Bilecik Şeyh Edebali Üniversity
Discipline

Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı

Bilecik Şeyh Edebali Üniversity

13

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

13 Theses
Master'sOpen AccessTR

Afyon'un kuzeybatısındaki Karacaahmet ve Yeniköy köylerinden gelen ve Afyon Arkeoloji Müzesi'nde muhafaza edilen çanak çömleklerin bölgenin ilk Tunç Çağı kronolojisindeki yerlerinin saptanması

"Afyon'un Kuzeybatısındaki Karacaahmet ve Yeniceköy Köylerinden Gelen ve Afyon Arkeoloji Müzesi'nde Muhafaza Edilen Çanak Çömleklerin Bölgenin İlk Tunç Çağı Kronolojisindeki Yerlerinin Saptanması" konulu tez kapsamında İlk Tunç Çağı (III ve III) Batı Anadolu kapsamında literatür olarak çalışılmış birçok yayından tezin ana konusunu oluşturan çanak çömlek grubunun karşılaştırması yapılmıştır. Bu kapsamda mal grupları, formlar ve bezeme türleri tanıtılmış, değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışılan çanak çömleğin bilimsel bir kazıdan gelmemiş olması nedeniyle Kaklık Mevkii, Karaoğlan Mevkii, Beycesultan, Aizanoi (Çavdarhisar), Höyüktepe ve Seyitömer kazıları mercek altına alınmış, kronoloji oluşturulmaya çalışılmıştır. Karşılaştırma yoluyla yapılan tarihlemek İlk Tunç Çağı I-II-III gruplarının elimizde olduğunu bize göstermiştir.

Afyon MüzesiAfyonkarahisarArkeolojik eserler+4
Burçin Aydınbek
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu bölgesi çanak çömleksiz neolitik dönem Dikilitaş geleneğinin gelişimi ve simgeciliği

Bu tez çalışmasında, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem'e ait dikilitaş geleneği ve simgeciliği araştırılmıştır. Bu doğrultuda ilk olarak bölgede bulunan yerleşim yerlerinden Çayönü, Gusir Höyük, Hasankeyf Höyük, Nevali Çori, Göbeklitepe, Harbetsuvan Tepesi ve Yeni Mahalle kazılarında açığa çıkartılmış olan dikilitaşlar ve ilişkili olduğu yapılar incelenmiştir. Aynı şekilde bölgede yer alan Karahan Tepe, Sefer Tepe, Hamzan Tepe, Taşlı Tepe, Kurt Tepesi, Ayanlar Höyük, Kocanizam, Kilisik, Besta Faki Mevkii, Aşağı Komat Mevkii gibi arkeolojik alanlarda yürütülen yüzey araştırmalarında tespit edilen dikilitaşlar da çalışma kapsamına dahil edilerek toplamda on yedi yerleşim yeri değerlendirilmiştir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Neolitik Dönem yerleşimleri özellikle son yirmi beş yıldır kült yapılar ve simgecilik merkezli farklı teoriler üzerinden yoğun olarak incelenmiştir. İlk olarak Nevali Çori sonrasında, Göbeklitepe'nin keşfi ile birlikte bölgedeki araştırmaların merkezine yerleşen kült yapılar ve simgecilik tüm bu süre boyunca ulaşılan yeni verilerin, bölgenin kült arkeolojisi açısından farklı değerlendirmelere yönelik zengin bulguları da ortaya koyduğu görülmüştür. Başta Göbeklitepe olmak üzere, tanımlanmış olan kült veya özel yapıların karakteristiğinde mimari bir öğe olarak karşılaşılan dikilitaşlar ve dikilitaşların üzerinde çeşitli görünümlerde betimlenmiş olan kabartma tasvirleri tespit edilmiştir. Bölge özelinde, Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem içerisinde bir gelenek halini alan dikilitaşların işlevsel kullanımlarına dair tartışmaların dışında, dikilitaş geleneğinin gelişimi ve simgeciliği, mekânsal ilişkisi ortaya konmuştur. İkinci aşamada özellikle simgecilik özelinde, sosyolojik ve etnolojik gözlemlere de dayanan bütüncül bir yaklaşım içerisinde birlikte ele alınarak tarafımızca simgeci işlevleri yeniden değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme kapsamında ilk olarak tüm yerleşim yerlerinde saptanmış olan dikilitaşlar ve üzerinde bulunan betimlemeler ayrıntıları ile açıklanmıştır. Ardından dikilitaşların yapısal özellikleri ile betimlemelerinin, evrelere, yapılara ve dikilitaşlara göre sayısal dağılımları tablolar haline getirilmiştir. Göbeklitepe merkezli olmak üzere dikilitaşlara ait son yirmi beş yılın yayımlanmış olan tüm yayınlar, tablolar üzerinden yeniden gözden geçirilerek değerlendirilmiştir. Dikilitaşların, Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem'in evrelerine göre yapısal ve simgesel betimlemelerinin yanı sıra konteks durumları da ele alınarak bütüncül bir yaklaşım içerisinde değerlendirilmeleri yapılmıştır. Değerlendirme sonucunda dikilitaşların dönemin insanları açısından taşıdığı anlama yönelik olarak yeni ve farklı bakış açıları getirilmeye çalışılmıştır. Dikilitaş simgeciliğinin yorumlanmasında etnolojik veriler ve psikolojik yaklaşımlar ile ilişkisi de ortaya konulmuştur. Böylece dönemin gelişmiş avcı-toplayıcı topluluklarından en erken yerleşik topluluklarına dünyayı, yaşam alanlarını algılama ve anlamlandırmaya dönük olarak nasıl bir zihinsel ve davranışsal eğilim içerisinde olduğu anlaşılmaya çalışılmıştır.

