sunarken aynı zamanda geleneksel bankacılık hizmetlerinden yararlanamayan bireylerin finansal katılımını sağlamaktadır. Bunun yanında daha ucuz ve hızlı ürün ve hizmetleri çoğu zaman bankalar ile iş birliği içerisinde sunmaktadırlar. Büyük teknoloji şirketlerinin finans sektörüne girmesi olarak adlandırılan TekFin şirketleri ise sahip oldukları sermaye, müşteri kapasitesi ve teknolojik gelişime hakimiyetleri ile bankalarla rekabet edecek seviyede olup piyasada tekelleşme tehlikesini en çok barındıran şirketlerdir. Bu iki şirket türünün farklı özellikleri olmasına rağmen en önemli ortak noktaları sundukları ürün ve hizmetlerin müşterilerinden edindikleri verilere göre şekilleniyor olmasıdır. Finans sektöründe kişisel verilerin kullanımı bazı olanaklar getirdiği gibi çeşitli riskleri de barındırmaktadır. Bireylerin farkında olarak ya da olmayarak paylaştığı verileri birçok analize ve algoritmaya konu olmaktadır. Yapay zekâ sistemleri ve makine öğrenimi algoritmaları ile büyük miktarlarda veri işlenebilir ve analiz edilebilir. Bu işleme ve analiz faaliyetleri sonucunda şirketler tarafından eyleme dönüştürülebilir çıkarım ve öngörüler oluşturulabilir. Şirketler bu çıkarım ve öngörüleri müşterileri üzerinde aldıkları kararların merkez noktası haline getirmektedirler. Finans sektöründe yer alan öngörücü analiz için kullanılan algoritmaların işlediği veriler doğru ve güncel olmalı, önyargı ve ayrımcılık unsurları içermemelidir. Bireylerin güncel sosyoekonomik durumlarından geleceklerine dair karar veren algoritmalar denetime açık, şeffaf ve hesap verilebilir olmazsa önyargı ve ayrımcılığın devamına ve kurumlar tarafından sistematik hale getirilmesine sebep olabilir. Kişisel verilerin toplanması ve işlenmesinin muhtemel olumsuz yönleri dikkate alındığında, ilgili kişinin rızasının açık olması ve kişisel verinin bilgilendirme sonucu alınması çok önemlidir. Ancak bu kadar karmaşık ve teknoloji ağırlıklı işlemlerin içeriği söz konusu olunca bireyin tam anlamıyla bilgilendirilmesi güçlükler içermektedir. İlgili kişinin rızasının hangi şartlar altında alındığı, ürün ve hizmetler karşılığında kişisel verilerin takas edilip edilmediği sorunsalı ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma kapsamında finansal kurumlarının ticari amaçlarla kişisel veri işleme faaliyetleri incelenmiştir. Mevzuat incelemesi Avrupa Birliği bakımından Genel Veri Koruma Tüzüğü ile İkinci Ödeme Hizmetleri Direktifi üzerine, Türk hukuku bakımından ise Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Bankacılık Kanunu ve Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilmiştir. Bu çalışma ile, teknolojinin finans sektörüne etkisi, bununla birlikte ortaya çıkan yeni aktörler, bu yeni aktörlerin verileri hangi şartlar altında işlediği, büyük veri ve öngörücü analiz ile bireyler üzerinde alınan kararların hukukun üstünlüğü, demokratik toplum ve bireyin özgürlüğü kavramları ile çatışmasının incelemesi yapılmıştır.
