
1.136
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin bazı psiko - sosyal değişkenlere göre matematik kaygısının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin cinsiyet, anne öğrenim durumu, baba öğrenim durumu, anne mesleği, baba mesleği, ailenin sosyo-ekonomik düzeyi, kardeş sayısı, matematiği sevip sevmeme, özel matematik dersi alıp almama, anne-baba desteği, başarı algısı, kendisine ait oda olup olmama, anne-babanın matematiğe olan ilgisi ve bir önceki yıl sonu matematik notu değişkenlerine göre matematik kaygısının anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir.Araştırmanın evrenini; 2014-2015 öğretim yılında öğrenim gören İzmir'in Bornova ilçesinde bulunan ilkokullardaki toplam 5741 4. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Örneklemi ise aynı bölgedeki ilkokullar arasından rastgele küme örneklem yoluyla seçilen 8 ilkokulda 4. sınıflarda öğrenim gören 182 kız ve 169 erkek olmak üzere toplam 351 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplama araçları olarak; öğrencilerin bazı psiko-sosyal özelliklerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu ve öğrencilerin matematik kaygı düzeylerini belirlemek amacıyla ilköğretim öğrencileri için Matematik Kaygı Ölçeği (MKÖ) kullanılmıştır. Araştırma verileri ile ilgili çözümlemeler SPSS 15.0 paket programı ile bilgisayar ortamında yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde; t-testi, F testi, Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır.Elde edilen verilerin istatistiksel analizleri sonucunda; 4. sınıf öğrencilerinin matematik kaygı düzeylerinin anne öğrenim durumu, baba öğrenim durumu, matematiği sevip sevmeme, başarı algısı ve bir önceki yıl sonu matematik notuna göre anlamlı fark gösterdiği belirlenmiştir. 4. sınıf öğrencilerinin matematik kaygı düzeylerinin cinsiyet, anne mesleği, baba mesleği, ailenin sosyo-ekonomik düzeyi, kardeş sayısı, özel matematik dersi alıp almama, anne-baba desteği, kendisine ait odanın olup olmaması ve anne-babanın matematiğe olan ilgisine göre anlamlı fark göstermediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kaygı, Matematik Kaygısı, İlkokul, 4.Sınıf, Öğrenci
Genç yetişkinlerin çocuk yetiştirme tutumları ile algıladıkları ana-baba davranışları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın temel amacı; genç yetişkinlerin, çocuk yetiştirme tutumları ile algıladıkları ana-baba davranışları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evreni İzmir ili merkez Karşıyaka, Bornova, Konak, Buca, Balçova ve Narlıdere ilçelerindeki bağımsız anaokullarıdır. Araştırmanın örneklemi, bu ilçelerde yer alan bağımsız anaokullarında okulöncesi eğitim alan 3, 4, 5 ve 6 yaş grubu çocukların ebeveynleri arasından seçilmiştir. Okul seçimleri ve ölçekler uygulanırken sırasıyla küme ve rastgele örneklem seçim tekniği benimsenmiştir. Bu çalışmadaki veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu; Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği ve Algılanan Ana-Baba Davranışları Envanteri kullanılarak toplanmıştır.Araştırmada toplanan nicel veriler, istatistiksel analiz tekniklerinden ortalama standart sapma, tek yönlü varyans analizi, korelasyon katsayısından yararlanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada, istatistiksel analizler için SPSS (Statistical Packages of Social Science) 13.0 versiyonu kullanılmıştır.Yapılan istatistiksel analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre; eğitim düzeyi artıkça anne babaların kendi çocukluklarında algıladıkları disiplin yöntemlerindeki kısıtlama ya da cezalandırma durumlarının nedenlerinin açıklanması algısının önemli olduğu; daha kontrolcü davrandıkları, kendi aralarında daha fazla geçimsizlik yaşandığı; sıkı disiplin uygulamayı daha fazla tercih ettikleri saptanmıştır. Çalışan anne babaların kontrolcü ve disiplinli olmayı daha önemli olarak algıladıkları söylenebilir. Kendi ailesinde kalabalık kardeş sayısı olan anne ve babaların, kendi çocuklarına karşı daha kontrolcü ve sıkı disiplin içeren tutumlar sergiledikleri düşünülmektedir. Kişinin çocukluğunda yaşadığı özellikle baba yoksunluğunun, çocuk bakımı konusunda etkili olduğu düşünülmektedir.
İlköğretim 5. sınıf öğrencilerinin hikaye edici metinlerde özetleme ve ana fikir bulma becerileri üzerinde hikaye haritalarının etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin hikâye edici metinlerde özetleme ve ana fikir bulma becerileri üzerinde hikâye haritalarının etkisini tespit etmektir. Bu araştırma 2011-2012 öğretim yılı birinci yarıyılında, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Düzce İli Yığılca İlçesinde bulunan Anadolu Kalkınma Vakfı Cumhuriyet İlköğretim Okulu ve Aksaklar İlköğretim Okulu'nda, 5. sınıf öğrencilerinden oluşan iki şube ile toplam 6 haftalık bir süreçte tamamlanmıştır.Araştırmanın çalışma grubunu uygulama yapılacak okullardaki 5-A ve 5-B şubelerinde öğrenim gören toplam 55 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan sınıflardan tesadüfî yollarla 5-A sınıfı kontrol grubu, 5-B sınıfı ise deney grubu olarak seçilmiştir.Bu araştırma yarı deneysel olarak yürütülmüş ve araştırmada ön test-son test kontrol gruplu model kullanılmıştır. Araştırmada dersler, deney grubunda hikâye haritası yöntemiyle, kontrol grubunda ise geleneksel yöntemle şubelerin sınıf öğretmenleri tarafından araştırmacının hazırlamış olduğu ders planlarına göre işlenmiştir.Araştırmada ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin özetleme becerilerini ölçmek amacıyla Bulut (2006) tarafından geliştirilen ?Özetleme Ölçeği?, ana fikir bulma becerilerini ölçmek amacıyla ise Pilten (2007) tarafından geliştirilen ?Okuduğunu Anlama ve Ana Fikir Bulma Ölçeği? ön test ve son test veri toplama araçları olarak kullanılmıştır.Araştırmada deney ve kontrol grupları olarak seçilecek sınıfların akademik başarılarının denk olup olmadıklarını belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmış, araştırmanın problem cümlesini ve alt problemlerini oluşturan değişkenler, bağımsız gruplar için t- testi (Independent Sample T- Test) ile analiz edilmiştir.Araştırmadan sonucunda, 5. sınıf öğrencilerinden oluşan hikâye haritası yönteminin uygulandığı deney grubu ile geleneksel yöntemin uygulandığı kontrol grupları arasında;1.Hikâye edici metinlerde ana fikir bulma becerileri bakımından deney grubu lehine manidar bir fark bulunmuştur.2.Hikâye edici metinlerde özetleme becerileri bakımından deney grubu lehine manidar bir fark bulunmuştur.3.Hikâye edici metinlerde hikâyenin geçtiği yeri belirleyebilme açısından deney grubu lehine manidar bir fark bulunmuştur.4.Hikâye edici metinlerde hikâyenin zamanını belirleyebilme açısından deney grubu lehine manidar bir fark bulunmuştur.5.Hikâye edici metinlerde hikâyedeki ana karakterleri belirleyebilme açısından deney grubu lehine manidar bir fark bulunmuştur.6.Hikâye edici metinlerde hikâyedeki yardımcı karakterleri belirleyebilme açısından deney ve kontrol grupları arasında manidar bir fark bulunmamıştır.7.Hikâye edici metinlerde hikâyedeki problemi belirleyebilme açısından deney ve kontrol grupları arasında manidar bir fark bulunmamıştır.8.Hikâye edici metinlerde hikâyedeki karakterlerin problem durumu için ürettikleri çözüm önerilerini belirleyebilme açısından deney ve kontrol grupları arasında manidar bir fark bulunmamıştır.9.Hikâye edici metinlerde hikâyedeki karakterlerin sonuca vermiş oldukları tepkiyi belirleyebilme açısından deney ve kontrol grupları arasında manidar bir fark bulunmamıştır.10.Hikâye edici metinlerde anlatıcının sonuca vermiş olduğu tepkiyi belirleyebilme açısından deney grubu lehine manidar bir fark bulunmuştur.11.Deney grubu öğrencilerinin hikâye edici metinlerde ana fikir bulma ve özetleme becerileri açısından ön test ve son test puanları arasında manidar bir fark bulunmuştur.12.Kontrol grubu öğrencilerinin hikâye edici metinlerde ana fikir bulma ve özetleme becerileri açısından ön test ve son test puanları arasında manidar bir fark bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler: Hikâye, Hikâye Edici Metin, Hikâye Haritası Yöntemi, Özetleme, Ana Fikir Bulma.
Coğrafi bilgi sistemleri (CBS) destekli sosyal bilgiler dersi öğretiminin öğrenci başarısı ve tutumuna etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, Sosyal Bilgiler dersi `' Bölgemizi Tanıyalım'' ünitesinin Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile işlenilmesinin; ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına, tutumlarına ve kullanma becerilerine ilişkin etkisini belirlemektir.Bu araştırma 2011-2012 öğretim yılının 1. döneminde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Bilecik'te bulunan TOKİ İlköğretim okulunda öğrenim gören iki beşinci sınıfta 6 hafta süreyle yürütülmüştür.Çalışma grubunu, 5/A ve 5/B sınıflarında öğrenim gören 49 öğrenci oluşturmaktadır. 5/B şubesi deney, 5/A şubesi kontrol grubu olarak seçilmiştir.Araştırmada ön-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubuna CBS destekli, kontrol grubuna ise geleneksel öğretim yöntemi kullanılarak araştırmacı tarafından yürütülmüştür.Araştırma sürecinde; araştırmacı tarafından geliştirilen `'Bölgemizi Tanıyalım'' ünitesi Başarı Testi, Coğrafi Bilgi Sistemleri Tutum Ölçeği ve Kontrol Listesi veri toplama aracı olarak kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen verilerin analizi ilişkisiz t-testi, ilişkili t-testi, Cohen d, frekans ve ortalama kullanılarak değerlendirilmiştir.Sonuç olarak, CBS tabanlı haritaların `'Bölgemizi Tanıyalım'' ünitesinin öğretiminde başarıyı yükselten bir etkiye sahip olduğu ve öğrencilerin CBS teknolojisine yönelik olumlu bir tutum içerisinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler : Coğrafi Bilgi Sistemleri, Bölgemizi Tanıyalım, Akademik Başarı, Tutum, Sosyal Bilgiler
Üst bilişsel öğretim stratejilerine dayalı öğretimin öğrencilerin üst bilişsel farkındalık ve becerisine, akademik başarı ile tutumuna etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, üst bilişsel stratejilerin kullanımında, üçüncü döneme (üst bilişsel stratejilerin üretilip kullanılabildiği döneme) yeni giren öğrencilere uygulanan `Üst Bilişsel Beceri Geliştiren Öğretim Stratejilerine Dayalı Öğretim'in, öğrencilerin üst bilişsel farkındalıklarına, biliş üstü becerilerine, akademik başarıları ile Fen ve Teknoloji dersine karşı tutumlarına etki edip etmediğini incelemektir.Araştırma, 2010-2011 eğitim-öğretim yılı II. döneminde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Ağrı ili Eleşkirt ilçesinde bulunan bir ilköğretim okulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırma, 5. sınıfta öğrenim gören öğrenciler ile birlikte 4 hafta boyunca, toplamda 12'şer saat süreyle yürütülmüştür.Araştırmanın çalışma grubunu, 5/A ve 5/B şubelerinde öğrenim gören toplam 64 öğrenci oluşturmaktadır. 5/B şubesi deney grubu, 5/A şubesi ise kontrol grubu olarak rastgele seçilmiştir.Araştırmada ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubuna üst bilişsel beceri geliştiren stratejilere dayalı öğretim, kontrol grubuna ise programda var olan yapılandırmacı yaklaşıma dayalı öğretim uygulanmıştır.Araştırma sürecinde; Çocuklar İçin Üst Bilişsel Farkındalık Ölçeği, Biliş Üstü Beceriler Ölçeği, Fen ve Teknoloji Dersine Karşı Tutum Ölçeği ile araştırmacı tarafından geliştirilen Dünya, Güneş ve Ay Ünitesi Başarı Testi veri toplama aracı olarak kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen verilerin analizi bağımsız gruplar t-testi ve betimsel analiz tekniklerinden yüzde ve frekans analizi kullanılarak değerlendirilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre; üst bilişsel becerileri geliştiren stratejilerin Fen ve Teknoloji dersinde kullanılması mevcut programa göre öğrencilerin biliş üstü becerilerini geliştirmiş, Fen ve Teknoloji Dersine Karşı Tutum ile akademik başarılarını artırmıştır. Bu artış istatistiksel açıdan anlamlı ölçüdedir. Ancak, üst bilişsel farkındalık açısından deney ve kontrol grubu öğrencileri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar bulunmamıştır.
İlköğretim fen ve teknoloji dersinde tamamlayıcı ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarının tutum ve başarıya etkisi
Bu araştırmanın amacı, İlköğretim 7. Sınıf Fen ve Teknoloji dersi ?Işık? ünitesinde geleneksel ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarını destekleyici olarak tamamlayıcı ölçme ve değerlendirme yaklaşımı kullanımının öğrencilerin Fen ve Teknoloji dersindeki tutum ve başarılarına olan etkisini sınamaktır.Bu araştırma 2010-2011 öğretim yılının II. döneminde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Antalya'da bulunan, uygulama izni alınan özel bir ilköğretim okulunda öğrenim gören yedinci sınıf düzeyinde mevcut iki şubede beş hafta süreyle gerçekleştirilmiştir.Deneysel çalışma hazır gruplar üzerinde yapılmıştır. Mevcut üç şubeden ikisi kura ile atanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu biri deney (n=17) diğeri kontrol (n=17) olmak üzere, 7/B ve 7/C şubelerinde öğrenim gören 34 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubuna geleneksel ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarını destekleyici olarak tamamlayıcı ölçme ve değerlendirme yaklaşımları, kontrol grubuna ise sadece geleneksel ölçme ve değerlendirme yaklaşımları araştırmacı tarafından uygulanmıştır.Uygulama öncesi deney ve kontrol gruplarına ?Fen Bilgisi Dersi Tutum? ölçeği ile ?Akademik Başarı Testi? envanterleri ön test olarak uygulanmıştır. Her iki grupta da ?Işık? ünitesi işlenirken geleneksel ölçme ve değerlendirme yaklaşımları uygulanmış, deney grubunda kontrol grubundan farklı olarak, geleneksel ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarını destekleyici olarak tamamlayıcı değerlendirme yaklaşımları uygulanmıştır. Öğrenme süreci tamamlandığında son test olarak her iki gruba ?Fen Bilgisi Dersi Tutum? ölçeği ile ?Akademik Başarı Testi? envanteri tekrar uygulanmıştır.Araştırmadan elde edilen verilerin analizi tek faktörlü kovaryans analizi (ANCOVA) kullanılarak değerlendirilmiştir.Sonuç olarak, geleneksel ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarını destekleyici olarak uygulanan tamamlayıcı ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarının uygulandığı deney grubundaki öğrenciler ile sadece geleneksel ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarının uygulandığı kontrol grubundaki öğrencilerin akademik başarıları ve fen bilgisi dersine yönelik tutumları arasında manidar bir farkın olmadığı saptanmıştır.
Matematik başarı düzeyi yüksek öğrencilerde problem kurma tekniği kullanımının problem çözme başarısına etkisi ve öğrencilerin öz-düzenleyici öğrenme stratejileri
Bu araştırmanın amacı, matematik başarı düzeyi yüksek öğrencilerde problem kurma tekniği kullanımının onların problem çözme becerilerine olan etkisini sınamak ve öz-düzenleyici öğrenme stratejilerini kullanma konusundaki yetkinliklerini belirlemektir. Bunun yanı sıra çalışmada, geleceğin bilim insanlarının keşfedilmesi ve onların şimdiden bilimsel çalışmalara hazırlanması amaçlanmaktadır.Araştırma 2011-2012 öğretim yılının I. döneminde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı, Burdur'da bulunan bir özel dershanede 8. sınıfta öğrenim gören 11 erkek, 14 kız olmak üzere toplam 25 öğrenci ile yürütülmüştür.Araştırma tek grup ön test-son test deneysel desen modelinde tasarlanmıştır. Deneysel işlemin etkisi, amaca uygun olarak seçilmiş nitelikte tek bir grup üzerinde sınanmıştır. Araştırmacı tarafından çalışma grubu öğrencilerine problem kurma ve çözme etkinlikleri toplam sekiz hafta süreyle uygulanmıştır.Çalışmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından hazırlanmış 6 tane açık uçlu sorudan oluşan matematik başarı testi ve ?Öğrenmeye İlişkin Motivasyonel Stratejiler Ölçeği? kullanılmıştır. Araştırma sonunda elde edilen veriler, t testi ile analiz edilmiştir.Uygulama sonucunda, çalışma grubunda yer alan öğrencilerin problem çözme testi son test puan ortalamalarının, ön test puan ortalamalarından yüksek olduğu ve bu sonucun manidar olduğu görülmüştür. Ayrıca, matematik başarısı yüksek olan bu öğrenci grubunun en çok bilişsel düzenleme stratejilerini kullandıkları tespit edilmiş, bu stratejilerden ise kullanılma sıklığı en yüksek olanların derin bilişsel stratejiler (ayrıntılandırma ve örgütleme) olduğu ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Problem Kurma, Problem Çözme, Öz-düzenleyici Öğrenme Stratejileri, Matematik Başarısı.
