
42
Archived Theses
2
DOIs Assigned
5%
DOI Rate
Discipline
Elit seviyedeki kayakçıların beslenme alışkanlıklarının ve destek ürünü kullanımı bilgi düzeylerinin incelenmesi
Düzenli ve dengeli beslenme elit seviye kayak sporcuları için performansın arttırılması, vücuttaki elektrolit kayıplarının önlenmesi, sindirim sisteminin düzenli çalışması, antrenman ve yarışma sonrasında toparlanma döneminde enerji kaynaklarının yenilenmesi gibi sporcuyu direkt veya dolaylı yoldan etkileyen birçok durum açısından önem arz etmektedir. Araştırmanın amacı elit seviyedeki kayakçıların beslenme alışkanlıklarının ve destek ürünü kullanımı bilgi düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmada genel tarama modellerinden betimsel tarama modeli benimsenmiştir. Araştırmaya elit seviyede kayak sporu yapan 58'i erkek (%74,4), 20'si kadın (%25,6) olmak üzere toplam 78 sporcu katılmıştır. Türkiye'nin farklı illerindeki elit seviye kayakçılar arasından tesadüfî örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen kayakçılar çalışmanın örneklem grubunu oluşturmuştur. Araştırmaya katılan sporcuların demografik özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu, beslenmeyle ilgili tutum, bilgi ve görüşlerini belirlemek için ise konuyla ilgili uzman kişiler tarafından oluşturulmuş olan ve üç bölümden oluşana bir anket formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik olarak; frekans ve yüzde dağılımları, bireylerin demografik özellikleri ile beslenme ile ilgili tutum ve görüşleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için ise anlamlılık düzeyinde Ki Kare analizleri testleri yapılmıştır. Tüm analizler için SPSS 20 istatistik paket programı kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre elit seviyedeki 78 kayakçıdan 1'inin beslenme destek ürünü kullandığı, 77'sinin kullanmadığı; kayakçıların büyük çoğunluğunun beslenme destek ürünü kullanımı ve beslenme hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı sonucuna varılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında Türkiye'de elit seviyedeki kayakçıların beslenme ve ergojenik yardımcıları konusunda ilgili branş federasyonları, kulüpler, kurumlar ve özellikle antrenörleri tarafından daha fazla beslenme ile ilgili bilinçlendirilmelerinin gerektiği görülmektedir. Anahtar kelimeler: Kayak, Elit Sporcular, Beslenme Destek Ürünleri
12. sınıf lise öğrencilerinin akran desteği düzeylerinin farklı değişkenler ve spor açısından incelenmesi (Erzurum il örneği)
Bu araştırmanın amacı, 2018–2019 eğitim-öğretim yılında Erzurum ilinde öğrenim gören lise öğrencilerinin akran desteği düzeylerinin farklı değişkenler ve spor açısından incelenmesidir. Araştırma Erzurum merkezinde bulunan Anadolu Liselerinde 12. sınıf düzeyinde öğrenim gören 399'ü kadın 602'si erkek olmak üzere toplam 1001 birey üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada; araştırmacı tarafından geliştirilen Öğrenci Tanıtım Formu ve Kuo (2007) tarafından geliştirilen, Türk toplumu için geçerlik ve güvenilirliği Çalışkan ve Çınar (2012) tarafından yapılan Fiziksel Yardım, Akademik Yardım ve Duygusal Yardım alt boyutlarından oluşan Akran Desteği Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi için; SPSS 22.00 paket programı kullanılıp veriler bilgisayara aktarılarak işlenmiştir. Verilerin analizinde özelliklerin belirlenmesinde frekans dağılımı, iki bağımsız değişken ile akran desteği arasındaki farklılaşmayı incelemek için T testi, ikiden fazla değişken ile akran desteği arasındaki farklılaşmayı incelemek için ise Anova Waryans analizi testleri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki fark p<0,05 anlamlılık düzeyi esas alınarak yorumlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğrencilerin spor yapma durumları, spor türü ve haftalık antrenman süreleri ile akran desteği düzeyi arasında anlamlı düzeyde pozitif yönde farklılık olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak sportif aktivitelere katılımın akran desteğini olumlu yönde geliştirdiği gözlenmiştir. Çalışma sonuçları ile ilişkili olarak daha kapsamlı çalışmaların özellikle sportif aktivitelere katılan farklı yaş gruplarına uygulanması öneri olarak sunulabilir. Anahtar Sözcükler: Akran Desteği, Sportif Aktivite, Lise Öğrencileri
Antik dönemden günümüze toplumsal cinsiyet ayrımcılığının kadınların olimpiyatlarda yer alma sürecine etkileri
Bu doktora çalışmasında; Antik Dönem'den günümüze gelen süreç içerisinde kadına yönelik toplumsal cinsiyet ayrımcılığının kadınların beden eğitimi, spor ve dolayısıyla Antik ve Modern Olimpiyatlar'a katılımlarına etkileri açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmada; Antik Yunan'da kadınların toplumsal statüsü ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığı arasında bir ilişki olup olmadığı, Antik Yunan'da kadınların spor ve Antik Olimpiyatlar'a seyirci veya sporcu olarak katılımlarında toplumsal cinsiyet ayrımcılığının etkilerinin neler olduğu, Antik Yunan'dan sonraki süreçte Avrupa ve Birleşik Devletler'de kadınların toplumsal statüsü ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığı arasında bir ilişki olup olmadığı; bu süreçte hâkim olan toplumsal yapının kadının genelde spora ve özelde Modern Olimpiyatlar'a sporcu olarak katılımında ne derecede belirleyici olduğu, Pierre de Coubertin'in ve UOK'nin kadın sporu hakkındaki tutumunun kadınların Modern Olimpiyatlar'a sporcu olarak katılımını nasıl etkilediği ve kadın sporcuların Modern Olimpiyat Oyunları'nda toplumsal cinsiyet ayrımcılığıyla nasıl yüzleştiği ve mücadele etttiği, hangi gelişmelerin bu mücadeleye katkı sağladığı ve sonuçlarının neler olduğu, kadınların günümüz Modern Olimpiyatlar'ında sporcu olarak tam bir eşitliğe sahip olup olmadığı anlaşılmaya çalışılmıştır. On ana bölümden oluşan bu çalışmada nitel yöntem kullanılmış, veri toplanması için The Perseus Digital Library, ProQuest, ScienceDirect, Project Muse, Scopus, Google Academic, ICPSR, JSTOR, EBSCO, SOBİAD, ULAKBİM ve YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanlarında taramalar yapılmış, Olimpiyat Oyunları resmi raporları, UOK bildirileri, UOK'nin resmi yayını olan Olympic Review adlı dergi ve Modern Olimpiyatlar'ın kurucusu olarak tanınan Coubertin'in yazışmaları, söylevleri ve yazıları gibi dokümanlar analiz edilmiştir. Ulaşılabilen kaynaklardan elde edilen bilgilere göre sonuçlar ve öneriler ortaya konmuştur.
Amatör futbolcuların duygusal zeka, hedef bağlılığı ve zihinsel dayanıklılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, Şırnak ilinde amatör olarak futbol oynayan sporcuların duygusal zekâ, zihinsel dayanıklılık ve hedef bağlılığı arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Betimsel nitelikte ilişkisel tarama modeline dayalı kesitsel bir tasarım benimsenen bu araştırmanın evrenini Şırnak İlinde amatör futbol oynayan sporcular oluşturmaktadır. Evrenin tam sayısı bilinmediği için araştırmada 262 amatör futbolcu örnekleme dahil edilmiştir. Araştırmanın verileri, "Kişisel Bilgi Formu", "Duygusal Zekâ Ölçeği", "Hedef Bağlılığı Ölçeği" ve "Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri" ile toplanmıştır. Veriler Yapısal Eşitlik Modellemesi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, duygusal zekânın alt boyutları olan duygusal tanıma, duygusal kolaylaştırma ve duygusal düzenleme ile zihinsel dayanıklılık alt boyutları olan güven ve devamlılık arasında anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Ancak, duygusal zekâ alt boyutları ile zihinsel dayanıklılığın kontrol alt boyutu arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Bu durum, kontrol boyutunun duygusal zekâdan ziyade bireysel özellikler, deneyim veya çevresel faktörlerden daha fazla etkilenebileceğini düşündürmektedir. Ayrıca, duygusal zekâ alt boyutları, hedef bağlılığı ile hedef bağlılığı ise zihinsel dayanıklılık alt boyutları olan güven, devamlılık ve kontrol ile anlamlı ilişkiler göstermiştir. Bu yapıların birbirini desteklediği ve duygusal zekâ ile zihinsel dayanıklılık arasındaki ilişkide, hedef bağlılığının kısmi bir aracılık rolünün bulunduğu görülmüştür. Demografik değişkenlere göre cinsiyet, yaş ve eğitim düzeyinin duygusal zekâ, hedef bağlılığı ve zihinsel dayanıklılık üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı, ancak medeni durumun duygusal zekanın duygusal kolaylaştırma alt boyutunda bekar, lisans yılının ise zihinsel dayanıklılığın kontrol alt boyutunda deneyimli amatör futbolcular lehine anlamlı bir farklıllık oluşturmuştur. Amatör futbolcular deneyim kazandıkça zorluklarla başa çıkma ve hedeflerine ulaşma süreçlerinde daha kontrollü davrandıkları tespit edilmiştir. Sonuç olarak, kesitsel nitelikteki bu araştırma, duygusal zekâ, zihinsel dayanıklılık ve hedef bağlılık arasındaki ilişkilerin karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur. Amatör futbolcuların duygusal zekâ becerilerini geliştirmeye yönelik eğitim programları, zihinsel dayanıklılık düzeylerini artırmaya yönelik psikolojik destek çalışmaları ve hedef belirleme becerilerini güçlendirmeye yönelik egzersizler, performanslarını artırmalarına katkı sağlayabilir. Ayrıca, gelecekte yapılacak çalışmaların, bu ilişkilerin farklı örneklemler ve bağlamlarda test edilmesi ve boylamsal desenler kullanılarak nedensel ilişkilerin incelenmesi önerilmektedir. Bu tür çalışmalar, spor psikolojisi alanında yapılacak yeni araştırmalar için önemli bir temel oluşturacaktır. Anahtar Kelimeler: Amatör futbolcular, Duygusal zekâ, Hedef bağlılığı, Zihinsel dayanıklılık, Yapısal eşitlik modellemesi.
Futbolda farklı yaş gruplarında topa vuruş tekniğinin kinetik ve kinematik yöntemlerle incelenmesi
Bu çalışmada, 3 farklı yaş grubu (12-13, 14-15, 16-17) futbolcularda üst vuruş top hızı, izokinetik kuvvet ve bacak kütle değerleri ile topa vuruş sırasında vuruş ve destek bacağında oluşan kinetik, kinematik ve elektromiyografik farklılıkların ortaya konulması amaçlanmıştır. Desek ve vuruş bacağına ait izokinetik kuvvet ölçümleri konsantrik/konsantrik 60 ve 180 °sn-1 açısal hızlarda gerçekleştirilmiş ve Hanavan modeli ile kütle değerleri hesaplamıştır. Top hızları radar yardımıyla tespit edilmiştir. Bu sırada EMG, yüksek hızlı kameralar ve kuvvet platformu eş zamanlı çalıştırılarak veriler kayıt edilmiştir. EMG kullanılarak, topa vuruş bacağı; tibialis anterior, gastroknemious, rektus femoris, vastus lateralis, vastus medialis, biceps femoris, gluteus maksimus, gluteus medius kasları ve destek bacağı; tibialis anterior gastroknemious, vastus lateralis, gluteus maksimus kaslarına ait kassal aktivasyon ölçümleri yapılmıştır. Yüksek hızlı kameralar kullanılarak vuruş bacağı kalça, diz ve ayak bileği açı ve açısal hızlar ile vuruş bacağı tarafı omuz, kalça, diz, ayak bileği ve 5th metatarsal parmak eklemi anterior-posterior eksen (x) hızları ile, diz dikey eksen (y) hızı ve omuz ve bilek medio-lateral eksen (z) hızları analiz edilmiştir. Ayrıca destek bacağına ait Fx, Fy ve Fz eksenlerindeki yer reaksiyon kuvvetleri değerlendirilmiştir. Üç farklı yaş grubundaki futbolcularda üst vuruş top hızı, izokinetik kuvvet değerleri, bacak kütle değerleri, kassal aktivasyon, yer reaksiyon kuvveti ve eklemlere ait açı, açısal hız ve lineer hız değerlerinin gruplar arasındaki farklılıklarının analizi amaçlı One-way ANOVA istatistiksel analizi kullanılmış ve gruplar arası farklılıklar Post Hoc Tukey testi ile gerçekleştirilmiştir. Sonuçlara göre top hızı, bacak kuvveti ve izokinetik kuvvet değerleri yaşla beraber linner bir artış göstermiş ve gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar (p<0.05; p<0.01) oluşmuştur. Yapılan kassal aktivasyon değerlendirmelerine göre gruplar arası istatistiksel anlamlılıklar (p<0.05) vuruş bacağı rektus femoris, vastus medialis ve biceps femoris kaslarında ortaya çıkmıştır. Rektus femoris kassal aktivasyonu uyluk ileri aktarım fazında, vastus medialis aktivasyonu ileri savurma fazında ve biceps femoris aktivasyonu topla temas ve tamamlama fazlarında 16-17 yaş grubunda diğer yaş gruplarına oranla daha yüksek bulunmuştur. Görüntü analizi sonuçlarına göre, kalça açısı, diz açısal hızı, kalça, diz, ayak bileği ve parmak linner hızları açısından gruplar arasında istatistikel anlamlılık (p<0.05; p<0.01) ortaya çıkmış ve yaşla beraber bu değerlerde artış görülmüştür. Ayrıca, destek bacağı yer reaksiyon kuvveti dikey eksen değerleri açısından gruplar arasında istatistiksel farklılık (p<0.05) bulunmuş ve 16-17 yaş grubu topla temas anında daha yüksek değerlere ulaşmıştır. Sonuç olarak, kronolojik yaş artışına bağlı top hızı artmakta bununla beraber kuvvet parametreleri ve top hızını etkileyen bazı kinetik, kinematik ve kassal aktivasyon parametreleride değişmektedir. Özellikle 16-17 yaş grubu diğer yaş gruplarına oranla daha gelişmiş bir kassal koordinasyona sahip olduğu ve kamçı etkisi mekanizmasını daha etkili bir şekilde sergiledikleri söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Futbol, Elektromiyografi, Görüntü analizi, Kuvvet platformu, Üst vuruş
Türk milli eğitim sisteminde Türk halk oyunlarının işlevselliği
Araştırmada öncelikle Oyun Kültürü, Türk Halk Oyunları, Türk Halk Bilimi ve günümüz Milli Eğitim Sisteminde Türk Halk Oyunları ile ilgili teorik kaynak taraması yapılmış ve daha sonra Sakarya ilinde 2009?2010 eğitim öğretim yılında görev yapan idareci ve beden eğitimi öğretmenlerine uygulanan anketten elde edilen bilgiler değerlendirilmiştir.