Dikilitaş geleneğiGüneydoğu Anadolu bölgesiNeolitik Dönem+1
Erhan Bingöl
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Harmanören (Göndürle) mezarlığı metal eserleri

Bu tez çalışması, Isparta İlinde yer alan Harmanören (Göndürle) Mezarlığı kazılarında bulunmuş olan metal eserleri kapsamaktadır. Söz konusu yerleşmede kaçak kazılar nedeniyle 1989, 1991 ve 1992 yıllarında Isparta Müze Müdürlüğü'nce ilk dönem kurtarma kazıları gerçekleştirilmiştir. Daha sonra ise kazılar, 1995-2005 yılları arasında 11 sezon boyunca Isparta Müze Müdürlüğü Başkanlığında ve Mehmet ÖZSAİT'in bilimsel danışmanlığında devam etmiştir. Tezde kullanılan malzeme, bu kazılarda ortaya çıkarılan ve büyük çoğunluğu henüz yayınlanmamış olan, İTÇ II, İTÇ III ve OTÇ dönemine tarihlenen metal eserlerden oluşmaktadır. Tezin amacı Batı Anadolu'nun kazısı yapılmış İlk Tunç Çağı mezarlıklarından biri olan Harmanören'e (Göndürle) ait metal eserlerin tipolojik açıdan değerlendirilmesi, başta Batı Anadolu olmak üzere anadolunun diğer bölgeleri ile Yakın Doğu ve Ege adalarındaki bazı yerleşme ve mezarlıklarda ele geçmiş benzer buluntular ile karşılaştırmaların yapılması sureti ile bölgenin madenciliğindeki yeri ve öneminin saptanmasıdır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik eserlerArkeolojik kazılar+7
Abdurrahman Aktaş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Pers (Akhaimenid) Kralı I. Kserkses'in Yunanistan seferinin Anadolu güzergahı: Güncel arkeolojik ve tarihsel coğrafya bulguları ışığında genel bir değerlendirme

Akhaimenid Hanedanı'ndan Anşan'ın kralı Kral Büyük Kyros tarafından kurulan Akhaimenid Krallığı ülke sınırları, ardılları Kambyses ve Dareios döneminde Indus Vadisi'nden Ege'ye, Orta Asya'dan Nil'e kadar genişlemiştir. Yunan anakarası üzerine sefer düzenlemeyi düşünen I. Dareios'un ölümünün ardından yerine geçen oğlu I. Kserkses babasının yarım bıraktığı işi tamamlamak üzere MÖ 481 – 480 yılları arasında Yunan anakarasına sefer düzenlemiştir. Bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalarda bu seferin Anadolu güzergâhı yeteri kadar ele alınmadığı için bu çalışmada, I. Kserkses'in Susa'dan yola çıktıktan sonra Anadolu'daki hangi güzergâhları takip ederek Yunan anakarasına ulaştığı, yolculuk sırasında hangi bölgelerde karargâhlar oluşturduğu, ordunun hangi uluslardan oluştuğu ve bu sefer için Kritalla olduğunu düşündüğümüz Oluz Höyük'ün önemi incelenmiştir. Bu tez hazırlanırken olağan arkeolojik yöntemlerin yanı sıra tarihsel metodoloji yöntemi ve kütüphane çalışmaları yapılarak I. Kserkses'in Yunan Anakarasına gerçekleştirdiği seferin Anadolu güzergâhının haritası çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Persler, Oluz Höyük, Thermopylai, Sparta, Anadolu