İlköğretim 5. sınıf fen ve teknoloji ders kitabının çoklu zekâ kuramı açısından incelenmesi
Eğitimin en önemli öğesi olan öğrencilerin akademik başarıları yüksek olsun istiyorsak öğrencinin temel bilgi kaynağı olan ders kitaplarını Çoklu Zekâ Kuramına uygun hazırlamak gerekecektir. Bu da ders kitaplarındaki konuları sekiz ayrı zekâ düzeyine hitap edecek şekilde hazırlamakla gerçekleşecektir.Araştırma Çoklu Zekâ Kuramının, kuramsal temellerinden yola çıkarak kaynağın içeriğinin analiz edilmesi yoluyla yürütülmüş nitel bir çalışmadır. Milli Eğitim Bakanlığı'nın hazırlatmış olduğu, ilköğretim okullarında okutulan İlköğretim 5.Sınıf Fen ve Teknoloji Ders Kitabının Çoklu Zekâ Kuramı açısından incelenmiştir.Çoklu Zekâ Kuramı ile ilgili araştırmalar daha çok akademik başarı, tutum ve hatırda tutma düzeylerine veya öğrencilerin zekâ türlerine sahip olma derecelerini ölçmeye yönelik olan araştırmalardır. Ders kitaplarını ÇZK'ya göre inceleyen araştırmalar ise birkaç tane ile sınırlıdır. İlköğretim 5. Sınıf düzeyinde bu şekilde bir çalışmaya rastlanılamaması bu araştırmayı diğer araştırmalardan ayırmakta ve önemini ortaya koymaktadır.Sonuç olarak, kitap kısmen de olsa Çoklu Zekâ Kuramı göz önüne alınarak hazırlanmıştır. Sözel, Mantıksal ve Görsel zekâ türlerine uygun; Sosyal, İçsel, Bedensel ve Doğacı zekâ türlerine göre yetersiz kalmıştır. Müziksel zekâya ise neredeyse hiç yer verilmemiştir.Bu özellikleri göz önüne alındığında, incelenen kitap kısmen de olsa ÇZK'ya uygundur diyebiliriz. Ancak kesinlikle geliştirilmesi gerekir.
Dersliklere göre düzey kümesi uygulamasının ilköğretim 7.sınıf öğrencilerinin matematik dersine yönelik akademik başarıları ve benlik saygıları üzerine etkisi
Araştırmanın amacı, dersliklere göre düzey kümesi uygulamasının ilköğretim 7.sınıf öğrencilerinin matematik dersine yönelik akademik başarıları ve benlik saygıları üzerine etkisini araştırmaktır.Araştırma, 2011-2012 eğitim öğretim yılının ikinci yarıyılında, Muğla ilinde karma ve düzey derslikleri uygulaması yapılan iki ilköğretim okulunda gerçekleştirilmiştir. Düzey derslikleri uygulaması yapılan okuldan 75 öğrenci deney grubuna, karma derslik uygulaması yapılan okuldan 75 öğrenci kontrol grubuna alınmıştır.Araştırma süresince kullanılan veri toplama araçları; araştırmacı tarafından geliştirilen matematik başarı testi ve rosenberg benlik saygısı ölçeğidir. Araştrımada elde edilen veriler, kovaryans analizi kullanılarak değerlendirilmiştir.Araştırma bulgularına göre; deney ve kontrol grubunun başarı testi ve benlik saygısı ölçeği puanları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Düzey derslikleri uygulaması yapılan deney grubunda üst-orta, üst-alt ve orta-alt düzey derslikleri arasında başarı puanları ve benlik ölçeği puanları arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Özellikle alt düzey kümesindeki öğrencilerin bu uygulamadan kötü etkilendikleri sonucuna varılmıştır.
Yatılı ilköğretim bölge okullarının sorunları ve çözümlerine ilişkin yöneticilerin, öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin görüşleri: Bir durum çalışması
Günümüzde gelişen bilimin ve teknolojinin ışığında eğitiminin insanlık için önemi tartışmasız kabul edilmektedir. İlköğretimden sonra ortaöğretimin de zorunlu hale getirilmesi ve eğitim kurumlarında yapılan yeniliklerle Türk Eğitim Sistemindeki gelişmeler devam etmektedir. Eğitimden tüm bireylerin yararlanabilmesi gerekliliği ile fırsat ve imkan eşitliği yaratabilmek amaçlanarak eğitim kurumlarında çeşitli düzenlemelerde bulunulmuştur.Türkiye?nin çeşitli bölgelerinde kırsal alanların yerleşim özellikleri ve nüfusunun azlığı sebebiyle buralarda okul açma giderek zorlaşmıştır. Nüfusu az olan yerleşim birimlerindeki ilköğretim kademesindeki çağ nüfusunun eğitim ihtiyacı Taşımalı Eğitim, Birleştirilmiş Sınıf Uygulaması ve Yatılı İlköğretim Bölge Okulları ile gerçekleştirilmektedir. Yatılı İlköğretim Bölge Okulları; çeşitli sebeplerle henüz bir ilkokul açılmamış olup, birbirlerine yakın birkaç köyün bulunduğu yerlerde veya evleri ve ev grupları dağınık olan köylerde açılmıştır. Türkiye?de okulsuz yerleşim birimlerinin olması, terör nedeniyle bazı okulların kapalı tutulması, birleştirilmiş sınıftan vazgeçilmesi sebeplerinden dolayı Yatılı İlköğretim Bölge Okulları kurulmuştur. Ayrıca yeterli maddi imkânlara sahip olamayan öğrencilere olanaklar sağlanabilmesi ve Sekiz Yıllık Kesintisiz Eğitimin sağlanabilmesi amaçlanmıştır. Bütün bu anlamlı amaçlarının yanında YİBO?ların bazı sorunları mevcuttur. Bu sorunlar; eğitimin niteliğine ve toplumun okula bakış açısına ilişkin sorunlar, personel, öğretmen, yönetici, öğrenci ve veli sorunları, okulun ekonomik ve fiziksel koşullarına ilişkin hizmetlerin yetersizliği olarak görülmektedir. Ayrıca kız öğrencilerin okula devam etmemesi, bazı branşlarda öğretmen bulma sıkıntısı, oturmuş öğretmen kadrosunun oluşmaması, çeşitli yaş gruplarının bulunmasından doğan akran baskısı gibi sorunlar temel oluşturmaktadır.Bu araştırma ile Yatılı İlköğretim Bölge Okullarının sorunları ve çözümlerine ilişkin yöneticilerin, öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin görüşlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Buna uygun olarak araştırma, Antalya Gündoğmuş Şehit Orman Mühendisi Abdullah Aydın Yatılı İlköğretim Bölge Okulu?nda geçmiştir. Araştırma bütüncül tek durum deseninde nitel bir çalışma olmuştur. Araştırmanın evrenini, Antalya Gündoğmuş Şehit Orman Mühendisi Abdullah Aydın Yatılı İlköğretim Bölge Okulu?nda görevli 3 vekil yönetici, 17 öğretmen ile bu okulda öğrenim gören 247 öğrenci ve bu öğrencilerin velileri oluşturmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu bu ölçüte uyan ve gönüllülük esasına göre seçilen 3 yönetici (1 vekil müdür, 2 vekil müdür yardımcısı), 14 öğretmen, 5 öğrenci (ikinci kademeden okula velisi gelebilecek öğrenciler) ve 5 veli (bu 5 öğrencinin velileri) oluşturmuştur.Bu çalışmada veri toplama yöntemi olarak bireysel ve odak grup görüşme, gözlem ve doküman analizi kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak, açık uçlu sorulara dayanan yarı yapılandırılmış bireysel görüşme ve odak grup görüşme formları, yapılandırılmamış gözlem formu ve doküman analizi için Gündoğmuş Yatılı İlköğretim Bölge Okulu?ndaki öğretmenler kurulu toplantı tutanakları, pansiyon nöbet defterleri, günlük nöbet defterleri ve veli toplantı tutanakları kullanılmıştır.Veri toplama araçlarının da özellikleri dikkate alınarak veriler içerik analizi ile incelenmiştir. Bu veri analizine dayanarak araştırmanın bulgu ve yorumları oluşturulmuştur. Araştırmanın sonucuna dayalı olarak önerilerde bulunulmuştur.xiiAraştırmadan elde edilen en önemli sonuçlar şunlardır: 1.Yönetici ve öğretmenlerin yaşadıkları kişisel sorunlar olarak; yatılı okulda çalışmayı yorucu, yıpratıcı buldukları, bu okulda çalışmanın olumsuz duygular oluşturduğu, okulun olumsuzluklarını ailelerine yansıttıkları, kendilerine yeterli vakit ayıramadıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Öğrencilerin okulla ilgi kişisel sorunları; aileden ayrı kaldığı için psikolojik olarak olumsuz etkilenme, arkadaşlarıyla yaşadığı problemlerden etkilenme gibi sorunlar öğrencilerin büyük kısmında görülmüştür. Velilerin kişisel sorunları ise öğrencinin, ailesinden ayrı kaldığı için özlem duygusundan olumsuz etkilenmesinin daha çok söylendiği görülmüştür.2.Yönetici, öğretmen, öğrenci ve velilerin okuldaki eğitsel sorunlar konusunda ortak fikirde olduğu görülmüştür. Okul yönetimi-öğretmenler arasında ve veliler arasında işbirliğinin yeterli olmadığı, okulda disiplin sorunlarının olduğu, bölgenin eğitime yeterli önem vermemesi sorunları belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlere göre; öğrencilerin dersle ilgilerinin olmadığı, hijyen kurallarına dikkat etmedikleri, çocukların ailelerinden uzak olmasının onlara olumsuz yansıması, öğrencilerin temel eğitimlerinin yetersiz olduğu, rehberlik hizmetlerinin yetersiz olduğu ve öğretmen eksikliği sebebiyle derslerin boş geçmesi sorunlarının yaşandığı sonuçlarına görülmüştür. Diğer araştırmalardan farklı olarak öğrencilerin her ihtiyacını okulun karşılamasının onların sahip olduklarının kıymetini bilmemelerine sebep olduğu belirtilmiştir.3.Yönetici ve öğretmenlerin okulda çalışma sebepleri, duygusal tatmin, YİBO?nun lojman imkânı, donanımın iyi olması, okulun Antalya?da olması, kendisinin de yatılı okumuş olması, hizmet puanının yüksek olması olarak belirtilmiştir. Ancak pek çoğunun da YİBO?nun diğer okullardan farkını bilmeden geldikleri sonucuna da ulaşılmıştır. Öğrencilerin ve velilerin bu okulda okuma-çocuğunu okutma sebepleri ise zorunluluktan dolayı olmuştur. Kendi köylülerinin de bu okula gelmesi, arkadaş imkanlarının çok olması, ücretsiz kurs ve etüt imkanı, kendi sorumluluklarını erken yaşta üstlenerek yaşıtlarından bir adım önde olma, okulun donanımının iyi olması ve maddi destek düşünceleriyle bu okula isteyerek geldikleri de belirtilmiştir.4.Okulda çalışmaktan yönetici ve öğretmenlerinin çoğunun memnun olduğu görülmüştür. Yöneticilerin ve öğretmenlerin okulun avantajları hakkında duygusal tatmin yaşama, öğretmenlerin kendilerini geliştirebilme imkânı, lojman, donanım gibi çeşitli imkânlarının olması belirtilmiştir. Öğrenci ve velilerin tamamının yatılı okuldan memnun oldukları görülmüştür. Öğrencilerin ve velilerin yatılı okuldaki avantajlar hakkındaki devletin öğrencilere harçlık vermesi, yardım dağıtması, okulun beslenme-barınma gibi çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılaması, okulda ücretsiz kurs ve etüt imkânının olması, şimdiden kendi sorumluluğunu üstlenerek aileden ayrı kalmaya alışmayı başarma görüşleri ortak görülmüştür.Yönetici ve öğretmenlere göre okulun dezavantajı olarak sorumluluğun fazla olması, yıpratıcı olması, şehirden uzak olması olarak görülmüştür. Öğrenciler ve veliler okulda aile özlemi yaşanması, bazı öğrencilerin hijyen kurallarına dikkat etmemelerini dezavantaj olarak değerlendirmiştir.5.Yatılı okulda değiştirilmesi gereken durumlarda yönetici, öğretmen, öğrenci ve velilerin genel olarak ortak görüşte olduğu görülmüştür. Okuldaki kütüphanenin yetersiz olması, idarenin oturmuş bir kadroya sahip olmaması, okulun fiziksel eksikliklerinin olması, öğrencilerin internet kullanma imkânlarının olmaması, öğrencilerin boş zamanlarını değerlendirecek sosyal aktivitelerin yetersiz olması, rehberlik hizmetinin eksik olması, güvenlik görevlisinin olmaması, sağlık personelinin olmaması sonuçları ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğrencilerin sağlık raporlarının olmadan okula gelmeleri, ailesiz çocukların ve çocuk esirgemeden gelen çocukların bu okulda toplanması, çevrenin yatılı okula olumsuz bakması sebebiyle YİBO?nun dışlanması, okulun ödeneğinin yeterince iyi kullanılamaması sorunlarını ifade edilmiştir. Yatılı okulun akran baskısı ve şiddeti, cinsel istismar gibi olumsuzluklar xiiiyaratabilmesi, öğrencinin yatılı kaldığında dışarı çıkmasının zor olması ve birinci kademenin bazı köyler uzak olduğu için taşınamaması sebebiyle birinci kademe öğrencilerinin de yatılı kalması durumlarının gözlendiği görülmüştür.6.Öğretmenlerin ve yöneticilerin kişisel sorunlarla ilgili önerilerinden ?Pansiyon nöbetlerini öğretmenler yerine başka bir personelin tutması gerekmektedir.? önerisini yoğun olarak belirttikleri görülmüştür. Öğrenciler ve veliler genel olarak okulun yatılı olmasını tercih etmiştir ve aile özlemine çözüm getirmemiştir. Yönetici, öğretmen ve öğrenciler eğitsel sorunlarla ilgili ?Okulda öğretmen ve yönetim arasındaki işbirliğini sağlamak için ortak kararlar alınarak ortak kurallar oluşturulmalıdır.? önerisini getirmişlerdir. ?Yatılı okul öğrencilerinin öncelikle sınavla seçilerek gelmeleri gerekmektedir.?, ?YİBO?da rehberlik hizmetlerinin daha iyi çalışması gerekmektedir.?, ?Özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklara özel eğitim verilebilir, RAM?dan destek alınabilir.? önerileri sunulmuştur. Öğretmen, öğrenci ve veliler disiplin ve hijyen sorunlarının çözümü için önlemler alınması ve gerektiğinde yaptırım uygulanması konusunda çeşitli önerilerde bulunmuştur. Ayrıca öğrenci ve veliler boş geçen derslere öğretmen görevlendirilmesini istemiştir.Yönetici, öğretmen, öğrenci ve veliler değiştirilmesi gereken durumlar hakkında ?Öğrencilere boş zamanlarını değerlendirecekleri alternatif etkinlikler sunulmalıdır.? önerisinde bulunmuştur. ?Yönetim ve öğretmenlerin çok çabuk değişmesini önlemek için onları ödüllendirme sistemine gidilmelidir.?, ?Yatılı okul öğretmenleri ihalelerden sorumlu olmamalı, bu görevi ilçeden bir kurul yapmalı veya daha merkezi bir sistemle yapılmalıdır.?, ?Okuldaki fiziki eksiklikler giderilmelidir.?, ?Okulun kütüphanesi geliştirilmelidir.?, ?Öğrencilere internet imkânı sağlanmalıdır.?önerileri yoğun olarak belirtilmiştir. Yönetici ve öğretmenlerin genel olarak okulun yatılı olmaması ve taşımalı olması gerektiği görüşünü savunduğu bunun tersine öğrenci ve velilerin genel olarak okulun yatılı devam etmesi gerektiği görüşünde olduğu belirlenmiştir
Otizmli ve normal gelişim gösteren çocukların alıcı dil becerilerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim birinci kademeye devam eden tam zamanlı kaynaştırma öğrencisi olan ve otizm tanısı almış öğrencilerin alıcı dil becerilerinin, normal gelişim gösteren çocuklarla karşılaştırılması ve alıcı dil becerilerinin belirlenmesidir.Araştırmanın çalışma grubunu, 2012 yılında Özel Merkez İlgi Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde eğitim alan 20 otizm tanısı almış tam zamanlı kaynaştırma öğrencisi ile tam zamanlı kaynaştırma uygulamasına devam ettikleri okullarındaki 20 sınıf arkadaşı oluşturmaktadır. Çalışma grubu oluşturulurken, öğrencilerin takvim yaşları, ailelerinde var olan ya da olmayan dil sorunları, iki dillilik gibi konularda ön koşullar belirlenmiş ve bu ön koşulları sağlayan öğrenciler çalışma grubuna dâhil edilmişlerdir.Araştırmada veri toplama aracı olarak Peabody Resim- Kelime testi kullanılmıştır. Peabody Resim-Kelime Testi Lyod M. Dunn ve Lecto M. Dunn tarafından 1959 yılında geliştirilmiştir. Testin Türkçe uyarlaması 1974 yılında Kantz ve diğerleri tarafından yapılmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak kullanılan Peabody Resim-Kelime Testi, Özel Merkez İlgi Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde yer alan otizmli çocuklar için özel olarak dizayn edilmiş bireysel eğitim sınıfında uygulanmıştır. Test, araştırmacı tarafından birebir uygulanmıştır.Araştırma, tarama modelindedir ve verilerin analizinde iki faktörlü varyans analiz kullanılmıştır. Sonuçlar .05 anlamlılık düzeyi kabul edilerek yorumlanmıştır.Araştırma sonucunda, otizm tanılı tam zamanlı kaynaştırma öğrencileri ile okullarındaki sınıf arkadaşlarının alıcı dil becerileri arasında manidar bir fark olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, alıcı dil becerisine cinsiyetin bir etkisinin olmadığı ve sınıf düzeyi ile doğru orantılı olarak alıcı dil becerisinin geliştiği sonucuna ulaşılmıştır.