Spor merkezi üye bireylerin egzersiz bağımlılıkları ile ortoreksiya nervoza (Sağlıklı beslenme takıntısı) belirtilerinin incelenmesi (Antalya ili örneği)
Günümüz dünyasında teknolojik gelişimler ve modernizasyona bağlı olarak yaşam tarzı ve günlük aktivitelerin değişimi beraberinde hem hareketsiz yaşam tarzının artması hem de beslenme bozukluklarının yaygınlaşması ile birlikte egzersiz bağımlılığı ve sağlıklı beslenme takıntısı durumlarının arttığı düşünülmektedir. Araştırma ile spor merkezlerine üye olarak devam eden bireylerin, egzersiz bağımlılıkları ile ortoreksiya nervoza (sağlıklı beslenme takıntısı) belirtilerinin incelenerek belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel araştırma türlerinden tarama modelinin anlık tarama araştırma yönteminin kullanıldığı betimsel bir çalışmadır. Araştırma grubunu Antalya ilinde spor merkezlerine üye olarak devam eden ve tesadüfi örneklem yöntemi ile belirlenmiş, gönüllü olarak katılım sağlayan 297'si erkek, 113'ü kadın olmak üzere toplam 410 katılımcı bireyden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; demografik özelliklerin toplanmasında araştırmacılar tarafından hazırlanmış olan demografik bilgi formu, sağlıklı beslenme takıntısının belirlenebilmesi için Arusoğlu tarafından 2006'da geliştirilen Sağlıklı Beslenme Takıntısı (Ortoreksiya Nervoza Orto 15) Ölçeği, egzersiz bağımlılığı takıntısının belirlenebilmesi için ise Tekkurşun ve ark. tarafından 2018'de geliştirilen Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği (EBÖ) kullanılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan veriler bilgisayar ortamına aktarılarak, SPSS 22 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde standart sapma, aritmetik ortalama, frekans yüzde dağılımları ve Levene testi ile veriler normal dağılım gösterdiği belirlendiği için parametrik testlerden bağımsız örneklem t test ve One Way ANOVA testleri kullanılmıştır. Sonuç olarak, spor merkezlerine üye olarak devam eden bireylerin, egzersiz bağımlılıkları ile ortoreksiya nervoza belirtilerinin incelendiği araştırmada, toplanan verilerin bulgularına göre egzersize bağlılık arttıkça ortoreksiya nervoza'ya ilişkin tutumların arttığı yönünde sonuca ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Egzersiz bağımlılığı, Ortoreksiya nevroza, Spor merkezlerine üyelik
Ortaöğretim öğrencilerinin tenis sporuna yönelik farkındalık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma ortaöğretim düzeyinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin tenis sporuna yönelik farkındalık düzeylerinin incelenmesi amaçlanarak hazırlanmıştır. Araştırma nicel araştırma yöntemleri arasında yer alan genel tarama modeli benimsenerek hazırlanmıştır. Araştırma kapsamında araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formunun yanı sıra üç alt boyuttan oluşan tenis spor farkındalık ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırma grubunu %41'I erkek, %59'u kız olmak üzere toplam 400 ortaöğretim düzeyinde öğrenim görmekte olan öğrenci oluşturmuş. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin istatistiksel işlemlerinin belirlenmesi için ilk olarak verilerin normallik dağılımına bakılmıştır. Verilerin normal dağılımdan geldiği tespit edildikten sonra T-testi ve ANOVA testi istatistiksel işlemler için tercih edilmiştir. Elde edilen bulgulara bakıldığında bilişsel ve duyuşsal alt boyutlarında cinsiyete göre anlamlı farklılık tespit edilirken devinişsel alt boyutta cinsiyete göre anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Öğrencilerin haftalık spor yapma durumuna göre yapılan analiz sonuçlarında duyuşsal alt boyutunda anlamlı farklılık tespit edilirken bilişsel ve devinişsel alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Öğrencilerin okul türü değişkenleri durumuna göre yapılan analiz sonuçlarında duyuşsal alt boyutunda anlamlı farklılık tespit edilirken bilişsel ve devinişsel alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Öğrencilerin öğrenim görmekte oldukları sınıf durumu ile bilişsel, duyuşsal ve devinişsel alt boyutları arasında anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Bu doğrultuda araştırma sonuçlarına bakıldığında kız öğrencilerin bilişsel, duyuşsal ve devinişsel farkındalıklarının erkek öğrencilerden yüksek olduğu ayrıca 9. sınıf öğrencilerinin bilişsel, duyuşsal ve devinişsel farkındalıklarının diğer sınıf gruplarından daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan ailelerinde veya çevrelerinde spor yapan birileri olan öğrencilerin bilişsel, duyuşsal ve devinişsel farkındalıklarının olmayanlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın önemli sonuçlarından biriside ölçekte yer alan sorulara verilen cevaplar neticesinde genel olarak ortaöğretim öğrencilerinin bilişsel ve devinişsel olarak az düzeyde farkında olmaları duyşsal olarak orta düzeyde farkında olmalıdır.
Elit kadın ve erkek voleybolcuların psikolojik beceri düzeylerinin incelenmesi
Voleybol, kompleks hareketlerden oluşan ve belli bir yetenek gerektiren takım sporu olarak dünyada en popüler spor dallarından biri olarak bilinmektedir. Bu nedenle voleybol oynayan sporcularda psikolojik beceriler, sporcuların performansını etkileyen önemli bir faktör olarak görülmektedir. Dolayısıyla araştırmada voleybol oynayan sporcuların psikolojik becerilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. 270 sporcunun katılımı ile gerçekleştirilen araştırmada veri toplama aracı olarak "Sporcuların Psikolojik Becerilerini Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS24 veri analiz programı ile analiz edilmiştir. Analizlerde verilerin normal dağılması nedeniyle parametrik istatistiksel teknikler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda erkeklerin kadınlara göre beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca araştırmada voleybol oynayan sporcuların yaş ve eğitim düzeyine göre farklılıklar meydana gelmiştir. Yaşı ve eğitim düzeyi daha yüksek olan sporcularda psikolojik beceriler daha yüksek düzeyde ortaya çıkmıştır. Gelir düzeyinin düşük olması sporcuların psikolojik becerilerini olumsuz etkileyen önemli bir faktör olarak görülmüştür. Ayrıca araştırmada sporcuların psikolojik becerilerinin öğrenmeye açık olabilme, zorluklar ile baş edebilme, baskı altında iyi performans gösterebilme, konsantrasyon ve endişelerden kurtulma gibi özelliklerle ilişkili olduğu görülmüştür.
Fitness merkezlerine giden bireylerin beklentilerinin değerlendirilmesi: Erbil örneği
The aim of this study is to reveal how well the fitness centers meet these expectations, taking into account the expectations of individuals who go to fitness centers. In this context, it has been tried to determine which motivation is more affected by the demographic structures of the individuals who go to the fitness center. The population of the study, in which the survey technique was used, consists of people registered in the fitness centers operating in the city center of Erbil, Iraq. The sample consisted of 100 people registered in 4 fitness centers who agreed to participate in the research. The "Demographic Information Form" prepared by the researcher and the validity and reliability of the "Physical Activity and Fitness Center Expectation Form" prepared by Aydın (2019) were used, by informing the individuals about the purpose of the research. SPSS 26.0 package program was used for statistical processing of the data. When the expectations from the physical activities in the fitness centers are examined as a whole, it is obvious that whatever the expectation is, the fitness centers are a center of attraction for physical activity and an incentive element with its existing facilities. As a result of the research, it was seen that participation in fitness centers is popular for both genders in Erbil province. In addition, among demographic characteristics, it was found that the factor that most affected physical activities in fitness centers was gender, and age, occupation and monthly income were also determinants, albeit partially. In general, these variables were found to have an effect on the variety of physical activity and the choice of equipment and the need for socialization while doing physical activity in the halls. As a result of the study on evaluating the expectations of the people, it was determined that the purpose of choosing and coming to the sports centers of the participants in the questionnaire showed significant similarity in terms of gender, age and occupational characteristics.
Erken ve orta ergenlik dönemindeki sporcularda değer yönelimlerinin incelenmesi
Sosyal bir etkinlik olarak görülen sporun başlangıcı, tarihsel olarak insanların bir arada yaşamaya başlamasına değin uzanır. Aslında, savaşın fiziksel güce dayandığı bir çağda, egzersiz adeta bir savaş hazırlığıydı. Bu bağlamda, "tarihsel" bir boyuta da sahip olan spor, rekabeti disipline sokan, rekabeti özünde taşıyan savaşçıyı ise deneyimli kılan sistemli bir oyun biçimidir. Bir kavram olarak değer, insan yaşamını yöneten temel dinamiklerden biridir. Değerler göz önüne alındığında spor, hangi davranışın adil, neyin gerekli olduğunu; neyin yasak ve neyin de teşvik edildiğini belirlemede önemlidir. Aslında spor, toplumun büyük bir kesimi için erişilebilir ve anlaşılır bir faaliyet olduğundan sporla uğraşan tüm bireylere değerlerin aktarımı kolaylıkla gerçekleştirilebilmektedir. Bu nedenle erken ve orta ergenlik dönemindeki sporcularda değer yönelimlerinin farkındalık oluşturması açısından incelenmesi araştırılması gereken bir konudur. Bu çalışmada, çeşitli spor disiplinlerinde uğraş veren lise ve ortaokul öğrencilerinin, değer yönelimleri incelenmiştir. Bu çalışma, sporcu olmanın değer yönelimi üzerindeki etkisini açıklamakta, sporcularda değer yönelimini çeşitli sosyodemografik değişkenler kullanarak analiz etmektedir. Bu araştırma betimsel nitelikte tarama (anket) modeli ile yürütülmüştür. Geçmişi ya da mevcut durumu olduğu şekli ile betimlemeyi temel alan bu metotta, araştırma konusu olan durum, kişi ya da nesne kendi koşulları içerisinde tasvir edilmiş; var olan durum olduğu gibi gözlenmiş ve o şekilde ele alınmıştır. Araştırmada belirlenen amaçlara ulaşabilmek için gerekli olan veriler elde edilmiş, araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu oluşturulmuş, erken ergenlik ve orta ergenlik dönemindeki sporcularda değer yönelimlerini öğrenebilmek için "Altyapı Sporları Değerler Ölçeği" kullanılmıştır. Spor yapan lise ve ortaokul öğrencilerinden örneklem grubu oluşturulmuştur. Araştırmanın örneklemi için gönüllü 700 lise ve ortaokul öğrencisinden faydalanılmıştır. Araştırmada 336 kız ve 364 erkek olmak üzere toplam 700 spor yapan öğrencilerin verileri değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmaya dâhil edilen kişiler, 11-14 erken ergenlik dönemi öğrencileri ile 14-17 orta ergenlik dönemi öğrencilerinden seçilmiştir. Bu çalışmada, çeşitli spor disiplinlerinde faaliyet gösteren lise ve ortaokul öğrencilerinin sporculuğu ve değerleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma, sporcu olma durumu ile bu faaliyetin değerleri arasında önemli bir bağlantı olduğunu göstermiştir. Bu bağlamda sporcularda, erken ergenlik dönemi ortaokul ve orta ergenlik dönemi lise öğrencilerinin elde edilen bulgulara göre araştırma örnekleminin tümünden elde edilen altyapı sporlarında, değerler ölçeği maddelerinin ortalama değerleri incelenmesi suretiyle çocukların en çok "kendini geliştirme" değeri (4.09±1.33) ve "kazanma" değeri (4.04±1.50) olduğu, en az ise "keyif" (2.72±2.09) boyutu olduğu tespit edilmiştir. Takım uyumu (3.56±1.70), beceri sergileme (4.01±1.41), sportmenlik puanları (4.44±1.05), işine bağlılık (3.49±1.68), uyum puanları (3.65±1.64), heyecan (3.20±1.90), toplumsal imaj (3.96±1.53), ve hoşgörü (3.90±1.57) spor yapan öğrencilerin kademelerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermektedir. Ortalama değerlere bakıldığında ortaokul kademesine (erken ergenlik dönemi) sahip çocukların lise kademesine (orta ergenlik) sahip çocuklara göre bu değerlerin puanlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anlaşmanın sürdürülmesi, takım uyumu, merhamet, beceri sergileme, sportmenlik, işine bağlılık, uyum, itaat, heyecan, toplumsal imaj, hoşgörü ve kazanma puanları ile çocukların yaşları arasında negatif yönde düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır (p<0.05). Anlaşmanın sürdürülmesi, kişisel başarı, dürüstlük, merhamet, sağlık ve zindelik, yoldaşlık, kendini gerçekleştirme puanları ile çocukların spor yapma süreleri arasında pozitif yönde düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır (p<0.05). Elde edilen bulgulara göre erken ergenlik ve orta ergenlik dönemindeki öğrenciler sporda olan kazanma ve kendini gerçekleştirme güdüsünü değer yönelimlerine yansıtmışlardır. Bu sonuçlar neticesinde öğrenciye verilmek istenen değerlerin, erken ergenlik dönemi sporcularının değerleri öğrenmeye daha açık oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Takım sporlarının bireysel sporlara göre değer yönelimlerini daha olumlu etkilediği tespit edilmiş, spor deneyimi süresi arttıkça değer yönelim puanlarının da bu durumdan olumlu anlamda etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır.