Akhaemenid DönemiAnadoluArkeoloji+5
Büşra Hacıköylü
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Hitit Döneminde Maşat Höyük: Arkeolojik açıdan bir yeniden değerlendirme çalışması

Tokat il merkezinin güneybatısında yer alan Maşat Höyük, kapsamlı bir şekilde kazısı yapılan sayılı yerleşmeden biri olarak Orta Karadeniz Bölgesi'nin kilit yerleşmelerinden biridir. Höyükte bulunan yazılı belgeler sayesinde höyüğün MÖ II. bin yılında Tapigga adlı bir kent olduğu anlaşılmıştır. İlk kazıları 1945 yılında, bu tabletin ait olduğu arşivi bulmak için Ekrem Akurgal'ın başkanlığında, ikinci kazıları ise 1973-84 yıllarında Tahsin Özgüç başkanlığında yapılan ve buluntuları Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve Tokat Arkeoloji Müzesi'nde korunmakta olan höyüğün, Assur Ticaret Kolonileri, Eski Hitit ve Büyük Hitit Krallık dönemlerini kapsayan, çalışmada Hitit katları olarak adlandırılan beş yerleşim tabakasının ve buluntularının yeni yapılan araştırmalar ile yeniden incelenip değerlendirilmesi bu araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Yerleşim tabakalarına ait yayınlanmış ve yayınlanmamış buluntularının ve mimari tabakalarının yeniden incelenip ayrıntılı bir değerlendirilmesi ile höyüğün tabakalanması ve tarihlemesinin günümüz bilgileri ışığında yeniden düzenlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma ile, buluntuların ve envanter kayıtlarının mimari tabakalar ile birlikte ayrıntılı bir incelemesi yapılarak, tarihlemeleri tam olarak anlaşılamayan höyüğün farklı bölgelerindeki kazısı yapılan alanların alt safhaları ile V. ve IV. Hitit katlarının tarihlemelerinin netleştirilmesi ve buluntularının ayrımının yapılabilmesi mümkün olmuş, ayrıca Aşağı Şehir'in tabakalanması ile Yukarı Şehir'in tabakalanması yeniden incelenip düzenlenmiş ve höyüğün genel tabakalanması içindeki yerleri belirlenip yeni ve anlaşılır bir tabakalanma modeli önerilmiştir. Ayrıca bütün buluntuların tipolojik bir sınıflandırılması yapılarak höyüğün hem genel hem de tabakalara göre ayrı birer tipolojik çizelgesi çıkarılmıştır. Höyükte çıkan tabletler göz önünde bulundurularak Maşat Höyük'ün Kaška'lılar ile Hitit Devleti arasındaki bölgede önemli bir sınır kenti olduğu öne sürülmüştür. Ancak bir sınır kentinden beklenebilecek bir surun Maşat Höyük'te bulunamamış olması ilginçtir. Dolayısıyla sınır kenti tabirini kullanmak pek uygun görünmemektedir. Ancak sınırları zaman zaman değişen Kaška'lıların Hitit Devleti'nin ana arazisine sık sık yaptığı saldırılar sırasında Maşat Höyük'ün önemli bir rol üstlendiğini söylemek mümkündür.