İlköğretim 5. sınıf öğrencilerinin okumaya yönelik tutumları ile noktalama işaretlerini uygulama düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı, ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin İlköğretim 5. Sınıf Türkçe Dersinin Öğretim Programında yer alan noktalama işaretleriyle ilgili kazanımları uygulama düzeyleri ile okumaya yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmada, ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin noktalama işaretlerini doğru kullanım düzeyinin düşük olduğu, okumaya yönelik tutumlarının ise yüksek düzeyde olduğu bulunmuştur. Okumaya yönelik tutum düzeyinde kız öğrenciler lehine anlamlı fark tespit edilmiştir. Okumaya yönelik tutumla virgül, ünlem, parantez ve denden işaretlerini kullanım düzeyi arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Nokta, virgül, ünlem, tırnak, kesme, uzun çizgi ve denden işaretlerinin doğru kullanım düzeyi ile cinsiyet faktörü arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur.
Ebeveynlerin sosyal sorun çözme yönelimi ile çocukların benlik algısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı, ebeveynlerin sosyal sorun yönelimi ile çocukların benlik algısı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Betimsel araştırma türlerinden olan tarama modeli kullanılarak yapılan araştırmanın evrenini, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Antalya merkez ilçelerindeki anaokullarına devam eden 6 yaş çocukları ve ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemine ise merkez ilçelerde bulunan dokuz bağımsız okulundan random örnekleme yöntemiyle seçilmiş 120 çocuk onların ebeveynleri (n=240) dahil edilmiştir.Araştırma verilerinin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Sorun Çözme Envanteri ve Demoulin Çocuklar İçin Benlik Algısı Testi kullanılmıştır. Verilerin analizinde, grupların test puanlarının ayrı ayrı karsılaştırılmasında tek faktörlü varyans analizi ve ilişkisiz -t testi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda annelere göre babaların sorunlara duyuşsal olarak yöneldikleri saptanmıştır. Anne ve babaların sosyal sorun çözme becerilerinden tanı koyma, karar verme ve çözüm üretme alt boyut puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olmadığı görülürken, seçenek boyutunda anlamlı bir farklılığın olduğu belirlenmiştir (p>.001).Annelerinin sosyal sorun çözme düzeyi arttıkça, çocukların öz yeterlilik ve benlik algısı düzeyini puanlarının düştüğü, babaların sorun çözme düzeyleri puanlarının çocukların benlik algısı puanları arasında bir farklılık yaratmadığı saptanmıştır.
Fen ve teknoloji derslerinde farklı deney türleri kullanmanın ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına, laboratuara yönelik tutumlarına ve fen kaygı düzeylerine etkileri
Fen eğitiminde laboratuar çalışmaları çok önemli olup, öğrencilerin anlamlı öğrenme gerçekleştirmelerinde büyük bir role sahiptir. Farklı deney türlerinin öğrencilerin bilimsel süreç becerilerine, öğrenme yaklaşımlarına ve laboratuara yönelik tutumlarına etkileri ile ilgili çalışmalar bulunmasına rağmen, akademik başarı ve fen kaygı düzeyleri üzerine etkisini araştıran bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu araştırmanın temel amacı, fen ve teknoloji dersi ?Vücudumuzdaki Sistemler? ünitesinin açık ve kapalı uçlu deney teknikleri ile işlenmesinin; ilköğretim altıncı sınıf öğrencilerinin fen kaygılarına, laboratuara yönelik tutumlarına ve akademik başarılarına etkisini araştırmaktır. Bu araştırma 2011-2012 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde, Antalya?da Milli Eğitim Bakanlığı?na bağlı bir ilköğretim okulunda öğrenim gören üç altıncı sınıfa, sekiz hafta süreyle uygulanmıştır.Çalışma grubunu, 6-E, 6-F ve 6-H şubelerinde öğrenim gören 91 öğrenci oluşturmaktadır. 6-E şubesi deney 1 grubu, 6-F şubesi deney 2 grubu, 6-H şubesi ise kontrol grubu olarak seçilmiştir. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Deney 1 grubuna açık uçlu, deney 2 grubuna kapalı uçlu deney tekniği uygulanmış, kontrol grubunda ise dersler mevcut fen programına göre işlenmiştir. Araştırma sürecinde; veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Vücudumuzdaki Sistemler Ünitesi Başarı Testi, Fen ve Teknoloji Laboratuarına Yönelik Öz-Yeterlilik Ölçeği ve Fen Kaygısı Ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, fene karşı tutum ve fen kaygısı üzerinde, gruplar arasında herhangi bir farklılık bulunmazken, akademik başarı üzerinde açık uçlu deney tekniğinin uygulandığı deney 1 grubu ile mevcut fen programına göre öğretim yapılan kontrol grubu arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Açık Uçlu Deney Tekniği, Kapalı Uçlu Deney Tekniği, Akademik Başarı, Fen Kaygısı, Laboratuara Yönelik Tutum
Ritme dayalı müzik öğretim programının, öğrencilerin akış deneyimleri, müzik dersi başarıları ve müzik dersine yönelik tutumları üzerindeki etkileri
Bu araştırmanın amacı, ritme dayalı müzik öğretim programının öğrencilerin akış deneyimleri, müzik dersindeki başarıları ve müzik dersine yönelik tutumları üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmada kontrol gruplu, ön test-son test deney deseni kullanılmıştır. Buna göre; araştırmada deney ve kontrol grupları yansız atama yolu ile oluşturulmuştur Araştırmanın çalışma grubunu 2011- 2012 eğitim-öğretim yılında Antalya ili Kepez ilçesindeki Emekevler İlköğretim Okulu 3. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma iki grup üzerinde gerçekleştirilmiştir. Yansız atama yoluyla denk olduğu görülen sınıflardan 3B sınıfı deney grubu (n=22), 3A sınıfı da kontrol grubu (n=23) olarak belirlenmiştir. Her iki grubun müzik dersleri araştırmacı tarafından işlenmiştir. Deney grubuna ritme dayalı uygulamaları içeren İlköğretim 3. Sınıf Müzik Dersi işlenmiştir. Kontrol grubuna ise İlköğretim 3. Sınıf Müzik Öğretmen Kılavuz kitabındaki planlamaya birebir uyumlu olarak ders yapılmıştır. Uygulamalar 7 hafta boyunca devam etmiştir. Her iki gruba da uygulamaların başında ve sonunda Müzik Dersi Tutum Ölçeği (Özmenteş, 2005) uygulanmıştır. Ayrıca her oturumda öğrenciler iki gözlemci tarafından müzik dersi başarıları açısından gözlemlenmiştir. Her oturum sonrasında öğrenciler ve ilgili sınıfların öğretmenleri öğrencilerin deneyimleri hakkında günlük yazmışlardır. Araştırmadan elde edilen nicel verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistik ve t testinden, nitel verilerin çözümlenmesinde ise içerik analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; Deney ve kontrol gruplarında yer alan öğrencilerin uygulamalar sonrasında akış deneyimleri (t=,-52, p>.05) ile müzik dersine ilişkin tutum düzeyleri (t=-1,350, p>.05) anlamlı farklılıklar göstermemiştir. Öğretmen ve öğrencilerin yazdıkları günlüklerin içerik analizi ile incelenmesi sonucu elde edilen verilere göre akış deneyimi yaşandığını gösteren ifadelerin toplam frekansı, deney grubu öğrenci günlüklerinde 422, kontrol grubu öğrenci günlüklerinde ise 410?dur. Öğretmen günlüklerinde akış deneyimi yaşandığını gösteren ifadelerin frekanslarının toplamı 16, kontrol grubu öğretmen günlüklerinde ise 14?tür. Her iki grubun öğretmen günlüklerinde de can sıkıntısı ve ilgisizlik yaşandığını gösteren herhangi bir veriye rastlanmamıştır. Kaygı yaşandığını gösteren ifadelerin toplam frekansı, deney grubu öğretmen günlüklerinde 3, kontrol grubu öğretmen günlüklerinde ise 1?dir. Anahtar Kelimeler: Müzik, Eğitim, Ritim, Akış Deneyimleri
5-6 yaş çocuklarının canlı-cansız kavramları edinimine duyu temelli eğitim programının etkisi
Bu çalışmanın amacı, 5-6 yaşındaki okul öncesi dönem çocukları için duyu temelli eğitim yaklaşımı temel alınarak hazırlanmış bir eğitim programının canlı-cansız kavramı edinimleri üzerine etkisini incelemektir. Bu nedenle 8 haftalık canlı cansız kavramının verildiği disiplinlerarası ve duyu temelli bir eğitim programı hazırlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Antalya ilindeki iki farklı anaokuluna devam eden 40 kız, 44 erkek olmak üzere toplam 84 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen veriler araştırmacı tarafından geliştirilmiş, ön-test, son-test ve kalıcılık testi olarak kullanılmak üzere hazırlanan ?Canlı-Cansız Kavramı Farkındalığı Değerlendirme Anket Formu? ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, ilişkisiz örneklemler T-Testi,İki Faktörlü ANOVA, Tek Faktörlü ANOVA ve betimsel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada canlı ve cansız varlıkları tanımaları açısından 5 yaş ve 6 yaş deney ve kontrol grubunun ön testleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. 5 yaş deney/kontrol gruplarının ve 6 yaş deney/kontrol gruplarının bitki ve cansız kavramlarında grup-ölçüm (ön test- son test) ortak etkisinin anlamlı olduğu görülmüştür. 5 ve 6 yaş deney grupların da ise bitki, hayvan, insan ve cansız kavramı edinimi üzerinde grup-ölçüm (ön test- son test) ortak etkisinin anlamlı olmadığı görülmüştür. 5 yaş ve 6 yaş deney grubu öntest?sontest?kalıcılık testi puanları arasında ise anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Canlı ve cansız varlıkları tanımlarken kullandıkları ifadelerin incelendiği betimsel analiz sonucunda ise uygulamaya katılan çocuklar canlı ve cansız varlıkları uygulama sonrasında ve kalıcılık testlerinde daha çok biyolojik süreçler (büyüme, beslenme, solumum vb.) üzerinden açıklarken kontrol grubunun ön ve sontestlerinde herhangi bir farklılık tespit edilmemiştir. Sonuç olarak duyu temelli eğitim yaklaşımı temel alınarak hazırlanmış bir eğitim programının çocuğun canlı-cansız kavramı edinimleri üzerine etkili olduğu ve bu kavramların verilecek uygun bir eğitim programıyla okul öncesi dönemde de kazandırılabileceği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Dönem, Duyu Temelli Eğitim, Canlı Cansız Kavramı.
Modellemeye dayalı fen öğretiminin ilköğretim öğrencilerinin anlama, hatırda tutma, yaratıcılık düzeyleri ile zihinsel modelleri üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, Fen ve Teknoloji dersi ?Madde ve Isı? ünitesinin Modellemeye Dayalı Öğretim yöntemi ile işlenmesinin; İlköğretim altıncı sınıf öğrencilerinde anlama, yaratıcılık, hatırda tutma düzeyleri ve zihinsel modelleri üzerine etkisini incelemektir. Bu araşt ırma, 2011?2012 öğretim yılının II. döneminde, İstanbul?da bulunan bir ilköğretim okulunda öğrenim gören 6. sınıfların A ve B şubelerinden toplam 58 öğrenci ile on hafta süreyle yürütülmüştür. Seçkisiz olarak B şubesi deney grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmada karma yaklaşım benimsenmiştir. Karma yaklaşımın nicel boyutunda ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen, nitel boyutunda ise olgubilim deseni kullanılmıştır. Deney grubuna modellemeye dayalı öğretim yönteminin Halloun?un beş aşamalı modelleme döngüsü (HBAMD), kontrol grubuna ise yapılandırmacı yaklaşımın 5E modeli uygulanmıştır. Araştırma sürecinde; araştırmacı tarafından geliştirilen Madde ve Isı Ünitesi Anlama Düzeyi Testi(ADT), Zihinsel Modellere İlişkin Görüşme Formu(MIÜGF) ve Torrance Yaratıcılık Testi(TYT) (Şekilsel A-B) veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen nicel verilerin analizi tek faktörlü kovaryans analizi (ANCOVA) kullanılarak, nitel veriler ise olgu bilim desenine uygun olarak değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularında, anlama ve hatırda tutma düzeyi açısından deney grubu ile kontrol grubu arasında bir fark olmadığı, yaratıcılık düzeyleri açısından ise deney grubu öğrencilerinin daha yüksek yaratıcılığa sahip olduğu bulunmuştur. Araşt ırmanın nitel boyutunda ise modellemeye dayalı öğretim yönteminin öğrencilerin zihinsel modellerini olumlu yönde etkilediği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Modelleme, Anlama, Hatırlama, Yaratıcılık, Zihinsel Model
Okul öncesi öğretmen adaylarının yaratıcı düşünme düzeylerinin ve eleştirel düşünme eğilimlerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı; birinci ve dördüncü sınıf okul öncesi öğretmen adaylarının yaratıcı düşünme düzeyleri ve eleştirel düşünme eğilimleri arasındaki ilişkinin ve bu düzey ile eğilimlerin cinsiyet, anne ve babanın eğitim düzeyine, okudukları sınıf, mezun oldukları lise türü gibi değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Araştırma, Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören birinci sınıf ve dördüncü sınıf seviyesinde 107 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir.Araştırmada veri toplama araçları olarak, yaratıcı düşünme becerisini ölçmek için "Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Sözel A formu", eleştirel düşünme eğilimlerini ölçmek için de "California Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği" ile "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır.Araştırmanın sonunda kadın öğrencilerin yaratıcı düşünme düzeylerinin akıcılık, esneklik ve orijinallik boyutlarında yüksek olmasına rağmen anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğrencilerin yaratıcı düşünme düzeyleri anne baba eğitim durumuna ve mezun oldukları lise türüne göre anlamlı bir fark göstermemektedir. Öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimlerinde cinsiyete ve öğrenim gördükleri sınıfa göre analitiklik düşünme boyutunda anlamlı bir farka rastlanmıştır. Öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimleri ile anne baba eğitim durumları ve mezun oldukları lise türüne göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yaratıcılık puanları ile eleştirel düşünme eğilimleri arasındaki ilişki düşük düzeyde ve pozitif yönde bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Yaratıcı düşünme, eleştirel düşünme, Torrance Yaratıcı Düşünme Testi, California Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği
Fen öğretiminde yansıtıcı yazma etkinliklerinin öğrencilerin üst biliş becerilerine ve duyuşsal değişkenlere etkisi
Araştırmanın amacı, yansıtıcı yazma etkinlikleri kullanılarak uygulanan fen öğrenme yönteminin öğrencilerin biliş üstü becerilerinin, fene yönelik öz yeterlilik algılarının ve tutumlarının üzerine etkisini belirlemektir. Öğrencilerin öğrendiklerinden emin olması için öğrenme sürecinde ya da hemen akabinde öğrendiklerini nasıl yapılandırdığının bilinmesi önemlidir. Kişinin bilgiyi nasıl yapılandırdığı onun yazılı ve sözlü yansıtmasıyla belli olur. Yazılı yansıtma, oıııııııııuykişilerin öğrenme düzeyini belirleme yanında, aynı zamanda kişinin yazılı ifade etme becerilerini de geliştirir. Bu nedenle yansıtıcı yazma etkinliklerinin fen öğretiminde kullanılmasının öğrencilerin biliş üstü becerilerine, duyuşsal değişkenlere etkisini araştırmanın yerinde olacağı düşünülmektedir. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada yansıtıcı yazma etkinliklerinin uygulanarak öğrenim görecek öğrenci grubu ile yürürlükte olan Fen ve Teknoloji programına göre öğrenim görecek öğrenci grubunun üst biliş becerilerinin, fene karşı tutumlarının ve öz yeterlilik düzeylerinin arasında anlamlı bir farklılık olup olmayacağına bakılmıştır.Araştırmada veri toplamak amacıyla, araştırmacı tarafından geliştirilen " Yansıtıcı Günlük Yönergesi", Akpınar, Ergin, Tatar ve Yıldız (2009) tarafından geliştirilen Biliş Üstü Ölçeği, Akınoğlu (2001) tarafından geliştirilen Fen Bilgisi Dersine Yönelik Tutum Ölçeği, Ilgaz (2011) Fen ve Teknoloji Dersi Öz Yeterlik Algısı ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda yansıtıcı yazma etkinliklerinin öğrencilerinin öz yeterlilik algılarını, biliş üstü becerilerini ve fene yönelik tutumlarını arttırdığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğrencilerin yansıtıcı yazma becerileri ile tutumları, biliş üstü becerileri ve öz yeterlilik algıları arasında olumlu bir ilişki olduğu bulunmuştur.