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin akademik ve sporcu öz-yeterliğinde algılanan psikolojik sermayenin etkisi
Bu araştırma spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin akademik ve sporcu öz-yeterliğinde algılanan psikolojik sermayenin etkisinin incelenmesi ve bazı değişkenler ile olan ilişkilerinin ortaya konulması amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel yaklaşımın genel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılında spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören 326' sı kadın, 509' u erkek olmak üzere toplam 750 spor bilimleri fakültesi öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada kişisel bilgi formunun yanında, ''Sporcu Öz-Yeterliği Ölçeği'' (SÖYÖ), ''Psikolojik Sermaye Algıları Ölçeği'' (PSAÖ) ve ''Akademik Öz-Yeterlik Ölçeği'' (AÖYÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizi için, T-testi, ANOVA, Pearson korelasyon ve Regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre kadınların psikolojik yeterlik, öz yeterlik ve akademik öz yeterlik düzeyleri daha yüksektir. SÖYÖ, PSAÖ ve AÖYÖ puanları lisanslı olan ve bireysel sporlarla ilgilenen katılımcıların lehine anlamlı bulunmuştur. Spor yapma yılı fazla olanların ve gelir durumu yüksek olanların da SÖYÖ, PSAÖ ve AÖYÖ puanlarının yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, SÖYÖ, PSAÖ ve AÖYÖ arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı ilişkilerin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, diğer bir önemli sonuç ise sporcu öz-yeterliğini yordamada algılanan psikolojik sermayenin (%76), akademik öz yeterliği yordamada ise (%78 )önemli bir rolünün olduğudur. Anahtar Kelimeler: Akademik Öz-Yeterlik, Sporcu Öz-Yeterlik ve Psikolojik Sermaye Algıları
Afet çalışanlarının fiziksel aktivite düzeylerinin stresle başa çıkma ve psikolojik sağlamlık durumları üzerine etkisi
Bu araştırma, itfaiyecilerin fiziksel aktivite düzeylerinin stresle başa çıkma ve psikolojik sağlamlık üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamıştır. Araştırmaya, Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'nda görev yapan 263 erkek personel katılmıştır. Veri toplama aracı olarak IPAQ-Kısa Form, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği ve Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 25.0 ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuca göre katılımcıların %57'si evli, %41,8'i sigara kullanmakta ve %21,3'ü düzenli ilaç kullanmaktadır. Yaş grubunun %36,9'u 40 yaş ve üzerindedir. Fiziksel aktivite düzeyleri incelendiğinde, %68,1'i minimal aktif, %20,9'u inaktif, %11'i ise çok aktiftir. Araştırmanın bulgularına göre; medeni durum, yaş, sigara kullanımı, spor yapma sıklığı, çalışma süresi ve ilaç kullanımının fiziksel aktivite düzeyini etkilediğini göstermiştir. Evli, sigara kullanan ve uzun süre çalışan bireylerde fiziksel aktivitenin daha düşük olduğu saptanmıştır. Ayrıca, bekarların daha aktif olduğu; evlilerin ise stresle başa çıkma becerilerinde ve sosyal destek arayışında daha güçlü olduğu belirlenmiştir. Yaş ilerledikçe fiziksel aktivite azalmakta, ancak stresle başa çıkma becerileri artmaktadır. Psikolojik sağlamlık ile fiziksel aktivite arasında doğrudan anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç olarak itfaiyecilere yönelik fiziksel ve psikolojik dayanıklılığı destekleyici programların mesleki deneyim sürecine dahil edilmesi gerektiğini göstermektedir. Keywords: Physical Activity, Coping With Stress, Psychological Resilience, Firefighter Personnel.
İmgeleme çalışmasının 12-14 yaş erkek futbolcularda futbol temel becerileri üzerine etkisinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın amacı, 12 haftalık imgeleme çalışmalarının 12-14 yaş aralığında müsabık çocuk futbolcularda futbol beceri gelişimi üzerine etkisinin incelenmesidir. Yöntem: Çalışma, Park Antalya Futbol Akademisi'nde bulunan, 12-14 yaş aralığındaki, lisanlı, aktif, müsabık 23 çocuk ile gerçekleştirilmiştir. Oyuncuların aileleri çalışma hakkında bilgilendirildi ve çalışmaya gönüllü olarak katılmayı düşünen sporcular arasından rastgele örnekleme yöntemine göre teknik antrenman ve imgeleme ile birlikte teknik antrenman grupları oluşturulmuştur. Çalışmaya, gönüllü olarak katılmayı kabul eden, çalışmaya dâhil olma ve çıkarma kriterlerine göre deney grubunda 13, kontrol grubunda 10 sporcu istatistiksel değerlendirmeye alınmıştır. Çalışmada yer alan sporculara çalışma öncesi ön test ve sonrası son test ölçümlerinde Çocuklar İçin Sporda Hayal Etme Ölçeği (ÇİSHE) şut duvarı testi, 30 metre HÜFA teknik testi ve Futbol Beceri testi uygulanmıştır. Katılımcılara 12 hafta boyunca aynı antrenörler tarafından futbol antrenman programı uygulanmış, deney grubunda yer alan sporcular ise futbol antrenman programına ek olarak imgeleme antrenmanı uygulamasına dahil olmuştur. Bulgular: Araştırmaya katılan deney ve kontrol grubundaki sporcuların başlangıç ölçümleri değerleri incelendiğinde, antropometrik ölçümler, futbol beceri testleri ve ÇİSHE ölçümlerinde gruplar arasında anlamlı fark olmadığı belirlenmiştir. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre 12 haftalık imgelem çalışması sonucunda deney grubunda futbol beceri testleri ve ÇİSHE tüm alt boyutlarında anlamlı değişim bulunurken, kontrol grubunda değişimin anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç: Sonuç olarak 12 hafta süre ile futbol antrenman programına ek olarak gerçekleştirilen imgeleme antrenman programının, futbol temel becerilerinden olan şut, top sürme ve kombine antrenman değişkenlerinde olumlu gelişimlere yol açtığı belirlenmiştir.
Investigation of the relationship between individual performance and job satisfaction levels of physical education teachers working in sports high schools
The purpose of this research is to examine the relationships between teachers' individual job performance and various demographic and job-related variables and to identify important findings resulting from these relationships. Understanding the factors affecting teachers' job performance is important to improve the strategies of educational institutions and increase teachers' job satisfaction. This study can help educational institutions better understand teachers' needs and take appropriate measures to improve job performance. In the research, the "Individual Work Performance Questionnaire" survey form, developed by Koopmans et al. (2013) to measure task and contextual performance and counterproductive work behavior dimensions, was adapted into Turkish and the Individual Work Performance Scale was developed by Köroğlu, Kaba and Öztürk (2021). The Vocational Satisfaction Scale, which was developed by Yıldız Kuzgun, Seher Aydemir Sevim and Zeynep Hamamcı in 1997 and consists of 20 items, was used. Within the scope of the research, statistical methods such as correlation analysis and ANOVA were used to examine the relationships between teachers' individual job performance and demographic and job-related variables such as gender, age, marital status, education level, and working time at the school. In total, the data of 425 teachers were examined. When the findings obtained within the scope of the research were examined, a significant difference was found between job performance and contextual performance according to gender, but no difference was found in terms of counterproductive work behaviors. Significant relationships were determined between the variables of marital status, educational status and working hours at the school and job performance. Correlation analysis results revealed that factors such as qualifications compliance, desire for development, and professional satisfaction have a strong relationship with job performance. This research has revealed several factors that influence teachers' individual job performance. These findings can help educational institutions better understand teachers' needs and develop appropriate strategies to improve job performance.
Ortamın wingate anaerobik egzersiz performansı üzerine etkisi
ÖZET Amaç: Bu çalışmanın amacı pop müziğin, slow müziğin, grup halinde sesli ortamın ve deneğin tek başına olduğu sessiz ortamın wingate anaerobik egzersiz testi performansında etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Yöntem: Bu çalışmanın denek grubunu aktif olarak amatörde futbol oynayan yaş ortalamaları 19.81 yıl, boy ortalamaları 175.21 cm, beden ağırlık ortalamaları 67.93 kg, olan 34 erkek üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Pop müziğin, slow müziğin, grup halinde sesli ortamın ve deneğin tek başına olduğu sessiz ortamın wingate anaerobik egzersiz testi performansı üzerine etkisinin olup olmadığını belirlemek amacıyla, 34 erkek deneğe 48 saat arayla wingate anaerobik güç testi uygulanarak, ortamın wingate testine etkisine bakılmıştır. Bulgular: Çalışmamızın zirve süresi sonuçlarında grup halinde sesli ortamda çalışanlar ile daha sonra aynı aktiviteyi slow müzik gerçekleştirenler arasında anlamlı farklılık görülmüştür (p<0,05). Slow müzikte teste katılanlar, grup ortamındaki sesli ortamda teste katılanlara göre zirvede kalma süreleri daha fazladır. Zirve süresindeki diğer bir anlamlı farklılıkta slow müzikli ortamda çalışanlarla, aynı aktiviteyi tek başına sessiz ortamda gerçekleştiren grup arasında görülmüştür (p<0,05). Slow müzikte, tek başına sesli ortamda teste katılanlara göre zirvede kalma süreleri daha fazladır. Ortalama güç sonuçlarındaki anlamlı farklılık, grup halinde sesli ortamda çalışanlar ile daha sonra aynı aktiviteyi tek başına sessiz ortamda gerçekleştiren grup arasında anlamlı farklılık görülmüştür (p<0,05). Tek başına sessiz ortamda katılanlar, grup ortamındaki sesli ortamda katılanlara göre ortalama güç çıktıları daha fazladır. Sonuç: Çalışmamızda pop müzik, yavaş müzik, grup ortamındaki sesli ortam ve deneğin tek başına olduğu sessiz ortamda, Want sonuçları alınmış, Ortamın, wingate anaerobik egzersiz testine etkisinin olmadığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: ortam, wingate, performans,
Tenise özgü direnç bant antrenmanlarının kuvvet sürat ve denge performansları üzerine etkisinin incelenmesi
Amaç: Çalışmanın amacı, tenis antrenmanları ile birlikte yapılan direnç bant antrenmanlarının kuvvet, sürat, denge, çeviklik ve tenis hedefleme performansları üzerine etkisini incelemektir. Yöntem: Çalışmaya yaşları 20,51±2.20 yıl, boyları 175,81±6,73 cm olan toplam 42 erkek gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada katılımcılar 3 gruba rastgele yöntemle yerleştirildi. Geleneksel kuvvet grubu (GKG) tenis ve geleneksel kuvvet antrenmanı (n=15), Tenis grubu (TG) sadece tenis antrenmanı (n=11), Direnç bant grubu (DBG) direnç bantları ile tenis antrenmanı yapan bireylerden (n=16) oluşturulmuştur. Tüm gruplara 8 hafta, haftada 3 gün, günde 60 dakika süresince antrenman yaptırılmıştır. Tüm katılımcılara çalışmanın başında ve sonunda olmak üzere antropometrik ölçümler, izokinetik kuvvet, denge, sürat, çeviklik, tenis hedefleme testleri uygulanmıştır. Bulgular: Tüm grupların ön-son testleri karşılaştırıldığında izokinetik ekstansiyon, izokinetik fleksiyon kuvvet, sürat, çeviklik ve tenis hedefleme performansları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05, p<0.01). Tüm grupların ön-son testleri karşılaştırıldığında statik denge performansları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (p<0.05). Dinamik denge performansında ise ön-son testleri karşılaştırıldığında GKG'nda anlamlı bir fark bulunmuş (p<0.05), TG ve DBG'nda anlamlı bir fark bulunamamıştır (p<0.05). Sonuç: Tenis antrenmanlarında direnç bant ve geleneksel kuvvet antrenmanı yapan grupların izokinetik ekstansiyon, izokinetik fleksiyon kuvvet, sürat, çeviklik ve tenis hedefleme performans gelişimleri sadece tenis antrenmanı yapan grup ile benzer sonuçlar göstermiştir. Statik denge gelişimine tenis ve tenisle birlikte yapılan kuvvet antrenmanlarının destek vermediği bulunmuştur. Dinamik denge performans gelişimine ise sadece geleneksel kuvvet antrenmanlarının destek verdiği bulunmuştur. Fakat denge performansı hariç diğer tüm parametrelerdeyüzde gelişim, direnç bant ile yapılan tenis antrenmanlarında daha fazla bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: tenis, direnç bant, kuvvet, sürat, denge.