ArkeolojiArkeolojik yerleşimHitit Dönemi+4
Filiz Divarcı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
11
Master'sOpen AccessTR

Alalakh'da MÖ 14. yüzyılın geç dönemlerinde Hitit İmparatorluğu'nun varlığına dair izler: Anadolu kökenli kült mal grupları

Bu yüksek lisans tezi, Kuzey-Orta Anadolu'ya özgü bir kap türü olup Hatay'da, Amik Ovası'nda yer alan Aççana Höyük (Alalakh) yerleşiminde milattan önce geç 14. yüzyılda (Aççana 2. ve 1. Tabakaları) görülmeye başlanan, "truncated cups" ve bazen de "adak kapları" ya da "minyatür çanaklar" gibi isimlerle anılan çanak çömlek türünü odağına almaktadır. Tezde, "kâsecik" olarak değinilecek bu formun yanı sıra, Aççana Höyük'te bu kaplar ve ritüellerle ilişkilendirilen diğer küçük kaplardan olan sivri uçlu testiciklere ve minyatür model tabaklara da değinilmektedir. Tezin konusu "kâsecik"ler Hattuša, Kuşaklı, Alacahöyük ve Korucutepe gibi Hitit yerleşimlerinin Geç Tunç Çağı'na ait kontekstlerinden ele geçmektedir. Hem kült hem de ev kontekstlerinde, bazen ritüel depozit olarak bulunmaktadırlar. Aççana'da 4 alt tür altında sınıflandırılan 26 adet "kâsecik" bulunmuştur. Pek çoğu İštar Tapınağı'nın civarındaki alanlarda yapılan kazılardan ele geçmiştir. Bu kaplar, genele vurulduğunda nadir karşılaşılsalar da M.Ö. 14. yüzyılın geç dönemlerinde Amik bölgesindeki Hitit varlığı ve politik kontrolünün önemli bir kanıtı olma potansiyeli taşımaktadırlar. Buna müteakip olarak, Anadolu kökenli kültürel unsurların şehrin politik ve dini hayatına entegre edildiği kültürel melezleşme sürecinin işaretleri de olabilirler. Anahtar Kelimeler: Aççana Höyük, Tell Atchana, Alalakh, Amik Ovası, Türkiye, Suriye, Hititler, Geç Tunç II, North-Central Anatolian, truncated cups, kâsecik, adak kabı, adak kapları, minyatür kap, adak, tören, kült, çanak çömlek, arkeoloji

Aççana HöyükHatayHatay-Alalah+6
Müjgan Serra Ceylan Furlan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni kazıların ışığında Güneydoğu Anadolu bölgesinde Orta Tunç Çağ ölü gömme gelenekleri

Bu çalışmada, Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye Bölgesi'nde 48 yerleşimde ortaya çıkartılan OTÇ mezar ve mezarlıkları, yapım tekniği ve türleri, ölü gömme biçimleri, mezar eşyaları ve konumları açısından incelenmiştir. 150'ye yakın sayıda Oylum Höyük OTÇ mezarı ise ayrı bir bölüm halinde ele alınarak iki bölgede açığa çıkartılan mezarlarla karşılaştırılmıştır. Elde edilen veriler, bu dönemde çoğunlukla intramural gömme anlayışı yaygın olmakla birlikte, yerleşimlerin yamaçlarında ya da yakınlarında konumlanan ekstramural mezarlıkların varlığını göstermiştir. Ayrıca inhumasyon gömme, önceki döneme göre mezar eşyalarının sayısında azalma, bazı bölgelerde ölü yemeği ve çoklu gömme uygulamasına bağlı olarak aile mezarlarından söz edebiliriz. Yapılan çalışma ölü gömme geleneklerine göre üç kültür bölgesinin olduğunu gösterirken, Oylum Höyük'ün bu bölgelerle olan ilişkilerini ortaya koymuştur. MÖ III. binyılın sonu ve II. binyılın başlangıcında ölü gömme geleneklerinde belirgin bir farklılık görülmemesi ise, kültürel sürekliliği göstermiştir. Ancak Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde OTÇ'de bazı mezar türlerinin sayısında artış ya da düşüş söz konusuyken, kuyu mezarların OTÇ II-III'te ortaya çıkması, bu geleneğin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Kuzey Suriye'ye göre daha geç görüldüğüne işaret etmiştir. Bu dönemin mezar türlerindeki çeşitlilik ise, çevre bölgelerin birbiriyle etkileşimi ve farklı toplulukların varlığı ile açıklanabilir.