Sekizinci sınıf öğrencilerinin cebir konusundaki işlemsel ve kavramsal bilgilerinin matematik problemi çözme tutumları ile üstbiliş arasındaki ilişkilerin yapısal eşitlik modeli ile incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, sekizinci sınıf öğrencilerinin "cebir" konusundaki işlemsel ve kavramsal bilgilerinin matematik problemi çözme tutumları ile üst biliş arasındaki ilişkileri incelemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden yordayıcı korelasyonel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Denizli ilinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 5 merkez ortaokulunun 2014-2015 eğitim öğretim yılının ikinci yarıyılında öğrenim görmekte olan 421 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak öğrencilerin kavramsal cebir bilgilerini ölçmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan Kavram Başarı Testi ve işlemsel cebir bilgilerini ölçmek amacıyla İşlem Başarı Testi kullanılmıştır. Ayrıca Çanakçı (2008) tarafından hazırlanan "Matematik Problemi Çözme Tutum Ölçeği" ve Aydın ve Ubuz (2007) tarafından düzenlenen "Bilişüstü Yeti Envanteri" kullanılmıştır. Verilerin analizinde doğrulayıcı faktör analizi ve yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda bilişin bilgisi, bilişin düzenlenmesi, problem çözme tutum faktörleri ve işlem bilgisi puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Elde edilen YEM modelinde bilişin bilgisi faktörünün matematik problemi çözme tutumunu yordadığı, matematik problemi çözme tutumu boyutlarının öğrencilerin işlem bilgilerini yordadığı tespit edilmiştir. Buradan hareketle öğrencilerin kavramsal öğrenmelerini arttırabilmek için, üst biliş becerilerini arttıracak ve matematik problemlerine yönelik olumlu tutum oluşturmalarını sağlayacak öğretim ortamlarının hazırlanması önerilebilir
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin yazım ve noktalama kurallarını uygulama düzeyleri
Bu çalışmanın amacı; İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin yazım ve noktalama kurallarını uygulama düzeylerini tespit etmektir. Ayrıca, öğrencilerin yazım ve noktalama kurallarını uygulama becerileri cinsiyet, öğrencilerin sosyoekonomik düzeyleri, anne-baba eğitim düzeyleri değişkenleri açısından da değerlendirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda öğrencilere ilkokul 4. sınıf Türkçe dersi kazanımlarını içeren tamamen küçük harflerle yazılmış, noktalama işaretleri kullanılmamış, bazı harfleri yanlış yazılmış bir metin verilmiştir. Öğrencilerin metinde hatalı yazılan kelimelerin doğrularını yazmaları, kullanılması gerektiği hâlde kullanılmayan noktalama işaretlerini de doğru yerlerde kullanmaları istenmiştir. Tüm yazım kuralları ve noktalama işaretleri ayrı ayrı değerlendirilmiş sonra da tüm öğrencilerin yazım ve noktalama kurallarını doğru ve yanlış uygulama sayısı belirlenmiştir. Bunların aritmetik ortalama ve standart sapmaları hesaplanmıştır. Toplam puanlar hesaplanarak verilerin değerlendirilmesi için SPSS 18.0 programı kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2012-2013 Eğitim-Öğretim yılında Antalya ili Kepez ilçesinde öğrenim gören 6883 4. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Örneklemini ise Kepez ilçesinde bulunan Baraj İlkokulu, Mobil İlkokulu ve Akev Kolejinde öğrenim gören 188 öğrenci oluşturmaktadır.Bu çalışmada elde edilen verilerin çözümlenmesi sonucunda, öğrencilerin yazım ve noktalama kurallarını uygulama düzeylerinin istenenin çok altında olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin yazım ve noktalama kurallarını uygulama düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği, anne-baba eğitim düzeylerine ve sosyoekonomik düzeylerine göre ise anlamlı bir şekilde farklılaştığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Yazım ve noktalama kuralları, sosyoekonomik düzey, anne baba eğitim düzeyi, ilkokul.
Okul öncesi ve ilkokul çocuklarında mizah gelişimi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi ve ilkokul çocuklarının mizah gelişimlerini Paul E. McGhee'nin mizah gelişim kuramına göre incelemektir. Araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2-13 yaş grubundan 101 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış gözlem formları aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada Paul E. McGhee'nin mizah gelişim kuramına uygun örneklerin yer aldığı 5:01 uzunluğunda bir video kullanılmıştır. Araştırma grubundaki çocuklar videoyu 3'er li gruplar halinde ikişer kez izlemiştir. Bu sırada araştırmacı bilgisayarın kamerası ile çocukların tepkilerini kaydetmiştir. Ardından kaydedilen bu görüntüler incelenerek gözlem formları doldurulmuştur. Araştırmanın verileri nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre tüm evrelerde en az gülme tepkisi sırasıyla 2, 3 ve 4 yaş grubundaki çocuklarda görülürken, en fazla gülme tepkisi 2. 3. ve 4. evrelerde 5 yaş grubundaki çocuklarda, 5. evre de 11-13 yaş grubundaki çocuklarda görülmüştür. Çocukların gülme tepkisi dışında ellerini birbirine vurma, yüzünü kapatma, kaşlarını çatma, öne eğilme, kendini geriye atma, dil çıkarma, omuz kaldırma gibi davranışlarda bulundukları görülmüştür. Araştırma bulgularına göre çocukların en fazla gülme tepkisi verdiği sahnelerin görsel ve hareket içeren örnekler olduğu, en az gülme tepkisi verdiği sahnelerin ise sözel mizah içeren örnekler olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Mizah gelişimi, uyumsuzluk kuramı, mizah
İlköğretim ikinci kademe matematik öğretmenlerinin uyguladıkları sınavların psikometrik niteliklerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim ikinci kademe matematik öğretmenlerinin hazırladığı sınavların psikometrik niteliklerinin incelenmesidir.Bu amaç doğrultusunda 2009-2010 Eğitim-Öğretim yılında Kepez İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü aracılığıyla alınan altıncı, yedinci ve sekizinci sınıflara ait matematik dersi sınav evrakları döküman incelemesi yöntemi ile incelenmiştir. Ayrıca ilköğretim ikinci kademe matematik öğretmenlerinin hazırladıkları sınavlar ile 2010 yılı SBS Matematik alt testinin MEB ?Eğitim Hedefleri Taksonomisi?ne göre dağılımları incelenmiştir.Araştırmanın sonucunda, ilköğretim ikinci kademe matematik öğretmenlerin hazırladığı ölçme araçlarında, kapsam geçerliğini sağlamada sınırlı oldukları ve herhangi bir kaynaktan soruların aynen değiştirmeden alındığı tespit edilmiştir.Matematik öğretmenlerinin hazırladıkları sınavların güvenirliği etkileyen ifade yanlışlarının olduğu ve sınav yönergesinin olmadığı gözlenmiştir.2010 yılı SBS matematik alt testinin kapsam sınırlılığına sahip olduğu söylenebilir. 2010 yılı SBS matematik alt testindeki kazanımlar ile matematik öğretmenlerin sınavlarda yokladığı kazanımlar arasındaki paralelliğin oldukça sınırlı olduğu görülmüştür. Matematik öğretmenlerinin hazırladığı soruların MEB ?Eğitim Hedefleri Taksonomisi?ne göre dağılımları incelendiğinde, altıncı sınıfların genellikle kavrama basamağında, yedinci sınıfların genellikle problem çözme basamağında, sekizinci sınıfların genellikle kavrama basamağı ağırlıkta sorular sorulmuştur. 2010 yılı SBS Matematik alt testinin MEB ?Eğitim Hedefleri Taksonomisi?ne göre dağılımları incelendiğinde, altıncı sınıflarda genellikle problem çözme basamağında, yedinci sınıflarda genellikle problem çözme ve kavrama basamağında, sekizinci sınıflarda genellikle kavrama basamağındaki sorular sorulmuştur. Anahtar Kelimeler: Matematik Eğitimi, Psikometri, Seviye Belirleme Sınavı, Eğitim Hedefleri Taksonomisi
Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin hoşgörü algısı ve hoşgörü eğitimine bakışı
Bu araştırmanın amacı, Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin hoşgörü algısını ve hoşgörü eğitimine bakış açıları ile derslerinde gerçekleştirdikleri uygulamaları belirlemektir. Bu araştırmada, nitel araştırma desenlerinden olgubilimden yararlanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları, ölçüt örneklem ile belirlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları, Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı okullarda görev yapan 10 Sosyal Bilgiler öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada veriler yarı-yapılandırılmış görüşme yoluyla toplanmıştır. Yarı-yapılandırılmış görüşme ile elde edilen verilerin çözümlenmesinde tematik analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmada Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin hoşgörüyü; düşünce, değer, inanç ve davranışlara saygı duymak, cinsiyet, ırk ve gelişim özellikleri gibi farklılıkları kabul etmek, hataları kabul etmek, insana değer vermek ve nesnel olmak olarak tanımladıkları ortaya çıkmıştır. Sosyal Bilgiler öğretmenleri hoşgörünün sınırlarını, bireylere ve ülkeye zarar verme olarak vurgulamışlardır. Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin hoşgörü algılarının gelişiminde ailesinin, yaşının, deneyimlerinin ve okuduğu kitapların etkili olduğunu ortaya çıkmıştır. Sosyal Bilgiler öğretmenleri, önyargının, baskının ve televizyon, internet gibi teknolojik araçların hoşgörüyü engellediğine vurgu yapmışlardır. Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin çoğu hoşgörünün eğitimle kazandırılabileceğini, eğitimli insanların daha hoşgörülü olduklarını ve öğretmenin hoşgörülü olması gerektiğini vurgulamışlardır. Sosyal Bilgiler öğretmenleri, hoşgörü için değerlerin ve farklı kültürlerin öğretilmesi gerektiğine ve hoşgörü eğitiminin drama, tiyatro gezi gibi yöntemlere gerçekleştirilmesi gerektiğine vurgu yapmışlardır. Sosyal Bilgiler öğretmenleri, hoşgörü eğitimi aldıktan sonra öğrencilerin empati becerisine sahip, farklılıkları saygı gösteren, özgüvenli, sabırlı, kurallara uyan, nesnel, iletişim becerileri gelişmiş ve geniş bir bakış açısına sahip bireyler olmaları gerektiğini belirtmişledir. Sosyal Bilgiler öğretmenleri derslerinde daha çok sınıfta gelişen olaylarla ilgili konuştuklarını belirtmişlerdir. Sosyal Bilgiler öğretmenleri, ders dışında ise sınıf rehber öğretmeni olarak hoşgörüye değindiklerini, hoşgörüye yönelik kitap kampanyası ve yarışma düzenlediklerini de belirtmişlerdir. Sosyal Bilgiler öğretmenleri, Sosyal Bilgiler dersi programında hoşgörüye yeterince yer verilmediğini belirtmiştir. Sosyal Bilgiler öğretmenleri öğrencilerin ben merkezli davranışlarının, önyargılı yaklaşmalarının, şiddete eğilimli olmalarının, ailelerin eğitim seviyesinin düşük olmasının, çocuklarına baskı yapmalarının ve çocuklarını aşırı korumacı yetiştirmelerinin, öğretim programlarının içeriğin yoğun olmasının ve ders saatinin az olmasının hoşgörü eğitiminde karşılaşılan sorunlar olduğunu belirtmişlerdir. Sosyal Bilgiler öğretmenleri, hoşgörü ve hoşgörü eğitimini geliştirmeye yönelik olarak; hoşgörü eğitimine küçük yaşta başlanmasını, öğretim programlarına ve ders kitaplarına hoşgörüye yönelik eklemeler yapılmasını, aile, öğretmen ve öğrenciye seminer düzenlenmesini, öğretmenlerin demokratik davranıp model olmasını ve derslerinde hoşgörüye yer vermesini,.ailenin bilinçli davranmasını ve çocuğuna örnek olmasını, yazılı ve görsel basında kamu spotları ve filmlerin kullanılmasını önermişlerdir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Vatandaşlık, Değer, Hoşgörü.
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının eğitiminde müze ortamının kullanılması
Bu araştırmada sosyal bilgiler öğretmen adaylarının, okul dışı öğrenme ortamlarından sayılan müzelerin, eğitim–öğretime katkıları hakkındaki görüşlerini belirleyerek, bu eğitim yöntemini ne kadar etkin kullanacaklarını ortaya koymak ve müzelere - müze eğitimine ilişkin görüşlerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının müze eğitimine yönelik görüşleri cinsiyet, akademik başarı, ailenin eğitim durumu, üniversiteye başlamadan önceki yaşadığı yerleşim yeri, ailenin ekonomik durumu, en fazla okuduğu kitap-gazete-dergi türü, en fazla izlediği TV program türü, boş zamanlarında ne ile uğraştığı ve en çok nereleri gezmekten hoşlandığına göre de değerlendirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda öğretmen adaylarına müze eğitimine yönelik görüşlerini tespit etmek amacıyla hazırlanmış olan 39 maddelik bir anket ve kişisel bilgileri tespit etmek için hazırlanmış 10 maddelik bir form verilerek her sorunun cevaplandırılması ve tek seçeneğin işaretlenmesi istenmiştir. Ölçeğin faktöriyel yapısını belirlemek ve aynı zamanda geçerlik çalışması için pilot uygulamada toplanan verilere açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 16 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu araştırmanın evrenini 2013–2014 eğitim öğretim yılının güz döneminde sosyal bilgiler öğretmenliğinde okuyan 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Bu evren içerisinde örneklem grubu olarak, 7 bölgeden 7 üniversite seçilmiştir. Araştırmaya 7 üniversitede öğrenim görmekte olan öğrencilerden 272 kişi katılmıştır. Bu çalışmada elde edilen verilerin çözümlenmesi sonucunda, öğrencilerin müze eğitimine ilişkin görüşlerinin genel olarak olumlu olduğu görülmüştür. Öğrencilerin müze eğitimine ilişkin görüşleri okudukları üniversitelere, cinsiyetlerine, anne eğitim düzeylerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Akademik başarılarına, baba eğitim düzeylerine, daha önce yaşadıkları yerleşim birimine, ailelerinin ekonomik durumuna, okudukları kitap-dergi-gazete türüne, izledikleri TV programı türüne göre, boş zamanlarını değerlendirme türüne göre ise anlamlı bir farklılık göstermemektedir. ANAHTAR KELİMELER: Sosyal Bilgiler, Müze, Müze Ortamı, Öğretmen Adayları.