Değişken ortam antrenmanlarının teniste servis atma sürati üzerine etkisinin incelenmesi
Amaç: Çalışmanın amacı; Antrenmansız ama aktif erkek üniversite öğrencilerine yaptırılan tenis teknik çalışmalarıyla kombine edilmiş geleneksel ve askı aparatı ile yapılan kuvvet antrenmanların serviste patlayıcı kuvvet üzerine etkisini incelemektir. Yöntem: Çalışmaya yaşları 20.13 ± 1.23 yıl olan toplam 61 erkek Akdeniz Üniversitesi öğrencisi gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmaya katılanlar rastgele yöntemle 3 farklı gruba ayrılmıştır. Bu gruplar; Askı Antrenman Grubu (AAG), askı aparatı kullanarak kuvvet antrenmanı ve tenis antrenmanı yapan grup (n=21), Geleneksel Kuvvet Antrenman Grubu (GKAG), geleneksel yollarla kuvvet antrenmanı ve tenis antrenmanı yapan grup (n=22) ve Kontrol Grubu (KG) sadece tenis antrenmanı yapan grup (n=18). Tüm gruplara hazırlanan 60'ar dakikalık birim antrenman programları haftada 3 gün 8 hafta süresince toplam 24 antrenman olarak uygulanmıştır. Ölçüm dönemleri Ön Test (ÖT) antrenman periyodu başlamadan önce, Son Test (ST) antrenman periyodunun hemen bitiminde (8. Hafta sonunda) yapılmıştır. Tüm katılımcılara Antropometrik ölçümler, Denge Testi (KAT 2000), İzokinetik Kuvvet Testi (Cybex), Şınav Testi, Flamingo Denge Testi, Servis Hızı Testi, Servis ve Yer Vuruşları İsabet Testi uygulanmıştır. Bulgular: AAG'un servis hızı ölçümleri sonuçlarına göre (ÖT: 27.44±5.28, ST: 37.70±4.67 P<0.01), servis isabet yüzdesi (ÖT: 44.76±10.40, ST: 66.27±13.95 P<0.01), yer vuruşları isabet yüzdesi (ÖT: 51.05±9.13, ST: 60.76±8.84 P<0.01), şınav ölçümleri (ÖT: 20.95±5.40, ST: 26.52±6.05 P<0.01), parametrelerinde diğer antrenman gruplarına göre daha çok gelişim gösterdiği anlaşılmaktadır. Yapılan ölçümlerin birçoğu göz önüne alındığında, askı antrenmanı yapan grubun ÖT ve ST sonuçları arasında anlamlı fark olmadığı görülmektedir (P>0.05). Sonuç: Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, kuvvet antrenmanı yapan grupların birçok parametrede değişim gösterdiği, AAG'taki gelişimin diğer gruplara göre daha fazla olduğu söylenebilir. En az gelişim gösteren grubun ise kontrol gurubu olduğu anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Tenis, Kuvvet, Antrenman, Nöromuskuler, Denge
Genç ve orta yaşlı sporcuların ağrı parametrelerinin sedanter bireylerle karşılaştırılması
Amaç: Bu çalışmada amaç, orta yaşlı sporcu bireylerde egzersiz öncesi ve sonrası gözlenen ağrıya ilişkin çeşitli parametrelerin, benzer yaştaki sedanter bireylerle ve genç sporcu bireylerle karşılaştırılmasıdır. Yöntem: Çalışmaya 66 kişi katıldı. Katılımcılar yaş ve spora katılımına göre genç sedanter (G-Sed), genç sporcu (G-Sp), orta yaş sedanter (O-Sed) ve orta yaş sporcu (O-Sp) olmak üzere 4 gruba ayrıldı. 18-30 yaş aralığındaki katılımcılar genç, 30-55 yaş aralığındaki bireyler ise orta yaş grubuna dahil edildi. Tüm gruplarda antropometrik ölçümler, nabız ve kan basıncı ve fiziksel performans parametreleri ölçüldü, egzersiz öncesi ve akut egzersiz sonrası basınca bağlı ağrı eşiği (PPT) ve ağrı toleransı (PPTO), elini soğuk suda tutma süresi ve nosiseptif fleksiyon refleksi (NFR) parametreleri kaydedildi. Çalışmada akut egzersiz olarak, dumbell kullanarak, 1 RM' nin %70' i düzeyinde yüklenme uygulandı. Buna göre uygulanan akut direnç egzersizi protokolü, her biri 10 tekrardan oluşan 3 set halinde gerçekleştirildi, setler arasında 1 dakikalık dinlenme süresi verildi. Sonuçlar ortalama+SD olarak sunuldu, gruplar ve ölçümler arası karşılaştırmada varyans analizi kullanıldı, p<0.05, istatistiksel önem düzeyi olarak kullanıldı. Bulgular: Vücut yağ yüzdesi bakımından O-Sed grubunun yüzde değerleri G-Sed ve G-Sp gruplardan yüksek, O-Sp grubunda ise O-Sed grubuna göre düşük bulundu. G-Sp ve O-Sp gruplarının nabız değeri G-Sed ve O-Sed gruplarından düşük bulundu. O-Sed grubu dikey sıçrama yüksekliği ve zirve güç değerleri G-Sed ve G-Sp gruplarından düşük bulundu. G-Sp ve O-Sp gruplarının esneklik puanı, G-Sed grubundan yüksek bulundu. G-Sp ve O-Sp gruplarının aerobik kapasitesi, G-Sed ve O-Sed gruplarından yüksek bulundu. O-Sp grubunun egzersiz öncesi PPT değeri, G-Sp grubundan düşük bulundu. O-Sp grubunda PPT değeri, egzersizden sonra yükseldi. G-Sp grubunda egzersiz sonrası PPTO değeri düştü. G-Sed grubu dışındaki 3 grupta, egzersiz sonrası elini soğuk suda tutma süresi arttı. Gruplar arasında elektriksel eşik akım değeri, NFR parametreleri bakımından fark gözlenmedi. Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları, genç ve orta yaşlı sedanter ve sporcu bireyler arasında fiziksel performans parametrelerinde ve incelenen ağrı modalitesine göre değişmek üzere ağrı parametrelerinde farklılıklar gözlendiğini ortaya koydu. Anahtar Kelimeler: master sporcu, egzersiz, nosisepsiyon, ağrı, yaş
Beden eğitimi öğretmenlerinin öğrenen özerkliğini destekleme davranışları ile mesleki öz-yeterlik algıları
Amaç: Beden eğitimi öğretmenlerinin bazı değişkenlere göre öğrenen özerkliği destekleme davranışlarını ve öğretmen öz-yeterlik algılarını incelemek ve birbirleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Yöntem: Araştırma tarama modelindedir. 2016-2017 öğretim yılında Antalya ilinin merkez ilçelerinde görev yapan 724 öğretmen bulunmaktadır. Bu evrenden tesadüfî örnekleme yöntemiyle seçilen 393 öğretmen örneklemi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Oğuz (2013) tarafından geliştirilen "Öğrenen Özerkliğini Destekleme Davranışları Ölçeği" Tschannen-Moran ve Hoy (2001) tarafından geliştirilen, Çapa, Çakıroğlu ve Sarıkaya (2005) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "Öğretmen Öz-yeterlik Algısı Ölçeği" ve "Kişiler Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde, Mann Whitney-U testi, Wilcoxon Signed Ranks Testi, Kruskall Wallis-H testi, Spearman Brown Korelasyon katsayısı teknikleri kullanılmıştır. Ölçeklerin örneklem grubuna uygunluğunun belirlenmesi için AMOS programında Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Bulgular: Beden eğitimi öğretmenlerinin öğrenen özerkliğini destekleme davranışlarını gerekli bulmaları ve sergilemelerine ilişkin görüşleri, duygu ve düşünce desteği boyutunda kadın öğretmenler lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir. Hizmet içi kursa katılan öğretmenler lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Öğretmenlerin öğrenen özerkliğini destekleme davranışı gerekliliği ve sergilemesine ilişkin görüşleri; mesleki deneyimlerine, okul türü, öğretim kademesi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermemektedir. Beden eğitimi öğretmenlerinin, öğretmen öz-yeterlik algıları okul türü, öğretim kademesi, hizmet içi kursa katılma durumu değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermektedir. Sonuç: Öğretmenlerin öğrenen özerkliğini destekleme davranışları gereklilik ve sergilemelerine ilişkin görüşleri ile öğretmen öz-yeterlikleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: öğrenen özerkliği, öğretmen öz-yeterliği, beden eğitimi öğretmeni, öğretmen özerklik desteği.
Zekâ oyunları ve geleneksel çocuk oyunlarının ortaokul öğrencilerinde dikkat ve görsel algıya etkisi
Araştırmanın amacı; zekâ ve geleneksel çocuk oyunlarının ortaokul öğrencilerinin dikkat ve görsel algı düzeylerine etkisini incelemektir. Araştırmada kontrol gruplu yarı deneysel (ön test-son test) model ile amaçlı örneklem yöntemi kullanıldı. Araştırma grubunu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Sivas Merkez Süleyman Demirel Ortaokulunda öğrenim gören öğrencilerden, geleneksel çocuk oyunları grubu (n=20), zekâ oyunları grubu (n=20), hem geleneksel çocuk oyunları hem de zeka oyunları grubu (n=20) ve kontrol grubu (n=20) olmak üzere toplam 80 öğrenci oluşturmaktadır. Uygulama gruplarına geleneksel çocuk oyunlarından, seksek, yakan top, mendil kapmaca ve tombik oyunu; zekâ oyunlarından ise, satranç, dama, gri ceviz ve mangala oyunları oynatılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu, Uluç (2019) tarafından geliştirilen, gelişimsel görsel algı testi ve Yaycı (2013) tarafından uyarlaması yapılan d2 dikkat testi kullanılmıştır. Uygulama gruplarına belirtilen zekâ ve geleneksel çocuk oyunları haftada 1 gün, 2 saat olacak şekilde 12 hafta boyunca oynatılmıştır. Verilerin analizinde SPPS programından yararlanılarak aritmetik ortalama, frekans, standart sapma ve korelasyon betimsel analizleri kullanılmıştır. Gruplara göre, ön test-son test ve fark puanlarının karşılaştırılması için Kruskal Wallis Testi, görsel algı ve d2 dikkat testi puanlarının değişkenlere göre karşılaştırılması için ise Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Bulgulara göre; dikkat ve görsel algı fark puanlarının, tüm gruplar da anlamlı bir şekilde gelişim olduğu görülmüştür. Bu farklılık gruplar arasında hem dikkat hem de görsel algı gelişim düzeylerinde geleneksel çocuk oyunları oynayan uygulama grubu lehine olduğu görülmüştür. Cinsiyet ve spor branşı olma değişkenlerine göre ise anlamlı farklılık göstermediği görülmüştür. Sonuç olarak; geleneksel çocuk oyunları ve zeka oyunlarının özellikle çocuklar da zihinsel becerileri geliştirmede bir eğitim aracı olarak kullanılabileceği görülmüştür.
