
66
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Havacılıkta kullanılan akıllı teknolojilerin performans değerlendirmesi ve gelecek önerileri
Savunma Havacılığı konusunda Wright kardeşler tarafından 1903 yılında gerçekleşen ilk uçuştan bu yana uçakların hızları, kullandıkları iletişim araçları, yön bulma sistemleri, uçak arıza sistem ve göstergeleri, pilotların kullandığı kıyafetler vb. konularda hızlı bir gelişme yaşanmıştır. İçerisinde bulunulan 21'inci yüzyılda ise bu gelişmelerin artık dakikalara kadar indirgenebilmiş olduğu görülmektedir. Yaşanan bu gelişmelerde ise akıllı teknolojilerin önemli bir rolü vardır. GPS, kablosuz ağlar ve kızılötesi görüş gibi sistemler savunma havacılığında kullanılan en temel akıllı teknolojilerden bazılarıdır. Bu sistemler ile birlikte yapay zekâ konusu da bu alanda büyük bir öneme sahiptir. Yapay zekânın savunma havacılığında kullanımı ise sistemlerin matematiksel olarak modellenerek MATLAB, PHYTON ve C++ gibi çeşitli yazılım programları vasıtasıyla hayata geçirilmesi ile mümkün olmaktadır. Savunma havacılığı alanında ilk askeri savaş uçağı, 1912 yılında Osmanlı-İtalya arasında gerçekleşen Trablusgarp savaşında keşif amaçlı kullanılmıştır. Günümüzde askeri uçaklar keşif, önleme, himaye, bombalama, nakliye ve arama kurtarma gibi çeşitli görevlerde kullanılmaktadır. Tüm bu görevlerde yukarıda belirtilen ve tez içerisinde bahsedilecek olan diğer akıllı teknolojileri ve bu teknolojilerin gelişimi için ise yapay zekâyı kullanılmaktadır. Bu tez ile Türkiye'nin bulunduğu coğrafi koşullar değerlendirilerek dün, bugün ve gelecekte yapay zekânın ve akıllı teknolojilerin savunma havacılığındaki rolünü çeşitli enstrümanlarla ortaya koymak hedeflenmiştir.
Türk sivil havacılık sektörünün SWOT analizi
Ulaştırma sektörü geçmişten günümüze değin hükümetlerin yönetim politikalarında yer edinmiş, küresel çapta savunmadan ticarete pek çok noktada ülkelerin vazgeçilmez silahlarından birisi olmuştur. Ulaşım sistemlerinin alt dalı olan havacılık; askeri alandan sivil alana kadar geniş bir yelpazede, yenilikçi bir teknoloji ve sürdürülebilir rekabeti ile gelişimine devam etmektedir. Çeşitli uluslararası kuruluşların, yerel otoritelerin, uçak ve yedek parça üreticilerinin, havayolu ve havaalanı işletmelerinin yön verdiği sivil havacılık sektörü kıtalar arası yük ve yolcu taşımacılığında kullanılan etkin bir taşıma sistemidir. Küresel ekonominin, uluslararası ticaretin, dünya turizminin kalbi olmuş ve hızlı, güvenilir, konforlu taşımacılık hizmetiyle her kesim tarafından talep edilmiştir. Ekonomik krizler, salgın hastalıklar, terör saldırıları nedeniyle duraklamış ve hatta gerilemiştir. Türkiye'nin coğrafik konumu itibariyle de canlı bir hizmet sektörü olarak var olan sivil havacılık araştırılıp geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu yüksek lisans çalışmasında Türkiye'de sivil havacılık sektörünün SWOT analizi; içsel faktörler başlığı altında sektörün güçlü yanları ve zayıf yönleri saptanmaya çalışılmış, dışsal faktörlerde ise sektörün önündeki fırsatlar ile bunları güçlü yönlere dönüştürmek için tavsiyeler verilmiş ve tehditlerin neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla literatür incelemesi yapılmış, sektördeki yerli ve yabancı kurumların çalışmaları incelenmiştir.