Antalya'da yaşayan yabancı uyruklu aile çocuklarının karşılaştığı eğitim sorunları :Uluslararası Özel Antalya Rus Okulu örneği
Bu araştırmanın amacı, Antalya'da yaşayan yabancı uyruklu aile çocuklarının karşılaştığı sorunları (Özel Uluslararası Rus Okulu Örneği özelinde )tespit ederek, bu sorunlara dair çözüm önerileri geliştirmektir. Bu çalışma, yabancı uyruklu aile çocuklarının eğitim bağlamında karşılaştığı sorunların tespiti ile bu sorunların çözümüne yönelik öneriler geliştirilmesi bakımından önemlidir. Araştırma "Antalya'da yaşayan yabancı uyruklu aile çocuklarının eğitim-öğretim sürecinde karşılaştığı eğitim sorunları nelerdir?" sorusuna cevap aramaktadır. Bu araştırma, tarama modelli betimsel bir çalışmadır. Araştırmada anket ve görüşme tekniği kullanılarak elde edilen veriler, içerik analizi yöntemine göre düzenlenmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından anket geliştirilmiştir. Anket veli ve öğrenci için uzman görüşünde 3 dilde (Türkçe, İngilizce ve Rusça) ayrı ayrı geliştirilmiştir. Her iki anket de iki bölümden oluşmaktadır. Veli anketindeki birinci bölüm aile ile ilgili bilgiler, ikinci bölüm eğitim-öğretim ile ilgili, öğrenci anketindeki birinci bölüm kişisel, ikinci bölüm eğitim-öğretim ile ilgili bilgiler olmak üzere düzenlenmiştir. Çalışma grubu, gönüllük esasına dayalı kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Çalışma grubunu, Antalya'da 2011- 2012 yılı eğitim ve öğretim yılında Özel Uluslararası Antalya Rus Okulu'nda okuyan 96 öğrenci ve aynı okulda okuyan 102 öğrenci velisi oluşturmaktadır. Anahtar kelimeler: Göç, Rus okulu, yabancı uyruklu, eğitim sorunları
Türkiye'de iç göç hareketleri ve göçün eğitim üzerindeki etkisi: Bir durum çalışması
Türkiye'de 1950'li yıllarla birlikte başlayan büyük kentlere yönelik göç dalgaları, bu kentlerde büyük sorunların yaşanmasını da beraberinde getirmiştir. En önde gelen sorunlar ise özellikle okul çağında göç yaşamak zorunda kalan çocukların ve onların ailelerinin yaşadığı birtakım sorunlardır. Bunun yanında yoğun olarak göç alan bölgelerde çalışan öğretmen ve okul yöneticilerinin yaşadıkları sorunlar giderek artmaktadır. Ülkede az gelişmiş bölgelerden iş olanaklarının daha geniş olduğu turizm, sanayi ve ticaret merkezlerine yoğun bir göç yaşandığı görülmektedir. Yoğun göç alan şehirlerden biri de Antalya'dır. Bu araştırmanın amacı, Antalya iline göç etmiş çocukların yaşadıkları sorunları, bu öğrencilerin ailelerinin yaşadıkları sorunları, öğretmenlerin ve yöneticilerin okullarda yaşadıkları sorunları belirlemektir. Araştırma bütüncül çoklu durum deseninde nitel bir çalışma olmuştur. Buna uygun olarak araştırma İsmail Hakkı Kaya İlkokulu, Demirgül İlkokulu, Baraj İlkokulu, Şehit Kahraman Çelikbaş İlkokulu ve 80. Yıl Cumhuriyet İlkokulu'nda geçmiştir. Araştırmanın evrenini, Antalya'nın Kepez ilçesindeki bu okullarda görevli 5 okul müdürü, 23 öğretmen (4. sınıf öğretmeni) ile bu okullarda öğrenim gören 487 öğrenci (4. sınıf öğrencisi) ve bu öğrencilerin velileri oluşturmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu bu ölçüte uyan ve gönüllülük esasına göre seçilen 5 okul müdürü, 23 öğretmen (4. sınıf öğretmeni), 8 öğrenci (4. sınıf öğrencisi) ve 5 veli oluşturmuştur. Bu çalışmada veri toplama yöntemi olarak bireysel görüşme, odak grup görüşme ve doküman analizi kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak, açık uçlu sorulara dayanan yarı yapılandırılmış bireysel görüşme ve odak grup görüşme formları ve doküman analizi için öğrencilerin göçe ilişkin çizimleri kullanılmıştır. Veri toplama araçlarının da özellikleri dikkate alınarak veriler frekans ve yüzde analizi ile incelenmiştir. Bu veri analizine dayanarak araştırmanın bulgu ve yorumları oluşturulmuştur. Araştırmanın sonucuna dayalı olarak önerilerde bulunulmuştur. Araştırmada yönetici görüşlerine göre elde edilen sonuçlardan bazılarına göre, bölgenin yoğun olarak göç alması ve bölgedeki siyasi sorunların da okula yansıması nedeniyle okulda kavga, şiddet, küfür etme, hırsızlık vb. disiplin sorunları yaşanmaktadır. Göçle gelen öğrencilerin akademik başarıları düşüktür. Göç yaşayan öğrenciler etnik kökeninden dolayı ayrımcılığa uğramakta ve uyum sorunları yaşamaktadır. Velilerin çoğunun Türkçe'yi iyi bilmemesi nedeniyle velilerle iletişim eksiklikleri yaşanmaktadır. Öğretmenler bu okullarda güvenlik sorunları sebebiyle kalmak istememektedirler. Bu nedenle performansları düşebilmektedir. Yöneticilerin yaşanan sorunlara yönelik önerilerinden "İnsanlar arasındaki ayrımcı düşünce bitirilmelidir." önerisini yoğun olarak belirttikleri görülmüştür. Öğretmen görüşlerine göre elde edilen sonuçlardan bazılarına göre, bölgenin çok fazla göç alması sebebiyle öğretmenler Antalya'nın diğer bölgelerine göre zor şartlarda görev yapmaktadırlar. Bu bölgelerdeki okullarda donanım eksikliği yaşanmaktadır. Öğretmenler göç yaşayan ailelerle iletişim sorunu yaşamaktadır. Veliler çocuğuna ve okula karşı ilgisiz davranmaktadır. Öğretmenlere göre okulun akademik başarı durumu düşüktür. Öğrenciler uyum sorunu yaşamakta ve bunun sonucunda saldırgan ve içe kapanık davranışlar göstermektedirler. Göç eden aileler maddi sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bu yüzden çocukları küçük yaşta çalıştırmaktadırlar. Çocuklar okula devamsızlık yapmakta ve başarıları düşmektedir. Öğrenciler Türkçe'ye hâkim olamama nedeniyle dil sorunları yaşamaktadır. Yaşanan sorunlar öğretmenlerin iş doyumunun azalmasına ve bu bölge okullarından tayin isteyip ayrılmalarına neden olmaktadır. Öğretmenler sorunlara yönelik "Göç yaşamış aileler seminer vb. çeşitli faaliyetlerle eğitilmelidir." görüşünü dile getirmişlerdir. Öğrenci görüşlerine göre elde edilen sonuçlardan bazılarına göre, öğrencilerin eski arkadaş ve öğretmenlerini özledikleri görülmektedir. Göç eden öğrenciler okulda sosyal etkinliklere katılamamaktadır. Okula ilk geldikleri zaman akademik başarıları düşmektedir. Arkadaş ortamında kavga, küfür etme gibi olumsuz davranışlar görmektedir. Diğer arkadaşları tarafından alaya alınmakta ve dışlanmaktadırlar. Bu nedenle çekingenlik yaşayarak yalnızlık hissetmektedirler. Bu öğrencilerin okula uyum sağlamaları diğerlerine göre daha zor olmaktadır. Maddi sıkıntılar nedeniyle aileye katkıda bulunmak için çalışmayı düşünmektedirler. Veli görüşlerine göre elde edilen sonuçlardan bazılarına göre, okulda okul çevresinde madde bağımlısı öğrenci ve gruplar bulunmaktadır. Göç alan bölgelerdeki okullarda eğitim imkânları yeterli değildir. Öğrenciler arkadaş ortamında kavga, şiddet küfür vb. olaylara tanık olmaktadırlar. Velilere göre çocukları uyum sorunu ve yalnızlık yaşamaktadır. Velilerin çalışmak ve iş bulmak amacıyla göç ettikleri belirlenmiştir. Veliler çocuklarından iyi bir meslek sahibi olmalarını beklemektedirler. Veliler tarafından yoğun olarak sorunlarla ilgili olarak "Öğrencilere yönelik sosyal etkinlikler yapılmalıdır." önerisi belirtilmiştir. Anahtar kelimeler: Göç, göç ve eğitim, göç yaşamış öğrenci
5.sınıf Sosyal Bilgiler dersindeki Gerçekleşen Düşler ünitesinin öğretiminde 5E modelinin bilimsel süreç becerilerine, akademik başarıya ve tutuma etkisi
Bu araştırmanın amacı; 5E modelinin, ilköğretim 5. sınıf Sosyal Bilgiler dersi Bilim, Teknoloji ve Toplum öğrenme alanının "Gerçekleşen Düşler" ünitesinin öğretiminde uygulanan 5E modelinin öğrencilerin bilimsel süreç becerileri, akademik başarıları ve Sosyal Bilgiler dersine yönelik tutumları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Araştırmada ön test–son test kontrol gruplu yarı-deneysel desen uygulanmıştır. Araştırmada öğrencilerin bilimsel süreç becerileri ve akademik başarılarındaki gelişmeyi ölçmek için araştırmacı tarafından geliştirilen Bilimsel Süreç Becerileri Testi ve Akademik Başarı Testi, Sosyal Bilgiler dersine yönelik tutumlarını ölçmek için ise likert türü Sosyal Bilgiler Dersi Tutum Ölçeği (Demir ve Akengin, 2010) kullanılmıştır. Çalışmanın alt problemlerinin çözümlenmesinde; frekans, yüzde, aritmetik ortalama gibi betimsel istatistiklerin yanı sıra karışık ölçümler için iki faktörlü ANOVA gibi vardamsal analiz tekniklerinden yararlanılmıştır. Bu çalışma, 2012-2013 Eğitim-Öğretim Yılının Bahar Döneminde, Antalya/Döşemealtı İlçesi/Albay Süleyman Külahçı İlköğretim Okulu'nda gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar 2012-2013 eğitim öğretim yılında okulda öğrenim gören 5.sınıflar arasından seçilmiştir. Deney ve kontrol grupları oluşturulurken, önceden oluşturulmuş sınıflardan rastgele bir tanesi deney ve diğeri kontrol grubu olarak seçilmiştir. Random (yansız atama) olarak 5/B sınıfı deney, 5/A sınıfı kontrol grubu olarak atanmıştır. Kontrol grubundaki katılımcılara yarı yapılandırmacı öğretim, deney grubundaki katılımcılara yapılandırmacı yaklaşıma dayalı 5E modeli uygulanmıştır. Araştırmaya deney grubunda 8'i kız, 10'u erkek toplam 18; kontrol grubunda 7'si kız 11'i erkek toplam 18 olmak üzere genel toplamda 36 katılımcı katılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; gerek yapılandırmacı yaklaşıma dayalı 5E modelinin uygulandığı deney grubunda gerekse yarı yapılandırılmış öğretim tekniklerinin uygulandığı kontrol grubunda araştırma öncesine göre, araştırma sonrasında katılımcıların bilimsel süreç beceri, akademik başarı ve Sosyal Bilgiler dersine yönelik tutum düzeylerinde artış olduğu tespit edilmiştir. Bulgulara göre yapılandırmacı yaklaşıma dayalı 5E modelinin uygulandığı deney grubundaki katılımcıların bilimsel süreç beceri ve akademik başarı düzeylerinin, yarı yapılandırmacı öğretimin uygulandığı kontrol grubundaki katılımcılara göre anlamlı düzeyde arttığı; Sosyal Bilgiler dersine yönelik tutumları üzerinde ise anlamlı düzeyde bir artış olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre 5E modelinin 5.Sınıf Sosyal Bilgiler dersinin öğretiminde işe koşulabileceği önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler Öğretimi, 5E Modeli, Yarı Yapılandırmacı Öğretim, Bilimsel Süreç Becerileri, Akademik Başarı, Sosyal Bilgiler Dersi Tutum Ölçeği.
Yavaş geçişli animasyon tekniğinin öğrencilerin akademik başarılarına, motivasyonlarına ve akademik özyeterliliklerine etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, Fen ve Teknoloji dersinde 'Yaşamımızdaki Elektrik', 'Dünya, Güneş ve Ay' ve 'Canlılar Dünyasını Gezelim, Tanıyalım' ünitelerinin yavaş geçişli animasyon tekniği ile işlenmesinin; ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına, motivasyonlarına ve akademik özyeterliliklerine etkisini incelemektir. Bu araştırma, 2012-2013 eğitim öğretim yılının II. döneminde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Antalya ilinde bulunan bir ilköğretim okulunda öğrenim gören 5. sınıf öğrencilerine on iki hafta (48 saat) boyunca uygulanmıştır. Araştırmada 5/A sınıfında öğrenim gören 25 öğrenci kontrol grubunu, 5/B sınıfında öğrenim gören 24 öğrenci deney grubunu oluşturmaktadır. Kontrol grubunda MEB'in kullanmakta olduğu ders kitaplarına göre ders anlatımı yapılmış, deney grubunda Yavaş Geçişli Animasyon tekniği uygulanmıştır. Araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sürecinde Kazmazoğlu (2010) tarafından geliştirilen 'Yaşamımızdaki Elektrik Başarı Testi', araştırmacı tarafından geliştirilen 'Dünya, Güneş ve Ay Başarı Testi', 'Canlılar Dünyasını Gezelim, Tanıyalım Başarı Testi', Özerbaş (2010) tarafından geliştirilen 'Motivasyon' ölçeği, Öncü (2012) tarafından uyarlaması yapılan 'Akademik Özyeterlilik' ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen nicel veriler bağımsız grup t-testi, nitel veriler frekans hesabı ile analiz edilerek değerlendirilmiştir. Araştırmanın nicel veri analizlerine göre yavaş geçişli animasyon tekniği ile işlenilen derslerde öğrencilerin akademik başarı, motivasyon ve akademik özyeterlilik puanlarında artış olduğu görülmüştür. Akademik başarı puanları arasındaki farkın Canlılar Dünyasını Gezelim, Tanıyalım ünitesinde ve akademik özyeterlilik ölçeği alt boyutu olan eğitim kalitesinin deney grubu lehine anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Nitel veri analizleri de nicel analizleri destekler niteliktedir. Anahtar kelimeler: Fen ve Teknoloji Eğitimi, Animasyon, Yavaş Geçişli Animasyon Tekniği, Akademik Başarı, Motivasyon, Akademik Özyeterlilik.
Fen günlükleri kullanımının akademik başarı, bilginin kalıcılığı ve günlük yaşamla ilişkilendirilmesine etkisi
Bu araştırma, fen bilimleri dersi kapsamında bireysel bir öğrenme tekniği olan günlüklerin öğrenmedeki önemini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırma kapsamında ortaokul yedinci sınıf öğrencilerine fen günlükleri tutturularak, fen günlüklerinin öğrencilerin akademik başarılarına, bilgilerin kalıcılığına ve günlük yaşamla ilişkilendirme açısından etkisi araştırılmıştır. Araştırma, 2012-2013 eğitim-öğretim yılının birinci döneminde, Antalya'nın Kepez ilçesinde bulunan Alirıza Altıntaş Ortaokulu'nun iki şubesinde yürütülmüştür. Araştırmaya, 7/A ve 7/B şubelerindeki 53 öğrenci katılmıştır. 7/B deney grubu, 7/A kontrol grubu olarak seçilmiştir. Araştırmada öntest, sontest ve tekrar testli yarı-deneysel desen kullanılmıştır. Öğrencilerin akademik başarılarını ölçmek için Aydoğuş (2009)'un tezinde kullandığı "Akademik Başarı Testi" ve araştırmacı tarafından günlük yaşamla ilişkilendirme düzeylerini ölçmek için oluşturulan açık uçlu sorular veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Akademik Başarı Testi her iki gruba da uygulanmıştır. Elde edilen veriler Mann-Withney U ve Wilcoxon İşaretli-Sıralar Testleri (Wilcoxon Signed-Ranks Test) kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre fen günlüklerinin kullanıldığı deney grubu öğrencilerinin akademik başarı ve kalıcılık düzeylerinde, kontrol grubu öğrencilerine göre önemli farklılıklar saptanmamıştır. Ancak bilgilerin günlük yaşamla ilişkilendirme düzeylerinde olumlu etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, fen günlüklerinin öğrencilerin akademik başarılarını ve kalıcılığı artırmadığı fakat öğrendikleri bilgilerin günlük yaşamla ilişkilendirme düzeyleri üzerine etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Fen Günlükleri, Fen Bilimleri, Günlük Yaşamla İlişkilendirme,Akademik Başarı, Kalıcılık.