GeleneklerGüneydoğu Anadolu bölgesiMezarlar+4
Filiz Ay Şafak
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni dönem Beycesultan Höyük kazılarında tespit edilen Geç Tunç Çağ dönemi metal buluntuları

"Beycesultan Höyük Yeni Dönem Kazılarında Ortaya Çıkarılan Geç Tunç Çağ Dönemi Metal Buluntuları" isimli tez çalışmasında, Batı Anadolu genelinde ortaya çıkarılan buluntulardan yararlanılarak Beycesultan tipolojisi oluşturulmuştur ve buluntular çevre kültürler ile karşılaştırılmıştır. Geç Kalkolitik Dönemden Geç Tunç Çağı sonuna kadar çeşitli formlarda metal örnekler ile karşılaşılmıştır. Beycesultan Höyükte tespit edilen formların Kuzeybatı Anadolu, Kıyı Ege ve Orta Anadolu buluntuları ile benzerlik gösterdiği anlaşılmıştır. Buluntulara göre Beycesultan höyükte metalürjik aktviteler yoğun olarak görülmekte ve bakır, kalay, yoğun olarak kullanılmakta, gümüş, altın madenine ait bulutular az sayıda ele geçmektedir. Sonuç olarak Beycesultan Höyük güçlü bir üretim kapasitesine sahiptir. Ve biz bütün tabakalarda bu izleri görmekteyiz.

Arkeolojik alanlarArkeolojik kazılarBatı Anadolu+7
Mehmet Akif Erdem
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
10
Master'sOpen AccessTR

Seyitömer Höyüğü'nde bulunmuş Orta Tunç Çağı'na ait bir depo mekanı

Bu çalışmada, Kütahya ili, Seyitömer Linyit İşletmeleri Müessesesi Müdürlüğü (SLİ) rezerv sahası sınırları içinde kalan Seyitömer Höyük'te 2008 yılında açığa çıkartılan ve Orta Tunç Çağı'nın ilk çeyreğine tarihlenen, höyüğün kuzeyinde yer alan 16 no'lu mekan ile bu mekanda in situ durumda gün ışığına çıkarılan buluntular incelendi.Seyitömer Höyük Orta Tunç Çağı tabakaları, MÖ. 2 Binyılın ilk çeyreğine tarihlenen Asur Ticaret Kolonileri Çağı (ATKÇ; MÖ. 2000/1900-1750) ile çağdaştır. Orta Anadolu ve Mezopotamya bölgeleri arasında yoğun organize ticaretin yapıldığı bu dönemde, Orta Anadolu Bölgesinin özellikle Batı Anadolu'nun iç kesimi ile olan kültürel ve ticari ilişkileri hakkındaki bilgilerimiz şimdilik, az sayıdaki araştırmalardan elde edilen verilerden sağlanmaktadır.Konumu itibari ile, Batı Anadolu Bölgesinin İç Batı kesiminde yer alan Seyitömer Höyüğü'nde, bir yandan Batı Anadolu diğer yandan Orta Anadolu Bölgeleri ile ilişkili olduğunu gösteren buluntular ele geçmiştir. Özellikle Seyitömer OTÇ çanak çömlek malzemesi, Orta Anadolu'nun Asur Ticaret Kolonileri Dönemi'ne tarihlenen Kültepe, Alişar, Acemhöyük, Konya-Karahöyük gibi önemli merkezleri ile benzerlik gösterir. Seyitömer Höyük OTÇ tabakalarında yoğun bir şekilde karşımıza çıkan fırın ve atölye/işlikler, yerleşimin bir seramik üretim merkezi olduğunu ve ticaretinde de önemli bir yer tuttuğuna işaret etmektedir.Çalışmanın konusunu oluşturan 16 No.lu mekan, Seyitömer'in bu özelliğini değerlendirebileceğimiz verilere sahip olmasıyla dikkat çekmektedir. Söz konusu mekanın konumu ve mekan içindeki çanak çömlek buluntuları ile bu buluntuların mevcut durumları; kapların form ve teknik özellikleri açısından nitelikli olmaları, kapların mekan dışında ve höyük genelinde az sayıda bulunması, kapların ele geçtiği odanın depo olarak tanımlanmasında etkili olmuştur.