Güneş enerji santrallerinde kullanılan depolama sistemlerinin incelenmesi ve verim arttırma yöntemleri
Güneş enerji sistemlerinde kullanılan teknolojinin ilerlemesi ve güneş enerji santrallerinde kullanılan malzemelerin maliyetinin zaman içerisinde düşmesiyle beraber güneş enerjisi sektörü son yıllarda büyük bir önem kazanmıştır. Bununla beraber güneş enerji santrallerinde depolamanın önemi artmıştır. Güneş enerji santralleri diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına kıyasla çevresel faktörlerden olumsuz anlamda daha fazla etkilenmektedir. Bu olumsuz faktörler sistemin verimliliğini düşürmektedir. Bu olumsuz etkileri gözlemlemek ve ortadan kaldırmak amacıyla güneş enerji santrallerinde verimlilik çalışmaları istenilen maddi geri dönüşün sağlanabilmesi adına büyük önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasında Bandırma'da 1,2 MW kurulu güce sahip olacak güneş enerjisi santralinin tasarımı ve simülasyonu yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre yorumlar yapılmış, güneş enerji santrallerinde kullanılan sistem elemanları, üretim sonrası enerjinin depolanmasını sağlayan depolama sistemleri ve güneş enerji santrallerinde verimliliği etkileyen faktörler ile beraber verimliliği arttırmak için gereklilikler sunulmuştur.
Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Merkez Yerleşkesi ulaşım planlanmasında akıllı ulaşım sistemleri ve teknolojilerinin uygulanması
Teknoloji çağında yaşıyor olmamız her alanda olduğu gibi ulaşım planlanması ve çözümlerinde de kendini sürekli yenileyen bilimsel gelişmeleri kullanmamızı kaçınılmaz hale getirmektedir. Artan insan nüfusu ve şehirlere olan göç sonrasında mevcut ulaşım alt yapıları artık yetersiz gelmektedir. Büyükşehirlerde yönetimler çözüm üretmeye çalışıyor olsa da ön görülemeyen hızlı göç ve kent insanlarının ihtiyaçlarını karşılayacak yerleşim planlamaları yapılmaması şehir hayatını karmaşaya dönüştürmektedir. Şehir planlaması yapılırken üniversiteler de bu plan içerisinde düşünülerek yapılmalıdır. Ülkemizde, üniversitelerin büyük şehirlerde kurulması ve zamanla gelişmesi bu şehirlere olan nüfus göçünü de beraberinde getirmektedir. Birçok üniversite yerleşkesi dağınık plana sahip olduğu için artık bulunduğu alana sığamaz hale gelmiş ve yeni yerleşke alanları oluşturmaya başlamıştır. Yerleşke alanlarını planlarken, kıymetli olan bu alanların verimli kullanılması gerekmektedir. Yerleşke içi ulaşımda ve yerleşkelerin kent merkezleri ile olan ulaşımlarında, akıllı ulaşım sistemlerinin ve teknolojilerinin kullanılması ile hem zaman verimliliği hem de kıymetli alanlardan daha fazla verim alınması sağlanacaktır. Bu çalışmada yerleşkelerin bilimsel ve teknolojik gelişime katkısı bağlamında, bünyesinde ve şehirler arasında uygulanan ve uygulanabilecek akıllı ulaşım teknolojileri anlatılarak ya da önerilerek gelecekte ele alınacak yerleşke ulaşım planlamalarındaki akıllı ulaşım sistemlerinin ve teknolojilerinin uygulanmalarına kaynak oluşturmak amaçlanmıştır.