Kenevir yağı (Cannabis sativa) içeren poli (laktik asit) (PLA) esaslı nanoliflerin elektroeğirme yöntemiyle üretimi ve karakterizasyonu
Ciltte anatomik yapının veya işlevin bozulması ile sonuçlanan yaranın iyileşmesi, yara boyutuna bağlı olarak enfeksiyon ve kan kaybı gibi komplikasyonları önleyebilmek için hayati olabilmektedir. Hasar alan dokunun yapısal ve işlevsel bütünlüğünü geri kazandırmak önemli bir süreçtir. Yara iyileşmesi için hem modern hem de alternatif tıpta kullanılan birçok ürün vardır. Cannabis Sativa (CS) bitkisi de bu amaçla kullanılan en eski bitkilerdendir. CS bitkisinin başta lifleri ve tohumları olmak üzere çeşitli amaçlarla sanayi, inşaat, tekstil, gıda ve tıp alanlarında kullanılmaktadır. Tedavi edici özellikleri ve farmakolojik etki mekanizmaları sebebiyle geçmişten günümüze kadar alternatif tıpta sıkça kullanılan kenevir bitkisinin, özellikle son yıllarda tıbbi amaçlı kullanımı ve üretimi artmaktadır. Bu çalışmada, yaranın iyileşmesi için gerekli olan nemli ortamı sağlayan, yara bölgesi için antioksidan ve antienflamatuar özelliklere sahip olan kenevir tohumu yağının yara iyileşmesi üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. PLA tabanlı yara örtüleri , biyolojik olarak parçalanabilirlikleri, etkinlikleri, kullanım kolaylıkları ve antimikrobiyal özellikleri nedeniyle umut verici bir seçenektir. Bu bilgiler doğrultusunda elektroeğirme tekniği ile CS yağı esaslı insan vücudu ile uyumlu ve biyobozunur bir polimer olan poli(laktik asit) (PLA) ve CS yağı esaslı biyokompozitler üretilmiştir. Üretilen biyokompozit yara örtülerinin karakterizasyonları yapılmış, daha sonra HUVEC hücrelerinde (İnsan Göbek Damarı Endotel Hücreleri) oluşturulan yara modeline etkisi ve antibakteriyel özellikleri incelenmiştir. Hem DSC (Diferansiyel Taramalı Kalorimetre) eğrilerinde hem de FTIR (Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi) spektrumuna ait bantlarda, karakteristik değerler elde edilmiştir. SEM görüntüleri ile, yara örtüsündeki CS dağılımını ve fiber yapıları doğrulanmıştır.
The effect of gold nanoparticles synthesized by green synthesis method on GSK-3 beta mRNA expression in human neuroblastoma cell line
As nanotechnology is one of the most promising era of many fields such as electronic field power field and health care and medicine field as many other field. In-depth research and biomedical applications such as genomics, biosensors, immunoassays, clinical chemistry, laser phototherapy of cancer cells and tumours, targeted drug delivery of drugs, DNA and antigens, optical bio imaging, and the monitoring of cells and tissues with the use of cutting edge detection systems, are all focused on gold nanoparticles with controlled geometrical and optical properties. Plant generated AuNPs represent a great opportunity to be used in many field especially the medical field such as drug delivery and therapy, which those nanoparticles synthesised by green synthesis have a high antioxidant and anti-inflammatory quality as well their permeability that they can cross many biological barriers such as blood brain barrier, which is a very specific and selective barrier as it protect the brain from the foreign molecules, as well control what can pass and what couldn't to the central nervous system. Thus, they can be used for drug delivery in many neurodegenerative diseases. As signalling and metabolic enzyme, glycogen synthase kinase 3 beta (GSK-3β) participate in a number of biological functions, including signalling, cell cycle regulation, DNA repair and proliferation of cells. Many disorders such as cancer, diabetes, neurological disease, and inflammation have been linked to GSK-3 beta. The primary objective of this study was be to examine the effect of gold nanoparticles produced by the green synthesis method on the expression of mRNA of GSK3β in SH-SY5Y human neuroblastoma cell line. We used both MTT and qPCR to see the effect of the gold nanoparticles on the gene express of GSK3β as well its toxicity on our cells and observe the ideal concentration of gold nanoparticle in terms of its biocompatibility. As a result, 10 μg/μl AuNPs was shown to be the most biocompatible concentration in SH-SY5Y human neuroblastoma cell and this concentration of AuNP increase the gene expression of GSK3β.