Grafik örgütleyicilerin ilköğretim 4. sınıf öğrencilerinin bilgilendirici metinleri çözümleme ve özetleme başarıları üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, grafik örgütleyicilerin ilköğretim 4. sınıf öğrencilerinin bilgilendirici metinleri çözümleme ve özetleme başarıları üzerinde etkisi olup olmadığını saptamaktır. Çalışma öntest-sontest desenli yarı deneysel bir çalışmadır. Araştırma öntest, sontest, grafik örgütleyicileri tanıtan eğitim ve 8 haftalık uygulama çalışması ile toplamda 11 hafta sürmüştür. Araştırma boyunca derslerde deney grubunda grafik örgütleyiciler etkin bir şekilde kullanılırken, kontrol grubunda grafik örgütleyiciler ders kapsamına alınmamıştır. Veriler uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanan 10 bilgilendirici metin ve bu metinler için hazırlanan 13 açık uçlu soru ile toplanmıştır. Grafik örgütleyicilerin etkisini daha iyi yorumlayabilmek adına öğrencilere ayrıca bilgilendirici metinlerin yeni ve sahip oldukları bilgilerden farklı bilgiler içerip içermediği sorulmuştur. Toplanılan veriler araştırmacı tarafından önceden hazırlanan derecelendirme anahtarına göre puanlandırılmıştır. Daha sonra deney ve kontrol grubunun öntest, sontest ve haftalık uygulama verileri istatistiksel işlemler kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre grafik örgütleyicileri kullanan ve kullanmayan öğrencilerin bilgilendirici metinleri çözümleme ve özetleme başarıları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık belirlenmiştir. Hazırlanan bilgilendirici metinlerin öğrencilere yeni bilgiler kazanmasına yardımcı olduğu fakat farklı bilgiler kazanmasına aynı oranda destek olmadığı tespit edilmiştir. Haftalık veriler incelendiğinde altı hafta deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olmasına rağmen 1. ve 4. hafta grupların başarıları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Metinlerin yeni ve farklı bilgiler kazandırma yüzdelikleri 1. ve 4. haftadaki deney ve kontrol grubunda anlamlı bir fark olmamasını açıklamamaktadır. Anahtar Kelimeler: Bilgilendirici Metinler, Grafik Örgütleyiciler, Metnin Yapısını Çözümleme ve Metni Özetleme
Eğitim kurumlarında e-demokrasinin uygulanabilirliğine yönelik Antalya merkez ilçelerdeki öğretmenlerin algıları
Bu araştırmada öğretmenlerin e-demokrasinin okullarda uygulanabilirliği ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Öğretmenlerin e-demokrasinin okullarda uygulanabilirliğine yönelik algıları; cinsiyet, görev yeri, eğitim düzeyi, facebook ve twitter kullanım durumları, günlük ortalama internet kullanım süreleri, temel bilgisayar kullanım becerileri, temel internet kullanım becerileri, öğretmenlik mesleğine yönelik ilgi düzeyleri, bilgisayar ve internet kullanımına yönelik ilgi düzeyleri, katılımcı demokrasinin Türkiye'deki gerçekleşme düzeyine yönelik algıları ve sanal ortamda paylaşımda bulunma durumlarına göre değerlendirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını 2013–2014 eğitim-öğretim yılı II. yarıyılında, Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Antalya Merkez ilçelerde (Muratpaşa, Kepez, Konyaaltı, Döşemealtı ve Aksu) yer alan ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenler oluşturmuştur. Araştırmaya toplam 933 öğretmen dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak çalışma kaspamında geliştirilen ve beşli likerte göre yanıtalanan 26 maddelik e-demokrasinin uygulanabilirliği etkileyen faktörlere yönelik maddelerden oluşan bir anket kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre temel bilgisayar kullanımı ve temel internet kullanımı açısından katılımcıların çoğunluğu kendisini orta düzeyde tanımlamışlardır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yaklaşık yarısının e-demokrasinin okullarda yöneticilere görüş beyan etme düzeyinde uygulanabileceğine inandıkları tespit edilmiştir. Türkiye'de katılımcı demokrasinin sıklıkla uygulandığına inanan öğretmenlerin, temel bilgisayar kullanım becerisi iyi olan öğretmenlerin, interneti daha sık kullanan öğretmenlerin, twitter ve facebook kullananların ve erkek öğretmenlerin okullarda e-demokrasinin uygulanabilirliğine ilişkin inançlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: e-demokrasi, eğitim yönetimi, demokrasi, öğretmen, katılımcı demokrasi, sosyal bilgiler, yönetişim, internet.
Türkiye'deki devlet okulları ile uluslararası özel okulların çokkültürlü eğitim ilkeleri açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı Türkiye'deki devlet okulları ile uluslararası özel okulların çokkültürlü eğitim ilkeleri açısından değerlendirilmesidir. Çalışma temel nitel araştırma tekniklerine bağlı kalınarak yürütülmüştür. Araştırma problemine yanıt aramak için nitel araştırma türü olan vaka (durum) çalışması kullanılmıştır. Bu çalışma için iki vaka seçilmiştir. 2010-2011 eğitim öğretim yılı güz döneminde alınan verilere göre öğrencilerin yaklaşık % 25'inin yabancı uyruklu olduğu bir devlet okulu ile bir özel uluslararası okul seçilmiştir. Çalışmada analiz birimleri olarak ilkokul programlarında çok kültürlülük ile ilişkili kazanımlar ve bu kazanımların uygulayıcıları olarak öğretmenler seçilmiştir. Bu çalışmada farklı veri toplama yöntemleri kullanılmıştır. Devlet ve Uluslararası Okul'un program kazanımları incelenmiş ve vaka olarak seçilen okullarda çalışan toplam 9 öğretmenle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca araştırmacıya bulguları destekleyecek kanıtlar sunması için her sınıfta kısa süreli gözlem yapılmış ve ilgili görülen dokümanlar incelenmiştir. Toplanan veriler Castagno'nun (2009) çokkültürlü eğitimle ilgili önerdiği 6 boyutlu kuramsal çerçeve kullanılarak analiz edilmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler değerlendirildikleri kategoriler içerisinde yeniden betimsel analiz yapılarak açıklanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre her iki okulun programları da asimilasyon ve sosyal eylem için eğitim yaklaşımlarına uygun herhangi bir kazanım içermezken, genel olarak birleşme/kaynaşma, çoğulculuk, kültürlerarası yetkinlik/yeterlilik ve eleştirel farkındalık için eğitim yaklaşımlarına cevap verecek nitelikte olduğu görülmüştür. Her iki okulun kazanımları genel değerlendirildiğinde programların temelinde çokkültürlü eğitim ilkelerinin olmadığı bulunmuştur. Yarı yapılandırılmış görüşme verilerine göre öğretmen görüşlerinin asimile edici düşüncelerden eleştirel farkındalığa kadar geniş bir yelpazede yer aldığı görülmüştür. Sosyal eylem konusunda ise bir öğretmenin görüş bildirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Genel olarak öğretmenlerin çokkültürlü eğitim ilkeleri konusundaki düşüncelerinin olumlu yönde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte devlet okulunda çalışan sınıf öğretmenlerinin, çokkültürlü eğitim hakkında kavram karmaşası veya yanılgısına düştükleri, yabancı uyruklu öğrencilere nasıl davranacakları konusunda çokkültürlü eğitim ilkeleri dikkate alındığında bilgi düzeylerinin ya da yeterliliklerinin az olduğu görülmüştür. Uluslar arası okuldaki öğretmenlerin kültürel farkların yüceltilmesi ve gerçek zamanlı etkinlikler ile uluslararası olan öğrencilerin Türk kültürü ve diğer kültür ile olan etkileşimini arttırmayı amaçladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bu duruma, okulun fiziksel şartlarının (özel okul olmak, vatandaşı olunmayana bir ülkede eğitim-öğretim hizmetini sürdürmek, vb.) ve farklı bir ülkede ve kültürde eğitim-öğretim sunuyor olmasının etkisi olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Çokkültürlü Eğitim, Kültürel Farklılıklar, İlköğretim Programları, Yabancı Kökenli Öğrenciler
Sınıf öğretmeni adaylarının otantik öğrenme yaklaşımının uygulanabilirliği ile ilgili görüşleri: Fen ve teknoloji laboratuvar uygulaması örneği
Bu araştırmanın amacı, yapılandırmacılığa ek olarak kullanılabilecek ve tamamlayıcı bir öğrenme yaklaşımı olan otantik öğrenmenin Fen ve Teknoloji Laboratuvar Uygulamaları Dersi II kapsamında uygulanabilirliğinin belirlenmesine dayanmaktadır.Çalışmanın örneklemini 2013-2014 eğitim - öğretim yılının bahar döneminde Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Anabilim dalı Sınıf Öğretmenliği 2. sınıfında okuyan öğretmen adayları oluşturmaktadır. Çalışmada İlkokul 4. sınıf Fen Bilimleri ders müfredatı kullanılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasının bütüncül tek durum deseni kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının otantik öğrenme yaklaşımı hakkındaki görüşleri çevresel durumlar ile öğrenenler ve derse yönelik beklentiler üzerine etkileri çerçevesinde belirlenmeye çalışılmıştır. Doküman analizi, ses kayıtları ve gözlemci notları ile toplanan veriler, betimsel ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Otantik öğrenme yaklaşımına göre işlenen derslerde etkinliklerin uygulanması sırasında sınıf mevcudunun çok olması, sınıf öğretmeni adaylarının laboratuvarı yeterince tanımamaları, materyallerin bazı etkinlikler için yetersiz kalması, yönteme getirilen sınırlılıklar ve öğrencilerdeki güven eksikliği nedeni ile sunumlarında zorlanmaları, çalışmayı etkileyen olumsuz faktörler arasındadır. Diğer yandan otantik etkinliklerle işlenen derslerde; motivasyonun arttığı, öğrenmenin daha eğlenceli hale geldiği ve öğrencilerin sorumluluk duygusunu kazanmasına imkan tanıdığı görülmüştür. Derse yönelik beklentiler olumlu yönde değişime uğramıştır.Farklı bakış açılarını ve problemleri merak edip araştırmayı öğrenen öğretmen adayları, bu düşünce ve becerilerini geliştirip, ileri ki meslek hayatlarına aktararak, yeni neslin daha iyi yetişmesi için yol gösterebileceklerdir. Elde edilen bulgular otantik öğrenme yaklaşımının uygulanabilirliği yönünde olduğunu belirtmektedir. Anahtar Kelimeler: Otantik öğrenme, Otantik etkinlikler, Otantik fen bilimlerieğitimi, Öğretmen adayları, Nitel araştırma
Türkiye'de ilkokul programları ve yabancı uzmanların ilkokul programlarına olan etkisi (1923?1960)
Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde başlayan yabancı uzmanlardan yararlanma girişimleri Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu ilk yıldan itibaren devam ettirilmiştir.Türkiye'ye 1923?1960 yılları arasında, yani Atatürk-Milli Şef (1923?1950) dönemlerinde 79 kişi ve Demokrat Parti (1950?1960) döneminde 44 kişi olmak üzere toplam 123 yabancı eğitim uzmanı gelmiştir.Bu 123 yabancı uzmandan John Dewey, Paul Monroe, George Stiehler, Frey, Adolphe Ferriere, Amerikan Heyeti, Beryl Parker, Kate V. Wofford ve Lester Beals'ın Milli Eğitim Bakanlığı'na vermiş oldukları raporlar incelendiğinde; ilkokul programları ile ilgili önemli görüş ve öneriler ortaya koydukları görülmektedir. Çalışmada raporlarında ilkokul programları ile ilgili görüş ve önerilere yer veren bu yabancı uzmanlar ve raporları incelemeye alınmış; görüş ve önerileri ile ilkokul programlarına olan katkıları ortaya konulmaya çalışılmıştır.Bu çalışma incelendiğinde; 1923?1960 yılları arasında Türkiye'ye gelerek Milli Eğitim Bakanlığı'na rapor sunan yabancı uzmanların genelde şu konular üzerinde görüş ve öneri bildirdikleri görülmektedir: İlköğretim süresinin uzatılması, okul yapımı ve donanımı, okulların fiziki kapasiteleri, okullardaki sağlık şartları ve sağlık bilgisinin öğretimi, köy şartlarına uygun eğitim-öğretim, sınıf donanımı ve koşulları, öğrenci devamsızlığı, yatı okulları, program, programın konuları, rehberlik programı ve uygulamaları, öğretim yöntem ve teknikleri, birleştirilmiş sınıf uygulamaları, toplu öğretim uygulamaları. Bu konulardan bazıları kısa bir süre içinde, bazıları ise uzun vadede eğitim sistemine uygulanabilmiştir.
Prof. Dr. Fatma Varış: Yaşamı ve eserleri
Türkiye'de eğitim sistemi, son 150 yıldır hızlı bir değişim ve gelişim içerisindedir. Tanzimat dönemiyle başlayan bu değişim süreci, ?Türk Kurtuluş Savaşı?nın hemen ardından ilan edilen cumhuriyetle birlikte çok daha büyük ve köklü bir hal alacaktır. Mustafa Kemal ve arkadaşları, eğitime ayrı bir özen göstermiş ve gelişmiş medeniyetler seviyesine ulaşabilmek için, başarılması gereken en önemli hedef olarak eğitimin modernleşmesini görmüştür.Yeni eğitim sisteminin ve okulların ortaya çıkarılmasında ?Genç Cumhuriyet?in önündeki en büyük engel hiç şüphesiz ki yetişmiş eleman eksikliğiydi. Yeni kuşakları yetiştirecek öğretim elemanları yetiştirme konusunda onlarca yıl sürecek olan bir çaba ortaya konulacaktır. İşte, bu çabaların sonucunda Türk eğitim camiasına kazandırılan en önemli eğitimcilerden biri de Prof. Dr. Fatma Varış'tır. Varış, öğretmen olarak başladığı kariyerini, yurtdışında gördüğü lisansüstü eğitimin ardından akademisyen olarak devam ettirmiştir. Ankara Üniversitesi bünyesinde kurulmuş olan Türkiye'nin ilk eğitim fakültesinin kuruluşunda ciddi rol üstlenmiş ve bu fakültede uzun yıllar, çeşitli kademelerde görev yapmıştır. Eğitim programları konusunda Türkiye'nin yetiştirdiği en değerli kişilerden birisi olmuştur.Bu çalışmada, Türkiye'de eğitim ve eğitim programlarının geliştirilmesinde önemli katkıları olan Prof. Dr. Fatma Varış'ın hayatı, eserleri ve Türk eğitimine yaptığı katkılar üzerinde durulacaktır. Çalışma 3 ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Prof. Dr. Fatma Varış'ın kişisel ve mesleki hayatı anlatılmıştır. İkinci bölümde Varış'ın eserleri ele alınıp değerlendirilmiş; son bölümde ise, Varış'ın Türk eğitim sistemi hakkındaki görüşleri değerlendirilip, eğitim camiasındaki yeri ortaya konulmaya çalışılmıştır.
6 yaş çocuklarının geometrik şekil ve sayı kavramlarının gelişiminde kavram eğitim programının etkisi
Bu araştırma; anasınıfına devam eden 6 yaş grubu çocukların sayılarla vegeometrik şekillerle ilgili kavramları kazanmalarında `Kavram Eğitim Programı'nınetkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma grubunu, Aydın ilinde bulunanilköğretim okullarındaki anasınıflarına devam eden 6 yaş grubu 36 çocuk oluşturmuştur.Araştırma öntest-sontest kontrol gruplu, deneme modelindedir. Çocukların sayılarlailgili kavramları öğrenme düzeylerini belirlemek amacıyla ?Piaget Sayı KorunumTesti?, geometrik şekillerle ilgili kavramları öğrenme düzeylerini belirlemek amacıylada Aktaş ve Aslan (2004) tarafından geliştirilen ?Geometrik Şekilleri Tanıma Testi?kullanılmıştır. ?Piaget Sayı Korunum Testi?; sayıları tanımaya, ayırt etmeye,eşleştirmeye, simgesel modellerini yazmaya yönelik 8 alt testten oluşmaktadır.?Geometrik Şekilleri Tanıma Testi? ise üçgen, kare, dikdörtgen ve daire şekillerinitanımaya yönelik 4 alt test içermektedir. Her testte 12'şer tane şekil bulunmaktadır.Çocukların, ?Piaget Sayı Korunum Testi? ve ?Geometrik Şekilleri TanımaTesti? öntest puan ortalamalarının anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığınıbelirlemek amacıyla t testi, sontest puan ortalamalarının anlamlı düzeyde farklılaşıpfarklılaşmadığını belirlemek amacıyla ise kovaryans analizi kullanılmıştır.Elde edilen veriler sonucunda, deney ve kontrol gruplarının ?Piaget SayıKorunum Testi? ve ?Geometrik Şekilleri Tanıma Testi?nden aldıkları öntest puanortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir farklılığın olmadığı görülmüştür (p> .05).Sayılarla ve geometrik şekillerle ilgili ?Kavram Eğitim Programı? uygulamasısonrasında, deney ve kontrol grubu çocuklarının öntest puanları kontrol altınaalındığında ?Piaget Sayı Korunum Testi? ve ?Geometrik Şekilleri Tanıma Testi? sontestpuan ortalamaları arasında deney grubu lehine anlamlı düzeyde bir farklılıkbulunmuştur (p< .05).Anahtar Kelimeler: okul öncesi, sayı kavramı, geometrik şekil kavramı, kavrameğitimi.