Karate antrenörlerinin liderlik yönelimlerinin incelenmesi
Bu araştırma, karate antrenörlerinin liderlik yönelimlerinin belli değişkenlere göre incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada, mevcut durumu ortaya çıkartmayı amaçlayan betimsel taramaya yönelik bir yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasında, katılımcı olan karate antrenörlerinin liderlik yönelim düzeyleri belirlenmiştir. Antrenörlerin cinsiyet, yaş, eğitim durumu, antrenörlük kademesi, antrenörlük meslek yaşı, antrenörlük milliliği, aylık ortalama geliri ve antrenörlük yaptığı kurum değişkenlerine göre liderlik yönelimlerinin farklılaşıp farklılaşmadığı çeşitli istatistiksel işlemler ile değerlendirilmiştir. Araştırmaya 219 karate antrenörü katılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından oluşturulan "Demografik Bilgi Formu", Bolman ve Deal (1990) tarafından geliştirilen, Türkçe uyarlama ve geçerlik-güvenirliği Dereli'nin (2003) yaptığı "Liderlik Yönelim Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde, katılımcıların kişisel özelliklerini betimleyici frekans ve yüzde dağılımları çıkarılmış, ölçeğe verilen cevapların aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları hesaplanarak, liderlik yönelim düzeylerine ilişkin dağılımlar belirlenmiştir. Antrenörlerin ölçek puanları demografik değişkenlere göre karşılaştırılmadan önce normal dağılım gösterip göstermediği incelenmiştir. Yapılan One Sample Kolmogorov-Smirnov testi sonucunda verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir. Bu nedenle non-parametrik analizler kullanılmıştır. Antrenörlerin cinsiyetleri, milli antrenör olup olmama durumları ve çalıştıkları kulüp türüne göre ölçek puanlarının karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi kullanılırken, yaş grupları, eğitim durumları, antrenörlük kademeleri ve antrenörlük sürelerine göre ölçek puanlarının karşılaştırılmasında ise Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Yapılan tüm analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, cinsiyet değişkeni ile Liderlik Yönelim Ölçeği alt boyutlarından sembolik liderlik, politik liderlik ve toplam puanları arasında istatistiksel anlamda farklılık bulunmuştur. Yaş değişkeni ile liderlik yönelimleri alt boyutlarından politik liderlik, yapısal liderlik, insan kaynaklı liderlik ve toplam puanlarında anlamlı farklılık bulunmuştur. Eğitim durumu bulunmuştur ile Liderlik Yönelim Ölçeği alt boyutlarından olan sembolik liderlik ve insan kaynaklı liderlikte anlamlı farklılık bulunmuştur. Antrenörlük meslek yaşına bağlı ise sadece insan kaynaklı liderlik alt boyutunda anlamlı farklılık bulunmuştur. Antrenörlük kademesi, antrenörlük milliliği ve aylık ortalama gelir değişkenlerine bağlı olarak tüm alt boyutlarda ve toplam puanlar arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Sonuç olarak; karate antrenörlerinin liderlik yönelimlerinin birçok değişkenden etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır.
Üniversite öğrencilerinin rekreasyon faaliyetlerine yönelik yaşam doyum, tatmin ve benlik saygısı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Bartın Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim görmekte olan üniversite öğrencilerinin rekreasyon faaliyetlerine yönelik yaşam doyum, serbest zaman tatmin ve benlik saygısı düzeyleri arasındaki ilişkiler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini Bartın Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim görmekte olan 1546 öğrenci, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak tesadüfî şekilde seçilmiş 645 kişi oluşturmaktadır. Araştırmanın yöntem kısmında taramaya yönelik ve betimsel bir araştırma modeli uygulanmıştır. Veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacının hazırladığı; ''Demografik Bilgi Formu'', Diener ve arkadaşları (1985) tarafından geliştirilen, Köker (1991) Türkçe'ye uyarladığı "Yaşam Doyum Ölçeği", Rosenberg (1965) tarafından geliştirilmiş ve Türkçe geçerlik güvenilirlik çalışmaları Çuhadaroğlu (1986) tarafından yapılan "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği", Beard ve Ragheb (1980) geliştirdikleri ve Karlı, Polat, Yılmaz ve Koçak (2008) geçerlilik-güvenirlilik çalışmalarını yaparak beraberinde Türkçeye tercüme ettikleri "Serbest Zaman Tatmin Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilmiş olan veriler SPSS paket programında istatistik işlemlere tabi tutulmuştur. Veri analizinde; yüzde, frekans, ortalama, t testi, ANOVA testi, Pearsonkorelasyon testlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularında, yaşam doyumu ve serbest zamanın tatmininde kadın katılımcılar erkek katılımcılara oranla yüksek ortalamalara sahip durumda oldukları görülürken benlik saygısı konusunda erkek katılımcıların kadın katılımcılara oranla daha yüksek ortalamalara sahip oldukları sonucuna varılmıştır. Genel olarak veriler incelendiğinde katılımcıların yaşının büyüdükçe yaşam doyumunun azaldığı, katılımcılarda yaşam doyumu arttıkça benlik saygısının azaldığı, katılımcıların gelir düzeyinin artması ile yaşam doyum oranlarının iyileştiği sonuçlarına varılmaktadır ve akademik ortalaması diğer katılımcılara oranla daha yüksek olan katılımcıları serbest zaman tatmininin alt boyutu olan estetik boyutta yüksek ortalamalara sahip durumda oldukları, estetik boyutta daha yüksek puanlara sahip olan katılımcıların yaşam doyumları konusunda diğerlerine oranla yüksek ortalamalara sahip oldukları görülmektedir. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin rekreasyon faaliyetlerine yönelik olarak yaşam doyum, serbest zaman tatmini ve benlik saygıları durumlarının cinsiyet, yaş, maddi durum, ailenin aylık geliri, bölüm, sınıf, akademik başarı, rekreasyon faaliyetine ayrılan günlük zaman süresi değişkenlerine göre farklılıklar gösterdikleri tespit edilmektedir. Sonuç olarak, rekreasyon faaliyetlerine katılımda yaşam doyum, serbest zaman tatmini ve benlik saygısı etkileri olumludur.
Elit güreşçilerin ulusal ve uluslararası müsabakalarda durumluk kaygı düzeylerinin farklı değişkenlere göre incelenmesi
Bu çalışmada elit güreşçilerin ulusal ve uluslararası müsabakalarda durumluk kaygı düzeylerinin farklı değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu kadın, serbest ve grekoromen stilden aynı sezon içerisinde hem ulusal hem de uluslararası müsabakalara katılan aktif güreşçiler oluşturmaktadır. Araştırmanın anket formu katılımcılara yüz yüze ulaştırılmış ve araştırmada gönüllülük esasına uygun hareket edilmiştir. Verilerin toplanmasında 256 katılımcıya ulaşılmıştır. Verilerin toplanması için kullanılan anket iki kısımdan oluşmuştur. Birinci bölümde araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgiler formu, ikinci kısımda Spielberger ve arkadaşları (1970) tarafından geliştirilen, Türkçeye Öner ve Le Compte (1983) tarafından uyarlanan Durumluk Kaygı ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın verileri SPSS 25.0 paket programı ile yapılmıştır. Ölçeklerin normallik analizler basıklık çarpıklık katsayılarına bakılarak karar verilmiş ve verilerin ±2 arasında dağıldığı görülmüş ve verilerin analizinde parametrik testlerin uygulanmasına karar verilmiştir. İstatistiksel açıdan, frekans, yüzde ve güvenirlik katsayısı hesaplamaları, Bağımsız Örneklem T Testi ve Anova Analizleri yapılmıştır. Analizde %95 aralığına göre hesaplamalar yapılmıştır. Araştırma sonucunda bütün güreş stillerinde uluslararası müsabakalardaki durumluk kaygı durumları ulusal müsabakalara oranla anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Cinsiyet açısından Kadın güreşçilerin durumluk kaygı düzeyleri erkek güreşçilerden önemli oranda düşük seviyelerde bulunmuştur. Boy uzunluğu değişkenlerinde 159 cm ve altı katılımcıların durumluk kaygı düzeyleri 170-174 cm ve 180 cm ve üstü katılımcılardan yüksek olduğu görülmüştür. Kadın güreşçilerin durumluk kaygı düzeyleri serbest ve grekoromen stil güreşçilerden yüksek bulunmuştur. Uluslararası şampiyonada birinci alan katılımcıların durumluk kaygı düzeyleri diğerlerine oranla anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur.
Spor aracılığıyla bedenin göstergeleşmesi: Eskişehir'de body-fitness yapanlara yönelik sosyolojik bir saha araştırması
Bedenin göstergeleşmesi kısaca, bedenin değerini ve anlamını görünmekten/ göstermeden/ görünüşünden alması ve bu gösterme/görünme ediminin bireyin varoluşsal gerekçesini önemli ölçüde belirlemesi durumudur. Bu çalışmada bedenin göstergeleşme süreci body-fitness yapan bireyler üzerinden anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Eskişehir'de yaşayan; farklı meslek, yaş ve gelir gruplarına ait, belirli bir süredir body-fitness yapan kişilerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma desenlerinden etnografik yöntem temel alınarak 22'si erkek 5'i kadın toplam 27 kişi ile derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Elde edilen verilerden 1 ana kategori altında 15 tema elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre body-fitness aracılığıyla beden göstergeleşmekte ve birey üzerinde ontolojik sonuçlar doğurmakta; bedensel görünüş, bireyin benliğinin ve anlam dünyasının önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bedenin göstergeleşmesiyle birlikte sınıf, toplumsal cinsiyet, tüketim, cinsellik gibi olguların yerleşik kabulleri bir yandan yeniden kurulurken diğer yandan kaynaşıp iç içe geçmektedir. Body-fitness yapanlarda ağır antrenmanları, yoğun diyetleri, sıkı çalışmaları; soğuk günlerde bedeni açıkta bırakacak kıyafetler giymeyi içine alan yeni tür çilecilikler göze çarpmaktadır. Body-fitness aracılığıyla geliştirilen bedenlerin sürekli olarak daha kaslı olmasına yönelik arzu, bitimsiz bir çabaya ve ideal olana ilişkin imkânsızlık duygusu yeterliliğin, doyumun ve memnuniyetin sürekli ertelenmesine yol açmaktadır. Diğer yandan bakış ve beden arasında spekülatif bir ilişki biçimi bulunmaktadır. Bu ilişki biçimi, bireyin kendi bedenine ve ideal bedene yüklediği anlamı önemli ölçüde belirlemektedir. Tüm bu süreç araçsal rasyonalite ilkelerine uyum ve bağlılıkla gerçekleşmektedir.
Sekiz haftalık core antrenmanın ampute futbolcularda fizyolojik ve teknik parametrelere etkisinin incelenmesi
Sekiz Haftalık Core Antrenmanın Ampute Futbolcularda Bazı Fizyolojik ve Teknik Parametrelere Etkisinin İncelenmesi Amaç: Bu çalışmanın amacı; sekiz haftalık core antrenmanın ampute futbolcuların fizyolojik ve teknik parametrelere etkisinin incelenmesidir. Materyal ve Metot: Araştırmaya Malatya Büyükşehir Belediyesi Ampute Futbol takımı oyuncularından 11 futbolcu dahil edilmiştir. Katılımcılar egzersiz ve kontrol grubu olmak üzere iki farklı gruba radomize yöntem ile ayrıldı ve 24 birimden (8 Hafta x 3 gün) oluşan bir antrenman programına dahil edildi. 8 haftalık antrenman programı öncesi kan ölçümleri, motorik ölçümler ve teknik ölçümler alınıp, 8.hafta sonrası değerler ile karşılaştırıldı. İstatistiksel işlemler için SPSS paket program 22 kullanılmıştır. Grup içi karşılaştırmalar için Wilcoxon testi, gruplar arası karşılaştırmalar için Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Bulgular: Egzersiz grubu otur-eriş testi, mekik, bükülü kolla asılma, tek bacak ileri sıçrama, t testi, ilinois testi, şınav ve flamingo denge testi sonuçları arasında anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p<0.05). Tam kan sayımı eritrosit değerleri arasında her iki grup için fark tespit edilmiştir. Eritrosit anlamlılık düzeyi egzersiz grubu lehine daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Egzersiz grubu trigliserid sonuçları arasında anlamlı düzeyde fark tespit edilmiştir (p<0.05). Nt-pro BNP, kardiyak troponin, CK, CKMB, LDL, HDL, LDH sonuçları hem egzersiz grubu hem de kontrol grubu düzeyinde farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Core bölgesi dayanıklılık sonuçları için egzerisz grubu lehine anlamlı fark tespit edilmiştir (p<0.05). Teknik parametrelerden slalom top sürme, top sektirme, kafa ile top sektirme, top sürme, pas testi ve şut testi sonuçları deney grubu lehine fark tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç: Core antrenman; ampute futbolcularda, kardiyak sorunlara neden olmadan biyokimyasal ve teknik parametrelerde olumlu etki oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Ampute Futbol, Core egzersiz, Fizyolojik Parametreler, Teknik parametreler, Kardiyak Parametreler
Grup egzersiz eğitmenleri için mesleki öğrenme topluluğu tasarlamak, uygulamak ve değerlendirmek
This study aimed to develop, implement, and evaluate a Professional Learning Community (PLC) intervention for the Group Exercise Instructors (GEIs) working in a university setting "Sport for Health" program. To this end, initially, a six-week PLC intervention was designed by using the American College of Sports Medicine (ACSM, 2018) professional standards for GEIs. Then, the PLC implemented by the participation of six GEIs'. Progression of the six-week PLC intervention and immediate and effects of the intervention on the GEIs', and their practices were evaluated by qualitative methods, including long term observation and interviews with the participants. Field notes and fully transcribed interviews were analyzed by descriptive and pattern coding, and thematic analysis approaches. Findings indicated that GEIs motivation and satisfaction from participating in PLC was high. PLC meetings implemented as intended and met the quality indicators of PLCs. GEIs comprehended the professional competency indicators on "participant and program assessment", "class design", "leadership and instruction", and "legal and professional responsibilities". By participating in the PLC meeting, they improved their knowledge of professional competencies. Observations and interview findings, four months after the PLC program, indicated that GEIs' transferred the new knowledge and skills gained from the meetings to their exercise classes. In conclusion, well designed PLCs using professional standards as a framework are effective in developing GEIs professional competencies. Use of PLCs in the professional development of GEIs is strongly recommended.