Arkeolojik alanlarArkeolojik kazılarDepolar+7
Zeynep Bilgen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kaymakçı arkeoloji projesi altın mika astarlı keramiklerin yapım tekniği

"Kaymakçı Arkeoloji Projesi (KAP) Altın Mika Astarlı Keramiklerin Yağım Tekniği" başlıklı tez çalışmasında Kaymakçı Arkeoloji Projesi kazıları sonucunda gün yüzüne çıkartılan Altın Mika Astarlı keramiklerin yapım tekniklerinin anlaşılması için Taramalı Elektron Mikroskobu ve Enerji Dağılım Spektroskopisi (SEM-EDS), Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi (FTIR) ve Taşınabilir X-Işınları Floresans Tekniği (pXRF) gibi analiz yöntemleri kullanılmıştır. Ayrıca günümüzde antik dönemlerdeki teknikler ile aynı biçimde çömlek yapımına devam eden Gökeyüp Köyü'nde incelemelerde bulunulmuştur. Kimyasal ve etnografik incelemelerin dışında Altın Mika Astarlı keramikler üzerinde günümüze kadar yapılmış çalışmalar ve terminolojik sorunlar ele alınmış, kronolojik olarak Anadolu üzerinde hangi dönemlerde varlıklarının sürdüğü belirtilmiş ve son olarak Anadolu'da çağlara göre yayılım alanları tespit edilmiştir. Yapılan kimyasal analizlerin sonucunda Kaymakçı Arkeoloji Projesi (KAP) kapsamında ele geçen örneklerin üzerlerinde iki farklı mika türü Flogopit ve Muskovit'in yer aldığı tespit edilmiştir. Bu sonuç ile birlikte Altın Mika Astarlı keramiklerin yapımında belirli bir mikanın değil farklı mikaların aynı anda kullanıldığı ve elde edilen parlak yüzeyin keramiğin pişme ortamına bağlı olduğu kanıtlanmıştır. Aynı zamanda Gökeyüp Köyü'nden elde edilen bilgiler ve Biyotit mika türü ile 700, 800 ve 900ºC derecelerinde Altın Mika Astarlı keramiklerin replikaları yapılmıştır. Bir diğer sonuç ise bu tür keramiklerin ilk olarak Batı Anadolu Erken Tunç Çağı II döneminde ortaya çıktığı ve daha sonra MÖ II. binyılda Batı Anadolu üzerinde önemli bir yere sahip olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda Orta Anadolu üzerinde MÖ II. binyılda karşımıza çıkan bu tür son olarak Demir Çağı'nın ilk evresinde görüldüğü tespit edilmiştir.

Arkeolojik kazılarBatı AnadoluFourier dönüşümü+5
Tunç Kaner
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu'da Neolitik Çağ'dan Tunç Çağın sonuna kadar ocakların değişimi ve dini ritüellerdeki işlevleri

Doğaya karşı güçsüz durumda bulunan insanoğlu ateşi evcilleştirmesiyle birlikte üstünlük kazanmıştır. Ateşi evcilleştirdikten sonra onu koruma düşüncesi ile ilkel ocak örnekleri karşımıza çıkmaktadır. Ocak tarihöncesi dönemden beri insan yaşamının her anında, besin pişirme, ısınma, aydınlanma ve alet yapımı gibi birçok alanda kullanılmıştır. Zaman içerisinde gelişen teknolojiler ile birlikte ocaklardan yüksek verimin elde edilmesi metalürjiye ve seramik fırınlarına kadar uzanan geniş bir iş kolunun oluşmasını sağlamıştır. Bu durum uzmanlaşmanın yolunu açmış olup, kentleşme yolunda önemli bir aracı rol üstlenmiştir. Bu sebeple, insan hayatının tüm gelişim aşamalarında bulunan, koruyan, besleyen, ısıtan, aydınlatan ocağın kutsallaştırılmasına şaşırılmamalıdır. "Batı Anadolu'da Neolitik Çağ'dan Tunç Çağın Sonuna Kadar Ocakların Değişimi ve Dini Ritüellerdeki İşlevleri" başlıklı tez çalışmasında söz konusu dönemlerde Batı Anadolu'nun coğrafi ve kronolojik açıklamalarından sonra, ateşin ve ocağın ilk izleri, besinlerin pişirilmesinin keşfedilmesinin insan üzerindeki fizyolojik gelişimlerinin yansımaları ve ateşin ve ocağın yazılı belgeler ve arkeolojik verileri ışığında kutsallaştırılması açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ana konusu olarak, Neolitik Dönem, Kalkolitik Dönem, Erken Tunç Çağ ve M.Ö 2.binyıl başlıkları altında Batı Anadolu yerleşim merkezlerinde görülen ocak yapılarının konumları, formları, yapım malzemeleri ve bulundukları mekanların buluntuları değerlendirilip, kullanım amaçları incelenmiştir. Bunun yanı sıra yerleşim merkezlerinde kutsal olarak nitelendirilen ocakların; konumları, formları ve bulundukları mekandaki buluntular ile birlikte değerlendirilerek gündelik faaliyetlerde kullanılan ocaklara göre farklılıkları açıklanmaya çalışılmıştır.