Kent içi yolcu taşımacılığında akıllı ulaşım sistemleri uygulamaları
Bugün gelişmiş ülkeler başta olmak 1960'lı yıllardan beri birçok ülkede Akıllı Ulaşım Sistemleri konusunda hızla çalışmalar yapılmakta ve politikalar geliştirilmektedir. Akıllı Ulaşım Sistemleri Japonya, Amerika, Avustralya gibi gelişmiş ülkelerde başlamıştır ancak teknolojik gelişmelerin de etkisiyle günümüzde Hollanda, Singapur, Almanya, Güney Kore, İngiltere gibi ülkeler de Akıllı Ulaşım Sistemleri konusunda çalışmalar yürütmektedir. Tüm dünyada yaşanan teknolojik gelişmelerin etkisiyle Akıllı Ulaşım Sistemleri önemli bir pazar alanı oluşturmuştur ve bu da ülkeler arasında rekabet ortamı oluşmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada, toplu ulaşım araçlarıyla erişim konusunda yaşanan problemlerin minimize edilmesi amacıyla akıllı ulaşım sistemleri teknolojileri ve yapay zekâ teknolojileri birlikte kullanılmıştır. Bu kapsamda öncelikle BURULAŞ'tan alınan ve 2019 yılı ocak ve haziran ayları arasında gerçekleşen yolculukları kapsayan veriler büyük boyutlu veriler Microsoft SQL Server ve Spyder programları aracılığıyla analiz edilmiştir. Bu kapsamında 2019 yılı ocak ve haziran ayları içerisinde gerçekleşen Bursa Uludağ Üniversitesi varışlı yolculuklar bilet ve hat tiplerine göre belirli takvim günleri baz alınarak ay, gün, saat kriterlerine göre analiz edilmiştir. Analiz sonucunda hangi hattı en çok hangi bilet tipinin hangi zamanda kullandığı bilgisi elde edilmiştir. Elde edilen bu farklı hat ve bilet tiplerine ait yolcu sayısı verileri, Spyder aracılığıyla yolcu sayısı tahmini (forecasting) yapmak için kullanılmıştır. Böylelikle Bursa Uludağ Üniversitesi varışlı istenilen otobüs hatlarına ait farklı zamanlardaki yolcu sayısı tahminleri elde edilmiştir.
Enerji nakil hatlarında kompozit özlü alüminyum iletken kullanılarak verimliliğin arttırılması
Yüz yılı aşkın süredir havai hat iletkenlerindeki çelik öz, çekme mukavemetini arttırmak, kısa taşıma yapıları arasında daha uzun menzil mesafesi sağlamak ve çıplak havai iletkenlerin sıcaklığa bağlı sarkmalarını azaltmak için kullanılmıştır. Enerjinin transferinde en önemli unsurlardan biri olan iletkenler üzerinde de gelişen teknoloji ile birlikte pek çok araştırma ve uygulama yapılmaktadır. Havai hatlar üzerinde farklı teknolojilere sahip iletkenler kullanılarak yüksek sıcaklıklarda çalışma imkânı sağlanması, akım taşıma kapasitesinin arttırılması, mekanik dayanımın geliştirilmesi ve sehimin azaltılması gibi konularda güç sistemlerinin verimliliğinin arttırılması amaçlanmaktadır. Yüksek sıcaklıkta düşük sehimli (High Temperature Low Sag - HTLS) iletken teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte etkin enerji sistemlerinin dizaynına olanak sağlanmıştır. Temel olarak yüksek yüzey sıcaklığında yüksek akım taşıma kapasitesine sahip HTLS iletkenler sahip oldukları düşük sehim değeri ile güvenilirliği de arttırmaktadır. Bunun yanında, yüksek maliyetlerine karşın kayıpların azaltımı, farklı direk tiplerinin kullanımına uygun olmaları vb. parametreler dikkate alındığında uygun ekonomik çözümler üretilebilmektedir. Günümüzde yüksek taşıma kapasitesi ihtiyacı duyulan birçok iletim hattı üzerinde geleneksel yapıdaki çelik özlü alüminyum iletkenlerin (ACSR) yerine yüksek teknolojiye sahip kompozit özlü alüminyum iletkenlerin (ACCC) tercih edilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilmektedir. HTLS iletken kullanımı sırasında gerçekleştirilen testler, laboratuvar testleri ve saha testleri olmak üzere iki safhada ele alınmaktadır. Saha testlerinde ısıl dayanım, sehim değerinin tespit edilmesi, gerilme dayanımının ortaya konulması, akım taşıma kapasitesi vb. çalışmalar gerçekleştirilirken, laboratuvar ortamında da genellikle iletken yapısı ve dayanımı test edilebilmektedir. Bu tezde, sıcaklık toleransı yüksek ve düşük sehime sahip iletkenlerin (HTLS) bir çeşidi olan kompozit özlü alüminyum iletkenlerin (ACCC) havai hatlarda kullanılması ile gerçek bir uygulama üzerinden elde edilen veriler analiz edilmiş ve bu sayede iletkenlerin verimliliği incelenmiştir. Bu kapsamda; Türkiye' de ilk defa üretimi yapılan ve pilot uygulama olarak Bursa İli, İnegöl İlçesi sınırları içerisindeki İnegöl Trafo Merkezi' nden enerji alan, ALANYURT ve KÖYLER Fiderleri olarak adlandırılan çift devre Enerji Nakil Hattı belirlenmiştir. Bu hattın hem HAWK hem de LISBON iletken tesisi durumları için akım, aktif ve reaktif güç durumları, gerilim düşümü, hat yüklenmesi ve hat kayıpları detaylı incelenmiş, elde edilen sonuçlar karşılaştırılarak kompozit özlü alüminyum iletken yapılarının işletme ve verim açısından faydaları tartışılmıştır.