Online bisiklet kullanım performansına, online seyircinin etkisi: kişilik özelliklerinin rolü
Online Bisiklet Kullanım Performansına, Online Seyircinin Etkisi: Kişilik Özelliklerinin Rolü Bu çalışmanın amacı online bisiklet kullanım performansı üzerinde online seyircinin etkisini anlamaya çalışmaktır. Ayrıca katılımcıların kişilik özelliklerinin performans değişimi üzerinde ne kadar etkili olup olmadığını anlamaya çalışmakta bu araştırmanın bir diğer amacıdır. Bu araştırmaya Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören ve basit rastgele örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiş 24 öğrenci katılmıştır. Katılımcılar smart trainer üzerinde 4 hafta arayla iki bisiklet sürüş performansı sergilemişlerdir. Katılımcılar ilk performanslarını tek başlarına ikinci performanslarını ise kurulan Google Meeting oturumu üzerinden katılımcıya destek olmak için bağlanan online seyirciler eşliğinde gerçekleştirilmiştir. Her iki sürüş esnasında da katılımcıların bisiklet simülasyonuna uyguladıkları power, dakikada çevirdikleri pedal sayısı (kadans), harcadıkları kalori, kalp atım hızı değişimleri ve sürüş sürüleri kaydedilmiştir. Ayrıca katılımcıların iki sürüş esnasında elde ettikleri değer değişimlerinin kişilik özelliklerine göre değişip değişmediğini anlamak için katılımcılara Tatar (2005) tarafından geçerliği ve güvenirliliği yapılan "Beş Faktör Kişilik Envanteri Kısa Form (5FKE-KF)" doldurtulmuştur. Katılımcıların 1. sürüş ve 2. sürüş değerlerinde elde ettikleri ortalamaları karşılaştırmak için Paired Sample t-testi analizinden faydalanılmıştır. İki sürüş arasındaki performans değişimde kişilik özellikleri açısından bir fark olup olmadığını anlamak için karışık ölçümlerde iki faktörlü ANOVA analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda deneklerin online bisiklet sürüşü esnasında online seyirci varlığının sürüş süresi, harcanan kalori, bisiklete uygulanan Power, kadans, maksimum kadans, kalp atım hızı, maksimum kalp atım hızı, kişinin çaba algısı üzerinde olumlu yönde etkisi olduğu görülmüştür. Ayrıca bisiklete uygulanan Power ve sürüş süresi ortalamalarından her ikisinde de beş faktör kişilik özelliklerinden öz denetim alt boyutunda anlamlı farklılıklar ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kişilik Özellikleri, Beş Faktör Kişilik Envanteri, Online Performans, Online Seyirci, Aktif Video Oyunları, E-Spor.
Çocukların motor becerilerini ölçmede kullanılan tgmd-2 ve ktk testlerinin karşılaştırılması
Amaç: Çocukların Motor Becerilerini Ölçmede Kullanılan TGMD-2 ve KTK Testlerinin Karşılaştırılması amacı ile yapılmıştır. Materyal ve Metot: Çalışmaya 5-10 yaş arası toplam 547 (%51,6 kız) sağlıklı çocuk katılmıştır. İlk antropometrik ölçümleri yapılan çocukların motor gelişim düzeylerini ölçmek için Test of Gross Motor Development-2nd (TGMD-2) ve Körperkoordinationstest Für Kinder (KTK) motor beceri testleri uygulanmıştır. Verilerin İstatistik değerlendirmelerinde IBM SPSS 21 paket programı kullanılmıştır. Bulgular:TGMD-2 ve KTK puanları çocukların aldıkları en yüksek puana göre yüzde olarak dönüştürülmüş ve gruplar içindeki yaş gruplarının TGMD-2 ve KTK yüzde dağılım sonuçları bulunmuştur. Bu sonuçlara göre TGMD-2 puanlarına bakıldığında %57,22'sinin düşük grupta %42,78'inin geliştirilebilir grupta olduğu belirlenmiştir. KTK puanlarına bakıldığında %0,91'inin düşük grupta, %9,51'inin geliştirilebilir grupta, %89,58'inin de gelişmiş grupta yer aldığı belirlenmiştir. Çocukların TGMD-2 total puanları incelendiğinde cinsiyet ve yaş grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık bulunmuştur (p<0,05). TGMD-2 total puanlarının erkeklerde daha yüksek olduğu belirlenmitir. Çocukların KTK Geriye Dengeleme puanları incelendiğinde cinsiyet ve yaş grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık bulunmuştur (p<0,05). Kız çocukların KTK geriye dengeleme puanlarının erkeklere göre yüksek olduğu belirlenmiştir. Çocukların KTK Genel Toplam puanları incelendiğinde cinsiyet ve yaş grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık bulunmuştur (p<0,05). Kız çocukların KTK toplam puanlarının erkeklere göre yüksek olduğu belirlenmiştir. Sonuç: TGMD-2 ve KTK' nın çocuklarda hareket yeterliliğinin farklı yönlerini ölçtüğü çalışma sonunda görülmüştür.
Futbol, atletizm, kort tenisi, güreş ve yüzme branşlarındaki amatör sporcularda bazı motorik ve fiziksel özelliklerin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı futbol, atletizm, kort tenisi, güreş ve yüzme branşlarındaki amatör sporcularda bazı motorik ve fiziksel özelliklerin karşılaştırılmasıdır. Çalışma Samsun ilinde yaşları 10 ile 12 arasında değişen katılan atletizm, futbol, tenis, yüzme ve güreş branşlarında 3 ile 4 yıl arasın da spor özgeçmişi olan 125 çocuğun bazı motor performans ölçümlerini kapsamaktadır. İstatistiksel işlemlerde ikili karşılaştırmalar t-testi ve çoklu karşılaştırmalar varyans analizi ve Tukey çoklu karşılaştırma testi ile belirlenmiştir. Çalışmaya katılan çocukların yaşlarına göre karşılaştırmada vücut ağılıkları ve boy uzunlukları birbirinden farklı olması anlamlı bulunmuştur (p<0,001). Çocukların yaş durumlarına göre motor performans parametreleri karşılaştırılmasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05 ve p<0,001). Çocukların yaş durumlarına göre çeviklikleri, 10 metre ve 20 metre sürat değerleri, durarak ileri atlama mesafesi, sırt kuvveti, Power Aneorobik Güç ve Anaerobik Ortalama Güç değerleri 0,001 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlıdır. Çocukların sadece dikey sıçrama değeri yaş gruplarına göre 0,05 düzeyinde anlamlı bulunmuştur. Çocukların Beden Kütle indeksine göre 20 metre sprint, dikey sıçrama, sırt kuvveti, Anaerobik güç ve anaerobik ortalama güç değerlerinde anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05 ve p<0,001). Çocukların yaptıkları branşlara göre karşılaştırılmasında 10 metre, 20 metre sprint ve sırt kuvvetlerinde farklılıkların anlamlı olduğu görülmüştür (p<0,05 ve p<0,001). Çocukların el tercihlerine göre motor performans parametreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Çocukların ayak tercihlerine göre 10 metre sürat ve çeviklik testlerinde anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Yaşları 10 ile 12 arasında değişen katılan atletizm, futbol, tenis, yüzme ve güreş branşlarındaki erkek çocukların motor performans parametrelerinde yaşa göre farklılıklar tespit edilmiştir. Çocukların yaptıkları branşlara göre karşılaştırılmasında ise sprint ve sırt kuvvetlerinde farklılıklar olduğu ortaya çıkmıştır. Genel olarak 12 yaş çocukların motor performans parametrelerinin 10 ve 11 yaş çocuklara göre daha iyi olması onların yaşa bağlı gelişimlerine ve muhtemelen daha uzun süreli antrenman yaşlarına bağlı olabileceğinde bağlanabilir. Çocukların erken yaşlarda sportif aktivitelere yönlendirilmeleri sportif başarı için önemli bir etken olarak görülebilir. Bu nedenle çocukların erken yaşlarda sporlara yönelmeleri önerilir.
Aerobik ve aerobik- submaksimal egzersizlerin obezite riski taşıyan adölesanlarda beden kitle indeksi üzerine etkisinin incelenmesi
Aerobik ve Aerobik- Submaksimal Egzersizlerin Obezite Riski Taşıyan Adölesanlarda Beden Kitle İndeksi Üzerine Etkisinin İncelenmesi Amaç: Aerobik ve aerobik-submaksimal egzersiz yönteminin obezite riski taşıyan adölesanlar üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Materyal ve Metot: Bu araştırma tarama modelinde deneysel bir araştırmadır. Örneklem grubu, gönüllü 72 öğrenciden oluşmuş ancak 45 sağlıklı gönüllü öğrenciyle devam etmiştir. Egzersiz grupları dinlenik nabızları esas alınarak, aynı seviyedeki yaş gruplarına (12 yaş) göre düzenlenmiştir. Çalışma her gruptan 15' er (8 kız, 7 erkek) kişi olmak üzere kontrol, aerobik egzersiz ve aerobik- submaksimal olarak üç gruba ayrılmıştır. Çalışmanın verileri SPSS programına yüklenerek, istatistiksel işlemleri İndepended Sample T testi, Paired Sample T testi, Anova testi ile ölçülmüştür. Anlamlılık düzeyi α=0.05 olarak benimsenmiştir. Bulgular: Çalışmamızda kontrol grubunda boy, BKİ, bel çevresi, kalça çevresi, bel kalça oranı, VYY, VYK, VKK değişkenlerinde anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p<0.05). Aerobik koşu egzersizi yapılan grupta, boy değişkeninde anlamlı bir farklılık görülmezken, BKİ, bel çevresi, kalça çevresi, VYY, VYK, VKK değişkenlerinde anlamlı farklılıklar görülmüştür (p<0.05). Aerobik-submaksimal koşu egzersizi yapılan grupta, boy değişkeninde anlamlı bir farklılık görülmezken, BKİ, bel çevresi, kalça çevresi, VYY, VYK, VKK' de benzer farklılık görülmüştür (p<0.05). Çalışmamızda kızlar ve erkekler arasında tüm gruplarda erkeklerde bel çevresi (p<0.05), kalça çevresi (p<0.10), VYY (p<0.05) ve VYK (p<0.05) değerlerinde kadınlara göre anlamlı bulunmuştur. Sonuç: Bu çalışmada aerobik egzersiz ve aerobik- submaksimal egzersiz yönteminde boy, kilo, bel kalça oranında anlamlı bir fark görülmezken, bel çevresi, kalça çevresi, BKİ, VYY, VYK, VKK değişkenlerinde anlamlı farklılık (p<0,05) görülmüştür. Aerobik egzersiz yöntemi uygulanan grubun kalça çevresi, VYY değişkenlerinde aerobik-submaksimal egzersiz grubuna göre anlamlı sonuç vermiştir. Anahtar Kelimeler: Obezite, aerobik egzersiz, submaksimal egzersiz, adölesan.