Cumhuriyetten günümüze ilköğretim I. kademe sosyal bilgiler programlarının Atatürk ilkelerine göre değerlendirilmesi
Ulusal Bağımsızlık Savaşı sonrası kurulan Cumhuriyetle birlikte kişiegemenliğinden ulus egemenliğine, dini eğitimden Milli Eğitime geçilmiştir. Nitekim,Osmanlı Devleti'nde eğitimde dini temeller ağır basıyordu. Cumhuriyetin ilanından kısabir süre sonra yapılan çalışmalarla; çağdaş, laik, bilimsel, eşitlikçi, işlevsel ve milli bireğitim sistemine doğru gidilmeye çalışılmıştır. Nitekim bu alanda bir dizi kanunidüzenlemeler de yapılmıştır. (Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Latin Alfabesinin Kabulü,Millet Mektepleri vb.)Diğer yandan, ilköğretimde yeni düzenlemelere gidilmiş ve yurt dışındanyabancı uzmanlar çağırılarak onların da katkılarıyla yeni ilköğretim programlarıoluşturulmuştur. Bunlar; 1924, 1926, 1930, 1936, 1948, 1962, 1968 programlarıdır. Buprogramlarda zamanla değişiklik yapılmıştır. Mevcut program öncesi köklüdeğişiklikler 1998'de yapılmış ve 2004-2005 öğretim yılına kadar sürmüştür. Dahasonra 2004-2005 öğretim yılında bir taslak program oluşturulmuş ve bu program 2005-2006 öğretim yılında uygulanmaya konmuştur.1924'ten 2004-2005 öğretim yılına kadar yürürlükte olan İlköğretimProgramının eğitim felsefesinin temelini Atatürk İlkeleri çerçevesinde, cumhuriyetçilik,millilik oluştururken, mevcut programın felsefesini yerelleşme ve küreselleşmeoluşturmaktadır.İlköğretim Sosyal BilgilerNitekim 1998'den 2004'e kadar okutulanProgramının genel amaçlarında Atatürk, Türk, Vatan, Millet, Cumhuriyet ve Millikavramlar 43 kez işlenmiş iken, mevcut programda 10 kez geçmektedir.1998'de 5. sınıflarda okutulan Sosyal Bilgiler ders kitabında yer alan ulusalkavramların toplam sayısı 1139'dur. Bu kavramların 1074'ü mevcut programda yerverilmeyen ?Vatan ve Millet? ve ?Cumhuriyete Nasıl Kavuştuk? ünitelerinde yeralıyordu. Mevcut program tüm dünyada bireysel, toplumsal ve ekonomik alandayaşanmakta olan değişimleri ve gelişmeleri göz önüne alınarak hazırlanmıştır. Ancak,Türkiye Cumhuriyetinin ve Türk Eğitim felsefesinin temelini teşkil eden milliliktenuzak olduğu gibi Atatürk İlkelerini ise tamamen kapsamamaktadır. Atatürk İlkelerininve Atatürkçülüğün öğrencilere kavratılması konusunda eksiklikler içermektedir.ANAHTAR SÖZCÜKLER: Atatürkçülük, Atatürk İlkeleri, Milli Eğitim, Program,İlköğretim, Kazanım.
6-7 yaş çocuklarının resimlerden oluşturdukları öykülerdeki dil yapıları
Bu araştırmanın genel amacı; ?Okulöncesi eğitim kurumlarına devam eden 6 yaşve ilköğretim birinci sınıflara devam eden 7 yaş grubundaki çocukların serbest resimçalışmalarında yaptıkları resme dayalı olarak anlattıkları öykülerde kullandıkları sıfat,zarf, isim tamlamaları ve cümle yapıları; yaş, cinsiyet ve sosyo-ekonomik düzeyleriaçısından farklılaşmakta mıdır?? sorusuna yanıt aramaktır. Araştırmanın örneklemi,anasınıfından 36 (18 kız;18 erkek), ilköğretim 1. sınıftan 36 (18 kız;18 erkek) olmaküzere toplam 72 çocuktan oluşmaktadır. Çalışma çocuklara, birbirlerindenetkilenmelerini önlemek amacıyla, bireysel olarak ve sessiz bir odada uygulanmıştır.Araştırmanın uygulama boyutunda odaya alınan her çocuktan serbest resim yapmasıistenmiştir.Araştırma sonucunda, örneklem grubunda bulunan kız çocukların sıfatları erkekçocuklarından daha fazla kullandıkları saptanmıştır. Öykülerdeki sıfatlar yaş değişkeniaçısından incelendiğinde ise, yedi yaşındaki çocukların altı yaşındaki çocuklardan dahafazla sıfatları kullandıkları görülmüştür. Ayrıca sosyo-ekonomik düzey değişkeniaçısından da sıfat kullanımlarında alt, orta ve üst sosyo-ekonomik düzeydeki çocuklararasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Çocukların zarf kullanımları ile cinsiyetdeğişkeni incelendiğinde, erkek çocukların zarfları kız çocuklarından daha fazlakullandıkları sonucu elde edilmiştir. Öykülerdeki zarflar yaş değişkeni açısındanincelendiğinde, altı yaşındaki çocuklar yedi yaşındaki çocuklardan daha fazla zarflarıkullanırken, sosyo-ekonomik düzey değişkeni açısından bakıldığında ise, üst sosyo-ekonomik düzeydeki çocukların daha fazla zarf kullandıkları görülmüştür. Çocuklarınisim tamlaması ve cümle yapılarını kullanımları ile cinsiyetleri arasındaki farklılıkincelendiğinde, kız ve erkek çocuklar arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır.Çocukların öykülerde hem isim tamlamasını hem de cümle yapılarını kullanımları yaşdeğişkeni açısından incelendiğinde, yedi yaşındaki çocukların altı yaşındakiçocuklardan daha fazla kullandıkları görülmüştür. sim tamlaması ve cümle yapılarınınkullanımı sosyo-ekonomik düzey değişkeni açısından incelendiğin de ise, üst sosyo-ekonomik düzeydeki çocuklar daha fazla kullanmışlardır.ANAHTAR SÖZCÜKLERÇocuk, dil gelişimi, okulöncesi eğitim, ilköğretim, öykü, resim.
Düzey dersliklerinin ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin fen bilgisi dersine ilişkin akademik başarıları ve benlik saygısı üzerine etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, düzey dersliklerinin ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin fenbilgisi dersine ilişkin akademik başarıları ve benlik saygısı üzerine etkisi ile düzeydersliklerine ilişkin öğrenci ve öğretmen görüşlerini ortaya koymaktır.Araştırma, 2005-2006 öğretim yılının ilk yarıyılında Aydın ilinde karma sınıflardaöğretim yapılan bir devlet okulu ile düzey derslikleri uygulamasının yapıldığı bir devletokulunda gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubuna, bir deney ve bir kontrol grubu olmak üzeretoplam 176 öğrenci alınmıştır. Düzey derslikleri oluşturulan okuldan 30 öğrenci ile 8öğretmenin bu uygulamaya ilişkin görüşlerine başvurulmuştur. Çalışmada veri toplama aracıolarak, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ile araştırmacı tarafından geliştirilen Fen Bilgisibaşarı testi kullanılmıştır. Öğrencilerin ve öğretmenlerin düzey dersliklerine ilişkin görüşleriyarı yapılandırılmış görüşme formları ile belirlenmiştir. Araştırmada, Fen Bilgisi başarıtestinden ve Benlik Saygısı Ölçeğinden elde edilen verilere kovaryans analizi uygulanmıştır.Araştırma bulgularına göre, başarı testi puanları açısından deney ve kontrol grubuarasında anlamlı bir fark bulunamazken (p=.068), düzey derslikleri arasında anlamlı farkbulunmaktadır (p=.000). Farklılığın üst-orta düzey derslikleri ve üst-alt düzey derslikleriarasında olduğu tespit edilmiştir. Deney ve kontrol grubunda yer alan kız öğrencilerin başarıpuanları arasında ve deney ve kontrol grubunda yer alan erkek öğrencilerin başarı puanlarıarasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Rosenberg Benlik Saygısı ölçeği puanortalamaları, deney ve kontrol grubu arasında anlamlı bir göstermezken (p=.628), düzeyderslikleri arasında anlamlı bir fark göstermektedir (p=.007). Farklılığın üst-alt düzeyderslikleri ve orta-alt düzey derslikleri arasında olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkeninegöre de düzey dersliklerinin öğrencilerin benlik saygısı üzerine etkisi incelenmiş, benliksaygısı puanları, deney grubundaki kızlarla kontrol grubundaki kızlar arasında ve deneygrubundaki erkeklerle kontrol grubundaki erkekler arasında önemli bir farklılıkgöstermemektedir.Elde edilen nitel veriler değerlendirildiğinde, öğrenciler düzey dersliklerinde öğrenimgörmekten genel anlamda rahatsızdırlar. Öğretmenler ise düzey dersliklerini kişilik gelişimibakımından olumsuz bulmaktadırlar.
İlköğretim okullarında 6. sınıf sosyal bilgiler dersi coğrafya konularının program yönünden incelenmesi
Adnan Menderes Universitesi Sosyal Bilimler Enstitiisii ilkogretim Sosyal Bilgiler Ogretmenligi Ana Bilim Dahnda Yiiksek Lisans Tezi olarak hazlflanan bu yah~manln konusu "ilkogretim Okullannda 6. Slnlf Sosyal Bilgiler Dersi Cografya Konulannln Program Yoniinden incelenmesi"dir. 1998 Ylhnda uygulamaya konulan Sosyal Bilgiler programl, 2005 Ylhnda yaptlan degi~iklikle yerini yeni programa blrakml~t1r. Yeni program onemli ve koklii degi~iklikleri beraberinde getirmi~tir. Bu degi~ikliklerin belirlenmesi ve degerlendirilmesi amaclyla 6. slnlf Cografya konulan temel ahnarak eski ve yenl program tarama yontemi kullanllarak incelenmi~tir. <;ah~ma dort ana boliimden olu~maktadlf. I. Boliimde, ara~tlrmanln amaCI, onemi, slnlrhhklarl ve yontemi verilerek, egitim programl ile ilgili kavramlar tanlmlanml~ ve egitim programlnln temel ogeleri aYlklanml~tlr. II. Boliimde, ilkogretim programlanndaki Sosyal Bilgiler ve Cografya ogretiminin tarihsel geli~imi sunulmu~tur. III. Boliimde, eski (1998) ve yeni (2005) program amaylar, iyerik, ogrenme-ogretme silleci ve degerlendirme aylslndan incelenip, kar~lla~tlnlml~t1r. IV. Boliimde, yeni programdaki bir Cografya konusu seyilerek <;oklu Zeka Kuraml'na gore model onerisi hazlflanml~tlf. V. Boliimde, yah~mada elde edilen bulgular l~lglnda ortaya ylkan sonuylar aylklanml~, programln uygulanmaslna yonelik olarak ve yapI1acak yeni ara~tlrmalar iyin oneriler sunulmu~tur.
Milli Eğitim bakanları ve eğitim icraatları (1980-1999).
Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İlköğretim Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Ana Bilim Dalında Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın konusu ?Milli Eğitim Bakanlarının Eğitim İcraatları (1980-1999)?dur. 12 Eylül 1980 İhtilalinden kısa bir süre sonra kurulan hükümetlerde, eğitim sisteminin birlik ve bütünlüğümüzün temelini teşkil edecek biçimde yeniden düzenlenmesi amaçlanmıştır. Nitekim incelediğimiz dönemde 12 hükümet kurulmuş ve 11 Milli Eğitim Bakanı görev yapmıştır. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. I. Bölümde, araştırmanın amacı, önemi, sınırlılıkları ve yöntemi verilerek, konu ile ilgili kavramlar tanımlanmış ve açıklanmıştır. II. Bölümde, kurulan hükümetlerde eğitim, parti programlarında eğitim ile 1980-1999 yılları arasında görev yapan Milli Eğitim Bakanlarının eğitim konusunda yaptıkları çalışmalar sunulmuştur. III. Bölümde, değerlendirme, yorum, sonuç ve öneriler yer almıştır.
Sınıf öğretmeni adaylarının ve öğretmenlerinin çevre eğitimine yönelik öz-yeterlik inançları üzerine sınıf düzeyi, kıdem ve değer yönelimlerinin etkisi
Bu çalışmada sınıf öğretmenliği lisans öğrencileri ve sınıf öğretmenlerinin çevre eğitimine yönelik öz-yeterlik inançları zamana (sınıf ve kıdem) ve hayatlarına rehber olan değer yönelimlerine göre değişip değişmediği araştırılmıştır. Araştırmaya, 2006-2007 eğitim öğretim yılında, Adnan Menderes Üniversitesi ve Muğla Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İlköğretim Bölümü, Sınıf Öğretmenliği Ana Bilim Dalı öğrencilerinden 320 öğrenci ve Aydın il, ilçe ve köylerinden olmak üzere toplam 80 sınıf öğretmeni katılmıştır. Araştırma için ?Çevre Eğitimine Yönelik Öz-yeterlik Ölçeği? geliştirilmiştir. Bu ölçeğin Cronbach Alpha İçtutarlılık Katsayısı .76 olup toplam varyansın %61.80'ni açıklamaktadır. Ölçek dört alt boyutludur (?Akademik Yetkinlik Algısı?, ?Sorumluluk Algısı?, ?Öğretici Yetkinlik Algısı?, Yönlendirebilme Algısı?). Bağımsız değişkenlere ilişkin veriler Öğrenci-Öğretmen Tanıma formu ile elde edilmiştir. Ayrıca araştırmada Schwartz'ın Değerler Kuramı Ölçeği kullanılmıştır.Yapılan çalışma sonucunda Çevre Bilimi dersi alan öğrencilerin ?Akademik Yetkinlik Algısı? ve ?Yönlendirebilme Algısı? alt ölçeklerinden aldıkları puanların ortalamaları, bu dersi henüz almayan öğrencilere oranla daha yüksektir. Hiçbir öz-yeterlik alt boyutu cinsiyete göre farklılık göstermemektedir. Köy öğretmenlerinin ?Sorumluluk Algısı? ortalama puanları, il merkezinde çalışan öğretmenlere göre de daha yüksektir. Çevre Bilimi dersini alan, almayan ve sınıf öğretmenlerinin öz-yeterlik algıları (?Akademik Yetkinlik Algısı?, ?Sorumluluk Algısı? ve ?Yönlendirebilme Algısı?) farklılıklar göstermektedir. Öğretmenlerin öz-yeterlik düzeyleri mesleki kıdemlerine göre araştırılmış ve yapılan Scheffe testine göre, birinci grup (1-10 Yıl) ile ikinci grup (11-20 Yıl) arasında, birinci grup lehine farklılık (P=0.049) olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin ve sınıf öğretmenliği öğrencilerinin sahip olduğu değer yönelimleri ile çevre eğitimine yönelik öz-yeterlik ölçeğinden aldığı puanların ilişkili olduğu görülmüştür.