Yüksek gerilim güç şebekesinde oluşan iç ve dış kaynaklı arızaların analizi
Elektrik enerjisi genel kullanım alanı olarak, kişisel ve kurumsal hayatın en önemli gereksinimleri arasındadır. Hem tüketiciler, hem de güç sistemini oluşturan üretim, iletim ve dağıtım unsurları açısından özellikle ekonomik rekabetin çok fazla arttığı günümüz koşullarında, elektrik enerjisindeki kısa süreli bir kesinti dahi pek çok problemi beraberinde getirmektedir. Bu nedenle güç sisteminin temel işletme yapılarından biri olan enerji iletim ve dağıtım hatları göz önüne alındığında, sistemde olan bir arıza en kısa sürede giderilmelidir. Bu tez çalışmasında gerçek bir güç sisteminde meydana gelen arıza akım seviyeleri ve oluşma sebepleri; elektriksel sebepler, mekanik sebepler, doğal sebepler, hatalı manevralar, aşırı ısınmalar, delinmeler, ayırıcı ve kesici arızaları, bara bağlantı noktalarındaki kuvvetler, şebekelerdeki tahribatlar, trafo arızaları gibi yaygın olarak karşılaşılan arızalar, kaynakları ve yapıları açısından analiz edilmiş, çözüm yöntemleri sunulmuştur.
Elektrik enerji sistemlerindeki güç kalitesi bozulmalarının akıllı yöntemler ile analizi
Üretim teknolojisinin gelişmesi ve farklılaşması, iletim/dağıtım sistemlerinde bulunan yüklerde çeşitliliğe neden olmuştur. Meydana gelen bu çeşitliliğin en büyük etkilerinden biri ise yarı iletken teknolojisinin artması ile sistem içerisinde doğrusal olmayan yüklerin fazlalaşmasıdır. Doğrusal olmayan yükler, akım ve gerilim karakteristiği saf sinüs formunda olmayan yükler olarak tanımlanmaktadır. Başlıca doğrusal olmayan yükler güç elektroniği elemanları, transformatörler ve yüksek güçlü endüksiyon motorlarıdır. Harmonikler sistemde ek enerji kayıplarına, ısınmalara, yalıtımlarının zarar görmelerine yol açarlar. Bu nedenle, harmoniklerin oluşmadan giderilmesi önem taşımaktadır. Bu tezde, akıllı yöntemler ile harmoniklerin tahminlenmesi yapılarak dağıtım sisteminde verebileceği zararların engellenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Bandırma Organize Sanayi Bölgesinden alınan gerçek sistem güç kalitesi verileri kullanılarak LSTM temelli bir tahminleme algoritması geliştirilmiştir. Tez çalışmasında fiziksel bir sistemden alınan gerçek verilerin kullanılması ile benzetim çalışmalarında ihmal edilmesi olası parametrelerin de hesaplamaya katılması sağlanmıştır. Elde edilen sonuçlar grafikler üzerinden tartışılmış, tahminleme başarımının oldukça yüksek olduğu gözlenmiştir.