Evaluation of some motoric characteristics of hearing children without hearing between 13-14 age and without hearing handicapped students
Objective: This research has been carried out to compare and contrast the motor and pyhsical skills of the students who are hearing disabled and who are not, and also it is aimed to find out whether there is a meaningful difference in motor and physical skills of the students who are hearing impaired and who are not. The Materials and Method: There are 36 hearing impaired students from Akşemsettin Hearing Impaired Secondary School and 36 male students with hearing impairment who are studying at Battalgazi Vakıfbank Middle School, which provides education in the universities of Malatya and Battalgazi districts of Malatya. There wasn't any study carried out on control group but they were subjected to previously determined testes. The participating students were aged between 13-14. Euro Fit Physical Compliance Tests had been applied on the students before studies were started and the results were recorded accordingly. The study group was subjected to 8-week athletics training programme. Upon the 8-week athletics training programme, the same tests were applied on the students again and thus the results were recorded. The Findings: the findings regarding the data having been obtained from the research, statistical analyses were gained by using SPSS 16.00 packed programme. The flexibility between control group and study group, motoric skills such as balance and the significant differences in flexibility and balance, strength and motoric skills between values from primarily test and final test applied to hearing-disabled students have been studied on in the research. The Result: 8-week athletics training programme applied on hearing-disabled students has proved that the programme has positive effect on physical development of them according to the research carried out. Key Words: Athletics training programme, Brockport tests, the hearing-disabled, motoric features.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin iş doyum düzeylerinin belirlenmesi (Giresun ili örneği)
Amaç: Bu çalışmanın amacı; Giresun İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmelerinin iş doyum düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmada verilerin toplanılması için katılımcılara 2 bölümden oluşan ölçek formu doldurtularak uygulanmıştır. Giresun İl Milli Eğitim Müdürlüğünde 2019-2020 eğitim- öğretim yılı içerisinde görev yapan 144'ü erkek 36'sı kadın toplam 180 beden eğitimi ve spor öğretmeni çalışmaya katılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçek iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; araştırmacı tarafından geliştirilen demografik bilgi formu (Ek 2), ikinci bölümde ise; kamu çalışanlarının iş doyumlarını ölçmek amacıyla Weiss, Davis, England, Lofquist (1967) tarafından geliştirilen, Baycan (1985) tarafından Türkçeye uyarlanan 20 maddelik 5'li likert tipli ve 2 alt boyuttan oluşan Minnesota İş Doyum Ölçeği (Ek 2) (içsel bağlılık ve dışsal bağlılık) kullanılmıştır. Ölçeğin Cronbach Alfa değeri = 0.77 olarak bulunmuştur. Elde edilen veriler elektronik ortama aktarılarak Microsoft Windows için SPSS v22.0 istatistik yazılımını kullanarak çeşitli istatistik analizlerine tabi tutulmuştur. Veriler normal dağılım gösterdiği için ikili değişkenlerde t-testi uygulanmış, üçlü ve daha fazla değişkenlerde one-way anova testi yapılmıştır. Bulgular: Yapılan analizler sonucunda, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin içsel, dışsal ve genel doyum puanlarında; cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, çalıştığı okul, görev yeri, yaş, aylık gelir ve hizmet yılı değişkenlerine göre herhangi bir anlamlı farklılık bulunmamıştır. Sonuç: Yapılan araştırma sonucunda beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin iş doyumu düzeylerinin; cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, çalıştığı okul, görev yeri, yaş, aylık gelir ve hizmet yılı değişkenlerine göre herhangi bir anlamlı farklılık yoktur. Fakat çalıştığı okul değişkeninde sadece istatiksel olarak farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. İlköğretim okulların da görev yapan öğretmenlerin iş doyumu algıları istatiksel olarak yüksek bulunmuş iken, lise de görev yapan öğretmenlerin iş doyumları istatiksel olarak düşük bulunmuştur. Nitekim bu araştırmaya katılan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin iş doyum düzeyleri, söz konusu değişkenlere göre belirleyici bir unsur olmadığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Giresun, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni, İş Doyumu, Milli Eğitim
Huzurevinde kalan ileri yaş gruplarının yaptıkları spor faaliyetlerinin yaşam kalitelerine etkisi (Giresun ili örneği)
Amaç: Çalışmamızda huzurevinde kalan ileri yaş gruplarının yaptıkları spor faaliyetlerinin yaşam kaliteleri üzerine olan etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın örneklemini, Giresun Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde yaşayan yaşlılar arasından rastgele seçilen 6 kadın ve 17 erkek olmak üzere toplam 23 gönüllü oluşturmaktadır. Araştırma verileri, bu çalışma için geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Bu çalışmada verilerin analizinde ilk olarak görüşme metinleri araştırmacılar tarafından dikkatle okunarak incelenmiştir. Ardından veriler kodlanmış, kodlanan verilerden temalar oluşturulmuş ve bulgular tanımlanarak yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 26 lisanslı istatistik paket programı kullanıldı. Demografik bilgiler için aritmetik ortalama, standart sapma ve yüzde değerleri belirlendi. Değişkenler arasında ise gruplandırılmış tanımlayıcı istatistik yapıldı. Bulgular: Huzurevinde yaşayan bireylerin çoğunluğunun eğitim durumunun düşük olduğu, ekonomik durumunun iyi düzeyde olduğu, boş zamanlarında hoşlandıkları aktivitelerin aktif olarak hareket etmelerini sağlayan aktiviteler olduğu, bazılarının geçmişlerinde bir spor dalını yaptığı bazılarının ise geçmişlerinde bir spor dalında yer almadığı, çoğunluğunun egzersizlerden sonra spora olan ilgisinin daha çok arttığı, yarısına yakınında egzersizlerden sonra uygu düzeninde rahatlama olduğu ve tümünün egzersizlerden sonra yaşam kalitesinin arttığı belirlenmiştir. Sonuç: Çalışmamızda yaşlıların yapmış oldukları egzersizlerin yaşam kalitesi üzerindeki artışının yanı sıra hareket olanağı fazla olan egzersizlere olan ilgilerinin arttığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda yaşlı bireylerin eğlenmek ve yaşam kalitelerini arttırmak için egzersizlere yöneldiği söylenebilir.
Futbolda COVID-19 pandemisi nedeniyle getirilen beş oyuncu değişikliği kuralının oyun ve oyun aktörleri üzerine etkileri
Covid-19 pandemisi tüm alanlarda olduğu gibi futbol branşında da birçok değişime neden olmuştur. Pandemi sürecinde futbolda sporcu sağlığını korumak amacıyla 3 oyuncu değiştirme kuralı geçici olarak 5'e çıkarılmıştır. Daha sonra 5 oyuncu değiştirme kuralı kalıcı hale getirilmiştir. Bu tez çalışmasının amacı, 5 oyuncu değişikliği kuralının oyun ve oyun aktörleri üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerinin incelenmesidir. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada uygulandığı karma araştırma deseni kullanılmıştır. Nicel boyutta "Nedensel Karşılaştırma Yöntemi" kullanılmıştır. Nicel analiz, oyun içi değişkenler, oyuncu değişiklik zamanları ve oyuncu sakatlıkları kapsamında sezonların karşılaştırılması şeklinde olmuştur. Nitel Bölümde ise "Durum Çalışması Yöntemi" kullanılmıştır. Nitel araştırmadaki görüşmeler 12 futbolcu ve 12 antrenör ile yapılmıştır. Nicel veriler SPSS.20 programıyla analiz edilmiştir. Nitel veriler Maxqda programıyla kodlama ve temalandırma işlemleri yapılarak içerik analizi yapılmıştır. Araştırmada "geçici sakatlık sayıları", "kaleyi bulmayan şut sayısı", "engellenen şut sayısı", "sarı kart sayısı", "toplam pas sayısı", "toplam atak sayısı", "tehlikeli atak sayısı", "oyuncu değiştirme periyotları" değişkenlerinde sezonlara göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0.05). Araştırmanın nitel bulguları incelendiğinde katılımcıların olumlu görüşlerine ilişkin en fazla kodlanan temalar "yorgun oyuncuların sahadan alınması", "antrenöre katkı sağlanması", "oyuncunun özellikleri", "enerjisi yüksek / yorulmamış oyuncuların oyuna dâhil olması", "olumlu etki sağlanması", "daha fazla sayıda oyuncunun oyuna dâhil olması", "yeni giren oyuncunun oyuna etkisi fazla olması" "kadrolarda genişleme", "spor sakatlıklarının azalması", "oyuncuyu koruma", "sporcu sağlığına olumlu etki", "5 oyuncu değişikliğinin yeterli görülmesi" olarak bulunmuştur. En fazla olumsuz kodlama yapılan tema ise "oyun hızının düşmesi" olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, araştırma kapsamında ele alınan sezonların karşılaştırılması ile elde edilen nicel bulgulardan ve araştırma kapsamında yapılan katılımcı görüşmelerinden, kural değişikliğinin yansımalarının olumlu bir düzeyde olduğu ve oyun aktörlerinin kural değişikliğinden genel olarak memnun oldukları söylenebilir. Bu araştırma sonuçlarının kural değişikliğinin olumlu ve olumsuz etkilerini ortaya koyarak futbol sporuna katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
15 yaş üstü bireylerin COVİD-19 kaygı düzeylerinin egzersiz bağımlılığı özelinde farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmasının amacı; 15 yaş üstü bireylerde COVID-19 kaygı düzeyinin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, düzenli spor yapıp yapmama, spor yapma düzeyi, milli sporcu olup olmama, COVID-19 geçirme, COVID-19 aşısı olup olmama, aşı sayısı ve egzersiz bağımlılık düzeyine göre değişip değişmediğinin araştırılmasıdır. Bu amaçla düzenli spor yapan ve yapmayan toplam 224 gönüllü katılımcı çalışmaya dâhil edildi. Bu çalışmada nicel araştırma türlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu spor yapan ve yapmayan 15 yaş üstü 224 kişi oluşturmuştur. Katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu uygulandı. Ayrıca Tekkurşun Demir vd. (2020) hazırladıkları "Yeni Tip Korona Virüsüne (COVID-19) Yakalanma Kaygısı Ölçeği" ile birlikte yine Tekkurşun Demir vd. (2018) hazırlamış oldukları "Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği" uygulandı. Tüm bunlar Google forms aracılığıyla uygulandı. Uygulamada toplanan ölçek formları değerlendirilmeye alınmadan önce eksik ve hatalı olduğu tespit edilen 11 ölçek formu değerlendirilmeye alınmadı. Geriye kalan 224 ölçek formu üzerinde gerekli veri analizi gerçekleştirildi. Verilerin analizinde SPSS 26 paket programı kullanıldı. Toplanan verilerin homojenliğini belirlemek için normallik testleri kullanıldı. Litaretürdeki çarpıklık ve basıklık değerleri -1,5 ile +1,5 arasında değerlere sahip olmaması verilerin normal dağılmadığını gösterir (Tabachink & Fidell, 2013) bilgisi dikkate alındığında çalışma verilerinin normal dağılmadığı görüldü. Bundan dolayı nonparametrik testler kullanılarak analizler yapıldı. Bu testlerden iki değişkenli olan verilerde Mann-Whitney U ve iki değişkenden fazla olan verilerin analizinde ise Kruskal Wallis testi kullanıldı. Analizler sonucunda, katılımcıların egzersiz bağımlılığı toplam puanlarının ortalamasının 57,38 ± 11,545, COVID-19 kaygı alt boyutlarından bireysel kaygının puanları ortalamasının 34,25 ± 10,655 ve sosyalleşme kaygı alt boyutu puanları ortalamasının ise 11,75± 5,007 olduğu görüldü. Ayrıca bireysel kaygı durumunun cinsiyet, COVID-19'a yakalanma durumu, bireysel- sosyal ihtiyaçlarının ertelenmesi ve çatışması alt boyutu, tolerans gelişimi ve tutku alt boyutu ile p<0,05 düzeyinde, yine egzersiz bağımlılığı toplam puanları ile p<0,01 düzeyinde anlamlı farklılık gösterdiği saptandı. Ayrıca Sosyalleşme kaygı durumunun ise bireysel-sosyal ihtiyaçlarının ertelenmesi kaygı alt boyutu ile p=0,000, tolerans gelişimi ve tutku alt boyutu ile p=0,013 ve egzersiz toplam puanları ile p=0,046 düzeyinde anlamlı farklılık gösterdiği belirlendi. Çalışmaya dâhil edilen diğer tüm değişkenlerin anlamlı farklılıklar içermediği saptandı. Sonuç olarak, cinsiyete, egzersiz bağımlılığına ve salgına yakalanma durumunun kaygı düzeyine etki ettiği söylenebilir.
Boksörlerde temel psikolojik ihtiyaçlar ile sporcu bağlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, boksörlerin temel psikolojik ihtiyaçları ile sporcu bağlılığı düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkinin demografik değişkenler bağlamında nasıl farklılık gösterdiğini analiz etmektir. Bu doğrultuda, 2025 yılı itibarıyla aktif olarak boks sporunu icra eden 282 sporcu, araştırmanın örneklem grubunu oluşturmaktadır. Araştırma sürecinde, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli benimsenmiştir. Veri toplama sürecinde, katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Egzersizde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği ve Sporcu Bağlılığı Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler; yüzde ve frekans dağılımları, Pearson korelasyon analizi, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) gibi istatistiksel yöntemler aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, Egzersizde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği kapsamında, milli sporcu olma durumu değişkenine ilişkin anlamlı bir fark bulunmadığını ortaya koymuştur. Buna karşılık; cinsiyet, yaş, spor yaşı ve algılanan gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılıkların ve ilişkilerin mevcut olduğu belirlenmiştir. Sporcu Bağlılığı Ölçeği bağlamında yapılan analizlerde ise; cinsiyet ve milli sporcu olma durumu değişkenlerine ilişkin anlamlı bir fark saptanmamıştır. Yaş ve spor yaşı değişkenleri ile sporcu bağlılığı arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı belirlenirken, algılanan gelir düzeyi değişkeni açısından anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Son olarak, ölçekler arası korelasyon analizleri sonucunda, Egzersizde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği ile Sporcu Bağlılığı Ölçeği arasında orta düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu bulgu, temel psikolojik ihtiyaçların karşılanmasının sporcu bağlılığını olumlu yönde etkileyebileceğine işaret etmektedir.