Batı AnadoluNeolitik DönemRitüel+3
Nesligül Kanber
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yassıtepe Höyüğü'nde erken Tunç Çağ'da dokumacılık

"Yassıtepe Höyüğü'nde Erken Tunç Çağ'da Dokumacılık" adlı tez çalışmasında Yassıtepe Erken Tunç Çağ I Döneminde dokumacılıkta kullanılan ağırşak, makara ve dokuma ağırlıklarının tipolojisi oluşturulmuştur. Bu tipoloji üç ana buluntu üzerinden derlenmiştir. Ağırşaklar 6 form tipine ve 6 bezeme çeşidine ayrılmıştır. Makaralar ve tezgâh ağırlıkları da üç ana form altında incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda, Batı Anadolu ve Ege Adalarında bulunan çağdaş yerleşim yerlerindeki benzer buluntular karşılaştırılarak yerleşimler arasındaki kültürel etkileşimler ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışma, Yassıtepe Höyüğü'nde dokumacılığın yoğun bir şekilde yapıldığını göstermekte ve eğrilen keten veya yün gibi liflerin ağırlıksız tezgâhlarda dokunarak kumaş haline getirildiğini ortaya koymaktadır.

DokumacılıkEl dokumacılığıEl sanatları+5
Merve Hepiyiler Mamikoğlu
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Neolitik Dönem'de çatışma olgusu

Savaş, tarihin neredeyse her aşamasında insan toplumları arasında varlık göstermiştir. Nerede başlayıp bittiği belirsiz olan bir döngü içinde toplumlar savaşı, savaş toplumları şekillendirmiştir. İnsan yaşantısının son derece integral bir parçasını oluşturduğu anlaşılan bu kavramın sosyal bilimler için onlarca yıldan bu yana bir ilgi odağı olması şaşırtıcı değildir. Savaş olgusunun insan toplumları arasındaki işlevi, nedenleri-sonuçları ve en nihayetinde kökenleri bu ilginin en parlak başlıklarını oluşturmaktadır. Gerçekten de, savaşın kökenlerini insan toplumlarında nereye kadar geriye çekebiliriz? Bu sorunun yanıtı kuşkusuz prehistorik çağlara kadar çekebileceğimizdir. Modern toplumumuzda, ilk yerleşik çiftçi toplumların insanlığın altın çağını, eşitlikçi ve barış içinde bir çağı yaşadığı varsayılmaktadır. Fakat bu varsayım antropoloji ve arkeoloji disiplinlerinde geçtiğimiz yirmi yıldan bu yana sorgulanmakta ve savaşın prehistorik toplumlardaki yeri araştırılmaktadır. "Neolitik Dönem'de Çatışma Olgusu" adlı bu tez çalışmasında, Neolitik toplumlarında çatışmanın var olup olmadığının Anadolu coğrafyası üzerinden, arkeolojik veriler bağlamında araştırılıp ortaya konması amaçlanmıştır. Bu hususta öncelikle çatışma arkeolojisine ilişkin antropolojik ve arkeolojik teoriler değerlendirilmiş, ardından çalışma kapsamında belirlenen anahtar yerleşimler üzerinden arkeolojik açıdan çatışmaya işaret eden buluntu grupları incelenerek Anadolu Neolitik toplumlarında çatışmanın var olup olmadığı ortaya konmaya çalışılmıştır.

Antropolojik analizNeolitik DönemSavaş+1
Dilara Çolak
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00