Doğu Akdeniz enerji kaynaklarına yönelik Türkiye üzerinden boru hattı güzergâhı belirlenmesi ve incelenmesi
Doğu Akdeniz enerji kaynaklarının transfer sürecinde Türkiye'nin önemli bir jeopolitik konumda olması ülkenin ekonomik anlamda güçlü bir pozisyonda yer almasına destek sunmaktadır. Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin erişimi ve ulaşımında olan potansiyel enerji rezervleri tespit edilmesi ile ilgili olarak başlanan çalışmada, yenilenebilir enerji kaynaklarından, jeotermal, rüzgâr, dalga, güneş, biyokütle ve okyanus-termal enerji dönüşümü potansiyelleri ve bunların kullanıma uygun olup olmadığı değerlendirilmiştir. Ardından, konvansiyonel enerji kaynakları olan hidrokarbon rezervlerine oluşumundan potansiyeline incelemelerde bulunulmuş; gaz hidratların, petrol ve doğal gazın bölgedeki miktarlarının tespitine çalışılmıştır. Doğu Akdeniz'de, bilinen ve beklenen rezervlerin ışığında doğalgazın bölgedeki kaynakları da göz önüne alarak değerlendirilmesi yapılmıştır. Doğalgaz taşınımında Avrupa ve Asya arasında bir kavşak olan Türkiye'de bulunan boru taşınımı hatlarının da incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde, Doğu Akdeniz'den çıkabilecek olan doğalgazın, yine uygulamada olan hatlar ile bağlantı kurulabilecek şekilde taşınmasına yönelik olarak araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Mavi Vatan hatları da göz önüne alınarak hazırlanan boru hattı projesinde; Doğu Akdeniz enerji kaynakları, Türk limanlarının performans ve imkânları özelinde güzergâh için tüm yönleri ele alınmıştır. Boru hattının Türkiye anakarasına bağlantı noktası olarak Mersin limanı tespit edilmiştir. Dünya genelinde faaliyette bulunmuş diğer doğalgaz taşıma hatları, boru hattının sürdürülebilirliği açısından önem arz eden güvenlik uygulamaları, Doğu Akdeniz'de geçmişte oluşturulmuş diğer boru hattı projeleri ve açık deniz platformları ile boru hattının çevresel değerlendirmeleri incelenmiş ve değerlendirmeye katılmıştır. Son kısımda boru hattının olabilecek düzeyde tasarımı ve ilişkili teknik detayları sunulmuş ve nihayetinde değerlendirilmesi yapılmıştır.
Ulusal düzeyli hava taşımacılığı işletmelerinde optimizasyon örneği: Bölgesel havacılık kapsamında değerlendirme
Havayolu ulaşımı, dinamik ve evrensel yapısı ile diğer ulaşım türlerinden farklı bir konumda bulunmaktadır. Bu yönüyle sürekli yenilenmekte ve farklılaşmaktadır. Farklılıkların yönünü, işletme gereksinimleri ve yolcuların beklentileri belirlemektedir. Son 20-25 yılda değişen yolcu pazarı ve istekleri ile daha belirgin bir uçuş tipi haline gelen bölgesel havayolu taşımacılığı, çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Sahip olduğu operasyonel özellikler ile diğer havacılık faaliyetlerine entegre olması ve tamamlayıcı görev üstlenmesi, bölgesel havayolu taşımacılığını önemli kılmaktadır. Bu çalışmada, bölgesel taşımacılık yapmayı hedefleyen bir havayolu işletmesi için operasyonel etkinliğini sağlayacak iki aşamalı bir karar verme yöntemi benimsenmiştir. Öncelikli olarak bölgesel hava taşımacılığı yapılacak havalimanı seçimi yapılarak uçuş rotasını saptamak amaçlanmaktadır. İkinci karar aşamasında, bu uçuşların gerçekleştirileceği ve bölgesel havacılıkta kullanılan uçak türleri arasından uçak tipini belirlemek hedeflenmektedir. Bu karar verme aşamalarında; ÇKKV yöntemlerinden AHP, TOPSIS ve CODAS kullanılmıştır. Çalışmada, karar verme yöntemlerine yeni bir bakış açısı olan ve 3boyutlu bulanık küme yaklaşımlarından Küresel Bulanık Kümeler ile söz konusu karar verme yöntemlerinin entegrasyonu kullanılmıştır. Hem havalimanı seçimi hem de uçak seçimi adına hibrit bir karar verme sistemi olarak Küresel Bulanık AHP-TOPSIS ve Küresel Bulanık AHP-CODAS yöntemleri benimsenmektedir. Her iki yöntemin karşılaştırmalı analizi yapılarak, alternatifler arasında amaca en uygun seçimi yapmak hedeflenmektedir.