Yoğun egzersiz sonrası uygulanan farklı toparlanma protokollerinin bazı fizyolojik parametrelere etkisi
Giriş ve Amaç Yoğun antrenmanlar sonrası sporcuların bir sonraki antrenmana hazır hale gelebilmeleri için etkin bir yenilenme süreci geçirmeleri gerekmektedir. Yenilenme sürecinin etkinliği bakımından egzersizden sonra yapılan soğuma yöntemleri oldukça önemlidir. Bu araştırmanın amacı: Toparlanma egzersizleri kapsamında, aktif toparlanma, pasif toparlanma, soğuk hidroterapi, masaj ve progresif gevşeme egzersizlerinin toparlanmaya etkilerini belirlemektir. Materyal ve Metod Çalışmaya 9 erkek ve 10 kadın takım sporcusu katıldı. Araştırma grubuna tam dinlenme sonrasında, koşu bandında yoğun egzersiz uygulandı. Egzersiz sonrası 10 dakika pasif toparlanma, aktif toparlanma, soğuk hidroterapi, masaj ve progresif gevşeme egzersizleri uygulandı. Dinlenik halde, yoğun egzersizden hemen sonra, toparlanma egzersizlerinin 5. ve 10. dakikalarında kalp atım sayıları ve kan laktik asit değerleri kaydedildi. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik, iki yönlü tekrarlı ölçümler varyans analizi ve üç yönlü tekrarlı ölçümler karma varyans analizi kullanıldı. Post-hoc karşılaştırmalar Benferroni düzeltmesi ile yapıldı. Sonuçlar p≤0.05 anlamlılık düzeyine göre değerlendirildi. Bulgular Araştırmamız sonuçlarına göre; Her bir toparlanma egzersizinin laktik asit ve kalp atım sayısı üzerinde anlamlı azalmalara neden olduğu tespit edildi. (p<.05). Toparlanma egzersizlerinin 10. dakikalarında aktif toparlanma ile masaj arasında anlamlı farklılık tespit edildi. Kalp atım sayısı değerlerinde 5. dakikalarda aktif toparlanma ile pasif, masaj, progresif gevşeme egzersizinde farklılık görülürken, 10. dakikalarda aktif toparlanma ile diğer dört uygulama arasında anlamlı farklılık tespit edildi (p<.05). Cinsiyetin toparlanma parametreleri açısından etken olmadığı belirlendi. Sonuç Progresif gevşeme egzersizinin laktik asidin uzaklaştırılması ve kalp atım sayısının normale dönmesinde etkili ve uygulanabilir bir yöntem olduğu görülmüştür. Uygulanan soğuma protokolleri karşılaştırıldığında ise aktif toparlanmanın en etkili yöntem olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Toparlanma egzersizleri, laktik asit, progresif gevşeme egzersizleri.
Gençlerin spora katılım düzeylerine göre iletişim becerileriyle problem çözme yeteneklerinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, gençlerin spor katılım düzeylerine göre iletişim becerilerini ve problem çözme yeteneklerini incelemektir. Materyal ve Metot: Çalışmaya üniversitede öğrenim gören 18-30 yaş arası 742 (369 erkek 373 kadın) genç katıldı. Çalışmada gençlerin spora katılma durumlarını belirlemek amacıyla Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeği (UFAÖ)'nın kısa formu kullanıldı. İletişim beceri düzeylerini belirlemek amacıyla, Fidan Korkut (1996) tarafından geliştirilen İletişim Becerileri Değerlendirme Ölçeği (İBDÖ) ve problem çözme becerilerini belirlemek amacıyla Hepenner ve Petersen (1982) tarafından oluşturulan, Türk kültürüne uyarlaması ise Şahin, Şahin ve Hepenner tarafından yapılan Problem Çözme Becerisi Ölçeği (PÇBÖ) kullanıldı. Araştırma sonucunda elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programında analiz edilmiştir. Parametrik testlerden ikili değişkenler için Independent T testi kullanılmıştır. Tanımlayıcı özelliklere ait istatistikler için standart sapma, ortalama ve varyans analizi kullanılmıştır. İkiden fazla değişkenler de ise One Way Anova testi kullanılmıştır. Gruplar arasındaki ilişkiyi belirlemek için korelasyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel olarak p<0.05 düzeyinde anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Elde edilen bulgulara göre; gençlerin fiziksel aktivite yapma alışkanlıklarının cinsiyet değişkeni açısından incelendiğinde kadın ve erkek katılımcılar arasında anlamlı farklılıklar olduğu ve bu farklılığın erkek katılımcılar lehine olduğu tespit edilmiştir. Gençlerin fiziksel aktivite yapma alışkanlıklarının aylık gelir düzeyleri açısından incelendiğinde katılımcılar arasında anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Katılımcıların fakülte değişkenine göre yapılan analiz sonucunda fiziksel aktivite düzeyi toplam puanı arasında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların fakülte değişkenine göre yapılan analiz sonucunda iletişim becerileri toplam puanlarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların fakülte değişkenine göre yapılan analizi sonucunda problem çözme becerisi toplam puanı ve alt boyut puanlarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların iletişim becerileri değerlendirme ölçeği toplam puanı, fiziksel aktivite toplam puanı, problem çözme becerisi ölçeği toplam puanı ve alt boyutları arasındaki ilişki incelendiğinde anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Gençlerin fiziksel aktiviteye katılımları, iletişim becerileri, problem çözme becerileri ve alt boyutları arasında ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel Aktivite, İletişim, Problem Çözme, Spor.
Türk kayak sporunun öncülerinden Muzaffer Demirhan'ın biyografisi
Bu çalışma, Türk kayak sporunun önemli isimlerinden biri olan Gümüşhaneli milli kayakçı Muzaffer Demirhan'ın yaşam öyküsünü, sportif kariyerini ve Türk sporuna yaptığı katkıları incelemektedir. Demirhan, erken yaşlarda kayak sporuna başlamış ve üstün yetenekleri sayesinde kısa sürede ulusal ve uluslararası düzeyde önemli başarılar elde etmiştir. Bu bağlamda çalışma, Demirhan'ın sporculuk kariyerinin tarihsel sürecini ele alarak, bireysel performansı, elde ettiği dereceler ve Türk sporuna sağladığı kazanımları değerlendirmektedir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği kullanılarak yürütülmüştür. Çalışmada, Demirhan'ın sporculuk hayatına ilişkin resmi kayıtlar, arşiv belgeleri, gazete haberleri ve spor literatüründeki akademik çalışmalar incelenmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda, Demirhan'ın yalnızca bireysel başarıları ile değil, aynı zamanda Türkiye'de kayak sporunun gelişimine sağladığı katkılarla da önemli bir figür olduğu ortaya konmuştur. Bu çalışma, Türkiye'de kış sporlarının gelişimine yönelik tarihsel ve biyografik bir çerçeve sunarak, milli sporcuların kariyer gelişim süreçlerine ışık tutmayı hedeflemektedir. Aynı zamanda, genç sporculara ilham olabilecek bir örnek sunarak, Türk spor tarihine dair akademik literatüre katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Muzaffer Demirhan, Kayak, Spor tarihi
Örgütsel güvenin çalışan perfermansına etkisi:Elazığ ilinde bir kamu kurumu örneği
Bu çalışma, gençlik spor il müdürlüğünde görev yapan personellerin örgütsel güven algıları ile performansları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Ayrıca örgütsel güven algıları ve performans düzeylerinin demografik özellikleri ortaya koymaktır. Araştırmada, nicel araştırmalardan olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmanın evrenini 2024 yılı Elazığ Gençlik Spor İl Müdürlüğünde görev yapan 882 personel örneklemi ise 352 çalışan oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak katılımcıların demografik özelliklerini belirlemeye yönelik soruların olduğu kişisel bilgi formu ve araştırma konusuna yönelik Örgütsel güven ölçeği ve Çalışan performansı ölçeği oluşturulmuştur. Verileri analizi yapılırken, SPSS 24 programı kullanılmıştır. Verilerin normallik analizi normal dağılım göstermediği nanparametrik testler kullanılmıştır. Örgütsel güven düzeyleri ve performans değişkenleri arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amacıyla korelasyon ve etkisi belirlemek için regresyon analizi ile yapılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre; çalışanların örgütsel güven (x:3.89) çalışma performansları ise (x: 4.22) olarak bulunmuştur. Çalışanların örgütsel güven ve çalışma performanlarının Cinsiyet, yaş, eğitim ve çalışma yılı değişkenine göre anlamlı farklılık tespit edilmişken, gelir düzeyi ve medeni durumun örgütsel güven ve çalışma performansı algısında farklılık tespit edilmemiştir. Çalışanların örgütsel güven algısı ile çalışma performansı arasından pozitif yönlü anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Örgütsel güven algısı, çalışma performansı pozitif yönlü anlamlı bir etki etmiştir.
Elit buz hokeyi sporcularının benlik saygısı ve karar verme düzeylerinin incelenmesi
Hayatın evresinde olduğu gibi buz hokeyi branşında da kişiliğini kazanmış, ne istediğini bilen ve bu yolda doğru bir planlama yapan bireyler yani sporcular yetiştirmek oldukça önemlidir. Bireyin hayatı boyunca her evresinde daimi olarak bir takım sorunlarla karşılaşması olağan durumdur. Allahın insana sunmuş olduğu akıl, zeka ve beceri kabiliyetleri ile bu sorunları çözerek yaşamını sürdürmesi kaçınılmazdır. Alınan kararların niteliği ve niceliği, bireyin içinde bulunduğu gelişim evresine, karar verilmesini gerektiren durumun ve seçeneklerin özeliklerine göre değişim göstermektedir. Bu değişimlere uyum sağlamak için ise benlik saygısı kavramını iyi idrak etmemiz gerekmektedir. Benlik saygısı kavramı öğrenilmiş bir yaşamdır ve yaşamı boyunca sürmektedir. Bu nedenle, kişiliğin kazanılması, yaşamını dolu dolu geçirmesi, diğer bireylerle ideal ve daimi iletişime geçmesi, yüksek oranda mutabakat sağlaması, değer modellerinin geliştirmesi, başarılı olması, gelecek zamanı doğru planlaması hususunda oldukça önemlidir. Bu çalışma elit buz hokeyi sporcularının benlik saygısı ve karar verme düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Elit buz hokeyi sporcularının benlik saygısı ve karar verme düzeylerinin incelendiği bu çalışmanın evrenini Türkiye Buz Hokeyi Federasyonu Erkekler Süper Liginde mücadele eden 8 takımın ve Kadınlar Liginde mücadele eden 6 takımın sporcuları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'nin Ankara, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Erzurum illerinde yaşayan 148'i erkek 48'i kadın toplam 196 sporcu oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ve katılımcıların benlik saygısı düzeylerini belirlemek adına Rosenberg (1963) tarafından geliştirilen, Türkçeye uyarlaması ve geçerlilik, güvenirlik çalışması Çuhadaroğlu (1986) tarafından yapılan 'Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği' kullanılırken, katılımcıların karar verme stillerini belirlemek amacıyla orijinali Mann ve ark. (1998) tarafından geliştirilmiş, Deniz (2004) tarafından Türkçeye uyarlanarak geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılan 'Melbourne Karar Verme Ölçeği' kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, ölçekler için tek yönlü varyans analizi (One Way Anova) yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularından elde edilen sonuçlara göre, araştırmaya katılan katılımcıların demografik bilgileri ile Benlik Saygısı ve Karar verme düzeyleri arasındaki ilişki incelendiğinde, değişkenler ve alt boyutlar arasında anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Araştırmaya katılan sporcuların cinsiyetlerine bakıldığında erkek sporcuların çoğunlukta olduğu ve araştırmaya %37,2 ile 22-24 yaş aralığından katılımın fazla olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan sporcuların eğitim durumları dikkate alındığında eğitim seviyelerinin oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Örneklem grubundaki sporcuların büyük ölçüde buz hokeyini ana branşı olarak sürdürdükleri tespit edilmiştir. Çalışma sonuçları ile ilişkili olarak daha kapsamlı çalışmaların özellikle takım sporu ile uğraşan sporculara uygulanması öneri olarak sunulabilir.