Köyde görev yapan sınıf öğretmenlerinin sorunları (Aydın ili örneği)
Bu çalışmanın temel amacı, günümüz şartlarında köylerde görev yapan sınıf öğretmenlerinin sorunlarını, öğretmen görüşlerine göre analiz ederek belirlemek ve bu sorunlara çözüm önerileri getirmektir. Aynı zamanda bu çalışma ile göreve yeni başlayacak olan öğretmen adaylarının ne gibi sorunlarla karşılaşabileceklerini ve bu sorunların üstesinden nasıl gelebileceklerini ortaya koymak amaçlanmıştır.Bu çalışmanın araştırma evrenini, 2007?2008 eğitim-öğretim yılında Aydın Merkez ve Kuşadası ilçeleri hariç olmak üzere tüm ilçelerin köylerinde bulunan ilköğretim okullarında görevli 776 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 482 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır.Araştırmada elde edilen nicel veriler için ?Köy Öğretmeni Sorunları Anket Formu?, nitel veriler için ?Köy Öğretmeni Sorunları Görüşme Formu? araştırmacı tarafından hazırlanarak kullanılmıştır. ?Köy Öğretmeni Sorunları Anket Formu?nun güvenilirlik katsayısı ?=,9796 olarak bulunmuştur. Aynı zamanda anket, ?Araç-Gereç ve Onarım, Köy Halkıyla Etkileşim, Mesleki Memnuniyet, Rehberlik, Sosyal Etkinlikler, Çevresel Koşullar, Barınma ve Denetim? olmak üzere 8 boyuttan oluşmaktadır. ?Köy Öğretmeni Sorunları Görüşme Formu? ile ?Köy Öğretmeni Sorunları Anket Formu? birbirine paralel olacak şekilde hazırlanmış, görüşme formu aracılığıyla da ankette belirtilmeyen sorunların belirlenmesine ve sorunların nedenleri hakkında derinlemesine bilgi elde etmeye özen gösterilmiştir.Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesi sürecinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Mann Whitney-U Testi ve çoklu karşılaştırma testleri (Scheffe, Tukey HSD, LSD) kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel çözümlemelerde anlamlılık düzeyi, (p<.05) olarak kabul edilmiştir.iiElde edilen veriler tablo, şekil ve grafikler aracılığıyla açıklanmıştır.Araştırmada şu bulgulara ulaşılmıştır:Köyde görev yapan sınıf öğretmenlerinin karşılaştıkları sorunlara ilişkin görüşleri,1.Genel anlamda ?ara sıra? düzeyindedir.2.En çok karşılaşılan ilk üç problemin birincisi olan ?Tiyatro, sinema gibi kültürel faaliyetlerden yoksun kalıyorum.? şeklindeki madde için ?sık sık?, ?Deney, uygulama ve araştırma yaparken malzemelere ulaşmada sorun yaşıyorum.? ve ?Milli Eğitim Müdürü ve Şube Müdürleri köye ziyarete gelerek destek oluyorlar.? şeklindeki ikinci ve üçüncü madde için ise ?ara sıra? düzeyindedir.3.En az karşılaşılan ilk üç problemi oluşturan ?Köy halkı tarafından saygı görüyorum.?, ?Köy halkı öğretmenine güven duyuyor.? ve ?Köyde görev yapmak ruh sağlığımı olumsuz etkiliyor.? şeklindeki maddelerin hepsi için ?nadiren? düzeyindedir.4.Anketin ?Çevresel Koşullar? ve ?Köy Halkıyla Etkileşim? boyutunda ?nadiren? düzeyinde, ?Mesleki Memnuniyet?, ?Rehberlik?, ?Araç-Gereç ve Onarım?, ?Sosyal Etkinlikler?, ?Barınma?, ?Denetim? boyutlarında ise ?ara sıra? düzeyindedir.5.Anketin çeşitli boyutlarına göre,5.1.Cinsiyet, eğitim durumu, medeni durum, mesleki kıdem, görev yapılan yerleşim biriminin sosyo-ekonomik durumu, okuldaki görev durumu, öğretmen sayısı, sınıftaki öğrenci sayısı, taşımalı eğitim ile birleştirilmiş sınıf uygulamasının var olma durumu ve hizmet-içi eğitim alma durumu bakımından anlamlı farklılık göstermektedir.5.2.Yaş, köyde geçirilen hizmet süresi ve lisansüstü eğitim alma durumu bakımından anlamlı farklılık göstermemektedir.
Sınıf öğretmenlerinin ve sınıf öğretmeni adaylarının okuma ilgi ve alışkanlıklarının karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adayları ile sınıf öğretmenlerinin okuma ilgi ve alışkanlıklarının karşılaştırılmasıdır.Araştırmada, Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi ve Aydın il merkezindeki ilköğretim okulları örneklem olarak seçilmiştir. Toplam 151 sınıf öğretmeni adayı ve 203 sınıf öğretmeni araştırma örnekleminde yar almıştır.Veri toplama aracı olarak, Dökmen (1994) tarafından geliştirilen ?Okuma İlgisi Ölçeği ve Okuma Alışkanlığı Yetişkinler Formu Anketi? ile toplam araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu? uygulanmıştır.Bu araştırmada verilerin yüzde dökümleri alınmış, aritmetik ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerleri hesaplanmıştır. Verilere alt problemler doğrultusunda ANOVA (F, t testleri), Scheffe ile LSD testleri uygulanmış ve korelasyon katsayısı hesaplanmıştırAraştırma sonuçlarına göre;Bayan sınıf öğretmeni adaylarının ve sınıf öğretmenlerinin okuma ilgisi ve okuma alışkanlığı erkek sınıf öğretmeni adaylarının ve sınıf öğretnenlerinin okuma ilgi ve alışkanlığından daha yüksektir. Ayrıca araştırma bulguları sınıf öğretmeni adayları ve sınıf öğretmenlerinin okuma ilgisinin ?orta? düzeyde olduğunu göstermektedir.Sınıf öğretmeni adaylarının okuma ilgisi sınıf öğretmenlerini okuma ilgisinden daha yüksektir.Sınıf öğretmeni adayları ?gazete, dergi, mizah ve sanat? kitapları okumayı tercih ederken sınıf öğretmenleri ?gazete, sanat, kültür ve bilimsel kitapları?; okumayı tercih etmektedir.Sınıf öğretmeni adayları ?tv seyretmeyi tercih etme, vakit bulamama?; Sınıf öğretmenleri ise ?yorgun olma ve tv seyretmeyi tercih etme? nedenleriyle yeterince kitap okuyamadıklarını söylemektedir.Sınıf öğretmeni adayları ile sınıf öğretmenlerinin okuma ilgisi toplam puanlarının yüksek olduğu ve okuma ilgisi toplam puanları ile ?ayda okunan kitap sayısı, ayda okunan dergi sayısı ve sahip olunan kitap sayısı arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir.
Kastamonu halkeleri ve faaliyetleri
Halkevleri, Cumhuriyet Dönemi'nde ulusal bilinci sağlayarak, Cumhuriyet İlkelerini ve Atatürk Devrimleri'ni halkla bütünleştirmek amacıyla kurulmuştur. Bu kurumlar Cumhuriyet Türkiye'sinin en önemli kültür kurumları olmuştur.Kastamonu Halkevi, 24 Haziran 1932'de kurulmuştur. Bu tarihten itibaren Kastamonu Halkevi, çevresine Halkevlerinin genel amaçlarına uygun olarak katkılarda bulunmaya başlamıştır. Ülkemizdeki diğer Halkevleri gibi Kastamonu Halkevi de 1951'de kapatılmış ve faaliyetlerine son verilmiştir.Kastamonu Halkevi'nde zamanla Halkevlerinin dokuz şubesi de kurulmuştur; ancak yedi şubesi faaliyette bulunmuştur. Kastamonu Halkevi çalıştığı dönem sürecinde her şube kendi görev sorumluluğunda konferanslar, temsiller verilmesi, köy gezileri tertiplenmesi, film gösterimleri sunulması, kurslar düzenlenmesi gibi çalışmalar yapmıştır. Halkevi ve şubeleri Halkevleri'nin kuruluş amaçları doğrultusunda halka aydınlanma ışığının götürülmesinde araç olmuştur. Kastamonu Halkevi, faaliyette bulunduğu on dokuz yıl içinde Kastamonu kentinin sosyal-kültürel yaşamında derin izler bırakmıştır.Kastamonu Halkevi, kurulduğu dönem öncesi eğitim, kültür ve sosyal şartları göz önünde bulundurularak yetişkinlerin eğitiminde etkin rol oynamaya çalışmıştır.Ancak Halkevi, genel amaçlarını gerçekleştirmede bazı imkânsızlıklardan ve çevre şartlarından dolayı pek çok zorluklarla karşılaşsa da daha önceki dönemleriyle kıyaslandığında 1932-51 yılları arasında Kastamonu'nun sosyal-kültürel hayatına önemli katkılar sağladığı açıkça görülmüştür.
Drama temelli sosyal beceri eğitiminin 6 yaş çocuklarının sosyal ilişkiler ve işbirliği davranışlarına etkisi
Bu araştırma; ?Drama Temelli Sosyal Beceri Eğitimi?nin, 6 yaş çocuklarının sosyal ilişkiler ve işbirliği davranışlarına etkisinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu, 2007?2008 öğretim yılının güz yarıyılında Aydın ili Söke ilçesinde MEB'e bağlı bir ilköğretim okulunun iki anasınıfına devam eden 6 yaş grubu 34 çocuk oluşturmuştur. Araştırma öntest-sontest kontrol gruplu, deneme modelindedir. İlgili model uyarınca, deney ve kontrol grupları belirlendikten sonra her iki grup için, Arı ve Çağdaş (1999) tarafından geliştirilen ?Davranış Derecelendirme Ölçeği?nin ?İşbirliği, Sosyal İlişkiler 1 (Olumlu İlişkileri Sürdürme) ve Sosyal İlişkiler 2 (Grupla İlişkileri Sürdürme) Davranışları Alt Ölçekleri? doldurulmuştur. Deney grubundaki çocuklara 12 hafta süresince toplam 40 etkinlikten oluşan ?Drama Temelli Sosyal Beceri Eğitimi? uygulanmıştır. Kontrol grubunda günlük eğitim-öğretim etkinliklerine herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. 12 haftalık sürecin ardından deney ve kontrol gruplarına aynı ölçekler sontest olarak tekrar uygulanmış ve toplanan veriler analiz edilerek değerlendirilmiştir.Çocukların, ?Davranış Derecelendirme Ölçeği?nin ?İşbirliği, Sosyal İlişkiler 1 (Olumlu İlişkileri Sürdürme) ve Sosyal İlişkiler 2 (Grupla İlişkileri Sürdürme) Davranışları Alt Ölçekleri? öntest puan ortalamalarının anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla Mann Whitney U testi, sontest puan ortalamalarının anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla ise Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır.Elde edilen veriler sonucunda, deney ve kontrol gruplarının ?Davranış Derecelendirme Ölçeği'nin İşbirliği, Sosyal İlişkiler 1 (Olumlu İlişkileri Sürdürme) ve Sosyal İlişkiler 2 (Grupla İlişkileri Sürdürme) Davranışları Alt Ölçekleri?nden aldıkları öntest puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir farklılığın olmadığı görülmüştür (p>.05). Sosyal ilişkiler ve işbirliği davranışlarıyla ilgili ?Drama Temelli Sosyal Beceri Eğitimi? uygulaması sonrasında, deney ve kontrol grubu çocuklarının öntest puanları kontrol altına alındığında ?İşbirliği, Sosyal İlişkiler 1 (Olumlu İlişkileri Sürdürme) ve Sosyal İlişkiler 2 (Grupla İlişkileri Sürdürme) Davranışları Alt Ölçekleri? sontest puan ortalamaları arasında deney grubu lehine anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmuştur (p<.05).Anahtar Sözcükler: Okul Öncesi Eğitim, Sosyal İlişkiler, İşbirliği, Eğitimde Drama, Sosyal Beceri.
İlköğretim altıncı sınıf öğrencilerinin "nokta, doğru, doğru parçası, ışın ve düzlem" konularında sahip oldukları kavram yanılgıları ve bu yanılgı nedenlerinin belirlenmesi
Bu çalışmada ilköğretim altıncı sınıf öğrencilerinin ?Nokta, Doğru, Doğru Parçası, Işın ve Düzlem? konularında sahip oldukları kavram yanılgıları ve bu yanılgılara temel olan düşünme biçimleri belirlenmeye çalışılmıştır. Düşünme biçimleri TIMSS 1999 ve PISA 2003 Raporları'nın geometri alt boyutuyla ilgili sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Öğrencilerin sahip oldukları kavram yanılgıları çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir. Çalışmada kullanılan veri toplama yöntemleri, kavram yanılgılarını tespit etmek amacıyla hazırlanan teşhis testinden oluşmuştur. Teşhis testinde yanılgıları ölçmek amacıyla sorular yer almış ve olası kavram yanılgılarına sebep olan düşünme biçimlerini öğrenmek amacıyla her teşhis sorusunun altında açıklama bölümü yer almıştır. Bu bölüme verilen cevabın yeterli olmadığı düşünülen durumlarda öğrencilerle yüz yüze görüşülmüştür.Çalışmada Aydın ilindeki altıncı sınıf öğrencileri evren olarak alınmış, Aydın merkez okullarından 5, Aydın ili İncirliova ilçesi okullarında 3 tanesindeki altıncı sınıf öğrencileri örneklem olarak seçilmiştir.Araştırma bulgularında altıncı sınıf öğrencilerin nokta, doğru, doğru parçası, ışın ve düzlem konularında oldukça fazla kavram yanılgılarına sahip oldukları tespit edilmiştir. Bunlardan en önemlileri geometrik kavramları günlük hayatla ilişkilendirmeye yönelik kavram yanılgıları, bilinen temel geometrik kavramların özelliklerini işlemsel sorularda kullanmaya yönelik kavram yanılgıları, geometrik kavramlar arasında ilişki kurmaya yönelik kavram yanılgıları olarak belirlenmiştir.ANAHTAR SÖZCÜKLER: Geometrik kavram yanılgıları, Geometrik kavramların öğretimi, İlköğretimde geometri, Nokta, Doğru, Doğru Parçası, Işın, Düzlem.
Okulöncesi dönemi çocuklarına yönelik hazırlanan masal ve öykü kitaplarında geçen iletişim engelleri
Bu araştırmanın genel amacı ?okulöncesi çocuklarına yönelik hazırlanan masal ve öykü kitaplarında geçen iletişim engelleri nasıl ele alınmıştır?? sorusuna yanıt aramaktır. Bu araştırmanın evrenini; okulöncesi çocuklarına yönelik hazırlanan masal ve öykü kitapları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini seçkisiz (rastgele) örnekleme yöntemi ile seçilmiş kırk dört masal, elli altı öykü kitabı oluşturmaktadır.Çalışmada veri toplama aracı olarak doküman incelemesi kullanılmış, incelenen dökümanlar betimsel analiz yöntemiyle açıklanmış ve yorumlanmıştır. Araştırmanın başında çocuk edebiyatı ve iletişim ile ilgili alanyazın taraması yapılmıştır. Araştırılacak olan iletişim engelleri 1)emir vermek, 2)alay etmek-küçümsemek, 3)ad takmak, 4)eleştirmek-suçlamak, 5)tehdit etmek- gözdağı vermek başlıkları altında kategorilere ayrılmıştır.Çalışmanın başında örnekleme alınan yüz kitaptan otuz tanesi iki uzman ve araştırmacı tarafından ayrı yerlerde ve zamanlarda oluşturulan kategorilere göre incelenmiştir. Uzmanlar bu başlıklara uygun buldukları tanımları değerlendirip araştırmacıya geri bildirimde bulunmuşlardır. Uzmanlar ve araştırmacı tarafından elde edilen tanımlar karşılaştırılmış; aralarındaki korelasyon SPSS paket programında hesaplanmıştır.İncelemenin sonunda okulöncesi çocuklarına yönelik hazırlanan masal ve öykü kitaplarında geçen iletişim engelleri, kitaplardan doğrudan alıntı yapılarak listelenip, bu ifadelerin çocukların içinde bulunduğu dönemin gelişim özelliklerine uygun olup olmadığı yorumlanmıştır.
Kişilerarası problem çözme becerileri eğitimi programının okulöncesi kurumlara devam eden çocukların kişilerarası problem çözme becerilerine etkisi
Bu araştırma, kişilerarası problem çözme programının okulöncesi kurumlara devam eden çocukların kişilerarası problem çözme becerilerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma grubunu, Aydın ilinde bulunan ilköğretim okullarına devam eden 6 yaş grubu 72 çocuk oluşturmuştur. Araştırma öntest-sontest kontrol gruplu deneme modelindedir. Araştırmada çocukların kişilerarası problem çözme becerilerini ölçmek amacıyla Shure tarafından geliştirilmiş OKPÇ Testi ile araştırmacı tarafından geliştirilmiş Kişilerarası Problem Çözme Ölçeği kullanılmıştır. OKPÇ Testi'nin Türkçe'ye uyarlama çalışmaları Dinçer ve Anlıak tarafından yapılmıştır. Deney grubu öğrencilerine on hafta süresince kişilerarası problem çözme eğitimi almışlardır. Kontrol grubundaki öğrenciler ise okullarındaki varolan eğitime devam etmişlerdir.Kişilerarası problem çözme eğitim programının okul öncesi kurumlarına devam eden çocukların kişilerarası problem çözme becerilerinde anlamlı bir fark yaratıp yaratmadığı t-testi ile analiz edilmiştir. Anlamlılık düzeyi 0.05 alınmıştır.Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre, kişilerarası problem çözme eğitimine katılan çocukların kişilerarası problem çözme becerilerinde eğitim almayanlara göre istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmuştur.Anahtar kelimeler: problem çözme, kişilerarası problem çözme, çatışma çözme, sorun çözme